Herkese selamlar,
14.04.2026 Ankara mülakat deneyimimi ve sürecimi paylaşmak istiyorum.
Greencard talihlisi olduğumu öğrendiğim 8 Mayıs 2025’ten beri içimdeki belirsizliğin ve kuşkunun bir nebze azaldığı ve rahat bir nefes aldığım bir gün geride kaldı. Buradan sonra yüzüme bir gülümseme koyuyorum ve sürecin biraz da aslında değinmekten kaçındığımız ama çoğu talihlide bıraktığı psikolojik hasarına bir selam çakmak istiyorum.
9 Mayıs 2025’te hemen DS-260 formumu doldurdum ve Greencard kazandığım için çok heyecanlı olan ben, o gün odamda düşüp bayıldım. Bu arada iş için Kazakistan’ın Almatı bölgesinde Taldykorgan diye bir şehrindeyiz bunlar olurken. Her neyse, formumu doldurdum ve başladım Hong Kong ve Bangkok deneyimlerini okumaya YouTube videoları izlemeye. Numaram 14.000’lerde olduğu için asla kendime Ankara şansı vermemiştim sürecin başında. Dosyamı ha yarın ha bugün taşırım derken, işten güçten vakit bulamadım, 2025’in son deneyimlerini de okuyayım, aman biraz para ayırayım derken; 28 Ağustos kararı ile bir kez yıkıldım. Sonrasında Ankara hızlandı ve içimde bir ümit doğdu ama sonrasında da malum gelen karar ile birlikte süreç iyice yokuşa girdi. Kendimizi bütün talihliler olarak omuzlarımızdan öpmeliyiz böyle bir seneyi atlattıktan sonra; sonuç ne olursa olsun.
14 Nisan mülakat tarihim belli olduktan sonra hemen Unganlardan randevu aldım ve süreç bitene kadar geçerli süreye sahip sağlık raporum olacağından dolayı sağlık raporunu ne olur ne olmaz almayı tercih ettim. Unganlara 2 Nisan günü gittiğimde e-nabızdan aşı çıktısı götürdüm. 2 yıl içinde sokak kedisi saldırdığı için tetanoz ve 2 doz kuduz aşım vardı. Doktor bu aşıyı sordu. Ardından kronik cilt rahatsızlığım için kullandığım pomat losyonu gösterdim. Gayet tatlı bir hanımefendiydi ve biyopsi için "ben" aldırmadan kalan operasyon izimi sorduğunda epikriz almadığımı ama biyopsi sonucumu sakladığımı ve yanımda getirdiğimi söyledim. Bakmadı bile. Aşıların geri kalanını koluma vurdu. Bir hafta boyunca kolumda morluklar ve yumurta gibi şişlikle, ateşle gezdim. Aşılar beni kötü etkiledi. Her neyse, 3 Nisan akşamüstü gittiğimde "sonuçlarınızda hiçbir şey yok, hayırlısı olsun" dediler ve İstanbul'a döndüm.
Otel olarak Unganlara yürüme mesafesinde Occidental Ankara Oteli'nde kaldım; gerek temizlik gerek kahvaltı ve personel olarak çok iyiydi. Fiyat olarak 3-5 bin TL arası gecelik. Orada olduğum 3 gün boyunca çok güzel yağmurlu bir hava vardı ve odamdan çalışırken mutluydum.
13 Nisan'da tekrardan Ankara'nın yolunu tuttum. Bu sefer konsolosluğa yakın diye Green Park Otel'de kaldım, yine benzer fiyat aralığıydı ama oteller büyükleştikçe temizlik ve yemek kalitesi düşmeye başlıyor. Tam bir business şehir oteliydi ama ben oda temizliğinden çok huylandım; o yüzden güçlü şekilde tavsiye etmiyorum ama konsolosluğa yürüme mesafesi olduğu için makul bir otel.
14 Nisan sabahı 8’deki mülakat için 7:30 gibi kapıya vardım, herkes sıra olmuştu zaten ama 8:30 mülakatı için bile bir saat önceden sıra bekleyenleri gördüm. Bence o kadar erken gitmeye gerek yok. Ankara ayazı ruhunuzu kesmesin derseniz yarım saat hatta 20 dk önce bile gidebilirsiniz; zaten randevu saatine göre içeri alınıyorsunuz. Kapıda bir dayanışma hakimdi. Kendim daha önce Work and Travel yaptığım için kapıda bekleyen birçok üniversite okuyan arkadaşımı cesaretlendirmeye, heyecanını yatıştırmaya çalıştım.
Sabah aşırı soğuk olduğu için ve daha önce Ankara’da Aralık ayında mülakat sırası bekleyip içeri ciddi anlamda mont ve atkıyla ama titreyerek girip red almış biri olarak söylüyorum: Kalın çorap, bot ve içlik giyin. Ben Nisan ayında bile riske atmadım, baktım 3 derece gösteriyor, içlik giydim. Çünkü soğukta üşüyen bir vücut mülakat sırasında stresini yönetmekte zorlanıyor. Bir önceki turistik deneyimim bana bunu öğretmişti. O kadar üşümüştüm ki, beynimin soruları cevaplaması için muhtemel tüm sinirleri donuktu ve red almıştım. Nitekim 5-6 ay sonra İstanbul'dan onay aldım. 2018’de J1, 2023 sonu turistik red, 2024 Mayıs turistik onay almış biri olarak 4. konsolosluk deneyimimdi ama o heyecan hep aynı, kalbim ağzımdaydı çaktırmasam da.
Bizi içeri aldılar; sırayla pasaportları kontrol edip üst taramasını yapıp o meşhur ağır kapıyı ittik biz de. İçeri girdik hemen 330 dolarımızı ödedik, fiş ve sıra numarası aldık, bekleme alanında oturduk. Orada Aydınlı bir hanımefendi ile tanıştım, biraz başkasıyla konuşmak da heyecanı yatıştırıyor; kendisine selam olsun, yarı hemşehri çıktık. Sonrasında sıra numaram geldi ve evraklarımı teslim ettim.
Yalnız bir talihli olarak benden nüfus kayıt örneği, askerlik belgesi, sağlık raporu zarfı, banka dökümü, adli sicil kaydı, pasaport ve 330 dolar IV fee ödeme fişini ve üniversite diplomamın aslını ve fotokopilerini aldı; 2 adet fotoğraf aldı. US Travel Docs barkodlu evraka göz ucuyla bakıp geri verdi. Sonrasında iki kere arkaya gidip geldi, bir şeyler sordu; bu arada evrakları alan kişi Türktü. En sonda "Aaa sizin vizeniz de var" dedi. Bir daha geri gitti, biriyle konuştu, geri geldi. "Tamam yan tarafa geçin sırayı bekleyin" dedi.
Oturduk beklemeye başladık. Sonrasında 21 numaralı bankoda numaram yandı ve gittim. İngilizce gerçekleştirdim.
Mülakat Diyaloğu
Konsolosluk Memuru: Merhaba, günaydın, nasılsınız?
Onur: Ben iyiyim, ya siz nasılsınız? Günaydın.
Konsolosluk Memuru: Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Bugün burada vereceğin her türlü bilginin doğruluğuna ve yalan söylemeyeceğine vs. yemin eder misin?
Onur: (Sağ elimi kaldırıp yeminimi ettim.)
Konsolosluk Memuru: Türkiye'de ne yapıyorsunuz?
Onur: Bir prodüksiyon şirketinde çalışıyorum, yapım koordinatörüyüm, aynı zamanda Ceo assistant olarak da çalışıyorum.
Konsolosluk Memuru: Prodüksiyonu biraz açar mısınız? Ne gibi şeyler üretiyorsunuz; sosyal medya veya reklam gibi mi ?
Onur: Bir film dizi prodüksiyon şirketi; genelde Netflix, Disney Plus vb. dijital platformlara dizi ve film üretiyoruz.
(Konsolosluk memuru biraz durdu ve notlar aldı.)
Konsolosluk Memuru: Nasıl projeler, birkaçını sayabilir misin?
Onur: Çektiğimiz dizi ve filmleri saydım. Sonrasında "Aklıma bunlar geliyor şimdilik" dedim. Sonrasında Netflix US için çektiğimiz bir dizinin ikinci sezonunu da haziranda çekmek için tekrar Fas'a gideceğimi belirttim.
Konsolosluk Memuru: Cool. (Burada gülümsedi) Daha önce Amerika'ya gittin mi?
Onur: Evet, 3 kez dedim.
Konsolosluk Memuru: Sanırım 2018’de de gitmişsin. Work and Travel mı yaptın?
Onur: Evet dedim.
Konsolosluk Memuru: Nerede çalıştın?
Onur: Kuzey Karolina’da Outer Banks'te bir markette kasiyerdim dedim. Sonra 2 kez de 2024’te gittim Los Angeles’a; hem business meeting hem de turistik nedenlerle dedim.
Konsolosluk Memuru: Hmm nice. Daha önce DV katıldın mı?
Onur: (Sonra soruyu soruş şeklini hatırlamasam da biraz şaşırdım) Yani evet katıldım ama görüşme yapmadım; yani başvurdum ama kazanamamıştım dedim.
Konsolosluk Memuru: Bu kaçıncı başvurundu?
Onur: 4. dedim.
(Gülümsedi, sonra tekrar notlar yazmaya devam etti.)
Konsolosluk Memuru: Amerika'da nereye gitmeyi planlıyorsun?
Onur: (O kadar hızlı cevap verdim ki sorusu bitmemişti) LOS ANGELES!
Konsolosluk Memuru: Well okay. (Gülümsedi) Hiç başka bir ülkede yaşadın mı? (Sonunda bir şey daha dedi ama mikrofondan konuşulduğu için tam olarak sonunu anlamadım.)
Onur: Yani başka ülkelerde bulundum ama bir yerde resmi olarak yaşamadım dedim.
Konsolosluk Memuru: Amerika'da hiç tanıdığın ya da akraban var mı?
Onur: Gidip geldiğim dönemlerden arkadaşlarım var ve şirketimizin headquarters'ı orada, o yüzden iş yüzünden tanıdıklarım var ama hiç akrabam yok dedim.
(Bilgisayara notlar yazmaya devam etti. Elini renkli kağıtların olduğu yere götürdü.)
Konsolosluk Memuru: Pekala, dosyan harika gözüküyor ama son gelişmeleri duydun mu bilmiyorum?
Onur: Ben de evet duydum, bildirileri takip ediyorum dedim.
Konsolosluk Memuru: Şu an teknik olarak vizen reddedildi ama bu sürecin ne zaman açılacağını bilmiyoruz. Açıldığı zaman sadece pasaportu bize kargo yapman gerekecek ve dosyanı yeniden açabileceğiz. (Pasaportu elimde hafifçe sallayıp gülümsedi.)
Onur: Umarım kısa zamanda açılır dedim.
(Sonrasında sarı zarfın üzerine "DV processing" gibi bir şey yazdı ve IV fee fişimin üstüne kırmızı kalemle işaret koyup bir parçasını geri verdi.)
Konsolosluk Memuru: Bu sende kalsın. (Üniversite diplomasının aslını da geri verdi.)
Onur: Teşekkür ettim. Şimdi bitti mi, gidebilir miyim?
Konsolosluk Memuru: Bence evet. Bana sormak istediğin bir şey var mı?
Onur: Ben de yok dedim ve iyi günler dileyip teşekkür ettim.
Bankodan ayrılırken Aydınlı hanımefendiye sarı zarfı gösterip "Pause kalkmamış" dedim. Bir yüzümüz düştü minik ve dışarı çıktım. Yaklaşık 30 saatlik uykusuzluk sonrasında artık iyice bacaklarımın kasıldığını iyiden iyiye hissettim. Kendim farkına varmasam da sırtım ter içinde kalmış; bir insan niye bu kadar heyecanlanır ki diye bunu düşündüm. Aslında basit ve tık tık ilerleyen bir süreç ama bir yandan da çok yorucu ve yıpratıcı bir hazırlık gerektiriyor. Belki de göçmen olmanın en kolay yanı vizeyi almak ve süreci sonuna kadar takip etmek. Ama önce deveyi sağlam kazığa bağlayıp sonra tevekkül etmek.
Neyse, konsolosluktan çıkarken yüzüme çok büyük bir gülümseme koymuşum ve istemsizce göğsümde evraklarım, sırıta sırıta dışarı çıktım, emanetçiye doğru gidiyordum. Yolun karşısından bir hanımefendi seslenip "Ay maşallah ne kadar da mutlu gülüyorsunuz, onaylandı sanırım" dedi. "Yok, ben Greencard için gelmiştim, bizimkileri onaylamıyorlar ama bir yük kalktı omzumdan, onun rahatlığından gülüyorum herhalde" dedim. O da kardeşini bekliyormuş sanırım. Vizem onaylansa nasıl bir mutluluk olacaktı yüzümde kim bilir, bunu düşündüm.
Bu an, tam olarak 2026 talihlilerinin başına gelenleri tanımlayan bir andı. Vizemiz onaylanmasa bile en azından mülakatımızı yapıp sürecimizin bizimle ilgili olan kısmını bitirip gerisini kadere ve yıldızların konumuna bırakmak... Benim gibi 4. kez giden biri için bile ne kadar heyecanlı ve güzel ama bir o kadar da yorucu bir süreç. Hepimizin, sonuç ne olursa olsun, bu sene bu şekilde bitse bile bu süreçten kazançları olduğunu düşünüyorum. Bence bir şekilde talihli(!) olduk ve bir yola girdik; bu kartı kazanıp kazanamayacağımız belli değil ama hepimiz çok şey öğrendik ve öğrenmeye de devam ediyoruz.
Sürecin başından sonuna kadar bu forumu kuran ve herkese destek olan tüm forum yöneticilerine, adminlere ve birbirine destek olan herkese teşekkürü borç bilirim. Umuyorum ki burada yolu kesişen herkesin hayallerinin bile ötesinde güzellikler onları bulur ve başarılı, sağlıklı ve mutlu bir Amerika sayfası açılır yaşamlarımızda. Sevgi ve içten saygılarımla.
Onur