Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!

Amerika'ya gitme sebepleriniz ?

Taşındı Göçmenlik Sohbetleri
763 252 115.1k 167

  • Muhtemelen "niye böyle oluyor" diye uzun uzun düşünüyorsunuz. Ama bir cevap bulamıyorsunuz. Ve "daha ne kadar sürecek" diye hayıflanıyorsunuz belki de.
    Yaşadıklarımız güzel şeyler değil ama zorunda olduğumuz şeyleri yaşıyoruz maalesef. Çok dramatik şekilde üstelik.
    Anlatayım...afamızdaki en büyük sorun muhtemelen "modern ve demokratik" Türkiye'nin asla yaşamaması gereken kalitesizliği yaşamasıdır. Fakat maalesef bir gerçeği atlıyoruz.
    Türkiye'nin modernizasyonu doğal yollarla gerçekleşmedi. Daha çok "tepeden" indi. En büyük şansımızdı aslında.
    Toplumların modernleşmesi bazı sosyolojik aşamalarla meydana geliyor. Avrupa da bir zamanlar tarıma bağlı feodal topluluklardan meydana geliyordu. Tepelerinde Kilise gibi çağdışı bir balyoz vardı. Bitmeyen savaşlar vardı. Ortadoğu gibiydiler yani. Ama bazı şeyler yaşadılar.
    En basitinden Kilise'nin otoritesini kırdılar. Bunun için pek çok acı çektiler. Galileo gibi bir adama "dünya düzdür" dedirttiler mesela. Bruno'yu yaktılar. Ama tüm bu acıların kattıkları deneyimlerle otoriteyi kırdılar ve ferdiyetçiliğin önünü açtılar.
    Bilim ve teknikte ilerlediler. Böylece sanayi devrimini başardılar. Toplumun büyük bölümü "tarlasını süren, geçimi için çok çocuk yapan, erkeğin gücüyle egemen olduğu tarım toplumu" iken şehirlerde fabrikalar kuruldu. Ve o fabrikalarda çalışmak için işçiler gerekti.
    Şehirler büyüdü. İşçiler çoğaldı. Artık yeni bir toplum ortaya çıkmaya başladı. Yeni toplumun yeni sorunları oldu. Güvensiz iş ortamı, uzun süre çalışan işçiler, sömürüler ve büyük haksızlıklar.
    Sonra sömürü ile mücadele başladı ve işçiler bu uğurda pek çok acı çektiler.
    Ama mücadele ettikçe talep ettikleri hakları yönetici sınıfa dayatıp kazanmayı başladılar. Dünya kadınlar günü bile haklarını talep ettiği için katledilen kadın işçilerin dramı üzerine kurulu bir gün.
    Özetle yeni toplum yeni realitelere kapı açtı.
    Kentte yaşayan, eğitim alabilen, ülke sorunlarına ilgi duyabilen, haliyle "irade gösterebilen" sosyal bir toplum ortaya çıktı. Haliyle yeni talepler.. Politika ile ilgilenmek gibi, oy gibi...
    Batılılar bu süreçleri adım adım yaşadılar ve taleplerini yöneticilere dayattılar.
    Bu dönüşümlerin büyük bölümü tabandan gelen ve mücadelelerle süren halk hareketleriydi. Mesela Fransız ihlali gibi... Önce isyanla başladı. Sonra ihtilalle sürdü. Ve nihayet bir inkılaba dönüştü.
    Oysa Osmanlı'da böyle mi olmuştur? Hayır.
    Osmanlı toplumu maalesef bu süreçleri yaşayamadı. Ülke sanayileşemediği için köylü kaldı. Kentlerde büyük işçi sınıfları doğmadı. İnsanlar köylerde eğitime gereksinim duymadan üreterek ve üreyerek hayatlarını sürdürdüler. Ta ki gelişen emperyalizm tarafından sömürülene dek.
    Osmanlı modernleşmesi tanzimatla başlamışsa da bu da Batı'da olduğu gibi tabandan gelen bir dalga değildi. Toplumda böyle bir gereksinim yoktu. Çünkü sosyal şartlar hazır değildi. Avrupalılar Osmanlı'ya bir tür şekilci bir modernizm dayattı. Saltanat da baskıya boyun eğdi.
    Bazı padişahların Batılılaşma merakı bile ülkedeki geri kalmışlığı ve askeri/ekonomik başarısızlıkları engellemek için tepeden inme girişimlerden ibaretti. Ama toplum o kadar hazır değildi ki tüm bu girişimler çıkarcı zümreler tarafından boğuldu.
    Sonra bir adam çıktı. Yanına aldığı bir takım idealist bürokrat, asker ve aydın sınıfıyla "toplumun hiç de arzulamadığı" hatta "ne olduğu konusunda pek fikri olmadığı" devrimleri tepeden inme şekilde takır takır yapmaya başladı.
    Şöyle örnek vereyim: 1923 yılında toplumda laiklik olsun, seçme seçilme hakkı olsun hatta kadın erkek eşitliği olsun... Kılık kıyafet veya harf devrimi olsun... Bunların hiçbiri yaygın bir talep değildi. Çünkü köylü toplumu bunların ne olduğunu bilmiyordu.
    Toplum, bu devrimleri kabullendi çünkü devrimleri getiren kişiye büyük saygı duyuyorlardı. Atatürk bu noktada çok büyük bir erdem göstermiştir:
    Dönemin yayın akımı olan "popülizme ve demagojiye" kayarak toplumu idare etmek yerine modernizmi getirmek gibi işe girişti.
    Hatta Atatürk öyle bazı devrimlere girişti ki, toplumda "kurtarıcı" gibi bir itibarı olmasaydı muhtemelen toplum büyük itirazlarda bulunurdu. Mesela şapka devrimi veya hilafetin kaldırılması gibi...
    Atatürk buna rağmen toplumun yararı için kendi kredisini kullanmıştır.
    Böylece Türk devrimi, Fransız devriminin aksine isyan/ihtilal/inkılap şeklinde gerçekleşmemiş, tepeden inerek kısa sürede gerçekleşmiştir.
    Buna, bildiğiniz "çağ atlamak" hadisesi diyebiliriz.
    Bu yöntemin belki de en güzel yanı toplumun acı tecrübeler yaşamadan nihai hedefe varması ve yıllarını harcamak zorunda kalmaması diyebiliriz.
    Kötü yanı ise toplumun tepeden inen bu devrimlerin kıymetini bilemiyor olmasıdır.
    Yapılacak iş, devrimleri indirdikten sonra toplumun onu özümsemesi için büyük bir propaganda ve eğitim devrimi başlatılmasıydı. Atatürk halk evleri ve millet mektepleri gibi aparatlarla bu işe girişse de pek istenilen kadar başarılı gidemedi.
    Mesela Atatürk döneminde bürokratlık yapan genç bir isim olan Ferit Celal, yıllar sonra o dönem için şöyle söylüyor:
    Kolay olmadı bu işler. Adam yok. Bugünkü bolluk yok. Bugünkü gibi binlerce gencin üniversite kapılarında beklediği bir dönem değildi. 210 öğrenci bile yoktu.
    Yani sözün özü, tepeden inen devrimler halka yeterince sirayet edemedi. Toplum bu devrimlerin manasını "Batılılar" gibi tam manasıyla anlayamadı. Kavrayamadı. Zaten Atatürk de zamansız gidince yerini yetersiz hükümetler aldı.
    Burada şunu düşünenler olabilir "Keşke ondan sonra İnönü gelmeseydi"
    Kim gelecekti ki.. Bilinenin aksine, İnönü, konsensüsle gelmiştir. Karşısına çıkabilecek iki rakip olan Bayar ve Çakmak da onu istemiştir.
    Bayar yıllar sonra anlatıyor. Atatürk'ün ölümüne yakın zamanlarda sürekli "Beni en yakınımdakiler bile anlayamıyor" diye dert yandığından bahsediyor.
    Bazen Atatürk 20 yıl daha yaşasaydı neler olabilirdi diye düşünüyorum.
    En basitinden Halk Evleri, Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüleri gibi müesseseler devrimi topluma yani tabana daha başarılı şekilde yayardı. Sanayi hamlesi yarım kalmaz, kentleşme daha sağlıklı şekilde yaşanırdı.
    Arabesk müzik bile bu kadar popüler olmazdı mesela.
    Çünkü arabesk müziğin de "köyden kente göçen" ama düzensizce göçen, gerekli sosyal sıçrayışı gerçekleştiremeyen, dar gelirli, yoksul ve kasabalılaşmış kentlilerin yaşadığı muhitlerde doğduğunu biliyoruz.
    Neler, neleri etkiliyor...
    İşte, bu kısaca anlatmaya çalıştığım nedenlerden ötürü Atatürk'ün Türk Devrimi yarıda kalmıştır. Tamamlanamamıştır. Kadınlar haklarını almıştır ama evin reisi erkektir. Okuma oranı hala düşüktür. Köylü toplum kentleşememiştir.
    Yani devrimin manasını tam anlayamamıştır.
    Şimdi yaşadığımız sorunlar maalesef yarım kalmış bu hikayenin getirisidir. Biz artık devrimleri acı çekerek, mücadele ederek kavramaya başlıyoruz.
    Ne yazık ki kadına şiddet vakaları bile bunun acı bir örneğini teşkil ediyor.
    Kadınlar okuyarak, iş sahibi olarak erkeğin "tarım toplumundan kalma güdümünden" çıkıyor. Yıllardır sahip oldukları hakları gerçek anlamda kullanmaya başlıyorlar. Ama bu devrimlerden nasibini almamış erkeklerin baskı ve zulmüne maruz kalıyorlar. Acı çekerek öğreniyoruz.
    Laikliğin kıymetini bile yeni yeni anlıyoruz aslında. Bunun için dinci eğilimleri olan bir otoritenin yarattığı rahatsızlıkları tatmak gerekiyordu. Oysa tepeden inen devrimleri vaktinde özümseseydik, yani nasihati anlasaydık, musibete gerek mi kalırdı.
    Biz maalesef Atatürk'ün acısız modernizasyonunun yarattığı fırsatı değerlendiremedik. Başa döndük. Şimdi acı çekerek öğreniyoruz. Bazı şeyleri ancak böyle kavrayabiliyoruz.
    Mesela bugün bir sanatçının "Atatürk'ü eskiden sevmezdim, şimdi kıymetini anladım" dediğini gördüm.
    Çünkü o bu modernizasyonun manasını öğretecek kaliteli bir eğitim almadı. Hepimiz böyleyiz aslında. Kıymetini öğrenemedik. Sonra başımızdan bazı badireler geçti. Ancak bu şekilde anladık. Ancak bu şekilde öğrendik.
    Şimdi kıymetini anlamaya başladık.
    İşte, hep soruyoruz ya "bunları neden yaşıyoruz" diye. Aslında şansımızı teptik. Ve Batılıların asırlar önce yaşadığı dramatik süreci şimdi biz (belki de daha acısız şekilde) yaşıyoruz.
    O yüzden ben umutsuzlardan değilim. Neticede yaşıyoruz. Devrimler öyle veya böyle yayılmaya devam ediyor. Fakat bunu da "kör ve topal" şekilde yapıyoruz.
    Türkiye "eğitime, liyakate ve bilime" eğilen bir idare ile bu süreci çok daha kolayca aşabilir.
    Bazı gericilerin "Almanya ferrari üretirken biz şapka inkılabı yapıyorduk" diyerek eleştirdiği şey aslında övülecek şeydir. Avrupalıların açtığı farkı biz onlar gibi kan dökmeden kısa yoldan kapamaya bakıyorduk. Onlara hızlıca yetişmeye çabalıyorduk.
    Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi bile bir yönüyle buna hizmet ediyordu. Aradaki farkı kapatmak için savaşsız, tantanasız istikrarlı bir süreç arzuluyorduk.
    Burada şunu da unutmamak gerekiyor:
    Atatürk tüm bu mücadeleyi verirken kendisi için çabalamadı. Hatta toplumun bazı kesimlerinin tepkisini çekmek pahasına yine toplumu ilerletmek için "kurtarıcı" imajının sağladığı krediyi kullandı.
    Liderler çoğu zaman "kendi politik çıkarları" için toplumun faydasına olmayan işler yapar. Bazıları da "kendi çıkarı ile toplum çıkarını birleştirir.
    Bir liderin "kendi politik imajına zarar veren ama topluma fayda sağlayan" adımlar attığı çok nadir görülmüştür.
    Sonuç olarak bugün yaşadığımız sancılar, vaktiyle tepeden inerek kazandığımız ama manasını tam olarak kavrama imkanı bulamadığımız devrimleri anlayabilmek adına çektiğimiz sıkıntılardır.
    Z kuşağı dediğimiz gençlerin eğilimleri izlenildiğinde sürecin sağlıklı yürüdüğü açıktır
    Hiç endişeniz olmasın, her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürüyoruz.
    Yapılacak en doğru şey yaşadığımız acılardan gerekli dersleri çıkarmak ve "sahip olduklarımızın" kıymetini tam manasıyla anlamaktır.
    "Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
    Mustafa Kemal Atatürk
    Twitter>Con Sinov (@lordsinov)

    Şimdi bu yazının çok uzun olduğunu biliyorum. Yazıyı beğenenler zaten derdimi anladı. Beğenmelerin kaybettikleri vakit için özür dilerim.
    Benim için özet şudur. Yazıyı yazan kişinin bi umudu var. Benim yok. Evladım ve sonrası için..

  • ⭐⭐

    Nedeni yok sadece hayaller var


  • @ayvalik10 Yalan yanlış gorseller paylaşmayın. Boyle bır kıtap bile yok. https://www.dogrulukpayi.com/dogrulama/diyanet-in-diyanet-ve-genclik-adli-bir-kitapta-cocuklarin-gelisimine-yonelik-ifadeleri-iddiasi

    Bu yaptıgınız hem buyuk bır cahıllık hemde aynı zamanda ıftıra atmaktır.


  • @nicely hakkında kısmına bakarsan ne olduğu belli olmayan bir sitenin kaynağını gösteriyorsan senin cahilliğin bence artık cevap yazma bu kadar aşağıya düşürecek insanları ben engelliyorum


  • selam, şurada 26 sayfa dolusu sebep okudum neredeyse tamamıyla aynı fikirdeyim, aynı şiddette gitme isteğinde bir insanım ama ne yazık ki gidebilmek adına bırakın kazanmayı çekilişe katılabilme şansına bile sahip değilim. (eşimle bu konuda aynı fikirde olmadığımız için) kapana kısılmış gibi hissediyorum. umarım benim de bir gün umutlanmak adına bir şansım olur...


  • @december ben de senle aynı haldeyim ancak ben almanya doğumlu olup babam tüm haklarımızı sattığı için kendimin kaybettiği ayrıcalığı ben de kendi çocuklarım için yapmamak için başvuru yapıyorum eşim mi ağzından tek bir kelime çıkıyor ...... git yolun açık olsun çünkü ailesi olsun arkadaşları olsun bırakamaz ondan dolayı kimseye bakma sen kendinden emin ol


  • @ayvalik10 peki diyelim ki GC çıktı, o zaman nasıl ikna olacak eşiniz? ya gelmezse?

  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    @december ikna etmeyeceğim ki gelmeyecek zaten ondan ben herşeyi tek olarak yapacağım. Daha da ilginç bir şey söyleyim forum ailesinden olan kişiye bu soruyu sordum o da youtube videosunda bu soru hakkında video çekmişti

    https://www.youtube.com/watch?v=OdUDjbBezj8


  • @december hayal kurabildiğiniz kadar yaşarsınız.. hayal kurduklarınızın birazcık ucundan tutsanız inanın ne demek istediğimi anlayacaksınız. bende sizin gibi düşünüyordum. Kapana kısılmış gibi ve eşimde istemiyordu.. Neredeyse amerikayla ilgili binlerce video izledim.. az çok iyi yada kötü yanlarını anlayabiliyorum ama yaşayınca nasıl olur bilemem.. en azından pasaportunuz yoksa pasaport çıkartın.. sonra videolar izleyin, eşinize ince ince güzel yanlarından bahsedin.. alıştığı zaman ince ince olumsuz yönlerinden bahsedin.. alışacaktır ☺️🗽


  • @emtee Haklısınız zaten işim hep hayal.. boş durmadım elimden geleni yaptım, ailem avrupadan eski göçmen, oradan vatandaşlık işlemleri için bir adım attım (eşim başta buna bile karşı çıktı bu kadar parayı çöpe atıyorsun dedi) ilerde çocuklarım teşekkür edecekler dedim ve net durdum kabul etmek zorunda kaldı, bir kaç yıl sonra en azından avrupaya giriş kolay olacak. amerika için ise ben dediğiniz gibi yaptıkça daha da düşman oldu yabancı ülkelere. artık kafasına düşecek bir tuğlaya kaldı işim yani :) yine de Allahdan ümit kesilmez diye hayal kurmaya, araştırma yapmaya devam ediyorum.


  • Ben olsam belki derdimki, ben gidiyorum, eğer gelmezsen kendin kaybedersin..... Derdim. Baktım sıkıntı cıktı, sonra geri vites yapardım :D


  • @nicely :) öyle bir yeme gelecek kişi değil, ayrıca bunu ne o bana yapar ne de ben ona. şimdilik konuyla ilgili youtube videoları atıyorum. izlemiyor, nolur izle fikrin değişmese bile beni anlarsın, belki önyargılı olduğun şeyleri fark edersin diyorum. olmuyo, olmuyo.


  • Ekonomi...


  • Yarın dolar 1 lira olsun, yine de gitmek fikrinden vazgeçmeyeceğim. Çünkü bildiğiniz üzere maalesef insanımız(kurunun yanında yaş da yanıyor) aç gözlü ve cahilliği diz boyu... belki gittiğim yerde de bu durum değişmeyecek ama. En azından yabancı yerdeyim deyip sineye çekebilirim. Burada bunu başaramıyorum.

    Ya en basitinden örnek vereyim.

    • Metro ve marmaray vb. yerlerde dışarı çıkmak için resmen savaşıyorum. Yaşlısından tut gencine kadar böyle. Ya arkadaş yerde çizgiler var neden orada beklemeyip çıkan kişilere engel oluyorsun. Hem seferler aksıyor hem de sinirlerim bozuluyor.

    • Aynı şekilde yürüyen merdivenlerde sol tarafta öküz gibi bekleyen insanlar.

    • Her yerde torpil ile iş görülüyor. Sonra hak hukuktan bahsediyorlar.

    • Siyaseti hiç anlatmama gerek yok.

    • Alım gücü desen oda yok.

    sanırım bu sebepler yeterli. Avrupa ülkeleri de tercihlerim arasında.

  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    özellikle dakika olarak 21:47 sonrasını izleyin

    https://www.youtube.com/watch?v=ZzqQcl1yWDk


  • @ayvalik10 hocam dün eşimle izledik çamaşır yıkama olayı hariç hepsi bizim için uygun ama en uygunu yani gitmek için başlıca sebeplerimizden birisi zaten son madde. eşim bunu duyunca inanılmaz mutlu oldu. ben kendisi ile dalga geçiyorum sen önceki hayatında kesin kraliçenin soyuna aitsin diye. bunu görünce eşimin resmen gözünün içi parladı. çünkü kendisi gerçekten bu konuda mustarip. bu yüzden güzel oldu bizim için yani ekstra bir motivasyon kaynağı oldu. bu arada bu çiftin tüm videolarını izledik gerçekten başarılılar. tavsiye ederim. bana bu kanalı tavsiye eden size de ayrıca şükranlarımı sunuyorum hocam. saygılar.


  • Bu ileti silindi!

  • rec... abi var mahalle kahvesinden okey yancılarıyla tüm masaları tutmuşlar sana burda rahat yok, mesleğinide yapamazsın, buradan gideceksin dedi.




Benzer Başlıklar

  • Amerika'da tutunamayıp tüm birikimi kaybetme korkusu

    Göçmenlik Sohbetleri
    33
    0 Oy
    33 İleti
    3k Bakış
    P
    Öncelikle ben yurtdışında yaşamadım bunu baştan belirteyim o yüzden tavsiyemi dikkate almazsanız saygı duyarım. Hayatın zamanla ne getirip götüreceği belli olmaz tabi ama yazdıklarınızdan şu şekilde bir çıkarım yaptım, yurtdışında çalışabilecek kalifiyeniz ve tecrübeniz var bu sizi her daim bir adım önde olmanızı sağlayacaktır. İşler ters gidecekse ABD'de ters gider dünyanın öbür ucunda da aile babası olduğunuz için ağır bir sorumluluk taşıdığınızı anlayabiliyorum. İçinizi lütfen ferah tutun ailenizle birlikte olduğunuz sürece hayat bir şekilde yolunda gider. Bir yol sonra konuyu hortlattığımın farkındayım umarım çok mutlu olmuşsunuzdur.
  • Lise mezuniyetinden sonra Amerika'ya gitmek icin tavsiyeler

    Taşındı Göçmenlik Sohbetleri
    14
    0 Oy
    14 İleti
    5k Bakış
    yavuzustausaY
    Arkadaşlar, merhaba. Ben 1. sınıf teknik elektrik-elektronik öğrencisiyim. Amerika'ya gitmek istiyorum. Dil yok, para yok. Nasıl yapacağımı kafayı yiyeceğim. Meslek öğrenmeye İdris Usta sayesinde başladım. İngilizcemi nasıl geliştiririm? Bide para nasıl kazanacağım? Yazın inşaata girmek gibi bir düşüncem var? Nasıl gideceğim?
  • Amerika vs. Avrupa

    Taşındı Göçmenlik Sohbetleri
    10
    0 Oy
    10 İleti
    1k Bakış
    M
    Merhaba! Avrupa Artıları: Yüksek sosyal güvence seviyesi: Avrupa'da, özellikle Almanya ve Hollanda'da, sağlık hizmetlerinden emeklilik ve yardımlara kadar güçlü bir sosyal güvenlik sistemi var. Yaşam kalitesi: Avrupa şehirleri genellikle iyi organize edilmiştir; gelişmiş altyapıya, iyi bir ulaşım ağına ve kaliteli eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim mevcuttur. Çalışma koşulları: Avrupa’da iş-yaşam dengesi daha çok önemsenir. Çalışma saatleri ABD'ye göre daha kısa ve tatiller daha uzun olabilir. Çevre standartları: Avrupa’da çevre korunmasına büyük önem verilir. Çevre temizliği, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil teknolojiler aktif olarak uygulanmaktadır. İş imkanları: Almanya, mühendisler, IT uzmanları, doktorlar ve diğer nitelikli meslekler için yüksek talep görüyor. Hollanda’da teknoloji, uluslararası ticaret ve iş dünyasında uzmanlara ihtiyaç var. Eksileri: Vergiler: Avrupa'da ABD'ye kıyasla daha yüksek vergiler var, ancak bu vergiler pek çok sosyal güvenceler içerir. Dil engelleri: Almanya ve Hollanda’da birçok kişi İngilizce konuşsa da, yerel dili bilmek iş bulma ve topluma daha fazla entegre olma açısından önemli olabilir. Bürokratik zorluklar: Avrupa'da vize, çalışma izni ve vatandaşlık süreçleri daha uzun ve karmaşık olabilir. Amerika Artıları: Ekonomik fırsatlar: ABD geniş bir iş yelpazesi sunuyor, özellikle teknoloji, finans, tıp ve bilim alanlarında. Bazı sektörlerde maaşlar Avrupa'ya göre daha yüksek olabilir. Girişimcilik: ABD'de kendi işinizi kurmak daha kolaydır. Serbest piyasa ve daha az düzenleme, hızlı büyüme ve girişimlerin gelişimi için daha fazla fırsat yaratır. Dil: İngilizce biliyorsanız, ABD’de entegrasyon ve iletişim daha kolay olacaktır. Çeşitli kültürler: Amerika, dünyanın her köşesinden gelen birçok farklı kültürü barındıran bir yer olarak bilinir. Eksileri: Sağlık sistemi: ABD’de sağlık sistemi pahalıdır ve sigorta her zaman tüm ihtiyaçları karşılamaz. Bu en belirgin dezavantajlardan biridir. Tatiller ve çalışma koşulları: ABD’de çalışma haftası daha uzun olabilir ve tatiller daha kısa olabilir. Çoğu şirkette tatil süresi sadece 10-14 gündür. Yaşam tarzı: ABD’de hızlı ve rekabetçi ortam, özellikle büyük şehirlerde, stresli olabilir. İş Bulma: Avrupa: Almanya ve Hollanda, mühendislik, IT, tıp ve bilim gibi alanlarda nitelikli uzmanlar için birçok fırsat sunuyor. Ancak, katı vize ve bürokratik süreçler nedeniyle işe alım süreci daha uzun sürebilir. Amerika: ABD’de büyük şehirlerde birçok iş imkanı mevcut. Ancak iş piyasası rekabetçidir ve pozisyonunuzu sağlamlaştırmak için daha fazla çaba gerekebilir. Güçlü bir CV'ye ve profesyonel becerilere sahip olmak önemlidir.
  • amerika'nın artıları kadar eksileri de var peki sizce neler eksi?

    Taşındı Göçmenlik Sohbetleri
    141
    -5 Oy
    141 İleti
    12k Bakış
    H
    Kisisel goruslerim: Eksileri: Uzak olmasi Avrupa'ya gore daha cok calismalisin. Daha rekabetci bir duzen var. Sosyal devlet anlayisi yok. Guclu olmalisin. Yan haklar dogum, personal izin sureleri daha az. ( I'm a beyaz yaka). Avrupa mimarisi cok daha guzel bence. Haftasonu ulkeden ulkeye arabanla gezebilirsin. Amerika bunun icin cok buyuk. Is seyahatlerinde belli yerler haric her yeri birbirine benzetiyorum burada. Turkiye'ye 2-3 gunlugune gidebilirsin Avrupa'da ama burada bu sansin yok. Ozlediysen yillik izininin cogu TR seyahetine gidiyor zaten. Saglik konulari ama cok yorum yapamiyorum bu konuda. Avrupa'da sagik sistemini bilemiyorum. TR'de guzel bir saglik sigortan varsa sirket tarafindan falan baya rahatsin. Burada kendimi ayni rahatlikta hissedemiyorum. Amerika'da daha bir yanlizlik var sanki. Futbol'a soccer demek zorunda kalmak:) Artilari: Rekabetci duzen ve calismaya eksi dedik ama maaslar ve firsatlar Avrupa'ya gore daha iyi. Tabi sektorden sektore degiskenlik gosterebilir bu durum. Yasam kalitesi ve satinalma gucu Amerika'da daha yuksek. Dil probleminin cabuk asilmasi. Oyle ya da boyle herkes az biraz ingilizceye sahip. Sisteme ayak uydurma daha hizli. Yapinin kendi isini yapmak isteyen, girisimci, zeki insanlari hayal bile edilemeyecek yerlere getirmesi. (sans da lazim tabi). Ikisi de cok buyuk kita ve kendi icinde de bircok farklilik barindiriyor ama genelleme yaparsam ilk aklima gelenler bunlar.
Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

40

Çevrimiçi

60.8k

Kullanıcı

5.1k

Konu

534.9k

İleti

Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum