Arkadaşlar pasaport ve sarı zarflarımızı aldık sürecimiz tamamlandı :)
Forumun En Beğenilen İletileri
-
RE: DV2025 (2025 Green Card Lotosu) Aşamaları
-
RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri
Merhaba Arkadaslar,
Artik yazmanin zamani gelmisti. Amerika'ya yerleseli 1 sene 1 hafta oldu. Ne zorluklar, skntilar, pandemi ,issizlik herseyle karsilastik bu bir sene icinde. Yalniz en zor zamanimizda bile umitsizlige asla kapilmadik. Geldikten 5 gun sonra 2 ay boyunca pandemiden lockdown olmustu ve sinirli butce ,turkiyede odedigimiz mortgage, hersey ust uste gelmisti. Bu surecte ilk tuttugumuz evimizin ev sahibine 2 aylik kiramizi depozitodan aktarmasini talep ettik ve TR'deki kredileride ertelettik. Dmv 'ye gidip Ehliyet alamiyoruz, plaka alamiyoruz.Stiulamis alamiyoruz,Is ariyip bulmiyorduk. Kabus gibiydi... daha sonra bunca skntidan sonra isyerleri acildi ve ogun bugundur izin kullanmadik desek yeridir 🤣 Daha sonra ne mi oldu ,iki kisi calismak dunyanin her yerinde buyuk avantaj. Yavas yavas ev esyalarimizi yeniledik, biriken odemeleri halllettik,ailemize pandemide harclik yolladik,daha guzel bir townhousa be okul bolgesine tasindik. Sukurler olsun suanda hersey yolunda ,sadece cok cok cok calismak gerekli. Nacizane tavsiyelerim olacaktir.
Cocuklu aileyseniz ,bir aile buyugunden ilk yerlesme ,alisma ,calisma surecinizda yardim isterseniz harika olacaktir,
Greencard'inizin gelmesi icin sakin olaki mecbur kalmadiginiz surece kimsenin adresini vermesin, Amerika'ya geldiginizde evinizi tuttugunuzda ,kendi adresinize yollatin,
Ev tutmak cok zor ,bir tanidiginiz olur insallah yardimci olur,
Yerleseceginiz sehirdeki turk sosyal medya gruplarindan fikir alabilirsiniz,
Paraniz azsa Turkiye'den kredi cekip gelin ,burda zor durumda olmaktan iyidir. (Biz oyle yaptik)
Cocuk antibiyotik ve yetiskin antibiyotik bol alin.
Gelir gelmez eger suresi gecmediyse hemen vergi beyaninizda bulunun,
Bence araba borcumu girmeden once biraz idare edip ,ev aldiktan sonra arabanizi alin,
Gelmeden usa ilan'dan ,forumdan is ilanlarini Takip edip ,isinizi ayarlayip gelin.
Hepinizin yolu acik olsun. En buyuk destegi sevgili @crazycells ve forumun degerli uyelerinden gordum .hepinize cok tesekkur ederim.
-
RE: [Arşiv] DV2022 Mülakat Deneyimleri
Bunları yazsam mı yazmasam mı uzun zamandır kararsızdım. Benim için oldukça uzun bir süreç oldu, içimi dökeyim istiyordum ama kimseyi de sıkmak istemiyordum. En sonunda aman yazayım, kimse okumasa da en azından bana hatıra kalsın dedim. Biraz uzun, gereksiz bir yazı olursa kusura bakmayın. Altta direkt mülakat deneyimime de geçebilirsiniz.
Hikayeye biraz baştan başlamak istiyorum.
Sene 2019...
DV2021 greencard çekilişi için başvuru yaptığım zaman... Kazanacağımdan emin bir şekilde yaptım başvuruyu. Hem sonuçlar açıklanana kadar da evlilik süreci ile meşgul olacağım, zaman da çabuk geçer, oh ne güzel diye düşünüyorum. Başvuruyu yaptım, süreçle çok ilgilenmeden ama hep aklımın bir köşesinde Mayıs'ta kazanacağım düşüncesi var. Eve eşya alırken "Çok pahalı olmasın zaten Amerika'ya gideceğim, çok kaliteli olmasına gerek yok gidene kadar idare etsin yeter" vb. şekilde davranıyorum sürekli. Tabi ailem, eşim sen çok güvenme ona daha bir şey belli değil diyorlar... Yine de tüm masrafları minimumda tutmaya çalışıyorum tabi. Her şeyin en ucuzunu alamamış olsam da "hiçbir şekilde bizi borca sokmayacak" şeyler tercih ettim. Neden? Çünkü takıdan gelen parayı borca harca vermektense, çekilişi kazandıktan sonra onunla Amerika'da hayat kuracağım kendime.
Neyse. Nişan, nikah, kına, düğün derken vakit bir güzel aktı geçti. Sonuçların açıklanmasına kaldı 2 aycık 👀 Alaçatı'da balayındaydık eşimle, ömrümden 2 yılı erteletecek, tüm her şeyin bahanesi olarak kullanılacak o haber geldi... "Türkiye'de ilk covid19 vakası görüldü."
Tabi biz daha 2 gün önce düğün yapmışız, balayındayız. Bir yandan oh diyoruz, ucuz atlattık, bir yandan korkuyoruz otelde milletle içiçe olduğumuz için. Yine de sevinçliyiz pandemi öncesi son düğünü yaptığımız için. Bilmiyoruz ki bu bizden 2 yılı götürecek! Tabi o hafta pandemi de ilan edildi dünyada.2020 Mayıs geldi. Heyecanla sonuç sayfasına baktım. Zaten son 2 ay çok zor geçmişti. Annemin, babamın doğum günü vardı, kutlayamadım. Eşimin doğum gününü evde 2 yetim gibi geçirdik. Evlendik, evimize kimse uğramadı, biz kimseye gidemedik. Evlenmeden önce yaptığımız en basit aktivitelerden -sinemadır, sahil gezmesidir, kafede arkadaşlarla vakit geçirmektir- hiçbirini yapamadık. Sokağa, markete alışverişe bile çıkmıyordum. Tıkıldım eve kaldım. Hem de öyle yoğun, yatmadan yatmaya eve gidip ancak uyumaya vakit bulabildiğim yoğun bir evlilik sürecinden sonra. Yine de Mayıs olmuştu. Sonuç sayfasına bakıyorum, sonuçlar 6 Haziran'da açıklanacak yazıyor. İngilizceyi unuttum sanırım, yanlış anlıyorum diye düşünerek biraz internette araştırma yapınca öğrendim ki sonuçlar 6 Haziran 2020'de açıklanacakmış, pandemi yüzünden... Böylece pandeminin ilk golünü hissetmiş oldum.
Mayısı bile zor beklemişken 2020 Haziran daha da zor geldi. Her şeyi o güne başlamıştım. Kazanacak ve gidecektik. Eşim ev almak istiyordu, arabayı satıp krediye girecektik. Pandemi sebebiyle 1 yıl ertelemeli, çok düşük faizli, uzun ödeme dönemi olan kredi veriyorlardı. Dur dedim, olmaz. Paramızı harcayamayız, biz Amerika'ya gideceğiz. Tamam dedi, 6 Haziranı bekliyorum öyleyse. O gün geldi. Daha birkaç dakika olmuştu sonuçlar açıklanalı. Düşe düşe zorladım ve öğrendim kazandığımı. Yerimde duramıyordum, koşmak istiyordum, haykırmak istiyordum. Artık kesinleşmişti. Kazanmıştım ve gidecektim. Eşimle kimseye söylememe kararı aldık. Ama ben duramam ailemle paylaşırım dedim. Tamam başka kimse bilmesin dedik. O hafta sonu o kadar enerji doluydum ki uyuyamadım bile.
Ertesi günü annemlere gittim. Size çok güzel bir haberim var dedim. Zaten sabaha kadar uyuyamadığım için tüm foruma göz atmış, süreci çoktaaan öğrenmiştim bile o mutlulukla. Ben anlatmaya başladıkça annemin endişelendiğini, babamın gözlerinin dolduğunu gördüm. Ben heyecanlı heyecanlı anlattıkça anlatıyordum onlarsa sus pus beni dinliyorlardı. Peki siz ne düşünüyorsunuz dedim. Annem -kendisi mantık insanı- tabi ki gideceğin için üzülüyorum ama senin adına mutluyum, ne kadar çok istediğini biliyordum, sonunda hayallerin gerçek oldu dedi. Babam -kendisi duygusal- ama Amerika çok uzak dedi. Gözleri dolmuş, ağlamamak için kendini tutuyor, zor konuşuyordu. Keşke Avrupa olsaydı, orası daha yakın, yok mu öyle Avrupa'da falan bir ülke dedi. Biliyorsun, ben Amerika'da yaşamak istiyorum ama dedim. Evet ama acil bir şey olsa, biz nasıl geleceğiz sen nasıl geleceksin dedi. Gitmeyeyim mi istiyorsun dedim. Gitme demiyorum tabi ki ama keşke daha yakın olsaydı dedi. Biraz hüzünlü, biraz duygusal, biraz heyecanlı, biraz mutlu, çokça endişeli...
Bizim için DV2021 süreci yeni başlayacaktı ancak pandemi yüzünden süreci yarıda kalan, mağdur olmuş, gelecekleri belirsiz DV2020'ler vardı önümüzde. Onlar için endişelendik, üzüldük, çabaladık, destek olmaya çalıştık. Ama DV2021'in daha kötü olacağını hiç düşünmemiştim. DV2020'ler dava sayesinde, küçük bir bölümü olsa da, vizelerine kavuşmuştu, geride kalanlar için ise 9095 adet rezerv vize için umut vardı. Kötünün iyisi diyebileceğimiz bir durumdaydılar.
Ekim 2020, DV2021 süreci resmi olarak başlamıştı. Ancak Eylül'de fark ettiğim, davalar yüzünden diye düşündüğüm yavaşlama, devam ediyordu. Hatta daha da kötüydü. KCC telefonlara çıkmıyordu. Sebep hep aynıydı, pandemi. Her şeyin bahanesi olmuştu. Ama biz sanıyorduk ki, suçlusu Trump. O giderse her şey düzelecek. Kasım 2020 seçimlerinde kaybettiğinde hep beraber sevindik. Tamam dedik, artık önümüz açık. Trump'ın koyduğu yasak 31 Aralık 2020'de bitecek ve bizim için asıl süreç o zaman başlayacaktı. Geride kalan 9 ay Ankara gibi büyük bir konsolosluğun biz dv kazananlarına vizelerini vermeleri için oldukça yeterliydi.
Ocak 2021, tam yasak bitti derken Trump yasağı 31 Mart 2021'e kadar uzattı. Aman, 20 Ocakta Biden başkanlık koltuğuna oturacak, her şey güllük gülistanlık olacak zaten. Ankara için kalan zaman yeter...
Biden geldi, Trump gitti, yasaklar kalktı, dünyadaki konsolosluklar bir bir açılmaya başladı. 137 konsolosluk bir bir açılırken Ankara'dan ses yoktu. Zaman geçiyordu. Ama olsun, Ankara büyük konsolosluk, kalan zaman yeter...
Vakit geçiyor, konsolosluklar açılıyor, davalar açılıyor ama Ankara'dan ses yok. Artık Mayıs geliyordu. Gözümü DV2022'ye dikmiştim çoktan. Hobi olarak yine kazanacaktım. Hem de bu sefer düşük bir CN bekliyordum. Ne de olsa DV2021 ile gidecektim ki. Yine de totem yapmıştım. Eğer 7bin üzerinde bir numara ile kazanırsam davaya dahil olacaktım ama altında olursa dahil olmayacaktım. Çünkü yeni yılımı Amerika'da geçirmek istiyordum ve 7bin altında olursam 1 Ocak 2022'den önce vizemi alır giderim diyordum. Ama 7bin üzerinde olursam da davaya katılacak ve geçen seneki davaya katılanlar gibi Eylül'de vizeyi alıp gidecektim. Her türlü gidecektim ben. Ankara büyük konsolosluk, biliyorsunuz.
8 Mayıs 2021, DV2022 sonuçları açıklandı. Bu sefer de eşim kazandı. Case numberımız 14binlerde... 7bin üzerinde olduğu için davaya katılmaya karar verdim. Ankara 1 mülakat bile dağıtmamış olmasına rağmen DV21'den ümidimi kesmiş değildim. GoodluckvBiden davasına dahil olduk $500 ödeyerek. Ama yine de DV2022 için ds260 formunu doldurmuş ve göndermiştim, pek de hevesli olmayarak. Hatta formu ilk gün doldurmuş olmama rağmen 10 gün sonra submit ettim. Submit ederken bile gevşek davranmıştım, aslında ne gerek var zaten DV21 ile gideceğiz diyordum.
Haziran 2021 geldiğinde Ankara ilk mülakatları dağıtmıştı Temmuz için, 18 mülakat... Hem Ankara mülakat dağıttı diye mutlu hem de az olduğu için hüzünlüydük. Neyse, davaya dahil olmuştuk zaten. Haziran biterken bir akşam uyuyakaldım erkenden ve bir mülakat furyası daha geldi. 211 mülakat. Onaylı olan herkes Ağustos ayı için mülakat almıştı. Ne yazık ki, istisnalar hariç, yalnızca case number 9bine kadar onaylıydı Ankara'da mülakat bekleyen Türkler. Yine de umutlar bitmiş değildi. Önümüzde koskoca Eylül ayı vardı.
Ağustos ayında işten çıkarıldım. Sebep: Pandemi dolayısıyla iş yok. Pandemi bir gol daha atmıştı... Annemin doğum gününde başladığım işten kardeşimin doğum gününde kovuldum :) Dv2021 ile gideceğiz zaten, önemli değil dedim. Ağustos biterken, Eylül için birkaç Türk mülakatı ve yabancılar için mülakat verdiler. Biz davadan hala umutluyduk. DV21 ile gideceğimizi düşünüyordum.
Eylül geldi, Ankara ekstra mülakat vermedi. Mahkemeler, hemen davacıların vizesini verin demedi. Davacıların %31'i için vizeler rezerv edildi ama kime verilecek, ne zaman verilecek hala belli değil... Sonuç olarak -istisnalar hariç- 10bin ve üzeri olan hiçkimse DV21'de vizesini alabilmiş değil 😔
Ekim ayının gelmesiyle davadan ve DV2021'den gözümü ayırmış, DV22'yi takip ediyordum. Ankara Ekim ayına DV22 için de mülakat vermemişti. Kasım ayına ise planlanan sadece 1 mülakat vardı. DV22 için de işler yolunda gitmiyordu. Süreçte bir tuhaflık vardı. Mayıs ayında formu submit eden yüksek numaralar evrak talebi/onayı alırken case numberı tek haneli olan kişi bekliyordu. Bayağı 0000x idi case numberı ve süreci ilerlemiyordu.
8 Aralık 2021 günü, sürekli KCC'ye attığım maillerden birine evrak onayı cevabı gelmişti. Bir yandan mutluydum çünkü DV21'de onayı olan hiçkimse mülakatsız kalmamıştı, bir yandan tedirgindim hem sürecin gidişatı yüzünden hem de acaba yanlış mı gönderdiler diye. Hemen tekrar mail attım ve birkaç saatte yine onay olacak şekilde cevap geldi. Resmen mülakat habercisi maili almıştım. Ertesi günü ise açıklama yapıldı. Artık evrak talebi/onayı kaldırılmış ve DV2022 boyunca bu şekilde pilot uygulama sürecekti. Ds260 formu submit etmek, mülakat almak için yeterliydi. Tam onay aldım, yolu yarıladım derken tekrar başa dönmüştüm. Kafalar karışıktı. Aralık ayının sonlarına doğru Şubat için Ankara yine çok az mülakat vermiş ve bu kişiler ilk 100'de olanlardı. Mayıs ayında submit etmiş, onay almış kişiler değildi. Ocak ayı ise zaten boş geçilmişti.
Ocakta yeni mülakat dağıtılmadı, Mart mülakatlarının dağıtılmasını bekliyorduk. Bu arada Şubat için dağıtılan ve case number olarak tekrar en başa dönen bir avuç mülakat, bizi tatmin etmemişti ve ben bu sene işimi şansa bırakmak istemiyordum. Başka bir ülkeden oturum alıp, orada mülakata girmek istiyordum. En azından şu kısır döngüden kendimi kurtaracak bir şeyler arıyordum. İşim de yoktu, Türkiye'de durup beklememe gerek yoktu. Eşimle bunu konuştuğumda önce Ocak ayında alacağı maaşı görmek istedi. Asgari ücrete %50'den fazla zam yapılmıştı ve eşim alacağı zammı bilmiyordu. Eğer zamlı maaşım beni tatmin etmezse tamam gidelim dedi. Zaten kaybedecek bir şeyimiz de yoktu.
1 Şubat günü eşimin maaşı yattı. Zam %27 idi. Beklentinin çok çok altında. Bana dedi ki, tamam gidelim, nereye ve ne zaman gideceğimize karar ver, 1 hafta içinde planlamasını yapalım. Ve ben araştırmaya başladım. Ertesi günü, 2 Şubat 2022'de evliliğimizin 2. yıl dönümünü kutlamak için yemeğe çıkmıştık. Malta'da bir dil okuluna gitmeye karar verdik. Mart'ta kuzenimin düğünü vardı, ben okulu ayarladıktan sonra eşim istifasını verecek, ihbarı için 1 ay daha çalışacak ve Mart'ta düğünün ertesi günü gidecektik. Akşam eve döndüğümde çok yorgun hissediyordum. Normalde doğru düzgün uyumayan ben, o gün akşam 10 bile olmadan uyuyakalmıştım. Ve ben uyuyakalınca yine bir mülakat furyası... Ankara Mart ayı için 466 mülakat dağıtmıştı. Ama biz bültenin biraz üzerinde olduğumuz için mülakatı kıl payı kaçırdık. Bu kadar yoğun mülakat verildiğini ve onaylılara mülakat verildiğini görünce Maltaya gitmekten vazgeçtik çünkü Ankara'nın silkelenip kendine geldiğini ve böyle devam edeceğini sanmıştık. Nisan ayı current sayıları açıklanmış ve current olmuştuk. 13500 olan bülten bir anda 27000e yükselmişti.
Mart 2022'de, case numberımız artık current olduğu için Nisan ayına mülakat bekliyorduk. Ancak o 2nl bir türlü gelmedi. Nisan için 1 Türk bile mülakat alamamış, Ankara yalnızca yabancılara çalışmıştı. Mart bitmek üzereydi. 29 Mart akşamı annem kahve falıma baktı. Sana 1-2 gün içerisinde uzun boylu bir erkek tarafından beklediğin haber gelecek dedi. Keşke dedim. Önceden işe girmemi çok istemiştin ve doğum gününde sana işe giriş belgemi vermiştim, keşke bu sene de mülakat belgemi versem sana dedim. Ertesi günü annemin doğum günüydü. Annem, doğum gününde farklı hastane ve muayenehanelerden sabah 9'la akşam 16.00 arası 4 farklı randevu almış. İnsan doğum gününü hastane hastane gezerek geçirir mi ya? Ben de mecbur, annemle beraber gittim. Ben gidince anneannem de geldi. Üçümüz Kadıköy'de o hastane senin bu hastane benim geziyorduk. Tam 3. Hastaneden çıkmış arabaya doğru gidiyorduk ki anneannem bileğini burktu ve düştü. İyiyim ben iyiyim dese de iyi değildi. Arabaya bindik ve son doktorun muayenehanesine gittik. Anneannem ise daha kötü olmuştu. Anneannem için daha sonra hastaneye geri döndük. Ayağını atele aldılar. Günümüz hastanelerde geçmişti ve yorgun şekilde anneannemin evine gittik. Hem anneannem için hem annem için üzülüyordum. Ben Ankara'dan bıkmış, anneannem ayağını burkmuş, babam covid pozitif olduğu için evde karantinada, annem ise doğum gününü böyle geçiriyor. Yorgun ve tükenmiştim. Uykum geliyordu yine erkenden. Anneme dedim ki uykum geliyor benim, hadi seni evine bırakayım da evime geçeyim ben de. Tamam şu çayımı içip kalkarım dedi. O sırada telefonuma bakarken o uzun boylu erkekten beklenen haber geldi. Durumum "in transit" görünüyordu, mülakat almıştım! 30 Mart 2022, saat 22.13te 2nl gelmişti. Mülakat tarihi 26 Mayıs 2022. Heyecandan kalkıp halay çekmeye başladım annemle. Ama anneannem bize dahil olamıyordu, babamla beraber sevinemiyorduk, eşim evde beni bekliyordu. Sevincim kısa sürdü. Buruk bir sevinçti. Çünkü Ankara'nın yine onaylılara mülakat dağıtacağını düşünüyorduk ama maalesef yine sadece bir avuç mülakat dağıtmıştı, tek 1 güne... 2 yıldır bunu bekliyordum ve yeterince sevinememiş gibiydim.
Nisan ayında yine bir avuç mülakat dağıtıldı Haziran'a. 1 ay sonra mülakatım vardı ama mülakattan çok geride kalanları düşünüyordum. Hem DV21'den geride kalan çok dostum vardı hem de DV22'de de işler yolunda gitmiyordu yine. Ankara Mart mülakatları ile ağzımıza 1 parmak bal çalmış ve geri çekmişti kendini. Gelmiyordu o mülakat furyası bir türlü. Ben ise Unganlara gidip sağlık muayenemi olmuştum. Hem vakit geçsin, hem biraz daha neşeleneyim diye Unganlar sonrası ailemle ufak bir gezi planı yaptık.
Ankara'dan çıktıktan sonra Sivas'a gittik, köye. 3 gün orada babaannemi ve dedemi ziyaret ettik, biraz gezdik. Amerika'ya gideceğimi onlara söyleyemedim, üzülmesinler diye. Ama kendilerini alıştırmaları için, bir iş kovaladığımı ve olursa belki 6 ay falan Amerika'ya gidebileceğimi, sonrasında ise yine İstanbul'da olmayacağımı, taşınacağımı söyledim. Sivas'tan çıktıktan sonra Tokat'ı gezdik ve 4 gün Ürgüp'te kaldık. Annem ve babamla beraber Ürgüp'ü ve çevresini gezdik. Tamam artık dönelim derken bayramı da Adana'da geçirmeye karar verdik. Bu gezi bana iyi gelmişti, moralim düzelmişti. Geride kalanlar için hala hüzünlüydüm ama kendim için mutluydum. Adana dönüşü, bayram bittikten sonra Unganlara uğrayıp sağlık raporlarımızı teslim aldım. İstanbul'a döndük. İstanbul'a dönünce bu sefer gidiş hazırlıklarına başladım.
Mayıs gelmiş çatmış, mülakata sayılı günler kalmıştı. Hem DV2023 sonucunu bekliyor hem mülakatıma ve gidişime hazırlanıyordum. Bu seneki çekilişte elimde greencard olsun ve tekrar kazanmayayım istiyordum. Ama geride kalanlardan en azından birkaçı ve birkaç yakınım kazansın istiyordum. Tekrar kazanamadım. Yakınlarım da kazanamadı. Geride kalanlardan da kazanan olmadı 😔 Mülakat ve gidiş için kafamdaki planlamamı tek tek yapıyordum. Önce dişçiye gittim ve dişlerim için bir planlama yaptık, 10 gün sonra başlayacaktı. Ben de bu arada evin eşyaları için biriyle görüştüm. Daha sonra kedimizi alıp ailemin yazlığına gittim. Amerika'ya ilk gidişte kediyi götüremeyeceğim. Kedinin yazlığa alışması gerekiyor çünkü ben yokken ailemde kalacak. Orada biraz vakit geçirip kedinin de alıştığına emin olduktan sonra İstanbul'a geri döndüm. Dişim için tedaviye başladım. Bu arada aracı da satışa koymuştuk. Birkaç alıcı ile konuştum/görüştüm. Ancak satışını yapmadık henüz. Eşim de kendisi için doktor kontrollerine gidiyordu ve kendisinde boyun fıtığı çıktı, ameliyat olmalısın dediler. Biz yine karışmıştık. Bir an önce aracı ve ev eşyalarını satıp gitmek, Amerika'da hayatımıza yeniden başlamak istiyorduk. Bu sefer kendi sürecimiz karışmıştı. Yine ufak çaplı bir belirsizliğin içerisinde buldum kendimizi. Ama olsun, vize olduktan sonra halledilir. Ve bu geçen zamanda mülakat günü iyice yaklaştı. İstanbul'da belgelerimiz için son kontrollerimizi yaptık. Bu arada ben mülakata gireceğim ve çıktığımda sevincimi paylaşacağım, Ankara da o akşam Temmuz için yüzlerce mülakat verecek, herkes çok mutlu olacak diye umarken, 24 Mayıs akşamı Ankara yine bir avuç mülakat dağıtarak Temmuz ayını da kapattı. Yola çıkmadan önce moralim çok bozulmuştu. Bir yandan ben mutlu olurken bir yandan geride kalanlar vardı. Bu yüzden olsa gerek, mülakat için hiç heyecanlanamıyordum. Buruk yanım ağır basıyordu.
-
RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri
Gecen yil 4 Eylul'de Amerika'ya ik girismizi yapmistik. Aradan tam 1 yil gecmis. Bu surede neler yaptik, neler yasadik biraz paylasmak istiyorum. Bu yilki Labor Day tatili 4 Eylul Pazartesi yani bugun. Sali'dan Cuma'ya da ben 4 gun ucretli izin aldim ve 9 gunluk bayram tatili basladi. Yazmak icin iyi bir firsat oldu. Hatirladigim ve aklima geldigi kadariyla butun deneyimlerimizi anlatacagim. Nerdeydik, nerelere geldik.
Giris yapmadan once is basvurusu ve daha gelmeden nasil is buldugumu Su LINK'te ve ise baslangicimi su LINK'te anlatmistim.
-
Normal planimiz 2022'nin Kasim sonu veya Aralik basi gibi ilk girisimizi bir defada ve butun aile olarak yapmakti. Fakat anlastigim isyeri mumkun olan en kisa zamanda gelip baslamami isteyince stratejide degisiklik yapmak zorunda kaldik. 6 Eylul'de gelip baslamami istiyorlardi. 5 Eylul Pazartesi gunu Labor Day olarak tatildi. En erken 12 Eylul'de baslayabilecegimi soyledim ve o sekilde anlastik. Ben ve esim THY ile 4 Eylul Pazar gunu Istanbul'dan NYC'ye direk ucusla geldik ve aksam 8 gibi JFK'ye indik. Pasaport kuyrugu uzundu ama biz sadece bir kac dakika bekledik. Cunku elimizde sari zarfi goren bir polis bizi onunde hic kuyruk olmayan bir giseye yonlendirdi. Bu gise pilot ve kabin gorevlilerine bakan giseymis. Guler yuzlu, neseli ve biraz sismanca bir zenci polis arkadas hizlica islemlerimizi halletti. Adres degistirmek isteyip istemedigimizi sordu, hayir dedik ve 5 dakikada islemlerimiz bitti. Amerika'ya hosgeldiniz, bol sanslar dileyip gidebilirsiniz dedi. Bagajlarimizi alip havaalanindan ciktik ve taksiyle dogrudan kalacagimiz otele gittik. Cikis kapisindan hemen once kucuk bir kulube icinde prepeid simcard satan yerden 1 adet T-mobile prepaid simkart aldim, hemen aktive ettik. Aylik 50 dolar gibi bir seydi dogru hatirliyorsam.
-
Otel Lower Manhattan'da, Wall Street'in de bulundugu Financial District'e ve su meshur Wall Street bogasina cok yakin DoubleTree Hilton oteliydi. Hem otelin yerinden hem de odalarin konforundan cok memnun kaldik. Burayi Booking-com uzerinden indirimle 3 gece icin 340 dolar olarak rezerve etmistim. NYC'deki bu gunler turist havasinda gecti. Havanin da guzel olmasini firsat bilerek caddelerde uzun uzun yuruduk, akla gelen belli basli butun yerlere gittik. Bu arada otele girisi yaptiktan sonra USCIS'e girip butun aile bireyleri icin adresleri kendim guncellemistim.
-
Pazartesi Labor Day nedeniyle tatil oldugu icin bankalar da kapaliydi. Sali sabahi otele cok yakin BofA subesine gittik ve hesap acmak istedigimizi soyledik. Herhangi 2 kimlik belgesi gerektigini soylediler. Turistik bolge oldugu ve turistlerin hesap actirmasina aliskin olduklarindan hesap acmada adres, ssn, gc gibi seylerde direten, zorluk cikaran bir sube degildi. Turk pasaportu ve Turk ehliyetini kabul ettiler. Otelde kalmamiza ragmen adres konusunu da dert etmediler. Hesap acildi, debit card olusturuldu ve bu karti Google Pay'e tanimladik beraberce. Hemen orada subedeki ATM'lerde cep telefonu ile ATM'ye para yatirma ve cekme denemesi yaptik. Her sey duzgun calisinca beraberimizde getirdigimiz butun parayi da hesaba yatirip ayrildik. Islemlerimizi yapan Italyan kokenli hanim SSN ve GC gelince sehir eyalet farketmeksizin herhangi bir subeye gidip ev adresi dahil butun bilgilerimizi en kisa surede guncellememizi tembihledi.
-
Gelmeden once yine Turkiye'den turo-com uzerinden 10 gunlugune bir Toyota Camry kiralamistim. Sigorta vs dahil gunlugu 51 dolara geliyordu. Carsamba sabahi gidip arabayi teslim aldim ve esylarimizi yukleyerek otelden ayrildik. Esim ogleden sonra bir ucusla Turkiye'ye donecekti. Gelirken kisi basi 2x23 kg bagaj, 1'er kabin bagaji ve 1'er sirt cantasi ve laptop cantalari olarak gelmistik. Nerdeyse tamami benim esyalarimi iceriyordu. Esimi JFK'ye biraktiktan sonra ben de yerlesecegimiz sehre dogru uzun bir yolculuga ciktim.
-
Gidecegim sehirde yine Turkiye'den booking-com uzerinden guzel bir motelde 10 gun rezervasyon yapmistim. Planim ev ve araba islerini halledene kadar bu motel ve bu kiralik aracla 10 gun kadar idare etmekti. 7 Eylul Carsamba aksami gec saatte motele vardim ve girisimi yaptim. Motel web sayfasindan gorundugunden de iyi cikti. Oda kalitesi ve konforu DoubleTree'den daha iyiydi diyebilirim. Buraya da gunluk 50 dolardan rezervasyon yapmistim.
-
Pazartesi gunu ise baslayacaktim ve vaktim kisitliydi. Ev ve araba isini halletmek icin 10 gun surem vardi. Hafta ici is cikisi, aksamlari ev ve araba bakmak icin cok uygun olmayacagindan ise baslayacagim Pazartesine kadar 3 gun cok degerliydi. Araba almak cok bir sorun degildi, sonucta iyi kotu bir seye karar verip hemen alinabilirdi ama ev bulmak o kadar kolay bir sey degil, hele de yeni gelmis ve hic bir kaydi, finansal gecmisi gorunmeyen yeni gocmen birinin ev bulmasi hic kolay degildi. Bu yuzden onceligi ev bulmaya verdim. Bir an once ev tutup hazirlamam gerekiyordu, ki Turkiye'ye donup butun aile olarak kalici olarak yerlesmeye gelebilelim. Ev arama ve bulma deneyimini su LINK'teki mesajimda anlatmistim. Evi tuttuktan 1 gun sonra da araba isini hallettim. Bir suru galeri, dealer gezip cok sayida arac denedikten sonra kafama yatan dusuk milde 2016 model bir sedani pesin parayla aldim. Boylece planladigim gibi 10 gun icinde ev ve araba isini halletmis oldum.
-
Giris yaptiktan 9 gun sonra SSN, 25 gun sonra da GC'lar geldi.
-
Isyerindeki HR belge olarak benden sadece SSN ve Amerika'daki statumu gosteren belgeleri istedi, hic bir sey sormadilar ve istemediler. Ne diploma, ne diploma cevirsi, denkligi ne de transkript vs. Sehre geldigimin ertesi gunu SSA ofise gidip SSN numarasini ogrenmistim. Bu numarayi, pasaporttaki vize ve 1-551 damgasini yeterli gorduler. Sonradan kartlar gelince ikisini de HR'a bildirdim. Sonra BofA subesine gidip buradaki butun bilgileri guncelledim. Ehliyet icin randevu aldim ve sinavi ilk defada 20'de 20 yaparak gectim ve Real ID ozelligi olan Learner Permit'i aldim.
-
Butun temel isleri hizli ve bir problem yasamadan tamalayinca artik aileyi getirmek icin planlar yapmaya basladim. Isyerinden 2 hafta (10 is gunu) ucretli izin alip Turkiye'ye dondum. Bu 10 gun icinde araba ve nerdeyse butun ev esyalarini sattim. Satmayi dusunmedigimiz fakat yanimizda da getirmeyecegimiz, getiremeyecegimiz, fakat atamayacagimiz, birakamayacagimiz aile yadigari ve diger bazi esylari paketledik ve kiralik depoya kaldirdik. Ucustan 1 gun once bir kamyonet ustunde 7 m3'luk bir yarim konteyner geldi. Bu esyalari yukledler ve konteyneri kilitleyip anahtarini bize verdiler. Bu depo kiralama icin 1 yillik 4500 TL odedim. Yataklar dahil her sey satildigi icin son gece evde yere battaniye serip oyle yattik. Ertesi gun ABD'ye ucusumuz vardi.
-
Sabah onceden ayarladigimiz 2 taksi geldi. 8 buyuk boy bagaj, 4 kabin bagaji, 4 sirt cantasi ve 4 laptop cantasini 2 taksi arasinda paylastirip havaalanina erkenden geldik. Sigabilmesi icin ozellikle Doblo tarzi taksi gelmesini istemistim. Bagajlarin 23 kg olmasi gerekiyordu ama havaalanindaki kantarda tartinca fazla ciktilar. Meger evdeki tarti dogru gostermiyormus, her bir bagaj 2-3-4 kg fazla cikti ama THY gorevlisi hic problem yapmadi, hepsine etiketi yapistirip gecti. Bagajlar ebat olarak normal bavullardan cok daha buyuk oldugundan (bavul yerine cuvallar kullandik, Laleli isi koli bantlariyla paketlenmis tekstil kargolari gibi) check-in yapilan bankodan degil oversize bagaj bolumunden teslim edildi. Hic bir ek odeme istenmedi. Bos bir bavulun kendisi en az 4-5 kilo cektginden 8 bagajda ekstradan 30 kg bagaj getirmis olduk. Yine bu sayede bavul almak icin de marsaf olmadi ve gelip yerlesince nereye koyacagini bilemedigin, saklamak gereken bavul kalabalikligi da olmuyor. Bir tasla kus katliami.
-
Rahat ve keyifli bir yolculuktan sonra 5 Kasim aksami JFK'ye indik. Bu sefer dogrudan GC kuyruguna girdik. Ben ve esim green cardlar ile hemen gectik, cocuklarin sari zarflarini acip islemlerini yaptilar ve onlar da PR statusu kazanmis olaraktan butun aile hizlica ve sorunsuz gectik. Cogunlugu oversize olan 20 parca esyamizi 2 el arabasina yukleyerek bagaj alim noktasinin biraz ilerisindeki ic hat ucusu aktarma bagaj kabul bankolarina geldik. Istanbul'dan tek bilet olarak almistim ve ic hat ucusu JetBlue ile devam edecekti. Bagajlarin hepsinin 2-3 kg fazla cikmasi bizde biraz tedirginlik yaratmisti. Tarttiklarinda en az 25-30 kilo fazla cikacakti, 1000 dolar belki daha fazla ek ucret talep edebilirlerdi. Fakat bagajlari tartmadan dogrudan teslim alip borading pass'lari verdiler. Zaten biz bagajlari JFK'de teslim aldigimizda da hepsi JetBlue ucusu icin onceden yeniden etiketlenmisti. Etiketleri okutup tasiyiciya koydular. Ek odeme istemedikleri icin derin bir nefes alip bunun rahatligiyla diger terminal binasindaki ucus kapisina dogru yola ciktik. Kapiya vardiktan 30 dakika sonra boarding basladi.
-
Geldigimiz sehrin kucuk havaalanina gece 12;den biraz sonra indik ve bagajlarimizi yine 2 el arabasina yukleyerek disariya ciktik. Evimiz havaalanina 5 dk mesafedydi. Bir taksi tuttum ve bir kac parca esya ve cocuklardan biriyle eve geldik. Onlari eve birakip kendi arabami alip tekrar havaalanina dondum ve geri kalan butun esya ve aile uyelerini eve getirdim. Evde her sey hazirdi zaten, odalar, yataklar, yeterli mutfak malzemesi. Iznimin bitmesine, Pazartesiye kadar 4 gunum vardi ve bu surede evdeki eksik esyalarin tamamlanmasi icin kosturacaktik. Kendi evimizi alana kadar pahalli hic bir sey almamaya karar vermistik. Bizi idare edecek en ucuz cozumlerle ilk yil idare edecektik. Ne zaman kendi evimizi aliriz, o ev ve evin ic yapisina gore ve zevkimize, ihtiyacimiza gore iyi ve kaliteli esyalar alacaktik. Bir kac bin dolar harcayarak sadece ihtiyac duydugumuz gerekli her seyi temin ettik.
-

-
Geldikten sonra ilk islerimden biri cocuklara eyalet kimligi cikarmak oldu. Ebeveynlerden biri Real ID sahibi ise cocuklara da dogrudan Real ID veriyorlar. Cocuklarin da SSN'leri 8 gunde, GC'lari 24 gunde geldi.
-
Kucuk oglum Turkiye'de ortaokul 7. sinifta okuyordu. Eve en yakin ortaokula gidip neyi nasil yapacagimizi sorduk. Bizi District Office'e yonlendirdiler. Kimin hangi okulda okuyacagini burasi belirliyormus. District Office'e gerekli olacagini, isteyeceklerini dusundugumuz butun belgeleri dosyalayarak gittik. Son okudugu okuldan ayrilis belgesi, gordugu derslerin transkripti, kira sozlesmesi, diger adres proof ve yasal durum belgeleri, asi kartlari vs. Burada guler yuzlu personel cok yardimci oldu ve cocugun gidecegi ortaokul belli oldu. Evimize cok yakin iyi bir okula verdiler. Ertesi gun okula gittik ve zaten sistemlerinde district office'in yaptigi kayit gorundugu icin isimizi hizlica hallettiler. Normalde ev okul arasi 1,5 milden az ise su sari okul otobuslerinden faydalanmak mumkun degilmis ama bizim burada ev ile okul arasinda cok seritli bir yol gectgi icin, bu yolda trafik isikli yaya gecidi de olmasina ragmen ogrencilerin bu yolu yuruyerek gecmelerini istemediklerinden otobusle gidip gelecegini soylediler ve alma-birakma icin saat ve yer belirlenmesi icin Transportaion bolumune yonlendirdiler. Sari otobusle ulasim, okulda verilen kahvalti ve ogle yemegi tamamen ucretsiz ve okuldan. Otobus evin 20 metre ilerisindeki kavsaktan saat 8:45'te alip ogleden sonra saat 3'te yine ayni yere birakiyor.
-
Cocuk nerdeyse ilk donemin sonuna dogru baslayacakti. Yani ogretim yilinin yarisi bitmek uzereydi. 7 siniftan baslamasina karar verdiler ama oncesinde sadece Ingilizce dersi verilen bir sinifta baslayacagini, dil becerisine gore normal sinifa devam edecegini soylediler. 2023 Ocak icinde dil seviyesinin normal sinifi rahatlikla takip edebilecegi bir seviyeye geldigine karar verip normal 7. sinifa dahil edildi. Bu arada okulun ilk gunlerinde okul hemsiresi butun saglik evraklarini kontrol ettikten sonra eksik 2 asi oldugunu soyleyip 1 ay icinde tamamlanmasini aksi takdirde sinifa girisine izin verilmeyecegini soyledi. Bir saglik merkezinden randevu alarak eksik asilari 1'er ay arayla tamamladik. Normalde bu asilar icin 40-50 dolar gibi bir odeme yapilmasi gerekiyormus ama calistigim yerin butun aile icin full saglik sigortasi saglamasindan dolayi bir sey odemedik, sigorta kartini gostermemiz yetti. Bunun disinda geldigimiz gunden beri saglik sigortasina sadece 1 kere ihtiyac duyduk onda da buyuk oglum bisikletten dusup kolunu incitti. Herhangi bir kirik, cikik ya da yara falan yoktu ama rontgen, MR, muayene, kolluk, sonraki kontrol vs hepsini saglik sigortasi kartini beyan ederek sadece 15 dolar odeyerek hallettik.
-
Turkiye'de ortaokulda verilen ve cok da randimanli olmayan Ingilizce derslerinden ogrendigi boluk porcuk 3-5 kelimeyle buraya gelip 2 ayda normal sinif derslerini takip edecek seviyeye ulasan kucuk oglum yarim donem olarak katildigi ortaokulu 11 tane ustun basari sertifikasi alarak ortaokul birincisi olarak bitirdi! Yine ayni bolgede olan Junior High School'ada basarili ogrenciler icin olusturulan ozel bir sinifa dahil edildi. Jr High School'da da yine ulasim, kahvalti ve ogle yemegi ucretsiz olarak veriliyor. Gecen hafta icinde yeni ogretim yili baslamadan once olusturulan liderlik grubu egitimine ve yine baska bir ozel egitim grubuna alindi. Normal lise egitimi haricinde paralelde baska egitim ve aktiviteler icin 1 yillik bir program yapildi. 3 dili (Turkce, Rusca, Ingilizce) anadil seviyesinde ve aksansiz konusuyor.
-
Kucuk oglum komsum ve cevredeki bazi evlerle anlasti. Cimlerini biciyor, kopek gezdiriyor vs. Kisin da yaprak ve driveway kar temizligi icin anlasti. O da simdiden kendince iyi para biriktirdi.
-

-
Bitirdigi ortaokulda cok siki guvenlik tebdirleri vardi. Kapida surekli duran bir sheriff arabasi ve iceride surekli bekleyen bir deputy oluyor. Ana giris kapisi cift bolgeli ve kursun gecirmez kalin camlarla kapli. Okula gittiginizde once disaridan zile basip kapinin acilmasini bekliyorsunuz. Iceri girince ikinci bir kursun gecirmez kapisi olan bir bolgeye giriyorsunuz. Burada kucuk bir penceresi olan (tabi yine kursun gecirmez) bir buro penceresinden diafon yardimiyla neden geldiginizi soyluyorsunuz ve kimlik belgelerinizi ibraz ediyorsunuz. Kimligi alip size bir kart veriyorlar, ondan sonra diger kapi aciliyor. Kapi acilinca polis sizi karsiliyor ve gerekirse eslik ediyor. Ogrencilerin ve siniflarin oldugu yere kesinlikle gecemiyorsunuz. Mass-shooting ya da school-shooting bu bolgede gorulen olaylardan degil ama rehavete kapilmayip isi ciddiye alarak okullarda boyle onlemler alinmasi guven veriyor. Yabanci birinin veya bir saldirganin okula dalip ates etmesi mumkun degil bu onlemlerle. Sanirim Mayis ayiydi, okuldan bir mesaj geldi, "okul cevresinde dolasan supheli bir sahis goruldu, bolgedeki butun okullar lock-down yapildi, kimsenin girip cikmasina izin verilmiyor, okul cevresinde polis yogunlugu gorurseniz meraklanmayin, cocuklar guvende ve her sey kontrol altinda" diye mesaj attilar. Butun okul bolgesi bir anda state police, trooper'larla dolmus etraftaki her sokagi kapatmislar ve supheli sahsi yakalamislar. Is okullla ilgisi olmayan baska bir mesele cikmis sonucta ama okul ve polisin dikkati ve reaksiyonu guven verici. Hic salmadan cok ciddiye aliyorlar bu tur seyleri.
-
Bunun disinda okulun ve ogretmenlerin yaklasimi, ailelerle olan surekli iletisimleri takdir edilesi. Telefon, email, web uygulamalari veya normal posta ile surekli iletisim kurup bilgilendiryorlar. Ogrenciyi ve okul surecini, gelisimini cok yakindan takip etmek mumkun.
-
Buyuk ogluma gelirsek, 2022 yazinda liseyi bitirmis ve universite sinavinda Mimar Sinan uiversitesini kazanmisti. Gelmeden once ne olur ne olmaz, dunya halidir diye kayit yaptirdi ama hic gitmedi. Buraya geldigimizde buradaki universitelere basvuru ve kayit icin artik gecti. Hem universite parasini biriktirmek hem de hayatin icinde olup topluma ve kulture hizla adapte olmak icin universiteye baslayana kadar calismak istedi. Geldigimiz donem tatiller, kampanyali gunler, yilbasi oncesi cok fazla kargo hareketi olan bir donem oldugu icin kargo firmalari normalin cok ustunde saat ucreti ile gecici elemanlar ariyorlardi. Fedex'e basvurdu ve hemen evimize cok uzak olmayan bir Fedex deposunda saati 21 dolardan ise basladi. Yil basina kadar orada calisti. Yilbasindan sonra saatlik ucreti 13 dolara dusunce baska is bakmaya basladi. Eve yakin yurume mesafesindeki butun magazalara teker teker gidip sordu, elemana ihtiyaciniz var mi diye. Walgreens'te saati 17 dolara part-time ise girdi. Hem depo islerine gore cok rahat bir isti hem de bizim evin oldugu sokakgin asagi ucundaydi, yuruyerek gidip geliyordu, calisma saatleri cok uygundu. Sonra yakinlarda yine yurume mesafesinde baska bir magazada da part-time is buldu. Cogu zaman 2 iste calisti. Bu sekilde bir sure calistiktan sonra bir AVM'de bir 3D eglence merkezinin isletmesini ona verdiler. Universiteye baslayincaya kadar burada calisti ve 15 bin dolardan fazla para biriktirdi. Tabi kira, yemek, ulasim, sigorta gibi masraflari yok keratanin, ne kazansa direk cebe gidiyor :)
-
2023'un ilk ayiyla itibaren universiteleri arastirmaya basladi. Cunku 2023-24 donemi icin Mart-Nisan aylari basvuru icin son zamanlar. Kendi istedigi bolumle ilgili arastirmalardan sonra 2 universiteye basvurmaya karar verdi. Ikisi de prestijli ve cok iyi universitelerdi. Internet uzerinden bu iki uni ve bir kac farkli universiteni ogretim gorevlileri, profesorlerin iletisim bilgilerini alip tekr teker hepsiyle kontak kurdu. Ve hepsiyle teker teker gorustu. Kimiyle telefonda kimiyle zoom veya baska uygulamalarla uzun uzun saatlerce hepsiyle konustu, kendisini anlatti ve tavsiye ve yonlendirme istedi. Koca koca profesorlerin lise mezunu yabanci bir gence kendi ozel zamanlarindan vakit ayirip saatlerce konusmalari beni hayrete dusurdu. Bazisi ile yuz yuze gorustu. 2 tane Turk ogretim gorevlisi bulup onlarla da uzun uzun konustu. Sonra baska bir universitede, bizim bir akrabamizin bolum baskani oldugunu ogrenince onunla da tanisip gorustu.
-
Butun bu arastirma ve cabalamalardan sonra dogru bilgilenmis olarak ve yonlendirmelerle 2 universiteye basvurdu. ABD'deki universitelerin ogrenci kabulunde ders notlarindan cok kisisel beceri ve lise donemindeki sosyal-sportif basarilara ve faaliyetlere daha cok onem verdigini bildigimden gelmeden once kendisine butun her seyin belgesini ve cevirilerini toplamasini istemistim. Lise doneminde okul bunyesinde ve okul disinda katildigi tum kisisel-sosyal aktivitelerinin, calismalarin belgelerini, setifikalarini, fotograflarini toparlamisti. BM bunyesinde yurutulen bir calismaya 2-3 defa aktif olarak katilmisti. Lisedeki 7-8 ogretmeninden Ingilizce referans mektuplari topladi. Sonrasinda oturup neden onu universiteye kabul etmeleri hakkinda bir kac sayfalaik bir makale hazirladi. Butun bu belge, bilgi, ceviriler, fotograflar vs ile 2 dosya hazirladi ve bu 2 universiteye en cok istedigi bolum (major) icin basvurdu. 1 ay icinde 2 universiteden de cevap geldi ve her ikisinden de kabul aldi. Sonunda birisine karar verdi ve ilk depozitosunu yatirarak kaydini baslatti.
-
Sectigi bolumun yillik ucreti yabancilar icin 42 bin dolar. Henuz 6-7 aydir eyalette olmasina ragmen In-State olarak degerlendirdiler ve 15K'ya dusurduler. Normalde in-state icin en az 1 yil oturma sarti var. Ogrencilerin kaldigi apartments'a yillik 9K dolar istiyorlar. Saglik sigortasi mecburiyeti var ve bunu da faturaya ekliyorlar. Zaten benim sigortam kapsaminda tam saglik sigortasi oldugu icin bu insurance icin muafiyet istedi. Basvurdugu eyalet ve federal burslar onaylandi ki aslinda bunlar icin de 1 yil sarti varmis. Sonucta yillik odeyecegi miktar 5-6 bin dolara kadar dustu. Buna 1 yillik apartments kirasi ve yemek de dahil!. Kendi kazandigi parayla odemesini yapti.
-
2 hafta once universite yeni egitim donemine basladi ve butun esyalarini arabaya yukleyerek kampuse goturduk. Kendisine verilen apartment odasina yerlestirdik. Ihtiyaclari olacak her sey var odalarinda. Sosyal olarak cok hareketli bir ortam. Her turlu spor icin tesisleri var. Ogrencilere taninan imkanlar o kadar cok ki. Sectigi universite ve kampusu harika bir yer. Oyle imrendim ki, kendim de kayit yaptirip yeniden universite okuyasim geldi :)
-
Ilk haftasinda arsiv veya kutuphanede calismak icin basvurdu ve mulakata girdi fakat mulakatta red aldi cunku kampus ici islerde ilk yilindaki ograncilere (freshman) is vermiyorlarmis. Gitmis itiraz etmis, bazi okul yoneticileri ile gorusmus. Bunun uzerine ikinci bir mulakat yapmislar ve kutuphanede part time olarak isi kapmis. Sen cok azimli bir cocuga benziyorsun deyip istisna yapmislar. Bu kutuphane isi icin taksitler halinde toplam 3000 dolar alacak. Kampus ici ve disi icin kullanilan otobusleri sadece ogrenciler suruyor. Bunun icin otobus soforlugu yapmak isteyen ogrencilere egitim verip ehliyet almalari saglaniyor. Bir de gozunu bu otobus soforlugune dikmis :)
-
Arsivde calismasi icin ikinci yil olacak dediler. Buyuk oglum da kucugu gibi 3 dili anadil seviyesinde konusuyor. Universite arsivinde cevirilmeyi bekleyen cok sayida Rusca ve Turkce dokuman varmis, bunlarin cevirilerinde calisacakmis. Amerikalilar ikinci bir dil bilme konusunda biraz isteksiz ve becreiksiz olduklarinden 3 dil bilmek burada her alanda avantaj getiriyor, ozellikle universite sonrasi is bulma ve calisma konusunda. Simdilik hedefi ve hayali okudugu alanda akademisyen olup universitede kalmak.
-
Cocuklarimin kisa suredeki adaptasyon ve basarilarinin gurur vermesi disinda bana buyuk bir guven ve ic rahatligi vermis durumda. Sikayet etmeden, sizlanmadan, miz miz etmeden gozlerine kestirdikleri icin ugrasiyorlar, engel veya sorunlarda pes etmeyip israrci olup ugrasiyorlar. 1 dakika sonra olsem gozum arkada kalmaz, biliyorum ki burada her turlu hayatta kalip istediklerini koparacak, hayatta kalacak azme, bilgi ve guce sahipler. Kendi baslarina istedikleri gibi bir hayat kurabilirler. Burada cok mutlular ve bunu surekli dile getiriyorlar. Zaman zaman gelip sarilip opuyorlar, "baba iyi ki bizi buraya getirdin, burasi cok guzel" diyorlar. Bu saatten sonra deport etseler bile gitmezler zaten :)
-
-
RE: DV2025 (2025 Green Card Lotosu) Aşamaları
Arkadaşlar selamlar, Muscattan bugün Approved lafını duyduk nihayet :) Biraz maceralı geçti, biraz toparlanıp mülakat deneyimleri başlığına ayrıntılı olarak yazacağım. Telefondan foruma bağlanınca sürekli hata alıyorum o yüzden hızlı dönemeyebilirim. Soran, merak eden, tebrik eden herkese teşekkürler :)
-
RE: DV2025 Mülakat Deneyimleri
BOL KAYGI, STRES VE AP İÇEREN HONG KONG MÜLAKAT SÜRECİM
Amerika'da yeni bir yaşam kurma yolunda çaba gösteren, acı çeken, onlarca strateji ve plan yapmak zorunda kalan sevgili forumdaşlar, sizinle Hong Kong mülakat sürecimi ve yaşadıklarımı olabildiğince detaylı bir şekilde paylaşmaya çalışacağım. Fakat bu sürece başlamadan önce cesur olmanın ne denli önemli olduğunu da vizesini almayı bekleyen arkadaşlara söylemek istiyorum. Burada cesurluktan kastım dosya taşıma kararını hızlıca alabilmek. Ben de bu kararı süreç başlamadan önce almış fakat ne olur ne olmaz diye ilk ayki Ankara performansını beklemiş biriyim. Ankara'nın rezil ilk ay performansı sonrasında hemen harekete geçip dosyamı Hong Kong'a taşıdım. Bu süreçte forumda okuduğum ''Ankara'dan hiçbir şey olmaaaz'' tarzı paylaşımların ne denli haklı olduğunu görmekle beraber, yeşilkart forum olmasaydı halim ne olurdu diye düşünmeden de edemiyorum. Siz siz olun, Ankara'dan umutlu olmayın.
Bu kararın ardından derhal dosyamı Hong Kong'a taşımak için Kcc'ye mail attım ve iki gün içinde dosyam taşındı. Numaram Mart ayı için current olduktan ve mülakat tarihi aldıktan sonra ilk iş olarak Dr. Nicholson'dan sağlık muayenesi randevusu ve Virtus medical'den covid randevusu aldım. Bildiğim kadarıyla artık covid aşısına gerek kalmadığı için sadece Dr. Nicholson'un e mail adresini paylaşacağım.
Dr. Nicholson: [email protected]
Bu e mail adresine gayet basit bir dille, mülakat tarihinizi belirtip uygun bir güne randevu istediğinizi belirten bir mail atmanız yeterli. Onlar kendileri oluşturacaklardır. Sizin için uygun tarihi belirtip onaylayıp onaylamadığınızı soracaklar ve onaylayınca randevunuz oluşacak ve size gerekli belgeleri gönderecekler. İstenen belgeler şu şekilde:
For the US visa examination, please be reminded to bring :
⚫ Original Passport
⚫ Passport Copy with the below information stated:- Applicant's name
- Contact no.
- Home address
- Intended US address (DV case may not provide US address)
⚫ Letters from consulate with your case number and interview date
⚫ Passport photo x 5 (size must be 1inch x 1.5inch, without glasses)
⚫ Covid vaccination record (Original + Copy)
⚫ Immunization record (e.g. DTP/ Hepatitis B/ MMR, etc) (if any)
⚫ Blood test report for antibody of MMR, Varicella, Hepatitis B (if any)
⚫ Medical Treatment Details (e.g. medication) (if applicable)
⚫ Medical Report (e.g. Surgery report, pathology report, etc.) (if applicable)
⚫ Old Chest X-Rays and/ or TB Medical and Treatment Report (if applicable)
⚫ For pregnant lady, chest X-ray can only be performed if- 14 weeks or above pregnant
- Letter issued by O&G specialist stating client is suitable for X-ray
- Agreed by Panel Physician
Tüm bunların ardından mümkün olan en iyi hastanede antikor testlerinizi yaptırmalısınız. Şu linkteki tabloya göre sizin için gerekli olan aşıları ve testleri bulabilirsiniz.
Dr. Nicholson ve Virtus Medical'den randevumu aldıktan sonra direkt otel rezervasyonu arayışına başladım. Booking.com'dan Woody House isimli bir otele 3 hafta için 51.000 tl ödedim. Bu otel Wan Chai'de bulunan gayet iyi bir oteldi fakat Hong Kong'daki bütün otellerde olan küçük oda sıkıntısı burada da vardı. Fakat sizlere tavsiyem bence oteli konsolosluğa yakın yerden ayarlama derdine düşüp de çok fazla paralar ödemeyin. Hong Kong'da ulaşım inanılmaz kolay. Her yere mtr ile gidebiliyorsunuz. Dolayısıyla inanın bana nerede ucuz ve size uygun bir otel bulursanız onu seçin, ulaşımı dert etmeyin. Özellikle Tsim Sha Tsui bölgesinde ucuz oteller var. Zaten ikinci gidişimde orada kaldım fakat bulacağınız oteli iyi seçmelisiniz. Çünkü bu oteller genelde Chungking Mansion'un içinde bulunur ve orası tamamen Hintlilerin elinde bulunan garip bir yer. Güvenlik açısından hiçbir sıkıntıyla karşılaşmadım, Hong Kong'un tamamının oldukça güvenli olduğunu söyleyebilirim ama Chungking Mansion'da inanılmaz baharatlı ve kötü Hint yemekleri kokusu, insanların garip bakışları ve sürekli elime katalog tutuşturmaya çalışan insanlar konusunda biraz sıkıntılar yaşadım.
Thy'den gidiş dönüş 42.000 tl'ye direkt uçuşlar satın aldım. Her zaman direkt uçuşu savunuyorum, zorda kalmadıkça aktarmalıya yanaşmıyorum. Ve 19 Mart'ta Hong Kong'a uçuşumu gerçekleştirdim.
Hong Kong'a giderken iki gidişimde de ne uçakta ne de inince havalimanında her hangi bir form doldurtulmadı. Havalimanına iner inmez pasaport kontrolünden geçtim. Öncesinde polis memurları kalabalığın içinden gözüne kestirdiklerini kenara çekip bazı sorular soruyorlar. Her iki gidişimde de o talihlilerden biri ben oldum :) Hong Kong'da mı kalacaksın Çin'e mi geçeceksin diye soruluyor Hong Kong'da şu kadar süre kalacağımı söyleyince tamam deyip bırakıyorlar. Pasaport kontolünün ardından Global Exchange yazan yere gidip 100 dolar para bozdurdum ve 80 gb internet bulunan sim kartını 88 HKD'ye aldım. Oradaki görevliler her şeyi ayarlayıp telefonu size teslim ediyorlar. Ardından Airport Express tabelasını takip edin bilet satışı yapılan bir yer göreceksiniz. Çalışana Octopus kart istediğinizi söyleyin, 200 HKD karşılığında kartınızı alıyorsunuz daha sonra Hong Kong'dan ayrılırken iade edip içindeki parayı geri alıyorsunuz. Airport Express'e bindikten sonra otelinize en yakın durakta inin. Ben son durak Hong Kong durağında inip oradan Central istasyonuna geçip Wan Chai'ye giden metroya binip otelime vardım. Eğer Tsim Sha Tsui veya ona yakın bir yerde kalacaksanız Kowloon durağında inip otelinize yürüyebilirsiniz veya Austin durağına yürüyüp aktarma ile East Tsim Sha Tsui metrosuna binebilirsiniz.
DR. NİCHOLSON
İstenen belgelerle birlikte Central durağına metroyla gidip oradan Wing On House isimli binaya ulaştım. En sağdaki asansörleri kullanıp 14. kata çıktığınızda kapıda sıra alacağınız bir cihaz var. Oradan sıranızı alıp içeri girip Orange Zone denilen turuncu koltukların olduğu yere gidip oturun. Daha sonra çağrılacaksınız ve çalışan arkadaşlar sizi yönlendirecek. Evrakları teslim ettiğimiz yerdeki çalışanlar gayet sıcakkanlıydı ve yapılması gerekenleri belirten Türkçe yazılar da bulunuyordu. Evraklarımı teslim ettikten sonra yapılacak aşıları size söylüyorlar. Daha sonra başka bir çalışan beni götürüp boy kilo ölçümü yaptı ve ardından bir odaya götürüp kan alıp tansiyon ölçtü. Sonrasında size bir dolap ve bornoz veriliyor. Bunu giyip akciğer filmi çektirmek için bir beyefendi sizi çağırıyor. 5 saniye süren bir iş. Oradan da çıktıktan sonra oturup muayene için sıra bekliyorsunuz. Bir kadın hekim beni çağırıp her yerimi inceledi. Anladığım kadarıyla herhangi bir yumru veya iz var mı diye bakıyor. Bütün bunların ardından tekrar oturup bekliyorsunuz ve çağrıldıktan sonra ödemeyi yapıyorsunuz. 5090 HDK ücret ödedim. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyorum. Az para ödeyelim diye onca antikor testi yaptırıp sonuçları götürdükten sonra daha az bir şey bekliyor insan. Gördüğüm kadarıyla aşağı yukarı herkese yakın fiyat çıkıyor. Ama siz yine de antikor testlerinizle birlikte gidin tabi. Son olarak sizden onların whatsapp numarasına dosya numaranızı ve isim soyisminizi yazmanızı istiyorlar. Yazdıktan sonra size sonuçlar hazır olunca dönüş yapılacağını söylüyorlar. Tavsiyem bir hafta kadar sonra siz kendiniz mesaj atıp sonuçların hazır olup olmadığını sorun. Ben sorduktan sonra hazır dendi ve teslim almam için çağırdılar fakat sormasaydım muhtemelen birkaç gün daha bekletirlerdi. Sarı bir zarf içerisinde sonuçları, mülakatta konsolosluğa verilecek belgeyi ve CDyi size teslim ediyorlar ve işiniz bitmiş oluyor.
MÜLAKAT GÜNÜ
7 Mart sabahı Central durağında inip konsolosluğa yürümeye başladım. Siz muhakkak mülakat günü öncesinde konsolosluğa gidip yerini öğrenin. Ben bunu yapmadım ve alakasız yokuşlar çıkıp yolu uzatmak zorunda kaldım. Meğersem Admirality durağında inmek daha doğruymuş. Konsolosluğa ulaştıktan sonra sol taraftaki sıraya girin memurlar size ne için geldiğinizi soracaklar. 8.25'de orada olmama rağmen beni git 8.30'da gel diye gönderdiler :) O yüzden aman erkenden gidip sıraya gireyim düşüncesini unutun. Daha sonra tekrar sıraya girdim pasaportumu ve mülakat randuvumu gösteren mailin çıktısını görevlilere verdim. Kapıdan ismimi kontrol edip içeri aldılar. Çok küçük bir merdiven çıktıktan sonra size bir sepet veriliyor ve her şeyinizi içine koymanız isteniyor. Ardından yan tarafa ilerliyorsunuz ve üstünüz aranıyor. Daha sonra girmeniz gereken sırayı size gösteriyorlar. Elinizde sepetle o sıraya girdikten sonra telefonunuz alınıyor ve size bir numara veriliyor. O numarayla tekrar telefonunuz alıyorsunuz çıkarken. Geri kalan her şeyinizin içinde bulunduğu bir sepetle sağ taraftan bir üst kata çıkarak mülakat yerine ulaşıyorsunuz.
Ben gittiğimde bir Türk aileyle birlikte ben vardım. Oturdum ve çağrılmayı bekledim. 3 numaralı bankodaki gözlüklü kel görevli (ki beni daha sonra bir hayli gerecek ama en son süreç bittikten sonra vizemi de büyük bir mutlulukla verecek kişi) beni çağırdı ve istediği belgeleri tek tek uzattım.
İstenen belgeler:
Adli sicil kaydı
Askerlik durum belgesi
Nüfus kayıt örneği
E devlet lise mezuniyet belgesi
Formül A
Lise diploması, kopyası ve çevirisi
Abd'deki adres
2 adet 2x2 inch fotoğraf
Sağlık raporuİstenmeyen ama yanımda götürdüğüm belgeler:
Üniversite diplomam ve transkript
İkametgâh belgesi
Banka hesap dökümleri
Pasaport ve kimlik fotokopileri
2nl çıktısı
Ds 260 onay sayfasıBelgeleri bir bir teslim etmeye başlarken lise diploması zamanı geldiğinde diplomamı bulamadığımı fakat bunu kanıtlayıcı olarak lise mezuniyet belgemi ve çevirisini, üniversite diplomamı ve transkriptleri getirdiğimi söyledim. Bundan sonra o memurun kendisiyle pek hoşuma gitmeyecek diyaloglar yaşadım ve iyice gerildim.
''Lise diplomanın nerede olduğunu nasıl bilmiyorsun?''
''Tanrım sen ingilizce bildiğine emin misin?''Bu gibi konuşmalar modumu düşürdü. Genel olarak mülakat esnasında çok fazla ingilizce bilgisine gerek yok. Temel ingilizce bilgisinin yeterli olduğunu düşünmüyorum fakat en azından intermediate denilecek seviyede ingilizce bilgisine sahip olan arkadaşların tercümanlara gereksiz para ödemelerine lüzum görmüyorum. Ben de görüşme esnasında o memurla gayet iyi anlaşabildim fakat yaşanan gerilimin ardından bana upuzun ve o an için gereksiz olan bir şey anlattı ve onu bir türlü anlayamadım. Dolayısıyla ingilizceme laf eden o soruyu bana yöneltti. Sağ olsun o sırada diğer Türk ailenin yanında bulunan tercüman arkadaş o cümle için bana yardımcı oldu ve kendisinin vizemin onaylanması durumunda bana bir zarf verileceğini, bunun hiçbir şekilde açılmaması gerektiğini, havalimanında polis memuruna teslim edilmesi gerektiğini ve asla valize koyulmaması gerektiğini, Amerika'ya giderken yanında taşınması gerektiğini söylediğini anladım. E bi dur be adam şimdi bunun sırası mı? Önce bir mülakatıma gireyim onaylansın, pasaportumu ve vizemi teslim edeceğin sırada bütün bunları açıkla. Zaten bir hayli gerilmişim orada, apye kalıp kalmayacağımı düşünüyorum. Bana bir kağıt verdi ve vize ücretimi ödeyip gelmemi istedi. Aynı katta cashier bölümüne gidip ücretinizi ödeyip kağıdı tekrar memura götürüyorsunuz. Ödeme yaptığınız çalışan arkadaşın hiçbir yetkisi ve önemi olmamakla birlikte size türlü türlü sorular soracaktır. Tüm bunların üstüne verdiğiniz cevapları beğenmeyip garip yüz ifadeleri takınacaktır. Kendisine lütfen itibar etmeyiniz :) Tüm bunların ardından oturmam gerektiğini ve mülakat için çağrılacağımı söyledi ve oturup beklemeye başladım.
1 numaralı bankodan mülakat için çağrıldığımda APye kalacağımı anlamıştım. Çünkü diğer Türk aile belgelerini benden çok önce teslim edip beklemeye başlamışlardı ama mülakata ilk önce beni çağırdılar. O sırada ''şu adamın ap kağıdını verelim de aradan çıksın'' düşüncesiyle bunu yaptıklarını düşündüm ve belki de haklıyımdır. Memur sağ elimi kaldırmamı ve yemin etmemi istedi, ben de ''I swear'' deyip o faslı geçtik. Ardından parmak izlerim alındı. Teslim ettiğim tüm belgeler elindeydi, evirdi çevirdi, kurcaladı. Tek isteği lise mezuniyetim konusunda ikna edilmekti. Üniversite diplomamın kağıdını beğenmedi, böyle diploma ilk defa görüyorum dedi. Orijinal lise diplomana ihtiyacım var diye de ekledi. Bunu yaptın demiyorum ama üniversite diplomanı kendin yapmadığını nereden bilebilirim diye de son darbeyi vurdu. Bu şekilde vizemi onaylayamayacağını, Türkiye'deki resmi kurumlardan lise mezuniyetini kanıtlayacak belgelerin konsolosluğa gönderilmesini talep etti ve ''blue sheet'' denilen ap kağıdıyla beni uğurladı.
Bana mülakat esnasında hiçbir soru sorulmadı ya da ben o anın vermiş olduğu üzüntüyle hatırlamıyorum. Tek söylediği ''mezuniyetini kanıtla, vizeni onaylayacağım'' oldu. O lanet gün yağmurdan boşalırcasına yağan yağmurla devam etti. Ne yapacağımı bilmez vaziyette, nereye gitmeliyim, kiminle iletişime geçmeliyim düşüncesi aklımda dönerken bir yandan da dosyamı ve kağıtlarımı yağmurdan korumaya çalışıyorum. Bütün bu olumsuzluklarla birlikte otelime döndüm.
Aynı gün içinde derhal ailemle iletişime geçtim ve mezun olduğum liseye gitmelerini, oradan konsolosluğa resmi bir belge göndermelerini rica etmelerini istedim. Biraz uğraştırmışlar ama aynı gün içinde maili göndermişler. Yine aynı gün içerisinde üniversitemle iletişime geçtim ve onlardan da mezuniyetimi kanıtlayıcı bir belge göndermelerini talep ettim. Kendileri üniversite diplomamla birlikte ingilizce bir yazı yazabileceklerini söylediler ve bunu yaptılar. Daha sonra süratle konsolosluğa mail attım ve resmi kurumlardan tarafınıza mail atılmıştır diye bildirdim ardından dönüş bekledim.
Konsolosluk lise diplomamı istediğini belirten bir mail ile yanıt verdi. ''E baba hani siz resmi kurumlardan mail istemiştiniz falan filan?'' Yok, papağan gibi her mailime aynı yanıt geliyor ve ben Hong Kong'da zaman kaybetmeye devam ediyorum. Causeway Bay'de bulunan Hong Kong Türk konsolosluğuna gittim ve durumu anlattım. Kendileri benim hiçbir bilgime erişemediklerini dolayısıyla yardımcı olamayacaklarını söylediler. ''Neden apartmandan bozma, adı Türk konsolosluğu diye bir şey açtınız ki buraya o zaman?'' diyemedim tabi, sadece içimden demekle yetindim. Bütün ısrarlarıma rağmen, size gerekli bilgileri sağlayım, e devletten belgeleri alıp vereyim dememe rağmen sonuç alamadım. Ertesi gün Türk konsolosluğu tarafından arandım. Sanıyorum ki ailem Türkiye'den aramış, bir hayli rahatsız etmişler anlaşılan ve bir anda yardım edebilecek yollar bulabildiler. E devletten aldığım lise mezuniyet belgemi ve üniversite diplomamı istediler. Sadece aslı gibidir belgesi verebilir dediler fakat bu bile bütün arapsaçını çözecek şey olacaktı. Üniversite diplomam için aslı gibidir belgesi verildi, arkasında imza ve kaşe vardı. Bunun için 41 HDK gibi cüzi bir ücret ödeyip oradan ayrıldım. Hemen almış oldıığum o belgeyi taratıp konsolosluğa yolladım. Bunun üstüne bir de orijinal lise diplomam bulunmasın mı?
Aile evinde yaşadığım ve evde kitaplık bulunmadığı için bütün okuduğum kitapları kolilere doldurup o şekilde saklayan biriyim. Gönül isterdi ki kitaplığım olsun ve her şey düzen içinde kalsın. Hong Kong'a gitmeden önce bütün kolileri aramıştım fakat hepsinde sadece kitap olduğunu gördükten sonra en alttaki ağır koliyi açmaya lüzum duymadım. Annem o koliyi arayıp lise diplomamı bulmuş ben Hong Kong'da cebelleşirken. Bu tüm çırpınışların ilacıydı, artık vizemi alacağımı biliyordum, sadece bunu birkaç gün içinde mi alacağımı yoksa Türkiye'ye tekrar git gel yapıp ekstra para harcayarak mı yapacağımı bilmiyordum. Lise diplomamın taratılmış hali ailem tarafından bana gönderildi ve ben de internet üzerinden bulduğum yeminli tercümana bunu çevirtip pdf olarak çevirisini aldım. Konsolosluğa lise diplomamn bulunduğunu, çevirisiyle birlikte tarafınıza gönderildi diye bilgilendirme maili attım. Ardından beklemeye geçtim.
Büyük bir heyecan ve gerginlikle olumlu geri dönüş bekledim o gün cevap gelmedi. Ertesi gün bana belgelerin Sf Express ile konsolosluğa gönderilmesi gerektiğini ilettiler. Konsolosluğa lise diplomamın henüz Türkiye'de olduğunu, ailemin bulup bana pdf olarak gönderdiğini söyledim. Dolayısıyla fiziksel olarak gönderemeyeceğimi ilettim. Ama Türk konsolosluğundan almış olduğum aslı gibidir belgesini Sf Express şubesine gidip postalamayı denedim fakat benden UID diye bir numara istediler. O nedir? Nereden ulaşacağım? sorularını sorduktan sonra konsoloslukla iletişime geçmemi, onların bana bu numarayı vermesi gerektiğini söylediler. Vay babam vay! On saatte bir, onda da aynı cevapları aldığım konsolosluk bir de bana UID no gönderecek. Birkaç gün bekledikten sonra belirsizlik ve kaygının vermiş olduğu ruh haliyle artık farklı düşüncelere girmiştim. Kötü ve verilmemesi gereken kararlar kafamda dolanıyordu. Konsolosluğa gerekli belgelerin tamamını gönderdiğimi, daha fazla yapmam gereken bir şey olup olmadığını sorduğum son bir mail attıktan sonra artık tamamiyle beklemeye geçtim. Gerekli belgelerin taraflarına ulaştıklarını, yakın zamanda benimle iletişime geçileceğini belirten klasik, bir halta yaramayan cevabımı aldıktan sonra 19 Mart'ta Türkiye'ye döndüm.
Bu süreçte Hong Kong'da kalmam gerektiğini, ailemin diplomamı Hong Kong'daki otelime postalayıp daha sonra fiziken belgeleri konsolosluğa götürüp teslim etmem gerektiğini söyleyenler oldu ki zaten çok haklılar. Asıl mantıklı olan şey buydu ama belgeleri konsolosluğa bizzat getiremeyeceğimi, Sf Express ile kendilerine ulaştırmam gerektiğini söyleyen birkaç yanıttan sonra böyle bir ihtimal zaten yoktu. Yani tutturmuşlardı bi Sf Express, yapabileceğim bir şey yoktu.
Türkiye'ye geldikten sonra her şeyi salmıştım, Amerika falan iyi hoşta artık istemiyorum diyordum kendi kendime. Yorulmuştum ve başarısızlığın verdiği duygu beni öldürüyordu. Hayatım boyunca Amerika'da bir yaşam istemiştim. Küçük bir çocukken bile ben Amerika'ya gideceğim diyordum herkese. Tabi o zamanlar filmler ve şarkılarda farkına vardığım Amerika'yı dinmek bilmeyen bir arzuyla istiyordum. Büyüdükçe Amerika'nın da o kadar da toz pembe olmadığını anlayarak daha oturaklı bir isteğe dönüşmüştü bu.
Dönüşümün ardından altı gün geçtikten sonra bir sabah konsolosluktan gelen mail ile gözümü açtım. Mailde Türk konsolosluğundan almış olduğum aslı gibidir belgesiyle birlikte pasaportumu en yakın zamanda kendilerine Sf Express ile göndermem gerektiği yazıyordu. İlginç olan şu ki Türk konsolosluğundan almış olduğum belge kabul edilmiş ve istenmişti ama orijinal lise diplomamı bulmama rağmen onu istememişlerdi. Tabi ben onu da gönderecektim. Anladım ki pasaportumu vizeyi basmak için istiyorlar ama yine de güvenemiyordum. Daha sonra lanet olsun Sf Express'e nidalarımla birlikte araştırmaya başladım. Gördüm ki sadece İstanbul' Kadıköy'de bir tane Sf Express şubesi bulunuyormuş ama o da 6 ay önce kapatılmış. Sf Express'in müşteri hizmetleriyle de görüştükten sonra onlarla göndermenin bir yolu olmadığını anladım. Konsolosluğa Sf Express ile gönderemeyeceğimi, çünkü Türkiye'de böyle bir hizmetleri olmadığını ilettim ve farklı bir şirketle gönderip gönderemeyeceğimi sordum. Gönderebileceğimi söyleyen bir yanıt aldım. Bak sen şu Allah'ın hikmetine! :)
Ups, Ptt gibi kargo şubelerine gidip bu belgeleri Hong Kong'a göndermek istediğimi söyledim ama hepsi de pasaport gibi resmi evrakların yurtdışına gönderiminin artık yasak olduğunu, gümrükten döneceğini söylediler. Konsolosluğa bu durumu bildirecektim, @Serapp hanım sağ olsun benim için konsolosluğa bizzat gelip belgeleri teslim etmemi istediğimi bildiren güzel bir yazı hazırlamış ve ben de bunu gönderdim. Daha sonra bunun mümkün olduğunu söyleyip bana 28 Mart'a randevu oluşturdular ve tekrardan Hong Kong yolunu tuttum.
Yazının başında belirttiğim gibi bu gidişimde Tsim Sha Tsui'de kaldım, Holiday Guest House adında son derece ucuz bir otel seçtim. Zaten artık her şeye hakimdim. Hong Kong'un bir ucunda da kalsam konsolosluğa rahat ulaşabileceğimi biliyordum. Bir haftalık bir konaklama satın almıştım ve dönüş biletimi almadım. Bu sefer vizeyi alana kadar Hong Kong'da kalacağımı kararlaştırmıştım.
28 Mart günü sabah 8:30'da aynı şekilde konsolosluğa giriş yaptıktan sonra göçmen vize bölümüne çıktım. Oturup beklemeye başladım. 3 numaralı banko beni çağırmasın diye ettiğim duaların neticesinde 2 numaralı bankodaki hanımefendi beni çağırdı ve gerekli belgeleri kendisine sundum. Daha sonra belgelerimi alıp içeri götürdü ve benden beklememi istedi. Bekleyiş o bekleyiş, 60 dakikadan fazla bekledim. Bir daha da o kadını görmedim. 3 numaralı bankodan, ilk gidişimde sıkıntı yaşadığım memur beni çağırdı ve belgelerimin incelendiğini, şu anda gitmem gerektiğini ama pasaportumun kendilerinde kalacağını, mail ile bana ulaşacaklarını söyledi. İçimde bir his vardı, aynı gün öğleden sonra beni çağırıp vizemi ve pasaportumu almamı isteyeceklerini düşünüyordum. Öyle de oldu. Gelip pasaportumu teslim alabileceğimi belirten mail ile birlikte hızlı bir şekilde konsolosluğa vardım. Yine aynı memur beni çağırdı ve elimde pasaportum vardı. Civciv çıkacak kuş çıkacak yapan Mehmet Ali Erbil tavırlarıyla, sanki pasaportta vizeden başka bir şey olabilirmiş gibi sayfaları yavaşça çevirerek beni heyecanlandırmaya çalışıyordu. Bundan oldukça keyif alıyor gibi görünüyordu. Benim için o anda mutlu olduğunu hissettim. Daha sonra büyük an geldi ve vizemi gösterdi, pasaportumu bana verdi ve oturup kontrol etmemi, hata varsa hemen söylememi istedi. Pasaportumla birlikte sarı zarfı da teslim edip açılmaması gerektiğinden bahsetti. Tam o sırada arkada birini gösterip onu tanıyor musun diye sordu. Bakıp hayır dedim, kendisinin de Türk olduğunu söyledi. Burak isminde bir arkadaşımız da benimle birlikte vizesi basılı pasaportunu almaya gelmişti. Kendisiyle o esnada tanıştık. Umarım yolu açık olur. Burak da vizesini kontrol ettikten sonra 3 numaralı bankoya son bir selam çakıp, bütün yaşanmışlıkların hüznü ve mutluluğuyla veda ettim.
-
RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş
2 yetişkin+2 çocuk, ilk giriş deneyimi 😊
24 aralik çarşamba günü, İstanbul'dan 09.00 ucağıyla Houston'a gidip ilk girişimizi yapmak üzere planımızı yapıp biletlerimizi THY'dan aldık. 11 gün kalacağımız için bagaj hakkı satın almadik. 4 kabin bagajı(8'er kg), 4 sırtcantası(4'er kg kişisel eşya) hakkı işimizi görecekti, nitekim 4 kabin ve 2 sırtçantası hazırladım.
İstanbul havaalanının otoparkı 11 gün için 6.500TL gibi bir fatura çıkarınca rezervasyon sayfasından, yakınlarda başka otopark var mı diye aradık ve bir tane bulduk. 10-15 dk mesafede viapark (airpark7/24) diye bir otoparka 2.100TL'ye aracımızı bırakıp oranın servisiyle havaalnına geçtik. Navigasyonlardaki yerlerinde sorun var, dikkatli gitsin orayı kullanmak isteyenler, biz saat 06.00 da havaalanındaydık.
Online checkin yapip biniş kartlarımızı da oluşturduğumuz için ve aşağı verecek bagajımız olmadığı için uzun bir süre boş boş bekledik 😁
Geçişteki polis kardeşimiz de çıkış harcı için sağolsun hiç ugraştırmayınca onca saat boşuna erken gelmiş olduk 😊 Bu arada geçişteki polis, harç pulunu sorunca oturum iznimiz var artık vizede görebilirsiniz dedik, hemen gülümsedi greencard kazananı mısınız dedi ve tamam o zaman dedi. O da 5 başvurmuş çikmamış😔 kaldırdılar galiba onu da dedi, içim buruldu o hayalkırıklığına.. neyse kısa sohbetin ardından geçtik oradan. Gate e gittik, 56256272 adımlık gözen kontrolünden sonra (çanta vs açtırmadılar) bekleme alanına geçtik, orada Furkan arkadaşımızla tanıştık sohbet ettik, o da Round Rock a gidiyomuş 😁
Neyse bindik uçağa, güzeldi yolculuk, çocuklar ekranla kendileri oyalandıkları için hiç sıkıntı çıkmadı. Ayrıca da çocuklara oyuncak paketleri, başka paketler dağıttılar 2-3 kez, hoşlarına gitti tabi. Dünya tatlısı hosteslerimiz, iyi ki varlar 🥰
Arkadaki snack bar da çok işimize yaradı, çocuklara kalkıp 2 adım atmaya bahane oldu, hem de yediler kekleri çikolataları😁
Yemekler bu sefer eh işteydi, menü yeterince uymadı demekki bize.
Güzel bir uçuşun ardından indik, sakindi bence havaalanı. Hani izledigimiz xmas filmlerinde o gün bir kaos, hengâme olur ya, hiç yoktu, fazla sakin geldi bana 😊 sıraya geçtik, ilk görevli çok suratsız bir meksikalıydı, pasaportları ve zarfları verdik, fotoları çekti hızlıca, why are you here dedi 🤣🤣 Allah ın meksikalısı, sen niye burdasın diyemedim tabi 🤪 Mantiklı 1-2 cumle kurduk, yanınızda yiyecek var mı dedi, baklava turkish delight vs dedik, yanımızda getirdiğimiz para var mı ne kadar diye sormayı unuttular bu arada ama zaten giriş cıkıs yapacağımız için 10k nin altındaydı. İlk gelişiniz mi diye sordu. Bizi yan taraftaki bir oturma alanına aldı, bekledik orda biraz, Bu arada o alana girdigimizde forumdan Meliscigimle tanıştık, çok tatliydı 🥰 biraz sohbet ettik beklerken. Bu arada oradaki islemleri yapan bir polis var vardı sonra gitti heldi, bir daha gitti bir daha geldi derken (bu arada kimsenin islemi yapılmıyor, öylece bekliyoruz), bir kadın siyahi calışan daha geldi, dosyaların bir kısmını alıp yan bankoya geçti, ve nihayet 2 banko çalışmaya başladilar. Çok güleç yüzlü olan hanımefendi soyadımızla seslendi, hemen gittik, zarflarımızı açmış, içinden evraklarımızı fotoğraflarımız üste gelecek şekilde yanyana dizmişti, adres ve telefon teyidi yaptı, ekrana birseyler tıkladı yazdı vs, welcome dedi ve geçtik 😁 indikten sonra sıraya geçmeden başlayarak tamamen geçişimizin arası 1 saat sürmüstür, bunun max 5dk sı işlemlerdir, gerisi sırada, alanda vs bekleme süresi oldu.
Alamodan arac kiralama icin rezervasyon yapmıştık gitmeden önce, (11 gün, Ford Explorer or Similar(yani 7 koltuk SUV), IAH tan alıp oraya return şeklinde ve sigortalar dahil) rental car shuttle tabelalarını takip edip alamo ofisine gitmek üzere shuttla alanına gittik. Shuttle otobüsü tam hareket ederken yetistik, durdu aldı bizi, şoför de siyahi bir kadındı ama böyle bir güleçlik böyle bir tatlılık yok, kızıma you're gorgeous diye diye binmesine yardım etti, çocukların ellerinden kabin valizlerini aldı kendisi yerleştirdi vs, bizim çocuklar şok tabi 😁😊 neyse birkaç dakika sonra vardık, inerken kız merry christmas şarkıları söylerek bizi ugurladı, ofise ulaştık, yine aşırı güleç bir arkadaş islemlerimizi yaptı, ödeme daha az çiktı rezervasyondan (816 yerine 790 usd odedik), mutlu olduk 😁 herkesle merry christmaslar havada uçuşa uçuşa selamlasarak arabayı teslim almaya çıktık. Ford explorer or similar olarak secmiştik. Araç alternatiflerini gösteren kız önce rubicon gösteri, ki eşim sever ama açık kasa yağmurda sorun olacak diye istemedik, kız saşırdı siz amerikalı değil misiniz dedi güldü 😁 gmc nin iri kıyım bir modelini verdi(2026 model bir gmc Acadia imiş bu arada, öğrendim artık modeli), 3 sıra koltuk, geniş iç hacim diye başlarmışım şimdi 😁 bayıldım arabaya, benim canım arabam tucson'umu düşününce onun yanında minik kuş gibi kalır heralde dedim, biz de suv a bindigimizi sanıyormuşuz tr'de 🤪😁😁
Bu arada eşim e-sim kurmuştu gitmeden önce, 3gb 2 dolar mıydı neydi, havaalanında biraz uğraştık onu aktif ettik navigasyon için lazımdı.
Navigasyonla hemen bir heb bulduk 25dk mesafede, ertesi gün tatil oldugu için yiyecek birseyler aldık, yeni çıkmış sıcacık mis kokan bir ekmek aldık(3 tanesi $1), minik miniklerdi, hani genelde hep derler ya ekmekleri bile şekerli gibi diye(ki öyledir mutlaka o akadar insan yazdığına göre). Ama sansımıza ekmek dehşet güzel çıktı(ekmek hassas noktam), amerika bize daha ilk anlardan göz kırpmaya başlamıştı 🤣🤣
Neyse oradan da 20dk mesafedeki otele geçtik, giriş yaptık vs..
Gelelim 9 yaşındaki oğlumun durup dururken kurduğu cümleye, "burdaki insanlar çok iyimser" 😊
Kastettiği şuymuş, açıkladı, herkes çok güler yüzlü hep güzel şeyler söylüyorlar gibi..
Onların hakettiği bu yaşam seklini onlara verebileceğimizi umduğumuz bu hayat yolculuğumuzun ilk saatleri böyleydi. İnşallah devamı da güzel gelsin, darısı isteyen herkesin başına 😇Edit : Bir de IAH a indikten sonra, havaalanından çıkmadan benim telefona da e-simio uygulamasını kurduk, 5gb $3,95 gibi bir paket de benim telefon için satınalıp aktif ettik, 5dk sürmüştür ancak. Bu e-sim uygulamasındaki çok uygun fiyata aldığımız 2 data paketi 11gün boyunca bütün işimizi gördü, hiç sıkıntı yaşamadık, çok iyiydi. Yalnız İstanbula indiğimizde uyarı verdi uygulama, e-sim uygulamalarına erişim Türkiye'de engellenmiştir gibi birşeydi, kullanamadık burada kalanları.
-
ABD'de Yaşadığımız Talihsizlikler ve Zorlu Bir Başlangıç
Merhabalar,
Amerika’ya geleli yaklaşık 2 ay oluyor. Bu sürede başımıza gelen -pişmiş tavuğun başına gelemeyecek-olayları paylaşmak istiyorum sizinle… Kaç gündür konuşuyorduk Evin'le (eşim). Bir kaleme alalım dedik... Biraz uzun oldu ama iki ayda başımıza gelen bütün olumsuzlukları biraz da detayıyla yazmayı başardık, sabredip okursanız bir drama şahit olacaksınız :)
İlk aylar zor geçer diyordu herkes, bunu mu kastediyorlardı acaba? Yoksa gerçekten bizim üstümüzde bir kara bulut mu var?-
Münih’te uçağımız 2.5 saat rötar yaptı. Münih’te uçağa binerken romatizmadan dolayı Evin’in ayağı şişti. Ağrıdan ağlıyordu, neredeyse uçaktan indireceklerdi. Uzatınca geçer falan deyip zar zor ikna ettik Alman kaptan ve mürettebatı.
-
San Francisco’daki aktarma uçağına koşa koşa gidip bavulları yetiştirdik; ama güvenlik kontrolünden geçerken görevli “hanımefendi” Atlas’ın oyuncak arabasını bıçak sandı ve el bagajımızı didik didik aradı. “O gördüğünüz oyuncak araba, bıçak yok çantada” dedim; çılgınca aramaya devam etti. Bıçak falan bulamayınca çıldırdı, gitti bir daha cihazdan geçirdi, bu kez hiç birşey bulamadı ve buyrun gidebilirsiniz dedi, bavul darmadağın tabi, onu topladık zar zor kapatmıştık zaten. Her neyse, kapıdan geçmemiz 10 dk kadar sürdü. Koşa koşa (Evin topallaya topallaya) kapıya gittik ama uçak çoktan gitmişti bile…
-
Bu arada bavullar Reno’ya gitti … Reno’ya bir sonraki uçak 11 saat sonraymış. Gece saat 23:00, "bu saatte bi yere gitmeyelim havaalanında kalıp dinlenelim, zaten uzun yoldan geliyoruz" dedik. Saat 12’de havaalanında ne kadar café restoran büfe varsa hepsi kapandı, biz aç... Çıktım dolaştım bütün havaalanını, bize yeni bileti veren servis gişesinde neyse ki biraz cips bisküvi su falan varmış. Onlardan otlandık biraz, sağ olsunlar…
-
Reno’ya uçtuk 1 saat kadar, uçak aşırı derecede sarstı iniş boyunca ve öyle bir indi ki piste, ona inmek değil resmen çakılmak denir.
Neyse dünden Reno’ya gelen bavulları almaya gittik.
Biz: - Merhaba dün gelen bavullarımızı almaya geldik…
Görevli: - Burda bavul falan yok, dün sahipsiz bavul gelmedi….Haydaaa, koştur koştur oraya git buraya git… Bavullar, diğerleriyle birlikte banttan geldi… 6 bavul, 3’ü hasarlı.
Biz: -Bavulların tekerleri kırılmış…
Görevli: - Tekerler sigorta kapsamı dışında….-
Neyse neyse, herşeye rağmen geldik ya… Oh çok şükür, yol bitti. Hadi eve gidelim. Uber? Nakit olmadı, kredi kartımı kabul etmedi, debit kartımı da kabul etmedi… Uygulamada mı sorun var acaba, oydu buydu derken yarım saat bir saat kadar kitlendik. Neyse en son bi taksiye binip gittik eve.
-
Reno’da toplu taşıma hak getire… Oturduğumuz mahalleden saatte 1 tane otobüs geçiyor… Neyse bindik bir otobüse merkeze gidelim dedik. Sokaklarda insan yok, olanı da homeless garipler. Çok sıcak yürünmüyor, bi taksiye binip markete gidelim eve öte beri alalım dedik. Abartmıyorum 2 saat taksi aradık o sıcakta. Taksi durağı diye birşey yok. Yoldan arada bir taksi geçiyor el kaldırıyoruz durmuyor. Boş olan da durmuyor. Sağolsun bi abla derdimizi anladı galiba, telefonla bir yeri aradı da bi taksi gelip bizi aldı.
-
Bu böyle olmaz bir araba alalım dedik. Ha deyince istediğin gibi bir araba bulunmuyor. Bu arada araba alıncaya kadar oraya buraya gitmek için bir araba kiralayalım dedik. Normalde günlük 25-30 dolarmış. “Efendim yaz sezonundayız çok talep var” dediler, bulabildiğim en ucuz araba 120 dolardı. Bir hafta kiralamak için gittik ama fiyat yüksek olduğu için 3 günlük kiraladım. 3 gün için 350 dolar verdik.
-
İlk oturduğumuz evi 1 aylığına kiraladık airbnb’den. Çevredeki wireless’lerde Türkçe bir isim gördük. Çok sevindik. Kimdir nerede oturuyordur acaba diye merak ediyorduk. Bir de baktık, günlerdir bizim Türkçe konuşmalarımıza şahit olan ama bir merhaba bile demeyen yüzümüze bakmayan yan komşumuzmuş. Biz de demek ki muhatap olmak istemiyorlar diye ses etmedik hiç.
-
Geldikten 1 hafta sonra SSA ofise gidip bizim SSN’lerin durumunu soruyoruz. Atlas’ın ve benimki yolda, ama Evin’in SSN başvurusu sistemde görünmüyor… Neyse sıfırdan başvuru yapıyoruz Evin için. 3 gün sonra Atlasla benim, 10 gün sonra da Evinin SSN’ler geldi.
-
Neyse 1 ayın sonuna geldik, ev bulmamız lazım, Atlas’a okul bulmamız lazım. Okula göre semt seçeceğiz tabii ki. Araştırdık Atlas’ın yaşı gereği gidebileceği 5 tane okul var Reno’da. Onlardan birine yakın bir ev bulduk, gittik gösterdiler çok beğendik. İki gün sonra kiralamaya gittik.
Görevli: -O ev 1 hafta önce kiralandı.
Biz: -Nasıl olur efendim, iki gün önce öyle demedi Melissa isimli arkadaşınız!!!
İçeri girdi çıktı falan…
Görevli: -No, ama isterseniz 1 ay sonra başka bi rev boşalacak orayı verelim…
Bu arada Melissa “Hanımefendi” içerde oradan konuşuyor arkadaşıyla, bizi de duyuyor, ama zahmet edip gelip bi “Sorry” demiyor.
Çözüm düşünüyoruz…
Biz: -Başka bir ev yok mu 1+1 falan? Girelim, başka evden çıkan olunca oraya transfer olalım???
Görevli: -O zaman transfer fee ödersiniz…
Biz: -Ne kadar?
Görevli: -Bilmiyorum şefime sorayım size mail atayım….
OK deyip çıkıyoruz… Bugün 1 ay oldu daha mail gelmedi….- Neyse o semt olmadı, ara tara başka ev bulduk bambaşka bir semt Atlas’a bambaşka bir okul… Kirada anlaştık, admin fee vs için 150 dolar istediler…
-Peşin verelim?
-No.
-Kartala ödeyelim?
-No.
-Banka transferi yapalım?
-No.
-Eeee?
-Money order ya da check…Hey Allah’ım... Hangi devirdeyiz?
Bayıldık 150 doları bekliyoruz, managerları tatilden gelecek de onay verecek evi kiralayıp kiralayamayacağımıza…- Bu arada günü geliyor… Eşya almamız lazım, en yakın IKEA Sacramento’da; Reno’dan 2.5 saat uzaklıkta… Ve sadece Salı günleri Reno’ya getiriyorlar. Hafta sonu alışverişi yapalım ki, 18 Temmuz Salı günü, yani eve taşınacağımız gün IKEA ürünleri göndersin, IKEA’yı arıyoruz telefonla…
-Cumartesi alsak Salı teslim eder misiniz?
-Elbette!!!.Bu arada hala onay bekliyoruz managerdan. Lease ofise gidiyorum geliyorum, arıyorum soruyorum hergün, onay yok hala. Anlaşmada kira 1470, depozito 400 dolar. 6 aylık kiraladığımız için aylık 50 dolar daha kaktırdılar kiraya, oldu 1520 dolar. OK hepsine OK dedik, yeter ki bir sonraki levele geçebilelim. Cumartesi manager tatilden geliyor, onaylanınca sizi arayacağım diyor eleman.
Cumartesi öğleden sonra IKEA’dan arıyorum lease ofisi..-Noolddu hani arayacaktınız bu sabah?
-Manager gelmedi hala, hem ben size Cts değil Pts demiştim, ama sizin işte sorun olmaz onaylanır…Allah’ım sen sabır ver…
- Neyse, IKEA’da istediğimiz herşeyi bulduk. 2 oda 2 banyo bir ev için minimum gereksinimlerimizi 2500 dolara ikeadan alıyoruz (sonra bi 500 dolar da walmarttan aldıklarımız tutu, toplamda 3000 dolara ev eşyalarımız tamamladık). Aldıklarımızı Reno’ya getirmeleri için de 300 dolar ödedik. Görevli: 18 Temmuz Salı ürünlerinizi teslim edeceğiz, arkadaşlar Pazar ya da Pazartesi sizi arayıp tam teslimat saatini bildirecekler
Biz: OK, have a good day.
Pazar geçiyor Pazartesi oluyor biz haber bekliyoruz IKEA’dan… bu arada green card’lar geliyor. Atlasın ve benim kartlar OK ama Evin’in kartında soyadı yanlış yazılmış. USCIS’i arıyoruz…
Biz: -Durum böyle böyle, ilk baştan beri devam eden bir soyadı yanlışlığı var.
Görevli:- I-90 form doldurun yenileyelim….8-10 sefer düzeltme girişiminde bulunduk, DS-260’da düzelttik, vizede yanlış yazdılar, yeni vize aldık bu kez doğum yerini yanlış yazdılar, bi daha gönderdik bi daha vize verdiler, 3 vize geldi evine 2’si hatalı iptal edilmiş. USCIS fee ödemek için hesap açtık A number ve case number kullanarak. Bir baktık soyadı USCIS sisteminde de yanlış. Telefonla aradık, mail yazdık…
Biz: -Bakın bu böyle giderse green card da yanlış soy isimle gelecek, düzeltin lütfen.
Görevli: -Yok yok sorun olmaz, vizeniz pasaportunuz doğru sonuçta bizde hata görünmüyor…Al sana green card yanlış soyadıyla geldi yine… Ne diyeyim bilmiyorum. Neyse Form I-90’yi online doldurduk, submit ettik bekliyoruz. Mail geliyor hesabınızda bir değişiklik oldu lütfen girip güncellemeleri kontrol edin. Parola şifre vs giriyoruz, 500 ERROR… Heralde düzelir canım diyoruz bekliyoruz birkaç saat, düzelmiyor… Ertesi gün USCIS’i arıyoruz, biz düzeltemeyiz diyor, teknik birimle konuşuyoruz, bizden kaynaklanmıyor diyor… 1 ay oldu hala hesaba giremiyoruz, IOS, android, chrome, internet explorer, safari, laptop tablet, telefon ,wireless, 3G…. denemediğimiz araç hat cihaz kalmadı. Ama sorun bizden kaynaklanmıyor diyor USCIS. Neyse eve mektup geldi gittik biometric appointment için… Yeni green card 7-8 ayda gelir dediler. Hayırlısı dedik, bekliyoruz… İnşallah doğru soyisim yazar yeni kartın üstünde…
- Bu arada IKEA’yı arıyorum, hani beni aricaktınız diye sormak için, yarım saat hatta bekliyorum açan yok…. 10dk sonra IKEA’nın nakliye firması arıyor…
-Kusura bakmayın sizin ürünleri yarın getiremiyoruz!!!!
-Neden???
-Şoför yok!!!
-What??? Şoför mü yok???
-Evet, şoför yok…
-Eee, ne zaman getirceksiniz??
-Haftaya, 25 Temmuz Salı…
YOK ARTIK…. Olur mu kardeşim 300 dolar para aldınız, ayrıca eve taşıncam ben, eşyamı getirmezseniz 1 hafta otelde kalmamız gerekecek çoluk çocuk… nerden baksan 500 dolar, her akşam dışarda yeme içme hariç… Kim tazmin edecek bu parayı???
-SESSİZLİK...Kardeşim bir çözüm sunun, Salı gelmiyorsa, Çarşamba ya da Perşembe gelsin bari, bu hafta olmadı haftaya getirelim diye birşey yok!!
Biz nakliye firmasıyız bir sorununuz varsa IKEA müsteri hizmetlerini arayın…
Kapatiyoruz telefonu…IKEA müşteri hizmetlerini arıyorum, yine 30 dk bekliyorum hatta, görevliye anlatıyorum durumu…
Görevli: -Aaa olur mu hiç öyle saçmalık, ben hemen görüşüyorum.
Bekliyoruz yine hatta bi 10 dk, tekrar açıyor,
Görevli: -Sorry durumu düzeltemedim.
Biz: -O zaman zararımızı karşılayın.
Görevli: -Benim yapacak birşeyim yok
Biz: -Ya yok mu sizin bi sorumlu müdürünüz falan?
Görevli: -Müdürlerimiz telefon görüşmesi yapmıyor, mağazaya gelmeniz lazım.
Biz: -“Hanımefendi, müdürünüz telefonla görüşmüyor diye derdimi anlatmak için benden 2.5-3 saat uzaklıktan mağazanıza gelmemi mi istiyorsunuz?
Görevli: -maalesef evet.
Biz: -Yok mu bi mail adresi falan bu müdürlerinizin?
Görevli:[email protected].Kapatıyoruz. Mail yazıyorum, 4-5 gün cevap yok…
- Bu arada otele taşınıyoruz… 480 dolar…
Lease ofise gidip eve taşınma tarihimizi 1 hafta erteliyorum. Ayın 25’inden sonra taşınacağımız için Ağustosun kirasını da peşin istiyorlar extra 1520 dolar, eywallah diyoruz. Ha bu arada manager gelmiş, kredi skorumuzu kontrol etmiş ve taşınmamıza onay vermiş…. Amaaaaaaa ülkeye yeni geldiğimiz ve henüz pozitif bir kredi skorumuz olmadığı için 400 dolar olan depozitoya 1470 dolarlık bir kira bedeli daha ekleyip 1870 dolar yapmış…. Ne diyeyim… Nasıl olsa geri alacağız çıkışta paramızı diye ona da eywallah diyoruz…
- Yine Pazartesi oluyor arayan soran yok. IKEA’yı arıyorum, bi 30 dk daha hatta bekliyorum.
-Bizim eşyalar nooldu?
-Yarın gelecek.
-Ohhh… Rahat bir nefes alıyoruz.
Bu arada görevliye geçen hafta yaşananları anlatıyorum, bir hafta daha otelde kalamayacağımı kesin gelmesi gerektiğini söylüyorum. Görevli şok oluyor…
-Aaa olur mu öyle şey diyor, ben hemen bir manager’la görüştüreyim sizi…
10-15 dk hatta bekliyoruz… Tataaaa… Sorumlu bir manager telefonda, durumu anlatıyoruz, mail yazdık ona da cevap yok diyoruz… Özür diliyor… En hızlı telafi çözümü olarak 300 dolar nakliye parasını iade etmeyi teklif ediyor. Kabul ediyoruz. Anlaştık, mutluyuz.- Lease ofis eve taşınmadan önce NV Energy’den elektrik ve gazı üzerimize almamızı istiyor. NV Energy’yi arıyoruz.
-Kaydınızı yapamayız…
-Neden?
-Green card’ınızı ve pasaportunuz noterden onaylatın fax gönderin.
-Neden?
-E yeni gelmişsiniz ülkeye…
-Tövbe estağfurullah diyoruz…. Noter, fax, onay alıyoruz.
25 Temmuz oluyor. Bankaya gidiyorum, 7 günlük Temmuz kirası 300 küsür dolar, Ağustos kirası 1520 dolar ve depozito 1870 dolar için ayrı ayrı 3 tane check alıyorum, her bir çek için 10 dolar bankaya ödeme yapıyorum. Lease ofise geliyorum.
Ben: -Günaydın, şu evi kiralayalım artık.
Officer: -evraklar ve checkler?...
teslim ediyorum.
Officer: -Ama depozitonuzu 1870 dolardan 1920 dolara çıkardık, 50 dolarlık daha çek vermeniz gerekiyor….
Ben: -Kardeşim siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Elinizde telefon yok mu? Bilgisayar yok mu? Madem değiştiriyorsunuz bi arayıp söylesenize… 50 doların canı cehenneme… bıktım artık zırt pırt birşeyleri kafanıza göre değiştirmenizden. 3500 dolarlık çek var masada… 50 doları da sonra getireyim, bitirelim şu işi artık.
Officer: -Managerıma bi sorayım….
Gidip geliyor…
Officer: -Sözleşmeyi imzalayabiliriz ama anahtarınızı veremem 50 doları almadan….
Ben: -Tövbe tövbeee… Ulen benim kağıt imzalamaya değil eve ihtiyacım var…. Sizin yapacağınız iş bu kadar işte, birazcık güvenin insanlara masanızda 3500 dolarlık çekim duruyor siz 50 dolar için beni arabamda 10 tane bavul yanımda 4 yaşında çocukla pinpon topu gibi bir oraya bir buraya savuruyorsunuz…
-SESSİZLİK.Çıkıp bankaya sonra da western union’a gidiyorum. 50 dolarlık çeki de veriyorum ve imza kısmına geçiyoruz. Evin bu arada dil kursunda, sadece ben imzalıyorum kira sözleşmesini.
Ben: -Anahtarlar?
Officer: -Sadece 1 tane verebiliriz…
Ben: -Neden diğerini de vermiyorsunuz?
Officer: -Evin gelsin imza atsın öyle vercez ikincisini….
Allah’ım birini gırtlaklamadan çıkıp gideyim artık şurdan diyorum, anahtarı alıp eve gidiyorum.-
IKEA söz verdiği gibi 25 Temmuz’da getiriyor eşyaları. Kurulum vs 2-3 gün uğraşıyorum. En son yatağı kuruyorum… Veee matress yatağa sığmıyor… Matress quenn yatak double, yanlış almışım raftan (bak bu benim hatam işte :))…. IKEA’yı arıyorum, gelin değiştirelim diyor…. Neyse haftasonu yine Sacramentoya gidip değiştiriyoruz. Mutlu son.
-
Gitmişken haftasonumuzu da San Francisco’da geçirelim dedik. San Francisco’yu görünce derin bir oh çektik. Biz büyük şehir insanıyız, bu Reno bize dar geldi gerçekten. İlk fırsatta inşallah deyip döndük köyümüze.
-
Okul kaydı sırasında kira sözleşmemiz henüz olmadığından sitenin adresini vermis ama daire numarasını boş bırakmıştık; kayıt yapanlar da sonra getirisiniz önemli değil demişti. Bu arada birth certificate de olmadığı için pasaport – green card ve hastaneden aldığımız doğum ve epikriz raporlarını sunmuştuk. İlk kez karşılaşıyorlarmış, ben de forumdan öğrenmiştim birth certificate yerine pasaportla kayıt yaptıran arkadaşlar vardı. Onu söyledim “ha tamam biz yine de bi araştıralım” dediler. 1 ay geçti ses etmediler… 2 haftadır da okula gidiyorum kira sözleşmesinin bir kopyasını vereyim diye ama okulda kimse yok. “14 ağustosta okul açılıyor, 7 Ağustos Pazartesi de veli toplatısı var kesin katılmanız gerekiyor” dediler okul kaydı sırasında. Gittik, sadece 3 veli var. Neyse toplantı falan. “Okul yarın açılıyor” dedi öğretmen… “Bi de sizin eksik evrak varmış” dedi. Verdik sözleşmeyi, “tamam” dedi bi yeri aradı. Telefondaki demesin mi “birth certificate de eksik!!!” Yahu anlayışsız mısınız nesiniz yok öyle bir evrak Türkiye’de diyorum içimden…. Neyse öğretmen koordinatörü aradı ulaşamadı falan ben size ariim dedi… Akşam 5’e doğru aradı. Doğumla ilgili ne evrak varsa getirin dedi. Hemen yetiştirdim 5 dkda… Tamam ben sizi aricam dedi… Tabii arayan soran yok o saatten sonra… Remind diye bir uygulama kurun demişti, oradan mesaj yazdık Atlas’ı yarın getirelim mi diye… “I’m sorry” dedi kendileri…. Okul başladı, bizim oğlan şu an evde… Dün yine sorduk durum nedir diye… “Evraklarınızı gönderdim onay alınca size haber vercem” dedi… Bekledik ses yok… 4 yaşında çocuk için ilk gün herkesle birlikte başlamak önemliydi… Bugün koordinatörü aradık, “2 dk önce çıktı hemen ulaşıp size aratayım, küçük bir pürüz kalmıştı onu da çözüyoruz, bu öğleden sonra size arayacağız” dediler. Bütün öğleden sonra arayan olmadı. Yarın sabah district ofise gitcem artık. Çocuk her sabah ağlıyor okula gitcem diye.
-
Ehliyet başvurusu yaptım. Yazılı sınavı hemencik geçtim. Dün sabah driving test vardı. Evrakları verdim bekliyorum… Bir sürü görevli var, bir tanesi öyle bir uyuz ki…. Dua ediyorum, inşallah bana bu denk gelmez diye…. ….. veee…. Anladınız siz onu….. Neyse çıktık arabaya gittik bir iki kontrol yaptı. Sol arka lastiğinin havası inik dedi. İdare eder dedim ikna ettim. Ön camda da alt kesimde boydan boya bir çatlak var. Altlarda olduğu için pek önemsemedim, değiştirmedim camı… Neyse teyze geldi bi oturdu koltuğa, boyu kısa olduğu için çatlak tam görüş hizasına denk geldi. “Benim görüş alanımı etkiliyor, başka araba getir ya da camı değiştir” dedi. Erteledi sınavı… O değil de bir başkası gelse şimdi sürüş sınavını da atlatmıştık…
-
Yeni eve taşındık internet paketi aldık bugüm Spectrum. Kendiniz kurabilir misiniz dediler. Elbette dedik. Geldik eve, kurduk, herşey nolmal. Aktivasyon için bi numarayı aradık. Bekle bekle internet hat sinyali gelmiyor… Hatta sorun var yarın teknik servis gelsin bi baksın dediler….
İşte böyle…. Türkiye’ye dönmemek için kendimizi zor tutuyoruz….
Siz de ilk geldiğinizde benzer sorunlar yaşadınız mı yoksa kendimizi çok özel mi hissetmeliyiz? Ne dersiniz?EK: Üstteki yazıyı yazdıktan iki gün sonra....
Filmin devamında bugün yaşananları da aktarıp seriyi tamamlıyorum:-
Sabahtan internet bağlantı sorunu için teknik servis gelecek diye evde bekledim, okula ya da district office'e gidemedim. Ama defalarca aradım okulu, açan olmadı.
-
Sonra teknik servis geldi. Adam başladı işe, kontrol yaptı, bazı kablo bağlantı parçalarını değiştirdi, aşağı inip kutuya baktı vs... Bi 15-20 dk kadar çalıştı... sonra telefonuna bir mesaj geldi, ona bakım "hayret noluyo ki acaba" falan dedi. o sırada benim tel çaldı. İşiniz iptal edildi size Roger isminde başka servis elemanı göndercez dedi ve kapattı otomatik bir ses. Adam kalktı ortalığı olduğu gibi bıraktı, alet edevatını topladı gitti. Haydaaa, nereye dedim. Beni başka göreve atadılar dedi, gitti... Başladık beklemeye yine... Aradım, böyle böyle oldu, bir açıklama yapın dedim. tamam local servis sağlayıcı sizi arayacak dedi kapattı. Arayan soran olmadı. 20 dk sonra Roger geldi. Olaydan habersiz adamcağız. Sağolsun sorunu çözdü ve gitti.
-
Sonra aldım Atlas'ı Pre-K Enrollment office'e gittim. Bi baktım alayı orda görevlilerin. Sabahtan beri arıyorum neden açmıyorsunuz dedim. Çok yoğunuz sorry dediler. Siz yoğunsunuz da bu çocuk 1 hafta dır okula gidemiyor, biraz da bizim işe yoğunlaşın dedim. Üzgün ve kızgın olduğumuzu görünce biraz işe koyuldular. Daha önceden verdiğim, doğum sonrası hastaneden aldığımız Doğum Raporu'nu gösterdiler. Burda ne yazıyor dediler. Okudum ben de hızlıca translate edip. Ha tamam, o zaman dediler. Biz evraklarınızı gönderdik onay bekliyoruz, biz onay veremiyoruz dediler. Bir arayıp soralım dedi koordinatör... Aradı... Tamam yarın okula başlasın dediler... Bir haftadır boşu boşuna karın ağrısı yaşattılar bize sizin anlayacağınız...
keywords: abd'de yasadigimiz talihsizlikler ve zorlu bir baslangic
-
-
RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri
Selamlar. Green card ile geldigim Amerika’da gecen yaklasik 16 gunluk bir surecin ardindan tecrubelerimi paylasayim dedim. 😊 19 Haziran Sali gunu sabah Istanbul’dan kalkan ucagim ayni gunun oglen 12.30’unda Chicago O’Hare Havaalani’na inis yapti. Amerika’ya inmis olmanin yarattigi heyecanla hizla valiz teslim alanina dogru ilerledim. Valizimi teslim almadan once meshur sari zarfin teslimi ve pasaport kontrolu icin bir siraya girdim. Kisa bir sure sonra 20 li yaslarin sonunda bir polis memuru eliyle isaret ederek beni yanina cagirdi. Polis o kadar suratsizdi ki, tum belgelerim tam olmasina ragmen bir tedirginlik yasamadim degil. 😊 Zarfi acip, pasaportu kontrol ettikten sonra bilgisayarda bir kac islem yaparak bana eliyle isaret ettigi yere gecmemi ve orada beklememi soyledi. Akabinde baska bir polis memuru geldi. 5 adim onumden bu yolun sonuna kadar yuruyorsun dedi. Ben yuruyorum ama 4 5 adim arkamdan da o geliyor. Sanirsin goz altina alindim. 😊) Baska bir polis noktasina ilerleyip burada da islemleri tamamladiktan sonra valizimi teslim alarak havaalanindan cikis yaptim. Gelmeden once Chicago’nun Lincoln Park bolgesinde bir hostel rezervasyonu yapmistim. Planim havaalaninda Uber veya Lyft cagirip dogrudan hostele gitmekti. Bunun icin de havaalaninin WIFI ina guveniyordum. Telefonumu elime aldim, internete baglandim ki o da ne! Internet o kadar kotu ki, degil Uber-Lyft cagirmak, tarayicida google bile acamiyorum. Lyft cagirmaya yonelik 2 tesebbusumden ikisi de basarisiz olunca 10 dolar iptal ucreti yansitilinca artik bu yolu denemekten vazgectim. Daha sonra elimde koca bir valiz, sora sora Blue Line a kadar gitmeyi basardim. 5 dolara bir oneway ticket alarak trene bindim ve yolculuga basladim. Simdiki plan Downtown’da inip bir telefon hatti alarak ulasim imkanlarimi kuvvetlendirmekti. Chicago duragina 1 durak kala yanimdaki Amerikali’ya Chicago yazan durak downtown mu diye sordum. Amerikalinin evet demesi uzerine Chicago duraginda inis yaptim. Inis yaptim ama, benden baska inen yok. Istasyon bombos. Hem de saat henuz 4 bile degil. Yukari cikip etrafima bakinmamla yanlis durakta indigimi farkettim. Meger burasi West Downtown mus. Bu da demek oluyor ki unlu Trump Tower, Water Tower in bulundugu Downtown’a gidebilmem icin elimde koca valiz, sirtimda sirt cantasi ile uzunca bir sure yurumem gerek. Bu secenegi degerlendirmektense etrafimda bulunan en yakin bir operator ofisine gidip bir telefon hatti alarak uber-lyft kullanmak daha mantikli geldi. Insanlara sora sora sonunda bir T-Mobile magazasi bularak telefon hattimi almayi basardim. Sonrasinda hemen bir Uber cagirarak hostele gectim. Amerika’ya gelis surecim bu sekilde idi. Simdi ise biraz da Chicago’da yasadigim deneyimlerden biraz bahsedeyim. Chicago siyahi nufusun cokca fazla oldugu, kuzey doguya ilerledikce yasam kalitesi, refah seviyesi artan, guney batiya ilerledikce de egitim seviyesi, yasam kalitesi dusen bir sehir. Sehrin guneyinde buyuk cogunlukla afro-amerikalilar yasiyor. Ben sehrin kuzey dogusunda yer aliyordum. Beyaz amerikali cogunluklu bir bolgeydi. Hostele yerlestikten sonra ilk 2 gun sehri guzelce gezdim. 2 gunun ardindan banka hesabi actirmak icin Bank of America ofisine ugradim. Kendileri benden ABD de yasadigima dair kanit, SSN veya ABD bankalarindan birine ait bir kredi karti istediler. Bunlarin 3 une de henuz sahip degildim. Bu durumda yardimci olamayacaklarini belirttiler. Sonrasinda Chase Bank, US Bank, Harris Bank, Citibank gibi bir cok banka gezdim. Hepsinden aldigim yanit ayniydi. Gunun sonunda bir baska Bank of America subesine gittim. Kadin herhangi bir sorun olmadigini, pasaport ve vize turumun banka hesabi acabilmek icin uygun oldugunu soyledi ve 3 gun sonrasi icin randevu verdi. (Evet burada bireysel musteri temsilcileri ile genelde randevu ile gorusuyorsunuz.) Ertesi gun SSN basvurusu icin Social Security Administration a gittigimde islemlerimi tamamlayip binadan ayrildiktan sonra karsida bir BofA subesi daha gordum. 2 gun daha beklemis olmayim diyerek bir de burada sansimi deneyeyim dedim. Ve evet, gittigim 3. Bank of America subesinde hesap actirmayi basarabildim. Yapmam gerekenleri tamamladiktan sonra artik is ve ev sorununu cozme zamani gelmisti. Gunlerce haril haril craiglist, indeed, monster gibi sitelerden is ilanlarini arastirdim. Ayni zamanda craiglist uzerinden bir de kalacak yer icin arastirma yapiyordum. Amerikaya yaklasik 3 aylik bir surec icin gelmis oldugumdan dolayi uzun sureli kontrat yapamiyor olusum alternatifleri ciddi oranda dusuruyordu. Turkiye’de hala egitim gormekte olan bir Iktisat ogrencisi olmamdan dolayi gecmiste hicbir is tecrubemin olmamasindan oturu is gorusmesine gittigim yerler tecrubeli personel bahanesini gosterek beni reddediyorlardi. Eger herhangi bir mesleginiz, ehliyetiniz, sosyal guvenlik numaraniz yok ise buyuk sehirlerde is bulmak gercekten zor. Soyle ki meslek yelpazesi restaurant isleri ve housekeeping arasinda gidip geliyor, Bu iki isin disinda yapilabilecek malesef cok fazla bir is yok. Bu nedenle ABD de ehliyet cok onemli. Yaklasik 8-10 gun suren bir is arayisinin ardindan cebimden yedigimi farkederek radikal bir karar almam gerektigi dusuncesine vardim. Chicago da kalmaya devam edersem, yuksek kira bedelleri, ortalama maaslar ve yuksek vergi oranlari ile onumdeki 2.5-3 aylik sureyi pek aydinlik geciremeyecektim. Arkadasimin tavsiyesi ile Bozeman, Montana’da bir otel isi oldugunu ogrendim. Housekeeping isiydi. Otel konaklamayi aylik 300 dolara sagliyor ve ucretsiz ogle-aksam yemekleri veriyordu. Para kazanabilmek ve giderleri minimize edebilmek adina bundan daha iyi bir teklif olamazdi. Hemen bir ucak bileti alarak Bozeman a gecis yaptim. Suan pek sevmemis olsam da housekeeper olarak calismaya devam ediyorum. Buradaki giderlerim inanilmaz derecede dusuk. Ayrica burada satis vergisi de yok. Etiket fiyati neyse onu oduyorum. Walmart a 2 gun once bir is basvurusunda bulunmustum, oradan da olumlu donus yaptilar. Yakin zamanda orada da ise baslayacagim. Simdilik burada birakayim. Eger sorulariniz olursa yanitlamaya calisirim. Yeni seyler tecrube edersem onlari da paylasirim. Bos zamanlarimda sik sik forumu ziyaret ederek sizlere yardimci olmaya calisacagim. Gorusmek uzere 😊
Imla hatalari icin kusura bakmayin. Ilk kez ingilizce klavye kullandigim icin biraz zorlandim. :)
-
RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş
Herkese merhaba arkadaşlar. Uzun zorlu dv2020 sürecinizi Amerikada sonlandırdık. 2 mart ta Amerikaya geldik. Uçuşumuz çok keyifli ve yorucuydu. Houston saatiyle akşam 19.00 da indik. Önce pasaport kontrolden geçtik. Green card kazananı olduğumuzu açıkladık. Yanımızda 10 bin dolardan fazla getirdiğimiz söyledik. Not aldık sarı zarfları mızı teslim ettik. Adres değişikliği yapacağımızı da söyledik. Sonra pasaport kontrol deki memur başka birisini çağırdı bizim sarı zarfları ona verdi bize onu takip etmemizi söyledi. Sonra şeritle ayrılmış arka kısma geçtik. Orada da başka memurların bankolar vardı. Bize siz oturun sizi çağıracağız dediler. 5 dk filan bekledik. Sonra bize seslendi ler evraklarımızı anlatmaya başladı. Bizde adres değişikliğini tekrar ettik daha önce söylemeliydin dedi diğer memura söyledik ama size söyleme fırsatım olmadı dedik. Tekrar düzenledi evrakları adresi teyit ettirdi. Bu kez o da birisini çağırdı yine onu takip etmemizi söyledi. Takip ettik. Normal insanların çıktığı yerden gitmemiştik . Biran tedirgin olduk ama meğer bizi direk valiz kontrollerinin yapıldığı yere indirmişler. Pasaportlarımızı verdik. Eşime valizlerimizi alması için kilitli bir kapıdan götürdüler valizlerimizi aldık ve valizlerimizi kontrol ettirme bölümüne geçtik. Önce çantalar da ve valizlerde para ve kuru yiyecek dondurulmuş bir şey var mı dedi. Bende hayır dedim. Para çantasını gösterdim ne kadar olduğunu söyledim. Bir evrak imzalattılar. Ama para için değildi pasaportları filan yazdılar. Bütün valizler çantaları montlarımızı filan herşeyi didik didik aradılar. Bir sorun yaşamadan çıktık. Yardımsever abimiz Kadir Zora beyefendi bizi havaalanından eski 2020 kazananlarından bir arkadaşımıza aldırdı. Otelemize yerleştirdi. Tüm gece jetlag mevzusundan uyuyamadık tabi. Sabah yine Kadir beyin sabah kahvaltısına misafir olduk. O gün bizim tlf hatlarımızı hallettirdi. Biz 3 hat ve 1 tlf aldık. Toplam 120 dolar verdik. O gün sohbet ile geçirdik. Ertesi gün yine Kadir beyden çok severek ve beğenerek arabamızı aldık. Kendisinin asla kendisinden bir araba almanız beklentisi yoktur. Biz başka galeride de araba beğendik. Sağolsun bize yardımcı oldu aradı tlf görüşmesi yaptı arabanın sorunlu olduğunu anladık. Sonra kendisinde beğendiğimiz arabayı aldık. Çokta içimize sindi. Aracımız bize vergisi ile ve tüm masrafları ile 9800 dolara geldi. Aynı gün araba sigortamızı yaptırdık. Sigortaya çekici ekletmemizi başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için özellikle söyledi. Bizde öyle yaptık sigorta eşim ve ben kullanıcı olarak 103 dolara mal oldu. Aynı gün San Antonio doğru yola çıktık gece otelimize vardık. 4 gün otelde kaldık. 3 günümüzde evimizi beğenip teklif verdik. Aynı gün kabul ettiler. Normalde ev kiralama için başvuru sonrası 48 saat sürer diyorlardı ama biz öğlen 2 de başvurunuzu bitirdik. Saat 5 de bize sitemize hoşgeldiniz diye mail atıp aradılar. Şimdi bunları size rahat ve yorgun bir şekilde evimizden yazıyorum. 😊 Umarım süreç herkes için istedi gibi biter 🙏 bütün bu süreçlerde destek olan sorularımıza cevaplar veren herkese binlerce teşekkür ederim. Eksik yazdığım sormak istediğiniz bir şey olursa cevap vermekten zevk alırım. 🙏 Bu arada SSN lerimiz geldi. Bundan sonra ki arkadaşlara ssn ve Green card için adres konusunda yardımcı olabilirim.
-
RE: [Arşiv] DV2021 Mulakat Deneyimleri
Yaklaşık 15 ayı bulan bir serüvenin arkasından, çok şükür DV2021 sürecimi olumlu tamamlayarak vizemi aldım. Biraz uzun olacak bir deneyim yazısını buraya ekleyeceğimi hiç düşünmezdim ama süreç DV2021'ler için olması gerektiğinden çok daha zor geçince, insanın söyleyecekleri de fazlalaşıyormuş.
Deneyimlerime geçmeden önce, arada gözden kaybolmaması ve herkesin de dikkatini çekmesi için bir teşekkür paragrafı açmak istiyorum. Sürecimin olumlu noktalanmasında tüm DV2020 ve DV2021 ailesinin her bir üyesinin payı büyük, hepsine teşekkürlerimi sunuyorum ama özel teşekkürleri hakeden bazı dostlarım var. Bu kişilerden; ilk günden beri engin bilgisiyle bizlere yol gösteren sayın @crazycells'e, hem forumda hem de Telegram gruplarımızda her daim yanımızda olan DV2020 talihlisi @Muhtaradana'ya, DV2021 ve Rosales davasından kader arkadaşım, abim ve SaveDiversityVisa.org'u kurarak binlerce talihlinin vizelerine kavuşmasına ön ayak olan süper kahramanız @gucarslan'a, ilk günden beri sabırla mücadelesine tanık olduğumuz ve sonunda mutlu sonla hikayesini noktalayıp ABD'ye yerleşen, ama desteğini hiçbir zaman esirgemeyen sayın @esranboylu 'ya, 1 Ocak 2021'de CEAC'a dosyalarımızın yüklenmesinden sonra hazırladığı yazılım ile sadece bizlere değil, tüm DV talihlilerine çok büyük faydası dokunan ve hayır dua alan @covacik ile süreç boyunca hep "İnşallah birlikte aynı gün ve aynı saatte mülakata gireceğiz, sabır" diye birbirimize umut aşıladığımız, konsolosluk önünde ve içeride sürekli temas halinde bulunduğumuz mülakat arkadaşım @Kemal-Binici 'ye ve süreç boyunca birlikte hayal kurup birbirimize "olacak inşallah" diye telkin verdiğimiz @28Bjk1903 'e sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
6 Haziran 2020’den 29 Haziran 2021’e…
700 farklı kişinin bir arada bulunduğu, sürekli iletişim halinde kaldığı, her gün yüzlerce mesajlaşmanın yapıldığı, geride bırakılan her 24 saatin umutların azalmasına sebep olduğu, ilk günkü hayallerin yerini her geçen gün karamsarlığın aldığı ve benim için bir yılı biraz aşkın bir bekleyişti bu dönem. Kelimelerle anlatmaya çalışsak bile duygularının eksik kalacağı ve yalnızca yaşayanın anlayabileceği zamanlardı.
@Muhtaradana'nın dediği gibi hep bir bekleyiş hakim olacaktı, ama zor tarafı beklediğimiz tarihler çoğu zaman mutluluğu değil karamsarlığı ve yeni bekleyişleri getirdi bize. Önce Trump’ın yasağının biteceği Haziran 2020 sonunu bekledik, ama beklediğimiz gibi olmadı, yasak uzadı yıl sonuna kadar. DV2020’nin mahkemelerini bekledik, 4 Eylül’e kadar hep mutsuzlukla bitti beklentilerimiz. 4 Eylül’de aylardır bekleyen DV2020 talihlileri için sevindik, sonunda mülakata girebileceklerdi eylül sonuna kadar, dahası kendimiz için 1 Ekim’de sürecin başlayabileceğiyle umutlandık. Yine beklemeye koyulmuştuk, ama bu bekleyiş de mutsuzlukla noktaladı. Ama bekleyeceklerimiz bitmemişti, bu sefer sırada ABD seçimleri vardı. Son İstanbul seçimlerindeki heyecanımızı bu sefer ABD seçimleri için yaşadık, ülkemizdeki seçim sistemine göre çok daha karışık olan ABD’nin seçim sistemini her birimiz yalayıp yuttuk. Biden’ın kazanmasıyla çılgınca mutlu olduk. Grubumuz yine umut dolmuştu. Ama umut dolmak bekleyişlerin bittiği anlamına gelmiyordu, bu sefer beklediğimiz tarih 31 Aralık 2020’ydi, hani şu Trump’ın COVID’den kaynaklı bozulan ekonominin suçlusu olarak göçmenleri ilan ettiği ve girişlerine engel koyan kararnamesinin bitiş tarihi olan. Bu tarih de bize beklediğimiz, umut ettiğimizi getirmedi; Trump 3 ay da uzatmıştı yasağı çünkü. Neyse ki 20 gün sonra Biden geliyordu ve bir önceki başkandan kalan kararnameleri bir imzayla kaldırabilirdi. Yine umutlanmıştık ve sabırla başkanlık değişimini bekledik; ama yine beklediğimizle kaldık. Baktık bu böyle olmuyor, başkalarından bir şeyler beklemek yerine artık mücadeleye başlamak gerekiyordu ve hemen süper kahraman @gucarslan devreye girdi, güzel bir fikir ile sesimizi tüm dünyaya duyurabileceğimiz SaveDiversityVisa.org’u hayata geçirdi. Grupta hızlıca organize olduk, DV2020’lerle ortak hareket ederek sesimizi Forbes, Wall Street gibi ABD’nin büyük medya kuruluşlarından duyurduk, Twitter’da ses getirmeye başladık. Ve sonunda ilk defa yüzümüzün tam anlamıyla güldüğünü düşündüğümüz 24 Şubat akşamında Biden’ın yasakları kaldırdığı haberini WH.com’dan okuyarak, mutluluktan havalara uçtuk.
Birkaç gün içerisinde önce Afrika kıtasından ilk DV2021 mülakatlarının verildiğini haber aldık, Ankara’da yakında verecektir diye umutla beklemeye başladık. Kaderimizde yine beklemek vardı kısacası. Daha ne kadar bekleyeceğimizi bilmeden tam tamına 4 ay bekledik. Çünkü Biden’ın kabinesinin yönettiği DOS’un Trump’ın döneminden kalan uygulamalarından ötürü Ankara’nın ilk DV2021 mülakatlarını vermesi 8 Temmuz’u bulacaktı.
DV için temmuzdan itibaren mülakat vermeyi tercih eden Ankara, temmuz mülakatlarında en fazla CN 800'e kadar mülakat verdi. İkinci partide ise şaşırtıcı şekilde Ağustos ayı için 211 dosyaya birden mülakat verip, her haftanın perşembe ve cuma günlerini DV'lere ayırmayı tercih etti. Bu kabaca TR'den CN 8800'e kadar 210'u aşkı talihlinin mülakat alacağı anlamına geliyordu.
Ağustos ayı için mülakat tarihlerimizin verildiğinden, 29 Haziran günü gece 10:00 sularında KCC'den gelen mail ile anladık. Bir önceki az bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dosyaya bakan Ankara'nın bu tavrı gruplarımızda büyük bir mutluluğa sebep olmuştu. Nasıl olduğunu anlayamadan, hemen @Muhtaradana hızır gibi yetişip bizlere ne yapılması gerektiğini hızlıca aktardı. Süreçte bundan sonra ilk yapmam gereken sağlık raporu almaktı.
Sağlık Muayenesi - 9 Ağustos 2021
ABD’ye göç etmek için geçilmesi gereken en kritik aşamaların başında sağlık muayenesi geliyor. Genelde yaygın olarak yapılan mülakat haftası içerisinde, mülakattan 1-2 gün önce sağlık muayenesini olup, bir gün sonra raporu almak ve ardından da mülakata katılmak yönünde. Ben ise hem iş yerindeki izin durumlarından ötürü, hem de yaşanabilecek herhangi bir gecikmeden kaynaklı sorunların çözülebilmesi için Unganlar’dan 2 Ağustos günü, saat 09:15 için randevu almayı tercih ettim.
Randevu saatinden 15 dakika önce, saat 09:00’da Unganlar’a giriş yaptım. Benden önceki randevular henüz gelmediği için hızlıca benim dosyamı oluşturup işleme koydular. Kayıt işlemleri için pasaportunuz ve DV Case Number’ınızı doğrulayabilecekleri herhangi bir belge - ben DS260 Confirmation sayfasını götürmüştüm - yeterli. Ayrıca aşı karneniz varsa, onu da teslim edebilirsiniz kayıt işlemleri esnasında. O karnenizin geçerliliği ve doğruluğuna göre size yapılacak aşılar farklılık gösterebiliyor. Ama yoksa da çok sorun değil merak etmeyin.
Evrak işlemlerini tamamlandıktan sonra idrar ve kan örneği verip akciğer grafisini çektirmek için Unganlar’ın hemen bir alt katında yer alan Düzen Laboratuvar’ına yönlendirildim. Düzen Lab’a indiğimde inanılmaz kalabalık bir ortamda buldum kendimi. Saat daha 9:15 bile olmamıştı ama içerisi ana baba günüydü. Bu yoğunluğu da en çok yurtdışı uçuşu için PCR testi yaptırmak zorunda olan yabancı uyruklu kişiler oluşturuyordu. Özellikle kayıt ve ödeme işlemlerinin yapıldığı banko bölümü son derece kabalıktı, üstelik bir karmaşa hakim olacak şekilde. Fakat neyse ki korktuğum gibi olmadı; çok beklemeden ödeme bankosuna davet edildim; ve 117,5 dolarlık test ücretini TL karşılığı kredi kartından çekilecek şekilde ödemeyi gerçekleştirdim. Burada ödemenizi dolar, TL nakit ya da kredi kartıyla yapabiliyorsunuz. Karar size kalmış.
Ödemeyi yaptıktan kısa bir süre laboratuvarın bir köşesinden isminizin seslendirildiğini duyduğunuzda kan ve idrar örneklerini verme zamanı olduğunuzu anlıyorsunuz. Bu işlemleri tamamladıktan sonra bu sefer de laboratuvarın bir diğer ucunda yer alan röntgen bölümünden size sesleniyorlar ve orada da akciğer grafisini çektiriyorsunuz. Sağlık muayenesinin en kritik aşamaları olan bu işlemleri yaklaşık 20 dakikada tamamladım ve bu işlemlerin yapıldığına dair evrağıma iki imza daha atarak tekrardan Unganlar’a çıktım. Elimdeki dosyamı teslim ederek fiziksel muayene ve aşı işlemleri için saat 11:30’da yeniden gelmem istendi. Böylelikle yaklaşık 30 dakikada sağlık muayenesinin ilk bölümünü tamamlayarak Unganlar’dan ayrıldım.
Muayene saati çok geç olmadığı için, eskiden Dost Kitabevi’nin olduğu yerde bulunan A4 Kahve isimli kafeyi muayene saatini beklemek için seçtim. Ancak evdeki plan çarşıya pek uymadı; çünkü o gün Türkiye genelinde yaşanan elektrik kesintilerinden ötürü 11:30’da olan muayenem 13:00’e kadar ertelendi. Daha sonradan öğrendim ki akciğer grafisi sonuçları gelmeden sizi doktor muayenesine almıyorlarmış; çünkü akciğer grafisinin sonucu hem muayene esnasında ödeyeceğiniz tutarı değiştirebiliyor hem de sağlık raporu sürecinizi değiştiriyor. Bu yüzden normalde 11:30’da gireceğim doktor muayenesine ancak 13:00’de girebildim.
Doktor beyin odasına girince sekreterlerden biri önce boy ve kilo ölçümü yapıp bunu evrağa not etti; ardından da üzerimde yalnızca alt iç çamaşırı kalacak şekilde soyunmamı ve tek kullanımlık önlüğü girip sedyenin üzerinde doktor beyi beklememi söyledi. Gerektiği şekilde hazırlandıktan sonra sedyenin üzerine oturup doktor beyi beklemeye koyulmamın üzerinden 10 dakika geçmesi gerekti doktor beyi görmek için. Buradaki bekleyiş neden kaynaklanıyor açıkçası bilmiyorum ama bazı arkadaşlarımız 40-45 dakika bile beklerken, kimisi ise 1-2 dakika içerisinde doktor beyin geldiğini söylediler. Kısacası bir süre bekleyeceksiniz ama bu süre ne kadar olacak o artık şansınıza kalmış.
Doktor beyin gelmesiyle birlikte son derece robotik olan muayene süreci başlamış oldu: Hemen sedyeye uzandım, o esnada tansiyon aleti hazırdı bile ve doktor bey hemen kolumu geçirmemi istedi. Tansiyonumu ölçmeye başladığı andan itibaren de hem son derece hızlı sorduğu hem de cevaplarını benden hızlıca beklediği soruları arka arkaya saymaya başladı (Merak edenler bu soruları yazının altında görebilir). Soruları sorarken tansiyon ölçümümü tamamladı, bazı muayenelerde yaptığının aksine stetoskop ile ciğer ya da kalp dinlemesi yapmadı, fiziksel muayene ise böbreklere baskı ve ayak bileklerine birkaç dokunuş ile tamamlandı. Soru cevabın devam ettiği bu dakikalarda sedyede yatar haldeyken sağ kolumda küçük bir acı hissettiğim anda da aşı işlemlerinin tamamlandığını anladım. (Yapılan aşıları da mesajın sonunda bulabilirsiniz) Hemen ardından da doktor beyden “geçmiş olsun, hazırlanabilirsin” cümlesi geldi ve böylelikle muayeneyi bitirmiş olduk.
Muayenenin tamamlanmasıyla tekrardan sekreterlerin yanına döndüm. Dosyamla ilgilinen hanımefendi, kan ve idrar sonuçlarının bir sonraki gün 12’ye kadar netleşeceğini ve herhangi bir sorun tespit edilirse benimle iletişim kurulacağını, raporu ise bir sonraki gün 16’dan sonra dilediğim gün alabileceğimi söyledi. Sonra da doktor muayenesi ve 3 aşı için ücretin 250 dolar olduğunu ve ödemeyi nasıl yapacağımı sordu. Ben kredi kartıyla ödemeyi tercih ettiğim için, bu tutarın o anki TL karşılığı olacak şekilde kredi kartıyla ödememi gerçekleştirdim.
Düzen Laboratuvar’daki testler için 117,5 doların o anki TL karşılığı ile 988.6 TL,
Doktor Muayenesi ve 3 aşı için 250 doların o anki TL karşılığı ile 2,111 TLödeme gerçekleştirerek toplamda 3099,6 TL’ye sağlık muayenesi sürecini tamamlamış oldum.
Bir sonraki gün olan 3 Ağustos günü Unganlar'dan herhangi bir arama gelmeyince de saat 16:30 sularından yeniden Unganlar'a gidererek raporumu teslim ettim. Teslim edilen evraklardan en kritik olan saman zarfın içerisinde bulunan raporunuz. Bu zarfa DS-3025 isimli aşı kartınız, akciğer grafisinin yer aldığı CD ve bir yönerge kağıdı zımbalanmış oluyor. Mülakata yalnızca zarfı götürüyorsunuz, CD ise ABD sınırından ilk girişi yaparken sınır görevlisine teslim edeceksiniz.
Sağlık raporunu da aldıktan sonra artık 26 Ağustos'taki mülakat saatimi sabırla beklemeye koyuldum...
Mülakat - 26 Ağustos 2021
6 Haziran 2020’de başlayan heyecan dolu, sancılı bekleyişin neticeleneceği gün olan 26 Ağustos’ta mülakatım 10:45’teydi. Aynı slotta mülakatı olan kişilerden biri de forumdan arkadaşım olan @Kemal-Binici'ydi. Onunla mülakat maillerini aldığımız 29 Haziran’dan itibaren sürekli irtibat halindeydik; bu iletişimimiz mülakat günüyse bu sefer yüz yüze devam etti ve kendisiyle 09:10 sularında konsolosluğun 2 numaralı kapısını direkt gören Cafe Paris isimli kafede buluştuk.
Tanışma faslı, sohbet derken hızlıca bir belge kontrolü gerçekleştirdik. Hem kendisinde hem de bende ek bazı belgeler de vardı; bunlardan hangilerini yanımıza alalım diye bir değerlendirme yaptık ve konsolosluğun istediği standart belgelere birkaç belge eklemesi daha yaparak elimizdeki dosyaları sadeleştirdik. Önceki deneyimlerde mülakat saatinden 15-20 dakika önce talihlilerin içeri alındığını okumuştuk ama 26 Ağustos günü öyle olmadı; 09:15 ve 09:45’teki arkadaşlarımızın tam saatinde içeri alındığını görünce, kapı önüne erken gitmenin bir artı sağlamadığını anlamış olduk. Kafede yaklaşık 1 saati aşkın süre geçirdikten sonra son hazırlıkları da yapıp saat 10:30 gibi 2 numaralı kapının önünde sıraya girdik.
Biz sıraya girdiğimizde, sırada yabancı uyruklu birkaç kişiden başka kimse yoktu. Kemal ile yaptığımız, süreçteki zorlukları yad ettiğimiz, heyecanımızı yatıştırmaya çalıştığımız sohbetin ardından güvenlik görevlisinin 10:45 randevusu için mi bekliyorsunuz sorusuyla artık vaktin geldiğini anladık. Güvenlikteki arkadaşın sırayla pasaport kontrolü, isimleri listeden kontrol etmesi ve COVID formlarını doldurtmasından sonra güvenlik kontrolü dışındaki alanda sosyal mesafeye dikkat ederek yeni bir sıraya girdik. Yanlış anımsamıyorsam o esnada 5 kişiydik 10:45 mülakatına girecekler olarak. Zaten daha fazla kişinin sosyal mesafe kontrolüyle o alanda bulunması zor olurdu. Ardından tek tek güvenlik noktasından geçiş yaptık - tıpkı havalimanlarına girişteki kontrollerde olduğu gibi. Güvenlik noktasından geçtikten sonra da içeriden otomat ile açılan son derece ağır bir kapıyı daha aştıktan sonra sonunda mülakatınızın yapılacağı devasa bir bekleme sorunu (Duvarda yazan bilgi notuna göre COVID olmadığı zaman aynı anda 80-90 kişi bulunabiliyormuş) ve 10-12 farklı bankonun bulunduğu yapıya giriş yapıyorsunuz. Buraya adım attığınız an bir karşılayıcı, greeter, görevli artık ne derseniz, hemen pasaportunuzu alıyor ve size bir sıra numarası veriyor. Ardından bekleme alanına geçiyorsunuz ve bu numaranızın toplamda 3 defa yanmasını beklemeye başlıyorsunuz.
Numaram ilk kez yandığında, kasiyer olarak görev yapan bankoya yöneldim ve pasaportum ile 330 doları uzatarak mülakat ücreti ödemesini gerçekleştirdim. Normalde ücreti kredi kartıyla da ödeyebiliyorsunuz ama o günlerde POS cihazlarında yaşanan bir problemden ötürü yalnızca nakit alabiliyorlardı ücreti. Ücreti ödedikten sonra bankolara sırtı dönük şekilde konumlandırılan sandalyelerden birine oturarak numaramın 2. kez yanmasını beklemeye başladım.
Numaram ikinci kez yandığında ise bu sefer evraklarımı teslim etmek için 9 numaralı bankoya doğru ilerledim. Bankoya ulaştığımda direkt günaydın diyerek işe koyuldum. Görevli Türktü; en önemlisiyse son derece cana yakın ve sıcak kanlıydı. Heyecan dolu bir aşama olan mülakat aşamasında açıkçası böyle insanlarla temas kurmak insanı çok rahatlatıyor. Kendisine önce pasaportumu uzattım. Sonra benden sağlık raporunu atlayarak diğer belgeleri arka arkaya istedi; ben “önce sağlık belgesini versem daha iyi olmaz mı” diyerek evrak tesliminin konsolosluk mailinde belirtildiği sırasıyla gitmesini sağlamak istedim. Sağolsun kendisi de “evet onu önce vermen daha iyi olur” diyerek cevap verdi. Ben tüm belgeleri mailde belirtildiği üzere sırasıyla hazırlamıştım; ayrıca KCC’ye gönderdiğim Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ve Arşivli Adli Sicil Kaydını, o belgelerin yeni tarihlilerinin arkasına koymuştum. Bu sıralama evrak teslimi esnasında işimi oldukça rahatlattı açıkçası. Eğitim belgelerimin arasında çift anadal yaptığım için 2 farklı lisans diploması vardı, ayrıca lise diplomamı da ne olur ne olmaz diye yanımda götürmüştüm. Yine lisans eğitimlerim için E-Devlet’ten alınmış mezuniyet belgeleri yanımda bulunuyordu. Tüm eğitim belgelerimi sırasıyla görevliyle verdim. Görevli biraz inceledikten sonra, önce lise diplomama ve fotokopisine ihtiyacı olmadığını söyledi; ardından da lisans diplomalarımdan yalnızca birini dosyama koyacağını, diğerini ise mülakat esnasında camdan konsolosa gösterebileceğimi söyledi. Bu konuda mutabık kaldıktan sonra da son olarak Greencard ve SSN teslimi için aldığım adresin yazılı olduğu kağıdı görevliye uzatarak sisteme girmesini talep ettikten sonra evrak teslimi aşamasını da tamamlamış oldum.
Artık numaranın üçüncü ve son kez yanması için beklemeye başlamıştım. Sıra numarası benden bir önce olan @Kemal-Binici'yi gönderdik önce 4 numaralı bankoya. Siyahi konsolosun bulunduğu bankoydu o. Geçmiş deneyimlerde daha sıcak kanlı olduğu çokça belirtildiği için birçok kişinin mülakat yapmak istediği kişiydi o. Beklerken bir yandan Kemal’in mülakatından gelen konuşmaları duyuyordum, bir yandan da benim numaram ne zaman yanacak acaba diye bekliyordum. Bekleyişin tahmin ettiğimden daha uzun sürmesi bir yana, sırada benim numaramın yanmasını beklerken benden sonraki arkadaşın numarasının yanması zaten heyecanlı olduğum anlarda “neden böyle oldu ki?” sorusunun zihnimde gezinmeye başlamasına neden oldu. Bu anları heyecanlı ve hafif meraklı şekilde içimde yaşarken bir anda @Kemal-Binici 'nin “Thank you” deyişini duydum ve başımı ona doğru dönüp baş parmağıyla “tamamdır” işaretini görünce, süreçteki bir yoldaşımın daha vizesine kavuşmasının verdiği mutluluk havası egemen oldu içime. Kendi sürecim nasıl biteceğini merak eder haldeydim, Ama henüz numaram yanmamıştı ve neden yanmadığıyla ilgili kuruntular zihnimde yeniden dolanmaya başlamıştı. Neyse ki bekleyiş uzun sürmedi ve kısa bir süre sonra Kemal’den boşalan 4 numaralı banko için numaramın yandığını gördüm. Gerginlik yerini bir rahatlamaya bıraktı ve saniyeler içerisinde kendimi siyahi konsolosun önünde buldum.
Hızlı bir selamlaşmadan sonra önce bana “İngilizce biliyor musun?” diye sordu, “Evet” diye yanıt verdim. “Hangi dilde yapalım mülakatı, İngilizce yapsak olur mu?” diye sordu. Mülakat yaparken hoparlör ve mikrofonun azizliğine uğrarım diye Türkçe yapmayı düşünüyordum normalde ama bu kısa soru cevabın son derece anlaşılır olmasından ötürü “Olur, İngilizce devam edebiliriz.” diyerekten mülakata başladık. Önce yemin etmemi istedi, yalnızca “yes demem yeterli mi” diye sordum, “evet” dedi ve yemin aşamasını basit bir “yes” ile geride bıraktık. Sonrasında önce 4 parmaklar, sonra da baş parmaklar olacak şekilde parmak izlerimi aldı. Sağ el 4 parmağımın parmak izlerini alırken makinede işaret parmağı için tamam tiki çıkmadığını, bir sorun olup olmadığını sordum, konsolos bir sorun olmadığını belirterek dosyamla ilgilenmeye başladı.
Önce nerede yaşadığımı sordu. “Doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum.” dedim. Bir süre not aldı bilgisayara, aslında her soru esnasında ve soruların arasında not almaya devam etti. Hakkımda dosyama not düşüyor gibiydi. Akabinde “Ne işle uğraşıyorsun şu anda?” diye sordu, farklı sorumluluklarım ve çalışma alanım olsa da en genel anlamda “Dijital pazarlama üzerine çalışıyorum. Facebook, Google reklamcılığı bilirsiniz.” dedim. “Mühendissin sanırım, yazılım mühendisi mi?” diye sorunca çift anadal yaptığımı, makine ve endüstri mühendisi olduğumu ama şu anda endüstri mühendisi olarak çalıştığımı belirttim. “Amerika’da nereye gideceksin?” diye sorunca “Teksas’ı düşünüyorum" deyip niçin diye sormasını beklemeden "çünkü orada arkadaşım var, bana yardımcı olacak” dedim. Hemen “Yanında mı kalacaksın?” sorusu gelince “Aslında hayır, kendisi bana iş ve konaklayacak yer bulma noktasında yardımcı olacak; ama ilk gittiğim birkaç gün onda kalabilirim elbette.” dedim; gülümsedi. Ardından “E peki orada ne yapacaksın, mühendisliğe devam mı?” deyince “İlk zamanlarda geçici işlerde çalışabilirim, İngilizcemi biraz daha akıcı hale getirmek için özellikle, sonrasındaki hedefim kariyerime devam etmek.” şeklinde son olduğunu bilmediğim ama aslında mülakatımın son cevabını vermiş oldum. Çok kısa bir süre sonra “Tebrikler, vizeni onaylıyorum. 5 gün içerisinde pasaportun sana ulaşır.” cevabını duydum ve o andan sonra heyecandan ve mutlulukta “bu kadar mı?” “çok teşekkürler” gibi cevaplar verdiğimi düşündüğüm birkaç cümle edip, bana uzattığı diplomamın aslını da alarak dışarı çıktım.
Merak edenler için hemen belirtmeliyim, hesabımda 17.600 dolar gösterdim, İş teklifi ya da sponsorum da yoktu ama mülakat esnasında mali kaynaklar hiç konu olmadı. Ne tutarı sordu, ne de kendisi açıp dosyalar içerisinde inceledi.
Hemen dışarı adımımı attıktan sonra sırada bekleyen forumdan ve Telegram grubundan tanıdığım arkadaşlarımla karşılaştım, onları hem müjdeli haberi verdim hem de birkaç öneride bulunarak şans diledim…
Uzun lafın kısası, yaklaşık 450 günlük bir bekleyişi mutlu sonla noktalamıştım. Açıkçası, geriye dönüp baktığımda sürecin en kolay aşamasının mülakatı gerçekleştirmek olduğunu söyleyebilirim.
Bankodan ayrılıp, dışarıda insanlarla ilk teması kurduğum ana kadar hissettiğim duygular ise hayal edemeyeceğim kadar garipti. Bu garip duyguları başta DV2020, sonra DV2021 ve ardından da şu anda bunları okuyan DV2022 ve sonrasındaki tüm talihlilerin yaşamasını canı gönülden istiyorum. Çünkü süreci sonuna kadar takip ederek emek harcayan her talihli bu duyguları yaşamayı sonuna kadar hak ediyor. İnşallah herkes de yaşayacak. Mücadeleye devam!
Merak Edenler için Sağlık Muayenesiyle ilgili Diğer Notlar:
Unganlar, Kuğulu Park’ın hemen yanında yer alan, ön cephesi de Atatürk Bulvarı’na bakan eski bir bina içerisinde 4. katta yer alıyor. Yine aynı binanın 3. katında da kan, idrar ve göğüs röntgen çekiminin yapıldığı Düzen Laboratuvarı yer alıyor.
Randevular 5 dakikalık slotlar halinde, pazartesiden cumartesiye kadar haftanın altı günü, saat 09:00’dan 12:00’ye kadar toplamda günlük 36 muayene olacak şekilde planlanıyor. Tabi ki işlemler 5 dakikadan çok daha uzun sürüyor. Talihli evliyse, eşi ve çocukları için arka arkaya slotları kapatarak randevu alması gerekiyor.
Normal şartlar altında, daha doğru bir ifadeyle testleriniz herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde çıkabilecekse, sağlık muayenesini tek günde halledip, bir sonraki öğleden sonra raporunuzu alabiliyorsunuz. Burada yani “herhangi bir sağlık sorununuz yoksa” demek yerine “şüpheye yer bırakmayacaksa” demeyi tercih ettim çünkü siz ne kadar sağlıklı olsanız da Unganlar, hiçbir şekilde sorumluluk almak istemiyor ve buldukları en küçük şüphede ya da geriye dönük yaşadığınız bir olumsuzluktan ötürü ek test isteyebiliyor ya da raporunuzu yazmamak için diretebiliyor.
Ek Test İsteyebileceği Durumlar: En yaygın örneğini Akciğerde göreceği herhangi bir iz - Tüberküloz geçirmiş olmasanız da - örneğin bir kazadan kalan zedelenme durumu gibi. Diğer durumsa kan - idrar testlerinde Frengi, Bel Soğukluğu tespit edilmesi ama zaten bu hastalıklar hızla ortaya çıktığı için muhtemelen kendinizi sağlıklı hissederken, bu hastalıkların tespit edilmesi çok düşük bir ihtimal olsa gerek.
Rapor Yazmamak İsteyebileceği Durumlar: Geçmişte geçirdiğiniz bir hastalıkla ilgili doktorlarınızdan bilgi almadan rapor yazmak istememesi vb. Bu yüzden mülakata eski hastalıklarınızla ilgili olabildiğince fazla belgeyle gitmek bu olumsuz durumlarla karşılaşma ihtimalinizi düşürür.
Uzun lafın kısası sağlık muayenesini mülakata 2-3 gün kala almak yerine, daha önceden alıp halletmek ve aradan çıkartmak riskleri yönetmek açısından daha mantıklı. Özellikle de mali yılın bitimine kısa süre kaldıysa hiç riske girmeyip, mülakat maili geldiği gibi hızlıca sağlık randevusunu almak bence en doğrusu.
Muayene esnasında sorulan sorular kişiden kişiye değişiklik gösteriyor. Ben özellikle kişilere göre soru sorduklarını düşünmüyorum, tamamen o esnada akıllarına hangi sorular gelirse onların sorulduğunu düşünüyorum. Ayrıca okuduğum yorumlara göre Handan hanımın biraz daha akıllıca sorular sorduğunu düşünüyorum. Bana sorulan sorular: “Herhangi bir sağlık problemin var mı? Hiç ameliyat geçirdin mi? Sigara kullanıyor musun? Alkol alıyor musun? Uyuşturucu kullandın mı? Kendine zarar vermeyi düşündün mü? Başkasına zarar vermeyi düşündün mü? Daha önce ABD’de bulundun mu? Ailende tüberküloz geçmişi olan biri var mı?”
Doktor beyin bana yaptığı aşılar:
- TDAP: Tetanoz, Difteri, Boğmaca (Türkiye’de DBT olarak biliniyormuş.)
- MMR: Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık (Türkiye’de KKK olarak biliniyormuş.)
- Varicella: Su Çiçeği
Mülakat Günü Öncesi ve Mülakat Günüyle İlgili Diğer Notlar:
Biz 26 Ağustos günü mülakatlarına katılacaklar olan bir Telegram grubunda organize olduk. İyi ki de olmuşuz çünkü hem mülakat gününe kadar olan süre zarfında kritik paylaşımlar yaparak birbirimizi mülakata hazırladık, hem mülakat gününden bir önceki akşam küçük bir buluşma yaparak hem yüz yüze tanıştık, hem mülakat hakkında konuştuk, hem de ABD planlarımız hakkında sohbetler yaptık. Mülakattan sonra da süreçteki gelişmeleri oradan birbirimizle paylaşmaya devam ettik.
Mülakat için Ankara’ya şehir dışından gelecekseniz, tavsiyem Bestekar Sokak - Tunus Caddesi ya da Tunalı Hilmi üzerindeki otellerden birinde konaklamanız yönünde. Bizim ekibin çoğu Bestekar Sokak’ta yer alan Seven Deep Hotel’de konakladı. Fiyatları o bölge ve seviyedeki oteller için normaldi, hizmet olarak beklentiniz yüksek olmasın ama en önemli avantajı konsolosluğa sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde olduğu için tercih edilebilir durumda.
Eski deneyimlerde emanetçi olarak kullanılan büfenin yerinde artık yeller esiyor. Bu yüzden emanetinizi oraya verme hayali kurmayın. Hem mülakat saatini beklemek, hem de emanetleri vermek için Cafe Paris’i tercih edebilirsiniz.
Mülakat aşaması, sürecin en kolay aşamasıymış. Bunu yaşayınca sizler de anlayacaksınız inşallah.
Mülakat esnasında parolanız her zaman “kısa ve net cevaplar; yeni soruya kapı açmayacak şekilde” olsun. Konsolos ne soruyorsa, onun cevabını bir iki cümleyi geçmeyecek şekilde verin. Kafa karışıklığı yaratacak ya da size yeni soru sormasına sebep olabilecek cevaplardan kaçının.
Az da olsa İngilizce biliyorsanız, biraz pratik ile mülakatı İngilizce yapabilirsiniz. Tavsiyem İngilizce biliyorsanız, bu durumu net olarak ifade edin. Bilmenize rağmen “İngilizce bilmiyorum Türkçe yapalım.” deyip, verdiği cevaplarda ingilizceyi belli seviyede bilmesi gerektiğinizi anlarlarsa, size “E sen İngilizce bilmiyordun hani, nasıl olacak?” gibi karşı cevaplar ile atağa geçebiliyorlar. Bu yüzden durumunuzu net ifade edin ki sonradan herhangi bir problem yaşayıp, mülakatta soğuk terler dökmeyin.
Herkese bol şans!
-
DV2024 Sohbet Odası
Şimdiden 2024 sohbet odasını da açayım. Şu forumda kalıcı bir yer açmak bi nasip olmadı. Yok bi de kanada ve kktc konularında bi başlıklar açmıştım. Bu da kurdelası olsun.
DV2023 den de hüsranla dönen kardeşlerimiz artık bu odada soluklansınlar.
Ne yapalım kısmet değilmiş diyorum peşin peşin..
Ucunda ölüm yok ya diyorum.
Demek ki hayırlısı böyleymiş diyorum.
Daha ne diyim yaa..
En acı durumlarda bile anca bunlar söyleniyor.
Evet acın büyük ama gel kardeşim.
Acılar üzüntüler paylatıkça yok olup gider..
Hoş geldin... Bu sene senin senen. Bak göreceksin :)
@crazycells edit:

Ilgililerin dikkatine!
DV2024 Green Card Cekilis basvurulari 5 Ekim - 8 Kasim 2022 tarihleri arasinda yapilacaktir. Cekilis sonuclari da 6 Mayis 2023'te aciklanacaktir.
DV2024 yonergesi:
Gecen yildan farkli olarak bu yil basvuru icin pasaport bilgileri gerekmeyecek:
-
RE: DV2025 (2025 Green Card Lotosu) Aşamaları
Selamlar...Viyana'dan bildiriyorum.
Sistem arızası giderildi.
An itibariyle 2 aile olarak perşembe gününden beri süre gelen bekleyişimiz mutlu son ile sonuçlandı...
Mülakat deneyimi öğleden sonra yayında olacak...
Sevgiler....🍀 -
RE: DV (Green Card) Çekilişinin Durdurulma Kararı (Aralık 2025)
arkadaşlar ben girebildim, detayları daha sonra yazarım
-
RE: Amerika'da Günlük Yaşamdaki Farklılıklar
O halde aklima gelen farkliliklari yazayim, ara sirada guncellerim;
(Kendi deneyimlerimdir. Bolgeden bolgeye, kisiden kisiye degisiklik gostermesi kuvvetle muhtemel)-
Trafikte kirmizi isik yanarken eger saga donecekseniz, "Kirmizida saga donmeyin" tabelasi yoksa (genellikle olmuyor), trafigi kontrol edip saga donup yola devam edebilirsiniz
-
Meyve sebzeleri tane ile almak gayet yaygin
-
Restoranda kalan yemeginizi bir paket isteyip yaninizda goturmek son derece normal
-
Alisverislerde gordugunuz tum fiyatlar vergi haric fiyatlardir. Kaldiginiz eyalet ve hatta bolgeye gore vergilendirme kasada odeme esnasinda eklenir
-
Yolda yururken veya herhangi bir yerde size sorulan "Nasilsiniz" sorusu aslinda bizde kullanilan hal hatir sorma sorusu degildir. Bir nevi "Merhaba - Hi" demenin baska bir versiyonudur. Insanlar genellikle "Hi' veya "Hello" demezler Amerikada, onun yerine "How are you" veya "How're you doing?" tarzi selamlasirlar
-
Sevimli bir cocuk gordugunuzde yaklasip sevmek cok yanlis anlasilabilir
-
Restoranlarda gazli icecekler icin sadece bos bardagi alirken bir defa odeme yaparsiniz. Ne ictiginiz veya kac defa doldurdugunuzun o restoranda oldugunuz surece onemi yok
-
Amerikada nakit kagit paraya dokunmadan banka veya kredi karti ile sanirim tum hayatinizi yasayabilirsiniz. Ben son 6 ay kagit para nedir unuttum
-
Hersey daha buyuk, daha genis. Yemekler, evler, arabalar, park yerleri, yollar, otel odalari vs vs. Turkiyede genis dedigim araba ve evler su an gozume minyatur geliyor
-
20 dolar cok buyuk bir para. Turkiyede aman deyip savurdugunuz miktarlarin dolar karsiliklari burada cok degerli insanlarin gozunde. Sahsen benim icin Turkiye'de 20-50 - 100 tl cok para degil gibi gelirken burada 10 dolar cok buyuk bir para gibi geliyor, hemde amerika sartlarina gore. Tam anlatabildim mi bilmiyorum fakat insanlar burada kurusu kurusuna hesap yapiyorlar.
-
Aileler isyerleri gibi butce yapiyorlar ve butceye gore harcama yapiyorlar.
-
Gelir vergisini siz yonetiyorsunuz. Geri para alabilir veya odeme yapabilirsiniz senenin belli doneminde. Belli sartlar saglandiginda cocuk icin $3000 civari (artık $2000 oldu 2022) geri odeme aliyorsunuz. Daha bir cok geri odeme alabileceginiz sartlar mevcut
-
3 konuyu kimse konusmaz; para, inanc ve siyaset. (Maalesef Turkiyemizdeki konusulan tek konular bunlar)
-
Genellikle maaslar haftalik veya 2 haftalik yatiyor. Aylik alan belki vardir ama ben hic duymadim
-
-
kazandıktan sonra amerikada ki hayatınıza kadar herşeyin toplanmış hali
en güncel halini linki güncelledim. 2 farklı yerden yükledim isteyen istediği yerden indirebilir.
https://disk.yandex.ru/d/mOvVJf5CI_JG2A
https://drive.google.com/file/d/1syUdFXLRbEF8essNk-8VJTtrsOfz-Cfb/view?usp=sharing
-
EB-3C (EW) Other Workers Vizesi Aşamaları
EB-3C (EW) Other Workers Vizesi Nedir?
İki yıldan az eğitim veya deneyim gerektiren "vasıfsız işler" olarak da adlandırılan işlerde çalışarak green card almanızı sağlayabilecek "istihdama dayalı" bir vize türüdür. Aile üyeleri ile birlikte yıllık toplam 10.000 vize kotası vardır.
Size sponsor olacak işverenin aynı işi yapabilecek ABD'li (veya green card'lı) işçilerin bulunmadığını kanıtlaması gerekmektedir. Bunun için işveren öncelikle geçerli maaş belirleme süreci başlatır (PWD) ve sonrasında iş ilanları / reklamlarla bu işte çalışmaya niyetli bir ABD vatandaşı / green card sahibi olmadığını çalışma bakanlığına belgeler / kanıtlar. Bu kanıtlarla birlikte işverenin sizin adınıza çalışma bakanlığına işçi sertifikasını (LC) göndermesi gerekmektedir. Bu sürecin tümüne PERM süreci nedir. (Program Electronic Review Management)
Bulunduğunuz ülkedeki ABD elçilikleri / konsoloslukları veya ABD içerisindeyseniz AOS yönteminden birini seçerek ilerleyebilirsiniz. İlk adımınız size sponsor olacak firmayı bulmak olacaktır. Bu işlemi bir avukat veya doğrudan bu işlerle uğraşan ve işçi ile işvereni buluşturan servisleri kullanarak yürütebilirsiniz. Asıl önemli olan husus bunun gerçek bir iş olması. Siz veya aracı firma, sponsor firmaya herhangi bir ödeme yapmamalıdır. Süreçte yapacağınız ödemeler aracı firmanın sağlayacağı danışmanlık, avukatlık, kurye, banka ve bazı belge masraflarından ibaret olmalıdır.
Aşağıdaki aşamalar ve takip linkleri EB-3 kategorisinde yer alan "Skilled" ve "Professional" seçenekleri için de referans alınabilir. Aradaki fark işin gereklilikleri ve vize bülteninde dikkate almanız gereken başlıktır. "Skilled" ve "Professional" için vize bülteninde "3rd" başlığına bakmanız gerekmektedir.

Konsolosluk Yöntemini Seçenler için Formlar / Aşamalar (Consular Processing)
LC :right_arrow: I-140 :right_arrow: DS-260 :right_arrow: Vize mülakatı - Vize onayı
AOS Yöntemini seçenler için Formlar / Aşamalar (Adjusment Of Status)
LC :right_arrow: I-140 :right_arrow: I-485 + I-765 EAD + I-131 Advance Parole :right_arrow: Vize mülakatı - Vize onayı
Süreç içerisindeki formlar, kısaltmalar ve diğer teknik detaylar:
CP (Consular Processing) : Vizeyi konsolosluk mülakatı ile alma yöntemi.
AOS ( Adjustment Of Status) : ABD içersindeki göçmen olmayan bir vize türünden kalıcı vize türüne geçiş yöntemi.
USCIS (U.S. Citizenship & Immigration Services) : ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri.
NVC (National Visa Center): Göçmen vize kategorilerindeki başvuruları değerlendiren ve ilgili ABD elçilikleri veya konsolosluklarına gönderen birim.
DOL (Department of Labor) : ABD Çalışma Bakanlığı.
PWD (Prevailing Wage Determination) : Geçerli ücret belirleme süreci. Sponsorun ilgili pozisyon için vermesi gereken minimum maaşı DOL'a başvurarak tespit ettiği süreçtir.
PERM (Program Electronic Review Management) : Geçerli ücret belirleme ( PWD ), ilan ve LC'nin doldurulmasını kapsayan sürecin tümüne verilen ad. PWD, ilan süreci ve LC'nin doldurulma zamanı hakkında daha detaylı bilgi için şu başlığı inceleyebilirsiniz: https://yesilkartforum.com/forum/post/394016
Vize bülteni: Her ay USCIS tarafından yayınlanan, göçmen vize kategorilerinde işlem yapan kişilerin yerini / sırasını takip etmesi için kullanılan tablolara verilen isimdir. https://travel.state.gov/content/travel/en/legal/visa-law0/visa-bulletin.html adresinden takip edilebilir.
Current olmak: Sıra numaramızın (PD'mizin) bültende aktif olması, yani bültendeki tarihin bizim öncelik tarihimizi veya sonrasını göstermesi. Seçtiğimiz yönteme (cp veya aos) ve işlem durumumuza göre kontrol etmemiz gereken tablolar değişebilir. Aşağıda yer alan "Süreçle ilgili önemli linkler" kısmında bununla ilgili detaylı bilgi mevcut.
Retrogression: Vize bültenindeki tarihler bazen ileri gitmek yerine geriye gidebilir, buna gerileme yani "retrogression" denir. Bunun nedeni başvuru sayılarının çok olması, işlem yoğunlukları ve senelik verilebilecek vize kotasına ulaşılmasıdır.
LC (Labor certification): İşverenin sizin adınıza dolduracağı işçi sertikası. ETA-9089 formu olarak da adlandırılır.
LC Audit : Doldurulan her 3 işçi sertifikasından 1 tanesi otomatik olarak audit'e yani denetime girer, tamamen rutin bir süreçtir. Denetimi böyle rastgele yapmayı uygun görmüş çalışma bakanlığı, korkulacak bir süreç değil. (1 Haziran 2023 ile devreye giren yeni form yapısı ile birlikte audit oranları çok azaldı. son verilere göre 5000 dosyadan ancak 1 tanesini audit'e giriyor) İşverenin LC formuna girdiği tüm ilan, pwd vb. süreçleri kanıtlayacı belgeler göndermesi istenir. Sadece süreci biraz uzatabilir.
PD (Priority date): İşverenin sizin adınıza LC'yi çalışma bakanlığına gönderdiği tarih sizin öncelik tarihiniz / sıranız oluyor. Sıra numarasını alan beklemeye geçiyor. Bu sıra numarası aslında bir tarih, ve bültende “current” olmak yani sıramızın gelmesi için bizim tarihimiz veya sonrasını göstermesi gerekir.
I-140: Bu form, işverenin yabancı çalışanı ABD'ye kalıcı olarak getirmek istediğini belirten ve USCIS'e verilen bir dilekçedir. İşveren, bu formu doldurarak çalışanın iş teklifini onaylar ve onun yeşil kart alabilmesi için ilk adımı atar. Onay alan LC'nin zaman aşımına uğramaması için I-140 formu en geç 6 ay içerisinde gönderilmelidir. Ayrıca bu form ile birlikte süreci AOS veya CP yöntemlerinden hangisi ile yürüteceğimiz belirlenir. ( Dosyanın nereye transfer edileceği belirlenir) Fakat bu seçim üzerinde ileride değişiklik yapmamız mümkün. Yani AOS'tan CP'ye, CP'den AOS'a geçiş her zaman mümkün. Sadece bunu kurallarına uygun yapmak ve işlemlere dikkat etmek gerekiyor. Bu formda AOS seçebilmek için ABD'de olmamız ve geçerli bir statüye sahip olmamız gerekiyor. Eğer konsolosluk seçeneği seçilirse dosyamız ilerleyen aşamalarda NVC'ye transfer edilir.
I-140 Premium Process : I-140 formunun 15 gün gibi kısa bir sürede değerlendirilebilmesi için USCIS'ten satın alınabilecek hızlandırılmış servis. Bazı aracı firmalar verdikleri servise bu hizmeti dahil ediyorlar. Eğer dahil değil ise ekstra ücret ödenerek satın alınabilir.
I-140 RFE: Request for Evidence dediğimiz bu işlem dilekçedeki bilgiler yeterli bulunmadığı zaman USCIS yetkilileri tarafından daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğu durumlarda talep edilir. Bu aşamaya giren başvuralar ek formlarla işe ve kriterlerine uygun olduğunu kanıtlaması gerekecektir. Dilekçenin reddi anlamına gelmez ancak süreci uzatacaktır.
DS-260 (Sadece CP yöntemi için): PD'miz bültende "B. DATES FOR FILING" tablosunda "current" olduğu zaman, yani sıra numaramız "tabloda" ilk göründüğü zaman artık dosyamız NVC'ye gönderilir ve konsolosluk randevusu alabilmemiz için bizim ve varsa aile üyelerimize ait bilgiler ayrı ayrı bu form aracılığı ile tanımlanır, sonrasında gerekli belgeler gönderilir. ( NVC şu sıralar bu tabloyu dikkate almadan I-140 onayını takipe den birkaç gün sonra CEAC portalı için gerekli bilgileri paylaşıyor ve belge işlemleri başlıyor) Belgelerimiz onaylandığı (DQ olduğunda) ve sıra numaramız "Final Action Dates" tablosuna göre current olduğunda artık hayırlısı ile konsolosluktan vize randevusu almaya hazırız demektedir.
DQ (Sadece CP yöntemi için): DS-260 ve tüm belge işlemleri tamamlandıktan sonra NVC'da "Documentarily Qualified" durumuna geçilir. Bu artık vize almak için her şeyin hazır olduğu ve "Final Action Dates" tablosuna göre current olmayı beklediğimizi gösterir. Current olduğumuz zaman konsolosluktan randevu bekleme aşamasına geçeriz.
I-485 (Sadece AOS yöntemi için): ABD'de geçerli bir vize türüne sahip olanların AOS yaparak göçmen vize türüne geçmelerini sağlayan form. PD'miz bültende "current" olduğu zaman ( AOS filing için hangi tablo kullanılacağı her ay bültende belirtilir), yani sıra numaramız "tabloda" ilk göründüğü zaman artık dosyamız USCIS'e gönderilmeye uygun hala gelir ve randevu alabilmemiz için bizim ve varsa aile üyelerimize ait bilgiler ayrı ayrı bu form aracılığı ile tanımlanır. Bu form doldurulduktan ve bekleme aşamasına geçtikten sonra artık mevcut vizemiz ve overstay ( kalış süreleri ) ile ilgili bir sıkıntı yaşayamayız. Belgelerimiz onaylandığı ve sıra numaramız "Final Action Dates" tablosuna göre current olduğunda artık hayırlısı ile USCIS yerel ofislerinden vize randevusu almaya hazırız demektir.
I-765 EAD (Sadece AOS yöntemi için): Green card'ınız onaylanıncaya kadar sponsorda çalışabilmenizi sağlayacak geçici çalışma belgesidir. PD'niz bültende current olunca I-485 formu ile birlikte doldurabilir. Bu belge onaylandıktan sonra green card'ımız olmasa bile çalışmaya başlayabiliriz.
I-131 Advance Parole (Sadece AOS yöntemi için): Green card'ınız onaylanıncaya kadar ABD dışına seyahat edebilmenizi sağlayacak seyahat belgesidir. PD'niz bültende current olunca I-485 formu ile birlikte doldurabilir. Bu belge onaylandıktan sonra sürecinizi etkilemeden ABD dışına seyahat etmenize ve geri dönmenize olanak tanır.
Süreçle ilgili önemli linkler
:calendar: Vize bülteni:
Vize bülteni https://travel.state.gov/content/travel/en/legal/visa-law0/visa-bulletin.html adresinden takip edilebilir. Her ay yayınlanan bültendeki yerinizi AOS ve CP yöntemi tercihinize göre takip edebilirsiniz. Sponsorunuz sizin adınıza LC belgesini doldurduğu tarih sizin PD'niz oluyor. Bu tarihle bültendeki yerinizi takip edebilirsiniz. Örneğin 22 Eylül 2023 tarihinde LC'si dolduran bir kişinin PD'si İngilizce yazılışıyla 22SEP23 tarihidir. Bültende bakmanız gereken üst başlık "EMPLOYMENT-BASED PREFERENCES". Bunun altında 2 adet tablo yer almaktadır.
A. FINAL ACTION DATES FOR EMPLOYMENT-BASED PREFERENCE CASES

B. DATES FOR FILING OF EMPLOYMENT-BASED VISA APPLICATIONS

AOS yöntemini seçtiğiniz zaman her ayın bülteninde I-485 formunu doldurmak için hangi tabloyu kontrol etmeniz gerektiği belirtilir. Hem mevcut bültende hem de sonraki bültende hangi tablonun kullanılacağını şu adresten öğrenebilirsiniz. Genelde mali yılın ilk aylarında (ekim, kasım), B. DATES FOR FILING tablosu baz alınır, sonraki aylarda ise yerini A. FINAL ACTION DATES tablosuna bırakır. Bültenden bunu takip etmeniz gerekecektir. Tabloda "Other workers" kategorisi altında yer alan tarih sizin PD'niz ile aynı veya daha ileri bir tarih ise artık bu formu doldurmaya hazırsınız demektedir. Ancak formu doldurmuş olmanız green card'ın hemen hazır olacağı anlamına gelmez. Green card alabilmeniz için I-485 başvurunuzun tamamlanması / onaylanması ve sonrasında PD'nizin A. FINAL ACTION DATES tablosunda da "current" olması gerekir.
CP yöntemini seçtiğiniz zaman DS-260 formunu doldurabilmeniz için B. DATES FOR FILING tablosu baz alınır. ( NVC şu sıralar bu tabloyu dikkate almadan I-140 onayını takipe den birkaç gün sonra CEAC portalı için gerekli bilgileri paylaşıyor ve belge işlemleri başlıyor) Bültenden bunu takip etmeniz gerekecektir. Tabloda "Other workers" kategorisi altında yer alan tarih sizin PD'niz ile aynı veya daha ileri bir tarih ise artık bu formu doldurmaya hazırsınız demektedir. Ancak formu doldurmuş olmanız green card'ın hemen hazır olacağı anlamına gelmez. Green card alabilmeniz için DS-260 başvurunuzun tamamlanması / onaylanması (DQ olması) ve sonrasında PD'nizin A. FINAL ACTION DATES tablosunda da "current" olması gerekir. Bu hazır hale geldikten sonra artık konsolosluk randevusu bekleyebilirsiniz.
Diğer detaylar:
B. DATES FOR FILING tablosu her zaman daha ileri bir tarihi gösterir çünkü hazırda green card olmasa bile insanların başvurularını almak ve dosya işlemlerini hızlandırmak için bu tablo baz alınır.
Tabloda "C" harfi yer alıyorsa tarih farketmeksizin herkes için "all current" olduğu anlamına gelmektedir.
Tabloda "U" harfi yer alıyorsa o kategorideki vize işlemlerinin "unauthorized" olduğunu yani durdurulduğunu anlayabiliriz.Vize bültenini anlayabilmek adına biraz daha detay içeren şu iletiyi inceleyebilirsiniz: https://yesilkartforum.com/forum/post/389489
:hourglass_done: PERM Processing Times:
Perm işlem süreleri tablosunu https://flag.dol.gov/processingtimes adresinden takip edebilirsiniz. Her ay güncellenen bu tabloda PERM sürecindeki işlem sayıları ve ortalama işlem sürelerini görebilirsiniz.

"Analyst Review" sizin LC'nizin o anki duruma göre ortalama ne kadar sürede değerlendirilebileceğini gösterir. "Audit Review" ise eğer LC'niz audit'e girerse ortalama ne kadar sürede sonuçlanabileceğini gösterir. (LC değerlendirme ile birlikte toplam süre ).
Yukarıdaki tabloda ise "Priority Date"'e göre hangi dosyaların o ay işlemde olduğunu görebilirsiniz. Yukarıdaki tabloya göre 31 Ağustos 2023 itibariyle LC doldurma tarihi "October 2022" veya öncesi olan dosyalar inceleniyor. LC gönderilme tarihi "June 2022" olan ve audit'e girmiş dosyalar inceleniyor.
:magnifying_glass_tilted_left: DOL başvuru takibi ve durum kontrolü:
DOL'a ait şu adresten https://flag.dol.gov/case-status-search size aracı firma veya avukat tarafından iletilen "G-" harfiyle başlayan takip kodu ile başvurunuzun gerçekten yapılıp yapılmadığını ve ne aşamada olduğunu takip edebilirsiniz.
Önemli bilgi: Bu özellik LC formu 1 Haziran 2023 ve sonrasında doldurulanlar için geçerli. Bu tarihten öncekiler için online sorgulama maalesef mevcut değil. DOL veya avukat ile iletişime geçerek durumu öğrenebilirsiniz.Ayrıca bu ekrandan PWD sürecindeki iş ilanları için "P-" harfiyle başlayan takip kodu ile sorgulama yapabilirsiniz.
Aşağıda ornek bir LC dilekçesinin durumunu gösteren sonuç ekranı mevcut.

Aşağıda benim başvurduğum işe ait PWD sonuç ekranı mevcut.

:notebook: I-140 formu durum kontrolü
I-140 formunuz Fedex ile USCIS merkezine ulaştığında ve sisteme girişi yapıldığında size bir "Recepit Number" iletilir. Bu numara ile USCIS case kontrol sayfasından durum sorgulaması yapabilirsiniz. https://egov.uscis.gov

EB-3C (EW) Other Workers Durum Takibi - Excel Tablosu
Forumdaki üyeler arasından bu sürece başlamış kişileri aşağıda formu kullanarak excel tablosuna kayıt olmaya davet ediyorum. Bu formda kişisel ve gizli kalması gereken bilgiler (ad soyad, email) açık olarak gösterilmiyor. Sadece süreçteki konumunuzu görmek ve diğer üyelerlerle karşılaştırabilmek için oluşturulmuştur ve kaydolmak gibi bir zorunluluk yoktur. Buraya veri girebilmeniz için bir google hesabına ihtiyacınız olacaktır çünkü formu güncellenebilir yaptım. Yani süreç içerisindeki tüm güncellemeleri kendi email hesabınızla giriş yaparak form üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. Buraya kaydettiğiniz ad soyad ve e-mail adresi diğer kişiler tarafından görüntülenemez ve gizli kalır. Sadece forma girmiş olduğunuz diğer bilgiler açık bir şekilde excel tablosunda yer alır. Süreç içerisinde hangi konumdaysanız o alanları doldurmanız, diğer alanları boş bırakmanız gerekmektedir. Katılımınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
:pencil: Formu doldurma & düzenleme adresi: https://forms.gle/YMZfBYVRKFyDBwSM6
:page_facing_up: Forma doldurulan tüm kayıtların yer aldığı excel tablosu: https://docs.google.com/spreadsheets/d/1z9VvHB4wKk5t8qILfEC96pXbtNEwSTymel61TYX55ew/edit?usp=sharing
-
RE: DV2024 Mülakat Deneyimleri
Herkese merhaba,
22.12.23 Cuma günü girdiğimiz sağlık kontrolü ile ilgili deneyimimizi daha önce paylaşmıştım, okumak isteyen/faydalanmak isteyen olur ise aşağıdaki linkten göz atabilir. https://yesilkartforum.com/forum/post/405499
Biraz detaylı anlatacağım mülakat deneyimimizi. Sadece mülakat deneyimi değil, öncesinden de bahsederek hayatımızın bir yerine hayal ettiğiniz hedefler koymanın kattığı değeri bir nebze hissettirmeye çalışacağım. Sürecinde herkesin gönlünce olmasını diliyorum. Bu yıl ve gelecek yılların kazananları bu deneyimi okurken umarım keyif alırsınız.
Evlilik tarihi itibariyle hem ben hem de eşim için ayrı ayrı başvurarak ve birbirimizi başvurularımıza ekleyerek tam sayısını hatırlamamak ile beraber 5. veya 6. defa katıldığımız DV2024’ü kazandığımızı öğrendiğimde, ABD’de yaşama planı aklımızın hep bir kenarındaydı. Hep hayalini kurardık hem green card çıkmasını hem de ABD’de yaşamayı ben ve eşim. Evlendiğimiz yıl itibariyle başvuru sürecini atlamadığımız her yıl başvurumuzu yapar, sonucunu öğreneceğimiz Mayıs ayına kadar hiç başvurmamış gibi ve hayal kurmaksızın beklerdik sonucunu. Çıkmayan yıllarda asla moralimizi bozmaz, vardır bir hayır ve seneye kısmetse diyerek birbirimizi teselli ederdik.
Eşim WAT ile ABD’de bulunmuştu, bende işim nedeniyle dünyanın farklı kıtalarında birçok ülkeye seyahat etmiş olmama rağmen hiç ABD seyahatim olmamıştı o zamana kadar. Düğün hazırlıklıları yaparken bundan 14 yıl önce, ikimizde aynı anda neden ABD’ye gitmiyoruz balayına diyerek birbirimize söylemiştik. Sorunsuz B1/B2 vize başvuru sürecimiz ve vizelerimizi aldıktan sonra New York’tan başlayarak doğu yakasında (New York & Boston) 9 günlük bir balayı planladık, tatile başladığımız ilk şehir olan New York’da Times Square’e gittiğimizde o ışıkların ihtişamı ve pırıltısı aklımızı başımızdan almıştı. İlk o zaman söylemiştim eşime aldığımız üniversite eğitimini, edindiğimiz bilgi birikimimizi ve network’ü kullanarak çok çalışırsak, iş ve çevre donanımını iyi yaparsak ABD’de neden yaşamayalım diye. Muhteşem ve unutulmaz bir balayı tatiliydi, dönüş uçağında bu yaptığımız ABD seyahatinin ilk ve son olmaması hususunda, Türkiye’de gezmediğimiz yerler kalsa da önceden planlayarak uygun planlar çerçevesinde her fırsatta ABD’ye gelmek, farklı yerlerini gezmek konusunda eşim ile hem fikir olmuştuk.
Bu seyahatimizden 3 yıl sonra bir tatil planlaması zamanı daha gelmişti, bu sefer eşime batı yakasını teklif ettim. Yine 9 günlük bir planlama ile Los Angeles - Las Vegas - San Francisco rotasını oluşturduk. Doğu yakasının en ışıltılı noktalarından bir tanesinden sonra batı yakasının en ışıltılı noktalarından birisi olan Las Vegas’ı görmek için sabırsızlanıyordum. Destinasyon ve ürün pazarlamasını en iyi bilen ABD, sunduğu farklı deneyimler, insanların birbirine olan yaklaşımı ile bir kez daha bizi etkilemişti.
Bu seyahatten sonra neden ailemize yeni bir birey daha eklemiyoruz ve bebek sahibi olmuyoruz düşüncesi artık oluşmaya başlamıştı ve gönlümüzden geçtiği gibi de oldu kısa bir sürede, çok şükür. Hamileliğin başlangıcında çocuk sahibi olduktan sonra deneyimleyenlerin (gönlünden geçenlerin dilediği zaman bu duyguyu tatması dileğiyle) bildiği üzere her anne baba adayı hayaller kurar çocuğunun geleceği, eğitimi, kariyeri ile ilgili. Hamileliğin ilk zamanlarında bir akşam sohbet ederken eşime neden bebeği ABD’de dünyaya getirmiyoruz, kendisine farklı bir fırsat sunmuyoruz diye konuştuk ve o akşam kararımızı verdik. Her şeyin başı sağlık, tüm evlatlarımıza sağlıklı ömürler diliyorum ve bu konu ile ilgili o konuştuğumuz gece araştırmalarımıza başladık. Dokuz ayın sonunda ABD’de bebeğimizi sağlıkla kucağımıza alarak, bebeğimiz 15 günlükken Türkiye’ye geri döndük.
Artık bundan sonra bir ayağımızın ABD’de olması, daha sık gitmemiz hususunda hem fikir kalmıştık eşimle, bir psikolog arkadaşımızın da tavsiyesi ile. Çocuğumuza ailemizden aldığımız ve sahip olduğumuz gelenekleri & hayat öğretisini aşılarken, pasaport sahibi olduğu ülkenin de kültürüne aşina olmasının daha sonra olası bir kimlik çatışması veya gelecekte farklı bir ülke kültürüne uyumsuzluğunun önüne geçebileceğini söylemişti psikolog arkadaşımız.
Çocuğumuzun doğumundan 4 sene geçtikten sonra anne ve babamızın katılımıyla tekrar bir batı yakası tatili ve 7 sene sonra da Florida & New York tatili ile, sohbet aralarında hep bir şekilde sahip olduğu ikinci kimliğin de farkındalığını aşılamaya çalıştık çocuğumuza. Şu an yaşı da itibariyle sahip olduğu durumun %100 farkında olmasa da, avantajlarını hissediyor bizimle vize isteyen ülkelere birlikte yaptığımız seyahatlerde (siz neden vizeye başvuruyorsunuz, gerek var mı vizeye soruları ile)
Gelelim DV2024 için yaptığımız başvuru sürecine, başvuruların kapanmasına 2 gün kala yaptık başvurumuzu, 03.11.22 tarihinde. Başvuru döneminin başında veya sonunda başvuru yapmanın bir şans getirdiğine inanmıyorum forumda başka başlık altında konuşulduğu üzere, ancak geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl DV lottery başvuruya çocuğumuzu eklememiştim okuduğum yönergedeki bilgiye istinaden (ABD vatandaşı veya green card sahibi çocuğun başvuruya eklenmesi veya eklenmemesi diskalifiye sebebi değil). Başvurumuzu yaptıktan sonra yine unuttuk başvuru yaptığımızı ve süreci beklemeye başladık. Sonuçların açıklanacağı 06.05.23 Cumartesi günü iş seyahati nedeniyle ABD’ye seyahat ediyordum. Uçak İstanbul’dan kalkalı 4-5 saat olmuştu (akşam 19:30 civarı Türkiye saati ile) ve uçakta uyumaya çalışıyordum. Uyumadan önce Twitter’a girmiştim ve o esnada önüme bir bildirim düştü, DV2024 sonuçları açıklandı diye. Çok heyecanlanmamıştım, nasıl olsa ABD’ye vardığımda otele giriş yaptığımda sakladığım numaralar ile kontrol ederim demiştim kendi kendime. ABD’ye gece saatlerinde vardıktan sonra hem yol yorgunluğu, hem ABD içerisinde de seyahatin devam edecek olması, yoğun geçen bir haftalık program nedeniyle kontrol etmeyi unuttum. 14 Mayıs 2023 Pazar günü Türkiye’deki genel seçimlerden bir gün önce ülkeye geri döndüm ve oy kullandım. Oy sonuçlarını televizyonda izledikten sonra gece yarısı tam yatarken aklıma geldi DV2024 sonuçlarını kontrol etmek, DV sonuçlarının açıklandığı tarihin üstünden 8 gün geçmişti. E-mailime birer kopyasını göndermiştim başvuru esnasında saklanması gereken konfirmasyon numaralarını ama telefondan bakarken gece bulamadım e-mailimde numaraları o uyku haliyle. Çok fazla zorlamadan jet lag nedeniyle de ağır basan uyku nedeniyle uyudum. Sabah ofise gittiğimde rutin işlerimi yaptıktan sonra sonuçları kontrol etmek aklıma geldi ve önce eşimin bilgilerini girerek kontrol etmeye başladım çekiliş sonuçlarını. Eşimin bilgilerini girdim ve o klasik cevap karşımdaydı, “has not been selected”. Eşimin adı ve soyadında Türkçe karakter olması nedeniyle hem Türkçe hem İngilizce karakterler ile numarayı tekrar kontrol ettim ve çıkan sonuç aynıydı, “has not been selected”. Biraz içimden biraz dışımdan söylenerek, hafif isyan ederek kendi kişisel bilgilerimi ve konfirmasyon numarasını ekrana yazdım. Submit tuşuna bastığımda önceki yıllardan değişik, eşimin sonucundan çıkan farklı bir ekran görüntüsü belirmişti bilgisayarın monitöründe. Bu görüntüyü tanıyordum, geçtiğimiz yıllarda kazananların paylaştığı o mektubun görüntüsü benim ekranımdaydı. Bir an elim ayağım karıştı, kalbim hızla çarpmaya başladı ve mektubun içeriğini okuduğumda “You have been randomly selected” cümlesini okuduktan sonra ufak bir şok geçirdim. Biraz sakinleştikten sonra FaceTime görüntülü arama ile eşimi aradım. Mesai saati içerisinde çok alışa gelmiş bir durum değildi görüntülü FaceTime aramam kendisini ve şaşırmıştı. Ekranı kendisine gösterdiğimde, yaşadığı şaşkınlık ve sevinç muhteşemdi.
Sadece kazandığımızı biliyorduk, bundan sonra ne yapılacağı hususunda, seçildiğimizi belirten mektubun altında yer alan case number ile ilgili ve sürecin nasıl ilerleyeceği hususunda hiç fikrim yoktu. ABD konsoloslukta daha önce çalışmış bir arkadaşımı aradım hemen sürecin nasıl olacağı ile ilgili ve henüz çok değerli bilgiler edindiğim Yesilkartforum’dan haberim yoktu. Aradığım arkadaşım hemen CN’yi sordu ve 17XX cevabını verdiğimde çok iyi bir numaraya sahip olduğumuzu ama pandemi nedeniyle mülakata çağrılma sırasının DS260 submit tarihine göre artık sıralandığını söyledi ve acil olarak DS260 formunu doldurmamızı tavsiye etti. Kazananların sayısını toplam başvuran sayısına böldüğümüzde yüzde olarak çok küçük şanslı bir yüzdelik dilimin içerisindeydik, CN numaramız bir hayli iyi idi diğer kazananlar arasında, olası bir hata yaparak bu şansı geri tepmek istemiyorduk ve acaba bir danışman firmadan mı destek alsak diye konuştuk eşim ile. Yaptığımız araştırma sonucu bir arkadaşımızın da referansı ile bir firma bulduk, instagram sayfasından non - immigrant ve immigrant başvurularının başarı ile biten sonuçlarını iddialı ekran görüntüleri gösteriyordu hesabında firma. Firma ile irtibata geçtiğimizde CN içerisindeki kişi sayısı (asıl kazanan ve aile üyesi dahil hepsi) fark etmeksizin CN başına USD 1.000.- (BinAmerikanDoları) talep etti firma. Hem kendi kendime düşündüm hem de tecrübeli arkadaşıma danışmanın talep ettiği meblağı söylediğimde DS260 doldurma aşamasında ve süreçte büyütülecek bir durum olmadığını, bizim internetten bulacağımız bilgiler ve kendisinin de desteği ile danışman olmaksızın bu süreci götürebileceğimize karar verdik.
O gece Google’a DS260 form doldurma yazdığımda çıkan 4.sonuç Yesilkartforum web sitesi idi ve formun nasıl doldurulacağına dair çok güzel bir video çıktı karşıma. Eşimle iki gece uğraştıktan sonra formumuzu sonuçların açıklandığı tarihten 11 gün sonra 17 Mayıs 2023 tarihinde submit edebildik ve bundan sonra 2024 mali yılın başlamasını beklemekten başka çare olmadığını öğrendik. Excel takip listesini doldurduğumda bir çok kişinin çekilişin hemen akabinde formlarını doldurduğunu ve önümüzde bir çok kişi olduğu gördüm, excel’i DS260 submit tarihine göre filtrelediğimde biraz moralim bozuldu gecikmeli doldurduğumuz için. Yesilkartforum ile denk geldikten sonra süreç içerisinde her konu başlığını başlık ayrımı yapmaksızın okumaya başladım, geçmiş yıl aşamaları, mülakat deneyimleri, yaşam, eğitim vb tüm konuları, bu forum bir hazine idi gerçekten. DV lottery sürecinde mülakata çağrılma aşamasında CN’inizin önemli bir avantajı var Ankara’nın mülakat dağıtım hızını düşününce ama bunun yanında çok okumak, bıkmadan okumak, arama butonunu kullanmak, deneyim yazan kişinin ismine basarak o kişinin yazdığı önceki iletileri okumak, iletiyi kazan kişinin aldığı itibar sayısına bakmak bence çok önemli. Hatta site iyileştirmesi için haber verilmeksizin 1-2 gün site kapandığında elimin ayağımın dolaştığını ve kendimin bir yanını eksik hissettiğimi bile söyleyebilirim. Yine bir yurtdışı seyahatinde iken 14.11.23 tarihinde mülakat tarihi bildirimini aldım (2NL) ve ön hazırlıklara bu tarih itibariyle başladık mülakat için.
Mülakat deneyimine geçmeden önce doldurulan DS260 ile ilgili bazı konulara değineceğim. Doldurulan DS260’da o anın heyecanı ile ufak hatalar yaptıysanız (anne kızlık soyadı, doğum yeri il-ilçe, sosyal medya hesabı eksik yazılması, eğitim diploma derecesi vb) bunları kesinlikle kafamıza takmamak gerektiğini öğrendim, no olarak cevaplanması gereken güvenlik sorularını yes olarak cevaplamadıysanız. “Üstadın” dediği gibi formdaki bilgiler size aitse, hesap hareketlerindeki para sizin ise endişe edecek bir durum yok.
Bu kadar uzun bir girişten sonra 10.01.24 sabah 08:15’te Ankara’da girdiğimiz mülakat deneyimimizi aşağıda paylaşıyorum.
Asıl talihli benim, benimle birlikte eşim de mülakata girdi. ABD vatandaşı çocuğumuzu DS260 formuna eklemediğimiz için kendisini sağlık kontrolü veya mülakata götürmedik, ihtiyaç da yok zaten, kendisini başvuruya/DS260’a eklemememiz diskalifiye sebebi değil. Gelen randevu bilgilendirmede de yazdığı üzere randevu saatinizden 15 dakika önce konsolosluk önüne gelmeniz yeterli. Soğuk ve hafif yağışlı Ankara sabahında 07:50’de konsolosluk önündeydik, konsolosluk servisi girişi çok kalabalık ve düzensizdi.
Giriş bölümünde randevu saatine göre (anons ediliyor hangi saat randevularının girişe yaklaşması ve tek sıra olması gerektiği) pasaportlarınızı giriş danışmada çekmece içerisine koyarak ve güvenlik kontrolü sırasına giriyorsunuz. İsim ve randevu saati kontrolü sonrası, sırada beklerken isminiz yüksek ses ile söylenerek güvenlik aramasına alınıyorsunuz. Çalışanlar nazik ve yönlendirici, akıllı saat dahil (dijital saatlerde sorun yok) tüm elektronik cihazlarınızı dışarıda bırakmanız gerektiği tekrar sözlü tembihleniyor güvenlik görevlisi tarafından (biz yakında kaldığımız otelimizde bıraktık içeri alınamayacak eşyalarımızı, yanımıza sadece nakit TL, kimlik, her ihtimale karşın kredi kartlarımızı ve mülakat için istenen asıl & destek evraklarımızı aldık), ayrıca bilgi olması açısından araba anahtarının yanınızda olması sorun değil.
Güvenlik kontrolünden sonra o uzun bahçe yolundan yürüyorsunuz ve soldaki konsolosluk servisi binasının ağır kapısından içeriye giriyorsunuz. Karşılama görevlisi var ve vize türünüzü sorarak sizi soldaki bankoya yönlendiriyor. Yapılacak ödemenin hangi durumlarda iade edilmeyeceği ile ilgili bilgilendirme yazısını okumanızı istiyor görevliler ve sizi ödeme gişesine yönlendiriyor. Ödeme gişesinde önümde sadece 2 kişi vardı, nakit olarak USD cinsinden para üstü verememe sorunu olmaması için USD 330 x 2 kişi = USD 660 tam tutar ödeyerek her bir kişi için 2 tane ödeme fişi ve toplam 2 tane sıra numarası fişini teslim aldım vezneden. Verilen sıra numarasını ekranlardan takip etmemizi söyledi veznedeki görevli ve evrak teslimi için bizi sağ tarafa yönlendirdi.
Çok beklemeden nazik bir Türk kadın çalışan hem asıl kazanan hem de eşim için mülakat tarihinden yaklaşık bir hafta önce e-mail ile gönderilen evrak listesindeki evrakları eksiksiz olarak talep etti ve hazırlıklı olduğumuz için 1-2 dakikada işlem bitti. Bir sonraki adımın yine numara takip ederek mülakatı beklememiz gerektiğini iletti ve yine sol tarafa yönlendirdi. Evrak teslim esnasında görevli mülakatı hangi dilde yapmak istediğimizi sordu ve biz İngilizce yapmak istediğimizi belirttik. İngilizce bilen ancak heyecandan dolayı tereddüt yaşayan kazanan adaylara kişisel tavsiyem mülakatı İngilizce yapmaları, mülakat sırası hissettiğim kadarıyla daha erken geldi, o bekleme süresince daha az stres yaşadık.
Evrak teslim esnasında görevlinin istediği evraklar:
- Mülakat tarihi itibariyle en az 6 ay geçerliliği olan pasaportlarımız (eşimin süresi biten pasaportunda geçerli B1/B2 turistik vizesi vardı, görevliye bu durumu hatırlattım ve o pasaportu da istedi. Benim geçerli B1/B2 vizem güncel pasaportumda idi)
- Evlilik cüzdanı orijinali ve 2 adet fotokopisi (dolu olan tüm sayfaların fotokopisi isteniyor, biz çocuğumuzu da evlilik cüzdanına işletmiştik)
- Arşiv kayıtlı adli sicil kayıtlarımız (e-devlet)
- Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneklerimiz (e-devlet)
- Asıl kazanana ait üniversite diploması ve 1 fotokopisi (benim hem Türkçe hem İngilizce diplomam vardı, İngilizce olanı verdim)
- Asıl kazanan adına banka hesap dökümü ve hesap özetini imzalayan banka yetkililerine ait imza sirküsü fotokopisi (biz sahip olduğumuz gayrimenkul tapu ve fotokopisi de götürdük, konsolos ihtiyaç hissederse beyan edersiniz dedi evrak teslimindeki görevli ve teslim almadı, nakit birikime göz ucu ile bakarak yeterli gördü)
- Erkek talihliye ait Askerlik Durum Belgesi (e-devlet)
- Sağlık raporlarımız (sadece Unganlar’ın verdiği sarı renkli zarflar, CD ve aşı detaylarının yer aldığı A4 sayfalarına gerek yok)
- Her talihli için ABD vizesi standartlarına uygun ikişer adet fotoğraf (51x51)
- Kişi başı USD 330 vize ücretini ödediğimize dair ödeme fişleri
- DS260 formundaki adresin güncel olup olmadığını sordu, biz değişiklik yaptık ve güncel adresin yazılı olduğu kağıdı görevliye verdik.
AIS kaydı onay sayfası çıktısını almıştık yanımıza ama talep edilmedi. Eşim ile her ikimizin de ilk evliliği olması sebebiyle boşanma durumu ile ilgili herhangi bir mahkeme kararı veya adli sicil kaydımızda herhangi bir suç olmadığı için herhangi bir mahkeme kaydı vermedik evraklar içerisinde.
10-15 dakikalık bir bekleme sonrası mülakat için numaramız yandı. Konsolos Amerikalı, sarışın, kemik çerçeveli gözlüklü, Farsça da bilen (İranlı adaylar ile Farsça olarak tercümansız kendisi mülakatları yapıyordu). Güler yüzün hep önemli olduğunu düşünmüşümdür, konsolos söylemeden biz kendisine İngilizce olarak günaydın dedik ve bugün nasıl olduğunu sorduk. Mülakatı İngilizce yapmak istediğimizi, heyecanımızdan ve/veya konsolosun aksanından dolayı İngilizce olarak soracağı soruları anlamadığımız bir durum olursa sorusunu tekrar etmesini isteyeceğimizi İngilizce olarak mülakat başlamadan önce kendisine söyledim. Cevap olarak endişe etmememizi ve mülakatın basit geçeceği cevabını verdi. Sağ ellerimizi kaldırmamızı ve doğru bilgi beyan edeceğimize dair yeminlerimizi aldıktan sonra her bir kazananın ayrı ayrı sağ ve sol el 4 parmak izlerini ve baş parmaklarımızın da birlikte izini aldı.
Daha sonra sırasıyla aşağıdaki soruları sordu. Tüm soruları asıl talihli bana sordu, eşime herhangi bir soru sormadı.
• Dosyayı açtıktan sonra en üstte asıl kazananın İngilizce lisans diplomasını gördüğü için asıl kazanan bana nereden mezun olduğumu sormadı, sadece üniversitemin adını telaffuz etti.
• Daha önce Amerika’da bulundunuz mu? (tatil amacıyla birden fazla bulunduğumuzu beyan ettik, tarih detayına girmedi)
• İlk evliliğimiz mi? (Her ikimizin de birinci evliliği olduğu için ilk evlilik olarak beyan ettik)
• Hangi eyalette yaşamayı düşünüyorsunuz? Neden orayı tercih ediyorsunuz? (Göç ederken ilk gitmeyi plânladığımız eyaleti ve neden sorusuna orada kolay başlangıç yapabilmek & kolay adapte olmak adına yardımcı olabilecek arkadaşlarımız olduğunu söyledik)
• Göç ettikten sonra ABD’de ne iş yapmayı düşünüyorsunuz? (Hali hazırda özel sektörde yaptığım işi ve pozisyonunu söyledim. Göç ettiğimizde bu işi ABD’de de yapmayı plânladığımızı söyledim)
• Banka hesabınızda nakit olarak ne kadar birikiminiz var? (Hesabımızda nakit birikimi hesap hareketinde yazdığı rakam ile aynı şekilde birebir söyledim, USD 100K olarak beyan ettim)1-2 dakikalık bu diyalogdan sonra “vizeniz onaylandı, 1 hafta içerisinde PTT” dedi. Pasaportlarımızı tekrar kontrol etti ve geçerli olan B1/B2 turistik vizelerimizin üzerine iptal kaşesi vurdu. Vizeniz onaylandı ve PTT cümlesini hem bozuk Türkçe ile söylemesi hem de olayın heyecanı ile çok net kavrayamadık ilk esnada ancak konsolosa teşekkür ederek arkamızdaki sandalyelerde oturan diğer mülakat bekleyen tanıdığımız DV2024 kazananlarına bol şans dileyerek binadan ayrıldık. 08:10’da girdiğimiz konsolosluk binasından 09:45’de çıkmış olduk.
@gucarslan’ın dediği gibi bir çok deneyim birbirine benziyor ve yazıyor tüm kazananlar. Önemli olan farklı bir soru geldi mi veya mülakat öncesi farklı bir evrak hazırlığı yaptık mı ondan bahsetmek isterim.
ABD vatandaşı çocuğumuz ile ilgili daha önce deneyim yaşayan kullanıcılar @dtveli ve @iremost’un karşılaştığı sorular/sorgulama ile biz karşılaşmadık mülakat esnasında. Doğumdan kaynaklı hastane masraflarını kendimizin ödediğine dair fatura, nakit alındı belgesi ve klinikten aldığımız ıslak imzalı borcu yoktur yazısı yanımızdaydı ibraz etmek için mülakat esnasında ancak konsolos hiç birisini talep etmedi, konu açılmadı. Hatta konsolos çocuğumuz olup olmadığını dahi sormadı mülakat esnasında.
ABD’de hali hazırda bir taşınmazınız var ise buna ait tapu, County Treasurer’dan emlak vergilerini ödediğinize dair ödeme dekontları, tax return yaptıysanız bu taşınmazlar nedeniyle size ait tax return formlarını ve sahip olduğunuz ITIN numaralarının kopyasını yanınızda götürmeniz faydalı olacaktır. Bu konu ile ilgili de herhangi bir soru gelmedi mülakat esnasında ama evraklarını da hazırlamıştık.
10.01.24 Çarşamba sabah mülakat sonrası CEAC sistemde ready olan durumumuz AP olarak değişti, 11.01.24 Perşembe sabahı da sayfamız Issued olarak güncellendi. Pasaportlar 11.01.24 Perşembe akşamı yaşadığımız şehirde seçtiğimiz PTT şubesine gönderildiğine dair PTT kargodan mesaj geldi. 12.01.24 Cuma sabah 12.00 civarı seçtiğimiz şubeden pasaportlarımızı teslim aldık. @gucarslan’ın da bilgilendirme desteği ile eşimin iş seyahati nedeniyle şehir dışında olması nedeniyle PTT’den kendisinin pasaportunu noter vekaletnamesi ile ben teslim aldım.
Süreç herkesin gönlünden geçtiği gibi olsun, bol şans diliyorum tüm kazananlara. Foruma az veya çok ama doğru cevaplar ile katkı sağlayan tüm kullanıcılara teşekkürler, bilgi paylaştıkça çoğalır. Tüm forum yöneticilerine de emekleri için teşekkürler. Bu forumdan öğrendiğim çok fazla bilgi var, göç sürecinde veya göç ettikten sonra da deneyimlerime/bilgilerime istinaden katkı sunmaya devam etmeyi umut ediyorum.
Sevgiler,
-
RE: Amerikada yasarken Turkiye saglik sigortasini devam ettirmek
Sırf bu konudaki merakımı giderme adına bugün yaşadığım kentin SGK'sına gittim.ABD'de yaşarken TR'den kendimizi bir kurumda çalışıyor göstermek ve aynı zamanda GSS priminden muaf olma konularını sordum. Durum özetle şöyle;
-
ABD'ye ikametgahınızı taşıdığınızda burada prim ödüyor olsanız bile süreciniz iptal oluyor. Yani bunu sistemde görüyorlar ve sizi bir şekilde yakalamış oluyorlar. Hatta orada çalışan memur bana bir iki örnek dosya gösterdi bununla ilgili olarak.
-
ABD'de yaşıyorsunuz ama ikametgahınız TR'de ve siz TR'de SGK primi ödemeye devam ediyorsunuz. Süreciniz iptal olmuyor ama SGK çalışanları bu durumu uygunsuz buldukları için pek tasvip etmiyorlar.Yani prim ödeyen şahıs adına kısmen riskli bir durum.Ama orada çalışan memurlar, kişinin pasaport hareketlerini takip etmediklerini belirtti.
-
ABD'de yaşıyorsunuz ve ikametgahınızı ABD'ye aldırdınız. İşte bu süre zarfında, emeklilik konusunda yurtdışı borçlanmanız başladığı için hem GSS priminden muaf oluyorsunuz hem de TR'den kendinizi SGK'lı gösterme gibi bir zorunluluğunuz olmuyor. Sadece emeklilik zamanınız gelince, ödemeniz gereken gün sayısından, emeklilik için geri kalan günlerinizin ödemesini toplu yapıyorsunuz. (Bu da bugünün parası ile aylık ortalama 600 TL. Örneğin emekliliğiniz için 20 seneye ihtiyacınız varsa şayet, TR'den de emekli olabilmeniz için ödemeniz gereken tutar ortalama olarak bugünün parası ile 600 TL x 12 x 20 şeklinde oluyor.)
-
Bir başka hayati nokta; ikametgahınızı ABD'ye taşıdınız ve emekliliğiniz için yurtdışı borçlanma süreciniz işliyor. Diyelim ki yıllık izinde TR'ye geldiniz ve sağlık hizmetlerinden yararlanmak istiyorsunuz. İşte bu noktada da devreye, ABD'de yaptırmış olduğunuz ve belki biraz daha fazla prim ödeyerek yurtdışında da geçerli sağlık sigortanız, anlaşmalı olduğu kurumlarla sizin TR'de de sağlık hizmetlerinden yararlanmanızı sağlıyor. Yani TR'de SGK'nız ve ödemiş olduğunuz GSS priminiz olmadığı için TR'deki devlet sağlık hizmetlerinden yararlanamıyorsunuz.
-
Ama ABD'ye değil de, SGK'nın anlaşmalı olduğu ülkelerde çalışıyorsanız (mesela Fransa vs) durum çok daha farklı işliyor. Bu ülkelere sağlanan ayrıcalık ve kolaylıklar çok daha farklı ele alınıyor.
-
-
RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş
Merhaba Arkadaşlar,
Bizde İstanbul - New York(JFK) tecrübemizi paylaşmak istedik.(2 kişi)
27 Şubat Cumartesi günü saat 08:35 uçağına binmek için İstanbul Havaalanında yolculuğumuz başladı. Öncelikle covid’den dolayı sıkı önlemler vardı. Havaalanına girişimizi yaptıktan sonra check in sırasına girdik. Gözen pasaport ve uçak biletlerimizi kontrol etti, CBP ile görüşerek onay aldılar ve dv vizelerinin yasağının kalktığını ve her DV numaralarının CBP’ye sorulmasını söylerken duydum. Sonra check in yaptık,pcr testine baktılar ve büyük boy valizlerimizin hepsi 26 kilo olmasına rağmen sorun etmeden check in işlemimizi bitirdik.
Sonraki adım pasaport kontrol, sıra gelince vezneye ilerledik ve bankodaki polis arkadaş harç pulu konusunda “hiç bir şekilde göçmen vizelerinin muafiyeti olmadığını ve bu paranın kesinlikle ödenmesi gerektiğini söyleyerek diretti.” Ben resmi cumhurbaşkanlığı sitesindeki yazıyı göstermeme rağmen kaba bir şekilde diretmeye devam etti ve bende yetkili kişiyle görüşmek istediğimi söyledim. Beni amir masasına yönlendirdi, gidip konuştum. Şunu söylerek “kesinlikle ödenmesi gerekiyor diyen arkadaşa gidip bu bileti göster( uçak biletinin üzerine görüldü damgası vurdu)” diyerek onayı verdi. Aynı vezneye gidip baya uzun şekilde birşeyler bulmaya çalıştı ama hiç bir açık bulamadı ve sonunda pes edip o da onayı verdi :)
Sonrasında uçuş için uçuş kapısına doğru ilerledik.
Neredeyse 10:30 saatlik JFK uçuşundan sonra sarı zarfları teslim etmek için sıraya girdik. Sıra bize gelince CBP pasaport ve sarı zarflarımızı aldı. İlk sorduğu soru” neden bu kadar geç geldiniz “ bizde cevap olarak çünkü başkanlık yasağı vardı dedik. İkinci sorusu Türkiye’de ne iş yapıyorsun, elektrik teknisyeniyim. Üçüncü sorusu üzerinizde kaç dolar var, 10 bin dolar. Dördüncü sorusu yanınızda hiç yemek var mı, bizde kuru yiyecekler vardı ama hayır dedik.
Beşinci soru ise hangi ülkenin vatandaşısınız.
Sorulardan sonra bizi başka bir CBP aldı ve özel bir banka veznesi gibi olan bir alana götürdüler. Valizlemizi girişte kenara koyup oturmamızı söyledi. Sonrasında isim olarak seslendiler ve vezneye gittik. İlk sorusu kâğıttaki adresiniz doğrumu, evet doğru NJ. İkinci sorusu üzerinizde kaç dolar var, 10 bin dolar. Burdaki işlemimizde bitti sonrasında başka bir CBP pasaportlarımızı alarak kaç valiziniz var dedi, 4 valiz dedik. Valizlerinizi aldıktan sonra bir yeri göstererek gelip pasaportlarınızı oradan alın dedi. Valizlerimizi aldık, gösterdiği bankoya doğru ilerledik. Bankoda başka bir CBP yine farklı sorular sordu. Üzerinizde ne kadar dolar var, 10bin dolar ve ısrarla tam mı diye belirtti. Bize bir form doldurtup bazı yerlere imza attırdı. Ve nihayet pasaportları uzatarak bütün işlemlerimizi bitirmiş olduk. Çıkış kapısına doğru ilerleyip çıkışımızı yaptık.Uçağa binmeden önce maksimum 3 gün öncesinden PCR tesi yapılması gerekiyor. Biz İstanbul Mecidiyeköy'de bulunan düzen laboratuvarını tercih ettik. Sabah saat 08:20'de testimizi olduk ve aynı gün saat 14:10'da sonucumuzu mail yoluyla ingilizce olarak aldık. Ayrıca enabız'dan ingilizce ve türkçe olacak şekilde de çıktı aldık.
Düzen laboratuvarı saat 09:00'a kadar verilen PCR testi sonucunu aynı gün saat 18:00'a kadar vermektedir. Ücreti 250TL kişi başı.Bu yaşadıklarımızın hepsini basit bir ingilizce temeliyle hallettik.
Diğer arkadaşlara tecrübelerimizi aktarmak istedik, umarım yazdıklarımız gelecek olan arkadaşlara yardımcı olur. Şimdiden herkese bol şanslar.
32
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu534.7k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum