Sevgili arkadaşlar, bir deneyim paylaşımak istiyorum. LA e geleli tam 45 gün oldu. Sonunda kendi mesleğimi yapabileceğim iki işim oldu. Özcelikle Unganlardaki aşılar işe yarıyor işe alım sürecinde. TB test zorunlu. TB Tüberküloz Testi. Ayrıca Live Scan denilen bir kimlik tarama sistemi var. Zorunlu bu da. Parmaklarınızın izini defalarca alıyorlar ve tekli dörtlü baş parmaklar ve sonra ayrı ayrı tüm parmaklar. Tüm kimlikleriniz taranıyor. Greencard Pasaport SSN Sürücü Belgesi. FBI için gerekliymiş bu tarama. Sağlık raporu için doktora gittim, tansiyon, kalp ölçümü, fiziki testler, göz taraması, kilo boy vb. Sağlık geçmişinizi de öğreniyorlar ve sisteme giriyorlar. İşinizi aksatmadan yapabileceğine dair sisteme bilgi girişi yapıyorlar. Burada da hayat kolay değil bu arada. Hepimizin zamana ihtiyacı var. Kredi notunu yükseltmek işe yarayacaktır hepimiz için. 670 ile başlıyor. Sevgilerimle.
-
OC de 5inci senemde size katiliyorum ama yasadikca daha keyifli hale geliyor. Belki benim sansim evli olmam ve burada 1-2 arkadasim olmasindandir. Yuzeysel insanlar ama bu bazen mahalleden mahalleye degisebiliyor. Esim de ben de calisiyoruz , idare edebiliyoruz bu sekilde. Burada bircok kisi ya ailesi ile beraber oturmaya devam ediyor calismaya baslasa bile ya da 2-3 arkadas ortak paylasimli evlere cikiyorlar ki kira gelirleri paylasilsin , aklinizda olsun. Iki iste calisan cok var ama bunlarin bir hedefi var, siki para biriktirip sonra istedikleri ise yonelebilmek. Ben otelde calisiyorum, bu sekilde cok insan gecti onumden . Hayat pahali orasi kesin, ev almak cok zor ama yapilabilir. Burasi saglikli ve fit insanlar eyaleti , kadinlarin o nedenle burnu kalkik oluyor ama dedigim gibi mahalleden mahalleye degisir . Bir ihtiyaciniz olursa DM den yazin. Sevgiler
-
Arkadaslar merhaba. Is durumumdan dolayi LA'e tasinacagiz. Gecis yapacagim projem Adelanto da bizde evi orda tutmayi planliyoruz. Daha once Houston da yasadik simdi ise Albuquerque de yasiyoruz. Houstonda yasarken Turkish Community of Houston adinda bir WP gurubu vardi LA de benzer bir gurup var mi? Onceki yorumlarda bahsedilen Facebook guruplarina baktim bende cogu fake veya baska niyetli diye katilmak istemedim.
-
@Selimdiskaya52 bizim sektör için çok bir eyalet farkı yok bence çünkü her eyalette geçerli bir sektör onun için eyaleti seçerken daha çok ben o şehri sever miyim iklimi vs bana uygun mu bütçem el veriyor mu diye bakın bence. Her eyalette oteller veya restoranlar var. Tek diyebileceğim şehir merkezlerine odaklı kalmak yeterli bence bu şekilde kaliteli otel veya restoranlara yakın olmuş olursun
-
@Edelweiss aslinda Turliyedeki kiracilik sistemi gibi CA da, kiraci koruyor. Ev almak isterseniz, duplex dusunun, birinde oturup digerini kiraya vermek icin, hem masraf azalir hem gelir olur hem de evi almak icin kredi almak kolaylasir. Vergiler bu eyalette yuksek maalesef.
-
Ben vatandaşlığa başvuru yapıyorum şimdi. 15b sanırım yada part 9 da. Bir suç ceza vs varsa girin diyor ama ben 10 sene önce Türkiye de falan alkol olduğu için 6 ay ehliyetime el konulup para cezası ödemiştim ama adli sicil kaydımda yok. Yaralama , tutuklama veya hiç bir suç yok kaza da yok. Hiç bir yerde de bulamadım e devlette de hiç birşey yok. Ama polis arkadaşım baktı 2013 te gözüküyor. Girmeme gerek var mı bu durumu? Yada gittiğim zaman böyle bir durum vardı kâğıtları bulamadığım için giremedim mi demeliyim yoksa yazı yazmalıymıyım additional notlara.
Birde işyeri giriş çıkış zamanı 1-2 gün oynamasında sakınca olur mu? Bilen varsa süper olur şimdiden teşekkür ederim 🙏
-
@bruce81 Abileri, green card'ımızı alamayınca girdiğim depresyondan anca çıktım. Foruma üç senedir ilk defa dün gece girdim. Sorunu havada bırakmışız. Kusurumuza bakma.
Ayrıca sayın abileri, lütfen bu San Diegolular'ın da kusurlarına bakma. Bunlar hava sıcaklığı 20 derecenin altına düştü mü üşür, bere ve eldiven takmaya başlar. Ocak'ta meydanlardan ellerini, ayaklarını çekmiş olmaları normal sayılır. Mayıs'ta yerlerine dönmüşlerdi. Ben gördüm. Ama bu hayat pahalılığında millet California'yı Texas, Florida için terk ederken, eski kalabalıkların geri gelmesini bekleme. Bir İstanbul, bir New York, bir Las Vegas kalabalığı hiç bekleme zaten. Öyle bir kalabalık hiç olmadı (Cumartesi gecesi Gaslamp Quarter ve yine Cumartesi gecesi College Area'daki fraternity ve sorority'ler dışında).
Bir de sayın abileri, bunlar su sever, ağaç sever, hayvan sever, (ne kadar "millet" oldukları tartışılır ama, nihayetinde bizim kadar geçmişleri olmasa da, bizim kadar asker millet) asker sever, son olarak bütün Amerikalılar gibi alkol sever. Bunları Embarcadero'da bulursun, Seaport'ta bulursun, Balboa Park'ta bulursun, La Jolla'da bulursun, San Diego Zoo'da bulursun, Navy Pier'da bulursun, USS Midway'de bulursun, Gaslamp Quarter'da bulursun, Old Town'da bulursun. Okullar açıkken (Thanksgiving Break, Christmas Break, Spring Break, Summer Break dışında), ama hava 20 dereceden sıcakken bulursun. Tersine Gold Rush yaşanırken, bundan sonra giderek daha zor bulursun. Eski canlılığın olmaması bende de bir burukluk yaratmadı değil. Ama sonra Los Angeles'a geçtim. San Diego'ya şükrettim. Arada bir başka yerlere gidip, San Diego'yu özlemek lazım demek ki...
Embarcadero
1.jpg
Seaport
2.jpg
Balboa Park
3.jpg
La Jolla
4.jpg
San Diego Zoo
5.jpg
Navy Pier
6.jpg
USS Midway
7.jpg
Gaslamp Quarter
8.jpg
Old Town
9.jpg
Hürmetler...
-
@yigitsagun Hocam selamlar, cupertino da bir arkadaşım yaşıyor. Çok güzel ve güvenli bir bölge olduğunu biliyorum. Ancak yeni gelecekler için başlangıçta paket dağıtımı, sonrasında uber yolcu taşıma gibi uygulamalarda giderleri karşılayabilecek bir kazanç sağlamak mümkün müdür? Konu hakkında destek olabilirsen çok sevinirim. Arkadaşım hanım olduğu için paket dağıtımı ve uber konularına çok halim değil ve kurumsal iş yapıyor.
-
Sevgili arkadaşlar, bir deneyim paylaşımak istiyorum. LA e geleli tam 45 gün oldu. Sonunda kendi mesleğimi yapabileceğim iki işim oldu. Özcelikle Unganlardaki aşılar işe yarıyor işe alım sürecinde. TB test zorunlu. TB Tüberküloz Testi. Ayrıca Live Scan denilen bir kimlik tarama sistemi var. Zorunlu bu da. Parmaklarınızın izini defalarca alıyorlar ve tekli dörtlü baş parmaklar ve sonra ayrı ayrı tüm parmaklar. Tüm kimlikleriniz taranıyor. Greencard Pasaport SSN Sürücü Belgesi. FBI için gerekliymiş bu tarama. Sağlık raporu için doktora gittim, tansiyon, kalp ölçümü, fiziki testler, göz taraması, kilo boy vb. Sağlık geçmişinizi de öğreniyorlar ve sisteme giriyorlar. İşinizi aksatmadan yapabileceğine dair sisteme bilgi girişi yapıyorlar. Burada da hayat kolay değil bu arada. Hepimizin zamana ihtiyacı var. Kredi notunu yükseltmek işe yarayacaktır hepimiz için. 670 ile başlıyor. Sevgilerimle.
-
-
@ayvalik10 ,
Evet yanlışlık oldu. Vermiş olduğunuz linkleri inceleyeceğim teşekkürler. Umarım işe yarar birşeyler çıkar. Ev bulabiliriz. -
@gul_bencee, içinde söyledi: Amerika'da devletten yardim
Merhaba California'da yasiyorum evliyim vatandasim. devletten ne tur yardimlar alabilirim kira gida gibi bu konu hakkinda bilgisi olan var mi?
Bulunduğunuz county’nin social service agency giderek bahsettiğiniz yardımlara başvuru yapabilirsiniz. Income durumunuz uygun bulunursa kabul ederler.
-
Merhaba san francisco için ayrı başlık bulamadım. Eşim bilgisayar mühendisi bay area'daki bir şirketle işe alım sürecinde. 99 depremini adapazarı'nda yaşamış biri olarak depremden çok korkuyorum. Biz hep denver colorado düşünmüştük ama iş neredeyse mecbur oraya gideceğiz. Hayatın pahalılığından bahsedilmiş çokça. Çevredeki nispeten ekonomik güvenli yaşanabilir şehirler nerelerdir? Rekabet yüksek olduğu için rotanın san francisco taraflarına çevrilmesi beklemediğim bir şeydi.
-
herkese merhaba; forumda goleta da veya santa barbara da yaşayan var mı?
San Diego
-
@irmaka rica etsem, mekanik tasarım mühendisliği yada tasarım mühendisliği özelinde düşünürsek iş bulma açısından; san diego, irvine, austin ve benim saymadığım 2 adet şehir daha ekleyerek sıralama yapabilir misiniz? (Not: Türkiye’de otomotiv ve savunma ana sanayi tecrübem mevcut)
-
@TMG Yapıcı yorumunuz ve tanımadığınız birine birader şeklinde hitabınızla örnek modelsiniz. Teşekkürler.
Eğer soruma yada foruma katkınız olacaksa ne ala, yoksa sayfayı meşgul etmekten öteye geçmeyecek yazdığınız sözde komik yorum.
Benim yorumum gözümle gördüklerim değil elbette. Okuduğum ve izlediklerim sonucu kafamda oluşan kaba taslak fikir.
Fikir beyan etmekle insanlar alay konusu olacaksa buyrun devam edin
Saygılar. -
@motosikletci, içinde söyledi: San Diego
20 sayfalık diğer bir başlık vardı, Amerika'da nerede yaşamalıyım gibi bir şeydi adı. Onu 2 kere okudum. Mesajımı yanlış yere yazdıysam affola, ancak buradaki doyurucu bilgiden dolayı istemsizce içimi ve sorularımı buraya dökmek istedim.
Doyurucu ve ayrıntılı olarak kaleme aldığı kıymetli yorumlarından dolayı syn. @kingocali ' ye ve geri kalan değerli forumdaşlara teşekkür ediyorum.
@kingocali şu an Amerika'da mı yaşıyorsunuz?
Rica ederim. Maalesef. Green card da "kazandım"; hala İstanbul'dan kurtulamadım.
-
-
@freeworld, içinde söyledi: San Diego
2021 veya 2022 yilinda bir cocuklu aile olarak ciddi dusundugumuz yer.
Yerlesim maliyeti oldukca pahali fakat her seyin bir bedeli var. Akdeniz bolgesinde olmayan fakat akdeniz iklimi barindiran nadir yerlerden bir tanesi San Diego'dur. Yaz, kis stabil hava durumu, az yagisi, bol gunesi ve ortalama sanirim 25c hava sicakligi ile neredeyse tum sene disari aktivitelerini rahatlikla gerceklestirebileceginiz ve harika guzellige sahip bir bolge. Ayrica en gozde ve doga harikasi ulusal parklara yakinligi da diger bir artisi bence.
En basit seviyede olsa bile, disari aktivitelerini seven bir aile olarak maalesef North Carolina eyaleti Charlotte bolgesinden cok memnun olamadik. Yazin sicak ve asiri nem, kisin ise yagmuru cogunlukla cekilmeyecek hal aliyor (elbette kisisel deneyim). Bir de bolca hasere olmasi cabasi. Bas parmak buyuklugunde ucan hamam boceklerimiz var bolgede ve bu olacak is degil

Maalesef San Diego bolgesinde, diger eyaletlerde kolay oldugu gibi ev sahibi olabilmek oldukca zor ve hatta imkansiza yakin. Fakat, suan bulundugumuz bolgede buyuk ev alarak 24 saat calisan klimali ev icerisinde oturacagimiza veya kapali ortam aktivitesine yonelmek zorunda kalacagimiza, belki San Diego ve cevresinde kirada yasayarak bolca disari aktivitesi ve muhtesem sahillerinde, guzel hava sartlarinda yasamayi tercih edebiliriz.Simdilik hedef ve plan asamasindayiz - 2021/22 donemi icin.
Bir sansim; su anki calistigim firmanin diger bir lokasyonunun San Diego'da olmasi ve bu lokasyona transfer olabilme imkanimin olmasi. Eger hersey yolunda giderse ve gidebilirsek o bolgeye, bu iletiyi guncelleyecegim.San Diego'dan tam da planladigim gibi is onerisi bir sure once geldi, fakat bizim tamami ile planlarimizdan sildigimiz bir sehir ve hatta eyalet oldu artik.
Nedeni ise yasam masraflari, daha dogrusu konaklama ihtiyaci masraflarinin fazladan daha da ote, sacma sapan bir duruma gelmesidir, ozellikle de su aralar devam eden ev krizi ile. Pandemi oncesi biraz daha mumkundu, en azindan butcemize gore.
Birakin ev alabilmeyi, kiralik yer bulunamıyor ve cikan zindan gibi kiralik dairelere fahis fiyatlar istenmesine ragmen, ilk 3 gunde yuzlerce basvuru oluyor. $3500+ kira odemesi karsiliginda, NC eyaletinde $1500 kira odeyerek sahip olabileceginiz (okul puani, apartman imkanlari, vs gibi) imkanlara ancak ulasiyorsunuz. Ki o bolgeye transfer oldugumda alacagim maas zam farki, eminim yuzde 20'yi gecmeyecektir, dolayisi ile tamamen mantiksiz.
Cocuklu aileler icin elbette bu yorumum. Bekar bir birey icin oda bulmak, vs cok daha mumkun. Is onerisini resmen ve acikca ev bulamadigim icin geri cevirmek zorunda kaldim. Simdilik NC eyaleti devam.
-
Merhaba San Diego da yaşayan ve bizimle (eşim, küçük kızımız ve ben) denetimlerini paylaşmak isteyenler yazabilirse çok sevinirim. Gelecek sene o bölgeye taşınmak istiyoruz ama hiç tanıdığımız yok maalesef. Avusturya'dan taşınacağız.
-
Bizim esimle Amerika maceramız devir aldigimiz is yeri burada olduğu icin, direk burada başladı. artıları eksileri elbette var ama özellikle burada yasayan Amerikalılar ile konuştuğum kadari ile en yaşanılacak bölge burası. evet pahalı ama bununla beraber size sunduğu artisi çok. çok daha ucuz yerler var ama havasına suyuna deger. düzen oturtabilirseniz , verdiginiz yaptiginiz fazla harcamaya deger. soruları olan varsa yardimci olmaya calisirim.
-
San Diego, Orange Country ve Los Angeles bu 3 yerden sizce yaşam , güvenlik , ev kiraları bakımından hangisi daha avantajlı?
-
@mexido San Diego cok geniş bir alan, sehirden sehire sorduğunuz sorunun cevabi değişecektir. Yasamdan ne beklediğinize gore de değişir. Orange Country , LA'ye gore daha sakindir mesela. LA daha hareketlidir ama ona gore trafik problemi yasayabilirsiniz. Bence once kira icin mesela limitlerinizi belirleyin ona gore sehir arastirmasi yapın daha net olacaktır.
-
@egesahinkaya, içinde söyledi: San Diego
@mexido San Diego cok geniş bir alan, sehirden sehire sorduğunuz sorunun cevabi değişecektir. Yasamdan ne beklediğinize gore de değişir. Orange Country , LA'ye gore daha sakindir mesela. LA daha hareketlidir ama ona gore trafik problemi yasayabilirsiniz. Bence once kira icin mesela limitlerinizi belirleyin ona gore sehir arastirmasi yapın daha net olacaktır.
Max 2k hcam 3kisilik bir aile. Delivery ile survivor yapabileceğim bir yer. La çok araştırdım. Şuan orange Country ve San Diego araştırma yapıyorum. La göre buralarda daha uyguna ev kiralayabilir miyim onun üzerine bir çalışma yapıyorum tabi yine güvenli olması çocuk için ve delivery hareketliliği olan yerler ilk sartlardan bir tanesi.
-
@mexido yine bildigim kadari ile söylüyorum. 2k kira icin diyorsanız 1+1 daire olur oda bulabilirseniz. Delivery icin bu aralar Doordash yeni driver almıyor mesela doluluktan dolayı ve yapanların söylediğine gore eski kazançlar yok.
-
@egesahinkaya, içinde söyledi: San Diego
@mexido yine bildigim kadari ile söylüyorum. 2k kira icin diyorsanız 1+1 daire olur oda bulabilirseniz. Delivery icin bu aralar Doordash yeni driver almıyor mesela doluluktan dolayı ve yapanların söylediğine gore eski kazançlar yok.
1+0 - 1+1 farketmez hcam ev olsun da :))
Herkes çatır çatır açıp kullanıyor ama. Uber, lyft de sanki bu tarz şeyler var. Yada eyalete göre değişiklik gösteriyorsa bilemicem. -
@mexido ev olarak dolu dolu ondan önce vize gelsin gerisi olur.
https://www.apartmenthomeliving.com/san-diego-ca/apartments-for-rent/to-2300?sort=price-up
https://www.apartmenthomeliving.com/orange-county-ca/apartments-for-rent/to-2100?sort=price-up
-
@mexido eyaletten eyalete kesin değişiyordur. hesap kiralayan çok fazla yeni acamadiklari icin. ama bu durum Uber icin Grubhub vs icin farklı olabilir.
-
@egesahinkaya, içinde söyledi: San Diego
@mexido eyaletten eyalete kesin değişiyordur. hesap kiralayan çok fazla yeni acamadiklari icin. ama bu durum Uber icin Grubhub vs icin farklı olabilir.
Evet. Olabilir. Yaşayarak deneyimlemek lazım.
-
Ben SD 2010da 5 ay kaldım. Çok güzel şehir, araba şart. Çok güzel semtler var. Ve çok fazla Meksikalılar var, oyüzden o sene ben bütün evraklara ve İngilizce iyi bilmeme rağmen 2 ağ aradım, baya strese girdim. Ama iş bulduktan sonra her şey düzeltti.
SD düşünen herkese başarılar! -
Herkese merhaba. Sitede derinlemesine aradım ancak bulamadım. DV mülakatı sırasında San Diego'ya yerleşeceğini belirten ve vizesi onaylanan kişilerin deneyimlerini merak ediyorum. Merak ettiğim şey banka hesaplarında ne kadar para gösterdikleri. Genel olarak bu forumun önerisinin sahip olduğumuz her şeyi göstermemiz ve en azından $15.000 + her kişi için $5000 olduğunu biliyorum. Ancak malum SD pahalı bir şehir olduğundan dolayı 15000 + 5000 hesabının (karı-koca toplam 2 kişi için) mülakatta yetersiz görülebileceğinden endişe ediyorum.
Acaba SD için banka hesabımda şu kadar para gösterdim vizeyi aldım veya alamadım diye deneyimi olan birisi var mı? Veya SD için hesapta en azından şu kadar para göster yoksa mülakatta başka bir şehirde yaşayacağını söyle gibi bir tavsiye verir misiniz bize? Şimdiden teşekkür ederim herkese. Umarım forum kuralları gereği yanlış bir başlığa yazmıyorumdur. Öyleyse silip doğru başlığa taşıyabilirim iletimi.
-
yaklaşık 2 haftadır San Diego'dayım. Hillcrest'e yakın bir konumda oda tuttum. Sokaklarda kimseyi göremiyorum, downtown dahil her yer bomboş. Burada yaşayanlara sormak istiyorum her zaman böyle mi?
Sosyalleşmek ve iş bulmak çok zor görünüyor şu an gözümde
-
@kingocali, içinde söyledi: San Diego
San Diego hakkında ilk ağızdan bilgi beklenmiş; gelmemiş. Müsaadenizle, ben yardımcı olmaya çalışayım.
Ocak 2001 – Nisan 2004 arası kesintisiz San Diego'da yaşadım. Vereceğim ilk bilgiler bayat olacak. Aralık 2019'da yaşadığım yerleri tekrar dolaştım; yaptığım şeyleri tekrar yaptım. Bütün bilgilerimi güncelledim. Takip eden bilgiler taze olacak. İkisini birden paylaşmamın sebebi, demografideki, maliyetlerdeki, vs değişimleri gözlemleyebilmeniz; trendlerin ne tarafa ve ne hızla gittiğini kendi gözlerinizle görebilmeniz olacak.
Aralık 2019 – Ocak 2020 arası New York’taydım. 2021 çekilişini kazandığımdan beri, forumu da yakından takip ediyorum. Edindiğim izlenimlerle, San Diego’yu, gördüğüm ya da duyduğum diğer Amerikan şehirleriyle de karşılaştıracağım. Karşılaştırmamın sebebi, San Diego ucuz mu, pahalı mı, yaşanacak yer mi; kendi kararınızı, kendi şart ve imkanlarınıza göre, kendiniz vermeniz olacak.
Baştan söylemeliyim ki, para birimlerini yazarken, Amerikan notasyonu kullandım. Amerikalılar, bölükleri virgülle, ondalık sayıları noktayla ayırıyorlar (bizim nokta kullandığımız yerde virgül, virgül kullandığımız yerde nokta kullanıyorlar). Biz bölükleri noktayla, ondalık sayıları virgülle ayırıyoruz (kafa karışıklığı olursa, nokta gördüğünüz yere virgül, virgül gördüğünüz yere nokta koyarak çözebilirsiniz).
Genelde, vasıfsız / mavi yakalı işler saatlik (wage), vasıflı / beyaz yakalı işler senelik (salary) ücretleriyle anılıyor. “Bunun saatlik ücretini yazdın da; bunun neden senelik ücretini yazdın?” diye merak ederseniz, sebebi budur. Tüm ücretler brüttür. Vergiyi, sene sonunda, kendi beyan ettiğiniz toplam yıllık geliriniz üzerinden ödüyorsunuz. Oranlar eyalete göre değişiyor.
Önce pek değişmeyen ya da yavaş değişen bilgilerle başlayayım: San Diego, yaklaşık 1,5 milyon nüfusla, California’nın 2., Amerika’nın 8. büyük şehri. Nüfusun %60’ı beyaz. %30’u, çoğunlukla Meksika asıllı Hispanik. Bir çoğu İngilizce bilmiyor. O yüzden her yerde, her şeyin hem İngilizce’si, hem İspanyolca’sı yazıyor. 2050’de, California genelinde, Hispanik nüfusun %45 ile çoğunluk olması bekleniyor. Ama 2050’den sonra da, yine her yerde, her şeyin hem İspanyolca’sı, hem İngilizce’si olacağından emin olabilirsiniz; lakin muhtemelen, İspanyolca’sı öne yazılır
Asyalılar da azımsanmayacak sayıda. Çeşitlilik çok olduğu için, ırkçılık problemine ben hiç rast gelmedim (Aralık 2019 – Ocak 2020 New York’unda ise, yerel televizyonda, neredeyse her gün, bir anti-Semitik saldırı haberi vardı – ki, seyyar yiyecek tezgahlarını işleten Arap nüfus, şehrin göbeğinde, bağırta bağırta kendi müziğini dinliyordu; kimse de onlara bir şey demiyordu). Nüfusun %45’i, en az lisans mezunu. İnsanı, genelde medeni. Irkçı gibi algılanmak pahasına, kendi kişisel gözlemlerime dayanarak, sinemada konuşan, çevrede gürültü yapan, bir şeyleri kırıp döken, trafikte diğer araçları tehlikeye atan hareketler yapan kişilerin, genelde eğitim seviyesi düşük siyah ya da Hispanikler’den olduğunu söylemeliyim. Beyazlar, Asyalılar ve az sayıdaki Ortadoğulular’dan böyle davranışlar hiç görmedim.San Diego, genelde güvenli bir şehir. Amerika’nın genelinde olduğu gibi, hiçbir evin kapısında, penceresinde demir parmaklıklar yok (New York’ta da yok ama, her binanın girişinde en az bir kahya / kapıcı / güvenlik görevlisi duruyor). Benim San Diego’da ilk ağızdan duyduğum tek adli vaka, Hispanik bir abinin, bıçak göstererek, gecenin bir vakti (ki, genelde oralar her saatte aydınlık ve kalabalık olur) yurttan 7-Eleven’a sigara almaya giden bir Türk kızının cüzdanını çalmasıydı. Tabii, gazetede, televizyonda daha fazlasını gördük. İnsanın olduğu her yerde, suç da oluyor ne yazık ki. Polisin, hayati tehlike içeren olaylara ortalama müdahale süresi, 2000’lerin başında, 10 dakikanın altındaydı. Şimdi, 16 dakikaya çıkmış diye şikayetler var. 2000’lerin başında, polis, boyuna uzun, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Ford Crown Victoria sedan kullanıyordu. Aralık 2019’daki ziyaretimde, polisin, Ford’un Next Generation Police Interceptor konseptli (ağırlık merkezi yüksekte, direksiyon hakimiyeti zor) SUV’lerine geçtiğini gördüm. Sürenin uzamasını buna bağlıyorum. Tamam, San Diego’nun doğusundaki çöllerde kaçak Meksikalı kovalamak için işe yarayabilir ama, SUV’lerin ara sokaklarda modifiye Japon arabası kovalamaya uygun olduğunu düşünmüyorum (2000’lerin başında, New York’ta da polis, boyuna orta boy, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Chevrolet Impala sedan kullanıyordu. Şimdi onlar da SUV’ye geçmiş. Ama onlar kimi kovalıyor; bilemiyorum. Gerçi New York’ta hala polis arabası çeşitliliği daha fazla). Ambulans ve itfaiye, polisten biraz daha yavaş gelir ama, onların da acil vakalara gelmesi 10-15 dakikayı geçmez. Zaten polislerin hepsi ilk yardım eğitimi almıştır. Ambulans / İtfaiye gelene kadar durumu idare ederler.
San Diego’nun mottosu “America’s finest city”. Katılmak durumundayım. Benim gördüğüm en güzel şehir. İstanbullu olmama rağmen, benim gözümde Antalya ikinci, İstanbul üçüncü.
San Diego, aynı zamanda, Amerika’nın iklimi de en güzel şehri. Florida’yla benzer iklime sahip olmasına rağmen, Florida’yı senede birkaç defa kasırga vurur. San Diego’da tayfun, kasırga, vs olmaz. Ortalama sıcaklık 25 derece Santigrat civarındadır. Kışın en fazla iki haftalığına 15 dereceye düşer; en kötü, yağmur yağar. Yağarsa, o iki haftada yağar. San Diego’da geçirdiğim toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün boyunca, giydiğim en kalın giysi, kapüşonlu sweat-shirt olmuştur. Hadi ben irice bir adamım. Ufak tefek hanımefendiler, yanlarında bir de yağmurluk bulundursalar, sırtları yere gelmez. Aralık 2019’da gittiğimde, t-shirt’ten başka bir şey giymeye ihtiyaç duymadım. Fikir vermesi açısından, Aralık 2016’da Adana’ya gittiğimde de t-shirt’le dolaşmıştım. Adanalılar o sırada, anorak, bere ve eldivenle dolaşıyordu. Sebebini sorduğumda, “Hele gel, yazın 45 derecede buralarda dolaş. Bizim bünyemiz ona alışkın” cevabını verdiler. Hak verdim. San Diego’da da zaman zaman anorak, bereyle (eldiven hiç görmedim) dolaşan ablalar görebilirsiniz. Sebebini “Adana etkisi”ne bağlıyorum. Zira, yazın, sıcaklık 35 dereceye kadar çıkabilir. Ama o da en fazla iki hafta sürer. Doğudaki çöllerden, dağ geçitlerini kullanarak, batıdaki okyanusa doğru esen aşırı kuru Santa Ana rüzgarları sayesinde, hiç nem yoktur. 35 derece bile bunaltmaz. Ben sıcağa tahammül edemeyen bir insanım. Ben bile San Diego’da zorlanmadan yaşayabildim. Ocak 2020’de, New York’ta, şort ve t-shirt’le terlemeden uyuyabilmek için ısıtmayı kapatıp, pencere açmak zorunda kalmış ben yaşayabildiysem, bence herkes yaşayabilir.
San Andreas Fayı yakında olduğu için, Downtown ve University Town Center dışında, yüksek ve betonarme yapılaşma yoktur. Birkaç otel ve hastane binası dışında, apartmanlar bile, ahşaptan ve yatay mimariye uygun olarak, en fazla iki katlı olacak şekilde inşa edilmiştir. Bu tip yapılaşma, olası depremlerde can kaybı sayısını düşük tutmaya yardımcı olsa da, özellikle küresel ısınmanın artıp yaygınlaşması sonucu, sıklığı ve şiddeti sürekli artan orman yangınlarında, ciddi bir risk oluşturmaktadır. Ben, San Diego’da bulunduğum toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün süresince, yalnızca bir orman yangını gördüm. Şimdi ise, civarda, her sene en az bir defa yangın çıkıyor.
San Diego, üniversiteler şehridir. 15’e yakın üniversite, 10’a yakın kolej, 5 civarı hukuk okulu bulunur. Yukarıda yazmıştım; tekrar edeyim: Nüfusun %45’i, en az lisans mezunudur. Ucuz devlet üniversitesi, pahalı özel üniversite, hayat kurtaracak iyi üniversite, askerlik erteletecek dandik üniversite; hepsinden yeterli miktarda mevcuttur. Google size en güncelini söyleyeceği için, üniversite listeleme işine hiç girmiyorum.
San Diego, aynı zamanda donanma şehridir. Pasifik Filosu’nun Hawaii’den sonraki en büyük ikinci üssü San Diego’dur. Downtown’dan National City’ye kadar komple donanma üssüdür. Uçak gemileri, kruvazörler, destroyerler, fırkateynler, Littoral Combat Ship’ler, Amphibious Assault Ship’ler; Allah ne verdiyse yanaşır. Coronado Island, hem donanma üssünün devamıdır, hem de deniz havacılığı üssüdür (Naval Air Station). Point Loma, denizaltı ve denizaltı savunma harbi üssüdür. Camp Pendleton, batı kıyısının en büyük deniz piyadesi üssüdür. Miramar, deniz piyadelerinin hava üssüdür (Marine Air Station).
Top Gun filmi, Miramar deniz piyadesi hava üssünde çekilmiştir. Traffic filmi, Downtown’da çekilmiştir. Açıkçası, aklıma, San Diego’da geçen, bunlar kadar gişe yapmış başkaca bir film gelmiyor.
San Diego ekonomisi turizm ve teknolojiye dayanır. Teorik olarak, tarımın da güçlü olması beklenir ama, ben kendi namıma, öyle ekili – dikili alan hiç görmedim. Belki iyice doğuda vardır. Benim kendi gözlerimle gördüğüm en yakın ekili – dikili alan, gözün alabildiğince üzüm bağlarıyla dolu olan, 2-3 saat kuzeydeki Temecula Valley idi. Turizmde, tema parkları önemli bir cazibe merkezi teşkil eder. San Diego Zoo, San Diego Zoo Safari Park (benim zamanımdaki adıyla, San Diego Wild Animal Park), Sea World, Birch Aquarium (bu, Sea World gibi popüler değil de, daha çok bilimsel), Legoland, San Diego’dadır. Los Angeles çevresindeki Disneyland’e, Universal Studios’a, Six Flags Magic Mountain’a, Knott’s Berry Farm’a yeterince yakındır. Bir araba kiralayıp, 2-3 saatte gidebilirsiniz. Hiçbiri Los Angeles’taki Venice Beach kadar ünlü olmasa da, San Diego da bir plajlar şehridir. Tamamı ücretsiz (bizdeki gibi değil), Imperial Beach, Coronado Beach, Ocean Beach, Mission Beach, Pacific Beach, La Jolla Beach doğa harikalarıdır (Plajlar kuzeye doğru devam eder ama, isimlerini yukarıdakiler kadar sık duymazsınız). Little Italy, San Diego’nun İtalyan mahallesidir. İtalyan restoranları, pastaneleri, vs bulunur. Downtown’da, özellikle de Gaslamp Quarter’da, restoranlar ve gece kulüpleri; Old Town’da, filmlerde gördüğümüz gibi bir kovboy kasabası; Carlsbad’de, outlet’ler bulunur. Teknoloji namına, biyoteknoloji, bilişim altyapı teknolojileri (özellikle, yarı-iletkenler ve fiber-optik sistemler), mobil iletişim altyapı teknolojileri (özellikle, bizdeki GSM şebekesinin Amerika’daki muadili CDMA), tüketici elektroniği, enerji sistemleri, havacılık ve savunma alanları gelişmiştir. Illumina, Novartis, Cymer, Peregrine Systems, Qualcomm, Nokia, Sony, Hitachi, Sharp, Kyocera, ESET, Teradata, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines, Lockheed Martin, General Atomics, San Diego’da bulunmaktadır. Finansal teknolojilerle ilgilenen forumdaşlar, Intuit; eli mekanik işlere yatkın forumdaşlar, WD-40 markalarını da tanırlar.
University of California San Diego Connect ve San Diego State University Lavin Entrepreneurship Center çevresinde, bir girişimcilik ekosistemi mevcuttur; ancak, Palo Alto, San Jose ve San Francisco’daki kadar civcivli değildir. 2000’lerin başında, Sorrento Valley’i, Silicon Valley’in güneydeki devamı olarak konumlandırmaya çalışmış olsalar da, başarılı olamadılar. Yine de, teknoloji şirketleri, Carlsbad, Sorrento Valley / University Town Center ve Downtown civarında kümelendi. La Jolla civarında da yoğun biyoteknoloji aktivitesi var. Palo Alto, San Jose, San Francisco, Austin, Boston, New York dururken, girişimci olmak için San Diego’ya gidilmez; ama San Diego’ya gidilmişken de girişimci olunabilir. Üniversite de var. Çeşitli finansman destekleri de var. Melek yatırımcı da var. Fırsat bolluğu yok, ama yeterince fırsat var.
Bolluk demişken, San Diego’da, ürün anlamında, aradığınız hemen her şeyi bulabileceğinizi, ama New York’ta durumun pek öyle olmadığını belirtmeliyim. Ben San Diego’da kesintisiz yaşadığım 3 sene, 2 ay, 10 gün boyunca, (taharet musluğu dışında) hiçbir şeyin yokluğunu yaşamadım. Ama Aralık 2019’da New York’a indiğimde, yanımda getiremediğim malzemeyi tedarik etmek için, 1. Cadde ile 65. Sokak’ın kesiştiği köşede bulunan Gristedes isimli süpermarkete gittim. Böyle, bizdeki MMM Migros büyüklüğünde bir yer. Gristedes, New York halkının ihtiyaçları arasında olduklarını düşünmemiş olacak ki, ürün karmasına deodorant ve Red Bull ekleme gereği duymamış. Bir deodorant bulabilmek için, Upper East Side’dan West Harlem’a kadar gitmek zorunda kaldım. Red Bull’u hiç bulamadım. Kabul, belki benim beceriksizliğimdir. 5 gün sonra, 5 günlük ziyaret için indiğim San Diego’da ise, Ralphs’e giriyorum, oradan çıkıp Vons’a giriyorum, oradan çıkıp Target’a giriyorum; raflar, hatta koca bir reyon dolusu, (Türkiye’den aşina olduğumuz adidas, Gilette, Nivea, Dove gibi birçoğu dahil) marka marka, model model deodorant... Bırakın süpermarketi, San Diego’da spor mağazasına giriyorum; kasanın yanında Red Bull dolabı! Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!
San Diego konusuna devam etmeden önce, New York’tan iki “yokluk” hikayesi daha paylaşayım...
Yukarıda yazmıştım. Ben irice bir adamım. Her şeyin 3XL’ını giyiyorum. Ayakkabının, Amerikan ölçüsüyle, 14 numarasını giyiyorum. Türkiye’de benim bedenimde giyim eşyası bulmak, 90’larda çok zordu. Spor ayakkabı ve diğer spor malzemelerini, yalnızca, Kadıköy’de, profesyonel spor kulüplerinin de spor malzemelerini tedarik eden Rekor Spor’da bulabiliyordum. Ayağıma göre bot bulabilmek için ise, Cevizlibağ’daki Yeşil Kundura’ya kadar gitmek zorunda kalıyordum. Orada da, ayağıma göre, yalnızca Caterpillar’ın tek bir modelini bulabiliyordum. Takımı, gömleği, zaten ezelden beri mecburen ölçüye özel diktiririm. 2000’lerin ortalarında, Avrupa Birliği ile aramızda esen sanal bahar rüzgarlarıyla, ekonomi bir düzelir gibi oldu. Markalar Türkiye pazarına kendileri girdi. Piyasada mal bolluğu oluştu. Mal yokluğundan para kazanan Rekor Spor battı. Her marka ve modelin değil ama, yeterince marka ve modelin 3XL’ını, 14 numarasını bulmak mümkün hale geldi. adidas’ta, Nike’de, üzerimize göre ürün bulabildik de, giyinebildik. 2010’larla beraber, her şey eski haline dönüp, ekonomi yine krize girince, mal bolluğu ortadan kalktı. Allah bozmasın, Under Armour hariç, yine hiçbir yerde aradığımızı bulamaz olduk. 90’lara benzer bir yokluk içinde, New York’a indiğimde, üzerimde, aradığım bedeni bulamadığım için almak zorunda kaldığım, önü kapanmayan, 2XL adidas bir anorak vardı. New York kışı, İstanbul kışından daha sert. İstanbul’da (İngiltere’de yüksek lisans yapan kuzene ve doktora yapan arkadaşına getirttiğim) t-shirt üzeri anorak giyiyorum. Bütün kış, önümü kapamak zorunda kalmadan geçiyor. New York’ta ise, ön kapanmadan olmuyormuş. Kısa sürede anladım
Bütün Manhattan’ı karış karış gezdim. adidas’a, Nike’ye, Oakley’e, T.J. Maxx’e, gördüğüm her giyim mağazasına girdim; 3XL anorağı zar zor ve yalnızca The North Face’te bulabildim. Orada da yalnızca bir tane vardı. Benden sonra gelip, “DÜNYANIN BAŞKENTİ!!!” New York’ta istediği bedeni bulabileceğini zanneden hazırlıksız turist, muhtemelen donmuştur. Ruhuna Fatiha... 3XL anorağı bulmadan önce, bari t-shirt’le 2XL anorağın arasına bir kat daha giyeyim diye, 3XL kapüşonlu sweat-shirt aradım. Yok! Bari birkaç kat t-shirt giyeyim diye, 3XL t-shirt aradım. Yok! Türkiye’de artık hiç bot bulamıyorum. Ayağımda koşu ayakkabısıyla (onun için de, Under Armour sağ olsun) gitmiştim. Yağmurda o da olmadı. 14 numara bot aradım. Yok! Yok! Yok! T-shirt işini, San Diego dönüşü, Amazon’dan sipariş vererek çözdüm. Bot için de, en son REI’a gittim. İnternet mağazalarında satışta olduğunu gördüğüm, Salomon’ın bir modelinin 14 numarasını istedim. Kızcağız bir pusula yazdı. Kasaya gidip, siparişimi vermemi, 1 hafta sonra gelip almamı söyledi. Kasa yolunda internetten kontrol ettim. Pusulada yazan model, benim istediğim model değil. Elinde ne varsa, bana onu itelemeye çalışmış. Böyle şeyler Türkiye’de sürekli başıma gelir ama, Amerika’da ilk defa şahit oldum. Sinirlendim. Sipariş vermeden çıktım. 5 gün sonra San Diego’ya indim. Okulumun hediyelik eşya mağazasına gittim. Yetişkinler için 3XS, 2XS, XS, S, M, L, XL, 2XL, 3XL, beni New York’ta misafir eden arkadaşın 1,5 yaşındaki kızına göre türlü bebek bedenleri, 3,5 yaşındaki oğluna göre türlü çocuk bedenleri, arkadaşın abisinin 10 ve 13 yaşındaki oğullarına göre türlü garson bedenler, t-shirt, kapüşonlu, kapüşonsuz sweat-shirt; ne ararsan var! Ne lazımsa aldım! Under Armour’a gittim. İki 3XL kapüşonlu sweat-shirt de oradan aldım. TL ile oldukları için, kredi kartlarının limitleri doldu. Bot alamadım. San Diego dönüşü New York’u, yağışlı günlerde dışarı çıkmayarak idare ettim. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!New York’ta beni misafir eden Türk (artık Amerikan vatandaşı) arkadaş, yılbaşında birkaç günü, Amerikalı eşinin Queens’deki ailesiyle geçireceklerini, Upper East Side’daki 1+1’lerinde tek başıma canımın sıkılmaması için, beni 3 günlüğüne, Downtown’daki bir otele yerleştireceklerini söyledi. “Tamam” dedim. Beni 16.30’da otele bıraktı. 18.15’te, karnımı doyurmak için otelden çıktım. Dunkin’ Donuts, Subway dahil, önünden geçtiğim her restoran kapalıydı. Tesadüfen, iki blok aşağıdaki, tadilat halindeki bir binanın altındaki Hint restoranını bulamamış olsam, 1 Ocak 2020’de, “ASLA UYUMAYAN ŞEHİR!!!”in göbeğinde, resmen aç kalacaktım ( Otelin aşırı pahalı oda servisiyle, Hint kökenli başka bir abinin işlettiği tobacco shop’tan alacağım birkaç cips ve krakeri birer seçenek olarak yazmadıysam, kusuruma bakmayın lütfen
)! Hint abi de, 21.30’da kapatacakmış. Onu da ucundan yakalamışım. Son iki not: 1. Hayatımda yediğim en kötü Hint yemeği değil; hayatımda yediğim açık ara en kötü yemekti. 2. San Diego’da, günlerden ne olursa olsun, mutlaka açık bir yer bulur; karnınızı mutlaka doyurursunuz. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!New York’un, bir konuda hakkını teslim etmek durumundayım: Türk yemeklerine ulaşılabilirlik ve o yemeklerin çeşitliliği konusunda, Amerika’nın benim gördüğüm hiçbir yeri, New York’un eline su dökemez. Upper East Side’da Türk restoranı gördüm. Upper West Side’da Türk restoranı gördüm. Lenox Hill’de, Lincoln Square’de, Midtown East’te, Midtown Manhattan’da, Hell’s Kitchen’da, Murray Hill’de, Chelsea’de, Gramercy Park’ta, Greenwich Village’da, East Village’da, SOHO’da, Downtown Manhattan’da Türk restoranı gördüm. ABA, Agora, Akdeniz, A la Turka, Ali Baba, Anka, Antalia, Barbounia, Bodrum, Enfes, Farah, Galata, Istanbul, Leyla, Lezzet, Memo, Meyhane, Pasha, Pera, Pierre Loti, Seven Hills, Sip Sak, Sophra, Sumela, Zeytin isimlerini hatırlıyorum. Hangisi, neredeydi, hatırlamıyorum. Hiçbirinde yemedim. Bir, Broadway’de, o zaman tadilat halinde olup, yakın zamanda açılmaya hazırlanan bir SaltBae hatırlıyorum. Virüsten sonra belki açılmıştır; belki ertelenmiştir. Bir de, Türk arkadaşın Amerikalı eşi, beni bir akşam Dyker Heights’taki ailelerin, evlerini Noel için nasıl süslediğini görmeye götürdü (meşhurmuş). Onun dönüşünde, Brooklyn’deki Taci’s Beyti’de yemek yedik. “Taci Abi”, lahmacun gibi lahmacun, İskender gibi İskender, karışık ızgara gibi karışık ızgara yapmıştı. Onu hatırlıyorum. San Diego’daki Türkler, Türk yemekleri konusunda o kadar şanslı değil. 2000’lerin başında, Pacific Beach’te, (o zaman 20, şu an 35 sene önce, çekilişten green card kazanarak New York’a gelmiş; sonra oralarda birilerinin ayaklarına bastığı için San Diego’ya kadar kaçmak zorunda kalmış) Engin Abi’nin Central Park isimli pizza dükkanı vardı. Pizza fırınında, vasatın altında pideler ve ekşi yoğurtla berbat bir hazır mantı yapar, özlemimizi giderirdi. Escondido’da, Türk bir ailenin işlettiği Bird House isimli restoran vardı. Vasatın altında ev yemekleri (zeytinyağlılar, kuru fasulye, pilav, vs) yapar, özlemimizi giderirdi. Bunlar dışında, Downtown’da, onların Yunan yemeği olduğunu iddia ettikleri yemekler yapan, İsrailli bir piyanist – şantör abinin Arapça, İbranice, Türkçe, Yunanca şarkılar söylediği, Arap bir dansöz ablanın oynadığı bir Yunan tavernası; Los Angeles’ın güneyinde, Ermeni bir abinin işlettiği, vasatın üstünde kebaplar yapan bir Ortadoğu restoranı vardı. Aralık 2019’da gittiğimde, San Diego’da Amerikalı bir arkadaşın yanında kalıp, şoförlüğümü de kendisine yaptırdığım için, yukarıda bahsettiğim Türk restoranlarının hiçbirine gidip, yerlerinde duruyorlar mı diye bakamadım. Ama başka bir Amerikalı arkadaşla Downtown’da buluşmaya gittiğimde, 4. Cadde’de, Sultan Baklava isminde yeni bir Türk restoranı açıldığını gördüm. Hemen içeri daldım. Abi Diyarbakırlı’ymış. “15 sene önce yoktun” dedim. “5 senedir buradayım” dedi. “İşler nasıl?” dedim. “Her gün daha iyiye gidiyor” dedi. “Oh, oh; Allah arttırsın” dedim. Amerikalı arkadaşı oraya davet ettim. Kendisi açmış; kebap yedi. Amerikalı olduğu için, ucundan tadamadım. Ben toktum; baklava yiyip, çay içtim. Baklava gibi baklava, çay gibi çaydı. Edindiğim izlenime göre, kebabın da kebap gibi olduğunu tahmin eder, San Diego’ya gidecek arkadaşlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
San Diego ve ekonomisine geri dönersek, bağcılık, şarapçılık tecrübesi olanlar, tarımda; pazarlama, turizm – otelcilik eğitimi ve tecrübesi ile, ileri derecede hizmet sektörü tecrübesi olanlar, turizmde; iyi bir mühendislik eğitimi ile, yeterince mühendislik tecrübesi olanlar, teknolojide kalifiye iş bulabilirler. Özellikle pandemi münasebetiyle, sağlık çalışanlarının da, geçtiğimiz yıllara oranla, daha kolay iş bulabileceklerini düşünüyorum. San Diego genelinde, çok sayıda hastane, University of California San Diego özelinde, çok iyi bir üniversite hastanesi, onun ekosisteminde birçok araştırma enstitüsü ve Point Loma’da bir donanma sağlık merkezi mevcut. Asker olmayı göze alanlar için, yukarıda, San Diego’nun donanma şehri olduğunu özellikle belirtmiştim. Bunlar dışında, maç ve konserlerde güvenlik görevliliği, Downtown’da pedicab, Uber ve Lyft’te ulaşım, Amazon Flex’te dağıtım elemanlığı gibi, part-time ek iş imkanları da mevcut.
İşe, eğlenceye gidip gelmek; genel anlamda “yaşamak” için, araba gerekli. 2000’lerin başında, toplu taşıma Metropolitan Transit System’ın otobüsleriyle sağlanıyordu. Ana hatlarda, saat başı gidip gelen otobüsler mevcut olsa da, istediğiniz zaman, istediğiniz yere gitmek için yeterli değildi. 2010’ların başında, yine Metropolitan Transit System tarafından bir tramvay ağı kuruldu. Kapsama alanı daha geniş, hareket saatleri daha sık olsa da, “yaşamak” için hala yeterli değil. New York’taki gibi bir “ağ” beklemeyin. Ben 2000’lerde kendime $3,000’a 10 yaşında bir Japon arabası alarak tüm ihtiyaçlarımı karşılayabilmiştim. Kendine $800’a 15 yaşında bir Japon arabası alan arkadaşım, arabasıyla sorunlar yaşamış, çokça tamir parası ödemişti. $10,000’a ikinci el Pontiac Trans-Am alan arkadaş da çok çekti. $17,500’a sıfır Toyota alan arkadaş çok rahat etti. Ama 20 yaşındaki adam, o kadar da parası varken, neden gidip kendine station wagon Toyota Corolla alır; hiçbirimiz anlayamadık
Özetle, her ihtiyaca, her bütçeye göre araba var. Yetersiz toplu taşımada kendine eziyet etmeye gerek yok.Ben San Diego’da yaşarken, asgari ücret, saatte $6.75 idi. Part-time güvenlik görevlisi olarak, saatte $7.00 kazanıyordum. Yüksek lisans yapmakta olduğum üniversitede, part-time lisansüstü asistanı olarak saatte $10.10, part-time araştırma asistanı olarak saatte $13.70 kazanıyordum. Costco’da full-time POP pazarlama elemanı olarak saatte $75.00, Qualcomm’da full-time stajyer olarak saatte $80.00 kazanmışlığım da var. Vons isimli süpermarket zincirinde part-time kasiyerler, saatte $15.00 kazanıyordu (ve az buldukları için grev yapıyordu). İstanbul’da gittiğim özel liseden tanıdığım 3 yaş büyük “abi”m, yine San Diego’da, vasıfsız (yani öyle elektrikçi, tesisatçı falan değil) full-time inşaat işçisi olarak, saatte $33.00 kazanıyordu. Amerikalı kız arkadaşımın full-time oto tamircisi babası, saatte $40.00 kazanıyordu. Amerika’da full-time çalışma haftası 40 saat. Yaklaşık aylık maaşınızı, verdiğim saatlik ücret x 40 saat x 4 hafta formülüyle hesaplayabilirsiniz. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği lisans + San Diego State University İşletme Yönetimi yüksek lisans mezunu arkadaşım, 2003 yılında, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines’de, senede $60,000.00 ile işe başladı. O sırada, San Diego State University MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $56,000.00 idi. Aynı dönemde, Harvard, Yale, MIT, Stanford MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $250,000.00 idi. İşteki birinci senesinin sonunda, kendisine bir Audi TT; ikinci senesinin sonunda, peşinatı Türkiye’de pilot olan babasından gelmek üzere, kendisine fena olmayan bir mahallede, iki katlı, kapalı garajlı, müstakil bir ev aldı. Ekstra bir not olarak, yukarıda bahsettiğim Amerikalı kız arkadaşımın profesyonel beyzbol oyuncusu olan kardeşinin, senede $5,050,000.00 kazandığını da kayıtlara geçirmek isterim

San Diego’da asgari ücret, şu an $12.00. Yukarıda bahsettiğim meslek gruplarının bugünkü yaklaşık maaşlarını, basit bir oran – orantı hesabıyla bulabilirsiniz.
New York’ta asgari ücret, şu an $15.00. Deloitte isimli global şirkette kıdemli müdür olarak çalışan arkadaşım senede $500,000.00, Goldman Sachs’te kıdemli müdür olarak çalışan eşi senede $500,000.00, dış ticaret merkezi New York’ta bulunan bir Türk şirketinde genel müdür olarak çalışan abisi senede $500,000.00 kazanıyor. Bu arkadaşların evlerinde ev işleri ve çocuk bakıcılığı yapan vasıfsız Türk abla, saatte $22.50 kazanıyor.
Giderlere gelirsek...
Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde, 300 metrekare toplam alan üzerine oturtulmuş 150 metrekarelik, tek katlı, kapalı garajlı, 3+1, müstakil bir ev $150,000 - $200,000 aralığında satın alınabiliyordu. Aralık 2019’da yanında kaldığım Amerikalı arkadaşım, içinde oturduğu, okyanusa ve şehir merkezine yakın, genişçe 1+1 condo’sunu (kabaca, kiralanan apartman dairesine “apartment”, satılan apartman dairesine “condo” diyorlar) $190,000’a aldığını söyledi. Bugün, New York şehir merkezinde, Roosevelt’in doğduğu eve (bkz. Google) benzeyen, bitişik nizam, 2-3 katlı müstakil evler, 30-40 milyona gidiyor. Jennifer Lopez, Hudson Yards’daki condo’sunu 17 milyona almış (Big Bus’taki turist rehberi abimiz sağ olsun).
Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde bir 1+1'in, su faturası dahil aylık kirası $800 idi. Bir aylık kirayı depozito olarak alıyorlardı. Benim orada yaşadığım süre boyunca, hiç zam gelmedi. Aralık 2019'da gittiğimde, aynı dairenin aylık kirası, yine su faturası dahil $1,450 Dolar olmuştu. Şu an, aynı dairenin, New York şehir merkezindeki aylık kirası $3,900. Forumdaşlardan birinin, başka bir başlık altında söylediğine göre, aynı daire, Huntsville, AL’da, $500’a bulunabiliyormuş.
2001 – 2003 arası, benim gittiğim devlet üniversitesinin yıllık ücreti $9,600 idi. San Diego’nun en iyi özel üniversitesinin yıllık ücreti $20,000 - $25,000 civarındaydı. Şu an devlet üniversitesinin yıllık ücreti $19,600. Özel üniversite ise, yıllık $57,200’dan gidiyor (Karşılaştırılabilen büyüklükler olsun diye, MBA ücretlerini yazdım. Ücretler, öğretim seviyesi ve bölüme göre büyük farklılıklar gösteriyor). New York’ta ise, Columbia, NYU ve Pace’in MBA ücretleri, bugün itibariyle yılda $80,000.
2001 – 2004 arası San Diego’da $4-5’a yediğim burrito, bugün $7-8. New York’ta burrito yemedim ama, $10’dan aşağı bulabileceğinizi sanmam. 2001 – 2004 arası San Diego’da $7-8’a olduğum saç tıraşı, bugün $12. Aynı saç tıraşı, bugün New York’ta $30.
Aklıma gelenleri, gücüm yettiği, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Sürçülisan etmiş isem, affola. İhmal ettiğimi düşündüğünüz, merak ettiğiniz, cevap bulamadığınız başka San Diego sorusu olursa, yazın lütfen. Bildiğim bir konu ise, mutlaka cevap vermeye çalışırım.
Allah’ın herkese gönlüne göre vermesi dileğiyle, saygılar...
(Sondan 3. paragrafıma istinaden) Beş sene sonra, San Diego'ya bir güncelleme daha gelmiş


Gerçi beterin beteri var ama, Allah'tan bunun makul bir açıklaması var...

-
@bruce81 Abileri, green card'ımızı alamayınca girdiğim depresyondan anca çıktım. Foruma üç senedir ilk defa dün gece girdim. Sorunu havada bırakmışız. Kusurumuza bakma.
Ayrıca sayın abileri, lütfen bu San Diegolular'ın da kusurlarına bakma. Bunlar hava sıcaklığı 20 derecenin altına düştü mü üşür, bere ve eldiven takmaya başlar. Ocak'ta meydanlardan ellerini, ayaklarını çekmiş olmaları normal sayılır. Mayıs'ta yerlerine dönmüşlerdi. Ben gördüm. Ama bu hayat pahalılığında millet California'yı Texas, Florida için terk ederken, eski kalabalıkların geri gelmesini bekleme. Bir İstanbul, bir New York, bir Las Vegas kalabalığı hiç bekleme zaten. Öyle bir kalabalık hiç olmadı (Cumartesi gecesi Gaslamp Quarter ve yine Cumartesi gecesi College Area'daki fraternity ve sorority'ler dışında).
Bir de sayın abileri, bunlar su sever, ağaç sever, hayvan sever, (ne kadar "millet" oldukları tartışılır ama, nihayetinde bizim kadar geçmişleri olmasa da, bizim kadar asker millet) asker sever, son olarak bütün Amerikalılar gibi alkol sever. Bunları Embarcadero'da bulursun, Seaport'ta bulursun, Balboa Park'ta bulursun, La Jolla'da bulursun, San Diego Zoo'da bulursun, Navy Pier'da bulursun, USS Midway'de bulursun, Gaslamp Quarter'da bulursun, Old Town'da bulursun. Okullar açıkken (Thanksgiving Break, Christmas Break, Spring Break, Summer Break dışında), ama hava 20 dereceden sıcakken bulursun. Tersine Gold Rush yaşanırken, bundan sonra giderek daha zor bulursun. Eski canlılığın olmaması bende de bir burukluk yaratmadı değil. Ama sonra Los Angeles'a geçtim. San Diego'ya şükrettim. Arada bir başka yerlere gidip, San Diego'yu özlemek lazım demek ki...
Embarcadero

Seaport

Balboa Park

La Jolla

San Diego Zoo

Navy Pier

USS Midway

Gaslamp Quarter

Old Town

Hürmetler...
Benzer Başlıklar
139
Çevrimiçi
60.6k
Kullanıcı
5.1k
Konu
533.2k
İleti
Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum