27 Eylül'de Barbados'ta mülakata girip, 28'inde pasaportu aldım. 29'unda JFK havalimanından giriş yapım. Girdiğim kuyrukta 20 dakika kadar bekledikten sonra sıra bana geldi. Sarı zarfı teslim ettim ve mülakatta verdiğim adresi tekrar gösterdim. Polis sarı dosyadaki evrakları kontrol ettikten sonra fotoğrafımı çekti ve yanımda ne kadar para olduğunu sordu. Just 200 USD derken içimden kendime güldüm. Sonra Barbadosta birlikte konakladığım çift olan arkadaşlarımla taksiye bindik. Ben bir gecelik Manhattan civarında bir otel tutmuştum orada indim. Uykusuz ve yorgun olmama rağmen bir kaç saat uyuyabildim. Yarın için daha uzun bir konaklama ayarlamam gerekiyordu. Uyanıp PC başına geçtim ve New jerseyde Airbnb'den 2 gecelik bir yer tuttum. Oraya gitmek için metro ve tren kullandım, Uber 100 USD görünüyordu ama toplu taşıma ile 13 USD ye işimi halledince kendimi tebrik ettim ve sen burada tutunacaksın kızım hiç endişelenme dedim
2 büyük valiz ve sırt çantamla Uber kullanmadan ve trenden indikten sonra 1 km yolu yürüyerek eve vardım. Bu kısımda uber kullanabilirdim ama uygulama yoktu ve tarayıcıdan da halledemedim. Bu kısım biraz yorucu oldu. Trende Perulu bir teyzenin yanına oturmuştum ve biraz sohbet etmiştik. Cesaretimi tebrik etti ve bana dua edeceğini söyledi. Aferin dedim yine kendime içimden ilk günden tatlı bir teyzeden hayır duası da aldın. Trenden indikten sonra 2 valizle beni gören tatlı bir zenci kadın bana gülümseyerek "you are strong layd" gibi bir şey dedi. Bende güldüm, teşekkür ettim ve bunun "yaşayacağın güçlükler karşısında sakın yılma sen güçlü bir kadınsın" şeklinde evrenin bir mesajı olduğu kabulüyle yürümeye devam ettim. Yol üstü bir süper market gördüm ve Farmasi tabelasını da görünce içeri daldım. Önce Farmasi kısmına gidip bacağımda Barbados hatırası kocaman ve bir sürü korkunç sinek ısırığı izlerini gösterip iyi bir ilaç istedim. Bana bir krem verdi ve kremin fiyatı 7.19 USD idi. Bu sayılar benim doğum tarihim olduğu için yine güldüm içimden ve dedim ki bu ilaç sana iyi gelecek merak etme
Sonra su ve yiyecek bir şeyler alıp çıktım. Barbadostan sonra USA baya ucuz gelmişti ve en azından aç kalmayacağıma sevindim. Eve varınca yarım saat içinde uyudum ve sabah 9 da uyandım. Yaklaşık 15 saat uyumama rağmen kendime gelememiştim. Çünkü Barbados'ta hasta olmuştum. Kahvaltı yapıp yanımda getirdiğim ilaçtan içtim. Şimdi de Barbados'ta bulduğum hibiskus, tarçın ve karinfilden çay yaptım. Çayın ve ilaçların yardımıyla bir an önce iyileşmek iyi bir konaklama ayarlayabilmek ilk uğraşlarım olacak, sonrasında iş bulup İngilizce çalışarak bir kaç ayda buraya adapte olabilmeyi umuyorum.
Hepimize bol şans diliyorum, sevgiler...
muse tarafından gönderilen en iyi iletiler
-
RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk girişYolculuk içinde yayımlandı
-
RE: [Arşiv] DV2022 Mülakat DeneyimleriGreencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
Kan Ter Gözyaşı – Kardeşlik ve Cesaret - 30 KM Yol – 10.000 USD
Ön Not: Hikâyemi ayrıntılarıyla yazmak istedim eğer sadece mülakat kısmını okumak isterseniz ilk bölümü atlayabilirsiniz. Mülakat 27 Eylül 2022 Barbados'ta oldu. Ada'ya 21 Eylül'de son giriş yapanlardan biriyim. Vizeli pasaportlarımızı 28 Eylülde teslim aldık.
Birinci Aşama: Malezya
24k case number ve 20 Ekim submitli DS260 formu kombinasyonu Ankara’dan mülakat almama engeldi. Mayıs sonu Haziran başı grupta transfer konuşulunca verilere bakarak bazı ülkelere mail attım. Bunlardan biri Malezya idi. Malezya’nın o günlerde kendi ülkesinden kazanan kişi sayısından fazla case işlediğini görünce beni de kabul edebileceklerini düşündüm. Attığım maile kısa sürede gelen yanıt fiziksel olarak orada bulunma durumunda talebi değerlendirebilecekleri yönündeydi. Hemen o tarihte karar verip planlama yapmadım. Kamuda çalışıyordum ve izin almam gerekiyordu. Ayrıca sırf yasal oturumlu olabilmek için dil kursu kaydı yaparak gitmem gerektiğini düşündüm. Ve onun araştırması zaman aldı.Temmuzun ikinci haftası dil okulu belirleyerek evraklarımı gönderdim 20 Temmuz civarı 4 aylık dil okulu, vize ücreti ve bir aylık konaklama ve kayıt ücretleri gibi hizmetler dâhil toplam 4000 USD okula gönderdim. Vize çıkması 3 hafta sürecekti bu esnada kurumum ile görüşerek izin işlemlerini başlattım. Vize çıkar çıkmaz bilet baktım ve 20 Ağustosta Malezya’daydım. Ancak henüz Türkiye’de vize işlemleri devam ederken 3 Ağustos’ta Embassy’e oraya öğrenci olarak geleceğimi ve vize işlemlerimin devam ettiğini belirten kanıtlayıcı dokümanları eklediğim bir mail atmıştım. Gelen yanıt korkunçtu. Artık dosya işlemeyeceklerini yazıyordu. Yapacak bir şey yoktu hemen Malezya civarındaki ülkelere mail atmaya başladım. Bir bir olumsuz dönüşler oldu. Malezya’ya giriş yaptıktan sonra da maillere devam ettim. Bir ara Cibuti’den gelen ilk yanıtta olumsuz bir ifade olmadığından beni kabul edecekleri umuduna kapıldım. Hemen 1000 TL mukabilinde e vize çıkarttım ama çok değil birkaç gün sonra olumsuz yanıtı aldım. Artık bu işin olmayacağına kanaat getirerek Kuala Lumpur’da bir başıma bir kaç gece gözyaşı döktüğüm oldu.
Ama kader muzip bir gülümseme ile sessizce beni izliyordu. Malezya’ya vardıktan sonra oradan mülakat alan Uğur ve Naile çifti ile tanışmıştım. Tanışmamızdan itibaren bana mailler konusunda çok destek olan @ugursway 'ın kardeşliği sayesinde gerçekleşecek mucizenin tohumlarını 2 Eylülde toprağa atmış olduk. Bana Barbados’a mail atmamı söyledi. Hemen 2 Eylülde maili attım ve 2 saat sonra olumlu yanıt geldi. Şaşkındım lakin yolun uzaklığı, transit vize gereklilikleri, yol masrafı, belgeleri Ankara’ya onaylatacak olmaları, yeminli tercüman istemeleri gibi nedenlerle oraya gidemeyeceğime kanaat getirdim. Aynı günlerde Malezya’ya daha yakın olan Fiji adasına attığım maile olumlu dönüş alma umuduyla yanıt bekliyordum. O hafta denk gelen tatillerinde etkisiyle geç ve olumsuz yanıt geldi. Bir taraftan da Barbados grubu kurulmuş bende öylesine grubu takip ediyordum.
Panama, İspanya, Bogota aktarmalı uçabileceğimi fark ettim ama ayrı biletler ve Malezya’dan bilmediğim havayolları vs derken bir iki galeyana gelip geri vazgeçtim. 16 Eylül Cuma akşamı Barbados’a tekrar mail attım maile olumsuz dönüş geldi. Bunun üzerine bana daha önce gelen olumlu maili ekledim ve “bana daha önce olumlu dönmüştünüz, ben sadece teyit amacıyla tekrar sordum” diye mail attım. 5 dakika sonra 21’inde burada olursanız değerlendirecekleri maili geldi. O noktadan sonra Barbados’tan ilk mülakatı alan Ahmet beyle telegramdan mesajlaşmalarım ve onun yönlendirmesi ve desteği ile karar verme aşamasına geldim. Kararı vermemde etkili olan diğer önemli bir kişi Gül Hanım oldu. Kendisi bana yanlışlıkla mesaj atarak İstanbul’dan evraklarımı getirebileceğini söyledi ve sonrasında yanlış kişiye mesaj attığını fark etti. Bende gelmeyi düşündüğümü ve bana da yardımcı olup olamayacağını sordum. Bunun üzerine beni aradı ve sürecin en önemli ayağı olan bilet meselesini nasıl halledebileceğimi onun sayesinde anladım. Sonrasında onca koşturmasına rağmen bana inanılmaz destek oldu, evraklarımın çevirileriyle ilgilendi aldı ve bana teslim etti. THY den Malezya’dan Barbados’a İstanbul –Panama aktarmalı uçuş fiyatı 70k TL çıkınca hemen alamadım bileti ve ne yapacağımı kara kara düşündüm. Çünkü oraya vardığımda olumsuz neticelenirse tamamen parasız kalacaktım ve Malezya’ya dönmem riske girecekti. Bu durumda Malezya'ya yaptığım masrafta çöp olacaktı. O gece uyumadım sürekli biletlere baktım ve hala kararsızdım. O esnada ben biletlerin pahalılığını grupta söyleyince mülakat alan Enes beyin abisi benim için bilet bakmaya başlamış ve bunu öğrenince hem çok duygulandım hem de herkes bana seferber oluyor bu işte bir iş var bu bileti almalıyım kararını verebildim. Enes beyde sorduğum sorulara cevap vererek süreçte karar almamda büyük etkisi olanlardandır. Hemen THY’yi arayıp bileti rezerve ettirdim. Sabah göğüs röntgeni çektim ve eğer olumsuz bir şey çıkarsa gitmeyecektim. Sonuç pozitif çıkınca eve gelip tekrar bilet almaya çalıştım. Neyse ki Malezya’dan İstanbul’a ayrı bir uçuş ile bilet maliyetini 51k TL ye düşürdüm. 19 Eylül sabahı Kuala Lumpur’dan yola çıktım 13-14 saatlik Doha aktarmalı uçuş sonrası saat farkı nedeniyle akşam İstanbul’a vardım. Ertesi sabah 20 Eylül'de Panama uçuşu 16-17 saat kadar sürdü. Panamada 15 saat bekleme ve 21 Eylül sabahı Barbados’a 4 saat uçuş ile yerel saatle 14’te Barbados hava alanına varmıştık. İstanbul’dan itibaren tek değildim, yol boyu 5 case ve 9 kişilik güzel bir ekip olarak hareket ettik. Her uçuş öncesi mail attık yola çıktığımızı. Bunun etkisi var mıydı bilmiyorum ama varıştan sonra 15 dakika içinde attığımız maillerimize yaklaşık 30-40 dakika içinde bir bir hepimize 27 Eylül 08.30’a planlanan mülakat maili geldi. Bu mail rahat bir nefes almamızı sağladı çünkü Barbados’a son girenler olarak en riskli grubu biz oluşturuyorduk ve oldukça kaygılıydık. Sonrasında hava alanından çıkmak için dönüş bileti almakla uğraştım. Hava limanında bizimle ilgilenen görevli inanılmaz sabırlı ve iyi bir kadındı işi rast gider umarım her zaman.
İkinci Aşama: Barbado'ta Sağlık Kontrolü ve Mülakat Deneyimi
Perşembe sabahı direk sağlık kontrolüne gittik ve sıraya girdik. Girişlerimiz yapıldı ve bize birer numara verildi. Verdikleri numaranın da yazdığı kağıda kişisel bilgilerimizi ve Amerika’da ki adresi yazdık. Sonrasında numaralara göre içeri alındık. Önce kan vermek için tek tek alındık, sonra boy kilo tansiyon ve göz muayenesi için alındık ve son olarak doktor hanım muayeneye aldı. Muayenede sorular sorup form doldurdu aşılarımızı yaptı (4 aşı vurdular) ve muayenemizi yaptı. Bu şekilde muayeneyi tamamladık, hiç kasmadılar gayet rahat geçti, ücreti 445 USD tuttu. Ertesi gün 23’ünde sağlık raporlarımızı aldık. 27 Eylül sabah 7 buçuk gibi bizi içeri aldılar. Güvenlik personeli çok kibarlardı. Emanet dolabı olması çok iyiydi. IV dışında NIV dosyaları için kalabalık vardı. Biz Green Kartlılar ise 5 case Türk 1 case Rus aile, 1 case İranlı aile 1 case Türkmen aile ve 1 case bilmediğim olmak üzere toplamda 9 case vardık. Türkler olarak biz ilk girenlerdik bizi sırasıyla almaya başladılar. Önce ücret yatırdık 330 usd, sonraki sırada evrak teslim ettik. Birkaç soru soruldu basit ve formlardan bakarak cevapları evet hayır veya bir iki kelimelikti. Soruları hatırlamıyorum sadece askerlik yaptın mı sorusunu hatırlıyorum (kadın olduğum için 10 saniye idrak edemedim
). Evraklar doğum belgesi, polis belgesi, diploma, sağlık belgesi, fotoğraftı. Fazla fazla götürdüğümüz evraklar bizimle kaldı. Mülakat’a sıra geldiğinde benimki 3-4 dakika sürdü. Basit sorular sordu. Evli misin, çocuğun var mı, son mezuniyet derecen, mezun olduğun tarih ve bunun gibi belki bir veya iki soru daha. Mülakat yapan kadın çok iyi ve tatlıydı ve hiç kasılmadan rahat geçti mülakat. Bana Cuma'ya kadar size mail atacağız o zaman gelip alabilirsiniz dedi. Ertesi gün yani 28 Eylül’de saat 10.00’da pasaportunu alabilirsiniz diye mail geldi. Pasaportu teslim aldım ve bugün’de zor zahmet bulduğumuz direk uçuş ile nasipse New York’a geçiyoruz.Hikayem baştan sona kardeşlik ve cesaret ikilisini içeriyor. Başta forum ve telegram gurubu ile bunların yöneticileri olmasa bu şans benim için muhtemelen yanacaktı. @crazycells ve @gucarslan’a sonsuz teşekkürler. Barbados mailini almama vesile olan sevgili Uğur’un desteği olmasaydı bu hikaye yazılmazdı. Sevgili Gül’ün yardım severliği olmasaydı bu hikaye hiçte kolay ilerlemeyebilir veya bilet noktasında tıkanıp gerçekleşmeyebilirdi. Barbados’tan ilk mülakatı alan Ahmet Beyin teşviki olmasaydı gitme kararını en kritik anda verebilir miydim bilmiyorum. Enes ve abisinin yardımları beni motive ederken Hindistan ekibinden Yiğit’in destekleri de takdire şayandı. Uçakta tanıştığımız Başak ve eşi Emin'de bize çok destek ve yardımcı oldular, müteşekkirim. Ve tabi ki de Barbados’a son giren muhteşem beşli olarak Gül- Ali çifti ile 2,5 yaşındaki oğulları Mavi , Ayşe - Melih çifti, Mert ve Rıdvan ile harika bir ekip olduk ve son derece yardımlaşarak buraya kadar getirebildik hikayemizi. Geride kalanlar için içimiz buruk olsa da en yakın çekilişte tekrar kazanmaları ve bu sefer vizeyi alabilmeleri temennisindeyiz.
Son olarak başlıkta yazan kan, hikayenin neresinde diye sorarsanız sevgili mosquitoların bacaklarımızda bıraktığı nişanelerde

Maliyetlerim (Derli toplu olarak)
4000 USD Malezya okul, vize ve bir aylık konaklama
750 USD Ankara – Malezya Uçuşu 8.000 km
450 USD Bir aylık yaşam masrafı
2750 USD Malezya Barbados Uçuşu 21.000 km
445 USD Sağlık Muayenesi (4 aşı)
330 USD Vize ücreti
350 USD 7 gece konaklama
400 USD bir haftalık taksi ve yeme içme masrafı (sadece bir öğün dışarıdan yenilip kalan harcamalar market alışverişi şeklinde evde yemek yapıldı)
550 USD Barbados Amerika uçuşu 3.300 km
300 USD Diğer Evrak çevirileri ve diğer ufak tefek masraflar için yaklaşık
Toplam 10.300 USD -
Amerika’da psikolojik sağlığımız (göçmenlik psikolojisi)Sağlık içinde yayımlandı
Güzel bir bahar akşamından herkese selamlar.
Az evvel psikoloji diye arattım ve Forumda bu başlığa yakın bir şey bulamadım (ben bulamadıysam sorry). İllaki başka başlıklar altında bu konuda yazan olmuştur ancak psikolojinin başlı başına bir başlığı hak ettiğini düşündüm. O halde kendi kişisel deneyimimi anlatarak bir başlangıç yapmak istiyorum ve bu konuda samimiyetle yazılacak her şey, her deneyim emin olun bundan sonra gelecekler için diğer başlıklar kadar değerli olacaktır inancındayım.
Kendi deneyimimi aktarmaya çalışacağım. Zira göçün beni büyüten ve olgunlaştıran bir deneyim olduğunu şimdi belli bir kafa rahatlığına ulaşınca daha net görüyorum.
İki buçuk yıl önce 30 yaşında bekar bir kadın olarak tek başıma geldim. Çoğu insanın yaptığı gibi burada bir tanıdık bulmaya çalışmadan halihazırda uzaktan akrabalarımız olmasına rağmen kendileriyle iletişime geçmeden her şeyimi kendim yapmak istedim çünkü kimseye minnet duymak istemedim. Hiç alakam olmamış tanışmadığım akrabalarıma ulaşıp yardım istemek bana göre olmadığı için bunu yapmadım. Ve iyi ki de yapmadım diyorum, tek başıma mücadele edince daha çok öğrendim ve kendime olan özgüvenim arttı ancak elbette hem buradan hem Telegram gruplarından yardımlar istedim hiç tanımadığım halde bana özelden yardımcı olan kişiler oldu, bunlar çok değerliydi benim için.
İlk geldiğimde kalacak yerim yoktu, mecburen Airbnb'ye 800 Dolarımı vermiştim bir hafta için. Neyseki ikinci haftamda ucuz bir oda bulmuştum Telegram grubunda bizden bir arkadaşın yardımıyla. O evde iki ay kaldım koşullar kötüydü, USAilan web sitesini öğrendim oradaki süreçte. Ve koşulları birtık daha iyi olan yine ucuz başka bir odaya geçtim. Oradaki koşullar da hayli kötüydü böylece daha iyi bir odaya yüksek bir ücretle çıkmış oldum. Bir yandan da çeşitli işlerde Part-time olarak çalıştım. İlk işimi de yine telegram gurubundan bir arkadaşın yardımıyla (Amazon deposu) buldum.
Birinci yılın sonunda çeşitli Parttime işlerde çalışmış, gidip kredi ile tek başıma faizinde pazarlıklar yapıp (telegram gurubundan bir arkadaşın özelden yazıp destek olmasıyla) araba alabilmiş, iyi koşulları olan Nj'in nezih bir semtinde güzel bir oda bulabilmiş, bir yandan da Türkiye'deki kredi kartı borçlarımı ödeyebiliyor bir durumda idim.
Gelin görün ki bunları yapmakta zorlananlar veya zorlanacağını düşüneneler için e daha ne olsun denilecek bir duruma kavuşmama rağmen iç dünyamda neler oluyordu. Zannediyorum ADHD'm olduğundan ve işler zaten hizmet sektöründen olup kendimi geliştirecek bir iş olmadığından hiçbir işte uzun süre kalamıyor sürekli iş değiştiriyordum. Her iş değiştirme sırasında stresler ve kaygılar yaşıyordum.
Türkiye'de kamuda ofis işinde çalışıyordum, İngilizcemde belli bir seviyedeydi burada her işimi halledebiliyorum ancak şöyle biraz uzun ve farklı konularda sohbet edecek bir İngilizcem hala yok. Maalesef basit düzeyde az sayıda cümleyi düzgün kuruyorum yalnızca. Yaşadığım bazı diğer kişisel deneyimler göçle birleşince inanılmaz bir kaygı yaşamaya başladım. Gözlerim sürekli doluyor, olumsuz duygu ve düşüncelerle boğuşuyordum çoğunlukla. Burada başarılı olamayacağıma dair, İngilizceyi hiçbir zaman konuşamayacağıma dair, ne yapacağımı bulamayacağıma, iyi bir iş edinemeyeceğime, sosyalleşemeyeceğime dair yoğun kaygı ve obsesifçe aşırı ve negatif düşünceler... Şimdi düşününce kendime iyi tahammül etmişim diyorum. Ama tabi biz insanlar ve belki canlılar demeliyim güçlü savaşçılarız, hayatta kalmak için farkında bile olmadan direnebiliyoruz türlü koşullara.Koca bir yıl boyunca hiçbir şekilde İngilizce hiçbir şey okumadım, hiçbir video veya film izlemedim hiçbir uygulamaya girip 5 dakika İngilizce uygulamada vakit geçireyim demedim. Ayrıca kalıcı olarak ne iş yapabileceğimle ilgili sürekli değişen fikirlerim ve tüm bu duygu düşünce halim birleşince ve bir ev arkadaşımın seni iyi görmüyorum demesiyle terapi almam gerektiğini düşünebildim. Türkiye'den bir psikolog buldum ve online terapiye başladım. Her seansta hem anlatıyor, hem rahatlıyor, hem ağlıyor hem de dışardan bir bakışla yaşadıklarımın değerlendirilmesi, o destek düşünce yapımda iyileşmeye sebep oluyordu. böylece sekiz ay terapiye devam ettim. Ancak bir şeylerin hâlâ ters olduğunu anladım çünkü bazı günler zihnime asla hakim olamıyordum o olumsuz duygu ve düşünceler gelince onlara teslim olup hiçbir şekilde bunların şu an için normal olduğunu bunların kaygı olduğunu kendime anlatamıyor o halden kesinlikle çıkamıyordum. En korkuncu intihar düşüncelerimde vardı ancak onu yapamayacağımı bildiğimden o anlarda içinde olduğunu sandığım o çukurdan hiç kurtulamayacağımı sanıyor ve şiddetli duygusal bir acı çekiyordum. Ve bu ruh hali benim için yorucu ve verimsiz bir şekilde günlerimi geçirmeme sebep oluyordu. Sonunda ilaç sevmememe rağmen psikiyatriste danışmaya karar verdim. Psikiyatri ile terapilerime devam ettim yaklaşık 5-6 ay kadar. Hemen ilk seansta PMDD teşhisi aldım. Bu PMS den farklı ve bir hastalık. Amerika'da bazı eyaletlerde PMDD olan kadınların işlediği hafif suçlarda bu teşhis hafifletici unsur olarak kabul ediliyormuş. Kadınların menstrual döngülerinde yaşadığı ciddi olumsuz duygu değişimini ifade ediyor ve SSRI gurubu antidepresanlar ile tedavi ediliyor. İlaca mesafeli oluşum ve son derece doğalcı bir yapım olduğundan ilaca başlamam doktorumun yazmasıyla olmadı yaklaşık bir ay sonra başlayabildi. Burada ilacı yazdırmaya ve kan testi yaptırmaya gittiğim bir Türk aile hekiminin beni ikna edici konuşması, kendi doktorumunda güzelce izah etmesi sayesinde kendimi ikna ederek hafif dozlu antidepresan ilaca başladım. Üçüncü haftasında ilaç etkisini gösterdi, bir de ne göreyim meğer her şey bedenimdeki serotonin denen canım hormonun işte bu hastalık ve yaşam koşullarının birleşmesi ile yeterince salgılananmaması veya azalması gibi bir sebep kaynaklıymış. Yani ben bir gün İngilizceyi konuşabilir, kendime bir yol bulabilir ve başarılı olmak için çalışırsam herhalde bir gün hedeflediğim noktalara yaklaşabilirmişim. Tabi bunlar dışında sosyalleşmek, arkadaş edinmek, kültürel farklılıklar, inançsal çelişkiler gibi daha özel konulara girmemekle birlikte bir çok konuda yaşadığım kaygıların kaygı olduğunu anlayıp kendimce bir yol bulabileceğime kani oldum, eski umutlu kişiliğime kavuşup iyileşme evresine geçebildim. En önemlisi de intihar düşüncelerimde yok oldu. Bana ait olduğunu sanarken ilaca şans vermemle bunun fizyolojik sebebli olduğunu anlamakta benim için hayli rahatlatıcı oldu. Bu süreçte Türkiye'ye gidememekle ilgilide kaygılarım vardı, tamamen mantıksız bir şekilde ama güçlü olarak böyle hissediyordum. Türkiye'ye ikinci yılın yazında gidebildim. Sadece bir hafta kalmama rağmen ailemi görmem beni inanılmaz rahatlattı ve belki Türkiye'ye dönerim düşüncelerim yok oldu
ve bu da beni rahatlattı zira buraya odaklanmamı sağladı. Şimdilerde zannediyorum normale döndüm. Hala iyi İngilizce konuşamıyorum, iyi bir işe sahip değilim ve arada kaygılar kapımı çalıyor ancak ufak ufak da olsa çabalıyorum ve ilerleme kat edeceğimi biliyorum, inanıyorum. Arkadaş edinme ve sosyalleşme konusunda da yirmilerinde gelenler kadar şanslı olmamakla birlikte hala bir parça enerjiye sahip olduğum için bu anlamda da çabalıyorum. Ve gece erken uyuyup erken uyanmanın, sağlıklı besinleri belli bir düzende tüketmenin, gelen kötü düşüncelerid de susturmadan dinler gibi yapıp he he deyip geçmenin gerekliliğini öğrendim
Ve psikiyatristimin önerdiği kitaplar sayesinde uzun bir aradan sonra kitap okumaya başladım
kötü hissettiğim günler sevdiğim kişilerden yaşamla ilgili ya da o günki duygularımla ilgili bir podcast açıp dinlemeninde beni rahatlattığını keşfettim.Neticede bizler daha sosyal olduğumuz için Türkler olarak ve burada Türkiye'deki kültürü bulamadığımız için (özellikle 30lardan sonra gelenler olarak) afallıyoruz. Zira buradaki diğer Türklerden de bunu beklemenin doğru olmadığını anladım. Çünkü herkes bir mücadelenin içerisinde ve neticede onlar da yabancı burada, ayrıca çok farklı türde insanlar var (gözlemlerime göre çıkarcılık ve kıyasçılık çok) kimse kimseye bulaşmak istemiyor ve ben artık buna alıştım hatta ben de öyle oldum (mesafeli)
kafam da vicdanımda rahat. (Belli düzeyde eğitim ve kültüre sahip kendini bilenleri hariç tutuyorum)Burada tanıştığım diğer yeni gelmiş Türklerde benzer zorlanmaların belirtilerini görebiliyordum. Herkes bir şekilde o adaptasyon sürecinde hayatta kalmaya çalışıyor ve illaki de başarıyor ancak ben kendi yolumdan memnun kaldım (terapi ve ilaç desteği) ve kafa göz yarmadan atlattım umarım. O sebeple kişisel olmasına rağmen hastalığımdan dahi bahsetmek istedim zira özellikle buraya yalnız gelen kadın arkadaşlara faydalı olacağına inanıyorum. Süreç içinde konuştuğum göçmenlerden Türk olsun diğer milliyetlerden olsun, kadın olsun erkek olsun, evli olsun bekar olsun ilk birkaç yılın adaptasyon ve zorluk ile geçtiğini herkesten duydum. Yaşadığımız fiziksel zorlukların aslında zor olan kısmı bizim psikolojimizdeki etkileri değil mi? O halde fizyolojik bir rahatsızlığımız olduğunda doktora koşar gibi psikolojik sağlığımız için neden doktora gitmeyi düşünmüyor buna bu kadar direnç gösteriyor yada utanıyoruz. Yeni nesilde sıkıntı yok herkesin bir terapisti var da
ben bu konuda demode düşünenlere ya da dirençli arkadaşlara sesleniyorum.Sizde çekinmeyip psikolojik deneyimlerinizi ve nasıl baş ettiğinizi yazarsanız yeni gelenler adaptasyon sürecinde açıp okuyup hem rahatlarlar, yaşadıklarının normal olduğunu anlar/hatırlar hemde belki hikayelerimizde bulacakları benzerliklerle kendi baş etme süreçleri için ipuçları yakalayabilirler.
Sevgiyle, bilimle ve umutla... 🫶
-
RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki DeneyimleriAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
@kolezyum Amerika'ya geldiğimizde seninle tanışma partisi düzenleyecek bir fan kitlen oluşuyor olabilir

seni böyle takip etmek hem eğlenceli hem öğretici, sen de ilk zamanlarında olmana rağmen düzenli yazıyorsun çok teşekkürler cidden...
Ayrıca laf aramızda ben de pek şanslıyımdır o yüzden de bir rahatlama geliyor deneyimlerini okudukça, diyorum ki ben de şanslıyım nasıl olsa hallolur her şey şimdiden kasmama gerek yok gibisinden
şunu da ekleyesim geldi geçen 2022 excelinde manuel bir kaç basit istatistik çıkardım ve gördüm ki kazananların içinden ilk başvurusunda talihli olanlar %46 ikinci, üçüncü şeklinde ilerledikçe oran azalıyor ama keçi inatlılar dışında ilk 5 yılda GC çıkanların aslında şanslı olduğu bir gerçek ama gelin görün ki herkes senin gibi şanslı olduğunu söylemek konusunda bu kadar rahat olamıyor kimisi tatminsizlikten belki kimi de kibrinden gibi düşünüyorum ben.
Mevcudiyetimizin daha ilk saniyeleri dahi tamamen şans faktörüyle ilgili olduğu halde bunu göz ardı etmek bana çok enteresan geliyor.
Doğuştan getirdiğimiz genetik özelliklerimizin önemli etkisi ve çevre etkisiyle şekillenen kişiliklerimizden olay ve durumlara daha ziyade olumlu tarafından bakmayı tercih eden kişiler şanslı olduğunu düşünmekten çekinmezler. Kolezyum'un hikayesinde görebildiğimiz gibi arabası için küçücük bir sebeple (kartı doğru yere takmamış olmak) 241 dolar vermek zorunda kalmasına rağmen bundan çıkardığı derse odaklanıp kendine şanssızlık atfetmemesi bunun bir örneği.
Ve dahası yine telefon hattıyla ilgili yaşadığı olayı kendisi için bir probleme dönüştürmemiş ve hatta bu vesileyle kim bilir ne anılar yaşayacağı o ilk evini tutması için bunu bir fırsata kendi dönüştürmüş.
Bununla ilgili yapılmış bilimsel çalışmalar var, şanslı olduğunu söyleyen insanların olaylara bakışı daha olumlu ve fırsatlara açık olmaları...
Şansla ilgili güzel bir yazı buldum ilgilenenler okuyabilirler https://fikirturu.com/insan/sansli-olmak-ogrenilebilir-mi/ -
RE: Amerika'da Ehliyet AlmakEhliyet ve Araba içinde yayımlandı
NJ EHLİYET DENEYİMİM (MOTOSİKLET DAHİL)
Selamlar, Amerika’ya girişten sonra sanırım 2. 3. haftada initial permit için ilk randevumu aldım. Aralık ayına North Bergen’a. Randevudan bir hafta kadar önce taşındım ve eski adresimdeki Türk hanım adresi kullanmama izin vermediğinden o randevum yandı. 2. defa Oakland’a randevuyu Ocak ayına bulup aldım. Merkezi konumlar için 2 ay sonrasında daha uzak lokasyonlar için daha yakın tarihlere randevu bulunabiliyor. Araç kiralayarak bir saat yol neticesinde randevuma erken gittim. Yeni adresim için banka statmentları oluşmuştu ama çıktı almayı unutmuştum. Neyseki tam da aracı parkettiğim alanın karşısında maaş bankamı gördüm. Hemen gidip bir statment alıp çıktım
MVC binasına girdim. İlk işlemi o gün bitirmiş oldum. Motosiklet ehliyeti de istediğimi belirttim. Bu sebeple otomobil ayrı motosiklet ayrı olmak üzere iki form doldurdum. Ödemede 10 dolar otomobil için diğer ek ehliyet için 5 olmak üzere 15 dolar ödedim. Kredi kartıyla ödeme alıyorlarmış. İşim bitince görevlilere mümkünse o gün sınava girmek istediğimi söyledim. Çok bekledim, uzak yoldan geldim dedim, azıcık ısrar ettim ama nıç..
O gün yoğunmuş sakin olunca alıyorlarmış. Neyse hemen ertesi güne tekrar randevu aldım Knowledge test için. Bunu web sitesinde nerden alacağımı bulamamıştım orda görevlilere sordum gösterdiler, orada hallettim. Ertesi gün geldim. Öncesinde totalde yarım saat- bir saat bakabilmiştim örnek sorulara, orada randevu saatime kadar 50 soruluk 2 farklı testi cevaplarına baka baka ve translate ederek çözdüm. Sıram geldiğinde Türkçe girmek istediğimi belirttim. Sınav öncesi görme testinden neredeyse kalıyordum. Gözlerimin derecesi artmış veya azalmış durumda ancak burda bununla ilgilenemedim. Üç blok gösteriyorlar herbiri içinde 4 harf var. Bir gözümü kapatıp bakmaya çalıştım daha odaklı bakabilmek için
ilk bloktaki harfler görünmedi ama orda harf olduğunu da anlamamıştım. Orda kalırsam diye nasıl korktum anlatamam… Neyse sağolsun görevli iyi biriydi orda 3 blok ve hepsinde harf var hepsini okuman gerekiyor dedi, kağıda çizerek anlattı. Gözlerimi kırpmadan baktım azıcık zorlansamda doğru okuyabildim ve bu aşamayı da geçtim. Neticede sınava başladım. 50 de 40 doğru yapmak gerekiyormuş. Ben 45 sanıyordum
Atlama seçeneği ile bilmediklerimi boş bıraktım. Önce bir kaç yanlış sonra 5-6 oldu. Test bitip atladıklarıma dönünce dikkatli ilerledim. Bazısında yorum yaptım bazısı yanlış oldu derken son tabloda 8 yanlış 3 boş 39 doğrumla kalan 3 soruyu iyice okuyorum.. Biri tamamen bilgi ben bilmiyorum, biri yorumlayabileceğim bir soru ama çeviriden kaynaklı veya kendinden şıklar bir tuhaf asla anlayamadım, biri ise yorum yapılabilecek bir soru, çivili kışlık lastik takma tarihleri idiydi ki kışa en yakın olan 15 kasımda başlıyordur diye yorumladım ve tutturunca dünyalar benim oldu
Büyük bir yük sırtımdan inmiş gibi rahat bir nefes aldım.
Görevliye bittiğini belirttim Motosiklet sınavını açtılar. Bu çok daha rahattı. Ama motosiklet için çalışmadığımdan geçme kaygım yoktu. 30 soruydu 24 doğru gerekliymiş. Başta bodoslama girdim sonra dikkatli ilerledim. Gerçekten kolay sorular ve tamamı motosiklete dayalı olmayan diğer testtekine benzer sorularda vardı. 20 doğru ve 6 yanlışım varken 7. yanlışı yapıp sınavdan kaldım. Görevli bankosuna gidip Türk ehliyetimi verdim işlemleri yaptı. Motosiklet için bir hafta sonra tekrar girebileceğimi söyledi. Başka şubede girmek içinse tekrar randevu almak gerekiyor. Orada girmeyeceğim için bir kaç hafta sonrasına tekrar randevu aldım. Kart için 24 dolar ödedim. Ehliyetin eline ulaştıktan sonra motosiklet sınavına onunla git dediler. Muhtemelen karta hemen orada sınavı geçtikten sonra işleyeceklerdir. Motosiklet için bir kâğıt kalıyor elinizde onunla gidiliyor. Knowledge test içinde yine ssn, adres kanıtı, pasaport vs tüm belgeler götürülüyor.Motosiklet için ekstrem bir durum olursa randevudan sonra güncelleyeceğim.
Notlar: Ben hemen araç almayacağım için çok önemsemedim lakin ehliyet id olarakta kullanılabildiğinden ne kadar erken çıkarılsa o kadar iyi olur. Adres kanıtınız varsa araç kiralayıp uzak bölgede dahi olsa gidip biran önce halletmeye bakın derim naçizane.
Güncelleme: Motorsiklet için şubat başı gidip yazılı sınava girdim. Sınav basitti 30 soruda 24 doğru yapınca geçiyorsunuz. Sınavı geçtim en az 20 gün sonrasına road test için randevu alabilirsiniz dediler elime bir kâğıt vererek. Bayyone da girmiştim bu sınava, görevliler o sırada biraz nezaketsiz davrandılar. Sordum ve cevap aldım ama emin olmak için daha sonra tekrar gittim ve sürüş testi için okula kayıt olup olmamam gerektiğini sordum. Ayrıca neden Türkiye ehliyetimdeki motosiklet ehliyetini kabul etmediklerini sordum. Sebebi sanırım Türkiye den A2 almıştım A en kapsayıcı olan, onu alsaydım bu teste girmem gerekmeyebilirdi ama tamamen de emin değilim. Çünkü daha önceki görevliler otomobil ehliyetini almışsınız o yüzden bunun için sürüş sınavına girmeniz gerekiyor demişti. Sürüş için eğitim almak zorunlu değilmiş ama sınava hazırlanmak için yazılabilirim veya bir motor kiralayarak sınava girmeliyim. Randevular şuan dolu Hazirana kadar. Bu kısım gerçekten çok uzadı ve daha çetrefilli motor ve ekipman ayarlamak ve randevuya kadar sabretmek gerekiyor.
-
RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki DeneyimleriAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
@Hopasej düşünmeyince endişede etmiyorsun, akıl ve ruh sağlığım için düşünme işini bahara kadar erteledim

Umuyoruz süreç normale dönerde o zaman bahardan sonra benim için (CN ye göre herkes için umarım) endişesiz ama heyecan ve adrenalinli günler başlamış olur
-
RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki DeneyimleriAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
@kolezyum tebrikler ve bol şanslar, araç öğrenme sürecinizi gider gitmez başlatmanız takdire şayan ve hoş bir anlatımınız var. Tavsiyeler için teşekkürler, iyi ki yazıyorsunuz...
-
RE: 2022 HedefleriGündem ve Sohbet içinde yayımlandı
Tüm 2021 ve 2022 talihlilerinin bu sene içinde vize almalarını diliyorum.
Bu yıl için hedefim hayalimdeki işe geçiş yapmak, İngilizce konuşabilmek, 13k km sürüş yapmak, devam ettiğim sporu bırakmamak ve ilerleme kat etmek
Herkese güzel bir yıl dilerim. -
RE: ABD'de kullandığınız telefonlar ve GSM operatörleriİletişim ve Teknoloji içinde yayımlandı
Benim Amerika'ya gelişim bir ay oldu. Telefon ve hattı birlikte almayı düşünüyordum o sebeple geçici olarak bir hat almıştım. Lyca mobile. Hat 10 dolardı ve 20 dolarda paket ücreti idi. Dün paketim bitince sitesine girip yükleme yapmak istedim. Gördüm ki 75 ülkeye sınırsız arama yazıyor. Türkiye'de bunların içindeymiş. Çok şaşırdım. Az evvel 29 dolarlık bir paketi yükledim. 30.45 Usd ödedim ek bir ücret çıkıyordu. Aldığım paket içeriği şöyleydi:
Unlimited plan with 6GBs of up to 5G data in your first month
Unlimited nationwide Talk & Text
Unlimited Talk & Text to 75+ Countries
$5 Calling Credit
Bonus International MinutesBurada yazan sınırsız uluslararası arama bazı ülkelerde hem mobil hem sabit hatları kapsıyor. Türkiye içinse sade sabit hatları kapsıyormuş.
Gece olunca sabit hattı deneyeceğim.
Ama az evvelde denemelik arama yaptım Türkiye'den cep numarasını aradım, 5 dolarlık arama kredisinden 2 dakika için 27 cent gitmiş.
Bu planı bayağı sevdim ben. Sadece interneti çok az ama arama için çok iyi.
New jerseydeyim şimdiye kadar çekmesinde sorun yaşamadım ama bir süre test etmeye devam edeceğim. Beğenirsem devam edebilirim. Yalnız bodrum katta çekmediğini biliyorum.
Değerlendirilebilir.
lycamobile.us/en/plans/#/plans -
RE: [Arşiv] DV2022 Mülakat DeneyimleriGreencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
@gucarslan, içinde söyledi: DV2022 Mülakat Deneyimleri
@muse bundan 2-3 yıl sonra bunları gülümseyerek anımsayacaksınız, hele 5 yıl sonra citizen olunca hepsi uçup gidecek aklınızdan..
yaptığınız bambaşka bir başarı hikayesi, sonuna kadar hakettiğiniz.
tebrikler, abd'deki hayatınızda mutluluk ve huzur diliyorum.
yolunuz açık olsun..Umarım hocam
çok teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımla
Tek temennimiz sizinde vizenize kavuşmanız
muse tarafından gönderilen son iletiler
-
RE: Amerika’da Bütçe Yönetimi/İdaresi TecrübelerinizAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandıBen memnunum başka bir uygulama denemedim bunun kullanımı kolay geldi.
-
Amerika’da Bütçe Yönetimi/İdaresi TecrübelerinizAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
Kapitalizmin başkenti belki de Amerika.
Her şey harcayın diye tasarlanmış.
Filmler, diziler sürekli dışarda yeme içme sahneleri içeriyor, oyuncuların kıyafetleri sürekli değişiyor.
Sosyal medya zaten insan evladının içindeki görgüsüzlük canavarını ortaya çıkaran ve algoritmalara ters yüzmezseniz kullandıkça doğal olarak canavarı beslemeye yönelik mecralar.
Yılın bilmem kaç özel günlerinde çoğunluğu sahte indirimlerle büyük bütçeler ayrılarak araştırılan insan psikolojisi üzerinden para/emek/tüketim alışkanlığı avına çıkıyor şirketler.Bunca şeyin içinde bütçenizi yönetmek için bilinçli olmak yeter mi sizce? Markete listeyle gitmek yeter mi? Hiç mağaza gezmemek mümkün olur mu? Film dizi izlememek mi gerekir? Sosyal medyada yemeğini, kıyafetini gezdiği yerleri hunharca paylaşanları takipten mi çıkmalı?
Benim için şöyle oldu. Öyle oldum olası çok tüketen biri olmamakla birlikte pek para biriktirebilen biri değilimdir. Krediyle araç alıp o şekilde biriktirdim sayıyordum. Ki Türkiye’de aracın kredisi bittikten sonra para biriktiremediğim gibi kredi kartı borcum oluştu. Buraya geldikten sonra borcumu ödedim bide araç kredisine girecek kadar küçük bir meblağ peşinat biriktirdim. Sonra ne göreyim ben yine kredi kartı borcuyla uğraşıyorum.
Bir yıldır money management isimli bir app kullanıyorum. Ana sayfasında aylık takvim görünümü var. Gün gün harcadıklarınızı ve gelen maaş veya gelirlerinizi kaydediyorsunuz. Kategoriler oluşturup onları seçiyorsunuz. Böylece haftalık aylık yıllık hem toplam geliriniz hem gelirinizin kaçta kaçı nereye gitmiş görüyorsunuz.
Ben çok güzel bunu kullandım ve nereye ne harcadığıma da bakıyordum ama bütçe yapmak aklıma gelmedi veya zaten uyamam diye düşündüm. Baktım kredi kartı borcum artıyor ve kazancım sabit, artmıyor sonunda bütçe yapmayı düşünebildim. Uygulamada her kategori için aylık (belki haftalıkta vardır) bütçe belirledim. 3-4 ay oldu bir de ne göreyim! Bir kadın olmama rağmen
gayet de tutumlu olabiliyormuşum. Ki zaten savurgan değildim ama gereksiz harcama yapıyormuşum veya ayağımı yorganına göre uzatmıyormuşum veya duygusal harcama yapıyormuşum. Ben bu tecrübemden şunu çok net yaşadım ve anladım ki beyniniz kontrolü ele geçiriyor ve o bütçeye sadık kalmak için duygularınıza sözünü geçiriyor. Bütçeyi aşınca bar kırmızı oluyor aşmazsanız mavi kalıyor. App kullanmak biraz işi oyunlaştırıyor ve görsel chartlar ve yüzdeliklerle parayı nerelere harcadığınızı görünce bir durup ipleri elinize alabiliyorsunuz.Benim kendimde çok şaşırdığım önemli bir konu oldu bu. Buradaki Türklerde gördüğüm genellikle para biriktirme odaklı oluyorlar evet ama o koca koca mağaza ve marketlerde illaki gereksiz harcamalar yapılıyordur.
Bu dışarda yeme içme konusunda da şöyle bir bakınca adım başı restoran, kafe, bar vs var. Yani bir şehirdeki müşteriyle fiziksel teması olan küçük işletlemeler sayılsa heralde yeme içme sektörü başı çeker gibi. Düşününce o kadar o kadar tuhaf ki…
Benim tecrübeme göre: Küçük marketleri/mağazaları tercih etmek, medya içerik tüketiminde dikkatli olmak, modern hayatın keşmekeşine kapılmamak için kendinizi anlayıp kendi yolunuzda olmak, özenti olmamak, kitap okumak (zihni meşgul etmek ve geliştirmek önemli psikolojik açıdan), dışarda yeme konusunu ele almak, ve çok önemlisi bütçe takibi yapmak için bir app kullanmak bence gerekli şeyler.
Birde gelirin en az %10 unu kenara ayırmak ona hiç karışmayıp belli meblağlara gelince yatırım yapmak lazımmış bunu da yarım yamalak dinlediğim Babilin en zengin adamı kitabından (Storytel sesli kitap dinlemek için harika bu arada) öğrendim.
Sizin tecrübeleriniz nedir? Başka yöntemler olarak neler var merak ediyorum

Ve son söz niyetine kanaat en büyük zenginliktir

-
RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamakAmerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
Büyük umutlar ve hayallerle beklediğimiz heyecanlandığımız her şey, olay, durum ve kişi onu elde ettikten/yaşadıktan veya ona kavuştuktan sonra sıradanlaşır, normalleşir ve evet bazen belki hayal kırıklığı da yaşanabilir. Ama yabancı bir ülkeye gidip de orda hayat kurmak, alışmak adapte olmak zaman gerektiren şeyler. Hukuk ve adalet sisteminin oturmuş olduğu ve gelişmiş, refah düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde illaki bir kafa rahatlığı ve yeterince çalışkansanız daha iyi koşullarda bir yaşam kurmak var. Bu da mutluluk demek benim için. Ama yalnızlık veya kültürel aidiyet durumuyla ilgili fazla hassasiyet gösterirseniz mutluluğunuza gölge düşebilir. Ve yaşam büsbütün bakış açısıyla yaşanan bir şey. İnişler ve çıkışları olaylar ve başımıza gelenlerle tecrübe ettiğimiz kadar duygularımız, tepkilerimiz ve bakış açılarımızla bizler de yaratırız. Bugün mutlu yarın mutsuz olmayı yaratabilirim hayatımda aynı konu üzerinden. Yani bu konu başlığı mantık hatası içermektedir bana göre

-
RE: Trafik Cezası ve "Mandatory Court Appearance"Hukuk Sistemi içinde yayımlandı
@ayvalik10 bıraktığınız linkten baktım sadece göçmenlik ve vize işlemleri ile ilgili sorular sorulabilir deniliyor. Çalışma alanları o ve Boston’dalarmış. Benim New jerseyde trafik cezaları ile ilgilenen avukata ihtiyacım var. Yine de öneriniz için teşekkür ederim.
-
RE: Trafik Cezası ve "Mandatory Court Appearance"Hukuk Sistemi içinde yayımlandı
Merhaba, NJ de yaşıyor ve Uber yapıyorum. Yaklaşık 2,5 yıldır araç kullanıyorum. Şuana kadar 2 adet trafik cezam vardı ikisi de puansız.
Geçen ay üç şeritli bir yolda yeşil yanınca sola döndüm. Ben ortadaymışım, sadece sol şerit dönüş içinmiş. Tabi dalgınlıkla olduğu için emin olamadım, zaten şaşakaldım, telaş oldum, polise de öylemi özür dilerim filan demedim şaşkınlık ifademle birlikte nasıl yani ben orta şeritten mi döndüm filan gibi ifadeler kullandım. O sırada yolcum vardı, polis uber mi yapıyorsun diye sordu evet dedim. Sticker kullanmak zorunluymuş ben bilmiyordum. 2 adet ceza yemiş oldum. Şeritli ceza 2 puanmış ve 186$, diğeri içinse mahkemeye çıkmam gerekiyordu. Gidip ikisi için bir tarih aldım. Mahkeme Ocak ayında olacak. Bu olayın üzerinden bir ay geçti aynı belediye içinde geçen hafta yine polis beni durdurdu. Stop sign’da durmamışım. Farkında değilim, demek yine dalgındım, tamam hatamı kabul ediyorum ama polis yine 2 ceza verdi. 2. si uber yazan ışıklı elektronik bir gösterge alıp ön camın yolcu tarafında alt köşeye konumlandırmıştım. Herkeste genelde öyle görüyorum. Ama tam dip köşeye koymadım hafif yukarıya astım. Çünkü köşede ısıtıcının fanı var elektronik olduğu için tam onun üstünde olursa tehlikeli olur diye düşündüm ki zaten görüşümü de engellemiyordu. Ama bunun için görüş engellemeden ceza yedim. Bu poliste gelir gelmez aman polisi bekletmeyeyim diye ehliyetimi direk verdim, hiç sormadan dinlemeden, sonra giderken ne yaptığımı sorunca sinirli bir şekilde stop sign’da durmadığımı söyledi. Resmen fishing mağduru olduğumu düşünüyorum. Aynı belediyede üst üste durdurma. Hatalarımı kabul ediyorum ama sticker konusunda insaflı olsalardı sadece uyarabilirlerdi de. Şimdi iki adet puanlı cezam var. Bu yeni olanlar için de gidip mahkemede tarih alacağım ancak endişem hakim karşısında olumsuz bir pozisyonda mı görüneceğim sorusu? Üst üste ve toplamda 4 ceza.Avukat tutmam da gerekiyor artık. Bana avukat önerebilir misiniz New Jersey için trafik konusunda tecrübeli olan?
Uber/lyft yapan varsa bu sticker konusunu bilmenizde fayda var.
Umarım uygun fiyatlı ve bu işten anlayan bir avukat öneriniz olur da en azından puansız atlatabilirim süreci.

-
RE: ABD'de Trafik Kazasi YapmakEhliyet ve Araba içinde yayımlandı
İyi akşamlar, bugün çok küçük bir kaza yaşadım ne yapacağımı bilmiyorum. Fikir verebilirseniz çok sevinirim. Kırmızıda durmuştuk, düz yolda, ışık yeşile dönünce ilerleyecekken öndeki aracın sol arkasında hafifçe sürttüm, arada mesafe neredeyse yokmuş farkedemedim. Foto ekleyebilirsem ekleyeceğim arka sol lambanın altındaki parça hafif çıkmış yerinden. Karşı taraf polis çağırmadı evraklarımızın fotoğraflarını birbirimize verdik ve numaralarımızı. İkimizin sigortasıda aynı firma. Karşı tarafın aracı lease miş. Burası da Türkiye gibi mi servise götürdüğünde sigorta yapacağı için çok şişirirler mi çünkü çok basit duruyordu çökük vs olmadı. Benim sigortam artacak mı? Kadına sigortasız halletmek için teklif yapsam ikna edebilir miyim onun açısından bir avantaj olur mu?
)) -
RE: Amerika’da psikolojik sağlığımız (göçmenlik psikolojisi)Sağlık içinde yayımlandı
@Mirage-0 merhaba teşekkür ederim. Eğitimim sosyal bilimler üzerindeydi ve burada eğitimimle ilgili çalışmıyorum. 50 yaş üstü bir kaç kişi ile tanıştım ancak onlar ya buradaydılar ya da turist olarak gelmişlerdi.
-
RE: Amerika’da psikolojik sağlığımız (göçmenlik psikolojisi)Sağlık içinde yayımlandı
Merhaba @melda22 psikiyatristim Türkiye’dendi. Online terapi aldım. Yazdığı reçete ve İngilizce epikriz ile burada Türk bir aile hekimine giderek ilacı yazdırıp aldım. Benim ilacım antidepresan grubu düşük doz bir ilaçtı eğer farklı psikiyatrik tanı alsaydım diğer ilaçları burada ancak psikiyatristler yazabiliyor onlara gitmek gerekirdi. Burada sigorta yoksa benim sorduğum Türk psikiyatristin 300 -400 dolar civarı bir ücreti vardı, gitmedim.
-
Amerika’da psikolojik sağlığımız (göçmenlik psikolojisi)Sağlık içinde yayımlandı
Güzel bir bahar akşamından herkese selamlar.
Az evvel psikoloji diye arattım ve Forumda bu başlığa yakın bir şey bulamadım (ben bulamadıysam sorry). İllaki başka başlıklar altında bu konuda yazan olmuştur ancak psikolojinin başlı başına bir başlığı hak ettiğini düşündüm. O halde kendi kişisel deneyimimi anlatarak bir başlangıç yapmak istiyorum ve bu konuda samimiyetle yazılacak her şey, her deneyim emin olun bundan sonra gelecekler için diğer başlıklar kadar değerli olacaktır inancındayım.
Kendi deneyimimi aktarmaya çalışacağım. Zira göçün beni büyüten ve olgunlaştıran bir deneyim olduğunu şimdi belli bir kafa rahatlığına ulaşınca daha net görüyorum.
İki buçuk yıl önce 30 yaşında bekar bir kadın olarak tek başıma geldim. Çoğu insanın yaptığı gibi burada bir tanıdık bulmaya çalışmadan halihazırda uzaktan akrabalarımız olmasına rağmen kendileriyle iletişime geçmeden her şeyimi kendim yapmak istedim çünkü kimseye minnet duymak istemedim. Hiç alakam olmamış tanışmadığım akrabalarıma ulaşıp yardım istemek bana göre olmadığı için bunu yapmadım. Ve iyi ki de yapmadım diyorum, tek başıma mücadele edince daha çok öğrendim ve kendime olan özgüvenim arttı ancak elbette hem buradan hem Telegram gruplarından yardımlar istedim hiç tanımadığım halde bana özelden yardımcı olan kişiler oldu, bunlar çok değerliydi benim için.
İlk geldiğimde kalacak yerim yoktu, mecburen Airbnb'ye 800 Dolarımı vermiştim bir hafta için. Neyseki ikinci haftamda ucuz bir oda bulmuştum Telegram grubunda bizden bir arkadaşın yardımıyla. O evde iki ay kaldım koşullar kötüydü, USAilan web sitesini öğrendim oradaki süreçte. Ve koşulları birtık daha iyi olan yine ucuz başka bir odaya geçtim. Oradaki koşullar da hayli kötüydü böylece daha iyi bir odaya yüksek bir ücretle çıkmış oldum. Bir yandan da çeşitli işlerde Part-time olarak çalıştım. İlk işimi de yine telegram gurubundan bir arkadaşın yardımıyla (Amazon deposu) buldum.
Birinci yılın sonunda çeşitli Parttime işlerde çalışmış, gidip kredi ile tek başıma faizinde pazarlıklar yapıp (telegram gurubundan bir arkadaşın özelden yazıp destek olmasıyla) araba alabilmiş, iyi koşulları olan Nj'in nezih bir semtinde güzel bir oda bulabilmiş, bir yandan da Türkiye'deki kredi kartı borçlarımı ödeyebiliyor bir durumda idim.
Gelin görün ki bunları yapmakta zorlananlar veya zorlanacağını düşüneneler için e daha ne olsun denilecek bir duruma kavuşmama rağmen iç dünyamda neler oluyordu. Zannediyorum ADHD'm olduğundan ve işler zaten hizmet sektöründen olup kendimi geliştirecek bir iş olmadığından hiçbir işte uzun süre kalamıyor sürekli iş değiştiriyordum. Her iş değiştirme sırasında stresler ve kaygılar yaşıyordum.
Türkiye'de kamuda ofis işinde çalışıyordum, İngilizcemde belli bir seviyedeydi burada her işimi halledebiliyorum ancak şöyle biraz uzun ve farklı konularda sohbet edecek bir İngilizcem hala yok. Maalesef basit düzeyde az sayıda cümleyi düzgün kuruyorum yalnızca. Yaşadığım bazı diğer kişisel deneyimler göçle birleşince inanılmaz bir kaygı yaşamaya başladım. Gözlerim sürekli doluyor, olumsuz duygu ve düşüncelerle boğuşuyordum çoğunlukla. Burada başarılı olamayacağıma dair, İngilizceyi hiçbir zaman konuşamayacağıma dair, ne yapacağımı bulamayacağıma, iyi bir iş edinemeyeceğime, sosyalleşemeyeceğime dair yoğun kaygı ve obsesifçe aşırı ve negatif düşünceler... Şimdi düşününce kendime iyi tahammül etmişim diyorum. Ama tabi biz insanlar ve belki canlılar demeliyim güçlü savaşçılarız, hayatta kalmak için farkında bile olmadan direnebiliyoruz türlü koşullara.Koca bir yıl boyunca hiçbir şekilde İngilizce hiçbir şey okumadım, hiçbir video veya film izlemedim hiçbir uygulamaya girip 5 dakika İngilizce uygulamada vakit geçireyim demedim. Ayrıca kalıcı olarak ne iş yapabileceğimle ilgili sürekli değişen fikirlerim ve tüm bu duygu düşünce halim birleşince ve bir ev arkadaşımın seni iyi görmüyorum demesiyle terapi almam gerektiğini düşünebildim. Türkiye'den bir psikolog buldum ve online terapiye başladım. Her seansta hem anlatıyor, hem rahatlıyor, hem ağlıyor hem de dışardan bir bakışla yaşadıklarımın değerlendirilmesi, o destek düşünce yapımda iyileşmeye sebep oluyordu. böylece sekiz ay terapiye devam ettim. Ancak bir şeylerin hâlâ ters olduğunu anladım çünkü bazı günler zihnime asla hakim olamıyordum o olumsuz duygu ve düşünceler gelince onlara teslim olup hiçbir şekilde bunların şu an için normal olduğunu bunların kaygı olduğunu kendime anlatamıyor o halden kesinlikle çıkamıyordum. En korkuncu intihar düşüncelerimde vardı ancak onu yapamayacağımı bildiğimden o anlarda içinde olduğunu sandığım o çukurdan hiç kurtulamayacağımı sanıyor ve şiddetli duygusal bir acı çekiyordum. Ve bu ruh hali benim için yorucu ve verimsiz bir şekilde günlerimi geçirmeme sebep oluyordu. Sonunda ilaç sevmememe rağmen psikiyatriste danışmaya karar verdim. Psikiyatri ile terapilerime devam ettim yaklaşık 5-6 ay kadar. Hemen ilk seansta PMDD teşhisi aldım. Bu PMS den farklı ve bir hastalık. Amerika'da bazı eyaletlerde PMDD olan kadınların işlediği hafif suçlarda bu teşhis hafifletici unsur olarak kabul ediliyormuş. Kadınların menstrual döngülerinde yaşadığı ciddi olumsuz duygu değişimini ifade ediyor ve SSRI gurubu antidepresanlar ile tedavi ediliyor. İlaca mesafeli oluşum ve son derece doğalcı bir yapım olduğundan ilaca başlamam doktorumun yazmasıyla olmadı yaklaşık bir ay sonra başlayabildi. Burada ilacı yazdırmaya ve kan testi yaptırmaya gittiğim bir Türk aile hekiminin beni ikna edici konuşması, kendi doktorumunda güzelce izah etmesi sayesinde kendimi ikna ederek hafif dozlu antidepresan ilaca başladım. Üçüncü haftasında ilaç etkisini gösterdi, bir de ne göreyim meğer her şey bedenimdeki serotonin denen canım hormonun işte bu hastalık ve yaşam koşullarının birleşmesi ile yeterince salgılananmaması veya azalması gibi bir sebep kaynaklıymış. Yani ben bir gün İngilizceyi konuşabilir, kendime bir yol bulabilir ve başarılı olmak için çalışırsam herhalde bir gün hedeflediğim noktalara yaklaşabilirmişim. Tabi bunlar dışında sosyalleşmek, arkadaş edinmek, kültürel farklılıklar, inançsal çelişkiler gibi daha özel konulara girmemekle birlikte bir çok konuda yaşadığım kaygıların kaygı olduğunu anlayıp kendimce bir yol bulabileceğime kani oldum, eski umutlu kişiliğime kavuşup iyileşme evresine geçebildim. En önemlisi de intihar düşüncelerimde yok oldu. Bana ait olduğunu sanarken ilaca şans vermemle bunun fizyolojik sebebli olduğunu anlamakta benim için hayli rahatlatıcı oldu. Bu süreçte Türkiye'ye gidememekle ilgilide kaygılarım vardı, tamamen mantıksız bir şekilde ama güçlü olarak böyle hissediyordum. Türkiye'ye ikinci yılın yazında gidebildim. Sadece bir hafta kalmama rağmen ailemi görmem beni inanılmaz rahatlattı ve belki Türkiye'ye dönerim düşüncelerim yok oldu
ve bu da beni rahatlattı zira buraya odaklanmamı sağladı. Şimdilerde zannediyorum normale döndüm. Hala iyi İngilizce konuşamıyorum, iyi bir işe sahip değilim ve arada kaygılar kapımı çalıyor ancak ufak ufak da olsa çabalıyorum ve ilerleme kat edeceğimi biliyorum, inanıyorum. Arkadaş edinme ve sosyalleşme konusunda da yirmilerinde gelenler kadar şanslı olmamakla birlikte hala bir parça enerjiye sahip olduğum için bu anlamda da çabalıyorum. Ve gece erken uyuyup erken uyanmanın, sağlıklı besinleri belli bir düzende tüketmenin, gelen kötü düşüncelerid de susturmadan dinler gibi yapıp he he deyip geçmenin gerekliliğini öğrendim
Ve psikiyatristimin önerdiği kitaplar sayesinde uzun bir aradan sonra kitap okumaya başladım
kötü hissettiğim günler sevdiğim kişilerden yaşamla ilgili ya da o günki duygularımla ilgili bir podcast açıp dinlemeninde beni rahatlattığını keşfettim.Neticede bizler daha sosyal olduğumuz için Türkler olarak ve burada Türkiye'deki kültürü bulamadığımız için (özellikle 30lardan sonra gelenler olarak) afallıyoruz. Zira buradaki diğer Türklerden de bunu beklemenin doğru olmadığını anladım. Çünkü herkes bir mücadelenin içerisinde ve neticede onlar da yabancı burada, ayrıca çok farklı türde insanlar var (gözlemlerime göre çıkarcılık ve kıyasçılık çok) kimse kimseye bulaşmak istemiyor ve ben artık buna alıştım hatta ben de öyle oldum (mesafeli)
kafam da vicdanımda rahat. (Belli düzeyde eğitim ve kültüre sahip kendini bilenleri hariç tutuyorum)Burada tanıştığım diğer yeni gelmiş Türklerde benzer zorlanmaların belirtilerini görebiliyordum. Herkes bir şekilde o adaptasyon sürecinde hayatta kalmaya çalışıyor ve illaki de başarıyor ancak ben kendi yolumdan memnun kaldım (terapi ve ilaç desteği) ve kafa göz yarmadan atlattım umarım. O sebeple kişisel olmasına rağmen hastalığımdan dahi bahsetmek istedim zira özellikle buraya yalnız gelen kadın arkadaşlara faydalı olacağına inanıyorum. Süreç içinde konuştuğum göçmenlerden Türk olsun diğer milliyetlerden olsun, kadın olsun erkek olsun, evli olsun bekar olsun ilk birkaç yılın adaptasyon ve zorluk ile geçtiğini herkesten duydum. Yaşadığımız fiziksel zorlukların aslında zor olan kısmı bizim psikolojimizdeki etkileri değil mi? O halde fizyolojik bir rahatsızlığımız olduğunda doktora koşar gibi psikolojik sağlığımız için neden doktora gitmeyi düşünmüyor buna bu kadar direnç gösteriyor yada utanıyoruz. Yeni nesilde sıkıntı yok herkesin bir terapisti var da
ben bu konuda demode düşünenlere ya da dirençli arkadaşlara sesleniyorum.Sizde çekinmeyip psikolojik deneyimlerinizi ve nasıl baş ettiğinizi yazarsanız yeni gelenler adaptasyon sürecinde açıp okuyup hem rahatlarlar, yaşadıklarının normal olduğunu anlar/hatırlar hemde belki hikayelerimizde bulacakları benzerliklerle kendi baş etme süreçleri için ipuçları yakalayabilirler.
Sevgiyle, bilimle ve umutla... 🫶
-
RE: DelawareDiğer Eyaletler içinde yayımlandı
Teşekkür ederim @MySea Bir gün gelip gezip görmem uber kullanıp şöföre sormam lazım sanırım. Küçük bir yer olduğu için emin olamıyorum bir türlü. Ev fiyatları uygun en çok beni bu cezbetmişti ve sakin olması ama galiba stabil bir işle birlikte daha olası olacak benim için.