Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!

Bilinmesi şart temel argolar ve kalıplar. (slang guide)

İngilizce
37 23 28.4k 31

  • Güzel paylaşım


  • @kaanvercetti, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar. (slang guide)

    Zaman içinde ara-ara konuyu güncelleyeceğim ve güncelleme notlarını burada paylaşacağım, aklınıza takılan soru olursa yazmaktan çekinmeyin.

    elinize saglik, cok guzel bir liste olmus.


  • emeğine sağlık çok güzel olmuş ara ara tekrar okuyup kafaya yerleştireyim sunları. favorim kasımpaşalı olan mükemmel :)


  • Ustekileri okuyunca, asagidakiler de benim aklima gelenler:

    Ringing a bell: Hatirlatmak, tanidik elmek. That name is ringing a bell (o isim bana tanidik geliyor).

    That'd be all: Alisveris yapinca, kasada odeme yaparken, "Hepsi bu mu veya hepsi bu" anlaminda. Ben bunu Florida'da hem cok duyardim hemde kullanirdim. Delaware'de hic duymadim su ana kadar. O yuzden kullanmaz oldum.

    Beef up: Extra birseyler eklemek/doldurmak. You need to beef up your fridge with beers. (Dolabini bira ile doldurmalisin)

    Go nuts: Delirmek/kafayi yemek. He went nuts with his new job. (O yeni isinde delirdi, kafayi yedi)

    Piss off: Sinirlenmek. My brother pisses me off. (Kardesim beni sinirlendirir)

    Drive crazy: Cildirmak/cildirtmak. My boss drives me crazy. (Patronum beni cildirtiyor)

    Running late: Gec kalmak. He is running late for the school today. (O okula gec kaliyor bugun)

  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    Ben de sağlık sektöründe sık kullanılan birkaç ifade yazayım. Bazıları tıbbi terim gibi gelse de sade vatandaşlar tarafından da yaygın bir biçimde kullanılıyor. Aklıma geldikçe ekleme yaparım.

    PRN: Lüzum halinde
    BM (bowel movements): barsak hareketi, dışkılama
    PO: oral, ağızdan
    Follow up: Takip randevusu
    Flu shot: Grip aşısı
    BID: günde iki defa
    Throw up: kusmak
    Rx: reçete
    Dx: tanı, teşhis
    Tx: tedavi
    Bx: biyopsi
    Sx: cerrahi, ameliyat
    CAT scan: bilgisayarlı tomografi, BT
    Blood draw: kan almak


  • Iyi gunler dilemeyi hep "Have a nice day" gibi ogrettilerdi, TX staylasi "Have a good one"

  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    @caglaror, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar. (slang guide)

    Iyi gunler dilemeyi hep "Have a nice day" gibi ogrettilerdi, TX staylasi "Have a good one"

    Öyle demelerinin sebebi tembellik :) Sabah mıydı, öğlen miydi, akşam mıydı düşünmekle uğraşmak yerine her zaman "have a good one" diyorlar, artık sen nasıl istiyorsan öyle anla anlamında.


  • @knnrn Bence de oyle olmali, zira cok fazla yuvarlama, tekillestirme, kolaylastirma egiliminde TXlilar. Bir tanesi Have a good afternoon dediydi, afallamistim.


  • İkinci bölümü ekledim ve yorumlarda ekleme yapılan slangleri de konuya ekledim. İkinci bölüm aşağıda. Destek veren herkese minnettarım.

    Throw someone under the buss.
    Bencil nedenlerden dolayı arkadaşa ya da müttefiğe ihanet etme anlamına gelen argolardan biri. Karşınızdaki ile ilişkiniz tartışmalı & uygunsuz hale geldiğinde o ilişkinin kesilmesini tanımlamak için kullanılır. Bu deyim direkt satış koymak olarak da kullanılabilir.
    If you do that again, imma throw you under the buss, get it?

    Get it: Anladın mı? I get it ya da I got it şeklinde cevap verilebilir. I feel you olarak da cevap verilebilir. Seni anladım, olayı kaptım şeklinde.
    Bet: Cevap verirken anladım, katılıyorum, elbette, tamam gibi anlamları var. I bet you .... gibi kullanıldığında eminim, bahsine girerim sen .... gibi anlamı oluyor.
    Word (up): Evet, doğru, aynen gibi anlamları var. Oldukça fazla kullanılır. Genel olarak sadece cevap vermek için kullanılır, konuşma esnasında durumu onaylamak ya da size denilen şeyi okaylemek gibi.
    ASAP: Açılımı as soon as possible'dır. Yazı dilinin vazgeçilmez kullanımlarındandır. Mümkün olabildiğince kısa sürede, en kısa zamanda gibi anlamları vardır. Cümlenin sonunda kullanılır. Örnek kullanım birisine mesaj atıyoruz: Wya? (where you at kısaltılmışı) Call me ASAP. I gotta(have to) tell you something.
    Ounce: Slang olduğu söylenemez sadece bilginiz olsun diye yazıyorum. Ounce Birleşik Devletler ülkesinde (US) çok kullanılır ve anlamı bizdeki 28 gramdır. Ons gibi söylenişi de vardır, O da.
    Quad: 7 gram, 4 quad 1 ounce eder.
    Ion ya da I on't: I don't anlamına gelir.
    Digits: Telefon numarası anlamına gelir. Birisi size #? diye işaret ediyorsa o da telefon numarasını soruyodur. I need your digits real quick.
    Fuck with: Beğenmek, onla yatıp kalkmak. Kısaltılışı fw'dir ve oldukça fazla kullanılır. I fw the song u released yesterday, its lit fam no cap. (dün çıkardığın şarkıyı beğendim, on numara kanka yalan yok) - I don't fuck with them niggas. (o zencileri sevmiyorum) Nadir de olsa mess with olarak da kullanılabilir. Uğraşmak gibi ama birisiyle uğraşmak yani iş ile uğraşmak değil sıkıntı tip düşünün.
    Real quick: En en en çok gördüğüm slanglerden birisi olabilir. Genelde cümle sonunda kullanılır ve rq gibi kısaltılışı da vardır. Anlamı "very quickly"dir. Hızlıca. Man please leave the car real quick.
    Sure thing: Ayıpsın, rica ederim, tabii ki gibi anlamları var.
    Give someone lift ya da give someone ride: Arabayla ya da herhangi bir araçla bırakmak. Hey man, can ya give me lift? I'm tired as fuck, can't feel my legs been walking for hours.
    Smh: İnternet dili kullanımlarındandır, shake my head gibi anlamı var. Kullanımı ise mesela internette aptalca bir şey görürsünüz, arkadaşınız aptalca bir şey yazar. Tepkinizi smh yazarak belirtebilirsiniz. Facepalm gibi bir şeydir.
    Tryna: Trying to'nun kısaltılmış halidir. Konuşma dilinin vazgeçilmezlerindendir.
    Kick it: To chill, to hang out gibi anlamları vardır. Yani takılmaktır. I've been kickin it with crazycells in ma crib, you can pay a visit if you want.
    I'm down: Tamamdır, bu işin içinde varım demek. Birisi size gece onunla birlikte kulübe gelip gelmeyeceğini sorar, yes gibi cevap vermek yerine I'm down diyebilirsiniz. I'm down for whatever you say, sen ne diyorsan okay'im tamamım gibi anlamı var.
    Bill(s): Banknot anlamı var, genel olarak 100 dolar için kullanılır. Diğer adı Benjamin'dir. 1 dolar için de kullanıldığını görmüşlüğüm var bilen kişiler aşağıdan aydınlatabilir emin değilim 1 dolar için geçerli olup olmadığına.
    Paper: Para
    Lowkey: Çaktırmadan, ufaktan gibi anlamları var. Tam türkçeye nasıl vuracağımı bilmiyorum ama örnekte anlarsınız gibi. I low-key have a crush on Ayşe misal.
    True blue: Oldukça sadık. He's a true blue kid, don't worry about him.
    Zipperhead: Asyalılara karşı kullanılan hakaret. Uzak doğulu, asyalı piç gibi. Çekik gözlü birisiyle ters düşerseniz kullanabilirsiniz.
    Thot: Bitch, orospu.
    Call someone on the carpet: itin kıçına sokmak. He was/got called on the carpet for missing the deadline.
    Pop the hood: Arabanın kaputunu açmak.
    Opp: Opponent-opposition'un kısaltılışıdır ve oldukça fazla kullanılır. Düşman gibi bir şey.
    Dome: Kafa anlamına gelir. Nine to yo dome. Three 6 mafia'nın şarkılarından birisinin adıdır. Kafana dokuz milim mermi gibi anlamına gelir. Amerika'nın bazı bölgelerinde oldukça fazla kullanılır hatta bu argo İngiltere'ye kadar sıçramıştır.
    Bring it on: Hodri meydan, sıkıyorsa gel. used to express confidence in meeting a challenge.
    Pecker: Penis.
    It's on (motherfucker): Kavga başlatma sözlerinden biridir. Pek kullanılmaz ama yine de kullanıldığını gördüm nadir de olsa.
    Screw: Fuck yerine kullanılabilir. Screw up, screw it. (Fuck up, screw it)
    Fuck up: Mahvolmak, bitmek. We done fucked up. There's no point in talkin to dem boys any mo, forget bout it. (Screw up da diyebilirsiniz bunun yerine)
    Fuck it: S-ktir et -- a-mina koyim. (Screw it de kullanılabilir)
    Feel, feel me, do you feel me: (Beni) Anlıyor musun? I jus wanna get it over with, you feel me dog?
    Dip: Hızlıca ayrılmak. We dippin boys, stop wasting time.
    Pull up: Aşırı kullanılır ve tam olarak nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum bu slangi. Birisiyle aranız kötüdür ve düşmanınıza yazarsınız "I'm pulling up to your hood in a bit." diye. Arabamı sizin mahallenize çekicem - sizin oraya geliyorum gibi gibi ama yani tek düşman olarak değil. Arkadaşınız diyebilir pull up to(on) ..., we gonna throw a party there. Gitmek, gelmek için anlamlarda kullanılabilir.
    Hit up: Mesaj çekmek, aramak. Pass me your digits, imma hit you up tonite to talk bout that beef. It gotta be sorted by tomorrow.
    Top shelf: Çok kaliteli. I got hella topshelf products if ure interested.
    Jeez: Jesus Christ. Aman Allah'ım gibi bir şey. Jesus Christ kullanmanız daha iyi olur ama. Şaşkınlık-sinir gibi durumlarda kullanılır.


  • @kaanvercetti başarılı, tebrikler

  • ⭐⭐

    Güzel başlık. Slang olarak açılmış ben de bir kaç kısaltma ekleyeyim. Yazı dilinde kısaltma kullanmayı çok seviyorlar.

    Fyi: For your information (Bilginize)
    Brgds: Best regards (Saygılarımla)
    Afaik: As far as I know (Bildiğim kadarıyla)
    Imho: In my humble opinion (Naçizane benim görüşüm..)
    Brb: Be right back (hemen döneceğim - cumaya gittim gibi birşey :)
    eta : estimated time of arrival (kelime anlama tahmini varış zamanı olsa da , bir işin ya da sorunun tahmini bitiş süresi için de kullanılır.. "do you have an eta for the fix? gibi)
    FIFO: First in first out (ilk giren ilk çıkar)
    LIFO: Last in first out (son giren ilk çıkar)
    John Doe: Kimliği belirsiz ya da açıklanması istenmeyen erkek kişi. Kadın: Jane Doe
    TBA: To be announced (Sonradan duyurulacak)


  • Döktürmüşsün biladerim, güzel rehber.
    https://www.youtube.com/watch?v=V7z6rV9jLuI


  • Boyle dusununce aklima gelmiyor ama geldikce yazalim sonra derleyip ilk mesaja surekli guncelleme yapilir.
    Restoranda icecek icin "easy ice" (with or without ice?) Az buzlu -icecek icin.


  • @caglaror, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar. (slang guide)

    Boyle dusununce aklima gelmiyor ama geldikce yazalim sonra derleyip ilk mesaja surekli guncelleme yapilir.
    Restoranda icecek icin "easy ice" (with or without ice?) Az buzlu -icecek icin.

    bunun yanında alkollü içecek alırken (özellikle viski) genelde neat = buzsuz, on the rocks = buzlu demek tabi alkolsüz içeceklerde de geçerli mi bilmiyorum. elimde baya konuya ekleyecek şeyler birikti yarın hepsini ekleyeceğim. katkınız için teşekkürler.


  • Yazdıklarının yarısı siyahilerin hood-ghetto kültüründen gelen kelimeler. Beyaz suburbanda yaşayan beyaz halk tarafından pek kullanılmayan şeyler aslına bakarsan. Diğerleri ortak ama yarısı dediğim gibi daha çok kültürel. Faydalı bir konu yine de. Gidecek birçok kişinin işine yarar.


  • @this-time89, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar. (slang guide)

    Yazdıklarının yarısı siyahilerin hood-ghetto kültüründen gelen kelimeler. Beyaz suburbanda yaşayan beyaz halk tarafından pek kullanılmayan şeyler aslına bakarsan. Diğerleri ortak ama yarısı dediğim gibi daha çok kültürel. Faydalı bir konu yine de. Gidecek birçok kişinin işine yarar.

    hocam kullanmak başka bilmek başka mesela bu "stick" olayını miami'de yaşayan beyaz amerikan dostumdan öğrenmiştim. trippin'i siyahiler freaking out'u beyazlar kullanabilir o konuda haklısınız ama bu slanglerin en az %80'inin beyaz amerikanlar tarafından kullanıldığına eminim. tek siyahi gözüyle bakmayın, ülkede "whigger" olarak yaşayan popülasyon azımsanmayacak ölcüde. whigger kendisi beyaz olan fakat zenci gibi davranan, aksanı-konuşma şekli zenci gibi olan kişiler. texas'lı bir beyaz kız arkadaşım olmuştu bir defa formal ingilizce konuştuğunu görmedim bu paylaştığım slanglerin en az yarısını kullandığını görmüşümdür. %80-90 beyaz amerikalılar tarafından kullanılan, %100 siyahi kişiler tarafından kullanılan kelimeler diyebiliriz paylaştıklarıma. zaten bu kelimeler herkes tarafından bilinir. :face_with_tears_of_joy: görüşünüzü paylaştığınız için teşekkürler.
    düzenleme:
    elimden gelebildiği kadar beyaz amerikanların da kullandığı çok yaygın olan argoları kullanmaya çalıştım. istek gelirse bang dat, bleeder, bust down, do the dash, dusty, lackin gibi yoğunluk olarak siyahi popülasyonun kullandığı argoları paylaşabilirim. o argolar hakında da çok bilgim var birçok siyahi dostum olduğunundan, ama bir yandan ortak bilinen argolardan sapmak istemiyorum. zencilerin içinde büyümeyen birisinin hemen az önce örnekte verdiğim argoları pek bilmesine gerek yok ama istek olursa onları da açıklayabilirim.


  • @kaanvercetti Uzun cevap için teşekkürler. Yok yahu yanlış anlaşılmasın ben başlığı çok yararlı gördüm kızma :D Senin daha çok yabancı arkadaşın olmuş doğrudur yazdıkların sözüm yok :D

  • ⭐⭐

    fixin to var . I was fixin to go to Forth worth.
    Tamir etmekle alakası yok. Yapmak üzereyim anlamı var

    Gazlı sekerli icecege de soda diyorlar. Bizim maden suyu gibi degil

    loonie 1 dolar Toonie 2 dolar= Kanada

    Makin buck= Para yapmak
    Takin the gravy train= Kısa yoldan fırsat bulup köşe olmak, Kısa yoldan yırtmak birşeyi lehine kullanarak yırtmak


  • Konuya üyelerimizin belirtmiş olduğu kullanımları da ekledim ve uzun süredir eklemeye üşendiğim telefonumda not ettiğim şeyleri de konuya ekledim. Eklenmesini istediğiniz bilgi varsa yazmaktan çekinmeyin amacımız herkese yardımcı olabilmek. Yeni bilgileri konuya geçirdim bu post içinde de konuya eklenen 3. bölüm bilgilerini görebilirsiniz.

    I go by (...) ve you can call me (...) Birisi size isminizi sorduğunda verebileceğiniz cevap alternatiflerindendir ve oldukça kullanılır.
    +Who you be bro?
    -I go by Kaan. (ya da You can call me Kaan.)
    Pick on: Sataşmak-bulaşmak.
    My boss picking on me all the time. If he keeps doing that I'll tear down his joint.
    No good: İşe yaramaz, boş kişi.
    No clue: I don't have any idea ile eş anlamlı, bilmiyorum-herhangi bir fikrim yok anlamında kullanılır.
    Be off to: Bir yere gidiyor olduğunuzu belirtmek için kullanılır.
    I'm off to school. (okula gidiyorum şu an)
    I'm off to Canada next week. (önümüzdeki hafta Kanada'ya gidiyorum)
    Jump on: Birisine aniden saldırmak, dövmek.
    Motherfuckers jumped on me while I was talking to my girlfriend on the phone. (kız arkadaşımla telefonda konuşurken or. cocukları bana saldırdı)
    Sit tight: Genelde polis çevirmelerinde kullanılır. Polis sizle konuşup arabasına geri döneceği esnasında size sit tight yani yerinde kal, kımıldama, otur oturduğun yerde diyebilir.
    Blow: Kokain
    Bare: Kelime anlamı olan yalından ziyade (bare foot-yalın ayak vb) argo anlamı verydir yani çok anlamına gelir. I got bare .... diye cümle kurabilirsiniz. Hella yerine geçebilir.
    Sing someone's praises: Övmek, övgüyle söz etmek gibi anlamları var.
    Brandy been singing your praises for days. We'll see whether he's right or not. (Brandy seni günlerdir övüyor (öve öve arşa çıkarıyor) onun doğru(haklı) olup olmadığını göreceğiz.
    Hit on: Yavşamak.
    I saw Ahmet hitting on my girlfriend yesterday bro! I was going to punch him in the fucking face but then I noticed that she was cheating on me tho! (Ahmeti dün kız arkadaşıma yavşarken gördüm. Onu tam yumruklayacaktım ana sonradan farkettim ki benim manita da beni aldatıyormuş!)
    Let me know: Oldukça fazla kullanılır, Lemme know gibi de kullanılır. Bileyim gibi anlamı vardır. İnternet dilinde LMK şeklinde kısaltılışı da vardır. Genelde arkadaşınızdan bir şey beklersiniz, müsait olduğunda ya da eline geçtiğinde beni haber et olarak kullanılabilir. Aslında her şey için kullanılabilir örneklerde anlarsınız.
    If you get any of those packages, let me know.
    If she wants to join the party as well, let me know.
    Let me know if you come to turkey bro.
    Catch someone slippin(g): Birini hazırlıksız- off guard yakalamak. Cops caught me slippin doe, I couldnt even do the dash 'cause my whip's key wasn't on me. Aynı zamanda düşmana ya da polise silahsız yakalanmak (onları vuramayacağın için) anlamı da vardır. Zenciler daha çok "Catch someone lacking" kullanır ve lacking onların jargonunda silahsız olmak anlamına gelir. I'm lacking doe. (silahım yok kanka.)
    Clap: Alkıştan ziyade sokaktaki anlamı birisini silahla vurarak öldürmektir.
    Fye: İnternet dili kullanımıdır, fire ateş ediyor gibi bir şey düşünebilirsiniz bizde de vardır fotoğrafların altına yorum attığımız şekil.
    Patdown: Üst aramasıdır ve oldukça fazla kullanılır.
    I got pat down by the cops three times in a row. If I get pat down once more, I'll do the dash. (üç defa üst üste polisler tarafından üzerim arandı. bir daha ararlarsa kaçacağım)
    Decent: Good, iyi-güzel.
    So long: Hoşçakal.
    Spit the truth: Gerçekleri tükürmek, gerçekleri konuşmak.
    When it rains it pours: Kötü şeyler üst üste gelir.
    Holla (holler) at me: Beni ara.
    I'mma holla at you when I'm available. (müsait oldugumda seni arıcam, sana mesaj cekicem, sana ulasıcam gibi anlamları olabilir)
    Cry me a river: Ufaktan sarcastic(iğneleyici) olarak ağlarsan ağla, aman ne acıklı! gibi anlamlara geliyor.
    Hold up (hollup): Bekle anlamına geliyor. Telefonda arkadaşınıza: Hollup a minute, am busy dealing with my mom right now. diyebilirsiniz.
    Take it easy: Sakin ol, görüşürüz anlamları var. İki şekilde de kullanılabilir. Daha çok sakin ol acele etme gibi olarak kullanılır.
    Don't get me wrong but...: Oldukça kullanılan bir sözdür. Beni yanlış anlama ama .... şeklinde devamını getirebilirsiniz.
    Chop shop: Amerika'da da Kanada'da da kullanılır. Çalıntı arabaların parçaların söküldüğü (hurdaya verildiği junkyard gibi düşünebilirsiniz) yerlere denir. Kuzey Amerika'ya özgü bir argodur.
    Out of the blue: Abruptly, unexpectedly gibi anlamlara gelebilir. Hop diye -birden bire demek.
    No face no case: Şarkılarda da duyabileceğimiz sözlerden. Polisler sizi araba çaldığınız için tutuklar ve sonra delil yetersizliğinden serbest bırakılırsınız. Polisler sizin %100 suçlu olduğunuzu bilse bile bir şey yapamaz. Her suç için geçerli olabilir. Tam anlamı kanıt yoksa dosya da yoktur tutuklama da yoktur. No face no case.


  • Everything but little little into the middle. (Cem Yilmaz) - Donatin abi masayi herbiseyle 😁


Benzer Başlıklar

  • İngilizce öğrenmek için kaynak kitaplar

    İngilizce
    2
    1
    0 Oy
    2 İleti
    291 Bakış
    sıla5566S
    The academic publishing yada moda dil kaynaklarını kullanan var mı?
  • Filipinler'de ingilizce dil okulları

    İngilizce
    1
    -1 Oy
    1 İleti
    273 Bakış
    E
    Filipinler, İngilizcenin resmi dili olduğu ve İngilizce eğitim veren çok sayıda dil okuluna ev sahipliği yaptığı için yurt dışında İngilizce öğrenmek için popüler bir destinasyondur. Filipinler'de İngilizce dil okulları, her yaştan ve seviyeden öğrenciye uygun çeşitli kurslar sunmaktadır. Filipinler'de İngilizce dil okullarının avantajları Fiyat: Filipinler, İngilizce öğrenmek için en uygun fiyatlı ülkelerden biridir. Kaliteli eğitim: Filipinler'deki dil okulları, yüksek kaliteli eğitim sunmaktadır. Akıcı konuşma: Filipinliler, İngilizceyi ana dilleri gibi konuşurlar, bu da öğrencilere akıcı konuşma becerilerini geliştirmeleri için bolca fırsat sağlar. Kültürel deneyim: Filipinler, renkli ve canlı bir kültüre sahiptir. İngilizce dil okullarında eğitim almak, öğrencilere Filipin kültürü hakkında bilgi edinme ve deneyimleme fırsatı verir. Filipinler'de İngilizce dil okulları türleri Filipinler'de İngilizce dil okulları, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli türlerde kurslar sunmaktadır: Genel İngilizce: Bu kurslar, temel İngilizce grameri, kelime bilgisi ve konuşma becerilerini geliştirmeye odaklanır. Yoğun İngilizce: Bu kurslar, İngilizceyi hızlı bir şekilde öğrenmek isteyen öğrenciler için tasarlanmıştır. İş İngilizcesi: Bu kurslar, iş dünyasında İngilizceyi kullanacak öğrencilere yöneliktir. Sınava hazırlık: Bu kurslar, TOEFL, IELTS ve Cambridge ESOL gibi sınavlara hazırlanmaya odaklanır. Filipinler'de İngilizce dil okulları seçerken dikkat edilecek hususlar Filipinler'de İngilizce dil okulu seçerken aşağıdaki hususlara dikkat etmek önemlidir: Okulun itibarı: Okulun itibarını araştırmak, kaliteli eğitim aldığınızdan emin olmanın en iyi yollarından biridir. Kurs seçenekleri: Okulun sunduğu kurs seçeneklerini göz önünde bulundurun. Fiyat: Fiyatları karşılaştırarak, bütçenize uygun bir okul bulun. Konum: Okulun konumunu, ilgi alanlarınız ve ihtiyaçlarınız doğrultusunda değerlendirin. Filipinler, İngilizce öğrenmek için giderek daha popüler bir destinasyon haline geliyor. Bunun birkaç nedeni var: İngilizce, Filipinler'in resmi dillerinden biridir. Filipinler'de yaşayan ve çalışan insanların büyük çoğunluğu İngilizce konuşabiliyor. Bu, öğrencilerin her gün İngilizce pratik yapma fırsatına sahip oldukları anlamına geliyor. Filipinler'de İngilizce kursları oldukça uygun fiyatlı. Amerika, İngiltere veya Kanada gibi diğer İngilizce konuşulan ülkelere kıyasla Filipinler'de İngilizce eğitimi almak çok daha ucuz. Filipinler, sıcak ve misafirperver bir ülkedir. Filipinliler, İngilizce öğrenmek için gelen öğrencilere çok sıcak ve misafirperver davranırlar. Bu, öğrencilerin İngilizce öğrenme deneyimini daha keyifli hale getirir. Filipinler'de İngilizce öğrenmenin bazı avantajları şunlardır: İngilizce konuşma becerilerinizi hızlı bir şekilde geliştirebilirsiniz. Filipinler'de her gün İngilizce pratik yapma fırsatına sahip olduğunuz için, İngilizce konuşma becerilerinizi diğer İngilizce konuşulan ülkelere kıyasla daha hızlı geliştirebilirsiniz. İngilizcenizi günlük yaşamda kullanabilirsiniz. Filipinler'de İngilizce, günlük yaşamda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu, İngilizcenizi günlük konuşma ve etkileşimde kullanma fırsatına sahip olduğunuz anlamına gelir. Filipinler'in kültürünü ve tarihini öğrenebilirsiniz. Filipinler, zengin bir kültüre ve tarihe sahip bir ülkedir. Filipinler'de İngilizce öğrenirken, aynı zamanda Filipinler'in kültürünü ve tarihini de öğrenebilirsiniz. Filipinler'de İngilizce öğrenmeye karar verirseniz, aşağıdakileri göz önünde bulundurmanız önemlidir: Dil seviyenizi belirleyin. İngilizce seviyenizi belirlemek için bir İngilizce seviye testi yapabilirsiniz. Bu, size uygun bir dil kursu seçmenize yardımcı olacaktır. Dil kursunu araştırmanız. Filipinler'de birçok farklı İngilizce dil kursu bulunmaktadır. Dil kursunu seçerken, kursun kalitesini, fiyatını ve konumunu göz önünde bulundurmalısınız. Filipinler'de yaşam maliyetini araştırın. Filipinler'de yaşam maliyeti, diğer İngilizce konuşulan ülkelere kıyasla daha düşüktür. Ancak, yine de Filipinler'de yaşam maliyetini araştırmanız önemlidir. Filipinler, İngilizce öğrenmek için harika bir destinasyondur. İngilizce konuşma becerilerinizi hızlı bir şekilde geliştirmek, İngilizcenizi günlük yaşamda kullanmak ve Filipinler'in kültürünü ve tarihini öğrenmek istiyorsanız, Filipinler sizin için doğru yer olabilir. Sonuç olarak, Filipinler, yurt dışında İngilizce öğrenmek için mükemmel bir destinasyondur. Filipinler'deki dil okulları, her yaştan ve seviyeden öğrenciye uygun çeşitli kurslar sunmaktadır.
  • İngilizce Öğrenme Rehberi ve Faydalı Bilgiler (Speaking - Writing - Listening - Reading)

    İngilizce
    3
    25 Oy
    3 İleti
    2k Bakış
    Cibali_KarakoluC
    Elinize, emeğinize sağlık.
  • YDS , TOEFL , IELTS Basvuru ve Hazirlik Sureci

    İngilizce
    10
    2 Oy
    10 İleti
    803 Bakış
    P
    arkadaslar selam toefl hazirligi konusunda her turlu öneriye acigim kisitli zamanim var 5.0 5.5 yeterli olur kaynak ya da kurs ya da daha farklı önerileri olan varsa yardimci olabilirseniz super olur nerden baslamam gerekiyor tam bilmiyorum
Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

26

Çevrimiçi

60.8k

Kullanıcı

5.1k

Konu

534.7k

İleti

Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum