• Kayıt Ol
    • Giriş
    • Arama
    • Kategoriler
    • Güncel
      • Popüler Konular
      • Beğenilen İletiler
    • Popüler Konular
    • Beğenilen İletiler
    • Takip Duvarı
    • Takip Edilen Başlıklar
    • Yer İmleriniz
      • Kullanıcılar
      • Gruplar
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Harita
    • Takvim
    • Social Media
      • Facebook Group
      • YouTube Channel
      • Facebook Page
      • Twitter Page
      • Instagram Page
    • Arama
    1. Ana Sayfa
    2. kolezyum
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 64
    • Konu 0
    • İleti 15
    • En İyi 15
    • Tartışmalı 0
    • Gruplar 1

    kolezyum tarafından gönderilen iletiler

    • RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

      Şehirden uzak bir yerde ormanın içinde arsa almış bir abiyi ziyarete gittim. Oraya arada kafa dinlemek, mangal vb güzel şeyler yapmak kısaca haftasonlarını yaşamak için küçük bir ev yapmak istiyor. Arsaya yakın nehir var balık malık, orman, kuş, börtü böcek ortam güzel yani. Yanına vardım Nevzat abi mangalı yakmış eti atmak için köz olmasını bekliyor.

      Buraya yakın bir yerde bir aile evinin dış cephe tahtalarini sökmüşler uygun fiyata o tahtaları aldım şuan yolda geliyorlar dedi. Geldiğinde iki dakika adamlarla birlikte buraya indirebilir miyiz? dedi. Nevzat abi rahat alt tarafı 20 tahta sen mangal ile ilgilen ben yardım eder hallederiz. Tahta dediğim 1x2 metrelik plakalar alçipan gibi düşünün. Bir truck göründü ben yol açılsın diye hemen savaş görmemiş alman tankı arabamı kenara çekip yol açtım. Truck arsaya yanaştı içinden bir kadın indi Nevzat abi ile selamlaşma falan yeri işaret etti. Kadın sürücüye yön göstermek için arkada sağ sol, ileri geri komutları veriyor. Heryer çalı çırpı olduğu için doğru bir şekilde yönlendiriyor. Biri daha indi 25li yaşlarda genç bir kız truckın üstüne çıkıp ipleri çözmeye koyuldu. Adam ve 30lu yaşlarda bir genç erkek daha 4 kişiler. Kelimeleri ağızlarında yuvarlayarak çıkaran bir aksan ile konuşuyorlar. Hepsi birlikte hareket ediyor falan ben ve Nevzat abi yardım edip indirmeye başladık. Bunlar konuşuyor falan arada Nevzat abi ile muhabbet ediyorlar falan yani eğlenerek iş yapıyorlar. Birbirlerine karşı güler yüzlü falan espirileşmeler gülüşmeler. Aralarda Nevzat abi ile yaptıkları muhabbeten bunların aile olduğunu anladım karı koca ve çocukları. Çok iyi bir enerjileri vardı yardımlaşma falan. Kısa sürede indirdik. Adama parayı verdi bunlar arabaya atlayıp gittiler. Nevzat abi ile bir süre bakıştık. Sessizliği bozdu ve işte aile dediğin böyle olur işte.. yaa. İçim bir hoş oldu Nevzat abiye hak verdim. Anlatılmaz bir enerjiye sahiptiler. Demek mutlu aile böyle bir şey dedim. Çok özendirici bir aile tablosu beni yıktı resmen. Böyle bir ailem olsa keşkesi çektirdiler.. şu dayanışmayı gördün değil mi dedi. Böyle aileler heryerde bulamazsın. Bunlar amerikanın yerlilerinden şehirden uzak çiftlik gibi yerlerde yaşarlar. Kendi aralarındaki bağlar güçlüdür imc usulü asla işten kaçmazlar. Kadın, erkek, çoluk çocuk hepsi birlik olur keyifle çalışıp yaşarlar. Dışarıdan bakınca giyim kuşamdan bunlara köylü demek imkansız rezidans züppeleri gibi uzun boylu kilosuz beyaz sarışın amerikalilar. Açıkçası bu tablo beni çok etkiledi. İçim bir hoş oldu, evlenesim geldi böyle ailem olmasını istedim. Ben böyle dayanışmayı başka yerde görmedim. Kendi ailemi ve çevremi bilirim. Böyle durumlarda orda kesin bir aile üyesi ya kaçar ya isteksiz yardım eder yada biri hep isyan edip insanı işten bezdirir. Ben böyle bilirim.

      Bunu yazmamdaki sebep bir önceki yazımda abd ye evli ve bekar gelme konusunda bekar daha avantajlı demiştim. Sanki evlilere haksızlık etmiş gibi hissettim. Bir düzeltme ve evlilerin avantajlarını görmezden gelmek istemedim. Yani bağları güçlü ve imc dayanışma varsa aile olarak burada yaşamak çok daha güzel olabilir. Maddi ve manevi olarak çok daha iyi bir motivasyon ile hızlı ve güzel bir hayat yaşanabilir.

      İşim gereği bir çok aile ortamını burada gözlemleme şansım oluyor. Genelinde bir mutsuzluk havası var. Çocukların odalarından çıkmadığı. Genç bireylerin evden kopup uzaklaştığı bir yaşam. Karı koca aynı anda işe gidiyorlar doğal olarak çocuklar evde yalnız kaldıkça onlarda kendi asosyal olmaya başlıyor. Aile fertleri dışarıda işte yada okulda sosyal ve çevreleri vardır kesin. Ama aile ortamında bağlar zayıf ve aile ortamında asosyallik belirgindir. Sadece çocuklar değil evin içinde aile büyükleride zamanla yalnızlaşıyorlar. Bilmiyorum ama kalabalık aile daha güzel bir ortam olabilir diye düşünüyorum. Neyse evliliğin iyi yönüne odaklanalım aile bağlarından güç doğar.

      Aile içi yaklaşımlar çok önemlidir. Ebeveynler çocukları anlamaya çalışın herşeye baskı yapmayın bi rahat bırakın yani. Öyle bir yaklaşım gösterinki çocuk pc veya tablet yerine arada sizinle ilgilenmeyi tercih etsin size zaman ayırsınlar. Bazen çocukların değil sizin ilgiye ihtiyacınız var. Abartmayın yani.

      Amerika'da görüşmek dileğiyle herkese selamlar..

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      Türkiye'den Houston TX'a çok değil sadece yarım yıl önce geldim. Evet tam 6 aydır Türkiye'de değilim. İlk aylar tecrübelerimin sonuna geldim. Çünkü buranın düzenine uyum sağladım sayılır. Çok şükür hiç memleket özlemim olmadı. Aile bağlarından dolayı sadece kardeşlerim, anne ve babaya karşı bir bağım var o kadar. Yani kısacası Türkiye'de olmamaktan oldukça memnunum. Bunu yanlış anlaşılmayacak şekilde özet geçeceğim.

      Burada yazdıklarım tamamen benim tecrübelerim. Amerikaya gelen herkes için güllük gülistanlık değil. Tutunamayanlar çok. İş bulamayan yada iş bulsada işveren kişiden enerji alamıyor çıkarıyor. İş beğenmeyenler falan burada örnek çok. Türkiye'de el bebek gül bebek yaşayanlar için çalışma hayatı biraz zor olabilir. Tutunmak ve huzurlu bir yaşam birazda size bağlı. Ben zorluk yaşadım ama hiçbir zaman hissetmedim. Çünkü herşey hala rüya gibi geliyor. Görüşler farklı olabilir evli yada bekar hangisi kolay diye çok muhabbet geçer. Evliden hep duyduklarım onlar için yorucu oluyor. Heleki çocuk varsa zorluk seviyesi artıyor. Her kapı maddiyata açılıyor. Örnekler vermek gerekirse aile güvenli ev bakmak için yüksek kiralar öder. Çocuk için okul gerekiyorsa güvenli bölgelerde fiyatlar daha yüksektir. Dünyanın heryerinde aynıdır. Her şehrin bir tehlikeli mahallesi olur. Bu güvenli bölgeleri neden tercih ettiklerini anlamak gerekiyor. Sanmayın ki güvenli yerler muhteşemdir. Oralarda suç olmaz sanmayın uyuşturucu vb şeyler yaygındır. Çocuk kaçırma olayları falan filan.. kötü örnekte çok yolda arabada esrar çekenleri çoktur. Trafikte kafa güzelken sağa sola bir iki mermi sıkabilir ve o mermiler bir insana gelebilir.. ama o mermi bana gelmez.. çünkü ben şanslı bir greencard'lıyım..

      Hep koşulları konuşuyoruz bu koşulları gerçekleştirenden hiç söz etmiyoruz. Yanlış anlaşılmasın. Yeryüzünde en çok değer verdiğim babamdır anne ve kardeşler ikinci sırada üçüncü sırada para.. şuan için ailemi bir kenara bırakalım. Biraz paradan konuşalım. Herkes ilk geldiğinde eyaletin yaşam koşullarına göre bir saatlik ücret ile işe başlar. Ben 12 dolar ile başladım. Dil bilmeyenler için 12, 15 arası işlerde başlamak mümkün. Ben şahsen son bir iki aydır tadilat işlerinde çalışıyorum. Boya badana, fayans, alçipan vb.. burada bu işleri bilen abiler iyi usta olduğumu söylüyorlar, bende onlara hak veriyorum tabi. Bir abinin yanında tadilat işlerinde çalışıyorum. Bizde saat ücreti geçmiyor günlük 150$ yani bazen 6, 7, en fazla 8 saat çalışılır. Ücret standart yani Türkiye'de olduğu gibi. Aylık 3,500 yada 4000$ gelirim oluyor. Yani para var huzur var. Ev kirası 1000 faturalar dahil. Gerisini ne yapacağımı bilmiyorum. Striptiz club ortamında orda burda çar çur etmek mümkün. Ama yapmıyorum yani çok yapmıyorum.. sadece striptiz cluba ingilizcem gelişsin diye gidiyorum yanlış anlamayın yani. bu süreçte kenarda biraz param vardı. Hepsini bir araya getirdim Türkiye'ye 7000$ dolar gönderdim ülkeye döviz girişi yapıp doların yükselmesini engellemeye çalışanlardan biriyim, çok etkisi olmadı ama olsun. Yine toparlarım dert değil. Hem yaşamak hemde kenara para atmak ayrı bir keyifli oluyor. Bekar para konusunda evli olanlara göre daha rahat. Ve daha iyi yaşıyor evli olan çoğu insanlar eğlence ortamlarını sadece mubabbetlerde duyar. Tabi herkes öyle değil deşifre etmeye gerek yok ama gizli takılanda var yani. Neyse derinlestirmeyelim. Akşam iş çıkışı direk bekar olanlar için eve gitme zorunluluğu yok. Yol üstü bir bara uğramanin bir kusuru olmaz. Bar demişken striptiz club gibi birsey ama içecekler dışarıdan almıyor. Ama striptiz cluba içecekler dışarıdan alıp içeri gidilebilir. Aslında benzer ortamlar ama striptiz daha fazla ışıklı ortam.. Bunları yaşamak lazım. Evlenme gibi bir durumum olursa bende düzelirim belki.. neyse konuyu raya geri sokalım yani para önemli. 8bin ile geldim düze çıktım ekstradan arabam var cebimde huzurumu yerinde bırakan para var. Kendime ait huzurlu hissettiğim bir evim var kirası beni yormuyor. Çoğu insana bunlar basit geliyor ama ben hala bu basit şeylerle mutluluktan çıldırıyorum. Fiyatlar uygun olmasına rağmen hala bir çok insanın evinde 65''inc LC tv yok ama benim var daha ne olsun. Benzin fiyatı geldiğimde 2.50$ civarındaydı zam oldu 3.80 civari şuan. Burdada bir enflasyon oluyor tabi. Buranın toplumu böyle şeylere alışkın olmadığı için çoğu insanı etkiliyor. Çünkü insanlar koşullarını gelirlerine göre standartlarını ayarlamış ve yıllarca bu standartlarda yaşayan toplum küçük zamlardan bile etkilenir. Benim en çok zoruma giden zam Walmartta genelde muz fiyatı 0,48 centti geçenlerde zam yapmışlar 0,52 cent olmuş.. nedense bu muza yapılan zam aklımdan hiç çıkmıyor.. para herseydir günde 3 öğün yemek, giysiler, evler falan filan bunlar hep para finans eğitimi almamış bir toplum olduğumuz için çok duygusal yaklaşıyoruz hersey para değil diye bizi yanlış yonlendirdiler. bizi yaşatan ve iyi hissettiren herseyin kaynağı paradır. Herşey ekonomi üzerine kuruludur.

      Dil bilmeyenlere önerim tinder indirin buralar çok canlı. Ne öğrensen kardır. Ben dil bilmiyorum ama kulaktan aşina oldum sayılır bir çok dinlediğim kelimeyi ayırt ediyorum HCC diye bir kamu üniversitesi var oraya başvurdum dil kursu için dönemi 520$ ile başlıyor. Greencard olupta tx'ta 1 yıl geçirenler için ücretsiz oluyor diye öğrendim. Muhtemelen bu dil okuluna başlayabilirim diye plan  yapıyorum. Bakalım süreç devam ediyor..

      Amerika'da görüşmek dileğiyle herkese selamlar..

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 10 | sezon finali

      Biz de sanıyoruzki amerika erkekler için çok güzel, ama kadınlar için ayrı bi güzel.. Kültürden kültüre değişkenlik gösterebilir tabi. Geçen haftasonu ben, Nuri ve İlyas 3 kişi sohbet muhabbet saat gece yarısı 1'i geçiyor konu konuyu açtı ve bir şekilde striptiz konusu açıldı. İlyas Nuri'ye döndü ve uzun zamandır hiç gitmedik değil mi? diye bir iç çekti. Nuri aslında şimdi tam zamanı gidebiliriz dedi. Bana döndüler ne dersin diye sordular. Ben alkol kullanmam, arabayı ben kullanırım dedim ve hemen ayaklandım. Hadi gidek o zaman.. arabaya geçtik sordum nasıl bir ortam öyle filmlerde olduğu gibi mi? İlyas güldü Nuri aynen filmlerde olduğu gibi insanlar kızarmış tavuk yerken sahnede direklerde şov yapan kadınlar oluyor. İlyas hala pis pis gülüyor.. patates kızartması ile daha iyi gider diye ekledi.. Bakın dostlar 30 yaşındayım ve böyle yerleri hiç bilmiyorum bu ortamları bilmiyorum ona göre fazla dalga geçmeyin sonra, dedim. Nuri normal ya burada barlarda falan takılmak sıradan şeyler. Atm'ye gidelim ordan biraz nakit bulunduralim lazım olur dedi. Nakit işi tamamlandı. Mekana varmadan benzin istasyonundan içecek alalım dedi İlyas niye diye sordum içeceği falan dışarıdan götürülür. Orda var ama fiyatı yüksek oluyor. Herkes böyle alıp içeri girer. Mekan ne kazanıyor? giriş ücreti alıyor ve içeride yiyecek falan olur ama yemek fiyatları uygun. İyi gidelim bakalım. İçecek alındı mekana geldik. Park yeri için 10$ verdi İlyas kapıdan içeri girdik kasada genç bir kadın bileklerimize kağıttan bileklik taktı dışarı çıkıp tekrar içeri girersek o bileklik anahtar gibi bir şey yani. Nuri kişi başı 35 toplam 105 dolar ödedi. İkinci kapıdan içeri bi girdik.. aman tanrım.. böyle bir şey olamaz yani olurda anlatılmaz yani.. ben diyim 45 siz deyin 50 kadın hepsi ayrı ayrı güzel.. ortalama 20 ve 35 yaş arası kadınlar. Ayrı ayrı direk sahneleri yaklaşık 5 tane vardı mekan geniş. Şovunu bitiren iniyor şova başlamak için sırasını bekleyen kadınlar devam ediyor. Aralıksız sahne hep dolu. Bir masaya geçtik oturduk. İlyas Nuri'ye kasadan biraz dolar bozdurda bahşiş falan yapalım. Nuri kasaya gitti döndüğün elinde bir deste birlik dolar masaya koydu. 100 doları boşmuş. Belliki niyeti bozmuş. Neyse biraz ayrıntı vereyim. Biz erkekler 35 dolar verip içeri giriyoruz. Bu kadınlar şov yapmak için mekana giriyor yani mekana 50 100 dolar arası para veriyor ve öyle içeri girip sahneye çıkıyorlar. Mekana ait çalışan hiç kadın olmuyor. Garson kadınlar bile aynı şekilde giriş ücreti veriyor. Bahşiş ile para kazanıyorlar. Verdikleri paranın üstüne rahat çıkıyorlar yani. Şimdi farklı bir detay daha verim. Buraya sadece erkekler gelmiyor. Kadınlarda gelip eğleniyor. Normal giriş ücreti ödüyorlar erkekler gibi. Yan masadan bir genç kız arkadaşının doğum gününü kutlamak için striptiz kulübüne getirmiş. Kız arkadaşı gayet memnundu hatta bir kadın gelip kıza özel kucak dansı yaptı. Tabi kız orada bi coştu dans eden kadına bir kadın daha çağırdı ve birlik dolarlardan destelerden anladığım kadarıyla bi 400 dolar yağdırdı.. neyse İlyas boş geçmiyor gelene geçene 4, 5, 10 dolar yapıştırıyor. Sahnesini tamamlayan her kadın masaları dolanır ve kucak dansı isteyenlere özel bir şov yapıyor. Öyle zorlama falan yok masaya oturup içki falan isteme yok. Hesabı kitlemeye çalışmak yok. Herşey şeffaf kucak dansı ister misin der isteyen ister istemeyen teşekkür eder ve biraz sohbet eder ve devam eder. Dans karşılığında bir miktar bahşiş alıyor. Bu miktarlar sizi yanıltmasın çok ciddi paralar. Bazı kadınlar birlikleri taşımak için sepet kullanıyor. Ve bu sadece birlikler ile sınırlı değil. Çok paradan konuştuk neyse açıkçası böyle bir deneyim insanı şaşırtıyor ve insanın nevrini döndürüyor. Ben filmlerde böyle bir çılgınlık görmedim. Yani çok detay vermiyorum aslında ama yani cennet gibi yer işte kadınlar içinde öyle. Bu kadınlar genelde latin kökenli oluyor. Asya ve Afrika kadınları her milletten var ama çoğu latindi. Yani hem erkekler hemde kadınların rahatlıkla aynı ortamda bu şekilde eğlenmesi beni şaşırttı. Çıktığımızda yaklaşık 400'e yakın para gitmişti. Bi pavyon ile kıyaslamak ayıp olur ama bu miktar pavyona göre çok komik bir rakam oluyor. Yani bu tuhaf ama bi o kadarda gerçek. Üstün fiziğe sahip binlerce kadın var düşününce aslında rahat para kazanabilirler bu şekilde, bu kültür var burada ama tercih yada farklı koşullar bir şekilde fabrikalarda orda burda saatlik $10'a çalışmayı tercih edenlerde var. Neyse konuyu allandirmayalim. Daha önce hep videolarda market ve araba görselleri bizi biraz köreltmiş. Amerikayi sadece market ve arabaymış gibi düşünmemek gerek Amerika yada Türkiye falan fistan karşılaştırma yapmıyorum. Burada yaşama arzusu olan bir insanın koşulları ile iyi yada kötü yaşaması daha önemli. Herşeyi azda olsa yaşamak gerek erkek kadın farketmez. Cebine giren maddi değerle neler yaşayabileceğin çok önemli. Burada zengin birinin yaşama koşulu ile aynı fırsatları yaşamanın verdiği o rahatlık huzur veriyor. Zaten ne diye gelmiştik buraya huzur içindi değil mi?

      Geldik iyi kötü yaşıyoruz. Kötü şeyler yaşamıyorum anlamına gelmesin herşey mükemmel değil. Ama yaşama arzum bi şekilde zorlukları görmezden gelmemi sağlıyor. Gelipte tutunamayanlarda var. İş bulmakta zorlananlar, beklentilerini karşılamayanlar. Burada örnek çok. Amerikayi kötü olarak yorumlamalar. Varda var yani. Önemli olan insanın kendi beklentileri. Hazır konu açılmışken anlatayım. 18 yaşında gemi adamı olarak bir serüvene adım atmış ve gençlik yıllarını denizde geçiren 25'li yaşlarında amerika'ya evlilik yolu ile yerleşmiş ve çılgınlar gibi eğlenmiş 63 yaşına varmış Musa abim ile bir mangal keyfi sırasında bir sohbete başladık.

      Ben fırsatı bulduğum her durumda amerika çok güzel diyip dururum. Bu tanıdığım insanlar en az 20 yıldır amerikada yaşadıkları için biraz bıkkınlık ile neresi güzel diye söylenir ve benim rüyada olduğumu söyler ve gülerler. Yalçın abi Ferhat abiye eti nasıl pişirmek gerektiğini direktiflerle anlatıyor Ferhat abi durumdan hoşlanmasada Yalçın abiye birşey demeden sadece közü yelliyordu.. O ara yine Musa abi houston güzel değil deyince cevap verme gereği duydum.
      Musa abi, doğru söylüyorsun houston hiç güzel değil burayı izmir ile kiyaslayinca sana katılıyorum. İzmir doğası, ortamı, mekanlar, gezilecek yerler, plajlar, falan en önemlisi kadınları çok güzel, abi hiç değil sadece İzmir alsancakta günde yüzlerce güzel kadın ile karsılaşırsın.. ama bu kadar güzelliğin içinde ben kendimi hiç güzel hissetmedim. Çünkü koşullar orda olduğumu hissettirmiyordu ne yapsamda sadece görüntü olarak önümdeydi hissiyat olarak orada yaşamıyordum. Burası görüntü olarak izmirle kıyaslanamaz güzel değil ama bana güzel hissettiriyor. Aslında amerika güzel değil, Türkiye güzel ama arada ciddi bir fark var amerika seni uygun koşullarda güzelleştiriyor. Yani amerika değil, şuan ben güzelim.. İzmir güzeldi ama ben değildim.. dedim ve Musa abi beni anladığını ve hak verdiğini tescillendirmek adına önüme pişmiş etlerden tabağıma koydu..

      Mangal keyfi sürerken bir yandan ehliyet için bir siteden https://www.idrivesafely.com/ $25 ile satın aldığım online kurs videolarını izliyordum. 6 saatlik bir video serisi izle izle bitmiyor. Her bölümde 10 soruluk test oluyor. Geçmezsen o bölümü tekrar izletiyor. 6 saatlik videoyu bir hafta kadar ara ara izledim zorlamadım yani. Bütün testini sonunda 30 soruluk test var bu testi sadece 3 deneme hakkı veriyor. Geçilmezse 6 saat baştan başlıyor. Bunu bitirdim mail adresime bir pdf gönderdi. Bu belgeyi DPS denilen yere verip sadece direksiyon testi yapılacak. Zor değil kolay. Video yazılı sınav yerine geçiyor ondan sonra bu linkten https://public.txdpsscheduler.com/ DPS randevusu almak yeterli. Oraya gidince direksiyon sınavı için tarih veriyorlar. Yada bir belge veriyorlar özel sürücü kurslarına gidip 75 yada 100 dolar arası hemen alabilirisin diye öneride bulunuyorlar. Ben video testini 73 puan alarak tamamladım. Sitenin her sayfasını otomatik translate yaparak çeviriyordum. Randevu ayarladım dps ten oraya gittim ssn kartı istediler numara yada telefondan fotoğraf göstermek yeterli değilmiş ondan işlem yapamadım, artık seneye ayarlarım diye hiç kasmadım..

      Bu sezonu bu bölüm ile finalleyelim. Farklı bir deneyim olursa konu başlıklarında anlatmaya çalışırım. Özet olarak, ev kiralama, araba alma, telefon hattı ve banka hesabı ve son olarak ehliyet. Bunları halledince  buranın yerlisi gibi bir hisse kapılıyor insan. Kolay olmuyor ama ne olursa olsun bir şekilde şans yine bizi yönlendiriyor rahat olun.

      Profilde rahat ulaşılabilir olsun diye kimseye yorum yazmadım ama toplu bir teşekkür etmek finale iyi gider diye düşündüm. Yazım yanlışlarıma ve imla hatalarıma rağmen okuyup ve beni itibara boğan parmaklarınıza sonsuz teşekkürler..
      Bu sezonda yorumları ile katkıda bulunan herkese ayrıca teşekkürler..
      @crazycells @Orhan-Cabarov @smartcells @semavi @eynar @melcem @gucarslan @Stiff @SkyH @Sono @Muhtaradana @kartalveat @fredyjones @axlgnr @muse @Calibraturbo @nicely @tekruno @beceke @MySea @yasinbey @izm @Hasan-Gündüz @volkanesk @Hopasej @Emtee @HopefulMan @iamevren @Yaman-TÜRKOĞLU @caglaror @greenHasanHuseyin @cnpist @EArslan @The-inception @mulus @ayvalik10 @dytmelek @hadi-BE @murat-garacca @esranboylu @denizci10 @Betu
      Amerika'da görüşmek dileğiyle..

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 9 |

      Bir mübarek cuma sabahı

      müzik sesiyle uyandım.. aramızda kalsın işe gitme amacımı telefonun alarm müziği olarak ayarladım. Kalktım işe gitmek için hazırlandım dolaptan biraz kahvaltı ile enerji topladım. Henüz eve bir şey almadım sabahları çay iyi giderdi onun için bir demlik almam şart listeye ekledim. Bir evde olması gereken her eşyayı değil sadece ihtiyaç duyacağım malzemeyi listeye ekliyorum. Ev tamamen boş  TV koltuk falan bunlara şimdilik gerek yok. Neyse kapıyı açtım dışarı çıktım bir baktım evin önü boş arabam yerinde yok bi afalladım sersemsi ve şaşkın gözlerle etrafı gözlemledim.. arabamı çalmışlar mı diye düşünüyorum tuhaf ama içimde yersiz bir rahatlıkta var bir yanım ekşın yaşamaya meyilli zaten. Bu gereksiz rahatlık, endişe ve panik duygularımı köreltiyor.. Tam o sırada yan komşu kapısı açıldı tahminimce 26, 28 yaşlarinda genç bir kız. İçimde bir rahatlık var ama diğer duygusal yanım fiziksel olarak şaşkınlığımı koruyor ve oldukça net bir şekilde ifade ediyor. Kız bana ingilizce bir şeyler söyledi içinden 'car' ve 'you to' kelimelerini kaptım. Anladım onunda arabası kayıptı. İngilizce bilmediğimi anlayınca sorun değil gibisinden telefonu elinde bir yerleri aradı falan.. zorda olsa durumu anladım bizim arabaları çekmişler.. park ettiğimiz alanlar rezervli alanlarmış. Ama benim kendi yerimdi ücretini falan vermiştim zaten. Bir kaç gün önce evi aylık $730 dolara kiraladım. Normalde 700 ama üstü kapalı ve kişiye özel rezerv edilmiş otopark için ekstra 30 dolar verdim. Ücretsiz otopark alanları var ama benim evin biraz uzağında kalıyordu. Uzak yere park etmek yada yürümek sorun değil. Sadece arabanın yakında olmasını arada pencereden bakmak istediğim için. Kolay değil savaş görmemiş alman tankı başına bir iş gelmesin. Ayrıca yağmurlu havada ıslanmasını ve güneşli havalarda yıpranmasını istemem kendi keyfime verdiğim değerin aynısını aracıma vermeyi bir sorumluluk olarak görüyorum. 30 doların lafı bile olmaz, geçen gün apartman ofisinde çalışan Tamara'dan park yeri istemiştim sağolsun hemen bir takım işlemleri yapıp plakanın resmini çekip bir kartın üzerine plaka ve tarih yazıp bana vermişti. İngilizce konuştuğu için çoğu şeyi anlamıyordum tabi. Kartı bana uzattı kartın üst kısmında geniş bir delik vardı bana bunu arabanın içine asmami istediğini anladım. Tamam dedim. Çıkıp, arabaya gidip kartı far ve sinyal yakma düğmesine sol camdan görünür şeklinde geçirmiştim. Herşey güzel ama yinede arabamı çekmişler.. komşu kızı arada oflayıp pufluyordu. Ona kendi rezerv yerim olduğunu söyledim. Kıza senin yerin rezervli değil mi diye sordum güldü yok dedi. Tabi ben gülmeye dünden razıyım o gülünce benim rahatlık yanım mimiklerimi ele geçirdi karşılıklı anlamsız gülümseştik. Neyse işe gitmek için uber çağırdım. O ara apartman ofisinden Kristy'in numarası vardı bende ona sms yolladım bir yanlışlık olmuş galiba benim aracı çekmişler diye.

      İşe gittim Hakan abiye durumu anlattım Hakan abi direk küfürlerle giriş yaptı en az 100, 150$ isterler aracı çıkarmak için. Konuya hakim olduğu için bir kaç yeri aradı ve aracın nerede olduğunu öğrendi. Hakan abi orayı aradı fiyatı sordu gelen cevaba uzunca bir ıslık çaldı başını sağa sola salladı. Acı gerçeği bana söylemek zorunda olduğu için cümleye küfürler yağdırarak başladı $241 dolar istiyorlar. Bi üzüldüm tabi, o an gözümden kanatlanıp gökyüzüne süzülüp giden dolar işaretleri belirdi. Hakan abi duruma benden çok daha fazla üzüldü. bizim başımıza çok geldi bu olaylar Amerika böyle işte deyip arada 241 yaa,, 241 dolar ya.. diyordu. "Abi niye 241 deyip duruyorsun? 250$ desene şuna" diye söyledim. bana döndü, "gerçeği sen burada yeni olduğun için hep mutlusun sana rakamlar işlemiyor tabi. Gel apartman ofisine gidelim belki yanlışlık durumu olduğu için düzeltebilirler. Çekici firmaları apartmanlar ile anlaşmalı olduğu için onlar yanlışlık olduğunu söyleyebilir" dedi. O sırada Kristy mesaj attı bana ofiste değilim ama Tamara'ya söyledim konuyla ilgili sana yardımcı olacaktır diye yazmış. Hazır bizim ofisin kızlarından söz açılmışken söyleyeyim, bir önceki bölümde bu kızlardan söz etmiştim. Konu yanlış anlaşılmasın diye düzeltme gereği duydum. Yorumlarınızdan Kristy'nin ismi geçiyordu. Bu kızlar müşteri olduğum için benimle ilgileniyorlar yani demek istediğim farklı bir şey yok yani. Evet son derece güzel kızlar ama konuyu dagitmayalim yani. Ayrıca 3 kız var demiştim Kristy, Tamara ve adını bilmediğim kız aramızda kalsın adını bilmediğim kız ayrı bir şeydi.. yani fırsatını bulsam adını öğrenmeye çalışırım. tabi öyle şey gibi düşünmeyin yani nasıl desem, neyse derine dalmayalim..

      Gittik ofise Tamara ve bir kadın daha vardı Hakan abi başladı ıngilizce konuşmaya kadın PC den aracımın gece çekici tarafından önden çekilmiş fotoğrafını gösterdi. Kartın yok nereye koydun diye sordu direksiyonun altında sinyal çubuğuna taktığımı söyledim. Tamara o ara başka biriyle ilgileniyordu işi bitince bize geldi durumu anladı Hakan abiye, bana dikiz aynasına asmam gerektiğini söylemiştim diye üzgün bir ifade ile söyledi. Çekici onu orda göremediği için aracı çekmiş ve bu durum için bizim elimizden bir şey gelmiyor diye söylediler. Ben kendimce durumu kabullendim yanlış yapmıştım. Ama Hakan abi benim için iyiniyetli yaklaşımla hafif güler yüzlü bir ifade ile gülümseyerek ne dediğini anlamıyordum ama hal ve hareketleri şöyleydi 'ya iyi ama genç adam yeni gelmiş, az para ile buralara gelmiş 241 dolar çok değil mi? hani bi yardımcı olamaz mısınız?' dediğini mimiklerinden anlıyordum Hakan abinin o konuşma ve hareketini öyle görünce beni tuhaf bir gülümseme tuttu kendime engel olamadım o an komik gelmişti. Hakan abi bana baktı "sen gül gül" diye söylendi. Kadın bize adresi ve bir kağıt verdi o olmadan aracı almak zor dedi. Hakan abi sağolsun arabasıyla çekici yakın yerdeydi oraya gittik kimlik ve 241$ verdik aracı aldık.

      Pek çekici bir deneyim değil ama bu konuyu hafife almayın. Yanlışı yapan benim, ingilizce bilmediğim için konuyu bu şekilde deneyimledim. Herkesin başına gelebiliyor ama herkesin çevresinde problem çözecek ve yardımcı olabilecek insanlar olmazsa durum zorlaşır. Benim bir diğer avantajim, fazla şanslı olmamla ve çevremde olan insanlarla alakalı. Ne olursa olsun maddi kaybım manevi getirime engel olmuyor.

      Yorumlarınız için şimdiden teşekkürler.. Amerika'da görüşmek dileğiyle, herkese selamlar..

      önceki bölüme dön yada 10. bölüme geç

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 8 |

      Ön ödemeli aylık $50 ile T-mobile hattı kullanıyorum. İnternet, konuşma ve sms herşey sınırsız. Sorunsuz kullanıyorum. Geçenlerde tekrar yükleme yapmak için plan yaptım iş çıkışı yüklerim dedim. Ama unuttum. Ertesi sabah uyandım işe gidicem mapi açmak için telefonu çıkardım bir baktım internet yok. O an farkkettim interneti olan telefon bir nebze arabadan daha önemli. Çünkü internet olmazsa bir yere gitmek mümkün değil. Heryere map açıp öyle gitmek gerekiyor. Yükleme işlemi internetten yapılıyor ama internetim yok. Yükleme yapan Metro t- mobile mağazaları var oralarda yüklenir. İnternet olmadığı için mağazaları mapte arayamıyorum. Neyse yola çıkarsam tabelalardan yolu bulurum diye düşündüm. Zaten o gün biraz geç gidecektik işe saat 10 gibi orda olacaktık. Yarım saatlik yol. Ben 9 gibi çıktım. Otobana doğru yol aldım. Otoban düz, yolu hertürlü bulurum sorun değil, otobandan çıkarken işe doğru karmakarışık yollar ve çoğu sokak biririyle aynı orda karıştırabilirim diye düşündüm. Otobana girdim mapsiz gidiyorum bir yandan neden hiç etrafımı incelemedim diye düşünüyorum bir yandan sokakları hatırlamaya çalışıyorum. Otobandan çıkışa doğru girdim tam çıkışın olduğu yerde büyük bir markete girdim belki orda Metro mağazası vardır diye düşündüm girdim yok. Neyse yanlış yollara girsemde sorun değil bir yerde mağaza bulurum illaki arabaya bindim daldım sokaklara bi 10, 15dk dolandım hiç hatırlamadığım yerlerden geçip gidiyorum. Bir yandan yeni evler görüyorum çok hoşuma gitti bu yolculuk. Biraz ilerledim baktım apartmanlar sıralı sıralı ilerliyor iki katlı ve o sokaklarda insanlar var kalabalık ispanyolların yaşadığı bir yerdi. Başka yerlerde böyle kalabalık insanların bir arada olduğunu görmemiştim. Hoş bir atmosferi vardı. Neyse az ilerledim uzaklaştım ordan 5dk sonra Metro tabelası gördüm. Hemen arabayı oraya çektim. Girdim iki genç kadın. Selam verdim, ingilizce bilmediğimi onlara ingilizce olarak söyledim. Anlayışla karşıladılar, ispanyolca diye sordu biri onuda bilmiyorum dedim. I want pay t-mobile dedim. Kendi aralarında ispanyolca konuşuyorlardı. Anladı ve ödemeyi yaptı. Onlara el kol hareketleri ve araya anlaşılır ingilizce kelimeler ile "please automatic paymant month again" dedim. Sistemden hesap bilgilerimi girip otomatik olarak halletti. Artık internetsiz kalmayacağım, bu sorunu çözdüm. İspanyollarda yardım etme konusunda iyiler. Sıcak ve samimi insanlar oluyorlar. Ama gördüğüm o apartmanlar sokağı aklımda kalmıştı. İnternet açıldı arabaya bindim iş yerini mape yazdım 2dk diyor.. indim arabadan sağıma soluma baktım iş yerinin arka sokağındaydım. Saat 10'a daha vardı. Aramızda kalsın şanslıyım işte kabullenelim artık.. lütfen okurken sağ kulağınızın memesini elinizle iki kez çekiştirip etrafınızda bulunan herhangi bir cisime tıklatın. Aman nazar değmesin.

      Apartmalar sokağının yolunu biliyorum geri gittim. Gözüme kestirdiğim bir yerin ofisine girdim. Genç 25 30 yaş arası bir kadın. Dil bilmediğimi söyledim. 'I need home' dedim anlayışla kaç oda diye sordu. 1 dedim. Biraz konuştu tabi ben anlamadığım için bana bir kağıda kimlik, ssn ve gelir belgesi getirin yardımcı olalım yazıyordu. Fiyat aylık 700$ 1+1 oda ayrı mutfak salon bir yani. Aklıma yattı. Hemen çıktım işe geldim muhasebeye gittim abi gelir belgesi verde ev tutayım dedim. Tamam dedi bir kağıt verdi. Akşam gittim ssn, gelir belgesi ve greencard verdim. Fotokopileri çekti. Biz araştırma yapıp size haber vereceğiz dedi.
      Üst kat mı yoksa giriş katı mı diye sordu. Ona zorda olsa ''I am relaxed man" bende rahatlık hastalığı var benim için en iyisi giriş kat dedim güldü. Tamam gidip eve bakalım dedi. Gittik neredeyse hepsi ispanyol aileler yoğunlukta bir site, büyükte sayılır. Kapıyı açtı ilk girişte mutfak dar bir koridor gibi düşünün sağlı sollu tezgah aradan girip hafif geniş kare sayılır bir koridor sol tarafta yatak odası ve banyo koridordan sonra geniş sayılır bir salon. Salonun zemini parke koridor ve mutfak fayans yatak odası zemini kalın halı ile kaplı. Hoşuma gitti.. kıza sordum totalde ne kadar olacak ödemem? 300 depozito ekeltirik size ait su kiraya dahil. Araştırma için önden 100 dolar istediler. Bu 100 dolar başlangıçta sadece araştırma yapmaları içindir olumlu yada olumsuz bu para öylesine gidiyor. Tamam dedim verdim 100$ hemen araştırın diye rica ettim. Ama dönüş yaparken beni aramayın mesaj atın sizi anlayamam dedim güldü ve not aldı.

      Ertesi gün öğlen vakti muhasebeci abi beni aradı.

      • Ya buraya biraz önce bir kız gelip seni sordu apartman için başvuru yapmışsın
      • abi bunun için gelmesine gerek yoktu bu işler böyle mi oluyor?
      • valla ilk defa böyle gelen oldu, daha önce böyle yapanı görmedim. Normalde ararlar ama yakın olduğu için teyit etmek istemişlerdir. Senin için bir form doldurdum sana dönüş yaparlar. Kız iyiydi maşallah. Senden baya konuştuk iyidir falan dedim..

      Sağololsun muhasebeci abi biraz övmüş. Aradan bir kaç saat geçti bana mesaj geldi. Kızın ismi Kristy, kiralama konusunda sorun yok sözleşme için gelebilirsin diyor. Akşam iş çıkışı gittim. Kristy, Tamara ve adını bilmediğim 3 kadın ofiste takılıyorlar. Kristy ile selamlaştık ssn ve greencard verdim bilgileri girip sözleşmeyi halletmeye başladı. Elektrik şirketi işini yapmam gerektiğini söyledi. Ben bu işleri bilmiyorum burada nasıl sorun çözüyorlar diye translate kullanarak sordum. Eğer istersen bir şirket ile görüşüp size yardımcı olabilirim dedi. Çok iyi hiç birşey yapmadan her işim çözülüyor. İçimden dilini bilmediğim bir kağıda imza atmam yeterli galiba diye düşündüm. O an ya bu sözleşmede bilmediğim başka şeylerde varsa? diye düşünüyorum. Acaba bunlar beni kandırmaya çalışıyor olabilirler mi? Ayıptır söylemesi bazı ispanyol kızlar fiziksel olarak biraz fazla iyi görünüyorlar.. Yok ya baksana 3'de birbirinden güzel kızlar, bunlar öyle şeyler yapmaz diye iç hesaplaşma yapıyordum. Neyse kira depozito dahil $1000 dolar verdim anahtarı verdiler.

      Atladım arabaya evin önünde verandalı park yeri var tam kapının önünde. İndim iki adımda kapıya vardım. Dışardan bakınca tuhaf bir hissiyat oluyor. Biraz etrafımı gözlemledim arabam var hemen önümde evim var bu garip bir duygu amerikaya geldik hemenden hayatı yaşamak tuhaf bir mutluluk işte.. anahtarı çevirdim girdim mutfakta hiç farkında değildim buzdolabı varmış. Fırın, ocak çok tatlı bir giriş eve mutfaktan girmek zevkliymiş. Koridorun lambasının pervanesi güzelmiş. Oda ve salonda jaluzi perde varmış. Şaka maka hiç zorlanmadan ev tuttum bu kadar kolay olmaması gerekiyordu böyle şeylere alışkın olmayan bir toplumdan gelmenin verdiği tuhaf bir duyguyu yaşıyorum. Tek yaptığım şey parayı verip bir kağıda imza atmaktı. Acaba odanın içinde başımı ne tarafa alsam duvardan bir pirize yakın olurum, telefon şarzı için düşünmeye gerek yok.. adamlar bunu hesaplamış odada 12 adet piriz var istediğin köşeye yamul ve fişi pirize tak. Aynı durum salonda da var her yer piriz. Evliyim artık biraz mutluluğu yaşadıktan sonra bu eve ne lazım diye düşündüm. Aslında azla yetinmeyi içselleştirmiş kimliğim sadece yemeğe ve yatacak yere ihtiyaç var dedim. Gittim yatak fiyatlarına baktım mağazalarda pahalı oluyor. En kötü 1000$ dan başlıyor. İnternetten daha uygun bulunur. Ordan kalın bir yorgan, yastık ve bir battaniye aldım 100$ civarı tuttu. Markete gittim ayıptır söylemesi biraz kırmızı birazda tavuk eti aldım. Bunlarla beraber buzdolabımın oksijen seviyesini arttıracak biraz yeşillik tropik bir görüntü elde etmek için de çeşitli meyveler falan fistan.. Bir adet bıçak bir adet tava alayım dedim tavalar 10,5$ fena değil ben 11$ olandan aldım kendimi bir anlığına çok zengin hissetmek istedim, 50 sentin havası hızlı sönüyor ama olsun etkisi yaşatıyor. Eve geçtim ocağa tavayı koydum. Eti pişireyim dedim sonra aşçılık tecrübeme dayanarak eti heder etmemeyi kabullendim. Dolaba dizdiğim sebzeler arasında bir kaç domates ve biber aldım ince ince doğmadım. Tavada üstüne bir kaç yumurta kırdım.. menemen böyle yapılmaz ama ben yapınca güzel oluyor. Tam ekmeği bandıra bandıra bitirdim. Odanın zemini kalın halı ile kaplı. Aldığım kalın yorganı ikiye katlayıp yere serdim, yastığı koydum üstüme çektim battaniyeyi, oh.. ne demişler insanın evi gibisi yoktur.. valla rahatlıktan geberecem artık o derece mutluluk verici bir duygu.. öyle yada böyle amerikada 2. ayımı tamamladım.

      Bir gün sonra Kristy elektrik aboneliği için beni çağırdı gittim 160$ abonelik depozito verdim ekeltirik işini hallettim çok basit bir işlem. Kasmaya gerek yok bazen şartlar zor olabilir. Ama çözülemeyecek kadar zor değildir. Rahat olun şans bir şekilde sizi yönlendiriyor.. Amerikada görüşmek dileğiyle.. yorumlarınızı beğenerek teşekkür ediyorum. Tekrardan teşekkürler..

      önceki bölüme dön yada 9. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 7 |

      Geçenlerde iş yerinde tadilatını yaptığımız bir duvarın boyasını yaparken, en sevdiğim olmasada Türkiye'den gelirken maddi koşulları göz önünde bulundurarak özenle seçip aldığım bir tişörtüme boya damladı. Canım yanmadı ama hafif sinirlendim.. Çıkartmak için uğraştım ama leke iyice yayıldı ve öyle kaldı. O gün daha önce dv21 telegram gurubundan Umut  @umutsvk indirimli giysi mağazası diye bir yer paylaşmıştı ismi Ross Dress For Less. Merak ettim mapten aradım gittim. Bütün kıyafetler indirimli. Modası geçmiş yada stokta fazla kalan ürünleri bu mağazada ortalama yarı fiyatına yada daha alt fiyatlara satılıyor. İyi hoş bir sıkıntı yok. Burada kıyafet konusunda maddi olarak rahat alış veriş yapılacak yer olması güzel. Buna benzer Marshalls mağazası var oda hemen hemen aynı fiyatta ürün satıyor. Ama ben şimdilik giysiye ihtiyaç duymadığım için bir şey almaya gerek duymadım. Ucuzda olsa ortalama yine 100-200$ harcatan etiketler var. Uzak durmayı tercih ettim. Bu tarz mağazalar indirim etiketli olduğu için insanın ihtiyacı olmasada aldırmaya teşvik ediyor.

      Herneyse benim ihtiyaç duyacağım iş için kıyafet. Akşam üzeri bir meksikali abi ile ayak üstü iki çift lafın belini kırarız diye birbirimizi anlamak için cebelleşiyorduk. İspanyolca konuşuyor arada anlamamı sağlamak için iki kelime ingilizce araya sıkıştırıyor. Ben dil bilmiyorum ama bu iletişim arzusu ispanyollarda beden dilini iyi kullanmalarına neden olmuş olabilir. El kol hareketleri falan az çok ne demek istediklerini ifade ediyor. Temiz kıyafetlerini kirletme diyordu. Bende el kol hareketlerini sıklaştırdım, türkçe anlatıyor arayada ingilizce kelimeler serpiştiriyordum. Konuya çözüm ve açıklık olsun diye Victor telefonunu çıkardı. Arama yerine 'Goodwill Outlet Store' yazdı. Bende aklıma not aldım. Ertesi gün mapi açtım dediği yeri yazdım yakın bir mağazası vardı uğradım. İçeri girdim biraz kalabalıktı. Baktım giysilere hepsi kullanılmış kıyafetler. Ama arada çok kaliteli şeyler var. Tek sıkıntı üzerinde fiyat yok. Biraz dolandım çoğu kıyafet tozlu falan yere düşen kıyafetler ayak altında falan.. Bi tuhaflık vardı. Bu mağazada sergiler askılı değildi geniş büyük sepetler içinde dağınık bir şekilde sergileniyordu. İkişerli sepetler yanyana dizilip ortalama bu şekilde 10 sıra dizili her sıra 20 büyük sepetten oluşuyor. Çalışanlar bir sırayı boşaltıp her 30 dakikada bir yeni sepetleri getiriyorlardi. Bu yeni sıra geldiğinde kimse dokunmuyordu. Taki çalışanlar sepetleri tamamlayıncaya kadar. İnsanlar yeni sepet etrafında sıralanır ve bir çalışanın işaretini bekliyorlardı. Sepet tamamlandı çalışanlardan biri "Go" deyince herkes aynı anda yeni sepetlere daldılar... ihtiyacı olsun olmasın gözüne kestirdiği herşeyi normal alış veriş sepetlerine atıyorlardı. Sonradan kendi sepetlerinde kendine uygun olmadığını düşünkleri parçaları büyük sepetlere tekrar geri atıyorlardı. Sepette kalan kemikleri sonradan gelenler ve ben gibi olayı bilmeyen insanlar bir şeyler bakıyorduk. Arada bıraktıkları iyi şeyler oluyordu. Sepetlerde sadece giysi yok. Dvd kasetler, kitaplar, özel bardaklar, ayakkabılar, oyuncaklar, TV, teknolojik aletlerde mevcut. Benim anladığım kadarıyla, öyle tahmin ediyorum sadece. Bu malzemeleri garaj satışları yapan yerlerden topluyorlar. Çünkü değerli eşyaları alıp bunları depolamaya yer vermedikleri için bu mağazaya satıyor olabilirler. Aramızda kalsın bu mağazaya çok güzel kızlar gelmiş. Zaten bu mağaza en çok onlara hitap ediyor. Çok çeşitli kıyafetler bulabiliyorlar. Erkek kadın ve çocuk kıyafetleri karışık ama çoğu kadın giysileri. Neyse bende kendi çapımda fiyatlarını bilmesemde alt tarafı ikinci el ne kadar pahalı olabilir ki diyerekten kendime göre arta kalan kemikler arasında bir kargo cepli enfes bir pantolon, kalitesi dokusunda belli olan kollu bir gömlek, kollu sweatshirt, kolsuz bir tişört iki şapka aldım. Ödeme için vezneye gittim. Aldıklarımı tezgaha uzattım kasiyer teyzeye kolaylık olsun diye birer birer dizdim. Sagolsun teyze hepsini aynı anda kollayıp önünde duran bir sepete koydu. Sepet ağırlık ölçen bir terazi üzerindeydi toplam ağırlık 3 küsür pound yazıyordu yani 2 kilogram civarı. Toplam tutar 7.5$ dolar dedi. Tabi ben şok.. Verdim parayı çıktım. Düşünebiliyor musunuz? 6 parça kıyafet hemde kaliteli şeyler sadece 7.5$.. işte benim ucuzluk anlayışım budur. İndirimli ürün değilde ucuz ürün için buralara uğramayı unutmayın..

      Bu arada her mağazası böyle olmuyor "Goodwill Outlet Store & Donation Center" bazıları askılı satış yapıyor onlar indirimli mağazalara yakın fiyatta satış yapıyor. Sepetlerde satış yapanlara uğrayın.

      Tecrübe oldukça yazmaya devam ederim.. Bir önceki bölümde arabamın yolda kalma sorununu anlatmıştım. 150$'a sorunu çözdük. Arabam eski ama yinede iyi durumda. Bakımında sorun yok bu tarz şeyler herkesin başına gelebiliyor. Ayıptır söylemesi üst segment araçlar var çalıştığım işyerinin yanında oto mekanik yeri var onlara her gün ortalama 20 lüks araç geliyor sıra sıra dizili hepsinin ortak özelliği son model ve çalışmıyor olmaları. Bentley, audi, Ferrari, bmv, mersedes ve değişik bir çok lüks araç var oto park alanında km leri düşük ama arıza işte hava şartları ve yollar çoğu aracı hızlı yıpratıyor bu sadece benim başıma yada eski bir aracın başına gelmiyor. Aramızda kalsın iş çıkışları hep bu araçları izlemek için aralarından geçiyorum. Tabi kendi arabamla. Savaş görmemiş alman tankı aracım bu lüks araçlar arasında süzülüp giderken, aynı zamanda benide gururlandırıyor tabi..

      Yorum yazan herkese cevap vermek isterdim ama profilimde sadece tecrübe edinilmiş bilgiye rahat ulaşmaları için yorum yapmıyorum, kusura bakmayın. Yorumlarınızı beğenerek teşekkür ediyorum.. anlayışınız için herkese tekrardan teşekkürler
      Amerikaya gelip herşeyi ucuz bulmanız ümidiyle..

      önceki bölüme dön yada 8. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 6 |

      Abd'de ingilizce bilmenin önemi ve faydaları çoktur, bu konuda tartışmaya gerek yok burada yaşamanın ve topluma dahil olmanın birincil koşulu dildir. İletişim kurmadan ihtiyaçlarınızı karşılamakta zorluklar yaşarsınız. Bilmeyen birinin acil bir durumla karşılaşması ve durumu dil bilmeden halletmesi gerektiğinde ne yapması gerektiğini iyi bilmeli yada önceden olası başına gelebilecek sorunlara çözüm üretebilme planları yapmış bir fikre sahip olmalı. Yada çözüm için telefon rehberinizde problem çözecek size yardımcı olabilecek insanlar kesinlikle olmalı. Ama rahat olun.. kasmaya gerek yok. Herşeyin bir şekilde çözümü bulunur. Nasıl olsa hepimizin ortak noktası greencard ve şanslı olmamız. Şanslıyız, her zaman yolumuzu buluruz.

      Haftada 2 gün bir kilisede ingilizce kursuna gidiyorum. Ders 1 saat sürüyor, dersi veren yaşlı bir kadın. İngilizce öğretmeni değil sadece kiliseye gönüllü gelip 1 saat ders veriyor. Hiç anlamıyoruz ama kendi adıma konuşmam gerekirse bazı kelimeleri kulaktan seçmeye başladım. Bir ara saymaya çalıştım yanılmıyorsam yaşlı kadının 1 saatlik konuşmasından ortalama 15 kelimeyi algıladığıma kendimce emin oldum. Kelimeyi algıladım anlamınıda bir şekilde öğrenirim, sorun değil.

      Bir iş çıkışı saati, kursa gitmek için eve geçtim, hazırlandım. Arabaya bindim torpido bölümüne 4$ dolarlık Axe deodorant almıştım. Toplum içine gittiğim zamanlar oraya varmadan bir iki spreylik sıkıyorum, fena değil kokusu iyidir. Yola çıktım otobana girdim biraz trafik var iş çıkışı trafik yoğunluğu olur. Araçlar yavaş ilerliyor. Trafikte biraz medeniyimdir yol isteyen herkese yol veriyorum demek isterdim ama herkes trafikte medeni davranıyor bende onlardan biriyim işte. Hava karanlık 6:30 civarı sağ arkamdan sinyal veren bir araç yol isteyerek önüme geçmek istedi aynı medeni kimliğimi kullanıp yol verdim. Tam önüme geldi baktım araç üstünde POLICE yazıyor. Poliste arada yol veriyor başkalarına. Ben onun arkasından bi 5 dakika falan ilerledik. Otobanda ayrılan bir yola girmem gerekiyor oraya yöneldim polisten az uzaklaştım. Kendi yoluma girmeye başladım çok az bir yanık kokusu aldım. Farları inceledim az bi duman çıktığını farkkettim ardından arabamdan normal olmayan bir sallanmaya başladı. Bunların tamamı 20 saniyeyi geçmedi hemen kenara çektim. İki yolun birleştiği noktada şeritler arası üçgen boşluk var oraya çektim dörtlüyü yaktım, durdum araba baya sallanmaya başladı. Motoru kapattım, indim küçük el fenerini aldım kaportayi açtım. İnceledim fan yamuk duruyordu su pompası motordan gevşemiş motor duvarını biraz sürtünme olmuş. Su pompası daha fazla sürtünme yaparsa motoru yakar ve araç çöp olabilir. En iyisi çalıştırmadan soruna çözüm üretmek gerektiğine karar verdim. Hava biraz soğuktu arabaya geçtim plan yapmaya başladım. Bulunğum nokta çok karmaşık duruyor. Çekici çağırsam yolu tarif edemem. Konum atmak yeterli değil çünkü  tam olduğum konum altlı üstlü köprüler, alt geçitler falan baya karmaşık yollar. Az düşündüm hafif aç olduğum için en iyisi bir şeyler yiyim dedim ayıptır söylemesi hemen yan koltukta şam fıstığı paketi duruyordu aldım onu yiyip planı yapayım dedim. şam fıstığı aldım yemeye başladım. Yemenin etkisi olabilir bir fikir verdi, Google mapten girip sokak görünümünü açtım. Bulunduğum noktadan geriye gidip gittiğim yolun bana doğru gelecek şekilde yol tabelalarını ve etrafta olan binaların ekran görüntülerini hazırladım. Artık yol tarifi için hazırdım. Bulunduğum konuma göre arabayı nereye çeksem diye mapi açtım iş yeri 20 dakika, Kadir abinin @semavi iş yerine çeksem 40 dakika. Bu durumda bir hesap yaptım. Kadir abiye götürsem ordan dönmem ubere 40$ sabah işe gitmek için 30$ tekrar eve 30$, Kadir abiye arabayı almaya gitmek için yine 40$ bu plan toplam 140$ yaptı. İş yerine gitsem orada oto tamir yeri var airbnb yakın yerde bir gece kalsam 25$ ikinci plan bütçeye yararlı gelecek. Tamam o zaman iş yerinden Hakan abiyi arayayım. Aradım durumu anlattım sağolsun bekle çekici bilen biri var onu ararım. Bekledim, önceden kimsenin değerli zamanını almamak için map konusunu çözdüm Hakan abiye görselleri attım Hakan abi cekiciye benim konumu ve görselleri attı. 10 dakikada gelir dedi sağolsun hemen halletti. Ayıptır söylemesi bu süreçte şam fıstığı tüketimim biraz susamama neden oldu biraz meyve suyu içesim geldi, arabada var 1 litrelik meyve suyunu diktim etrafta cafcaflı ışıklar belirdi. Soluma baktım polis aha dedim gelde bunlara durumu anlat. İnmeden bana baktılar kaporta açık ve dörtlüyü açtığım için durumu anladılar. El selamı verdiler benimde elimde meyve suyu bende o şekilde selam verdim, yavaşça geçip gittiler. Ardından benim çekici geldi önüme geçti, indim o da bana doğru geldi bir şeyler dedi ben sadece 'Hard' kelimesini algıladım kendi içimde bu kelimeyi başka yerde anımsar gibi oldum. Sonra 'zor' anlamı olabilir beni zor bulmuş diye düşündüm. Arabayı hemen bindirdi. Bende bindim adresi sordu açtım iş yerini gösterdim fiyatı sordum. 200$ dedi hiç Kadir abinin adresini göstermeye gerek yok diye düşündüm sadece 20 dakika için 200$ dedi. Ama önemli değil arabam sağolsun. Canımın içi arabam beni gitmem gereken yere götüremediği için bana karşı mahcup gibi görünüyor. Seni yaşatmak için 200$'ın lafı bile olmaz. Hemen hesaptan çekiciye attım. Başladık konuşmaya bir şeyler konuşuyorduk hemde ingilizce o soruyor ben basit kelimelerle kendimi ifade ediyorum. Çekici Filistinli çıktı ışık mışık yok düz gidiyor. Kırmızı ışıktan geçerken 'no problem all green light' deyip geçiyordu. Neyse gittik arabayı bıraktık. Kendime yakın bir yerde oda ayarladım 26$ gitmek için 6$ uberi çağırdım.

      Sabah işe geldim. Oto tamir yan tarafta gittim Serhat ve Zahit onlara durumu anlattım anahtarı istediler sen git biz durumuna bakar haber veririz dedi. Sağolsunlar hemenden bakmışlar. Ardından oraya uğradım çalışanlardan meksikali bir tamirci beni gördü arabamı ona vermişler sorunu çözsün diye. Parçalanmış su motorunu sipariş etmiş motorun hasar yerlerini gösterdi arada bro bro deyip duruyor. Hakan abi orda iyiki zorlamamişsın yoksa motoru dağıtırmış pompa içeriye sağlı sollu motor duvarlarını baya sıyırmış. Yerlerde bir sürü parça sökmüş yeni pompayi bana gösterdi. Takildiktan sonraki halini düşündüm herşeyi eski ama parlak yeni bir parça arabama farklı bir enerji verecektir dedim. Akşama doğru tamamlarız dedi oradan ayrıldık.

      Bir şekilde sorun çözülür. Zor yada kolay herşeyi yaşamak bir olasıdır. Başınıza gelince panik yapmayın. Durumu kurtarmaya ve doğru kararlar vermeye çalışın. Basit bir şey olabilir diye sorunları görmezden gelmeyin. Çözüm üretin hasar farkettiginizde aracınızı zorlamayın. Ha bu arada burada çalışıp kazandığınızda bu giderler sizi zorlamaz rahat olun. Arabam hasar aldı maddi olarak giderim oldu ama o süreçte biraz ingilizce pratik yapma durumum oldu. Yaşıyoruz, tren bir şekilde rayına giriyor..

      Houston'a gelecek olan varsa haber etsin basit bir şekilde yardımcı olmaya çalışırım. Örneğin müsait zamanda olursam havalanından alıp gideceğiniz yere bırakmak gibi basit şeylerde çekinmeyin. Rahat olun.. bizde burada bir şekilde başlangıçta yardım aldık, şimdi sıra bize geldi. Tecrübe oldukça yazmaya devam ederim. Paylaştığım iletileri okuyup yorum yapan herkese teşekkürler, Abd'de görüşmek dileğiyle..

      önceki bölüme dön yada 7. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 5 |

      Her zaman olmasada bir kaç günde bir geceleri uykudan uyanıyorum. Karanlıkta uyku sersemi etrafımı algılamaya çalışıyorum. İlk olarak pencereden süzülen ışık yardımıyla tavana gözlerimi dikiyorum lamba ile birlikte yavaşça dönen pervane, sonrasında gözlerimi duvarda gömülü olan klimaya çeviriyorum ve ardından odanın çıkış kapısı, banyo kapısı, elbise odası kapısı ve TV.. emin olmak adına yatağın başucu duvarına hafif tıklayıp duvarın sesini dinliyorum evet duvar alçıpandan.. tamam bunların hiçbiri Türkiye'de yaşadığım evde yoktu, evet evet amerika'dayım.. Yaşadıklarım uzun bir rüya değilmiş, aynı yaşam güneş doğduğunda tekrarlayacak..

      Çok abartmaya gerek yok ama koşullar ne olursa olsun burada ekonomik olarak ayakta durmak daha rahat. İşten çıktığında eve gitmek için kapıda seni bekleyen arabanın olması güzel bir duygu. Ayıptır söylemesi arabada lüks çerezler, meyveler ve değişik bir takım şeyler yolculuk sırasında badem, kaju, ceviz, şam fıstığı, fındık.. evet bunları ayrı ayrı arabaya doldurdum. Yolculukta ağzımı boş bırakmıyorum muhabbet edecek kimse olmadığı için çene kaslarıma iyi geliyor. Türkiye'de karışık çerez alırken leblebi ve kuru üzüm arasında ayıklayıp büyük bir keyifle yediğim çerez çeşitlerini burada avuçlayarak yiyebilmek farklı bir his.. 10 leblebi, 20 kuru üzümden sonra bir badem devrini geride bırakmakta ayrı bir his tabi..

      Yiyecek ve içecek konusunda burada sorun yok. Besinlerin sağlık açısı başka bir konu bu konuda herkesin kendi görüşü farklı tabi. Ama dünyada organik beslenen ülke kaldımı bilmiyorum. Ayıptır söylemesi geçen gün iş yerinden Hakan abi ile öğle yemeğine dışarı gidelim dedik çıktık. Bir tavukçu var oraya gidelim dedi gittik. Girdik içeri, yani nasıl anlatsam abartmamış olurum bilmem ama kişi başı 13$ ile sınırsız yemek ve içecek.. self servis tabağına her çeşit tavuk, balık, et, sebze yemekleri, tatlılar, meyveler, salatalar ve içecek çeşitleri.. içeriye baktım kalabalık bir masaya geçtik ben utangaçlıktan değil yiyebileceğim miktarda görüntüsü reklamlarda olduğu gibi görünen yemek çeşitlerini tabağa dizdim. Hakan abi sen aç değil misin? diye gözüme baktı. Bu kadar yeter dedim. Doymasan tekrar alırsın dedi. Maşallah Hakan abi 4 kişilik yiyebilme kapasitesine sahip. Az etrafı gözlemledim Hakan abinin az bile aldığını farkettim. çoğunluk aynı bol bol et tüketiyorlar. Hemen hemen herkes iri yarı kadın erkek farketmez hepside fiziken ağır sayılır. Bazıları zaten ağır yaşam programına katılmaya aday diyebilirim. Yani diyeceğim abartmaya gerek yok ama ekonomik olarak biraz rahatlık var. En azından hayatta kalma ihtiyaçlarını karşılama kolaylığı var. 1 yada 2 dolara sadece salata yiyip ortalıkta fit bir fizikle takılan insanda çok yani.

      İşim ile ev arasında 30 yada 40 dakikalık bir mesafe oluyor genelde. Ortalama haftada benzine 40$ yada 50$ dolar veriyorum. Arada geziyorum tabi 50$'ı geçmedi diye biliyorum. Arabanın olması farklı bir şey. Haftasonu çalışmıyor araba ile nereye gitmek istesem map'ten açıyorum bazen Afgan marketi, Arap marketi o, bu, şu marketleri dolanıp durumum. Teknoloji mağazaları, kullandığım telefon samsung A10 burada bunları kullanan görmedim. Burada bu ayarda telefonlara bizdeki tuşlu telefonlara yaptığımız muameleyi yapıyorlar. Tanıdığım çoğu insan bunu neden kullandığımı soruyor. Bilmiyorlar tabi bu telefondan greencard başvurusu yaptığımı, onsuz buraya gelmek ayıp olur.. Bu telefon sayesinde tam olarak 1 buçuk aydır amerika'dayım. Bu sabah evden çıktım arabada şehir merkezini dolanıyorum. Kadir @semavi abiden bir mesaj aldım.

      [13/11 10:57] Kadir Zora: Ercan kolay gelsin
      [13/11 10:57] Kadir Zora: Greencard geldi senin

      Hemen müziğin sesini açtım rotamı Kadir abinin iş yerine çevirdim, otobana daldım bu çılgınlığı yaşamak farklı bir duygu. Savaş görmemiş alman tankı aracım beni güvenli bir şekilde oraya gitmemi sağladı. Kadir abi ile selamlaştık hal hatır Sefa abi vardı onlada selamlaşma falan derken Kadir abi zarfı elime uzattı, bir yandan sohbet devam ediyor. Aklım zarfın içinde.. Sefa abi zarfın açılış töreni falan yapalım dedi. Ben sanki çok sıradan bir durummuş gibi yok abi artık alıştım çok merak etmiyorum greencard falan.. oysaki muhabbet olduğundan ayıp olmasın diye sakin davranıyorum.. Sefa abi aç hadi aç dedi hemenden zarfı kenardan yırttım açtım çıkardım. 2 yıla yakın geceli gündüzlü uğraştığımız kart elimdeydi.. Sefa abiye baktım yani normal bir kart işte dedim.. ardından Sefa abi ama baksana ne kadarda güzel bir tasarım kartın tasarımı fotoğrafımada güzel yakışmış değil mi? diye ekledim..

      Artık geriye ehliyet kaldı muhtemelen ilk giriş deneyimim ehliyet ile final bölümü olacaktır. Farklı tecrübeler oldukça konu başlıklarında tekrar yazmaya çalışırım. Herkese dileklerinin gerçekleşmesi dileğiyle. Zaman ayırıp okuyan herkese teşekkürler, umarım bir gün başta @gucarslan @muhtaradana olmak üzere DV20 ve DV21 kazananların deneyimlerini okumak nasip olur..

      önceki bölüme dön yada 6. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 4 |

      Geçen hafta cumartesi günü ssn postamı almak için Kadir @semavi abinin yanına gittim. Sağolsun bir kaç gün önce bana ssn geldiğini söylemişti. Çalıştığım için hafta sonu uğramam gerekti. Airbnb'den tuttuğum oda ile Kadir abinin adresi arasındaki mesafe araç ile ortalama 30 dakika. Öğlen vakti uğradım Kadir abi banka kartım ve ssn zarflarını bana verdi. Biraz sohbet ettikten sonra hal hatır ve durumumu öğrenmek için beni hafif abd düzenine adapte olup olmadığımı sordu. Sağolsun psikolojik olarak buraya hızlı adapte olacağımı düşündüğünü söyledi. Aracım ile ilgili bir sorun var mı diye sordu. Aslında herşey çok güzel ve arabadan memnunum dedim. Sadece akşamları sürücüler arkamdan arada korna falan çalıyor. Nedenini çözemiyordum. İş yerinden Yakup abi var patronum. Yakup abi iş çıkışı aracımı arkadan bir tane stop lambası yanmadığını söyleyip beni uyarmıştı. Kadir abiye bunu söyledim, hemen bakalım dedi. Aracı arka taraftaki tamirhaneye çektik. Umarım ismini yanlış hatırlamıyorumdur Sefa usta lambanın sorununu çözdü ampulü patlamış. Hemen yeni bir ampulü taktı. Kadir abi ışıkları kontrol edip ön kısa farların aynı şekilde çalışmadığını farketti. Sefa abiye bunlara bakalım sorun ne olabilir diye. Sefa abi o lambalarında yanmadığını söyledi onları yenisiyle değiştirdi. Tabi bu lamba tamir işi öyle hemen bitmedi süreç olarak 1 saate yakın zamanlarını aldı. Sök onar tak biraz zaman alıyor. Bunu normalde oto elektriğe gidip ortalama 100$ yada daha fazla paraya yapabılabilirdi tam ücreti bilmiyorum. Zaman ve malzeme dahil sonuçta. Kadir abi o sırada bir abi ile sohbet ediyordu. Yanına yanaşmaya çalıştım "abi sohbetinizi bölüyorum kusura bakmayın, Sefa abi lambaları halletti sorun kalmadı. Bizim ücret ne kadar?" dedim. Kadir abi elini uzattı elimi sıktı "görüşürüz, kendine iyi bak" dedi.. Biraz utandım desem yeridir. Yani sonuçta bedava yapması belki dışardan güzel görünüyor olabilir ama yinede emek ve zaman veriyorlar. Zaten geldiğimde bana çok yardımları dokundu açıkçası maddi olmasada manevi bir borcum olduğunu biliyorum Kadir abinin bu yaklaşımı ona karşı daha fazla manevi borçlu olduğum kesin artık. Umarım bir gün bir şekilde yanında olmaya çalışarak bu manevi borcumu öderim. Herşey için tekrardan teşekkürler Kadir abi.

      Ssn aldıktan bir kaç gün sonra salı günü kilisede ingilizce kursuna gittim. Lvl 1 sınıfından Adnan abi (58 yaşında) ile içeride karşılaştık selamlaştık. Ben hiç ingilizce bilmiyorum onun için lvl zero sınıfına geçicem dedi. O sırada daha önceki muhabbetlerimizde ona fayans ve boya badana ustası olduğumu söylemiştim. Adnan abi telefon numaramı istedi fayans ile ilgili bir iş var ben seni ararım dedi vedalaştık. Adnan abi zero deyince kendimi ingilizce biliyormuş gibi hissettim demek en alt sınıfta değilmişim lvl 1 insan hafiften gururlaniyor. Bu dil konusunda iyiymişim gibi bir kaç saniye kendimi övüyor ve sınıftaki yerime geçtim. Hoca içeri girdi bir takım ingilizce bir şeyler söyledi ve az önceki havam tekrar zero'ya indi. Neyse bir şey anlamıyorum ama en azından anlamadığımın farkında olmam iyi bir şeydi..

      Çarşamba günü öğlen gibi telefonum çaldı açtım Adnan abi.. Bana fayans işi var dedi çalıştığı yerde elektrikciydi ustaya ihtiyaç varmış. Sağolsun Adnan abi beni önermiş müsait olduğun bir gün haber et gel patronla konuşup tanış dedi. Bende o sırada benim çalıştığım yerde patronum yoktu onun oğluna dedim. Böyle bir durum var mesleğimle ilgili bir durum olduğunu söyledim. Babamla konuş konuyu daha iyi olur dedi. Sağolsun patron gelince babasına durumu söylemiş. Yakup abi (patron) çağırdı. Valla normalde insanlar haber vermez gider görüşür işi ayarlar sonra mevcut işi bırakır gider. Öncelikle önden haber verdiğin için teşekkürler dedi. Buranın bir düzeni var yarın gelmiyorum dersin aksaklık olur dedi. Biraz abd sistemi ve başa gelebilecek sorunları falan anlattı. Dikkatli olmazsan adamı buralarda sömürürler..  Saatlik 12$ alıyordum burda. Yeni işin maddi olarak benim için daha uygun olacağını söyledim. Kendileri zorlama yapmadan aslında burda kalmam için öneride bulundular tabi.. ama herşey şeffaf başladı böyle devam etmesi en sağlıklı yoldu. Olumlu olursa oraya gideceksin o zaman dedi. Bu durumda bizim yeni birini bulmamız lazım dedi. Bunun için 1 saat yine bir düşün ona göre haber et dedi. Açıkçası görüşmeye gideceğimi söyledim. Olumlu sonuç olsa olmazsa burayı yedek lastik bir iş gibi olarak görmeye gerek yok diye karar aldık. İşi bugün bırakmak daha doğru olur sizde kendinize yeni birini bulmaya çalışın dedim. Konuyu 1 saat gibi görüştük.. Akşam çalıştığım süreyi hesaplayıp hakediş parayı hesabıma attılar. Dostlar gibi vedalaştık. Dil bilmeyen insanlara bu yöntemleri önermem iş çok ama dilsiz zor. Bunun için sadece şans değil dil olmadan yapabileceğiniz yetkinlikleriniz olmalı.

      Perşembe günü Adnan abiyi aradım görüşmeye gelebilir durumda olduğumu söyledim. Patronun burada olup olmadığını öğrenim sana haber ederim dedi. Bir kaç dakika sonra whatsapp'tan konum attı patron burda gel dedi. O sırada 30 dolarlık benzin almıştım otobanda aracımı gezdiriyordum. Burada genelde insanlar köpek gezdirir. Benim hayvanlarla aram iyi olmadığı için ben arabamı gezdiriyorum..

      Konumu açtım yaklaşık 40dk uzakta gösterdi. Burada yollar fena değil ama yarı asfalt çoğu beton yollar. Ama yollar çok iyi değil sadece geniş olması çok iyi. Çoğu yerde girinti çıkıntılı çukurlar falan çok. Tekerleklerin ömrünü kısaltan bir düzenek işte. Neyse Adnan abinin yanına vardım fabrika gibi ama devasa büyüklükte. Bir bölüm oto tamirhanesi biraz üst segment araçları tamir ediyorlar falan.. Bir bölüm depo ne ararsan var toptancı gibi.. Bir bölümde galeri.. ve daha çok bölümleri var ne olduğunu bilmiyorum. Adnan abi patronun yanına götürdü. Merhabalaştık patron inşaat değil sadece bu şirketin tamirat tadilat gerektiren işleri oluyor. Onları yapacak ekibimizi oluşturuyoruz dedi. Beni bir abinin yanına getirdi siz konuşun sonra yine haberleşiriz dedi. Patron beni Hakan abiye emanet etti gitti. Hakan abi işi işleyişi anlattı. Çok uzatmaya gerek yok bende 25 yıl önce greencard ile geldim. Sen yenisin zaten burdan başla gitsin biraz şanslısın galiba.. içimden herzaman dedim. İyi o zaman yarın gel şurada gördüğün duvar deliklerini kapat dedi..

      Cuma günü çalıştım Hakan abi ücret konusunu sonra konuşursun dedi biraz takıl öyle tecrübeye göre ücret şekillenir. Acele etme dedi. Tecrübe sözü dinlenir tabi.. biraz delik kapattım sonra elektrik işinde Adnan abiye yardım ettim. Sonuçta hep çalışma olmuyor bazı zamanları bu şekilde geçirmemiz gerekiyor. Fabrikanın inşaat problemlerini ne olursa olsun çözmek için buradayız artık..

      Şimdilik 24 günü geride bıraktık, şanstan yana henüz bir şey kaybetmedik. Ssn geldi ama greencard daha gelmedi şimdilik önemli değil..
      Tecrübe oldukça yazmaya devam..
      Herkese amerika'da görüşmek dileğiyle..

      önceki bölüme dön yada 5. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 3 |

      29 eylülde houston'a geldim. Ertesi gün araç almıştım. Chevrolet TrailBlazer 6 aylık sigortası, birtakım işlemler falan dahil 4700$'a aldım. Airbnb'den 30 günlük bir oda tuttum vergi dahil 750$. En büyük harcamalar bunlar. İlk bölümde size araç kullanmayı bilmediğimi söylemiştim. Houston'da 3'cü günümde airbnb'den tuttuğum evin önünde sürekli park halindeki duran aracımı 20 metre ileri ve tekrar geri gelerek arabaya alışmaya çalışıyorum. Arada arka sokaklarda dönüp tekrar evin önüne çekiyorum. Araç hareket edince 10km hızda sokaktaki tüm araçları ezip geçecek hızla gittiğimi hissediyorum. 20km hızda uçuyor hissine kapılıyorum. Yanlış anlamayın araba benzinli gaza basmaya gelmiyor hemen kaçıyor. Neyse ufak ufak sokakta araca hakim olmayı başardım artık 30km hız beni kesmiyor onu farkettim. 5'ci günümde artık sokakta sürekli dönüp duruyorum. O an beni gereksiz bir cesaret tuttu banka hesabı açmaya bu araç ile gideyim dedim. Sağolsun daha öncesinde Kadir Zora @semavi abiden bank of america bankasının konumu ve orada bana yardımcı olabilecek bir çalışanın ismini (Özlem Hanım) vermişti. Haritadan baktım yarım saat uzaklıkta. Cesaretimi topladım ana yola doğru yavaşça hareket ettim. Burada trafik ışıkları bildiğimiz ve alışkın olduğumuz şekilde değil. Tarifi biraz zor ama bizim bildiğimiz ışıklar yolun bitiminde oluyor ama burada ışıklar karşıda oluyor. Görmeniz lazım, ve nedense burada kullanılan yöntem çok daha mantıklı. Neyse anayola girdim. İlerledikçe hata yapmamak için aynaların hepsini kafamı sallamadan sadece gözlerimle sürekli yokluyorum. Yanımdan sürekli geçen araçlar hafiften beni korkutmuyor değildi. Acemiyim ama göz el ve ayak koordinasyonumu iyi geliştirmişim, yol şeridini iyi takip ediyorum. 35km tabelası sürekli her yere koymuşlar. Otobana yakın geldiğimde sinyali verdim, artık giricez R yok. Bi girdim hemen sol şeride geçtim içimden hep arkadan gelen araçlar birazdan beni ezecek hissi veriyor, istemsizce gaza basıyorum. 40, 50, 60, 70km hız yol geniş aktıkça basıyorum. Bir yandan tedirginlik bir yandan yersiz ve hiç gereği olmayan lüzumsuz bir özgüvenle asfalta akıyorum. Kimseye böyle bir çılgınlık önermem. Hayatta kalmamın tek nedeni şanslı olmamla alakalı. Neyse otobanda daha rahat olduğumu farkettim. Bankaya vardım. İlk girişte güvenliğe sadece. İngilizce bilmiyorum dedim "i need account new" dedim içeriye doğru bana orda bekle gibi işaret etti. Gittim oturdum bir kadın geldi. Hangi dil diye bir şeyler dedi anladım orda "Turkish" dedim. Ok dedi gitti. Vezneden bir müşteri hizmetleri görevlisi beni çağırdı gittim. İngilizce bir takım sözler sarfetti ben sadece pasaportu uzattım "just new account" dedim. Ok dedi PC'den birtakım bilgilerimi girmeye başladı. Bir kaç dakika sonra bir kadın yaklaştı hosgeldiniz dedi. Özlem hanım, merhabalaştık falan. Bir sorun olursa çeviri falan için yardıma gelmiş. Kadir abi buraya yönlendirdi dedim hemen ayarlarız dedi. Sağolsun gerekli tüm işlemleri beni hiç karıştırmadan tel adres falan adama söyledi. Hesabı hemen açtı hesaba 2500$ attım. Özlem hanim hesabi açtık 2 gün sonra tekrar gel kredi kartı içinde bir başvuru yapalım dedi. Tamam dedim çıktım. O gün eve döndüm akşam facebook'tan turks in houston gurubunda bir iş ilanına denk geldim. Tişört baskı için bay eleman aranıyor. İlan veren kişiye dil bilmediğimi ve ssn hala alamadığımı söyledim. Şartlar uygunsa ben gelebilirim diye yazdım. Sağolsun dil şart değil dedi. Yarın gel konuşalım dedi. Ertesi gün gittim görüştük bana ne iş yapılacağı konusunda bilgiler verdi. Kısacası tişörtü basmadan önce baskı tutsun diye sıvı bir astar atılıyor ondan sonra boya yapışıyor. Astar atıp pres makinasina atıp atılan astarı kurutuyorum ondan sonra baskıya hazır oluyor. Bir kaç kişi ile görüşmemiz daha var dedi olumlu olumsuz sana dönerim dedi oradan ayrıldım.

      Cuma sabahı kredi kartı için bankaya gittim. Aynı adam beni görünce hemen ingilizce selamlaştık havaryu nevaryu falan filan o sırada Özlem hanım geldi biraz muhabbet ettikten sonra adam bir takım şeyler söyledi. Özlem hanım bana dönüp tebrikler kredi kartın onaylanmış dedi. 1000$ limitli ve 90 gün içinde kullanırsan bu limiti 200$ bonusta veriyor. İçimden alt tarafı bin dolar ya buda para mı diye düşünüyorum. Ama sonrasında öğrendim kredi kartı burda baya değerliymiş düzenli kullanılırsa kullandıkça limit artıyormuş ve ileride sıfır araç alma olasılığı bile varmış. Özlem hanımın ilgisi falan yardımları için teşekkürler edip oradan ayrıldım. Arabaya doğru giderken tişört basan yerden aradılar bana saatlik 12$'a gel çalış dediler. Kabul ettim. Telefonu kapattıktan sonra içimden 'geleli daha 1 hafta olmuş hemenden çalışmak mı olur?' diye biraz kendimi şımarttım. Dil bilmeyen, iz bilmeyen için böylesi gelişmeler doğal olarak mutluluk seviyesini şahlandırır. Herhangi biri benim gibi şanslı değilse burada psikolojik olarak zorlanır. Dil bilmemek ciddi zorluklar yaşatır. Dil bilmeyen bekar değilde aile ise burası daha çok zorluk yaşatabilir..

      İşe başladık çalışıyoruz falan.. aynı houston facebook gurubundan bir bildirim kilisede gönüllü olarak çalışan biri İngilizce eğitimi başladı kursa katılmak için kilise adresini yazmış. İşten çıkıp kiliseye doğru gittim içeride bir kaç insan var biri sırayla bir şeyler sorup test yapıyorlar. Duruma göre sınıflara ayiracaklar. Seviye belirleme testi yapıyorlar yani. Yaşlı bir adam ıngilizce sorular soruyor falan ona verilen cevaba göre elinde not kağıdına işliyor. Ben ve birlikte binaya giriş yaptığımız iki kadın bize bir form verdi. Bilgilerimizi girmek için. Gelen iki kadın türkçe fisildasmaya başlayınca. Hafif etrafı gözlemledim odada olan 8,9 kişiyiz.. Bir abi türkçe bir şeyler mırıldandı şöyle bir genel olarak herkesi göz ucuyla süzdüm.. testi yapan kiliseci amca dışarı çıktı elinde bir kaç kağıt ile. O çıkar çıkmaz ben ortama dönüp 'pardon' dedim. Bütün gözler bana döndü "hepimiz facebook'tan geliyoruz galiba" dedim herkes bir döküldü hiç yabancı yok. Ortamı bu girişimimle ısıttım amcalar, teyzeler, gençler merhabalar falanlar havalarda uçuştu. Kiliseci amca ve yanında 30 yaşlara yakın genç bir amerikalı kız içeri girdi. Kiliseci amca en son ben ve yanımda Emine teyze bize test yapması için kıza görev verdi. Emine ablaya bir şeyler soruyor Emine abla istisnasız her soruya "zero" deyip geçiyor. Emine abla tek kelimelik ingilizcesi ile bana güven verdi belliki sınıf arkadaşı olacaktık. Sıra bana geldi. Bir takım sorular gelince bende Emine ablaya yakın ingilizce bilgimle bir takım kelimeler kullanıp araya sıkça "sorry" kelimesini kullanarak testi tamamladım. Beni direk level 1 ders odasına götürdü. Girdim, hoca yaşlı 80lere yakın bir teyze ingilizce bir şeyler anlatıyor. Oturdum adımı sordu "Ercan" dedim C mi yoksa J mi diye bir süre dertleştik sonunda C olduğunu ona kanıtlamak için çareyi tahtaya ismimi yazarak çözdüm. İçeride sadece yaş ortalaması 30-50 arası kadınlar vardı. Bi tanıştık hepside ispanyolca konuşuyor. Meksika, el salvador, şili, Guatemala, Venezuela vs.. neyse ortama ısındım. Hepside cana yakın insanlar.. hoca amerikalı belliki kiliseye gönüllü ders vermeye gelmiş. Dil bilmediğimizi ve onu anlamamız için beden dilini kullanarak bir şeyler anlatmaya başladı. Tabi ben hiç bir şey anlamıyorum. Kadın yaşlı olduğu için ağzından çıkan kelimelere yetişmeye çalışan el kol hareketleri senkronu tutamıyor. Anlicaniz dizide oluşan ses kayması hatası hissini veriyor. 2 gün sonra yine aynı ders için geldim kiliseye. İçeri girdim benim sınıftan ilk gelen iki kişi Venezuela'lı Veronika ve kütüğünü hatırlayamadığım Adriana. Bunlar dersliği süslüyorlar. Heapy birtday falanlar yazıyor. Veronika güçte olsa bana bizim hocanın bugün doğum günü olduğunu anlattı. Sırayla bütün kadınlar içeri girdi ve her gelenin elinde kola kolileri yemek tencereleri falan pasta.. kendi içimde bunlar nereden biliyor diye düşünüyorum. Hoca geldi. ingilizce dersin canı cehenneme.. 83'üncü yaşını kutladık falan. Bunlar başladı yemek yapıp getirmişler. Ne verseler geri çevirmiyorum. İlk defa orda domuz eti yedim.. sadece domuz değil damak tadı olarak yaptıkları herşey bana garip geldi. Farklı tatlar sonuçta.. hoca domuz eti diye uyarmaya çalıştı beni. O sırada yediğimi anlatmaya çalıştım. First time dedim. Şaşırdı falan başını yukarı kaldırıp "gad" deyip mutlu oldu biraz. Neyse bol bol konuşmalı ve hiç birbirimizi anlamadığımız eğlenceli bir akşam geçirdik..

      12'inci günümün akşamı Kadir abi mesaj attı SSN postan gelmiş diye. Bu ssn insanın göğsünü kabartıyor.. resmi haklar elde etmenin temeli bu bu ssn numarasına bağlı.. Kadir abiye çalıtığım için hafta sonu gelir alırım dedim. Sağolsun Kadir abi bu süreçte emeği çok geçti...

      15'inci gün yarın ssn almaya gidiyorum.. Anlatılmaya değer gelişmeler oldukça yazmaya devam ederim..
      Umarım sizler için çok daha güzel başlangıçlar olur.. Herkese selamlar
      Önceki bölüme dön yada 4. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 2 |

      Okuyacaklarınız dil bilmeyen ve 8k dolar ile houston TX'a giriş yapan bekar birinin tecrübesidir.

      Bir bekar olarak ilk geldiğinizde ne yapabileceğinize yol gösterecek ufak tefek bilgi paylaşımı yapmayı kendimde bir borç bilirim. Çünkü yeşilkartforum'un ekmeğini çok yedik, şimdi masaya yemek koymanın sırası bize geldi. Bu sıranın herkese nasip olması dileğiyle..

      Dv kazanları olarak bir çok abd'ye ilk giriş tecrübe ve deyimleri Dv20 öncesi gidenlerden öğrendik bilgi aldık. Hepsine ayrı ayrı teşekkürler.. Uzun zamandır bu tecrübeler sosyal medyada azalmış durumda. Mevcut bilgi vermek isteyen insanlar az çok buraya yerleşmiş ve ortamı benimsemiş oluyorlar. Doğal olarak ülkeye girmeden önce kısmen eski bilgilerle buraya adım atıyoruz..

      Önemli tarihi bir olay ile herşey de olduğu gibi Dv tarihinde de birtakım değişiklikler oldu. Covid öncesi dv ve covid sonrası dv olarak ikiye ayırmak gereken bir nokta var. Ben covid tarihinin sonrasında ülkeye girişin ekonomik olarak bütçenizi daha doğru sıralamalarla nasıl harcama yapmanızı yazacağım. Bu dediklerimi 10k altı buraya geleceklere göre yorumluyorum. Açıkçası parası olana heryer aynıdır. Fakirler toplansın dediklerim tam olarak size. 10k olan ve 10k bile olmayıp en azından gelirken borç harç ederim umuduyla o günü bekleyenler için...

      Örneğin 1000$'lık araçlar tarihte kalmış 4k yada 5k temiz araç bulmak zorlaşmış. Hevesiniz kırılmasın, sadece ekonomik olarak eskiye nazaran bir nebzelik bir takım farklılaşma durumu var. Yine ucuza bulunur tabi ama aracın işe yarar bir araç olması lazım. Burada araç alımı gösteriş için değil zaruri bir ihtiyaç olarak düşünün. Herneyse ben sadece gelirken sırasıyla ne yapmanız gerektiğini anlatayım. Bu anlatacaklarımı kendim uyguladım ve doğru gördüğüm için anlatmıyorum. Hata yaptım ve doğruları sıraya dizecek tecrübe kazandım.

      Uçağa binmeden önce.
      Kadın, erkek, çift, bekar farketmez. şarz aleti için abd pirizlerine göre bir adaptör ayarlayın. Şaçınızda başınızda kullandığınız elektronik aletler, şarzlı traş makinesi telefon falan getirdiğinizde en azında kullanılabilir olsun. Ayrıca terlik, tırnak makası, şampuan, havlu işte kendi tipinize göre bakım ve onarım aksesuarları ayarlayın. Bunlar ufak şeyler demeyin, burada ucuz bulunabilir ama toplasan yine 100$'ı rahat geçer. Cep telefonun tr'de kullandığın hattı yurtdışında kullanıma aç ve bir haftalık İnternet paketi alın.

      Eğer konakma işini buraya gelmeden ayarlayacaksaniz airbnb'den oradayken halledin. Buraya geldiğinizde kredi kartı falan olmayabilir. Yada olsa dahi kullanımı yurtdışına kapalı olur mağdur olmayın. Ev kiralama niyetiniz varsa bir haftalık airbnb ayarlayın çünkü ev sahipleri hemen dönüş yapmıyor.

      Uçağa bindin.. indin inşallah..

      Pasaport kontrole geldiğinde wifi aç ücretsiz bağlan. Yurtdışına açtığın hat hemen aktif olmayabilir. Bir süre sonra açılır. Uber aç gideceğin yere nakit ile gidebilirsin. Yada kartın aktifse karttan çağır zaten ekranda aracın sana yaklaştığını ve plakasını görürsün. Uber mapi çok iyi araçların nerede olduğunu görüyorsun haritadan sana gelirken zamanı bile yazar.

      Geceyi geçirdin.. Günaydın..

      Ben gibi hemen gidip bi araç alıp çocuk gibi içinde hoplayıp zıplamayın. Sakin ol, uberi çağır önce mobil hat ve sonra banka hesabı açmaya git. Sonra ev kiralamaya git. Sonra araba al. Çünkü ilk araç alırsan. Ssn falan fistan olmadığı için ev sahibi yada apartman yönetimi ssn olmadığı için ya maaş belgesi yada banka hesap dökümü ister. Eğer parayı direk harcar eritirsen ev kiralamada zorluk yaşarsın. Ev sahibine elinden geldiğince zengin görün, görün ki sana ısınsın. Yoksa ben gibi airbnb'yi sürekli kısa süreli yerlerde dolanıp durursun. Böyle yaşamak zor değil ama herkesin normal bildiği bir düzeni sağlamanız için bu yöntemi uygulamanız yararınıza olur.

      Bu arada abd'de 10'ncu günümdeyim. Yaşadıklarımı tecrübe ettikçe yazmaya devam ederim..
      Herkese abd'de görüşmek dileğiyle..

      Önceki bölüme dön yada 3. bölüme geç>

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @ayvalik10 abd'ye ilk girişte sadece bir kişi olarak harcamamı yazıyorum. Houston TX

      Airbnb günlük oda herşey dahil 25$ ayda 750$ yapar. Bu eve havaalaninda gelirken mesafeye göre 45$ tuttu.

      Marketten günlük yiyecekler abartılı 15$ doları geçmez marketten 3 ögün 5-10 dolar arası rahat karnın doyar.

      Mobil hat aldım t-mobile faturalı herşeyi full 50$ ilk aldığım için simkart ve telefon samsung a10 burda aktif edilmesi dahil 40$ ödedim. Fatura ile birlikte toplam 90$

      Araba herşey dahil 6 aylık sigorta falan fistan.. 4.700$ daha ucuza araba bulunur sıkıntı yok. Sadece şans sorunsuz araç bulmak zor olduğu için böyle bir araç aldım.

      Araba olmasa aslında harcama çok olmuyor. Abartılı fikirlere bakmayın, fakir ve zengin görüşlerine bakın. Zengin yada fakir herkes kendi standartlarına göre yorumlar. Sadece makarna yesen bir haftada 30$ yeter. Başlangıç için sürece göre kendi standartlarını oluşturur insan. Çok kasmaya gerek yok.
      Sürecin devamını yazarım..

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      | sezon - 1 | bölüm - 1 |

      Houston Texas'a ilk adımı atmadan önce biraz geriye gidip bu süreçte emeği geçen bir kaç özel insana yer vermek istiyorum. Ds-260 formu doldurmak için videolarından ve daha sonra DV2021 telegram gurubundan paylaştığı bilgilerle bizi aydınlatan @muhtaradana ya sonsuz teşekkürler. Ayrıca @EzgiLera @bengisu @covacik @gucarslan emekleriniz çok.. herşey için tekrardan teşekkürler.

      Ds-260 formunu videoyu izleyip doldururken greencard için adres gerekiyordu. Youtube'ta dolanırken tesadüf.. yada biz buna şans diyelim. Çünkü ben şanslıyım. Greencard hakkında canlı yayın yapan @semavi Kadir Zora yayınına denk geldim. O sırada Kadir abi "adres ihtiyacı olanlar bana yazsın" dedi. Yazdım. Sağolsun Kadir abi adresi verdi. İşin açıkçası houston'u Kadir abinin yayınında öğrendim aklımda texas yoktu. Bir kere adresi houston yazdım artık nereye gideceğim belliydi..

      29 eylül perşembe günü öğleden sonra saat 14:00'de. Thy uçak biletimi aldım. İngilizce bilmediğim için aktarmalı uçak biletini alarak risk almak yerine direk uçuş bileti aldım. Alır almaz Kadir abiye bütçem ile ilgili bilgi vererek geleceğim gün uygun bir araç ayarlaması için ricada bulunarak bir mail attım. Sağolsun geldiğinde uygun bir araç bulmaya çalışırım dedi.

      28 eylül akşam 9 gibi istanbul taksim meydanında pcr testi yapan bir yere gittim. Test yapıldı ertesi sabah sonucu tefona gelecek denildi. İstiklal caddesinde dolanırken ciddi ciddi yarın buralardan gidiyorum diye içimde tuhaf bir mutluluk vardı. Gece yarısı airbnb'den gecelik 20$'a 7 günlük bir oda kiraladım. Artık kalacak yerde hazırdı.

      Uçuş günü sabah erkenden uyandım 9 gibi istiklalden taksim meydanına geldim. Taksim metroya bindim şişli-mecidiyeköy durağından inip ist havaalanına giden belediye otobüs var metrodan çıkınca biraz yürümek gerekiyor. Kolay sanmayın bu yolculuk uzun sürüyor havaalanina saat 12 gibi vardım. Bu yolu tercih eden olursa siz 8 de gidin. Benim durumum farklı çünkü ben şanslıyım. Oraya vardığımda uçağa 2 saat kalmıştı. Bu süre çoğu zaman yeterli olmuyor özellikle abd için sıkı bir arama süreci olduğunu düşünün. Dediğim gibi benim durumum farklı, şans işte.

      Dış hatlara vardım kapıda güvenlik bilet sordu telefondan gösterdim geçtim. İlk arama hemen kapıdan girince yapıldı. Bileti ve çanta işlemi için J bölümüne gittim abd'ye J bölümü ilgileniyordu. Baya kalabalıktı sıra için yaklaştım bir güvenlik pasaport istedi. Greencard mı? Evet dedim kaçıncı başvurun? İlk dedim. Çok şanslısın. deyince başka birine gitti pasaportu onada gösterdi oda yokladı geri döndü pasaportu bana verdi. Ne yaptı bilmiyorum. Sıra ilerlerken bir kadın pasaportu istedi bir kaç etiket pasaporta yapıştırdı gideceğim yerin adresini istedi airbnb adresini verdim. Pasaportu verdi bilet işlemi için vezneye gittim. Sadece bir çantam vardı onu verdim. Covid formu doldurdum bileti verdi. Yanımda sadece sarı zarfı alıp sonraki güvenlik aramasına geçtim. Ordan pul istiyordu gitmeden önce orda pul veren otomattan 50 tl ye yurtdışına çıkış pulu aldım. Gittim pulu aldı pasaporta mühür bastı kameradan fotoğraf çekti. Geçtim ordan artık uçağa binmek için hazırdım uçak kapısı A1A oraya gittim baktım ordada arama var ama daha fazla arama yapıyorlar. Elde getirilen her çanta orda açılıyor tek tek aranıyor. Üst baş herşey yoklanıyor. Öncelik kadınlarındı onları öne alıyorlardı. O sırada farklı güvenlikler işlem için pasaportu alıp inceleyip etiket falan yapıştırıyorlardı. Yolculardan çok güvenlik görevlisi vardı. Herşey arandı tarandı kapı açıldı bir otobüse bindik uçağa doğru götürdü. Zamanlamam harikaydı biraz geç gelseydim o kapıdan geçemezdim. Uçağa bindim yavaşça hareket etti ama uçak efsane! içi geniş 9 koltuk sıralı iki koridora sahip baya büyük uçaktı. Ben ilk defa böyle uçak gördüm. Hafif havalandı artık hiçbir güç benim yurtdışına çıkmama engel olamaz. Yanılmıyorsam uçak büyük olduğu için sallantı falan hiç yoktu yada daha önce bindiklerim uçak değil at arabasıydı o derece yani. Yolculuk havada 11 saat sürdü yerde dolanması falan ortalama 13 saati geçti. Uçakta iki kez yemek servisi yapıldı. Yemekler iyiydi ilk yemekte karnıyarık, pilav, salata, tatlı ve içecek çeşitleri. inmeye 2 saat kala yemekte tavuk ızgara salata tatlı içecek.

      Uçak inişe geçti saat akşam 7:30 civarı ama houston saati. Camdan bakıyorum sokaklar yollar cetvel ile çizilmiş.. Bi an google eart'en izliyormuşum gibi hissettim. Tekerlekler asfalta değdi artık ilk adım için sadece kapıların açılması gerekiyordu. Aceleye gerek yok sakin bir şekilde herkesin çıkmasını bekledim. Çıktım kapıdan direk havaalanin içine giden koridordan ilerlemeye başladık. İlerledikçe çalışan görevlilerin çoğu siyahiydi ve çoğu baya ama baya baya kiloloydu. Ben bu kiloya sahip insanları sadece ağır yaşamlar belgeselinde görmüştüm. Canlı olarak görmek biraz garip gelmişti. Bagaj levhaları takip ederek ilerledim. Pasaport kontrol yerinde vezneye pasaport ve sarı zarf ile birlikte uzattım. İngilizce bilmediğimi İngilizce olarak söyledim. Güvenliği çağırdı beni ona teslim etti. Pasaportu ve zarfı aldı eliyle salonu işaret edip otur dedi. Oturdum başka birine gitti bir iki dk sonra Erkan diye seslendi, sonuçta amerikalı adam Ercan diyemedi tabi. Gittim pasaportun içine bastığı kaşeyi kurutmak için sallıyordu. bana uzattı el kol işareti ile beni çıkışa yönlendirdi. Gittim çantayı aldım telefondan wifi açtım freeairport şifresiz bağlandım. ubere baktım evin adresi 45$ yazıyordu. Levhaları takip edip araba simgesine doğru çıktım. Bir güvenliğe sadece uber dedim C kapısında bekle dedi. Kapıdan çıktım hemen çıkışta uber araçların geçtiği durak var orda çağırdım hemen geldi. Airbnb'den ev sahibi mesaj atmış ben yoksam anahtar komidinin üstünde alirsin demiş ev sahibi siyahiydi. Şoför siyahi yaşlı bir amca 40 dk sonra eve vardım. Hep filmlerde gördüğüm evler ve yeşil çimler gözlerimin önündeydi. Hangi evin olduğundan emin olmak için numaralara baktım doğru evi buldum kapıyı açtım içeri girdim. Girişte büyük bir salon mutfak ile birlikte 5 6 kapı var her kapı numaraliydi orda farkettim bu evin her odası kiralık olarak veriyormuş. Anlicaniz adam iyi para kazanıyor. Neyse direk yatağa geçip yattım.

      Sabah oldu Kadir abiye geldiğimi mail olarak attım. Numarasını verdi sağolsun nerede olduğumu sorunca konum attım. Bana 'hayat sana gülecek herhalde burada' diye mesaj attı ardından resim attı mapten aramızda sadece 7 dakikalık mesafe varmış. Kadir abi bu bölgeye bir iş için uğramış insanın bu kadar şanslı olması bir yerden sonra tuhaf geliyor. Kadir abi işim bitince seni alırım dedi. O süreçte bende bir markete falan uğrayıp bir şeyler alayım dedim. Haritadan market baktım yürüme mesafesinde bir yere doğru yürüyüşe geçtim. Evleri izliyor yollarda çimler falan fistan yürüyorum. İlginçtir hiç beyaz yok sadece siyahiler vardı. Benzinlikte falan sohbet edip gülüyorlar ortam hafif gta5 gibi büyük kasalı arabalar falan. Markete girdim meyve reyonuna uğradım iki gün önce fiyatından dolayı küstüğüm meyveye yöneldim. 16tl olduğu için yemeyi bıraktığım muz burda 0.49 cent'e karşımda duruyordu, o an almak yerine hayatı bir iki dakika sorgulayıp meyve ve sebze reyonunda dolanıp çıktım.

      Dışarı çıktım eve vardım yağmur başladı. Kadir abi geldi sokakta hemen arabaya atladım merhabalaştık. Hep youtube'ta gördüğüm kişiyle canlı konuşmak ilginç gelmişti. Ekranda neyse oydu. Kadir abi sohbet için konular açıyor bilgiler veriyor.. ama ben ilginç olarak farklı bir ambianstaydım çünkü bu kadar şanslı olmak insanı bir yerden sonra acaba bu bir rüya mı noktasına getiriyor. Kadir abi konuşurken ben aklımdan bir rüya bu kadar gerçek olmaz diye düşünüyorum. Bir yandan ya uyanırsam?

      Kadir abinin iş yerine vardık ordan bana uygun olabilecek bir araç vardı. O aracı kendileri kullanıyordu ama fiyat olarak benim bütçeye yakın olduğu için sağolsun Kadir abi onu bana verdi. Plaka ve bir takım işlemleri falan halledip nasıl götüreceksin diye sordu bana "valla abi ehliyetim var ama trafikte pratiğim yok" dedim. Sağolsun mülayim insan beraber gideriz ordan aldığı bir araç ile geri geliriz dedi. Telefon hattı için yardımcı oldu. Araç sigortası için birine yönlendirdi. Yani kısacası zamanın para olarak tanımlandığı bir kentte hiç bir beklentisi olmadan günün çoğunu benimle ilgilenerek geçirdi. Kadir @semavi abi herşey için tekrar teşekkürler. Şimdilik ssn gelmesini bekliyorum.

      3'cü günümü sokakta arabam ile tur atıyorum araba değil canavar maşallah. Chevrolet TrailBlazer ben ona kısaca savaş görmemiş alman tankı diyorum..
      Şanslıyım demiştim zaten.. 2. bölüme geç >

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • RE: [Arşiv] DV2021 Mulakat Deneyimleri

      Dv şans işi ama ben ekstradan daha fazla şanslıyım..

      Dv20-dv21 olan her talihli bu süreci yaşamanız dileğiyle.. Böyle sıkıntılı bir sürecin içinde kendi mutluluğumuzu buraya yazmak insanın canını sıkıyor, utandırıyor. Ama bu forum oluşumun gereği bir sonrakilere yardımı olur diye deneyimimizi paylaşmakta bu sürecin bir parçası. Burada mutlu bir durumu paylaşarak mülâkat bekleyen herkesten özür diliyorum.. umarım herşey normal bir şekilde olumlu olur. hepinize bu deneyimi yaşayıp paylaşmanız dileğiyle..

      Süreci yakından takip eden dv20 ve dv21 telegram ve forum yönetiminde bulunan (isim vermiyorum çünkü görünen ve görünmeyen herkesi dahil ederek) abilere, ablalara ve arkadaşlara aktardıkları deneyim ve bilgiler için herkes adına çok teşekkür ediyorum.

      Söylemeden geçemeyeceğim @gucarslan abi her şeye rağmen sinirlenmemiş gibi davranmayı nasıl başarıyorsun? Evinde kırmadığın sağlam bir eşya var mı? Bence olmaması gerekiyor.. çoğu zaman senin adına bağırdığım oluyor haberin olsun.. bu ne sakin bir duruş yaa. Kimseyi kırmadan bu güne gelmek.. helal olsun..
      ...

      30 ağustos akşamı ankara otogarina vardım. gece yarısı servis falan olmadığı için bi taksiye bindim güven parkına gidelim dedim. Taksiye bindik iki çift laf etmeden yol bitmez..

      Abi abd konsolosluğu civarı uygun bir otel var mı bildiğin?
      Ne kadar düşünüyorsun?
      Valla 200tl'yi geçmezse iyi olur.
      Bu fiyata bulunur. Dedi
      Daha uygun var mıdır?
      100tl ye bile var ama biraz uzak kalır dolmuşa biner 10dk yine orda olursun.
      Abi bu iyiymiş beni oraya at amaç ayağımızı uzatıp yatmak zaten başka beklentim yok dedim.
      Sadece ayak uzatmaksa daha uygunda var 60tlye bile var.
      Abi sen iyisi 60 olan yere götür dedim. Hemen otele vardık taksi ücreti gece tarifesi 35tl tuttu kafamdan 200tl vereceğim hesaba göre taksi fiyatını hesapladım. Uygun geliyordu. otel dediğim pansiyon tek kişilik oda ama ortak banyo wc'si olan bir yer. Otel kötü ama taksici abi beni oraya bırakınca eliyle beni resepsiyon görevlisine gösterip "Bu gardaşıma bi güzellik yap" dedi. Daha derli toplu bir oda kendi banyosu falan bir odayı verdi bana. Şanslı bir duruma düştüm taksici abi iyi denk gelmişti. Sabah ordan ayrıldım tekrar geri nasıl gideceğimi çözemediğim için. Başka bir otel buldum konsolosluğa çok yakın 150tl. burası baya iyi yani. Şansıma 200tl 300tl odalı otellerin olduğu yerde 150tlye ayarladım.

      31 ağustos saat 10:45 unganlar randevusu için biraz erken gittim 10:00 gibiydi. Binaya girdiğimde iki asansör vardı 1,3,5 katlara ve 2,4,6 katlara çıkan asansör ayırımı vardı. 4. kata çıktım. Asansör kapısını açtım, bir takım rusça konuşan sesler duyuluyor araya yeşillik olsun diye türkçe kelimeler serpiştiriliyor. Dedim zengin ruslar özel muayene alıyordur herhalde.. koridora yöneldim. Baktım 3 kişi ve bir hemşire koridordan bir odaya yöneldiler. Hemşire onları odaya bıraktı tekrar benim olduğum yöne geldi. Bana baktı sizin randevunuz var mı? Evet var dedim. Benide o odaya yönlendirdi. Orda bekleyin içerisi kalabalık ben çağırırım dedi. Odaya girdim rusça türkçe konuşanlar dv falan deyince orada ufaktan muhabbete sızdım, iletişim kurduk tanıştık. Mustafa abi, eşi ve Çağlar dv21 telegram gurubundan zaten konuştuğumuzu farkettik birde canlı tanışmış olduk. Hemşire bizi sırayla içeri çağırdı. Muayene bekleme salonu baya kalabalıktı. Herkes dv muayenesi için gelmiş değildi, farklı vize türlerinde çok sayıda insan vardı.

      Hemşire, CN ve pasaport varsa covid aşı kartı ve aşı karnesi istedi. Verdim covid kartım vardı diğer aşı geçmişim yoktu. Bekletti.. 5 dk falan sonra fotoğraf çekmek için çağırdı kaydımı yaptı ve muayene için içeri çağırdı. Hemşire boy ve kilo ölçüp orda iç çamaşırı kalacak şekilde soyunup bekle dedi. Çok sürmedi dr. Handan hanım geldi.
      Merhabalaştık, maskeyi indir yüzünü görmem için. Baktı tekrar kapat dedi.
      Bir hastalığın falan var mı
      Herşeyi hızlı bir şekilde sıraladı
      Kanser, verem, şu bu falan fistan.. soruları bitti.
      Takdir-i İlahi maşallah bende turp gibi olduğum için her soruya hayır deyip geçiyoruz.
      Şimdi sıra aşılarda dedi.
      Aynı serilikte, mülakata burda başladığımı düşündüren sorular almaya başladım..
      Sanki evraklardan anlamamış gibi bir giriş yaptı..
      Greencard mı?
      Ilk başvurun mu?
      Ilk dedim
      Çok şanslısın
      Evet hayatım boyunca hep şanslı olmuşumdur.
      Ne iş yapıyorsun?
      Şuan heykel yapıyorum
      Aa.. güzel meslek orda rahat iş bulursun.
      Aslında grafik tasarım düşünüyorum heykel alanında iş bulmam zor.
      Ben bilmiyorum tabi sen daha iyi bilirsin. Nerede okuyorsun?
      9 eylül üni. hala öğrenciyim.
      Niye? bitmedi mi?
      Çalışmak, para kazanmak daha keyifli hale dönüşünce okulu aksatmaya başladım 10 yıldır bitiremiyorum
      Güldü, tamam giyinebilirsin başarılar bol şans..
      Teşekkkürler hocam..

      Herşey çok hızlıydı giyinip çıktım. Hemşire 250$ dolar istedi. 3. kata in dedi. İndim elimdeki evrağı alt katta vezneye uzattım 117.5$ dolar istedi. Verdim oturun sizi çağıracaklar. Az sonra bir hemşire seslendi yanına gittim kolumu sıyırıp kan aldı. Şişe verdi idrar tahlili için wc'ye yönlendirdi, hazırladım çıktım bekleme salonuna girdim. Hemen ardından seslenen oldu
      Ercan Demir??
      Tam oraya yönlendim arkamdan salonun diğer ucundan başka biri seslendi
      Sercan Demir??
      Bir iki saniyeliğine içimden isyan ettim.. isim falan yanlış yazmış olabilir miydim?
      Hangi hemşireye yöneleceğimi şaşırdım. En iyisi yanlış seslenen tarafa gidim durumu düzeltmek adına bir şeyler yaparım. O kısacık sürede kendi içimden ortaya karışık saydırıyorum.. Sercan Demir diyen hemşirenin tam yanına gittim bir abi hemen yanımızda Sercan Demir benim dedi. Baktım ilk şaşırdım, sonra bi rahatladım ama bi rahatladım yani.. isimlerin bu kadar benzer olması ayrı CN bile arka arkaya denk geliyor. Sercan abi telegram gurubundaymış orda o an kafa selamları falan göz göze tanışmış olduk. Çok şanslıyız o an ikimizin orda olmaması bir harf yüzünden evrak karışabilirdi. Dedim ya şanslıyız ucuz yırttık. Doğru yere yöneldim kalp filmi çektik. Tekrar 4. kata çıktım, orda hemşire yarın öğlen saat 12'ye kadar aramazsak bir sorun yok demektir. öğleden sonra saat 4, 5 arası gelip sonucunuzu alabilirsiniz dedi. ordan ayrıldım.
      Ertesi gün telegram gurubundan Çağlar ile birlikte saat 4 gibi oraya birlikte gittik. Soyadlarimizi sordu dosyaları çıkardı bize uzattı. Hemşire dünkü isim benzerliğini iki departman kendi aralarında görüşmüş ve araştırmış olduklarını söyleyip, ilginç bir durum yaşadık. bizde çok şaşırdık falan dedi. Çok irdelemeden büyük bir faciayı son anda farkettik ve doğru olması gereken şeyi yaptık bir sorun olmadı dedim. zarfı alıp çıktım.

      2 eylül sabah saat 8:00'de otelden çıktım. Otel konsolosluğa yürüme mesafesinde. 10:15 randevusuna çok erken gitmek istemedim, hafiften yürüyüp bir yandan hayal kurup bir yandan hangi belgeleri hazırladığımı kafamda düşünüp sıralıyorum. 8:40 civarı banka hesap dökümünü dosyadan çıkarıp 6 ayda ne yapmışım diye sayfaları incelemeye başladım. İmza sirküleri nedir diye meraktan onuda yokladım bi baktım iki kişinin imzası olması gereken belgelerin sadece birinin imzası var, bir imza eksik. Hiç panik olmaya gerek yok dokümanları konsolosluğa yakın vakifbanktan 1 gün öncesinde almıştım, hesapta net 125.000tl var düz tl dolar yok. Oraya yöneldim tam 9:00'da oraya vardığımda imzayı eksik atan kadın ile aynı anda banka önünde karşılaştık. Orda hemen imza rica ettim kendisi hafif panik yaptı "kurum mu imzayı talep etti?" dedi. "Yok kesin talep edeceklerini bildiğim için kuruma gitmeden garantiye almak için geldim" dedim. Ordan ayrıldım. Şans işte bir şekilde işim yürüyor.
      Konsolosluğa doğru gittim 9:10 civarı herşeyi paris cafe'ye 10tl ücret ile emanete teslim ettim. Cafede çalışan abi "üstünde bozuk para falan hiç metal kalmasın yoksa almazlar" diye öneride bulundu, sağolsun. "Kemerde metal var onun için sıkıntı oluyor mu?" diye sordum "valla onu daha önce yaşandığını duymadım, bilmiyorum" dedi. Ben garanti olsun hafiften hızlı bir hamle ile kemeri çekip çantaya attım. Konsolosluğun kapısına yaklaştım bekleyenler var ama hangi vize türü olduklarından emin olmadığım bir sıra vardı. Güvenlik sırayla çağırıyor. O sırada bir çift ve oğlu mülakatı tamamlamış dışarı çıkıyordu. Bi mutluluk havası yüzlerinde vardı belliki onay almışlar. Bende onların mutlu hallerine sevindim. Onları izledim cafeye yöneldiler emaneti aldılar beyfendi oğlunun elini tutmuş. bu vize böyle alınır havası vardı abide. Abla ise cafeden aldığı kahve bardağı ve telefonu hemen kulağına dayayıp mutlu haberi birilerine duyuruyordu. Simaları dv21 guruptan tanıdım sonradan Zeynep abla eşi ve oğluydu. Bu duruma daha çok mutlu olmuş ve maske altında onlarla birlikte bende seviniyordum. Hemen ardından dv21 telegram gurubundan avukat Derya abla eşi ve iki çocuğu içerden çıktı aynı mutluluk onlardada mevcuttu. Ben kendi içimde onlardan daha çok mutlu olmuştum. Derya ablanın eşi hafif dönüp derya ablaya 'Nasılda hemen hallettik değil mi ama' dercesine gözüyle bir işaret verdi. Onlar direk çıktıkları gibi aşağıya doğru ilerlediler. Derya abla arkasına asla bakmadı artık burayla işim kalmadı havası esiyordu. Hemen o anda yanıma uzun boylu biri yaklaştı "Senin greencard mı?" diye sordu evet dedim. "Bende" dedi. Uğur Bulduk dv21 gurubundan. Uğur hoca ile tanıştık kısa sürede bir kanımız kaynadı çıkışta bi çay falan içelim diye anlaştık. Uğur hocam rahat, daha önce vize işlemleri deneyimine sahip ve abd dahil farklı ülkelerde yaşamış gezmiş, tozmuş biri. o anda iki çift lafın belini kırarak rahat olmamı sağladı. Tam ihtiyaç duyacağın bir tecrübeye sahip insan ve yanında duruyor.. şans işte..

      Güvenlik bizi çağırdı 10:15 randevuları gelsin dedi. Hemen yöneldik. Sırayla covid ile ilgili bir formu doldurduk içeriye girmeye başladık. Xray'dan geçip bekleme salonuna yöneldik. Girişte ilk danışman masasında bekleyen biri pasaport istedi, sıra numarası için fiş kağıdı verdi. Salon tek bölümdü orta geniş alan bekleme yeri ve vezneler var. Numara yazan ekrana karşı oturup, veznelere sırtımız dönük şekilde beklemeye koyulduk. Ortam hafif kalabalık sayılır. Unganlardan karşılaştığımız tanıdık dv21 simaları vardı. Numaram 13'tü, yandı. Hemen yanan vezneye gittim. Genç adam pasaportu istedi ek olarak 330$ ücreti istedi. Ayıptır söylemesi cebimde nakit 1500$ vardı. Bazı nakit banknotlarda sıkıntı çıkmasın diye fazladan bulunsun demiştim ondan yani. Çıkardım 400$ uzattım para üstü 70$ ve pasaport ödeme fişi içinde geri verdi. "Beklemeye geç numaran tekrar yandığında gelirsin" dedi. Geçtim oturdum numara tekrar yandı. Bu sefer farklı vezneye gittim. Genç gözlüklü bir kadın evrak istedi. sırayla ne istiyorsa onu veriyorum.
      Sağlık raporu, iki adet fotoğraf, Pasaport(lar), kcc'ye gönderdiğin evraklar ve güncel halleri, banka hesap dökümü, diploma. Bu belgeler sırayla isteniyordu. O sırada genç kadın içeride başka çalışan bir kadın ile bir konu hakkında konuşuyorlardı. Evrak verdiğim kadın diğerine "gönderelim mi? yoksa.. ne yapalım?" diye sordu. Diğer kadın ayakta bir anlığına onunla göz göze geldik. Ben şaşkın gözlerle o ise şüpheli gözlerle hafif birbirimizi yokladık, genç kadının yanından hafif sıyrılıp benim duymamı engellemek için mikrofonun tuşuna bastı. Ses kesildi hiç bir şey duyulmuyor, veznelerin hepsi bu sistemde çalışıyor. Beni biraz bekletti tabi. konuşma bitince genç kadın mikrofonu açtı kusura bakmayın beklettiğim için dedi. Tabi bende bu kusuru masum bir çıkar için kullanma fırsatı bulmuşum, hemen "bir şey sorabilir miyim?" dedim
      "tabii buyrun"
      "Dv21 için çok bekledik ani oldu herşeyi 1 haftaya sığdırmaya çalıştık ais kaydı yapamadık ve süreci bekleyen birçok arkadaşımız hala evrak onayı bekliyor. Süreç devam edecek mi dv21 için?" diye araya soruyu sıkıştırdım.
      "Ais teknik sorununu herkes yaşıyor. numaranızı hemen siteme ekliyorum bugün kesinlikle kaydınızı tamamlayın. Dv süreci için bir bilgimiz yok malesef." dedi. Teşekkürler..

      Sonraki numara yanması için beklemeye geçtim. Hemen önümde Uğur hoca sandalyeden arkaya hafif dönüp gözüyle 'evrakları verdin mi?' bakışına karşılık aynı şekilde gözlerimi hafif kırpıp 'hallettim hoca sıkıntı yok' cevabı verdim. Salonda farklı bir atmosfer var istemsizce bakışlar bir dil aracı oluyor orda. Uğur hoca, benim heyecan yapmama gerek olmadığını anlatır derecesinde arada gözleriyle beni teselli ediyor rahat ol diyor. Kendi içimde 'Uğur hoca tecrübeli adam.. abd görmüş insan.. bu işleri biliyor' diyor ve kendimi motive ediyorum.

      Numaram yandı vezneye yöneldim. Sarışın mavi, yeşil arası tonlarda gözleri olan genç yabancı bir kadın, arkasında oturan başka esmer bir kadın vardı. O an vize onayı aldığıma dair bir ayrıntı farkettim. ben salonda bekleyeli biraz zaman geçmişti. bu süreçte evrakları incelemiş ve geri iade yapacağı eski pasaport, ödeme fişi ve diploma aslını bana uzatacağı camın alt kısmında olan yere koymuştu. Sırada sadece muhabbet olacaktı herşey netti diğer evraklar yan masada düzenli bir şekilde hazırlanmıştı. Iş prosedüre kalmıştı..

      Kadın-Merhaba
      Ben- Merhabalar.

      Kadın uzun değil ama kısada sayılmaz bir cümle kurdu. O an kadının mikrofonunundan dolayı anlamadığımı düşündüm. Birden bende jeton hızlı düştü anlamamakta haklıydım çünkü kadının ingilizce konuşuyor olduğunu farkettim.
      Hemen ingilizce bilmiyorum diye yanıtladım.

      Kadın- Tamam, tamam sağ elini kaldır.
      (....) herşeyi doğru söyleyeceğime yemin eder misin?
      Ben- yemin ederim.
      Teşekkürler..

      Burda, sol dört parmak, sağ dört parmak ve her iki baş parmak izi alındı..

      Kadın -Hangi eyalete gideceksin?
      Ben -Houston TX

      Kadın soru sorarken seri bir şekilde sürekli  pc'de bir şeyler yazıyor izlenimi yaratıyordu. Az çok teknoloji nedir biliriz o parmakların klavye üzerinde sadece git gel yaptığını anlıyordum. Yazsa dahi sürekli ve seri ne yazabilir ki sonuçta ds260 formunu ben doldurdum, ona baktığını bilmeyecek miyiz sanki.. yer mi anadolu çocuğu? Tavır olarak rahattım artık. Rahatlığı kendimde hissetmemek için hiç bir sebep yoktu.

      Kadın bir şaşkınlık belirtisiyle elini klavyeden ayırdı

      neden houston?

      Ben- sosyal medyada tanıştığım insanlar var orda. ilk etapta iş bulmama yardımcı olacaklar.

      Kadın bu sefer gerçek anlamda haklı olarak şaşkındı. Bende bu cevabın tuhaf olduğunu biliyorum ama gerçek bu. Yemin ettirmeseydi.. sonuçta bir takım inançlarımız var yani.

      Kadın, avuçlarını açıp hafiften ellerini havalandırıp, boynunu aşağıya indirerek..

      • ee ingilizce bilmiyorsun.. onlar akraban mı, arkadaşın mı?

      Kadının türkçesi iyi değildi, aynı ben gibi ikimizde türkçe dil bilgisinde zayıfız. Bu durum hoşuma gitti. Dil konusunda böyle devam edersek kesin anlaşacağımızı hissettim.

      Ben- hayır, hayır, hayır.. Onlar akrabam yada arkadaşım değil sadece sosyal medyadan tanıştığım insanlar. İnşaat v.b. iş ayarlama konusunda yardımları olacaktır.

      Bunu söylerken elimdeki yedek evrakları aralayıp seramik ve fayans yaptığımı kanıtlayacak kimliğimi ona uzattım. Bu hareket ile hafif konuyu anlaşılır kılmaya çalıştım. Bu durumda, kadın kimliği incelerken biraz yumuşamaya yarar diye düşündüm, ki öyle oldu. Kimliğin bir çok ülkede geçerliliği var. Üzerinde ingilizce ve türkçe metni olan bir kimlik olduğu için kadın daha rahat anladı. Bakmayın, bende az değilim yani.

      Kadın- ne iş yapıyorsun?
      Ben - Heykel, grafik tasarım, ve inşaatta birden fazla ustalık işi yapıyorum.

      Kadın mikrofonu kapattı yanında oturan kadına döndü aralarında konuşmaya başladılar. Kadının suratı hep ciddiydi zaten. Onlar konuşurken ara ara diğer kadın ve o göz göze geliyorduk. Benim tavırlarımı inceleyerek tepkimi ölçmeye çalışıyor gibiydiler.
      Mikrofonu açtı önceden fark ettiğim o eski pasaport ve diploma aslını cam altında ciddi bir surat ile yavaşça uzattıp gözlerime bakıyordu. Ben bu evrak ayrıntısını ilk başta fark ettiğim için tepkimde hiçbir değişiklik yapmadım. Kadın ciddi bir ses tonuyla "bunları al" bir iki saniye duraksayarak "5 gün içinde pasaportunu alacaksın" dedi. Ben, aşağı yukarı hafif kafa sallayarak aslında durumu anladığımı farkettirdim. Hafif tebessüm ettim gözümden sevincimi hissetti.
      "Tebrikler onaylıyorum" dedi ve ciddi suratı bir anda çok tatlı bir gülümsemeye dönüştü "bol şans" diye ekledi.
      Teşekkürler, çok teşekkürler.. iyi günler, kolay gelsin..
      iki adım geri gidip salona döndüm Uğur hoca ile göz göze geldik sevinç bakışları tebrik bakışlarıyla buluştu. Uğur hocaya tam yöneldim bi iki adım kala, Uğur hocamın henüz mülakata alınmadığını farkettim onunda onay almasını beklememin daha etik bir davranış olacağını hissettim ve çok sıradan bir şey yaşamış gibi. Mutluluğumu gizleyerek düşük bir ses tonuyla " Uğur abi seni dışarda bekliyorum" dedim ve çıkışa yöneldim.
      ...
      Uğur hoca onayı aldı..
      Bana kahve ısmarladı ve arabasıyla otogara bıraktı. Daha napsın? Uğur hocam tekrardan teşekkürler.

      Bu arada daha önce size şanslı olduğumu söylemiş miydim?
      Abd'de yaşam tecrübemi okumak için tıklayınız

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kolezyum
      kolezyum
    • 1 / 1