• Kayıt Ol
    • Giriş
    • Arama
    • Kategoriler
    • Güncel
      • Popüler Konular
      • Beğenilen İletiler
    • Popüler Konular
    • Beğenilen İletiler
    • Takip Duvarı
    • Takip Edilen Başlıklar
    • Yer İmleriniz
      • Kullanıcılar
      • Gruplar
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Harita
    • Takvim
    • Social Media
      • Facebook Group
      • YouTube Channel
      • Facebook Page
      • Twitter Page
      • Instagram Page
    • Arama
    1. Ana Sayfa
    2. kingocali
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 24
    • Konu 0
    • İleti 319
    • En İyi 300
    • Tartışmalı 0
    • Gruplar 1

    kingocali tarafından gönderilen iletiler

    • RE: San Diego

      @bruce81 Abileri, green card'ımızı alamayınca girdiğim depresyondan anca çıktım. Foruma üç senedir ilk defa dün gece girdim. Sorunu havada bırakmışız. Kusurumuza bakma.

      Ayrıca sayın abileri, lütfen bu San Diegolular'ın da kusurlarına bakma. Bunlar hava sıcaklığı 20 derecenin altına düştü mü üşür, bere ve eldiven takmaya başlar. Ocak'ta meydanlardan ellerini, ayaklarını çekmiş olmaları normal sayılır. Mayıs'ta yerlerine dönmüşlerdi. Ben gördüm. Ama bu hayat pahalılığında millet California'yı Texas, Florida için terk ederken, eski kalabalıkların geri gelmesini bekleme. Bir İstanbul, bir New York, bir Las Vegas kalabalığı hiç bekleme zaten. Öyle bir kalabalık hiç olmadı (Cumartesi gecesi Gaslamp Quarter ve yine Cumartesi gecesi College Area'daki fraternity ve sorority'ler dışında).

      Bir de sayın abileri, bunlar su sever, ağaç sever, hayvan sever, (ne kadar "millet" oldukları tartışılır ama, nihayetinde bizim kadar geçmişleri olmasa da, bizim kadar asker millet) asker sever, son olarak bütün Amerikalılar gibi alkol sever. Bunları Embarcadero'da bulursun, Seaport'ta bulursun, Balboa Park'ta bulursun, La Jolla'da bulursun, San Diego Zoo'da bulursun, Navy Pier'da bulursun, USS Midway'de bulursun, Gaslamp Quarter'da bulursun, Old Town'da bulursun. Okullar açıkken (Thanksgiving Break, Christmas Break, Spring Break, Summer Break dışında), ama hava 20 dereceden sıcakken bulursun. Tersine Gold Rush yaşanırken, bundan sonra giderek daha zor bulursun. Eski canlılığın olmaması bende de bir burukluk yaratmadı değil. Ama sonra Los Angeles'a geçtim. San Diego'ya şükrettim. Arada bir başka yerlere gidip, San Diego'yu özlemek lazım demek ki...

      Embarcadero

      1.jpg

      Seaport

      2.jpg

      Balboa Park

      3.jpg

      La Jolla

      4.jpg

      San Diego Zoo

      5.jpg

      Navy Pier

      6.jpg

      USS Midway

      7.jpg

      Gaslamp Quarter

      8.jpg

      Old Town

      9.jpg

      Hürmetler...

      California içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: San Diego

      @kingocali, içinde söyledi: San Diego

      San Diego hakkında ilk ağızdan bilgi beklenmiş; gelmemiş. Müsaadenizle, ben yardımcı olmaya çalışayım.

      Ocak 2001 – Nisan 2004 arası kesintisiz San Diego'da yaşadım. Vereceğim ilk bilgiler bayat olacak. Aralık 2019'da yaşadığım yerleri tekrar dolaştım; yaptığım şeyleri tekrar yaptım. Bütün bilgilerimi güncelledim. Takip eden bilgiler taze olacak. İkisini birden paylaşmamın sebebi, demografideki, maliyetlerdeki, vs değişimleri gözlemleyebilmeniz; trendlerin ne tarafa ve ne hızla gittiğini kendi gözlerinizle görebilmeniz olacak.

      Aralık 2019 – Ocak 2020 arası New York’taydım. 2021 çekilişini kazandığımdan beri, forumu da yakından takip ediyorum. Edindiğim izlenimlerle, San Diego’yu, gördüğüm ya da duyduğum diğer Amerikan şehirleriyle de karşılaştıracağım. Karşılaştırmamın sebebi, San Diego ucuz mu, pahalı mı, yaşanacak yer mi; kendi kararınızı, kendi şart ve imkanlarınıza göre, kendiniz vermeniz olacak.

      Baştan söylemeliyim ki, para birimlerini yazarken, Amerikan notasyonu kullandım. Amerikalılar, bölükleri virgülle, ondalık sayıları noktayla ayırıyorlar (bizim nokta kullandığımız yerde virgül, virgül kullandığımız yerde nokta kullanıyorlar). Biz bölükleri noktayla, ondalık sayıları virgülle ayırıyoruz (kafa karışıklığı olursa, nokta gördüğünüz yere virgül, virgül gördüğünüz yere nokta koyarak çözebilirsiniz).

      Genelde, vasıfsız / mavi yakalı işler saatlik (wage), vasıflı / beyaz yakalı işler senelik (salary) ücretleriyle anılıyor. “Bunun saatlik ücretini yazdın da; bunun neden senelik ücretini yazdın?” diye merak ederseniz, sebebi budur. Tüm ücretler brüttür. Vergiyi, sene sonunda, kendi beyan ettiğiniz toplam yıllık geliriniz üzerinden ödüyorsunuz. Oranlar eyalete göre değişiyor.

      Önce pek değişmeyen ya da yavaş değişen bilgilerle başlayayım: San Diego, yaklaşık 1,5 milyon nüfusla, California’nın 2., Amerika’nın 8. büyük şehri. Nüfusun %60’ı beyaz. %30’u, çoğunlukla Meksika asıllı Hispanik. Bir çoğu İngilizce bilmiyor. O yüzden her yerde, her şeyin hem İngilizce’si, hem İspanyolca’sı yazıyor. 2050’de, California genelinde, Hispanik nüfusun %45 ile çoğunluk olması bekleniyor. Ama 2050’den sonra da, yine her yerde, her şeyin hem İspanyolca’sı, hem İngilizce’si olacağından emin olabilirsiniz; lakin muhtemelen, İspanyolca’sı öne yazılır 🙂 Asyalılar da azımsanmayacak sayıda. Çeşitlilik çok olduğu için, ırkçılık problemine ben hiç rast gelmedim (Aralık 2019 – Ocak 2020 New York’unda ise, yerel televizyonda, neredeyse her gün, bir anti-Semitik saldırı haberi vardı – ki, seyyar yiyecek tezgahlarını işleten Arap nüfus, şehrin göbeğinde, bağırta bağırta kendi müziğini dinliyordu; kimse de onlara bir şey demiyordu). Nüfusun %45’i, en az lisans mezunu. İnsanı, genelde medeni. Irkçı gibi algılanmak pahasına, kendi kişisel gözlemlerime dayanarak, sinemada konuşan, çevrede gürültü yapan, bir şeyleri kırıp döken, trafikte diğer araçları tehlikeye atan hareketler yapan kişilerin, genelde eğitim seviyesi düşük siyah ya da Hispanikler’den olduğunu söylemeliyim. Beyazlar, Asyalılar ve az sayıdaki Ortadoğulular’dan böyle davranışlar hiç görmedim.

      San Diego, genelde güvenli bir şehir. Amerika’nın genelinde olduğu gibi, hiçbir evin kapısında, penceresinde demir parmaklıklar yok (New York’ta da yok ama, her binanın girişinde en az bir kahya / kapıcı / güvenlik görevlisi duruyor). Benim San Diego’da ilk ağızdan duyduğum tek adli vaka, Hispanik bir abinin, bıçak göstererek, gecenin bir vakti (ki, genelde oralar her saatte aydınlık ve kalabalık olur) yurttan 7-Eleven’a sigara almaya giden bir Türk kızının cüzdanını çalmasıydı. Tabii, gazetede, televizyonda daha fazlasını gördük. İnsanın olduğu her yerde, suç da oluyor ne yazık ki. Polisin, hayati tehlike içeren olaylara ortalama müdahale süresi, 2000’lerin başında, 10 dakikanın altındaydı. Şimdi, 16 dakikaya çıkmış diye şikayetler var. 2000’lerin başında, polis, boyuna uzun, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Ford Crown Victoria sedan kullanıyordu. Aralık 2019’daki ziyaretimde, polisin, Ford’un Next Generation Police Interceptor konseptli (ağırlık merkezi yüksekte, direksiyon hakimiyeti zor) SUV’lerine geçtiğini gördüm. Sürenin uzamasını buna bağlıyorum. Tamam, San Diego’nun doğusundaki çöllerde kaçak Meksikalı kovalamak için işe yarayabilir ama, SUV’lerin ara sokaklarda modifiye Japon arabası kovalamaya uygun olduğunu düşünmüyorum (2000’lerin başında, New York’ta da polis, boyuna orta boy, enine geniş, ağırlık merkezi yere yakın Chevrolet Impala sedan kullanıyordu. Şimdi onlar da SUV’ye geçmiş. Ama onlar kimi kovalıyor; bilemiyorum. Gerçi New York’ta hala polis arabası çeşitliliği daha fazla). Ambulans ve itfaiye, polisten biraz daha yavaş gelir ama, onların da acil vakalara gelmesi 10-15 dakikayı geçmez. Zaten polislerin hepsi ilk yardım eğitimi almıştır. Ambulans / İtfaiye gelene kadar durumu idare ederler.

      San Diego’nun mottosu “America’s finest city”. Katılmak durumundayım. Benim gördüğüm en güzel şehir. İstanbullu olmama rağmen, benim gözümde Antalya ikinci, İstanbul üçüncü.

      San Diego, aynı zamanda, Amerika’nın iklimi de en güzel şehri. Florida’yla benzer iklime sahip olmasına rağmen, Florida’yı senede birkaç defa kasırga vurur. San Diego’da tayfun, kasırga, vs olmaz. Ortalama sıcaklık 25 derece Santigrat civarındadır. Kışın en fazla iki haftalığına 15 dereceye düşer; en kötü, yağmur yağar. Yağarsa, o iki haftada yağar. San Diego’da geçirdiğim toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün boyunca, giydiğim en kalın giysi, kapüşonlu sweat-shirt olmuştur. Hadi ben irice bir adamım. Ufak tefek hanımefendiler, yanlarında bir de yağmurluk bulundursalar, sırtları yere gelmez. Aralık 2019’da gittiğimde, t-shirt’ten başka bir şey giymeye ihtiyaç duymadım. Fikir vermesi açısından, Aralık 2016’da Adana’ya gittiğimde de t-shirt’le dolaşmıştım. Adanalılar o sırada, anorak, bere ve eldivenle dolaşıyordu. Sebebini sorduğumda, “Hele gel, yazın 45 derecede buralarda dolaş. Bizim bünyemiz ona alışkın” cevabını verdiler. Hak verdim. San Diego’da da zaman zaman anorak, bereyle (eldiven hiç görmedim) dolaşan ablalar görebilirsiniz. Sebebini “Adana etkisi”ne bağlıyorum. Zira, yazın, sıcaklık 35 dereceye kadar çıkabilir. Ama o da en fazla iki hafta sürer. Doğudaki çöllerden, dağ geçitlerini kullanarak, batıdaki okyanusa doğru esen aşırı kuru Santa Ana rüzgarları sayesinde, hiç nem yoktur. 35 derece bile bunaltmaz. Ben sıcağa tahammül edemeyen bir insanım. Ben bile San Diego’da zorlanmadan yaşayabildim. Ocak 2020’de, New York’ta, şort ve t-shirt’le terlemeden uyuyabilmek için ısıtmayı kapatıp, pencere açmak zorunda kalmış ben yaşayabildiysem, bence herkes yaşayabilir.

      San Andreas Fayı yakında olduğu için, Downtown ve University Town Center dışında, yüksek ve betonarme yapılaşma yoktur. Birkaç otel ve hastane binası dışında, apartmanlar bile, ahşaptan ve yatay mimariye uygun olarak, en fazla iki katlı olacak şekilde inşa edilmiştir. Bu tip yapılaşma, olası depremlerde can kaybı sayısını düşük tutmaya yardımcı olsa da, özellikle küresel ısınmanın artıp yaygınlaşması sonucu, sıklığı ve şiddeti sürekli artan orman yangınlarında, ciddi bir risk oluşturmaktadır. Ben, San Diego’da bulunduğum toplam 3 sene, 2 ay, 15 gün süresince, yalnızca bir orman yangını gördüm. Şimdi ise, civarda, her sene en az bir defa yangın çıkıyor.

      San Diego, üniversiteler şehridir. 15’e yakın üniversite, 10’a yakın kolej, 5 civarı hukuk okulu bulunur. Yukarıda yazmıştım; tekrar edeyim: Nüfusun %45’i, en az lisans mezunudur. Ucuz devlet üniversitesi, pahalı özel üniversite, hayat kurtaracak iyi üniversite, askerlik erteletecek dandik üniversite; hepsinden yeterli miktarda mevcuttur. Google size en güncelini söyleyeceği için, üniversite listeleme işine hiç girmiyorum.

      San Diego, aynı zamanda donanma şehridir. Pasifik Filosu’nun Hawaii’den sonraki en büyük ikinci üssü San Diego’dur. Downtown’dan National City’ye kadar komple donanma üssüdür. Uçak gemileri, kruvazörler, destroyerler, fırkateynler, Littoral Combat Ship’ler, Amphibious Assault Ship’ler; Allah ne verdiyse yanaşır. Coronado Island, hem donanma üssünün devamıdır, hem de deniz havacılığı üssüdür (Naval Air Station). Point Loma, denizaltı ve denizaltı savunma harbi üssüdür. Camp Pendleton, batı kıyısının en büyük deniz piyadesi üssüdür. Miramar, deniz piyadelerinin hava üssüdür (Marine Air Station).

      Top Gun filmi, Miramar deniz piyadesi hava üssünde çekilmiştir. Traffic filmi, Downtown’da çekilmiştir. Açıkçası, aklıma, San Diego’da geçen, bunlar kadar gişe yapmış başkaca bir film gelmiyor.

      San Diego ekonomisi turizm ve teknolojiye dayanır. Teorik olarak, tarımın da güçlü olması beklenir ama, ben kendi namıma, öyle ekili – dikili alan hiç görmedim. Belki iyice doğuda vardır. Benim kendi gözlerimle gördüğüm en yakın ekili – dikili alan, gözün alabildiğince üzüm bağlarıyla dolu olan, 2-3 saat kuzeydeki Temecula Valley idi. Turizmde, tema parkları önemli bir cazibe merkezi teşkil eder. San Diego Zoo, San Diego Zoo Safari Park (benim zamanımdaki adıyla, San Diego Wild Animal Park), Sea World, Birch Aquarium (bu, Sea World gibi popüler değil de, daha çok bilimsel), Legoland, San Diego’dadır. Los Angeles çevresindeki Disneyland’e, Universal Studios’a, Six Flags Magic Mountain’a, Knott’s Berry Farm’a yeterince yakındır. Bir araba kiralayıp, 2-3 saatte gidebilirsiniz. Hiçbiri Los Angeles’taki Venice Beach kadar ünlü olmasa da, San Diego da bir plajlar şehridir. Tamamı ücretsiz (bizdeki gibi değil), Imperial Beach, Coronado Beach, Ocean Beach, Mission Beach, Pacific Beach, La Jolla Beach doğa harikalarıdır (Plajlar kuzeye doğru devam eder ama, isimlerini yukarıdakiler kadar sık duymazsınız). Little Italy, San Diego’nun İtalyan mahallesidir. İtalyan restoranları, pastaneleri, vs bulunur. Downtown’da, özellikle de Gaslamp Quarter’da, restoranlar ve gece kulüpleri; Old Town’da, filmlerde gördüğümüz gibi bir kovboy kasabası; Carlsbad’de, outlet’ler bulunur. Teknoloji namına, biyoteknoloji, bilişim altyapı teknolojileri (özellikle, yarı-iletkenler ve fiber-optik sistemler), mobil iletişim altyapı teknolojileri (özellikle, bizdeki GSM şebekesinin Amerika’daki muadili CDMA), tüketici elektroniği, enerji sistemleri, havacılık ve savunma alanları gelişmiştir. Illumina, Novartis, Cymer, Peregrine Systems, Qualcomm, Nokia, Sony, Hitachi, Sharp, Kyocera, ESET, Teradata, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines, Lockheed Martin, General Atomics, San Diego’da bulunmaktadır. Finansal teknolojilerle ilgilenen forumdaşlar, Intuit; eli mekanik işlere yatkın forumdaşlar, WD-40 markalarını da tanırlar.

      University of California San Diego Connect ve San Diego State University Lavin Entrepreneurship Center çevresinde, bir girişimcilik ekosistemi mevcuttur; ancak, Palo Alto, San Jose ve San Francisco’daki kadar civcivli değildir. 2000’lerin başında, Sorrento Valley’i, Silicon Valley’in güneydeki devamı olarak konumlandırmaya çalışmış olsalar da, başarılı olamadılar. Yine de, teknoloji şirketleri, Carlsbad, Sorrento Valley / University Town Center ve Downtown civarında kümelendi. La Jolla civarında da yoğun biyoteknoloji aktivitesi var. Palo Alto, San Jose, San Francisco, Austin, Boston, New York dururken, girişimci olmak için San Diego’ya gidilmez; ama San Diego’ya gidilmişken de girişimci olunabilir. Üniversite de var. Çeşitli finansman destekleri de var. Melek yatırımcı da var. Fırsat bolluğu yok, ama yeterince fırsat var.

      Bolluk demişken, San Diego’da, ürün anlamında, aradığınız hemen her şeyi bulabileceğinizi, ama New York’ta durumun pek öyle olmadığını belirtmeliyim. Ben San Diego’da kesintisiz yaşadığım 3 sene, 2 ay, 10 gün boyunca, (taharet musluğu dışında) hiçbir şeyin yokluğunu yaşamadım. Ama Aralık 2019’da New York’a indiğimde, yanımda getiremediğim malzemeyi tedarik etmek için, 1. Cadde ile 65. Sokak’ın kesiştiği köşede bulunan Gristedes isimli süpermarkete gittim. Böyle, bizdeki MMM Migros büyüklüğünde bir yer. Gristedes, New York halkının ihtiyaçları arasında olduklarını düşünmemiş olacak ki, ürün karmasına deodorant ve Red Bull ekleme gereği duymamış. Bir deodorant bulabilmek için, Upper East Side’dan West Harlem’a kadar gitmek zorunda kaldım. Red Bull’u hiç bulamadım. Kabul, belki benim beceriksizliğimdir. 5 gün sonra, 5 günlük ziyaret için indiğim San Diego’da ise, Ralphs’e giriyorum, oradan çıkıp Vons’a giriyorum, oradan çıkıp Target’a giriyorum; raflar, hatta koca bir reyon dolusu, (Türkiye’den aşina olduğumuz adidas, Gilette, Nivea, Dove gibi birçoğu dahil) marka marka, model model deodorant... Bırakın süpermarketi, San Diego’da spor mağazasına giriyorum; kasanın yanında Red Bull dolabı! Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

      San Diego konusuna devam etmeden önce, New York’tan iki “yokluk” hikayesi daha paylaşayım...

      Yukarıda yazmıştım. Ben irice bir adamım. Her şeyin 3XL’ını giyiyorum. Ayakkabının, Amerikan ölçüsüyle, 14 numarasını giyiyorum. Türkiye’de benim bedenimde giyim eşyası bulmak, 90’larda çok zordu. Spor ayakkabı ve diğer spor malzemelerini, yalnızca, Kadıköy’de, profesyonel spor kulüplerinin de spor malzemelerini tedarik eden Rekor Spor’da bulabiliyordum. Ayağıma göre bot bulabilmek için ise, Cevizlibağ’daki Yeşil Kundura’ya kadar gitmek zorunda kalıyordum. Orada da, ayağıma göre, yalnızca Caterpillar’ın tek bir modelini bulabiliyordum. Takımı, gömleği, zaten ezelden beri mecburen ölçüye özel diktiririm. 2000’lerin ortalarında, Avrupa Birliği ile aramızda esen sanal bahar rüzgarlarıyla, ekonomi bir düzelir gibi oldu. Markalar Türkiye pazarına kendileri girdi. Piyasada mal bolluğu oluştu. Mal yokluğundan para kazanan Rekor Spor battı. Her marka ve modelin değil ama, yeterince marka ve modelin 3XL’ını, 14 numarasını bulmak mümkün hale geldi. adidas’ta, Nike’de, üzerimize göre ürün bulabildik de, giyinebildik. 2010’larla beraber, her şey eski haline dönüp, ekonomi yine krize girince, mal bolluğu ortadan kalktı. Allah bozmasın, Under Armour hariç, yine hiçbir yerde aradığımızı bulamaz olduk. 90’lara benzer bir yokluk içinde, New York’a indiğimde, üzerimde, aradığım bedeni bulamadığım için almak zorunda kaldığım, önü kapanmayan, 2XL adidas bir anorak vardı. New York kışı, İstanbul kışından daha sert. İstanbul’da (İngiltere’de yüksek lisans yapan kuzene ve doktora yapan arkadaşına getirttiğim) t-shirt üzeri anorak giyiyorum. Bütün kış, önümü kapamak zorunda kalmadan geçiyor. New York’ta ise, ön kapanmadan olmuyormuş. Kısa sürede anladım 🙂 Bütün Manhattan’ı karış karış gezdim. adidas’a, Nike’ye, Oakley’e, T.J. Maxx’e, gördüğüm her giyim mağazasına girdim; 3XL anorağı zar zor ve yalnızca The North Face’te bulabildim. Orada da yalnızca bir tane vardı. Benden sonra gelip, “DÜNYANIN BAŞKENTİ!!!” New York’ta istediği bedeni bulabileceğini zanneden hazırlıksız turist, muhtemelen donmuştur. Ruhuna Fatiha... 3XL anorağı bulmadan önce, bari t-shirt’le 2XL anorağın arasına bir kat daha giyeyim diye, 3XL kapüşonlu sweat-shirt aradım. Yok! Bari birkaç kat t-shirt giyeyim diye, 3XL t-shirt aradım. Yok! Türkiye’de artık hiç bot bulamıyorum. Ayağımda koşu ayakkabısıyla (onun için de, Under Armour sağ olsun) gitmiştim. Yağmurda o da olmadı. 14 numara bot aradım. Yok! Yok! Yok! T-shirt işini, San Diego dönüşü, Amazon’dan sipariş vererek çözdüm. Bot için de, en son REI’a gittim. İnternet mağazalarında satışta olduğunu gördüğüm, Salomon’ın bir modelinin 14 numarasını istedim. Kızcağız bir pusula yazdı. Kasaya gidip, siparişimi vermemi, 1 hafta sonra gelip almamı söyledi. Kasa yolunda internetten kontrol ettim. Pusulada yazan model, benim istediğim model değil. Elinde ne varsa, bana onu itelemeye çalışmış. Böyle şeyler Türkiye’de sürekli başıma gelir ama, Amerika’da ilk defa şahit oldum. Sinirlendim. Sipariş vermeden çıktım. 5 gün sonra San Diego’ya indim. Okulumun hediyelik eşya mağazasına gittim. Yetişkinler için 3XS, 2XS, XS, S, M, L, XL, 2XL, 3XL, beni New York’ta misafir eden arkadaşın 1,5 yaşındaki kızına göre türlü bebek bedenleri, 3,5 yaşındaki oğluna göre türlü çocuk bedenleri, arkadaşın abisinin 10 ve 13 yaşındaki oğullarına göre türlü garson bedenler, t-shirt, kapüşonlu, kapüşonsuz sweat-shirt; ne ararsan var! Ne lazımsa aldım! Under Armour’a gittim. İki 3XL kapüşonlu sweat-shirt de oradan aldım. TL ile oldukları için, kredi kartlarının limitleri doldu. Bot alamadım. San Diego dönüşü New York’u, yağışlı günlerde dışarı çıkmayarak idare ettim. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

      New York’ta beni misafir eden Türk (artık Amerikan vatandaşı) arkadaş, yılbaşında birkaç günü, Amerikalı eşinin Queens’deki ailesiyle geçireceklerini, Upper East Side’daki 1+1’lerinde tek başıma canımın sıkılmaması için, beni 3 günlüğüne, Downtown’daki bir otele yerleştireceklerini söyledi. “Tamam” dedim. Beni 16.30’da otele bıraktı. 18.15’te, karnımı doyurmak için otelden çıktım. Dunkin’ Donuts, Subway dahil, önünden geçtiğim her restoran kapalıydı. Tesadüfen, iki blok aşağıdaki, tadilat halindeki bir binanın altındaki Hint restoranını bulamamış olsam, 1 Ocak 2020’de, “ASLA UYUMAYAN ŞEHİR!!!”in göbeğinde, resmen aç kalacaktım ( Otelin aşırı pahalı oda servisiyle, Hint kökenli başka bir abinin işlettiği tobacco shop’tan alacağım birkaç cips ve krakeri birer seçenek olarak yazmadıysam, kusuruma bakmayın lütfen 🙂 )! Hint abi de, 21.30’da kapatacakmış. Onu da ucundan yakalamışım. Son iki not: 1. Hayatımda yediğim en kötü Hint yemeği değil; hayatımda yediğim açık ara en kötü yemekti. 2. San Diego’da, günlerden ne olursa olsun, mutlaka açık bir yer bulur; karnınızı mutlaka doyurursunuz. Özetle, New York’u o kadar da gözünüzde büyütmeyin!

      New York’un, bir konuda hakkını teslim etmek durumundayım: Türk yemeklerine ulaşılabilirlik ve o yemeklerin çeşitliliği konusunda, Amerika’nın benim gördüğüm hiçbir yeri, New York’un eline su dökemez. Upper East Side’da Türk restoranı gördüm. Upper West Side’da Türk restoranı gördüm. Lenox Hill’de, Lincoln Square’de, Midtown East’te, Midtown Manhattan’da, Hell’s Kitchen’da, Murray Hill’de, Chelsea’de, Gramercy Park’ta, Greenwich Village’da, East Village’da, SOHO’da, Downtown Manhattan’da Türk restoranı gördüm. ABA, Agora, Akdeniz, A la Turka, Ali Baba, Anka, Antalia, Barbounia, Bodrum, Enfes, Farah, Galata, Istanbul, Leyla, Lezzet, Memo, Meyhane, Pasha, Pera, Pierre Loti, Seven Hills, Sip Sak, Sophra, Sumela, Zeytin isimlerini hatırlıyorum. Hangisi, neredeydi, hatırlamıyorum. Hiçbirinde yemedim. Bir, Broadway’de, o zaman tadilat halinde olup, yakın zamanda açılmaya hazırlanan bir SaltBae hatırlıyorum. Virüsten sonra belki açılmıştır; belki ertelenmiştir. Bir de, Türk arkadaşın Amerikalı eşi, beni bir akşam Dyker Heights’taki ailelerin, evlerini Noel için nasıl süslediğini görmeye götürdü (meşhurmuş). Onun dönüşünde, Brooklyn’deki Taci’s Beyti’de yemek yedik. “Taci Abi”, lahmacun gibi lahmacun, İskender gibi İskender, karışık ızgara gibi karışık ızgara yapmıştı. Onu hatırlıyorum. San Diego’daki Türkler, Türk yemekleri konusunda o kadar şanslı değil. 2000’lerin başında, Pacific Beach’te, (o zaman 20, şu an 35 sene önce, çekilişten green card kazanarak New York’a gelmiş; sonra oralarda birilerinin ayaklarına bastığı için San Diego’ya kadar kaçmak zorunda kalmış) Engin Abi’nin Central Park isimli pizza dükkanı vardı. Pizza fırınında, vasatın altında pideler ve ekşi yoğurtla berbat bir hazır mantı yapar, özlemimizi giderirdi. Escondido’da, Türk bir ailenin işlettiği Bird House isimli restoran vardı. Vasatın altında ev yemekleri (zeytinyağlılar, kuru fasulye, pilav, vs) yapar, özlemimizi giderirdi. Bunlar dışında, Downtown’da, onların Yunan yemeği olduğunu iddia ettikleri yemekler yapan, İsrailli bir piyanist – şantör abinin Arapça, İbranice, Türkçe, Yunanca şarkılar söylediği, Arap bir dansöz ablanın oynadığı bir Yunan tavernası; Los Angeles’ın güneyinde, Ermeni bir abinin işlettiği, vasatın üstünde kebaplar yapan bir Ortadoğu restoranı vardı. Aralık 2019’da gittiğimde, San Diego’da Amerikalı bir arkadaşın yanında kalıp, şoförlüğümü de kendisine yaptırdığım için, yukarıda bahsettiğim Türk restoranlarının hiçbirine gidip, yerlerinde duruyorlar mı diye bakamadım. Ama başka bir Amerikalı arkadaşla Downtown’da buluşmaya gittiğimde, 4. Cadde’de, Sultan Baklava isminde yeni bir Türk restoranı açıldığını gördüm. Hemen içeri daldım. Abi Diyarbakırlı’ymış. “15 sene önce yoktun” dedim. “5 senedir buradayım” dedi. “İşler nasıl?” dedim. “Her gün daha iyiye gidiyor” dedi. “Oh, oh; Allah arttırsın” dedim. Amerikalı arkadaşı oraya davet ettim. Kendisi açmış; kebap yedi. Amerikalı olduğu için, ucundan tadamadım. Ben toktum; baklava yiyip, çay içtim. Baklava gibi baklava, çay gibi çaydı. Edindiğim izlenime göre, kebabın da kebap gibi olduğunu tahmin eder, San Diego’ya gidecek arkadaşlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

      San Diego ve ekonomisine geri dönersek, bağcılık, şarapçılık tecrübesi olanlar, tarımda; pazarlama, turizm – otelcilik eğitimi ve tecrübesi ile, ileri derecede hizmet sektörü tecrübesi olanlar, turizmde; iyi bir mühendislik eğitimi ile, yeterince mühendislik tecrübesi olanlar, teknolojide kalifiye iş bulabilirler. Özellikle pandemi münasebetiyle, sağlık çalışanlarının da, geçtiğimiz yıllara oranla, daha kolay iş bulabileceklerini düşünüyorum. San Diego genelinde, çok sayıda hastane, University of California San Diego özelinde, çok iyi bir üniversite hastanesi, onun ekosisteminde birçok araştırma enstitüsü ve Point Loma’da bir donanma sağlık merkezi mevcut. Asker olmayı göze alanlar için, yukarıda, San Diego’nun donanma şehri olduğunu özellikle belirtmiştim. Bunlar dışında, maç ve konserlerde güvenlik görevliliği, Downtown’da pedicab, Uber ve Lyft’te ulaşım, Amazon Flex’te dağıtım elemanlığı gibi, part-time ek iş imkanları da mevcut.

      İşe, eğlenceye gidip gelmek; genel anlamda “yaşamak” için, araba gerekli. 2000’lerin başında, toplu taşıma Metropolitan Transit System’ın otobüsleriyle sağlanıyordu. Ana hatlarda, saat başı gidip gelen otobüsler mevcut olsa da, istediğiniz zaman, istediğiniz yere gitmek için yeterli değildi. 2010’ların başında, yine Metropolitan Transit System tarafından bir tramvay ağı kuruldu. Kapsama alanı daha geniş, hareket saatleri daha sık olsa da, “yaşamak” için hala yeterli değil. New York’taki gibi bir “ağ” beklemeyin. Ben 2000’lerde kendime $3,000’a 10 yaşında bir Japon arabası alarak tüm ihtiyaçlarımı karşılayabilmiştim. Kendine $800’a 15 yaşında bir Japon arabası alan arkadaşım, arabasıyla sorunlar yaşamış, çokça tamir parası ödemişti. $10,000’a ikinci el Pontiac Trans-Am alan arkadaş da çok çekti. $17,500’a sıfır Toyota alan arkadaş çok rahat etti. Ama 20 yaşındaki adam, o kadar da parası varken, neden gidip kendine station wagon Toyota Corolla alır; hiçbirimiz anlayamadık 😃 Özetle, her ihtiyaca, her bütçeye göre araba var. Yetersiz toplu taşımada kendine eziyet etmeye gerek yok.

      Ben San Diego’da yaşarken, asgari ücret, saatte $6.75 idi. Part-time güvenlik görevlisi olarak, saatte $7.00 kazanıyordum. Yüksek lisans yapmakta olduğum üniversitede, part-time lisansüstü asistanı olarak saatte $10.10, part-time araştırma asistanı olarak saatte $13.70 kazanıyordum. Costco’da full-time POP pazarlama elemanı olarak saatte $75.00, Qualcomm’da full-time stajyer olarak saatte $80.00 kazanmışlığım da var. Vons isimli süpermarket zincirinde part-time kasiyerler, saatte $15.00 kazanıyordu (ve az buldukları için grev yapıyordu). İstanbul’da gittiğim özel liseden tanıdığım 3 yaş büyük “abi”m, yine San Diego’da, vasıfsız (yani öyle elektrikçi, tesisatçı falan değil) full-time inşaat işçisi olarak, saatte $33.00 kazanıyordu. Amerikalı kız arkadaşımın full-time oto tamircisi babası, saatte $40.00 kazanıyordu. Amerika’da full-time çalışma haftası 40 saat. Yaklaşık aylık maaşınızı, verdiğim saatlik ücret x 40 saat x 4 hafta formülüyle hesaplayabilirsiniz. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği lisans + San Diego State University İşletme Yönetimi yüksek lisans mezunu arkadaşım, 2003 yılında, bir Caterpillar şirketi olan Solar Turbines’de, senede $60,000.00 ile işe başladı. O sırada, San Diego State University MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $56,000.00 idi. Aynı dönemde, Harvard, Yale, MIT, Stanford MBA mezunlarının ortalama işe giriş maaşı, senede $250,000.00 idi. İşteki birinci senesinin sonunda, kendisine bir Audi TT; ikinci senesinin sonunda, peşinatı Türkiye’de pilot olan babasından gelmek üzere, kendisine fena olmayan bir mahallede, iki katlı, kapalı garajlı, müstakil bir ev aldı. Ekstra bir not olarak, yukarıda bahsettiğim Amerikalı kız arkadaşımın profesyonel beyzbol oyuncusu olan kardeşinin, senede $5,050,000.00 kazandığını da kayıtlara geçirmek isterim 🙂

      San Diego’da asgari ücret, şu an $12.00. Yukarıda bahsettiğim meslek gruplarının bugünkü yaklaşık maaşlarını, basit bir oran – orantı hesabıyla bulabilirsiniz.

      New York’ta asgari ücret, şu an $15.00. Deloitte isimli global şirkette kıdemli müdür olarak çalışan arkadaşım senede $500,000.00, Goldman Sachs’te kıdemli müdür olarak çalışan eşi senede $500,000.00, dış ticaret merkezi New York’ta bulunan bir Türk şirketinde genel müdür olarak çalışan abisi senede $500,000.00 kazanıyor. Bu arkadaşların evlerinde ev işleri ve çocuk bakıcılığı yapan vasıfsız Türk abla, saatte $22.50 kazanıyor.

      Giderlere gelirsek...

      Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde, 300 metrekare toplam alan üzerine oturtulmuş 150 metrekarelik, tek katlı, kapalı garajlı, 3+1, müstakil bir ev $150,000 - $200,000 aralığında satın alınabiliyordu. Aralık 2019’da yanında kaldığım Amerikalı arkadaşım, içinde oturduğu, okyanusa ve şehir merkezine yakın, genişçe 1+1 condo’sunu (kabaca, kiralanan apartman dairesine “apartment”, satılan apartman dairesine “condo” diyorlar) $190,000’a aldığını söyledi. Bugün, New York şehir merkezinde, Roosevelt’in doğduğu eve (bkz. Google) benzeyen, bitişik nizam, 2-3 katlı müstakil evler, 30-40 milyona gidiyor. Jennifer Lopez, Hudson Yards’daki condo’sunu 17 milyona almış (Big Bus’taki turist rehberi abimiz sağ olsun).

      Ocak 2001 – Nisan 2004 arası, San Diego'nun okyanusa ve şehir merkezine uzak, SDCCU Stadium (benim zamanımdaki adıyla, Qualcomm Stadium), Mission Valley Mall, San Diego State University ve Grossmont College'a yakın kesiminde bir 1+1'in, su faturası dahil aylık kirası $800 idi. Bir aylık kirayı depozito olarak alıyorlardı. Benim orada yaşadığım süre boyunca, hiç zam gelmedi. Aralık 2019'da gittiğimde, aynı dairenin aylık kirası, yine su faturası dahil $1,450 Dolar olmuştu. Şu an, aynı dairenin, New York şehir merkezindeki aylık kirası $3,900. Forumdaşlardan birinin, başka bir başlık altında söylediğine göre, aynı daire, Huntsville, AL’da, $500’a bulunabiliyormuş.

      2001 – 2003 arası, benim gittiğim devlet üniversitesinin yıllık ücreti $9,600 idi. San Diego’nun en iyi özel üniversitesinin yıllık ücreti $20,000 - $25,000 civarındaydı. Şu an devlet üniversitesinin yıllık ücreti $19,600. Özel üniversite ise, yıllık $57,200’dan gidiyor (Karşılaştırılabilen büyüklükler olsun diye, MBA ücretlerini yazdım. Ücretler, öğretim seviyesi ve bölüme göre büyük farklılıklar gösteriyor). New York’ta ise, Columbia, NYU ve Pace’in MBA ücretleri, bugün itibariyle yılda $80,000.

      2001 – 2004 arası San Diego’da $4-5’a yediğim burrito, bugün $7-8. New York’ta burrito yemedim ama, $10’dan aşağı bulabileceğinizi sanmam. 2001 – 2004 arası San Diego’da $7-8’a olduğum saç tıraşı, bugün $12. Aynı saç tıraşı, bugün New York’ta $30.

      Aklıma gelenleri, gücüm yettiği, dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Sürçülisan etmiş isem, affola. İhmal ettiğimi düşündüğünüz, merak ettiğiniz, cevap bulamadığınız başka San Diego sorusu olursa, yazın lütfen. Bildiğim bir konu ise, mutlaka cevap vermeye çalışırım.

      Allah’ın herkese gönlüne göre vermesi dileğiyle, saygılar...

      (Sondan 3. paragrafıma istinaden) Beş sene sonra, San Diego'ya bir güncelleme daha gelmiş 🙄

      10.jpg

      Gerçi beterin beteri var ama, Allah'tan bunun makul bir açıklaması var...

      11.jpg

      California içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: Los Angeles (California)

      Naçizane, sınırlı zamanda mutlaka görülmesi gerekenler: Hollywood Walk of Fame, Hollywood Sign, Griffith Observatory, Beverly Gardens Park, Santa Monica Pier, Venice Beach Boardwalk, Muscle Beach.

      Müze seviyorsanız: La Brea Tar Pits & Museum, Los Angeles County Museum of Art, Academy Museum of Motion Pictures, Petersen Automotive Museum.

      Turistik atraksiyon seviyorsanız (ya da sadece Amerikan kapitalizminin her şeyi paraya çevirebilme gücüne hayran kalmak istiyorsanız): Disneyland, Universal Studios Hollywood, Paramount Pictures Studios, Six Flags Magic Mountain, Knott’s Berry Farm.

      Saygılar…

      California içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: Los Angeles (California)

      Fiyatı biraz tuzludur ama, Hollywood Bulvarı’nda Hollywood Roosevelt var. Big Bus’ın ilk durağına da yürüme mesafesinde. Los Angeles’ı Big Bus’la gezer (Hollywood, West Hollywood, Beverly Hills, Santa Monica, La Brea, Melrose; görülmesi gereken her yerine de götürüyor), otele verdiğiniz parayı, taksi, Uber, Lyft, araba kirası masraflarından kurtararak telafi edersiniz. Los Angeles’ta, Beverly Hills dışında her yer sıkıntılı. Evsizler, müptelalar; sokaklar gerçekten nahoş. Ama Hollywood en azından turistik. Kimse kimseye yan gözle bakamıyor. En fazla, para isteyip, vermeyince arkandan küfür edebiliyorlar. Bir de “en ana” cadde olduğu için, sürekli polis devriyesi geçiyor. Bütçe varsa, kulaklarınızı da duyabileceklerinize tıkarsanız, Hollywood üzmez. Beverly Hills dışında, o korkunç sokak manzaralarını, Los Angeles’ın istisnasız her yerinde göreceksiniz zaten. Maalesef onun kaçarı yok. İyi yolculuklar ve iyi tatiller.

      California içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: San Diego

      @motosikletci, içinde söyledi: San Diego

      20 sayfalık diğer bir başlık vardı, Amerika'da nerede yaşamalıyım gibi bir şeydi adı. Onu 2 kere okudum. Mesajımı yanlış yere yazdıysam affola, ancak buradaki doyurucu bilgiden dolayı istemsizce içimi ve sorularımı buraya dökmek istedim.

      Doyurucu ve ayrıntılı olarak kaleme aldığı kıymetli yorumlarından dolayı syn. @kingocali ' ye ve geri kalan değerli forumdaşlara teşekkür ediyorum.

      @kingocali şu an Amerika'da mı yaşıyorsunuz?

      Rica ederim. Maalesef. Green card da "kazandım"; hala İstanbul'dan kurtulamadım.

      California içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: Amerika'daki ilginc deneyim ve gozlemleriniz

      @ibrahimasar, içinde söyledi: Amerika'daki ilginc deneyim ve gozlemleriniz

      Ucu ucuna şanslı ve ucu ucuna şanssız çok anımız var böyle ama Tamamı Amerikan toprakları dışında geçiyor. Bazlıları sebebiyle mitçi olmakla suçlanmışlıklarım var. Amerikada da değişik anılar biriktirebilmek dileğiyle. Bi mantı yiyemedik be @kingocali Kasım sonu yine bi İstanbul yapmayı planlıyorum. Yerim dersen yap planını.

      İnşallah! Allah gönlüne göre versin abicim.

      15 kere çekilişe başvurduk. 14'ünde çıkmadı. Gidemedik. 13.de çıktı. Önce virüs, sonra Trump, sonra Biden taş koydu. Gidemedik. Dava açtık. Kazandık. Hakim 2.250 kişi için 481 vize rezerve etti. Gidemedik. Bu saatten sonra Amerika'da anı biriktirebileceğimi zannetmiyorum kendi adıma. Bu aralar bırak evi, yataktan çıkma gereği bile duymuyorum valla. Foruma bile bugün tesadüfen baktım. Sen benim yerime de ye; sana afiyet şeker olsun abicim. Bu vesile ile, mantı üstadımızın da ellerinden öperim.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: AOS (Adjustment of Status) ile Green Card almak

      @cenkbey, içinde söyledi: AOS (Adjustment of Status) ile Green Card almak

      Herkese merhaba, DV2022 kazananıyım ve CN23XXX. 2020 ve 2021 Kcc ve konsolosluk mülakatlarını göz önüne aldığımda süreci Aos ile yürütmek daha mantıklı gözüküyor. Halihazırda geçerli B1/B2 vizesine sahibim ve yıl sonuna kadar süreç bu zamana kadar ki gibi ilerlerse, yılbaşından sonra Amerika'ya gidip 3 aydır Amerika'da bulunma süremi tamamladıktan sonra Uscis üzerinden devam ettirmeyi planlıyorum. CN'imin önceki yılların istatistiklerine göre; nisan-mayıs gibi cut off olacağını öngörüyorum. DS260 formumu 16 mayıs tarihinde gönderdim, mülakat yerimi Ankara olarak seçtim ve 10-15 gün içinde evrak talebi ve sonrasında 3-6 hafta içerisinde onayı bekliyorum.
      Sorularım şunlar:

      1- Nisan-Mayıs ayı gibi Uscis'e evraklarımı verip bir ay kadar sonrasına parmak izi randevusu alırsam, 30 eylül tarihine kadar mülakatımı gerçekleştirebilir miyim?
      2- Aos sürecinin farklı eyaletlerde farklı sürelerde süreceği düşünüldüğünde hangi eyalette süreci yürütmem mülakat sürecimi kısaltır?
      3- KCC'ye mülakat yerimi Ankara olarak belirttiğim için bu Aos yapmaya kalktığımda Uscis'te bir sorun teşkil eder mi?
      4- Uscis'te ki sürecin mali yıl içersinde yetişmeyeceğine kanaat getirirsem tekrar dönüp CP üzerinden Ankara'da mülakatımı yapabilir miyim?
      5- Aos yapmam durumunda eşimin B1/B2 vizesi olmadığından bu süreci tek başıma yürütmem gerekiyor; onun green card'ını alabilmesi ya da en kısa zamanda yanıma gelebilmesi için nasıl bir yol izlemem gerekir?
      6- Göçmenlik avukatları bu gibi bir işlemden ortalama ne kadar talep ederler ve önerebileceğiniz bir avukat var mı?

      Cevaplar için şimdiden herkese çok teşekkür ederim, sağlıkla kalın...

      @crazycells Üstat sorularınızı layıkıyla cevaplamış. Ben, müsaade ederseniz, kendi tecrübelerimle katkıda bulunmak isterim.

      Goh v. Blinken davasının kıdemli avukatı Charles Kuck, 1 Ekim'de yaptığı YouTube yayınında "If you are a DV-2022 selectee, and you haven't sent your documents to the KCC, you are a fool" dedi. DV-2021 tecrübesinden sonra, katılmamak elde değil. Evrak talebini beklemeseniz mi diye içimden geçirmiyor değilim. Hatta, aynı mail'in bir kopyasını konsolosluğa göndermeyi bile ciddi ciddi düşünürdüm yerinizde olsam.

      Bekar olduğum için, eşiniz konusunda yapılacak işlemler için bir fikir veremem ama, New York'taki bir Türk avukat, Adjustment of Status hakkındaki sorularımı cevaplamak için 200 Dolar'ımı aldı. AoS işlemleri için 2.500 Dolar istedi. Memphis'teki bir Amerikalı avukat, sorularımı cevaplamak için 300 Dolar'ımı aldı. AoS yapmamamı tavsiye etti. Haddim olmayarak, benim tavsiyem, bir süre Ankara'nın bu Fiscal Year'daki performansını gözlemledikten sonra, trendin Fiscal Year 2021'e benzemesi halinde, kesinlikle AoS yapmanız yönünde. Yılbaşına kadar gözlemleme kararınız da gayet makul bence.

      Sürecinizde bol şanslar... Allah sonunuzu bizimkine benzetmesin 🤲🏻

      Tüm Göçmen Kategorileri İlgilendiren İşlemler içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      @gucarslan, içinde söyledi: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      KARAR AÇIKLANDI!

      merakla beklediğimiz rezerv kararı nihayet aciklandi.
      bu karara göre J Mehta;

      • 6914 vize GoodluckvBiden
      • 481 vize GohvBlinken davacilarina

      vize dağıttılmasina karar verdi.
      GoH davacılarınin 2022 mali yil sonuna kadar vize almalarina emrederken, GoodluckvBiden davacıları içinse net bir tarih vermedi.

      açıkça söylemek gerekirse bu oldukça ama oldukça kötü bir rezerv kararı. yine de bütün davacılar için hayırlı olması dileğiyle..

      Hem davacı olan, hem de numarası yeterince küçük olan arkadaşlara hayırlı olsun.

      Bildiğim kadarıyla, Goh avukatları temyize gitmeyecekler (Son yayında, "Bizim işimiz 30 Eylül'de bitiyor" dediler). Biz artık DV-2023'e bakacağız. Ama Nicolette Glazer, kendi davalarını temyiz edecek. Darısı, yüzlerce Dolar'larını alan avukatları, vize alamayan müvekkilleri için temyize gidecek kadar haysiyet ve sorumluluk sahibi olan arkadaşların başına...

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      @gucarslan, içinde söyledi: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      KARAR AÇIKLANDI!

      merakla beklediğimiz rezerv kararı nihayet aciklandi.
      bu karara göre J Mehta;

      • 6914 vize GoodluckvBiden
      • 481 vize GohvBlinken davacilarina

      vize dağıttılmasina karar verdi.
      GoH davacılarınin 2022 mali yil sonuna kadar vize almalarina emrederken, GoodluckvBiden davacıları içinse net bir tarih vermedi.

      açıkça söylemek gerekirse bu oldukça ama oldukça kötü bir rezerv kararı. yine de bütün davacılar için hayırlı olması dileğiyle..

      Hem davacı olan, hem de numarası yeterince küçük olan arkadaşlara hayırlı olsun.

      Bildiğim kadarıyla, Goh avukatları temyize gitmeyecekler (Son yayında, "Bizim işimiz 30 Eylül'de bitiyor" dediler). Biz artık DV-2023'e bakacağız. Ama Nicolette Glazer, kendi davalarını temyiz edecek. Darısı, yüzlerce Dolar'larını alan avukatları, vize alamayan müvekkilleri için temyize gidecek kadar haysiyet ve sorumluluk sahibi olan arkadaşların başına...

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      @Onur37 @GKC "Dava sonuçlanmadan önce" diye, bu davanın sonuçlarından yararlanacak şekilde seçme ve transfer etme penceresinin çoktan kapandığını belirtmek için özellikle vurguladım. Hakim bir de 966 vize rezerve etmiş. O konsolosluklarda kimlerin mağdur edildiği, o vizeleri kimlerin alacağına kadar her şeyin belli olduğu sonucunu çıkarıyorum.

      Kağıt üzerinde, ilgili ülkenin vatandaşı ya da ilgili ülkede ikamet sahibi değilseniz, o ülkenin konsolosluğuna transfer talebiniz kesinlikle işleme konmuyor. Gerçek hayatta, ilgili ülkenin vatandaşı ya da ilgili ülkede ikamet sahibi olmadığı halde, cebinde yalnızca o ülkeden aldığı turist vizesiyle transfer talebi kabul edilenler olmadı mı? Oldu (Türkiye'de yatırımcı vizesine başvurunca, pazarlığın 1 milyon Dolar'dan açılıp; ABD'de başvurunca, işin 50.000 Dolar'a tatlıya bağlanması gibi). Avukat ricası / minneti / baskısıyla transfer talebi kabul edilip, o ülkeye girecek vizeyi alamadığı için zar zor aldığı mülakata gidemeyen bile oldu. Ama bunların hepsi, bahsi geçen ve davaya konu olan ülkeler dışında (belki Polonya hariç), hele ki bir hakimin konuyla ilgili verdiği zaten tartışmalı olan ve muhtemelen temyize gidecek karardan önce oldu. Bütün gözler oraya çevirildikten sonra, böyle bir şey olabileceğini hiç zannetmiyorum. Zaten bugüne kadar olan da, Orta Amerika, AB üyesi olmayan Doğu Avrupa ve Güneydoğu Asya gibi nispeten "rahat" yerlerde oldu.

      Ben şahsen, her şey bu kadar belirsiz ve her gün, hatta her saat değişiyorken, bu kararları alan filler bile kendi aralarında tepişiyorken, bugüne kadar konu hakkında herhangi bir karar vermeye cesaret edebilen 5 farklı hakim, 4 farklı gerekçeden, 3 farklı karar açıklamışken, sistemde bulunan (DS-260'tır, pasaporttur, soyadıdır, medeni haldir, hane halkı nüfusudur, mülakat yeridir) hiçbir şeyimi değiştirmezdim yerinizde olsam (Kağıt üzerinde yapılması gereken zorunlu değişiklikten değil, o değişikliğin yapılmasını zorunlu kılacak yaşam kararlarından bahsediyorum). Sular bir durulsun. Bence ne yapılacaksa, ondan sonra...

      Son olarak, şu ana kadar verilmiş bulunan karar ve ara kararlardan gördüğümüz kadarıyla, "mülakatlar uzatılmıyor". 30 Eylül'e kadar vizesini alamamış / alamayacak olanlar için vize rezerve ediliyor. Rezerve edilen / edilecek vizelerin ne zaman, nasıl dağıtılacağı henüz belli değil. Daha 2020 Gomez davasını kazananların bile vizelerini ne zaman, nasıl alacakları belli değil. Mehta'nın Gomez kararını "pek yakında" (artık her an) vermesi bekleniyor. 2021 davalarını kazananların vizelerini ne zaman, nasıl alacaklarıyla ilgili kararın verilmesi için de bir takvim belirlendi. Bu kararın Şubat 2022'den sonra belli olacağı kesin ( @gucarslan https://yesilkartforum.com/forum/topic/4281/dv2021-goodluck-v-biden-davası-mayıs-2021/662?page=34 iletisinde detaylarını paylaştı ). Ama karar açıklanmadığı, açıklanmasına daha en az 5 ay olduğu için, vizelerin ne zaman, nasıl dağıtılacağı belli değil. Şubat 2022 sonuna kadar da belli olmayacak.

      Şu an "uncharted territory"de yol alıyoruz. ABD göçmenlik tarihinin, bizim jenerasyonumuza denk gelen bölümünü yazıyoruz. Sonunda ne olacağıyla ilgili HİÇBİR ŞEY bilmiyoruz. Bildiğimizi düşündüklerinizi, başkalarından duyup öğrendikçe size iletiyoruz ve konu hakkındaki bilgimiz de çoğu zaman size ilettiklerimizle sınırlı oluyor. Sorduğunuz soruların bazılarının cevaplarını avukatlar, hakimler, Department of State bile bilmiyor. Zira, konu hakkındaki içtihat, o konuda yol aldıkça ortaya çıkıyor.

      Kalan süreçte sabırlı olalım. Çok olduk, sabır taşı olduk, çatladık; biliyorum. Ama yüzdük, yüzdük; kuyruğuna geldik. Az daha sabredelim. Umudumuzu koruyalım. Ama Titanik yolcularının da, o zaman, bizim şu anda yazmakta olduğumuz tarihin, kendi jenerasyonlarına denk gelen başka bir cildini yazmakta olduklarını aklımızdan çıkarmayalım. Bir ayağımız mutlaka yerde olsun. Öyle hayallerimizin rüzgarına kapılıp, uçup gitmeyelim...

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      Rai kararı, davacı olmayanlar için de geçerli. Karardan yararlanmak için tek gerek şart, mülakat yerini, dava sonuçlanmadan önce, COVID-19 sebebiyle, travel ban uygulanmış ülkelerden birindeki ilgili konsoloslukta (Vienna, Brussels, Prague, Tallinn, Helsinki, Paris, Frankfurt, Athens, Budapest, Reykjavik, Naples, Riga, Bern, Vilnius, Amsterdam, Warsaw, Lisbon, Bratislava, Ljubljana, Madrid, Stockholm, Johannesburg, Hong Kong, Dublin, Guangzhou, London, and Rio De Janeiro) seçmiş ya da dosyayı, dava sonuçlanmadan önce, buralara transfer ettirmiş olmak.

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      @ceronimo Olursa Ekim'e kadar; olmazsa DV-2023 🙂

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      Yatmadan önce, bir de iyi haber (bir iyi haber daha) paylaşmış olayım. Bu kararla, temyiz için, Mehta yalnız kalmamış ve elimiz biraz daha güçlenmiş oldu diyelim. En azından, maç artık ortada (Haber kaynağı yine Nicolette Glazer)...

      "Judge Chutkan came through big for #DV2021. In the Rai v Biden decision she ruled in favor of DV applicants and issued a preliminary injunction directing the expeditious adjudication of DV application before 30 September 2021 for those at COVID-19 related #travelbans.

      ** Defendants [shall] expeditiously process and adjudicate diversity visas prior to September 30, 2021, and to reserve diversity visas after September 30, 2021, for processing and adjudication at those embassies and posts impacted by the regional NoVisa Policy.

      ** Reserved 966 visas to be distributed to 2021 selectees’ applications awaiting adjudication at one of the following embassies and consular posts : Vienna, Brussels, Prague, Tallinn, Helsinki, Paris, Frankfurt, Athens, Budapest, Reykjavik, Naples, Riga, Bern, Vilnius, Amsterdam, Warsaw, Lisbon, Bratislava, Ljubljana, Madrid, Stockholm, Johannesburg, Hong Kong, Dublin, Guangzhou, London, and Rio De Janeiro.

      ** relief applies to everyone who was had selected at one of these consulate or was accepted for transfer, not only to the named Plaintiffs in Rai.

      ** this will be a huge windfall for everyone in the Filazapovich case and many of the Europe bound plaintiffs in Gjoci and Nepal cases."

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      Bir gece olsun huzur içinde uyutmuyorlar! Adını hepimizin bildiklerinin dışında, üç farklı (ve nispeten küçük) DV-2021 davasında (Pushkar v. Blinken, Serakova v. Biden ve Aminjavaheri v. Biden), üç farklı hakim (Kollar-Kotelly, McFadden ve Lamberth) ara karar açıkladı ve ihtiyati tedbir taleplerini (Kollar-Kotelly -- ki, kendisi göçmen dostu bilinen bir hakim -- Mehta'yla aynı fikirde olmadığı için, McFadden -- ki, kendisi Trump tarafından atanmış bir hakim -- Immigration and Nationality Act'e aykırı olduğunu iddia ettiği için, Lamberth -- ki, kendisi adil bulunan bir hakim -- Biden Trump'ın kararnamesini kaldırdığından beri konsoloslukların %100 kapasiteyle çalıştığı, dolayısıyla davacıların dava açmasına yer olmadığı sanrısına kapıldığı için) reddetti. Mehta'nın karşısında, hukukta kolay kolay olmayacak bir "cephe" oluştu. Utanmasalar, Mehta'yı Hindistan'a sınırdışı edecekler! Mehta, kendi kararını "düzeltip" leyhlerinde karar almazsa, davalı da, davaları güle oynaya temyize götürecek. Şu DV-2021 süreci başladığından beri, hayatımızda tek bir şey iyi gitti ya, SAF KÖTÜLÜK yeniden iş başında!

      Bundan sonrası da, duruşması Goh v. Blinken ve Goodluck v. Biden duruşmaları ile birleştirilmiş olan, Filazapovich v. Blinken davasının avukatından (Nicolette Glazer) alıntıdır:

      "Just wanted to give you an update on this morning status hearing in the Goh & consolidated Goodluck/Filazapovich matters. Predictably the government is opposing any visa preservation: in the words of the DOJ attorney the proper amount of visa to be preserved is zero. Another shameful display by the Biden DOJ.

      Judge ordered government to file a position on preservation by tomorrow and Judge Mehta will issue a decision by the 30th. Until we see the decision it is everyone guess what he would do but here are my observations.

      First, I think he has made up his mind and will preserve visas. The question is what the order will say. He appears very comfortable with the Gomez framework and because there is no class he is struggling to fit the facts into a Gomez type of relief.

      Second, he can more easily do a conditional reservation in the Goodluck/Filazapovich cases because they are at a preliminary injunction stage. He can preserve 22K visas (enough for every plaintiff in the consolidated cases) and then deal with final judgment and numbers at MSJ stage. Or he can do some sort of a predictive calculation and come up with a number around 9000 (sorta what he is comfortable with). But he has to issue a final judgment in Goh. He is struggling with the concept of being able to grant relief to all the named Plaintiffs on the erroneous opinion (in my view) that granting such a relief puts them in better position that they would be in any given DV year. He is calculating the odds at getting a DV visa at 40% in any pre-pandemic year. This is an oversimplification. He is not fully grasping that in pre-pandemic years the rank number is only relevant after 'all current' is called in oversubscribed consulates (over 2500 selectees filing DS260). The regional quota allocations basically takes out of the running only the top 10-15% (aprox) counting from highest number down from each region. And ppl end up without an interview because of the FY not because the cap is reached. So for anyone outside of this top range the chances at being called for an interview are pretty much 90%. The actual denial rate is about 26-30% in any given year. I'm horrible at math so don't ask me for numbers or calculation. But if he grants the Goh plaintiffs final relief by making x number of visas available when the 'x' is less than the total plaintiffs without a visa then this will be totally arbitrary. I don't think it will stand on appeal. Hopefully he will stand his ground and award visa numbers to all the Plaintiffs, this would be defensible as the usual relief given to a winner in litigation. Just because a visa number is allocated does not mean that the person will be granted a visa, so it is a relief that fits the wrong. But will see.

      Third, for anyone hoping that he will grant relief for everyone regardless of participation in litigation, I think this appear a non-starter for Judge Mehta. But don't despair. It does not mean that it cuts off chances of benefiting from the order and its legal consequences.

      Fourth, I have some really bad news. Two more DV2021 decisions were issued in the DC district court in solo mandamus lawsuits. The first one is a denial of a TRO/Preliminary injunction by a very immigrant friendly judge. Link: https://64ea1f59-15a5-4650-a461-1140e2c7eef3.usrfiles.com/ugd/64ea1f_b67403de77ea4278bf72707f17671f9a.pdf In a published memorandum opinion she basically disagreed with almost every legal conclusion judge Mehta made and has now created a polar split. The second one is by Judge McFadden (yes this is the judge in the Nepal case). He denied a TRO seeking preservation of a single DV2021 visa calling it an affront to the text of the INA. Link https://64ea1f59-15a5-4650-a461-1140e2c7eef3.usrfiles.com/ugd/64ea1f_95e1efef46214663b7b032e611e3d807.pdf The reasoning is at the end of the transcript. So, there is no way he will preserve visas (in the way Judge Mehta did in Gomez). Hopefully he will consider our other arguments that deal with equitable doctrines but this is not a good sign.

      Fifth, there are few other solo TROs floating. One is with Judge Lamberth and we desperately need him to rule in favor of that DV applicant. We have one we filed within Nepal and Judge McFadden ordered govt to respond by noon tomorrow. Will update. But bottom line is we need someone else to rule in favor of granting relief. Our best bet is probably Judge Nichols.

      Sixth, from the transcript in the TRO w judge McFadden it is clear that Govt is waiting for Judge Mehta to issue a final decision and they will appeal Gomez. I suspect that they will immediately appeal Goh also. And if the DV2021 plaintiffs that lost before Judge McFadden/Kotelly also appeal then all these cases may end up in a consolidated appeal. I don't like that both of the two judges in denying TRO basically viewed Judge Mehta's reasoning as an outlier and not supported by DC circuit precedent. The 'you-can't-jump-the-line-by-suing' is a very unsettling refrain but one that the DC circuit appears to have endorsed before.

      So, this is it for now.

      UPDATE: Judge Lamberth has denied the TRO in the solo mandamus case https://storage.courtlistener.com/recap/gov.uscourts.dcd.234947/gov.uscourts.dcd.234947.49.0.pdf He denied it on standing and reaffirmed his view that the only DV2021 with standing are those who were both DQ and current as of 24 February 2021 (when PP10014 was rescinded) AND the consulates are basically working on close to 100%. It is basically a non attainable burden of proof."

      Bir alıntı da, Kral Theoden'den gelsin...

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      @ceronimo, içinde söyledi: DV2021 Goodluck V Biden Davası (Mayıs 2021)

      @gucarslan hükümet minimum sayıda önerecektir diye düşünüyorum. Ben dinleyemedim neden Mehta'yı pozitif buldunuz?

      Olmaz dediğimizin olduğu, görmeyiz dediğimizi gördüğümüz, yaşamayız dediğimizi yaşadığımız böyle bir senede, olan, gördüğümüz, yaşadığımız onca şeyden sonra ve özellikle de davacılar için, bundan daha olumlu bir duruşma hayal edemiyorum açıkçası. Bence, bu sene başımıza gelmiş en (tek?) olumlu şey bu duruşma. Ha, bende bu şans varken (13. başvurumda kazanmış olmam, yüksek bir dosya numarasına sahip olmam, kazandığım dönemin Trump gibi bir "şey"in ABD'ye başkan olduğu, bir virüsün dünyada 4,5 milyon insan öldürdüğü seneye denk gelmiş olması hasebiyle), özellikle de ben bunu söyledikten sonra, hakim rezervasyon adedinin belirlenmesinde davalıyı haklı bulur ve nihai kararda 3 (yazı ile, "üç") vize rezerve eder; hakim vize rezerve eder ama, Ankara "Benim kapasitem yok; ben mülakat tarihi vermiyorum" der; davalı davayı temyize götürür ve birkaç ay, belki sene daha kaybederiz; temyizden olumsuz karar çıkar, vs, vs; onlar ayrı. Zira, işin o kısmı "remains to be seen"...

      Bundan sonrası, Goh v. Blinken avukatlarının (ImmPact Litigation Team) duruşma özetinden alıntıdır:

      "Today the District Court for the District of Columbia held a status conference to discuss the potential reservation of diversity visas beyond the September 30 fiscal year deadline. The Court began with questions for Charles Kuck on behalf of Goh Plaintiffs. Mr. Kuck explained that first and foremost, the Court should reserve visas specifically for Goh Plaintiffs. To show that the number was reasonable, the Goh team had first argued that Defendants’ bad faith administration of the DV-2021 program meant that the court should reserve enough visas to make sure all 55,000 visa numbers were used. Or, in the alternative, the Court should reserve a large percentage of remaining visas, at least 20,000, proportional to the Department of State’s proven ability to process other types of visas.

      Judge Mehta expressed some hesitation that such an order for named plaintiffs from Goh and the Goodluck cases would actually put plaintiffs in a more advantageous position than they would have been had the government behaved lawfully throughout. Mr. Kuck, and Rafael Urena on behalf of Goodluck plaintiffs, urged that named plaintiffs had brought these claims and deserved to have the chance to benefit from relief ordered.

      The government attorney argued that the reservation of visas for plaintiffs would effectively rewrite the Immigration and Nationality Act to allow plaintiffs to jump ahead of non-plaintiffs. Mr. Kuck explained that DoS targets the number of selectees to get to approximately 55,000 per year, and that a significant number of selectees either do not pursue or do not qualify for diversity visas. It would be inappropriate, therefore, to try to level plaintiffs’ chances to what their chances would have been amongst all DV-2021 selectees.

      In the end, Judge Mehta said that perhaps an order specific to plaintiffs would not be unfair to non-plaintiffs. Rather, it is the end of fiscal year 2021 that naturally disadvantages plaintiffs, because they would no longer be eligible for visas without this lawsuit anyway.

      Mr. Kuck argued that because summary judgment has already been granted to Goh plaintiffs, DoS should process any reserved visas immediately, and the court should order the government to complete all adjudications of reserved visas for Goh Plaintiffs in fiscal year 2022.

      The government attorney argued that the court should not reserve any visas. Judge Mehta asked government counsel, if he disagrees with them, do they have a number or a framework to suggest for how many visas should be reserved? The government attorney said they had not discussed the matter with Department of State. Judge Mehta requested that the government file something by 5:00 p.m. tomorrow, September 28, explaining this issue.

      Judge Mehta announced he would make his decision by September 30."

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: Amerika'da MBA yapmak?

      @ahsenn, içinde söyledi: Amerika'da MBA yapmak?

      @kingocali
      Hocam cevabınız için çok teşekkür ederim .
      İçime su serptiniz , uzun süredir tıpla ilgili bir miktar kuşkularım vardı , açıkçası mezun olduğum fakülte çok güzel bir fakülte, hocaları çok kıymetli , İstanbul tıp fakültesi mezunuyum , fakat gene de insan bazen arabaya düşüyor , kararlarından emin olamayabiliyor . MBA tavsiyenizi not aldım , verdiğiniz bilgiler inanın çok kıymetli . Sizin yazılarınızı okuduktan sonra iş deneyimi kazanıp o şekilde MBA yapmaya karar verdim .
      Burada 2 farklı yol var aslında , ya tusa girip MD olmak ve daha sonrasında MBA yapmak ( aslında usmle’ye hazırlanmak istiyorum fakat ücreti biriktirmem için çalışmam gerekli ) ve sonucunda MD olarak j&j , Roche gibi büyük ilaç firmalarına girmek yahut kendim küçük çaplı ürün fikirlerimi hayata geçirmek
      2. Seçenek ise medikal scientific liason olarak bir ilaç firmasına girmek deneyim kazanmak sonra MBA yapmak . Açıkçası MD olup olmamak konusunda çok kararsız kaldım. fakat her iki seçenekte de ilaç şirketine girip deneyim kazanmak istiyorum
      Ve çok haklısın 21yy da artık her meslekte ömrün boyunca birer öğrencisin . Bizim fakültede çok güzel bir gelenek vardır , kep atılmaz , hocalar siz ömür boyu öğrencisiniz , okumak hiç bir zaman son bulmaz derler 🙂
      Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz çok fazla kişiye burada ışık oluyorsunuz umarım biz de ileride sizin için bir şeyler yapabiliriz 🙂

      Rica ederim. Yardımcı olabildiysem ne mutlu. Kendim için bir şey istiyorsam, namerdim 🙂

      Ben, kelime seçiminizden, uzmanlığa devam etmenin seçenekler arasında bulunmadığı izlenimini edinmiştim ama, öyle bir ihtimal varsa, kesinlikle MD'ye devam edin. Hiçbir işinize yaramayacağını düşünseniz bile devam edin. Hayatın ne zaman, ne göstereceği hiç belli olmuyor. Ve hayat karşınıza en düşünülemez olanı çıkardığında, o fırsattan yararlanıp yararlanamayacağınızı, o ekstra adımı atmaya karar vermiş ya da vermemiş olmanız belirleyebiliyor.

      Hayatınızın istediğiniz gibi olacağını garanti edemem. Ama hayatınız boyunca, fazla donanımlı olmanın hiçbir zararını görmeyeceğinizi garanti ederim 🙂

      İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu bir arkadaşım var. Mezun olur olmaz, o zaman küçük olan bir ilaç şirketinde Satış Temsilcisi olarak işe girdi. Benimle birlikte, İstanbul Üniversitesi'nde, Pazarlama Yönetimi yüksek lisansı yaptı. Mezun olunca, Medical Science Liaison'luğa, oradan da Liaison Manager'lığa terfi etti. Şansına, şirket de bu süreçte epey büyüdü. Adam kendine kariyer yaptı. Bir yandan kripto para piyasalarında, diğer yandan tarım alanında yatırımları var.

      Demem o ki, Medical Science Liaison her zaman ve her türlü olunur. Ama şu an devam etme imkanı varken okulu bırakır ve sonradan pişman olursanız, dönüp MD olmak o kadar kolay olmaz. Özetle, imkan varsa, MD'ye devam... Zira, Medical Science Liaison'luk ve MBA, zamanlaması daha esnek ve uygulaması daha kolay şeyler...

      Ayrıca, doktora seviyesinde bir eğitimden mezun olabilmek için en az 3.0 ortalama gerekiyor. 3.0 ortalamanız olmadan mezun olamayacağınız için, doktorayı bitirdiğinizde, MBA programlarında istenen 3.0 ortalamayı da otomatik olarak sağlamış oluyorsunuz 😃

      Yüksek Lisans ve Doktora içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      @gucarslan, içinde söyledi: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      @kingocali o kadar umutsuluğa kapılmayın..
      bakarsınız sondan başlarlar biz de faydalanırız bu karardan 🙂

      Biz, DV-2021 davacıları olarak, class talebi olmayan, hatta olan tek class talebi reddedilen davalardan class kararı çıkartmayı başarmış, talihsizliğiyle, Amerikan hukuk sistemini değiştirmiş bir nesiliz. Bir 💩tan (Şair, bu kıtada, chocolate mousse'e atıf yapmaktadır) faydalanamayız 😀

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      @keysnambır, içinde söyledi: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      @kingocali https://yesilkartforum.com/forum/post/229378

      Paylaştıktan sonra gördüm. @gucarslan 'ın paylaşımından detayları okudum. Ekim'in ikinci haftası DV-2023'e başvurmak üzere, yarın fotoğraf çektirmeye gideceğim inşallah 🙂

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: DV2021 Goh v. Blinken Davası (Mart 2021)

      ImmPact Litigation Team'den resmi bir duyuru almamış olmakla beraber, konsorsiyumun başka bir avukatından (beni bireysel olarak da temsil ediyorlar), Goh v. Blinken davasının, davacılar lehine sonuçlandığına, Yargıç Mehta'nın, Department of State'in DV dosyalarını işlemekte geç kalmasını "yasadışı" bulduğuna ve dosyaların derhal işlenmesini emrettiğine dair bir e-mail aldım. Dosyası, o tarihe kadar hala işlenmemiş olanlar için de, Eylül sonunda bir "status meeting" yapılacakmış. Gerçek ise (zira, hala inanamıyorum), tüm DV-2021 kazananlarına hayırlı olsun!

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • RE: [Arşiv] DV2021 (2021 Green Card Lotosu) Asamalari

      Arka planda anlaşmaya ve yalnızca küçük bir gruba relief sağlamaya çalıştıklarının belgesi:

      https://yesilkartforum.com/forum/topic/4011/dv2021-rosales-v-biden-davası-ocak-2021/263

      Şahsımın ve 11 DV-2021 davasının 5'inin avukatı olan Nicolette Glazer'ın, bütün davacıların mutlu sona ulaşamayacağını düşünmemizin gerekçesi:

      https://yesilkartforum.com/forum/topic/4011/dv2021-rosales-v-biden-davası-ocak-2021/276

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      kingocali
      kingocali
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    • 15
    • 16
    • 1 / 16