Uzun zamandan sonra tekrar merhaba, umarım herkes iyidir.
Bu başlığın altına, yaşadığımız gerçek bir tecrübeyi, özellikle araba kredisi ve elektrikli araçlarla ilgili karar verme aşamasında olanlara fikir verir diye paylaşmak istedim. Konu Tesla Model 3, yaşadığımız ciddi bir teknik arıza ve sonrasında izlediğimiz yol.
Bir süre Tesla Model 3 kullandık. Aracı Carvana üzerinden almıştık ve Bridgecrest üzerinden krediyle finanse ediyorduk. Genel olarak memnun olduğumuz bir araçtı ancak bir noktada ciddi bir teknik problem yaşadık. Sorun, aracın yüksek voltaj (HV) sistemi / drive unit tarafında ortaya çıktı. Yani basit bir sensör, küçük bir parça ya da yazılımsal bir şey değildi; doğrudan aracın ana güç aktarma sistemiyle ilgili, büyük ve maliyetli bir arızaydı. Bu haliyle araç güvenli ve sağlıklı şekilde kullanılabilir durumda değildi.
İlk olarak yetkili Tesla servisine gittik. Sistem üzerinden yapılan ilk incelemede karşımıza çıkan onarım bedeli yaklaşık 12.000 dolar olarak göründü. Ancak burada önemli bir detay var: Bu rakam, sistemin otomatik olarak çıkardığı bir tahmin gibiydi. Aracı servise bıraktığınızda, parça durumu, işçilik, ek kontroller derken işin rengi tamamen değişebiliyor. Yani ek kalemler çıkması ve maliyetin artması ihtimali oldukça yüksekti.
Bunun üzerine bir de Tesla konusunda çalışan özel servislerden fiyat aldık. Özel serviste yapılan detaylı inceleme sonrası çıkan rakam ise yaklaşık 16.000 dolar oldu. Yani yetkili servisin sistemde gördüğümüz ilk rakamından da daha yüksek bir maliyet söz konusuydu. Bu noktada şunu net şekilde gördük: Konu, “makul bir tamir masrafı” seviyesini çoktan aşmıştı.
Bir diğer önemli konu da batarya ve yüksek voltaj sistemleriyle ilgili garanti meselesi. Tesla’larda batarya ve drive unit garantisi genelde 120.000 mil civarında sona eriyor (modele ve yıla göre değişebiliyor ama bizim araçta durum buydu). Bizim yaşadığımız arıza da bu garanti sınırlarına çok yakın / dışında bir noktadaydı. Yani iş tamamen cebinizden çıkacak bir masrafa dönmüş oluyordu. Bu da elektrikli araç almayı düşünenlerin bence özellikle iki kez düşünmesi gereken bir konu. Çünkü bu tip büyük arızalarda rakamlar gerçekten çok hızlı büyüyebiliyor.
Bu noktada işi tamamen matematiğe döktük:
Arabanın mevcut piyasa değeri, yapılacak 12.000–16.000 dolar arası muhtemel masraf ve kalan kredi borcu… Hepsini yan yana koyduğumuzda, bu arabayı bu şartlarda tamir etmenin ekonomik olarak çok mantıklı olmadığı sonucuna vardık.
Burada çok kritik bir detayı özellikle belirtmek istiyorum: Araba krediyle alındığı için, siz aracı gidip kendi başınıza satamıyorsunuz. Aracın üzerinde kredi kuruluşunun lien’ı (rehni) olduğu için, aracı satabilmeniz için önce kredinin tamamen kapanmış olması gerekiyor. Yani “ben bunu satarım, borcu kapatırım” pratikte her zaman mümkün olmuyor. Çünkü alıcı, üzerinde lien olan bir arabayı genelde almak istemiyor; kredi kuruluşu da borç kapanmadan title’ı serbest bırakmıyor. Bizim durumumuzda da, aracı bu haliyle satıp borcu kapatmak gerçekçi bir seçenek değildi.
Bu yüzden önümüzde iki ana yol vardı:
Ya bu arabaya çok yüksek bir tamir masrafını bağlayıp yola devam edecektik, ya da Tesla ile yolları ayıracaktık.
Bu noktada gönüllü teslim (voluntary surrender) seçeneğini detaylı şekilde araştırmaya başladık. Şunu net söyleyeyim: Bu süreç “arabayı bırak, borç silinsin” gibi bir şey değil. Gönüllü teslimde araç kredi kuruluşu tarafından alınıyor, genelde açık artırma benzeri bir şekilde satılıyor ve eğer satıştan sonra kalan borç varsa, o bakiye yine sizin üzerinizde kalıyor. Yani bu, borcu otomatik olarak sıfırlayan bir çözüm değil.
Biz bu kararı vermeden önce kredi kuruluşu ile iletişime geçtik, sürecin nasıl işleyeceğini öğrendik ve olası senaryoları netleştirdik. Mantık şuydu:
Bu arabaya 16.000 dolar civarı bir masraf bağlamak mı daha rasyonel, yoksa kontrollü bir şekilde bu süreci kapatmak mı?
Rakamları ve riskleri yan yana koyduğumuzda, gönüllü teslim yolunun bizim için daha mantıklı olduğuna karar verdik. Süreç şu şekilde ilerledi: Kredi kuruluşu ile gerekli görüşmeler yapıldı, teslim planlandı ve araç teslim edildi. Bundan sonra araç onların kontrolüne geçti ve satış süreci başladı.
Doğal olarak bu durum kredi skorunu olumsuz etkiliyor. Bu, bilerek ve kabul ederek girdiğimiz bir süreçti. Yani kimsenin kendini kandırmaması lazım: Voluntary surrender, kredi raporunda negatif bir kayıt olarak görünüyor ve skor üzerinde düşürücü etkisi oluyor. Biz bunu baştan bilerek, daha büyük ve geri dönüşü zor bir masrafın altına girmemek için bu yolu seçtik. Kısaca, bu bizim için “kontrollü zarar” diyebileceğim bir karardı.
Özetle, bu bizim için ciddi bir yaşam tecrübesi oldu. Özellikle elektrikli araçlarda, garanti dışı kalmış büyük bir HV sistem veya drive unit arızası çıktığında, işin rengi tamamen değişebiliyor. O yüzden araba alırken sadece satın alma fiyatına değil, garanti bitince sizi neyin bekleyebileceğine de bakmak gerektiğini yaşayarak öğrenmiş olduk.
Benzer durumda olanlar için gerçek bir örnek olsun diye paylaşıyorum. Herkesin şartı ve rakamları farklı ama en azından böyle bir senaryoda hangi yolların olduğunu ve bu yolların ne anlama geldiğini görmek açısından faydalı olabilir.
Gelecekteki deneyimlerde gorsumek uzere...