ABD'den Haberler
-
Trump'ın azil soruşturması - Beyaz Saray'ın AB elçisi Sondland: Ukrayna konusunda Başkan'ın emirlerini yerine getirdik
ABD Başkanı Donald Trump hakkında Kongre'de yürütülen azil (görevden alma) soruşturmasında ifade veren Beyaz Saray'ın Avrupa Birliği elçisi Gordon Sondland, başkanlık seçimlerinde Trump'ın olası rakipleri arasında yer alan Demokrat Partili Joe Biden'a yönelik soruşturma açılması yönünde Ukrayna'ya yapılan baskının Trump'ın emri üzerine başlatıldığını söyledi.
Trump'ın, bu konuda baskı kurmak üzere Ukrayna ile resmi kanallar dışında ilişki kurmak için Sondland'ı görevlendirdiği belirtiliyor. ABD medyası, Sondland'ı, "Beyaz Saray'ı en fazla kaygılandıran tanık" olarak nitelendiriyor.
Sondland, Kongre'deki ifadesinde, Ukrayna'ya yapılacak önemli bir askeri yardımın, Biden'ın bu ülkedeki bir gaz şirketinin yönetim kurulunda olan oğlu Hunter Biden hakkında soruşturma açılması şartına bağlandığını söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky'e de ancak böyle bir soruşturmanın açıldığını kamuoyuna ilan etmesi halinde Beyaz Saray'a davet edileceğinin bildirildiğini kaydetti.
Sondland, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Trump'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın da Ukrayna üzerine yapılan baskıdan haberdar olduğunu, Trump'ın ise Ukrayna ile yürütülecek diplomasinin şahsi avukatı Rudy Giuliani'nin önderliğinde yürütülmesini istediğini belirtti.Sondland, Trump'ın hiçbir zaman ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımdan açıktan söz etmediğini, ancak bu yardım ile Biden hakkında soruşturma açılması arasındaki bağlantının "herkes açısından fazlasıyla net olduğunu" ifade etti.
Trump'ın kampanyasına 1 milyon dolar bağış
Sondland, Trump'ın başkanlık kampanyasına 1 milyon dolar bağış yapmış zengin bir işadamı olarak da biliniyor.
Sondland, Kongre'ye daha önce verdiği ifadesinde de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky'nin yardımcılarından biriyle Trump adına görüştüğünü ve başkanlık yarışında Trump'ın olası rakiplerinden Joe Biden'ın oğlu Hunter Biden'ın yönetim kurulunda bulunduğu Ukraynalı gaz şirketi hakkında soruşturma başlatılması karşılığında 400 milyon dolarlık askeri yardım yapılacağını söylediğini kabul etmişti.
Ancak Sondland'ın azil soruşturması kapsamında verdiği bu ifade, 26 Temmuz'da Ukrayna'nın başkenti Kiev'deki bir restorandan Trump'ı arayarak "soruşturma" hakkında bilgi vermesini içermiyordu. Trump'ın bağırarak yaptığı konuşmayı ABD'nin Kiev elçiliğinde siyasi danışman olarak çalışan David Holmes da şahit olmuştu.'İstediğiniz her şeyi yapacak'
Holmes, Kongre'deki azil soruşturmasında ifade vermiş ve Trump ile Sondland arasındaki konuşmada, Başkan Trump'ın 'Soruşturma başlatacak mı?' diye sorduğunu ve Sondland'ın da 'başlatacak' cevabını verdiğini, Zelensky için de 'istediğiniz her şeyi yapacak' dediğini söylemişti.
Sondland ayrıca 10 Temmuz'da Ukraynalı yetkililerle ABD'li yetkililer arasında Beyaz Saray'da gerçekleşen bir toplantı konusunda da çapraz sorguya tabi tutulabilir. Bu toplantıda da Trump'ın Zelenskiy ile Washington'da görüşmesi için Ukrayna'da Biden hakkında soruşturma başlatılması koşulunun öne sürüldüğü iddia ediliyor.
Temsilciler Meclisi'nde verilen ifadelerde, o dönem Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı olan John Bolton'ın toplantıyı durdurup "bu planın bir parçası olmayacağını" dile getirdiği ortaya çıkmıştı.
Ancak Sondland'ın başka bir odada Ukraynalı yetkililer üzerinde baskı kurmaya devam ettiği belirtilmişti.Azil soruşturması neden başladı?
Trump, 3 Kasım 2020'de ABD'de yapılacak başkanlık seçiminde olası Demokrat adaylardan Joe Biden ve oğlu Hunter Biden'ı soruşturmaları için Ukrayna'ya askeri yardımı kesmekle suçlanıyor.
ABD Başkanı'nın, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'den, Biden ve oğlunun Ukrayna'daki şirketiyle ilgili yolsuzluk soruşturması açmasını istediği öne sürülüyor.
ABD Anayasası, Kongre'ye başkanın üç kategoriden en az birinde suç işlemesine kanaat getirilmesi halinde görevden alma yetkisi veriyor.
Suçlamaları reddeden Trump ise hakkındaki azil sürecini "cadı avı" olarak nitelendiriyor.
Trump, "ABD dış politikasını kişisel çıkarlarına göre şekillendirdiği" iddiasının gerçek olmadığını söylüyor.
Azil soruşturmasında bu hafta, kamuoyuna açık ifade verme sürecine geçilmişti.
Trump, Kongre'de hakkında yürütülen azil soruşturmasında ifade vermeyi ciddi bir şekilde değerlendireceğini açıklamıştı.
kaynak: https://www.bbc.com -
Emilia Clarke: Game of Thrones'daki çıplak sahneler oldukça zordu
HBO'nun Game of Thrones (Taht Oyunları) dizisinde Kraliçe Daenerys Targaryen'ı (Khaleesi) canlandıran İngiliz oyuncu Emilia Clarke, "Bazı korkutucu çıplak sahnelerimden önce ağlıyordum" dedi.
Clarke, çıplak sahnelerde yer almak istemediğini söylemesine rağmen dizinin yapımcılık ekibi tarafından bu sahnelere zorlandığını, "Hayranları hayal kırıklığına uğratırsın" gibi yanıtlarla karşılaştığını anlattı.
Clarke, Game of Thrones'dan sonra birçok çıplak sahne içeren film teklifi aldığını ve bu sahnelere artık alıştığını belirtti.
Oyuncu Dax Shepard'ın Armchair Expert adlı podcast yayınına katılan Clarke, Game of Thrones deneyimi için şunları söyledi:
'Bir bit yeniği vardı'
"Rolü kabul ettikten sonra bana metinleri gönderdiler. Okuduktan sonra 'Bit yeniği bu, işte' dedim. Çünkü oyunculuk okulunu yeni bitirmiştim. 23 yaşındaydım. Daha önce hiç böyle bir film setinde bulunmamıştım.""Bir anda kendimi onca insanın önünde çıplak buldum. Ne yapmam gerektiğini, benden ne beklediklerini bilmiyordum. Onların ne istediğini, kendimin ne istediğini bilmiyordum."
33 yaşındaki Clarke, dizi senaryosuna göre düğün gecesi canlandırdığı karakter Khaleesi'ye tecavüz eden deneyimli rol arkadaşı Jason Momoa'nın çekimlerde kendisine çok yardımcı olduğunu belirterek "Bana hep ince davrandı, sakinleştirdi. Çekimlerde 'Kız titriyor, bir sabahlık getirebilir misiniz?'diyordu" diye konuştu.
Clarke tecavüz sahnesi için "Momoa benden daha çok ağlıyordu" dedi.
Dizide Khal Drogo'yu canlandıran Amerikalı oyuncu Jason Momoa, Game of Thrones'un başlamasından bir yıl sonra; 2011'de Comic Con'daki konuşmasında "Bilim kurgu filmlerinde oynamayı çok seviyorum. Çünkü yapabileceğiniz çok şey var. Güzel kadınlara tecavüz etmek" gibi demiş, tepkilerin ardından Instagram'da özür mesajı yayımlamıştı.
kaynak: www.bbc.com -
ABD Savunma Bakanlığı raporu: ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilmesi ve Türkiye’nin operasyonu IŞİD’in yeniden örgütlenmesine olanak sağladı
ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) raporuna göre IŞİD, ABD'nin Suriye'nin kuzeydoğusundan çekilmesi ve Türkiye'nin bölgeye operasyon düzenlemesini fırsat bilerek "yeniden örgütlenmeye başladı."
AFP'nin haberine göre raporda IŞİD'in "Batı'ya yeni saldırı hazırlığında olabileceği" de belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan askerlerini bölgeden çektiğini açıklamasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri ile Suriyeli muhaliflerden oluşan 'Milli Ordu', 9 Ekim'de Suriye'nin kuzeydoğuna 'Barış Pınarı Harekâtı'nı başlattı.
Trump daha sonra bir grup Amerikan askerinin bölgedeki petrol sahalarının güvenliğini sağlamak için bölgede kalacaklarını duyurdu.
ABD Savunma Bakanlığı Denetleme Dairesi'nin raporunda şu ifadeler var: "IŞİD, Türkiye'nin operasyonunu ve ardından Amerikan askerlerinin çekilmesini, Suriye'deki kabiliyetleri ile kaynaklarını yeniden yapılandırmak, ülke dışında saldırı düzenleme kapasitesini güçlendirmek için çıkarına kullandı."Pentagon'un bağımsız soruşturma birimi olarak faaliyet gösteren Denetleme Dairesi, 'IŞİD'in Batı'yı hedef almak ve dünya genelindeki 19 uzantısına ve ağına destek sağlamak için zaman ve alana sahip olabileceği' uyarısında bulundu.
Raporda, ABD Savunma İstihbarat Ajansı'nın (DIA) sağladığı bilgiler kaynak gösterildi.
DIA'ya atıfta bulunulan raporda 'IŞİD'in uzun vadede Suriye'de bazı nüfuz merkezlerinin kontrolünü yeniden sağlamaya ve dünya genelindeki izlerini genişletmeye çalışacağı' belirtildi.
Rapora göre DIA, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi'nin 26 Ekim'de ABD özel harekât timi tarafından öldürülmesinin de 'örgütün yeniden yapılanması üzerinde çok etkili olmayabileceğini' söyledi.
kaynak: www.bbc.com -
İran'ın Irak'taki etkisini gösteren belgeler basına sızdı: 'Hedeflerden biri, Kürdistan'ın kurulmasının önlenmesi'
Amerikan New York Times (NYT) gazetesi, İran'ın istihbarat faaliyetleri aracılığıyla Irak'ta askeri, siyasi ve dini etkisini yayma çabalarını gözler önüne seren belgeler yayımladı. İran istihbaratının yazışmalarını içeren 700 sayfalık belgeler, önce haber sitesi The Intercept'e sızdırıldı, ardından NYT ile paylaşıldı. Gazeteye göre İran'ın hedefleri arasında "bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulmasının engellenmesi" de var.
NYT, belgeleri sızdıran kaynağın istememesi nedeniyle kendisiyle buluşulmadığını ancak belgelerin The Intercept ile birlikte teyit edildiğini yazdı.
Söz konusu kişi gizli yazışmaları sızdırma nedenini, "İran'ın ülkemde neler yaptığını dünyanın bilmesini istiyorum" sözleriyle açıkladı.
Belgeler çoğunlukla İran'ın Irak'taki istihbarat görevlilerinin 2014-2015 dönemindeki yazışmalarını içeriyor. NYT'ye göre belgeler, 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali sonrası, Irak'ın nasıl adım adım İran'ın nüfuzu altına girdiğini gözler önüne seriyor.
İran'ın hedefleri
NYT, belgelerde İran'ın Irak'taki istihbarat faaliyetlerinin genel olarak "adım adım ilerleyen, profesyonel ve çıkar odaklı" bir görünüm sergilediğini belirtiyor. Gazete belgelere dayanarak, İran'ın istihbarat faaliyetlerinin ana hedeflerini şu şekilde özetliyor:İran'ın toprak bütünlüğünü tehdit edebileceği endişesiyle bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulmasının ve Irak'ın bölünmesinin, Sünni militanların İran sınırında varlık göstermelerinin, Şii Müslümanların hedef haline geleceği bir mezhep savaşının engellenmesi.
NYT'nin haberinde, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'nin Irak Şam İslam Devleti'ni (IŞİD) ortadan kaldırmak için de çaba gösterdiklerini ancak temel hedeflerinin "Irak'ın İran'a bağımlı bir ülke olmasını sürdürmek ve Tahran'a sadık yetkililerin iktidarda kalmasını sağlamak" olduğu belirtiliyor.Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi'nin İran ile 'özel ilişkileri'
Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi'nin İran ile "özel ilişkileri" olduğu da gazetenin belgelere dayandırdığı iddialar arasında.
Söz konusu belgelerin kamuoyuyla paylaşılması, Irak'ta haftalardır Başbakan Abdülmehdi'nin istifası ve ülkede İran etkisinin sonlandırılması talebiyle düzenlenen protestoların olduğu bir döneme denk geliyor.
Protestolarda sıklıkla İran bayrakları yakılıyor.
Şiilerin kutsal kenti Kerbela'da İran Konsolosluğu önündeki şiddet olaylarında da bina ateşe verilmek istenmişti.Reuters haber ajansı, Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'nin Ekim ayında Bağdat'ta gerçekleştirdiği bir gizli toplantıyla, Irak Başbakanı Abdülmehdi'nin görevden alınmasını engellediğini bildirmişti.
NYT, İran'ın ulusal güvenliği için hayati olarak gördüğü Irak, Suriye ve Lübnan'daki politikalarının İran Devrim Muhafızları ve ona bağlı özel kuvvetler olan Kudüs Gücü tarafından şekillendirildiğini yazıyor.
Gazete, İran'da mevcut ve geçmiş yönetimde yer alan kaynaklara dayanarak, İran'ın bu ülkelere Dışişleri Bakanlığı yerine Devrim Muhafızları'nda görevli kişiler arasından büyükelçi atadığını yazıyor. Bu kaynaklar, Irak'ta Devrim Muhafızları ve istihbarat çalışanlarının da birlikte hareket ettiklerini belirtiyor.
Bulgular Tahran'daki konuyla ilgili merkezlere gidiyor, daha sonra İran Ulusal Güvenlik Yüksek Şurası'na rapor halinde sunuluyor.
'CIA için çalışan Iraklı muhbir bilgilerini İran'a sattı'
Belgelere göre, 2011 yılında Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesinin ardından İran, Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) için çalışan Iraklı muhbirlerin, bundan sonra kendilerine bilgi aktarmalarını istiyor.
Belgelere göre bu kişilerden biri olan, CIA tarafından "Donnie Brasco" olarak bilinen muhbir, can güvenliğinden endişe ettiği için korunma karşılığında İranlı yetkililere yanaşıyor ve Amerikalıların Irak'taki istihbarat faaliyetleri hakkında bildiği her şeyin satılık olduğunu söylüyor:
CIA ajanlarının kaldığı güvenli evler, CIA ajanlarının muhbirlerle buluştuğu otellerin ismi, silahının ve iz sürme eğitiminin detayları ve hatta ABD için muhbir olarak çalışan diğer Iraklıların isimleri.
Söz konusu kişi İranlı yetkililere, ABD için El Kaide'yi hedef alan bir program kapsamında 2008'den itibaren 18 ay çalıştığını söylüyor. Bu kişi ayda 3 bin dolarlık maaşın yanı sıra bir kereliğine mahsus olmak üzere kendisine 20 bin dolar ve bir araba verildiğini de kaydediyor.
Belgelere göre "Donnie Brasco", İran için CIA hakkındaki bildiklerine dair bir rapor yazmayı kabul ediyor.
NYT, CIA'in konuyla ilgili yorum yapmayı reddettiğini de yazdı.
kaynak: www.bbc.com -
ABD'nin 'Yahudi yerleşimleri yasa dışı değil' kararına, kim ne tepki verdi?
ABD, İsrail'in işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da inşa ettiği Yahudi yerleşimleriyle ilgili tutumunu değiştirdi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo artık bu yerleşimlerin "uluslararası hukuka aykırı olduğunu düşünmediklerini" açıkladı. Filistinli başmüzakereci Saeb Erakat, ABD'nin "sorumsuzca" bir karar aldığını söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Batı Şeria'nın statüsünün, İsrailliler ve Filistinlilerin müzakere etmesi gereken bir konu olduğunu belirtti.
İsrail, ABD'nin, Barack Obama'nın yönetiminin tutumunu değiştiren hamlesini memnuniyetle karşıladı. Kamu Güvenliği ve Stratejik İlişkiler Bakanı Gilad Erdan, Trump yönetiminin "cesur" bir karar aldığını söyledi.
Filistinli başmüzakereci Saeb Erakat ise ABD'ye tepki gösterdi ve açıklanan kararın, "küresel istikrar, güvenlik ve barışa tehdit oluşturduğunu" vurguladı.
Çavuşoğlu: Hiçbir ülke uluslararası hukukun üstünde değildir
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Twitter'dan paylaştığı mesajında, "Hiçbir ülke uluslararası hukukun üstünde değildir. Ben yaptım oldu anlayışıyla yapılan açıklamaların da uluslararası hukuk bakımından hiçbir geçerliliği olmayacaktır" diyerek ABD'ye tepki gösterdi.Rusya ABD'yi kınadı
Rusya Dışişleri Bakanlığı da politika değişikliği nedeniyle ABD'yi kınadı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, ABD'nin kararının, İsrail-Filistin sorunun çözümü için gereki yasal temeli zayıflattığı belirtildi.
Açıklamada, kararın bölgede gerginliği artıracağı uyarısı yapıldı.
kaynak: www.bbc.com -
İş başvurusunda fotomontajla TIME dergisine kendisini kapak yapan ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi istifa etti
ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılarından Mina Chang, iş başvurusunda kullandığı özgeçmişinin "hayali diplomalar ve yalan bilgilerle şişirildiği" iddiaları üzerine dün istifa etti. Mina Chang'ın yine işbaşvurusunda kendisini fotomontajla TIME dergisine kapak yaptığı ortaya çıkmıştı.
Mina Chang, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya gönderdiği mektupta, iddialar karşısında bakanlığın kendisine sahip çıkmadığını öne söyledi. Chang, "İstifam teslimiyet değil, protesto olarak görülmeli. Çünkü ülkeme karşı sevgimden, hizmet aşkımdan ve gerçeğe sadakatten vazgeçmeyeceğim" dedi.
Chang, 2017'de yayımlanan bir röportajda "Linking The World" adlı yardım örgütünün başkanı olarak "TIME dergisine nasıl kapak olduğuyla" ilgili bir soruya, "Felaket bölgelerinde İnsansız Hava Araçları araçları kullanmaya başlamıştık. Sanırım bu çalışmalarımız dikkat çekti" yantını vermişti.
TIME dergisinin böyle bir kapağı bulunmuyor.
Mezun olduğu okullarda seminere katılmış
NBC'nin haberine göre, Nisan ayında ABD Dışişleri Bakanlığı Çatışma ve İstikrar Operasyonları Dairesi Müsteşar Yardımcılığına atanan 35 yaşındaki Chang, özgeçmişinde Harvard Business School'dan mezun olduğunu söylüyor.Ancak okuldan yapılan açıklamada, Chang'ın 2016'da sadece 7 haftalık bir programa katıldığı belirtildi.
Chang'ın yine mezun olduğunu söylediği Army War College'da da sadece 4 günlük bir ulusal güvenlik seminerine katıldığı ifade ediliyor.
Mina Chang, CV'sinde yine eğitimiyle ilgili bölümde Southern Methodist Üniversitesi'nde bir liderlik programından mezun olduğunu söylüyor. Fakat okul yönetimi Business Insider sitesine böyle bir kişinin kaydı olmadığını açıkladı.
NBC'ye göre Chang 2012'deki bir CV'sinde Hawaii Üniversitesi Uluslararası Kalkınma Bölümü'nden mezun olduğunu öne sürüyor. Okulun açıklamasında kayıtlarda Mina Chang adına ya da onun yaşlarındaki bir kişiye rastlanmadığı belirtiliyor.
'UNESCO elçisi'
Mina Chang'ın ABD'de Kongre'ye ifade verdiği, hem Demokrat Parti hem de Cumhuriyetçi Parti kongrelerinde görev aldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Bilim, Eğitim ve Kültür Teşkilatı'nın (UNESCO) "elçisi" seçildiği, Afganistan'da yardım faaliyetlerine liderlik ettiği bilgilerinin de gerçekleri yansıtmadığı öne sürülüyor.
kaynak: www.bbc.com -
Yolsuzluk uzmanı profesör 2,5 milyon dolar kara para akladığı iddiasıyla gözaltına alındı
ABD'de yolsuzluk üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan bir profesör, kara para akladığı iddiasıyla gözaltına alındı.
Geçmişte, FBI, Birleşmiş Milletler ve bazı Latin Amerika hükümetlerine kara para ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda danışmanlık yapan Miami Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Bruce Bagley'nin Venezuela kaynaklı 2,5 milyon doların aklanmasına yardımcı olduğu ve yüzde 10 komisyon aldığı öne sürülüyor.
Kara para konusunda üniversitede kitabı okutulan Bagley'in suçlu bulunması halinde 20 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.
Mahkeme kayıtlarına göre, savcılık Bagley'in 2016'da Florida'da şirketi adına bir hesap açtığını söylüyor. Bir yıl süreyle hiçbir hareketin olmadığı hesaba daha sonra Birleşik Arap Emirlikleri ve İsviçre'den yüklü miktarda para yatırılmaya başlandığı belirtiliyor.
BAE ve İsviçre'den para transferi
Savcılığa göre paranın gönderildiği hesaplardan biri bir gıda, diğeri de bir varlık yönetimi şirketine ait. Manhattan'da mahkemeye sunulan bir belgede, bu iki hesabın da Venezuela'da yolsuzluğa karışmakla suçlanan bir Kolombiya vatandaşına ait olduğu öne sürülüyor.İddianameye göre Bagley hesabına gelen paraların yüzde 90'ını adı açıklanmayan bir kişiye yüzde 10'unu da komisyon bedeli olarak kişisel hesabına aktarıyordu.
Ekim 2018'de şüpheli hesap hareketlerinden dolayı banka Bagley'in hesabını kapattı.
Ancak Bagley Aralık'ta başka bir hesap daha açtı ve Nisan 2019'a kadar bu hesaba 14 yasa dışı para transferi yapıldı.
kaynak: www.bbc.com -
ABD Hazine Bakanlığı IŞİD'e destek gerekçesiyle iki Türk vatandaşına yaptırım getirdi
ABD Hazine Bakanlığı, Şanlıurfa merkezli bir şirket ve bu şirketin sahibi iki kardeş, İsmail Bayaltun ve Ahmet Bayaltun'a IŞİD'e kritik önemde mali ve lojistik destek sağladıkları gerekçesiyle yaptırım uygulama kararı aldı.
Yaptırımlar kapsamında Bayaltun kardeşlerin varsa ABD'deki mal varlıkları dondurulacak ve ABD vatandaşlarının bu kişilerle herhangi bir ticari ilişki kurması engellenecek.
Bakanlığın açıklamasında "Yabancı Varlık Kontrol Ofisi (OFAC)'ın Türkiye'de bulunan iki IŞİD tedarik sorumlusunun ve Suriye, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Avrupa'da faaliyet göstererek, IŞİD'a kritik önemde mali ve lojistik destek sağlayan dört IŞİD bağlantılı şirketin tespit edildiği" vurgulandı.
ABD Hazine Bakanlığı'nın ambargo listesine aldığı şirketlerden Biri Sahloul Döviz Şirketi.
Bu şirketin Suriye'den Türkiye'ye geçmek isteyen IŞİD bağlantılı kişilerin paralarını elinde tuttuğu ve şirketin aynı zamanda IŞİD'in o zaman Irak'ın Musul kentinde bulunan dış yardımların gönderilmesini sağladığı kaydedildi.Şirketin ayrıca, 2016'da Türkiye'deki IŞİD militanlarına binlerce dolar aktarılmasında kullanıldığı ileri sürüldü.
IŞİD'e mali ve lojistik destek sağladığı belirtilen diğer iki şirket ise El Sultan Para Transfer ve Tawasul . Bakanlık, IŞİD'in Tawasul'u para tranferi için kullandığını vurguladı.
ACL İthalat İhracat
Bakanlığın IŞİD'e destek olmakla suçladığı dördüncü ve son şirket ise İsmail ve Ahmet Bayaltun adlı kişilerin sahip olduğu, Şanlıurfa'da faaliyet gösteren ACL İthalat İhracat.
İsmail Bayaltun, örgüte, mali, malzeme, teknolojik mal ve hizmetler sağlamakla suçlanıyor.
İsmail Bayaltun'un kardeşi Ahmet Bayaltun ile, 2018 sonlarına kadar IŞİD militanlarına destek oldukları söyleniyor. Şirketlerinin de 2015-2017 arasında örgüte ekipman sağladığı kaydediliyor. Ahmet Bayaltun'un 2017 başlarında IŞİD tedarik görevlisi olarak tespit edildiği de ifade ediliyor.
İsmail Bayaltun'un 2018 itibariyle ACL İthalat İhracat'ın yönetim kurulu başkanı olduğu ve şirketi kardeşleriyle birlikte çalıştırdığı söyleniyor.
İsmail Bayaltun'un ABD'deki tüm varlıklarının da bloke edildiği ifade ediliyor.
Buna ek olarak bakanlığı, Afganistan'da faaliyet gösteren ve "hayır kurumu" kisvesi altında IŞİD'in Afganistan'da faaliyet gösteren militanlarına fon aktaran Nejaat Sosyal Refah Örgütü'ne karşı da hareket geçtiği vurgulandı.
kaynak: www.bbc.com -
Trump'ın azil süreci: Soruşturmada ifade vermeyi ciddi şekilde değerlendireceğim
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'de hakkında yürütülen azil soruşturmasında ifade vermeyi ciddi bir şekilde değerlendireceğini açıkladı.
Donald Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Yanlış bir şey yapmamış olsam da, bu hileli sürece itibar etmeyi sevmesem de (ifade verme fikrini) sevdim ve Kongre'nin tekrar (esas işlerine) odaklanabilmesi için bunu ciddi şekilde değerlendireceğim" dedi.
Demokratların çoğunlukta bulunduğu Temsilciler Meclisi'nin başkanı Nancy Pelosi, hafta sonu yaptığı açıklamalarda Trump'ı ifade vermeye çağırmıştı.
Trump Twitter mesajında Pelosi'ye "deli" dedi.
Trump, 3 Kasım 2020'de ABD'de yapılacak başkanlık seçiminde olası Demokrat adaylardan Joe Biden ve oğlu Hunter Biden'ı soruşturmaları için Ukrayna'ya askeri yardımı kesmekle suçlanıyor.ABD Başkanı'nın, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'den, Biden ve oğlunun Ukrayna'daki şirketiyle ilgili yolsuzluk soruşturması açmasını istediği öne sürülüyor.
Suçlamaları reddeden Trump ise hakkındaki azil sürecini "cadı avı" olarak nitelendiriyor.
Trump, "ABD dış politikasını kişisel çıkarlarına göre şekillendirdiği" iddiasının gerçek olmadığını söylüyor.
Azil soruşturmasında geçen hafta, kamuoyuna açık ifade verme sürecine geçilmişti.
Demokratların, azil soruşturmasındaki kilit isimlerden biri olarak gördüğü, ABD'nin Ukrayna Büyükelçiliğini vekaleten yürüten William Taylor, Trump'ın, Joe Biden hakkında soruşturma açılması için Ukrayna'dan doğrudan talepte bulunduğunu iddia etmişti.
kaynak: www.bbc.com -
İran protestolarda 12 kişinin öldüğünü açıkladı, göstericilere destek veren ABD'yi kınadı
İran, benzin fiyatlarına zam yapılması sonrası ülkede başlayan protestoların ilk 3 gününde 12 kişinin öldüğünü açıkladı. Resmi olmayan kaynaklara göre ise hayatını kaybedenlerin sayısı daha fazla. Tahran yönetimi, Twitter mesajında, "ABD sizin yanınızda" diyen Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'ya da tepki gösterdi.
İran'da aylık benzin alımlarında ilk 60 litreye yüzde 50, bu kotayı aşan alımlara ise yüzde 200 zam yapılmasının ardından Cuma günü ülkenin pek çok şehrinde halk sokaklara inerek protesto gösterileri düzenlemeye başlamış, göstericiler araçlarıyla pek çok yolu kapatmış, bazı bankaları ve kamu binalarını kundaklamıştı.
Yetkililer, protestoların ilk 3 gününde 200'den fazla kişiyi gözaltına aldıklarını açıkladı.
İran Hükümet Sözcüsü Ali Rabiei, Pazartesi günü durumun "daha sakin" olduğunu ancak bazı şehirlerde "ufak çapta isyanların" devam ettiğini kaydetti.
Ali Rabiei düzenlediği basın toplantısında, gösterilerin bir önceki güne göre "yüzde 80 daha az" olduğunu belirtti.Ülkede internete erişim de neredeyse tamamen kısıtlanmış durumda. Muhalifler, internet yasağının bilgiye erişimi kısıtlamak için getirildiğini savunuyor.
İnternet trafiğini izleyen Netblocks, Twitter üzerinden "İran'ın neredeyse tamamen interneti durdurmasından 40 saat sonra, dış dünya ile bağlantısı normal seviyedenin yüzde 5'i düzeyinde gerçekleşiyor" mesajını paylaştı.
ABD İran'ı 'aşırı güç kullanmakla' suçladı
İran'ın ekonomisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve ülkeye yönelik Amerikan yaptırımlarnı yeniden yürürlüğe koymasının ardından kötüleşmişti.
ABD Pazar günü İran'ı, göstericilere karşı "öldürücü derecede orantısız güç kullanmakla" suçladı.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Stephanie Grisham, "ABD İran halkının rejime karşı başlattıkları barışçıl protestoları destekliyor" dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı ise, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun göstericilere yönelik Cumartesi günü attığı "ABD sizin yanınızda" tweetini kınadı.Pazar günü geç saatlerde yapılan yazılı açıklamada, Bakanlık Sözcüsü Abbas Mousavi'nin, "İran'ın onurlu halkı, bu tür iki yüzlü ifadelerin gerçek bir iyi niyet taşımadığını gayet iyi biliyor" sözleri yer aldı.
Açıklamada, Washington'ın nükleer anlaşmadan sonra Tahran'a yönelik yaptırımlar getirerek "kötü niyetini" ortaya koyduğu kaydedildi.
Mousavi, "Amerika'nın ekonomik terörizminin baskısı altındaki insanlara sempati gösterilmesi ilginç" ifadelerini kullandı.Almanya ve Fransa'dan 'ifade özgürlüğüne saygı çağrısı
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü Ulrike Demmer, "İran'da şu na olduğu gibi, halkın cesurca ekonomik ve siyasi sıkıntısını ifade etmesi meşrudur ve saygımızı hakediyor" dedi.
Düzenlediği haftalık basın toplantısında gelişmeleri "endişeyle" izlediklerini belirten sözcü, "Tahran'daki hükümere toplanma ve ifade özgürlüğüne saygı duymaları çağrısı yapıyoruz" dedi.
Fransa Dışişleri Bakanlığı da, "ifade özgürlüğü ve barışçıl protesto haklarına saygı gösterilmesi gerektiği" ve "gelişmeleri yakından izledikleri" açıklamalarını yaptı.
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, Pazar günü zamlara desteğini açıkladı.
Hamaney "holiganları" mallara zarar vermekle suçlarken, olayların "dünyanın bütün şer odaklarını neşelendirdiğini" söyledi.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de, "Protesto insanların hakkıdır, ancak protesto isyandan farklıdır. Toplumda güvenliğin ortadan kalkmasına izin veremeyiz" dedi.
kaynak: www.bbc.com -
ABD'de kolları ve bacakları olmayan çocuğu yere iterek gözaltına alan polis hakkında soruşturma açıldı
ABD'nin Arizona eyaletinde, kolları ve bacakları olmayan 15 yaşındaki bir çocuğu yere iterek ve üzerine çullanarak gözaltına alan bir polis memuru, büyük tepki gören görüntüler sonrasında idari izne çıkarıldı.
KOLD News 13 adlı yerel televizyonda 13 Kasım'da yayımlanan görüntülerin 26 Eylül'de, ailesinden ayrı yaşayan çocukların kaldığı bir bakım evinde çekildiği belirtiliyor.
New York Times gazetesinin haberine göre, bakım evi çalışanları, yasa gereği soyadı açıklanmayan Immanuel adlı çocuğun sabah çöp kutusunu devirdiği ve kendilerine bağırdığını söyleyerek polis çağırdı.
Manuel Van Santen adlı polis memuru, bakım evinde kendisine direnen çocuğu üzerine çullanarak zapt etti. Sekiz dakikalık video kaydında polis memurunun yüzüstü yere yatırdığı ve iki dakika süreyle kıpırdamasına izin vermediği çocuğa küfrettiği duyuluyor.
Olayın videosunu çeken 16 yaşındaki C. J. adlı çocuk da Immanuel'le birlikte gözaltına alınarak düzen ıslah evine gönderildi. Çocuk hakkında düzen bozucu davranışlarda bulunmak suçlamasıyla dava açıldı.Bunun üzerine avukatı Joel Feinmann, Immanuel'in gözaltına alınma görüntülerini televizyona verdi. Savcılık yetkilileri, videoyu izledikleri gün Immanuel hakkındaki suçlamayı düşürdüklerini açıklarken, 11 yıllık polis memuru olduğu belirtilen Manuel Van Santen hakkındaki soruşturma tamamlanıncaya kadar idari izne çıkarıldı.
'Videoyu izlerken ağladım'
Joel Feinmann, videoyu izlerken ağladığını belirterek şunları söyledi:
"Bu çocuklar tacize uğradıkları, ihmal edildikleri ya da terk edildikleri için burada yaşıyor. Travma geçirmiş insanlara yeni travmalar yaşatılıyor. Polis memuru, yaşına, fiziksel durumuna ve yaşadıklarına bakmadan çocuğa kuvvet uyguluyor, hakaret ediyor. Bir dakika durup, onun bir çocuk, bir insan muamelesi görmesi gerektiğini düşünmedi" dedi.
Immanuel'in ailesi tarafından terk edildiği için bakım evinde kaldığı belirtiliyor.
kaynak: www.bbc.com -
Esad: Kürtler, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye karşı birlikte mücadele etme teklifimizi kabul etmedi
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Kürtlerin Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'ye karşı birlikte mücadele etme tekliflerini kabul etmediklerini söyledi. Esad, "Suriye'den petrol çalmakla" suçladığı ABD yönetimini de, Nazi rejimine benzetti.
Rus haber ajansı RIA Novosti ile haber kanalı Rossiya 24'e konuşan Beşar Esad, Suriye Savunma Bakanlığı'nın, 22 Ekim'de Rusya ile Türkiye arasında varılan "tampon bölge" anlaşmasının ardından, Kürt askeri birliklerine mensup kişileri orduya kabul etmeye hazır olduğu yönünde açıklama yaptığını hatırlattı.
BBC İzleme Serivisi'nin haberine göre, Kürtlerin bu teklifi kabul etmediğini belirten Esad, şöyle konuştu:
"(Kürtler) Suriye ordusuna katılmak istemiyorlar, silahlarını muhafaza etme niyetindeler."
Esad ayrıca ülkesinin, "Kürt askeri birliklerini, Türkiye'nin eylemleri sonucu Kuzey Suriye'de kaybedilen toprakların geri alınması için alınacak doğru tutumun, Suriye ordusuna katılmaları ve işgalci Türklere karşı savaşmaları olduğu konusunda ikna etmeye çalıştığını" ifade etti.'ABD, Nazileri taklit ediyor, Suriye'den petrol çalıyor'
Beşar Esad, ABD yönetimini de Nazi rejimine benzeterek "Suriye'den petrol çalmakla" suçladı. ABD'nin Suriye'deki faaliyetlerini "siyasi haydutluk" olarak görüp görmediği yönündeki bir soruya ise şu yanıtı verdi:
"Evet, öyle görüyorum...ABD Başkanı devleti temsil etmiyor, o sadece bir şirket yöneticisi. Onun arkasında yönetim kurulu var. Bu kurul ise devletin asıl sahibi olan büyük Amerikan şirketlerini temsil ediyor. Bunlar petrol şirketleri, silah üreticileri, bankalar ve diğer lobiciler."
Esad, konuşmasına şöyle devam etti:
"ABD bir devlet değil, kendi çıkarlarını gözeten şirketler tarafından lideri atanan bir rejimdir. ABD'yi haydut olarak tanımlamaktan daha ciddi olan önemli bir noktayı hatırlatmak isterim: İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler'i Sovyetler Birliği'ne saldırmaya yönelten en önemli faktörlerden biri petroldü…
"ABD bugün aynı şeyi yapıyor, Nazileri taklit ediyor; kısaca söylersek, bugünkü ABD politikalarını Nazilerin politikalarına benzetebiliriz: yayılma, fetih, diğer ulusların çıkarlarını zayıflatma, uluslararası hukuku ve insani ilkeleri reddetmek vs."
Daha önce de Russia Today (RT) kanalına konuşan Esad, ABD'yi; "Türkiye ve IŞİD ile çalışıp Suriye'nin petrol kaynaklarını yağmalamakla" suçlamıştı.
kaynak: www.bbc.com -
Economist, Trump-Erdoğan ilişkisini inceledi: İkisi de oğulları yerine damatlarını terfi ettirdi
Haftalık The Economist dergisinde Amerikan politikası üzerine görüşlerin yer bulduğu Lexington isimli köşede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşme mercek altına alındı. Yazıda iki lider arasındaki benzerliklere de dikkat çekildi, "İkisi de oğulları yerine kızlarının eşlerini terfi ettirdi" denildi.
ABD basınında görüşme sonrası, Erdoğan'ın Trump üzerinde diğer liderlerden "daha farklı bir etkisi" olduğunu değerlendiren yazılar yayımlanmıştı.
Economist'teki köşe yazısında da aynı görüş savunuldu ve "Diğer hiçbir lider, bu hafta Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington'da yaptığı gibi, Trump'ın yumuşak karnından yararlanma konusunda bu denli ehil olamadı" yorumu yapıldı.
Yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama'nın Suriye politikası nedeniyle ayrı düşmesi ile başlayan ve sonrasında iki ülke ilişkilerinin kriz olarak anılan bir noktaya varması ile ilgili satır başları hatırlatıldı.
"Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ilginç sevgi" başlıklı yazıda, ABD ve Türkiye'nin liderler seviyesinin altındaki her noktada "birbirine sırtını döndüğü" savunuldu.Tüm bunlara karşın, Trump'ın "iki ülke birbirine en yakın noktada duruyor" ifadesi hatırlatıldı ve yazıda bunun olası gerekçelerine ilişkin savlar ortaya konuldu:
"Güçlü liderlere karşı olağan ilgisinin yanında, Trump belki de bu ifadesiyle, Erdoğan ile kendisi arasındaki benzerliklere atıf yaptı. İki popülist lider de, ülkelerindeki mufazakarları harekete geçirme konusunda yetenekliler. İkisi de faizlere ve derin devlete kafayı takmış durumda. İkisi de aile ve iş hayatlarını siyasetle karıştırmış durumda. İkisi de, kendi oğulları yerine, kızlarının eşlerini terfi ettirdi. (Erdoğan örneğinde bu Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak oluyor)"
Yazıda, Trump'ın Türkiye'deki kişisel yatırımları da hatırlatıldı ve "Bazıları ulusal çıkarlardan daha fazlasının tehlikede olduğunu düşünebilir" denildi.
'Trump, Erdoğan'ın arzuladığı, yaptırımların masadan kaldırılması sözünü vermiş değil'
ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki operasyonuna yeşil ışık yakması da sonuçları bakımından ABD'nin "kaypak ve zayıf" görünmesine neden olduğu değerlendirildi. Bu hamlenin, Washington'daki Türk karşıtı havayı da yoğunlaştırma sonucu doğurduğu savunuldu ve Temsilciler Meclisi'ndeki "Ermeni Soykırımı" kararı buna bağlandı.
Oluşan bu havanın Trump'ı, Erdoğan karşısında "sınırladığını" savunan yazı şu ifadelerle sonlanıyor:
"Her ne kadar, bu hafta Beyaz Saray'da onu sevgi sözcüklerine boğmuş olsa da, Trump, Erdoğan'ın arzuladığı, yaptırımların masadan kaldırılması sözünü vermiş değil...
İki liderin karşılıklı içerlemeleri de her halükarda kısa sürede çözülemeyecek konularla ilişkili. İki ülke liderler seviyesinin altındaki her seviyede birbirlerine sırtlarını dönmüş durumdalar. Üstelik de, müttefikliklerinin temelini oluşturan, NATO, Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki Amerikan politikası aşınmayı sürdürürken. Buradan geri dönüp dönemeyecekleri belirsiz"
kaynak: www.bbc.com -
ABD ve Fransa, Suriye’deki yabancı IŞİD’lilerin nerede yargılanmaları gerektiği konusunda anlaşamadı
Suriye'deki IŞİD üyeleri sorunu konusunda Washington'da dışişleri bakanları düzeyinde gerçekleşen toplantıda ABD ve Avrupalı yetkililer arasındaki anlaşmazlık gün yüzüne çıktı.
Fransa'nın IŞİD üyelerinin Irak'ta yargılanması önerisi, ABD tarafından "sorumsuzluk" olarak değerlendirildi.
Fransa'nın teklifi ile gerçekleşen zirveye, Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da dahil, 30'dan fazla ülkenin yetkilileri katıldı.
Toplantıda, IŞİD'e karşı kurulan uluslararası koalisyonun Avrupalı üyelerine seslenen ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, üyelerin, vatandaşı olan savaşçıları geri alması ve yargı karşısına çıkarması gerektiğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Terörizmle Mücadele Koordinatörlüğü görevini yürüten Nathan Sales de, "ABD'nin, bu sorunu onlar adına çözmesini kimse beklememeli" mesajını verdi.'Suçu işledikleri yere en yakın yerde yargılansınlar'
Amerika, Suriye'deki yabancı savaşçıların, vatandaşı oldukları ülkeler tarafından geri alınmasını ve oralarda yargılanmasını istiyor.
Avrupa ülkeleri ise, söz konusu savaşçılarla ilgili, delillerin toplanmasının güçlüğü ve saldırı tehdidi gibi nedenler ileri sürerek bu teklife karşı çıkıyor.Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, toplantı sonrası medyaya, savaşçıların "suçu işledikleri yere olabilecek en yakın yerde adalet önüne çıkarılması gerektiği" görüşünü savundu.
Hükümetinin pozisyonunu açıklayan Le Drian, savaşçıların büyük çoğunluğunun Irak ve Suriyeli oluşunu da gündeme getirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Terörizmle Mücadele Koordinatörü Sales ise görüş ayrılığının altını çizerek, "ABD, Irak'ın omuzlarına böyle bir yükü yüklemenin uygunsuz oldığunu düşünüyor. Özellikle de söz konusu savaşçılar Avrupalıyken" dedi.'Biz kimsenin DEAŞ mensubunun oteli değiliz.'
Nathan Sales, Fransa'nın teklifi ile ilgili, "Irak'ın onların problemini çözmesini beklemeleri sorumsuzluktur" dedi.
Sales, "Hala fırsat varken, hızla bu savaşçıların ilgili ülkeler tarafından geri alınmaları gerektiği görüşündeyiz" dedi.
Aralarında Fransa ve İngiltere'nin de olduğu birçok Avrupa ülkesi, geri dönüşleri engellemek için vatandaşlık iptali yoluna gidiyor.
Konu, Beyaz Saray'daki görüşmede de gündeme gelmiş, Erdoğan, 2 bin 200 IŞİD mensubunun Türkiye'nin elinde bulunduğunu söylemişti.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Avrupa ülkelerinin IŞİD mensuplarını vatandaşlıktan çıkarmaya başlaması için, "bu bizim açımızdan kabul edilebilir değildir." demişti.
"Bu, aynı zamanda bir sorumsuzluktur." diyen Soylu, "Ben ne yapayım senin teröristini, ben nereme koyayım senin teröristini. Biz kimsenin DEAŞ mensubunun oteli değiliz." şeklinde konuşmuştu.
kaynak: www.bbc.com -
Babalar ve kızlarını birlikte bale yaparken gösteren video viral oldu
ABD'deki bir okulda babalar ve kızlarını birlikte bale yaparken gösteren bir video viral oldu.
Pensilvanya eyaletinin Philadelphia kentinde çekilen video, Echappe Dans ve Sanat Okulu'nun kurucusu Erin Lee tarafından Pazar günü sosyal medyaya yüklendi.
Dünya çapında paylaşılan video, yüz binlerce kez izlendi ve ünlü isimlerden de beğeni topladı.
Erin Lee, insanların babalara dair önyargılarını yıkmayı sevdiğini söylüyor.
Lee, BBC'ye yaptığı açıklamada, "Kendilerini bu şekilde adamış olmaları çok güzel" diyor.Ağırlıklı olarak Afrika kökenli Amerikalıların geldiği bir dans okulu olduklarını söyleyen Lee, babaların önyargılarla karşılaştığını ifade etti:
"Onlara baktığınızda, harika babalar olacaklarını beklemiyorsunuz" dedi ve ekledi:
"Bu doğru değil. Bu nedenle insanların fikirlerini biraz değiştirebilmek için platformumuzu kullanıyor olmamız çok iyi."Lee babaların kızlarını okula bırakıp, okuldan almaları ve çocukların dans yaşamlarında etkin bir rol oynamaları nedeniyle fikrin ortaya çıktığını söyledi:
"İki yıl önce 'Dansa katılma fikrine ne dersiniz?' dedik ama 'Hayır' dediler. Dans salonunda yer almalarını sağlamak zor oldu.
"İki yıl sonra, kendilerini adamış haldeler ve bu tarz babaların bu tür bir şeyin parçası olacağını düşünmezsiniz."
Kız çocuklarının babaları yanlarındayken "liderlik vasfını üstlendiklerini" söyleyen Lee, "Doğal olarak babalarının bildiklerinden daha fazlasını biliyorlar, bu nedenle o anda eğitici olmaktan ötürü çok heyecanlılar" diye konuştu ve ekledi:
"Babalarının ayaklarını, dizlerini büküşlerini düzeltiyorlar, bu yüzden bütün bu süreçte çok neşeliler."
'Kızımı desteklemek için yapmak istedim'
Baba-kız aktivitesi, okulda bir ay boyunca süren topluluk faaliyetlerinin bir parçası.
"Good Morning America" (Günaydın Amerika) isimli bir televizyon programına konuşan bir baba, "Kızıma yaşamak ve yeni şeyler denemek zorunda olduğunu aşılıyorum. Benim için tereddüt edecek bir durum yoktu. Kızım için orada olmak ve onu desteklemek, bunu yapmak istedim" dedi.
Video, aralarında Amerikalı oyuncu Jennifer Garner'ın da olduğu bir dizi ünlü tarafından paylaşıldı.
kaynak: www.bbc.com -
Trump-Erdoğan görüşmesine katılan Senatör Lindsey Graham, 'Ermeni soykırımı' tasarısının ABD Senatosu'nda oylanmasını engelledi
ABD'de Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 1915 olaylarının "Ermeni soykırımı" olarak tanınması yönündeki karar tasarısının Senato'da oylanmasını engelledi. Graham, kararıyla ilgili olarak, "Senatörler ne tarihe masum kisve katmalı ne de onu yeniden yazmalı" dedi.
"Umarım Türkiye ile Ermenistan bir araya gelerek bu sorunu halleder" diye konuşan Graham tasarıya, "geçmişte yaşananlar nedeniyle değil, gelecek için" karşı çıktığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile ikili görüşmesinin ardından, iki lider bazı senatörlerle de bir araya gelmişti. Bu senatörler arasında Graham da bulunuyordu.
Senato kuralları gereğince, herhangi bir senatör bir karar tasarısının Genel Kurul'da oylanmasını engelleyebiliyor.
Lindsey Graham ise Trump'ın Suriye'nin kuzeydoğusundaki askerlerini güneye doğru çekerek, Türkiye'nin bu bölgeye askeri harekatının önünü açmasına en fazla itiraz eden isimlerin başında geliyordu.Graham, Barış Pınarı Harekatı'nın ardından, Türkiye'ye yönelik yaptırımların devreye sokulmasını öngören bir yasa tasarısını Senato gündemine taşımıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington ziyaretinde, Temsilciler Meclisi'nin "Ermeni soykırımı"nı tanıma kararına da değinmiş ve şöyle konuşmuştu:
"104 yıl önce savaş sırasında yaşanmış bir meselede karar vericiler siyasetçiler değil tarihçiler olmalıdır. Türkiye diyalogdan ve özgür tartışmadan yanadır. Ermeni tarafına ortak tarihi komisyon kurulması teklifimiz hala geçerli. Silahlı kuvvetlerimizin arşivlerinde 1 milyondan fazla belge mevcut."
Temsilciler Meclisi'nden geçmişti
1915 olaylarını "Ermeni Soykırımı" olarak tanımlayan karar tasarısı 29 Ekim'de, Demokratların kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nde 11'e karşı 405 oyla kabul edilmişti.
Tasarıda, 1915 yılı ile 1923 yılları arasında yaşanan olayların "soykırım" olarak kabul edilmesi ve bu şekilde anılması isteniyordu.
Söz konusu kararın bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Yani Temsilciler Meclisi'nin kararı, ABD'nin 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıdığı anlamına gelmiyor.
Ancak bu kararın onaylanmasıyla birlikte ilk kez ABD Kongresi'nin bir kanadı 1915 olaylarını "soykırım" olarak nitelemiş oldu.
Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Senato'da da aynı konuda bir karar tasarısı bulunsa da, tasarı henüz gündeme alınmamıştı.
Tasarıyı hazırlayan senatörlerden Demokrat Parti'den Robert Menendez, karar tasarısını Çarşamba günü Senato gündemine getirmek istemişti.
kaynak: www.bbc.com -
Trump-Erdoğan görüşmesinde hangi başlıklar öne çıktı?
ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda Suriye meselesinden, Fethullah Gülen'e, 1915 olaylarınının ABD Temsilciler Meclisi'nde "Ermeni Soykırımı" olarak tanımlanmasına kadar birçok başlık ele alındı.
ABD Başkanı Trump'ın gündeme getirdiği konular arasında, iki ülke arasında 1 yılı aşkın süredir devam eden bir kriz olan S-400 savunma sistemi de yer aldı.
Trump, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 savunma sistemi için "Çok büyük zorluk oluşturuyor, umarız bunu düzeltebiliriz" şeklinde konuştu.
S-400'lere ilişkin bir atıf da, görüşme trafiği sonrası Beyaz Saray'dan yapılan değerlendirme bildirisinde yer aldı.Beyaz Saray metninde, "Diğer konularda ilerleme sağlanabilmesi için, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi konusu etrafındaki sorunları çözmeliyiz" ifadesi kullanıldı.
Erdoğan: CIA'in Mazlum Kobani belgesini Trump'a verdik
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise basın toplantısında Patriot konusunu gündeme getirdi ve "Değerli dostum Türkiye'nin Patriot'lar konusunda karşılaştığı haksızlığı Osaka'da ifade etti. Türkiye'ye teklif verilmesi durumunda Patriot'ları almak istediğimizi tekrar söyledim" şeklinde konuştu.
Erdoğan, Gülen'in iadesi talebini de gündeme getirdiğini açıkladı ve ABD'ye çok sayıda belge verdiklerini söyledi:
"Bütün bu olayların faili olan bir insanın ABD'de 400 dönüm bir arazide yaşayarak oradan dünyadaki başka yerleri idare etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu seyahatimizde belgeler ayrıca getirdik, bunları da kendilerine takdim edeceğiz. Umarım bu belgeler ışığında bizden nasıl teröristler istendiğinde veriyorsak onlar da verirler"Cumhurbaşkanı, YPG lideri Mazlum Kobani ile ilgili bir soruya da "Bu teröristin ABD gibi bir ülkenin başkanı tarafından muhatap alınmasını üzüntüyle karşıladım." şeklinde konutşu.
Erdoğan, Kobani için "Yüzdelerce insanımızın öldürülmesine neden olan bir teröristtir. Böyle birisinin bizim stratejik ortağımız tarafından böyle karşılanması bizi üzmüştür" dedi.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) Mazlum Kobani'nin "terörist olduğunu belgelediğini ve kendilerine aktardığını" söyleyen Erdoğan, "Biz de Sayın Başkan'a aynen takdim ettik, gelen mektubu da aynen verdik" diye konuştu.
'Mazlum Kobani ile çok iyi bir telefon konuşması yaptık'
Sabah yazarı Hilal Kaplan, basın toplantısının soru cevap bölümünde Donald Trump'a, Mazlum Kobani'yi Beyaz Saray'a davet ettiğini hatırlattı ve "Bugünkü görüşme sonrası halen Kobani'yi Beyaz Saray'a davet etmeyi düşünüyor musunuz?" diye sordu.
Trump, soruya önce, "Muhabir olduğunuza emin misiniz? Türkiye hükümeti için çalışmıyorsunuz değil mi?" karşılığını verdi. ABD Başkanı sonrasında, "Onunla (Mazlum Kobani) çok iyi bir telefon konuşması yaptık. Çok yakın çalışıyoruz. Sizin Cumhurbaşkanınız ile de çok yakın çalışıyoruz" dedi.
Donald Trump sözlerinin devamında "Çok sayıda olumlu gelişme yaşanıyor. Neler olacağını göreceğiz" dedi.
Basın toplantısındaki diğer başlıklar
Basın toplantısında Barış Pınarı Harekatı ve Suriye'ye geri dönüşlerle ilgili planı da gündeme taşıyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hedefimiz ilk güvenli bölge Irak sınırından Cerablus'a kadar olan bölgede 20 mil derinliğinde olan bölgeye 1 milyon insan yerleştirilebilir. Rakka, Deyrizor bu bölgeye de 1 milyon yerleştirilmesi halinde bu rakam 2 milyona ulaşmış olur." dedi.
İlişkilerde yeni bir sayfa açmada kararlı olduklarını belirten Erdoğan, Türkiye'deki cezaevlerinde veya Suriye'deki cezaevlerinden kaçtıktan sonra yakalanan 2 bin 200 IŞİD mensubunun Türkiye'nin elinde bulunduğunu söyledi.
Erdoğan, ABD'nin Orta Doğu'daki barış amacına ulaşabilmesi için en güvenilir ortağının Türkiye olacağını söyledi.
29 Ekim'de Temsilciler Meclisi'nin Ermeni Soykırımı'nı tanıyan kararına da değinen Erdoğan, "104 yıl önce savaş sırasında yaşanmış bir meselede karar vericiler siyasetçiler değil tarihçiler olmalıdır. Türkiye diyalogdan ve özgür tartışmadan yanadır. Ermeni tarafına ortak tarihi komisyon kurulması teklifimiz hala geçerli. Silahlı kuvvetlerimizin arşivlerinde 1 milyondan fazla belge mevcut" dedi.Erdoğan bu kararın, iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitlemek isteyenlere hizmet ettiğini savundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret konusunun da gündeme geldiğini ifade ederek, "100 milyar dolarlık ticaret hacmi için anlaştık. Bu ABD için de çok iyi olur. Bizim ticaret açığımızı da azaltmayı hedefliyoruz. Türkiye'den piyasalarını daha fazla açmasını talep ediyoruz ve bunu da yapıyorlar." dedi.
Donald Trump, Avrupa'nın Suriyelilere yardımı konusunda "Avrupa'nın da Suriyelilerin maliyetini karşılaması lazım. 40 milyar dolar harcamış, Avrupa'nın da buna yardım etmesi lazım. Avrupa için çok zor bir durum olur, Türkiye'de 4 milyondan fazla sığınmacı var. Avrupa'yla bu konuyu konuştum ve yardım etmeleri gerektiğini söyledim" dedi.
Kürtlere yönelik politikaları üzerine sorulan bir sorunun ardından Trump, "Kürtlerle iyi bir ilişkimiz oldu, onlarla başarılı bir şekilde DEAŞ'a karşı savaştık. Cumhurbaşkanıyla Kürtlerin arasında bir ayrılık olabilir ama onların da iyi ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de Kürtler de yaşıyor ve onlar da oldukça mutlu gibi geliyor. İyi bakılıyorlar eğitim ve sağlık açısından" dedi.
Erdoğan ise "Bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok. Bizim sorunumuz terör örgütleriyle. Kürtlerin içinden çıkan bir kısım teröristler, bunlar PKK'nın uzantılarıdır. Esed'in kuzey Suriye'deki Kürtleri kabul etmediği dönemde onlara pasaportlarını vermesini söyledik. Benim Parlamento'da partimin 50'den fazla Kürt milletvekilim var" ifadelerini kullandı.ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump, TSİ 20.00'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ı Beyaz Saray'da karşıladı. İki liderin baş başa görüşmesi 1 saat 15 dakika sürdü, ardından da heyetlerin katılımıyla bir çalışma yemeği düzenlendi.
Basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da senatörlerle bir araya geldi.
Canlı yayınlanan görüşmelerde senatörler S-400 savunma sistemlerinin alınmasına dair endişelerini dile getirdi ve Türkiye'nin Kürtlere karşı herhangi bir saldırıda bulunmasını istemediklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise senatörlere verdiği yanıtta, "Kürtlerle teröristler arasında bir ayrım yapmak gerekiyor. Kürtler benim kardeşlerim ve en fazla Kürt benim ülkemde yaşıyor" dedi.
Obama döneminde Kobani'den 350 bin Kürt'ün Türkiye'ye iltica ettiğini söyleyen Erdoğan, bu insanların bakımını üstlendiklerini, başka kimsenin de destek vermediğini söyledi.
Senatörlerin Kürtler derken kastettiğinin YPG olduğunu ve bu örgütün PKK'nın yan kuruluşu olduğunu söyleyen Erdoğan, güvenli bölge için ise "Biz planları yaptık, projeleri hazırladık, burada adımı atarsak 6 ay ile 2 yıl arasında 1 milyon mülteciyi bu güvenli bölgeye yerleştirebiliriz. 1 milyon da Rakka ve Deyr ez Zor bölgesine yerleştirebiliriz" dedi.Trump: Türkiye'ye büyük saygı duyuyoruz
ABD Başkanı Donald Trump ise ikili görüşme önce yaptığı açıklamada "Türkiye çok iyi ürünler yapıyor, biz de iyi ürünler yapıyoruz. Türkiye ile (yıllık) ticaret hacmimizi geliştirmek istiyoruz. Şimdilik 20 milyar dolarda, bunu 100 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. Bunu hızlı bir şekilde yapabiliriz. S-400'ler hakkında konuşacağız, F-35'lerden bahsedeceğiz" dedi.
Trump sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye şu anda IŞİD'li savaşçıları yakından izliyor. Yaklaşık bir ay önce oraya girdiklerindeki durum oldukça karışıktı. Sonunda IŞİD'in liderini bulduk. Şimdi yeni liderlerinin peşindeyiz. Şu an iyi bir performans sergilediğimizi düşünüyorum. Ben göreve geldiğimde çok farklı bir durum vardı, binlerce IŞİD'li vardı. Yakın zamanda Türkiye 100'den fazla IŞİD'liyi yakaladı. Türkiye'ye büyük saygı duyuyoruz."
kaynak: www.bbc.com -
Trump'ın azil süreci: Kilit tanıktan yeni 'telefon görüşmesi' iddiası
Çarşamba günü kamuoyuna açık ifade verme sürecine geçilen azil soruşturmasındaki kilit isimlerden biri, Başkan Trump'ın, rakibi Joe Biden hakkında soruşturma açılması için Ukrayna'dan direkt olarak istekte bulunduğunu iddia etti.
ABD'nin Ukrayna Büyükelçiliğini vekaleten yürüten Bill Taylor, kendi çalışma ekibinden birine "Trump, Biden için bir soruşturma başlatılması için uğraşmakla meşgul" denildiğini ifadesinde dile getirdi.
İfade sürecinde ilk söz verilen isim olan Taylor, Demokratların kilit tanığı konumunda bulunuyor.
Trump yönetiminin soruşturma konusu olan girişimleri konusunda endişesini ilk kez dile getiren isim de ABD'nin Ukrayna Büyükelçisi Bill Taylor'dı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi sırasında konu ile ilgili soruların hedefi olan Trump ise böyle bir ifadesi olmadığını savundu.ABD Başkanı, ifade sürecinin "bir dakikasını bile izlemediğini" ifade ederek süreci "cadı avı" olarak tanımladı.
'Bununla ilgili bilgim yok, ilk kez duyuyorum'
Ukrayna Büyükelçisi Bill Taylor, detaylı bir açılış konuşması ile Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nda kameralar karşısına geçti.
Taylor, Ukrayna iddiası ile ilgili olarak, kendi çalışanlarından birinin tanık olduğu bir telefon konuşmasını aktardı.
İddiaya göre, ABD'nin Avrupa Birliği Büyükelçisi Gordon Sondland, halen büyükelçilik çalışanı ile telefondayken, Trump'a hitaben "Ukraynalılar ilerlemeye hazırlar" dedi.
Taylor, kendi çalışanının Sondland'a 'Trump'ın Ukrayna ile ilgili ne düşündüğünü' sorduğunu ve "Trump, Biden ile ilgili soruşturmayla daha çok ilgileniyor" cevabı aldığını aktardı.Bu ayın başlarında ABD Başkanı Trump, Sondland için "Adamı neredeyse tanımıyorum" demişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile basın toplantısı sırasında bu iddiaların sorulduğu Donald Trump, "Bununla ilgili bilgim yok, ilk kez duyuyorum" yanıtını verdi.
Trump Taylor'ın sözünü ettiği telefon görüşmesini de hiçbir şekilde hatırlamadığını savundu.
BBC'nin Washington muhabiri Anthony Zurcher, Taylor'ın ifadesinde dile getirdiği telefon konuşmasının, Trump'ı "iyiliğe karşı iyilik" iddiası ile bir araya getirme noktasında önem taşıdığını değerlendirdi.Trump ile Zelenskiy arasındaki telefon konuşması
ABD Başkanı Donald Trump hakkındaki azil sürecine yönelik soruşturmanın kamuoyuna açık bölümü Kongre'de başladı. Tanıkların dinleneceği oturumları Demokrat Parti'den Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanı Adam Schiff yönetiyor.
Soruşturma kapsamında, Trump'ın siyasi çıkarları için Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'den iyilik yapmasını ve kendisine yardım etmesini istediği iddiaları inceleniyor.
Schiff, soruşturmanın açılış sürecinde Zelenskiy'nin "siyasete yeni giren bir isim" olduğunu ve ABD ile ilişkilerini iyi tutmak istediğini ancak Trump'ın kendi kişisel çıkarı için "bir müttefikin kırılganlığından faydalandığını" söyledi.
Azil soruşturmasının başlamasına neden olan süreç, bir muhbirin Trump'ın Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesinde kişisel çıkarları için yardım ve iyilik istediğini iddia etmesiyle başladı.
Daha sonra Beyaz Saray, görüşmeye katılan yetkililerin tuttukları notlardan derlenmiş olan konuşmanın özet deşifresini yayınladı. Bu deşifrede, Zelenskiy'nin ABD'den füze satın almaya hazır olduklarını söylemesinin ardından Trump'ın "Ancak ben de sizden bir iyilik istiyorum" dediği görülüyor.
Schiff, açılış konuşmasında, "Bu soruşturmaların hiçbirisi ABD'nin ulusal çıkarlarına uygun değil. Bununla birlikte her ikisi de Donald Trump'ın kişisel ve 2020 kampanyasının çıkarlarına uygun" dedi. Schiff ayrıca, Kongre üyelerinden muhbirin kimliğini hiçbir şekilde açıklamamalarını istedi.
ABD'de başkanın azil sürecinin tüm aşamaları Kongre'de gerçekleşiyor. İlk etapta Komite düzeyinde halka açık bir soruşturma yürütülüyor ve daha sonra Temsilciler Meclisi'nde oylama yapılıyor.
Temsilciler Meclisi'nde salt çoğunluğun kabul etmesi halinde azil sürecine Senato'da devam ediliyor. Benzer şekilde burada da tanıklar ve kanıtlar dinleniyor. Başkanın azledilmesi için Senato'nun üçte ikisinin kabul etmesi gerekiyor.
kaynak: www.bbc.com -
Trump'ın azil süreci: Kamuoyuna açık oturumlarda kimler ifade verecek?
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile yaptığı telefon görüşmesinin merkezinde olduğu azil soruşturmasında, kamuoyuna açık ifade verme süreci bugün başladı.
Bir aydır, medyaya sızan bilgilerle gündeme gelen ifadeler ve ayrıntılar, bu kez canlı yayında milyonlarca Amerikalı tarafından takip edilecek.
Kimler ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu'nda kameralar karşısına geçecek, süreçte kilit başlıklar neler?
Tanıklar güvenilir mi?
Bu hafta komisyonun karşısına çıkacak olan üç isimden, büyük sürpriz yaratacak ifadeler beklenmiyor.
ABD'nin Ukrayna Büyükelçiliği görevini vekaleten yürüten Bill Taylor, Dışişleri Bakanlığı'nda Avrasya işlerinden sorumlu bakan yardımcısı konumunda olan George Kent ve eski ABD Ukrayna Büyükelçisi Marie Yovanovitch'in kapalı kapılar ardında verdikleri ifadelerin tutanakları kamuoyuna açıklanmıştı.Yani bu üçlünün ifade sürecinde bir bomba patlamasını bekleyen varsa, bu bombalar zaten patlamıştı. Azil soruşturmasının merkezinde olan "askeri yardımın iyiliğe bağlandığı" iddiası gün yüzüne çıkmıştı.
Demokratlar için, bu üç tanığın da, komisyonun sorularına daha önceki ifadelerine uygun olarak cevap vermeleri yeterli. Ancak burada Demokratların hesaba kattığı şey, ifadelerin bu kez canlı yayında tekrarlanacak olması. Yani tanıkların ne söylediklerinden çok, nasıl söylediklerinin önemli olacağını hesaplıyorlar.
Tanıkların kullandıkları dil, güvenilir ve ikna edici olacak mı? Hatırladıklarını dile getirirken, tereddüt emaresi gösterecekler mi? Cumhuriyetçi komisyon üyelerinin, sıkıştırma amaçlı soruları karşısında geri adım atacaklar mı?
ABD kamuoyu, destekledikleri partilerin arkasında safları sıklaştırmış durumda. Demokratlar, azil yönünde gerçekleşebilecek olan kamuoyu desteğinin, Cumhuriyetçi siyasileri de baskı altına almasını bekliyor.
Azil sürecinde gündeme gelecek tanıklıklar, sorular, deliller ve ifadeler hukuki terimlerle dolu olacak. Oturumlar kimi zaman, zor takip edilir bir atmosfere bürünebilir. Ancak temel olarak bu bir siyasi süreç ve merkezinde siyasetçiler olacak. Politikacılar, savcı, jüri, hakim ve savunma rolünü oynayacak. Bu noktada şunun unutulmaması gerek; siyasetçiler, seçimle iş başına gelir ve halka hesap verir.
Yani ABD'li siyasetçiler, Amerikan halkına, seçmenlere oynayacak. Bu haftaki azil tiyatrosunun amacı, seçmenlerin düşüncesini şekillendirmek, onları durduğu pozisyona çekmeye çalışmak olacak.
kaynak: www.bbc.com -
Yargıç tecavüz mağduruna sordu: Size 150 bin dolar verse cezasının hafifletilmesini kabul eder misiniz?
ABD'nin Louisiana eyaletinde görülen bir tecavüz davasında yargıç mağdura "Size 150 bin dolar verse cezasının hafifletilmesini kabul eder misiniz?" diye sordu. Adı açıklanmayan kadın, yargıç Bruce Bennett'in hem savcılar hem de avukatları şaşkınlığa uğratan teklifini reddetti.
Washington Post'un The Advocate sitesine dayandırdığı haberine göre, Perşembe günkü duruşmada, yargıç bu teklifi saldırganla ilgili 12 yıllık hapis cezasını açıklamadan önce yaptı.
'Benden çaldığı yılları hapiste geçirmesini istiyorum'
Tecavüz mağduru yargıca "Hayatımın yarısını bununla mücadele için harcadım. Benden çaldığı yılları hapiste geçirmesini istiyorum" diye yanıt verdi.
Bölge Savcısı Hillar Moore, Washington Post'a meslek hayatı boyunca ilk kez böyle bir teklife tanık olduğunu belirterek "Yargıcı tanıyan bir kişi olarak, mağdura bir şekilde yardım etmeye çalışmış olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu.
Yargıç Bennett, daha sonra gerekçeli kararında 45 yaşındaki sanık Sedrick Hills'in ağır bir trafik kazasında yaralandığını belirterek "Sanık, kaza davasında alacağı tazminatla hapishaneden bir servetle çıkarken mağdurun duygusal yaraları için tazmin edilmemesi adil olmayacaktı" dedi.Gazeteye göre, tecavüz olayı 2003'te yaşandı. Şimdi 31 yaşında olan kadın, tecavüze uğradığında 15 yaşındaydı.
Bir DNA kanıtının ortaya çıkmasından sonra 2014'te Sedrick Hills hakkında dava açıldı. Ağustos 2018'de Hills, suçlu bulundu.
kaynak: www.bbc.com
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş
Benzer Başlıklar
24
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu534.7k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum