Ben her şey yolunda, arabam da sigortadan tamir edildi, küçük aksaklıklarla bu süreci de atlattım diye düşünürken, aylar sonra, 12 Eylül 2023 Salı günü eve gelen bir postayla aslında işlerin hiç de yolunda olmadığını anladım.
Bana kazadan sonra mahkeme günü verilmiş, ben de aman boşver arabayı sigortadan yaptırdım zaten, sorun kalmadı diye düşünerek, katılmama gerek olmadığını düşündüğümden gitmemiştim. Ama suçlu taraf ben olduğum iddia edildiği için gitmem gerekiyormuş. Gidip illa suçsuzum diye kendimi savunmama da gerek yokmuş, suçumu kabul ediyor olsam bile gidip suçlu olduğumu mahkemede beyan etmem gerekiyormuş. Ben ne bileyim, hayatımda hiç mahkemeye çıkmadım ki? Türkiye’de kazaya karıştığınızda eğer bir kanunu falan çiğnemediyseniz ya da size sonradan karşı taraf dava açmadıysa mahkeme olmuyor kazadan sonra. Ama burası Türkiye mi?
Kazadan sonra polisin bana raporu verirken mahkemeye gitmene gerek yok demesini ve kağıtta mahkemeye katılmamın zorunlu olmadığının yazmasını yanlış anlamışım. Polisin dediğini hadi İngilizcemin yetersizliğinden anlamadım diyelim ama kağıtta yazanı da göre göre anlamamışım. Kağıtta mahkemeye “bizzat” gitmemin gerek olmadığı yazıyormuş. Ben onu nedense direkt gitmeme gerek yok diye algılamışım ve polisin dediği de muhtemelen öyleydi ama ben onu da gitmene gerek yok diye anlayınca, iki durum birbiriyle uyumlu geldiği için hiç sonradan sorgulayıp araştırmamıştım. Bir de normalde ben, gerek olmasa bile en azından bana tecrübe olur, bir şeyler öğrenirim diye gidecek kafada bir insanım. Yazın rehavetine kapılmıştım galiba 
Eve gelen postada benim birkaç kez (sonradan öğrendim ki 3 kez) çağırılmama rağmen mahkemelere katılmadığım, bu yüzden ehliyetimin süresiz olarak askıya alındığı yazıyordu. 1 de değil yani, birkaç kez… Bulunduğum bölgenin bağlı olduğu court’un web sitesine girdim. Ticket numaramı yazarak dava durumumu sorgulama yapabiliyordum. Hemen polisin verdiği evrağı buldum ve dosya numaramı yazdım. İlki Temmuzda, diğer ikisi Ağustosta olacak şekilde 3 kez mahkemeye çağırılmışım ve hiçbirine katılmadığım için Ağustosun sonunda ehliyetimi süresiz olarak askıya alma kararı vermişler. Üstelik sadece bu da değil, kaza yaptığım için “fail to control” suçundan trafik cezası yemişim ve onu da ödememişim. Trafik cezası, mahkemeye çağrılma ücreti, mahkeme ücreti hepsi toplanınca 237 dolarlık da bir borcum görünüyordu devlete.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker demişler, eksik söylemişler. Zamanında araştırmayan akılsız başımın cezasını araba kullanamadığım için ayaklarımın yanında ekstradan bir de cüzdanım çekiyordu. O zamana kadar küçücük bir araştırmayla öğrenip katılabileceğim mahkemeyi araştırmadığım için, şimdi harıl harıl ehliyetimi nasıl geri alabileceğimi araştırıyordum. DMV’ye bir belge götürüp ehliyetimi 25 dolar karşılığında yeniden aktif edebileceğimi öğrendim. Bir oh çektim, kolaymış dedim, giden ekstra bir 25 dolar olsun ehliyetimin karşılığında. Hemen DMV’nin sitesinden parayı yatırdım ve gereken belgeyi nasıl alabileceğimi öğrenmek için court’u aradım. Court bana dosyamı collectora verdiklerini, onlarla iletişime geçip $237’yi ödeyip bu belgeyi temin edebileceğimi söyledi.
Yine yanlış yapıyordum. En son yapmam gereken şeyi ilk yapmış ve sondan başlamaya çalışıyordum. Durup sakin olmalı, düşünüp plan yapmalı ve ona göre ilerlemeliydim. Mühendissin sen Ezgi, mühendis gibi düşün. Önce sorunun kaynağına inmeliydim. Baştan sorunu ele almaya karar verdim.
Daha önceden duyduğum ama hiç kullanmadığım, tam olarak nasıl işlediğini bilmediğim bir uygulama vardı: Off The Record. O uygulamayı araştırdım. Trafik cezalarını mahkemeyle anlaşıp sildiriyorlar ve size garanti veriyorlar. Belki benim de işimi görür diye hemen oraya kaydolmakla başladım.
Sanırım bölge bölge, dosyadan ve cezadan bağımsız olarak sabit fiyat politikaları var. Çünkü daha dosyanızı sorarken evrakları yüklemenizi ve parayı ödemenizi istiyor. Bende 300 dolar ücret görünüyordu. Uygulamanın yorumlarında farklı fiyatlardan bahsedenler vardı. Daha avukat bile belli değilken, dosyamın içeriğini bile görmemişken hemen fiyat çıkartmaları bana tuhaf gelmişti. Ama 24 saat içerisinde talebinizi iptal edip ödediğiniz paranın tamamını geri alma seçeneği sunuyorlardı ve davayı kazanma garantisi veriyorlardı. Eğer davayı kazanamazlarsa yine paranızı iade ediyorlardı. Bir de ilk üye indirimi %10 vardı 
Kaza ve ceza olunca sigorta primlerimin yükseleceğini de biliyordum ve 2 hafta sonra sigortamı yeniletmem gerekiyordu. Ben de indirimle beraber onlara $270 ödeyip bu işten kolayca sıyrılmayı mantıklı bulmuştum. Diğer ücreti, 237 doları, ödemem gerekiyor muydu bilmiyorum ama ödesem bile 500 dolar civarı bir fiyat akılsızlığımın bedeli olarak ödenebilir gelmişti bana. Yeter ki bu işten kurtulayım ve ehliyetimi alayım. Bundan sonra da dersimi alır bir daha araştırmamak gibi bir hata yapmazdım.
Uygulamadaki standart formu doldurdum, istedikleri belgeleri yükledim, 280 dolar (270 dolar avukata + 10 dolar da işlem ücreti) ödedim ve beklemeye başladım. Bana bir avukat atanacak, avukat benimle iletişime geçecekti. Saat öğlen 12 olmuştu ben tüm bunlarla uğraşırken. Çok geçmeden uygulama üzerinden cevap geldi, dosyama bir avukat atanmıştı. Formu doldururken açıklama kısmında eve kağıt geldiğini, davalardan haberim olmadığını yazmıştım. Bununla ilgili ek belge talep ettiler. Eve gelen postayı, court sitesinden indirdiğim dava dosyamı ve ticketı uygulama üzerinden yükleyip gönderdim. Ben sonraki adımlar da uygulama üzerinden olur sanıyorken avukatın müşteri ilişkileri asistanından mail geldi. Karşılıklı maillerimizi kısaltarak paylaşacağım.
Kyla (17:21):
Dosyanızda güncelleme: Her ne kadar başta belirlenen ücreti ödemiş olsanız da, kaçırdığınız mahkemeler ve suspension varken araç kullanmanız göz önüne alınarak, avukatımız sizin için savaşmanın başta düşünülenden daha karmaşık olacağını belirtti.
Ama iyi haber şu ki avukatımız sizi savunmayı kabul etti! Suçlamaların ciddiyeti göz önüne alındığında, toplam legal ücret 1010 dolar olacak ve kaybedersek paranızı geri alma garantisini sunmayacağız.
Ödeme kolaylığı açısından 2 seçenek sunuyoruz, her bir ödeme başı $15 fee alacağız ekstra:
-Simdi yarısını öde, diğer yarısını 30 gün içerisinde öde.
-Simdi yarısını öde, 30 gün içinde çeyreğini, 60 gün içinde son kalan çeyreğini öde.
Ezgi (17:58):
Öncelikle, ben size ehliyetim suspend edildikten sonra araç kullandığımı falan söylemedim, bu sabaha kadar suspend edildiğinden haberim yoktu dedim. Bir süredir araç kullanmadım, tatildeyim.
Sanıyorum ki 1000 dolar avukat ücreti ve 10 dolar hizmet ücreti. %10 indirimim vardı ve bir kısmını çoktan ödedim. Yani 630 dolar daha ödemem gerekiyor ve siz hiçbir şeyi garanti etmiyorsunuz?
Peki tüm ödemem gereken para bu kadar mı? Court’a, DMV’ye ya da başka bir yere ödeme yapmam gerekiyor mu? 237 doları ödeyeyim mi?
Kyla (18:31):
Yüklediğin fotoğrafta suspend edilmiş bir ehliyetle araç kullandığınız görünüyor.
Evet kalan ücret konusunda haklısın, 630 dolar.
Başka ödemen gereken bir şey olup olmadığını mahkeme sonuçlanmadan bilemiyoruz. Cezası ya da mahkeme ücreti olabilir ama bir tahmin veremeyiz, ideal olanı bunların hiç olmaması.
Eğer ilerlemek istiyorsan haber ver.
Ezgi (18:37):
Kazada anında ehliyetim suspend edilmemişti, bu durumu anlayamadım? Yüklediğim belgedeki suspend detayını benimle paylaşır mısın?
Şu an mahkeme için ödemem gereken 237 dolar olduğunu görüyorum, ben bunu ödeyeyim mi ödemeyim mi? Sen bu ücretten mi bahsediyorsun yoksa başka ücretler mi?
Bu 237 dolara bu kadar takılmış olmam aslında nasıl bir ruh hali içerisinde olduğumu gösteriyor galiba 
Normalde bir avukatla çalışabilirim diye düşünüyordum ama daha dosyamı bile adam akıllı incelemediklerini ve buna rağmen fiyatı yükseltip kazanma garantisini kaldırdıklarını da göz önüne alıp değerlendirince, bir avukatla çalışacaksam bile o avukatın bu avukat olmadığına karar verip uygulama üzerinden dosyamı iptal ettim 24 saat olmadan. Üstelik uygulama üstünde hemen fiyatı güncellemişlerdi ama yeni fiyata rağmen uygulamada hala para iade garantisi olduğu yazıyordu. Bir yere kadar benimle uygulama üzerinden ilerleyip, iş para iade garantisini sinsi sinsi iptal etmeye gelince mail yazmaya dönmüşlerdi. Kısacası onlara güvenmiyordum. Evet, zor durumdaydım, kanunu kuralı bilmiyordum, yanlışı baştan yapmıştım ve desteğe de ihtiyacım vardı ama böyle çakallara gözü kapalı inanacak kadar salak da değildim. Aslında biraz daha uygun bir fiyat teklifi verip kazanma garantisi vermese ya da parayı yükseltip kazanma garantisi verse yine düşünebilirdim. Ama karşımda gördüğüm sadece çakallıktı.
Bundan sonra da onun bana attığı 2 mail, benim ona attığım 1 mail var. Bunlar uzun ve gereksiz konuşmalar. Bir kısmında ileride ödeme ihtimalim olabilecek feeler ile gözümü korkutmuş, bir kısmında avukatı, yaptığı işi savunup bu para bile az demiş. Tek bir bilgi içlerinden önemliydi. Muhtemelen sadece gözümü korkutmak için söyledi onu da ama olsun, ben ciddiye aldım. Bu 237 doları ödeyip ehliyetimi geri alırsam ben suçumu kabul etmiş sayılıyormuşum ve karşı taraf yıllar sonra bile bana dava açabiliyormuş. Ben o gün kazada boynumu incittim, şimdi aradan 20 yıl geçti o yüzden boyun fıtığı oldum diyebilirmiş mesela. Bana saçma geldi ama bu sefer işimi riske atmak yok.
Avukatın bana faydası olmadı mı? Oldu. Konuşmadan anladığım kadarıyla dosyamın yeniden görülmesi mümkündü. Avukat bana gidip seni savunacağım diyorsa demek ki yeniden mahkeme talep edebiliyordum. İlerlemem gereken nokta burasıydı. Eğer 237 doları ödemezsem dosyamı yeniden açtırabilirdim, eğer ödersem itiraz hakkı olmaksızın kapanıyordu.
Yine court’u arayıp bu sefer yol yordam sordum. Onlara olayı baştan kısaca anlattım. Davalardan haberim olmadığı için katılmadığımı söyledim. Sitemizde bir form var, onu indirip doldur, istediğini yaz, hakim davanın yeniden görülüp görülmeyeceğine karar verir dedi. Tabi ben endişeli olduğum için biraz daha bilgi istedim, sizce benim davamı da yeniden görmeyi kabul eder mi dedim, tabi ki buna ben karar veremem ama dilekçeyi düzgün bir şekilde doldurursan eder bence, neden etmesin ki? dedi. Biraz rahatlamıştım. Her zaman bir çıkar yol var, hele ki Amerika’da…
Size tuhaf gelecek biliyorum ama ben hakime dilekçe yazarken çok keyifliydim. Çünkü devletin gözünde %100 suçlu olduğum bir durum vardı ve ben ona karşı kendimi savunma şansı istiyordum devletten, hem de bu şans bana daha önce 3 kez verilmiş olmasına rağmen. Kıyaslamamak elimde değildi, durumumu Türkiye ile kıyaslıyordum sürekli. Türkiye’de böyle bir şeyin hayalini kurmak bile mümkün değildi benim için. Haksız olabileceğim durumları geçtim, haklı olduğum durumlarda bile çok umurunda olmuyor adaletin.
Dear Honourable Judge Cornachio,
Diye başladığım dilekçeyi formdaki küçük formata sığdıramadığımdan fotokopi kâğıdına yazdım. Haziran ayında bir kazaya karistigimi, ancak mahkemeye katılma gerekliliğini bilmediğim için mahkemeye katılmadığımı, kasıtlı olarak saygısızlık yapmadığımı, mahkemeye çağrıldığıma dair hiçbir belge almadığım için hiçbir duruşmaya katılmadığımı, ancak ehliyetim suspend olduğunda durumdan haberdar olduğumu, burada göçmen olduğum için hala sistemi öğrenmeye çalıştığımı ve artık duruşmaya çıkmam gerektiğini bildiğim için bana yeniden kendimi savunma şansı verilirse sürekli sürecin takipçisi olacağımı, bir daha duruşma kaçırmayacağımı ve çok minnettar olacağımı yazdım.
Cuma günü dilekçeyi götürüp court’a verdim. Bana ertesi hafta Cuma gününe kadar cevap alacağımı ve cevabın e-mail adresime geleceğini, eğer ulaşmazsa Cuma günü onları aramamı söylediler. Ertesi hafta cuma gunu onlari arayarak yeni tarihi ogrendim, 5 Ekim 2023 Perşembe. Sanki dava günü almamış da davayı kazanmış gibi seviniyordum. Gerçi davanın sonucu ne olursa olsun bu kendim için bir kazançtı bu durum. Davayı kazanamasam da tecrübe kazanmış olurdum. Dava günüm için çok heyecanlıydım.
Duruşma saatinden tam 1 dakika önce check-inimi yaptırdım. Check-in dediğim, dosyamı içeriye gösterdim, geldim ben dedim, onlar da bilgisayardan adımın yanına tik attılar galiba. Asansörle üst kata çıkmamı, asansörden sola dönünce orada bir oda göreceğimi, o odadaki videoyu duruşmadan önce izlemem gerektiğini söyledi memur. Duruşmaya 1 dakika var ve izlemem gereken bir video var, umarım geç kalmam diye düşünürken üst katı gördüm. Üst kat kalabalıktı. Video odasına girdim, orası da kalabalıktı. Sürekli tekrar oynayan bir video vardı ve sürekli odaya girip çıkan birileri oluyordu. E tabi video sürekli oynuyor olduğu için izlemeye başladığı yere video geri dönünce millet çıkıyordu.
Bu video önemli. Videoda savunma çeşitleri ve bazı suçların olası cezaları yayınlanıyordu. Bazı trafik suçlarında hapis falan vardı. 3 tane savunma çeşidi varmış. İlki Guilty Plea, yani suçunuzu kabul ediyorsunuz. İkincisi Not Guilty Plea, suçun sizde olmadığını iddia ediyorsunuz. Üçüncüsü Nolo Contendere Plea (No-Contest), bunu bilmiyordum ve videodan öğrendim.
Ben o videoyu izlediğimde ne kadar cahil cahil oraya gittiğimi anladım aslında. Ben gidip olay şöyle şöyle gerçekleşti benim suçum yok deyip çıkacağımı sanıyordum. Meğer bu 3 savunmadan birini vermem gerekiyormuş. Ve o zamana kadar hiç bilmediğim üçüncü seçenek tam da benim aradığım şeydi aslında. No-Contest, videodan anladığım kadarıyla, ben aslında suçlu değilim ama suçtan dolayı oluşan cezayı şu an kabul ediyorum, ileride bir dava açılırsa kabul etmiyorum demekti. Baktım henüz beni çağırmıyorlar içeri, bir tur daha izledim videoyu emin olmak için. Yine bu şekilde anladım.
Video odasından çıkıp orada herkesle beraber beklemeye başladım. 30 kişiden fazlaydık, sürekli yeni gelenlerle birlikte artıyorduk. Ama henüz kimse içeri çağrılmamıştı. Cok klasik giyinmemistim Court’a giderken, kot pantolon ve ustume bir bluz giyinmistim. Acaba daha resmi bir şeyler mi giysem diye düşünüyordum ama etrafımdaki insanlara baktım, insanlar çok rahat giyimlilerdi. Eşofman takımıyla gelenler, spor kıyafetiyle gelenler, şortla gelenler, günlük kıyafetle gelenler… Birkaç kişi gördüm takım elbiseli, onlar da avukatti zaten. Kimse çağrılmamasına rağmen avukatlar bir odaya -duruşma salonuna değil- girip çıkıyor, ellerinde bir kağıtla dönüp müvekkillerini alıp gidiyorlardı. Sanırım avukatın avantajı buydu
En son sadece biz avukatsızlar kaldığımızda mahkeme salonunun kapısı açıldı. Duruşması olanlar içeri girsin dediler. Ben herkesi tek tek alacaklar sanıyordum, hepimizi bir aldılar.
Duruşma salonu çok büyüktü. Beklerken yaklaşık 50 kişi olmuştuk. Hepimiz birden içeri girdiğimiz halde sağda ve solda ayrı ayrı olmak üzere 5 sıra olan oturma alanlarına dağılmıştık ve kimse kimseyle yan yana oturmuyordu. O dizilerde filmlerde jüri falan gördüğümüz salonlardan çok daha büyüktü. Hakim orta yaşlı, uzun boylu, beyaz bir erkekti. Benim dilekçe yazdığım hakim o değildi çünkü benim dilekçe yazdığım hakim bir kadındı. Hakimin bulunduğu desk (buna ne desem bilmiyorum divan mı acaba?) boydan boya kocamandı. Tabii ki hakim yüksekte duruyordu. Ona bitişik, sağ tarafında, yazi yazan erkek bir memur, ondan bir kat aşağıdaydı. En sol tarafta ise deskin en ucunda bizimle beraber yer hizasında duran kadın bir memur vardı. Mahkemenin sonucuna bağlı evrakları o veriyordu. Deskin boyutunu kafanızda canlandırmanız için söylüyorum, ortada duran hakim ve sol köşede duran kadın memur arasında yaklaşık 10 metre bir mesafe vardı.
Hakim teker teker sanıkların isimlerini okuyarak ortada duran kursuye çağırmaya başladı. Anladım ki check-in sırasına göre çağırıyordu ve oradaki herkes trafik için gelmişti. Çok erken gelmediğim için mutlu olmuştum. Benden önceki kişileri dinleyip ona göre rotamı değiştirebilirdim. Salon çok büyük olduğu için sanığı duymak zor oluyordu. Çünkü hem arkası bize dönük oluyor hem de genelde kısık sesle konuşuyordu sanıklar. Hakim ise herkese en başta aynı şeyleri soruyor, aynı bilgilendirmeleri yapıyor ve çok hızlı konuşuyordu.
Guilty Plea için eklemek istediğiniz bir şey var mı sanığa soruyor, sanığın cevabına göre cezasını belirliyordu. Not Guilty Plea için ben şu an sadece guilty plea diyenlerin cezasını belirliyorum, sizin için yeni bir mahkeme günü verilecek ve orada kendinizi savunacaksınız deyip yeni mahkeme günü veriyordu onlara. No-Contest Plea… Sonunda biri no contest dedi bakalım ne olacak diyordum ki hakim dedi ki bizim mahkememiz no-contest plea kabul etmiyor, sadece guilty veya not guilty. Tüm planlarım altüst olmuştu. Tam aradığım savunmayı bulmuştum ki aslında öyle bir savunma yokmuş. Gerçek olamayacak kadar güzeldi zaten.
Salonda genç yaşlı, kadın erkek, her ırktan her türlü insan vardı. Akımda kalanlardan birkaçını anlatayım. Salonda yaşlı bir teyze vardı, muhtemelen 70'li yaşlarda, umarım bu teyze benden öncedir çünkü suçunu çok merak ediyorum diyordum. Teyze çıktı ortaya, suçu hız yapmakmış. Hiç beklemiyordum. Benim trafikte gördüğüm teyzeler gaza basmayı unutup tın tın gidiyorlar. Bu teyze hız cezası yemiş. Teyze guilty dedi. Hakim eklemek istediğin bir şey var mı dedi. Teyze fisir fisir bir şeyler anlatmaya başladı, sesi bize hiç gelmiyordu ama beden dilinden kendini acındıracak bir şeyler söylediği belliydi. Hakim tamam 70 dolar senin cezan dedi gönderdi. Teyze arkasını döndüğünde kıs kıs gülüyordu 
Bir tane genç kadın, yanlış hatırlamıyorsam kırmızıda mı ne geçmişti, hiç kendini savunmadı, çok cool takılıyordu, hakim ona da en üst cezayı vermedi.
Avukat olmamasına rağmen salonda tek takım elbise giymiş daha doğrusu giymeye çalışmış kişi çıktı kürsüye. Biraz kilolu, orta boylu, 30'lu yaşlarda ama sanki lise mezuniyet balosunda giydiği takım elbisenin içine girmeye çalışmış gibi her yerinden sıkan ve içine zorla girmiş, kimi kısımlarda içine girememiş Meksikalıydı. Onun da İngilizcesinin iyi olmadığı belliydi. Onun neyle suçlandığını kaçırdım maalesef ama büyük bir şeydi. Hakim olası cezaları sayarken 10 yıla kadar hapis cezası, 15 bine kadar para cezası gibi şeyler saymıştı. Ve adam suçluyum dedi. Bilmiyorum artık adamın İngilizcesi yüzünden mi yoksa kabul ettiği suçtan dolayı mı, hakim, adama birkaç kez bak suçluyum dersen cezaları anladın mı, kendi rızanla hür iradenle mi suçunu kabul ediyorsun, seni bu suçu kabul etmeye zorlayan kimse yok değil mi, eğer guilty dersen ileride itiraz edemeyeceksin, bunu anladın mı? gibi şeyler sordu. Adam da hepsini onaylayıp evet Guilty diye tekrarladı. Hakim son sorusunu sordu, eklemek istediğin bir şey var mı? Adam başladı anlatmaya ama ne anlattığını pek duyamadım zaten duyduğum kısımları da anlamadım ama adam uzun uzun anlattı. Hakim 1500 dolar ceza verip gönderdi adamı.
20'den fazla kişinin duruşması bitmişti, salonun yarısı boşalmıştı ve benim adımı okumaya çalıştı hakim, tabii ki doğru okuyamadı
Tam herkese yaptığı “videoyu izledin mi anladın mı” diyalogunu yapacakken hemen araya girdim. Özür dileyerek başladım ve benim hala yeni sayılabilecek bir göçmen olduğumu, hala dilimi geliştirdiğimi, ana dilimin İngilizce olmadığını söyledim. Bu yüzden benimle konuşurken daha yavaş ve tane tane konuşmasını rica ettim. Tabi ki dedi hakim gülümseyerek ama anlayabileceksin, değil mi? diye sorup emin olmak istedi. Evet anlayabilirim dedim. Anlamazsan sor dedi. Bu konuşmamız yüzünden unuttu mu yoksa gerek mi gormedi artık bilmiyorum, benimle videoyu anladın mı diyaloguna girmedi. Bizim burada göçmen çok fazla olmadığı için hakimin böyle bir istekle çok sık karşılaştığını sanmıyorum açıkçası ama gayet anlayışla karşıladı ve hatta bana sempati duydugunu, takdir ettigini bile hissettim. Ve o durusma baslamis oldu…
Hakim benimle konuşurken resmen ağır çekim konuşuyordu, söyledikleri çok anlaşılırdı. Herkese konuştuğu gibi hızlı hızlı değil de tane tane, aralarda durup buraya kadar anladın mı, bu şekilde anlayabiliyorsun değil mi, anlamadığın bir şey varsa sor diye sorarak yaptı konuşmalarını. Muhtemelen daha düşük seviyede bir İngilizcem bile olsa onun dediğini anlardım diye düşünüyorum. Hakimin daha en başından bu şekilde olan tavırları sayesinde yapmayı düşündüğüm ama mümkün olmadığını yeni öğrendiğim no-contest savunmasının gerginliğini atmamı sağlamıştı.
Hakim mümkün cezaları sayarken alabileceğim maksimum cezanın 150 dolar olduğunu söylemişti. Tabii suçluysanız sadece cezayı değil, mahkeme masraflarını da ödüyorsunuz. Emin olmak ve biraz da anladığımı belli etmek için hakim konuşmasını bitirdiğinde elimle 1 ve 5 yaparak "one-fifty?" dedim, onayladı ve "one hundred and fifty dollars" dedi. Bundan sonra karşılıklı diyalogumuz başladı.
Peki, not-guilty dersem? dedim.
O zaman sana yeni gün vereceğiz dedi.
Peki, orada suçlu bulunursam ne ceza alıyorum? dedim.
Onu ben bilemem, ona hakim karar verecek dedi.
Yani yine maksimum 150 dolar mı olacak ceza tutarı? dedim.
Evet, ama hakim hiç ceza da vermeyebilir, suçlu bulunursan o cezayı kesinlikle ödeyeceksin diye bir şey yok dedi.
Peki, ben guilty dersem veya not guilty deyip suçlu bulunursam benim artık recordum mu oluyor? dedim.
Gülmesine engel olmadı, hatta yanındaki bilgisayarda yazı yazan memur da güldü. Benimle salonda bekleyen arkadaşımın dediğine göre bütün salon kıkır kıkır gülmüşler. Açıklamaya başladı:
Hayır, record olmuyor, sadece trafik siciline işleniyor, criminal record olmayacak, korkulacak bir şey yok. O da sanırım 1 yıl sonra trafik kayıtlarından siliniyor, dedi ve yanındaki erkek memur müdahale edip 2 diye gösterdi, o da 2 yıl sonra trafik kayıtlarından siliniyormuş dedi. Bu süreçte 2 puanın düşecek, silinince o da düzelecek. Ama senin o kadar da beklemene gerek yok, DMV'ye gidip bir kurs alıyorsun ve sildiriyorsun bunu dedi. (Benim aslında record derken sormaya çalıştığım bu puan olayıydı).
Peki dedim, sizce ben ne demeliyim?
Bu sefer artık iyice salondan gelen gülümsemeleri ben de duydum.
Benden tavsiye mi istiyorsun? dedi hakim.
Hayır, benim durumumun guilty mi not guilty mi olduğunu bilmiyorum deyip olayı anlattım, şimdi sizce ben ne demeliyim? dedim.
Hakim de gülerek tekrar cevap verdi, biz seninle yargının karşı tarafındayız, bu konuda maalesef ben seni yönlendiremem, buna senin karar vermen gerekiyor dedi.
Peki, o zaman size bir şey daha soracağım, biliyorsunuz ki ehliyetim suspend edildi ve şu an araba kullanamıyorum, o yüzden, arabasız burada yaşamak çok zor, ben eğer not guilty dersem mahkeme sonuçlanana kadar ehliyetsiz mi kalacağım? dedim. Hakimin bana ceza verse de 50 dolardan fazla ceza vereceğini düşünmüyordum, hatta belki sıfır bile olabilir derken kendinin de sıfır verebileceğini ima ediyor olabilirdi. Ama avukatın yıllar sonra da dava açılabilir demesi yüzünden direkt guilty demeye de içim razı olmuyordu. O yüzden olay sadece para değildi artık. Ehliyetimi ne zaman geri alabileceğim bu süreçte benim için karar verici olacaktı.
Aaa, o önemli değil ya, buradan çıkınca aşağıdakilerden ehliyetindeki suspendin salındığına dair bir kağıt alırsın, onu DMV’ye verirsen tekrar araba kullanabilirsin dedi.
Öyleyse ben not guilty deyip kendimi savunmak istiyorum dedim. Hem ehliyetime hemen kavuşabilecek olmamdan hem de hakimin bu güzel tavırlarından sonra sanırım bir mahkeme için daha cesaret bulmuştum kendimde. Kaybetsem de en fazla mevcuttaki cezamı alacaktım zaten, bir kayıp görünmüyordu benim için.
Tamam o zaman sana yeni mahkeme günü verilsin dedi. Teşekkür edip kursüden ayrıldım ve yeni mahkeme günü dağıtan sol köşedeki kadin memurun yanına gittim. Kadın memur da bu süreçte eğlenmiş, keyifliydi. Yanına gittiğimde hem yeni mahkeme günümü verdi hem de aşağıya gidip tekrar uğraşmana gerek yok ben senin ehliyetin için gerekli belgeyi hazırladım dedi. Çok teşekkür ederek oradan ayrıldım. Salondan ayrılırken gördüm ki salondaki gergin hava tamamen ortadan kalkmış, herkesin keyfi yerine gelmişti. Yeni mahkeme günüm 2 hafta sonrasına, 19 Ekim 2023 Perşembeye verildi.
Amerika’da genel olarak böyle mi bilemem ama Ohio’da böyle. Konumunuz ne olursa olsun, isterseniz bir hakimin karşısında suçlu konumunda olun, insanlar size anlayış gösteriyorlar ve yardıma ihtiyacınız varsa yardım ediyorlar. Bu konuda size çok fazla örnek anlatabilirim, bizzat başıma gelen. Açıkçası o gün yaşadıklarımdan sonra taşınma kararımı değiştirip burada kaldığım için mutlu olmuştum. Belki kaza yapmak, ehliyetimi kaybetmek gibi kötü olaylar yaşamış olabilirim ama hayatıma yeni tecrübeler kattığım için memnundum.
DMV’ye gittim, belgeyi verdim. 25 dolar ücreti önceden ödediğim için ekstra bir ödeme yapmam gerekmedi. Ehliyetim mevcutta bende olduğu için aynı ehliyeti kullanmaya devam edebileceğimi söylediler. Her şey çok kolay olmuştu. En zor şey DMV’de sıra beklemekti.
Yeni mahkememden önce Türkiye’ye gitmem gerekiyordu. Daha önceden davamın yeniden görülmesi için kullandığım formu bu sefer mahkememi ertelemek için doldurdum. Forma Türkiye’de olmam gerektiği için erteleme talep ettiğimi, Türkiye’de olacağım ve döneceğim tarihleri yazıp 13 Ekim 2023 Cuma günü Court’a verdim. 18 Ekim 2023 Çarşamba günü, ben Türkiye’deyken, cevap geldi. Dilekçemi kabul etmişler ve mahkemeyi 9 Kasım 2023 Perşembe gününe ertelemişler.
9 Kasım günü yine arkadaşımla beraber gitmiştik. Ehliyetsizken arabamı storage coverage yaptırmıştım ve sonra Türkiye’ye gidince de henüz değiştirmemiştim o yüzden yine arkadaşım götürdü beni. Üst kata çıktığımızda yine bir kalabalık vardı. Ama bu sefer video izletme falan yoktu. O yüzden ilkinden farklı olduğu belliydi. Henüz kimse çağrılmadan yine avukatlar bir odaya girip çıktılar. Onların işi bittikten sonra bu sefer isimlerimiz okunarak tek tek biz o odaya girmeye başladık. Mahkeme salonuna girmiyorduk bu sefer. Adım okununca ben de girdim. Arkadaşım da gelebilir mi dedim, gelebilir dediler.
Ofis gibi bir oda ama büyük bir ofis. Muhtemelen birçok evin salonundan büyüktür. Hakim, odanın köşesinde, normal bir memur gibi karşısında bilgisayar olan bir masada oturuyordu. Yanında küçük bir masada yine bir memur vardı. Odanın karşı köşesinde yine bir masa ve memur vardı ama ne iş yaptığına dair hiçbir fikrim yok onun. Yaşlı, biraz kilolu, ciddi suratlı, beyaz bir erkekti hakim. Sanki önceki davalardan bunalmış gibi bir hali vardı. Hakimin masasının karşısındaki, yaklaşık 2 metre (muhtemelen 6 feet) uzaklığındaki sandalyeye oturmamı istedi hakim. Yüzüm hakime karşı oturuyordum. Her ne kadar önceki duruşmaya göre daha samimi bir ortam olsa da oda, beni germişti bu durum. Otururken bile rahat edemiyordum, elimi kolumu koyacak yer bulamıyordum, sanki oturmayı unutmuş gibiydim. Arkadaşım duvar kenarına konmuş benchlerde oturuyordu, o bile gergindi bence.
"Anlat" dedi. Olayı anlatmaya başladım, arabada ESP nin devreye girdiğini ve arabanın bu yüzden kaydığını anlatıyordum. Ama hakim boş gözlerle bana bakıyor gibiydi. Ya konuştuğum dili anlayamıyor ya da söylediklerim konusunda hiçbir fikri yoktu. "ESP’nin ne olduğunu biliyorsunuz değil mi" dedim? "Hayır bilmiyorum, öyle bir şey mi varmış?" dedi. Ben de dilim döndüğünce ESP’nin ne olduğunu anlatmaya çalıştım ama saçma geldi sanırım hakime. Kazadan sonra da ESP ışığının yanmaya devam ettiğini ve tamire bu şekilde gittiğini söyledim.
Hakim bir karar vermedi, yüzündeki bıkkınlık ifadesi de hiç yumuşamadı. Önündeki kağıda bir şeyler yazmaya başladı. İçimden cezamı kesiyor galiba diye düşünürken kafasını kaldırıp konuşmaya başladı. "Sen en iyisi tamir evraklarını da al gel, kendini savunma için daha iyi hazırla, biz sana yeni bir mahkeme günü verelim" dedi. Tamam olur dedim. Korktuğumdan iyi bir sonuçtu. Şu sıralar pek mümkün değil ama biraz geç olur muhtemelen mahkeme günün dedi hakim. Mahkeme günümü hemen yanındaki memur verecek sandım ama duruşma salonuna girip oradan almam gerekiyormuş. Ben de dediği gibi yaptım. O kocaman duruşma salonuna girip bu sefer sağ köşede oturan memurun yanına gidip yeni mahkeme günü almam gerektiğini söyledim ve bana yardımcı oldu. Gayet güleryüzlüydü.
Yeni günümü 4 Ocak 2024 Perşembe'ye verdiler. Zaten tarihi gördüğümde anlamıştım hakimin “bitse de gitsek” ruh halini. Yılın son 2 ayını kimse çalışmak istemiyor. Genelde bayramlar, tatiller ile geçiyor. Keşke Ekim’de halledebilmiş olsaydım bu süreci ama mümkün olmadı maalesef. Neyse ki kötü bir sonuç değil de ikinci bir şans kazanmıştım. Bilmiyorum bu kaçıncı ikinci şans 
4 Ocak Perşembe günü tek başımaydım. Her zamanki gibi giriş ve check-in işlemlerimi yaptıktan sonra yine üst kata çıktım. Avukatların işleri bittikten sonra bizleri çağırmaya başladılar. Herkes bir bir gidiyor ama benim ismim okunmuyordu. Benden sonra gelenler bile gitmişti ama ben 2 saattir sabırla beklemeye devam ediyordum. En son 3 kişi kaldık ve 2 dosya kalmıştı. 2 ismi birden okudu ve benim adım yoktu. "Sen de duruşma için buradasın değil mi" dedi? "Evet" dedim. "Doğru mu geldin?" dedi. "Evet" diyerek elimdeki randevu kağıdını gösterdim. Kağıdı aldı ve içeri gitti. Diğer 2 kişiyi de aldıktan sonra en son beni aldılar içeri.
Yine aynı ofise gelmiştim ama bu sefer başka bir hakim vardı. Adımın nasıl okunduğunu sordu hakim, söyledim ama tabii ki kendisi doğru okumayı başaramadı
En sona kaldığım için karşımda yorulmuş, tükenmiş bir hakim görmeyi bekliyordum ama gayet enerjik görünüyordu hakim. Önceki duruşmadan sonra iyi hazırlanmıştım. Belgeler elimdeydi. Hararetli hararetli olayı anlatırken kendisi kağıda yazmaya başlamıştı bile. Belgelerime bakmak istemedi.
Anlıyorum, kendini savunmak konusunda çok heveslisin ama not guilty dersen gerçek mahkemeye çıkacaksın ve kaybedersen bu sefer çok fazla mahkeme masrafın olacak. Hem de böyle küçük bir şey için mahkemeye çıkmana gerek yok bence dedi. Anladığım kadarıyla “gerçek mahkeme” dediği şey, jürili olan mahkeme. Bak, biz seninle şöyle yapalım, sen guilty de ben de sana 0 (sıfır) dolar ceza yazayım, sadece mahkeme masraflarını ödemiş olursun dedi.
Aslında güzel bir teklifti ama yine de ceza puanı alacak mıyım diye sordum, evet dedi. Ceza puanı almamanın bir yöntemi var mı peki, ben delivery yaparak geçimimi sağlıyorum ve bu puan benim için kötü bir şey dedim.
Senin neden mahkemeye gelmen gerekti? dedi. Sanıyorum ki dosyam elinde olmadığı için soruyordu bunu. Kazada bulunduğum için dedim. Önündeki kağıda yazdı bir şeyler ve 50 yazdı. Ben senin cezani tailgate light’a çevirdim, bunda ceza puanı yok, cezani de 50 dolar olarak belirledim dedi. Teşekkür ederim dedim. Cezanı 2 gün içerisinde ödemen gerekiyor yoksa faiz işleyecek dedi. Tabi dedim. Teşekkür ederek oradan ayrıldım.
Resmen hakimle pazarlık yapmış gibi hissediyordum kendimi. Gayet anlayışlı ve sevecen bir adamdı. Yeni geçtiğimiz Noel’de torunları için kesin Noel Baba kostümü giymiştir
Ondan aldığım enerji o şekildeydi.
Cezamı kontrol ediyordum ama sistemde gözükmüyordu. 2 günü geçirmemek için her gün kontrol etmeye başladım. Ertesi hafta Cuma günü mail geldi ceza ücretime ve cezaya dair. Beklediğim bir şey değildi gördüğüm. 354 dolar ödeme görünüyordu. Detaylarına baktığımda, önceden gitmediğim mahkeme ücretleri, yeniden gittiklerim, DMV'ye götürmek için aldığım belgenin ücreti her şey eklenmişti. Ekstra olarak 50 ceza vardı ve en kötüsü, ilk ceza da gözüküyordu. Muhtemelen en baştan dosyam kayıp olduğu için hakim sonradan unutup sadece 50 dolar eklemişti.
Eğer cezayı ödersem tekrar itiraz hakkım olmuyordu çünkü ödenmiş cezalara itiraz edilemeyeceği court’un her yerinde yazıyordu. Ödemezsem en erken pazartesi itiraz edebilirdim ve o gun Cuma günü olduğu için pazartesiye kadar 2 gün geçmiş oluyordu ve 2 iş günü diye belirtilmediği için geç olacağını düşünüyordum. Ayrıca ödemeyip itiraz etsem, belki yine gün verilecek, yine hakim karşısına çıkmam gerekecek ya da sadece bilgisayarda düzeltilecek bir hata, ne olacağını bilmiyordum.
Ben cezama razı olup ödemeye ve artık bu defteri kapatmaya karar verdim. Ben güzel tecrübeler edinmiş, cephede kazandığım bu mücadeleyi masada kaybetmiştim 