Bende tarihe not düşmüş olayım. 5 yıl sonra Abd vatandaşlığı için son hazırlıkları yapıyorum. Hem Abd de hem Tr de evimiz ve aracımız var. 5 kişilik aile olmuşuz, mutlu ve sağlıklı bir şekilde ülkemize tatile gelmişiz yıl 2029. Bu mesajı 5 yaşındaki oğlumla beraber okuyup gülümsüyoruz 😊 Gelecekten bir gün filmi gibi oldu biraz 😊
-
@T-C-Kubilay-Dikici, içinde söyledi: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri
@FıratD Samimi güzel bilgilendirici bir deneyim yazdınız teşekkürler
Rica ederim, farkındalık olduysa ne mutlu
-
@ayvalik10, içinde söyledi: Amerika'da Yaşayanlardan Yaşam Maliyeti Örnekleri
@AE123 yeni bir iş kolu Türkler terapi seansları versin. Uçan fiyatlara nasıl alışırsın diye.
Akil edip yapan parayi bulur 🙂
-
Üniversitede Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünden mezun olduktan sonra Türkiye’de turizm sektöründe, konaklama ve otelcilik alanında; uluslararası zincir ve yerli marka otellerin satış ve pazarlama departmanlarında farklı kademelerde 19 yıl görev yaptım.
Amerika’ya göç ettikten sonra da konaklama ve otelcilik sektöründe, bir zincir markanın otelinde Satış & Pazarlama biriminde çalışmaya devam ediyorum. Göç sonrasında sektör değiştirmeyi tercih etmedim; otelciliği ve satışı sevdiğim için burada guclu olduğum alanda ilerlemek istedim.
Göç sürecimden önce uzaktan ABD’de iş arama sürecine başladım ve online mülakatlara katıldım. Amerika’ya yerleştikten sonra yaklaşık 8. ayımda ve aktif iş arayışımın 4. ayında, halen çalışmakta olduğum otelden iş teklif mektubu aldım. Bu pozisyona, aynı iş yerinde çalışan Türk bir arkadaşımın referansı ile başladım. İlk olarak Yiyecek & İçecek biriminde yönetici pozisyonunda göreve başladım; işe başladıktan sonra ikinci ayda açılan bir fırsat doğrultusunda aynı otelin Satış & Pazarlama birimine yönetici olarak promote aldim.
-
@thehawk01, içinde söyledi: Greencard ile 1 Yıl aradan sonra yeniden amerikaya dönmek
merhaba 2024 kazananıyım ve 2 ay amerikada new york da yaşadım. ailevi nedenlerle dönmek zorunda kaldım. Fakat greencardımı ve ssn numaram bu süreçte elime ulaştı. Bank of amerika da hesabım var ve captial one da kredi kartımda var . Ehliyet başvurusunda da bulunmuştum. Girişte sorun yaşar mıyım? Annemin ameliyatı için türkiyeye dönmüştüm. Şuan amerikaya geri dönmeye hazırım . ama 1 yıl ve uzun süre dışarda kalınca sorun olabileceğine dair şeyler okudum. Nasıl bir yol izlemeliyim
-
Karışık olması çok normal, iyi olacak 🍀🧿🙏🏻 Merak edin ancak endişe etmeyin. İngilizce konusunda kendinize ne kadar çok yatırım yaptıysanız şimdiye kadar ki hayatınızda, maddi olarak ne kadar çok güçlü gelirseniz, mesleğiniz ve tecrübeleriniz ABD’de ne kadar çok kabul ediliyorsa, forumdaki diğer tüm başlıkları & deneyimleri ne kadar çok okursanız o kadar az sancılı geçecek adaptasyon süreciniz.
-
Money Manager (Remove Ads) App - App Store
Money Manager (Remove Ads) App - App Store
Download Money Manager (Remove Ads) by Realbyte Inc. on the App Store. See screenshots, ratings and reviews, user tips, and more apps like Money Manager (Remove…
Ben memnunum başka bir uygulama denemedim bunun kullanımı kolay geldi. -
@ATS16, içinde söyledi: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak
@Fuat-1, içinde söyledi: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak
@Peyk74 yer hic farketmez, pahali yerede gitsen ucuz yerede gitsen kazancinda ona gore orantili oluyor, dogal bir denge var yani. Ben Izmirliyim, "bize her yer Izmir" olay bu...:)..
Tavsiye derseniz mutlaka buralarda bir tanidiginiz varsa ilk olarak onun yanina gidin yoksa ilk baslangic baya sancili gecebilir( ev tutma gibi...)
Saygilar.@Peyk74, Sn. @Fuat-1 doğru yönlendirmeler yapmış yakınen bir tanıdığınız var ise ilk aşamada yanına gitmeniz faydanıza olabilecektir ancak buna ilave olarak kazanacağınız para ile yaşam - barınma masraflarını da dikkate alarak belirleyeceğiniz eyalete göç etmeniz faydanıza olacaktır. Her eyaletin kendine göre avantaj ve dezavantajları mevcut (iklim, iş imkanları, yaşam tarzı vb). Aşağıda ufak bir hesaplama yaptım, diğer kalemleri de siz araştırarak fikir edinebilirsiniz.
1/1/26 tarihi itibariyle California’da en düşük asgari ücret $16.90 saatlik. 12/30/25 itibariyle California’da ortalama akaryakıt fiyatı $4.273 galon. 1 saatlik asgari ücret ile 3.95 galon akaryakıt alabiliyorsunuz.
1/1/26 tarihi itibariyle Illinois'de en düşük asgari ücret $15 saatlik. 12/30/25 itibariyle Illinois’de ortalama akaryakıt fiyatı $2.939 galon. 1 saatlik asgari ücret ile 5.10 galon akaryakıt alabiliyorsunuz.
State Gas Price Averages
Minimum Wage Law
Minimum Wage
Size de teşekkür ederim ATS16 araştırma yapıyorum özellikle yapacağım iş ile ilgili hangi eyaletlerde daha kolay iş bulurum, yaşam maliyetleri vergiler toplu taşıma vs vs Yine de orada olan birinden de bilgi almak + olacağını düşünüyorum.
-
O zaman hazir hafif bir enfeksiyon gecirip evde dinlenme firsati bulmusken 2 yil nasil gecti, neler oldu anlatayim.
Oncelikle sunlari belirteyim, Turkce klavyeli bilgisayarim arizalandigi icin bu mesajda alfabemize ozgu karakterleri kullanamayacagim. Bir de bu tecrubeler benim tecrubelerimdir herkes icin gecerli olmayabilir; zira ABD'de bir tane dogru yoktur, dogru yere, kisiye, zamana gore degiskenlik gosterir.
Hala ayni evde ikamet ediyorum, daha once yazdigim uzere 2 odali bir townhouse kiralamistim, O gunden bugune %10 artisla devam ediyoruz. Gecen sene muadil evlerde kiralar 3.300$ seviyesine kadar yukselmisken %10 artisa hayir diyememistim, bu sene ise muadil kiralar 2.700$a dusmusken bu sefer de tasinma isleriyle ugrasmamak icin kontrati oldugu gibi uzattim. Ev sahibinin artis talebine dusus talebiyle karsilik verdim ve aynisindan devam edelim diyerek uzlastik. Boca Raton ve civarinda evler cok eski oldugu icin tum bakim masraflari ev sahibine ait, o sebeple bu civarda ev alirken 3-5 kez dusunmek lazim. O sebeple su aralar ev kiralamak daha ekonomik oldugu icin ev alma dusuncem yok.
2024'te calisma izni aldigim icin o yila ait vergi beyanimi bu sene Mart ayinda verdim ve ABD Vergi dairesine borclandim 🙂 Turkiye'de brut gelirinin %40'ini sgk ve gelir vergisine odeyen ucretli bir calisan olarak brut gelire gore odedigim yaklasik %5'lik gelir vergisi + emeklilik odemesi beni ziyadesiyle memnun etti. Gectigimiz yil calistigim sirket haftalik ucreti W2 olarak; (gelir vergisi ve sigorta giderlerini yerinde keserek) komisyonlari ise 1099 (gelirin ertesi sene beyan edilmesi) olarak odemekteydi. Bu sebeple hatri sayilir bir miktar vergilendirilmemis gelir sahibi olurken araba, internet, cep telefonu gibi odemeleri gider olarak gosterdim. E-2 statusu ile cocuklara SSN alamadigimiz icin cocuktan kaynakli vergi iadesinden faydalanamadim (4.000$). Bu sene daha yuksek vergi odeyecegim gibi gorunuyor.
Cok merak edilen ve burada gig work denilen Uber, Lyft, Doordash gibi islere gelecek olursak; Florida'da ozellikle de bu son donemde bu sektor oldu diyebilirim. Su an benim Uber'de kabul oranim %8 ve iptal oranim %5. Yani her 10000 talepten 80 kisiyi kabul edip bunlarin da 4 tanesini arabaya almamisim. Bazen Miami veya Jupiter gibi uzak yerlere gidecegim zamanlarda uygulamayi acip yol ustu yolcu ariyorum, zaten gidecegim icin ne oderlerse odesinler bana kar kaliyor 🙂 Buna ek olarak ozel gunlerde (yil basi, cadilar bayrami vs) yine uygulamalari acip calisiyorum. Hem eglenceli oluyor hem de para kazanip bazi ekstra giderleri karsilayabiliyorum. Bunun haricinde bu islere guvenerek buraya gelmeyin. Para kazanabileceginiz yalnizca 3 ay var (kasim, aralik, ocak), bunlara ek olarak bahar tatilinde de 1-2 hafta cidden iyi bir donem oluyor. Geri kalan zamanda kazanacaginiz para mil basi 60 cent ve saatlik 18$ olarak kalacaktir. Ozellikle cumartesi geceleri yolcudan cok sofor oluyor, bu sofor bollugunda sirketler sizi istedikleri an gozden cikarabiliyorlar. Bir de XL, Premium SUV gibi diger sofor secenekleri var, ilgilenen olursa ozelden anlatabilirim. Yine de bu tarz isler dunuyorsaniz ya gidin 3-5k degerinde eski bir araba alin ya da 70-80k degerinde bir premium SUV, aksi takdirde para kazanamazsiniz.
Daha onceden belirttigim gibi benim amacim kendi harcadigim fazladan parayi size harcatmamak, o sebeple yaklasik 20k$ degerinde luzumsuz harcama yaptigimi tespit ettim. Artik daha tecrubeli ve bilincliyim, bu sebeple kimsenin luzumsuz para harcamasini istemiyorum. Daha onceki iletide belirttigim gibi, bir emlakci size Florida'da yasa degisti artik alici taraf da komisyon oduyor diyorsa sirtinizi donun. Dogru, Agustos 2024'te emlakcilarla ilgili yasa degisti, artik ev alan da satan da emlakcilara komisyon odemek durumunda kaliyor. Kira icin ise boyle bir sey yok. ABD'ye yeni yerlesen herkesin ilk adresi apartman kompleksleri oluyor ve onlar da kira komisyonu odemiyor (100-500$ arasi referans bonusu oduyorlar). Bu gibi yerlerden para alamadiklari icin bazi emlakcilar degisen yasayi bahane edip kendilerine bir kira tutari istiyorlar. En nihayetinde sizin icin gidip bir ev bakiyorlar, yetkililerle gorusup teklif aliyorlar, ancak bunu herkes yapabilir. Harcadiklari zaman icin mesai ucreti + masraflari isteseler anlarim da herkesin yapabilecegi bir is icin 2.500$ talep etmek mantikli degil.
Bu tarz yerlerin mulkiyeti tamamen bir sirketin elinde oldugu icin her seyde sirket gorevlileri ile muhatap oluyorsunuz. Haliyle, yuksek kira odenen yerlerde sorunlar cozulurken dusuk kira odenen yerlerde biraz sorunlar ve gecikmeler olabiliyor. Sirketler genellikle yeni goc etmis kisilere kapilarini acarken, mevcut kiralama orani, bos ev sayisi gibi faktorlere bagli olarak reddedenler de olabiliyor. Talep ettikleri depozito bedelleri 500-1000$ arasindayken ilk kira ve depozitoyu yatirdiktan 1-2 gun sonra eve gecebiliyorsunuz. Nedense kimileri gelir gelmez kendi evimize gecelim diye bir takintiya sahip olup sonra ilk gecelerini yerde yatarak geciriyorlar. Arkadaslar gelin, bir airbnb ya da otelde 1-2 hafta kalin, evinizi kiralayin, esyalarinizi alin ve yerlesin. ABD'de ev cok, eninde sonunda bir yer bulacaksiniz.
Duzgun gelir getiren ve kalici bir is bulmak son derece zor. Bunun icin once koklu bir sirkette en alt pozisyindan saatlik 15$ ucretle ise baslayip sonra sabirla 3-5 sene calismaniz gerekiyor. Yoksa sizi direkt yonetici yapmiyorlar, en altin tozunu ve pisligini yasatiyorlar. En cok aranan meslekler; klima, cati tamirleri, elektrik ustalari ve tesisatcilar. Eger bu konuda bir yatkinliginiz varsa franchise sirketlerden birine CV gonderirseniz, siz lisans alincaya kadar yardimci olurlar, zira son gocmenlik olaylarindan dolayi dogru duzgun isci bulamiyorlar. Odedikleri ucretler de saatlik 30-40$ arasinda degisiyor.
Bu sene benimle irtibata gecen arkadasimin arkadasi icin saatlik 35$ + masraflar olarak (toplam odedigi para 3.000$ civarinda) is danismanligi yaptim, E-2 icin sirketini hazir hale getirdim. Su ana kadar gayet basarili gidiyor, onumuzdeki sene gelip statu degisikligi yapacak. ABD'de yasamak isteyen ama kuracagi ise fazla para yatirmadan ayda 2000-3000$ gelir getiren bir is isteyen arkadaslar ozelden iletisime gecebilirler. Simdiden soyleyeyim, bu kisiye ozel ve yalnizca benim istedigime verecegim turden dost isi bir hizmettir, amacim size 10-15k danismanlik ucreti verdirtmemektir. Haliyle benim musaitlik durumuma baglidir. Yoksa tanidigim durust is danismanlarina yonlendirebilirim.
Gecinmek ve hayata tutunmak her yerde oldugu gibi burada da zor; ama tutunma iradesi oldugu surece her turlu idare ediliyor. Evet ilk sene ikinci seneye gore daha zor. Ben duzenimi ancak 3. yilimda tutturabildim. Artik duzenli isim, maasim, bos zamanim var. Buna ragmen tabii ki gevsemiyor, derhal E-2 uzatmasi icin gerekli telasi yasamaya basliyoruz. Onumuzdeki Subat sonuna kadar yine alttan alta bir telas saracak bizi.
Florida'ya yerlesmeyi dusunenler icin, ben daha once bazi major eyaletlere is sebebi ile gitmistim. Acikcasi iclerinde favorim havasi, dogasi ve gerceklesen sacma sapan olaylardan (aliskanlik olmus) dolayi Florida'dir. Florida ABD'nin Adana'sidir diyebilirim. Boca Raton ise iyice Turk mahallesine donustu, sabah oglumu okul servisine gotururken konusulan iki dil var, Rusca ve Turkce. Gunden gune sayi olarak buyuyoruz, artik yakinda maddi olarak da iyice buyuyecegiz, zira benimle beraber gelip cok iyi isletmeler kuran arkadaslarimiz var, zamanla vatandaslik alacagiz, cocuklarimiz polis, idareci vs olacak, dernekler kuracagiz ve adaylar gelip bizlerle gorusmek zoruna kalacak. Simdilik Florida'daki Turk varligi, orgutsuz durumda, o sebeple bir baski grubu olusturmaktan cok uzagiz, ancak yakinda Turkce ehliyet sinavi, Turkce dilekce verme gibi imtiyazlar talep edebiliriz.
Son olarak eklemek istedigim husus, 2 kez ICE kontrolune yakalanan birisi olarak diyebilirim ki su an gocmen olmamam avantajima, ice gorevlilerine vatandas da gocmen de degilim yalnizca yasal bir yabanciyim (legal alien) dedigimde benden evrak istiyorlar, ben de USCIS tarafindan bana gonderilen statu belgesinin fotograafini gosteriyorum, vizen var mi diye sorduklarinda var tabii ki zaten vizem olmasa bunu nasil alayim diyorum ve birakiyorlar. Sahsi kanaatim, diliyorlar ki beni istedikleri an kapi disari edebilirler, vatandaslik hakkim vs yok. Gocmen arkadaslari ise vatandas olabilecekleri icin vatandas olmadan once darliyor da darliyorlar. Florida'daki tum polis departmanlari ve serif ofisleri artik ICE operasyonlari katilmakta ve bir yabancinin suca karismasi durumunda aninda ICE gorevlilerine haber veriyorlar. Bu sebeple iltica basvurusu yapanlar, agir trafik ihlali yapan gocmen olmayan vize sahipleri biraz daha tedirgin durumda oluyorlar. Buna ragmen bizim gibi kurallara uyan ve vergisini odeyen kiymetli yabancilar icin ingilizce konusabileceginiz surece sikinti yok.
Kiymetli arkadaslar, cok sukur ki sag salim, tutuklanmadan 2 senemizi tamamladik. Bu surede cok iiymetli insanlarla tanistim, hata yaptim, duzeltildi vs. Su an cok daha eglenceli bir hayatim var. Turkiye'de arkada biraktiklarimla 0'dan baslayip kurdugum bu hayatta cok zorlansam da iyi ki yapmisim diyorum. Tekrar ediyorum, anamdan babamdan uzak, her seyin maddi karsiliginin oldugu bir ulkede bu kadar uzun sure direnebilecek cesaret ve gucunuz yoksa maceraya girmeyin. 2 sene icinde pes edip ulkemize geri donen 3 aile ile tanistim, hem is planlari, hem beklentileri hem de burada yasamak istedikleri hayat son derece hatali ve tutarsizdi. Iyi yapilmamis ve garip gurup insanlarin cektigi tamamen safsata olan youtube videolarindan etkilenerek hayaali bir yasamin pesinde kosmuslardi. Ne yazik ki emeksiz yemek olmuyor.
Buraya kadar yazdigim her icin, ABD'ye yerlesmeye karar verdikten sonra bana yazabilirsiniz. Musait oldugumda muhakkak donerim. Basinizi agrittiysam affola, esenlikler dilerim.
-
Memphis te yaşayan varmı. Nasil bir yer. İş ve yaşam olanaklari nasıl. Bu yakinlarda oraya geleceğim.
-
@WithNaz Merhaba, bu tur durumlarda chatgpt'ten yardim alabilirsiniz. Sizin mesajinizi Chatgpt'ye yazdigimda asagidaki gibi bir cevap verdi. Bir de gorusme esnasinda neler denilebilir onu sormustum. O cevabi da en altta ekledim. Siz biraz daha detay belirtip daha ozellestirilmis bir bilgi alabilirsiniz. Ornegin hangi eyalet/sehir bilgisi oldugu eklenirse belki o kisimla ilgili yasal bilgileri dahil edebilir.
Ornegin 3 yildir oturdugunuzu ve ilk 2 yil hic gurultu ile ilgili sikayet almadiginizi belirtmissiniz, bunu ustune basa basa soylemenizde fayda olabilir. Bir de eger baska bir daireye gecme durumu soz konusu olursa tasinma masraflari, depozito, ve yeni dairenin kira sartlari konusunu mutlaka konusun. Belki de siz 3 yildir oturdugunuz icin, diger komsunun tasinmasi daha dogru olur. Bunu da nasil konusulmasi gerektigini yine chatgpt ile sorulabilir.
Pek caninizi sikmayin. Evlerin bu sekilde ahsap olmasindan dolayi ses problemi cok yasandigini tahmin ediyorum. Leasing ofisi, bu tur bir durumla ilk defa karsilasmiyordur. Bu arada komsunuzun kira yenileme donemi geldi ise sirf pazarlik amaciyla ust katimizdakiler cok gurultulu vs diye sizlanip kira artisini engellemek icin bahane yaratmak istiyor bile olabilirler.
Merhaba, yaşadığınız durum gerçekten oldukça stresli ve zorlayıcı olabilir. Hem kendi huzurunuz hem de kiracılık ilişkisini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek adına, haklarınızı savunmak önemli. Bu tarz sorunlarla karşılaşan birinin nasıl bir yol izleyebileceğini aşağıda özetlemeye çalıştım.
Hakkınızı Savunmak İçin Belgeler:
İlk olarak, alt komşunuzun mangal yaptığına dair kaydınız oldukça önemli. Bu, sizin haklı olduğunuz bir durumu ispat etmek için kullanabileceğiniz güçlü bir delil olabilir.
Ayrıca, komşuların çocuklarının sabaha kadar ağlaması ve gürültülü aktiviteler hakkında da elinizde bir kayıt ya da tanık olabilir. Gerekirse, ses kaydı almak veya videolar çekmek de faydalı olabilir.
Kiracı Olarak Sizin Sorumluluğunuz:Kontratta yer alan kurallara dikkat edin. Eğer sessizliğe dair belirli kurallar varsa, bunları ihlal etmiyor olduğunuzu kanıtlamak, savunmanızı güçlendirecektir. Örneğin, çamaşır bulaşık makinesinin saatine özen göstermeniz, olabildiğince gürültüsüz olmaya çalışmanız, komşularınızın rahatını bozmadığınızı kanıtlar.
Leasing Ofisiyle Görüşme:Görüşmeye giderken, sakin ve olabildiğince yapıcı bir dil kullanmaya özen gösterin. Hakkınızı savunmanız gerektiği kadar, komşularla olan ilişkinizi daha fazla gerilmemek adına da ortak bir çözüm bulmaya çalışın.
Leasing ofisine, rahatsızlıklarınızın karşılıklı olduğunu belirtebilir ve her iki tarafın da uyması gereken kuralların olduğu bir çözüm önerisi sunabilirsiniz.
Komşuluk ilişkilerini koruma adına, mümkünse komşularınızla bir araya gelerek konuşmak da çözüm olabilir. Hangi seslerin rahatsızlık yaratabileceğini karşılıklı olarak netleştirip, anlaşmaya varabilirsiniz.
Yasal Haklar:Eğer bu konuda herhangi bir haksız muamele veya ayrımcılığa uğradığınızı hissediyorsanız, bir avukattan profesyonel destek almanız faydalı olabilir. Bazı devletlerde kiracının korunması adına yasalar oldukça güçlüdür. Leasing ofisin size sözleşme feshi gibi bir tehditte bulunması da, sizin yasal haklarınızı göz ardı eden bir davranış olabilir. Bu durumda, yerel kiracı haklarıyla ilgili araştırma yapmak veya avukatla görüşmek önemli olabilir.
Sosyal Medya veya Forumlar:Amerika'da benzer durumlarla karşılaşan kişilerin yaşadığı deneyimlerini ve çözüm önerilerini içeren forumlar ve sosyal medya grupları da size fikir verebilir.
Unutmayın, bu süreçte soğukkanlı ve sakin kalmanız, çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemeniz her iki tarafla da daha sağlıklı bir iletişim kurmanıza yardımcı olacaktır. Umarım bu konuda bir çözüm bulabilir ve rahatsız edici durumdan kurtulabilirsiniz. Başarılar dilerim!leasing ofisiyle görüşmede söylemek isteyebileceğiniz maddeleri aşağıda, sanki konuşuyormuş gibi madde madde İngilizce olarak yazdım:
Introduction & Acknowledging the Situation
"Hello, I want to start by saying that we are very sorry for any inconvenience caused. We have always tried our best to be respectful and considerate to our neighbors and we never intended to disturb anyone."Clarifying Our Efforts to Be Quiet
"We have been doing our best to maintain quiet hours. For example, we do not use the dishwasher or washing machine after a certain hour and we are always cautious when walking around because of the noise from the hardwood floors."Mentioning the Noise from the Neighbor Below
"However, we would like to point out that we have also been affected by noise from the apartment below. For instance, their children cry loudly late into the night, which can be quite disturbing. We've never made a complaint about this, but it has been a continuous issue."Evidence of the Situation
"We also have evidence of some issues from the neighbor below, such as them using a grill on the balcony, which is against the building's rules. I recorded a video of the smoke coming into our apartment because it was disturbing, and we want to make sure we follow all the rules as well."Expressing Willingness to Find a Solution
"We understand the importance of being considerate in a shared living space, and we are open to finding a solution that works for everyone. We would like to make sure that the rules are applied fairly and that both sides can coexist peacefully."Seeking Assistance or a Fair Resolution
"We would appreciate your help in resolving this issue, and we hope that we can all follow the building’s guidelines to avoid any further disturbances. We are also open to moving to a different apartment if that would be a possible solution."Ending on a Positive Note
"Again, we sincerely apologize for any trouble we may have caused. Our goal is to maintain a peaceful environment for everyone and we hope to find a fair and balanced resolution." -
Başlık denk geldi, paylaşayım.
Bir gün garajda tam arabaya bineceğim kapıyı açtım. Garajımın önünde beyaz 2008-2009 Ford Fusion bir araba durdu, sürücü camını yavaş yavaş indirip çıkardı bir iphone 14/15 beni kayda almaya başladı. Ben de bu esnada bakıyorum tabi. Baktım fotoğraf değil, video kaydediliyor. Ne yapıyorsun anlamında elimi işaret ettim. Kaydı durdurup devam etti. 35-38 yaşlarında kilolu beyaz amerikalı bir kadın. Dedim herhalde bu keşif yaptı, soymaya gelecek. Atladım hemen arabaya peşinden tampon tampon takip ediyorum. Bir ara geçeyim diye yana çekip durdu, arkasına geçip bekledim. Bizim evlerin olduğu tarafta bir tur atıp diğer bloklara doğru geçti. Gate kodu girmek için yanaştı ama açamıyor. Sonra birisi uzaktan gate'i açtı ve araba içeri girdi.
Bu durumda ne yapmak gerekir, yasal haklarım vs ne diye biraz araştırdım. Sonunda bunu site yönetimine bildirmenin en makul yol olduğu kanaatine vardım.
Olayı, zamanı, plakayı ve profili anlatan bir eposta atıp geçtim. Eylemi kamusal alanda yaptığı için olay biraz ortada kalıyor, ben kendi garajımda olduğum için hak ihlali var.
Böyle tuhaf bir olaydı, Yer: Kuzey Dallas Zaman: Tem-Agu 2024. -
@zge Wrapping paper ile iyice sarin ve valizinizde getirin. Bir sorun cikmaz sanirim.
-
ABD'de 2024 yilinda ortalama household (3 kisilik aile) para birikimi $65k civarindayken (emeklilik hesaplari haric), ortalama household borc miktari ise $104k dir. Borclarin en buyuk kalemi mortgage (ev) borclaridir. Daha sonra ise ogrenci ve arac kredi borclari gelir. Yani cogu Amerikali "borc yigidin kamcisidir" felsefesi ile yasamaktadirlar. Veya yasamak zorunda birakilmaktalar!
-
Merhaba bu sorunuza cevap alabildinizmi benimde kizim abd vatandasi herhangi bir para yardımı alabiliyormuyuz turkiyeden
-
@jesus-0 Ingilizceniz varmis, onceliginiz kendinizi gelistirmek olmali. Tir soforlugu konusunda hicbir fikrim yok ama bence okula giderek ilerisi icin kendinize iyi bir yatirim yapabilirsiniz.
Bulundugunuz yerdeki bir community college'den baslayabilirsiniz. Ilginizi ceken bir alan secin ve donemde birkac ders almaya baslayin. Ayni zamanda da calisabilirsiniz.
Ornek olarak yaziyorum: Ben 50+ yasindayim, 4 yillik ve MBA mezunuyum, duzenli bir isim var, ve su anda hala community college'de ders aliyorum, haftada 1 aksam okula gidiyorum ve ayrica online dersler aliyorum. Ihtiyacim oldugu icin degil ama kendimi gelistirmek, insanlarla kaynasmak icin. Beyin gelisimi/korunmasi acisindan da yeni seyler ogrenmek her yasta faydali.
-
@knnrn bu nasil mumkun 6 bin tax odemek bizleri de aydinlatma imkaniniz var mi acaba ? 🙂
-
Dünyada kitap diye bir site var. Özellikle amerika'ya gönderim vurgulanmış. Fiyatlar uygun duruyor, Türkiye'deki fiyatların çılgınlığı ve buradaki ortalama kitap fiyatı düşünülünce.
-
@EzgiLera Kesinlikle sokakta hayvan olmamasi güzel. Mesela sokakta daki hayvan ile evde beslediğimiz hayvanın bile pskolojisi farklı.
Bugün sokakta ki hayvanlar malesef sürekli tetikte ler dışarıdan gelecek saldirilara karşı... Fakat evimizdeki hayvanlar sürekli sevgi ile beslediğimiz için kafalarini rahatlıkla yataga koyup uyuyabiliyorlar.
Her ne kadar kötü olaylarda olsa Türkiye de de aslında hayvanlri seven çok insan var. Benim gördüklerim zaten çogu sokaktan sahiplenmiş. Tabi cins denilen kedileri alanlarda bir o kadar çok. Ama sonuçta kedi kedidir tatlı şeyler.
Bizim gibi sokakta hayvan olan ülkelerde 1 yavruya yuva sahibi olmak bence yapılacak en güzel iyiliklerden.
Evin içinde gezmeleri bile insanı mutlu ediyor. Aslında kedi ler gerçekten mutluluk kaynaklari^ -
Bende tarihe not düşmüş olayım. 5 yıl sonra Abd vatandaşlığı için son hazırlıkları yapıyorum. Hem Abd de hem Tr de evimiz ve aracımız var. 5 kişilik aile olmuşuz, mutlu ve sağlıklı bir şekilde ülkemize tatile gelmişiz yıl 2029. Bu mesajı 5 yaşındaki oğlumla beraber okuyup gülümsüyoruz 😊 Gelecekten bir gün filmi gibi oldu biraz 😊
Amerika'da Evcil Hayvan Adoption/Foster
-
Selamlar! Amerika’ya göç ettikten sonra hepimizin özlem duyduğu şeyler oluyor. Birçoğumuz yemekler, eş dost, işini iyi bilen ustalar gibi ortak şeylere hasret kalsak da, kimimiz farklı şeyleri özleyebiliyor. Mesela, ben e-devlet sistemini özlüyorum (daha doğrusu eksikliğini hissediyorum) ve bir de sokak hayvanlarını. Bugün, bu sokak hayvanlarına olan özlemimden yola çıkarak edindiğim bilgi ve tecrübeleri sizinle paylaşacağım. Tabi ki bir Ezgi klasiği olarak, doğrudan konuya girmek yerine önce size hayat hikayemi anlatacağım
Eğer hayat hikayemle ilgilenmiyorsanız, doğrudan "Fostering/Adoption" başlığını attığım yerden okumaya başlayabilirsiniz.Türkiye’deki son gelişmeler (malum yasa) birçoğumuzu derinden üzüyor çünkü Türk halkı hayvansever bir halk. Ben de severim. Muhtemelen, hayvanları seven herkes hayatında en az bir kez olsun kapısının önüne bir kap mama, bir kap su koymuştur, yemeğini sokaktaki hayvanlarla paylaşmıştır. Hatta "Cats of Istanbul" artık dünyaca bilinen bir olgu haline geldi.
Ben büyürken kısa süreli olarak balık ve kuş dışında evcil hayvanımız olmadı. Balıklarımızı genelde çok yem verdiğim için kaybederdik, kuşlarımızı ise kafesinden çıkardığımız zamanlarda kaçırırdık. Bir süre sonra ailem, evcil hayvan almama kararı verdi, haklı olarak. Yine de ben hayvan sever bir insan olarak yetiştim.
Ben küçükken evimiz binanın en üst katındaydı ve yandaki binanın çatısını görebilecek bir hizadaydık. Annem, yemeklerden kalan ekmekleri, pilavları küçük parçalara ayırıp çöp yerine yandaki çatının üstüne atardı; oradan da kuşlar gelip onları yerdi. Benim odam da o çatıya baktığı için bir yandan İstanbul manzarasını, bir yandan da kuşları izlerdim. Eğer et veya tavuk gibi bir şey yemişsek, kalanları ayrı bir poşete koyup ağzı açık şekilde çöpün yanına bırakırdı. Ne yazık ki kapının önüne bırakmamıza mahalleli kızıyordu.
Gençlik dönemimde bir site içerisinde bir eve taşındık. Sitemiz hayvansever bir siteydi. Sitenin bir köşesine kediler için kartondan sığınabilecekleri yuvalar bile yapmışlardı. Biz de oraya yemeklerimizden kalanları götürürdük. Özellikle etli ve kemikli bir şey kaldığında, sitenin ön tarafında yaşayan köpeklere verirdik. Mahallemiz genel olarak hayvansever bir mahalleydi. Sadece biz değil, herkes onları besler ve iyi bakardı. Bu yüzden hayvanlarımız bizden korkmayan, çağırdığımızda yanımıza gelen, kendilerini sevdiren hayvanlardı. Hatta birçok kez, akşam saatlerinde tek başıma eve yürürken sokak köpeklerimiz yalnız kalmamam için evime kadar eşlik etmişlerdir.
Ailemden ayrılıp okumaya gittiğimde ise sürekli İstanbul’a gidip geldiğim için kendi evime bir evcil hayvan almadım ve sokak hayvanlarını sevmeye, beslemeye devam ettim.
İstanbul’a dönüp, ailemin yaşadığı siteden ayrılarak büyüdüğüm mahalleye taşındığımda, sitemizdeki kadar hayvan sevemez olmuştum. Bir gün siteye gittiğimde, daha önce bahsettiğim karton yuvalarda kalan kedilerden birini besledim. O kedi, yanımdan bir türlü ayrılmadı. Çok uysal, çok oyuncu, kendini sevdiren yavru bir erkek sarmandı. Anne sütünden yeni kesilmiş, tahminen 2.5 aylık bir yavruydu. Eskisi kadar hayvan sevemediğimi göz önüne alarak, yeniden bir evcil hayvan sahibi olma vaktimin geldiğini düşünüp, o gün beni hiç bırakmayan o yavrucağı sahiplendim.
Amerika’ya göç ederken sarman kedimi aileme emanet ederek geldim. Yollarda harap olmasın, daha benim yerim yurdum yok, huzuru kaçmasın istedim. Düzenimi kurduktan sonra Türkiye’ye dönüp onu almayı planlıyordum. Ama maalesef umut ettiğim gibi olmadı. Talihsiz bir kaza mı desem, veteriner hatası mı desem bilmiyorum, narkozdan sonra uyanamadı; yavrucak daha iki yaşını bile göremeden, daha Amerika’yı bile göremeden…
Evet, hayvanları hâlâ seviyordum ama sevemiyordum da. Delivery işleri yaparken müşterilerin hayvanları yanıma geliyor, köpekleri az buçuk seviyor ama kedileri gözlerim dolmadan sevemiyordum. Zamanla, gözlerim dolmadan, biraz uzak durarak, kendimi fazla kaptırmadan onları severek bu duruma alıştım.
Geçen sene yaz başında, ev arkadaşımın yakın bir arkadaşı Türkiye’ye gittiğinde kedisini bize emanet etti. Hem başına bir şey gelecek diye korkuyor, hem de evde bir kedimiz olduğu için mutlu oluyordum. O kediyle iki ay geçirmek bana çok iyi geldi; yaralarımı sardı ve hayvan sevme alışkanlığımı hatırlatarak özlemimi artırdı. O zamanlar bir apartmanda yaşıyordum. Birçok komşumun kedisi, köpeği vardı. Kedileri pek evden çıkmasa da köpeklerini sürekli yürüyüşe çıkarıyorlardı ve ben bahçede, asansörde onlara rastladıkça sahiplerinden izin alarak seviyordum.
Amerika’da malum, sokaklarda kedi köpek olmuyor. Elalemin hayvanını da gidip sevemiyorsunuz. Sincap, geyik, tavşan gibi hayvanlar çok güzel ama ne kedi köpek gibi kendilerini sevdiriyorlar ne de doğru dürüst besleyebiliyorsunuz.
Ocak 2024’te ailem Amerika’ya, yanıma geldi. Ben de apartmenttan bir housea taşınmıştım. Annemin de dikkatini çeken şey sokakta hayvan olmamasıydı. Sokakta, bahçede sincap, tavşan, rakun gördüğünde çok mutlu oluyor, kedi köpek gibi onları gel gel yapıp, yanına çağırıp sevmeye çalışıyordu. Tabi gelmiyorlar, kaçıyorlar
Birkaç kez yakınımıza kadar geldiler, sincap besledik ama yine de kendilerini sevdirmediler. Sokakta geyik gördüğünde ise annem adeta büyülenmiş gibi hayran hayran bakıyordu.Asıl sorun, yemeklerimiz, ekmeklerimiz kaldığında başladı. Annem sürekli, “Sincap bunu yer mi? Şuraya bıraksam tavşan yer mi?” diye sorup duruyordu. Anne yok olmaz desem de birkaç kez bırakmaya çalıştı ama zar zor aksine ikna ettim. Ekmeklerde ise şansım yaver gitmedi. Ekmekleri deckimize parça parça koyup kuşları besledi. “Anne, yapma. Burası İstanbul değil, binada yaşamıyoruz. Bak, her yeri böcek basacak” desem de annemi durduramadım. Arkamı döndüğüm an pilavları, ekmekleri kuşlar için decke bırakıyordu. Neyse ki kuşlar gelip yediler, kış olduğu için de böcekler evimizi basmadı.
Ailem Türkiye’ye dönüp yaz geldikten sonra, ev arkadaşımın arkadaşı belki kediyi yine bize emanet eder diye bekliyordum ama bu sene bırakmadılar. Hayvan özlemim iyice artmıştı. Yeniden bir hayvan sahiplenmeye hazır olup olmadığımı bilmiyordum ama geçici de olsa sevmek, ilgilenmek istiyordum. Ve böylece araştırmaya başladım.
Fostering/Adoption
Araştırmalarım sonucunda, bir hayvanı sahiplenmeden ona geçici yuva olabileceğimi öğrendim. Hem de bu kadarla sınırlı değil; hayvan barınaklarına gidip istediğim zaman hayvanları sevebileceğimi de öğrendim. Cleveland'ın en meşhur barınağını bulup sitelerini inceledim. Sitelerinde hayvanlara geçici yuva (foster) olabileceğim yazıyordu. Foster kelimesini biz normalde Türkçe'ye "üvey" olarak çeviriyoruz ama onlar bu terimi geçici yuva anlamında da kullanıyorlar. Sadece hayvanlar için değil, çocuklar için de bu şekilde kullanılıyor. O yüzden ben de doğrudan "foster" diye kullanacağım.
Siteyi incelediğimde güven veren bir yer izlenimi edindim. Ancak çok detaylı bilgi yoktu ve açıkçası hayvanları görüp sevmeyi de çok istiyordum. Mail atarak onlarla iletişime geçtim. Foster için detayları öğrenmek ve hayvanları sevmek için randevuya ihtiyacım olup olmadığını sordum. Ayrıca, adoption (sahiplenme) kısmında ücret yazıyordu. Bana biraz tuhaf gelmişti; pet shop gibi ücret yazmaları garipti. Bu nedenle, orayı ve hayvanları kendi gözlerimle görüp incelemeyi tercih ettim.
Kısa bir süre içinde geri dönüş yaptılar. Foster olmak için sitedeki formu doldurmam gerektiğini, ancak bu şekilde hayvanları foster olarak alabileceğimi söylediler. Ayrıca, kendilerinin açık olduğu saatlerde istediğim zaman ziyaret edebileceğimi belirttiler.
Tabi ki vakit kaybetmeden, hemen ertesi gün, cumartesi günü, ev arkadaşımla beraber oraya gittik. Evimize yaklaşık 35-40 dakika mesafedeydi. Cleveland'ın zıt taraflarındaymışız. Kapıdan girdiğimizde bizi çok güler yüzlü bir hanımefendi karşıladı. “Adoption için mi geldiniz?” diye sordu. “Hayır, foster düşünüyorum” dedim. Elimize bir broşür verdi, önceki gün mail attığım mail adresi yazıyordu. “Buraya mail atarak foster konusunda bilgi alabilirsiniz” dedi. Tam bu sırada, elindeki kafeste bir kediyle beraber bir kadın içeri girdi. “Bu kediyi mahallemde buldum, sahibini aradım ama bulamadım; tasması, çipi falan da yok, ne yapacağımı bilemedim, size getirdim” dedi. O sırada bizi fark etti. “Aa, adoption için mi geldiniz? İsterseniz size bu kediyi vereyim, çok uysal ama benim üç kedim daha olduğu için alamıyorum ben” dedi. Bu cümleyi kurar kurmaz, az önce bizi karşılayan güler yüzlü hanımefendinin yüzü ciddileşti ve “O işler öyle olmuyor maalesef” dedi. Öncesinde kediyi muayene etmeleri ve kısırlaştırmaları gerekiyormuş.
Resepsiyondaki görevli, kedi bulup getiren kadını gerekli yerlere yönlendirdikten sonra bize geri döndü, yüzündeki gülümseme geri gelmişti. “Adoption istiyorsanız size hemen yardımcı olabiliriz, bu hafta sonu özel indirimimiz var; yavru kediler 50 dolar, bir yaşından büyük kediler 20 dolar. Eğer adoption düşünüyorsanız bu fırsatı kaçırmayın bence” dedi. Kadının durduğu resepsiyonun arka tarafı, ofislerde olduğu gibi kübiklerle doluydu ve o an fark ettim ki gerçekten kübiklerde birçok kişi işlem yaptırıyordu. Sitede gördüğüm adoption fiyatları, yavru kediler 125 dolar, bir yaşından büyük kediler 50 dolardı. Ayrıca yavru köpekler 250 dolar, büyük köpekler 125 dolar olarak fiyatlanmıştı. Biz köpekleri sormadık ama tahminimce o hafta sonu onlar için de indirim vardı.
Hayvanları görmek ve sevmek istediğimi söyledim. Foster için hayvan seçebildiğimizi sanıyordum. Ancak foster için hayvan seçimi tam olarak olmuyormuş. Evet, tercihlerinizi başvuru formunda belirtiyorsunuz; yavru olsun, sütten kesilmiş olsun, sağlıklı olsun gibi seçenekler var ama doğrudan, ben bu hayvanı beğendim, bunu bana verin de evde bakayım diye seçemiyorsunuz. Bir süre barınakta kalan hayvanlar için hava değişimi olsun diye, bazen de barınak çok dolu olmasın diye, hayvanları arada bir foster ailelere vererek onlara değişiklik sağlıyorlarmış. Ayrıca, hiç ev ortamı görmeyen hayvanların da ev ortamına adapte olmasını sağlıyorlarmış. Eve aldığınız hayvana, eğer yoksa, tuvalet eğitimi vermenizi de istiyorlar ama bu, kedilerden çok köpekler için istenen bir şey muhtemelen.
Barınak oldukça büyük bir yerdi. Tesisin üç farklı köşesindeki sevebileceğimiz kedilerin olduğu yerleri bize tarif ettiler. Önce yavru kedilerin olduğu köşeye giderek başladık ve kapıyı açıp içeri girdik. Büyük bir odada, ortası oldukça geniş, boş bir alanın merkezinde dezenfektan olacak şekilde, U şeklinde ama boşluklu dizilmiş büyük kafesler içinde yavru kediler vardı. Her kafesin ön kısmında, içerisindeki kedinin adı, cinsiyeti, yaşı, doğum günü, cinsi, hastalık ve ameliyat geçmişi gibi bilgilerinin yazılı olduğu beyaz kağıtlar bulunuyordu. Odaya girdiğimizde görevli, dezenfektanı işaret ederek “Her bir kediye dokunmadan önce mutlaka dezenfektan kullanın!” diye bizi uyardı. Odanın ve kafeslerin büyüklüğü, sıkış tepiş olmayan yerleşim düzeni, odanın ve kafeslerin temizliği ve kedilerin uysal duruşları, barınağın güven verici taraflarıydı.
İlk kediyi sevmek için bir kafese yanaştığımızda görevli bizi uyardı: “O kedi sahiplenildi, birkaç gün içinde almaya gelecekler.” Peki sevebiliyor muyuz, dedim. Sevebilirsiniz dedi. Kafes kapağını açıp elinizi içeriye sokarak sevebiliyorsunuz. Ancak biz, kedi sahiplenildiği için azıcık azıcık sevdik, hatta kafesi bile yarım açtık; aman kaçmasın, bir şey olmasın diye. Elimize dezenfektan sıkıp başka bir yavru kediye geçtik. Oyuncu, tatlı bir kara kedi. Severken epey yaklaştı. Kucağıma doğru geliyordu. Ben de kediyi kucağıma aldım. Görevli, “Kucağa almak yok!” diye uyardı. Her ne kadar kucağıma alamamak beni şaşırtmasa da yine de üzülmedim diyemem. Ama görevlinin ilgili hâli ve uygulanan kurallar hoşuma gitti.
Kedilerin bazıları uyuyordu, onları genelde rahatsız etmedik. Bazıları tek başına bir kafeste kalırken, bazıları iki kediyle birlikteydi. Muhtemelen kardeşlerdi. Bazı kafesler ise boştu.
Teker teker kafeslerdeki kedileri sevip elimi dezenfektanla temizlerken, bir kediyi fark ettim. Muhtemelen aralarındaki en büyüğüydü. Kartında 1 yaşında olduğu yazıyordu. Kafesinin en uzak köşesine kaçmış, kendini korumaya almış gibi duruyordu. Onu gördüğümde endişelendim. Türkiye’de barınakların genel olarak kötü durumda olduğunu biliyoruz. Amerika’da ilk kez bir barınağa gitmiştim ve bazı çekincelerim vardı. Kafesi yavaşça açtım, kediyi ürkütmemek için. Elimi kafese doğru uzattığımda, kedinin ürkek bir hareket yaptığını gördüm. Sanki dayak yemiş gibi bir korkuyla geri çekildi. Yine de elimi yavaşça ona doğru götürüp nazikçe sevmeye başladım. Onu sevdikçe gevşer, belki de yanaşır diye düşündüm ama hiç gevşemedi. Mırlamaya başladı, bu da benden korkmadığını gösteriyordu, ancak yerinden kımıldamadı. İçimden, umarım barınakta bu hale gelmemiştir, diye geçirdim. O sırada görevli, kediyi sevdiğimizi görünce, "Ayy, o kedi çok uysal, geldiği ilk günden beri böyle ürkek, hiç sesi çıkmaz" dedi. Belki de barınakta değil ama hayatının bir yerinde kötü muamele görmüş gibiydi, yavrucak. Onun için üzüldüm

Yavru kedilerin olduğu bölümden çıkıp, kedilerin serbest oynayabildiği bir alana geçtik. Kapalı bir alandı ama içinde kedi parkları yapmışlardı ve kediler kafeslerinde durmuyor, odada özgürce gezebiliyorlardı. Siz de oraya gidip kedileri sevebiliyordunuz. Yavru kediler ve büyük kediler için iki ayrı park odası vardı. Biz önce büyük kedilerin olduğu odaya gittik. Sağda solda, tırmanma oyuncaklarının tepesinde, altında, her yerde kediler vardı. Adeta "resimdeki 7 kediyi bulun" oyunları gibi odadaki saklanmış kedileri bulduk. Bazıları uyuyor, miskinlik yapıyordu; bazıları ise oynuyordu. Orada, tırmanma oyuncağının en tepesinde muhtemelen yeni doğum yapmış bir kedi hemen gözüme ilişti. Tam bir oyuncu, çok sevecen, kendini sevdiren bir kediydi. Gel diyorum, geliyor; seviyorum, hemen mırlıyor. Diğer kedileri sevmeye giderken de peşimizden geldi, hiç bırakmadı. Bana oğlumu anımsatıyordu… Kedinin adı Mango’ydu. Oraya foster kedi bakmaya gitmiş olsam da Mango’yu alıp eve getiresim geldi. Belki yarım saat, belki bir saat sevdim onu. Orada ne kadar vakit geçirdiğimi gerçekten bilmiyorum. Hem onu severken mutlu oldum, hem de hüzünlendim. Odaya bizden başka girip çıkan insanlar vardı, tabi kimse bizim kadar uzun kalmadı. Ben gözlerim dolu dolu, arada akan gözyaşlarımı siliyordum... Belki de beni rahatsız etmemek için hızla girip çıkmış olabilirler, bilemiyorum. Her kedinin geçmişini, yaşını, özelliklerini gösteren o beyaz kâğıtlardan Mango’nunkini bulmaya çalıştım ama onun kâğıdı yoktu. Zaten barınağın sitesinde de Mango’nun bilgilerini bulamadım. Hatta o günden beri bakıyorum ama yok. Muhtemelen yeni doğum yaptığı için sahiplendirmiyorlar diye düşündüm ve açıkçası sormaya da korktum. Çünkü evet sahiplendiriyoruz derlerse hemen alıp gitmek isteyecektim ama henüz yeni bir kediye hazır olmadığımı da biliyorum.
O odadan çıktıktan sonra barınak turumuzu biraz daha hızlandırdık. Mango’yu sevmek biraz ağır geldi bana. 1 yaşından büyük, kafesli kedilerin bulunduğu alana gittik. Yavru kedilerden çok daha büyük bir alandı ama bir o kadar da kalabalıktı. Hatta yavru kedilerin odasında olduğu gibi ortada boş ve geniş bir alan yoktu. Daha fazla kafes koymuşlardı ortaya. Aynı bir kütüphane gibi koridor koridor ayırmışlar, kafesleri karşılıklı sıralar halinde yerleştirmişlerdi. Yine de boğucu ya da sıkışık bir yer değildi. Mango’dan sonra tüm kafesleri tek tek açıp sevmedim, yavru kedilerde olduğu gibi. Aralarından daha arkadaş canlısı görünen, daha heyecanlı, daha hareketli birkaç kedi seçerek onları sevdim. Özellikle yatıp dinlenenleri hiç rahatsız etmedim. Aralarından bir tanesi inanılmaz heyecanlıydı. Daha kafesin kapağını açarken atlayacak gibi hareketleniyordu. Onu kaçırmadan kafesin kapağını açmak konusunda epey zorlandık. Açıp sevdikten sonra da kapatırken epey zor oldu. Ama biraz can sıkıcı bir olay yaşadık kafesi kapatmadan hemen önce. Arkadaşıma kedinin yaşını sordum ve o da kedinin yaşına bakmak için o beyaz kağıda elini uzattı. Arkadaşım beyaz kağıda uzandığı an kedi bir anda hırçınlaştı, hatta hafifçe tırmaladı ve diş gösterdi. Anında kafesin kapağını kapattım. Kafesin kapağını kapatırken bile patileriyle uzanıp beni tırmalamaya çalışarak uzaklaştırmak istiyordu. Önce, acaba burada kötü mü davranıyorlar diye düşündüm ama sonra veteriner korkusu olduğunu anladım. Bazı kediler kafese konup veterinere gittiklerinde çok hırçınlaşıyorlar, biliyoruz. Hatta bu durumdaki kedilerin birçoğunu kafese sokmak bile çok zor oluyor çünkü o kafesten sonra veterinere gideceklerini, başlarına kötü bir şey geleceğini biliyorlar. Barınakta zaten kafeste yaşayan kediler için ise o beyaz kağıt bu anlama geliyordu. Çünkü barınaklara alındıklarında aşıları yapılıyor ve kısırlaştırılıyorlar. Beyaz kağıt = Canımı acıtacak bir olay olacak.
Büyük kedilerin arasında gezerken dişi, çok sevecen bir kedi daha gördük. Onun kafesini açıp seveyim derken dokunmamla arkasını dönüp popişini kaldırması bir oldu. Kediyi zar zor kafes kapağından uzaklaştırıp kapağını kapattık. Kızgınlık dönemindeymiş. Bazı kedilerin kafeslerinin önünde uyarı yazıları vardı, "Lütfen sessizce kapağı açın, sesten korkuyorum", "Bu kafese oyuncak koyulmayacak", "Sadece kedi kumu" gibi bazen çalışanları, bazen ziyaretçileri ilgilendiren uyarılar. Açıkçası kızgınlık döneminde olan bir kedi için de bir uyarı yazısı olur diye bekliyordum ama herhangi bir uyarı yoktu. Kafes kapağını kapatmamıza rağmen popişini kafesin parmaklıklarının arasından çıkarmaya çalışıyordu hala. Gerçekten çok komikti. Biraz moralimi bile düzeltti.

Son olarak egzotik hayvanların da olduğu küçük bir odaya gittik. Gezdiğimiz odalar arasında en küçüğüydü. Diğer odalardan farklı olarak onların kafeslerini ya da içinde bulundukları kutuların ağzını açamıyorsunuz, yasak. Uzaktan sevmelisiniz. Çok büyük bir kaplumbağa vardı, yaşı bilinmiyor yazıyordu. Birkaç tane kertenkele türü hayvan vardı. Birkaç tavşan ve guinea pig gördük. Ayrıca bir yılan da vardı ama o anda başka bir yerdeymiş, kafesinde değildi. Birkaç kuş da vardı. Kedi ve köpek dışında bu tarz hayvanlar da bulunuyor barınaklarda, ancak bunları foster olarak vermiyorlar, yalnızca adoption.
Her ne kadar köpek için adoption ya da foster düşünmesek de, gelmişken köpekleri de görmek istedik. Köpeklerin kafeslerinin bulunduğu oda, kedilerin odasından daha büyüktü. Üst üste kafesler yoktu (kedilerde kafesler 2li olarak üst üste duruyordu). Kedilerin kafeslerinin dört katı kadar büyük bir alana sahiplerdi. Köpeklerin genelinin pitbull kırması cinslerden oluştuğunu gördük. En hızlı sahiplenilen cinslerin genelde küçük cins köpekler olduğunu, bu yüzden orta boy cinslerden birkaç köpek olduğunu öğrendik; diğerleri ise genelde büyük köpeklerdi. Alaskan kırması bir köpek gerçekten çok yakışıklıydı. Köpeklerin odası, kedilere göre oldukça pis görünüyordu. Çünkü kediler gibi tuvaletlerini kuma ya da bir kaba yapmak yerine kafesin içine herhangi bir yere yapıyorlardı. Kafeslerin içini ne sıklıkla temizlediklerini bilmiyorum ama bazı kafeslerde köpek dışkılarını gördük. Kokuyordu da. Bu yüzden çok oyalanmadan köpeklerin yanından ayrıldık. Geneli sakin bir şekilde kafeslerinde dolaşıyor ya da yatıp dinleniyorlardı. Bu kadar sakin olmalarına şaşırdım çünkü daha çok hareket ve havlama sesi bekliyordum köpeklerin odasında. Bir tanesi ise çok hareketliydi ve zıp zıp oynuyordu. Merak ettiğim için beyaz kağıdından yaşını ve cinsini kontrol etmek istedim ama beyaz kağıda dokunduğum anda havlamaya başladı. Hemen kağıdı bırakıp bir adım uzaklaştım. Normalde böyle bir durumda diğer köpeklerin de gaza gelip havlamaları gerekirdi ama diğerleri umursamadı. Köpeklerin kafesleri açılıp seviliyor muydu bilmiyorum; biz oradayken sadece bir aile geldi ve onlar da bizim gibi uzaktan baktılar köpeklere.
Barınak içinde isterseniz bir çalışanla beraber gezebilir, isterseniz tek başınıza gezebilirsiniz; biz ikinci seçeneği tercih ettik. Çalışanların vaktini almak istemedik.
Adoption ve foster arasında üç büyük fark var. İlki, tahmin edebileceğiniz üzere, foster için hayvanı geri getirmeniz gerekiyor; adoptionda ise hayvanı sahipleniyorsunuz, sizin oluyor. Fosterda ne kadar sürede geri getirmeniz gerektiğini bilmiyorum, bu konuyu sormayı unuttum. Acaba belli bir süresi mi var, yoksa sahiplenilene kadar mı? Tahminimce belirli bir süresi var ama bu süre içinde sahiplenilmek isterse geri götürmeniz gerekiyor. Bu konuyu tekrar gittiğimde soracağım.
İkincisi, daha önce bahsettiğim gibi, foster için hayvanı siz seçemiyorsunuz; sadece özellik olarak seçebiliyorsunuz. Özelliklerden kastım, hayvanın türü: kedi mi, köpek mi? Hayvanın yaşı, yavru mu, yetişkin mi? Yavru ise ne kadar yavru? Süt emen bir yavruyu 2-3 saat aralıklarla besleyebilir misiniz? Yetişkin ise 10 yaşından büyük yetişkinler de sizin için uygun mu? Engelli veya hastalıklı bir hayvanı foster alıp, gerektiğinde veterinere getirip götürebilir misiniz? Bu tarz seçenekler var ancak direkt olarak şu kediyi ya da şu köpeği istiyorum diye seçemiyorsunuz. Gerçi biz çalışanla konuştuğumuzda, 6 aydan küçük hayvanları zaten foster için vermediklerini söyledi. Tahminimce soruların bazıları teorik; çok yoğun bir dönem veya istisna bir durum olursa yedek planları olsun diye. Adoptionda ise adoptiona uygun olan herhangi bir hayvanı direkt şunu istiyorum diye seçebilirsiniz.
Üçüncüsü ise masraflar ve sorumluluk konusu. Adoption yaptığınızda, hayvanın tüm masrafları, yemesi, içmesi, aksesuarları, veteriner masrafları gibi her şey adoptionu yapan kişiye ait. Üstelik hayvanın adoptionu için de barınağa bir ücret ödüyorsunuz, bu ücretsiz değil. Size hayvanın kafesini bile vermiyorlar; hayvanın kafesi yoksa oradan çıkarıp evinize götürmenize izin vermiyorlar, önce bir kafes almanız lazım. Foster ise tamamen ücretsiz. Ücretsiz olmasının yanı sıra, mama, kum, oyuncak, kafes gibi her şey barınak tarafından sağlanıyor. Ayrıca, zamanı geldiğinde aşıları varsa barınağa götürüp oradaki veterinerde ücretsiz olarak yaptırıyorsunuz; tedavi olması gereken bir durum varsa yine aynı şekilde barınak veterinerine götürüp ücretsiz tedavi ettiriyorsunuz. Sizden hayvanın fotoğraflarını çekmenizi istiyorlar ama düzenli olarak mı, belirli günler ve saatlerde mi, yoksa "hadi bir fotoğraf çek gönder" şeklinde aniden mi, bilmiyorum. Foster aldığınız hayvana iyi bakmanızı, gerekirse ev eğitimi vermenizi, özellikle tuvalet eğitimi, çocuklarla anlaşması, insanlara yanaşması ve komutları öğrenme konusunda eğitim vermenizi bekliyorlar.
Evimize daha yakın bir barınak daha keşfettim ve yakında oraya gitmeyi düşünüyorum. Önceki barınak ziyaretimde sormayı unuttuğum konuları onlara soracağım ve yeni hayvanları seveceğim. Benim aklıma gelmeyen ama sizin merak ettiğiniz bir şey olursa, ben gitmeden yazarsanız, onları da sorup öğrenirim. Hatta izin verirlerse bir video da çekmeyi düşünüyorum.
-
Merhaba yazınız için teşekkürler hayvanlari sevenleri görmek mutlu ediyor insani

Hayvanlari bende seviyorum kedi kuş karınca böcek fark etmez... Ben hiçbir zaman bir canlıyı öldürmedim evin içerisine giren böcekler de dahil... O canı ben vermedim ki ben alayim?
Hayvan sevmek belirli bir hayvanlari sevmek değildir... Yada cinsleri... Bu yüzden sokaktan kedi sahiplendim... "oğlum".... dediniz duygulandim.... 8 yıl önce kuşum öldü oglum mike aklıma geldi.. Ben gelene kadar ölmemiş bana o bakışı hala gözlerimin önünde o çaresizligim hala beni üzüyor..
Şuan kızım var... Her sabah aşağı kata inip bakıyorum evdemi diye.... Bazen evin içerisinde kayboluyor heryeri bakıyorum bulamayinca korkuyorum.. Dışarı çıkip eve geldiğimde kapıda ilk onun miyav sesi geliyor geldiğimi biliyor... O benim çocugum her ne kadar kedide olsa...Umarim sizde mutlu oldugunuz sizi gülümseten bir yavru bulursunuz..
-
Selamlar Ezgi hanım çok güzel bir konu açmışsınız. 2 tane muhabbet kuşum var fakat bu hayvancıkları oralara götürmem işkence gibi olur diye düşünüyorum. Orada kedi veya köpek sahiplenmek isterim düzenimi tutturunca. Tabi foster bana çok daha mantıklı geldi çünkü direkt adopt etmek daha zor olabilir. Foster yaparak hem hayvanı tanırsın hem daha cok yakınlasırsın baktın baglandınız ücretini verip adopt edersin

-
@misha90, içinde söyledi: Amerika'da Evcil Hayvan Adoption/Foster
Selamlar Ezgi hanım çok güzel bir konu açmışsınız. 2 tane muhabbet kuşum var fakat bu hayvancıkları oralara götürmem işkence gibi olur diye düşünüyorum. Orada kedi veya köpek sahiplenmek isterim düzenimi tutturunca. Tabi foster bana çok daha mantıklı geldi çünkü direkt adopt etmek daha zor olabilir. Foster yaparak hem hayvanı tanırsın hem daha cok yakınlasırsın baktın baglandınız ücretini verip adopt edersin

Muhabbet kuşuna sakın denemeyin. Muhtemelen hava değişiminden dolayi 2side vefat edecektir. Köpek sahiplenmek ise biraz daha masraflı olabilir bakım konusunda. Fakat kediler çok temiz hayvanlar. Benim kızım hiçbir zaman kumu dışında biryere yapmaz yemeklere kafasını sokmaz. Bu arada kedilerde şöyle birşey de var dişi ler biraz daha sadirgan ve merkezci. Erkek kediler ise daha uygal dişiye göre daha çok cana yakın ve oyuncudur.
Benim kedi de öyle çok fazla kendisini sevdirmez fakat benim dışında kimseyi yalamaz ve beni aşırı kıskanır. Malesef odaya bile bazen kimseyi sokmuyor
Her zaman söylerim... para ile bir kedi almak yerine sokakta evsiz bir eve ihtiyaci olan kediyi sahiplenmek gerektiğini düşünmekteyim.
Bu yazıyı okuyan ve hayvan sahiplenmek isteyen dünyanin neresinde yaşıyor olsun lütfen bakamıyacagınız ilgilenmiyeceğiniz hayvanlari evinize almayin. Bu sahiplenmek değildir hayvanlara eziyettir. Sokakta çok fazla evcil kedi köpek görmüşlüğüm var çok üzülüyorum... Birçogu yaşıyamiyor sokakta yapamıyor bile.
Saygılar. -
@misha90, içinde söyledi: Amerika'da Evcil Hayvan Adoption/Foster
Selamlar Ezgi hanım çok güzel bir konu açmışsınız. 2 tane muhabbet kuşum var fakat bu hayvancıkları oralara götürmem işkence gibi olur diye düşünüyorum. Orada kedi veya köpek sahiplenmek isterim düzenimi tutturunca. Tabi foster bana çok daha mantıklı geldi çünkü direkt adopt etmek daha zor olabilir. Foster yaparak hem hayvanı tanırsın hem daha cok yakınlasırsın baktın baglandınız ücretini verip adopt edersin

Köpekler için foster belki biraz zor olabilir çünkü köpekler daha çok bağlanıyorlar sahiplerine. Ama kediler daha rahatlar o konuda. Bence de foster çok iyi bir seçenek. Anladığım kadarıyla barınakların bu konuya yaklaşımları değişiyor. Çünkü bu yeni bulduğum barınakta daha çok foster verdikleri, sizi foster için teşvik ettikleri, barınak kapasitelerinin küçük olduğu yazıyor. Ama henüz bizzat gidip görmedim orayı. Bu bahsettiğim yeni barınağa gittiğim zaman kesinlikle bir bilgi güncellemesi yapacağım.
İlk gittiğim barınağın sitesini sürekli kontrol ediyorum hala. Özellikle kedilerde çok yüksek bir sirkülasyon var, sadece yaşlı kediler duruyor benim gördüklerimden. Ama köpeklerde, özellikle pitbull kırması olan cinslerde, sirkülasyon epey düşük. O yüzden barınak köpek için fostera daha hevesli olacaktır muhtemelen.
Eğer kuş bakmak istiyorsanız adaption için kuşlar da var barınakta ama onları foster için vermiyorlar.
-
@rnc, içinde söyledi: Amerika'da Evcil Hayvan Adoption/Foster
@misha90, içinde söyledi: Amerika'da Evcil Hayvan Adoption/Foster
Selamlar Ezgi hanım çok güzel bir konu açmışsınız. 2 tane muhabbet kuşum var fakat bu hayvancıkları oralara götürmem işkence gibi olur diye düşünüyorum. Orada kedi veya köpek sahiplenmek isterim düzenimi tutturunca. Tabi foster bana çok daha mantıklı geldi çünkü direkt adopt etmek daha zor olabilir. Foster yaparak hem hayvanı tanırsın hem daha cok yakınlasırsın baktın baglandınız ücretini verip adopt edersin

Muhabbet kuşuna sakın denemeyin. Muhtemelen hava değişiminden dolayi 2side vefat edecektir. Köpek sahiplenmek ise biraz daha masraflı olabilir bakım konusunda. Fakat kediler çok temiz hayvanlar. Benim kızım hiçbir zaman kumu dışında biryere yapmaz yemeklere kafasını sokmaz. Bu arada kedilerde şöyle birşey de var dişi ler biraz daha sadirgan ve merkezci. Erkek kediler ise daha uygal dişiye göre daha çok cana yakın ve oyuncudur.
Benim kedi de öyle çok fazla kendisini sevdirmez fakat benim dışında kimseyi yalamaz ve beni aşırı kıskanır. Malesef odaya bile bazen kimseyi sokmuyor
Her zaman söylerim... para ile bir kedi almak yerine sokakta evsiz bir eve ihtiyaci olan kediyi sahiplenmek gerektiğini düşünmekteyim.
Bu yazıyı okuyan ve hayvan sahiplenmek isteyen dünyanin neresinde yaşıyor olsun lütfen bakamıyacagınız ilgilenmiyeceğiniz hayvanlari evinize almayin. Bu sahiplenmek değildir hayvanlara eziyettir. Sokakta çok fazla evcil kedi köpek görmüşlüğüm var çok üzülüyorum... Birçogu yaşıyamiyor sokakta yapamıyor bile.
Saygılar.Amerika’da sokakta yalnızca vahşi hayvanlar var. Kedi köpek gibi evcil hayvanları barınaklar topluyorlar. O yüzden hiçbir hayvan sokaktan sahiplenilmiyor, sokakta hayvan bulanlar da barınağa getiriyorlar hayvanları. Hiçbir hayvanın sokakta kalmadığını bilmek çok güzel. Araştırma yaparken, Amerika’da hane halklarının %40 civarının evcil hayvan sahibi olduğu bilgisine denk gelmiştim ama benim gözlemlediğim kadarıyla bu oran çok daha yüksek. Muhtemelen büyük şehirlerde apartmentlarda yaşayan kişiler yüzünden bu oran düşüyor. Ben delivery yaparken gittiğim her 5 evden 4ünde ya hayvan görüyorum ya da mama, kum, oyuncak gibi bir şey satın aldıklarını görüyorum. Hatta bazı kişilerin bahçesine gelen sincaplara, kuşlara bile vermek için yem aldıklarına şahit olmuştum.
-
@EzgiLera Köpekler icin foster gerçekten zor olabilir cidden. Dediğim gibi ilk gidildiğinde zaten düzen kurmak icin 6 ay-1 sene gerekecek bu zamanlarda kendimize zor bakacağız. Sonrasında kedi sahiplenmek hem bakımı açısından daha kolay olur. Kuş da olabilir ilk etapta ama onun icin de odada degil eve çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Benim odamda ötse bile tüm evi ötüşüyle sese boğar

-
@EzgiLera Kesinlikle sokakta hayvan olmamasi güzel. Mesela sokakta daki hayvan ile evde beslediğimiz hayvanın bile pskolojisi farklı.
Bugün sokakta ki hayvanlar malesef sürekli tetikte ler dışarıdan gelecek saldirilara karşı... Fakat evimizdeki hayvanlar sürekli sevgi ile beslediğimiz için kafalarini rahatlıkla yataga koyup uyuyabiliyorlar.
Her ne kadar kötü olaylarda olsa Türkiye de de aslında hayvanlri seven çok insan var. Benim gördüklerim zaten çogu sokaktan sahiplenmiş. Tabi cins denilen kedileri alanlarda bir o kadar çok. Ama sonuçta kedi kedidir tatlı şeyler.
Bizim gibi sokakta hayvan olan ülkelerde 1 yavruya yuva sahibi olmak bence yapılacak en güzel iyiliklerden.
Evin içinde gezmeleri bile insanı mutlu ediyor. Aslında kedi ler gerçekten mutluluk kaynaklari^
Benzer Başlıklar
125
Çevrimiçi
60.6k
Kullanıcı
5.1k
Konu
533.2k
İleti
Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum