[Arşiv] DV2020 Mulakat Deneyimleri
-
Chapter 13: "THE MÜLAKAT"
21 Eylül 2020 Pazartesi sabahı... Saat 10:00 gibi vize için bir fotoğraf çektirdim. Öğleden sonra 14:30'dan itibaren sıkıntılar her halükarda bitecekti; ya tamam, ya devam. Bu nokta zurnanın o meşhur detone noktasıydı ve bu ana gelebilmek için 23 ay beklemek zorunda kalmıştım. Buraya kadar ne belirsizliklerle, ne endişelerle, ne mücadelelerle, ne heyecanlarla gelmiştim/gelmiştik oysa ki... Sadece bu konudan dolayı bir AP'ye kalmak bile Green Card'a "bye bye" demekti, çünkü AP için vakit yoktu, vakit olsa da nakit yoktu. Gerçek olan tek şey, hesabımda 37,5k TL (o günkü kurla yaklaşık 4950 USD) olduğu ve bunun da 2500 küsür TL'sini (yaklaşık 330 USD'sini) birazdan bankadan hesap dökümü aldıktan sonra vize ücreti için çekecek olmamdı. Bankadan dökümü alıp sonrasında vize ücretini TL olarak hesaptan çektim. Yürüme 15 dakika olan konsolosluğa doğru ilk adımlarımı atmaya başlarken en kötüyü bile kabullenmişlik noktasına ulaştığımı hissettim. Artık vize alamamayı kabullendiğim için mülakata sadece aradan çıkarılması gereken birkaç dakikalık bir iş gözüyle bakmaya başlamıştım. Samimi olarak söylüyorum, konsolosluğa yaklaşırken önceden hissettiğim endişenin yerini umursamazlık, heyecanın yerini de rahatlık almıştı; sıfır endişe, sıfır panik, sıfır sıkıntı... Son düzlüğe girerken saatler 14:20'yi gösteriyordu. Kapıya geldiğimde gruptan tanıdıklar vardı ama herkes birbirini ilk kez canlı gördüğü için yeniden tanışıyorlardı. Herkes heyecanlı, endişeli, evraklarını kontrol ediyordu. Vize ücretini ödeyeceği Dolar'ın üzerinde mühür olduğunu fark edip bunun sorun olmaması için tekrar para değiştiren arkadaşlarla ayaküstü sohbete başlamıştık. Dışarıda bekleyen yakınlar, içeriye "bol şanslar"la uğurladığımız arkadaşlar, yavaştan süzülmeye başlayan yağmur taneleri... Saat 14:45 olmuştu ama görevli bir türlü çağırmıyordu. Aklımdan, acaba bunlar beni direkt eledi mi diye de geçirmeden edememiştim :) Derken, kapı girişine çağrıldım, hemen peşimde sohbet ettiğimiz arkadaşlar. Covid-19 formunu doldurduktan sonra çok beklemeden içeriye davet edildik. Sanki tıkalı musluğun giderinden suyu engelleyen çöpün kaldırılması gibi her şey hızlanmıştı. Saat hariç ne varsa çıkarıp X-Ray’den geçtik, ötünce kemeri de çıkardık. Bundan sonrası pasaport kontrolü, evraklar vs. derken kendimi hemen mülakat salonunda buldum. Tanıdık gelmişti; buradan hiç eli boş dönmemiştim geçmişte. İstanbul’da birkaç kez hezimete uğrasam da, burası hep uğurlu gelmişti. Plastik bir el çantamın içinde o kadar çok evrak vardı ki, evrakları alan görevliyi bekletmekten az kaldı reddi yiyecektim. Sabah çektirdiğim fotoğraf hoşuma gitmediği için onun yerine görevliye 3 yıl önce pasaport için çektirdiğim fotoğrafları göstererek "bunlar uygun mu" diye sordum. O da "fark etmez, senin fotoğrafın olsun yeter" dedi. Vize ücretini öderken, TL olarak benim yaptığım hesap tutmadığı için görevli para üstünü veremiyordu. Ben de birlikte içeri girdiğimiz arkadaşları işaret ederek "bunu onlardan bozdurabilir miyim" dedim, "tabi ki" dedi ve arkadaşlar da sağ olsunlar parayı tam da istediğim şekilde bozabildiler. Burayı böyle geçtikten sonra, mülakat salonunda mülakat penceresini beklemeye başladım. O pencereyi şu anda gruptan tanıdığım bir arkadaşım işgal ediyordu. Arkaya doğru dönünce kafa işaretiyle "noldu" diye sorunca, o da eliyle "tamamdır" işareti yapıp gülümsüyorduk. Bir anda sıra numarası değişti ve yüzündeki maskesinde "Chelsea" yazan görevli mülakat penceresinden bana elle "gel" işareti yapıyordu. O "merhaba" derken ben "hi" demiş bulundum ve mülakat İngilizce olarak başlamıştı bile, zaten Türkçe bilmediğini ise sonradan öğrenecektim. Evraklar, şunlar bunlar istendi, içi neredeyse boş olan banka dökümünü verirken içim cız ediyordu. Konuşmaya başlamadan gözleriyle evrakları tarayıp bilgisayar ekranına bir şeyler yazıyordu. Bilgisayar bana çapraz durduğu için görebiliyordum ekranı ama okuyamıyordum. Kısa kısa yazılar, karşı taraftan da aynı şekilde geliyordu. Bana dönerek "New York'ta arkadaşınız var mı" diye sordu, "yok" dedim. DS-260'ta verdiğim adres Brooklyn/New York'tu. Sonra, "verdiğim bilgiler 1 buçuk yıl öncesine ait, süreçteki belirsizlik yüzünden New York'a gitmeyi düşünmüyorum artık, Virginia'dan ehliyet ve SSN'imi yenileyeceğim, sonrasına o zaman karar vereceğim, başka bir yere gidebilirim ya da orda kalabilirim" dedim. Hemen devam ederek "bir konuya değinmek istiyorum" diyerek, anormal gelişen bu süreç içinde 10 gün sonrasına mülakat verilip bir de bu süre 5 güne düşünce apar topar hazırlıksız gelmek zorunda kaldığımı, maddi olarak gösterilmesi gereken miktarın planlarımı gerçekleştiremediğim için sağlayamadığımı, paraya çevrilebilecek şeylerim olsa da buna vakit kalmadığını ve vize alınmasının garanti olmadığı için zaten bunu yapmamızı KCC'nin de istemediğini söyleyince elinde tutmakta olduğu bir kalemle adli sicil kaydımı göstererek "bizim için önemli olan bu, Amerika'ya girişinize daha çok süre var, o sürede bunu halledersiniz zaten" dedi, üstünde bile durmadı. Devam etti, "bunun (arşiv kayıtlı adli sicil kaydının) İngilizce olanı yok mu yanınızda" diye sordu. Ben de talimatlarda İngilizce olmasının gerekli olmadığını (yanlış bilgi, zaten İngilizce olanı da alınabiliyormuş e-devletten, biliyordum ama atlamışım bu detayı) söyleyince "okay, no problem, one second" diyerek yerinden kalktı ve arkadan sarışın bir ablaya gösterdi belgeyi. O da parmağı ile kâğıdın bir yerini işaret etti, bizimki de orayı yuvarlak içine aldı; "arşiv kaydı yoktur." Sonra tekrar oturdu, bana "ne iş yapıyorsun?" dedi. "Bir dış ticaret şirketim var fakat şu an pandemi nedeniyle iş yapamıyorum" dedim. "Ne ile ilgili bu şirket" diye sorunca faaliyet konularını sıraladım; "Turizm ve Seyahat, Sağlık Hizmetleri, Tekstil, Gıda, Tarım, Hayvancılık ve İnşaat Malzemeleri, yalnız en çok sağlık turizmiyle ilgili çalışıyorum, estetik ameliyatlar, saç ekimi, burun, diş vs." diye devam ederken gözlerini açarak "Ankara'da bildiğin çok iyi bir yer var mı saç ekimi için" diye sordu. "hayır" dedim, "bizim mekan İstanbul, İstanbul'a gelirseniz yardımcı olurum" dedim, "telefon ya da e-mail adresinizi verirseniz iletişim kuralım" dedim, o da "maalesef bunu yapamıyoruz" dedi. "O zaman not alın" dedim ve iyi bir doktorun ismini ve adresini yazdırdım. Devam ettim, "bu doktor son teknikle çalışıyor, işte FUE yönteminin en son tekniğini yapıyor, şöyle iyi böyle mükemmel" diye devam ederken, saçını göstermeye başladı, tepesinin ve yanlarının açılmaya başladığını söyledi. Ben de "şu an gayet iyi görünüyor, bir sorun yok gibi duruyor" falan fıstık... O daha başka şeyler eklemeye devam ederken dayanamayıp araya girdim ve "şu an en merak ettiğim şey vize alıp almadığım, vizem onaylandı mı acaba" diye sorunca, "özür dilerim söylemeyi unuttum bu arada, vizeniz onaylandı, tebrikler" dedi. O anda adeta suya dalınca birden bütün seslerin kesilmesi gibi bir sessizlik hissettim. 2020'nin bütün belirsizliklerine rağmen, Trump'ın yasaklarına, Koronavirüse'e, bütün aksaklıklara, en çok da kendime rağmen nihayet vize alabilmiştim. O anda aniden bir heyecan ve stres bastı, nerdeyse terlemeye başlayacakken görevli bana sağ elimi kaldırtıp yemin ettirdi, neye yemin ettiğimi hatırlamıyorum. En sonunda "Amerika'da Green Card'ın geleceği adresi değiştirmek istiyorum" dedim, bana en sağ pencerenin sağ köşesinde bulunan pencereye gitmemi söyledi ve mülakatı bitirmiş olduk. O pencereden de adres değişikliği yaparak dışarıya doğru yöneldim. Çıkarken kapıdan benimle birlikte giren çift arkadaşlarım da yemin ediyordu. Herkes mutluydu, fire yoktu en azından şahit olduğum kadarıyla. Dışarı çıkınca, arkama dönmeye bile korkarak usul usul uzaklaştım olay yerinden; ya arkadan çağırıp "yanlışlıkla vize verdik" derlerse diye :) -
Chapter 14: "TO BE CONTINUED"
Şimdi sıra, PP10014 nedeniyle yıl sonuna kadar ABD'ye giriş yasağının bitmesini ya da kaldırılmasını beklemekteydi. Bu konuda halen davalar açılmakta, açılmış olan davalar da devam etmekteydi. Evet, 23 aylık uzun ve çok çetin bir süreci etraflıca fakat dolaylı da olsa DV2020 çevresinden ayrılmayarak kendi gözlemlediğim kadarıyla anlatmaya, daha doğrusu tarihe not düşmeye çalıştım. Mülakattan sonra insan bir şeylerin daha belirgin bir şekilde değişeceğini bekliyor ister istemez ama sanki hiçbir şey olmamış gibi alışkın olduğumuz şekilde beklemeye devam ediyorduk. Asıl vizeyi halen sonuçlanmayan, son kararı verilmeyen mahkemeden bekliyorduk. Yargıç Mehta, (TSİ) 1 Ekim 2020 gece 03:00 sularında yayımladığı kararla yine beklentilerin altında kalarak fakat tarihte bir ilk olarak, deadline'dan yani 30 Eylül 2020 tarihinden sonra basılmak üzere 9095 adet vize rezerve etmişti. Bu vizelerin ne zaman işleneceği, kimlere verileceği, öncelik olup olmadığı gibi detaylı sorulara ait cevapları halen kimse bilmiyordu. Göçmenlik avukatları paranın kokusunu 10 bin km öteden alabildikleri için bir yandan Trump'ın yasağını kaldırmaya, diğer yandan da sadece 9095 vize değil, hükümetten bütün talihlilere yetecek kadar vize almaya çalışıyordu. Bugüne kadar doğrudan bir yararını göremediğimiz AILA ise hükümetle daha farklı pazarlıklar içindeydi. Geçenlerde California'da bir şirketin H vizesi türüne sahip olan kendi çalışanları için açtığı "Nam" diye bilinen davada yargıcın sadece davada adı olanları kapsayan bir karar da olsa PP10014 için PI kararı vermesi herkesi heyecanlandırmıştı. Devam eden ya da yeni açılacak davalarda emsal teşkil edebilmeye aday olan bu gelişme ışığında umutlar halen bitmemişti, bitemiyordu. Tam da bu sıralarda ABD Başkanı Donald Trump, Covid-19 virüsüne yakalanıyor ve yaklaşık 1 ay sonraki Demokratlar'ın adayı Joe Biden (Sleepy Joe) ile olan başkanlık yarışının galibini etkileyebilecek belirsizliklere yol açmaya devam ediyordu. Kalan günlerde ABD seçim anketleri değişmezse çoğunluk Biden'ın kazanacağını düşünüyordu. Birkaç haftaya eğer Trump'ın gideceği resmileşirse, avukatlar DV2020 sürecinin yine ayağa kalkarak bu kez bütün vizelerin bitinceye kadar kullanılabileceğini söyleyerek umutlu konuşmaya devam ediyorlardı. Önümüzdeki en kolay kurtuluş yolu ise, başta kazanacağına olan inancım az olsa da, Joe Biden'ın seçimi kazanması ve yolumuzu açması gibi duruyordu. (DEVAM EDECEK) -
@turcouz, içinde söyledi: DV2020 Mulakat Deneyimleri
Chapter 13: "THE MÜLAKAT"
21 Eylül 2020 sabahı... Saat 10:00 gibi vize için bir fotoğraf çektirdim. Öğleden sonra 14:30'dan itibaren sıkıntılar her hâlükârda bitecekti; ya tamam, ya devam. Bu nokta zurnanın o meşhur detone noktasıydı ve bu ana gelebilmek için 23 ay beklemek zorunda kalmıştım. Buraya kadar ne belirsizliklerle, ne endişelerle, ne mücadelelerle, ne heyecanlarla gelmiştim/gelmiştik oysa ki... Sadece bu konudan dolayı bir AP'ye kalmak bile green card'a bye bye demekti, çünkü AP için vakit yoktu, vakit olsa da nakit yoktu. Gerçek olan tek şey, hesabımda 37,5k TL olduğu ve bunun da 2500 küsür TL'sini birazdan bankadan döküm aldıktan sonra vize ücreti için çekecek olmamdı. Bankadan dökümü alıp sonrasında vize ücretini TL olarak hesaptan çektim. Yürüme 15 dakika olan konsolosluğa doğru ilk adımlarımı atmaya başlarken en kötüyü bile kabullenmişlik noktasına ulaştığımı hissettim. Artık vize alamamayı kabullendiğim için mülakata sadece aradan çıkarılması gereken birkaç dakikalık bir iş gözüyle bakmaya başlamıştım. Samimi olarak söylüyorum konsolosluğa yaklaşırken, önceden hissettiğim endişenin yerini umursamazlık, heyecanın yerini de rahatlık almıştı; sıfır endişe, sıfır panik, sıfır sıkıntı... Son düzlüğe girerken saatler 14:20'yi gösteriyordu. Kapıya geldiğimde gruptan tanıdıklar vardı ama herkes birbirini ilk kez canlı gördüğü için yeniden tanışıyorlardı. Herkes heyecanlı, endişeli, evraklarını kontrol ediyordu. Vize ücretini ödeyeceği Dolar'ın üzerinde mühür olduğunu fark edip bunun sorun olmaması için tekrar para değiştiren arkadaşlarla ayaküstü muhabbet ediyorduk. Dışarıda bekleyen yakınlar, içeriye "bol şanslar"la uğurladığımız arkadaşlar, yavaştan süzülmeye başlayan yağmur taneleri... Saat 14:45 olmuştu ama görevli bir türlü çağırmıyordu. Aklımdan, acaba bunlar beni direkt eledi mi diye de geçirmeden edemedim :) Derken, kapı girişine çağrıldım, hemen peşimde sohbet ettiğimiz arkadaşlar. Covid-19 formunu doldurduk ve beklemeden davet edildik. Sanki tıkalı musluğun giderinden suyu engelleyen çöpün kaldırılması gibi her şey hızlanmıştı. Saat hariç ne varsa çıkarıp X-Ray’den geçtik, ötünce kemeri de çıkardık. Bundan sonrası pasaport kontrolü, evraklar vs derken kendimi hemen mülakat salonunda buldum. Tanıdık gelmişti; burdan hiç eli boş dönmemiştim geçmişte. İstanbul’da hezimete uğrasam da, burası hep uğurlu gelmişti. Plastik bir el çantasının içinde o kadar çok evrak vardı ki, evrakları alan görevliyi bekletmekten az kaldı reddi yiyecektim.
Sabah çektirdiğim fotoğraf hoşuma gitmediği için onun yerine görevliye 3 yıl önce pasaport için çektirdiğim fotoğrafları göstererek bunlar olur mu diye sordum. O da fark etmez, senin fotoğrafın olsun yeter dedi. Vize ücretini verirken TL olarak benim yaptığım hesap tutmadığı için, para üstü veremiyordu. Ben de birlikte içeri girdiğimiz arkadaşları işaret ederek " bunu onlardan bozdurabilir miyim dedim, tabi ki dedi ve arkadaşlar da sağ olsunlar parayı tam da istediğim şekilde bozabildiler. Burayı böyle geçtikten sonra, mülakat salonunda mülakat penceresini beklemeye başladım. O pencereyi şu anda gruptan tanıdığım bir arkadaşım işgal ediyordu. Arkaya doğru dönünce kafa işaretiyle "noldu" diye sorunca, o da eliyle "tamamdır" işareti yapıp gülümsüyorduk. Bir anda sıra numarası değişti ve yüzündeki maskesinde "Chelsea" yazan görevli, mülakat penceresinden bana elle "gel" işareti yapıyordu. O merhaba derken ben "hi" demiş bulundum ve mülakat İngilizce olarak başlamıştı, zaten Türkçe bilmediğini ise sonradan öğrenecektim. Evraklar, şunlar bunlar istendi, içi neredeyse boş olan banka dökümünü verirken içim cız ediyordu. Konuşmaya başlamadan gözleriyle evrakları tarayıp bilgisayar ekranına bir şeyler yazıyordu. Bilgisayar bana çapraz durduğu için görebiliyordum ekranı ama okuyamıyordum. Kısa kısa yazılar, karşı taraftan da aynı şekilde geliyordu. Bana dönerek, New York'ta arkadaşınız var mı diye sordu, yok dedim. DS-260'ta verdiğim adres Brooklyn/New York'tu. Sonra, “verdiğim bilgiler 1 buçuk yıl öncesine ait, süreçteki belirsizlik yüzünden New York'a gitmeyi düşünmüyorum artık, Virginia'dan ehliyet ve SSN'imi yenileyeceğim, sonrasına o zaman karar vereceğim, başka bir yere gidebilirim ya da orda kalabilirim” dedim. Hemen devam ederek bir konuya değinmek istiyorum deyip, anormal gelişen bu süreç içinde 10 gün sonrasına mülakat verilip bir de bu süre 5 güne düşünce apar topar hazırlıksız gelmek zorunda kaldığımı, maddi olarak gösterilmesi gereken miktarın planlarımı gerçekleştiremediğim için sağlayamadığımı, paraya çevrilebilecek şeylerim olsa da buna vakit kalmadığını ve zaten vize alınması garanti olmadığı için zaten bunu yapmamızı KCC'nin de istemediğini söyleyince, elinde tutmakta olduğu bir kalemle adli sicil kaydımı göstererek ”bizim için önemli olan bu” dedi. "Amerika'ya girişinize daha çok süre var, o sürede bunu halledersiniz zaten" dedi, üstünde bile durmadı. Devam etti, bunun (arşiv kayıtlı adli sicil kaydının) İngilizce olanı yok mu yanınızda diye sordu. Ben de talimatlarda İngilizce olmasının gerekli olmadığını (yanlış bilgi, zaten İngilizce olanı da alınabiliyormuş e-devletten, biliyordum ama atlamışım bu detayı) söyleyince "okay, no problem, one second" diyerek yerinden kalktı ve arkadan sarışın bir ablaya gösterdi belgeyi. O da parmağı ile kâğıdın bir yerini işaret etti, bizimki de orayı yuvarlak içine aldı; "arşiv kaydı yoktur." Sonra tekrar oturdu, bana ne iş yapıyorsun dedi. Bir dış ticaret şirketim var fakat şu an pandemi nedeniyle iş yapamıyorum dedim. Ne ile ilgili bu şirket diye sorunca faaliyet konularını sıraladım; Turizm ve Seyahat, Sağlık Hizmetleri, Tekstil, Gıda, Tarım, Hayvancılık ve İnşaat Malzemeleri, yalnız en çok sağlık turizmiyle ilgili çalışıyorum, estetik ameliyatlar, saç ekimi, burun, diş diye devam ederken gözlerini açarak "Ankara'da bildiğin çok iyi bir yer var mı saç ekimi için" diye sordu. Hayır dedim, bizim mekan İstanbul. İstanbul'a gelirseniz yardımcı olurum dedim, telefon ya da e-mail adresinizi verirseniz iletişim kuralım dedim, o da maalesef bunu yapamıyoruz dedi. O zaman not alın dedim ve iyi bir doktorun ismini ve adresini yazdırdım. Devam ettim, bu doktor son teknikle çalışıyor, işte FUE yönteminin en son tekniğini yapıyor, şöyle iyi böyle mükemmel diye devam ederken, saçını göstermeye başladı, tepesinin ve yanlarının açılmaya başladığını söyledi. Ben de şu an gayet iyi görünüyor, bir sorun yok gibi duruyor falan fıstık... O daha başka şeyler eklemeye devam ederken dayanamayıp araya girdim ve "şu an en merak ettiğim şey vize alıp almadığım, vizem onaylandı mı acaba" diye sorunca, "özür dilerim söylemeyi unuttum bu arada, vizeniz onaylandı, tebrikler" dedi. O anda adeta suya dalınca birden bütün seslerin kesilmesi gibi bir sessizlik hissettim. 2020'nin bütün belirsizliklerine rağmen, Trump'ın yasaklarına, Koronavirüse'e, bütün aksaklıklara, en çok da kendime rağmen nihayet vize alabilmiştim. O anda aniden bir heyecan ve stres bastı, nerdeyse terlemeye başlayacakken, görevli bana sağ elimi kaldırtıp yemin ettirdi, neye yemin ettiğimi hatırlamıyorum. En sonunda, Amerika'da green card'ın geleceği adresi değiştirmek istiyorum dedim, bana en sağ pencerenin sağ köşesinde bulunan pencereye gitmemi söyledi ve mülakatı bitirmiş olduk. O pencereden de adres değişikliği yaparak dışarıya doğru yöneldim. Çıkarken kapıdan benimle birlikte giren çift arkadaşlarım da yemin ediyordu. Herkes mutluydu, fire yoktu en azından şahit olduğum kadarıyla. Dışarı çıkınca, arkama dönmeye bile korkarak usul usul uzaklaştım olay yerinden; ya arkadan çağırıp "yanlışlıkla vize verdik" derlerse diye :)Herşey gönlünüzce olsun
-
@turcouz Ne yazacağımı şaşırdım. Halden hale girdim okdukca. Ellerinize sağlık. Bol müjdeli "Chapter"-ler gelecek. Buna inanıyorum :)
-
@turcouz sanirim önümüzdeki yıllarda bunu hbo'da "inspired by true story" etiketiyle izleyeceğiz :)
tekrardan tebrikler, vizeniz de yeni hayatınız da hayırlı olsun..
-
@turcouz çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık daha güzel günlerin gelmesi dileğiyle. Not: imzanizida guncellerseniz daha güzel olur bu yazının üstüne bence
-
@turcouz Hocam bu ne yaw... Doğurmuş gibi rahatladım. Her noktadan sonra Du bakalım noolucak diye devam ettim. Çok zahmetli, çok sıkıntılı bir süreç olmuş. Sonuna doğru ortasından ve başından bile zor bir dönem geçirmişsiniz. Allah emeklerinizin karşılığını versin. Orada gittiğinizde kolay keyifli rahat bir hayatınız olur inşallah. Alamayanlara ayrı dertleniyoruz, kazanamayanlara ayrı. Ömür törpüsü oldu bu Green Card bize...
-
@turcouz Resmen süreci sizinle aynı anda bende yaşamış gibi oldum. Yeni hayatınızda başarılar dilerim
-
@turcouz elinize saglik :) harika bir yazi olmus. Dilerim "Chapter 15: Ve sonunda herkes vizesini alir!" bolumunu de okuruz :)
-
@turcouz Tebrik ederim. Herşey gönlünce olsun.
-
@turcouz Tebrik ederim. Heyecanlı bir şekilde okudum. Bu yazılar binlerce kişiye umut verecek. Her şey gönlünce olsun.
-
@turcouz Çok güzel, sürükleyici bir yazı olmuş. Vizeniz için tebrikler 🥳🥳 Umarım daha güzel chapterlar da gelecek :)
-
@turcouz Tebrikler ve bol sanslar!
-
Merhabalar. Pandemi süreciyle bütün hayatım alt-üst olduğundan işlemlerim de yarıda kaldı. Şimdi toparlanabildim ve şansımı deneyeyim dedim. 30 Eylül'ü kaçırmış durumdayım anladığım kadarı ile fakat bu pandemi dolayısı ile bir süre uzatması yapılmadı mı acaba? Evrak talebi geldi fakat evrakları gönderme aşamasında kalmıştım. Şu anda case numaram ile sisteme giriş yapamıyorum. Hakkımı tamamen kaybetmiş durumda mıyım acaba? Şimdiden teşekkürler.
-
@3sonmez DV2020 için 30 Eylül 2020 de süreç resmi olarak sonlandı, bu tarihten sonra vize alamazsınız; DS-260 formunu doldurup, evraklarını gönderip randevu alan bir çok arkadaşımız, pandemi nedeni ile kapanan konsolosluklardan vizelerini alamadı! Bu durum için ABD'de davalar açıldı ve buradan da DV2020 talihlisi arkadaşlarımız müdahil oldular. Tüm dünya genelinde 9000 civarında vize rezerve edildi, ama bu vizeler verilecek mi ? verilecekse kimlere verilecek v.b soruların cevapları henüz belli değil. Forumu takipte kalın, çıkmadık candan umut kesilmez. Bu arada Case numaranızda çok iyi imiş kaçırmış olmanız gerçekten çok üzücü
-
@turcouz, içinde söyledi: DV2020 Mulakat Deneyimleri
Chapter 13: "THE MÜLAKAT"
Konuşmaya başlamadan gözleriyle evrakları tarayıp bilgisayar ekranına bir şeyler yazıyordu. Bilgisayar bana çapraz durduğu için görebiliyordum ekranı ama okuyamıyordum. Kısa kısa yazılar, karşı taraftan da aynı şekilde geliyordu.üstad çok güzel yazmışssınız elinize sağlık benim en çok bu kısım dikkatimi çekti o ekranda ne yazdığını cidden merak ediyorum yani konsolosluk görevlisine ekranda eşlik eden bir başka görevli olup olmadığını :)
-
@Masda Teşekkür ederim, umarım hikayenin sonu mutlu biter.
-
@gucarslan Çok teşekkür ederim, darısı başınıza. Green Card ile ilgili bir film çekilmişti sanırım ama bu dönem çok başka, güzel bir senaryo olabilir aslında :)
-
@dmrtkn Teşekkürler, hepimiz için güzel günler gelir umarım.
-
@ibrahimasar Aynen öyle. Sessiz sedasız, kolay bir bir süreç olmadı malesef. Umarım herkes emeklerinin karşılığını alabilir, alamayan çok kişi var daha, henüz her şey bitmedi, umarım sonu güzel biter.
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş
Benzer Başlıklar
16
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu535.1k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum