• Kategoriler
    • Güncel
    • Popular Topics
    • Best Posts
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Arama
    • Kayıt Ol
    • Giriş
    1. Ana Sayfa
    2. kingocali
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    kingocaliK Çevrimdışı
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 25
    • Konu 0
    • İleti 319
    • Gruplar 1

    İleti

    Güncel En İyi Tartışmalı
    • RE: Amerika'daki ilginc deneyim ve gozlemleriniz

      Okul bitmek üzere. Olursa iş, olmazsa staj arıyorum. Sabahtan akşama kadar, internet başında, Yahoo Jobs senin, Monster benim (o zaman bunlar vardı), ilan kovalıyorum. Haftada bir, okulun kariyer ofisine uğruyorum. Bir gün "Bölümün de ayrı bir kariyer ofisi var. Oraya gittin mi?" dediler. "Haberim bile yok. Nerede ki o?" dedim; yerini öğrendim; gittim.

      İşletme binasının en üst katında bir oda var. Ortasında bir masa var. Üstünde bir dosya var. İçinde hep POP ve gerilla pazarlama elemanı arayan ilanlar var. H1 getirecek hiçbir şey yok. H1 getirecek işe kaldıraç olacak staj da yok. Tam küfredip kalkıyordum; dosyanın arka kapağına ters konmuş bir ilan olduğunu fark ettim. Neymiş diye baktım. San Diego'nun en büyük 15, Amerika'nın en büyük 500 şirketinden, Amerika'nın en çok tercih edilen ilk 400 iş vereninden (o zaman ilk 100'deydi) biri olan Qualcomm'da bir staj var. 3 aylık proje. Projenin sonunda, bir kereye mahsus 800 Dolar para veriyorlar. Hemen aradım. "Yarın gel, başla" dediler.

      Henüz mezun olmadığım, OPT'ye hak kazanmadığım için, profesörlerden birinden aldığım "Bu staj, bu adamın akademik gelişimi için gereklidir" yazısı ve okuldan aldığım özel izinle gitmem gerekiyordu. Tamamlar tamamlamaz gittim. İnsan Kaynakları'nda girişimi yaptılar. Masamı, bilgisayarımı, telefonumu hazır ettiler. İş başı yaptım. Haftanın iki günü gitmeye başladım. 10 - 15 gün sonra okul bitti. Müdürüme, "Okulum bitti. Yapacak başka işim de yok. Sizden, anlaştığımızın dışında hiçbir şey istemiyorum ama, tam zamanlı gelebilir miyim?" dedim. "Olur" dedi. Bir yandan OPT işlemlerini tamamladım; diğer yandan işe her gün gitmeye başladım. Yasal statümü kaybetmemek için, OPT evrakını İnsan Kaynakları'na gönderdim. Haftanın sonunda, İnsan Kaynakları'ndan çağırdılar. "Zaten zar zor bulduk. Bu iş de buraya kadarmış" dedim; kurbanlık koyun gibi gittim.

      İnsan Kaynakları'nda, karşıma Çin göçmeni bir abla çıktı. "İş veren olarak, bizim standartlarımız var. Sen mezun olmuşsun. Biz yüksek lisans mezunu stajyeri 3 ayda 800 Dolar'a çalıştıramayız" dedi. Ben "Kısmetimiz buraya kadarmış. N'apalım?" falan derken, "Biz sana ayda 3.200 Dolar vermek zorundayız. Kabul ediyor musun?" dedi. "Sen ciddi misin? Bunu gerçekten soruyor musun?" dedim. Çinli olduğu için anladı; gülümsedi; "Ama ben bunu sormak zorundayım" dedi. "Tabii ki kabul ediyorum. Sen deli misin?" dedim.

      3 ayda 800 Dolar için anlaştığım işten, 3 ayda 9.600 Dolar kazandım (Belki mezun olmadığım ilk 10 - 15 günden kesinti yapmışlardır. Orasını çok net hatırlamıyorum. Üzerinden 18 sene geçti). Bu vesileyle, Qualcomm'un (o zaman) neden en çok çalışılmak istenen ilk 100 şirket arasında olduğunu da öğrenmiş oldum.

      42 senelik hayatımda, şansımın yaver gittiği (yalnızca) 3 olaydan biri olması hasebiyle, bu anekdotun bende ayrı bir yeri vardır. Bu 3 olaydan biri daha Amerika'da başıma geldi. Uygun başlık altında yeri gelirse, onu da anlatırım.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      Karı - koca uzman hekim olan iki arkadaşım var. Koca Anestezi Uzmanı (Amerika'nın en çok kazandıran mesleği). Eşi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı (Amerika'nın en çok kazandıran 3. mesleği). İkisi de Türk (Bu detay birazdan önem kazanacak). Amerika'nın sağlık çalışanlarına en çok ihtiyaç duyduğu şu günlerde Amerika'ya gittiler. Hackensack, NJ'de Rus pastanesi açıyorlar. Sakın Tıp okuma kardeşim :D

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      @Bilalcan Rica ederim. Yardımcı olabildiysem, ne mutlu.

      Madem çoğu zaman olduğu gibi boşa konuşmuyorum, o zaman, son olarak, önümüzdeki 25 sene boyunca artan miktar ve oranda ihtiyaç duyulacak (İşletme eksenli) uzmanlık alanlarını da ilginize sunayım. Duruma göre, lisans ve / veya yüksek lisans ve hatta doktora için aklınızda bulunsun.

      Supply Chain Management: Ticaretin hızla evrilmekte olduğu hal olan "Çok sayıda farklı tedarikçiden gelen, çok sayıda farklı kategoride, çok sayıda farklı ürünü, e-ticaret portalları üzerinden gelen online siparişler üzerine, en kısa zamanda, en düşük maliyetle, eksiksiz ve hasarsız olarak son kullanıcıya ulaştırma (ve iade halinde, tam tersi)" misyonunu en verimli ve en karlı şekilde yerine getirmek için yapılacak analizler, simülasyonlar, optimizasyonlar, operasyonlar ve raporlamaların (ve bu aşamaların mükemmele ulaşıncaya = sonsuza kadar tekrarı) tümü bu kapsama giriyor. Hangi ürün, hangi tedarikçiden, ne zaman, hangi fiyata alınmalı; hangi taşıyıcıya, ne zaman, hangi fiyata taşıtılmalı; hangi müşteriye, ne zaman, hangi fiyattan satılmalı sorularının en optimal şekilde cevaplanmasını kapsıyor. Bu işte iyi ve kalıcı olmak için, tedarik zinciri oyuncularını (tedarikçi, üretici, toptancı, perakendeci, son kullanıcı), arz ve taleplerini tanımanın, onlarla verimli, karlı, sürdürülebilir kişisel ve kurumsal ilişkiler kurmanın yanında, bu işi önümüzdeki 25 yıl boyunca da yapabilmek için, istatistik, istatistik programları, simülasyon, simülasyon programları ve ERP programları bilmek / öğrenmek gerekiyor.

      Operations Management: Endüstri mühendisleriyle rekabete girmek pahasına (Üretim, İşletme Fakültesi'nde de bir ana bilim dalıdır), ürünlerin, en verimli ve en karlı şekilde üretilmesi için yapılacak analizler, simülasyonlar, optimizasyonlar, operasyonlar ve raporlamaların (ve bu aşamaların mükemmele ulaşıncaya = sonsuza kadar tekrarı) tümü bu kapsama giriyor. Hangi hammadde ve / veya ara ürün, hangi tedarikçiden, ne zaman, hangi fiyata alınmalı; hangi üretim yöntemleri ve / veya süreçleriyle, ne zaman, hangi maliyetle üretilmeli; hangi müşteriye, ne zaman, hangi fiyattan satılmalı sorularının en optimal şekilde cevaplanmasını kapsıyor. Bu işte iyi ve kalıcı olmak için, üreticinin özelliklerine ve kapasitesine, ürün ağaçlarına, üretim yöntemleri ve / veya süreçlerine, piyasadaki arz ve talep trendlerine hakim olmanın, tedarikçi ve müşterilerle (üreticinin tercihine göre, "müşteriler", toptancılar ve / veya perakendeciler ve / veya son kullanıcılar olabilir) verimli, karlı, sürdürülebilir kişisel ve kurumsal ilişkiler kurmanın yanında, bu işi önümüzdeki 25 yıl boyunca da yapabilmek için, istatistik, istatistik programları, simülasyon, simülasyon programları ve ERP programları bilmek / öğrenmek gerekiyor.

      Business Analysis / Intelligence: Müşteri şikayetleri, müşteri talepleri, müşteri anketleri, müşterilerle yapılan focus group'lar, bayi şikayetleri, bayi talepleri, bayi anketleri, bayi toplantıları, CRM programları, sosyal medya, son kullanıcı tarafından kullanılmakta olan cihaz ve makinelerin IoT vasıtasıyla üreticiye gönderdiği geri bildirimler gibi veri kaynaklarından toplanan verilerin, müşteri şikayetlerinin ne olduğu, müşteri taleplerinin nereye gittiği, ürünün neye evrilmesi gerektiği, iş modelinin nasıl değişmesi gerektiği, işin nereye varması gerektiğiyle ilgili, üzerinde karar verilebilir bilgiler haline getirilmesini kapsıyor. Bu işte iyi ve kalıcı olmak için, araştırma yöntemlerine hakim olmanın, müşteri ve bayilerle verimli, karlı, sürdürülebilir kişisel ve kurumsal ilişkiler kurmanın yanında, bu işi önümüzdeki 25 yıl boyunca da yapabilmek için, CRM programları, sosyal medya takip, analiz ve raporlama programları, veri tabanı mimarisi, yönetimi, veri tabanı sorgulama programları, istatistik ve istatistik programları bilmek / öğrenmek gerekiyor.

      Accounting: Patronlar hesap, devletler vergi istediği sürece (insanlığın yaşam tarzında, avcı - toplayıcılıktan, tarım merkezli yerleşik düzene geçiş kadar köklü bir değişiklik olmadığı sürece) var olacak. İlgili ülkenin mevzuatını, şirket kullanıyorsa, ERP programını, artık her şey dijitalleştiği için, muhasebe programlarını, MS Office programlarını (ve / veya muadillerini) bilmek gerekiyor. Aslında dört işlem. Ama sorumluluğu ağır.

      Finance: Patronlar, ceplerindeki parayı harcamadan yatırım yapmak ve üretimde kazandıkları paralara da para kazandırmak istedikleri sürece (insanlığın yaşam tarzında, avcı - toplayıcılıktan, tarım merkezli yerleşik düzene geçiş kadar köklü bir değişiklik olmadığı sürece) var olacak. Finansman ve yatırım enstrumanlarına hakim olmanın, finansal hesaplama yöntemlerini bilmenin yanında, bu işi önümüzdeki 25 yıl boyunca da yapabilmek için, finansal analiz programlarını, kriptopara ve blockchain teknolojilerini öğrenmek gerekiyor.

      Emin olun, ilk paylaşımımda verdiğim olumlu örneklerin, ikisi hariç tamamı, bilmek / öğrenmek gerekiyor dediğim şeylerin (kendi alanlarıyla ilgili) tamamını bilir / öğrenmiş durumdadır. İki istisnadan birinin insan ilişkileri insan üstüdür; diğeri de zaten çizgi altıdır :)

      Son paylaşımımda olumsuz örnek olarak verdiğim, bilmek / öğrenmek gerekiyor dediğim şeyleri bilmeyen / öğrenmeyen, bilemeyen / öğrenemeyenlerin ise, biri Kuşadası'nda bir yandan çocuğuna bakıyor, diğer yandan kaptan kocasının seferden dönmesini bekliyor. Diğeri Datça'da bir yandan zıpkınla balık vuruyor, diğer yandan DV-2020 talihlisi olup, Trump Başgan memleketi göçmenlere kapatmadan önce Amerika'ya giriş yapıp, green card'ını cebine koyabilenlerden olduğu için, kara kara Amerika'da ne iş yapacağını düşünüyor. Sonuncusu ise, bir yandan kendine Erdek ya da Şarköy'de denize sıfır müstakil ev bakarken, diğer yandan DV-2021 sırası kendisine gelecek mi diye bekliyor. Amerika'da ne iş yapacağının kaygısı onda da yok değil :)

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      @Bilalcan Rica ederim.

      Bahsi geçen bilimlerin atası Ekonomi. İşletmelerin ekonomisi önem kazandıkça, İşletme, Ekonomi'den türemiş bir bilim dalı. İşletmelerde bilişim sistemlerinin kullanımı ve önemi arttıkça, Yönetim ve Bilişim Sistemleri, İşletme'den türemiş bir bilim dalı. Hangisinin seçilmesi gerektiği sorusuna verilecek cevap, sizin "sınırlı kaynakların en iyi şekilde yönetilmesi" sorunsalını hangi ölçekte ele almak istediğinizle doğrudan alakalı. Ülkeler, bölgeler (Makroekonomi), toplumlar, sektörler (Mikroekonomi) bazında ele almak istiyorsanız, Ekonomi; işletmeler (General Management), işletme tedarikçileri (Supply Chain Management), işletme müşterileri (Marketing), işletme departmanları (Management & Organization / Organizational Behavior), işletme çalışanları (Human Resource Management) bazında ele almak istiyorsanız, İşletme; İşletme biliminin gereklerini, dijital ortamda simüle, optimize, opere ve rapor etmek istiyorsanız, Yönetim ve Bilişim Sistemleri.

      Ekonomi mezunu, tam bir "generalist" oluyor. Çalışabileceği alanlar daha geniş, daha fazla (muhasebecilikten borsacılığa, kamu yönetiminden diplomatlığa kadar). İş bulması daha uzun sürebilir; iş güvenliği daha az olabilir. Yönetim ve Bilişim Sistemleri mezunu, tam bir "specialist" oluyor. Çalışabileceği alanlar daha sınırlı (Bilişim sistemlerini süreçlerinde yoğun olarak kullanan bir işletmede çalışacak). İhtiyaç büyük olduğu için, günümüz şartlarında iş bulması daha kısa sürer; iş güvenliği daha fazla olur. Benim son derece şahsi ve subjektif görüşüme göre, İşletme hem yeterince genel, hem de yeterince özel olduğu için, en optimali; en güvenlisi. Yalnızca lisans okuyacak olsaydım, İşletme tercih ederdim.

      Ancak siz MBA yapmakta kararlı görünüyorsunuz. Aynı şeyleri iki kere okumanın faydası sınırlı olacağı için, lisansta Ekonomi, yüksek lisansta İşletme sizin için mantıklı bir seçim olabilir. Ekonomi, İşletme, Finans mezunlarına MBA diplomasını daha kısa sürede veren okullar mevcut (Ekonomi, Finans derslerinden muaf tutup, bir senede MSBA (Master of Science in Business Administration) diploması veriyorlar). Bu, daha ekonomik bir seçim ve hayata atılmanın daha kısa bir yolu olabilir.

      Yine de, kendini geliştirmenin sınırı olmadığı için, Ekonomi - İşletme Çift Anadal seçeneğini değerlendirmekte fayda olabilir. Biri okunurken / okunduktan sonra, diğeri Açıköğretim'den bitirilebilir. Uzmanlaşma işi, yüksek lisans seviyesine bırakılabilir. Burada da belirleyici faktör, sizin kendinizi ne kadar zorlamak istediğiniz ve zorlamaya başladıktan sonra ne kadarına dayanabileceğiniz olacaktır.

      Seçiminizi etkileyecek değişkenler çok fazla olduğu için, tek ve mutlak bir cevap vermek mümkün de, doğru da değil. Bu yüzden, onun yerine, bütün ihtimalleri önünüze sermek istedim. Zaten bizim ülkede istediğiniz bölümü kazanacağınızın bir garantisi de yok. Bu sebepten, ben olsam, hem Ekonomi, hem İşletme yazar (yüksek lisans da planladığınız için, bu aşamada Yönetim ve Bilişim Sistemleri gibi uzmanlık alanlarına girmez), önce nereye yerleşebildiğime bakar, yol haritamı ona göre çizerdim. Hangisini kazanırsam, diğeriyle Çift Anadal yapmaya çalışır, olmuyorsa, diğerini Açıköğretim'den almaya çalışır, olmuyorsa, okul bittikten sonra işe girip, MBA için tecrübe biriktirirken Açıköğretim seçeneğini zorlardım.

      Son olarak, birini kazanmışken, diğerini zorlamamın sebebini de kısaca açıklayayım: İnsanın hayatı iyi mi gidecek, kötü mü gidecek, ne zaman iyi, ne zaman kötü gidecek, ne kadar iyi, ne kadar kötü gidecek; bilmenin imkanı yok. Kendinizi ne kadar çok geliştirirseniz, ihtimalleriniz ve şansınız o oranda artar. O yüzden, yaşınız genç, enerjiniz bolken, kendinizi zorlayıp, hayatınızın erken yıllarında mümkün olduğunca çok donanım edinmeniz önemli.

      Sebebini de, Amerika'da benimle aynı sınıfta MBA yapmış, ama kalıcı olamamış üç örnekle açıklayayım (Olumlu örnekleri daha önce vermiştim. Üç örnekten biri de benim):

      ODTÜ Fizik + SDSU MBA --> İşsiz
      İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği + SDSU MBA --> İşsiz
      İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği + SDSU MBA + İstanbul Üniversitesi MSc in Marketing Management --> İşsiz

      Yaşlar 42 ile 46 arasında değişiyor. Allah'tan hepimiz aileden varlıklıyız da, hiçbirimiz sıkıntı çekmiyoruz.

      Umarım aydınlatıcı ve faydalı olabilmişimdir...

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      @Bilalcan "Kalıcı olma olasılığı" ile ilgili de, başka bir başlık altında paylaştığım ve yine şahsen yaşanmış, somut, objektif gözlemlerime dayanan aşağıdaki yazıma bir göz gezdirmenizi öneririm. Saygılar...

      https://yesilkartforum.com/forum/topic/3430/dv2022-bekleme-odası/2494?_=1611431358103

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      @Bilalcan Selamlar, saygılar. Amerika'da MBA yapmış, ama kalıcı olamamış biri olarak, objektif tecrübelerimi ve subjektif tavsiyelerimi paylaşıyorum.

      MBA'de iş tecrübesi şartı olmasına rağmen, mevcut iş tecrübelerimi abartıp, olduklarından önemliymiş gibi gösterek programa kabul aldım. Sınıfta benim gibi yapan başka Türk arkadaşlar da vardı (Ben dahil, 4 adet). Gerçekten ve oldukça değerli iş tecrübeleri olanlar da vardı (2 adet). MBA'den en iyi verimi, gerçekten ve oldukça değerli iş tecrübeleri olan arkadaşlar elde ettiler. O iş tecrübesi şartının orada olmasının bir nedeni olduğunu, bizzat yaşayarak tecrübe ettim. Benim (ve 3 arkadaşım) gibi şartı esnetmeye çalışmaktansa, lisans eğitiminizden sonra Türkiye'de yeterli süre çalışıp, o şartın hakkını vererek, içini doldurduktan sonra MBA'e başvurmanızı tavsiye ederim.

      Ben ve MBA'den sonra Amerika'da kalıcı olamayan diğer arkadaşlar, kendimize, General Management, Marketing, (teknik becerilerle içini dolduramadığımız) Information Systems gibi, okuması nispeten eğlenceli ve bitirmesi nispeten kolay specialization'lar seçmiştik. Amerika'da kalıcı olan arkadaşlar ise, ellerini taşın altına koyup, Amerika'da ihtiyaç duyulan alanlara yöneldiler. Bizim okuldan, dönemden ya da sınıftan olsun ya da olmasın; MBA mezunu olup da, Amerika'da kariyer sahibi olmayı başaran arkadaşlar (sonuncusu hariç), hep matematik ağırlıklı (sonuncusu biyokimya ağırlıklı), nispeten teknik alanlara yoğunlaşanlar arasından çıktı (İlki, eşi Türk olan bir Amerikalı; kalanların hepsi Türk):

      Lisansını hangi okul ve bölümde aldığını bilmediğim arkadaş, Pace'te Accounting üzerine MBA yaptı. CPA sertifikası aldı. Deloitte'ta Auditor, Senior Auditor, Manager, Senior Manager; Goldman Sachs'te Senior Manager, Vice President'lık yaptı. İki çocuk sahibi olduktan sonra, çalışma saatlerinin daha uygun olduğu Federal Reserve Bank of New York'a geçti.

      Lisansını İTÜ Makine Mühendisliği'nden alan arkadaş, SDSU'da Operations Management üzerine MBA yaptı. Solar Turbines'de Project Engineer, Project Manager olarak çalıştı. Ortağıyla birlikte, kendi e-ticaret şirketlerini kurdular. 3 yıl arka arkaya, Amerika'nın en hızlı büyüyen ilk 5000 şirketi arasına girdiler.

      Lisansını İTÜ Makine Mühendisliği'nden alan başka bir arkadaş, USD'de Supply Chain Management ve Finance üzerine MBA, yine USD'de E-Commerce üzerine Masters in Information Technology yaptı. Önce senelerce bir fintech şirketi olan Intuit'te çalıştı. Sonra bir üstteki arkadaşla ortak e-ticaret şirketi kurdular. Aynı başarıyı paylaştılar.

      Lisansını Boğaziçi Makine Mühendisliği'nden alan arkadaş, SDSU'da Entrepreneurship üzerine MBA yaptı. Bir ve iki üstteki arkadaşların genel müdürü oldu.

      Lisansını İTÜ Endüstri Mühendisliği'nden alan arkadaş, SDSU'da Operations Management üzerine MBA yaptı. Toyota'da Planning Engineer, Novartis'te Planning Leader, Kraft Foods'da Planning Manager olarak çalıştı. Sonra kendi isteğiyle memlekete dönüp, Ülker'de Supply Chain Director oldu.

      Lisansını Yeditepe Kimya Mühendisliği'nden alan arkadaş, Rochester'da Finance üzerine MBA yaptı. Wyndham Worldwide'da Business Analyst, Heineken'da Business Analytics Manager olarak çalıştı. Şu an Verizon'da Business Intelligence Manager.

      Lisansını Bilkent Yönetim ve Bilişim Sistemleri'nden alan arkadaş, Cal State Fullerton'da Information Systems üzerine MBA yaptı. Kelley Blue Book ve Pacific Life'ta Business Analyst olarak çalıştı. Şu an Mattel'de Lead Business Analyst.

      Lisansını Mimar Sinan İstatistik'ten alan arkadaş, University of Western Georgia'da Accounting üzerine MBA yaptı. Bir Türk şirketinin New York'taki mağazasında Satış Temsilcisi olarak işe başladı. Zaman içinde, önce aynı mağazanın Satış Müdürü, sonra Ülke Satış Müdürü, sonra Ülke Müdürü, son olarak da Dünya Başkanı oldu (Türk patron, Türkiye'de, Türkiye'deki faaliyetleri yönetiyor. Arkadaş, Amerika'da, dünyanın geri kalanındaki faaliyetleri yönetiyor).

      İngilizce'yi önce SDSU ALI, sonra adını hatırlamadığım ucuz bir dil okulunda öğrenen, ön lisansını General Education üzerine Grossmont College'dan, lisansını Computer Science üzerine Cal State San Marcos'tan alan arkadaş, Southern States University'de Information Systems üzerine MBA yaptı. San Diego'nun çizgi altı dijital ajanslarında, lisansını aldığından beri Web Designer, yüksek lisansını aldığından beri Web Designer ve Social Media Specialist olarak çalışıyor.

      Lisansını Boğaziçi Moleküler Biyoloji ve Genetik'ten alan arkadaş, SDSU'da Health Services üzerine MBA yaptı. Regulatory Affairs Certification sertifikası aldı. Uzun yıllar, Amerika'daki ilaç şirketlerinde Regulatory Affairs Specialist'likten Regulatory Affairs Manager'lığa uzanan görevler yaptıktan sonra, şu an Parallaxis Consulting Group'ta Senior Regulatory Affairs Consultant.

      Biden'ın göçmenlik reformu tasarısındaki ana başlıklardan birinin "ABD'deki üniversitelerden STEM alanlarında yüksek derece alan kişilerin green card almasının kolaylaştırılması" olduğunu da düşünürseniz, mümkünse, hem lisans, hem MBA specialization'ınızın, matematik ağırlıklı, teknik bir alan olmasını tavsiye ederim.

      Zaten (dünyanın her yerinde aşağı yukarı aynı şekilde yapılan = evrensel) pozitif bilim ağırlıklı teknik bir alandan mezun olup, yeterli tecrübeye de sahip olmanız halinde, dünyanın hiçbir yerinde önünüzde durabilecek bir güç tanımıyorum.

      Akademik ve göçmenlik yaşamınızda başarılar...

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini 31 Mart 2021'e Kadar Durdurma Kararı (1 Ocak 2021)

      @crazycells Tekrar çok teşekkür ediyorum.

      Gündem içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini 31 Mart 2021'e Kadar Durdurma Kararı (1 Ocak 2021)

      @crazycells @gucarslan Öncelikle, aydınlatıcı cevaplarınız için çok teşekkür ediyorum.

      Vizenin daha 9 senesi var. Turist vizesi. Gezerim diye almıştım. Onlar hastalık konusunda benden titiz diye (Hastalık başladığından beri, Türkiye'deki anne ve babalarını ziyaret etmeye bile gelmediler. Eskiden, en fazla 2 ayda bir gelirlerdi), Amerika'daki arkadaşlara "Ben geliyorum" deyip, uçağa atlayıp gidemiyorum ama, mucize eseri evrak talebi zamanında gelir, ben evrakları zamanında gönderebilir, evrak onayı zamanında gelir ve dosya numaram da yine mucizevi şekilde current olmaya yaklaşırsa (ve o zamana kadar yasaklar uzatılmamış, yeni yasaklar getirilmemiş, ya da hastalık nedeniyle uçuşa engel başka tedbirler alınmamış olursa), arkadaşlara "Ben geliyorum" demeye bahane olur diye düşünüyorum. Gitmişken gezmezsem namerdim :)

      Bu durumda da, KCC'ye "Ben mülakata Amerika'da girmek istiyorum" derdini anlatmanın güçlüğü ortaya çıkıyor. DS-260'ı açtırıp, mülakat yerini değiştirmek icap eder diye tahmin ediyorum. Ama teknik olarak mülakat yerinin değiştirilebileceğinden de, "Amerika" olarak güncellenebileceğinden de, bunun kabul göreceğinden de emin değilim. Sonra, "Velev ki mülakat yerini Amerika olarak değiştirdik, peki bu durumda sağlık raporunu nereden alacağız?" sorusu gündeme geliyor. Var mıdır forumda B1/B2'den green card'a AoS yapılmasıyla ilgili soruların cevaplarını bulabileceğim bir başlık?

      Gündem içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini 31 Mart 2021'e Kadar Durdurma Kararı (1 Ocak 2021)

      Ben de bu konuda soru sormak istiyordum. Malum, başlıkların kullanımı konusunda bir hassasiyet var. Hangi başlığın daha uygun olacağını bulana kadar, konu burada açıldı. Kısmet burayaymış. Ben bu forumda, başka başlıklar altında, göçmen olmayan vizeyle adjustment of status yapılamayacağını okuduğumu hatırlıyorum. Henüz yukarıdaki videoyu izlemedim ama, Remzi Kulen, bunun dışında en az iki videosunda daha, turist vizesiyle adjustment of status yapılabileceğini söylüyor. Aslı var mıdır? Yoksa, "Deneriz; olursa olur" tarzında ticari bir yaklaşım mıdır? Turist vizesiyle gerçekten adjustment of status yapılabilir mi?

      Gündem içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Türk Community College?

      Enver Yücel'in Amerika'da üniversitesi, Kanada'da koleji var.

      Washington, DC

      https://bauglobal.com/bay-atlantic-university/programs/

      Toronto, ON

      https://bauglobal.com/mentora-college-of-business-technology/programs/

      Dil eğitimi gerekiyorsa, hem Amerika, hem Kanada'da dil okulları da var.

      Washington, DC

      https://bauglobal.com/mentora-collegewashington-d-c/programs/

      Toronto, ON

      https://bauglobal.com/ces-toronto/programs/

      Önlisans ve Lisans Eğitimi içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New Jersey

      Ellis Island, New Jersey

      Göçmen olarak ayak basmak için son derece nahoş bir atmosfer. İyi ki miadı dolmuş; tedavülden kalkmış.

      New York mudur, New Jersey midir; kendileri bile tartışmışlar. Davalık olmuşlar. Bir kısmı New York'muş da, diğer kısmı New Jersey'miş. Kullanımını federal hükümete bırakmışlar. Ben de buraya bırakıyorum.

      651.jpg

      652.jpg

      653.jpg

      654.jpg

      655.jpg

      656.jpg

      657.jpg

      658.jpg

      659.jpg

      660.jpg

      661.jpg

      662.jpg

      663.jpg

      664.jpg

      New Jersey içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New Jersey

      Liberty Island, New Jersey

      Resmen New York toprağı ama, New Jersey sınırları içinde. Bir tuhaf. Kimsenin hakkını yememek için, ben buraya bırakıyorum :)

      501.jpg

      502.jpg

      503.jpg

      504.jpg

      505.jpg

      506.jpg

      507.jpg

      New Jersey içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @MySea Mucizevi şekilde göğe yükselmediğin, ya da daha mucizevi şekilde nehir kıyısında 24,5 milyonluk penthouse almadığın takdirde, şehrin içinde manzaran bu abicim :)

      1.jpg

      2.jpg

      3.jpg

      4.jpg

      5.jpg

      6.jpg

      Parktan bu...

      7.jpg

      8.jpg

      Downtown'daki pahalı otelin en pahalı katından bile bu...

      9.jpg

      10.jpg

      1. kattaki "Top of the Rock" fotoğraflarını kaybettim ama, maalesef o da bu...
      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Pelham, Westchester

      Artık resmen "şehrin" dışındayız. Yine de, gökdelenlere yarım saatlik taksi / tren yolculuğu mesafesindeyiz. Şehirdeki "yer yok" hissi yok. Tam tersine, hem evlerin arasında, hem mahallenin çevresinde, nefes alacak bolca "yer" var. Son derece subjektif görüşüme göre, "müstakil ev gibi müstakil ev", "mahalle gibi mahalle", "Amerika gibi Amerika"...

      401.jpg

      402.jpg

      403.jpg

      404.jpg

      405.jpg

      406.jpg

      407.jpg

      408.jpg

      409.jpg

      410.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Long Island City, Queens

      321.jpg

      322.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Ridgewood, Queens

      Önce İstanbul'da yaşadığım, sonra Manhattan'da şahit olduğum apartman hayatına tepki olarak, bende büyük bir "müstakil ev" takıntısı oluştu. Öyle ki, 30 Eylül 2021'de, benim green card işinin olmayacağı kesinleştikten ve resmileştikten sonra, taşınacağım ilk ve umarım son ev kesinlikle müstakil olacak. Lakin, Queens'deki müstakil evleri görünce, müstakil evler konusunda da kafamda soru işaretleri oluşmadı değil. Bütün evler iç içe. Çoğu evin otoparkı, hatta driveway'i bile yok. Neredeyse, apartman hayatında bile daha çok mahremiyetin var. Queens'deki yaşam tarzı, bana Manhattan'dan bile daha itici geldi. Yine de, merak edenler için...

      301.jpg

      302.jpg

      303.jpg

      304.jpg

      305.jpg

      306.jpg

      307.jpg

      308.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Hayatta oldukları süre boyunca, hepsini uzun ve iyi yaşatmak için elimden geleni yaptım. Çoğu kez, onların iyiliği için, kendi ihtiyaç ve isteklerimden vazgeçtim. Eksiklerimiz, yanlışlarımız olmadı mı? Elbette oldu. Ama ELİMDEN GELENİ yapmış olmanın iç rahatlığı ve huzuru var. O yüzden, zaman zaman özlemler gelip geçse de, hiçbir pişmanlığım yok. Pişmanlıkların yoksa, için rahatsa, ölümü hayatın doğal bir parçası olarak görüp, (o zaman için) kalanlarla hayatına devam etmek daha kolay oluyor.

      Yine de, kafanın bu berraklığa gelmesi kolay olmadı. Aile bireyleri eksilmeye başladığında, daha gençtik, toyduk. Hayatı bütün gerçekleriyle kabullenebilir hale gelmek yine de epey zaman ve enerji aldı. Hemen her şeyde olduğu gibi, bu da bir süreç. Dediğim gibi, hayatın evreleri ve her evrenin kendi artı ve eksileri var. Hayata devam edebilmek için, eksilerden ziyade, artılara odaklanmak lazım.

      Tecrübeyle sabittir: Erkeği çekici kılan belli bir "facial hair" (nedense, "yüz kılı" tamlaması kulağa pek hoş gelmiyor) oranı var. Birçok erkek için (alınlarına kel olmak yazılmış bulunanlar için), yüzün üst kısımlarından kıl kaybetmek (kelleşmek), kontrollerinde olan bir şey değildir. Ama, yüzün alt kısımlarına kıl eklemek (sakal bırakmak), daha da çok erkek için (köse olmayanlar için) kontrol dahilinde. Kendimden biliyorum: Yukarıdan kaybettikçe, aşağıya ekliyorsun ve "kıllılık oranı"nı sabit tuttuğun sürece, çekiciliğin, karizman, "mojo"n, "oyun"un, artık adına ne diyorsan, o sabit kalıyor. Ama hem yukarıdan kaybedip, hem aşağıdan kesince, olmuyor. O sebepten, sakallı profil fotoğrafını daha karizmatik buluyorum. Öyle ki, aşağı yukarı aynı yaşta olduğumuzu tahmin ediyorum; ama fotoğrafın ağırlığından, ben sana yine de "abi" diyorum :)

      İnce davetin için tekrar çok teşekkür ediyorum. Annenin ellerinden öpüyorum. Allah, mümkün olduğu yere kadar, başınızdan eksik etmesin...

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Taci's Beyti, Brooklyn

      Mekan, ürünün ham maddesinin ana vatanından 8.000 km uzakta olmasına rağmen, "Taci Abi", lahmacun gibi lahmacun, İskender gibi İskender, karışık ızgara gibi karışık ızgara yapmayı başarmış. Aynı şeyi, ana vatandan 11.000 km uzaklıktaki San Diego'da bulunan (Sultan Baklava hariç) Türk restoranları hakkında söyleyemiyorum.

      Amerikalı yengenin, iki bebesiyle birlikte, beni Coney Island'a, Coney Island Beach'e, New York Aquarium'a ve Dyker Heights'a götürdüğü günün son durağı Taci's Beyti idi. Kızcağız hem yorulmuş, hem acıkmış. Ben fotoğrafları çekene kadar, hepsinden birer çatal almış bulundu. Yemeklerin bir uçlarının eksik olmasının sebebi, "Taci Abi"nin yemeği eksik getirmiş olması değil, benim yeterince hızlı olamayışımdır. Durumun sorumlusu benim.

      295.jpg

      296.jpg

      297.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Abicim, öyle bir davetle geldin ki, vallahi yemiş kadar oldum. Allah razı olsun. Düşünmen yeter. Bu cömert davetin için çok teşekkür ederim. Fotoğrafındaki kadar ( bu seneki green card fotoğrafın değil ama, profilindeki fotoğraf :) ) "baba" adammışsın vesselam.

      Allah anneye sağlıklı, sıhhatli, olabildiğince uzun ömürler versin, sizin gibi hayırlı evlatları kendisine bağışlasın, sizleri birbirinizden ayırmasın; ben kendim için bir şey istemiyorum. Tekraren, sana bu ince davetin için çok teşekkür ediyorum.

      Ayrıca, Allah cümlemizin ölmüşüne rahmet eylesin. İnsan hayatının evreleri var. 2004'te muhabbet kuşum, 2005'te anam, 2006'da köpeğim, 2016'da kedim, 2019'da babam öldü. Benim hayatımın "aile" evresi tamamlandı. Her evrenin kendi artıları ve eksileri var. Aile evresine dair özlemler olmuyor değil, ama şimdi de, hiç kimse için endişe duymadan, hiç kimsenin sorumluluğunu hissetmeden, hiç kimseye hesap vermeden, ceketimi sırtıma vurup, kapıyı çekerek, istediğim zaman, istediğim şeyi, istediğim kadar yapabilme özgürlüğüm var. O yüzden, bana geçmişte kalan ve bir daha geri gelmeyecek şeyleri hatırlatacak şeyler yapmak yerine, girmiş bulunduğum bu "özgürlük" evresinin bana sunduğu imkanlardan yararlanmayı tercih ederim. Eksilerin eksikliğini zaten kalan ömrümüz boyunca içimizde hissedeceğiz. Bari (elden, ayaktan düştükten sonra, kendisine bakacak kimsesi olmayanların kaçınılmaz olarak gireceği) "sefalet" evresine geçmeden önce, içinde bulunduğumuz evrenin sunduğu artıların tadını çıkaralım.

      Son olarak, estağfurullah, "gurme"lik gibi bir iddiam yok. Sadece, hayatta bir tane zevkim var. Yerine göre, sağlığı pahasına, o zevkin peşinden giden bir kardeşiniz olarak, o zevke gark olmanın verdiği bir tatmışlık, bir tecrübe var. Bu forumda, tecrübemize göre, göçmenlik işlemleri, iş, okul, vs konularındaki görüşlerimizi paylaştığımız gibi, yeri gelmişken, fotoğrafını paylaştığım mekanlar konusunda da görüşümü paylaşayım dedim; hepsi bu. Her zaman olduğu gibi, şahsen yaşanmışlıktan hareketle ve saygı çerçevesinde, aksi yönde görüş bildirenlere, "Hayır, Nathan's'da yediğim hot dog / Junior's'da yediğim cheesecake hayatımda yediklerimin en iyisiydi" diyenlere de, kapımız sonuna kadar açık. Hatta, "D.Z. Akin's'in cheesecake'i kötüdür. Sen cheesecake'i asıl şurada ye" tavsiyesinde bulunmanın (en azından, denedikten ve beğendikten sonra edeceğim hayır dualarıyla) sevabı bile olabilir :)

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Nathan's Famous hakkındaki yorumum (her ne kadar olabildiğince objektif olduğunu düşünsem de) kişiseldir ama, Junior's hakkındaki yorumum, Big Bus'taki (New York'un yerlisi) tur rehberi abiden teyitlidir. Otobüste "Yiyen var mı?" diye sordu. (Tabii ki, bir tek) Ben "Yedim" dedim. "Nasıl buldun?" diye sordu. "Daha iyisini yedim" dedim. "Değil mi?" diye onayladı. Sonra da, otobüstekileri, hayal kırıklığına uğrayabilecekleri konusunda uyardı.

      Anam, beni özel okulda okutabilmek için, hem örgün, hem ikinci öğretimde ders veriyordu. Yukarıda Allah var; kadın yine yemeğimizi eksik etmiyordu ama, öyle el oyalayacak şeyler de yapamıyordu. Ömrümde yalnızca bir kere gerçekten ev ve el yapımı mantı yedim. Çocukluğumda, her yaz gittiğimiz pansiyonun ev sahibesi yapmıştı. Göz hakkı olarak, bize de bir tabak düştü. Benim payıma da, onun üçte biri düştü. Ömrümde, ne ondan önce, ne ondan sonra, öyle bir şey yemedim :) Zaten, 2005'te anam öldükten sonra, bir daha ev yemeği de yemedim. Öyle ölmem abi; füze atsaydın :D

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • 1
    • 2
    • 5
    • 6
    • 7
    • 8
    • 9
    • 15
    • 16
    • 7 / 16