• Kategoriler
    • Güncel
    • Popular Topics
    • Best Posts
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Arama
    • Kayıt Ol
    • Giriş
    1. Ana Sayfa
    2. avar
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    avarA Çevrimdışı
    • Profil
    • Takip Edilenler 15
    • Takipçiler 1
    • Konu 0
    • İleti 261
    • Gruplar 0

    İleti

    Güncel En İyi Tartışmalı
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @hsnnzknn, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      Greencard çekiliş başvurularında pasaport şartı kuralının kaldırılması çok olumsuz bir karar oldu maalesef. İptal gerekçesini bilmemekle birlikte kendi düşünceme göre; Amerika'nın bu çekiliş ile diplomalı, donanımlı veya kariyerli insan aramadığı aşikar, bu programın amacı vasıfsız olarak nitelendirilebilecek meslek gruplarındaki iş gücü açığını dengeleyebilmek. Bu sebepten dolayı pasaport sahibi kişilerin nispeten nitelikli olabileceğini düşünerek pasaport kriterini iptal etmiş olabilirler. Belki ellerindeki göçmen verilerine göre; çekiliş talihlileri olan diplomalı veya vasıflı kişilerin Amerika maceralarında kariyerlerinin devamı için çabaladıklarına dair bulgular mı var acaba diye düşünmeden edemiyorum. Sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda acaba?

      İlk Bakış açısıyla;
      Pasaportun olması vasıflı vasıfsız ayırmaz. ABD gibi bi ülkede acaba böyle mi oluyor demez diye düşünüyorum. Bi de konuyu TR temelinde incelememek lazım kural katılım hakkı olan tüm ülkelerin vatandaşları için geçerli sonuçta. Pasaportun olup olmaması kendi ülkesinde pasaport alma hakkı olup olmamasını değiştirir sadece. Bu da ABDnin işine gelir. Çünkü ülkeler genelde kaçma şüphesi olan suçlu vs vs kişilere pasaport vermez. ABDde neden istesin zaten o kişileri. Ki kazansalar bile gelemezler çünkü pasaportları olmayacak.

      İkinci olarak;
      Çekiliş adı üzerinde "Diversy" olarak geçmektedir. Bu ABD içerisinde azınlık olan milletlerin sayılarını arttırarak ABDnin temelinde olmaya ulus devlet yapısından uzaklaşmak için yapılmaktadır. ABDde belli bir milletin özellikle öne çıkması istenmemektedir. Zaten çeşitlilik vizesinin açıklamasındada direkt bu var. Yani bu çekiliş abdnin dünyadan "köle" toplama çekilişi değil aslında. Bu açıdan bakıldığında üniversite diploması, dil vsvs istemesinde de hiç bir engel olmacaktır.

      Sonuç olarak;
      Amerika mahkemelerinin eşitlik konusundaki (pasaportu var-yok, eğitimli veya değil, siyah veya beyaz, kadın veya erkek, zeki veya değil vsvssv herkesin abd de yaşama hakkı vardır bakış açısı) hassasiyeti sebebiyle pasaport şartı kaldırılabilir. Ancak daha temelli bir çalışmayla pasaport, eğitim, dil hatta belli bir bütçeye sahip olma şartı bile getirilebilir. Bunların Diversy Lottery Visa ya aykırı bir durumu olduğunu sanmıyorum.

      Temenni;
      Umarım hepsini isterler :)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      Arkadaşlar muhtemelen forumda vardır cevap ama aradım bulmadım. Malum burasıda sohbet başlığı.. Bu da sohbet konusu :)
      Çekilişi kazandığımızda 1 yaşında olan çocukla gitsek. 5 sene sonra vatandaşlık başvurusu sonrası yapılacak sınava 6 yaşında olan çocuk katılması gerekecek mi?
      Eğer gittiğimizde çocuk 15 yaşında ise vatandaşlık alma vakti geldi,ğinde 20 yaşında olan çocuk sınava girecek mi?

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @denizci10, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @avar teşekkürler. Biraz heyecan katmak istemiştim 😂

      Hocam yeşilkart çekilişi sonucuna bile bi elimde tv kumandasıyla açıp baktım. Heycanlanacak ruh bırakmadılar resmen. Ya da ben çabuk pes ettim.

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @denizci10, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @beceke @avar yok belediye başkanı değildim 😂 belediye başkanı 3 numara zaten. Biraz araştırırsanız bulursunuz ben söylemeyeyim.

      Ben araştıracak kadar falan merak etmedim hocam. Ben öyle bi anlık meraktı. Kariyerinizde başarılar :)

      Edit:sonradan gördüm ileriki mesajlarda yazmışsınız. Bende gizli bişey falan heralde boşuna uğraşmayayım araştırmakla diye düşündüm ben söylemeyeyim dediğinizde. Askermişsiniz sanırım. İyi görevler :)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @denizci10, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      İlçenin 2 numarasıydım. Kaymakamdan sonraki kişiydim diyeyim...

      Hocam meraktan soruyorum. Kaymakamdan sonra kim gelir?
      Kaymakam yardımcısı mı :)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @travelleth, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      Uzun bir süre evladınızdan ayrı kaldınız mı? Kaldıysanız ne kadar süre?
      Yatılı okulda mı okudunuz? Eğer okuduysanız ne kadar sıklıkla ailenizi görmek imkanınız oldu?
      Siz kendi evebeynlerinizden ne kadar ayrı kaldınız? (0-18 yaş aralığında)

      Şuanlarada eğer zahmet olmazsa bi cevap vermenizi rica edicim.

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @hotlanta
      Olmaz. Bi sıkıntı yaşamazsın

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @travelleth, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @avar, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @musty, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @ibrahimasar aynı sorun benim de kafamda var. Sadece gelecekte orda olmasa da Türkiyeye gelip giderlerse daha iyi olurlar düşüncesi teselli ediyor. Olur da yanluz gidersem kazandıklarım onlara burda daha rahat yaşamalarına yardımcı olur ama bilmiyorum. Kafamda deli sorular... Mantıklı düşünenler yazsın, sakinleşelim.

      İyi Haftalar herkese öncelikle.

      Hocam aklıma ilk gelen şu. Siz hiç çocuğunuzdan 1 ayı aşan bi süre ayrı kaldınız mı? Bu psikolojinin ne demek olduğunu yaşamadan anlamak zor bence.

      Nacizene kendimden bişey anlatmak istiyorum. Herkeste böyle olacak diye bişey yok tabi. Evde büyük bi tadilat işi yapılacaktı çocuk hanım rezil olması diye onları memlekete bıraktım döndüm biara. Yaklaşık 1buçuk hafta olarak hesaplamıştım. Giderken bildiğin mutluydum 1 buçuk hafta bi kafa dinlerim akşamları takılırım falan baya seviniyorum anlayacağın. Öncelikle dönüp eve girince sevinilecek bişey olmadığı çıktı ortaya. Tadilat 23 gün sürdü (malum ustalar çok "sözünün eri" oluyor) Bittiğinde tüm hız sınırlarını altüst edip gittim çocukların yanına. Özlem nasıl gözümü kararttıysa tüm toyzrus mağazasını aldım. Sonra hanım baktı bunların yarısı vardı neden aldın diyo. Dediğim gibi herkeste böylemi olur bilemem. Üniversiteye kadar hiçbişey için bi daha çocuklarımdan ayrı kalmam. Hiçbişey için. Para zaten söz konusu bile olamaz.
      dipnot: hanımla tartışmamız bayadır bu. TRde olursak ve yatılı okuması gereken iyi bi lise kazanırsa ne olacak diyor. Gittiği şehre giderim bende. Yatılıda okuyamaz.
      tekrar söylüyorum bunlar benim için böyle illa herkes bunu hissetmemz tabi ki.

      Evlat özlemini anlayabilirim bir noktaya kadar. Ancak "yatılı da okuyamaz, gittiği yere ben de giderim" ve benzeri söylemler ve uygulanırsa davranışlar çocuğun gelişimi için hiç sağlıklı bir durum değil.. Mesela eğitimi için yatılı okul ona iyi gelecekse, göndermeyip düz bi liseye mi vereceksiniz?

      Türkiye'deki ebeveynlerin sorunu bu bence.. Çocuğu ayrı bir birey olarak görmek lazım. Sizin her dediğinizi yapacak bişi olarak değil..

      Haklı olabilirsiniz. Herşeyi biliyorum falan gibi bi iddiada bulunabilcek birisi değilim. "Türkiye'deki sorun bu" falan gibi büyük tespitlerde yapabilecek birisi değilim.
      Mantıkla değil duygusal düşünüyor olabilirim. Ama çok güçlü olacak diye bazı şeyleri yaşatamam çocuğuma. Zaten yatılı okuyanların hep güçlü yada aile yanında okuyanların hep içine kapanık olduğu kesin bir durum olduğunuda sanmıyorum. Ha keze ben çocuğu altın kafese kapatmaktan zaten bahsetmedim.

      Mesela eğitimi için yatılı okul ona iyi gelecekse, göndermeyip düz bi liseye mi vereceksiniz?

      Bir cümle önce söylemişsiniz zaten. onun eğitimi için iyi olacak olan ile gidip yerleşebilirim. Sadece yatılı okunabilinen akşam eve gitmenin yasak olduğu bi okul türü yok bildiğim kadarıyla Türkiyede.

      Sonuç olarak tecrübelerinizden faydalanmak bazında sormak istiyorum. Uzun bir süre evladınızdan ayrı kaldınız mı? Kaldıysanız ne kadar süre?
      Yatılı okulda mı okudunuz? Eğer okuduysanız ne kadar sıklıkla ailenizi görmek imkanınız oldu?
      Siz kendi evebeynlerinizden ne kadar ayrı kaldınız? (0-18 yaş aralığında)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @ping-pong, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @Erkand
      O zaman biraz heyecan katalım. Aşağıya bir soru bırakıyorum. 😂

      8=56
      7=42
      6=30
      5=20
      3=?

      bence 6

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @sigmoidalmammal
      Nacizane fikrim şu şekilde. Bence bölgelerde başlangıç seviyesinde yaşayabilme durumu gözönüne alınmalı.
      Zaten tecrübe edinmiş ve maddi olarak bazı şeyleri aşmış kişiler için tavsiyeye pekte ihtiyaç olmayacaktır. Çünkü kendileri konuya hakim olurlar. Öyleki SpaceX'den iş teklifi alarak giden kişinin de derdi para, dil, ev, araba vsvs olmayacaktır zaten. Bu kişilere "hayatınızda mutluluklar" denilebilir sadece.
      Ama başlangıç aşamasında olan kişiler hem bilgisiz hemde parasız olacaklar malum.
      Keşke imkan olsada net, belirgin ve uluslararası geçerliliği olan meslekleri olan kişiler haricinde kalanların ilk yaptıkları iş kazandıkları miktarlar ve yaşam tecrübelerini biraraya toplayabilsek. Tam anlamıyla sıfırdan başlayan insanlar için "güneşin ne kadar güzel doğduğundan" önce geçim sıkıntısı geliyor malesef. Bu kişiler için değerlendirebilme imkanı olsa keşke bölgeleri.

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @el-nino-9, içinde söyledi: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      her yer is ilani dolu, ozellikle baslangic seviyesi icin issiz kalma sansiniz yok ama bu Tarz bir islerde calisarak carmelda kirada oturmak pek mumkun degil

      Bu biraz değişik oldu şimdi. Aslında bu durum TR içinde böyle. Yaşamanıza yetmeyecek kadar paraya çalışmayı kabul ederseniz heryerde iş çok. Mesele insanca yaşamaya yetecek kadar parayı kazanabileceğimiz iş imkanı olup olmaması sanırım.

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @hopasej, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      Sigarayı bıraktım millet..

      Var mı şöyle yakın zamanda '' başarılı '' bir şekilde sigarayı bırakan, hem biraz içini döksün hem de bize ışık olsun? :)

      23 nisan 2015te bıraktım. günlük minimum olduğu günde 2 paket içerdim. Bide yanımda eğer içecekli eğlence falan yapılırsa seviyorum diye pipo çantam olurdu. Hayatım tütündü yani. En son bi paket cafe creme blue içtim. VE SON

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @skyh, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      Şu çekiliş senede 2 defa olsa süper olurdu.

      madem hayal kurucaz 2 ile sınırlandırmasak mı?
      Haftada Bir olsa çok olur ama en azından ayda bir olsun derim ben :)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @donturcos
      Tavsiye için çok teşekkürler. Çok çok güzel bi katkı olmuş.

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @sadıkkurtoglu
      @sono
      bilgilendirme için teşekkürler

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @sobrero, içinde söyledi: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      Hava soğudukça da insan kalitesi artıyor hep olduğu gibi.

      Ben bu kısmı hiç anlamadım açıkcası. Amerikada genel olarak böyle bi kabul mü var?

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @uzaysan, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @hadi-be, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @doğaniçke, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      @hopasej İlk başvurum benim, nedense hep çıkacak gibi geliyor. :) İsteyen herkese nasip olur inşallah. :)

      E çıkacak zaten. Vay bee ilk başvuruda çıkmış diye kıskanacağım. Ama az kıskanacağım çünkü nihayet bana da çıkacak 😁 Di mi?

      Ben de ilk defa başvurdum. Rica etsem bir greencard da ben alabilir miyim?

      Soğan da alımısınız sade mi olsun :)
      Sar oğlum abine bi green

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @sabri-ft sadece Amerikada değil aslında, dünyanın heryerinde ekvatora yaklaştıkça yıllık sıcaklık ortalamaları artar, uzaklaştıkça düşer. Amerikadada ekvatora en yakın kısımlar sıcak, en uzak kısımlar soğuk olarak düşünülebilir. Aksi durum çok çok istisnadır.

      Eyaletler içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: DV2023 Sohbet Odası

      @ping-pong, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası

      Çok mu seviyorsun Atatürk’ ü diye sordu. Elbette komutanım dedim. (Okulumuz deniz kenarında) Hadi ispat et o zaman, üstündeki takımla git atla denize gel bende inanayım dedi. Yapmam sandı heralde. 😂

      Beni seviyosan hadi bi takla at görelim ne kadar seviyosun diyen bakan geldi aklıma. Hiç Atatürk'ü sevdiğim için denize girmem gerektirği gelmemişti aklıma :)
      Neyse ki iyi yüzerim. :)

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • RE: Amerika'ya gitme sebepleriniz ?

      Muhtemelen "niye böyle oluyor" diye uzun uzun düşünüyorsunuz. Ama bir cevap bulamıyorsunuz. Ve "daha ne kadar sürecek" diye hayıflanıyorsunuz belki de.
      Yaşadıklarımız güzel şeyler değil ama zorunda olduğumuz şeyleri yaşıyoruz maalesef. Çok dramatik şekilde üstelik.
      Anlatayım...afamızdaki en büyük sorun muhtemelen "modern ve demokratik" Türkiye'nin asla yaşamaması gereken kalitesizliği yaşamasıdır. Fakat maalesef bir gerçeği atlıyoruz.
      Türkiye'nin modernizasyonu doğal yollarla gerçekleşmedi. Daha çok "tepeden" indi. En büyük şansımızdı aslında.
      Toplumların modernleşmesi bazı sosyolojik aşamalarla meydana geliyor. Avrupa da bir zamanlar tarıma bağlı feodal topluluklardan meydana geliyordu. Tepelerinde Kilise gibi çağdışı bir balyoz vardı. Bitmeyen savaşlar vardı. Ortadoğu gibiydiler yani. Ama bazı şeyler yaşadılar.
      En basitinden Kilise'nin otoritesini kırdılar. Bunun için pek çok acı çektiler. Galileo gibi bir adama "dünya düzdür" dedirttiler mesela. Bruno'yu yaktılar. Ama tüm bu acıların kattıkları deneyimlerle otoriteyi kırdılar ve ferdiyetçiliğin önünü açtılar.
      Bilim ve teknikte ilerlediler. Böylece sanayi devrimini başardılar. Toplumun büyük bölümü "tarlasını süren, geçimi için çok çocuk yapan, erkeğin gücüyle egemen olduğu tarım toplumu" iken şehirlerde fabrikalar kuruldu. Ve o fabrikalarda çalışmak için işçiler gerekti.
      Şehirler büyüdü. İşçiler çoğaldı. Artık yeni bir toplum ortaya çıkmaya başladı. Yeni toplumun yeni sorunları oldu. Güvensiz iş ortamı, uzun süre çalışan işçiler, sömürüler ve büyük haksızlıklar.
      Sonra sömürü ile mücadele başladı ve işçiler bu uğurda pek çok acı çektiler.
      Ama mücadele ettikçe talep ettikleri hakları yönetici sınıfa dayatıp kazanmayı başladılar. Dünya kadınlar günü bile haklarını talep ettiği için katledilen kadın işçilerin dramı üzerine kurulu bir gün.
      Özetle yeni toplum yeni realitelere kapı açtı.
      Kentte yaşayan, eğitim alabilen, ülke sorunlarına ilgi duyabilen, haliyle "irade gösterebilen" sosyal bir toplum ortaya çıktı. Haliyle yeni talepler.. Politika ile ilgilenmek gibi, oy gibi...
      Batılılar bu süreçleri adım adım yaşadılar ve taleplerini yöneticilere dayattılar.
      Bu dönüşümlerin büyük bölümü tabandan gelen ve mücadelelerle süren halk hareketleriydi. Mesela Fransız ihlali gibi... Önce isyanla başladı. Sonra ihtilalle sürdü. Ve nihayet bir inkılaba dönüştü.
      Oysa Osmanlı'da böyle mi olmuştur? Hayır.
      Osmanlı toplumu maalesef bu süreçleri yaşayamadı. Ülke sanayileşemediği için köylü kaldı. Kentlerde büyük işçi sınıfları doğmadı. İnsanlar köylerde eğitime gereksinim duymadan üreterek ve üreyerek hayatlarını sürdürdüler. Ta ki gelişen emperyalizm tarafından sömürülene dek.
      Osmanlı modernleşmesi tanzimatla başlamışsa da bu da Batı'da olduğu gibi tabandan gelen bir dalga değildi. Toplumda böyle bir gereksinim yoktu. Çünkü sosyal şartlar hazır değildi. Avrupalılar Osmanlı'ya bir tür şekilci bir modernizm dayattı. Saltanat da baskıya boyun eğdi.
      Bazı padişahların Batılılaşma merakı bile ülkedeki geri kalmışlığı ve askeri/ekonomik başarısızlıkları engellemek için tepeden inme girişimlerden ibaretti. Ama toplum o kadar hazır değildi ki tüm bu girişimler çıkarcı zümreler tarafından boğuldu.
      Sonra bir adam çıktı. Yanına aldığı bir takım idealist bürokrat, asker ve aydın sınıfıyla "toplumun hiç de arzulamadığı" hatta "ne olduğu konusunda pek fikri olmadığı" devrimleri tepeden inme şekilde takır takır yapmaya başladı.
      Şöyle örnek vereyim: 1923 yılında toplumda laiklik olsun, seçme seçilme hakkı olsun hatta kadın erkek eşitliği olsun... Kılık kıyafet veya harf devrimi olsun... Bunların hiçbiri yaygın bir talep değildi. Çünkü köylü toplumu bunların ne olduğunu bilmiyordu.
      Toplum, bu devrimleri kabullendi çünkü devrimleri getiren kişiye büyük saygı duyuyorlardı. Atatürk bu noktada çok büyük bir erdem göstermiştir:
      Dönemin yayın akımı olan "popülizme ve demagojiye" kayarak toplumu idare etmek yerine modernizmi getirmek gibi işe girişti.
      Hatta Atatürk öyle bazı devrimlere girişti ki, toplumda "kurtarıcı" gibi bir itibarı olmasaydı muhtemelen toplum büyük itirazlarda bulunurdu. Mesela şapka devrimi veya hilafetin kaldırılması gibi...
      Atatürk buna rağmen toplumun yararı için kendi kredisini kullanmıştır.
      Böylece Türk devrimi, Fransız devriminin aksine isyan/ihtilal/inkılap şeklinde gerçekleşmemiş, tepeden inerek kısa sürede gerçekleşmiştir.
      Buna, bildiğiniz "çağ atlamak" hadisesi diyebiliriz.
      Bu yöntemin belki de en güzel yanı toplumun acı tecrübeler yaşamadan nihai hedefe varması ve yıllarını harcamak zorunda kalmaması diyebiliriz.
      Kötü yanı ise toplumun tepeden inen bu devrimlerin kıymetini bilemiyor olmasıdır.
      Yapılacak iş, devrimleri indirdikten sonra toplumun onu özümsemesi için büyük bir propaganda ve eğitim devrimi başlatılmasıydı. Atatürk halk evleri ve millet mektepleri gibi aparatlarla bu işe girişse de pek istenilen kadar başarılı gidemedi.
      Mesela Atatürk döneminde bürokratlık yapan genç bir isim olan Ferit Celal, yıllar sonra o dönem için şöyle söylüyor:
      Kolay olmadı bu işler. Adam yok. Bugünkü bolluk yok. Bugünkü gibi binlerce gencin üniversite kapılarında beklediği bir dönem değildi. 210 öğrenci bile yoktu.
      Yani sözün özü, tepeden inen devrimler halka yeterince sirayet edemedi. Toplum bu devrimlerin manasını "Batılılar" gibi tam manasıyla anlayamadı. Kavrayamadı. Zaten Atatürk de zamansız gidince yerini yetersiz hükümetler aldı.
      Burada şunu düşünenler olabilir "Keşke ondan sonra İnönü gelmeseydi"
      Kim gelecekti ki.. Bilinenin aksine, İnönü, konsensüsle gelmiştir. Karşısına çıkabilecek iki rakip olan Bayar ve Çakmak da onu istemiştir.
      Bayar yıllar sonra anlatıyor. Atatürk'ün ölümüne yakın zamanlarda sürekli "Beni en yakınımdakiler bile anlayamıyor" diye dert yandığından bahsediyor.
      Bazen Atatürk 20 yıl daha yaşasaydı neler olabilirdi diye düşünüyorum.
      En basitinden Halk Evleri, Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüleri gibi müesseseler devrimi topluma yani tabana daha başarılı şekilde yayardı. Sanayi hamlesi yarım kalmaz, kentleşme daha sağlıklı şekilde yaşanırdı.
      Arabesk müzik bile bu kadar popüler olmazdı mesela.
      Çünkü arabesk müziğin de "köyden kente göçen" ama düzensizce göçen, gerekli sosyal sıçrayışı gerçekleştiremeyen, dar gelirli, yoksul ve kasabalılaşmış kentlilerin yaşadığı muhitlerde doğduğunu biliyoruz.
      Neler, neleri etkiliyor...
      İşte, bu kısaca anlatmaya çalıştığım nedenlerden ötürü Atatürk'ün Türk Devrimi yarıda kalmıştır. Tamamlanamamıştır. Kadınlar haklarını almıştır ama evin reisi erkektir. Okuma oranı hala düşüktür. Köylü toplum kentleşememiştir.
      Yani devrimin manasını tam anlayamamıştır.
      Şimdi yaşadığımız sorunlar maalesef yarım kalmış bu hikayenin getirisidir. Biz artık devrimleri acı çekerek, mücadele ederek kavramaya başlıyoruz.
      Ne yazık ki kadına şiddet vakaları bile bunun acı bir örneğini teşkil ediyor.
      Kadınlar okuyarak, iş sahibi olarak erkeğin "tarım toplumundan kalma güdümünden" çıkıyor. Yıllardır sahip oldukları hakları gerçek anlamda kullanmaya başlıyorlar. Ama bu devrimlerden nasibini almamış erkeklerin baskı ve zulmüne maruz kalıyorlar. Acı çekerek öğreniyoruz.
      Laikliğin kıymetini bile yeni yeni anlıyoruz aslında. Bunun için dinci eğilimleri olan bir otoritenin yarattığı rahatsızlıkları tatmak gerekiyordu. Oysa tepeden inen devrimleri vaktinde özümseseydik, yani nasihati anlasaydık, musibete gerek mi kalırdı.
      Biz maalesef Atatürk'ün acısız modernizasyonunun yarattığı fırsatı değerlendiremedik. Başa döndük. Şimdi acı çekerek öğreniyoruz. Bazı şeyleri ancak böyle kavrayabiliyoruz.
      Mesela bugün bir sanatçının "Atatürk'ü eskiden sevmezdim, şimdi kıymetini anladım" dediğini gördüm.
      Çünkü o bu modernizasyonun manasını öğretecek kaliteli bir eğitim almadı. Hepimiz böyleyiz aslında. Kıymetini öğrenemedik. Sonra başımızdan bazı badireler geçti. Ancak bu şekilde anladık. Ancak bu şekilde öğrendik.
      Şimdi kıymetini anlamaya başladık.
      İşte, hep soruyoruz ya "bunları neden yaşıyoruz" diye. Aslında şansımızı teptik. Ve Batılıların asırlar önce yaşadığı dramatik süreci şimdi biz (belki de daha acısız şekilde) yaşıyoruz.
      O yüzden ben umutsuzlardan değilim. Neticede yaşıyoruz. Devrimler öyle veya böyle yayılmaya devam ediyor. Fakat bunu da "kör ve topal" şekilde yapıyoruz.
      Türkiye "eğitime, liyakate ve bilime" eğilen bir idare ile bu süreci çok daha kolayca aşabilir.
      Bazı gericilerin "Almanya ferrari üretirken biz şapka inkılabı yapıyorduk" diyerek eleştirdiği şey aslında övülecek şeydir. Avrupalıların açtığı farkı biz onlar gibi kan dökmeden kısa yoldan kapamaya bakıyorduk. Onlara hızlıca yetişmeye çabalıyorduk.
      Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi bile bir yönüyle buna hizmet ediyordu. Aradaki farkı kapatmak için savaşsız, tantanasız istikrarlı bir süreç arzuluyorduk.
      Burada şunu da unutmamak gerekiyor:
      Atatürk tüm bu mücadeleyi verirken kendisi için çabalamadı. Hatta toplumun bazı kesimlerinin tepkisini çekmek pahasına yine toplumu ilerletmek için "kurtarıcı" imajının sağladığı krediyi kullandı.
      Liderler çoğu zaman "kendi politik çıkarları" için toplumun faydasına olmayan işler yapar. Bazıları da "kendi çıkarı ile toplum çıkarını birleştirir.
      Bir liderin "kendi politik imajına zarar veren ama topluma fayda sağlayan" adımlar attığı çok nadir görülmüştür.
      Sonuç olarak bugün yaşadığımız sancılar, vaktiyle tepeden inerek kazandığımız ama manasını tam olarak kavrama imkanı bulamadığımız devrimleri anlayabilmek adına çektiğimiz sıkıntılardır.
      Z kuşağı dediğimiz gençlerin eğilimleri izlenildiğinde sürecin sağlıklı yürüdüğü açıktır
      Hiç endişeniz olmasın, her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürüyoruz.
      Yapılacak en doğru şey yaşadığımız acılardan gerekli dersleri çıkarmak ve "sahip olduklarımızın" kıymetini tam manasıyla anlamaktır.
      "Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
      Mustafa Kemal Atatürk
      Twitter>Con Sinov (@lordsinov)

      Şimdi bu yazının çok uzun olduğunu biliyorum. Yazıyı beğenenler zaten derdimi anladı. Beğenmelerin kaybettikleri vakit için özür dilerim.
      Benim için özet şudur. Yazıyı yazan kişinin bi umudu var. Benim yok. Evladım ve sonrası için..

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      avarA
      avar
    • 1
    • 2
    • 6
    • 7
    • 8
    • 9
    • 10
    • 13
    • 14
    • 8 / 14