Gerçekten o kadar çok üzülüyorum ki... Mersin Üniversitesi'de İngiliz Dilbilimi ikinci sınıf öğrencisiyim(ydim). Öğrenci olarak aşırı aktif, akademik başarıları olan birisiydim, modern dilbilimin kurucularından Noam Chomsky'i bile üniversitemiz için sunu yapmaya getirtmeyi başarmıştık. Fakat tüm çabalarımın bir hiç uğruna olması, yolun sonunda iki asgari maaş etmeyen bir dal için uğraşmam... Gerçekten hayatımdan çalınan ve geri alamayacağım paradan daha değerli olan zamanıma üzülüyorum. Büyük abilerime/ablalarıma değil de daha çok yaşıtımdakilere yazmak istiyorum, gençliğimizi çaldılar. Geleceğimizi göremediğimiz, düzgün hayaller kuramadığımız bir yoldan geçiyoruz. O kadar çok doluyum ki, içimdeki her şeyi döksem bir saate kalmaz alınırım evden. Beni en çok üzen olay da burası, rahatça nefes alıp düşünceni bile ifade edemiyorsun. Mersin'de dışarı çıktığımda artık caddede Türkçe konuşan, benden olan birisine denk gelemiyorum. Sokakta derdimi anlatabileceğim, soru sorabileceğim Türkçe bilen bir insan kalmadı. Bunları yarın Amerika'ya uçacak olan kişi olarak yazıyorum, ben en mutlu geçirmem gereken zamanlarımı ailemden ayrı kalarak yaşamak zorunda kalacağım. En azından sokakta konuşulanları (İngilizce) anlayacağım, dilini bildiğim bir yere gidiyorum diye sevinir hale geldim. @ibrahimasar abi, zamanında arkadaşla kulağını çok çınlatmış olabiliriz. Bu forumda tanıştığım ve buluştuğum bir arkadaşım ile sürekli yıllar boyu başvurup nasıl çıkaramadığının lafını yapıyorduk. Biz de sürekli aynı şeyi deneyip farklı sonuç beklemek yerine başka yollara başvurduk. O kendisini kurtardı Kanada'ya giderek. Çok fazla kafa açmak da istemiyorum, kafasına koyup gerçekten gitmek isteyen varsa istemek yetmiyor arkadaşlar. Tek yol çekiliş değil. Belli başlı fedakarlıkları yapıp aksiyon almanız gerekiyor, yaşama isteğiniz tek kafanızda kalmamalı. Ben sırf bu yüzden bir yıl kaybettim. Barbaros Ortaokulu'nda Türkçe hocamın zorunlu olarak ezberlettiği, hala da ezberimde olan şiir ile yazımı noktalamak istiyorum:
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.