DV2020 bekleme odası
-
@Rhonster sorunuza binaen bir araştırma yazısını buraya kopyalıyorum söz uzmanının... Dış borçlar
Oğuz Çetinoğlu
OSMANLI döneminden Cumhuriyet dönemine intikal eden dış borçlar için Lozan Barış Sözleşmesi gereğince; 1928 yılında alacaklı ülkeler tarafından, Türkiye Dış Borçları Komisyonu kuruldu. Komisyon ile borçların ne şekilde ödeneceği konusunda sözleşme imzalandı. 1929 yılında yaşanan dünya iktisâdî krizi sebebiyle Cumhuriyet Hükümeti borçlarını ödemekte güçlüklerle karşılaştı. Taksitlerin azaltılması istendi. Bu istek, 1933 yılında Paris Sözleşmesi ile kabul edildi. Ödeme süresi 30 yıldan 50 yıla çıkarıldı. 1936 yılında yeni bir ödeme plânı hazırlandı. 1944 yılında da erken ödeme isteğimiz karara bağlandı. 25 Mayıs 1954 tarihine gelindiğinde, 1854 yılından beri devam eden 100 yıllık dış borcun tamamı ödenip bitirilmişti.
TARİH BİLGİSİ HERKESE LÂZIMTarih, muazzam bir erken uyarı sistemidir. Geçmişin cahili olanlar, geleceğin körüdürler. Tarih bir milletin hâfızasıdır… gibi, tarih ile ilgili çok anlamlı özdeyişlerimiz vardır. Karşılaşılan olaylarda ne şekilde hareket edileceğinin belirlenmesi için en akıllı yöntem, hâfızaya başvurmaktır. Oradaki bilgiler doğru değerlendirilirse, doğru kararların alınması mümkün olabilir. O kararlarla; İyi bir pehlivan, aynı oyun ile iki defa yenilmemeli, şeklindeki bir başka özdeyişimizin gereği yerine getirilebilir.
Geçen sayımızda, Osmanlı Dönemi ile başladığımız Dış Borçlar konusu, Cumhuriyet Dönemi ile tamamlanacaktır. Böylece; bundan sonra ve dibe vurmadan önce son bir durum değerlendirmesine vesile olunabilirse, hedefe ulaşılmış demektir.
•••
Osmanlı Devleti’ni sömürge konumuna düşüren dış borçlanmalar, Cumhuriyet döneminin ilk yöneticilerini temkinli hareket etmek mecburiyetinde bırakmıştı. 1924’ten 1954’e kadar en yükseği 1947 yılında 56 milyar olmak üzere toplam 501 milyar TL. tutarında borç ödendi. Borçlanma ihtiyacı duyulduğunda, siyâsî bağımsızlığın, iktisadî bağımlılıkla zedelenmemesi için borç almaktan kaçınıldı. Üstelik bu dönemde, yalnızca dış borçların ödenmesi ile yetinilmedi. Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketler; bedellerinin bir kısmı peşin ödenerek bir kısmı da takside bağlanarak millîleştirildi. (*) Cumhuriyet döneminin ilk dış borçlanması, millîleştirme işleminin taksitlerini ödemek için gerçekleştirildi. Toplamı 138.000.000 TL. idi. Bu borcun taksitleri 1950 yılında bitti.
Cumhuriyet döneminde ilk dış borç; İkinci Dünya Savaşı’nın hemen başında İngiltere’den alındı. 16.000.000 İngiliz Sterlini, ithalât ve savaşın muhtemel olumsuzluklarını önleyici tedbirler için kullanıldı. Bu tarihte Türkiye’nin toplam dış borcu 236.000.000 ABD Doları idi. 1945 yılı sonunda borçlar 439.000.000 dolara yükseldi. Buna karşılık döviz ve altın olarak yedek kaynaklarımız 307.000.000 dolar seviyesindeydi. Kaynakların üretim için kullanılmayıp tamamının âtıl vaziyette bekletilmesi, Türkiye’nin aleyhine oldu. Yurdumuzdaki üretim, savaş sonrası barış günlerindeki ihtiyaçları karşılayamıyordu. Açıklar için ithalât yapıldı. Daha fazla üretim ve üretim için de yatırım yapmak gerekiyordu. Sonraki yıllarda geciken yatırımların gerçekleştirilmesi için borçlanma kaçınılmaz hâle geldi. İşbaşındaki hükümet, 50.000.000 dolar borç almak isteğini Dünya Bankası’na iletti. 28 Aralık 1949 tarihinde, Dünya Bankası’ndan bir heyet incelemeler yapmak üzere Türkiye’ye geldi. Bu gelişle, sonraki yıllarda Türkiye’nin bütün ekonomi kaynaklarını kapsayacak şekilde genişletilecek olan kontroller başlatılmış oldu. Böylece; usta pehlivanın sırtını aynı oyunla, ikinci defa yere getirmek isteyenlerin bekledikleri düzen kuruldu.
1948 – 1952 döneminde; Truman Doktrini ile 73.000.000 dolar ve Marshall Yardımı ile 351.700.000 dolar almamıza rağmen dış borçlanmalara devam edildi. 4 Ağustos 1958 tarihinde; yönetim hatâları yüzünden ve (daha da önemlisi) ekonomimizi kontrolleri altına alanların ağır baskıları sebebiyle doların değeri 280 kuruştan 900 kuruşa çıkarıldı. Dış borçlarımız birdenbire endişe verici boyutların eşiğine geldi. 12 Temmuz 1962 tarihinde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı (OECD) bünyesinde oluşturulan Türkiye’ye Yardım Konsorsiyumu; program kredileri, proje kredileri, borç ertelenmesi, (eski borçların ödenmesi için yeniden borç verme anlamındaki) refinansman kredileri ile 1973’te dış borç stoku 2.120.000.000 dolara yükseldi.
Dünya ekonomisinde 1973 – 1974 yıllarında yaşanan petrol krizi, dövize çevrilebilir mevduat (DÇM) hesapları ve diğer etkenler sebebiyle 1980 yılına gelindiğinde dış borçlarımız 11.374.000.000 dolara çıktı. 24 Ocak 1980 tarihinde uygulamaya konulan Ekonomik İstikrar Programı ile, o güne kadar takip edilen temel ekonomi politikaları tamamen değiştirildi. Bunun sonucunda dış borçlar daha da arttı. Karşılığında; karaborsanın önlenmesi, yoklukların yok edilmesi, dış borç ödemelerinde rahatlama ve itibar kazanılması, (bir kısmı kötüye kullanılan teşviklerle) Türkiye’nin ticarette dışa açılması… gibi avantajlar sağlandı. Dışa bağımlılığımızı artırıcı ve savurganlıklarla sakatlanmış yönleri de bulunmakla birlikte verimli yatırımlar gerçekleştirildi. Bir müddet sonra Türkiye ekonomisi Milletlerarası Para Fonu (IMF) kıskacından kurtuldu. 13 Aralık 1995’te Avrupa Birliği (AB) ile imzalanıp 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği (GB) Anlaşması’nın oluşturduğu olumsuzluklar sebebiyle, şartlar aleyhimize gelişmeye başladı. Bu tarihte dış borçlarımız 73.200.000.000 dolar idi. Borç yükü çok ortaklı, zayıf hükûmetlerle daha da ağırlaştı. 1999 yılında 111.215.000.000 dolara, 2000’de 145.425.000.000 dolara ulaştı, 2003 yılına gelindiğinde ise 200.000.000.000 doları aştı.
KRİZDE YAŞIYORUZ
Gelişmekte olan ülkeler, gerekli yatırımları gerçekleştirmek ve ülke ekonomisini canlandırabilmek için dış kaynaklara başvururlar. Dış kaynaklar iki yolla kullanılır: 1- Yabancı sermaye, 2- Dış borçlanma. Baraj, fabrika, santral, liman, köprü, demir ve karayolu, havaalanı, telekomünikasyon gibi büyük yatırımlar için en uygun kaynak, (yap işlet devret modeli ile ülkeye çekilecek) yabancı sermayedir. Bu şekilde gelen yabancı sermaye, bütçenin ve dolayısıyla ekonominin faiz yükü altında ezilmesine yol açmaz, ülkenin bağımsızlığı için tehlike oluşturmaz. Buna rağmen zorlukları vardır: fedakârlık (?!) gerektirir. Yabancı sermaye çevreleri ikna edilecek, hükûmet yandaşlarının, ihaleler yoluyla zengin edilmesi lüksünden vazgeçilecek… vs. Yatırımlar, ekonominin gereklerine ve bölgenin gerçek ihtiyaçlarına göre değil de siyasî amaçlarla gerçekleştiriliyorsa, yabancı sermaye gelmez. Bu durumda en kolay yol, borç almaktır. Fakat tehlikelidir.
Borç verecek milletlerarası kurumların belli şartları vardır: 1- Eskiden alınmış borçların yıl içerisindeki ana para taksitleri ve faizlerinin toplamı, ihracat gelirlerini aşmamalı. 2- Evvelki borç taksitleri ve faizlerinin ödenmesinde aksama yaşanmamış olmalı. 3- Faiz oranı olabildiğince yüksek olmalı. Milletlerarası kuruluşlar ve yabancı bankalar (Türkiye söz konusu olduğunda) daima kredi vermeye hazırdırlar. Çünkü onlar, bir yolunu bulup paralarını her zaman alacaklarını bilirler. Ekonomimiz ne kadar kötü durumda olursa olsun, devletimizin borç ödeme gücü zayıf değildir. Hatta emsali ülkelere göre hayli yüksek bile sayılır.
Bunlar, madalyonun bir yüzüdür. Madalyonun diğer yüzü ise iyimserlikleri yok edecek tehlikelerle doludur.
Türkiye, geciken kalkınma hamlelerini gerçekleştirmek mecburiyetinde olan ülkelerin hepsinde olduğu gibi derin bir ekonomi krizinin diplerine yakın bir yerdedir. Bu krizin adı: Dış borç krizi’dir. Çünkü alınan dış borçlar gelir getirici yatırımlar için değil, cârî giderler için kullanılmaktadır. Krize düşmüş – düşürülmüş ülkelerin, uygulayagelmekte oldukları politikaların dışında, yeni bir yöntem geliştirememeleri hâlinde, krizden kurtulmaları yakın bir gelecekte mümkün görülmemektedir. Uzak bir gelecekte ise çok ciddî zorluklar vardır. Türkiye söz konusu olduğunda, uzun vâdeli bir gelecekte, akıllı tercihlerle, radikal tedbirlerle ve istikrarlı / tavizsiz uygulamalarla kurtuluş elbette mümkündür. Bu bir yönetim mahâretidir.
Siyasî alanda, Ne pahâsına olursa olsun… zihniyeti ile atılan adımlar bize çok pahalıya mal olmakta, karşılığında hiçbir kazanç elde edilememektedir. Bu kararlılığı, ekonomi alanında, akıllı tercihlerle belirlenecek isabetli politikaların uygulanmasında göstermeliyiz. Başlatılan yararlı uygulamalardan, oy kaybı gibi politik sebeplerle vazgeçilirse, bıçak kemiğe dayandığında yeni bir takım düzenlemelerden medet umulursa; sonuç, bugüne kadar onlarca defa yaşandığı gibi hüsran olur.
Aşılması en zor engel, şüphesiz dış borç stokları sebebiyle Türkiye’yi kontrol altında tutmak kararlılığında ve (paranoyaklıkla suçlanmayı göze alarak belirtilmeli) ülkemizi parçalamak niyetinde olanların sun’i olarak oluşturacakları problemlerdir. O engelleri aşabilecek beceriye sahip kadrolara ihtiyacımız var. Aksi takdirde, devletimiz ve milletimiz, aynı oyunla ikinci defa yenilen pehlivan konumuna düşürülmüş olur.
(*)Millîleştirilen şirketler:
1- 31 Mayıs 1931’de Mudanya – Bursa Demiryolu, 2- 23 Mayıs 1933’de Samsun Sahil Demiryolu, 3- 12 Haziran 1933’de İzmir Rıhtım İşletmesi, 4- 23 Mayıs 1934’te İstanbul Rıhtım ve Antrepo İşletmesi, 5- 31 Mayıs 1934’te İzmir ve İlçeleri Demiryolu, 6- 30 Mayıs 1935’te Aydın Demiryolu, 7- 11 Mayıs 1936’da Ergani Bakır İşletmeleri, 8- 26 Nisan 1937’de Anadolu Demiryolları ve Haydarpaşa Liman Şirketi, 9- 26 Haziran 1937’de Şark Demiryolları, 10- 22 Haziran 1938’de İstanbul Elektrik Şirketi, 11- 24 Haziran 1938’de İzmir Telefon Şirketi, 12- 15 Haziran 1939’da İstanbul Tramvay Şirketi, 13- 21 Haziran 1939’da İstanbul Tünel Şirketi, 14- 13 Temmuz 1939’da Bursa Elektrik Şirketi.
-
@sadikcagan , @birumut 'un da dediği gibi, burası bekleme odası ve her konu konuşulabilir diye düşünüyorum. Ne yani, oturup bekleyen insan figürü çizip buraya koyalım, sonra da herkes bu figürlere bakıp yorum mu yapsın? :) Beklerken vakit geçiriyoruz saygı çerçevesinde.
İnsanlar tanzim kuyruğunda beklerken bile sohbet etmiyor mu vakit geçsin de sıra bana gelsin diye :) -
@rhonster DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@Sinem Sinem Hanım Atamın çok alkol tükettiği herkes tarafından bilinen birşey o kadar güçlü olsalardı durum oraya hiç gelmezdi savaşlar zamanında biterdi çok havaya konuşuyormuşsunuz gibi geliyor şahsen bana ya da trollüyorsunuz veya ironi lakin ben her zaman ki gibi yazılanları ciddiye alıpta cevap verdim.
atamız acaba çocuklugundan beri mi içiyordu? Bir insanın siroz olması için ne kadar süre içiyor olması lzım? Siroz belirtileri nelerdir? Atanın belirtileri siroz mudur karacigerde zehirlenmeye baglı akut yetmezlik midir? Nerede bu dr raporları? 5816 sayılı kanun Atatürk ü degil düşmanlarının yediginaneleri örtmek içindir. Açıklanmalı...
-
1945 yılı sonunda borçlar 439.000.000 dolara yükseldi. Buna karşılık döviz ve altın olarak yedek kaynaklarımız 307.000.000 dolar seviyesindeydi. Kaynakların üretim için kullanılmayıp tamamının âtıl vaziyette bekletilmesi, Türkiye’nin aleyhine oldu. Yurdumuzdaki üretim, savaş sonrası barış günlerindeki ihtiyaçları karşılayamıyordu. Açıklar için ithalât yapıldı. Daha fazla üretim ve üretim için de yatırım yapmak gerekiyordu. Sonraki yıllarda geciken yatırımların gerçekleştirilmesi için borçlanma kaçınılmaz hâle geldi. İşbaşındaki hükümet, 50.000.000 dolar borç almak isteğini Dünya Bankası’na iletti. 28 Aralık 1949 tarihinde, Dünya Bankası’ndan bir heyet incelemeler yapmak üzere Türkiye’ye geldi. Bu gelişle, sonraki yıllarda Türkiye’nin bütün ekonomi kaynaklarını kapsayacak şekilde genişletilecek olan kontroller başlatılmış oldu. Böylece; usta pehlivanın sırtını aynı oyunla, ikinci defa yere getirmek isteyenlerin bekledikleri düzen kuruldu. BAKIN EN ÖNEMLİ KISIM BENCE BURASI...
-
@aayhann DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem ama işte o bahsettiğin ülkelerde devlet kemer sıkıyor halkına kemer sıktırmıyor..ben sadece bişeyi merak ediyorum eğer cevaplarsan tabi..abd yi neden tercihe ettin veya ediyorsun özel değilse tabi
Oglanlar ögle yemegine geldi kesintiye ugradık kusura bakmayın.Sorunuzu cevaplayayım hemen. Tek başvurdugum ülke ABD degil Avusturalya ve Kanada da seçeneklerim arasında ama öncelikle ABD yi elemek istedim ben canhıraş bir şekilde ülkemden kaçma istegi duymadıgım için seçtigim her ülkeye de 3 er defa başvuruyorum 3 üncüden sonra eger çıkmazsa vazgeçip okulsuzluk seçenegini degerlendirecegim( açık orta ve lise)
-
@aayhann DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem ama işte o bahsettiğin ülkelerde devlet kemer sıkıyor halkına kemer sıktırmıyor..ben sadece bişeyi merak ediyorum eğer cevaplarsan tabi..abd yi neden tercihe ettin veya ediyorsun özel değilse tabi
ayrıca emn misiniz diger ülkelerin halkının kemer sıkmadıgından. :)
-
@sinem sonra malum yönetim geldi, önce Türk telekom, sonra tüpraş, şeker fabrikaları, tank palet fabrikası v.s derken satacak bir şey kalmadı. Peki ya oğullarının gemicikleri? Yok ama onlar satılmaz. Vatandaşa yastık altında ki tek 1 çeyrek altınını, 1 dolarını bile bozdur çağrısı yapıp, oğullarının milyon dolar değerinde ki 1 tek gemisini bile sattırmayan zihniyet. Komik olmayın yahu :)
Dış güçlere, o kadar derinlere dalıp kafa yormayın, devletimizi yıkan aleni güçleri görün önce ;) -
@rhonster saygı duyarım...
-
@dreams_usa DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem sonra malum yönetim geldi, önce Türk telekom, sonra tüpraş, şeker fabrikaları, tank palet fabrikası v.s derken satacak bir şey kalmadı. Peki ya oğullarının gemicikleri? Yok ama onlar satılmaz. Vatandaşa yastık altında ki tek 1 çeyrek altınını, 1 dolarını bile bozdur çağrısı yapıp, oğullarının milyon dolar değerinde ki 1 tek gemisini bile sattırmayan zihniyet. Komik olmayın yahu :)
Dış güçlere, o kadar derinlere dalıp kafa yormayın, devletimizi yıkan aleni güçleri görün önce ;)gemicikler nerde yahu bi görsek şu gemicikleri hangi bandırayla hangi sularda seyahat eder bu gemicikler ne taşırlar ne işe yararlar nedir yani?? Bi deyiverin bakem bi yo. :)
-
@sinem hahahahaaaa senin kurnazlar o gemileri ve şirketleri malta adasına taşıdı. Diyorum ya, derine dalma gözünün önündekini göremezsin :)
-
@sadikcagan DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@birumut
siyaset yapılırsa tatsızlıklar çıkabilir.tadı tuzu kaçabilir.
dosthane sohbetler tabiki yapılabilir.bn tatsızlık hissetmiyorum sadece konuşuyoruz benden yana üslub olarak sıkıntınz var mı?
-
@dreams_usa DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem hahahahaaaa senin kurnazlar o gemileri ve şirketleri malta adasına taşıdı. Diyorum ya, derine dalma gözünün önündekini göremezsin :)
iyi de malta adasına taşıdılar da noldu nasıl kazanıyorlar para yani gemin var ama maltada işini yürütüyorsun ama gizli var mı böyle b dünya. :D biraz uçuk duruyo hocam bu kısım. Başka argüman bulun. :)
-
@dreams_usa DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem sonra malum yönetim geldi, önce Türk telekom, sonra tüpraş, şeker fabrikaları, tank palet fabrikası v.s derken satacak bir şey kalmadı. Peki ya oğullarının gemicikleri? Yok ama onlar satılmaz. Vatandaşa yastık altında ki tek 1 çeyrek altınını, 1 dolarını bile bozdur çağrısı yapıp, oğullarının milyon dolar değerinde ki 1 tek gemisini bile sattırmayan zihniyet. Komik olmayın yahu :)
Dış güçlere, o kadar derinlere dalıp kafa yormayın, devletimizi yıkan aleni güçleri görün önce ;)ayrıca ben Aksarayda yaşıyorum şeker fabrikaları yerinde duruyo sadece özelleşti ki bu yapılması gereken bir hamle idi. bakınız az önce paylaştıgım ekonomik bilgilerle dolu yazı. :)
-
"Gemi var gemicik var"
başka argümana gerek var mı?
-
@volkanu DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
"Gemi var gemicik var"
başka argümana gerek var mı?
@VolkanU sevgili kardeşim bu adamların bu gemilerle ticaret yapması sakncalı mı? Size bir soru sorayım Trump abd başkanı olmadan önce napıyordu şimdi o ticaret işlerini bıraktı mı naptı? Kim yürütüyor?
-
@aayhann aleykumselam hemşerim. :)
-
Allahaşkına rica ediyorum bari burayı Akp - Chp savaşına çevirmeyin, zaten en çok da bunlardan bıktığım için gitmek istiyorum Türkiye'den...
-
@sinem hanım Aksaray da yeni acılan devlet hastanesinin yer döşemesindeki hataları gördünüz mü ? Kimin arsaları varıd da çöplüğün yanına yaptılar o hastaneyi.Hızlı tren geldi mi Aksaray a ?Belediye başkanı kayın babasının otelinin önündeki yolu değiştirip otele park yaptı.Gemicikleri göremiyorsan yakınındakileri gör.
-
yahu savaş falan yok konuşuyoruz ne kadar tahammülsüz olmuşsunuz sakin olun bi. :)
-
@birumut DV2020 bekleme odası içinde söyledi:
@sinem hanım Aksaray da yeni acılan devlet hastanesinin yer döşemesindeki hataları gördünüz mü ? Kimin arsaları varıd da çöplüğün yanına yaptılar o hastaneyi.Hızlı tren geldi mi Aksaray a ?Belediye başkanı kayın babasının otelinin önündeki yolu değiştirip otele park yaptı.Gemicikleri göremiyorsan yakınındakileri gör.
Hastane harika olmuş yanına yapılan saray gibi hasta yakını oteli de cabası. :) Belediye başkanı degişti eski belediye balkanı Haluk Şahin Yazgı nın kayınpederi mi bahsettiginiz Yeni belediye başkanı Evren Dinçer in mi? Ayrıca Aksaray a hızlı degil normal tren gelmesi lazım. :) ama henüz gelemedi... Belki bu dönem eger ani bir ekonomik problem çıkmazsa gelir. Gerçi gelmese de sorun yok zira Aksaray kavşak şehir. Bir yanı Ankara bir yanı Adana Mersin bir yanı Konya bir yanı Kayseri... Otoyollar kaymak gibi zaten..
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş
Benzer Başlıklar
20
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu534.7k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum