şuan değilde eğer bir gün gidebilirsem katılırız rahatsızlık vermeye gerek yok girip şimdi teşekkürler 🙂
-
-
Merhaba. Öncelikle sorunuza genel bir çerçevede cevap vermeye çalışacağım.
ABD vatandaşlığı sürecinde tutuklanma veya hakkında şikâyet bulunması tek başına otomatik olarak vatandaşlığa engel değildir. USCIS (Göçmenlik Dairesi) başvurularda en çok şu unsurlara bakar:
Mahkûmiyet kararı (conviction) olup olmadığı
Kişinin gerçekten suçlu bulunup bulunmadığı
Son yıllarda “iyi ahlaki karakter” (Good Moral Character) şartını karşılayıp karşılamadığıEğer dava sonunda suçlu bulunmazsa, bu durum genellikle vatandaşlığa başvuruda ciddi bir engel oluşturmaz. Ancak yine de:
Tutuklanma mutlaka başvuru formunda belirtilmelidir
USCIS dava ile ilgili ek belge isteyebilir
Devam eden davalar süreci daha detaylı incelemeye neden olabilirBu süreçte en önemli konu, başlangıçtaki iddialar değil mahkemenin nihai kararıdır. Eğer gerçekten bir mahkûmiyet çıkmazsa, bu çoğu durumda vatandaşlık için engel sayılmaz; ancak her dosya bireysel olarak değerlendirilir.
Genel olarak ABD vatandaşlığı değerlendirmelerinde “iyi ahlaki karakter” kavramı sadece sabıka kaydına bağlı değildir, kişinin genel davranışları ve yasalara uyumu da dikkate alınır.
Bu tür durumlarda en doğru değerlendirme, dosyanın tüm detaylarına bakılarak yapılır.
-
-
Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
-a, -e, -ı, -i, -u, -ü zarf-fiil ekleriyle bilmek, vermek, kalmak, durmak, gelmek ve yazmak fiilleriyle yapılan tasvirî fiiller bitişik yazılır: düşünebilmek, sevebilmek; alıvermek, gülüvermek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak vb.
Kurallı birleşik eylemler her zaman bitişik yazılır.
Yeterlik (Yeterlilik) Fiili:
“-ebilmek” fiiliyle yapılır. Fiile “gücü yetme, başarma” anlamı katar. İzin isteme, izin verme, olasılık gibi anlamlar da katabilir.
Arabayı tek başıma itebilirim. (Gücü yetme)
Gidebilir miyiz? (İzin isteme)
Gidebilirsiniz, (izin verme)
Bugün yağmur yağabilir. (Olasılık)Bu birleşik eylemin olumsuzluğu değişik biçimlerde yapılabilir:
gelebilirim: gelemem, gelmeyebilirim, gelemeyebilirim
görebilirsin: göremezsin, görmeyebilirsin, göremeyebilirsinBu kullanımlarda bazen isteğe bağlı, bazen istek dışı olasılık anlamı görülebilir:
Yarın, bir işim çıkarsa gelemeyebilirim. (İstek dışı olasılık)
Bu konuya değinmeyebilirim. (İsteğe bağlı olasılık)https://tdk.gov.tr/icerik/yazim-kurallari/bitisik-yazilan-birlesik-kelimeler/
-
Yolunuz UT, Moab’a düşerse keyifli bir otel olan The Gonzo Inn tavsiye ederim. Sahibi/işletmecisi Türk bir arkadaşımız ve Türk misafirperverliğini yansıtacaktır. Reklam değil, sadece bir tavsiye 😌
-
@OffGuard Elinize sağlık, çok güzel açıklamışsınız. Sıfırdan holding'e giden bir şirketler yaratmak istiyorum lakin, eninde sonunda ya birinin, birilerinin veyahut devletin el koyacağını bildiğim için tüm maddi manevi varlığımı yurtdışına taşımaya odakladım. Amerika. Şirketler, ticaretler hepsi bu ülkede olacak ve Amerika'da büyük bir şirketin önderi olacağım.
Hayal değil, gerçek. kafayı bununla bozdum sanırım.
-
....desenize adamlari kapidan kovuyorlar,bacadan iceri giriyorlar, buyuk rakkamlarla deportlar yapilmis,bir zamanlar 11 milyon illegal gocmen var diye duymustum,her yil 100 bin atsalar kolay kolay temizliyemezler,eh koca amerikada bazi isleri yapacak elemanlarda lazim onuda kacaklar yapiyorlardir.
-
Trump'in Agenda47 planlamasindaki gocmenlikle ilgili ana maddeler:
1- Milyonlarca yasadisi kacaklari toplu sinirdisi etmek.
2- ICE (Immigration and Customs Enforcement) agentasinin hem calisan sayisini hemde butcesini yukseltmek.
3- Santuary sehirlerin federal butceden aldiklari fonlari kesmek eger gocmenlik konusunda isbirligi yapmazlarsa.
4- Meksika sinirindaki duvari tamamlamak.
5- Yenilenmis guvenlik teknolojilerini sinir guvenliginde kullanmak.
6- Ozel sektoru de sinir guvenligi konusuna dahil etmek.
7- Iltica konusundaki yururlukteki kurallari gozden gecirip yenilemek.
8- Meksika ile sinir guvenligi konusunda daha fazla isbirligi yapmak.
9- Iltica konusundaki basvuru kriterlerini azaltmak ve islemleri zorlastirmak.
10- Sinir guvenligi icin butceden daha fazla fon ayirmak.
11- Askeriyenin degisik birimlerini sinir guvenligine dahil etmek.
12- Sifir-tolerans politikasini getirip uygulamak, ozellikle sinirlarda.
13- Dogumla otomatik olarak alinan vatandasligi sonlandirmak.
14- Liyakata (puanlamaya) dayali gocmenlik sistemini getirip uygulamak.
15- Vize ihlali yapanlara daha yuksek ve etkili cezalar vermek (visa overstay etc)
16- Vize kullanimlarini biometrik kontrol ve izleme sistemi ile daha etkin izleme (ulkeye giris cikislari)
17- Insan kacakcilari ile daha etkin mucadele etmek.
18- Kacaklara ve cocuklarina saglanan koruma programlarini (DACA vb) kaldirmak.
19- DACA korumasi altindakilere sinirdisi etme yolunu acmak.
20- E-verify sistem uygulamasini ise alimlarda mecburi hale getirmek.
21- Kacak calistiranlara yuksek miktarda cezalar kesmek. -
-
-
@Ayşenur-Zaza 2006 da Türkiye Antalya da izlemiştim. Bu gün Montreal de açık bir havada izledik ve gerçekten etkileyiciydi. Güneş in ve aydınlığın çok kıymetli olduğunu hissettim. Ve nedense geçmiş çağlarda tutulmalara yüklenen anlamlar (anlık kararma ve ortamın ısı ve ışık değişikliği ) kimbilir bilmeyenler için çok ürkütücü gelmiştir diye düşündüm🫣
-
@MySea, içinde söyledi: USA-TURK.com ve Forumuna Ne Oldu?
Eskiden birde Mezun Forum vardi. Ona ne oldu bilgisi olan var mi?
Benim green card başvurumu onlar yapmışlardı 10 dolar ücret alarak.
-
@crazycells Mükemmel bir arşiv. Fotoğraflara bakarken merak edip başka bilgilere de ulaştım. Çok teşekkürler...
-
-
Geçen sene aralık ayında yayınlandıktan "Generative AI" alanında bir çağ başlattı resmen. Sadece içerik üretiyor, içeriği özetliyor vs. için küçük çaplı öneriler veriyor diye düşünmeyin. Yazdığım kodu input olarak verdiğim zaman gözümden kaçan hataları vs. tespit edip bunları düzeltip bir çıktı sağlıyor. Eksikleri var mı? Tabi ki. Bazı durumlarda sonucu değiştirmeye çalışırsanız "halüsinasyon görmek" dediğimiz duruma geçip kafasına göre cevaplar üretebiliyor. Bu haliyle bile inanılmaz bir araç. Yayınlandıktan sonra eski yöneticim şöyle demişti: "Arkasında çalışan tüm teknolojileri biliyoruz, ancak halen nasıl çalıştığını anlayamıyorum"
Yapay zeka geliştirilmelerinin durdurulmasını desteklemiyorum. Çünkü bence sorun bu geliştirmelerin geldiği/geleceği nokta değil, insanlığın buna ne kadar hazır olduğu. Yanlış hatırlamıyorsam ChatGPT'nin yayınlanmasından birkaç hafta sonra OpenAI bir yazı yayınlamıştı, "Elimizde GPT-4'ten de çok karmaşık ve yüksek parametreli modeller var, ancak insanlık buna etik açıdan hazır olmadığı için yayınlamaktan çok uzaktayız" diye. Maalesef linkini şu an bulamadım.
-
-
@Amedh Eski sayfalar arasında bulup merak ettiğim bu kahve halen aynı kalitede ise bulup denemek isterim. Önerdiğiniz bir site var mı öğrenmek isterim 🙂
-
Evet bu spor gerçeten maliyetli bir spordur. Çok büyük hacimlere çıkacaksanız.
Sağlığımız için iyidir ve sizin fiziksel yorgunluğunuzu aldığı kesindir. Çok yoğun bir iş gününden sonra kendinizin spor salonuna girerken ki bitkinliğinizi ve o spordan çıktığınızdaki enerjinizi hissedince çok şaşıracaksınız. Oysaki mantıken içeride muazzam performans ile kendinizi daha çok yoracak olacakken işler hiç de böyle olmuyor. Kendinizi daha maskülen ve stresten arınmış olarak bulacağınıza garanti veririm. Amacınızı doğru belirlemeniz şarttır. Yarışmalara katılmayacaksanız günlük öğünlerinizin bir tık üstüne çıkarak ideal görünümü yakalayacaksınızdır. Tabi bunda en büyük etkenlerden biri de fiziki yatlınlığınız.
Spor candır ve mutlaka herkes yapmalıdır.
Dipnot: Lütfen spor günlerinzin birinde mutlaka 15 -30 dk arası kardiyo ile kalp sağlığınızı da destekleyin. Bu kas gelişiminizi de doğrudan etkilecektir. -
Türkiye'de gelecek nasıl şekilleniyor.... :(
-
Hastanede Çalışan Bir Jinekologun Kaleminden:
Suriyeli mülteciler, bir süredir Türkiye'nin sosyal gündeminde kritik bir yerde duruyor bildiğiniz üzere. Suriyeli aileleri çocuklarıyla görmeye alışkınız ama bu çocukların hastahane ve doğum süreçlerini hiç görmüyoruz. Olayın iç yüzüne bakalım.
lkemizdeki mülteci halkımızın doğum oranları ve geleceğe yönelik planlamasının gidişat durumuna yönelik sayısal verileri ile bu hastaların yönetimine dair yaşadığımız sıkıntılarımıza yönelik ele almış olduğum konudur aşağıdaki.Türkiye'de 1 günde 367 suriyeli bebek doğmaktadır 2018 verilerine göre. bu, bir yılda 134 bin doğuma tekabül ediyor. bir doğum olayının sağlık bakanlığına maliyeti 2557 tl'dir. bu rakam hesaplandığında suriyeli mülteciler sigorta ücreti ödemediği için devlete binen yük bir yılda 350 milyon tl olarak hesaplanmaktadır. çalıştığım hastanede de 5 doğumdan 1'i olarak, %20 oran ile bu sayıya katkı sağlamaktayız.
Yazının devamı için Kaynak linkine tıklayınız...
https://seyler.eksisozluk.com/hastanede-calisan-bir-jinekologun-kaleminden-suriyeli-gocmenlerin-dogum-sikintilari -
avrupalılardan onlara göndermeyelim bizde dursunlar diye aldığımız milyardolarları da hesaba katmışlarmı acaba
-
BAHSEDİLEN YAZIDAN bir alıntı, bir kadın anne ve en önemlisi insan olarak bu ırkçı ,aşağılayı, cinsiyetçi yazıyı kınıyorum,üstelik yazan bir jinekolog dr,ak derken bk demek değil bayağı bir insanlık dramı bence bu sözler..
6) zararlarından çok faydaları da var. arkadaşlar bu hastalar anatomik ve fizyolojik açıdan doğum konusunda gerek yetenek gerek yatkınlık olarak dünyaya doğum yapmak için gelmiş gibiler. doğum olayı için yatkınlıkları bedenen türkiye ortalamasına göre çok daha yüksek potansiyelde. doğururlarken yaptığımız müdahaleler bile istatistiki olarak istatistik biriminde daha düşük çıkıyor. ilk doğumuna dahi gelseler önceden doğum yapmış gibi kolay ıkınıyorlar. bu nedenle ülkemizde kadın doğum eğitimi açısından asistanların büyük bir bölümü suriyeli hastalar sayesinde doğumu mükemmel bir şekilde öğreniyorlar. yurdum insanı masaya çıkıyor derbeder oluyor ıkınıyor da ıkınıyor sancıdan kendini kaybediyor bayılan gördüm 2700 gr'lık çocuğu çıkarırken. perişan rezil rüsva oluyor yani. doğumdan sonra eşini görüp bu kadına nolmuş diyen koca da gördü bu bünye. oysaki suriyeli mülteci hastam çıkıyor masaya, bir şey diyorsun yarabbi çığlıklarıyla 5 sn sonra pıt diye 4500 gr'lık çocuğu eline atıveriyor. doğum elbisesi giymeye bile fırsat bulamadan hem de. 4500 gr bebek şu demek. takipli bir hastamız 4290 gr doğurdu. dikişleri ameliyathanede atmak zorunda kaldık. -
@rüzgar Türkiye'de gelecek nasıl şekilleniyor....
içinde söyledi:Çok ilginç bir yazı sizlerle paylaşmak istedim şuan içinde bulunduğumuz çıkmazı ve ilerde ülkemizde yaşanacak sıkıntıları gözler önüne sermiş bence...

Hastanede Çalışan Bir Jinekologun Kaleminden:

Suriyeli mülteciler, bir süredir Türkiye'nin sosyal gündeminde kritik bir yerde duruyor bildiğiniz üzere. Suriyeli aileleri çocuklarıyla görmeye alışkınız ama bu çocukların hastahane ve doğum süreçlerini hiç görmüyoruz. Olayın iç yüzüne bakalım.
lkemizdeki mülteci halkımızın doğum oranları ve geleceğe yönelik planlamasının gidişat durumuna yönelik sayısal verileri ile bu hastaların yönetimine dair yaşadığımız sıkıntılarımıza yönelik ele almış olduğum konudur aşağıdaki.Türkiye'de 1 günde 367 suriyeli bebek doğmaktadır 2018 verilerine göre. bu, bir yılda 134 bin doğuma tekabül ediyor. bir doğum olayının sağlık bakanlığına maliyeti 2557 tl'dir. bu rakam hesaplandığında suriyeli mülteciler sigorta ücreti ödemediği için devlete binen yük bir yılda 350 milyon tl olarak hesaplanmaktadır. çalıştığım hastanede de 5 doğumdan 1'i olarak, %20 oran ile bu sayıya katkı sağlamaktayız.
Yazının devamı için Kaynak linkine tıklayınız...
https://seyler.eksisozluk.com/hastanede-calisan-bir-jinekologun-kaleminden-suriyeli-gocmenlerin-dogum-sikintilaridegişik bir bakış açısı ... Dogum oranları genel olarak orta dogu ve asyada daha yüksektir. Bu anlamda bakılırsa ülkemizde misafir bulunan suriyeli mülteci kardeşlerimizin dogum oranlarının artmasını ya da artmış görünmesini ben genetik bir türünü devam ettirme refleksi olarak görüyorum neredeyse yarısına yakını kimyasalla ya da füzelerle öldürülmüş canını kurtarabilenin can havliyle kaçtıgı bir ülkeden bahsediyoruz burada... Artı olarak onların kültürlerinde 13-14-15 yaşında evlenme yaygın haliyle genç yaşta anne/baba/anneanne/ babaanne/ dede olma da yaygın. Diger yandan ard arda gebeliklerin kadın vücuduna verdigi fiziksel ve psikolojik zarar da göz ardı edilemez. Savaştan can havliyle kaçarken annesin babasını ailesini kaybetmiş 14-15-16 yaşındaki genç hanımların ister istemez beraber kaçtıgı akraba-komşu oglu ile(kendisi de 17-18-19 yaşlarında olan) evlendirilip çocuk sahibi oldukları da bir gerçek. Olaya bu açıdan da bakmak lazım. Yani endişelerimiz keşke dogum oranlarıyla sınırlı kalsa. Bu ülkenin insanları zor durumdakilere mazlum insanlara her daim el atmış atmaya da devam edecektir bu bizim genlerimizde var. Ama asıl endişelenilmesi gereken , ülkelerinden zalimce koparılan bu ailelere ülkeleri geri verilebilecek midir .. Acaba kagıt üzerinde sadece birer sayı/istatistik olarak görülen bu ailelerin hali ne olacaktır daha da önemlisi vicdan yoksunu görünüşte insan gerçekte ne olduguna karar veremedigim bazı insan müsveddelerinin kagıt üzerindeki planları sadece Suriye ile mi sınırlıdır bu vicdansız müsveddeler bizler için de bir şeyler planlamış mıdır vs vs vs Endişelenecek o kadar çok şey var ki açıkçası çok dogurmaları, yatak işgal etmeleri, vs vs bunlar bana çok basit geliyor. Akıllı ve SABIRLI olmakta her daim fayda var vesselam. Saygılar.
-
ben de sayin @annecik 'in yorumuna katiliyorum.
Suriyeli multecilerin Turkiye'deki durumlarindan, artisiyla eksisiyle Turkiye hukumeti sorumludur, bu insanlarin kendileri degil. Dolayisiyla ovguleri de elestirileri de hukumete yapmalilar, bu kisilere degil.
Ayrica bu kisileri pazarlik konusu yapip, Avrupa'ya gitmelerini engellemek icin Avrupa'dan 3 milyar euro alinmisti. Bu paranin ne kadari geldi, ne kadari ne icin harcandi hicbir fikrim yok. Fakat bu paradan bahsetmeyip bu kisilerin devlete yuk oldugunu iddia etmek oldukca yaniltici.
-
Paylaşımımda kesinlikle sizlerin duygularına katıldığımı bilmenizi isterim. sn. @annecik sn. @sinem sn. @crazycells
Paylaşımla ilgili bir yanlış anlaşılmanın yaşandığını düşünmekteyim paylaşılan yazının benim düşüncemi yansıtmadığını bilmenizi isterim. Bu sebepten dolayı yesilkartforum ailesine bu paylaşımdan dolayı bir yanlış anlaşılma söz konusuysa özürlerimi sunuyorum ve sizin gözlemlediğiniz şekilde konuyu gözlemleyemediğim için ilk önce bütün içtenliklerimle bu paylaşımdan dolayı vicdanen rahatsız olduğumu bilmenizi isterim.
Paylaşımdaki konuya gelecek olursak
Yazıyı paylaşmamdaki sebep bu insanları suçlamak asla değil. Savaştan sığınmış bir topluma kapılarınızı açıp kendi topraklarınızda, kendi himayenize alıp yardım edeceğinizi söyleyip, sonrada bu insanlara sokaklarda dilencilik yaptırmak tamamen bir insanlık ayıbıdır. Burada sizlerin de bahsettiği gibi sıkıntının Suriyelilere yardımda bulunulması için alınan paraların kaynakların, Suriyeli insanlara yeteri kadar aktarılmamasıdır. Bundan dolayı yaşadıkları ekonomik zorluklar ve hayat mücadeleleri beni de derinden üzmektedir.Aynı zamanda dünyaya gelen her çocuğun hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır.
Maalesef ülkemizde bulunun Suriye halkı birçok haktan yoksun bir şekilde yaşamlarını sürdüre bilmek için yaşam savaşı vermektedirler. İçinde bulunduğumuz bu günlerde ülkemizde bizlerinde yaşamış olduğu olumsuzluklardan dolayı bizlerinde mümkün olduğu kadar gerekli desteği veremediğimiz aşikardır.
Bir birey olarak benimde toplumumuz adına kaygılarım bulunmaktadır. Bir toplumun kin ve nefret duygularıyla büyümeleri bir ülke için çok büyük bir tehlikedir. Böyle bir yazı paylaşmamdaki asıl unsurda yazıyı okuduğumda duyduğum kaygılarımdır. Asla ve asla Suriye halkını amacım suçlamak, değildir. Her insanın eşit şartlarda yaşaması gerektiğini düşünen bir insan olarak yaşadıkları olumsuzluklardan da çok mutsuz olduğumu bilmenizi isterim umarım kendimi ifade edebilmişimdir.
-
ben sorunun kökeninin suriyeli misafirler ya da Türk hükümeti ya da milleti degil, o bahsini ettigim kagıt üzerinde cetvelle ülkeleri bölen parçalayan, yeniden sınır çizen etnik ve kültürel olarak binlerce yıl bir arada yaşayan insanları birbirine düşüren pislik, şerefsiz vicdansız insanlık yoksunu insan müsveddeleri oldugunu düşünüyorum. Böyle insanlar dünya üzerinden temizlenmeli. Temizlendikleri gün dünyanın çok daha iyi huzurlu sakin dogasının da daha temiz bir gezegen olacagını düşünüyorum. Bu gibi insan müsveddeleri bence İNSANLIGIN ORTAK DÜŞMANI... Ve asıl mücadele edilmesi gereken de onlar..Birbirimize kin nefret ayrımcılık duymamız alaycı ve hakir yaklaşmamız en çok onların işine geliyor. Böyle böyle ülkeleri şekillendirip haritalarını dayatıyor insanları yerinden yurdundan ediyorlar... Ve o kadar gözü dönmüş durumdalar ki bunu bazen kimyasal ilaçlar GDO ve benzeri yöntemlerle bazen de bildigin savaşla, kimyasal, biyolojik silahlar veya konvansiyonel ya da taktik nükleer silahlarla yapıyorlar. Sustugumuz her gün bizim sonumuza bir adım yaklaşmamız demektir ve buna göz yummamalıyız ...saygılar...
-
iç andadoluda birde afgan sorunu var hep gençler evli olanların hepsinin 3/4 çocuğu var.çoğu kacak yada iltica etmişler.son zamanlarda yerel gazetelerde sıkca uyuşturucu satıcılığı ile tutuklandı haberleri görmeye başladık.bu ülke yıllar boyunca dünyada eziyet gören bir çok soydaşe, dindaşa kapısını actı ama son gelenler
olayı artık kontrol edilemez hale getirdi. -
Hiç kimseyi ırkından veya inancından ötürü ayrıma tabi tutmamak gerektiğine yürekten inanıyorum ama bir yandan da sorumsuz bir yönetimin yol geçen hanına çevirdiği güzelim ülkemize, -hazır fırsatı bulmuşken- savaştan kaçan sığınmacı adı altında kaçak veya resmi yollarla giriş yapan, resmi rakamlara göre 3,5 4 milyon, gerçekte ise en az 6-7 milyon kişiye her zaman sempati duyamıyorum. Kendisi zaten ekonomik sıkıntı, eğitim yetersizliği, özgürlük alanındaki kısıtlamalar vb nedenlerle göç veren bir ülkeye, okuma yazması bile olmayan, modern yaşama uzak (en basit örneği gelen sığınmacıların çocuk yaştaki evlilik, doğum kontrolü, çok eşlilik gibi konulardaki örf, adet ve gelenekleri) milyonlarca insanın kabul edilmesi çılgınlıktan da öte vatana ihanet sayılır. 80 bin nüfuslu bir iline 150 bin sığınmacı yerleştirebilenlere kullanacak daha hafif bir tabir bulamıyorum ne kadar uğraşsam da!
-
Kimse onların yerinde olmak istemezdi. İçlerinde yaşadıkları korkuları, yaşayamadıkları çocuklukları veya çektikleri zorlukları anlayabilmemiz için ne kadar empati yapsak da tam anlamıyla anlayamayız. Anlayamadığımız için haklarında olumsuz düşünmemiz veya önyargılı olmamız da maalesef kaçınılmaz oluyor.
İnsanlara insan oldukları için değer verirsek bu sorunları aşabileceğimizi düşünüyorum. Önce kendimizden bu değişime başlarsak yetiştireceğimiz, eğiteceğimiz veya örnek olacağımız insanlarla güzel bir toplum ve ülke olma yolunda başarılı olabileceğimiz kanaatindeyim. -
Tüm insanların kardeşçe barış içerisinde yaşadığı, sınırların olmadığı mutlu bir dünya ideali ama hele de ortadoğu gibi insanların bir damla su, bir avuç toprak için gözünü kırpmadan katliam yapabildiği bir coğrafyada sadece bizim kardeşlik göstermek ve zor durumdakine kucak açmak zorunda olmamız hoşuma gitmiyor. Zor durumda olup gerçekten hayatını kurtarmak için çoluk çocuk sığınmak zorunda kalanlardan çok daha fazla fırsattan istifade daha rahat koşullarda yaşamak için kanun dışı yollardan veya kanunlardaki boşluklardan faydalanarak keyfi olarak ülkeye yerleşen eğitimsiz bir kitleye kucak açmak zorunda değiliz, zaten benim eleştirim de daha çok bu şekilde ülkeye giriş yapanlar için
Benzer Başlıklar
132
Çevrimiçi
60.6k
Kullanıcı
5.1k
Konu
533.2k
İleti
Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum