Türkiye'de sıklıkla tayin olanlar ve başkaca sebeplerle 2-3 kez il değiştirmiş olanlar şu söyleyeceklerimi iyi anlarlar.
İlk kez inersin otobüsten, o ilde hiç tanıdığın yoktur. İnternetten epey araştırmana rağmen ilk önce yön navigasyonun hemen şak diye oturmaz. Ev kiralarına bakmışsındır ama fiyatlarla-mahalle sakini profilinin her zaman doğru korelasyonda olmadığını önceki oturduğun ilden zaten bilirsin. Bir de vaha gibi o pahalı mahalle acaba ucuz mahallelerle mi çevrilidir?
İlk bir hafta ev arayacaksın ok. Öğrentmenevi, polisevi, DSİ ne kadar misafirhane var baktın hepsine, leş. Hele öğretmen evinde tek kişilik oda yok, bir başkasını yanına verebiliriz dediler. Özel yurtlara bile baktın dünya para.
Neyse bir günlük öğretmen evine attın sırtçantanı, tayin olduğun iş yerine gittin. Önce kendini tanıttın ve "... Bey" ler hava da uçuşuyor. Bakalım kim ilk soğuk espiriyi yapacak. Evet iş yerinin ilk (en eski çalışanı) kendisini başkası gibi tanıdıp şapşik bir espiri yapar. Ardı gelir.
Ve sorular, ev tuttun mu, nerelisin, bekar mısın? Uyarılar, o semte dikkat et, şu restorana gitme, bunu yapma, buraya gelen çok durmaz gider bilgin olsunlar...
Ev tutmayı düşündüğün muhiti söylersin gülerler.
Falan filan...
Daha sen şehirde doğu-batı istikametini tam çıkaramadan sana hangi dolmuşla nereye gideceğini, çarşıda en güzel selanik kurusunu nerenin sattığını, ve Şerlok Holms olsa bulamayacak bir belediye elektrik idaresi ve sular idaresinin tariflerini veri verirler.
Ama hepsinden önce iş yerinin labirent gibi binasında personel işlerini bulman gereklidir.
Evet hepsi Türkçe konuşur ama ağız-lehçe ve özel kelimeleri (yöreye ait) acımadan kullanırlar. Ve keh kehli espiriler.
1,5 yıl sonra dedikleri gibi tayinim başka kuruma çıktı (ben istedim) ve gittim, giderken bir baktım ben bile onlar gibi espiriler döktürüyorum ve onların bile tanımadığı çarşı esnafı ile vedalaşıyorum.
Tanıdığım en adaptif canlı insandır.
Gidilen ülkenin zorluğunu gitmeden bilemeyiz, ama yaşağıdımızınkini biliyoruz 