@Emre-Kurtulmuş Eğer süreci mantıklı ve hukuken geçerli bir nedene dayandırırlarsa, dava açsanız bile kazanmanız mümkün olmaz. Zaten böyle bir gerekçeleri olsaydı, süreci doğrudan kaldırırlardı. Bunu yapamadıkları için, şu anda ürettikleri bahanelerle süreci fiilen durdurmuş durumdalar.
2020–2021 yıllarındaki mahkeme süreçlerini okuyup okumadığınızı bilmiyorum; ancak o davaların bazılarında mahkeme, yalnızca davaya katılan ve davayı kazanan kişiler için istisna tanıdı. Benim okuduğuma göre DV2026 için açılacak davada da yalnızca davaya katılanlar adına vize verilmesi talep edilecek; herkes için genel bir uygulama söz konusu olmayacak.
Vize rezervasyonu ise ayrı bir mesele ve bu dava onu kapsamıyor. Nitekim 2021’deki davada da rezerve edilen vizeler fiilen verilmedi. 2021 sürecinin en büyük dezavantajı, davanın çok geç başlamış olmasıydı (Haziran ayında). Bu kez dava gelecek ay (Mart) başlayacak.
Daha geçen hafta, 75 ülkeye yönelik yasak nedeniyle açılan bir davada hâkim, belirli bir kategori için istisna tanıdı. Bu da hukuki mücadelenin sonuç verebileceğini gösteriyor.
Haklarınızı siz aramazsanız, kimse sizin adınıza aramaz. Avrupa’da yıllardır yaşayan biri olarak, bunu maalesef defalarca ve çok net bir şekilde tecrübe ettim.
Kim bilir, belki dava açılmadan önce ya da dava açıldıktan sonra hükümet süreci devam ettirmeye karar verir. Belki etmez ve sadece davayı kazananlar vizelerini alır. Belki de her iki senaryo da olumsuz sonuçlanır ve kimse vize alamaz.
Burada insanların karar vermesi gereken asıl konu, ne kadar risk almak istedikleridir.
Keşke avukatlar bu tür davaları pro bono olarak üstlense ya da en azından daha düşük bir ücret karşılığında yapsalar. Ancak Amerika kapitalizmin başkenti ve maalesef denize düşen yılana sarılıyor.