Forumun En Beğenilen İletileri

Üyelik oluşturma ve foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz forum@yesilkartforum.com adresine email gönderebilirler!
DV2023 Talihlileri DV2023 Green Card Çekiliş Aşamaları konusunu inceleyip sorularını yine bu konuda sormalılar!
  • Amerika'da ikinci el araba almak

    Teknik anlamda, çok derine inmeden yapılabilecek bazı kontrolleri yazacağım. Aklıma geldikçe bu mesajı update ederim. Teknik konu dışıda kalan resmi süreçler, sigorta vs gibi noktalarıda tecrübeli arkadaşlar (uzun süre orada yaşamış olan) açıklarlarsa çok faydalı bir konu olur sanırım. Konularda bulamadım benzer bir başlık, var ise silip orası ile birleştirebiliriz.



    Eğer ekspertiz yapma gibi bir durumunuz yok ise şu basit işlemlere dikkat ettiğiniz takdirde sorun yaratabilecek bir araç alma riskini baya bir indirebilirsiniz.

    1. Mümkünse aracın yanına siz gidin ve soğuk iken ilk çalıştıran siz olmaya çalışın. Çalıştırmadan önce yağ çubuğunu çekip bir bezle silip, tekrar yuvasına takıp çıkartın ve seviyesine bakın Low ve High diye işaret olur. Yağ yeni değişmemiş ise Low'a yaklaşması normaldir. Bu durumda aracın motor civarında, altında yağ kaçağı var mı ona bakın. Aşırı değilse çok sorun teşkil etmez.

    2. Aracın suyunu kontrol edin. Eksiklik var mı ona bakın. Birde soğutma sıvısında pas var mı, onu kesinlikle kontrol edim. Bazı arabalarda mavi bazılarında ise kırmızı antifriz kullanılır. Su çok paslı ise bu bir risktir.

    3. Rutin bir şekilde aracı çalıştırdıktan sonra bir süre aracı aracı dinleyin. Acayip bir ses gelip gelmediğini kontrol edin. İlk çalıştırma sonrası gaza basmayın, araç kendi halinde çalışsın. Egzozdan aşırı bir beyaz duman çıkıyor mu, ona bakın. Soğuk yerlerde beyaz buhar çıkması normal ama yoğun yağ veya yakıt kokusu gelen bir duman geliyorsa egzozdan bu bir sorundur. Tamirle uğraşamayan birisi iseniz, bütçeyi yükseltip daha yeni bir araç bakın

    4. Bir kişi aracın başına geçerek boşta iken 5-6 bin devire kadar gaza basıp 4-5 saniye basılı tutup bir anda ayağını çeksin. Siz bu esnada egzoz tarafında olun ve mavi yada çok yoğun beyaz duman atıp atmadığına bakın. Gazdan çekince bir miktar beyaz duman normal. Mavi (bazıları kara duman der) duman atıyorsa araç yağ yakıyordur...

    5. Sıra geldi şanzımana... Şanzıman kapalı kutudur. Araç ile yürümeden önce Parktan Geriye, geriden boşa, boştan D'ye, D'den direk Geriye gibi vites kolunu çekip vites geçişlerini kontrol edin. Aşırı bir vurma hissediliyormu. İleriye yada geriye küt diye vuruyor ise bu bir dezavantajdır.

    6. Araç bir miktar ısındıktan sonra şanzıman çubuğunu çekip yağ miktarına bakın. Olması gereken yerde ise yağ kısmında sorun yoktur.

      Sonra normal teste çıkın. Aracı öncelikle normal sürün, vites geçişlerinde aşırı bir vurma var mı, kontrol edin. Daha sonra (yol var ise) Gaza daha fazla yüklenip 1-2-3. viteslerde 5bin devir civarında vites değiştirecek şekilde yüklenin. Araç vites değiştirirken bir kararsızlık yaşıyor mu, yoksa rutin bir şekilde bir üst vitese geçior mu, kontrol edin...

    7. Bu kontroller bittikten sonra herhangi bir arıza ışığı yanıyor mu ona bakın. Klimayı kontrol edin. Gazı bitmiş lafına inanmayın, soğutmuyorsa klima masrafı çıkma ihitmaline karşı pazarlığınızı yapın. Tüm camların çalışıp çalışmadığını kontrol edin. Kornayı kontrol edin.

    8. Lastiklerini kontrol edin, aşınmış ise çingene pazarlığı yapabilirsiniz. Camı kontrol edin. Bazı eyaletlerde cam çatlak olursa ehliyet sınavına almıyorlar aracı (IOWA'da öyle demişlerdi ve farklı araçla gidiyordu tanıdıklar mecburen)




    Not: Bu yazdıklarım klasik otomatik şanzımana sahip, benzinli 4 yada 5 ileri, ikinci el araçlar baz alınarak yazıldı. Yeni araçlarda farklı şanzıman şekilleri ve motorları olsada bir çoğumuz ilk gidişle 5bin dolara kadar bir araba almayı planlıyoruz yada bir süre sonra böyle bir ikinci araca ihtiyacımız olacak.


    İkinci elde mümkün olduğunca temiz arac secmeye calisin. Mazda, Honda, Toyota gibi araclar daha basit ve ariza riski daha az gibi olsa da, ikinci elde fiyatlari bazen yuksek olabiliyor ve bakimsizlari can yakar... Buna ragmen, bakimli Alman, Amerikan yada diger mensei araclarda da sorun yasanmaz...

    posted in Ehliyet ve Araba
  • ABD'ye Gitmeden Önce ve Gittikten Sonra Yapılacaklar

    Forum uyelerimiz tarafindan olusturulan ABD'deki yasama hazirlik ve giris niteliginde bir tavsiye konusudur. Listede farkettiginiz eksiklikleri yorum olarak belirtmekten cekinmeyin. Periyodik olarak yorumlardaki uyarilari listeye ekleyecegim. Her ne kadar liste gocmen vize ozelinde hazirlanmis olsa da gocmen olmayan kisiler de katki yapabilir ya da listeden yararlanabilirler.

    Liste hakkinda soru, oneri, ekleme veya diger yorumlariniz icin bu konuyu kullanabilirsiniz!

    ABD'ye Gitmeden Önce ABD'ye Gittikten Sonra
    Gocmenler icin USCIS Immigrant Fee Ödemesi (konu linki) SSN beklemek istemeyenler için SSA Office'te başvuru(konu linki)
    Yine gocmenler icin sarı zarf, pasaport, röntgen CDsi ve aşı belgeleri (konu linki) Banka hesabı açmak (Hesap işletim ücretine dikkat)(konu linki) ve bir cek defteri almak
    Eğitim için mezuniyet belgeleri, transkriptler, referans mektupları ile tasdikli kopya ve tercümeleri (ayrıca taratıp PDF haline getirerek saklanması) Forumda tartisilan konularda foruma geri donus yapip cevap bekleyen ya da durumunuzu takip eden arkadaslari konular hakkinda bilgilendirmek ya da durumunuzu guncellemek (forum linki)
    Yıllık aidatı olan kredi kartlarının aidatsızları ile değiştirilmesi (ayrica tarihi gececeklerin guncel kartlarla degistirilmesi) Her yilin Nisan ortasina kadar, bir onceki yilin vergi bildirimini yapmak (ozellikle IRS'e federal vergi bildirimi yapmak)
    Halledilebilecek sağlık sorunlarını halletme. (Diş,göz vs) SSN geldikten sonra ehliyet basvurusu yapmak (konu linki)
    Seyahat Sağlık Sigortası (Poliçe şartlarına iyi bakılarak) Telefon hatti satin almak (konu linki)
    Faturalı telefon hatlarının faturasıza dönüştürülmesi ABD icin Faydali Siteler Rehberini Incelemek (konu linki1 konu linki2)
    Abonelik iptalleri (Elektrik, su, digiturk vs.) 18-25 yas arasi gocmen erkekler icin askerlik (SSS) basvurusu (konu linki)
    Vakumlu saklama poşeti alınması (Valizlerde çok yer açıyor) T.C. Konsoloslugunda adres beyani yapmak (konu linki)
    Priz dönüştürücü Kredi gecmisine dikkat etmek (konu linki)
    Evlilik Cuzdani (varsa cocuklari cuzdana yazdirin) ABD vatandasi olana kadar USCIS'i adres degisikliklerinizden haberder etmek
    Pasaportun kaybolma ihtimaline karşı ilk sayfası ve vize sayfası fotokopileri
    Vekalet vermek (ev, araba vb seyler icin)
    Araç kiralama ve çıktıları
    Bavul Hazirlama (konu linki)
    Ucak bileti almak(konu linki)
    Banker Bilo'yu izlemek (post linki)
    Turkiye'den gelecek gelirlerin ulasilabilecegi bir banka hesabina aktarilmasi (konu linki)
    Sayin @Sharm 'in konunun ikinci sayfasindaki listesi Sayin @Sharm 'in konunun ikinci sayfasindaki listesi

    Ayrica lutfen bu konudaki butun yorumlari ve tavsiyeleri de okuyun, bazi bilgiler cok uzun oldugundan hepsini cizelgeye tasiyamadim.

    posted in Yolculuk
  • RE: Amerika'da Tır Şoförlüğü?

    Selamlar. Ben box truck soforlugu yapiyorum. Fakat semi truck soforlugu yapan arkadaslarim var. Ben de bu isi yapmayi dusunuyorum ileride. Size detayli bilgiler vereyim. A dan z ye yapilacaklari vs anlatmaya calisayim.

    Commercial driver's licence (CDL)
    Bu licence in 3 cesidi var. A B C olarak.
    A: semi truck (turkiyede tir dedigimiz onde cekici arkada trailer olan) kullanabilmek icin buna ihtiyacimiz var. Cekicinin agirligi 26000 pound dan fazla ve trailer in agirligi da 10000 pound dan fazla ise bu class a ihtiyac duyariz.

    B: bu da straight truck (kamyon) dumb truck ya da cekicisi 26000 pounddan, traileri da 10000 pounddan hafif kombine araclar icin gerekli. Yollarda goruyorum. Bildigimiz pickup kamyonetlerin arkasina trailer baglayip araba cekenler falan oluyor. Tahminen bunlar icin gerekli. (Kesin bilgi degil bilen dogrularsa seviniriz)

    C: bu da 26000 altindaki araclar icin. Bununla 16dan fazla yolcu tasiyabiliyorsunuz. Otobus icin diyebiliriz.

    CDL nasil alinir?
    CDL gereksinimleri eyaletten eyalete degisiklik gosterebiliyor. Ornegin floridada normal surucu belgenizi aldiginiz anda CDL icin sinava girebiliyorsunuz. Rode island eyaleti 2 senelik normal ehliyet istiyor gibi. Bunun icin bulundugunuz yahut yasamayi planladiginiz eyalete bakmanizi oneririm. Genelde insanlarin floridaya gelip aldigina sahit oldum. Florida CDL okullarinin cenneti desem yeridir. 🙂

    Once yazili sinavlari gecmeniz lazim.

    General knowledge
    Air brake
    Combined vehicle

    Bu uc endorsement CDL class A icin minimum girmeniz gereken sinavlar. Bunun disinda eger tehlikeli madde tasiyacaksaniz HAZMAT (HAZardous MATerials) ya da ham petrol cekecekseniz tanks de almaniz lazim. Yapacaginiz ise gore bu endorsement leri tek seferde almanizda fayda var.

    Yazili sinavlari icin ingilizce almaniz gerekiyor. Baska dilde alamiyorsunuz. Tercuman da (floridada) verilmiyor. Bu sinava hazirlik icin google playde ve apple store da 'cdl prep' isminde bir uygulama var ucretsiz. Bunu onerebilirim. Birsuru uygulama var aslinda. Ben bunu kullaniyorum. Buradan calisip girebilirsiniz.

    Gelelim bu uc sinavi gectiniz. Size bir permit veriyorlar. Bu permit (CLP) ile yaninizda CDL olan biri olmak kaydiyla artik tir surebilirsiniz. Gecerliligi 180 gun. Bu zaman icinde road test almaniz lazim.

    Road test
    Road test de eyaletten eyalete hatta eyalet icinde sinav yerleri arasinda bile degisiklik gosterebiliyor. Pre trip inspection (surus oncesi kontrol) ve sonrasinda sinav yerinize gore cesitli parklar yapiyorsunuz.
    Bunlari anlatmam zor olacagi icin faydali videolar vermeyi uygun buldum.

    Pre trip inspection


    Parallel parking blind side (sag taraftan paralel park)

    Parallel parking driver's side

    Alley dock (turkcesini bilmiyorum ama depolara yanasirken kullaniliyor)

    Isin bu kisminda truck school devreye giriyor. Zorunlu mu? Hayir degil. Gitmekte fayda var mi? Tamamen size bagli.
    Eger bir tanidiginiz yoksa, cdl i aldiginizda isiniz hazir olmayacaksa gitmemeniz is bulma imkaninizi zora sokar. Buyuk firmalar truck schoola gitmeyen yeni suruculere is vermezler. Kendi arkadasiniz vardir yaninda calisacaksinizdir o zaman sikinti yok. Bazi firmalar belli bir sure isten cikmayacaginizi taahhut ederseniz sizi permitiniz ile ise alir. Egitiminizi verir, road testinizi gecer cdl inizi alirsiniz ve ise baslarsiniz. Bu firmalar cok buyuk paralar ile baslatmaz.

    Biraz da trailer cesitlerinden bahsedelim.

    Dryvan: kuru yuk tasinan trailerlar. Bununla tehlikeli madde de tasiniyor. Hazmat endorsement olmasi sarti ile.
    Reefer: bunlar da sogutmali trailerlar. Sebze meyve et vs tasinir. Truck stoplarda bunlar yaniniza park etmesin istersiniz. Gece boyunca car car car tir sesi duyarsiniz. Soforler tarafindan genelde nefret edilir 🙂
    Flatbed: arkasi acik trailerlarin duz olani. Bununla kapali kasalara sigmayacak yukler tasinabiliyor. Bunlarin zorlugu yukleri ayri ayri baglamaniz lazim. Yuke gore tarp denen brandalar sarmaniz lazim. Biraz daha mesakkatli is.
    Stepdeck: flatbed gibi acik. Fakat cekicinin lastiklerinin bitiminde yere daha yakin sekildedir. Avantaji flatbed in yukseklikten dolayi alamadigi yukleri alabilir. Ozellikle ny bolgesi icin alcak kopruler truckerlar icin ciddi problem. Bu sayede gecmek daha kolay.
    RGN: bu da stepdeck gibi fakat daha da yere yakin. Bildigim kadariyla yere en yakin trailer cesidi. Car hauler lar da baya yakin.
    Tanker: biliyosunuz 🙂
    Car hauler: bunlar degisiklik gosteriyor. Bir cekicinin de uzerine bir araba alabilenler var. Bir de normal cekicinin arkasina takilanlar var. Bunlar hakkinda detayli bilgim yok. Ama gecmiste yapan bir arkadasim var. Tavsiyesi uzak durun 🙂

    Biraz da isten bahsedelim.
    Local: kisa mesafe. Bu sekilde aksamlari evinizde olursunuz. Bence evli cocuklu bireyler icin en uygun secenek budur.
    Otr(over the road): bizim dilimizde uzun yol soforu. Uzun yol soforleri eve en erken 7 8 gunde gelir. Bu trucklar sleeper denen yatakli trucklardir. Lokal icin evli cocuklu bireyler dedim ama bunda da calisan evli cocuklu bireyler var. Tamamen tercih meselesi. Insanin evinden ailesinden ayri kalmasi zor is. Respect!
    Owner operator: firmalar kendi cekicisi olan suruculeri daha yuksek ucretlerle calistirir. Kendi isinizin patronu olmazsiniz da yari patron olursunuz diyelim. Bir muddet tecrube edinmeden yapilmasini onermem. Hele finance ile alacaksaniz truck dealerlar size zaten truck vermez tecrubesiz oldugunuzu gorduklerinde.

    Trucker's life
    Gelelim sofor hayatina. Lokal icin konusmayacagim. Fakat uzun yol soforlugu gercekten zor is. Gece gunduz yoldasiniz. Truck stoplarda ucretsiz dus imkani var. Laundry var. Tv izleyebileceginiz bir alan var. Fakat sosyal hayatinizdan ciddi feragat ediyorsunuz. Ben de uzun yol soforlugu yapiyorum. Genelde tasidigim yukler 900 1100 mil arasi. 16 17 saat en az surus surem 24 saat icinde. Tam uykum gelir yatarim 1 saatcik uyuyayim diye. tak dispatcher arar nerdesin lokasyon bildir. 🙂
    Tabi bu zorluklar hafta sonu gelip banka hesabiniza paycheck iniz yattiginda yerini rahatlamaya birakmiyor degil 🙂

    Kazanclari belirtmedim. Cunku cok degisken. Bu islerde haftada 1200 yapan da var 3000 5000 yapan da. Bu size bagli. Bi doktor bi muhendis degilseniz kendi isinizi yapmiyosaniz ya da kisaca ayda 4 5 bin kazanmiyorsaniz bu isi
    dusunebilirsiniz. Kalkip da bi yazilimciya gel trucker ol denmez.

    Bu arada ingilizceniz yoksa cdl almaniz cooookkk zor. Pre trip inspection da ingilizce sorulara maruz kalacaksiniz mufettis tarafindan.

    Unuttugum birsey kaldi mi bilmiyorum. Sormak istediginiz birsey olursa sorun. Ben bilmesem de trucker arkadaslara sorar ogreniriz 🙂
    Louisiana'dan sevgiler. 🙂

    posted in İş Alanları ve Meslekler
  • RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

    Merhaba Arkadaşlar,
    çok uzun bir aradan sonra sizlere Amerika’da yaşadığım 5 yılımdan çıkardığım derslere göre, bazı tavsiyelerde bulunacağım.
    Green card çekilişini 2014 yılında kazandım DS-260 formunu ilk gün gönderdim ve Nisan 2015’de vize mülakatına girdim. Mülakattımdan tam bir ay sonra Amerika’daydım. Amerika’ya bu kadar çabuk gelmemin
    sebebi; Amerika’ya göçmen olarak ilk gelen kişilerin, yaşadıkları sıkıntıları bir an önce yaşayıp, aşmak ve güzel hayatıma bir önce başlamak istememdi. Daha önce Amerika’da 2 sene yaşadığım için, mevcut bilgilerime güvenerek, kervan yolda düzülür mantığıyla, çıktım yola. Amerika’ya gelince yaşadığım ilk darbe, Türkiye’deyken tanıdıklar vasıtası ile tanıştığım, hatta telefonda görüştüğüm kişilerin, Amerika’ya gelince telefonlarıma bile çıkmamış olmasıdır. Hatta bir tanıdık vasıtasıyla görüşmeye gittiğim bir kişi, özetle bana “iş kurmak için paran var mı” dedi. Yok dedim, bunun üzerine, görüşmenin ortasında “benim bir işim var” dedi ve beni tanımadığım bir Türk araba tamircisi bırakıp, gitti 🙂 sağ olsun, araba tamircisi arkadaş elinden geldiğince bize tavsiyelerde bulunmaya çalıştı.
    Yalan yok, yardımcı olmaya çalışan bir iki kişi vardı ama hepi topu o kadar. Yanınızda ne kadar çok para getirirseniz, bir çok sorunun üstesinden o kadar çabuk gelirsiniz.
    Eğer yanınızda yeteri kadar para yoksa, SSN numaranız gelene kadar bekleyin, gelince, camında “help wanted” yazan bir yere girip ben iş istiyorum deyip, söze başlayın. Büyük olasılık, yarın gel başla diyeceklerdir. Yapacağınız iş, yer silmek, bulaşık yıkamak olsa da para paradır.
    İkinci yapılması gereken en önemli iş, DMV’ye gidip ehliyet almak olacaktır. Bazı DMV ofisleri immigrant visa ile başvurunuzu kabul ediyor, bazılarında bilgisiz elemanlar, maalesef illa Green card’ı görmek istiyor. Eğer sabahtan gidip kuyruğa girmiyorsanız, bulunduğunuz bölgeye göre online randevu almak istediğinizde 3 ay beklemeniz gerekebiliyor. Ben SF Bay Area’da yaşayan birisi olarak randevu bulamadığım için Sacramento’ya gitmiştim.
    Amerika’ya gelirken en çok sorulan sorulardan bir tanesi hangi, eyalete gideyim oluyor. Arkadaşlar, önceliğiniz Türklerin çok olduğu eyaletler değil, yaşam maliyetleri düşük ve mesleğinize uygun eyaletler hatta şehirler olsun.
    Zillow gibi uygulamalara girip, kira için ödenen paralara bakarak fikir sahibi olabilirsiniz. Teksas, Houston’da yaşam için 3 ayda harcadığınız para San Francisco’da 1 ayda biter.
    Eğer paranız az ise popüler şehirlerden ziyade, ucuz şehirlere odaklanın.
    Amerika’da belli başlı eyaletler hariç, çoğu eyalette ve şehirde toplu taşıma yoktur veya çok zayıftır. Dolayısıyla kendinize bir araba almanız gerekecek. Araba alırken, paranız sınırlıysa ucuz araba almaya odaklanın. Amerika’daki arabaların Türkiye’ye göre ucuz olması, sizi hep daha pahalı bir araba almak için dürtecektir. Amerika’ya yerleşmeye geldiniz o yüzden, ilk başta alacağınız 4000-5000$lık bir araba sizi uzun süre götürebilir. İşlerinizi yoluna koyduktan sonra kendinize sıfır bir araba alabilirsiniz. Ama benim size tavsiyem, sıfır bir araba almak yerine 3 yaşında düşük mili olan bir araba almanız çok daha mantıklı. Çünkü Amerika’da arabaların fiyatları yıllık olarak ortalama %15 civarı düşür. Yani 100.000$lık bir arabayı 3 yıl sonra yaklaşık 50.000$ ‘a alabilirsiniz. 3 yıl araba teknolojisi için çok eski değil, ayrıca sıfır araba aldığınızda aracınız fiyatı her 3 yılda bir yarı fiyatına düşecektir. Tabi bu verdiğim rakam modelden modele değişiklikler gösterebilir ama ortalama böyledir.
    Ben kendi Youtube kanalımda araba nasıl alınmalı diye video çektim, dilerseniz malkoç ömer kanalından bakabilirsiniz. Bu arada yeri gelmişken, size bir tavsiye vereyim, Amerika’ya gelince Youtube kanalı kurma planınız varsa, benim yaptığım gibi bilgi veren videolar çekmeyin izlenmiyor 🙂 goy goy yapın daha çok izleniyor. Ben ilk bu işe başladığımda bilgi veren Youtube kanalı hiç yoktu, bir açığı kapatmak için bu videoları çekmiştim, ama şimdi gırla var. Neyse, tecrübelerimize devam edelim.
    Ben Amerika’ya göçmen olarak ayak bastığımda 32 yaşındaydım. Bir insanın hayatında en çok üretken olabileceği kendini geliştirebileceği önemli bir yaş. Ancak almış olduğum yanlış kararlar hayatımın, bu en önemli çağını heba etti. Size tavsiyem siz, doğru kararları almak için bin düşün bir hareket edin.
    Ben nasılsa silikon vadisine geldim, burada yatırımcı çok diye bir mobil oyun şirketi kurmaya karar verdim. Ailemin de mali desteği ile bir şeyler yaptım ancak anladım ki yatırım almak, insanları paralarını vermeye ikna etmek, o kadar kolay bir şey değil. Amerika’da her şey ikili ilişkilere dayanıyor. İş bulmak, yatırım bulmak, yeni birileriyle tanışmak ve fırsatları yakalamak. Mümkün olduğunca çok kişiyle tanışın ve sosyal olmaya uğraşın ki yarın, hayatınıza yeni fırsatlar katabilesiniz.
    Benim burada yazdığım eski yazılara bakarak, psikolojimin yıllar içinde nasıl değiştiğini gözlemleyebilirsiniz. İlk geldiğimde, geldikten 1 ay sonra birkaç ay sonra tecrübelerimi aktardım. Şimdi işte 5 yıllın sonundayım ve yine sizlere tecrübelerimi aktarıyorum.
    Size samimi bir itirafta bulunayım, ben Amerika’ya gelmeyi çok istememe ve karşılaştığım tüm sıkıntılara göğüs germeye hazır olarak gelmeme rağmen, bu kadar çok sıkıntı çekeceğimi bilseydim, belki gelmekten vaz geçerdim. Hiç bir şey planladığım gibi olmadı. İlk yazılarımda bahsetmiştim galiba, “ilk sene zor geçer ama 3 seneye kadar düzeninizi oturtursunuz.” Hiç de öyle olmadı, hayat her geçen gün daha da zor olmaya başladı, tabi böyle olmasının altında yatan çok önemli 2 neden var.
    1- Amerika’nın en pahalı bölgesini seçmiş olmak
    2- Yanlış bir iş tercihinden dolayı, Uber/Lyft’de bağlı kalmak.
    Bugün keşke yeniden başlama şansım olsa, tabi sahip olduğum tecrübeler ile ama maalesef böyle bir şansım yok.
    Şunu unutmayın! Türkiye’de ki iş tecrübenizin burada bir kıymeti yok, uluslar arası firmalarda çalışıyorsanız, çalıştığınız firmanın Amerika ofisini ikna etmeniz daha kolay olabiliyor. Öyleyse yapmanız gereken önünüzde iki yol var, ya kendi işinizi kurmak ya da Amerika’da eğitim almak.
    Benim Amerika’dan MBA ım olmasına rağmen, sahip olduğum diplomaya uygun bir iş yapmak istemiyorum. Niye biliyor musunuz? Çünkü benim Amerika’da yaşamayı hayal ettiğim hayatı bana bu meslekler vermez. Ben de bunun üzerine Data Scientist olmaya karar verdim. İnternetten online dersler veren bir bootcamp alıp, eğitimi tamamlayıp bu konuda kendimi geliştirmek istiyorum. Bu alanı seçmemin nedeni, maaşlarının yüksek olması.
    Bootcamp; bilmeyenler için izah edeyim, Amerika’da bazı sektörlerde kalifiye eleman ihtiyacı o kadar yüksek ki üniversitelerden yetişen, gençlerin gelmesi veya yurt dışından çalışma vizesiyle yeni çalışanların gelmesi, sektörün ihtiyacı olan açığı kapatmaya yetmiyor. Bu yüzden bootcampler sizin sektörde ihtiyacınız olan hap bilgileri birkaç ayda öğretip, sizi piyasaya salıyor. Siz de temelden başlayıp çalışa çalışa hem kendinizi geliştiriyorsunuz, hem sektörün ihtiyacını karşılıyorsunuz. Mesela benim kaydolmayı planladığım kurs, Thinkful isimli bir bootcamp ve 6 ay online olarak sürecek. Bu bootcamp’in avantajı, yaklaşık 8000$lık kursun ödemesi için taksit seçeneklerinin bulunması(başka kurslarda da bu seçenek var) online olması, iş bulma konusunda yardımcı olması ve benim en çok sevdiğim özelliği ise eğitimi tamamladıktan sonra 6 içinde iş bulamazsanız, size paranızı iade etmesi. Tabi yapmanız gereken her şeyi yapar yine de bulamazsanız size paranızı iade ediyorlar. Ayrıca diyelim ki eğitim almaya çok isteklisiniz ama paranız yok. Hatta o kadar paranız yok ki aylık 300-400$ bile ödeyemiyorsunuz. Bu durumda sizinle bir anlaşma yapıyorlar, eğitime başlıyorsunuz, hiç para ödemiyorsunuz, eğitimi tamamlayıp bir işe başladıktan sonra aydan aya kurs ücretini ödüyorsunuz. Ammmaa normal ücretin 2 katını ödüyorsunuz.
    Burada bahsettiğim ödeme seçenekleri Thinkful için geçerlidir diğer bootcampler bu hizmetleri sunmayabilir, araştırın.
    Bugün 2015 yılına dönme şansım olsa, Teksas’a giderdim, orada uber/Lyft yapıp aynı zamanda online bir bootcamp bitirir ve önüme bakardım. Tabi bize o gün bunları anlatacak kimse yoktu ki nerden bilelim.
    Size başka önemli bir tecrübe anlatayım, burada size anlatılan her şeye inanmayın, internette araştırın, ilgili kişilere sorun. Ben uber yaparken, kazançların düştüğünden şikayet ediyordum, bir tanıdık bana uber select in çok iyi olduğunu ayda 8000-9000$ kazanabileceğimi söyledi, ne bileyim salladığını, inandım, benim yaşadığım SF bölgesinde bu işi yapan kimse yoktu ki kendisinin benzer rakamları yaptığını anlattı. Bu vatandaşın sallamalarına inandım 1 sene içinde borcu bitecek olan cillop gibi Toyota prius’umu sattım ve 3 yaşında bir Mercedes c250 aldım, sonuç patladı 🙂 aynı ciroyu yapıyordum ve daha çok bakım ve benzin ücreti ödüyordum. O arabayı hanıma verdim, diğer eski araba ile çıkmaya başladım çünkü buranın yolları o kadar kötü ki araba heder oluyordu.
    İkinci araba da çok eskidi ve benim elimde hiç para kalmadığı için, artık araba kiralayarak işe çıkıyorum. Uber haşlanmış kurbağa gibi gelirleri o kadar düşürdü ki ben 2015 yılında ayda 8200$ yapıyordum (herşey içinde, vergi, benzin). Şimdi ayda 4000$ yapıyorum bunun 1000$’ı araba kirası. Niye yeni araba almadığımı soran arkadaşlar olursa söyleyeyim, çünkü hem param yok hem de bakım ücretleri kiraladığım şirkete ait.
    Müşteriler arabayı o kadar hor kullanıyorlar ki kiralık araba olunca umurunda olmuyor. Ayrıca uber yaptığımı sigorta şirketime söylemediğim halde ayda 150$ sigorta ödüyordum, uber yaptığımı söylesem ayda 300$ dan aşağı kurtulamazdım. Her ay 100$ yağ değişimi, bunu da firma karşılıyor.
    Yani kendi arabam olsa zaten her ay 250$ sadece yağ ve sigortaya veririm. Tekerlik değişimi, fren balatası, motor tamiri vs. vs. yeni bir iş yapana kadar beni idare etsin diye, böyle gidiyorum.
    Daha fazla kazanabileceğim bir işe geçebilir miyim? Tabiki geçerim ama niye geçemiyorum, çünkü evliyim.
    Amerika’ya bekar olarak gelmekle evli olarak gelmek arasında muazzam bir fark var. O yüzden eğer bekar olarak gelirseniz, hayatınızı kurmadan evlenmeyin. Oldu ki hayatınızı kurmadan evlenmek gibi bir hata yaptınız o zaman sakın çocuk yapmayın, yoksa şüphesiz ki kendinize zulmedenlerden olursunuz.
    Çünkü çocuk tüm hayatınızı kilitliyor ve hep ona göre plan yapıyorsunuz. En basitinden istediğiniz yerde yaşayamıyorsunuz. Amerika’da ev kiralarını belirleyen en önemli faktör bölgenin okullarının başarı istatistiğidir. Okullar başarılıysa fiyatlar yukarı çıkar. Ben bir önceki yaşadığım yerden okulları kötü diye şehrin daha dışına taşındım. Çünkü, çocuğumu özel okula gönderecek bir gelirim yok öyleyse, iyi bir devlet okuluna göndereyim, dedim ve buralara geldim. Bizim bulunduğumuz yerde okul sonrası kreş saat 6 ya kadar, saat 6 da mutlaka benim veya eşimin çocuğu okuldan alması lazım. Ya da bir bakıcı tutacaksınız o çocuğu okuldan alacak siz gelene kadar evde onunla bekleyecek. Bu da bir maliyet.
    Ucuz bir yere taşınamıyorum çünkü okulları kötü,
    Küçük bir eve taşınamıyorum çünkü çocuk var,
    İstediğim kadar istediğim şekilde çalışamıyorum, çünkü çocuğun başına olmak onu okuldan almak gerek,
    Şuan da San Francisco Bay area’ya takıldım kaldım. Yeni bir eyalete taşınmak büyük maliyet. Sıfırdan iş bul, ev bul, ev taşı vs.
    Ben de son olarak şöyle bir karar verdim, Bootcamp’a başlayıp bitireyim sonra Amerika’nın neresinde olursa olsun oraya evimi taşıyım. Bu girdaptan çıkacak başka bir fikir aklıma gelmiyor.
    Tabi, insan da şans olması da gerek, internette, gördüğünüz işi rast gitmiş, kişilerin hikayelerine bakıp büyük hayallere kapılmayın. Çünkü işi rast gitmeyen, hayat boğuşmasında kaybolmuş çok kişi var bu kişiler buraya gelip size tecrübelerini anlatmaz. İyi örnek, sizin için asla bir örnek teşkil etmesin, ben bu yazıyı paylaştıktan sonra akşama PowerBall da büyük ikramiyeyi kazanmam da size bir örnek teşkil etmemeli. Bu adam lotoyu kazanacak kadar şanslıysa ben de o kadar şanslı olabilirim ya da başka bir adam yolda yürürken, önemli bir iş teklifi aldı o zaman bende alırım diye düşünmeyin. En kötüye her zaman kendinizi hazırlayın ki başınıza gelirse nasıl üstesinden gelebileceğiniz konusunda bir fikriniz olsun.
    Amerika’da yaşamak, yeni hayat kurmak gerçekten zordur, gerçi ne dersek diyelim, anlattıklarımızı yaşayarak teyit edeceksiniz.
    Ortalığı kasvete boğduk size bir fıkra anlatayım da keyfimiz yerine gelsin.
    Temel bir gün Amerika’ya gelmeye karar vermiş, Temel’e demişler ki “Amerika o kadar zengin bir ülkedir ki yolda yürürken para bulursun.”
    Temel uçaktan inmiş havalimanında çıkışa doğru giderken, bir bakmış yerde 100$ “Yaa ilk günden işe mi başlayacağız.” Deyip parayı almamış.
    İşte, sevgili arkadaşlar Temel gibi şanslı değilseniz, ayağınız yere basan planlar yapın:)
    Vatandaşlığa başvurmama 1 adım kaldı, 20 gün içinde başvuracağım ve tahminen 1 yıla kadar süreç tamamlanacak, o zamana kadar bootcamp’i bitirip bir iş bulursam ne mutlu bana. Peki bulamazsam ne olur, kendimi her türlü olasılığa hazırladım. Vatandaşlığı aldığımda yaşım, 38 olacak. Belki aramızda yaşı ileri olanlar vardır ama 38 yaşı küçümsemeyin, Atatürk Samsun’a vatanı kurmak için çıktığında 38 yaşındaydı.
    İşin aslı, son 5 yılda yaşadıklarımı düşününce kendimi daha uzun yaşamış gibi hissediyorum. Bir tarafta 38 yaşında, koca ülkeyi kurtaran bir adam, diğer tarafta 38 yaşında kendimi kurtarabilecek miyim diye düşünün ben 🙂 hayat bazen böyledir, işte.
    Vatandaşlığı aldıktan sonra burada kalmak için gerekli motivasyonum kalır mı bilmiyorum, kendi kendime tek avuntum, çocuğum Amerikan vatandaşı olacak ve ileride isterse hem okumak için hem de çalışmak için Amerika’ya gelebilir. Gerçi, Türkiye’ye dönmek zorunda kalsam bile, bir fırsatını bulup Amerika’ya geri gelmeyi aklımın bir kenarında hep bulunduracağım. Buraya gelmeden önce çevremdekilere hayatımın sonuna kadar Amerika’da yaşamak istiyorum dediğimi düşününce anlıyorum ki büyük lokma yiyip büyük konuşmamak gerekiyormuş.
    Sözün özü, buraya gelmek isteyen veya yeni gelmiş arkadaşlar, her zaman A B C planlarınız olsun. Bir gün Türkiye’ye dönmek zorunda olabileceğiniz aklınızda bulunsun. Umarım hepinizin işi rast gider ve kurduğunuz hayallerdeki bir hayat yaşarsınız.
    İş yoğunluğumdan dolayı uzun süre sizlerle yeni tecrübelerimi paylaşamayacağım ama vatandaşlık sürecini sorunsuz bir şekilde tamamlarsam sizlere 1 yılın nasıl geçtiğini anlatırım.
    Bakalım, hayat bizlere neler gösterecek. Şunu her daim aklınızda bulundurun “Sizin Amerika için bir planınız varsa, Amerika’nın da sizin için bir planı var.”
    Sağlıcakla kalın aziz dostlarım.

    posted in Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    | sezon - 1 | bölüm - 1 |

    Houston Texas'a ilk adımı atmadan önce biraz geriye gidip bu süreçte emeği geçen bir kaç özel insana yer vermek istiyorum. Ds-260 formu doldurmak için videolarından ve daha sonra DV2021 telegram gurubundan paylaştığı bilgilerle bizi aydınlatan @muhtaradana ya sonsuz teşekkürler. Ayrıca @EzgiLera @bengisu @covacik @gucarslan emekleriniz çok.. herşey için tekrardan teşekkürler.

    Ds-260 formunu videoyu izleyip doldururken greencard için adres gerekiyordu. Youtube'ta dolanırken tesadüf.. yada biz buna şans diyelim. Çünkü ben şanslıyım. Greencard hakkında canlı yayın yapan @semavi Kadir Zora yayınına denk geldim. O sırada Kadir abi "adres ihtiyacı olanlar bana yazsın" dedi. Yazdım. Sağolsun Kadir abi adresi verdi. İşin açıkçası houston'u Kadir abinin yayınında öğrendim aklımda texas yoktu. Bir kere adresi houston yazdım artık nereye gideceğim belliydi..

    29 eylül perşembe günü öğleden sonra saat 14:00'de. Thy uçak biletimi aldım. İngilizce bilmediğim için aktarmalı uçak biletini alarak risk almak yerine direk uçuş bileti aldım. Alır almaz Kadir abiye bütçem ile ilgili bilgi vererek geleceğim gün uygun bir araç ayarlaması için ricada bulunarak bir mail attım. Sağolsun geldiğinde uygun bir araç bulmaya çalışırım dedi.

    28 eylül akşam 9 gibi istanbul taksim meydanında pcr testi yapan bir yere gittim. Test yapıldı ertesi sabah sonucu tefona gelecek denildi. İstiklal caddesinde dolanırken ciddi ciddi yarın buralardan gidiyorum diye içimde tuhaf bir mutluluk vardı. Gece yarısı airbnb'den gecelik 20$'a 7 günlük bir oda kiraladım. Artık kalacak yerde hazırdı.

    Uçuş günü sabah erkenden uyandım 9 gibi istiklalden taksim meydanına geldim. Taksim metroya bindim şişli-mecidiyeköy durağından inip ist havaalanına giden belediye otobüs var metrodan çıkınca biraz yürümek gerekiyor. Kolay sanmayın bu yolculuk uzun sürüyor havaalanina saat 12 gibi vardım. Bu yolu tercih eden olursa siz 8 de gidin. Benim durumum farklı çünkü ben şanslıyım. Oraya vardığımda uçağa 2 saat kalmıştı. Bu süre çoğu zaman yeterli olmuyor özellikle abd için sıkı bir arama süreci olduğunu düşünün. Dediğim gibi benim durumum farklı, şans işte.

    Dış hatlara vardım kapıda güvenlik bilet sordu telefondan gösterdim geçtim. İlk arama hemen kapıdan girince yapıldı. Bileti ve çanta işlemi için J bölümüne gittim abd'ye J bölümü ilgileniyordu. Baya kalabalıktı sıra için yaklaştım bir güvenlik pasaport istedi. Greencard mı? Evet dedim kaçıncı başvurun? İlk dedim. Çok şanslısın. deyince başka birine gitti pasaportu onada gösterdi oda yokladı geri döndü pasaportu bana verdi. Ne yaptı bilmiyorum. Sıra ilerlerken bir kadın pasaportu istedi bir kaç etiket pasaporta yapıştırdı gideceğim yerin adresini istedi airbnb adresini verdim. Pasaportu verdi bilet işlemi için vezneye gittim. Sadece bir çantam vardı onu verdim. Covid formu doldurdum bileti verdi. Yanımda sadece sarı zarfı alıp sonraki güvenlik aramasına geçtim. Ordan pul istiyordu gitmeden önce orda pul veren otomattan 50 tl ye yurtdışına çıkış pulu aldım. Gittim pulu aldı pasaporta mühür bastı kameradan fotoğraf çekti. Geçtim ordan artık uçağa binmek için hazırdım uçak kapısı A1A oraya gittim baktım ordada arama var ama daha fazla arama yapıyorlar. Elde getirilen her çanta orda açılıyor tek tek aranıyor. Üst baş herşey yoklanıyor. Öncelik kadınlarındı onları öne alıyorlardı. O sırada farklı güvenlikler işlem için pasaportu alıp inceleyip etiket falan yapıştırıyorlardı. Yolculardan çok güvenlik görevlisi vardı. Herşey arandı tarandı kapı açıldı bir otobüse bindik uçağa doğru götürdü. Zamanlamam harikaydı biraz geç gelseydim o kapıdan geçemezdim. Uçağa bindim yavaşça hareket etti ama uçak efsane! içi geniş 9 koltuk sıralı iki koridora sahip baya büyük uçaktı. Ben ilk defa böyle uçak gördüm. Hafif havalandı artık hiçbir güç benim yurtdışına çıkmama engel olamaz. Yanılmıyorsam uçak büyük olduğu için sallantı falan hiç yoktu yada daha önce bindiklerim uçak değil at arabasıydı o derece yani. Yolculuk havada 11 saat sürdü yerde dolanması falan ortalama 13 saati geçti. Uçakta iki kez yemek servisi yapıldı. Yemekler iyiydi ilk yemekte karnıyarık, pilav, salata, tatlı ve içecek çeşitleri. inmeye 2 saat kala yemekte tavuk ızgara salata tatlı içecek.

    Uçak inişe geçti saat akşam 7:30 civarı ama houston saati. Camdan bakıyorum sokaklar yollar cetvel ile çizilmiş.. Bi an google eart'en izliyormuşum gibi hissettim. Tekerlekler asfalta değdi artık ilk adım için sadece kapıların açılması gerekiyordu. Aceleye gerek yok sakin bir şekilde herkesin çıkmasını bekledim. Çıktım kapıdan direk havaalanin içine giden koridordan ilerlemeye başladık. İlerledikçe çalışan görevlilerin çoğu siyahiydi ve çoğu baya ama baya baya kiloloydu. Ben bu kiloya sahip insanları sadece ağır yaşamlar belgeselinde görmüştüm. Canlı olarak görmek biraz garip gelmişti. Bagaj levhaları takip ederek ilerledim. Pasaport kontrol yerinde vezneye pasaport ve sarı zarf ile birlikte uzattım. İngilizce bilmediğimi İngilizce olarak söyledim. Güvenliği çağırdı beni ona teslim etti. Pasaportu ve zarfı aldı eliyle salonu işaret edip otur dedi. Oturdum başka birine gitti bir iki dk sonra Erkan diye seslendi, sonuçta amerikalı adam Ercan diyemedi tabi. Gittim pasaportun içine bastığı kaşeyi kurutmak için sallıyordu. bana uzattı el kol işareti ile beni çıkışa yönlendirdi. Gittim çantayı aldım telefondan wifi açtım freeairport şifresiz bağlandım. ubere baktım evin adresi 45$ yazıyordu. Levhaları takip edip araba simgesine doğru çıktım. Bir güvenliğe sadece uber dedim C kapısında bekle dedi. Kapıdan çıktım hemen çıkışta uber araçların geçtiği durak var orda çağırdım hemen geldi. Airbnb'den ev sahibi mesaj atmış ben yoksam anahtar komidinin üstünde alirsin demiş ev sahibi siyahiydi. Şoför siyahi yaşlı bir amca 40 dk sonra eve vardım. Hep filmlerde gördüğüm evler ve yeşil çimler gözlerimin önündeydi. Hangi evin olduğundan emin olmak için numaralara baktım doğru evi buldum kapıyı açtım içeri girdim. Girişte büyük bir salon mutfak ile birlikte 5 6 kapı var her kapı numaraliydi orda farkettim bu evin her odası kiralık olarak veriyormuş. Anlicaniz adam iyi para kazanıyor. Neyse direk yatağa geçip yattım.

    Sabah oldu Kadir abiye geldiğimi mail olarak attım. Numarasını verdi sağolsun nerede olduğumu sorunca konum attım. Bana 'hayat sana gülecek herhalde burada' diye mesaj attı ardından resim attı mapten aramızda sadece 7 dakikalık mesafe varmış. Kadir abi bu bölgeye bir iş için uğramış insanın bu kadar şanslı olması bir yerden sonra tuhaf geliyor. Kadir abi işim bitince seni alırım dedi. O süreçte bende bir markete falan uğrayıp bir şeyler alayım dedim. Haritadan market baktım yürüme mesafesinde bir yere doğru yürüyüşe geçtim. Evleri izliyor yollarda çimler falan fistan yürüyorum. İlginçtir hiç beyaz yok sadece siyahiler vardı. Benzinlikte falan sohbet edip gülüyorlar ortam hafif gta5 gibi büyük kasalı arabalar falan. Markete girdim meyve reyonuna uğradım iki gün önce fiyatından dolayı küstüğüm meyveye yöneldim. 16tl olduğu için yemeyi bıraktığım muz burda 0.49 cent'e karşımda duruyordu, o an almak yerine hayatı bir iki dakika sorgulayıp meyve ve sebze reyonunda dolanıp çıktım.

    Dışarı çıktım eve vardım yağmur başladı. Kadir abi geldi sokakta hemen arabaya atladım merhabalaştık. Hep youtube'ta gördüğüm kişiyle canlı konuşmak ilginç gelmişti. Ekranda neyse oydu. Kadir abi sohbet için konular açıyor bilgiler veriyor.. ama ben ilginç olarak farklı bir ambianstaydım çünkü bu kadar şanslı olmak insanı bir yerden sonra acaba bu bir rüya mı noktasına getiriyor. Kadir abi konuşurken ben aklımdan bir rüya bu kadar gerçek olmaz diye düşünüyorum. Bir yandan ya uyanırsam?

    Kadir abinin iş yerine vardık ordan bana uygun olabilecek bir araç vardı. O aracı kendileri kullanıyordu ama fiyat olarak benim bütçeye yakın olduğu için sağolsun Kadir abi onu bana verdi. Plaka ve bir takım işlemleri falan halledip nasıl götüreceksin diye sordu bana "valla abi ehliyetim var ama trafikte pratiğim yok" dedim. Sağolsun mülayim insan beraber gideriz ordan aldığı bir araç ile geri geliriz dedi. Telefon hattı için yardımcı oldu. Araç sigortası için birine yönlendirdi. Yani kısacası zamanın para olarak tanımlandığı bir kentte hiç bir beklentisi olmadan günün çoğunu benimle ilgilenerek geçirdi. Kadir @semavi abi herşey için tekrar teşekkürler. Şimdilik ssn gelmesini bekliyorum.

    3'cü günümü sokakta arabam ile tur atıyorum araba değil canavar maşallah. Chevrolet TrailBlazer ben ona kısaca savaş görmemiş alman tankı diyorum..
    Şanslıyım demiştim zaten.. 2. bölüme geç >

    posted in Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
  • Bilinmesi şart temel argolar ve kalıplar. (slang guide)

    Öncelikle herkese merhaba. Daha önce US'de ya da UK'de bulunmamama rağmen internet üzerinde çok fazla Amerikan ve İngiliz dostum olmasından dolayı gündelik hayatımda çokça onlarla takıldığım için oldukça şey öğrendim. Eminim birçoğunuzun işine yarayacaktır, talep görürse İngiliz ingilizcesine ait argoları da çıkarabilirim. Aşağıda paylaşacaklarım US ağırlıklı argolar olacak. Burada bilinmeyen slanglerden bahsetmeyeceğim çok kafa karışıklığı olmaması için, belki birçoğunuz biliyorsunuzdur bunları ama en azından belki yeni bir şey öğrenecek kişiler çıkar. Bir like bırakırsanız emeklerimin boşa gitmediğini göstermiş olursunuz, teşekkürler.

    Fam/homie: Dost
    Dog: (kelime anlamı köpektir ama o anlamda genel olarak insanlara karşı kullanılmaz) Kanka, ahbap, erkek-oğlan. Hey dog, when we hittin club?
    Hit: (kelime anlamı vurmaktır, silahlı ya da elle de vurulabilir ama yukarıdaki örnekteki kullanımı da vardır) Go to - gitmek. 2. slang anlamı ot içmek.
    What's up - whassup - wazzap - whaddup - sup: Naber/neler oluyor anlamında. Konuşma başlatmak için kullanılabilir onun haricinde size saygısızlık/kötü niyetle yaklaşan birisine karşı sinirli şekilde kullandığınızda hayırdır gibi bir anlama rahatlıkla dönüşebilir.
    How ya doing - howdy: Hemen yukarıdakiler ile aynı anlam naber/napıyorsun şeklinde ama how ya doing'e "I'm doing good/I'm doing fine thanks." şeklinde cevap verilir.
    No cap: Yalan yok. (cap burada yalan anlamında) - He's capping. ( o yalan söylüyor.)
    Toke: ot içme fiilinin (verb) slang hali.
    Dunno: Don't know - bilmiyorum.
    Foo(l): aptal fakat arkadaş ortamında kanka olarak kullanılıyor.
    For real: İnternette fr olarak görebilirsiniz bir şeye cevap olarak verilebilir ya da cümlenin sonunda kullanılabilir. Gerçekten, sahiden, harbi mi şeklinde.
    Hella / dumb: very. - Çok anlamı taşır. I got hella moolah.
    Moolah: para. (texaslı arkadaşım baya kullanıyordu)
    Rip off (isim) - to ripp off (fiil-verb): I was ripped of by seller. - kazık, kazıklamak. passive kullanımda kazıklanmak.
    Finna = going to = gone = will = gonna: Yapacağım-edeceğim. Gelecek zamanlar için kullanılıyor.
    Imma: I'm going to. Kendiniz için gelecek zaman şeyi.
    One-Time/Twelve(12)/five o/Fed: Polis(ler)
    Lit/Jumpin/Poppin: On numara, aşırı iyi. - Your new shoes look lit. - G, the club was jumpin last night!
    On god: Yemin ederim, harbiden. Cümlenin sonunda ya da soruya cevap verirken kullanılır.
    Say less = Say no more: Tamam tamam anladım. (karşıdaki kişi size bir şey anlatıyor fakat siz zaten olayı anladınız, fazla konuşmasına gerek olmadığını belirtiyorsunuz)
    Ex: Eski sevgili.
    Weird(o): Aptal. Ufak küfürlerden, weird derseniz sıfat olur weird guy dersiniz weirdo derseniz direkt aptal olur yani isim olarak seslenirsiniz.
    Cool: Güzel, on numara. If you asking this guy, he's cool yeah.
    I don't give a fuck: İnternet dilinde kısaltılışı idgaf. Kaba bir şekilde umrumda değil. Türkçesi s--imde değil, s--imden aşa kasımpaşa tam karşılığı olabilir.
    Real one: Gerçekten güvenebileceğin, bel bağlayabileceğin birisi, dost.
    Day one(day1): He's my day one, don't mess with him. Sizinle yolun başından beri beraber olan, gerekirse kötü zamanları sizle beraber yaşamış değerli kişi-dost.
    Appreciated = Much appreciated(daha cok) = much obliged = thank you: Teşekkürler, minnettarım.
    Flexing: Show off denilebilir. Elinizde olan bir şeyi (altın vb olabilir) rahatsız edici şekilde karşı tarafa göstermek.
    Tripping: Çıldırmak/ kafayı sıyırmak, mal mal konuşmak, kendine aksiyon aramak. If he keep trippin, imma pack him out, on god.
    High: Kafası güzel olmak. (genellikle ottan falan, alkol de olabilir.) He's high asf, he dont even know what he says. (dont-doesnt bir fark yok arkadaşlar cambridge ingilizcesi konuşmak için kendinizi kasmayın karşıdaki anlasın yeter)
    Strip: Soyunmaktan ziyade argodaki anlamı mahalledeki köşedir. Kaldırım tarafında kalan yer yani.
    Strap: Tabanca - Stick: makineli tüfek
    Beef: Mesele-kavga-tartışma-savaş. I ain't got no beef with that guy, no worries.
    Smoke: Yukarıdaki ile aynı anlam. Fiil anlamı ise silahla öldürmek. They don't want no smoke. - Imma smoke them on sight.
    Take your time: Acele etme, vaktin var. = No rush.
    No worries: Sıkıntı yok, endişe etme. = Don't sweat it.
    As fuck: asf ya da af şeklinde kısaltılışı vardır, bir şeyin olduğundan daha ileri seviyede olduğunu göstermek için kullanılır. I'm starving asf. açlıktan geberiyorum gibi. Sadece cümle sonunda kullanılır ve oldukça aşırı fazla kullanımı vardır.
    For fucks sake: Lanet olsun, tanrı aşkına. Sizi hayal kırıklığına uğratan ve sinirinizi bozan bir durumlarda kullanabilirsiniz. "ffs" şeklinde internet kısaltması da vardır. For god's sake yapısından türemiştir.
    What yerine fuck kullanmak: Fuck you looking at? Fuck you want? Soru sorarken what kullanmak yerine fuck kullanılması o an soruyu soran kişinin oldukça sinirli olduğunu ifade eder, soruyu sinirle sorar.

    Shout-out (to someone)
    Selam göndermek, saygı duymak anlamında. Genelde mesela bir televizyona çıktınız ya da izlenilen bir şeye çıktınız birisine selam göndermek istiyorsunuz. "Can I give shootout?" diye sorabilirsiniz. Onun haricinde shout out to my guy, benim adamıma saygı duyun, saygılar gibi kullanımı olabilir. Tam Türkçe'sini belirtemedim fakat kullanıldığı zaman nasıl kullanıldığını rahat anlarsınız. S/o to .... diye kullanımı da var kısaltılışı.

    To hang out. (fiil)
    Eğer birisi size genellikle nerede takıldığınızı soruyorsa (where you usually hang out) o kişi sizin boş zamanınız olduğunda nerede takılmayı tercih edeceğinizi bilmek istiyor. Bir nevi takılmak olarak kullanabiliriz.
    “Hey, it’s great to see you again.”
    “And you. We must hang out sometime.”

    To have a crush (on someone) (fiil)
    Birisinden hoşlanmak, ona bağlanmak gibi bir şey diyebiliriz.
    “I have the biggest crush on Simon. He’s so cute!”
    “Oooh, you’re so crushing on Michael right now!”

    ............................................................................................................................................................................................................................................

    İkinci bölüm burada. Aklıma geldikçe eklemeye devam edeceğim.

    Throw someone under the buss.
    Bencil nedenlerden dolayı arkadaşa ya da müttefiğe ihanet etme anlamına gelen argolardan biri. Karşınızdaki ile ilişkiniz tartışmalı & uygunsuz hale geldiğinde o ilişkinin kesilmesini tanımlamak için kullanılır. Bu deyim direkt satış koymak olarak da kullanılabilir.
    If you do that again, imma throw you under the buss, get it?

    Get it: Anladın mı? I get it ya da I got it şeklinde cevap verilebilir. I feel you olarak da cevap verilebilir. Seni anladım, olayı kaptım şeklinde.
    Bet: Cevap verirken anladım, katılıyorum, elbette, tamam gibi anlamları var. I bet you .... gibi kullanıldığında eminim, bahsine girerim sen .... gibi anlamı oluyor.
    Word (up): Evet, doğru, aynen gibi anlamları var. Oldukça fazla kullanılır. Genel olarak sadece cevap vermek için kullanılır, konuşma esnasında durumu onaylamak ya da size denilen şeyi okaylemek gibi.
    ASAP: Açılımı as soon as possible'dır. Yazı dilinin vazgeçilmez kullanımlarındandır. Mümkün olabildiğince kısa sürede, en kısa zamanda gibi anlamları vardır. Cümlenin sonunda kullanılır. Örnek kullanım birisine mesaj atıyoruz: Wya? (where you at kısaltılmışı) Call me ASAP. I gotta(have to) tell you something.
    Ounce: Slang olduğu söylenemez sadece bilginiz olsun diye yazıyorum. Ounce Birleşik Devletler ülkesinde (US) çok kullanılır ve anlamı bizdeki 28 gramdır. Ons gibi söylenişi de vardır, O da.
    Quad: 7 gram, 4 quad 1 ounce eder.
    Ion ya da I on't: I don't anlamına gelir.
    Digits: Telefon numarası anlamına gelir. Birisi size #? diye işaret ediyorsa o da telefon numarasını soruyodur. I need your digits real quick.
    Fuck with: Beğenmek, onla yatıp kalkmak. Kısaltılışı fw'dir ve oldukça fazla kullanılır. I fw the song u released yesterday, its lit fam no cap. (dün çıkardığın şarkıyı beğendim, on numara kanka yalan yok) - I don't fuck with them niggas. (o zencileri sevmiyorum) Nadir de olsa mess with olarak da kullanılabilir. Uğraşmak gibi ama birisiyle uğraşmak yani iş ile uğraşmak değil sıkıntı tip düşünün.
    Real quick: En en en çok gördüğüm slanglerden birisi olabilir. Genelde cümle sonunda kullanılır ve rq gibi kısaltılışı da vardır. Anlamı "very quickly"dir. Hızlıca. Man please leave the car real quick.
    Sure thing: Ayıpsın, rica ederim, tabii ki gibi anlamları var.
    Give someone lift ya da give someone ride: Arabayla ya da herhangi bir araçla bırakmak. Hey man, can ya give me lift? I'm tired as fuck, can't feel my legs been walking for hours.
    Smh: İnternet dili kullanımlarındandır, shake my head gibi anlamı var. Kullanımı ise mesela internette aptalca bir şey görürsünüz, arkadaşınız aptalca bir şey yazar. Tepkinizi smh yazarak belirtebilirsiniz. Facepalm gibi bir şeydir.
    Tryna: Trying to'nun kısaltılmış halidir. Konuşma dilinin vazgeçilmezlerindendir.
    Kick it: To chill, to hang out gibi anlamları vardır. Yani takılmaktır. I've been kickin it with crazycells in ma crib, you can pay a visit if you want.
    I'm down: Tamamdır, bu işin içinde varım demek. Birisi size gece onunla birlikte kulübe gelip gelmeyeceğini sorar, yes gibi cevap vermek yerine I'm down diyebilirsiniz. I'm down for whatever you say, sen ne diyorsan okay'im tamamım gibi anlamı var.
    Bill(s): Banknot anlamı var, genel olarak 100 dolar için kullanılır. Diğer adı Benjamin'dir. 1 dolar için de kullanıldığını görmüşlüğüm var bilen kişiler aşağıdan aydınlatabilir emin değilim 1 dolar için geçerli olup olmadığına.
    Paper: Para
    Lowkey: Çaktırmadan, ufaktan gibi anlamları var. Tam türkçeye nasıl vuracağımı bilmiyorum ama örnekte anlarsınız gibi. I low-key have a crush on Ayşe misal.
    True blue: Oldukça sadık. He's a true blue kid, don't worry about him.
    Zipperhead: Asyalılara karşı kullanılan hakaret. Uzak doğulu, asyalı piç gibi. Çekik gözlü birisiyle ters düşerseniz kullanabilirsiniz.
    Thot: Bitch, orospu.
    Call someone on the carpet: itin kıçına sokmak. He was/got called on the carpet for missing the deadline.
    Pop the hood: Arabanın kaputunu açmak.
    Opp: Opponent-opposition'un kısaltılışıdır ve oldukça fazla kullanılır. Düşman gibi bir şey.
    Dome: Kafa anlamına gelir. Nine to yo dome. Three 6 mafia'nın şarkılarından birisinin adıdır. Kafana dokuz milim mermi gibi anlamına gelir. Amerika'nın bazı bölgelerinde oldukça fazla kullanılır hatta bu argo İngiltere'ye kadar sıçramıştır.
    Bring it on: Hodri meydan, sıkıyorsa gel. used to express confidence in meeting a challenge.
    Pecker: Penis.
    It's on (motherfucker): Kavga başlatma sözlerinden biridir. Pek kullanılmaz ama yine de kullanıldığını gördüm nadir de olsa.
    Screw: Fuck yerine kullanılabilir. Screw up, screw it. (Fuck up, screw it)
    Fuck up: Mahvolmak, bitmek. We done fucked up. There's no point in talkin to dem boys any mo, forget bout it. (Screw up da diyebilirsiniz bunun yerine)
    Fuck it: S-ktir et -- a-mina koyim. (Screw it de kullanılabilir)
    Feel, feel me, do you feel me: (Beni) Anlıyor musun? I jus wanna get it over with, you feel me dog?
    Dip: Hızlıca ayrılmak. We dippin boys, stop wasting time.
    Pull up: Aşırı kullanılır ve tam olarak nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum bu slangi. Birisiyle aranız kötüdür ve düşmanınıza yazarsınız "I'm pulling up to your hood in a bit." diye. Arabamı sizin mahallenize çekicem - sizin oraya geliyorum gibi gibi ama yani tek düşman olarak değil. Arkadaşınız diyebilir pull up to(on) ..., we gonna throw a party there. Gitmek, gelmek için anlamlarda kullanılabilir.
    Hit up: Mesaj çekmek, aramak. Pass me your digits, imma hit you up tonite to talk bout that beef. It gotta be sorted by tomorrow.
    Top shelf: Çok kaliteli. I got hella topshelf products if ure interested.
    Jeez: Jesus Christ. Aman Allah'ım gibi bir şey. Jesus Christ kullanmanız daha iyi olur ama. Şaşkınlık-sinir gibi durumlarda kullanılır.
    ---------------------------------------------------------------.
    3. bölüm

    I go by (...) ve you can call me (...) Birisi size isminizi sorduğunda verebileceğiniz cevap alternatiflerindendir ve oldukça kullanılır.
    +Who you be bro?
    -I go by Kaan. (ya da You can call me Kaan.)
    Pick on: Sataşmak-bulaşmak.
    My boss picking on me all the time. If he keeps doing that I'll tear down his joint.
    No good: İşe yaramaz, boş kişi.
    No clue: I don't have any idea ile eş anlamlı, bilmiyorum-herhangi bir fikrim yok anlamında kullanılır.
    Be off to: Bir yere gidiyor olduğunuzu belirtmek için kullanılır.
    I'm off to school. (okula gidiyorum şu an)
    I'm off to Canada next week. (önümüzdeki hafta Kanada'ya gidiyorum)
    Jump on: Birisine aniden saldırmak, dövmek.
    Motherfuckers jumped on me while I was talking to my girlfriend on the phone. (kız arkadaşımla telefonda konuşurken or. cocukları bana saldırdı)
    Sit tight: Genelde polis çevirmelerinde kullanılır. Polis sizle konuşup arabasına geri döneceği esnasında size sit tight yani yerinde kal, kımıldama, otur oturduğun yerde diyebilir.
    Blow: Kokain
    Bare: Kelime anlamı olan yalından ziyade (bare foot-yalın ayak vb) argo anlamı verydir yani çok anlamına gelir. I got bare .... diye cümle kurabilirsiniz. Hella yerine geçebilir.
    Sing someone's praises: Övmek, övgüyle söz etmek gibi anlamları var.
    Brandy been singing your praises for days. We'll see whether he's right or not. (Brandy seni günlerdir övüyor (öve öve arşa çıkarıyor) onun doğru(haklı) olup olmadığını göreceğiz.
    Hit on: Yavşamak.
    I saw Ahmet hitting on my girlfriend yesterday bro! I was going to punch him in the fucking face but then I noticed that she was cheating on me tho! (Ahmeti dün kız arkadaşıma yavşarken gördüm. Onu tam yumruklayacaktım ana sonradan farkettim ki benim manita da beni aldatıyormuş!)
    Let me know: Oldukça fazla kullanılır, Lemme know gibi de kullanılır. Bileyim gibi anlamı vardır. İnternet dilinde LMK şeklinde kısaltılışı da vardır. Genelde arkadaşınızdan bir şey beklersiniz, müsait olduğunda ya da eline geçtiğinde beni haber et olarak kullanılabilir. Aslında her şey için kullanılabilir örneklerde anlarsınız.
    If you get any of those packages, let me know.
    If she wants to join the party as well, let me know.
    Let me know if you come to turkey bro.
    Catch someone slippin(g): Birini hazırlıksız- off guard yakalamak. Cops caught me slippin doe, I couldnt even do the dash 'cause my whip's key wasn't on me. Aynı zamanda düşmana ya da polise silahsız yakalanmak (onları vuramayacağın için) anlamı da vardır. Zenciler daha çok "Catch someone lacking" kullanır ve lacking onların jargonunda silahsız olmak anlamına gelir. I'm lacking doe. (silahım yok kanka.)
    Clap: Alkıştan ziyade sokaktaki anlamı birisini silahla vurarak öldürmektir.
    Fye: İnternet dili kullanımıdır, fire ateş ediyor gibi bir şey düşünebilirsiniz bizde de vardır fotoğrafların altına yorum attığımız şekil.
    Patdown: Üst aramasıdır ve oldukça fazla kullanılır.
    I got pat down by the cops three times in a row. If I get pat down once more, I'll do the dash. (üç defa üst üste polisler tarafından üzerim arandı. bir daha ararlarsa kaçacağım)
    Decent: Good, iyi-güzel.
    So long: Hoşçakal.
    Spit the truth: Gerçekleri tükürmek, gerçekleri konuşmak.
    When it rains it pours: Kötü şeyler üst üste gelir.
    Holla (holler) at me: Beni ara.
    I'mma holla at you when I'm available. (müsait oldugumda seni arıcam, sana mesaj cekicem, sana ulasıcam gibi anlamları olabilir)
    Cry me a river: Ufaktan sarcastic(iğneleyici) olarak ağlarsan ağla, aman ne acıklı! gibi anlamlara geliyor.
    Hold up (hollup): Bekle anlamına geliyor. Telefonda arkadaşınıza: Hollup a minute, am busy dealing with my mom right now. diyebilirsiniz.
    Take it easy: Sakin ol, görüşürüz anlamları var. İki şekilde de kullanılabilir. Daha çok sakin ol acele etme gibi olarak kullanılır.
    Don't get me wrong but...: Oldukça kullanılan bir sözdür. Beni yanlış anlama ama .... şeklinde devamını getirebilirsiniz.
    Chop shop: Amerika'da da Kanada'da da kullanılır. Çalıntı arabaların parçaların söküldüğü (hurdaya verildiği junkyard gibi düşünebilirsiniz) yerlere denir. Kuzey Amerika'ya özgü bir argodur.
    Out of the blue: Abruptly, unexpectedly gibi anlamlara gelebilir. Hop diye -birden bire demek.
    No face no case: Şarkılarda da duyabileceğimiz sözlerden. Polisler sizi araba çaldığınız için tutuklar ve sonra delil yetersizliğinden serbest bırakılırsınız. Polisler sizin %100 suçlu olduğunuzu bilse bile bir şey yapamaz. Her suç için geçerli olabilir. Tam anlamı kanıt yoksa dosya da yoktur tutuklama da yoktur. No face no case.

    .......................................................................................................

    1. bölüm
      Gazillion: Fazla sayıda ya da miktarda demek, vurgu için kullanılır.
      Gazillions of books.
      12 gazillion emails...
      Bustdown: Her zaman birisiyle ilişkiye girmeye hazır olan kadınlara denir.
      Simp: Ahmak, a*salak. (kızlara yalaklık yapan kişilere deniyor)
      Might as well/ May as well: Bari.
      Now that we know Edward is nasty, we MIGHT AS WELL delete his number from our cellphones.
      We might as well order a second cheesecake, since they are selling two for the price of one.
      In dribs and drabs: Ufaktan, azar azar gibi anlamları var. Örnekte kullanımını anlarsınız.
      Opening the doors, hopefully people will come in dribs and drabs.
      Go south: Amerikan arkadaşlarımdan baya duyduğum argolardan birtanesi. Durumun kötüye gitmesi gibi bir şey ve her yerde kullanılabilir.
      If this conversation goes south, we'll have to leave this place.
      Blunt force trauma (BFT): @knnrn yanlışsam beni düzeltebilir, kafaya ya da vücudun herhangi bir yerine sopa gibi şeylerle alınan darbe.
      Male asian suffering from blunt force trauma right now, come and help him.
      Shitstorm: Sadece tek birtane kötü şey oluyor anlamında değil, birçok kötü şeyin kısa zamanda oluyor anlamı var bu argoda. Üzüntülü, iğrenç, şanssız durumlarda kullanılabiliyor. Belalı gibi bir şey diyebiliriz.
      Q: How was work today?
      A: Sucked! It was one SHITSTORM after another!
      Push someone around: Birine kaba ve kötü davranmak, itmek/kalkmak.
      When we were kids, my older brother liked to push me around.
      Beat (ya da smash) someone to a pulp: Birisini öldüresiye dövmek.
      Beat (one) to the punch: Başka birisi yapmadan/söylemeden önce sizin yapmanız/söylemeniz ya da başka bir kişinin.
      He wanted to ask Mary to dance, but Ron beat him to the punch.
      I was going to suggest that idea to the boss today, but unfortunately one of my co-workers beat me to the punch. (bu fikri patronuma önerecektim bugün ama ne yazık ki benim meslektaşlarımdan birtanesi benden hızlı davrandı, o önerdi)
      Lash out at someone: Birden birisine sözlü ya da fiziksel saldırıda bulunmak.
      As a politician, he frequently lashed out at the press.
      Take up for: Birisinin tarafında, onun yanında olmak.
      I'm the only one that ever took up for you.
      Be even: Ödeşmek
      We're even now. (Şimdi ödeştik)
      Stand up guy: Sadık ve güvenilir arkadaş.
      Mulatto: Siyah-beyaz melezi. (annesi ya da babası birisi siyah diğeri beyaz, ortaya gelen çocuk mulatto)
      Cut someone some slack: Birisini rahat bırakmak, üzerine gitmemek.
      Cut me some slack, got already loads of works to do.

    ...............................................................................................................................................................................................................

    1. bölüm

    Wrap up: Bitirmek anlamında kullanılır. We can wrap this interview up if don't have anything to say.
    Run one's mouth: Kışkırtıcı şekilde boş gevezelik yapmak. Örneği internetten çaldım:
    He likes to run his mouth, but he won't do anything. If she keeps running her mouth at the referee, she's going to be ejected from this game.
    Make someone's day: Birisinin gününü gün etmek. Birisi sizin için çok güzel bir şey yapar, size çok sevindirici bir haber verir. You literally made my day bro diyebilirsiniz örneğin.
    Sick: Hasta olmaktan ziyade on numara demek. Aynı zamanda güzel kızlara da dendiğini gördüm.
    Whip (ingilizler de hooptie der): Araba.
    Ew: Direkt bizim kullandığımız ıyyyyyyy olayının İngilizce versiyonu. Tiksindirici şeylere diyorlar. Çok aptalca bir şey gördüklerinde de bunu söyleyerek/yazarak tepki verebiliyorlar.
    Period: Bizdeki nokta olayı. Açacak olursam biz bazen deriz, bu iş burada bitti nokta. Onlar da period kullanıyor, üstüne söylenecek söz yok. This is the best metal band in the world, period.
    Shrink: Psikiyatristlere diyorlar. Shrink daha yaygın bir kullanım.
    Give it a shot: Denemek. You should give painting a shot.
    Give benefit of the doubt: Son zamanlarda en çok karşıma çıkan kalıplardan. Tam Türkçe karşılığı yok ama verdiğim örnekle iyi anlayacaksınız:
    Polis sizi yüksek hızdan dolayı çevirdi diyelim. Polis size neden yüksek hız yaptınız diye soruyor, bu durumda siz hızlıca bir bahane uyduruyorsunuz işte ne bileyim çocuğum hasta falan. Polis pek inanmıyor ama yine de sizin dediğinizi kabul edip size ceza yazmıyor. I'll give you benefit of the doubt but next time please be careful. diye cevap verebilir.
    Gucci: Efsane / on numara demek.
    Orale: Amerika'nın güney yakasında hispanik (meksikan) abilerimizden duyabileceğimiz bir laf. Genelde tamam anlamına gelir, bir fikre katıldığını beyan eder. Orale wey de kullanılır, wey önceki argolarda bahsettiğim fool (kanka) anlamına geçer.
    Right on: Orale kelimesinin aynısı, İngilizce versiyonu. Oldukça kullanılır.
    Link up: Buluşmak. I'll link you up in the parking lot.
    Suck: Çok kötü, berbat anlamında. It sucks ifadesi çok kullanılır.
    Tough luck: Şansına küs.
    Clusterfuck: Karmakarışık/hatalarla dolu/yanlış yönetilmiş bir olay.
    Ambulance chaser: Direkt turengden aldığımı bırakacağım. Kötü avukatlara takılmış bir lakaptır aynı zamanda, sadece aşağıdaki değil.
    Yaralanmayla sonuçlanan kazaları takip ederek mağduru tazminat davası açmaya teşvik eden/mağdura hukuki tavsiye vererek iş almaya çalışan avukat.
    Getting laid / clapping cheeks: İlişkiye girmek.

    ........................................................................................................................................................................................................................................................

    Üyelerin paylaştığı argoları da buraya koyuyorum, aramanıza gerek kalmasın diye. Ekleme yapıp destek verenlere teşekkürler.

    Ringing a bell: Hatırlatmak, tanıdık gelmek. That name is ringing a bell (o isim bana tanidik geliyor).

    That'd be all: Alışveriş yapınca, kasada ödeme yaparken "Hepsi bu mu veya hepsi bu" anlaminda. Ben bunu Florida'da hem çok duyardım hem çok kullanırdım.Delaware'de hiç duymadım şu ana kadar. O yüzden kullanmaz oldum.

    Beef up: Extra bir şeyler eklemek/doldurmak. You need to beef up your fridge with beers. (Dolabını bira ile doldurmalısın.)

    Go nuts: Delirmek/kafayı yemek. He went nuts with his new job. (O yeni işinde delirdi, kafayı yedi)

    Piss off: Sinirlenmek. My brother pisses me off. (Kardeşim beni sinirlendirir)

    Drive crazy: Çıldırmak/çıldırtmak. My boss drives me crazy. (Patronum beni çıldırtıyor)

    Running late: Geç kalmak. He is running late for the school today. (O okula geç kalıyor bugün)

    credit: @MySea

    Sağlık sektöründe sık kullanılan birkaç ifade. Tıbbi terim gibi gelse de vatandaşlar tarafından da yaygın bir şekilde kullanılıyor.

    PRN: Lüzum halinde
    BM (bowel movements): barsak hareketi, dışkılama
    PO: oral, ağızdan
    Follow up: Takip randevusu
    Flu shot: Grip aşısı
    BID: günde iki defa
    Throw up: kusmak
    Rx: reçete
    Dx: tanı, teşhis
    Tx: tedavi
    Bx: biyopsi
    Sx: cerrahi, ameliyat
    CAT scan: bilgisayarlı tomografi, BT
    Blood draw: kan almak

    credit: @knnrn

    ben de bir kaç kısaltma ekleyeyim. Yazı dilinde kısaltma kullanmayı çok seviyorlar.

    Fyi: For your information (Bilginize)
    Brgds: Best regards (Saygılarımla)
    Afaik: As far as I know (Bildiğim kadarıyla)
    Imho: In my humble opinion (Naçizane benim görüşüm..) (kişisel yorumum ben daha çok imo görüyorum humble kullanılmadan)
    Brb: Be right back (hemen döneceğim - cumaya gittim gibi birşey 🙂
    eta: estimated time of arrival (kelime anlama tahmini varış zamanı olsa da , bir işin ya da sorunun tahmini bitiş süresi için de kullanılır.. "do you have an eta for the fix? gibi)
    FIFO: First in first out (ilk giren ilk çıkar)
    LIFO: Last in first out (son giren ilk çıkar)
    John Doe: Kimliği belirsiz ya da açıklanması istenmeyen erkek kişi. Kadın: Jane Doe
    TBA: To be announced (Sonradan duyurulacak)

    credit: @goblis

    Restoranda içecek icin "easy ice" (with or without ice?) Az buzlu -içecek icin.

    credit: @caglaror

    Fixing to: Going to ya da about to anlamı var. Tamir etmek gibi anlamı yok. I was fixin to go to Forth worth.

    Gazlı şekerli içeceğe de soda diyorlar. Bizim maden suyu gibi değil

    loonie: 1 dolar
    toonie: 2 dolar= Kanada için.

    Making buck: Para yapmak
    Takin the gravy train: Kısa yoldan fırsat bulup köşe olmak, Kısa yoldan yırtmak birşeyi lehine kullanarak yırtmak.

    10-4: anlaşıldı, tamam.

    posted in İngilizce
  • RE: DV2022 Mülakat Deneyimleri

    Bana yıllar gibi gelen ayların ardından hep hayalini kurduğum mülakat deneyimini nihayet yazıyorum. Deneyimimi sağlık muayenesi ve mülakat olarak ikiye ayıracağım, okumak istediğiniz yerden başlayabilirsiniz. Kendime dair bir özet verecek olursam tek kişiyim, 19 yaşındayım ve haliyle lise mezunuyum. Türkiye'den gitme istediğim ekonominin kötüye gitmesiyle başlamadı çocukluğumdan beri bir Amerika hayalim vardı o yüzden greencard benim için aklınıza gelebilecek her şeyi ifade ediyordu. Açık konuşayım, son yıllarda milletimize karşı saygımı yitirdim, her gün karşılaştığım kaba, ahlaksız insan türleri yüzünden ülkeden soğudum ama talihli olduktan sonra bu forumda başlayan maceramda, bu ülkenin belki de en iyi insanlarını tanıdım. Öncelikle DV2022 telegram grubu yöneticilerinden İsmail abi başta olmak üzere tüm yöneticilere teşekkürlerimi iletiyorum. Tek kuruş harcamadan, tek hata yapmadan bugün vizemizi aldıysak, bu aile sayesinde. Gerçekten bir aile gibi oldu burası benim için çünkü en umutsuz hissettiğim anda bile grupta insanlara, bana nasıl umut olduklarını gördüm. Şimdiye kadar düzenledikleri kampanyalar ve sarf ettikleri tüm efor için adminlerimize teşekkürlerimi sunuyorum.

    -SAĞLIK MUAYENESİ-
    14 Aralık'taki mülakatım için 1 hafta öncesine, 8 Aralık'a aldığım sağlık muayenesi için İstanbul'dan Ankara'ya gittim. Unganlar'a 10 dk yürüme mesafesinde Notte Hotel diye bir yerde 2 gece boyunca konakladım ve şunu söyleyebilirim ki kesinlikle önermem. Gece koridordaki seslerden dolayı sürekli uykum bölündü, çalışanlar ilgisizdi. 8 Aralık 11:45'teki randevum için 11:30'da binaya giriş yaptım ve 4. kata çıktım. Orada Unganların front-desk'inden pasaportum, covid-19 aşı kartım ve DS-260 onay sayfasını (barkotlu) teslim ettim ve beklemeye geçtim. Sonrasında beni çağırıp fotoğrafımı çektiler ve bir alt kattaki düzen laboratuvarına gönderdiler. Orada kan tahlili, göğüs röntgeni ve idrar tahlili (25 yaş üstüne bu yapılmıyormuş. Fiyatı da yanlış hatırlamıyorsam 60 dolar) yapıldı. Bu 3 işlem için 117.5 Dolar ödedim. Sonrasında tekrar unganlara çıktım ve bana saat 2:45'te tekrar gelmemi söylediler. Çıkıp yemek yiyip biraz oyalandıktan sonra tekrar unganlara gittim yoğunluktan dolayı biraz beklemem gerekti sonrasında Handan Hanım beni muayene etmek için içeriye çağırdı. Boy ve kilo ölçümü yapıldıktan sonra sadece iç çamaşırım kalacak şekilde soyundum ve nasıl giyildiğini anlamamın biraz uzun sürdüğü bir yelek giydim 🙂 Sonra Handan Hanım muayene için geldi ve muayeneye direkt 19 yaşında bir kazanan ne kadar şanslısın diyerek başladı 🙂 Sonrasında kalp ciğer ve hatırlamadığım birçok bölgeyle ilgili bir rahatsızlık yaşadın mı diye sorarken bir yandan göğüs ve sırtımda dinlemeler yaptı. Ardından Türkiye'de ne yaptığımı, okuduğum okula dair detayları sordu. Amerika'da nereye gitmek istediğimi, okula devam edip etmeyeceğimi sordu ben de ilk etapta sadece çalışmayı düşündüğümü söyledim. Sonrasında uyuşturucu, alkol, sigara kullanıp kullandın mı, psikolojik sorun yaşadın mı depresyona girdin mi intihar denedin mi tarzı klasik soruları sordu. Bu soruları sorarken 3 aşımı tamamladı. (Aşı kartı götürmediğim için tüm aşıları oldum) Dövme piercing var mı dedi yok dedim ve tamam giyinebilirsin diyerek muayeneyi sonlandırdı. Giyinip perdenin arkasından çıktıktan sonra tebrik ederim mülakatta bol şans dedi ve tekrar beni danışmaya yönlendirdi. Danışmada da tam 250 Dolar ödeme yaptım. (3 aşı yaptırdığım için maximum ücreti ödedim aslında) ve yarın 3-6 arası raporunu alabilirsin bir sıkıntı olursa biz seni arayacağız, aramazsak her şey yolundadır dendi. Ertesi gün saat 3'te gittim ve raporumu aldım. Gri bir zarf ve bunu asla açmamanız gerekiyor. Kapalı şekilde konsolosluğa götürün.

    -MÜLAKAT GÜNÜ-

    Veee gelelim o kutsal güne.. Şimdiye kadarki hayatımın en güzel günüydü diyebilirim. 14 Aralık Salı günü olan mülakatım için pazartesi Ankara'daydım. Konsolosluğa 5dk yürüme mesafesinde Class Otelde konakladım ve herkese gönül rahatlığıyla önerebilirim. Tek eksiği kahvaltı zayıftı onun dışında her şey güzeldi. Yine forum yöneticilerimizin tavsiyesiyle Pazartesi akşamı Onur Bey ile buluşup ( yan odamda konaklıyordu, okuyarsa selam olsun 😊) belgelerimiz için son bir çapraz kontrol sağladık. O gece yine İsmail abi sağ olsun zamanını ayırdı ve beni bayağı bir rahatlattı. Hakkını nasıl öderim bilmiyorum tekrar tekrar teşekkürler 😊 Gece biraz zor geçti uyuyamadım heyecandan ama bir şekilde sabah ettik. Sabah 8:45’te olan randevumuz için 7 buçuk gibi konsolosluğun önündeydik. Hemen karşıdaki kaktüs kafede bugün mülakatı olan 4 kişi toplandık ve mülakat öncesi sohbet ettik. Ardından 8:15de mülakatı olan 2 kişi girdi sonra çok geçmeden biz gittik ve boş olduğu için sanırım saat daha 8:30 olmadan güvenlik bizi içeri aldı. Girişte Covid ile ilgili bir form doldurduk ve içeri girdik. Hiçbir metal, teknolojik alet sokulmuyor içeriye. Pasaportumu verdim ve sıra numarası alıp beklemeye koyuldum. Sıra numaram ilk yandığında belgelerimi vermeye gittim. Buradaki hanımefendi İngilizce konuşabiliyor musunuz dedi ben de evet dedim. Pasaport, 2 adet fotoğraf, Adli sicil kaydı ve Nüfus kayıt örneği ( KCC’ye gönderdiklerim ve yenileri) Diploma aslı ve fotokopisi, sağlık raporu, banka dokümanlarım, öğrenci belgem ve greencardımın gönderilmesini istediğim adresi verdim. Sonrasında tekrar beklemeye koyuldum ve numaram 2. sefer yandığında 330 Dolar vize ücretini ödemek için kasaya gittim. Ödemeyi gerçekleştirdikten sonra tekrar bir bekleyiş ve numaram son kez yandı. Mülakatım için çağırıldığım vezneye gittim ve dünyalar tatlısı bir hanımefendi merhaba hosgeldiniz diyerek aşırı yüksek bir enerjiyle beni karşıladı. Ben de aynı şekilde merhaba dedim sağ elimi kaldırıp yemin etmemi istedi ve yemin ettim. Sonra parmak izimi alırken İngilizce bilmeme biraz şaşırdı ve nerede öğrendin dedi ben de okulda dedim. Aksanın çok iyi dedi ben de Amerikan kültürüne başından beri ilgili olduğumu dile kendimi yıllardır maruz bıraktığımı söyledim. Sonrasında mülakat başladı;
    -Nerede yaşıyorsun?
    +İstanbul
    -Çalışıyor musun öğrenci misin?
    +Öğrenciydim ancak ara verdim (kayıt dondurdum)
    -Hangi bölüm?
    +Alman Dili ve Edebiyatı
    -Wow, German (boş bölüm halbuki 😊)
    Sonra banka hesabıma baktı. Burada vermem gereken detaylar; 14.700 Dolar gösterdim hesapta ve parayı Ağustosta hesaba yatırdım.
    -Sana para gönderildiğini görüyorum, kim bu?
    +Babam.
    -Peki bu para senin mi artık yoksa geri mi vereceksin?
    +Babamın desteği, bende kalacak.
    -Baban ne iş yapıyor? O da İstanbu’da mı?
    +Tekstil, evet İstanbul.
    Her şey süper görünüyor dedi yine mükemmel bir enerjiyle gülerek, ben bir rahatladım anlatamam..
    -Amerika’da nereye gideceksin?
    +Florida
    -Neden Florida?
    +İklimi güzel, ucuz yaşam maliyetleri ve turizm bölgesi olmasından dolayı iş fırsatlarının çokluğu.
    -Mantıklı, peki ne iş yapacaksın.
    +Doğrusunu isterseniz bulduğum her işi yapacağım ilk etapta, orada kendime bir hayat kurmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Hizmet sektörü olur.
    -Tebrikler, vizeniz onaylandı 4 iş günü içerisinde pasaportunuzu göndereceğiz.
    +Çok teşekkür ederim, have a great day dedim ve o an içimde fırtınalar koparken kendimi dışarı attım. Ama nasıl attım ne siz sorun ne ben cevaplayayım. Bu muhteşem hissi isteyen, çabalayan herkes inşallah yaşar. Şunu da anladım ki stres yapmaya hiç gerek yokmuş her ne kadar elimizde olmasa da. Görevli olan herkes yardımcı olmaya çalışan güler yüzlü insanlardı. Özellikle mülakat alanındaki hanımefendi işinde çok profesyoneldi anlaşılan. İçimdeki tüm heyecanı çok güzel yönetmemi sağladı. Bu güzel deneyimin herkese nasip olması dileğiyle… BEKLE BENİ ORLANDO 😊

    posted in Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci
  • Amerika İçin Faydalı İnternet Siteleri

    Merhaba herkese! Forum kullanıcılarımızdan @density ve @smesut ile tarafımdan derlenmiş linklerdir. Kategorilere göre ayarladığımız faydalı linkleri bir arada bulabilirsiniz. Sürekli güncel tutacağız yeni şeyler geldikçe. Umarım işinize yarar şeyler bulabilirsiniz. Sevgiler.

    Not: Eksik, hatalı veya eklemek istediğiniz linkleri konuya yazabilir ya da bana gönderirseniz listeyi güncelleyebiliriz.


    Yolculuk


    .

    Yolculuk
    Skyscanner www.skyscanner.com Uçak bileti
    Expedia www.expedia.com Uçak bileti
    Orbitz www.orbitz.com Uçak bileti
    Cheap Flights www.cheapflights.com Uçak bileti
    Kayak www.kayak.com/flights Uçak bileti
    Turkish Airlines www.turkishairlines.com Uçak bileti
    Seat Guru www.seatguru.com Uçak model veya uçuş numaranızı girerek koltuklar hakkında bilgi alabilir, nereye oturmanızın daha iyi olacağını görebilirsiniz.

    .

    forumdaki ilgili konu: Ucak Yolculugu ve Ucak Bileti


    Barınma


    .

    Barınma
    Airbnb www.airbnb.com Günlük ev kiralama
    HotPads www.hotpads.com Günlük ev kiralama
    Zillow www.zillow.com Ev arama
    Trulia www.trulia.com Ev arama (Civarda ki suç oranlarını ve okul puanlarınıda görebilirsiniz.)
    Homes www.homes.com Ev arama
    ForRent www.forrent.com Ev arama
    Realtor www.realtor.com Ev arama
    ApartmentGuide www.apartmentguide.com Ev arama
    HAR www.har.com Ev arama (Texas eyaleti için)
    Naked Apartments www.nakedapartments.com Sahibinden ev arama (New York için)
    LandLeader www.landleader.com Arsa, çiftlik vb. arama
    NeighborhoodScout www.neighborhoodscout.com Ücret karşılığı adrese göre detaylı demografi, suç ve okul vb. raporu sunan site
    Nextdoor www.nextdoor.com Bir nevi adrese dayalı facebook, adresiniz ile kayıt olarak civardaki komşularınızla tanışabilirsiniz.
    Crime Reports www.crimereports.com Adrese göre suç oranları ve detaylı bilgiler.

    .


    İş


    .

    İş
    Upwardly Global www.upwardlyglobal.org Ücretsiz bir oluşum, size özgeçmişinizi düzenleme ve iş arama hakkında ipuçları veriyorlar.
    Indeed www.indeed.com İş arama
    Craiglist www.craigslist.org İş arama (Ve daha fazlası...)
    Monster www.monster.com İş arama
    Ziprecruiter www.ziprecruiter.com İş arama
    Career Builder www.careerbuilder.com İş arama
    LinkedIn www.linkedin.com İş arama
    Dice www.dice.com İş arama (Teknik)
    Cybercoders www.cybercoders.com İş arama (Teknik)
    Glassdoor www.glassdoor.com İş arama (Teknik, ayrıca maaş ortalamaları ve şirket değerlendirmeleri.)
    Simply Hired www.simplyhired.com İş arama
    Does www.does.dc.gov Amerikan hükümeti iş ve işci bulma kurumu
    Salary www.salary.com İşinize ve bölgeye göre ortalama maaşlar
    USA Jobs www.usajobs.gov Amerikan hükümet işleri (5 yıl sonra lazım olabilir 😉
    Idealist www.idealist.org İnsan Kaynakları (Gönüllülük esasına dayanan maaşlı olmayan işler.)
    Thumbtack www.thumbtack.com Çeşitli konularda işlere teklif verebilir, kendi profilinizi oluşturup iş teklifleri alabilirsiniz.
    Businessmart www.businessmart.com Kategorilere göre devredilen iş yerlerini görebilirsiniz.
    Business For Sale www.businessesforsale.com Yine devir olan iş yerlerini bulabilirsiniz.

    .


    Araba


    .

    Araba
    Carmax www.carmax.com İkinci el araç (Fiyatlar yüksek fakat garantili satış yapılıyor.)
    Carfax www.carfax.com İkinci el araç (Ayrıca VIN numarası ile araç geçmişi sorgulayabilirsiniz.)
    Craiglist www.craigslist.org İkinci el araç
    Car Gurus www.cargurus.com İkinci el araç
    Enterprise Car Sales www.enterprisecarsales.com İkinci el araç (Fiyatlar yüksek fakat garantili satış yapılıyor.)
    Rental Cars www.rentalcars.com Karşılaştırmalı araç kiralama
    True Car www.truecar.com İkinci el araç (Sıfır araçlar içinde bayi araştırması yapılabiliyor.)
    Car for Sale www.carsforsale.com İkinci el araç (Ayrıca VIN numarası ile araç geçmişi sorgulayabiliyorsunuz.)
    KBB www.kbb.com İkinci el ve sıfır araç bulma ve ayrıca aracın piyasa fiyatını görebilirsiniz.
    Driving Test www.driving-tests.org Eyaletlere göre örnek ehliyet sınavı testi çözme.
    AAA www.texas.aaa.com Araç yol hizmetleri ve sigorta
    DMV Traffic Tickets www.dmv.org/traffic-tickets.php Trafik cezalarınızı görebilirsiniz.

    .


    Sağlık


    .

    Sağlık
    Health Care www.healthcare.org Sağlık sigortası inceleme ve teklif alma
    Houston Health Canters www.houstontx.gov/health/HealthCenters/ Houston sağlık ocakları
    Your Texas Benefits www.yourtexasbenefits.com Texas sağlık ve yaşam yardım sitesi
    CVS www.cvs.com Online eczane
    Rite Aid www.riteaid.com Online eczane
    Seyahat Sağlığı www.seyahatsagligi.gov.tr Sağlık bakanlığının hazırlamış olduğu, tüm ülkeler için sağlık hakkında genel bilgiler.
    Health Finder www.healthfinder.com Doktor ve hastane arama

    .


    Eğitim


    .

    Eğitim
    Great Schools www.greatschools.org Okullar hakkında puanlama ve bilgi alma
    Community Collages www.usnews.com/education/community-colleges Community Collages için detaylı bilgiler
    ABD Eğitim www.abdegitim.net Amerika'da work and travel, üniversite ve dil eğitimi için detaylı bilgiler.
    Edcon www.edcon.com.tr Ücretsiz eğitim danışmanlığı
    USA Education www.usa.gov/education Amerikan hükümeti eğitim sitesi
    NCES www.nces.ed.gov/globallocator/ Okullar hakkında detaylı bilgi alma.
    NLD www.nationalliteracydirectory.org Ücetsiz dil kursları
    Internships www.internships.com İnsan Kaynakları (Yeni mezunlar için daha çok staj bazlı işler.)
    ELS www.els.edu Amerika'daki en büyük eğitim zinciri (Dil, master, üniversite vs.)
    Kids USA kids.usa.gov Çocuklar için eğitim sitesi
    Nces nces.ed.gov Okul, kolej ve kütüphane arama sitesi
    Care www.care.com Kreş ve anaokulu araştırmak için faydalı bir site.
    National Literacy Directory www.literacydirectory.org Yabancı dil sınıfları

    .


    Alışveriş


    .

    Alışveriş
    CORT Furniture www.cort.com İstediğiniz kadar süre için mobilya kiralayabiliyorsunuz. Yatak odası, oturma odası gibi komple takım olarak.
    Costco www.costco.com Ülkemizdeki Metro tarzı uygun fiyatlı marketler zinciri.
    Walmart www.walmart.com Marketler zinciri.
    Aldi www.aldi.us Uygun fiyatlı marketler zinciri.
    Tulumba www.tulumba.com Türkiye ile ilgili özlediğiniz ürünler (Çay, sucuk, Türk kahvesi vs.)
    Istanbul Food Bazaar www.istanbulfoodbazaar.com Türkiye ile ilgili özlediğiniz ürünler (Çay, sucuk, Türk kahvesi vs.)
    Parthenon Foods www.parthenonfoods.com Türkiye ile ilgili özlediğiniz ürünler (Çay, sucuk, Türk kahvesi vs.)
    Peapod www.peapod.com Online market (Massachusetts, Connecticut, New York, Rhode Island, Illinois, New Jersey, Wisconsin, Illinois, Virginia, Maryland ve Washington, D.C.
    D`Agostinos Supermarket www.dagnyc.com Online market (Chappaque, New York, Rye Brook, Cross River.)
    MyBrands www.mybrands.com Online market
    Fresh Direct www.freshdirect.com Online market
    Door To Door Organics www.doortodoororganics.com Online organik ürünler market. (Colorado, Connecticut, Delaware, Pennsylvania, Maryland , New Jersey, New York, West Virginia, VA and DC)
    We Go Shop www.wegoshop.com Sizin adınıza market alışverişinizi yapıp ücret karşılığında kapınıza getiriyor.
    Lidl www.lidl.com Alman asıllı indirim marketleri zinciri.
    Shop Goodwill www.shopgoodwill.com Açık arttırma sitesi.

    .

    forumdaki ilgili konu: Amerika'da Alisveris Yerleri ve Magaza Cesitleri


    Ulaşım


    .

    Ulaşım
    Amtrack www.amtrak.com Şehirler arası tren bileti almak için.
    Greyhound www.greyhound.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Jefferson www.jeffersonlines.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Megabus www.megabus.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Peter Pan Bus www.peterpanbus.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Trail Ways www.trailways.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Bolt Bus www.boltbus.com Şehirler arası otobüs bileti almak için.
    Virgin America www.virginamerica.com Uçak bileti almak için.
    American Airlines www.aa.com Uçak bileti almak için.
    Delta Airlines www.delta.com Uçak bileti almak için.
    Sky West www.skywest.com Uçak bileti almak için.
    Sprit www.spirit.com Uçak bileti almak için.
    Jet Blue www.jetblue.com Uçak bileti almak için.
    United Airlines www.united.com Uçak bileti almak için.
    Advantage www.advantage.com Araç kiralama.
    Alamo www.alamo.com Araç kiralama.
    Avis www.avis.com Araç kiralama.
    Budget www.budget.com Araç kiralama.
    Hertz www.hertz.com Araç kiralama.
    Enterprise www.enterprise.com Araç kiralama.
    Dollar www.dollar.com Araç kiralama.
    National Car www.nationalcar.com Araç kiralama.
    Payless Car www.paylesscar.com Araç kiralama.
    Thrifty www.thrifty.com Araç kiralama.

    .


    Çeşitli Linkler


    .

    Çeşitli Linkler
    IRS www.irs.gov Hükümet vergi dairesi, sıkça kullanılacak 😉
    Area Vibes www.areavibes.com Seçtiğiniz şehir hakkında yaşama endeksi puanı ve detaylı bilgiler veren, karşılaştırma yapabildiğiniz site.
    Best Place www.bestplaces.net Şehre göre detaylı puanlama ve bilgiler.
    Livability www.livability.com Eyaletler ve şehirler hakkında detaylı tanıtımlar, puanlamalar, guruplar, emlak ve daha bir çok bilgiyi bulabileceğiniz site.
    MIT Living Wage livingwage.mit.edu MIT üniversitesinin hazırladığı şehirlere göre minumum yaşam giderleri ve maaşları.
    Federal Income Tax Calculator www.smartasset.com/taxes/income-taxes Federal hükümete göre gelir vergisi hesaplama.
    US Tax Calculator us.thetaxcalculator.net Yine gelir verginizi hesaplayabileceğiniz bir site.
    Expatistan www.expatistan.com/cost-of-living Yaşam maliyetleri araştırma ve karşılaştırma.
    City Data www.city-data.com Şehirler hakkında çok detaylı bilgiler. (Hava kirliliğinden, evlerin kaç yıllık olduğuna kadar.)
    Best Place to Live www.niche.com/places-to-live/search/best-places-to-live/ Amerika'da yaşanacak en iyi yerler ev bilgiler.
    Walk Score www.walkscore.com Evinizin toplu taşımaya, merkeze olan uzaklığı vb. bilgiler ile puan veren bir site.
    Credit Karma www.creditkarma.com Bizdeki Findeks benzeri, kredi skorunuzu görebileceğiniz site.
    Vebu www.vebu.net Amerika'dan Türkçe haberler
    USCIS Settling US www.uscis.gov/tools/settling-us Hükümetin Amerika'ya yeni yerleşenler için rehberi.
    US Zip Codes www.unitedstateszipcodes.org Posta kodları
    State Sales Tax www.salestaxinstitute.com/resources/rates Eyaletlere göre güncel vergi oranlarını görebilirsiniz.
    USPTO www.uspto.gov Amerika patent ofisi
    MeetUp www.meetup.com Etkinlikler ve sosyal medya, yeni insanlara tanışmak ve etkinlikleri takip etmek için faydalı bir site.
    Internations www.internations.org Uluslararası yaşanlar için portal, çok faydalı. Bölgesel etkinlikler, arkadaşlıklar, milletine, yaşadığı yere gibi detaylı arama özellikleri var. Sadece davet ve özel mektup yazarak üye olunabiliyor. Davet için bana özelden ulaşabilirsiniz.
    Cell Phone Providers Review www.toptenreviews.com/mobile/phones/best-cell-phone-providers Amerika'da ki tüm cep telefonu operatörlerinin inceleme ve karşılaştırması.

    .

    posted in Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
  • RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

    Arkadaslar selam, bende birseyler yazayim. Benim gelelim 2 yil oldu ben olk New york a long island a geldim. Bi kac ay orda burda calistim bi akrabamizin yaninda kaldim ilk zamanlarda. Sonra 1600 dolara 1 odali cati arasi bi ev tuttuk derken ben o arada adam gibi bi is buldum. Technical Support Engineer. Sonrasinda arastirdim biraz 5 ay once Raleigh Kuzey karolina ya tasindim. Sanirim hayatimda verdigim en iyi kararlarinda biriydi. Burasinin new york la alakasi yok her sey cok uygun insani duzgun ne biliyim temiz duzenli. Havasi iliman oyle pis bi soguk yok. Her neyse gelmek isteyeni beklerim.

    Amerikaya gelmekte kararsiz olan varsa hic dusunmeden gelsin elbet bi is bulur bi yerde yasarsiniz he turkiyede ki konforonuz olmaz ama sabir. En gec 2 sene ye duzeninizi oturtur sonra keyfini surersiniz. Ben 28 yasinda geldim evliyken geldim yasiniz daha kucukse gelin burda bi community college dan 6 ayda bi sertifa alin iyi is bulun. Yasiniz 35 e kadar ise gelin bence. Ama beni yanlis anlamayin moral bozmak istemem ama her insan farklidir. 40 yasindan sonra tavsiye etmem. Neden etmem cunku duzenini bozucaksin maceraya gibi biseye atilacaksin. Yaparim derseniz ben arkanizdayim.

    Turklerle yiyin icin ama alisverise gelmeyin. Amerkada hic bir soylenene inanmayin. Hata yapmaktan korkmayin en fazla para cezasi yersiniz. Gelir gelmez kredi gerektiren herhangi bi sey yapmayin (araba, ev, motor, mobilya...) almak gibi. Paran varsa git 2000 dolara bi araba isini gorsun yerles skorun yukselsin sonra gider en iyisini alirsiniz. Gelip de gaza gelip kazik yemeyin...

    Is cok diye buyuk sehirleri tercih etmeyin. New york, los angeles, chicago berbat. Daha cok amerikalilarin goc ettigi, (immigrantlarin degil) yerleri secin yerlesmek icin. Cunku boyle yerlerde ne is yaparsaniz parasini alirsiniz. Belki Ny da daha fazla alirsiniz ama burda emin olun daha iyi yasarsiniz. North Carlona, Virginia, florida, texas, colorado, utah, georgia oneririm...

    Varsa sorunuz yardimci olurum. Ben kuzey karolina dayim buraya gelen olursa bana ulassin evimde misafir ederim istedigi kadar (aileyse tabi) ben geldigimde bize yardim eden oldu etmeyen yanlis yol gosteren de oldu.. bizde yardim etmeliyiz bence. kalin saglicakla...

    posted in Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
  • DV2021 Mulakat Deneyimleri

    DV2021 Mulakatlari ile ilgili yapmaniz gerekenler soyledir:


    KCC'den belge gonderimi emaili aldiktan sonra:

    • Ilgili belgeleri email ile KCC'ye gondermek

    Mulakat tarihiniz aciklandiktan sonra:

    • AIS'e kayit yaparak PTT subesi secme
    • Mulakat icin gereken dokumanlari hazirlama
    • Belirlenen doktordan saglik raporu alma
    • Konsoloslukta Mulakat Gorusmesi
    • Vizenin ulasmasi ve seyahat hazirligi
    • ABD’ye girmeden USCIS ucretini odeme

    DV2021 Zaman Cizelgesi:

    alt text

    Not: COVID-19 nedeniyle sonuclarin aciklanmasi 6 Haziran 2020'ye ertelendi.


    Mulakat tarihi aciklanmadan once:

    DS-260 formunu doldurup gonderdikten sonra KCC formlarinizi isleyecek ve siraniz gelince size bazi belgeleri gondermeniz icin talimat gonderecek. Bu emailin kopyasini asagidaki "Spoiler" kisminda bulabilirsiniz.


    Dear Mustafa Kemal Olmez,

    Congratulations on your selection for the 2021 Diversity Visa program!

    Please read this email and carefully follow the instructions listed in order to have your application processed as quickly as possible.

    You should review the list of required documents for processing below and send those to KCC to review as part of your application package, along with completing your DS-260. You will only be scheduled for interview at an overseas consular post after you have completed your DS-260 and submitted all documents required for your case and your visa rank number has become current.

    All documents should be submitted as attachments to your email to ensure they are properly received. We ask that you use the following method to name and attach your files:

    • Your DV case number;
    • The full name of the applicant whose document you scanned; and
    • The document name or form number.

    For example:

    2021AF00938653_John_Doe_Passport.pdf

    2021AF00938653_Jane_Doe_Birth_Certificate.pdf

    Use your case number as the subject of the email. The maximum email size is 30MB. If the total size of your attachments is larger than 30MB, send multiple emails using your case number as the subject of each email. Please send your documents for KCC review only after you have collected all of the required documents for yourself and all accompanying family members. Send documents only to the kccdvdocuments@state.gov email address.

    Documents photographed or scanned with a mobile phone are acceptable, but every document must be fully legible. Illegible or incomplete documents must be re-submitted and will delay processing of your case.

    All documents not in English, or in the official language of the country in which the application for a visa is being made, must be accompanied by certified translations. The translation must include a statement signed by the translator that states that the translation is accurate and the translator is competent to translate.

    • IMPORTANT NOTE: Do not mail any documents to KCC. Any documents sent to KCC will not be processed and will be destroyed.

    REQUIRED DOCUMENTS

    You and each family member immigrating with you to the United States should collect the civil documents that are required to support your visa application.

    Passport Biographic Page: You and each family member immigrating with you must submit a photocopy of the biographic data page of a currently valid passport. The biographic data page is the page with your photograph, name, date, and place of birth.

    If the passport used by the principal applicant to enter the DV program differs from the one currently being submitted, you should also include a photocopy of the principal applicant’s passport listed on the DV entry with a written explanation for the change to KCC. The Department of State’s regulations provide for three limited exemptions from the passport requirement. These three exemptions include: individuals who are stateless; nationals of a Communist-controlled country who are unable to obtain a passport from the government of the Communist-controlled country; and beneficiaries of an individual waiver approved by the Secretary of Homeland Security and the Secretary of State, pursuant to 22 CFR 42.2(g)(2). If you selected one of these exemptions on your DV entry, you should provide an explanation of your qualifications for the exemption you requested.

    Birth Certificate: You and each family member immigrating with you must submit a scan of an original birth certificate or certified copy.

    Marriage Certificate: If you are married, you should submit a scan of your original marriage certificate or a certified copy. Submitting this document now, if applicable, could help to expedite visa processing; if you do not provide this document now, you may be asked to provide this at your visa interview.

    Marriage Termination Documentation: If you were previously married, you should submit scanned evidence of the termination of EVERY prior marriage you have had. Your scanned evidence must be of an original or certified copy of one of the following documents: FINAL legal divorce decree, death certificate, or annulment papers. Submitting this document now, if applicable, could help to expedite visa processing; if you do not provide this document now, you may be asked to provide this at your visa interview.

    Military Records: If you served in the military of any country, you must submit a scanned copy of your military record.

    Police Certificates: If you are 16 years of age or older, you must submit a scanned copy of a police certificate from all countries you have lived in using below criteria:

    If you … AND you… THEN submit a police certificate from…
    Are 16 years old or older Lived in your country of nationality for more than 6 months at any time in your life Your country of nationality
    Are 16 years old or older Have lived in your country of current residence (if different from nationality) for more than 6 months Your country of current residence
    Have ever lived in another country for 12 months or more Were 16 years or older at the time you lived there The country where you used to live.
    Were arrested for any reason, regardless of how long you lived in that city or country, and no matter what age you were The city and/or country where you were arrested.

    Court Record: If you have been convicted of a crime, provide a certified copy of each court record and any prison record.

    Collect and submit your documents promptly. Your case will not be scheduled for a visa interview at a U.S. embassy or consulate until KCC has received and processed all required documents and the DS-260. Missing or illegible documents will delay processing of your case. If you cannot obtain a particular document, send an explanation of why you cannot obtain the document, as an attachment in .jpeg or .pdf format, to KCCDVDocuments@state.gov, with your case number in the subject line. Diversity visas are numerically limited and there is no guarantee a visa will be available. Only a consular officer can determine, at the time of the visa interview, if you are qualified to receive a Diversity Visa.

    If you have questions about document submission, you may contact KCC at kccdv@state.gov. The KCC telephone number is 606-526-7500 (7:15 a.m. until 4:30 p.m. EST).

    Bu emaili aldiktan sonra yapmaniz gereken bu belgeleri e-devletten alip KCC'nin ilgili email adresine yani kccdvdocuments@state.gov 'a gondermek. Bu belgeleri e-devletten online olarak alabilirsiniz ya da devlet dairelerinden alip tarayabilirsiniz. Belgeler .jpeg ya da .pdf formatlarindan birinde olmali. Bir fotograf makinesi ya da telefon ile de belgelerin fotograflarini cekebilirsiniz. Onemli olan belgelerin okunakli olmasi. Belgelerin Ingilizce veya Turkce olmasi gerekiyor, eger bu iki dil disindaysa ingilizce cevirisini de gondermelisiniz. KCC'ye bu belgeleri gondermeden bir mulakat tarihi alamayacaksiniz. Belgeleri Green Card alacak herkes icin ayri ayri hazirlamalisiniz (yani DS-260 formu doldurdugunuz herkes icin); fakat belgeleri tek bir seferde gonderebilirsiniz. Gondereceginiz emailin konu kismina full dosya numaranizi yazmalisiniz ("2021EU000000001" gibi). Gonderebileceginiz email boyutu maksimum 30 MB, eger taranan belgeler 30 MB'tan fazla tutuyorsa birden fazla email seklinde gondermelisiniz (her seferinde dosya numarasini email konu bolumune yazmalisiniz).

    Belgeleri bilgisayara aktardiktan sonra su sekilde isimlendirmelisiniz:

    • Your DV case number (DV dosya numaraniz)
    • The full name of the applicant whose document you scanned (belgesi taranan kisinin ismi ve soyismi)
    • The document name or form number (belgenin ismi veya numarasi)

    Ornegin; dosya numarasi 2021EU1 olan Mustafa Kemal Olmez adli kisinin pasaportu su sekilde isimlendirilmeli:

    2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Passport.pdf

    GEREKEN BELGELER:

    Pasaport Biografik Sayfasi
    (isim, fotograf, dogum tarihi gibi bilgilerinizi iceren pasaportun ilk sayfasini taramalisiniz!)
    Dogum Belgesi
    (TC vatandaslari icin bu belge Vukuatli nufus kayit ornegi'dir, e-devletten cikarabilirsiniz. Cocuklariniz icin de kendi nufus kayit ornegini kullanabilirsiniz. Cocuklarinizin bilgilerinin bu belgede yer aldigindan emin olun!)
    Evlilik Sertifikasi
    (Eger evliyseniz, evlilik cuzdaninizin bilgi iceren sayfalarini tarayabilirsiniz!)
    Bosanma Belgeleri
    (Eger bosandiysaniz ya da esiniz vefaat ettiyse ilgili bosanma veya olum belgesini gondermelisiniz)
    Askerlik Kaydi
    (E-devletten askerlik kaydiniza dair belge alip gonderebilirsiniz, TC vatandaslari icin bu belge mulakat sirasinda gerekmeyecek)
    Polis Belgesi
    (TC vatandaslari icin bu belgenin ismi Arsiv Kayitli Adli Sicil Kaydi'dir. Eger adli sicil kaydiniz temizse e-devletten, eger sicilinizde kayit varsa adliyelerden belgeyi temin edip gonderebilirsiniz. Belgenin "arsiv kayitli" oldugunda emin olmalisiniz. Bu belgeyi sadece 16 yasindan buyuk kisiler icin saglamalisiniz. 1 yildan fazla yasadiginiz ulkelerden, veya su an yasadiginiz ulkede 6 aydan fazla suredir yasiyorsaniz yine bu belgeyi bu ulkeler icin temin etmelisiniz (ilgili konu), eger bir ulkede suc islediyseniz ya da suclu bulunduysaniz yasiniz veya ulkede ne kadar kaldiginiz onemli olmadan bu belgeyi temin etmelisiniz!)
    Mahkeme Kayitlari
    (Eger mahkeme tarafindan herhangi bir suctan dolayi suclu bulunduysaniz mahkeme kayitlarini gondermelisiniz, bu kayitlar ingilizce olmali. Eger Turkiye'den aliyorsaniz bu belgenin yeminli tercuman cevirisini de hazirlamalisiniz.)

    Onemli not: Eger ana basvuru sahibinin su anki pasaportu cekilise basvuru sirasinda bilgilerini verdigi pasaporttan farkliysa, o pasaportun da taranmis halini KCC'ye gondermelisiniz. Ayrica neden bu pasaportu kullanmadiginiza dair bir not da eklemelisiniz (word belgesi olarak hazirlayip pdf'e cevirebilirsiniz).

    Eger bu belgelerden alamadiginiz varsa, neden alamadiginiza dair bir aciklama yazip bunu KCC'ye gondermelisiniz.

    e-devlet: https://www.turkiye.gov.tr/

    Bahsedilen bu belgelerin orjinallerini mulakatiniza gotureceksiniz. Mulakat tarihinizin en yakin zamanda belirlenebilmesi icin bu sureci mumkun oldugunca erken tamamlamaniz onemle tavsiye edilir.

    Belgeler icin su uzantilari kullanabilirsiniz:

    • Pasaport
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Passport.pdf
    • Dogum Belgesi
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Birth_Certificate.pdf
    • Evlilik Sertifikasi
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Marriage_Certificate.pdf
    • Bosanma Belgeleri
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Divorce_Document.pdf
    • Askerlik Kaydi
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Military_Record.pdf
    • Polis Belgesi
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Police_Certificate.pdf
    • Mahkeme Kayitlari
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Court_Document.pdf

    Eger pasaportunuz cekilise basvuru yaptiginiz pasaporttan farkliysa eski pasaportunuzun fotokopisi ve aciklamasi icin su uzantilari kullanabilirsiniz:

    • Eski pasaport:
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Passport_used_in_DVentry.pdf
    • Eski pasaport aciklamasi:
      2021EU00000001_Mustafa_Kemal_Olmez_Passport_explanation.pdf

    Eger farkli ulkelerden aldiginiz belgeler varsa, ismin sonuna ulke ismini de (ingilizcesini) ekleyebilirsiniz, eger kullandiginiz belgeler ceviriyse o durumda sonuna "translated" kelimesini ekleyebilirsiniz.


    Mulakat tarihi aciklandiktan sonra:

    1) Mulakat zamaninizi ogrendikten sonra, AIS'e kayit olup vizenin gonderilecegi PTT subesini secip, mulakat icin belgelerinizi hazirlamaya baslayabilirsiniz. Mulakat sonrasi pasaportunuzu bu PTT subesinden alacaksiniz.

    2) Mulakat icin gereken belgeler soyledir:

    • Su anki ve daha once pasaportlariniz
      (not: uzerine vize basilacak pasaportunuz, mulakat gunu en az 8 ay daha gecerli olmali)
    • Pasaport teslim alma yeri kaydi (AIS-PTT Kaydi).
    • Diploma (sadece cekilis talihlisi icin lise ya da daha ust bir diploma)
      (not: eger hala ogrenciyseniz, okuldan alacaginiz ogrenci belgesi ve transcript belgesi de yeterli.)
    • Nufus kayit ornegi (vukuatli)
    • Arsiv kayitli adli sicil belgesi (belge 'arsiv kayitli' olmali!)
    • Saglik Raporu
    • Banka hesap cuzdani (ya da Mali Gecim Kanitlari)
    • Amerikan vizesi standartlarina uygun 2 tane 5x5 cm fotograf

    Bunlarin disinda durumunuza gore:

    • Evli iseniz evlilik cuzdaniniz
    • Bosanma belgesi veya Olum Kayit Ornegi
    • Herhangi bir suctan hukum giymisseniz mahkeme ve hapis kayitlari (ve ingilizce tercumeleri)

    Mulakat icin gerekli bu belgelerin bir kismini zaten KCC'ye gondermistiniz, ayni belgeleri konsolosluktaki mulakatiniza goturebilirsiniz. Diger belgeleri mulakat tarihiniz aciklandiktan sonra hazirlayabilirsiniz.

    Yurtdisinda 1 yildan fazla kaldiysaniz o ulkeden alacaginiz polis belgesi(adli sicil kaydi), bu belgeyi almak uzun surebilecegi icin bu belgeyi onceden alabilirsiniz. Ayrintili bilgi icin: Türkiye Dışındaki Ülkelerden Adli Sicil Kaydı Almak

    Bunlar disinda kendi durumunuzla alakali ekstra belgelere de ihtiyac duyabilirsiniz. Bu konudaki ayrintili bilgiyi buraya tiklayarak resmi yonergeden elde edebilirsiniz.

    Eger Ankara'daki ABD Konsoloslugunda mulakata girecekseniz, konsolosluga goturulecek butun belgeler ingilizce veya turkce olmalidir, eger belgelerinizin dili ingilizce ya da turkcenin disinda bir dil ise ingilizceye yeminli tercuman araciligi ile tercume ettirmeniz gerekir (noter onayina gerek yok!).

    ABD'ye giris yaptiktan sonra orada bir hayat kurana kadar devlete yuk olmamaniz icin sizden yeterli maddi birikime sahip oldugunuzu belgelemeniz isteniyor. Banka hesabinizda para gostermenin disinda, sahibi oldugunuz mal ve mulkler de kabul edilebiliyor. Eger banka hesabi gostermeyecekseniz nelerin gecerli olabilecegine iliskin bilgiler icin resmi yonergenin son 2 sayfasina bakabilirsiniz. Eger maddi durumunuz yeterli degilse, size birilerinin sponsor olmasi gerekiyor. Sponsor, vergilerini odeyen ve ABD'de yasayan GC sahibi ya da ABD vatandasi biri olmali ve size sponsor olan kisi "Form I-134, Affidavit of Support" formunu doldurmali ve imzalamali. Siz de bu formu mulakata yaninizda getirmelisiniz. Bu konuda daha ayrintili bilgi icin su sayfayi inceleyebilirsiniz.

    DV2019 mulakatlarinda konsolosluk onceki yillara gore maddi birikim konusunda daha rahat davrandi, fakat ayni rahatligi DV2020 mulakatlarinda goremedik. Onceki yillarda tek kisi icin bankada minimum ~$15.000 gostermek gerekiyordu ama son yillarda gidilecek sehre ve giden kisinin gecmisine gore konsoloslugun daha yuksek bir maddi birikim istedigi kisiler de oldu (veya sponsor ya da is teklifi). Size vize verirken maddi yeterliliginizin olup olmadigina konsolos karar verecek; fakat ne vize alirken ne de ABD'de yeni bir yasama baslarken hicbir sorunla karsilasmamak icin forum standartimiz olan tek kisi icin minimum ~$15.000 dolar, sonraki her aile uyesi icin ekstra ~$5000 gostermenizi tavsiye ederiz. Eger yasamasi pahali bir sehre veya eyalete gidiyorsaniz bunlardan daha da fazlasini gostermenizi kesinlikle oneririz. Siz tabii ki tum maddi varliginizi gostermelisiniz, ama gideceginiz sehre gore bu degerlerden daha yuksek veya daha dusuk miktarlarla da vizeyi almaniz mumkun, neticede durumunuza ve paranin yeterliligine dosyaniza bakan konsolos karar verecek; fakat ne kadar yuksek miktarda para gosterirseniz, genel olarak dosyanizin kabulu o kadar hizli olacaktir. Maddi yeterlilikle alakali olarak forumun DV2020 cizelgesini inceleyebilirsiniz, ayni formu yararli olsun diye DV2021 cizelgesine de ekledim. Lutfen mulakatini bitiren herkes yardimci olmasi amaciyla bu cizelgeyi forumdaki kullanici ismiyle veya anonim bir isimle doldursun. Genel deneyimler konusunda gecmis yillarin mulakat deneyimlerini de incelemenizi siddetle tavsiye ederim. Eger maddi birikiminiz yoksa ayrica ABD'de size sponsor olacak biri yoksa o durumda ABD'ye tasinma surecinizi bir daha gozden gecirmenizi oneririm. Yeni bir ulkede yeni bir yasama baslamak oldukca kulfetli bir surec.

    Eger mulakat zamani, belgelerinizden birisi eksikse size "belgeleriniz eksik" anlaminda bir kagit verilir ve bu kagidin uzerinde neyin eksik oldugunu, bu eksik belgeyi hazir ettikten sonra konsolosluga gondermeniz gerektigi yazar. Eger eksik belgeniz varsa, acilen tamamlayip gondermenizi oneririm, eger cok gec kalirsaniz DV2021'nin suresi gececeginden (tum islemler icin bitis suresi 30 Eylul 2021) vizeniz basilmayabilir. Mulakattan sonra konsolosluga ekstra belge gondermek icin yine AIS kaydi yapmaniz gerekecek.

    3) Randevu Teyit Mektubu ve Pasaport Teslim Kaydi (AIS kaydi)

    Mulakat tarihinizi ogrendikten sonra, mulakat gunu gelmeden AIS'e kayit olup bir PTT subesi secmeniz ve bu islemin kaydini mulakat sirasinda yaninizda bulundurmaniz gerekiyor. Gocmen vizeniz onaylandiktan sonra vize paketiniz bir hafta icerisinde sectiginiz PTT subesine gonderilecektir. usvisa-info.com sitesine online olarak ya da telefonla 0 850 390 2884 (Türkiye’den) / (703) 520-2490 (Amerika’dan) numaralarini arayarak ulasabilirsiniz.

    Ayni sekilde mulakat sonrasi eksik belgeniz varsa, bu belgeyi gondermek icin de AIS kaydini yapmaniz gerek.

    AIS kaydini soyle yapabilirsiniz:

    Not: Sayin @bolatmali 'nin katkisiyla olusturulan su belgeyi incelemeyi unutmayin! AİS KAYDI OLUŞTURMA.pdf

    Mülakat tarihini öğrenen arkadaşlar heyecanla hemen kayıt oluşturmaya çalışıyor ve case numarası hazır değil uyarısını görünce panik oluyor. Panik olmayın. Bir kaç gün ya da bir hafta içerisinde bu uyarıyı almayacaksınız. Sürecin her aşamasında olduğu gibi bu kısmında da biraz sabır

    Öncelikle aşağıdaki adrese giriş yapıp mail adresinizi kullanarak bir hesap oluşturuyorsunuz. Şifreniz unutacağınız bir şey olmasın

    Sisteme kayıt olup giriş yaptıktan sonra “ETKİN” yazan sekmeden “Başvuru Sahibi Ekle” ye tıklıyorsunuz. Açılan sayfada "Green kart çekilişi için randevu almam/kayıt olmam hakkında bir bildirim aldım" seçeneğini işaretleyip devam ediyorsunuz.


    İsim
    Soyisim
    Doğum tarihi
    Pasaport Numarası
    E-mail adresi
    Dosya no: Case Number (2017EUxxxxx)
    DS-160 No: Bu kısım sizi yanıltmasın güncellenmemiş sanırım siz DS 260 formundaki bilgileri kullanacaksınız bu kısımda da. Bahsedilen numara Ds-260 formunda sağda bulunan barkodun altındaki A ile başlayan Confirmation Number. (Her aile bireyinin case numarası aynı confirmation numarası farklı!)

    Bundan sonra durumunuza göre aşağıdaki yollardan birisini takip edeceksiniz..

    1. Durum: Eğer sizden başka kayıt olacak kimse yoksa; "devam et" e tıklayıp açılan sayfada pasaportunuzu teslim almak istediğiniz PTT’nin bilgilerini seçip "Devam Et" diyorsunuz ve açılan sayfada randevu bilgilerinizi göreceksiniz. Bundan sonra mailinize bilgiler gelecek ve olası aksilik durumuna karşı sayfanın çıktısını alabilir ya da bilgisayarınıza pdf olarak indirebilirsiniz dosyayı

    2. Durum: Eğer sizden başka mülakata katılacak aile bireyleri (Eş, çocuk..) varsa; "Basvuru sahibi ekle" yi seçip aynı aşamalarla tamamını eklemeniz gerekiyor. Herkesi ekledikten sonra "Devam et" diyor ve PTT seçimini yapıyorsunuz.


    Bütün aile bireylerinin başvuruları sıralı şekilde gözükecektir.*

    AIS kaydini, forum kullanicilarindan sevgili Golge ve sChAdOw'un deneyimlerinden aktariyorum... eger mulakat sirasinda eksik belge uyarisi alirsaniz mulakat sonrasinda konsolosluga belge gondermek icin tekrar AIS'den islem yapmaniz gerekiyor:

    Eksik Evrak ya da Konsolosluğa Evrak Yollama

    Konsolosluğa Eksik Evrak veya Düzeltme İçin Evrak Nasıl Yollanır?

    Mülakata girdiniz ve mülakatta eksik evrağınız olduğu söylendi ya da her şey yolunda gitti fakat vizenizde bir yanlış mı var, o zaman pasaportlarınızı ve evraklarınız konsolosluğuna gönderirken yeniden ptt kaydı oluşturmalısınız.

    Daha önce ptt kaydı oluşturduğunuz https://ais.usvisa-info.com/ yere kullanıcı adı ve şifrenizle oturum açıyorsunuz. Yeni kayıt oluşturmayacaksınız. Oturumu açınca ekranda cikan seceneklerden “Konsolosluk bölümü daha fazla belge göndermem için talimat verdi“ yi seçeceksiniz.

    Sonra bir kutucuk açılacak ve eksik evrak ile ilgili yaptığınız işlemlerle ilgili bilgi doldurmanız istenecek.

    Kutucuğun altında bir uyarı var. “Vize başvurusunu (mülakat veya kurye yoluyla ) tamamlamayan ve konsolosluk talimatı alan bir başvuru sahibi için takip talebi işlemi gönderilmesi, bir usulsüzlük olarak değerlendirilecek ve başvuru sahibinin sicilinde ciddi etkisi olacaktır .” Konsolosluk sizden bir talepte bulunmadıysa bu alandan talep oluşturmamanız lazım. Açıklamanızı da yaptıktan sonra talebinizi gönderebilirsiniz.

    Not: Başvuruyu bitirmeden eğer başka aile bireyi varsa evrakları gönderilecek onlar için de başvuru sahibi eklemeniz lazım.

    İşlemleri bitirdiğinizde sayfa size çıktısını alacağınız bir sayfa linki verecek oradan 2 sayfalık bir kayıt gelecek. Sayfaları dikkatlice okuyun ve 2 sayfayı 2 takım toplam 4 sayfa olarak çıktı alın.
    Sizdeki nüshayı Ptt şubesindeki memura göstereceksiniz. Üzerinde konsolosluğa ait müsteri numarası var onu kullanarak ödeme yapmadan gönderiyi gerçekleştireceksiniz.

    Gönderilecek Evraklar;
    Pasaportunuz, Eksik evrağınız, 2 sayfalık ptt kaydınız.

    İlgili sayfaları paketleyip yolluyorsunuz

    Bundan sonra yapacağınız şey her zamanki gibi beklemek. Konsolosluğa ertesi gün teslim edilse de kargonun Göçmen vize bölümüne ulaşması 3 günü bulabiliyor. Genellikle kargoyu alıp işleme başladıklarında bilgi maili yolluyorlar. Son olarak işleminize göre ya konsolos tekrar inceleyecek dosyanızı ya da düzeltme varsa vize basıma tekrar yollanacak. Süreç aşağı yukarı Vize göçmen bölümüne ulaştıktan sonra 7-8 gün sürüyor.

    4) Saglik raporu:

    Mulakat zamani vermeniz gereken en onemli belgelerden biri de saglik raporudur. Bu saglik yoklamalari sadece ve sadece asagida listesi verilen ABD Konsoloslugu tarafindan onaylanmis doktorlar tarafindan yapilmaktadir.

    Su an icin sadece Ankara'dan saglik raporu alinabiliyor.

    Ankara:

    Isim________________Adres_________________Telefon________Calisma saatleri
    Dr. Mehmet Ungan___Atatürk Bulvarı 237/45__ +90-312- 427-6626__ Hafta ici 09:00-19:00
    Dr. Handan Ungan___ Kavaklıdere, Ankara____ +90-532-245-1388__ Cumartesi 09:00-13:00

    Randevu icin lütfen su adrese tıklayınız: Home Page - Doctorun - Immigrant & Refugee Health
    mungan@duzen.com.tr

    Bu saglik raporunu alacaginiz tarih onemli cunku gocmen vizenizin suresini belirliyor. Eger tuberkuloz(verem) hastaliginiz yoksa ya da bulgusuna rastlanmazsa genellikle 6 aylik saglik raporu veriliyor ve raporun son gunu size verilen vizenin de son gunu oluyor. Ve bu sure bitmeden ABD'ye ilk adiminizi atmaniz gerekiyor. Eger daha once tuberkuloz gecirdiyseniz izleri rontgende belli olacaktir ve bu nedenle balgam testi yapilacaktir. Eger balgam testi negatif cikarsa -yani aktif tuberkuloz'unuz yoksa- size 3 aylik saglik raporu veriliyor ve vizeniz 3 aylik oluyor. Aktif tuberkulozunuz varsa, saglik raporu olumsuzdur ve vize basvurunuz reddedilir.

    Size vakit kazandirmasi amaciyla saglik muayenesi gununuzu mulakattan 4-5 gun oncesine almanizi oneririm. Ne kadar erken basvurursaniz, vizenizin suresi o kadar erken bitecektir. Ayrica max. 1 ay oncesine randevu alabilirsiniz, daha oncesi icin sistem izin vermiyor.

    saglik raporu hakkinda ayrintili bilgi icin (ucretler, asilar vs.) su siteyi inceleyebilirsiniz: Sağlık Raporu Yönergeleri

    5) Eger butun belgeleriniz tam ise, mulakat sirasinda $330 vize islem ucretini (kisi basi $330) odedikten sonra vizeniz pasaportunuza basilir ve adresinize gonderilir ($330'i dolar olarak odemelisiniz; kredi kartiyla odeme kabul ediliyor). Vizenizin basili oldugu pasaportla ABD'ye giris yaptiktan sonra, formlarda yazdiginiz adrese Green Card'iniz ve eger istediyseniz SSN kartiniz gonderiliyor. Bu adresten emin degilseniz ya da kalacaginiz adresi degistirirseniz ABD'ye giriste kartlarinizin gonderilecegi adresi degistirebileceginizi unutmayin! Fakat hicbir problemle karsilasmamak icin kalici adresinizi en gec mulakat zamani konsoloslukta vermenizi ve bir daha degistirmemenizi tavsiye ederim! Eger surecte adres degisikligi yaptiysaniz, ABD'ye girdikten sonra USCIS call center'i arayip adres degisikliginin gerceklestiginden emin olmanizi da oneririm.

    6) Mulakattan sonra $220 USCIS ucreti

    Bu USCIS ucretini odemek, Green Card'inizin basilmasi icin onemli. Green Card'inizin size ulasabilmesi icin

    • ABD'ye giris yapmaniz ve
    • USCIS fee'yi odemeniz

    gerekiyor. O nedenle gecikmeleri en aza indirmek icin ABD'ye girmeden bu ucreti odemenizi tavsiye ederim. Bu konudaki ayrintili bilgiyi su konuda bulabilirsiniz: USCIS Immigrant Fee Ödeme (ekran görüntüleriyle)

    7) ABD'ye seyahat hazirligi

    ABD'ye gocmen vizenizi aldiktan sonra seyahat icin su konulari inceleyebilirsiniz:

    Tum Talihlilere Bol Sanslar!


    ABD'de yasayan ya da yasamayi dusunen forum uyelerinin facebook grubumuza da uye olmalarini tavsiye ederim. Forum bulusmalarimiza katilarak ABD'de yasam hakkinda daha cok bilgi edinebilirsiniz ve benzer amactaki arkadaslarla tanisabilirsiniz. Bu facebook grubunda ABD’de yasam konusundaki sorularinizi da sorabilirsiniz:

    Yesilkart Forum Facebook Grubu:


    Lutfen DV2021 mulakatlari ile ilgili sorulari "DV2021 Mulakat Deneyimleri" adli konuda, DS-260 formu ve surecle ilgili diger sorularinizi "DV2021 (2021 Green Card Lotosu) asamalari" adli konuda sorun.

    Konu ile alakasiz her soru, daha sonra konuyu okuyanlar icin gereksiz bilgi olusturacaktir. Eminim ki kimse kendini boyle bir durumda bulmak istemez, bu nedenle baskalarini da bu duruma sokmadigimiza emin olalim. Tesekkurler.

    posted in Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci
  • RE: Houston'a gidenler, gitmek isteyenler, olumlu olumsuz yönlerini tartışalım

    Houston'da yaklasik olarak 3 yildir yasayan birisi olarak bende sizlerle deneyimlerimi paylasmak istiyorum.
    Houston dunya uzerind benzeri olmayan bir sehir. Nasil mi diye sorarsaniz dunyada en cok sayida irka sahiplik eden bir sehir. Houston' da resmi sayilara gore 145 ayri ulkeden insan yasiyor. Bundan dolayi da yeni gelenlere daha hosgorulu olma ozelligine sahip. Hatta bundan dolayi insanlar tercih ediyor denilebilir.

    Houston' da agirlikli olarak oil&gas sektoru gozde. Eger kimya, petrol ve benzeri bir mezuniyetiniz ya da tecrubeniz varsa Houstonda yillik 3 haneli sayilarla calisma hayatinda yer almaniz mumkun. Ayrica saglik sektoru ilerlemis durumda. Gruptan Kenan arkadasimiz saglik sektorunde calismakta. Saglik ile alakali sizlere daha detayli bilgi verebilir.

    Houston dunya genelinde cok sayida farkli mutfaga ev sahipligi yapan bir sehir. Houston halki basta Tex-Mex olmak uzere yemek yemeyi seviyor. Bu da yeni gelen arkadaslara busser, runner, server gibi is imkanlari saglamakta. Bu sektore bagli olarak delivery hizmeti veren sitelerden is izni alarak delivery yapabilirsiniz. Ben daha oncesinde Delivery isi yaptim, kazanci acikcasi kotu degil. Delivery hizmeti verilen belli kuruluslar: post mates, door dash, favor, uber eats, grub hub vb.

    Houston yine gorece buyuk bir sehir oldugundan dolayi bu sehirde uber veya lyft yapabilirsiniz. Tabii bu isi yaparken secmeniz gereken arac tipi vs cok onemli. Cunku acikcasi baslangic sinif arac ile iyi bir gelir etmeniz zor. Houston' da uber ve lyft in mile basina odedigi ucret diger sehirlere oranla dusuk.

    Houston genel itibari ile guveniligi iyi olan bir sehir. Sehrin belli bolgelerinden uzak durmaniz belaya bulasmamaniz icin yeterli olacaktir. Tabii kucuk capta olaylarin her yerde yasanma ihtimali ve yasanmisligi vardir.

    Houston'da yokus gorme ihtimaliniz cok cok dusuktur. Deniz seviyesine cok yakin ve sulak bir sehirdir. Bu nedenle de sellerle karsilasmaniz mumkundur. Tabii burada nasil onlem alinmaz sorulari akliniza gelebilir ancak burada birgunde yagan yagmur cogu degil sehir ulkelerde yil boyunca yagmayabilir.

    Cokca park ve bahcesi bulunmaktadir. Buna karsilik eger Istanbul'dan geliyorsaniz sehir size sonuk gelebilir. Cok buyuk bir duzluge kurulu oldugu icin gitmek isteyeceginiz yerler cok uzak olabilir. Houston dunyanin en genis highway ine sahiptir. Katy freeway zaman zaman yan yollarla birlikte gidis - gelis 30 seride kadar cikmaktadir. Bu da uzun mesafe yolculuklarinizda trafik sikisikligi pek yasamdan gideceginiz yere sorunsuz gitmenizi saglar. Ancak bilgilendirme tabelalarini dikkat etmeniz onemli. Cunku her an bir yol yapimi ile karsilasabilirsiniz. Texas eyaleti Amerika' da insaatin hic bitmemesi ile unlenmis bir eyalet.

    Bu sehirde belli bir calisma gecmisiniz ve kredi skorunuz var ise kolayca ev sahini olabilirsiniz. Kolayca diyorum cunku Amerika geneline gore kiyasla ev fiyatlari daha uygundur. Butcenizi cok sarsmadan kira oder gibi ev alabilirsiniz. County'den County'e gore hatta sokaktan sokaga degismekle birlikte yillik vergiler income tax olan sehirlere gore daha yuksektir.

    Sehirde income tax yoktur ancak sales tax vardir. Yani gordugunuz fiyat $100 ise odemeniz gereken rakam $108.25 tir.

    Araclarin mileage lari Amerika geneline gore daha yuksek olabilir. Bunun sebebide mesafelerin cok uzun olmasindan kaynaklidir. Ancak diger sehirlere kiyasla Houston'da daha uygun fiyatlara ayni kondisyona sahip olan araclari bulabilirsiniz. Houston' da ilk satisa sunulmus ve kullanimini cogunlukla Houston'da gecirmis araclar kuzey eyaletteki araclara gore cok daha guvenlidir. Cunku aracin altinda tuzdan kaynakli pas problemi ile karsilasilmaz. Buna karsilik olarak yasi ilerlemis araclarla gunes yaniklari olma ihtimalli var.

    Suanda aklima gelenler bunlar. Ozellikle sormak istediginiz herhangi bir sorunuz var ise seve seve yardimci olmaya calisirim.
    Hepinize mutluluklar diliyorum.

    posted in Texas
  • Zora Motor Sales&Service Yeni Yerinde!

    Degerli Arkadaslar

    Yeni yerimizde hizmet vermeye deam etmekteyiz...

    Zora Motors

    4911 Avenue H, Rosenberg, TX, 77471

    Selamlar herkese...

    posted in İlan ve Duyuru
  • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

    Herkese merhaba arkadaşlar. Uzun zorlu dv2020 sürecinizi Amerikada sonlandırdık. 2 mart ta Amerikaya geldik. Uçuşumuz çok keyifli ve yorucuydu. Houston saatiyle akşam 19.00 da indik. Önce pasaport kontrolden geçtik. Green card kazananı olduğumuzu açıkladık. Yanımızda 10 bin dolardan fazla getirdiğimiz söyledik. Not aldık sarı zarfları mızı teslim ettik. Adres değişikliği yapacağımızı da söyledik. Sonra pasaport kontrol deki memur başka birisini çağırdı bizim sarı zarfları ona verdi bize onu takip etmemizi söyledi. Sonra şeritle ayrılmış arka kısma geçtik. Orada da başka memurların bankolar vardı. Bize siz oturun sizi çağıracağız dediler. 5 dk filan bekledik. Sonra bize seslendi ler evraklarımızı anlatmaya başladı. Bizde adres değişikliğini tekrar ettik daha önce söylemeliydin dedi diğer memura söyledik ama size söyleme fırsatım olmadı dedik. Tekrar düzenledi evrakları adresi teyit ettirdi. Bu kez o da birisini çağırdı yine onu takip etmemizi söyledi. Takip ettik. Normal insanların çıktığı yerden gitmemiştik . Biran tedirgin olduk ama meğer bizi direk valiz kontrollerinin yapıldığı yere indirmişler. Pasaportlarımızı verdik. Eşime valizlerimizi alması için kilitli bir kapıdan götürdüler valizlerimizi aldık ve valizlerimizi kontrol ettirme bölümüne geçtik. Önce çantalar da ve valizlerde para ve kuru yiyecek dondurulmuş bir şey var mı dedi. Bende hayır dedim. Para çantasını gösterdim ne kadar olduğunu söyledim. Bir evrak imzalattılar. Ama para için değildi pasaportları filan yazdılar. Bütün valizler çantaları montlarımızı filan herşeyi didik didik aradılar. Bir sorun yaşamadan çıktık. Yardımsever abimiz Kadir Zora beyefendi bizi havaalanından eski 2020 kazananlarından bir arkadaşımıza aldırdı. Otelemize yerleştirdi. Tüm gece jetlag mevzusundan uyuyamadık tabi. Sabah yine Kadir beyin sabah kahvaltısına misafir olduk. O gün bizim tlf hatlarımızı hallettirdi. Biz 3 hat ve 1 tlf aldık. Toplam 120 dolar verdik. O gün sohbet ile geçirdik. Ertesi gün yine Kadir beyden çok severek ve beğenerek arabamızı aldık. Kendisinin asla kendisinden bir araba almanız beklentisi yoktur. Biz başka galeride de araba beğendik. Sağolsun bize yardımcı oldu aradı tlf görüşmesi yaptı arabanın sorunlu olduğunu anladık. Sonra kendisinde beğendiğimiz arabayı aldık. Çokta içimize sindi. Aracımız bize vergisi ile ve tüm masrafları ile 9800 dolara geldi. Aynı gün araba sigortamızı yaptırdık. Sigortaya çekici ekletmemizi başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için özellikle söyledi. Bizde öyle yaptık sigorta eşim ve ben kullanıcı olarak 103 dolara mal oldu. Aynı gün San Antonio doğru yola çıktık gece otelimize vardık. 4 gün otelde kaldık. 3 günümüzde evimizi beğenip teklif verdik. Aynı gün kabul ettiler. Normalde ev kiralama için başvuru sonrası 48 saat sürer diyorlardı ama biz öğlen 2 de başvurunuzu bitirdik. Saat 5 de bize sitemize hoşgeldiniz diye mail atıp aradılar. Şimdi bunları size rahat ve yorgun bir şekilde evimizden yazıyorum. 😊 Umarım süreç herkes için istedi gibi biter 🙏 bütün bu süreçlerde destek olan sorularımıza cevaplar veren herkese binlerce teşekkür ederim. Eksik yazdığım sormak istediğiniz bir şey olursa cevap vermekten zevk alırım. 🙏 Bu arada SSN lerimiz geldi. Bundan sonra ki arkadaşlara ssn ve Green card için adres konusunda yardımcı olabilirim.

    posted in Yolculuk
  • RE: DV2020 Mulakat Deneyimleri

    Tamamen daha önceki yılların mülakat deneyimlerini okuyarak hazırladığımız, Dv 2020 talihlilerinin( Ekim ve Kasım ayında mülakata girmiş olan arkadaşlarımızın) vermiş olduğu bilgilerle güncellediğimiz bu ileti,
    yakın zamanda mülakata girecek arkadaşlar için  mülakatta muhtemel hangi aşamalardan geçeceklerini anlamaları bakımından, umarım yararlı olur

    Mülakat Günü

    1)Mülakattan en az 15 dakika önce konsolosluk önünde olun ve sıraya girin
    Bebekli ve çocuklu ailelere öncelik tanıyıp sıranın önüne alacaklardır

    Sıraya girmeden üzerinizdeki tüm metal, telefon, çakmak,kemer ve akıllı saatte dahil herşeyi karşıdaki büfeye emanet verin
    Mümkünse sadece kağıtlarla ve diğer evraklarla mülakata girin

    Bebekli ailelere çocuk arabasına izin verdiklerini okumuştum, ama siz bebekler için mama ve diğer ihtiyaçları için kapı önündeki polislere ve görevlilere bir sorun

    Kapıdaki görevliler ilk önce pasaportunuzu kontrol edecek daha sonra kazandığınız sayfanın çıktısına ve ds260 formunun barkodlu sayfasının çıktısını kontrol edip sizi içeri alacaklardır

    2)Xray cihazından da geçtikten sonra size bir sıra numarası verilecek

    3) Sıra numaranız yandığında ilgili bankoya asıl talihliden başlıyarak tüm istenen belgeleri sırasıyla verin(tüm aile üyelerinin bu aşamada bankoya gitmesine gerek yok)

    Önemli Not:

    1 Kasım 2019 da mülakata giren yeni evli bir çiftten evrakları verme aşamasında, asıl talihliden eşinin nerede olduğu sorulmuş ve bu aşamadada yanında bulunmasını istemişler, özellikle yeni evliler bu işlemleri yaparken hep birlikte hareket etmesi, evliliğin gerçek bir evlilik olduğu konusunda karşınızdaki görevliye güven sağlıyacaktır

    Evrakları verdikten sonra oturmanızı ve tekrar numaranızın yanmasını bekleyeceksiniz

    4)Tekrar yandığında bankoya para ödemesi için gidiyoruz, her kişi için 330 dolar(burada önemli not eğer ödemeyi kredi kartı ile yapacaksanız, mail order açık ve yurtdışı kullanıma kartınız açık olması lazım, eğer bir aksilik yaşarsanız, size bir kart verip 1 saat içinde parayı temin etmeniz için süre veriliyor),
    bu aşamadan sonra tekrar oturmanızı ve sıra numaranız yandığında tekrar gelmeniz gerektiği söyleniyor

    5) Bu üçüncü ve son çağrılışınız bu aşamada aile üyelerinin hepsi hazır olmak zorunda, bu aşamaya kadar parmak iziniz alınmadıysa mutlaka parmak izinizin alınmadığını söyleyin( 14 yaşını doldurmayan çocuklar için asıl talihliden tekrardan parmak izi alıyorlar ) bu kısım önemli vize alacak tüm aile fertleri için parmak izi alındığından emin olun yoksa tekrar aranıp konsolosluğa çağrılabilirsiniz

    Parmak izi alınma işi bittikten sonra sağ elinizi kaldırıp yemin ediyorsunuz

    Burada önemli bir bilgi aktarmak istiyorum

    Eğer İngilizce seviyeniz kendinizi rahatlıkla ifade edebilecek seviyede değilse, konsolosa İngilizce bilmediğinizi Türkçe mülakatı yapmak istediğinizi, Türkçe konuşarak anlatın, çünkü çok az İngilizceniz olduğunu anladıkları anda hemen mülakatı İngilizce yapmak için bir istekte bulunuyorlar, bir deneyelim olmaz ise tercümanla devam ederiz deniyor size,
    ama bu işi çorap söküğü gibi düşünmek lazım, yanlış bir ifadenizde sonrasında gelen tercüman bile maalesef işe yaramıyor, kısıtlı zamanda kendimizi doğru ve net cevaplarla ifade etmeniz gerekiyor, yetersiz İngilizce ile bu mümkün olmuyor

    1 Kasım 2019 da mülakata giren bir arkadaşımız belkide sırf kendisini doğru ifade edemediği için süreci uzadı(tam olarak sebebi bilmiyoruz ama iletişimde anlaşamadıklarından çok şikayetçiydi) , bu konuda riske girmemenizi hem bu talihli arkadaşımız, hem mülakatını tamamen ingilizce yapan arkadaşlarımız tavsiye ediyor

    Bundan sonra mülakatınız başlıyor

    Merhaba, hoşgeldiniz

    Sonrasında sorular
    Eğitim durumunuz nedir?
    Hangi eyalette yaşamayı düşünüyorsunuz ?
    Amerikada arkadaşınız var mı?
    Teminat olarak gösterdiğiniz para sizin mi?
    Eviniz var mı, kirada mı oturuyorsunuz
    Amerika'da hangi işi yapacaksınız? 
    Mesleğiniz nedir?
    Yeni evlilik yapmışsanız evlilik ile ilgili sorular ve kanıtlayıcı belgeleriniz nedir?

    gibi sorular soruluyor

    Soruların içeriği ve sayısı sizin hangi konsolos ile görüşme yaptığınıza,evli yada bekar olmanıza göre değişkenlik gösteriyor, burda sizin dikkat etmeniz gereken nokta söylediğiniz her bilgi için kanıtlayıcı belgeyi yanımızda hazır bulundurmak
    Gerekli yerlerde küçük açıklamalarla durumu izah edip, konsolosun kafasındaki tüm soru işaretlerini ortadan kaldırmanız gerekiyor

    Bu aşamada tüm inisiyatif görüşmeye yapan konsolosta sorulara ne kadar net cevaplar verirsek o kadar faydalı olacağını düşünüyorum

    Genellikle tüm Dv Lottery aşamalarının en kolay kısmı mülakat kısmı olduğunu, önceki yıllarda deneyimlerini aktaran arkadaşlarımızın yazılarında görebilirsiniz

    Kendimizi fazla strese sokmadan rahatça ve sakince kendimizi ifade edersek, her talihli mülakattan olumlu sonuç alır diye düşünüyorum

    Sizinde inşaallah mülakatınız çarçabuk ve kolay geçer ve vizenizin onaylandığı haberirini alırsınız

    Not :Arkadaşlar mutlaka en azından kendi kazandığınız yılın bir önceki dönemi ve öncesinin mülakat deneyimlerini okuyun, bu aşamada önceki deneyimler çok önemli, sizin önem vermediğiniz yada gözden kaçırdığınız kısımlar mülakat aşamasında karşınıza çıkabilir, hiç bir şeyi şansa bırakmadan hazırlanmak çok önemli, bunun için mülakat deneyimlerinin tüm iletilerini dikkatlice okumak çok yararınıza olacaktır, bu süreç sizin süreciniz ve ne kadar önem gösterir bu konuda çaba sarfederseniz o kadar kolay geçecektir
    Son olarak sizde kendi mülakat, doktor randevusu deneyimlerinizi mutlaka foruma  aktarın, şu an aktaramıyorsanız da, en azından telefonunuza yada bir kağıda bu aşamaları not alın, bu bilgiler hem ardınızdan gelen o yılın diğer talihlileri için rehber olacak,hemde önümüzdeki yılların talihlileri için çok güzel bir kaynak olacaktır

    Tüm arkadaşlarıma bol şans

    Mülakata girecek adayların unutmaması gereken belgeler ve aşamalar;

    1- Pasaportlar
    Not:Diplomatik(siyah) ve Hizmet damgalı (gri) Pasaportlara göçmen vizesi basılmaz

    Geçerli yeşil ve bordo pasaportlara göçmen vizesi basılabilir(Mülakata girecek her aday için)

    2- Diplomanızın aslı ve ve fotokopisi(varsa üniversite ve lise diploması)ikisi bir temin etme imkanı varsa ikisini bir mülakata götürün
    Bu belgelerin fotokopileri konsoloslukta kalacak

    Ek eğitim durumu destekleyici belge olarak

    Temin edilebiliyorsa
    e-devlet lise mezuniyet belgesi
    e-devlet üniversite mezuniyet belgesi

    Üniversitede halen eğitimine devam edenler için
    Öğrenci belgesi, öğrenci kimlik kartınız

    3-Arşiv kayıtlı adli sicil belgesi [hem kcc gönderilen belgelerin çıktısı, hemde mülakatın hemen öncesinde alınmış güncel belge(tavsiye edilen)]
    -Tr ve yurt dışı

    • Yurtdışından aldığınız belgelerin yeminli tercüman aracılığıyla ingilizceye tercüme ettirilmesi gerek
      -Bu belgeler konsoloslukta kalacak

    4-Paranızın bulunduğu hesabın 6 aylık hesap dökümü, imza sirküleri ile birlikte banka şubesinden alınmış

    Mali dökümünüz konsoloslukta kalacak(bu konuya dikkat edin, eğer teslim almazlarsa, mülakat sonrası muhtemelen sizinle iletişime geçip bu belgeyi kendilerine ulaştırmalarını isteyeceklerdir

    Özellikle yeni evliler için, eğer hesaptaki para sadece asıl talihlide değilse, mümkünse hesaptaki parayı asıl talihlinin hesabına aktarıp bankadan hesap dökümü almanız iyi olacaktır, bu mümkün değilse ortak hesapta parayı tutmakta faydalı olacaktır

    Aslında asıl talihli olmayan eşin hesabındaki paranın bir sorun olmaması gerekir ama 1 Kasım 2019 mülakatlarında yeni evli bir çiftin hesabındaki bu durumun biraz dikkat çektiği ve hesap hakkında daha çok soru ve incelemeye tabii tutulduğu görüldü, en azından bunların hiç birini yapamıyorsak bile aynı gün ve saat içinde ve mülakata yakın bir tarihte eş ve asıl talihlinin banka hesap dökümü alması iyi olacaktır diye düşünüyorum, bu sayede gerçekte bu paranın var olduğunu ve iki hesaptaki miktarların aynı para olmadığını ispatlamış oluruz

    5- PTT/AIS kaydı ekran çıktısı

    6- DS-260 Form belge çıktısı
    -Ds-260 formunu doldurduğunuzda son sayfada karşınıza gelen ve barkodlu AA ile başlayan ds260 numaranızın olduğu belge

    • Mülakata girecek her aday için (çünkü bu belgedeki ds260 numarası eş ve çocuklar için farklı, zaten AIS /PTT kaydı yaparken bunun farkına varmışsınızdır)

    7-Randevu mailin çıktısı

    8- Askerlik durum belgesi ve Selective Service kayıt belgesi(ds 1810)ilgili belge linki ⬇⬇⬇

    ( bu belge 25 yaşından küçük erkek talihlilerin seferberlik durumunda amerikan ordusuna katılacağını temin eden belge. Mülakat esnasında sizlere verilecektir. 25 yaşından büyük iseniz böyle bir belge verilmeyecektir. )

    -Askerlik durum belgesi evrak e-mailinde istensede Türk talihliler için böyle bir belge şart değil, ama 1 Kasım 2019 tarihinde mülakata giren bir arkadaşımızdan bu belge istenirken, bir arkadaşımız özellikle bu belgeyi istiyormusunuz dediğinde "gerek yok sizde kalsın" denildi

    9- Vukuatlı nüfus kayıt örneği
    [hem kcc gönderilen belgelerin çıktısı, hemde mülakatın hemen öncesinde alınmış güncel belge(tavsiye edilen)]

    -Görüşmeye girecek her aday için gerekli
    küçük çocuklar için anne ve babanın birisinin nüfus kayıt örneğini çoğaltmanız yeterli(zaten çocuklarınız sizin vukuatlı nüfus kayıt örneğinizde gözüküyor)

    • Bu belge de konsoloslukta kalacak

    10- 2 tane 5x5 Fotoğraf

    • İki adetten fazla bulundurun yanınızda
      -Görüşmeye girecek her aday için gerekli
      Bu fotoğraflar yeni çekilmiş olmalı, eski fotoğraflarla sakın gitmeyin, unganlar ve Ankara konsolosluğunun etrafındaki fotoğrafçılardan çektirebilirsiniz, uygun formatı kendileri biliyor

    11- Evlilik cüzdanı

    • Evlilik cüzdanınızda bilgilerinizin olduğu sayfanın 2 adet fotokopisini alın yanınıza. Genellikle istenmiyor bu belge fakat istendiğinde elinizin altında bulunsun.

    12) 330$ vize mülakatı ücreti;
    -Görüşmeye girecek her aday için

    13) Varsa boşanma belgeleri

    14) Mahkeme tarafından bir suçtan suçlu bulunmuşsanız bununla ilgili belgelerin, yeminli tercümanla ingilizceye çevrilmiş hali

    15) Unganlar sağlık raporu( bu sarı zarfı kesinlikle açmıyoruz)

    Konsolosluğun geçmiş dönemlerde unuttuğu bazı aşamalar;

    • Parmak izinizi almayı unutmak (özellikle küçük çocukların) her talihliden alınması gerek çocuklar için uygulama farklı

    • Vize mülakat ücreti (her aday için 330 $) almamak

    Bazende maddi teminat belgelerini vize görüşmesinin sonunda geri iade ediyorlar. Unutmayın bu belgenin onlarda kalması gerekiyor. Böyle bir durumda tatlı bir şekilde onlarda kalması gerektiğini hatırlatın.

    Tüm bunlara dikkat etmeniz sizin mülakat sürecinizi daha kolay geçirmenize olanak sağlayacaktır, bol şans ve başarılar

    posted in Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci
  • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

    Herkese selam,

    Bende mart ayında giriş yapanlardanım. Koşuşturmaktan yeni fırsat buldum deneyimlerimi yazmak için. Kısaca şöyle;

    UÇUŞ:
    Ben ve eşim 10 martta THY direkt uçuş ile Houston'a indik. Yanımızda Telegram grubundan Emrah'da vardı. Uçuştan 3-4 saat önce havalimanına gittik ve sakindi çok kalabalık değildi. TEB mobil uygulaması sayesinde hızlı geçiş yaptık. Bilet kontrolü, GÖZEN kontrolü, kargoları teslim derken içeri girdik. Bavullarımız kişi başı 2 x 23 kg olarak ayarlamıştık herhangi bir sorun çıkmadı. Uçuş saatine yakın uçağa bindik ve genel anlamda sorunsuz bir uçuş oldu. 2 defa sıcak yemek veriyorlar ve istediğiniz zaman arkaya gidip sandwich, içecek felan alabiliyorsunuz.

    İLK GİRİŞ:
    ABD saati ile 7:30pm gibi indik ve pasaport kontrolü sırasına girdik. Burada yarım saat ile 1 saat arasında bekledik. Pasaport kontrolü ve sarı evrakların tesliminden sonra polis bizi bir odaya aldı. İçeride nerden baksan 50 kişi vardı. Biz sıra bize gelmez diye biraz korktuk. Ama 5 dk geçti geçmedi başka bir polis bizi ayrı bir odaya çağırdı. Adres değişikliği sordu, pasaporta damga bastı ve biz çıktı. İçerideki diğer kişiler ne için bekliyordu bilmiyoruz. Bu arada bizim gibi ilk kez giriş yapan bir Türk çift ile tanıştık. Onlar diğer polisin sırasında bekliyorlardı pasaport kontrolü için ve onlar odaya alınmamışlar ama bizden daha fazla beklemişler. Biz odadan çıktıktan sonra bagaj bölümüne gidip bavullarımızı aldık. Bir el arabası alıp çıkışa yöneldik. Gelmeden önce havalimanına yakın bir otelde 1 gecelik otel kiralamıştık. Otelin shuttle'ı olduğunu biliyorduk ama acaba nereye nasıl gelir diye düşünürken 5 dk geçmeden 5 otelin aynı anda servisliğini yapan bir minibüs geldi ve bizi direkt otele götürdü. Emrah daha önce Houston'a geldiği için burayı biliyordu ve bizim için çok iyi oldu.

    Ertesi gün galerici Kadir abi abiye gidip bir araç aldık. Sağolsun çok yardımcı oldu. Aracın resmi işlemleri bitti, geçici plaka takıldı ve direkt gidip Fred Loya'dan araç sigortası yaptırdık. Pasaport ve Türk ehliyeti ile bu işlem sorunsuz yapılıyor. 2014 Jeep Patriot araç için 100 dolar sigorta çıktı (aylık). Sonrasında T-Mobile'a gidip 2 kişi için prepaid telefon hattı aldık. O da aylık 40 dolar. 20 gb 4G, sonrasında 3G hızında interneti var.

    Bizim planımız Austin'e yerleşmekti ve bu bu işlemlerin ardından Austin'e doğru yola çıktık. Yola çıkarken hava kararıyordu ve ücretsiz yollardan gidelim derken biraz uzun bir yolu tercih etmişiz. 2.5 saatlik yol 4 saat sürdü.

    Trafik kurallarına hemen alıştım sandım başlarda çok hata yaptım. Çoğu şey Türkiye'deki gibi değil. Kurallara daha yeni yeni alışıyorum. Trafikle ilgili söylenecek çok şey var ve onu başka bir yazıda anlatmak lazım 🙂

    İLK YERLEŞME:
    Biz Austin'e gelmeden önce 2 haftalık Airbnb evi tutmuştuk. Kuzey Austin'de Round Rock bölgesinde Texas'ın yerlisi çok tatlı bir çiftin evinde kaldık. Ucuz olsun diye sadece oda kiraladık. Bu konuda hiç sorun yaşamadık, hatta iyi oldu bölgeyi bize anlattılar ve bir çok tavsiyede bulundular.

    BANKA:
    Bu 2 haftalık süreçte banka hesabı açtırmakla uğraştık. Rastgele bir Bank of America şubesine gittik. Orada bize şans eseri çok anlayışlı ve yardımsever bir hanımefendi banka hesabımızı açtı. İlk başlarda ne ssn ne ehliyet hiçbişey olmadığı için bir sürü kişiye sordu açabilir miyiz diye. Hatta şöyle bir detay var, eşimin ehliyetinde eski soyadı vardı. Pasaportta yeni soyadı vardı. Böyle olunca doğrulayamadı. Aklıma TC kimlik no geldi ve bakın buradan doğrulayabilrisiniz dedim. Ancak o zaman ikna oldu. 1 hafta sonra kredi kartı çıkarmaya gittik. Normal kredi kartına başvurduk ama secure credit card çıktı. Kredi puanı oluşması açısından bir fark yokmuş ve çıkarttık. Gerçekten de kart aktif olunca 598 puanla oluşmaya başladı.

    SSN:
    Green card ücretini 11 martta ödedik. Uscis hesabı oluşturunca orada DS260daki adres otomatik olarak geldi. Oraya da havalimanında verdiğim yeni adresi girdim ve güncelledim. 20 martta benim SSN'im dağıtıma çıktı ama DS260 formunda verdiğim adrese gitti. Eşiminki ise havalimanında ve USCIS sayfasında düzenlediğim adrese gitti. Neyse sorunsuz bir şekilde aldık.

    EV:
    Airbnb sonrası kalacak yer aramaya başladık. Genelde ucuz olsun diye apartman kompleksi araştırmaya başladık ama hepsi bizden SSN, gelir kanıtı, iş teklifi gibi bir sürü evrak istedi. En son bir yer bulduk bunları istemeyen ve başvurumuzu yaptık, onaylandı. Kredi puanımın oluştuğunu da onay emailinde gördüm. Orada puanım bile yazıyordu.

    Sırada ehliyet almak kaldı. 30 gün dolunca onun için de bir girişimde bulunacağız.

    Şimdilik durumlar böyle. Herkese selamlar, her şey gönlünüzce olsun.

    posted in Yolculuk
  • RE: DV2021 Mulakat Deneyimleri

    Yaklaşık 15 ayı bulan bir serüvenin arkasından, çok şükür DV2021 sürecimi olumlu tamamlayarak vizemi aldım. Biraz uzun olacak bir deneyim yazısını buraya ekleyeceğimi hiç düşünmezdim ama süreç DV2021'ler için olması gerektiğinden çok daha zor geçince, insanın söyleyecekleri de fazlalaşıyormuş.

    Deneyimlerime geçmeden önce, arada gözden kaybolmaması ve herkesin de dikkatini çekmesi için bir teşekkür paragrafı açmak istiyorum. Sürecimin olumlu noktalanmasında tüm DV2020 ve DV2021 ailesinin her bir üyesinin payı büyük, hepsine teşekkürlerimi sunuyorum ama özel teşekkürleri hakeden bazı dostlarım var. Bu kişilerden; ilk günden beri engin bilgisiyle bizlere yol gösteren sayın @crazycells'e, hem forumda hem de Telegram gruplarımızda her daim yanımızda olan DV2020 talihlisi @Muhtaradana'ya, DV2021 ve Rosales davasından kader arkadaşım, abim ve SaveDiversityVisa.org'u kurarak binlerce talihlinin vizelerine kavuşmasına ön ayak olan süper kahramanız @gucarslan'a, ilk günden beri sabırla mücadelesine tanık olduğumuz ve sonunda mutlu sonla hikayesini noktalayıp ABD'ye yerleşen, ama desteğini hiçbir zaman esirgemeyen sayın @esranboylu 'ya, 1 Ocak 2021'de CEAC'a dosyalarımızın yüklenmesinden sonra hazırladığı yazılım ile sadece bizlere değil, tüm DV talihlilerine çok büyük faydası dokunan ve hayır dua alan @covacik ile süreç boyunca hep "İnşallah birlikte aynı gün ve aynı saatte mülakata gireceğiz, sabır" diye birbirimize umut aşıladığımız, konsolosluk önünde ve içeride sürekli temas halinde bulunduğumuz mülakat arkadaşım @Kemal-Binici 'ye ve süreç boyunca birlikte hayal kurup birbirimize "olacak inşallah" diye telkin verdiğimiz @28Bjk1903 'e sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

    6 Haziran 2020’den 29 Haziran 2021’e…

    700 farklı kişinin bir arada bulunduğu, sürekli iletişim halinde kaldığı, her gün yüzlerce mesajlaşmanın yapıldığı, geride bırakılan her 24 saatin umutların azalmasına sebep olduğu, ilk günkü hayallerin yerini her geçen gün karamsarlığın aldığı ve benim için bir yılı biraz aşkın bir bekleyişti bu dönem. Kelimelerle anlatmaya çalışsak bile duygularının eksik kalacağı ve yalnızca yaşayanın anlayabileceği zamanlardı.

    @Muhtaradana'nın dediği gibi hep bir bekleyiş hakim olacaktı, ama zor tarafı beklediğimiz tarihler çoğu zaman mutluluğu değil karamsarlığı ve yeni bekleyişleri getirdi bize. Önce Trump’ın yasağının biteceği Haziran 2020 sonunu bekledik, ama beklediğimiz gibi olmadı, yasak uzadı yıl sonuna kadar. DV2020’nin mahkemelerini bekledik, 4 Eylül’e kadar hep mutsuzlukla bitti beklentilerimiz. 4 Eylül’de aylardır bekleyen DV2020 talihlileri için sevindik, sonunda mülakata girebileceklerdi eylül sonuna kadar, dahası kendimiz için 1 Ekim’de sürecin başlayabileceğiyle umutlandık. Yine beklemeye koyulmuştuk, ama bu bekleyiş de mutsuzlukla noktaladı. Ama bekleyeceklerimiz bitmemişti, bu sefer sırada ABD seçimleri vardı. Son İstanbul seçimlerindeki heyecanımızı bu sefer ABD seçimleri için yaşadık, ülkemizdeki seçim sistemine göre çok daha karışık olan ABD’nin seçim sistemini her birimiz yalayıp yuttuk. Biden’ın kazanmasıyla çılgınca mutlu olduk. Grubumuz yine umut dolmuştu. Ama umut dolmak bekleyişlerin bittiği anlamına gelmiyordu, bu sefer beklediğimiz tarih 31 Aralık 2020’ydi, hani şu Trump’ın COVID’den kaynaklı bozulan ekonominin suçlusu olarak göçmenleri ilan ettiği ve girişlerine engel koyan kararnamesinin bitiş tarihi olan. Bu tarih de bize beklediğimiz, umut ettiğimizi getirmedi; Trump 3 ay da uzatmıştı yasağı çünkü. Neyse ki 20 gün sonra Biden geliyordu ve bir önceki başkandan kalan kararnameleri bir imzayla kaldırabilirdi. Yine umutlanmıştık ve sabırla başkanlık değişimini bekledik; ama yine beklediğimizle kaldık. Baktık bu böyle olmuyor, başkalarından bir şeyler beklemek yerine artık mücadeleye başlamak gerekiyordu ve hemen süper kahraman @gucarslan devreye girdi, güzel bir fikir ile sesimizi tüm dünyaya duyurabileceğimiz SaveDiversityVisa.org’u hayata geçirdi. Grupta hızlıca organize olduk, DV2020’lerle ortak hareket ederek sesimizi Forbes, Wall Street gibi ABD’nin büyük medya kuruluşlarından duyurduk, Twitter’da ses getirmeye başladık. Ve sonunda ilk defa yüzümüzün tam anlamıyla güldüğünü düşündüğümüz 24 Şubat akşamında Biden’ın yasakları kaldırdığı haberini WH.com’dan okuyarak, mutluluktan havalara uçtuk.

    Birkaç gün içerisinde önce Afrika kıtasından ilk DV2021 mülakatlarının verildiğini haber aldık, Ankara’da yakında verecektir diye umutla beklemeye başladık. Kaderimizde yine beklemek vardı kısacası. Daha ne kadar bekleyeceğimizi bilmeden tam tamına 4 ay bekledik. Çünkü Biden’ın kabinesinin yönettiği DOS’un Trump’ın döneminden kalan uygulamalarından ötürü Ankara’nın ilk DV2021 mülakatlarını vermesi 8 Temmuz’u bulacaktı.

    DV için temmuzdan itibaren mülakat vermeyi tercih eden Ankara, temmuz mülakatlarında en fazla CN 800'e kadar mülakat verdi. İkinci partide ise şaşırtıcı şekilde Ağustos ayı için 211 dosyaya birden mülakat verip, her haftanın perşembe ve cuma günlerini DV'lere ayırmayı tercih etti. Bu kabaca TR'den CN 8800'e kadar 210'u aşkı talihlinin mülakat alacağı anlamına geliyordu.

    Ağustos ayı için mülakat tarihlerimizin verildiğinden, 29 Haziran günü gece 10:00 sularında KCC'den gelen mail ile anladık. Bir önceki az bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dosyaya bakan Ankara'nın bu tavrı gruplarımızda büyük bir mutluluğa sebep olmuştu. Nasıl olduğunu anlayamadan, hemen @Muhtaradana hızır gibi yetişip bizlere ne yapılması gerektiğini hızlıca aktardı. Süreçte bundan sonra ilk yapmam gereken sağlık raporu almaktı.

    Sağlık Muayenesi - 9 Ağustos 2021

    ABD’ye göç etmek için geçilmesi gereken en kritik aşamaların başında sağlık muayenesi geliyor. Genelde yaygın olarak yapılan mülakat haftası içerisinde, mülakattan 1-2 gün önce sağlık muayenesini olup, bir gün sonra raporu almak ve ardından da mülakata katılmak yönünde. Ben ise hem iş yerindeki izin durumlarından ötürü, hem de yaşanabilecek herhangi bir gecikmeden kaynaklı sorunların çözülebilmesi için Unganlar’dan 2 Ağustos günü, saat 09:15 için randevu almayı tercih ettim.

    Randevu saatinden 15 dakika önce, saat 09:00’da Unganlar’a giriş yaptım. Benden önceki randevular henüz gelmediği için hızlıca benim dosyamı oluşturup işleme koydular. Kayıt işlemleri için pasaportunuz ve DV Case Number’ınızı doğrulayabilecekleri herhangi bir belge - ben DS260 Confirmation sayfasını götürmüştüm - yeterli. Ayrıca aşı karneniz varsa, onu da teslim edebilirsiniz kayıt işlemleri esnasında. O karnenizin geçerliliği ve doğruluğuna göre size yapılacak aşılar farklılık gösterebiliyor. Ama yoksa da çok sorun değil merak etmeyin.

    Evrak işlemlerini tamamlandıktan sonra idrar ve kan örneği verip akciğer grafisini çektirmek için Unganlar’ın hemen bir alt katında yer alan Düzen Laboratuvar’ına yönlendirildim. Düzen Lab’a indiğimde inanılmaz kalabalık bir ortamda buldum kendimi. Saat daha 9:15 bile olmamıştı ama içerisi ana baba günüydü. Bu yoğunluğu da en çok yurtdışı uçuşu için PCR testi yaptırmak zorunda olan yabancı uyruklu kişiler oluşturuyordu. Özellikle kayıt ve ödeme işlemlerinin yapıldığı banko bölümü son derece kabalıktı, üstelik bir karmaşa hakim olacak şekilde. Fakat neyse ki korktuğum gibi olmadı; çok beklemeden ödeme bankosuna davet edildim; ve 117,5 dolarlık test ücretini TL karşılığı kredi kartından çekilecek şekilde ödemeyi gerçekleştirdim. Burada ödemenizi dolar, TL nakit ya da kredi kartıyla yapabiliyorsunuz. Karar size kalmış.

    Ödemeyi yaptıktan kısa bir süre laboratuvarın bir köşesinden isminizin seslendirildiğini duyduğunuzda kan ve idrar örneklerini verme zamanı olduğunuzu anlıyorsunuz. Bu işlemleri tamamladıktan sonra bu sefer de laboratuvarın bir diğer ucunda yer alan röntgen bölümünden size sesleniyorlar ve orada da akciğer grafisini çektiriyorsunuz. Sağlık muayenesinin en kritik aşamaları olan bu işlemleri yaklaşık 20 dakikada tamamladım ve bu işlemlerin yapıldığına dair evrağıma iki imza daha atarak tekrardan Unganlar’a çıktım. Elimdeki dosyamı teslim ederek fiziksel muayene ve aşı işlemleri için saat 11:30’da yeniden gelmem istendi. Böylelikle yaklaşık 30 dakikada sağlık muayenesinin ilk bölümünü tamamlayarak Unganlar’dan ayrıldım.

    Muayene saati çok geç olmadığı için, eskiden Dost Kitabevi’nin olduğu yerde bulunan A4 Kahve isimli kafeyi muayene saatini beklemek için seçtim. Ancak evdeki plan çarşıya pek uymadı; çünkü o gün Türkiye genelinde yaşanan elektrik kesintilerinden ötürü 11:30’da olan muayenem 13:00’e kadar ertelendi. Daha sonradan öğrendim ki akciğer grafisi sonuçları gelmeden sizi doktor muayenesine almıyorlarmış; çünkü akciğer grafisinin sonucu hem muayene esnasında ödeyeceğiniz tutarı değiştirebiliyor hem de sağlık raporu sürecinizi değiştiriyor. Bu yüzden normalde 11:30’da gireceğim doktor muayenesine ancak 13:00’de girebildim.

    Doktor beyin odasına girince sekreterlerden biri önce boy ve kilo ölçümü yapıp bunu evrağa not etti; ardından da üzerimde yalnızca alt iç çamaşırı kalacak şekilde soyunmamı ve tek kullanımlık önlüğü girip sedyenin üzerinde doktor beyi beklememi söyledi. Gerektiği şekilde hazırlandıktan sonra sedyenin üzerine oturup doktor beyi beklemeye koyulmamın üzerinden 10 dakika geçmesi gerekti doktor beyi görmek için. Buradaki bekleyiş neden kaynaklanıyor açıkçası bilmiyorum ama bazı arkadaşlarımız 40-45 dakika bile beklerken, kimisi ise 1-2 dakika içerisinde doktor beyin geldiğini söylediler. Kısacası bir süre bekleyeceksiniz ama bu süre ne kadar olacak o artık şansınıza kalmış.

    Doktor beyin gelmesiyle birlikte son derece robotik olan muayene süreci başlamış oldu: Hemen sedyeye uzandım, o esnada tansiyon aleti hazırdı bile ve doktor bey hemen kolumu geçirmemi istedi. Tansiyonumu ölçmeye başladığı andan itibaren de hem son derece hızlı sorduğu hem de cevaplarını benden hızlıca beklediği soruları arka arkaya saymaya başladı (Merak edenler bu soruları yazının altında görebilir). Soruları sorarken tansiyon ölçümümü tamamladı, bazı muayenelerde yaptığının aksine stetoskop ile ciğer ya da kalp dinlemesi yapmadı, fiziksel muayene ise böbreklere baskı ve ayak bileklerine birkaç dokunuş ile tamamlandı. Soru cevabın devam ettiği bu dakikalarda sedyede yatar haldeyken sağ kolumda küçük bir acı hissettiğim anda da aşı işlemlerinin tamamlandığını anladım. (Yapılan aşıları da mesajın sonunda bulabilirsiniz) Hemen ardından da doktor beyden “geçmiş olsun, hazırlanabilirsin” cümlesi geldi ve böylelikle muayeneyi bitirmiş olduk.

    Muayenenin tamamlanmasıyla tekrardan sekreterlerin yanına döndüm. Dosyamla ilgilinen hanımefendi, kan ve idrar sonuçlarının bir sonraki gün 12’ye kadar netleşeceğini ve herhangi bir sorun tespit edilirse benimle iletişim kurulacağını, raporu ise bir sonraki gün 16’dan sonra dilediğim gün alabileceğimi söyledi. Sonra da doktor muayenesi ve 3 aşı için ücretin 250 dolar olduğunu ve ödemeyi nasıl yapacağımı sordu. Ben kredi kartıyla ödemeyi tercih ettiğim için, bu tutarın o anki TL karşılığı olacak şekilde kredi kartıyla ödememi gerçekleştirdim.

    Düzen Laboratuvar’daki testler için 117,5 doların o anki TL karşılığı ile 988.6 TL,
    Doktor Muayenesi ve 3 aşı için 250 doların o anki TL karşılığı ile 2,111 TL

    ödeme gerçekleştirerek toplamda 3099,6 TL’ye sağlık muayenesi sürecini tamamlamış oldum.

    Bir sonraki gün olan 3 Ağustos günü Unganlar'dan herhangi bir arama gelmeyince de saat 16:30 sularından yeniden Unganlar'a gidererek raporumu teslim ettim. Teslim edilen evraklardan en kritik olan saman zarfın içerisinde bulunan raporunuz. Bu zarfa DS-3025 isimli aşı kartınız, akciğer grafisinin yer aldığı CD ve bir yönerge kağıdı zımbalanmış oluyor. Mülakata yalnızca zarfı götürüyorsunuz, CD ise ABD sınırından ilk girişi yaparken sınır görevlisine teslim edeceksiniz.

    Sağlık raporunu da aldıktan sonra artık 26 Ağustos'taki mülakat saatimi sabırla beklemeye koyuldum...

    Mülakat - 26 Ağustos 2021

    6 Haziran 2020’de başlayan heyecan dolu, sancılı bekleyişin neticeleneceği gün olan 26 Ağustos’ta mülakatım 10:45’teydi. Aynı slotta mülakatı olan kişilerden biri de forumdan arkadaşım olan @Kemal-Binici'ydi. Onunla mülakat maillerini aldığımız 29 Haziran’dan itibaren sürekli irtibat halindeydik; bu iletişimimiz mülakat günüyse bu sefer yüz yüze devam etti ve kendisiyle 09:10 sularında konsolosluğun 2 numaralı kapısını direkt gören Cafe Paris isimli kafede buluştuk.

    Tanışma faslı, sohbet derken hızlıca bir belge kontrolü gerçekleştirdik. Hem kendisinde hem de bende ek bazı belgeler de vardı; bunlardan hangilerini yanımıza alalım diye bir değerlendirme yaptık ve konsolosluğun istediği standart belgelere birkaç belge eklemesi daha yaparak elimizdeki dosyaları sadeleştirdik. Önceki deneyimlerde mülakat saatinden 15-20 dakika önce talihlilerin içeri alındığını okumuştuk ama 26 Ağustos günü öyle olmadı; 09:15 ve 09:45’teki arkadaşlarımızın tam saatinde içeri alındığını görünce, kapı önüne erken gitmenin bir artı sağlamadığını anlamış olduk. Kafede yaklaşık 1 saati aşkın süre geçirdikten sonra son hazırlıkları da yapıp saat 10:30 gibi 2 numaralı kapının önünde sıraya girdik.

    Biz sıraya girdiğimizde, sırada yabancı uyruklu birkaç kişiden başka kimse yoktu. Kemal ile yaptığımız, süreçteki zorlukları yad ettiğimiz, heyecanımızı yatıştırmaya çalıştığımız sohbetin ardından güvenlik görevlisinin 10:45 randevusu için mi bekliyorsunuz sorusuyla artık vaktin geldiğini anladık. Güvenlikteki arkadaşın sırayla pasaport kontrolü, isimleri listeden kontrol etmesi ve COVID formlarını doldurtmasından sonra güvenlik kontrolü dışındaki alanda sosyal mesafeye dikkat ederek yeni bir sıraya girdik. Yanlış anımsamıyorsam o esnada 5 kişiydik 10:45 mülakatına girecekler olarak. Zaten daha fazla kişinin sosyal mesafe kontrolüyle o alanda bulunması zor olurdu. Ardından tek tek güvenlik noktasından geçiş yaptık - tıpkı havalimanlarına girişteki kontrollerde olduğu gibi. Güvenlik noktasından geçtikten sonra da içeriden otomat ile açılan son derece ağır bir kapıyı daha aştıktan sonra sonunda mülakatınızın yapılacağı devasa bir bekleme sorunu (Duvarda yazan bilgi notuna göre COVID olmadığı zaman aynı anda 80-90 kişi bulunabiliyormuş) ve 10-12 farklı bankonun bulunduğu yapıya giriş yapıyorsunuz. Buraya adım attığınız an bir karşılayıcı, greeter, görevli artık ne derseniz, hemen pasaportunuzu alıyor ve size bir sıra numarası veriyor. Ardından bekleme alanına geçiyorsunuz ve bu numaranızın toplamda 3 defa yanmasını beklemeye başlıyorsunuz.

    Numaram ilk kez yandığında, kasiyer olarak görev yapan bankoya yöneldim ve pasaportum ile 330 doları uzatarak mülakat ücreti ödemesini gerçekleştirdim. Normalde ücreti kredi kartıyla da ödeyebiliyorsunuz ama o günlerde POS cihazlarında yaşanan bir problemden ötürü yalnızca nakit alabiliyorlardı ücreti. Ücreti ödedikten sonra bankolara sırtı dönük şekilde konumlandırılan sandalyelerden birine oturarak numaramın 2. kez yanmasını beklemeye başladım.

    Numaram ikinci kez yandığında ise bu sefer evraklarımı teslim etmek için 9 numaralı bankoya doğru ilerledim. Bankoya ulaştığımda direkt günaydın diyerek işe koyuldum. Görevli Türktü; en önemlisiyse son derece cana yakın ve sıcak kanlıydı. Heyecan dolu bir aşama olan mülakat aşamasında açıkçası böyle insanlarla temas kurmak insanı çok rahatlatıyor. Kendisine önce pasaportumu uzattım. Sonra benden sağlık raporunu atlayarak diğer belgeleri arka arkaya istedi; ben “önce sağlık belgesini versem daha iyi olmaz mı” diyerek evrak tesliminin konsolosluk mailinde belirtildiği sırasıyla gitmesini sağlamak istedim. Sağolsun kendisi de “evet onu önce vermen daha iyi olur” diyerek cevap verdi. Ben tüm belgeleri mailde belirtildiği üzere sırasıyla hazırlamıştım; ayrıca KCC’ye gönderdiğim Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ve Arşivli Adli Sicil Kaydını, o belgelerin yeni tarihlilerinin arkasına koymuştum. Bu sıralama evrak teslimi esnasında işimi oldukça rahatlattı açıkçası. Eğitim belgelerimin arasında çift anadal yaptığım için 2 farklı lisans diploması vardı, ayrıca lise diplomamı da ne olur ne olmaz diye yanımda götürmüştüm. Yine lisans eğitimlerim için E-Devlet’ten alınmış mezuniyet belgeleri yanımda bulunuyordu. Tüm eğitim belgelerimi sırasıyla görevliyle verdim. Görevli biraz inceledikten sonra, önce lise diplomama ve fotokopisine ihtiyacı olmadığını söyledi; ardından da lisans diplomalarımdan yalnızca birini dosyama koyacağını, diğerini ise mülakat esnasında camdan konsolosa gösterebileceğimi söyledi. Bu konuda mutabık kaldıktan sonra da son olarak Greencard ve SSN teslimi için aldığım adresin yazılı olduğu kağıdı görevliye uzatarak sisteme girmesini talep ettikten sonra evrak teslimi aşamasını da tamamlamış oldum.

    Artık numaranın üçüncü ve son kez yanması için beklemeye başlamıştım. Sıra numarası benden bir önce olan @Kemal-Binici'yi gönderdik önce 4 numaralı bankoya. Siyahi konsolosun bulunduğu bankoydu o. Geçmiş deneyimlerde daha sıcak kanlı olduğu çokça belirtildiği için birçok kişinin mülakat yapmak istediği kişiydi o. Beklerken bir yandan Kemal’in mülakatından gelen konuşmaları duyuyordum, bir yandan da benim numaram ne zaman yanacak acaba diye bekliyordum. Bekleyişin tahmin ettiğimden daha uzun sürmesi bir yana, sırada benim numaramın yanmasını beklerken benden sonraki arkadaşın numarasının yanması zaten heyecanlı olduğum anlarda “neden böyle oldu ki?” sorusunun zihnimde gezinmeye başlamasına neden oldu. Bu anları heyecanlı ve hafif meraklı şekilde içimde yaşarken bir anda @Kemal-Binici 'nin “Thank you” deyişini duydum ve başımı ona doğru dönüp baş parmağıyla “tamamdır” işaretini görünce, süreçteki bir yoldaşımın daha vizesine kavuşmasının verdiği mutluluk havası egemen oldu içime. Kendi sürecim nasıl biteceğini merak eder haldeydim, Ama henüz numaram yanmamıştı ve neden yanmadığıyla ilgili kuruntular zihnimde yeniden dolanmaya başlamıştı. Neyse ki bekleyiş uzun sürmedi ve kısa bir süre sonra Kemal’den boşalan 4 numaralı banko için numaramın yandığını gördüm. Gerginlik yerini bir rahatlamaya bıraktı ve saniyeler içerisinde kendimi siyahi konsolosun önünde buldum.

    Hızlı bir selamlaşmadan sonra önce bana İngilizce biliyor musun? diye sordu, “Evet” diye yanıt verdim. “Hangi dilde yapalım mülakatı, İngilizce yapsak olur mu?” diye sordu. Mülakat yaparken hoparlör ve mikrofonun azizliğine uğrarım diye Türkçe yapmayı düşünüyordum normalde ama bu kısa soru cevabın son derece anlaşılır olmasından ötürü “Olur, İngilizce devam edebiliriz.” diyerekten mülakata başladık. Önce yemin etmemi istedi, yalnızca “yes demem yeterli mi” diye sordum, “evet” dedi ve yemin aşamasını basit bir “yes” ile geride bıraktık. Sonrasında önce 4 parmaklar, sonra da baş parmaklar olacak şekilde parmak izlerimi aldı. Sağ el 4 parmağımın parmak izlerini alırken makinede işaret parmağı için tamam tiki çıkmadığını, bir sorun olup olmadığını sordum, konsolos bir sorun olmadığını belirterek dosyamla ilgilenmeye başladı.

    Önce nerede yaşadığımı sordu. “Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum.” dedim. Bir süre not aldı bilgisayara, aslında her soru esnasında ve soruların arasında not almaya devam etti. Hakkımda dosyama not düşüyor gibiydi. Akabinde “Ne işle uğraşıyorsun şu anda?” diye sordu, farklı sorumluluklarım ve çalışma alanım olsa da en genel anlamda “Dijital pazarlama üzerine çalışıyorum. Facebook, Google reklamcılığı bilirsiniz.” dedim. “Mühendissin sanırım, yazılım mühendisi mi?” diye sorunca çift anadal yaptığımı, makine ve endüstri mühendisi olduğumu ama şu anda endüstri mühendisi olarak çalıştığımı belirttim. “Amerika’da nereye gideceksin?” diye sorunca “Teksas’ı düşünüyorum" deyip niçin diye sormasını beklemeden "çünkü orada arkadaşım var, bana yardımcı olacak” dedim. Hemen “Yanında mı kalacaksın?” sorusu gelince “Aslında hayır, kendisi bana iş ve konaklayacak yer bulma noktasında yardımcı olacak; ama ilk gittiğim birkaç gün onda kalabilirim elbette.” dedim; gülümsedi. Ardından “E peki orada ne yapacaksın, mühendisliğe devam mı?” deyince “İlk zamanlarda geçici işlerde çalışabilirim, İngilizcemi biraz daha akıcı hale getirmek için özellikle, sonrasındaki hedefim kariyerime devam etmek.” şeklinde son olduğunu bilmediğim ama aslında mülakatımın son cevabını vermiş oldum. Çok kısa bir süre sonra “Tebrikler, vizeni onaylıyorum. 5 gün içerisinde pasaportun sana ulaşır.” cevabını duydum ve o andan sonra heyecandan ve mutlulukta “bu kadar mı?” “çok teşekkürler” gibi cevaplar verdiğimi düşündüğüm birkaç cümle edip, bana uzattığı diplomamın aslını da alarak dışarı çıktım.

    Merak edenler için hemen belirtmeliyim, hesabımda 17.600 dolar gösterdim, İş teklifi ya da sponsorum da yoktu ama mülakat esnasında mali kaynaklar hiç konu olmadı. Ne tutarı sordu, ne de kendisi açıp dosyalar içerisinde inceledi.

    Hemen dışarı adımımı attıktan sonra sırada bekleyen forumdan ve Telegram grubundan tanıdığım arkadaşlarımla karşılaştım, onları hem müjdeli haberi verdim hem de birkaç öneride bulunarak şans diledim…

    Uzun lafın kısası, yaklaşık 450 günlük bir bekleyişi mutlu sonla noktalamıştım. Açıkçası, geriye dönüp baktığımda sürecin en kolay aşamasının mülakatı gerçekleştirmek olduğunu söyleyebilirim.

    Bankodan ayrılıp, dışarıda insanlarla ilk teması kurduğum ana kadar hissettiğim duygular ise hayal edemeyeceğim kadar garipti. Bu garip duyguları başta DV2020, sonra DV2021 ve ardından da şu anda bunları okuyan DV2022 ve sonrasındaki tüm talihlilerin yaşamasını canı gönülden istiyorum. Çünkü süreci sonuna kadar takip ederek emek harcayan her talihli bu duyguları yaşamayı sonuna kadar hak ediyor. İnşallah herkes de yaşayacak. Mücadeleye devam!

    Merak Edenler için Sağlık Muayenesiyle ilgili Diğer Notlar:

    Unganlar, Kuğulu Park’ın hemen yanında yer alan, ön cephesi de Atatürk Bulvarı’na bakan eski bir bina içerisinde 4. katta yer alıyor. Yine aynı binanın 3. katında da kan, idrar ve göğüs röntgen çekiminin yapıldığı Düzen Laboratuvarı yer alıyor.

    Randevular 5 dakikalık slotlar halinde, pazartesiden cumartesiye kadar haftanın altı günü, saat 09:00’dan 12:00’ye kadar toplamda günlük 36 muayene olacak şekilde planlanıyor. Tabi ki işlemler 5 dakikadan çok daha uzun sürüyor. Talihli evliyse, eşi ve çocukları için arka arkaya slotları kapatarak randevu alması gerekiyor.

    Normal şartlar altında, daha doğru bir ifadeyle testleriniz herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde çıkabilecekse, sağlık muayenesini tek günde halledip, bir sonraki öğleden sonra raporunuzu alabiliyorsunuz. Burada yani “herhangi bir sağlık sorununuz yoksa” demek yerine “şüpheye yer bırakmayacaksa” demeyi tercih ettim çünkü siz ne kadar sağlıklı olsanız da Unganlar, hiçbir şekilde sorumluluk almak istemiyor ve buldukları en küçük şüphede ya da geriye dönük yaşadığınız bir olumsuzluktan ötürü ek test isteyebiliyor ya da raporunuzu yazmamak için diretebiliyor.

    Ek Test İsteyebileceği Durumlar: En yaygın örneğini Akciğerde göreceği herhangi bir iz - Tüberküloz geçirmiş olmasanız da - örneğin bir kazadan kalan zedelenme durumu gibi. Diğer durumsa kan - idrar testlerinde Frengi, Bel Soğukluğu tespit edilmesi ama zaten bu hastalıklar hızla ortaya çıktığı için muhtemelen kendinizi sağlıklı hissederken, bu hastalıkların tespit edilmesi çok düşük bir ihtimal olsa gerek.

    Rapor Yazmamak İsteyebileceği Durumlar: Geçmişte geçirdiğiniz bir hastalıkla ilgili doktorlarınızdan bilgi almadan rapor yazmak istememesi vb. Bu yüzden mülakata eski hastalıklarınızla ilgili olabildiğince fazla belgeyle gitmek bu olumsuz durumlarla karşılaşma ihtimalinizi düşürür.

    Uzun lafın kısası sağlık muayenesini mülakata 2-3 gün kala almak yerine, daha önceden alıp halletmek ve aradan çıkartmak riskleri yönetmek açısından daha mantıklı. Özellikle de mali yılın bitimine kısa süre kaldıysa hiç riske girmeyip, mülakat maili geldiği gibi hızlıca sağlık randevusunu almak bence en doğrusu.

    Muayene esnasında sorulan sorular kişiden kişiye değişiklik gösteriyor. Ben özellikle kişilere göre soru sorduklarını düşünmüyorum, tamamen o esnada akıllarına hangi sorular gelirse onların sorulduğunu düşünüyorum. Ayrıca okuduğum yorumlara göre Handan hanımın biraz daha akıllıca sorular sorduğunu düşünüyorum. Bana sorulan sorular: “Herhangi bir sağlık problemin var mı? Hiç ameliyat geçirdin mi? Sigara kullanıyor musun? Alkol alıyor musun? Uyuşturucu kullandın mı? Kendine zarar vermeyi düşündün mü? Başkasına zarar vermeyi düşündün mü? Daha önce ABD’de bulundun mu? Ailende tüberküloz geçmişi olan biri var mı?”

    Doktor beyin bana yaptığı aşılar:

    • TDAP: Tetanoz, Difteri, Boğmaca (Türkiye’de DBT olarak biliniyormuş.)
    • MMR: Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık (Türkiye’de KKK olarak biliniyormuş.)
    • Varicella: Su Çiçeği

    Mülakat Günü Öncesi ve Mülakat Günüyle İlgili Diğer Notlar:

    Biz 26 Ağustos günü mülakatlarına katılacaklar olan bir Telegram grubunda organize olduk. İyi ki de olmuşuz çünkü hem mülakat gününe kadar olan süre zarfında kritik paylaşımlar yaparak birbirimizi mülakata hazırladık, hem mülakat gününden bir önceki akşam küçük bir buluşma yaparak hem yüz yüze tanıştık, hem mülakat hakkında konuştuk, hem de ABD planlarımız hakkında sohbetler yaptık. Mülakattan sonra da süreçteki gelişmeleri oradan birbirimizle paylaşmaya devam ettik.

    Mülakat için Ankara’ya şehir dışından gelecekseniz, tavsiyem Bestekar Sokak - Tunus Caddesi ya da Tunalı Hilmi üzerindeki otellerden birinde konaklamanız yönünde. Bizim ekibin çoğu Bestekar Sokak’ta yer alan Seven Deep Hotel’de konakladı. Fiyatları o bölge ve seviyedeki oteller için normaldi, hizmet olarak beklentiniz yüksek olmasın ama en önemli avantajı konsolosluğa sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde olduğu için tercih edilebilir durumda.

    Eski deneyimlerde emanetçi olarak kullanılan büfenin yerinde artık yeller esiyor. Bu yüzden emanetinizi oraya verme hayali kurmayın. Hem mülakat saatini beklemek, hem de emanetleri vermek için Cafe Paris’i tercih edebilirsiniz.

    Mülakat aşaması, sürecin en kolay aşamasıymış. Bunu yaşayınca sizler de anlayacaksınız inşallah.

    Mülakat esnasında parolanız her zaman “kısa ve net cevaplar; yeni soruya kapı açmayacak şekilde” olsun. Konsolos ne soruyorsa, onun cevabını bir iki cümleyi geçmeyecek şekilde verin. Kafa karışıklığı yaratacak ya da size yeni soru sormasına sebep olabilecek cevaplardan kaçının.

    Az da olsa İngilizce biliyorsanız, biraz pratik ile mülakatı İngilizce yapabilirsiniz. Tavsiyem İngilizce biliyorsanız, bu durumu net olarak ifade edin. Bilmenize rağmen “İngilizce bilmiyorum Türkçe yapalım.” deyip, verdiği cevaplarda ingilizceyi belli seviyede bilmesi gerektiğinizi anlarlarsa, size “E sen İngilizce bilmiyordun hani, nasıl olacak?” gibi karşı cevaplar ile atağa geçebiliyorlar. Bu yüzden durumunuzu net ifade edin ki sonradan herhangi bir problem yaşayıp, mülakatta soğuk terler dökmeyin.

    Herkese bol şans!

    posted in Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci
  • RE: Markette Çalışmak

    @Semihmete asgari ücretle yaşanabilir. Ancak ABD neresinde yaşadığın, kaç kişi orada olduğun ve ilk dönemde kısa zamanda iş bulduğunla alakalı bir çok parametre var.

    1. ABD hangi eyalette ve şehirde yaşadığın : Verginin az olduğu ve eyalet vergisinin alınmadığı yerleri seçmen lazım. Örneğin Miami'de tek vergi sistemi var Iowa'da çift vergi alınıyor. Bir eyalette vergi 500 usd verirken diğer eyalette 1000 usd veriyorsun. Ucuz kiranın olduğu kısımları seçmen gerekiyor. Miamide kiralık 1500 usd ev bulurken New york 'ta aynı ev 3300 usd . Miami'de en düşük oda kirası 800 usd kiradan başlıyor. North Miamide oturuyorum 420 usd veriyorum .kaldığım yer airbnb den ayarlamıştım. Şİmdi normal kiracıyım. Bunun içinde elektrik su ve internet dahil. Eğer müstakil olarak ev tutma tercihini kullanırsan bu kısımlar ekstra sana yansıyacaktır.

    Ulaşım hizmetlerinin iyi olması önemli . Ben araba kullanmıyorum. Tren ile işe gidiyorum 100 usd sabit giderim var. Diğer durumda arabanın kredisi, benzini sigortası ve diğer bir çok ayrıntıya harcama yapmıyorsun.

    Gıda ,kişisel ihtiyaçlar gibi harcamalar toplamda 400 usd civarında . Ayda toplam iki defa dışarıya yemeğe çıkıyorum. Normalde off günlerimde dinlenmek durumundasın çalıştığın işin ağır olması sebebiyle Birde NBA maçına gidiyorum.Bulunduğum yerlerin önemli kısımlarını geziyorum. Her pazar denize gidiyorum. Şu anlık tek eğlencelerim bu.

    1. Kaç kişi ile geldiğin ve yaşadığın: Eğer ailen ile geldi isen asgari ücret ile geçinemezsin. Toplamda minimum 11 usd den iki iş ve haftalık 60 saatten fazla çalışman lazım. Bunun anlamı da şudur. Eşini ve çoçuğunu görmeden ABD de yaşamını bir süre devam ettirmek durumumda kalacaksın demektir. Eş ve çocuk olduğu taktirde güvenli yerde ev ve okul bulmak durumundasın. Bu kısımlarda ek ayrı harcama rakamları çıkaracaktır. İlk zamanlarda gözlemlediğim kadarıyla eşler dil problemi nedeniyle çalışamıyor yada çekiniyor. Eğer eşin çalışmaya başlarsa normal aile düzenine geçmeniz biraz daha kolay olabilir.

    2. Kısa zamanda iş bulmak : Burada özellikle iş bulma ve yerleştirme konusunda bürokrasi çok ağır işliyor. Eğer iş ayarlayabilirseniz Türkiye iken işi bitirin. Ancak kolay değil. Bu bahsettiğimiz Markette çalışma bile 1 ayda sonuçlanıyor. Bunun anlamı kaldığınız yerdeki pahalılık nedeniyle elinizdeki paranın hızlı şekilde bitişi çok hızlı oluyor. Stres ,beklediğiniz hayalin biteceği konusundaki korku , ABD deki gerçekler gibi bir çok faktör sizi ne yazık ki karşılayacak . Hazırlıklı olun. Size ABD Noel babanın torbasından imkanlar sunacak bir hayat vadetmiyor.Eğer öyle düşünüyorsanız yanılırsınız. Ancak iş rayına oturup , para harcama akışınız eksiden artıya dönmeye başladıktan sonra ,herşey yoluna girmeye başlıyor. Artık dağa tırmanışınızda bir yere tutunmayı başarmışınızdır demektir. Bu sıkıntıyı bir şekilde herkes çekmiştir. Çekmeyen yalan söylüyordur. Yada büyük bir varlıkla oraya gitmiş demektir.

    Türkiyede iken GC kazandığım andaki sevinçten sonra şuan ki beklentim ve sevincim farklı. ABD gidildi her şey bitti rahatladım anlamı ne yazık ki hemen oluşmamaktadır. Geldikten sonra Türkiye ile kıyaslamanız ve kendiniz nereye ait olduğunuza karar vermeniz gerekmektedir. Bu iş artılarıyla eksileriyle değerlendirilmeli. Bu parametre kişiden kişiye ve etkilenecek tüm aile bireyleri için ayrı değerlendirilmelidir. Değerlendirmenin sonucunda bileşkesi alınmalı ve ortak karar ortaya çıkmalıdır.

    Eğer benim fikrimi sorarsan hayat zor , çalışma temposu zor, tutunmak zor, özlem çekmek zor. Ama bir o kadar da HUZURLUYUM burada arkadaş. Lüks olamadan da sade bir hayatla ve belli bir standartda yaşanabiliyor. Türkiye'de belli bir seviyenin üstünde bir yaşamdan gelen biri olarak söylüyorum. DENEMEDEN bunu ne yazık ki anlayamazsınız. Burada Türkiye'den farklı olarak tüm geleneksel dış eleştirileri bir yana bırakarak ABD çalışma felsefesini , ABD yaşam felsefenizi, yeni alan becerilere açık olmayı öğrenmelisiniz. Çevrem ne der akrabam ne der kısmından kurtulmalısınız. MUTLULUK o zaman kendini gösteriyor. Burası için en önemli unsur MOTIVASYON diğer bütün etmenler kısa zamanda NOTR olacaktır.

    Gelelim GECINME HIPOTEZININ SONUCUNA 35-40 saatlik haftalık çalışma ile (11 usd saatlik ücret) 1430 USD ile Miami'de tek kişi GEÇİNEBİLİRSİNİZ. İşi biraz abartarak söylüyorum. Biraz bankaya az da olsa parada atmaya başlarsınız. ATTIĞINIZ UFAK BİR MEBLAĞ Türkiye' deki bir öğretmen maaşıdır.

    posted in Diğer Meslekler
  • RE: San Diego

    San Diego hakkında ilk ağızdan bilgi beklenmiş; gelmemiş. Müsaadenizle, ben yardımcı olmaya çalışayım.

    Ocak 2001 – Nisan 2004 arası kesintisiz San Diego'da yaşadım. Vereceğim ilk bilgiler bayat olacak. Aralık 2019'da yaşadığım yerleri tekrar dolaştım; yaptığım şeyleri tekrar yaptım. Bütün bilgilerimi güncelledim. Takip eden bilgiler taze olacak. İkisini birden paylaşmamın sebebi, demografideki, maliyetlerdeki, vs değişimleri gözlemleyebilmeniz; trendlerin ne tarafa ve ne hızla gittiğini kendi gözlerinizle görebilmeniz olacak.

    Aralık 2019 – Ocak 2020 arası New York’taydım. 2021 çekilişini kazandığımdan beri, forumu da yakından takip ediyorum. Edindiğim izlenimlerle, San Diego’yu, gördüğüm ya da duyduğum diğer Amerikan şehirleriyle de karşılaştıracağım. Karşılaştırmamın sebebi, San Diego ucuz mu, pahalı mı, yaşanacak yer mi; kendi kararınızı, kendi şart ve imkanlarınıza göre, kendiniz vermeniz olacak.

    Baştan söylemeliyim ki, para birimlerini yazarken, Amerikan notasyonu kullandım. Amerikalılar, bölükleri virgülle, ondalık sayıları noktayla ayırıyorlar (bizim nokta kullandığımız yerde virgül, virgül kullandığımız yerde nokta kullanıyorlar). Biz bölükleri noktayla, ondalık sayıları virgülle ayırıyoruz (kafa karışıklığı olursa, nokta gördüğünüz yere virgül, virgül gördüğünüz yere nokta koyarak çözebilirsiniz).

    Genelde, vasıfsız / mavi yakalı işler saatlik (wage), vasıflı / beyaz yakalı işler senelik (salary) ücretleriyle anılıyor. “Bunun saatlik ücretini yazdın da; bunun neden senelik ücretini yazdın?” diye merak ederseniz, sebebi budur. Tüm ücretler brüttür. Vergiyi, sene sonunda, kendi beyan ettiğiniz toplam yıllık geliriniz üzerinden ödüyorsunuz. Oranlar eyalete göre değişiyor.

    Önce pek değişmeyen ya da yavaş değişen bilgilerle başlayayım: San Diego, yaklaşık 1,5 milyon nüfusla, California’nın 2., Amerika’nın 8. büyük şehri. Nüfusun %60’ı beyaz. %30’u, çoğunlukla Meksika asıllı Hispanik. Bir çoğu İngilizce bilmiyor. O yüzden her yerde, her şeyin hem İngilizce’si, hem İspanyolca’sı yazıyor. 2050’de, California genelinde, Hispanik nüfusun %45 ile çoğunluk olması bekleniyor. Ama 2050’den sonra da, yine her yerde, her şeyin hem İspanyolca’sı, hem İngilizce’si olacağından emin olabilirsiniz; lakin muhtemelen, İspanyolca’sı öne yazılır 🙂 Asyalılar da azımsanmayacak sayıda. Çeşitlilik çok olduğu için, ırkçılık problemine ben hiç rast gelmedim (Aralık 2019 – Ocak 2020 New York’unda ise, yerel televizyonda, neredeyse her gün, bir anti-Semitik saldırı haberi vardı – ki, seyyar yiyecek tezgahlarını işleten Arap nüfus, şehrin göbeğinde, bağırta bağırta kendi müziğini dinliyordu; kimse de onlara bir şey demiyordu). Nüfusun %45’i, en az lisans mezunu. İnsanı, genelde medeni. Irkçı gibi algılanmak pahasına, kendi kişisel gözlemlerime dayanarak, sinemada konuşan, çevrede gürültü yapan, bir şeyleri kırıp döken, trafikte diğer araçları tehlikeye atan hareketler yapan kişilerin, genelde eğitim seviyesi düşük siyah ya da Hispanikler’den olduğunu söylemeliyim. Beyazlar, Asyalılar ve az sayıdaki Ortadoğulular’dan böyle davranışlar hiç görmedim.

    San Diego, genelde güvenli bir şehir. Amerika’nın genelinde olduğu gibi, hiçbir evin kapısında, penceresinde demir parmaklıklar yok (New York’ta da yok ama, her binanın girişinde en az bir kahya / kapıcı / güvenlik görevlisi duruyor). Benim San Diego’da ilk ağızdan duyduğum tek adli vaka, Hispanik bir abinin, bıçak göstererek, gecenin bir vakti (ki, genelde oralar her saatte aydınlık ve kalabalık olur) yurttan 7-Eleven’a sigara almaya giden bir Türk kızının cüzdanını çalmasıydı. Tabii, gazetede, televizyonda daha fazlasını gördük. İnsanın olduğu her yerde, suç da oluyor ne yazık ki. Polisin, hayati tehlike içeren olaylara ortalama müdahale süresi, 2000’lerin başında, 10 dakikanın altındaydı. Şimdi, 16 dakikaya çıkmış diye şikayetler var. 2000’lerin başında, polis, boyuna uzun, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Ford Crown Victoria sedan kullanıyordu. Aralık 2019’daki ziyaretimde, polisin, Ford’un Next Generation Police Interceptor konseptli (ağırlık merkezi yüksekte, direksiyon hakimiyeti zor) SUV’lerine geçtiğini gördüm. Sürenin uzamasını buna bağlıyorum. Tamam, San Diego’nun doğusundaki çöllerde kaçak Meksikalı kovalamak için işe yarayabilir ama, SUV’lerin ara sokaklarda modifiye Japon arabası kovalamaya uygun olduğunu düşünmüyorum (2000’lerin başında, New York’ta da polis, boyuna orta boy, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Chevrolet Impala sedan kullanıyordu. Şimdi onlar da SUV’ye geçmiş. Ama onlar kimi kovalıyor; bilemiyorum. Gerçi New York’ta hala polis arabası çeşitliliği daha fazla). Ambulans ve itfaiye, polisten biraz daha yavaş gelir ama, onların da acil vakalara gelmesi 10-15 dakikayı geçmez. Zaten polislerin hepsi ilk yardım eğitimi almıştır. Ambulans / İtfaiye gelene kadar durumu idare ederler.

    San Diego’nun mottosu “America’s finest city”. Katılmak durumundayım. Benim gördüğüm en güzel şehir. İstanbullu olmama rağmen, benim gözümde Antalya ikinci, İstanbul üçüncü.

    San Diego, aynı zamanda, Amerika’nın iklimi de en güzel şehri. Florida’yla benzer iklime sahip olmasına rağmen, Florida’yı senede birkaç defa kasırga vurur. San Diego’da tayfun, kasırga, vs olmaz. Ortalama sıcaklık 25 derece Santigrat civarındadır. Kışın en fazla iki haftalığına 15 dereceye düşer; en kötü, yağmur yağar. Yağarsa, o iki haftada yağar. San Diego’da geçirdiğim toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün boyunca, giydiğim en kalın giysi, kapüşonlu sweat-shirt olmuştur. Hadi ben irice bir adamım. Ufak tefek hanımefendiler, yanlarında bir de yağmurluk bulundursalar, sırtları yere gelmez. Aralık 2019’da gittiğimde, t-shirt’ten başka bir şey giymeye ihtiyaç duymadım. Fikir vermesi açısından, Aralık 2016’da Adana’ya gittiğimde de t-shirt’le dolaşmıştım. Adanalılar o sırada, anorak, bere ve eldivenle dolaşıyordu. Sebebini sorduğumda, “Hele gel, yazın 45 derecede buralarda dolaş. Bizim bünyemiz ona alışkın” cevabını verdiler. Hak verdim. San Diego’da da zaman zaman anorak, bereyle (eldiven hiç görmedim) dolaşan ablalar görebilirsiniz. Sebebini “Adana etkisi”ne bağlıyorum. Zira, yazın, sıcaklık 35 dereceye kadar çıkabilir. Ama o da en fazla iki hafta sürer. Doğudaki çöllerden, dağ geçitlerini kullanarak, batıdaki okyanusa doğru esen aşırı kuru Santa Ana rüzgarları sayesinde, hiç nem yoktur. 35 derece bile bunaltmaz. Ben sıcağa tahammül edemeyen bir insanım. Ben bile San Diego’da zorlanmadan yaşayabildim. Ocak 2020’de, New York’ta, şort ve t-shirt’le terlemeden uyuyabilmek için ısıtmayı kapatıp, pencere açmak zorunda kalmış ben yaşayabildiysem, bence herkes yaşayabilir.

    San Andreas Fayı yakında olduğu için, Downtown ve University Town Center dışında, yüksek ve betonarme yapılaşma yoktur. Birkaç otel ve hastane binası dışında, apartmanlar bile, ahşaptan ve yatay mimariye uygun olarak, en fazla iki katlı olacak şekilde inşa edilmiştir. Bu tip yapılaşma, olası depremlerde can kaybı sayısını düşük tutmaya yardımcı olsa da, özellikle küresel ısınmanın artıp yaygınlaşması sonucu, sıklığı ve şiddeti sürekli artan orman yangınlarında, ciddi bir risk oluşturmaktadır. Ben, San Diego’da bulunduğum toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün süresince, yalnızca bir orman yangını gördüm. Şimdi ise, civarda, her sene en az bir defa yangın çıkıyor.

    San Diego, üniversiteler şehridir. 15’e yakın üniversite, 10’a yakın kolej, 5 civarı hukuk okulu bulunur. Yukarıda yazmıştım; tekrar edeyim: Nüfusun %45’i, en az lisans mezunudur. Ucuz devlet üniversitesi, pahalı özel üniversite, hayat kurtaracak iyi üniversite, askerlik erteletecek dandik üniversite; hepsinden yeterli miktarda mevcuttur. Google size en güncelini söyleyeceği için, üniversite listeleme işine hiç girmiyorum.

    San Diego, aynı zamanda donanma şehridir. Pasifik Filosu’nun Hawaii’den sonraki en büyük ikinci üssü San Diego’dur. Downtown’dan National City’ye kadar komple donanma üssüdür. Uçak gemileri, kruvazörler, destroyerler, fırkateynler, Littoral Combat Ship’ler, Amphibious Assault Ship’ler; Allah ne verdiyse yanaşır. Coronado Island, hem donanma üssünün devamıdır, hem de deniz havacılığı üssüdür (Naval Air Station). Point Loma, denizaltı ve denizaltı savunma harbi üssüdür. Camp Pendleton, batı kıyısının en büyük deniz piyadesi üssüdür. Miramar, deniz piyadelerinin hava üssüdür (Marine Air Station).

    Top Gun filmi, Miramar deniz piyadesi hava üssünde çekilmiştir. Traffic filmi, Downtown’da çekilmiştir. Açıkçası, aklıma, San Diego’da geçen, bunlar kadar gişe yapmış başkaca bir film gelmiyor.

    San Diego ekonomisi turizm ve teknolojiye dayanır. Teorik olarak, tarımın da güçlü olması beklenir ama, ben kendi namıma, öyle ekili – dikili alan hiç görmedim. Belki iyice doğuda vardır. Benim kendi gözlerimle gördüğüm en yakın ekili – dikili alan, gözün alabildiğince üzüm bağlarıyla dolu olan, 2-3 saat kuzeydeki Temecula Valley idi. Turizmde, tema parkları önemli bir cazibe merkezi teşkil eder. San Diego Zoo, San Diego Zoo Safari Park (benim zamanımdaki adıyla, San Diego Wild Animal Park), Sea World, Birch Aquarium (bu, Sea World gibi popüler değil de, daha çok bilimsel), Legoland, San Diego’dadır. Los Angeles çevresindeki Disneyland’e, Universal Studios’a, Six Flags Magic Mountain’a, Knott’s Berry Farm’a yeterince yakındır. Bir araba kiralayıp, 2-3 saatte gidebilirsiniz. Hiçbiri Los Angeles’taki Venice Beach kadar ünlü olmasa da, San Diego da bir plajlar şehridir. Tamamı ücretsiz (bizdeki gibi değil), Imperial Beach, Coronado Beach, Ocean Beach, Mission Beach, Pacific Beach, La Jolla Beach doğa harikalarıdır (Plajlar kuzeye doğru devam eder ama, isimlerini yukarıdakiler kadar sık duymazsınız). Little Italy, San Diego’nun İtalyan mahallesidir. İtalyan restoranları, pastaneleri, vs bulunur. Downtown’da, özellikle de Gaslamp Quarter’da, restoranlar ve gece kulüpleri; Old Town’da, filmlerde gördüğümüz gibi bir kovboy kasabası; Carlsbad’de, outlet’ler bulunur. Teknoloji namına, biyoteknoloji, bilişim altyapı teknolojileri (özellikle, yarı-iletkenler ve fiber-optik sistemler), mobil iletişim altyapı teknolojileri (özellikle, bizdeki GSM şebekesinin Amerika’daki muadili CDMA), tüketici elektroniği, enerji sistemleri, havacılık ve savunma alanları gelişmiştir. Illumina, Novartis, Cymer, Peregrine Systems, Qualcomm, Nokia, Sony, Hitachi, Sharp, Kyocera, ESET, Teradata, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines, Lockheed Martin, General Atomics, San Diego’da bulunmaktadır. Finansal teknolojilerle ilgilenen forumdaşlar, Intuit; eli mekanik işlere yatkın forumdaşlar, WD-40 markalarını da tanırlar.

    University of California San Diego Connect ve San Diego State University Lavin Entrepreneurship Center çevresinde, bir girişimcilik ekosistemi mevcuttur; ancak, Palo Alto, San Jose ve San Francisco’daki kadar civcivli değildir. 2000’lerin başında, Sorrento Valley’i, Silicon Valley’in güneydeki devamı olarak konumlandırmaya çalışmış olsalar da, başarılı olamadılar. Yine de, teknoloji şirketleri, Carlsbad, Sorrento Valley / University Town Center ve Downtown civarında kümelendi. La Jolla civarında da yoğun biyoteknoloji aktivitesi var. Palo Alto, San Jose, San Francisco, Austin, Boston, New York dururken, girişimci olmak için San Diego’ya gidilmez; ama San Diego’ya gidilmişken de girişimci olunabilir. Üniversite de var. Çeşitli finansman destekleri de var. Melek yatırımcı da var. Fırsat bolluğu yok, ama yeterince fırsat var.

    Bolluk demişken, San Diego’da, ürün anlamında, aradığınız hemen her şeyi bulabileceğinizi, ama New York’ta durumun pek öyle olmadığını belirtmeliyim. Ben San Diego’da kesintisiz yaşadığım 3 sene, 2 ay, 10 gün boyunca, (taharet musluğu dışında) hiçbir şeyin yokluğunu yaşamadım. Ama Aralık 2019’da New York’a indiğimde, yanımda getiremediğim malzemeyi tedarik etmek için, 1. Cadde ile 65. Sokak’ın kesiştiği köşede bulunan Gristedes isimli süpermarkete gittim. Böyle, bizdeki MMM Migros büyüklüğünde bir yer. Gristedes, New York halkının ihtiyaçları arasında olduklarını düşünmemiş olacak ki, ürün karmasına deodorant ve Red Bull ekleme gereği duymamış. Bir deodorant bulabilmek için, Upper East Side’dan West Harlem’a kadar gitmek zorunda kaldım. Red Bull’u hiç bulamadım. Kabul, belki benim beceriksizliğimdir. 5 gün sonra, 5 günlük ziyaret için indiğim San Diego’da ise, Ralphs’e giriyorum, oradan çıkıp Vons’a giriyorum, oradan çıkıp Target’a giriyorum; raflar, hatta koca bir reyon dolusu, (Türkiye’den aşina olduğumuz adidas, Gilette, Nivea, Dove gibi birçoğu dahil) marka marka, model model deodorant... Bırakın süpermarketi, San Diego’da spor mağazasına giriyorum; kasanın yanında Red Bull dolabı! Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

    San Diego konusuna devam etmeden önce, New York’tan iki “yokluk” hikayesi daha paylaşayım...

    Yukarıda yazmıştım. Ben irice bir adamım. Her şeyin 3XL’ını giyiyorum. Ayakkabının, Amerikan ölçüsüyle, 14 numarasını giyiyorum. Türkiye’de benim bedenimde giyim eşyası bulmak, 90’larda çok zordu. Spor ayakkabı ve diğer spor malzemelerini, yalnızca, Kadıköy’de, profesyonel spor kulüplerinin de spor malzemelerini tedarik eden Rekor Spor’da bulabiliyordum. Ayağıma göre bot bulabilmek için ise, Cevizlibağ’daki Yeşil Kundura’ya kadar gitmek zorunda kalıyordum. Orada da, ayağıma göre, yalnızca Caterpillar’ın tek bir modelini bulabiliyordum. Takımı, gömleği, zaten ezelden beri mecburen ölçüye özel diktiririm. 2000’lerin ortalarında, Avrupa Birliği ile aramızda esen sanal bahar rüzgarlarıyla, ekonomi bir düzelir gibi oldu. Markalar Türkiye pazarına kendileri girdi. Piyasada mal bolluğu oluştu. Mal yokluğundan para kazanan Rekor Spor battı. Her marka ve modelin değil ama, yeterince marka ve modelin 3XL’ını, 14 numarasını bulmak mümkün hale geldi. adidas’ta, Nike’de, üzerimize göre ürün bulabildik de, giyinebildik. 2010’larla beraber, her şey eski haline dönüp, ekonomi yine krize girince, mal bolluğu ortadan kalktı. Allah bozmasın, Under Armour hariç, yine hiçbir yerde aradığımızı bulamaz olduk. 90’lara benzer bir yokluk içinde, New York’a indiğimde, üzerimde, aradığım bedeni bulamadığım için almak zorunda kaldığım, önü kapanmayan, 2XL adidas bir anorak vardı. New York kışı, İstanbul kışından daha sert. İstanbul’da (İngiltere’de yüksek lisans yapan kuzene ve doktora yapan arkadaşına getirttiğim) t-shirt üzeri anorak giyiyorum. Bütün kış, önümü kapamak zorunda kalmadan geçiyor. New York’ta ise, ön kapanmadan olmuyormuş. Kısa sürede anladım 🙂 Bütün Manhattan’ı karış karış gezdim. adidas’a, Nike’ye, Oakley’e, T.J. Maxx’e, gördüğüm her giyim mağazasına girdim; 3XL anorağı zar zor ve yalnızca The North Face’te bulabildim. Orada da yalnızca bir tane vardı. Benden sonra gelip, “DÜNYANIN BAŞKENTİ!!!” New York’ta istediği bedeni bulabileceğini zanneden hazırlıksız turist, muhtemelen donmuştur. Ruhuna Fatiha... 3XL anorağı bulmadan önce, bari t-shirt’le 2XL anorağın arasına bir kat daha giyeyim diye, 3XL kapüşonlu sweat-shirt aradım. Yok! Bari birkaç kat t-shirt giyeyim diye, 3XL t-shirt aradım. Yok! Türkiye’de artık hiç bot bulamıyorum. Ayağımda koşu ayakkabısıyla (onun için de, Under Armour sağ olsun) gitmiştim. Yağmurda o da olmadı. 14 numara bot aradım. Yok! Yok! Yok! T-shirt işini, San Diego dönüşü, Amazon’dan sipariş vererek çözdüm. Bot için de, en son REI’a gittim. İnternet mağazalarında satışta olduğunu gördüğüm, Salomon’ın bir modelinin 14 numarasını istedim. Kızcağız bir pusula yazdı. Kasaya gidip, siparişimi vermemi, 1 hafta sonra gelip almamı söyledi. Kasa yolunda internetten kontrol ettim. Pusulada yazan model, benim istediğim model değil. Elinde ne varsa, bana onu itelemeye çalışmış. Böyle şeyler Türkiye’de sürekli başıma gelir ama, Amerika’da ilk defa şahit oldum. Sinirlendim. Sipariş vermeden çıktım. 5 gün sonra San Diego’ya indim. Okulumun hediyelik eşya mağazasına gittim. Yetişkinler için 3XS, 2XS, XS, S, M, L, XL, 2XL, 3XL, beni New York’ta misafir eden arkadaşın 1,5 yaşındaki kızına göre türlü bebek bedenleri, 3,5 yaşındaki oğluna göre türlü çocuk bedenleri, arkadaşın abisinin 10 ve 13 yaşındaki oğullarına göre türlü garson bedenler, t-shirt, kapüşonlu, kapüşonsuz sweat-shirt; ne ararsan var! Ne lazımsa aldım! Under Armour’a gittim. İki 3XL kapüşonlu sweat-shirt de oradan aldım. TL ile oldukları için, kredi kartlarının limitleri doldu. Bot alamadım. San Diego dönüşü New York’u, yağışlı günlerde dışarı çıkmayarak idare ettim. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

    New York’ta beni misafir eden Türk (artık Amerikan vatandaşı) arkadaş, yılbaşında birkaç günü, Amerikalı eşinin Queens’deki ailesiyle geçireceklerini, Upper East Side’daki 1+1’lerinde tek başıma canımın sıkılmaması için, beni 3 günlüğüne, Downtown’daki bir otele yerleştireceklerini söyledi. “Tamam” dedim. Beni 16.30’da otele bıraktı. 18.15’te, karnımı doyurmak için otelden çıktım. Dunkin’ Donuts, Subway dahil, önünden geçtiğim her restoran kapalıydı. Tesadüfen, iki blok aşağıdaki, tadilat halindeki bir binanın altındaki Hint restoranını bulamamış olsam, 1 Ocak 2020’de, “ASLA UYUMAYAN ŞEHİR!!!”in göbeğinde, resmen aç kalacaktım ( Otelin aşırı pahalı oda servisiyle, Hint kökenli başka bir abinin işlettiği tobacco shop’tan alacağım birkaç cips ve krakeri birer seçenek olarak yazmadıysam, kusuruma bakmayın lütfen 🙂 )! Hint abi de, 21.30’da kapatacakmış. Onu da ucundan yakalamışım. Son iki not: 1. Hayatımda yediğim en kötü Hint yemeği değil; hayatımda yediğim açık ara en kötü yemekti. 2. San Diego’da, günlerden ne olursa olsun, mutlaka açık bir yer bulur; karnınızı mutlaka doyurursunuz. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

    New York’un, bir konuda hakkını teslim etmek durumundayım: Türk yemeklerine ulaşılabilirlik ve o yemeklerin çeşitliliği konusunda, Amerika’nın benim gördüğüm hiçbir yeri, New York’un eline su dökemez. Upper East Side’da Türk restoranı gördüm. Upper West Side’da Türk restoranı gördüm. Lenox Hill’de, Lincoln Square’de, Midtown East’te, Midtown Manhattan’da, Hell’s Kitchen’da, Murray Hill’de, Chelsea’de, Gramercy Park’ta, Greenwich Village’da, East Village’da, SOHO’da, Downtown Manhattan’da Türk restoranı gördüm. ABA, Agora, Akdeniz, A la Turka, Ali Baba, Anka, Antalia, Barbounia, Bodrum, Enfes, Farah, Galata, Istanbul, Leyla, Lezzet, Memo, Meyhane, Pasha, Pera, Pierre Loti, Seven Hills, Sip Sak, Sophra, Sumela, Zeytin isimlerini hatırlıyorum. Hangisi, neredeydi, hatırlamıyorum. Hiçbirinde yemedim. Bir, Broadway’de, o zaman tadilat halinde olup, yakın zamanda açılmaya hazırlanan bir SaltBae hatırlıyorum. Virüsten sonra belki açılmıştır; belki ertelenmiştir. Bir de, Türk arkadaşın Amerikalı eşi, beni bir akşam Dyker Heights’taki ailelerin, evlerini Noel için nasıl süslediğini görmeye götürdü (meşhurmuş). Onun dönüşünde, Brooklyn’deki Taci’s Beyti’de yemek yedik. “Taci Abi”, lahmacun gibi lahmacun, İskender gibi İskender, karışık ızgara gibi karışık ızgara yapmıştı. Onu hatırlıyorum. San Diego’daki Türkler, Türk yemekleri konusunda o kadar şanslı değil. 2000’lerin başında, Pacific Beach’te, (o zaman 20, şu an 35 sene önce, çekilişten green card kazanarak New York’a gelmiş; sonra oralarda birilerinin ayaklarına bastığı için San Diego’ya kadar kaçmak zorunda kalmış) Engin Abi’nin Central Park isimli pizza dükkanı vardı. Pizza fırınında, vasatın altında pideler ve ekşi yoğurtla berbat bir hazır mantı yapar, özlemimizi giderirdi. Escondido’da, Türk bir ailenin işlettiği Bird House isimli restoran vardı. Vasatın altında ev yemekleri (zeytinyağlılar, kuru fasulye, pilav, vs) yapar, özlemimizi giderirdi. Bunlar dışında, Downtown’da, onların Yunan yemeği olduğunu iddia ettikleri yemekler yapan, İsrailli bir piyanist – şantör abinin Arapça, İbranice, Türkçe, Yunanca şarkılar söylediği, Arap bir dansöz ablanın oynadığı bir Yunan tavernası; Los Angeles’ın güneyinde, Ermeni bir abinin işlettiği, vasatın üstünde kebaplar yapan bir Ortadoğu restoranı vardı. Aralık 2019’da gittiğimde, San Diego’da Amerikalı bir arkadaşın yanında kalıp, şoförlüğümü de kendisine yaptırdığım için, yukarıda bahsettiğim Türk restoranlarının hiçbirine gidip, yerlerinde duruyorlar mı diye bakamadım. Ama başka bir Amerikalı arkadaşla Downtown’da buluşmaya gittiğimde, 4. Cadde’de, Sultan Baklava isminde yeni bir Türk restoranı açıldığını gördüm. Hemen içeri daldım. Abi Diyarbakırlı’ymış. “15 sene önce yoktun” dedim. “5 senedir buradayım” dedi. “İşler nasıl?” dedim. “Her gün daha iyiye gidiyor” dedi. “Oh, oh; Allah arttırsın” dedim. Amerikalı arkadaşı oraya davet ettim. Kendisi açmış; kebap yedi. Amerikalı olduğu için, ucundan tadamadım. Ben toktum; baklava yiyip, çay içtim. Baklava gibi baklava, çay gibi çaydı. Edindiğim izlenime göre, kebabın da kebap gibi olduğunu tahmin eder, San Diego’ya gidecek arkadaşlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

    San Diego ve ekonomisine geri dönersek, bağcılık, şarapçılık tecrübesi olanlar, tarımda; pazarlama, turizm – otelcilik eğitimi ve tecrübesi ile, ileri derecede hizmet sektörü tecrübesi olanlar, turizmde; iyi bir mühendislik eğitimi ile, yeterince mühendislik tecrübesi olanlar, teknolojide kalifiye iş bulabilirler. Özellikle pandemi münasebetiyle, sağlık çalışanlarının da, geçtiğimiz yıllara oranla, daha kolay iş bulabileceklerini düşünüyorum. San Diego genelinde, çok sayıda hastane, University of California San Diego özelinde, çok iyi bir üniversite hastanesi, onun ekosisteminde birçok araştırma enstitüsü ve Point Loma’da bir donanma sağlık merkezi mevcut. Asker olmayı göze alanlar için, yukarıda, San Diego’nun donanma şehri olduğunu özellikle belirtmiştim. Bunlar dışında, maç ve konserlerde güvenlik görevliliği, Downtown’da pedicab, Uber ve Lyft’te ulaşım, Amazon Flex’te dağıtım elemanlığı gibi, part-time ek iş imkanları da mevcut.

    İşe, eğlenceye gidip gelmek; genel anlamda “yaşamak” için, araba gerekli. 2000’lerin başında, toplu taşıma Metropolitan Transit System’ın otobüsleriyle sağlanıyordu. Ana hatlarda, saat başı gidip gelen otobüsler mevcut olsa da, istediğiniz zaman, istediğiniz yere gitmek için yeterli değildi. 2010’ların başında, yine Metropolitan Transit System tarafından bir tramvay ağı kuruldu. Kapsama alanı daha geniş, hareket saatleri daha sık olsa da, “yaşamak” için hala yeterli değil. New York’taki gibi bir “ağ” beklemeyin. Ben 2000’lerde kendime $3,000’a 10 yaşında bir Japon arabası alarak tüm ihtiyaçlarımı karşılayabilmiştim. Kendine $800’a 15 yaşında bir Japon arabası alan arkadaşım, arabasıyla sorunlar yaşamış, çokça tamir parası ödemişti. $10,000’a ikinci el Pontiac Trans-Am alan arkadaş da çok çekti. $17,500’a sıfır Toyota alan arkadaş çok rahat etti. Ama 20 yaşındaki adam, o kadar da parası varken, neden gidip kendine station wagon Toyota Corolla alır; hiçbirimiz anlayamadık 😃 Özetle, her ihtiyaca, her bütçeye göre araba var. Yetersiz toplu taşımada kendine eziyet etmeye gerek yok.

    Ben San Diego’da yaşarken, asgari ücret, saatte $6.75 idi. Part-time güvenlik görevlisi olarak, saatte $7.00 kazanıyordum. Yüksek lisans yapmakta olduğum üniversitede, part-time lisansüstü asistanı olarak saatte $10.10, part-time araştırma asistanı olarak saatte $13.70 kazanıyordum. Costco’da full-time POP pazarlama elemanı olarak saatte $75.00, Qualcomm’da full-time stajyer olarak saatte $80.00 kazanmışlığım da var. Vons isimli süpermarket zincirinde part-time kasiyerler, saatte $15.00 kazanıyordu (ve az buldukları için grev yapıyordu). İstanbul’da gittiğim özel liseden tanıdığım 3 yaş büyük “abi”m, yine San Diego’da, vasıfsız (yani öyle elektrikçi, tesisatçı falan değil) full-time inşaat işçisi olarak, saatte $33.00 kazanıyordu. Amerikalı kız arkadaşımın full-time oto tamircisi babası, saatte $40.00 kazanıyordu. Amerika’da full-time çalışma haftası 40 saat. Yaklaşık aylık maaşınızı, verdiğim saatlik ücret x 40 saat x 4 hafta formülüyle hesaplayabilirsiniz. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği lisans + San Diego State University İşletme Yönetimi yüksek lisans mezunu arkadaşım, 2003 yılında, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines’de, senede $60,000.00 ile işe başladı. O sırada, San Diego State University MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $56,000.00 idi. Aynı dönemde, Harvard, Yale, MIT, Stanford MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $250,000.00 idi. İşteki birinci senesinin sonunda, kendisine bir Audi TT; ikinci senesinin sonunda, peşinatı Türkiye’de pilot olan babasından gelmek üzere, kendisine fena olmayan bir mahallede, iki katlı, kapalı garajlı, müstakil bir ev aldı. Ekstra bir not olarak, yukarıda bahsettiğim Amerikalı kız arkadaşımın profesyonel beyzbol oyuncusu olan kardeşinin, senede $5,050,000.00 kazandığını da kayıtlara geçirmek isterim 🙂

    San Diego’da asgari ücret, şu an $12.00. Yukarıda bahsettiğim meslek gruplarının bugünkü yaklaşık maaşlarını, basit bir oran – orantı hesabıyla bulabilirsiniz.

    New York’ta asgari ücret, şu an $15.00. Deloitte isimli global şirkette kıdemli müdür olarak çalışan arkadaşım senede $500,000.00, Goldman Sachs’te kıdemli müdür olarak çalışan eşi senede $500,000.00, dış ticaret merkezi New York’ta bulunan bir Türk şirketinde genel müdür olarak çalışan abisi senede $500,000.00 kazanıyor. Bu arkadaşların evlerinde ev işleri ve çocuk bakıcılığı yapan vasıfsız Türk abla, saatte $22.50 kazanıyor.

    Giderlere gelirsek...

    Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde, 300 metrekare toplam alan üzerine oturtulmuş 150 metrekarelik, tek katlı, kapalı garajlı, 3+1, müstakil bir ev $150,000 - $200,000 aralığında satın alınabiliyordu. Aralık 2019’da yanında kaldığım Amerikalı arkadaşım, içinde oturduğu, okyanusa ve şehir merkezine yakın, genişçe 1+1 condo’sunu (kabaca, kiralanan apartman dairesine “apartment”, satılan apartman dairesine “condo” diyorlar) $190,000’a aldığını söyledi. Bugün, New York şehir merkezinde, Roosevelt’in doğduğu eve (bkz. Google) benzeyen, bitişik nizam, 2-3 katlı müstakil evler, 30-40 milyona gidiyor. Jennifer Lopez, Hudson Yards’daki condo’sunu 17 milyona almış (Big Bus’taki turist rehberi abimiz sağ olsun).

    Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde bir 1+1'in, su faturası dahil aylık kirası $800 idi. Bir aylık kirayı depozito olarak alıyorlardı. Benim orada yaşadığım süre boyunca, hiç zam gelmedi. Aralık 2019'da gittiğimde, aynı dairenin aylık kirası, yine su faturası dahil $1,450 Dolar olmuştu. Şu an, aynı dairenin, New York şehir merkezindeki aylık kirası $3,900. Forumdaşlardan birinin, başka bir başlık altında söylediğine göre, aynı daire, Huntsville, AL’da, $500’a bulunabiliyormuş.

    2001 – 2003 arası, benim gittiğim devlet üniversitesinin yıllık ücreti $9,600 idi. San Diego’nun en iyi özel üniversitesinin yıllık ücreti $20,000 - $25,000 civarındaydı. Şu an devlet üniversitesinin yıllık ücreti $19,600. Özel üniversite ise, yıllık $57,200’dan gidiyor (Karşılaştırılabilen büyüklükler olsun diye, MBA ücretlerini yazdım. Ücretler, öğretim seviyesi ve bölüme göre büyük farklılıklar gösteriyor). New York’ta ise, Columbia, NYU ve Pace’in MBA ücretleri, bugün itibariyle yılda $80,000.

    2001 – 2004 arası San Diego’da $4-5’a yediğim burrito, bugün $7-8. New York’ta burrito yemedim ama, $10’dan aşağı bulabileceğinizi sanmam. 2001 – 2004 arası San Diego’da $7-8’a olduğum saç tıraşı, bugün $12. Aynı saç tıraşı, bugün New York’ta $30.

    Aklıma gelenleri, gücüm yettiği, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Sürçülisan etmiş isem, affola. İhmal ettiğimi düşündüğünüz, merak ettiğiniz, cevap bulamadığınız başka San Diego sorusu olursa, yazın lütfen. Bildiğim bir konu ise, mutlaka cevap vermeye çalışırım.

    Allah’ın herkese gönlüne göre vermesi dileğiyle, saygılar...

    posted in California
  • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

    Merhaba Arkadaşlar,
    Bizde İstanbul - New York(JFK) tecrübemizi paylaşmak istedik.(2 kişi)
    27 Şubat Cumartesi günü saat 08:35 uçağına binmek için İstanbul Havaalanında yolculuğumuz başladı. Öncelikle covid’den dolayı sıkı önlemler vardı. Havaalanına girişimizi yaptıktan sonra check in sırasına girdik. Gözen pasaport ve uçak biletlerimizi kontrol etti, CBP ile görüşerek onay aldılar ve dv vizelerinin yasağının kalktığını ve her DV numaralarının CBP’ye sorulmasını söylerken duydum. Sonra check in yaptık,pcr testine baktılar ve büyük boy valizlerimizin hepsi 26 kilo olmasına rağmen sorun etmeden check in işlemimizi bitirdik.
    Sonraki adım pasaport kontrol, sıra gelince vezneye ilerledik ve bankodaki polis arkadaş harç pulu konusunda “hiç bir şekilde göçmen vizelerinin muafiyeti olmadığını ve bu paranın kesinlikle ödenmesi gerektiğini söyleyerek diretti.” Ben resmi cumhurbaşkanlığı sitesindeki yazıyı göstermeme rağmen kaba bir şekilde diretmeye devam etti ve bende yetkili kişiyle görüşmek istediğimi söyledim. Beni amir masasına yönlendirdi, gidip konuştum. Şunu söylerek “kesinlikle ödenmesi gerekiyor diyen arkadaşa gidip bu bileti göster( uçak biletinin üzerine görüldü damgası vurdu)” diyerek onayı verdi. Aynı vezneye gidip baya uzun şekilde birşeyler bulmaya çalıştı ama hiç bir açık bulamadı ve sonunda pes edip o da onayı verdi 🙂
    Sonrasında uçuş için uçuş kapısına doğru ilerledik.
    Neredeyse 10:30 saatlik JFK uçuşundan sonra sarı zarfları teslim etmek için sıraya girdik. Sıra bize gelince CBP pasaport ve sarı zarflarımızı aldı. İlk sorduğu soru” neden bu kadar geç geldiniz “ bizde cevap olarak çünkü başkanlık yasağı vardı dedik. İkinci sorusu Türkiye’de ne iş yapıyorsun, elektrik teknisyeniyim. Üçüncü sorusu üzerinizde kaç dolar var, 10 bin dolar. Dördüncü sorusu yanınızda hiç yemek var mı, bizde kuru yiyecekler vardı ama hayır dedik.
    Beşinci soru ise hangi ülkenin vatandaşısınız.
    Sorulardan sonra bizi başka bir CBP aldı ve özel bir banka veznesi gibi olan bir alana götürdüler. Valizlemizi girişte kenara koyup oturmamızı söyledi. Sonrasında isim olarak seslendiler ve vezneye gittik. İlk sorusu kâğıttaki adresiniz doğrumu, evet doğru NJ. İkinci sorusu üzerinizde kaç dolar var, 10 bin dolar. Burdaki işlemimizde bitti sonrasında başka bir CBP pasaportlarımızı alarak kaç valiziniz var dedi, 4 valiz dedik. Valizlerinizi aldıktan sonra bir yeri göstererek gelip pasaportlarınızı oradan alın dedi. Valizlerimizi aldık, gösterdiği bankoya doğru ilerledik. Bankoda başka bir CBP yine farklı sorular sordu. Üzerinizde ne kadar dolar var, 10bin dolar ve ısrarla tam mı diye belirtti. Bize bir form doldurtup bazı yerlere imza attırdı. Ve nihayet pasaportları uzatarak bütün işlemlerimizi bitirmiş olduk. Çıkış kapısına doğru ilerleyip çıkışımızı yaptık.

    Uçağa binmeden önce maksimum 3 gün öncesinden PCR tesi yapılması gerekiyor. Biz İstanbul Mecidiyeköy'de bulunan düzen laboratuvarını tercih ettik. Sabah saat 08:20'de testimizi olduk ve aynı gün saat 14:10'da sonucumuzu mail yoluyla ingilizce olarak aldık. Ayrıca enabız'dan ingilizce ve türkçe olacak şekilde de çıktı aldık.
    Düzen laboratuvarı saat 09:00'a kadar verilen PCR testi sonucunu aynı gün saat 18:00'a kadar vermektedir. Ücreti 250TL kişi başı.

    Bu yaşadıklarımızın hepsini basit bir ingilizce temeliyle hallettik.
    Diğer arkadaşlara tecrübelerimizi aktarmak istedik, umarım yazdıklarımız gelecek olan arkadaşlara yardımcı olur. Şimdiden herkese bol şanslar.

    posted in Yolculuk
  • RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

    Merhaba Arkadaslar,

    Artik yazmanin zamani gelmisti. Amerika'ya yerleseli 1 sene 1 hafta oldu. Ne zorluklar, skntilar, pandemi ,issizlik herseyle karsilastik bu bir sene icinde. Yalniz en zor zamanimizda bile umitsizlige asla kapilmadik. Geldikten 5 gun sonra 2 ay boyunca pandemiden lockdown olmustu ve sinirli butce ,turkiyede odedigimiz mortgage, hersey ust uste gelmisti. Bu surecte ilk tuttugumuz evimizin ev sahibine 2 aylik kiramizi depozitodan aktarmasini talep ettik ve TR'deki kredileride ertelettik. Dmv 'ye gidip Ehliyet alamiyoruz, plaka alamiyoruz.Stiulamis alamiyoruz,Is ariyip bulmiyorduk. Kabus gibiydi... daha sonra bunca skntidan sonra isyerleri acildi ve ogun bugundur izin kullanmadik desek yeridir 🤣 Daha sonra ne mi oldu ,iki kisi calismak dunyanin her yerinde buyuk avantaj. Yavas yavas ev esyalarimizi yeniledik, biriken odemeleri halllettik,ailemize pandemide harclik yolladik,daha guzel bir townhousa be okul bolgesine tasindik. Sukurler olsun suanda hersey yolunda ,sadece cok cok cok calismak gerekli. Nacizane tavsiyelerim olacaktir.

    Cocuklu aileyseniz ,bir aile buyugunden ilk yerlesme ,alisma ,calisma surecinizda yardim isterseniz harika olacaktir,

    Greencard'inizin gelmesi icin sakin olaki mecbur kalmadiginiz surece kimsenin adresini vermesin, Amerika'ya geldiginizde evinizi tuttugunuzda ,kendi adresinize yollatin,

    Ev tutmak cok zor ,bir tanidiginiz olur insallah yardimci olur,

    Yerleseceginiz sehirdeki turk sosyal medya gruplarindan fikir alabilirsiniz,

    Paraniz azsa Turkiye'den kredi cekip gelin ,burda zor durumda olmaktan iyidir. (Biz oyle yaptik)

    Cocuk antibiyotik ve yetiskin antibiyotik bol alin.

    Gelir gelmez eger suresi gecmediyse hemen vergi beyaninizda bulunun,

    Bence araba borcumu girmeden once biraz idare edip ,ev aldiktan sonra arabanizi alin,

    Gelmeden usa ilan'dan ,forumdan is ilanlarini Takip edip ,isinizi ayarlayip gelin.

    Hepinizin yolu acik olsun. En buyuk destegi sevgili @crazycells ve forumun degerli uyelerinden gordum .hepinize cok tesekkur ederim.

    posted in Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

114
Online

21.1k
Users

4.0k
Topics

281.3k
Posts


| | | |

Powered by NodeBB