DV2022 Bekleme Odası
-
@kingocali "karamsar" gibi algılanmak biraz canınızı sıkmış sanırım ama tekrar bir gözden geçirdim yazdıklarımı ben öyle birşey dememişim. Genel olarak da birebir cevap yerine kendi düşüncelerimi paylaşıyorum çoğu zaman. Yanlış anlamamışsınızdır umarım.
-
@daydreamer Yok, o konunun sizinle alakası yok. "Karamsar" kelimesini @Chandler kullandı ama, o da doğrudan şahsıma hitaben "karamsar" demedi. Yalnızca, birkaç kişiyle paylaştığımız bakış açısını "karamsarlık" olarak niteledi -- ki, niteler; onda da bir sıkıntı yok. Kendi görüşüdür; tabii ki paylaşacak. Zaten benim de canım sıkkın değil. O kadar kolay sıkılmıyor hamdolsun :)
Bundan sonraki yazışmalarımız için benden size açık çek. Bana birebir de cevap verebilirsiniz. Söylediğimin tam tersini de savunabilirsiniz. Tabii ki cevap verecek, tabii ki savunacaksınız. Karşılıklı saygı çerçevesinden çıkmadığımız sürece; savunduğumuz şeyler, 6. hislere, duygulara, temennilere değil, somut tecrübelere, verilere, delillere dayandığı sürece, karşıt da olsa, her fikri dinlemekten memnuniyet duyarım. Ama "Hissediyorum; bu sene bana çıkacak" diye "fikir" beyan eden insanla iletişim kurmak pek kolay olmuyor takdir edersiniz :) Belki yaş henüz "kemal"e "erme"diğindendir ama, kendimi rüyaya giren ak sakallı dedelerle tartışacak "olgunluk"ta bulmuyorum henüz :D
Forum içinde ya da dışında, genelde "karamsar" olarak algılanırım. Halbuki, tek yaptığım, içinde bulunduğum durumu "gerçekçi" olarak tespit etmek ve kendimi onun içinden çıkaracak yolu "akılcı" olarak tanzim ve tatbik etmektir. Ha, benim içinde bulunduğum gerçeklik hakkında bana "şanssız" derseniz, ona itirazım olmaz bakın :)
Zira, durumum tam olarak şöyle zannederim... :)

-
Ben cok fazla yardimsever Turk taniyorum...
Cevrenizi degistirmekte fayda var...
-
Allah sizin de şansınızı daim etsin.
Yaşadıklarımdan sonra, ben değiştirmek yerine boşaltmanın daha kesin ve garantili sonuç vereceğine kanaat getirdim. O günden beri hiç hayal kırıklığına uğramadım. * Arkadaşlık tavsiyesi değildir. *
-
Benim tecrübeme göre oranın kaç olduğunu düşünürken aklıma geldi. Aşağıdaki yazımda tanıdığımı beyan ettiğim 75 Türk'ten, aralarında akrabalık ya da Türkiye'ye dayanan arkadaşlık ilişkisi bulunmayan yalnızca 4'ü, yine o 75 kişinin içindeki 5 Türk'e (hemşire, yasal olmayanlardan birinin kalmasına; akademisyenlerden biri, akademisyenlerden ikisinin iş bulmasına; işe girerken yardım alan akademisyenlerden biri, dil okuluna gidenlerden birinin kalmasına; son akademisyen, yüksek lisansa gidenlerden birinin okula girmesine) yardım etti. Özetle, benim tecrübeme göre, Amerika'da Türk'e yardım eden Türk oranı, 10'da 0,53 (ya da 20'de 1, ya da %5).
Tekraren, ben yalnızca kendi tecrübemi paylaşıyorum. Benim tecrübem başkasınınkiyle aynı olmayacağı gibi, bir kişinin tecrübesiyle de kanaat oluşturulmaz. Paylaşan herkesin tecrübesini okur, kendi sonuçlarınızı kendiniz çıkarırsınız. Saygılar...
https://yesilkartforum.com/forum/topic/3430/dv2022-bekleme-odası/2494?_=1606149402130
-
@semavi, içinde söyledi: DV2022 Bekleme Odası
Ben cok fazla yardimsever Turk taniyorum...
Cevrenizi degistirmekte fayda var...
Kesinlikle katılıyorum.
-
Registered Nurse Medsurg Ortho Full Time Nights $35,000 Bonus henüz meslek seçmemiş kararsız kalanlar veya şuan ki mesleğinden memnun olmayanlara duyrulur :D 35 bin dolar bonus :D
-
@daydreamer EB-5 vizesi konusu da surada:
https://yesilkartforum.com/forum/topic/427/abd-de-yatirim-yaparak-gc-almak-eb5-vizesi
-
@kingocali, içinde söyledi: DV2022 Bekleme Odası
Allah sizin de şansınızı daim etsin.
Yaşadıklarımdan sonra, ben değiştirmek yerine boşaltmanın daha kesin ve garantili sonuç vereceğine kanaat getirdim. O günden beri hiç hayal kırıklığına uğramadım. * Arkadaşlık tavsiyesi değildir. *
Benimde tecrübem 5-10-20 kişi yada aile ile kısıtlı değil...
Sorunlar elbette yaşanıyor ...
Ben sorun yaşanır diye geri durmak yerine biraz daha insanları birbirine yardıma yureklendirmeye çalışıyorum...
Çevremizde birbirine iş eşya ev vs bulanların sayısı çok...
Gelip nenfaatperestlik yapıp kullananlarda oluyor... Lakin burası çok küçük ... İki feedback verince hiç bir aile yaklaşmiyor o tiplere ...
Sizin tecrubelerinize deger veriyorum kesinlikle ...
Çevreyi değiştirmekten kastım, iyi insanları tutmakti... Yani sizin verdiğiniz oranda ki küçük "iyi" topluluğu...Houstonda binlerce Türk var...
Doğal bir aile-arkadas sosyal çevresinde insan 10-20 arası aile ile muhatap olabilir sanırım...
Binlerce Türk arasından 10-20 aile bulmak zor değil .. zaten daha fazlası ile istesekte görüşemiyoruz....
-
@semavi Ben San Diego'ya gitmeden önce, San Diego'da hiç tanıdığım yoktu. Uçak yolculuğundan başlayarak, (San Diego'da) 71 tane Türk tanıdım. Orada bulunduğum süre boyunca, yalnızca 4'ünün çevresindeki Türkler'e (o da, yalnızca 5 Türk'e) faydası olduğunu gördüm. Hiçbirinin şahsen bana bir faydası dokunmadı. Dil okulu, yüksek lisans, asistanlık, staj işleriyle, adam gibi bir iş ararken çalıştığım dandik işleri kendi çabamla ayarlayıp, altlarından tek başıma kalkabildim. Adam gibi bir iş bulma işine ise, bilgim, görgüm, çevrem yetmedi. Oysa, başkalarına cömertçe verdiklerini gördüğüm bir coaching, bir mentoring, bir networking desteğiyle, ben de "bir şey" olabilir, ömrümün 20 senesini sevmediğim, istemediğim bir yerde boşa harcamak zorunda kalmayabilirdim. Bana nasip olmadı. Bana San Diego'dayken faydası dokunan tek kişi bir Meksikalı'ydı. O olmasaydı, diş tedavisi için Türkiye'ye dönmek zorunda kalacaktım. 2001 krizinden hemen sonraydı. Türkiye'ye dönsem, belki Amerika'ya geri dönemeyecektim. Sağ olsun; sayesinde, Meksika'da halledebildim. Son derece haklı "Peki, senin çevrendeki Türkler'e ne faydan oldu?" sorusuna ise, bana iş bulmam konusunda yardımcı olmayı reddeden üniversite hocası şehir dışına her çıktığında, bana güvenerek anahtarını emanet ettiği evindeki iki kedisi ve bir köpeğine, emanete asla hıyanet etmeden baktığım; ben yüksek lisans yaparken, ön lisans okumakta olan iki arkadaşın da, ödevlerinin karşılıksız proof-reading'ini yaptığım cevabını verebilirim. Yeter mi? Benim hiçbir Türk'ten yardım görmediğimi düşünürsek, yine fena değil...
New York'ta ise, bir ilkokul, bir ortaokul ve lise, bir üniversite arkadaşım ve ortaokul ile liseden arkadaşımın abisi var. (Üniversite arkadaşım hariç) Kendilerinden, babanın oğula, abinin kardeşe yapmayacağı iyiliği görmüşümdür. Öyle ki, Türkiye'de o kadar iyi arkadaşım yok. Ama bu arkadaşların ortak özelliği, Türkiye'de ortak bir geçmişimiz ve geçmişten kaynaklanan bir hukukumuz olması. Yani, "Amerika'daki bir Türk'e" değil; "çocukluk arkadaşlarına" yardım ediyorlar. Ben de, ilkokul arkadaşımın Türkiye'de bıraktığı kedisine, ortaokul ve lise arkadaşım ile abisinin Türkiye'de bıraktıkları anne ve babalarına bakıyorum.
Çevremi "boşaltmak"tan bahsederken, nalıncı keseri gibi hep kendine yontan; sürekli alırken, ara sıra da olsa vermeyi akıllarının ucundan dahi geçirmeyen insanlardan bahsediyorum. Yoksa, New York'taki arkadaşlar, pek öyle silinip atılabilecek cinsten değil.
Bütün samimiyetimle söylüyorum; sizin tecrübenize göre Amerika'da birbirine destek olan Türkler'in sayısının, benim tecrübeme oranla daha fazla olduğunu okumaktan da, sizin karşınıza daha fazla "iyi Türk"ün çıkmış ve çıkmakta olduğunu okumaktan da, büyük memnuniyet duyuyorum. Karşınıza hep iyi insanların çıkması yönündeki temennim de son derece samimidir.
Tüm içtenliğimle, insanlar konusundaki şansınızın devam etmesini diliyor, DV-2021 arada kaynamaz ve biz de ikinci bir Amerika şansı elde edebilirsek, bu seferki tecrübemin, ilkinden daha iyi olmasını ümit ediyorum.
Ha, iyi olursa, onu da burada aynı dürüstlük ve samimiyetle anlatacağım; söz :)
-
@kingocali, içinde söyledi: DV2022 Bekleme Odası
@semavi Ben San Diego'ya gitmeden önce, San Diego'da hiç tanıdığım yoktu. Uçak yolculuğundan başlayarak, (San Diego'da) 71 tane Türk tanıdım. Orada bulunduğum süre boyunca, yalnızca 4'ünün çevresindeki Türkler'e (o da, yalnızca 5 Türk'e) faydası olduğunu gördüm. Hiçbirinin şahsen bana bir faydası dokunmadı. Dil okulu, yüksek lisans, asistanlık, staj işleriyle, adam gibi bir iş ararken çalıştığım dandik işleri kendi çabamla ayarlayıp, altlarından tek başıma kalkabildim. Adam gibi bir iş bulma işine ise, bilgim, görgüm, çevrem yetmedi. Oysa, başkalarına cömertçe verdiklerini gördüğüm bir coaching, bir mentoring, bir networking desteğiyle, ben de "bir şey" olabilir, ömrümün 20 senesini sevmediğim, istemediğim bir yerde boşa harcamak zorunda kalmayabilirdim. Bana nasip olmadı. Bana San Diego'dayken faydası dokunan tek kişi bir Meksikalı'ydı. O olmasaydı, diş tedavisi için Türkiye'ye dönmek zorunda kalacaktım. 2001 krizinden hemen sonraydı. Türkiye'ye dönsem, belki Amerika'ya geri dönemeyecektim. Sağ olsun; sayesinde, Meksika'da halledebildim. Son derece haklı "Peki, senin çevrendeki Türkler'e ne faydan oldu?" sorusuna ise, bana iş bulmam konusunda yardımcı olmayı reddeden üniversite hocası şehir dışına her çıktığında, bana güvenerek anahtarını emanet ettiği evindeki iki kedisi ve bir köpeğine, emanete asla hıyanet etmeden baktığım; ben yüksek lisans yaparken, ön lisans okumakta olan iki arkadaşın da, ödevlerinin karşılıksız proof-reading'ini yaptığım cevabını verebilirim. Yeter mi? Benim hiçbir Türk'ten yardım görmediğimi düşünürsek, yine fena değil...
New York'ta ise, bir ilkokul, bir ortaokul ve lise, bir üniversite arkadaşım ve ortaokul ile liseden arkadaşımın abisi var. (Üniversite arkadaşım hariç) Kendilerinden, babanın oğula, abinin kardeşe yapmayacağı iyiliği görmüşümdür. Öyle ki, Türkiye'de o kadar iyi arkadaşım yok. Ama bu arkadaşların ortak özelliği, Türkiye'de ortak bir geçmişimiz ve geçmişten kaynaklanan bir hukukumuz olması. Yani, "Amerika'daki bir Türk'e" değil; "çocukluk arkadaşlarına" yardım ediyorlar. Ben de, ilkokul arkadaşımın Türkiye'de bıraktığı kedisine, ortaokul ve lise arkadaşım ile abisinin Türkiye'de bıraktıkları anne ve babalarına bakıyorum.
Çevremi "boşaltmak"tan bahsederken, nalıncı keseri gibi hep kendine yontan; sürekli alırken, ara sıra da olsa vermeyi akıllarının ucundan dahi geçirmeyen insanlardan bahsediyorum. Yoksa, New York'taki arkadaşlar, pek öyle silinip atılabilecek cinsten değil.
Bütün samimiyetimle söylüyorum; sizin tecrübenize göre Amerika'da birbirine destek olan Türkler'in sayısının, benim tecrübeme oranla daha fazla olduğunu okumaktan da, sizin karşınıza daha fazla "iyi Türk"ün çıkmış ve çıkmakta olduğunu okumaktan da, büyük memnuniyet duyuyorum. Karşınıza hep iyi insanların çıkması yönündeki temennim de son derece samimidir.
Tüm içtenliğimle, insanlar konusundaki şansınızın devam etmesini diliyor, DV-2021 arada kaynamaz ve biz de ikinci bir Amerika şansı elde edebilirsek, bu seferki tecrübemin, ilkinden daha iyi olmasını ümit ediyorum.
Ha, iyi olursa, onu da burada aynı dürüstlük ve samimiyetle anlatacağım; söz :)
Günaydın arkadaşlar.
Akşam son mesajımda Amerika'da karşılaşacağımız Türklerin burada çevremizdeki insanların benzerlerinden belli bir yüzdelik barındırdığı savıyla karamsar görünen bir tablo da ben çizmiştim. Fakat sosyal çevremiz ile forumdaki çevremiz arasında da çok ciddi bir fark var. Çevremizdeki insanların kaçının Green Card dan haberi var. Kaçı rahatını bozup farklı bir ülkede tüm zorlukları göze alıp sıfırdan bir hayat inşa etme hayaline, cesaretine ve azmine sahip? Elbette forumda da fikir ayrılığına düştüğümüz pek çok kişi var. Ama en olumsuz baktığımız adam bile bizimle benzer hayallere sahip. Dolayısıyla aynı gemideysek bazılarımız iskelede bazılarımız sancakta. Birbirimizi anlıyor, bir diğerimizin içinde bulunduğu ruhhalini, karşılaşacağı zorlukları, ihtiyaç duyacağı manevi ve maddi (iş-ev-araba bulmak, çevre öğrenmek mesela, para desteğinden hiç bahsetmiyorum) ne destekleri beklediğimizi biliyoruz. Ben de usa da olup bir şekilde tanıştığım kişilerden hep olumlu (pozitif olmasa da dürüst ve faydalı) yaklaşımlar gördüm. Bu, en başta birbirimizi anlamaktan geçiyor. Biz ayrı bir grubuz. Amerikanın hangi eyaletine yerleşirsek yerleşelim, içimizden bir çoğu vakit ayırıp birbiriyle ve gelmeye çalışanlarla etkileşimini sürdürecektir. Orada da kendine uygun bir çevre edinip bir community nin parçası olacaktır. Ama @semavi nin dediği gibi salt menfaati uğruna bu oluşuma girmeye çalışanlar hemen açık verir, hemen mimlenir. Burada buna benzer alışkanlığı olan varsa mutlaka törpülemeli. Eğer Türkiyede ayakta kalmak için ve çevresindeki oluşuma ayak uydurabilmek için olağan kabul edilen böyle davranışları varsa bunları burada bırakmalı. Tabii herkes kendi bilir. Bence bırakmalı :) sonra laf söz olmasın. Ama ben olsam, böyle alışkanlıklarım varsa (belki de farketmediğim, bilmediğim bir takım olumsuz ve göze batacak bu tür davranışlarım vardır) beynimi burada resetleyip bu davranışları terketmiş olarak giderim Amerika'ya. Neyse çok uzattım sabah sabah. İyi insanlar her yerde var. İyi olalım, iyileri bulalım. İyilerle beraber olalım. -
@kingocali İnsanlarımızı kutuplaştıranlar utansın hocam. Sen şusun busun diye diye ne dostluk, ne insanlık bıraktılar. Hâlbuki bu kubbede bâki kalan sadece hoş bir seda idi. Ne diyelim ki, Allah gönlünüze göre versin.
-
@ahmetty Konuyu uzatmak ya da kontekst dışına çıkarmak istemem ama, benim başıma gelenler (daha doğrusu, gelmeyenler), memleket bu kadar kutuplaşmadan önceydi. Zaten, ben o zaman siyasi fikirleri bugünkü kadar belirgin olan ya da bunları açıkça dile getiren bir insan değildim. Zaten, San Diego'daki Türkler de siyasi görüş olarak oldukça homojen ve o zaman için oldukça apolitik bir kitleydi. Hepimizin başka dertleri vardı. Memleketlimden yeterince destek görmemiş olmam hakkında türlü nedenler sayabilirim ama, en azından o zaman zarfı için kutuplaşmadan bahsedemem. Yanlış beyanda bulunup, kimsenin günahına girmiş olmak da, kimseyi yanlış bilgilendirmiş olmak da istemem.
Ama temenniye katılıyorum :) Allah hepimizin gönlüne göre versin inşallah...
-
Bütün ögretmen kardeşlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.en kısa zaman da 3600 ek göstergeyi görmek dileklerimle.
-
Amerikadakiler Türkiyeden her gidene hemen nasıl güvensinler? Biraz empati yapmak lazım. İn midiri cin midir, hırlı mıdır hırsız mıdır? Sağlam bir cv si varsa veya referansları sağlamsa o başka. Ama bunun dışında belli bir süre herkes şüphe ile yaklaşacaktır ve bir güvenilirlik görmek isteyecektir haklı olarak. Türkiye dediğimiz koskoca bir mozaik. Her türlü insan var. İnsanın akrabası bile hemen güvenipte kollarını açmaz. Devir bambaşka bir devir. Bu yüzden Amerikadakileri suçlamak veya zan altında bırakmak yerine kendimiz düzgünmüyüz değil miyiz? Düzgünsek eğer korkmayın değil Amerika dünyanın neresine gidersek gidelim o ışığımız ve enerjimiz karşımızdakine geçer.
-
@Drywall Bu cevap bana zannederim. Değilse, peşinen özür dilerim.
Şehir dışına giderken (üstelik birden fazla defa), "Her gün gel. Köpeğimi gezdir. Kakasını, eline geçirdiğin torbayla yerden alıp, çöpe at. Kum kabından kedilerimin kakasını temizle. Önlerine mamalarını, sularını koy. Kapıyı çek, çık" diye, garajında bir de SUV (anahtarı da garaj duvarında asılı) olan evinin anahtarını emanet eden insan, in miyim, cin miyim anlayamamışsa, zihinsel bir engeli var demektir.
Bana defalarca ve günler boyunca evini emanet edip gidiyorken, Türkiye'den, cismini bile görmediği insana sponsor olup, üniversitede yanına onu alıyorsa; benim bir lisans (İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği), bir yüksek lisans (San Diego State University İşletme Yönetimi) diplomam varken, üstelik tecrübem de bulunan iş geliştirme pozisyonu için, yalnızca bir lisans (İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği) diploması olan, iş geliştirme tecrübesi olmayan insana sponsor olup, su arıtma teknolojileri üreten şirketinde yanına onu alıyorsa, sorun güven sorunu da, liyakat sorunu da değil demektir. Sorunun ne olduğunu layıkıyla tespit etmek için fazla taraflıyım. Onu takdirlerinize bırakayım. Ama beni "güvenilmez" bulmasıyla alakalı olmadığını anlamış olacağınızı düşünüyorum. Zira, tekraren, evini, arabasını, eşyalarını, olmayan çocuklarının yerine koyduğu hayvanlarını emanet edip, günler boyu, millerce uzağa gidiyor.
Bu, cevapladığım kadar özel bir eleştiri değil, daha genel bir serzeniş ise, Ermeniler, Filipinliler, Vietnamlılar, herhangi bir vizeyle gelen memleketlilerini; Meksikalılar, vizeleri bile olmadan gelen memleketlilerini işe alıp, iş yerinde yatıp kalkmalarına izin veriyorlar. Hintliler, Çinliler, memleketlilerini üniversitede önce öğrenci, sonra asistan olarak yanlarına alıyorlar; burs veriyorlar. Tunuslular, Afganlar, memleketlilerine sponsor olup, yasal işlere yerleştiriyorlar. Neredeyse, bir bizim toplumda böyle şeyler olmuyor. Ben de tam olarak bunu söylemeye çalışıyor, hangi duygu ve düşünceler gerekçesiyle olmadığını neden ve sonuçlarıyla ve bütün açıklığıyla paylaştığınız için, size çok teşekkür ediyorum.
Edit: Aklıma şimdi geldi. Bir kere de, kendisinin işi olduğu ve benim araba da San Diego'dan Los Angeles'a gidip gelebilecek durumda olmadığı için, kendi cebimden araba kiralayıp, San Diego'dan Los Angeles'a yeğenini havaalanından almaya gittim. Yani, sadece evini, arabasını, hayvanlarını değil, yeğenini de emanet edebiliyor. Bir tek, kendisi iyilik yapamıyor. "Düzgün" olmadığımızdan herhalde...
-
@kingocali, içinde söyledi: DV2022 Bekleme Odası
@Drywall Bu cevap bana zannederim. Değilse, peşinen özür dilerim.
Şehir dışına giderken (üstelik birden fazla defa), "Her gün gel. Köpeğimi gezdir. Kakasını, eline geçirdiğin torbayla yerden alıp, çöpe at. Kum kabından kedilerimin kakasını temizle. Önlerine mamalarını, sularını koy. Kapıyı çek, çık" diye, garajında bir de SUV (anahtarı da garaj duvarında asılı) olan evinin anahtarını emanet eden insan, in miyim, cin miyim anlayamamışsa, zihinsel bir engeli var demektir.
Bana defalarca ve günler boyunca evini emanet edip gidiyorken, Türkiye'den, cismini bile görmediği insana sponsor olup, üniversitede yanına onu alıyorsa; benim bir lisans (İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği), bir yüksek lisans (San Diego State University İşletme Yönetimi) diplomam varken, üstelik tecrübem de bulunan iş geliştirme pozisyonu için, yalnızca bir lisans (İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği) diploması olan, iş geliştirme tecrübesi olmayan insana sponsor olup, su arıtma teknolojileri üreten şirketinde yanına onu alıyorsa, sorun güven sorunu da, liyakat sorunu da değil demektir. Sorunun ne olduğunu layıkıyla tespit etmek için fazla taraflıyım. Onu takdirlerinize bırakayım. Ama beni "güvenilmez" bulmasıyla alakalı olmadığını anlamış olacağınızı düşünüyorum. Zira, tekraren, evini, arabasını, eşyalarını, olmayan çocuklarının yerine koyduğu hayvanlarını emanet edip, günler boyu, millerce uzağa gidiyor.
Bu, cevapladığım kadar özel bir eleştiri değil, daha genel bir serzeniş ise, Ermeniler, Filipinliler, Vietnamlılar, herhangi bir vizeyle gelen memleketlilerini; Meksikalılar, vizeleri bile olmadan gelen memleketlilerini işe alıp, iş yerinde yatıp kalkmalarına izin veriyorlar. Hintliler, Çinliler, memleketlilerini üniversitede önce öğrenci, sonra asistan olarak yanlarına alıyorlar; burs veriyorlar. Tunuslular, Afganlar, memleketlilerine sponsor olup, yasal işlere yerleştiriyorlar. Neredeyse, bir bizim toplumda böyle şeyler olmuyor. Ben de tam olarak bunu söylemeye çalışıyor, hangi duygu ve düşünceler gerekçesiyle olmadığını neden ve sonuçlarıyla ve bütün açıklığıyla paylaştığınız için, size çok teşekkür ediyorum.
Akademi ve akademisyenleri eger bir firsatimiz olur ise uzun uzun konusuruz... Bu yazdiklariniza hic ama hic sasirmiyorum :)
Dusunsenize, bu adamlarin nesil yetistirecegine inaniliyor dunyanin bir cok yerinde... Akademinin kendisi maalesef sorunlu... Yukselme sartlari, maas, atanma, pozisyon bulma, makale yazma zorunluluklari, sekilsel uretimler vs vs... Iyi diyebilecegimiz hoca ve ekol cok cok az cikabiliyor hal boyle olunca...
Toptanciligi sevmesemde, sartlarin akademiyi 'bencillige' ve bir nevi 'askerlik' mantigina ittigi tespitimde her zaman iddialiyim...
-
@semavi Bence bu tartışma çok faydalı oldu. Yardım eden Türk profili, yardım etmeyen Türk profili, yardım alabilecek Türk profili, yardım alamayacak Türk profili, eden neden yardım ediyor, etmeyen neden yardım etmiyor, alabilen nasıl yardım alabiliyor, alamayan neden yardım alamıyor, epey belirginleşti. Tüm katılımcıların ellerine, akıllarına sağlık...
-
@kingocali, içinde söyledi: DV2022 Bekleme Odası
@Drywall Bu cevap bana zannederim. Değilse, peşinen özür dilerim.
Şehir dışına giderken (üstelik birden fazla defa), "Her gün gel. Köpeğimi gezdir. Kakasını, eline geçirdiğin torbayla yerden alıp, çöpe at. Kum kabından kedilerimin kakasını temizle. Önlerine mamalarını, sularını koy. Kapıyı çek, çık" diye, garajında bir de SUV (anahtarı da garaj duvarında asılı) olan evinin anahtarını emanet eden insan, in miyim, cin miyim anlayamamışsa, zihinsel bir engeli var demektir.
Bana defalarca ve günler boyunca evini emanet edip gidiyorken, Türkiye'den, cismini bile görmediği insana sponsor olup, üniversitede yanına onu alıyorsa; benim bir lisans (İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği), bir yüksek lisans (San Diego State University İşletme Yönetimi) diplomam varken, üstelik tecrübem de bulunan iş geliştirme pozisyonu için, yalnızca bir lisans (İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği) diploması olan, iş geliştirme tecrübesi olmayan insana sponsor olup, su arıtma teknolojileri üreten şirketinde yanına onu alıyorsa, sorun güven sorunu da, liyakat sorunu da değil demektir. Sorunun ne olduğunu layıkıyla tespit etmek için fazla taraflıyım. Onu takdirlerinize bırakayım. Ama beni "güvenilmez" bulmasıyla alakalı olmadığını anlamış olacağınızı düşünüyorum. Zira, tekraren, evini, arabasını, eşyalarını, olmayan çocuklarının yerine koyduğu hayvanlarını emanet edip, günler boyu, millerce uzağa gidiyor.
Bu, cevapladığım kadar özel bir eleştiri değil, daha genel bir serzeniş ise, Ermeniler, Filipinliler, Vietnamlılar, herhangi bir vizeyle gelen memleketlilerini; Meksikalılar, vizeleri bile olmadan gelen memleketlilerini işe alıp, iş yerinde yatıp kalkmalarına izin veriyorlar. Hintliler, Çinliler, memleketlilerini üniversitede önce öğrenci, sonra asistan olarak yanlarına alıyorlar; burs veriyorlar. Tunuslular, Afganlar, memleketlilerine sponsor olup, yasal işlere yerleştiriyorlar. Neredeyse, bir bizim toplumda böyle şeyler olmuyor. Ben de tam olarak bunu söylemeye çalışıyor, hangi duygu ve düşünceler gerekçesiyle olmadığını neden ve sonuçlarıyla ve bütün açıklığıyla paylaştığınız için, size çok teşekkür ediyorum.
Bir keresinde Zurich'den Miami'ye ucuyoruz, yan koltukta genc birisi vardi. Tanistik ve konusmaya basladik. Kendisi Israil'liymis ve ilk defa ABD'ye gidiyordu greencardli olarak. "Varinca tanidik var mi, nerede kalacaksin, ne is yapacaksin" diye sordum. "Beni havaalaninda karsilayacaklar, kalacak yer ve is ayarlamislar, hatta ilk arabam bile hazir" dedi. "Kimler karsilayacak, akraban mi?" diye sordum, "Miami'de yasayan yahudi komitesi" dedi. "Karsiliginda ne kadar odeyeceksin?" diye sordugumda, cevabi "Bu sadece yeni gelenler icin gonullu bir yardim, para karsiligi degil" olmustu.
Eski calistigim ofisde Hintli bir kadin vardi. Onunla bir konusmamizda, yanlarina Hindistan'dan yeni gelen bir cift oldugunu, evlerinde misafir ettiklerini ve kendilerine kiralik ev, araba ve is ayarlamaya calistiklarini soylemisti. "Tanidiklariniz mi" diye sordum, "Ilk defa buraya geldiklerinde tanistik ama Hindistan'dan ayni sehirden geldiler" dedi.
Florida'da yillar once Ermeni bir kadinla tanistik, tesaduf eseri bir pizzacida. Kadin 60li yaslardaydi ve oldukca bozuk bir Turkce konusuyordu. Esimle beni ertesi gunu icin evlerine davet etti. Gittik. Ailesi, abisi ve kizkardesi ile tanistirdi. Kendi aralarinda Eermenice-Turkce karisimi bir dil konusuyorlardi. Eski Osmanli zamanindaki Dogu Anadolu'da konusulan dilmis ve anne-babalarindan ogrenmisler, anadilleri yani. Oturduk, sohbet ettik, Turk kahvesi ictik, sonra bizi bir restauranta goturduler yemek yedik. Biz orada yasadigimiz surece esimle ve benle surekli gorustuler, gidip geldiler, bizde onlara gittik, bize sanki kendi aile bireyleriymisiz gibi davrandilar.
Bunlar aklima simdilik gelen baska milletler ile ilgili ornekler...
-
Florida'da ilk vardigimizda, 3 gunlugune bir Turk abimizin isyerinde calistim. Hic daha once yapmadigim, bilmedigim bir is alaniydi. Yinede elimden geldigi kadariyla her soyleneni yaptim, ogrenmeye calistim. "Sen bu isi yapamayacak gibisin" diyerek beni 3. gunun sonunda isten cikardi. "Parani haftaya gelip al" dedi. Bir hafta sonra gittim, "simdi yok sonraya kaldi" dedi. Bir daha gitmedim. Birkac hafta sonra baska birisi ile sordurdum, "benim parami gonderebilir mi?" diye. "Ben halledecegim sonra" demis. Bir daha da pesini aramadim.
Yine Florida'da yine bir Turk abimizin yaninda insaat alaninda calismaya basladim. Haftada 6 gun calisiyordum, sabah 7'den aksam 5'e kadar ve sabit bir miktar haftalik maas aliyordum. 4. haftada Turkiye'den turist vizesiyle gelen enistesini yaninda kacak calistirmaya basladi. Benim yanima verdi. Adamda ne dil var, nede araba var. Her sabah kaldigi yerden aliyorum, ise gidiyoruz ve aksamda yine geri goturuyorum. Kac defa market alisverisine bile goturdum, oglen yemekleri bile ismarladim. Karsiliginda ise ilk firsatta kendi yaptigi hata yuzunden beni satti. Ne kadar aciklasam da diger calisanlar ve tabi ki patron bana inanmadi. "Hepinize lanet olsun" dedim ve ayrildim. Son haftaligim iceride kaldi. Ceki ancak 4-5 defa aradiktan sonra 5-6 hafta sonra alabildim.
Bu son oldu. Bir daha Turk isyerlerinde asla calismadim.
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş
Benzer Başlıklar
34
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu534.9k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum