Bilinmesi şart temel argolar ve kalıplar. (slang guide)
-
Şimdi amcamla whatsapp yazışırken cümlenin sonuna 10/4 yazdı. Anlamadım tabiki de meğerse
Tamam-okey-anlaştık gibi anlama geliyormuş -
@ayvalik10 Telsiz argosu oluyor. 18 wos haulin oyunu vardı, oyunun en belirgin özelliği V tuşu ile telsiz diyalogları gerçekleştiriyorduk. Oradan aklımda kalmış, ABD konsolosluğunun önünden geçmişliğim yok.
-
Destek yorumları için teşekkürler, arada yenilerini eklemeye devam edeceğim. 10-4 radyo kodunu da konuya ekledim, güzel bilgi. Konu @MySea 'nın dediği gibi her şey ile donatıldı, dedim tek argolar ile kalmayalım güzel kullanışlı kalıpları da ekleyelim. :face_with_tears_of_joy:
Gazillion: Fazla sayıda ya da miktarda demek, vurgu için kullanılır.
Gazillions of books.
12 gazillion emails...
Bustdown: Her zaman birisiyle ilişkiye girmeye hazır olan kadınlara denir.
Simp: Ahmak, a*salak. (kızlara yalaklık yapan kişilere deniyor)
Might as well/ May as well: Bari.
Now that we know Edward is nasty, we MIGHT AS WELL delete his number from our cellphones.
We might as well order a second cheesecake, since they are selling two for the price of one.
In dribs and drabs: Ufaktan, azar azar gibi anlamları var. Örnekte kullanımını anlarsınız.
Opening the doors, hopefully people will come in dribs and drabs.
Go south: Amerikan arkadaşlarımdan baya duyduğum argolardan birtanesi. Durumun kötüye gitmesi gibi bir şey ve her yerde kullanılabilir.
If this conversation goes south, we'll have to leave this place.
Blunt force trauma (BFT): @knnrn yanlışsam beni düzeltebilir, kafaya ya da vücudun herhangi bir yerine sopa gibi şeylerle alınan darbe.
Male asian suffering from blunt force trauma right now, come and help him.
Shitstorm: Sadece tek birtane kötü şey oluyor anlamında değil, birçok kötü şeyin kısa zamanda oluyor anlamı var bu argoda. Üzüntülü, iğrenç, şanssız durumlarda kullanılabiliyor. Belalı gibi bir şey diyebiliriz.
Q: How was work today?
A: Sucked! It was one SHITSTORM after another!
Push someone around: Birine kaba ve kötü davranmak, itmek/kalkmak.
When we were kids, my older brother liked to push me around.
Beat (ya da smash) someone to a pulp: Birisini öldüresiye dövmek.
Beat (one) to the punch: Başka birisi yapmadan/söylemeden önce sizin yapmanız/söylemeniz ya da başka bir kişinin.
He wanted to ask Mary to dance, but Ron beat him to the punch.
I was going to suggest that idea to the boss today, but unfortunately one of my co-workers beat me to the punch. (bu fikri patronuma önerecektim bugün ama ne yazık ki benim meslektaşlarımdan birtanesi benden hızlı davrandı, o önerdi)
Lash out at someone: Birden birisine sözlü ya da fiziksel saldırıda bulunmak.
As a politician, he frequently lashed out at the press.
Take up for: Birisinin tarafında, onun yanında olmak.
I'm the only one that ever took up for you.
Be even: Ödeşmek
We're even now. (Şimdi ödeştik)
Stand up guy: Sadık ve güvenilir arkadaş.
Mulatto: Siyah-beyaz melezi. (annesi ya da babası birisi siyah diğeri beyaz, ortaya gelen çocuk mulatto)
Cut someone some slack: Birisini rahat bırakmak, üzerine gitmemek.
Cut me some slack, got already loads of works to do. -
müthiş olmuş fakat ''simp'' kızlara yalaklık yapan erkeğe deniyor haberiniz olsun :))
-
@dontoliver, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar. (slang guide)
müthiş olmuş fakat ''simp'' kızlara yalaklık yapan erkeğe deniyor haberiniz olsun :))
o yüzden a*salak ekledim ama haklısınız %99 kızlara yalaklık yapanlara deniyor açtığınız için teşekkürler düzeltiyorum
-
Burayı bir süre boşlamıştım. Ara ara konuyu doldurmaya devam edeceğim, eklemek istediğiniz bir şey varsa lütfen çekinmeyin.
Wrap up: Bitirmek anlamında kullanılır. We can wrap this interview up if don't have anything to say.
Run one's mouth: Kışkırtıcı şekilde boş gevezelik yapmak. Örneği internetten çaldım:
He likes to run his mouth, but he won't do anything. If she keeps running her mouth at the referee, she's going to be ejected from this game.
Make someone's day: Birisinin gününü gün etmek. Birisi sizin için çok güzel bir şey yapar, size çok sevindirici bir haber verir. You literally made my day bro diyebilirsiniz örneğin.
Sick: Hasta olmaktan ziyade on numara demek. Aynı zamanda güzel kızlara da dendiğini gördüm.
Whip (ingilizler de hooptie der): Araba.
Ew: Direkt bizim kullandığımız ıyyyyyyy olayının İngilizce versiyonu. Tiksindirici şeylere diyorlar. Çok aptalca bir şey gördüklerinde de bunu söyleyerek/yazarak tepki verebiliyorlar.
Period: Bizdeki nokta olayı. Açacak olursam biz bazen deriz, bu iş burada bitti nokta. Onlar da period kullanıyor, üstüne söylenecek söz yok. This is the best metal band in the world, period.
Shrink: Psikiyatristlere diyorlar. Shrink daha yaygın bir kullanım.
Give it a shot: Denemek. You should give painting a shot.
Give benefit of the doubt: Son zamanlarda en çok karşıma çıkan kalıplardan. Tam Türkçe karşılığı yok ama verdiğim örnekle iyi anlayacaksınız:
Polis sizi yüksek hızdan dolayı çevirdi diyelim. Polis size neden yüksek hız yaptınız diye soruyor, bu durumda siz hızlıca bir bahane uyduruyorsunuz işte ne bileyim çocuğum hasta falan. Polis pek inanmıyor ama yine de sizin dediğinizi kabul edip size ceza yazmıyor. I'll give you benefit of the doubt but next time please be careful. diye cevap verebilir.
Gucci: Efsane / on numara demek.
Orale: Amerika'nın güney yakasında hispanik (meksikan) abilerimizden duyabileceğimiz bir laf. Genelde tamam anlamına gelir, bir fikre katıldığını beyan eder. Orale wey de kullanılır, wey önceki argolarda bahsettiğim fool (kanka) anlamına geçer.
Right on: Orale kelimesinin aynısı, İngilizce versiyonu. Oldukça kullanılır.
Link up: Buluşmak. I'll link you up in the parking lot.
Suck: Çok kötü, berbat anlamında. It sucks ifadesi çok kullanılır.
Tough luck: Şansına küs.
Clusterfuck: Karmakarışık/hatalarla dolu/yanlış yönetilmiş bir olay.
Ambulance chaser: Direkt turengden aldığımı bırakacağım. Kötü avukatlara takılmış bir lakaptır aynı zamanda, sadece aşağıdaki değil.
Yaralanmayla sonuçlanan kazaları takip ederek mağduru tazminat davası açmaya teşvik eden/mağdura hukuki tavsiye vererek iş almaya çalışan avukat.
Getting laid / clapping cheeks: İlişkiye girmek. -
Benefit of the doubt: Soylenen veya ifade edilen birseyin dogru olma ihtimali. Tum diger kosullar tersini gosteriyor ama yine de biraz dogru olma ihtimali var anlaminda.
Mesela bir ise basvuruyorsunuz. Tum kosullari sagliyorsunuz ama bir tanesini ispat edecek belgeniz yok ama siz yerine getirmissiniz ve oyle beyanda bulunuyorsunuz. Isyeri size benefit of doubt vererek yani onu yerine getirmis olma ihtimalinizi kabul ederek, sizi ise alabilir.
-
Çok işimize yarayacak ,çok teşekürler,emeğinize sağlık...
-
@dontoliver, içinde söyledi: Bilinmesi şart temel argolar ve kalıplar. (slang guide)
müthiş olmuş fakat ''simp'' kızlara yalaklık yapan erkeğe deniyor haberiniz olsun :))
Bunun tam Türkçe karşılığı var: Meriç
-
@kaanvercetti kral harika bi arşiv gibi birşey olmuş 3 yıl olmuş yokmu bi dönüş yapman ya
Hello! It looks like you're interested in this conversation, but you don't have an account yet.
Getting fed up of having to scroll through the same posts each visit? When you register for an account, you'll always come back to exactly where you were before, and choose to be notified of new replies (either via email, or push notification). You'll also be able to save bookmarks and upvote posts to show your appreciation to other community members.
With your input, this post could be even better 💗
Kayıt Ol Giriş
Benzer Başlıklar
19
Çevrimiçi60.8k
Kullanıcı5.1k
Konu534.7k
İletiPowered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum