Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!

Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam
1.1k 285 254.5k 317

  • Merhaba arkadaşlar sizlerle bugün farklı bir tecrübemi paylaşacağım, ilk geldiğim günden beri Amerikayı eleştirmeyip Amerikalıların neyi neden yaptığını anlamaya çalışmanın ne kadar faydalı olduğunu görüyorum. Buraya geldiğimde en gıcık olduğum şeylerden bir tanesi birisini aradığında telefonu açmayıp mesaja düşmesiydi. hatta cep telefonlarında bile bunu görünce yuh artık demiştim ama artık niye böyle olduğunu anlıyorum, çünkü geldiğimde bir kaç siteden iş başvurusu yapmıştım sağolsunlar numaramı oradan aldılar heralde her iki günde bir düzenli olarak birileri "Efendim, biz kariyer eğitimleri satıyoruz size şunu verelim bunu verelim" tabi konuşmayı hemen girmiyorlar. biraz konuşuyorlar sonra manager larına aktarıyorlar falan belliki the wolf of wall street i izlemişler. hiç sektirmiyorlar galiba 30 kere falan aradılar artık konuşmuyorlar no no diyip kapatıyorum.

    bir haftadır yeni telefon sapığım dolandırıcılar, beni arayıp "amerikaya yeni gelenler arasında amerikan hükümeti bir çekiliş yapar ve size geri ödemesiz 9000 dolar verir, sizde bu talihlilerden birisiniz vıdı vıdı vıdı" tabi ben bu tarz dolandırıcılık hikayelerini duyduğum için istmiyorum diyorum bi de masustan şaşırıyorlar "aaa niye istemiyorsunuz biz sizi salak sanmıştık"
    bu tecrübelerden sonra yabancı numara ararsa açmıyorum, bekliyorum eğer önemliyse ikinci defa zaten arar veya mesaj atar diyorum.
    bu da burada yaşadığım ilginç anılardan bir tanesi
    anladığım kadarıyla burada buna alışmak gerekiyor, borsacısı dolandırıcısı eksik olmuyor

  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    Bu konu da, ABD'ye gelmeyi beklerken, cayinizi biskuvinizi alip vakit gecirebileceginiz bir konu :)

    Sizler de ilgili deneyimlerinizi bu konuya aktarabilirsiniz...


  • Harika bir konu


  • Yesilkart Forum Facebook Grubu'ndan:

    Sadi'nin hikayesi:
    Sadi`yi bir aksam ustu yaninda getiren Mehmet tanistirdi:
    -“Arkadasta Izmirli” diye.
    Temiz yuzlu,biyikli,tiknaz efendi bir adamcagiz. Izmirde
    beyaz esya satan ve Tv tamiri yapan dukkani varmis.Kucuk bir aile
    isi, lottery ciktiginda cebine 3-4 bin dolar koyup bir arkadasinin tavsiyesiyle buldugu
    Mehmetin yanina gelmis.
    Plani is guc edinip karisi ve liseyi yeni bitiren oglunu oyle
    getirmekti.Bir yandanda dukkani satmaya calisiyorlardi.
    O aksam ustunu daha sonra sik sik hatirladim.
    Kahvelerimizi icerken uyarilar listesine gectim.
    -“Buraya gelen herkes bastan iyi gider sonra isleri ikilemek
    daha fazla kazanmak gerektigi cikar ortaya oysa yapilmasi gereken
    belli bir sure dayanip ailece desteklesip kendini yetistirmek.
    Ingilizce ilerletilmeden bir meslek edinilmeden saati 6 dolarlik
    islerle kalmanin sonu yok.Bu arada olacak ilk sey cocugunuz
    esinizle sorunlar yasamaktir ne olursa olsun ailenize vakit
    ayirin.”
    Sadi ingilizce bildigini o konuda sorunu olmadigini belli bir mesleki egitimi olmasada elektronikten anladigini,oglunun pirlanta gibi bir cocuk oldugunu ondan yana bir korkusu olmadigini soyledi.
    Yapilacak isleri toparladik oncelikle bir banka hesabi acmasi ve is bulmasi gerekiyordu.Bankaya beraber gitmeye karar verdik.Ertesi gun bankada biraz tepismemiz gerekti ama sonucta cek defterini aldik. Is konusunu Mehmet calistigi restoranda managerle konusarak halletti. Boylece Sadi et kesici olarak basladi. Bu kibar kilikli,sessiz adami restoranda ilk gordugumuzde durumdan hic memnun degildi ama bu baslangic dedik. Mehmet Sadiye ev buldugunda garajlari yoklayip temel esyayi da ayarladik.

    Simdi sira aileyi getirmeye gelmisti.Ama Izmirden gelen haberlere gore dukkanin parasinin tamamini hemen alamayacaklardi karisi bekleyecekti ama oglan geliyordu.
    Uzunca bir sure sonra Mehmet'e Sadinin ne durumda oldugunu sordum. Heyecanla dedikodulari aktardi.Oglan gelmis restoranda ona ayarlanan isi begenmemisti bastan, ama sonunda garsonluga baslamisti. Sadi simdi daha az yardim istiyordu cunki oglan biraz ingilizce biliyordu.
    Bir kac gun sonra rastladim Sadi`ye.
    Bir bisikletin tepesinde titrek bir sekilde geliyordu. Biraz mahcup bir tebessumle karisinin bir hafta sonra gelecegini dukkan satis islerinin aksadigini ama biraz pesinat aldiklarini anlatti.
    Ona yolladigim bedava ingilizce kursu adresine muracaat edip etmedigini sordum.
    -“Vakit yokki”dedi..Hem artik gerekte kalmamisti oglan ingilizce derdini cozuyordu.

    -“Ama sende ogrenmelisinki bir elektronik kursuna yollayip sertifikani falan alalim” diye geveledim.
    -“Hanim icin konustunmu managerle?” sorusuda
    -“Hayir hanim calismayacak” cevabini aldim.
    Ikinci asamaya gelmislerdi bu asamadan sonra artik isler iyice sarpa sarana kadar ne desen dinletemezdin.
    Birkac gun sonra Mehmet geldi taze haberlerle.
    -“Biliyormusun Sadinin karisi oglanin kiz arkadasinida getiriyormus yaninda?”

    -”Yok ya..delimi bunlar daha pacalarini toplamis degiller birde kiz arkadasmi ithal ediyorlar?”.
    -”Kenan soyledi.Kiz anasina arkadaslik edecekmis.”
    -“Iyide daha kendilerini doyuramiyorlar kizi ne sifatla getiriyorlar,kizinda ailesi falan yokmu boyle koyup yollamislar, 18 yasinda oglan isi yok gucu yok.”
    -”Karisi para ile geliyormus”dedi Mehmet.
    Bir sonraki duyusum Sadi’yi bir birbucuk ay sonra oldu.
    Mehmet telefon etti
    -“Ya Mine abla Sadi`ye araba alacagiz” dedi.
    -”Eee. dedim bana ne.Hani bunlarin oglu tercume islerini yapiyordu?”
    -“Orasi oylede sen bana lazimsin.Ben kefil olacagim,kredisi yetmiyor.”

    Yarim saat sonra Mehmet karsimda oturuyordu.Hikayenin geri kalan kismini anlatti. Kadincagiz kiz arkadas ve para ile gelmisti. Ilk is evdeki mobilyalar atilmis hersey yenilenmisti.

    -“Lazarustan kart aldik onlara.Tabak canaga kadar butun evi dosendiler,karisi pek asalet.
    -“Aman ne iyi sende simdi kefil olacaksin arabaya oglemi?”.
    -”Yaa abla ne yapayim illa istediler,ama sende gelki soralim benim durumum ne olur diye.”
    Iceri gidip giyindim. Arabada aklima geldi
    -”Ne araba aliyorlar peki?”
    -“Ooo” dedi “goreceksin,bir Blazer SUV. Oglan illa ondan istiyormus.”
    -“Nee?delimi bunlar?”
    -“18.000 dolarmis,96 model galba.Ben gordum yesil renkli pek sahane bir araba”
    -“96 model arabaya o para baglanirmi ,hadi bunlar bilmiyor sen hangi cesaretle kalkipta buna kefil oluyorsun?”
    -“Oglan illa ondan istiyor”
    -“Bana bu fiyat cok gibi gorunuyor.”

    -”Kredileri yok ondan yuksek cikiyor fiyat”.

    Galeriye vardigimizda “karisma…tut ceneni”diyordum kendikendime.
    Sadi karisini tanistirdi.
    Oglanla kiz arkadasi oldugunu anladigim genc hatun bir kenarda evraklari dolduruyorlardi.
    -“Nasil sevdinizmi Amerikayi”dedim.
    -“Ayy hayir hic alisamadim bu memlekete ne kadar acayip bir yer.”dedi kadin.

    Konuyu degistirmek icin acele Sadi'ye donup
    -“Emin misin bunu almak istediginden daha yeni Sevda`ya son model bir araba aldik kampanyadan yari fiyata hem garantiside var.” O dakkaya kadar selam bile vermemis olan oglan kartal gibi atladi.
    -“Bu Blazer ama”dedi.
    -“Biliyorumda fiyat yuksek ve 96 model bir araba.”
    -“Olurmu “ dedi oglan “bunlar Turkiyede kac para biliyormusunuz siz”

    -“Evette burasi Amerika “dedim.
    Daha fazla uzatmadan sisman siyah dealera dondum.Adam kagitlari doldururken
    -”Arabayi gordunmu ?”dedi.
    -”Hayir ama Fiyatini duydum”.Koca zenci kaslarini kaldirarak bir suzdu.
    -”Evet ama icinde ekstralari var “dedi.
    -”Ne gibi?
    Zenci bu defa tamamen dogruldu yuzume bakarken
    -“CD player falan“ dedi..Sonrada sordu
    -“Akraba falanmisin?”
    -“Mehmet icin tercumanim “dedim.”Co signerligin yukumluluklerini ogrenmek istiyorda?Para odenmezse ne olacak gibi.”
    Geldigini gormedigim Kenan arkamdan atladi turkce olarak
    -“Ne diyonuz siz ne demek odenmezse?”
    Duymazdan geldim.
    -“Bilirsin dedim o durumda ne olacak?”.
    -”Sigorta yapiyoruz hani Sadi calismiyorsa falan sigorta karsilayacak”.
    -”Iyide bir sure “dedim.
    -“Evet tabii ama bu Mehmetin kredisini yukseltecek “dedi
    -”Yaa tabii duzenli odenirse”
    Goz goze geldik ikimizde biliyorduk ne oldugunu. Alan memnun satan memnundu. Bu arada Kenan biraz ilerde babasina birseyler anlatiyordu Sadi bana dogru geldi.Belliki oglan benim sordugum sorulari tercume etmisti.
    -”Birseymi vardi Mine hanim “dedi.
    -”Yok Sadi Memetle ilgili kosullari soruyordum arabada biraz pahali emin misin bunu istediginizden baktinizmi iyice.”
    Kendinden emin bir sekilde
    -”Ama bu Blazer“dedi.
    Oglanda yanimiza gelmisti
    -”Hem zaten sen kim oluyon’ diye diklendi.Babasi susmasini isaret ederken
    -“Mehmet istedigi icin geldim dedim o istedi bende sordum...hadi hayirli olsun.

    Mehmete “senin yuzunden birde firca yedim diye soylendim, sartlar dedigim gibi odenmezse sen odiyeceksin isi yoksa odiyecek sigorta var ama genede sen sorumlusun.”

    Donup Sadinin karisini arastirdim gozlerimle.Ilerde dik dik bana bakan kizla dikiliyorlardi.
    -”Memnun oldum tanistigimiza ve hayirli olsun.El sikistik kiza baktim kafasini cevirince bende ustelemedim.Mehmet ziplaya ziplaya gorundu birazdan.
    -“Tamam dedi bitirdik isi..onlarin daha biraz kagit isi var ama biz gidebiliriz.
    -“Simdi otur basla duaya da bunlar bes sene boyunca hic tokezlemesinler. Yoksa yanmissin.”
    -“Yok yok dedi konustuk onu dukkan satilinca kalani toptan vereceklermis.Simdi zaten 4000 dolar odediler. Sonrada gulerek ekledi zaten karisi ile gelen 10000 dolarda oyle bitti ya,”

    Giderken
    -“Yaa sagol Mine abla dedi.
    -“Ne yaptikki” ..guldum “Sen duaya basla simdiden.”Oda guldu..
    -“hehh is becerdik gene dimi?”
    -“Hemde nasil dedim kafami sallarken hadi hayirlisi.”

    Evde Sadi`nin karisinin dedigini dusundum.Greencardlari yasal izinleri ve yeni bir yasam heyecani ile gelmislerdi. Kadinlar buyuk olcude eslerine bagimliydilar ve burda bu baslangicta daha da artmisti ama sanki Turkiyede farklimiydi?Mehmetin karisi ilkokul mezunuydu Sadinin karisi buyuk ihtimalle biraz daha iyice orta yada lise mezunu ama ikiside belli bir meslek sahibi degillerdi yasamlarinin buraya kadar olan kismini ev kadini olarak gecirmislerdi.
    Karisinin Mehmet’e disari cikmak icin burda ne cok baski yaptigini hatirladim.Mehmet iki iste birden calisiyor birinden oburune yetismeye debeleniyordu. Iki iside bedene dayali idi eve vardigindaysa en son iteyecegi sey biryerlere gitmekti.
    Sadinin karisini Turkiyede gozumun onunde canlandirmaya calistim ,bu saatte birinin evinde gunde olurdu buyuk ihtimal. Altin zincirini takmis,siyah rugan cantasini eline almis belki koltugunun altina gezmelik terlikleri ve orgusunu koydugu naylon poseti sikistirmis olarak.Cikistada salina salina dukkana ugrar dukkandaki kalfaya “Oglum Sadi beyle bana bi cay getiriver hele” der kocasi ile oturmus tesbihini ceken komsu dukkanin sahibi filanca efendiye hal hatir sorardi.
    Mehmetlerdede karisi soylenirdi Kemeraltina gidebilmek icin herhalde.Ama komsu evleri, mahalle icindeki toplantilar falan onun ozgurluk alanlari olsa gerek idi.Vede tabii ailesi vardi gidip gelecegi.Simdiyse ilk defa kendi parasini kazaniyordu.Restoranin firin kisminda yaptigi isi cokta ciddiye alarak yapiyor ,biri ustune geldimi kavga bile ediyordu.Once anlamamistim niye beraber calistigi meksikali kizla keki yanlis,dogru pisirdi diye tepistigini ama sonra anlatirken kavramistimki ilk defa birseyleri iyi biliyordu ve bildigini gosterebiliyordu bu sekilde.
    Sadinin karisinin isi biraz daha zor olacakti. Sadiyede kosullar agir geliyordu bu pek belliydi.Onlar kucuk dunyalarinda bir yerdeydiler mahallenin esrafindan Sadi bey ve karisi olmak birseydi, burda ise Meksikalilardan bir farklari kalmamisti.Ehh diye dusundum simdi Blazerlarida var.
    -”Yollarlar artik Blazerin resimlerini Turkiyedeki ese dosta”

    Sadi'yi bir sonraki gorusum aylar sonra oldu.Sadi’nin karisi Amerikayi hic sevmemisti, oglanin kiz arkadasi ile aile arasinda sorunlar cikmaya baslamisti ve son gelen habere gore kadinin dukkanin satisinda cikan sorunlardan dolayi Turkiyeye gitmesi gerekiyordu.
    Gene bir Cumartesi telefon caldi Mehmet`ti.

    -“Yoldayim sana geliyoz”
    -“Buyrun bakalim”
    Daha on dakka gecmeden Mehmet arkasinda Sadi ile kapidaydi.
    -“Merhaba buyrun”
    -“Rahatsiz ediyoruz”dedi Sadi.
    -“Yok rica ederim gelin terasa cikalim.Eee nasilsiniz ne zamandir gorusemedik.”
    -“Yaa oyle oldu ”dedi Sadi.”Biliyorsunuz burdaki kosusturmayi is guc.”

    Mehmet atildi..
    -“Mine abla sana gene isimiz dustu.Sadi Turkiye’ye gidiyorda,su arabayi ne yapsak diyorduk.”
    Biran durdum,diyecek cok sey vardi ama gozum Sadi’nin yere indirilmis gozlerine ilisince sustum.
    -“Ne oldu?” dedim.
    -“Bizim dukkanin satis isi olmadi Hanim o is icin gitmisti simdi benimde gitmem gerekecek,o cozemedi.Oglanlada bazi sorunlarimiz oldu zaten.”
    -“Bir dakka”dedim “Cay koymustum sunu demliyeyim, geliyorum”
    -“Zahmet etmeseydiniz. Biz oylesine geldik zaten.”

    Iceri gectim Mehmet arkamdan geldi cayi demlerken.
    -“Neler oluyor?”dedim.
    Kisik bir sesle anlatti.
    -“Sorma kadin geri gelmiyormus,oglanda gecenlerde kizla ev tutup cikti. Kavga ettiler bunlar.Simdi oglani reddecekmis bu,Turkiye`dende ya gelir ya gelmez geri ne yapacaz?”

    -“Dur bakalim konusalim bir” Kapiya yurudum Mehmet pesimdeydi.
    Terasa vardigimda Sadi elinde sigarasi gozleri dalmis nehri seyrediyordu icim sizladi daha bir sene dolmamisti o ilk terasta konusmamizin ustune.
    O kendine guvenli gulumseyen yuzu hatirladim,hani ben anlattikca birazda sikilip “Aman canim bu da amma uzatti” der gibi kibarca tebessum ederek beni dinleyen halini,umut doluydu bu adam o zaman “Cocugum icin burdayim” demisti “Oglani burda okula yolliyacagiz”.”Kendiniz icinde burdasiniz yeni baslangic yapiyorsunuz kendiniz ne yapacaginizi da planlayin her imkan var,geleceginizi simdi yeniden bu defa bilerek dusunerek kendiniz hazirlayacaksiniz.”.
    Biz Turkler galba milletce bu kavrama alisik degildik.Kadercilikmiydi bu acaba yada plansiz programsiz yasama aliskanligimi ulkenin getirdigi.Artik yasam kendi ellerimizde bile olsa bir turlu duzenleyip ne istedigimizi bulduramazdik.Mehmet'lede hep bunun kavgasindaydik.Vakti yoktu ingilizce ogrenmeye,yirtinmistim son zamanda gir bari bir elektrikcinin yaninda calis madem anliyorsun bu isten hic degilse iki sene calisirsan sertifikani alirsin omrunu 7-8 dolarlik islerde 14 saat calisarakmi gecireceksin diye.
    Sadi`nin karsisina yerlestim.
    -“Eee anlat bakalim simdi neler olup bitiyor”

    -“Sormayin herseyi berbat ettik evlattanda olduk”dedi.Gozleri dolmustu.
    -“Deme oyle Sadi.Neden evlattan olasinki?”
    -“Olduk,olduk “dedi.”O kizi getirdik hata ettik koynumuzda yilan besledik oglani aldi elimizden duymussunuzdur evi terkettiler ikisi. Anasinida benide kahrettiler.Kiz dide dide bunun kafasini sonunda becerdi.”
    -“Iyide Sadi oglan zaten 18 ini gecmisti alt tarafi eve cikmislar ne olacakki hem unutma Amerikadayiz burda bu isler boyledir.Kaldi ki Turkiye'de bile artik gencler birlikte yasiyorlar hem oglan calisiyor dimi?Ehh eli de ekmek tutuyor demekki.”
    -“Yok oyle degil.Ben onu buraya garsonluk yapsin diyemi getirdim okuyacakti guya.”
    -“Yahu dedim isin kotusu iyisimi var,birak evleri olsun dert degil gene gider okula bu ilk sene en zoru idi alismak kolaymi bambaska bir memlekete geldiniz.Eger destek olursan onlarda yollarini bulacaklardir.”
    -“Yok gorecek gozum yok.O orospu kilikli kiz geri gitmedikce bakmam yuzune,oglan simdi evlenecektirde onlan cunki kizin oturma izni bitmek uzere.Ben gidip Turkiyede onu evlatliktan reddedecegim,INSe bildirecegim iptal etsinler greencardinida.”
    Diyecek cok sey vardi aslinda ama vazgectim bu adam tartisacak durumda degildi ve cok ciddiydi.
    -“Sadi anladim kizginsin ama unutma Kenan da senin biricik evladin kolaymi boyle silip atmak onlar genc,belki yaptilar dusuncesizce seyler ama unutma sen babasin.”
    Kufretmeye basladi,onu ilk defa boyle goruyordum agzindan kopukler sacarak anlatiyordu oglanin nasil kucukken kaza gecirip olumlerden dondugunu,nasil gunlerce uyku uyumayip basinda beklediklerini buna karsilik oglanin nasil kizdan yana ciktigini,kizin zaten ise yaramaz oldugunu,anasininda nasil bunu koyup yolladigini falan.
    Lafini kestim
    -“Bak dedim dinle simdi,birincisi bu kizi siz getirdiniz dimi yani yasal olarakta kizin sponsoru simdi sensin.”
    Olgun bir sesle
    -“Evet” dedi “Dusundum onuda INSe artik sorumluluk almayacagimi yazacagim o zaman evlenemezde oglanla dimi?”
    -“Bu ise aklim ermez ama nereye yazarsan yaz birsey degisecegini sanmam ikiside 18 in ustunde kimseden izin gerekmiyor.Oglani reddetmekte son derece sacma bir fikir INS’i ilgilendirmez senin lottary ile geldi ama artik kendi adina greencardi var ve kimse iplemez senin reddini falan.”
    Bir sessizlik oldu.Mehmet firsattan istifade atildi.
    -“Esas biz arabayi konusacaktik”
    Konunun degismesinden memnun
    -“Yaa”dedim “Birde o var dimi.Sen donmeyi dusunmuyormusun?”
    -“Yok belki donerimde 6 aydami bir senedemi ne zaman biter bu isler belli olmaz.”
    -“Peki sen bir para almistin dukkan icin dimi?O ne olacak,baskasina nasil satacaksin?”
    -“Bu adamlar odiyemeyiz diyorlarmis kalan parayi simdi krizde olduya,hanimida sokmuyorlarmis dukkana benim gitmem sart oldu.Geri almak icin o 10000 dolari odemek lazim tabii.Yapacagiz birseyler.”
    Durum iyice umutsuz gorunuyordu.
    -“Ben caylari koyayim” diye ayaklandim. Mehmet’te ardimdan zipladi.
    -“Dur sana yardim edeyim abla “diye.
    Daha koseyi donmeden kulagima fisildamaya basladi
    -“Bu donmez gibi geliyor bana ne dersin?”
    -“Hahhh bak iste bunda haklisin.”dedim.
    -“Napacaz arabayi?”
    -“Ne mi yapacagiz?Soylemedimmi ben sana o zaman bagira bagira sen odeyeceksin.”
    -“Ya abla ben Meryem'e daha yeni araba aldim nasil oderim ucunu.”
    -“Mehmet bana mi soruyorsun simdi.”
    Hizli hizli hazirladim bardaklari.Sekerligi Mehmet'in eline tutusturup tepsiyle disari yurudum.Sadi elindekini sigarayla bir yenisini yakiyordu.
    Caylar dagitilirken sesizlesti ortalik.Ta ki Mehmet
    -“Eee ne yapiyoruz simdi arabayi” deyinceye kadar.
    Aklima geldi..
    -“Peki” dedim “evi tutuyormusun?”
    -“Yok”dedi Sadi.”Esyalari satiyorum evide bosaltacagim,para lazim simdi orda.”
    -“Iyide” dedim “nasil satacaksinki onca seyi garage sale'de de bes para etmez.”
    -“Oldu olanlar”dedi.Hakkatende olmustu olanlar.”Varsa bir istediginiz?”diye cekingen bir sesle ilave etti”Televizyon gibi Mehmet dediydi sizinki bozulmus galba?Benim buyuk televizyon iyidir biliyorsunuz yenide aldiydik bari yabanciya gitmesin.”
    Dogruydu oturma odasindaki tv yi iki yumruklamadan calismiyordu
    -“Olabilir..iyi olur ama aybasindan once odiyemem 10 gun bekletebilirmisin bence birini bulursan sat,satilmazsa alirim.”
    -Tamamdir benim gitmem daha iki uc hafta surer.
    Mehmet sicradi yerinden..
    -“Yaa abla su arabayi da sen alsana”belliki kafasi hep ordaydi.
    -“Delimisin araba alacak halimmi var benim.”
    -“Ben sana co signer olurdum’
    Iste orda kendimi tutamayip patlattim kahkahayi bu nasil bir karekterdiki asla huyundan ve iyi niyetinden vaz gecmiyordu.
    -“Mehmet daha oyle bir aylik gideri karsilayacak durumda degilim.
    -“Hani yabanciya gitmesin demistim”dedi.
    -“Bakin” dedim “Pazartesi gidelim durumu anlatalim dealer`a belki geri verebiliriz.Sen ne zaman planliyorsun gitmeyi Sadi?”
    -“Iki haftayi gecirmiyeyim diyorum”dedi”Bu ayin kirasindan fazlasini vermem hem boylece.”
    -“Biliyorsun dimi Amerika disinda 6 aydan fazla kalamazsin yoksa greencardin yanar fazlasi icin izin alman lazim”
    Halinden belliydiki artik o kart falan cok derdinde degildi.
    Ikinci bardak caylarini bile icmediler gitmeden once Sadi bir ara lafin arasinda olmazsa arabanin parasini Turkiyeden yollayacagini soyledi.
    Arkalarindan bakarken dusunuyordum yeni bir hayat kurmaya kalkmak bu kadarmi zor ve pahali bir bedele sahipti. Mehmetin kapisini actigi arabaya binen bu omuzlari dusmus,cehresi uzamis sakallari ile kararmis adam bunlari haketmismiydi?

    Pazartesi calisiyordum Mehmet ofisten aradi dealer`a gitmek yerine telefon numarasini aldim.Sisman dealer hatirladi olayi. Araba satin almiyorlardi takas yapilabilirdi, arabayi sabahtan goturup degerlendirmeye sokmalari gerekiyordu.6 ay once sattiklari araba olmasi birsey degistirmiyordu.

    Mehmet'i arayip durumu anlattim.Belki dedim senin Kia'yi da verip yenisini alirsin ve boylece cok zarar olmaz sende yeni araba edinmis olursun. Mehmet bu fikri beyendi.
    Ardindan birkac gun ses seda cikmadi bende ariyamadim.
    Haftanin sonuna dogru kapi calindi actigimda Mehmet ve Sadi kollarinda koca bir televizyonla iceri daldilar.
    Kirk yil dursam almayacagim 36 ekran bir televizyonum olmustu.Muhabbet kisa surdu, ceki yazarken bir yandanda gelismeleri dinliyordum mobilyalar harac mezat gitmisti dortte bir fiyatini bile bulamadan,arabanin parasi Turkiyeden yollanacakti Sadi olmadigi surecede araba Mustafa'nin evinin onunde duracakti.
    Geldikleri gibi hizla gittiler.Oglum kapida yuzume bakiyordu ..
    -“Bakma oyle “dedim gulumseyerek “Hosuna gitmedimi buyuk ekran televizyon?”
    Birkac gun sonra Mehmet'i aradigimda Sadi gitmisti,arabanin parasini turkiye'den yollayacakti.
    -“Mehmet?”dedim”soyledigim gibi devir icin kagit aldinmi?”
    -“Yok o gun konustuk 7000 dolar veririz dediler bizde satmadik”
    -“Nasil tutacaksin bu arabayi sen, araba senin ustune bile degil demedimmi ben sana satis kagidini al diye”
    -“Ya yolliycam dedi !”
    -“Mehmet adamin 10000 dolar borcu var zaten Turkiyede neyle odiyecek gittiginde orda bir duzenide olmayacakki senin aklin yatiyormu buna?”
    -“Ne bilim yaa”
    Tartisacak degildim.Yanliz o arada Mehmet Kenan`in tahmin edildigi gibi evlenmis oldugunu haber verdi.Baba ogul gitmeden once karsilasmamislardi son telefon konusmasinda Sadi oglani tehdit edince oglanda polise basvurup koruma karari cikarttirmisti.
    Telefonu kapatirken ogrenilmesi gereken seyler arasina Amerikan usulu ebeveyin olmayida eklememiz gerektigini dusunuyordum.Bu seyleri ya ogrenecektik yada cocuklar bize ogreteceklerdi burda oyunun kurallari nede olsa farkliydi.

    Mehmet simdide Kenan'li hikayeler anlatir olmustu.Kenan iki iste birden calisiyor karisi evde onu bekliyordu.Greencard sahiplerinin esleri uzun sure calisma izni yada greencard alamiyorlardi Kenanin vatandas olmasina kadar surecekti bu yani 4 uzun sene daha.Kiz okula devam etmek istemisti ama international student fee'leri yuksekti.Mehmet bunu anlatirken laf olsun diye sordum..
    -“Kenan niye orduya katilmiyorki?Vatandasligini hemen alir garsonluktan iyidir hem okula gitme imkanida bulabilir boylece.”
    Bu oylesine soylenmis bir lafti Mehmet'in yemeyip icmeyip Kenan`a yetistirecegini kim tahmin edebilirdiki.

    Kenan kisin sonuna dogru ortaya cikti gene Mehmet telefon etmis
    -“Abla sana geliyoz”demisti ve herzamanki gibi yoldan ariyordu.

    Kenan o aylar onceki tuysuz oglana benzemiyordu daha bir buyumus olgunlasmisti selamlasip adet uzere opustuk.

    -“Ne var ne yok neler yapiyorsun,karin nerde?”
    -“Aaa bilmiyormusunuz Turkiyeye gitti gecen ay, ben orduya katiliyorum AirForce a kaydimi yaptirdim bile boot camp doneminde yanliz kalamazdi hemde istedik ki okula ara vermesin ben Subatta gidiyorum,bu defa tavsiyenizi dinledim.”
    -“Cok sevindim herseyin yolunda olmasina.” Sasirmistim acikcasi ordu lafi ederken dinlenecegini dusunmemistim.Kenan uzun uzun anlatti orduya katilir katilmaz vatandasligini alabilecekti boylece karisida haklarini alabilecekti, ustelik iki dil bildigi icin linguistic olarak calisabilecekti ve kesin olmasada ona Izmirde bir gorev ayarlayabileceklerini vaad etmislerdi.Boylece belkide karisi okulu Turkiyede bitirme sansini da kazanabilecekti.Sonrada o zor soruyu sordum
    -“Babanlardan haber varmi?” Karanlik bir suratla basini egdi
    -“Var olmaz olaydi” sonrada homurdandi”Asagilik herif”
    -“Kenan bari sen yapma”dedim”Seni ne cok sevdigini biliyorsun tamam bazi seylerde catistiniz ama ne zaman adin gecse gozleri dolar adamin.”
    -“Neler oldu bilmiyorsunuz”dedi disleri arasindan gene.

    Soyle bir donup Mehmete bakti sonra basini one egip anlatmaya basladi Sadi`nin burda kalan elektrik telefon ve kredi karti boclarini biliyorduk son aylarda Mehmet araba haricinde bircok baska borcu da odemek zorunda kalmisti arabanin taksitleri ise hic gelmemis ama Izmirde yanina yollanan bir tanidikla arabanin satis karari elinden alinmisti.Hikayenin sadece bu kismini biliyordum.
    -“Annemi terketti”dedi.Hic sesimi cikartamadim. Sadi haber bile vermeden donmustu Turkiyeye karisi annesinin evinde kaliyordu bir sabah sadece kapida belirivermisti. Bir kac ay sonrada gene geldigi gibi kaybolmustu,ogrenmislerdiki karisinin eve sik sik gelen cocukluk arkadasi ile yasamaya baslamislar sehrin obur ucunda.
    Geride karisi ile olan ortak hesabinda ve kredi kartlarinda buyuk miktarda borclar birakarak gitmisti bu defada.
    -“Uzuldum”dedim,baska diyecek birsey bulamamistim.
    Bir sessizligin ardindan Kenan o genc isiltili yuzunu kaldirdi yari sakaci yari kirik bir sesle
    -“Ama ne piyangoymus dimi”dedi.
    Derin bir nefes aldim evet ne piyangoydu ya!
    -“Ama en azindan sen yasamini kendi aileni kurmayi basardin, yeni hayatinda basarili olacagini biliyorum”

    Aksam uzandigimda Sadi`yi dusundum o tiknazca efendiden adami, kim bilir nasil bir bunalim icindeydi. Yeni bir yasama soyunmus her anlamda basarisiz olmus, kimligini yitirmisti sonunda.Karisi suclamismiydi onu bilmem ama onun kendini sucladigindan ve kendiyle hesaplasamadigindan eminim.O efendiden esnaf adami dukkanina yururken selamlanan, dukkandaki kalfasini tatli sert hasliyiveren kendi halinde adami mutfaklarda meksikalilarla ter dokturen, bisiklet tepelerinde titreten amerika yemisti. Karisini terk edisini anlayabiliyordum..Kabul ediyorum degil anlayabiliyorum..Kendine saygi duyan, kimbilir belki Amerika gormuslugunden dolayi pek takdir eden bir kadinla ucuncu bir denemeye kalkmisti sanirim.Hic degilse bildigi bir ortamda,bildigi kurallarla. Evet isini, esini buyuk ihtimalle sayginligini kaybetmisti ama sanirim en zoru bu adamcagiz kendine guvenini kaybetmisti.

    Yeni yilin ilk gunu sabah kalktigimda gozlerimi ogusturarak telefondaki mesajlari dinliyordum ikinci mesajda duydugum sesle birlikte aniden dogruldum ses
    -“Mine hanim diyordu Turkiyeden ariyorum bir hatirinizi sorup yeni yilinizi kutlayayim istedim insallah bu yil sizin icin cok guzel bir yil olur”
    Donup butona bir daha bastim dogrumu duyuyorum diye mesaj Amerika saati ile hemen yeni yila girer girmez birakilmisti.Kimbilir bu adamcagiz sabahin o saatinde nasil bir hesaplasmada idiki kalkip beni aramisti.
    Bir animsama belki Kenanla ilgili bir haber alabilme belki sadece ve sadece gecmisle hesaplasmanin bir parcasi olarak.

    Buyuk ekran televizyon gecen gun bozuldu.Tabii garantisi yoktu Sadi Amerikada hicbirseyi kurallarina gore oynamamistiki,hic uzulmedim benim 36 ekran televizyona gecisime zaten daha vardi….


  • Yesilkart Forum Facebook Grubu'ndan:

    Yeni bir Ülkeye Gelirken Düşünülmesi ve Bilinmesi Gerekenler

    Genelde Amerikaya gelmek, yerleşmek dendiğinde ilk konuşulan şeyler nasıl vize alınır, nerde kalınır, nasıl iş bulunur soruları. Gelmeden önce öğrenmeye anlamaya çalışılan şeyler hep somut olarak günlük yaşamda yer alan şeyler.

    Ne varki bu büyük değişikliğin birde çok daha önemli ve sizin günlük yaşamınızı hatta tüm hayatınızı etkileyecek başka bir boyutu var. Psikolojik boyut.

    İnsanın yaşamını değiştirmeye karar vermesi kolay değil. Bazen bunu bilinçli bazende pek farkına varmadan yaparız. Ama eğer bir şekilde kıta değiştirme kararı vermişseniz en azından yaşamınızın tamamen değişeceğini biliyorsunuz demektir.

    Bu kararı vermeden önce bilinmesi gereken pek çok şey var. Hazırlanması gereken evrak ve bavullar yanında hatta onlardan çok daha önce kendinizi bu fikre ve gerçeğe hazırlamalısınız.Daha da önemlisi kendinizi iyice bir sorgulamalısınız.

    Her geçen gün daha bir globalleşen dünyada, ulaşımın ve haberleşmenin kolaylaşması ile birlikte insanların hareketliliği de artıyor. Ana babalarımızın kuşağındaki gibi doğduğu yerde ölen insan sayısı git gide azalıyor. Ama bununda yani sıra getirdiği ciddi bedeller ve sorunlar varki özellikle Amerikaya göçmen olmaya karar verdi iseniz bunları kesinlikle öğrenmeniz ve değerlendirmeniz gerek.

    1. Göçmen mi yoksa Geçici İşçi misiniz?

    2. Geride bıraktığım neler benim için ne kadar önemli?

    3. “Nobody” olmaya hazırmısınız?

    4. Eğer yanlız gelmiyorsanız ilişkilerinize ne kadar güveniyorsunuz?

    Göçmen mi yoksa Geçici İşçi misiniz?

    1950 lerde Almanya`nın Türkiye’den işçi talep etmesi üzerine başlayan Geçici işçi kavramı Türkiye’de Almancı olarak tanımlanıyor çoğunlukla. Bu dönemde ve takip eden yıllarda akın akın insanımız Avrupa’ya daha iyi imkanlar ve daha çok para kazanmak üzere giderken bu göçün ardından gelecek sosyal problemleri hiç hesaplamadılar.

    Ne varki başlangıçta bir iki yıllık çalışma hayatı düşüncesi ile başlayan bu göç ler zamanla uzayıp ikinci üçüncü kuşaklara intikal etti. Ve ortaya çıkan sorunlar git gide de buyudu.

    Ana ve babalar kendilerini geldikleri ülkeye ait hissederken bu yeni kuşaklar her iki ülkeye de ait olamamak gibi sorunlarla karşılaştılar.

    Amerika Avrupa’dan cok daha farklı bir ülke! Sadece uzakligi degil kültür olarak ta Avrupa’dan cok daha farklı olmasininda getirdigi kendine mahsus konumlar var.

    Amerika’ya doğru bu maceraya başlarken kendinize sormanız gereken ilk soru “Ben Geçici İşçimiyim yoksa Göçmenmiyim” olmalı.

    Bu seyahatinizin amacı daha iyi koşullarda çalışıp para biriktirip ülkeye geri dönmek mi yoksa bu yeni ülkeye sahiden yerleşip burayı kendinize vatan bellemek niyetindemisiniz?

    Amerika Avrupadan çok daha açık ve özellikle yeni göçmenlere toleranslı bir ülke. Geçmişinin göçmenlerden oluşmasından dolayı sizi olduğunuz gibi kabullenmeye hazır bir ortam.bulacaksınız.

    Ama aynı zamanda tamamen değişik bir kültür ve yaşam biçimi de söz konuşu.

    Tanıdığım bir çok Türk büyük hayallerle Amerikaya gelip yerleştikten sonra emekliliklerinde Türkiye’ye geri dönebilme hayalı kuruyor. Ne varki bu ülkede geçirilen her gün bu dönüşü biraz daha zor hatta imkansız yapabilir.

    Geride bıraktiğim neler benim için ne kadar önemli?

    İnsanın yaşamı sadece iş, çalışmak ve para kazanıp para harcamak olmadığı için bu maceraya atılırken özellikle sizin için nelerin değerli olduğunu, ne gibi alışkanlıklarınız olduğunu ve bugün ki yaşam şeklinizi baştan gözden geçirin.

    StatueofLiberty002[1]Aileniz, arkadaşlarınız sizin için ne kadar önemli. Onlarla geçirdiğiniz vakit günlük yaşamınızın ne kadarını kapsıyor. Sosyal hayat sizin için ne anlam ifade ediyor? Yeniliklere ne kadar açıksınız? Ne tür hobileriniz var?

    Örneğin tanıdığım bir Türk erkek geçmiş yaşamında günün büyük kısmını kahvede geçirirmis. Burdaki yaşam da bunu yerini alacak başka bir aktivite ve arkadaşlar bulamadığı için boş zamanında ne yapacağı onun için ciddi bir problem olmaya başladı.

    Bir arkadaşımın Fransız eşi koşulları çok iyi olduğu halde bu ülkeden nefret edip 2 seneden sonra işlerini ve düzenlerini bırakma pahasına Avrupa’ya geri dönmek istedi. Niye diye kendisine sorduğumda “Bu ülkede dost bulmak imkansız, ilk geldiğimiz gün yandaki evde oturan komşumuz bahçedeki çitin arkasından bize Merhaba deyip sohbete başlamıştı. Bende ne sıcak kanlı kadın diye düşünerek sevinmiştim.Ama iki sene boyunca ne yapatıysam bu ilişki çitin öbür tarafına geçmedi” dedi.

    Bir başka Türk hanım, akşam üstleri örgüsünü alıp arkadaş evlerindeki toplantılara gidemediği için kocasını burda bırakıp Türkiye’ye geri dondu.

    Başta çok önemsiz ve küçük gözüken bu detayların sizin yaşamınız için ne denli önem taşıdığına ancak siz karar verebilirsiniz. Ama bu kararı almadan önce bu detayları kesinlikle düşünmekte fayda olduğunu gelecek senelerde sizlerde göreceksiniz.

    Genelde bu göçe karar verilirken maddi koşulların daha iyi olacağı, yaşam şartlarının çok daha ileri gideceği göz önüne alınmakta. Ama unutmayınki bunun birde ciddi bir psikolojik cephesi var.

    “Nobody” olmaya hazırmısınız?

    Yeni bir ülkeye yerleşmek ve birden bire sizi kimsenin tanımadığı, nerden geldiğinizi bilmediği ve önemsemediği bir ortamda bulmak çarpıcı ve rahatsız edici bir deneyim.

    Her ne kadar yeni gelenler diğer Türklerin yakınında ve desteği ile bir başlangıç yapma şansına sahip olsalarda burdaki Türk grubununda Türkiyede ki gibi olmadığını olamayacağını kısa zamanda farkederler. Zamanla günlük yaşamda bu tür eş dost ilişkilerine vakit bulamadığınızı göreceksiniz. Yavaş yavaş yaşamınız Türkiye’de olmadığı bir biçimde önceden planlanmaya, her saat ve dakikanız hesaplanmaya başlayacak. Ve bu yeni gelenler için çok anlaşılır bir durum olmadığı için tepki ile karşılanmakta.

    ChicagoUSAÇat kapı ziyaretler, uzun ev oturmaları zamanla pek uygulanamayacak lüksler olmaya başlar.

    Sabah 6 da kalkmak zorunda iseniz akşam 10 da yatağa gitmeniz gerektiğini kısa bir sürede anlayacağınız gibi, birkaç denemeden sonra telefon edip haberleşmeden birilerinin kapısında belirmeninde pek akıllıca olmadığını kapıda kaldığınızda yada gittiğiniz evin planları olduğunu gördüğünüzde anlayacaksınızdır. Bu yaşam biçimi değişiklikleri zaman zaman yeni gelenlerle eskiler arasında derin çelişkilere ve kırgınlıklara yol açar. Daha da önemlisi genelde ilk gelindiğinde yardım alınan kişi ile gırtlak gırtlağa gelinir.

    Bunu deneyimlerimle en iyi bilenlerden biri olarak çok düşünüp araştırdım ve sonuçta bunun suçlusunun NoBody Sendromu olduğuna karar verdim. Bu benim yarattığım değil ama benim adını taktiğim bir sendrom. Göçmenlerde çok yaşanan bir duruma takılmış bir isim. Kim bilir bu konuda araştırma yapan, Göçmen Psikolojisi konusu olanlarda buna belki başka bir ad takmışlardır. Tabii bu her Göçmeni vuran bir konuda değil belki ama ben yinede iyi kötü hemen her göçmenin bu sendromu kendi kültür ve geçmişi doğrultusunda yaşadığına inanıyorum.

    Nobody sendromu belli bir yaşta başka bir ülkeye göçüp birden bire kendinizi bulduğunuz durumdur.

    Dedimya bu herkesi ve her koşulu belki tam anlamı ile kapsamaz ama çoğunlukla herkes bir yerinden bir kısmını yaşar.

    “Taş yerinde ağırdır”diye güzel bir ata sözü vardır. Bunun anlamı kişinin doğup büyüdüğü ait olduğu ortamdaki değerinin ne kadar farklı olduğu ile ilgilidir. Öyleki doğal çevremizde ailemiz, senelere dayanan ilişkilerimizde dost ve arkadaşlarımız, iş hayatında bizi uzun uzun inceleme değişik koşullardaki tutumlarımızı gözleme şansı bulmuş iş arkadaşlarımızla bir anlam ifade ederiz.

    Ama ömrünüzün bir yarısında kalkıp göçmen olarak bir yere geliyorsanız birden bütün bu kimlik ve bu kimlikle gelen kolaylıklardan mahrum kalıyorsunuz demektir. Ve göçmenlikte bu sendrom en şiddetli şekilde o ilk bir iki aylık balayı sonrası hissedilmeye başlar. Özellikle de belli bir yaşta ve belli bir konumdan geliyorsanız.

    Öncelikle çok basit şeyleri bile bilmemek koyar insana. Alışverişte kasada parayı öderken o garip makinaları kullanmayı keşfedebilmek, girip bir benzin istasyonundan benzin almak, aksanınızı ve dilinizi anlamayan birine derdinizi anlatabilmek için debelenmek. Hele ve hele ilk adımınızda hazır bir işiniz yada çok geçerli bir mesleğiniz yoksa. Kendi ülkesinde mimar yada mühendis olanların bulaşıkçılık, taksi şoförlüğü yapması yaptıkları bu işlerle kendi ülkelerindeki yaşam standartlarının üstünde bir standartta sağlasalar da derin psikolojik sorunlar yaratabilmektedir.

    Tanıdık bir bakkalın “Ohh merhaba abi” si, çaycının “beyim bir tavşan kanı istermişin”i aslında egoları farkına varmadan besleyen, insanların güven duygularını arttıran küçücük farkedilmeyen katkılar, ama önemli katkılar. Bir işiniz olduğunda iki telefon edip yaptırabilmeniz yada halledebilecek birilerine erişebilmeniz, parasız kalsanız borç alabileceğiniz akrabalar, eş dostun olması yaşamı inanılmaz kolaylaştıran şeylerdir içinde yaşarken farketmesekte. Birden bire bütün bunlardan yoksun kalmak ise tam anlamı ile “No body” olma sendromudur işte.

    Göçmen erkekler bunu çok daha şiddetle yaşarlar kadınlardan. Kadınların zaten çok fazla bir öz güveni ve önemli bir rolü olmayan toplumlardan geldiklerinde bu ülkeyi çok sevip çok çabuk alıştıklarını izlersiniz. Gün be gün kendilerine edinebilecekleri yeri ve rolü ve bunların ne denli kolaylıkla edinilebileceğini gördüklerinde derin bir sevgiyle bu yeni ülkeye bağlanır ve gelen özgürlüğü ve toplumsal rolü benimserler. Oysa erkekler çoğunlukla geride ne olursa olsun kendilerine verilmiş o önem ve statü yerine sıfırdan başlamayı bir türlü kabullenemezler. Çoğu buruklaşır ve bezginleşir yeniden kendilerini kabullendirmek için gereken çaba ve uğraş yerine geçmişte ne olduklarını durup durup vurgulamayı yeğlerler ve çoğu zaman gerideki yaşamın bir uzantısını burdada arayıp dururlar. Gerginlik ve durumu kabullenememe dışarıya da yansıyıp onları sempatik olmaktan uzak ve çevrelerindede çabuk kabulenilemez bir hale getirir.

    Bütün bu dış savaşımın yani sıra o özledikleri saygınlığı bunca ararken evde de saygınlıklarını kaybetmekte olduklarını düşünmeleri normaldir. Eş dış yaşama kendini kolaylıkla uydurmaya başlamış keşfettiği yeni özgürlükler ve rolde eski rolünün dışına evdede çıkmaya çalışmakta, çocuklar ise bu yeni dünyada eski geleneklerin uygulanılmaya çalışılmasına kesinlikle karşı çıkmaktadırlar. Hatta daha da ileri gidip bu kırık dökük konuşan ebeveynin hiçbir şey bilmediklerini düşünüp onlardan utanıyor bile olabilirler. Bütün bu faktörler arasında kişinin kendine ve geleceğe olan güvenini koruyabilmesinin ne kadar zor olduğunu anlayabilirsiniz. Kaybolmamak ve sadece ayakta kalmak değil, daha da ileriye gidebilmek ve başarmak için normalden çok daha büyük bir çaba ve psikolojik olarak ciddi bir şekilde güçlü olmak gerekir.

    Doğal olarak geçen süreçte insanlar bulundukları çevreye alışıp o ilk zamanın Nobody hissini atsalar yada azaltsalarda bazen bu duygu taa dipte bir yerde kalakalır ve derin bir özlem olarak kendini gösterir. Artık o özlem memleket özlemindende öte adı konmasada ordadır ve ne yazıkki birçok kişiyi yaşadığı bu yeni ortamı bir türlü sevememe ve ait olamama şeklinde etkiler.

    Göçmenlik sadece yeni bir yaşama başlamak değil aynı zamanda yep yeni bir insan olarak doğmaya benzer. Buna böyle bakar ve positif bir tutumla bunu eğlenceli bir macera olarak kabul ederseniz ve kendinizi yeniden yepyeni bir insan olarak inşa edip yeni bir çevreye kabul ettirmeyi hedeflerseniz birçok şey daha kolay gelebilir.

    Unutmayın Nobody olmak kolay değil belki ama o Nobody`i bir “Somebody” ye çevirdiğinizde alacağınız hazzı hiçbirşey karşılayamaz..Ve kaç insana kendini geçmiş yanlışlarından uzakta yeniden oluşturma şansı verilir.

    Eğer yanlız gelmiyorsanız ilişkilerinize ne kadar güveniyorsunuz?

    Tamamen değişen bir ortama eğer bir çift yada ana baba olarak geliyorsanız bu yeni yaşamın ilişkilerinizi nasıl etkileyeceğini de göz önünde bulundurmalısınız. Bu yeni yaşamda ilişkinizdeki rol dağılımlarının değişeceğini ve her bireyin bulunulan ortamda farklılaşırken bu değişimlerin ilişkiyi de etkileyeceğini unutmamalısınız.

    Örneğin evil iseniz esiniz sizi evlendiğiniz dönemdeki işiniz, statünüz ve toplumda temsil ettiğiniz yerle tanımış ve o şekilde kabul etmiş demektir. Amerika’ya geldiğinizde büyük ihtimalle ilk bulacağınız işler ülkenizdekiler seviyesinde olmayacak. Dış dünyadaki saygınlığınız ülkenizdeki ile kıyaslanmayacak seviyede olacak artı bilgi ve görgünüzde bu ülkede kendi ülkenize göre son derece kısıtlı ve yetersiz olacak.Eşinizin mesela Mühendis olan size bir benzinci de çalışırken görmesi, Mac Donald’s’da drive-thru’ya girmeyi beceremediğinizi izlemesi nasıl etkileyecek.

    Yada tam tersi, ülkenizde akşam eve geldiğinizde yemeği hazırlamış evi toplamış olan eş burda çalışmaya başlamış ve size burda herkes bu işleri paylaşıyor bu akşam sen niye yemeği yapmıyorsun dediğinde, yada iş yerinden kızlarla girls night out’a gidiyorum ben bu akşam dediğinde ilişkiniz nasıl etkilenecek?

    kidsUSATurkMahmut ve Rusanla tanışalı nerdeyse 12 yıl olmuş.O Ohio’nun soğuk bir kışında gittiğimiz bir restauranda çalışan Türkler olduğunu duyup tanışmıştık. Mahmut upuzun ip ince bir oğlancık. Oğlancık dediğime bakmayın gene 20 lerin sonlarında 30’ların başlarında bir yerde. Ama öyle temiz öyle dümdüz bir insanki daha ilk günden onun o kendine mahsus yürüyüşü ile gülüşüne vuruluyorsunuz. Zaman içinde pek çok şeyi paylaştık. Ne zaman birşeyde yardıma ihtyacım olsa hemen ne yapar yapar o çalıştığı üç işi falan bir şekilde iptal eder hemen yanımızda biter. Rusan ise oldukça göstrisli bir kızcağız sarısın mavi gözlü fıkır fıkır. Birde oğulları var. O zamanlar 3-4 yaşlarındaydı tabii. Ele avuca sığmayan ve zaman zaman beni deli edip “Yahu çocuklar biraz ingilizceniz düzelsinde sizi bir “ana baba” okuluna yollayalım” dedirten cinsten.

    Aslında kötü bir çocuk değil, ama kendileri daha çocuk olan ana babanın gerçekten düzensiz ve kötü yönlendirmesi ile şaşkın ne yapacağını bilmez bir oğlan. Amerika’ya Greencard lottary ile gelmişler. Nasıl bir cesarettir bilinmez; dil bilmeden, geçerli bir diploma olmadan daha yaşadıkları şehirden dışarı çıkmamışken bir şekilde çıkan bu imkana kısmettir deyip atlamışlar. Önceleri gelir gelmez kimseleri bilmedikleri için bir iki defa yer değiştirmişler. Birilerinin verdiği bir isim, öylesine verilmiş bir telefon numarası ne bulurlarsa değerlendirmişler. Önce güneyde bir eyalette bir Türk’ün garaj üstündeki tek odalı misafir hanesinde yaşayıp onun fuar işlerinde çalışmış Mahmut, Rusan da evin temizliğine bakmış karın tokluğuna. Sonra bakmışlar bu böyle sürüp gidecek ve para pul göremeyecekler Ohio’da buldukları başka ahbab tavsiyesi ile yüklenip buraya taşınmışlar.

    Müdürü Türk olan bu restaurandda bir iş, bir diğer Türk restaurantta gece işi ve zamanla edinilen eş dostun evlerinde tamirat. Mahmut ben onu bildim bileli 3 iste birden çalışır hep. Önceleri haftada bir bütün mektuplarını toplar getirirdi bakar ayıklardık beraber faturaları ve junk mailleri.Sonraları ikide bir kavga eder olduk, onu sıkıştırır daha ne kadar bu asgari ücretli işlerde kendini öldüreceğini sorardım.. İngilizce kursuna gitmesi, bir sanat edinmesi gerektiğini söyledikçe boynunu kırar “Ama vakitmi varki” derdi. Bir türlü ona anlatamamıştım vakti yaratırsa 3 iste yaptığı parayı bir iste kazanacak bir sanat edinirse geleceği olabileceğini. Rusan ise daha becerikli idi. Belki ilkokul mezunu bile değildi ama ingilizcesini televizyon izleyerek ilerletmiş daha sonrada ona ayarladığımız bir kilisenin bedava kurslarını kaçırmadan takip etmişti.

    İşte o noktadan sonra anlaşmazlıkları günden güne arttı ve bana kadar yansımaya başladı. Rusan artık gezmek dolaşmak istiyordu oysa Mahmut akşam eve geldiğinde gece yarısı tekrar gideceği ikinci işinden önce ancak yemek ve uyumak için zaman buluyordu. Rusan artık Mahmud’u beyenmiyor onu devamlı ilgisiz olmakla suçluyordu. Sonunda Mahmut çareyi onada iş ayarlamak ve araba kullanmayı öğretmekte buldu. Artık ikişide restaurantta çalışıyorlardı ama farklı saatlerde çünki evde bir çocuk vardı ve çocuğa baktırmak büyük masraf olacaktı. Geçen yıllar içinde adım adım uzaklaşmalarını izledik. Mahmud internete merak sarmış ve her nasılsa birden bire Türkiye’den Amerikaya gelmeye çalışan hatunların hücumuna uğramış ama sanırım bu durum Rusan’ın onu devamlayan horlayan tutumu içinde tam bir çıkış olmuştu.

    Rusan ise kendi gücü ile sarhoş durumdaydı artık öncelikle kazandığı paradan beş kuruş eve vermeyeceğini ilan ederek başladı. Bu aralarında epey bir tatsızlık yarattıysada Mahmut sonunda ellememeye başladı. Ardından Rusan elden düşme eski arabasını beğenmemeye illa Mahmud’un aldığı yeni arabadan istemeye başladı. Böylece kapıları önünde iki yeni Buick ve tabii olabildiğince yüksek faizli iki araba ödemeleri oldu. Buda Mahmud’un dahada çok çalışması demekti.

    Biz taşındıktan sonra çok fazla takip edemedik gelişmeleri ama Rusan’ın peşpeşe trafik kazaları Mahmud’un durmadan artan iş sayısı bu aradada okula başlayan oğlanın iyiden iyiye bozulan davranış biçimi ve büyük ihtimalle psikolojisine ilişkin bölük pörcük haberler geldi gitti. Bir müddet sonra boşandıklarını öğrendik. Boşanma kağıt üstünde olmuş ama hala bağlantıları kopmamıştı..İlişkileri ne seninle ne sensiz bir durumdaydı. Ne başka birileri ile yapabiliyorlar ne de bir araya gelebiliyorlardı. California’ya geldikten sonra Mahmut’tan bir telefon aldık gelip buraları görmek istiyordu.

    Buyur ettik. Çıka geldiğinde gene aynı uzun oğlancıktı daha da zayıflamış tam bir karikatür olmuştu. İnternetteki Türk kız arkadaşlarını anlattı hepsi buralara gelmek istiyordu. Ama Mahmut’ta aptal değildi. Türkiye’ye gidip tanıştığı pek hocbeş ettikleri birine Amerika’ya dönüşte “Ben sensiz yapamayacağım Türkiyeye geri geleceğim senin için” demiş ve ortalık karışmıştı. Kız ailesinin evlenmelerine izin vermeyeceğini kendisinin üniversite onun ise ilk okul mezunu olduğunu söylemeye başlamıştı. Mahmut buna iyi bozulmuştu. “Burda beraber olmaya gelince iyi oluyor ilişkide Türkiyede olmuyor ne işse” deyip deyip gülüyordu.

    Bu arada Rusan`a da ineternette chat öğretmiş böylece onunda yakasından düşeceğini ummuştu. Şimdi ise Rusan’ın ikide bir Amerika içinde ve Türkiye’de birilerine ziyaretlere gitmesi yüzlerce dolarlık telefon kartları kullanıp bu adamlarla konuşmasına çok bozuluyordu.

    Artık Ohio’da kalmak istemediğini California’ya gelip yeni bir hayat kurmak niyetinde olduğunu söylediğinde açıkçası sevindim. Onun gibi bir eski dostun yakında olması her zaman içi hoş birşeydi. Üstelik beni bir köşede yakalayıp “Ben elektrikçi olmaya karar verdim olmasa okula da gideriz ama o lisansı alacam” dediğinde üstünden 12 senede geçmiş olsa böyle bir karar verdiği için gurur duydum onla. Şimdi bu dosta yeni bir başlangıçta yardım ederken bir yandanda düşünüyorum. Eğer hiç gelmeselerdi bugün Türkiye’de büyük ihtimalle beraber iyi bir evlilikleri olacaktı. Acaba öyle dahamı iyi olurdu?

    Çocuklar ise başlı başına bir konu. Ne yazıkki en çok sorun yaşanan cephelerden biri de yeni göçmenler için çocuklar. Özellikle geldiğinizde yanınızda okul çağında çocuğunuz varsa ciddi çelişkiler yaşamaya hazır olun.

    Çocukların ülkeye alışmaları büyüklere göre kolay oluyor. Yaş ne kadar küçükse sorunda daha azalıyor gibi. Okula ilk başladıklarında dil problem ile karşılaşmanın yanında birde kendilerini kabul etirme sorunu yaşıyorlar.

    Üstelik eğer yakından izlerseniz çocukların dünyasının büyüklerinkinden çok daha vahşi ve acımasız olduğunu görürsünüz. Kendilerinden olmayan, tanımadıklarını aralarına almadıkları gibi onlara karşı çok saldırgan davranışlarda gösteriyorlar.

    Bu durumda çocuklar genelde kendileri gibi gurup dışında kalanları arkadaş olarak seçme eğlemine giriyorlar. Ne varki bu dışlananlar bir çok zaman problemli, hatta tehlikeli olanlar olabiliyor. Bu şekilde gang çetelerine katılan, yada uyuşturucu ve hap alışkanlıkları edinen pek çok yeni göçmen çocuk görmek mümkün.

    Diğer bir problemde gün be gün çocuklar kendilerine çıkış bulup uyum sağladıkça, ev yaşamları ile çelişkeye düşmeleri. Onlar okulda sokakta artık Amerikalı olarak kabul edilmeye başladıklarında evde ailelerinin tamamen başka bir kültürü empoze etmeleri çatışmalara ve kopmalara neden oluyor.

    Ana babalarından utanan onların okula gelmesini istemeyen çocuklar, arkadaşlarını evlerine davet etmek istemeyenler gibi pek çok durum gördüm. Ve adım adım bu farklılık büyüdükçe aile ile çocuklar arasında ciddi uçurumlar oluşuyor. Özellikle kendi kültürünü korumak isteyen ebeveyn ile artık kendini bu ülkenin bir ferdi olarak hissetmek isteyen ve bu konuda bazen aşırıya kaçan gençlerin sürtüşmelerine pek çok örnek verilebilir.

    İşte gelmeden düşünmeniz ve hesaplamanız gereken psikolojik etkenlerden bir kaç örnek. Bunlar herkes için illa olacak şeyler değil belki ama ne yazıkki pek çoğumuz gelmeden önce işin bu yanını hiç düşünmediğimiz ve bilmediğimiz için sorunları ve sorun olabilecekleri baştan tesbit etme şansımız olmadı.


  • Merhabalar,

    Benim arac kiralam icin bir sorum olacakti. Netten baktigimda secimlerde US citizen/live in US secenekleri var ve bunlara fiyat neredeyse %50 daha ucuz.
    Permament residence olarak bizde bunlardan yararlanabiliyor muyuz?
    Yoksa yuksek fiyatli olani mi oduyoruz?

    Tesekkurelr


  • Green Card lı birinin Amerika da Türkiye'den aldığı ehliyet ortalama ne kadar geçerli oluyor.? Turist vizesi ile gidince ehliyet bir süre geçerli ama adamlar bizi orada yaşıyor farz ediyor. Yani ilk girişten sonra süre başlıyorsa bir sene sonra tekrar gidince ehliyet geçerliliği bitmiş mi oluyor.?


  • @çiğdem-vural Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri içinde söyledi:

    Merhabalar,

    Benim arac kiralam icin bir sorum olacakti. Netten baktigimda secimlerde US citizen/live in US secenekleri var ve bunlara fiyat neredeyse %50 daha ucuz.
    Permament residence olarak bizde bunlardan yararlanabiliyor muyuz?
    Yoksa yuksek fiyatli olani mi oduyoruz?

    Tesekkurelr

    ABD'de bir adresiniz varsa, bir kredi kartiniz ve banka hesabiniz varsa "live in US" seceneginden gidebilirsiniz.


  • @arnblt Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri içinde söyledi:

    Green Card lı birinin Amerika da Türkiye'den aldığı ehliyet ortalama ne kadar geçerli oluyor.? Turist vizesi ile gidince ehliyet bir süre geçerli ama adamlar bizi orada yaşıyor farz ediyor. Yani ilk girişten sonra süre başlıyorsa bir sene sonra tekrar gidince ehliyet geçerliliği bitmiş mi oluyor.?

    Teorik olarak polislere yakalanmadiginiz ya da kontrole denk gelmediginiz surece gecerli bir Turkiye ehliyetine sahip olmak bir sorun degil :)
    ABD'de 4 yildir bulunan bir arkadasin, bir kontrol sirasinda polise Isvicre ehliyeti gosterdigini de biliyorum. Ehliyet hala gecerli oldugundan polis bir sey demeden birakmis. Sizin pasaportunuza bakip ne zaman girdiginizi vs. kontrol etmediklerinden tam tarih hesabi yapmiyorlar genelde. Ama tabii hicbir sorun yasamamak adina kurallari takip etmeniz en iyisi olur.

    Gecerli ehliyet sureleri icin ilgili eyaletin DMV sayfasini incelemeniz gerekiyor. Bazi eyaletler 90 gun ya da 6 ay boyunca uluslararasi ehliyetleri kabul ediyor, bazilari Green Cardliysaniz hemen bir eyalet ehliyeti almanizi gerektiriyor. Tek bir kural olmadigindan genellemek zor, ama eger arabayla cok isiniz olacaksa en iyisi ABD'ye girdikten sonra en yakin zamanda bir ehliyet sahibi edinmek, o zamana kadar TC ehliyetinizi kullanmaniz genel olarak buyuk bir sorun yaratmayacaktir.


  • Teşekkür ederim Sn @crazycells


  • @serkanist gelişimin üçüncü günü dolayısıyla ilk etapta eve odaklandım. İşi de umarım kısa zamanda çözerim.. Ancak dün başıma gelen bir olayı anlatmadan edemeyeceğim, çünkü hala çok sinirliyim..
    Almak istediğim bazı sertifika programlarından dolayı part time bir iş bakmanın uygun olacağını düşünüyordum. Bir arkadaşım da bu vesile ile Clifton'da bir pidecinin eleman aradığını söyledi, gittik. Evimden 1,5 saatlik iki vesait ile gittiğim bir yerde bulunan pideciyi otuzlu yaşlarda bir Türk erkek işletiyor. Bizi görüp ayağa bile kalkmayan adamın ilk ağzından çıkıp sorguladığı şey garsonluk tecrübemin var olup olmadığı. Ömrü eğitime gitmiş bir insan olarak haliyle hayır dedim. O zaman bu iş yaş, dedi. Dakika bir, gol bir! Şartlarını sorduğumda sabah 10:00-22:00 arası iş olduğunu, haftada bir gün izin olduğunu, o izin gününü de kendisinin belirleyeceğini söyledi! Gece 22:00'de işten çıkacağım ve gece 00:00'da evde olacağım! Hiç esneklik gösteremeyeceklerini ifade etti. Sakin sakin dinliyorum hala.. Saatlik ücreti sorduğumda cevap vermekten kaçındı. İkinci defa sorduğumda veririz işte bir şeyler, dedi. Olur mu beyefendi, söyleyin ki bütçemi ona göre ayarlayayım, dedim. Saatlik 8 dolar dedi! Parayı da cash veriyor bu arada. Burası Amerika, burada eğitimi vs. unutsanız iyi olur, dedi.. Eğitime böylesi düşman bir zihniyet! Son sözü de "işinize geliyorsa" oldu ve küstahça mutfağa gitti.
    İşin ne parasındayım ne pulunda.Bundan daha çirkin ve saygısız bir üslup ile karşılaştığımı hatırlamıyorum. Daha acı ki özellikle New Jersey'deki bazı Türkler maalesef yeni gelenlerin bu durumunu ciddi anlamda suistimal etmeye meyilli ve daha kaç tane bu ve benzeri yaklaşım ile karşılaşacağım merak ediyorum doğrusu.. Yazarken dahi hala sinirli olduğumu fark ediyorum, kusuruma bakmayın lütfen..


  • @gül-ağar gecmis olsun. Saatte 8 dolar icin boyle bir rezillige katlanmak zorunda degilsiniz. Zincir fast food restaurantlari walmarti deneyin. Calisma saatlerinizi kendiniz belirleyebilirsiniz. Bu rezilliklerden kacip geldim ben. Burada bari gormek duymak istemiyorum. McDonalds Massachusetts’te calisanlarina 30.000 dolara kadar yuksek ogrenim destegi sagliyor.


  • @Gül-Ağar bu anlattığınız karakterdeki tiplerden Türkiye de bol miktarda var, kaynağı da Türkiye zaten. Geçmiş olsun. Moralinizi bozmayın.


  • @gül-ağar Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri içinde söyledi:

    @serkanist gelişimin üçüncü günü dolayısıyla ilk etapta eve odaklandım. İşi de umarım kısa zamanda çözerim.. Ancak dün başıma gelen bir olayı anlatmadan edemeyeceğim, çünkü hala çok sinirliyim..
    Almak istediğim bazı sertifika programlarından dolayı part time bir iş bakmanın uygun olacağını düşünüyordum. Bir arkadaşım da bu vesile ile Clifton'da bir pidecinin eleman aradığını söyledi, gittik. Evimden 1,5 saatlik iki vesait ile gittiğim bir yerde bulunan pideciyi otuzlu yaşlarda bir Türk erkek işletiyor. Bizi görüp ayağa bile kalkmayan adamın ilk ağzından çıkıp sorguladığı şey garsonluk tecrübemin var olup olmadığı. Ömrü eğitime gitmiş bir insan olarak haliyle hayır dedim. O zaman bu iş yaş, dedi. Dakika bir, gol bir! Şartlarını sorduğumda sabah 10:00-22:00 arası iş olduğunu, haftada bir gün izin olduğunu, o izin gününü de kendisinin belirleyeceğini söyledi! Gece 22:00'de işten çıkacağım ve gece 00:00'da evde olacağım! Hiç esneklik gösteremeyeceklerini ifade etti. Sakin sakin dinliyorum hala.. Saatlik ücreti sorduğumda cevap vermekten kaçındı. İkinci defa sorduğumda veririz işte bir şeyler, dedi. Olur mu beyefendi, söyleyin ki bütçemi ona göre ayarlayayım, dedim. Saatlik 8 dolar dedi! Parayı da cash veriyor bu arada. Burası Amerika, burada eğitimi vs. unutsanız iyi olur, dedi.. Eğitime böylesi düşman bir zihniyet! Son sözü de "işinize geliyorsa" oldu ve küstahça mutfağa gitti.
    İşin ne parasındayım ne pulunda.Bundan daha çirkin ve saygısız bir üslup ile karşılaştığımı hatırlamıyorum. Daha acı ki özellikle New Jersey'deki bazı Türkler maalesef yeni gelenlerin bu durumunu ciddi anlamda suistimal etmeye meyilli ve daha kaç tane bu ve benzeri yaklaşım ile karşılaşacağım merak ediyorum doğrusu.. Yazarken dahi hala sinirli olduğumu fark ediyorum, kusuruma bakmayın lütfen..

    Gul Hanim, cok gecmis olsun. Maalesef bu konuda en sanssiz bolgedesiniz. New Jersey, Amerikan toplumuna adapte olamamis, ortadogu zihniyetini ve kulturunu inadina devam ettiren insanlarin oldukca bol bulundugu bir yer maalesef; illaki iyi mahalle ve insanlarina denk geleceksiniz ama diger turlu tecrubeleri de siklikla yasayacaginiz bir yer ne yazik ki. O nedenle sabrinizi boyle kisilerle tuketmemekte fayda var. Cok gecmis olsun tekrardan...


  • Aslında çok güzel bir başlık bu. Ve ben forumda bunu yeni fark ettim :)

    GC ile ABD'ye gidip, yerleşen arkadaşların ama olumlu ama olumsuz yönde tecrübelerini (sonradan aralarına katılacak arkadaşlar için yol göstermesi anlamında) bu başlıkta daha çok paylaşmalarını rica ediyoruz.


  • @entelman Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri içinde söyledi:

    Aslında çok güzel bir başlık bu. Ve ben forumda bunu yeni fark ettim :)

    GC ile ABD'ye gidip, yerleşen arkadaşların ama olumlu ama olumsuz yönde tecrübelerini (sonradan aralarına katılacak arkadaşlar için yol göstermesi anlamında) bu başlıkta daha çok paylaşmalarını rica ediyoruz.

    Cok kesin bir ayrim olmasa da, genel deneyim ve tecrubeler su an bulundugumuz konuda...

    Olumsuz tercubeler de surada paylasiliyor:
    https://yesilkartforum.com/forum/topic/285/abd-de-yaşadığımız-talihsizlikler-ve-zorlu-bir-başlangıç

    :)


  • @crazycells Ali Bey, neyse ki geçici bir süreliğine New Jersey'deyim, ta ki bu akşama kadar; akşama Brooklyn'e taşınıyorum ve geçici ve zorunlu olarak açılmış New Jersey sayfasını kapatıyorum :) Gerçi Brooklyn'de ev bulduğum bölgeden de pek umutlu değilim lakin başlangıç için umarım beni hayal kırıklığına uğratmaz..


  • @sadriabi Elbette bu tür kemikleşmiş/ötekileştiren zihniyetin hakim olduğu bir yere ne emek ne de zaman ayırırım; gider gönüllü olarak bir kurumda çalışırım çok daha iyi. Yönlendirme için çok teşekkür ederim, deneyeceğim.


  • @roccorocco Moral bozmak asla yok :) Yaşadığım her bir olayı, karşılaştığım her bir insanı haneme artı olarak yazıyorum, beni daha da güçlendirecek..


  • @Gül-Ağar bende nj gidecem inş bu tür insanlarla karşılaşmam :) ilk günden papaz olmayalım arkadaslarla :)))


Benzer Başlıklar

Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

25

Çevrimiçi

60.8k

Kullanıcı

5.1k

Konu

534.9k

İleti

Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum