@nicely Türkiye'deki kariyerimde girişimcilik dünyasıyla çok yakın temaslarda bulundum pozisyonum ve mesleğim itibariyle. Örneğin bugün Türkiye'nin çıkardığı en büyük teknoloji girişimi olan Insider'ın ilk müşterilerinden biriydik (Türkiye'deki şirketim hala onlarla çalışmakta). Haliye birkaç şey söylemeyi kendime hak görüyorum.
Birincisi girişimcilik her şey demek değil. Hatta girişimciliğin bu kadar pohpohlanmasının ben ekonomiye genel anlamda da zarar verdiği görüşümdeyim. Mavi yakadan tutun, beyaz yakaya kadar herkes bir şekilde girişimcilik yapmaya çalışıyor ve bu da mevcut işleyen şirketlerdeki düzeni bozuyor. Her şeyde olduğu gibi girişimcilik alanında da bir denge olmalı; herkes girişim girişim diye tutturmamalı.
İkincisi teknoloji girişimciliği bir yere kadar karın doyuruyor. Şöyle ki, bir toplumun önce kendi kendine yetebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Teknoloji yatırımlarıyla gelen dolarlar, karınların doyması için gerekli olan hayvancılık ve tarımcılık için yine yurtdışına gidiyorsa, bu işte bir dengesizlik var demektir. Türkiye'nin şu anda en büyük problemi de, toplumun önce karnını doyurmasını sağlayacak tarım ve hayvancılığı yüksek anlamda dışa bağımlı hale gelmesi. Savunma sanayisindeki atılımlar, Getir'in yurtdışına açılması, Insider'ın Sequoia'dan yatırımlar iyi hoş ancak önce toplumun kendi yetecek bir tarım ve hayvancılık alanındaki temellerinin sağlamlaştırılması gerekiyor. Türkiye ekonomisi bu konuda sınıfta kalıyor, ve on yıllarca da kalmaya mahkum.
Üçüncü olarak bugün Getir'in kurucusu olarak sahne ışıklarının üzerine döndürüldüğü Nazım Salur, sizin burada itham ettiğiniz insanlar gibi yıllarını ABD'de geçirmiş bir Türk beyniydi. Yurtdışından döndükten sonra ABD'de kazandığı parayı ve gördüklerini Türkiye'de uyarlayarak bir değer üretmiş ve meyvelerini toplamaktadır. Yani sizin deyiminizle kaçmak, bazen girişimcilik için gereklidir. Haliyle "girişimcilik, girişimcilik" derken buradaki insanları böyle bir itham ile yermeye çalışmanız anlamsız.
Dördüncü olarak Türkiye'de şu anda hiçbir beyaz yaka, ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaktan memnun değil. Siz girişimci olarak bir patron olabilirsiniz ancak başta Insider olmak üzere "övgüyle bahsettiğiniz" girişimlerde yok paraya çalışan beyaz yakanın ne kadar sıkıntı çektiğini ben yakından biliyorum. Bu insanlar, sırf patronları zengin olacak, Türkiye'de girişimcilik gelişecek diye üç kuruş paraya amenna demek zorunda değiller. Ki etmiyorlar da.
Uzun lafın kısası Türkiye'deki ekonomik şartlar içerisinde birileri elbette kazanır, kazandığı için de "az sabır" der; ama çoğunluk "aç" olduğu için bir şeylerin değişmesi için "geri sayım" başlamıştır bile.