Yeni tasindigim evle ilgili sorum, AC merkezi sistemli sogutma ve tasindim ilk uc gun boyunca odanin camlarini acmadim ve hep yorgun kalkiyodum uyanmam 30 dk suruyodu, bi gun gece cami acik uyudum sabah cok iyi rahat uyandim, ev sahibi 850 dolar verdigim odamin camini gecede olmak uzere 7,24 kapatmami soyluyor, ac son gucte calismiyor, bazen vantilator acmak zorunda kaliyorum cam kapali olsa dahi, hadi diyelim ac duzgun acsalar duzenli sogutsa belki guzel uyancam ama yok, onun açisindan bakinca anliyorum ama bu sefer ben uyanamiyorum
Edit sorum: benim odama mudahale edebilmesi normal mi dogru olan şey nedir
-
Ben de onemli bir trafik gelenegi (kulturu) farkindan bahsedeyim. Bunu bilmediginden gereksiz yere kazaya karisan cok Turk var.
Amerika'da sellektor yapmak Turkiye'den farkli olarak yol vermek amaciyla kullaniliyor. Turkiye'de ise yol istemek veya "sakin yola cikma, yol benim, ben geliyorum" veya ben geciyorum demek icin kullaniliyor. Amerika'da biri size sellektor yapiyorsa "sana yol verdim' gec, ilerle' diyordur.
Bu farki bilmeyen kisiler eski aliskanliklariyla selektor yapinca kazaya karisiyorlar.
Ornegin bizim eleman yolda ilerliyor. Sagdan ramp denilen yola katilim baglantisindan veya yan yoldan veya kavsaktan biri yola cikmak icin ilerliyor. Bizim eleman Turkiye'deki aliskanligiyla yola katilmak isteyen kisi yola cikmasin, ben geciyorum demek icin, uyarmak icin selektor yapiyor. Gariban Amerikali da kendisine yol verildi sanip ileliyor ve bizimki buna yandan giriyor. Selektorun yapilma amaci kulturu farkliligindan dolayi bu cok yasanan bir senaryo.
Birinin arkasina gecip selektor yapmak ise cok cok nadir raslanilan bir durum. Otoyolda birisi en sola gecip gercekten cok yavas gidip trafigi engelleyip asiri derecede yavaslatmiyorsa kimse selektor yapmiyor. Yani normal trafik limitleri ve akan trafik hizinda ilerliyorsaniz kimse arkaniza gecip selektor yapmaz.
Sol seritten cikis Amerika'da cok fazla kullanilan bir trafik duzeni oldugundan sol seritte yavas ilerleyen araclr normaldir ve kimse bu araclari sikistirmaz veya kicina yapisip selektor yapmaz.
Uzun veya buyuk bir aracla sollama yapiyorsaniz gectiginiz arac size selektor yapabilir. Bunun anlami sag seride gecebilirsin demektir, yani guvenle serit degistirip onume gecebilirsin demektedir. Boyle durumlarda sollamayi yapan kisi sag seride gectiginde 4'luleri kisa sureligine yakar. Bu da tesekkur etmek anlamindadir.
Tirlari solladiginizda gecer gecmez hemen tirin onune kirmayin. Tirlarin hepsinde radar, guvenli takip sistemleri, otomatik frenleme sistemleri vardir. Tirin onune kirarsaniz tirin icindeki butun guvenlik ve aktif koruma sistemlerini aktive ederseniz, tirin icinde bir suru kirmizi isik, uyari yanmasina ve otomatik frenleme yapmasina sebep olursunuz, hem kendinizi hem baskalarini tehlikeye atarsiniz. Ayrica tira hiz kaybettirirsiniz ve yeniden hiz kazanmasi zaman alacagindan trafigi de gereksiz yavaslatirsiniz, Tirlari solladiktan sonra cok elzem bir durum yoksa en az arada 50 metre mesafe koymadan sag seride , tirin onune dogru kirmayin.
Sunu da eklemek lazim. ABD cok buyuk bir cografya ve trafik kulturu, sofor davranislari o sehirlerin, eyaletlerin demografik yapisindan dolayi farkliliklar gosterebilir.
-
@Smg-Motors666 hayır, full auto her türlü yasak ve felony.
-
@lumos cok tesekkur ederiz 🙏🏻
-
Merhabalar,
NBA ile ilgili hiçbir ileti ve başlık göremedim yenisini açayım istedim.
Dün hem Alperen Şengün'ü izlemek için hem de yapılacaklar listemden NBA maçı ortamını görmeyi silmek için Orlando Kia Center'daki Orlando Magic-Houston Rockets maçına gittim.
İlk izlenimlerim, herkesin keyfi yerinde alkol satışı ve yeme içme opsiyonlarının olduğu, insanların aileleriyle geldiği ve eğlendiği bir yermiş Salonlar. Beklediğimden daha kalabalıktı ama insanlar genel olarak saygılı ve kibar.
Gelelim maaliyete 🥁
2 kişi otopark ücreti dahil toplam vergi biletleme falan filan dahil $110 dolar ödedik. Bira $15, alkolsüzü $10. Ucuz diyemem ama pahalı da sayılmaz.
Herkese şehrindeki takımın bir maçına gitmesini tavsiye derim.
Son olarak Alperen fena iyi bir oyuncu, başarılarının devamını dilerim.
-
yaşadığımız yer - irvine- adına konuşmak gerekirse, burada communities olarak geçen ve irvine company apartments real estate'ine bağlı siteler büyük oranda non-smoking olarak geçiyor. kendi eviniz de dahil olmak sitelerin herhangi bir yerinde smoking yapamıyorsunuz buna sadece bildiğimiz manada sigara değil, dumanlı her türlü içim dahil. daire sözleşmenizde bu kurallara uyacağınızı teyit ediyorsunuz. içenlere nasıl bir yaptırım var tam bilmemekle birlikte, birini içerken görürseniz bildirin deniyor. ama herkes kurallara son derece uygun hareket ettiği için hiçbir şekilde koku, duman yok tertemiz bir hava. los angeles'ta da kaldırımlarda belirli noktalar var sigara içebileceğiniz. eğer başka bir yerde içerseniz ağır para cezaları var diye biliyorum.
-
Amerika’da olmasa da Amerika’dan da gitmek isteyenler olabileceği için paylaşıyorum. Kıraç’ın 23 Kasım 2024 tarihinde Toronto’da bir konser vereceği paylaşıldı. Detayları linkte bulabilirsiniz. Thanksgiving haftası bir Kanada gezisi planlamak isteyenler düşünebilir.
-
@Serapp Muhtesem bır kare yakalamıssınız ! kıskanmadım desem yalan söylemiş olurdum.Neyse seneye dilerim bende iyi bir kare yakalamak için doğru yerde bulunurum.Bugün 4th july dan sonraki ilk iş günüydü tatilin keyfini çıkarmaya çalıştım yanıma bir o kar kaldı dedim kendi kendime bununla kendimi yetinmeye çalıştım,yoksa bugün yaptığım gibi yarında özellikle işyerindeki herkese ışıklar yüzünden homurdanmaya devam edecektim...
Senin adına mutluyum.. -
Burada aile kavrami tabiki oldukca onemli ve kadinlara ,ozellikle annelere oldukca deger veriliyor ve saygi duyuluyor geneli boyle.Bekar bir anne iseniz devletten de bir takim desteklerde alabiliyorsunuz hatta vs. buna bagli olarak ozellikle son yillarda en cok dikkatimi ceken sey su oldu ; genelde kadinlar evlenmek istiyor aslinda fakat erkek arkadaslari pek orali olmuyor eger evlenirlerse o zaman resmi olarak vergi araya gidiyor hala kazancli oluyorlar cocuklardan oturu ama evlenmeyip birlikte yasarlarsa devletten ve vergi acisindan daha karli oldugu icin bu erkegin isine daha cok geliyor bence sirf bu nedenle ozellikle evlilikten biraz uzak kaliyor insanlar....Ayrica bence bunun yeteri kadar olgun bir yasa geldikten sonra gibi bir sinirlamasi,kalibi yok ,aksine bu hem kisinin kendisi ile hemde sistemin sartlari ile alakali bir durum..****Sana deli gibi asigim ama 28.5 bucuka basacagim yasimi bekliyorum?Yani birine cilginlar gibi asik olmussaniz kim sizi durdurabilir ki?****bu durumda evlilikte tercih edilen bir yas sorusu bana hic mantikli gelmiyor.
-
Merhaba,kesinlikle dunyanin ne tarafinda olursaniz olun oncelikle kisisel guvenlik herseyden onde gelir..Silahlanmaya kesinlikle katiliyorum.Sen silahlanmassan o ,digeri ,oteki, beriki zaten silahlanacak ve onlara karsi sen yine silahsiz kalacaksin. Ne icin?ama ben silah sevmiyordum icin mi?keske olsaydi demekten iyidir bulundur nasil olsa gerekmedikce kullanmazsin zaten...Her halukarda halki silahli olan hemen her ulkede politika her daim bir nebze daha fazla halk acisindan iyi islemek zorunda olacaktir halklar daha fazla ciddiye alinacaklardir ve devlet silahli halktan onlara koyacagi kurallar icin hep iki kere dusunmek daha dikkatli olmak zorunda olacaktir(yani isini yapmak zorunda kalacaktir)boylelikle cunku halk isterse tehtid olusturabilir silahliysa ozellikle ,.Hic bir devlet halkin silahlanmasini istemez cunku onlari tam olarak kontrol altina alamaz boylelikle guc devlet de olur ve silahsiz halk her zaman korku icinde ve pasif yasamaya mahkum kalacaktir.Sonucta hic bir devlet senin ailen,arkadasin degil ve sen halksin onlarda halktan gelme ama halk degiller onlar senin emegin ve paranla sen secmis olsan bile(ki baska secenegin yok birsey secmek zorundasin kurulu bu sistemde dogmus bulundun) sadece seni yonetenler olarak kalacaktir yani isler her an degisebilir .O kadar cok neden varki silahlanmak icin,hangisinden baslasam bilemedim.Uzun sozun kisasi bana gore herkes her sartta silahlanmalidir..Yarin ne olur asla bilinmez.
Not: Bu arada konuda bahsedilen bolgeler zaten ezelden beri silahliydi bu yeni birsey degil? silahlar her zaman vardi ABD de her bolgede . Ve her zaman coktu bu oranlar .Resmi ruhsatli acisindan ise bu % li oranlar bunu bilemem..
Konuda ki bir yoruma tamamen katiliyorum "Silahlar insanları öldürmez,insanlar insanları öldürür." Bu kadar basit.
-
-
Takımlar genellikle güçlendirmeler yaparlar ve büyük oyuncuları kadrolarına katarlar, bu normal bir süreçtir. Ancak, bir oyuncunun bir takıma katılmasıyla tüm başarının ona atfedilmesi konusunda farklı görüşler olabilir. Oyuncuların düşük kontratlara imza atmaları, bir takımın maddi olarak güçlenmesi açısından yaygın bir durumdur, ancak bu, oyuncuların şampiyonluk isteği ve takım için çalışma arzusu olarak da değerlendirilebilir.
-
Bana kahveyi sevdiren Dalgona, Ediya ve Hollys markaları Amerika’da var mı bilmiyorum ama favorilerimdi 🇰🇷 ☕️
-
@misha90 bu mantikli olurdu 😃
-
-
-
Merhaba,
DV2024 talihlisiyim. Hazırlık amacı ile yaptığım araştırma esnasında bir iki yerde ırkçılık ile ilgili (video/yazı) bazı yaşanan olayların anlatımına denk geldim ve bu beni çok ürküttü. Eğer gitmek nasip olursa ve böyle bir durum ile karşılaşırsak ne yapmamız, nasıl davranmamız hakkında bilgisi, yaşanmışlığı olanlar var ise yazabilir mi?
Teşkkürler. -
@Erhan-2 Evsizlerin (homeless) buyuk bir bolumu uyusturucu, alkol veya madde bagimlisi. Yine cogunlugu calismak isteyenlerden olusuyor. Geriye kalanlar ise ya herseyini kaybetmis ve sokaga dusmus olanlar veya bir sekilde hayata uyum saglayamayanlar.
-
@Ryback, içinde söyledi: Amerika'da Biracılık ve Bira Kültürü Üzerine
@ilkerkaynar90, içinde söyledi: Amerika'da Biracılık ve Bira Kültürü Üzerine
Amerikada en çok merak ettiğim şey carlsberg klasik bira tadı amerikada hangi markalarda bulunabilir ? Alışkanlıklardan kopmak çok zor klasik o tadı yakalayamayacakmışım gibi geliyor hep..
Total Wine da var Calsberg kutu. 8 lisi 14-15 dolar civarıydı.
Bulunabiliyorsa çok güzel ya fiyatı amerikaya göre biraz pahalıda olsa elde edebilmek güzel olur en azından diğer tatlar hoşumuza gitmezse masraf kalemine birkaç dolar fazladan atmak zorlamaz 🙂 en azından alışılmışın dışına çıkmamış oluruz..
-
@paşa videoları seyrederken aynı zamanda 360 derece etrafa bakabilirsin biraz olsun keyfini alırsın
https://www.metmuseum.org/art/online-features/met-360-project
Metropolitan Museum of Art Metropolitan Museum of Art
Virtually explore Metropolitan Museum of Art in a fully immersive 360-degree experience.
⚡ Kültür Şoku ⚡
-
Kendi kültüründen ve sosyal çevrenden üstüne üstlük konfor bölgenden uzaklaşmanın gidilen ülkeden bağımsız bir "şok" etkisi yarattığı son derece net bence. Ama kesin çözümün "dünya insanı" olmaya çalışmaktan geçtiğini düşünüyorum. Göçmenlerden oluşan ülkeleri buna en yakın ortamı sağlasa da "global" insan olmak çok daha güzel bir sonuç olurdu doğrusu. Sürekli Dünya'yı gezen gezginlerde bu tavrı ve varılan noktayı gözleyebilirsiniz. Bir ülkenin moduna girmek zamanla öyle ya da böyle elde edilebilir, ama bence "stateless" olmak en nihai hedef olmalı. En azından ütopik de olsa benim hedefim o. 5 yıl sonra Avustralya'ya göçersem ya da Thailand'a, çok kısa sürede adapte olup oralı gibi rahat yaşamayı başarabilmeliyim. Dışarıdan değil içsel olarak öyle hissetmeliyim.
Bir başlıkta geçmişti, dünya üzerinde bir grup insan herhangi bir eylemi yapabiliyorsa (bir şeyi yiyebiliyor veya başka bir günlük davranışı sergileyebiliyorsa) ben de yapabilirim. Üstelik onlar gibi, severek. -
Dunya vatandasligina inanmak oyle hissetmek onemli bir etken bence. Dogdunuz ya da yasadiginiz yere cok fazla kok salıp kendinizi tamamen oraya ait hissederseniz terk-i diyar etmek ağır gelebilir. Tanidik bir sima aradiginiz yollar ıssız, baktiginiz gokyuzu yabanci gelebilir. Mutlu olabilecegim her yerde yasayabilirim diyebilmek onemli. Gidilen yerdeki kültürü , aliskanliklari ve yasam tarzini reddedip kendi kulturunuzu transfer etmeye kalkarsaniz ne orali olursunuz ne de burali. Sanirim bu duruma verilebilecek en iyi ornek almanyada yasayan gurbetcilerimiz.
-
Almanya örneği çok doğru bir örnek, benim çevremde bir çok göçmen var, neredeyse yarısından fazlası göçmen, Fakat bilindik değerlerden uzaklaşamadıkları için hep yanlarında bir yığın insan olsun istiyorlar, mutlu olmak için ama olamadıklarını da biliyorlar sadece itiraf edemiyorlar kendilerine. Burda temel unsur, ''Dünyali'' olgusunu içselleştirmek ve birazda yalnızlığı öğrenmek olduğunu düşünüyorum . ''Tekil'' hareket etme becerisine sahip olunduğunda gerçekten mutlu oluyorsun. O zaman nerde olursan ol, zorluklara tek başına göğüs germek, sizi farklı bir insan yapıyor. Özsaygınız gelişiyor, Özgürlük duygusunu tüm hücrelerinizde hissediyorsunuz. Bizim sorunumuz işte ''Çoğulcu'' hareket etme kültüründen geliyor oluşumuz. Bir sürü örnek sayabilirim ama sayfalar dolusu yazmak gerekecek

''Ne demişler, ne kadar az insan, o kadar huzur...'' -
@saulgoodman
Kultur Soku
içinde söyledi:Galiba azımsanmayacak bir kesim 3. aşamadan hiç çıkamıyor. Ne dersiniz?
kesinlikle... benim ilk aklima gelen kultur Cin kulturu oluyor... Cinli arkadaslarin sayilari da cok fazla oldugundan buyuk sehirlerin hepsinde bir cin mahallesi "Chinatown" kurup cevresinde yasiyorlar genelde ve topluma adapte olma gibi bir dertleri de olmuyor cogunlukla...
-
Bu ileti silindi! -
bence forumumuzdaki en önemli mesele ve keşke daha önce ele alınsaydı.
ben bu aşamaların 3. süne girer gibi oldum sonra tr ye geri döndüm.
nedenleri
1-safeway restroomda yere yığılmış adamı ölü sandım. çinli görevliye bildirince "5 dakikaya kalkıp gider" dedi ve ne var şaşırıyon der gibi yüzüme baktı. ölü değil uyuşturucu zerk etmiş yığılmış dallama. ve gayet normalmiş gibi kimse aldırış etmiyor. bu beni dumura uğrattı.
2- kaldığım ev. akşam olunca her odadan eroin/marihuana kokuları yüzünden tüm yaz camım açıktı. ve iki oğlumun böyle olma ihtimali beni çok korkuttu. özellikle hindu bir dallama koridorda avucuna birşey döküp içine çekip gerildi. ve evden çıktı. dumur oldum.
3- ailemde eşim dahil herkes engel koydu maddi manevi destek olmadı kimse.
4- insan sosyal bir varlık. 3-4 amerikalıyla geyik muhabbeti kurmak samimi olmak istediğimde kaçtılar konuşacak insan arıyorum desem de samimiyet sohbet ihtiyacına yine birkaç türk arkadaş yetişti.
5- olayın bence en önemli kısmı psikolojik evli çocuklular için. bu aşamada boşananlar, eşine şiddet gösterip hapse girenler, ve hatta yakın zamanda intihar edenler...
anne-baba aile bağını hiç koparamamışlar bu şoku kat be kat yaşayacak.özetle duygusalsanız kültür şoku evrelerinde büyük hatalar yapmamanız içten değil. akıl ve duygu dengedeyse sorun yok. evli iseniz eşiniz destek ise sırtınız yere gelmez. değilse büyük tehlikeli sulara girmek üzeresiniz. ben uyarımı yapayım.
-
Bu ileti silindi! -
New Jersey Paterson
-
@kturkay
Kultur Soku
içinde söyledi:bence forumumuzdaki en önemli mesele ve keşke daha önce ele alınsaydı.
ben bu aşamaların 3. süne girer gibi oldum sonra tr ye geri döndüm.
nedenleri
1-safeway restroomda yere yığılmış adamı ölü sandım. çinli görevliye bildirince "5 dakikaya kalkıp gider" dedi ve ne var şaşırıyon der gibi yüzüme baktı. ölü değil uyuşturucu zerk etmiş yığılmış dallama. ve gayet normalmiş gibi kimse aldırış etmiyor. bu beni dumura uğrattı.
2- kaldığım ev. akşam olunca her odadan eroin/marihuana kokuları yüzünden tüm yaz camım açıktı. ve iki oğlumun böyle olma ihtimali beni çok korkuttu. özellikle hindu bir dallama koridorda avucuna birşey döküp içine çekip gerildi. ve evden çıktı. ben şoke oldum.
3- ailemde eşim dahil herkes engel koydu maddi manevi destek olan çıkmadı.
4- insan sosyal bir varlık. 3-4 amerikalıyla geyik muhabbeti kurmak samimi olmak istediğimde kaçtılar ben de konuşcak insan arıyorum desem de samimiyet sohbet ihtiyacına yine birkaç türk arkadaş yetişti.
5- olayın bence en önemli kısmı psikolojik evli çocuklular için. bu aşamada boşananlar, eşine şiddet gösterip hapse girenler, ve hatta yakın zamanda intihar edenler...
anne-baba aile bağını hiç koparamamışlar bu şoku kat be kat yaşayacak.özetle duygusalsanız kültür şoku evrelerinde büyük hatalar yapmamanız içten değil. akıl ve duygu dengedeyse sorun yok. evli ve eşiniz destek ise sırtınız yere gelmez. değilse büyük tehlikeli sulara girmek üzeresiniz. ben uyarımı yapayım.
@kturkay Güzel bir yazı olmuş birçok yerde size katılıyorum ve aynı endişeleri taşıyorum. Okuduğum yazıların bir çoğunda bu ve buna benzer yaşanan kaygılar hep var aslında aile desteği özellikle çok önemli bir konu. Yalnızlık duygusu, karşılaşılan terslikler, Türkiye de bize yanlış gelen ama yurt dışında toplumun umursamadığı davranış biçimleri vb acaba yanlış mı yapıyorum durumu insanı gerçekten esir ediyor.
@caglaror Arkadaşımızın dediği ( Çözüm "dünya insanı" olmaya çalışmak ) bunu başaramıyorsak olduğumuz alandan dışarı çıkmamak lazım. Bu çok önemli bir tespit..
1- Yere yığılmış yatan adama artık bizde de dönüp bakmıyorlar. Bizde de bu umursamaz durum son hızda artıp gidiyor. Artık o kadar çok ötekileştirilen bir toplum olduk ki herkes artık sadece kendinden gördüğü insana el uzatıyor toplum son hızda ve kötü yönde bozuluyor korkarım ki bunlar daha iyi zamanlarımız..
2- Güvenlik güçlerimiz sürekli engellemeye çalışılsa da maalesef okullarımız etrafında hap ve uyuşturucu tacirleri artık ring atıyor. Çocuklarımızı kendimiz korumalıyız nerede olursanız olun yanlış ve doğru kavramı oluşturamadıysak dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar yaşanacak manzara çokta iyi değil..
3- Bu konuda çok haklısınız aile desteği çok önemli...
4- Sosyal bir insansanız doğru söylüyorsunuz yalnızlık zor ama bir kaç Türk'te olsa bir şekilde çevre oluşturulabiliyor olması bile bence artı görülmeli sonuçta yabancı bir ortam ve kimsenin bizi bağrına basmayacağını iyi bilmek ve başarmak için bunları göze almak gerektiğini düşünüyorum.. Aynı zamanda asosyal insanların bu konuda zorlanacağını düşünmüyorum..
5- Bakıldığı zaman oran daha yüksek olabilir haklısınız ama bunların Türkiye de yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Anne ve baba durumları hariç
Kültür şoku %100 haklısınız zorluklar illaki olacak hiç bir şey hayatta kolay değil nerede olursanız olun bence asıl önemli olan kazanımları..
Ben birileri ülkenin başına geldiğinden beri kendimi ülkemde zaten yalnız hissediyorum.
1- Eğitim kızım okula başladığında el yazı ile ilk okulu bitirip. Sonra düz yazı ile eğitime devam etmesi istendi ne oldu bakıyorum yazıları bizim gibi yazamıyor çünkü eğitimi verilmedi kendi gördüğünü kopyalayarak yazdı bu en basiti Türkiye'mde üniversite mezunlarına sorun bazıları ben bölümümü isteyerek yazamadım der puan neye yetiyorsa. Lise mezunlarının büyük bölümü aradaki sınavı veremediği için hayatlarını geçim sıkıntısıyla boğuşarak yaşıyor üniversite şansları komple ellerinden alınıyor 2 saatlik bir sınavla

2- Sağlık paran varsa alırsın kanser hastasıysanız dahada beter durum ilaç bile bulamazsın yurt dışından getirmek için ne yapacağını şaşırırsın. Tamam yurt dışında da durum aynıdır ama burada da pek farkı kalmadı .

3- Kadına şiddet çocuklara sapılık son hızda artıyor. Bazı mahkemelerimiz rızası vardı deyip sapıkları maalesef serbest bırakır. Hırsızlar, katiller 1 hafta geçmeden serbest bırakılır. Başına bir şey gelmeden yaşayabilirsen ülkede çok güzel ama gelirse vay haline

4- Emeklilik deseniz sisteme girersiniz size denir ki 20 yıl para öde emeklisin yolun ortasında sistem değişir yok vaz geçtim 40 yıl öde denir. Bunu da artık garanti emeklilik nasıl sayıyorsanız o kadar var. Yaşın çok arttıysa size sorulmadan sen ölmüş sündür diye maaşın kesilir. Maalesef buda yaşandı ülkemde

5- Dayın varsa yattığın yerden para kazanırsın yanındakiler eşek gibi çalışır senin umurun da olmaz kimse sana bir şey diyemez.
bu liste daha çok uzarrr çokta yeri değill

Güzelim Türkiye'mde maalesef birçok şok üstüne şok yaşıyoruz bunun adına ne derseniz deyin artık her gün bir şeyler değişiyor. Biz bile artık takip etmekten yorulduk bakmıyoruz.
Arkadaşlarımla dolaşırdım bitti
Sinemaya giderdik bitti
Tiyatroya giderdik bitti
Düşler kurardık bitti
Tatile giderdik bitti
Aşık olurduk bitti
Çocuklar güvenle sokakta oynardı bitti
Kadınlar sokakta güvenle dolaşırdı bitti
İnsanların birbirine saygısı sevgisi bittiÖzetleyecek olursam yukarıda yazdığım şeylerden sonra bayağı bir asosyal oldum birilerinin sayesinde tek düşündüğüm şey kızıma düzgün bir eğitim vermek yapabilirdim ama korkumdan yapamadım dememek için çalışıp çabalayıp deneyeceğim..
(Sürçü Lisan Ettiysem Affola) Naçizane fikirlerimdir..
-
Bu ileti silindi! -
Konuyla ilgili bir alıntı yapmak isterim:
"yazarların yurt dışına göç edememe sebebi
yıllar önce bir adamla tanışmıştım. amerika'ya gitme şansı olmuş, herşeyi denkleştirmiş ama havaalanından dönmüş. uzun uzun anlatmıştı, gidemedim cesaret edemedim, yapamadım diye.
benim ilk defa tek başıma yurtdışına gidişim 20-21 yaşlarındayken rusya'ya olmuştu. bir önceki gece ne kadar stresli olduğumu hatırlıyorum, günü yaklaştıkça çok korktuğumu hatırlıyorum, tek başıma ne yapacağım, nasıl edeceğim filan. elimden ayağımdan kan çekiliyor gibi hissettiğimi hatırlıyorum, korkudan... ama ne oldu? gittim, bir 3 ay rusça dil okudum geldim (kadınım, cidden dil okumaya gittim, başka bir şeye değil, hemen kaşınız gözünüz oynamaya başlamasın).
o amerika'ya gidecekken havallanından dönen adam inanılmaz saygımı kaybetmiştim. bir anda gözümde üç kuruşluk oldu adam. ki biliyorum yani nasıl bir duygu o korku.
şimdi benim gördüğüm kadarıyla bir çok genç, zeki, girişken, çalışkan, inatçı insanda bu cesaret var. elinden ayaklarından kan çekiliyor gibi hissetse de, heyecanla karışık korkular içinde olsa da inatla biniyor uçağa gidiyor.
benim gördüğüm büyük hataları sayayım, bu kadar para zaman ve duygusal emek yatırdıktan sonra niye bazıları türkiye'ye geri döndü...
giderken başkasına güvenmek çok büyük hata. "tanıdık var, yardımcı olur" diye gitmeyin hiç bir yere. amcanın yanına gitmek diye bir şey olmuyor. herkes kendi canının derdinde. türkiye'de olsa sana yapacağı iyiliği, yabancı ülkede yapamayacak vaziyette olabiliyor. yabancı ülkede koşullar çok farklı olabiliyor bazen. tanıdık varsa, sana yapacağı en büyük hayır ancak neyi nerede ucuza bulursun onu söylemek olabilir, ney nerede bulunur, nasıl kazık yemeden işini görürsün filan. yoksa "gider ilk 2 ay evinde kalırım, iş bulana kadar" filan diye gitmeyin. zaten de çirkin bir şey yani o derece başka birinin üstüne yıkılmak. hiç yardım istemeyin demiyorum. ama eğer vize, iş bulma, kalacak yer filan gibi temel şeyler için başkasına bel bağlıyorsan, muhtemelen o ülkede kalıcı da olamıyorsun, kapağı atamıyorsun. kendi planını yapman lazım.
başka bir tanesi aile desteği. yani türkiye'de kalanların destek vermesi lazım. annen baban ağlaya dövüne seni sürekli geri çağırıyorsa hakikaten olmuyor bu iş. yurtdışında, bırak aileni, arkadaşlarından bile uzakta, zaten aşırı bir yalnızlıkla baş etmek zorunda kalıyor insan, özellikle ilk bir kaç yıl. bak "yıl" diyorum, çünkü elbette daha ilk günden arkadaş edinirsin, seni oraya buraya çağırırlar ama hepsi sonuçta yeni yeni insanlar. derin arkadaşlıklar geliştirene kadar o yalnızlık yakanı bırakmıyor. o da zaman alıyor. sen o yalnızlık içerisindeyken ailenin skype'tan sana güler yüz göstermesi "sık dişini, yapacaksın" demesi bambaşka, "seni çok özledim, hasretinden hasta oldum, geri gel" demesi başka. on kat, yüz kat, bin kat ağır oluyor insana.
başka bir tanesi değişime açık olmak. bak adam cesaret etmiş, sebat etmiş, etinden tırnağından arttırıp para biriktirmiş, yabancı ülkeye gelmiş..ama hala karşısında çıkan her durumda "türkiye'de şöyle, türkiye'de böyle" diyor. insanların türkiye'de davrandığı gibi davranmalarını bekliyor ve bunu göremezse tavır koyuyor. bak türkiye'nin, türklerin bir kültürü var. bunun "normal" olmak yerine "kültür" olduğunu anlamak gerekiyor. yoksa ne arkadaş edinebilirsin, ne iş bulabilirsin, ne eş bulabilirsin. kız yada erkek arkadaşının bir türk kızı ya da türk erkeği gibi davranmasını beklersen, davranmadığında kırılıp bozulursan olmaz. farklı bir anlayışı anlamaya açık olmak lazım. ya da profesyonel ilişkilerde. şirketin, devletin, kanunların senden ne beklediğini, neyi nereye kadar esnetip esnetemeyeceğini, ne kadar resmi, ne kadar laubali olmak gerektiğini, hatta hangi şakaların ok, hangilerinin not ok olduğunu bile türk standardında değerlendirmekten, bulunduğun ülkenin standardında değerlendirmeye geçiş yapabilmek lazım. yani ne demek istediğim anlaşıldı mı bilmiyorum, örnekle anlatsam daha iyi olacak ama aklıma gelen örnekler hep çok spesifik ve konuyu tek tek durumlara indirgemek istemiyorum. değişime açık olmayan adam uyum sağlayamıyor, her yaptığı girişimde zorlanıyor ve sonuçta da yılıyor. yılmayanı da zaten kendi ufak türk gettosunu kurup hep türk amcalar teyzelerle takılıyor, o ülkenin içine tam olarak karışamamış oluyor. 10 sene, 20 sene de orada yaşasa hala turist gibi oluyor. 70-80'lerde almanya'ya işçi giden kocasının yanına gidip bütün gün türk eltisiyle dedikodu yapan ev kadını için bu olur. ama senin için olmaz. gideceksin, çevre yapacaksın, kariyer yapacaksın filan.
sonuncusu ve en önemlisi de dil elbette. dil bilmemek benim tanıştığı bir sürü cesur, sebatlı, girişken insanın suçu değil. türkiye'de "dil biliyor" kabul edilen şey, yurtdışında "çat pat konuşuyor"a dönüşüyor. eğer dil biliyorsan, değişime açıksan, halini tavrını ve kafayapını o ülkenin profesyonellik anlayışına göre ayarlayabiliyorsan mesleğin ne olursa olsun iş bulursun. mesleğinde bulmazsın belki ama illa doğru dürüst bir iş bulursun (bir çok gelişmiş ülkede. mozambik'e gidiyorsan bilemem.) çünkü hem şirket içi, hem dışarıya karşı iletişimi yormayacak bir adam olman gerekiyor işverenin gözünde. ufak tefek gramer hatalarından bahsetmiyorum, o kimsenin umurunda değil, ama birisi sana uzun ve kompleks bir mevzuyu anlattığında "ney?" demeden havada kapabilecek kadar dil biliyor olman gerekiyor. hele de ilk gittiğinde zaten muhtemelen ilk bakacağın işler vasıfsız işler olacak, tezgahtarlık, satıcılık, garsonluk filan gibi. bu demektir ki vahşi kalabalıkla muhatap olacaksın. kendi mesleğini, teknik terimleri filan çok iyi bilsen de, kendi mesleğinde profesyonel kalıcı bir işl bulana kadar, müşteri hizmetleri, retail, servis filan gibi alanlarda çalışacaksın. bu da ne demek, vahşi kalabalıkla, yani her tür eğitim seviyesinden, her tür aksanla konuşan insanlarla muhatap olacaksın. hepsini anlayabilmek gerekiyor. eğer ki sana gelip "gaadaş bize dööt dane bi buçuh, az eyilerden veee.." diyen adamı (ya da bunun ingilizce versiyonu mesela) anlayamayacaksan garson olarak da iş bulamıyorsun, o yüzden de ilk zamanlarda tutunamamış oluyorsun, bildiğin konuda iş bulmaya sıra gelemiyor. çünkü gerçek hayat öyle bir şey. ingilizce dersi gibi değil.
sonuçta paran olsa bile gidememe sebepleri, plansızlık (başkasına güvenme), ailenin desteklememesi, değişime ayak uyduramamak ve dil yetersizliği.
ya kendi ilk tek başıma gidişimden bahsetmiştim entry başlarında.. sonra kalkıp tek başıma amerika'ya gittim. en son da kalkıp yeni zelanda'ya geldim. burada çok iyi, çok çalışkan, çok zeki, çok girişken türk arkadaşlarım oldu. birer birer döndüler. her bir seyahat bir öncekinden kolay oldu. kendi anlayışımdan farklı kafa yapılarıyla geçinmeyi, hatta onları sevmeyi öğrendim. kendimden başkasına güvenmemeyi öğrendim (ki bunu kızarak, teessüf ederek söylemiyorum, haklı yani adamlar, herkes kendi derdinde). şimdi artık 4 yıldan fazla oldu, yeni zelanda'da yaşıyorum. gelip de geri dönen her bir arkadaşıma keşke daha çok yardım edebilseydim diyorum. ama edemedim. ben de kendi derdimde olduğum için. kimisinin ailesi ayağına dolandı, kimisi dil bilmediği için iş tutnamadı, kimisi de (ki en bok yoluna gideni) kafa yapısına ayak uyduramadı. herşeyin türkiye'de olduğu gibi olmasını bekledi, olmayınca yeni bir yolu kabullenemedi. sağlı sollu bin bir ülkenin restoranıyla dolu sokakta, hergün dönerciden döner yiyen adam oldu. iş görüşmelerinde de, burada edindiği kız arkadaşıyla olan ilişkisinde de, yasalar ve devletle olan işlerinde de.. sonuçta da geri döndü.
böyle konuşunca afaki geliyor ama gerçek bu."
Kaynak: eye snap, ekşi sözlük, 15.01.19, https://eksisozluk.com/entry/85523724
(Yazının tamamını aldım çünkü bazen link ölüyor. İtiraz gelirse kısaltabilirim.)
-
@saulgoodman paylaşımınız için teşekkür ederim. Işık oldu bana diyebilirim..
-
@Sharm beni bana anlattigin icin tesekkur ederim. Cok guzel olmus.
-
@saulgoodman Çok güzel bir yazı. Yurtdışında tutunamamanın dört sebebi de can alıcı. Özellikle ailenin desteği daha en başından gerekli ve daha çok evli çiftlerde kadınlar için çok önemli. Kadın her ne kadar eşi ve varsa çocuklarıyla göç ediyorsa da sıla hasreti daha ağır basar diye düşünüyorum.
-
-
@Sharm, içinde söyledi:
Kultur Soku 

Kaynak: https://worldreliefdurham.org/culture-shock
EDIT 20181119-Turkce aciklamalar eklendi:
Culture Shock / Kultur Soku
- Balayi Asamasi (Honeymoon): Kultur, yeni ve heyecan vericidir; gocmenlerin gelecekle ilgili hayalleri ve beklentileri gerceklesiyor gibi gorunur.
- Reddetme Asamasi (Rejection): Yasamin gercekleri (barinma, is ve aile) bunaltici olabilir. Bircok sey planlandigi gibi gitmez ve gocmenler etraflarındakiler tarafindan yanlis anlasildiklarini hissediyor olabilirler.
Reddetme veya geri cekilme asamasindaki kisilerde sinirlilik, huysuzluk, uykusuzluk, kaygi, huzursuzluk veya depresyon gorulebilir. - Geri Cekilme Asamasi (Regression): Gocmen, bu stresli degisimlerle bas edebilmek icin, etrafini sadece kendi kulturunden insanlarla sarmaya calisabilir.
- Toparlanma Asamasi (Recovery): Bir kisi geri cekilme asamasinda basariyla yol alabilirse, Amerikan kulturunu kabul edip, o kultur tarafindan kabul edilmis hissedebilir.
- Tersine Kultur Soku (Reverse Culture Shock): Bir kisi, yeni kulturune o kadar cok alismis olabilir ki kendi ulkesine dondugu takdirde kultur soku sergileyebilir.
Cok yerinde ve gercekci bir paylasim olmus. Konuyu tekrardan ayaklandiriyorum ama paylasimlari okuyunca, burada uzun yillardir yasayan buyuk bir cogunlugun bu asamalarin hepsinden gectigini dusunuyorum.
Zaten bir sekilde yurtdisindaki hayata ve kulture adapte olamayanlar veya tum aile bireylerini memnun edecek bir duzeni kurmakta zorlananlar yani kisaca tutunamayanlar geri donmeyi en uygun yol olarak gorebiliyorlar.
Birde iki arada bir derede olanlar var. Ne yurtdisina uyum saglayabiliyorlar nede Turkiye'den en azindan mentalite olarak kopabiliyorlar. Bu daha zor bir yasam olmali aslinda. Almanya'da bu durumda yasayan cok Turk var.
Kisisel gozlemlerime gore hep Turklerle calisanlar, Turklerin cok oldugu sitelerde veya bolgelerde yasayanlar ve ozellikle Turkiye'deki diger aile bireylerinin surekli geriye donme konusunda telkin ettigi kisiler, buraya uyum saglamada daha cok zorlaniyorlar.
-
Merhabalar.
Ülkeye geleli 2 sene olacak yakında. Kuzeydeyim ve çok soğuk.
Kültür şokunu iliklerimde hissediyorum. Ilk sene ben daha anlamadan geçti gitti; bu sene eve kapandım ve hemen hemen her gece ruyalarımda Turkiye' ye Izmir' e dönüyorum. Gitmeyi istemiyorum halbuki. Çok tuhaf, hayatimda deneyimlemediğim bir ruh halindeyim. Arafta gibiyim. Bulunduğum yerde Türk nufusu neredeyse yok. (Bir Adanalı var bildigim.) Etrafımda olmasını istediğim bir "Çin Mahallesi" hayalim de yok. Türkiye' den kimseyle bu ruh halimi konusmuyorum çünkü anlamayacaklarını düşünüyorum. Teoride, yukarıda da bir arkadaşın bahsettiği gibi, "dunya vatandaşı" olabilmeyi seçerek hayatımı kolaylaştırabileceğimi, güzel birikimler yapabileceğimi biliyorum. Pratikte henüz o aşamaya gelemedim sanırım.
Her denemem daha derine itti beni.
Çok hassaslaştım ve aşırı dramatikleştim. "Bu böyle gitmez, köyüne mi dön" diyorsunuz? Demeyin, hassasım, ağlarım.
Sevgiler. -
@Sharm elinize emeğinize sağlık paylaşımlar için teşekkürler

-
@sadkins Samimi paylasiminiz icin tesekkurler!
-
Benzer Başlıklar
150
Çevrimiçi
60.6k
Kullanıcı
5.1k
Konu
533.2k
İleti
Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum