Nasıl olur da bu filmi yeni keşfetmiş olabilirim diye kendime kızdığım efsane bir film.
Lottery çekilişini beklerken, iftara & sahura vs. zaman geçirmek isteyenler için önereceğim, canınız sıkılmadan izleyeceğiniz efsane bir film.
THE LAST CASTLE

ABD ordusunun, en ünlü taktik uzmanı Korgeneral Eugene Irwin (Robert Redford), Körfez Savaşı ve Bosna'da gösterdiği başarılardan dolayı ülkesinde kahraman gözüyle bakılan, orduda saygı duyulan bir askerdir. Görev sırasında aldığı bir emri yerine getirmeyip, 8 askerin ölümüne sebebiyet vermekten on yıl mahkûm edilir. Albay Winter'in emrindeki, Yüksek güvenlik sistemleri ile korunan Castle Askeri cezaevine kapatılır. Haksızlığa uğradığını düşünse de, cezaya razı gibi görünür. Aldığı bu ceza ile birlikte Askeri kariyeride sona eren general Irwin'in tek isteği, bir an önce bu süreyi doldurup eve dönmek. Castle Askeri cezaevini Sert güvenlik önlemleriyle koruduğu bilinen albay Winter, general Irvini'nin, askeri kimliğine gizli bir hayranlık duymaktadır.

Hapishanede bulunan bazı mahkûmların general Irvin'e saygıyla yaklaşması müdür Winter'i rahatsız eder ve bu askerleri alışılmışın dışında, sadist bir şekilde cezalandırır. Buna bir anlam veremeyen Irwin, araştırmaları sonucu, hapishane yönetimi ile ilgili hoş olmayan sonuçlar bulur. Albay Winter'i görevinden aldırmak isteyen general Irwin, Askeri yasalara göre hapishane müdürünün görevinden alınması için, hapishanenin kendi kendini kontrol edemeyecek duruma gelmesinin yeterli olacağını iyi bilmektedir. Müdürün haksız tavrı karşısında çaresiz kalan mahkûm askerler, general Irwin'in başlattığı bir taktik sonucu komutası altına girerler.
Kısa sürede bin iki yüz mahkûmu organize eden general Irwin ve Albay Winter'in arasında alışılagelmişin dışında, silahsız bir savaş başlar.
