• Kategoriler
    • Güncel
    • Popular Topics
    • Best Posts
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Arama
    • Kayıt Ol
    • Giriş
    1. Ana Sayfa
    2. kingocali
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    kingocaliK Çevrimdışı
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 25
    • Konu 0
    • İleti 319
    • Gruplar 1

    İleti

    Güncel En İyi Tartışmalı
    • RE: Kanada/Amerika Dil okulu için tavsiyeler/fikirler/düşünceler

      @Nothing-Man @halilk2020 arkadaşımız, sanayide iş bulmak için nasıl bir İngilizce seviyesi gerektiğini ve bunu nasıl belgelemesinin bekleneceğini sormuş. Ona cevaben yazdım.

      Gerek https://yesilkartforum.com/forum/topic/3765/sat-komandosu-eğitimi-almış-birisi-gc-a-başvurabilir-mi?_=1605218625607 , gerek https://yesilkartforum.com/forum/topic/2165/amerika-ya-büyük-umutlarla-gelip-mutlu-olamamak/177?_=1605218625611 başlıkları altında, "Aman, ben ettim; siz etmeyin. Eğitimini aldığınız, tecrübesini kazandığınız bir mesleğiniz varsa, gittiğiniz yerde ondan vazgeçmeyin. Amerika'da başarılı olduğunu gördüğüm kim varsa, mesleğinde ısrar edip, onu ileriye götürmeye çalışanlardandı. Uber'cilikle, Amazon Flex'çilikle bir yere varılmaz. Kendinize yazık etmeyin" temalı fikirler beyan ediyorum. Allah da, karşıma hep, gül gibi, üstelik Amerika'da da yapabileceği mesleği olup (SAT komandosu, polis, doktor, muhasebeci), yapmak istemeyenleri çıkarıyor :D Tabii ki seçim sizin ama, ben Amerika'da bir mesleğim olmamasından çok çektim. Bir mesleği olup, Amerika'da onu yapanların da ne kadar başarılı olduklarını gördüm. Sizler her "Yapmayacağım" dediğinizde, ben bir adım daha yaklaşıyorum kalp krizine :D

      Dosya numaram 38 binlerde olduğu için, green card'dan pek ümitli değilim. Bu sene çekilişe tekrar başvurdum. 2001'de, ben de Amerika'ya önce dil okulu için gitmiş, sonra yüksek lisans, sonra üniversitede asistanlık, sonra staj yapmış, ama günün sonunda bir mesleğim olmadığı için, bana H1 getirecek bir iş bulamayarak, memlekete dönmek zorunda kalmıştım. Zaten ondan sonra da işimiz green card çekilişlerine kaldı. 13. denememde, 38.000. sıradan kazandım. Pandemi, Trump Başgan, terör alarmı derken, buraya kadar olan hikayem, çekilişe 14. defa başvurmamla sonuçlandı. Zaten o yüzden yırtıyorum kendimi, "Bir mesleğiniz varsa, onun üzerine gidin. İşiniz 6.750.000 kişinin başvurup, 132.000 kişinin seçilip, 55.000 kişinin vize alabildiği bir çekilişe kalmasın" diye :)

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Kanada/Amerika Dil okulu için tavsiyeler/fikirler/düşünceler

      @halilk2020 Amerika'da, İngilizce yeterliliğinin belgelenmesi için sertifika ve / veya sınav sonucu talep edilmesi, yalnızca okul başvurularında karşılaşılan bir durum.

      İş görüşmesi için, Fortune 500 listesinde ilk 200'e giren teknoloji şirketine de, dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketine de, Amerika'nın ikinci büyük eczaneler zincirine de, plastik parça imalatı yapan KOBİ'ye de, gıda imalatı yapan yabancı patrona ait KOBİ'ye de, internet tarihinin, pazara en hızlı giriş yapan ürününü sunan, scale-up aşamasındaki teknoloji girişimine de, sivil toplum örgütüne de, sanat kumpanyasına da, üniversiteye de, asker alma bürosuna da gittim. Onlarca mülakata girip çıktım. İngilizce sertifikası ya da İngilizce sınav sonucu soran, kendisi İngilizce sınavı yapan işverenle hiç karşılaşmadım.

      CV'sinde gördüklerini beğenirlerse, adayı mülakata çağırıyorlar. Amerikalı'ya ne soruyorlarsa, yabancıya da aynısını soruyorlar. Adayın verdiği cevapları beğenirlerse, (belki ilk mülakattan, belki birkaç mülakat turundan sonra) onu işe alıyorlar. Beğenmezlerse, almıyorlar.

      Adayın verdiği cevapların değerlendirilmesinde, adayın kendisine sorulan soruyu anlaması, mülakatçının da adayın verdiği cevabı anlaması, yazılı olmayan bir ön şart olduğu ve karşılıklı anlaşılıp anlaşılamadığı ilk 30 saniye içinde zahmetsizce anlaşılabilen bir şey olduğu için, hiçbir Amerikalı işveren, kendi memleketinde işe eleman alırken, sertifikayla, sınavla uğraşmıyor (Belki, örneğin, Almanya'da çalıştırmak için eleman alıyorsa, Almanca testi yapıyor / istiyor olabilir).

      Siz sanayi özelinde sormuşsunuz. Müsaade ederseniz, ben konuyu tüm teknik alanlara genişleterek cevap vermek isterim: İfası için, teknik bilgi, birikim, beceri gereken tüm mesleklerde, İngilizce yeterliliği (ya da yetersizliği) daha az sorun oluyor (Lakin, tekraren, bunun somut bir limiti / derecesi yok).

      Örneğin, bir şirketin hukuk müşaviri olacaksanız, son derece ağır bir dille yazılmış kanun, yönetmelik, tüzük ve içtihatları okumak, bu konularda gelecek soruları anlamak, cevaplamak, iş çözümsüzlükle sonuçlanırsa, derdinizi, kendi memleketinin eliti olan hakimlere anlatmak zorundasınız. Hafif bir İngilizce'yle altından kalkmak mümkün değil.

      Ama örneğin, konusuna hakim, alanında yetkin bir tasarım mühendisiyseniz, "Orası öyle olmaz. Böyle olmalı" deyip, ekranda çizdiğiniz şeyi parmakla göstermeniz, çoğu kez yeterli olacaktır. Çalışmaya başladıktan sonra, İngilizce'niz zaten gelişecek, işinizi iyi yaptığınız sürece, çevrenizdeki insanlar, İngilizce'niz gelişene kadar geçecek süreyi ve o zamana kadar yapacağınız ufak tefek hataları görmezden gelecektir.

      Üç tane örnek vermek isterim:

      1. Yukarıda bahsettiğim, internet tarihinin, pazara en hızlı giriş yapan ürününü sunan, scale-up aşamasındaki teknoloji girişiminde çalışırken, bir gün, işe, söylediklerinin ancak %25'i anlaşılabilen Çinli bir elektronik mühendisi başladı. İngilizce'si berbattı ama, belli ki mülakatta, kendisinin, kendisinden beklenenleri yapabileceğine dair güven verebilecek performansı gösterebilmiş. Nitekim kadın, şirketin uzun zamandır çözüm üretilemeyen en büyük problemini, işe başladığı gün çözdü. O gün itibariyle, o kadını, kendisi istemediği sürece, hele ki İngilizce'si yüzünden, şirketten atabilecek bir güç kalmadı :D

      2. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni bitirmiş bir arkadaşım, mezuniyetinden sonra, Türkiye'de 1 yıl Tasarım Mühendisi olarak çalıştı. Sonra sıfır İngilizce'yle New York'a gitti. Dil okuluna başladı. 1 yılı aşkın süre devam etti. Dil okulunda okuduğu süre boyunca, önce pompacılık (o zaman öyle bir meslek vardı; Amerika'da artık yok), sonra taksi şoförlüğü, sonra limuzin şoförlüğü yaptı. Dilini kabul edilebilir seviyeye getirdikten sonra (ki, o seviye, söylemeye çalıştığım gibi, teknik alanlarda nispeten daha düşük; üstelik durum, hem okulda, hem işte böyle), City University of New York'ta Makine Mühendisliği yüksek lisansı yaptı. Okul bitince, Türkiye'de olduğu gibi, Tasarım Mühendisi olarak iş buldu. Zaman içinde, Mühendislik Müdürü oldu. Şu an ise, Genel Müdür. Doğru yaptıkları: 1. Tüm dünyada geçerli, tüm dünyada aşağı yukarı aynı şekilde yapılan bir mesleğin eğitimini almış olmak. 2. O meslekte iş tecrübesi edinmiş olmak. 3. Bir süre düşük yaşam standartlarında yaşamak zorunda kalsa da, dilini geliştirmeye yeterince zaman ayırmış olmak. 4. Amerika'da, Türkiye'de eğitimini aldığı, tecrübe kazandığı alanda, eğitimini ileriye götürecek (aynı zamanda, Türkiye'de aldığı eğitimi meşrulaştıracak) okulu, bölümü ve öğretim seviyesini seçmiş olmak ( Başkası olsa, bu teknik eğitimin üzerine, sırf öylesi daha kolay diye, Radyo - Televizyon falan okur, memlekete dönüp, yalaka medyada, gazı bol, içeriği bomboş, "Gençler, temel bilimler okuyun, mühendislik okuyun; memleketi kalkındırın" programları yapardı :) ). 5. Eğitimini aldığı, tecrübe kazandığı meslekte iş aramak. Şansı: Bulmak :D

      3. (Burssuz) Bilkent Üniversitesi İşletme Yönetimi lisans programını bitirmiş bir arkadaşım, Türkiye'de faaliyetleri olan global bir Amerikan şirketinin İstanbul ofisinde, denetçi (en geniş bakış açısıyla, "muhasebeci" diyebiliriz) olarak işe başladı (Sanayi işi olmasa da, tüm dünyada geçerli, tüm dünyada aşağı yukarı aynı şekilde yapılan, kuralları belli, teknik bir alan). Özel sektör için oldukça düşük bir maaşa, 4 sene, gece - gündüz çalıştı. Şirketin avantajları, 1. İşe başlamadan önce, 3 haftalık bir işe hazırlık eğitimi vermesi, 2. Senede en az bir defa, 1-2 haftalık, iş başı, yenileme / güncelleme / tazeleme eğitimleri vermesi, 3. Her 3 kişilik çömez ekibinin başına, takıldıkları yerde soru sorabilecekleri, işi öğrenebilecekleri, hata yaptıklarında arkalarını toplayacak bir kıdemli denetçi koyması, 4. Mesaiye kaldıkları zaman, ekip üyelerinin tüm masraflarını (bulundukları yere göre, otel, yol, yemek, vs), hiçbir sınır koymak ve hiç vakit kaybetmeksizin karşılaması idi. 4. senesinin sonunda, arkadaş, New York'taki genel merkeze "Ben Niy Yoyk'ta çayışmak iştiyoyum. Geyebiyiy miyim amca?" diye mail attı. Amerika'da okul tecrübesi yok. Amerika'da iş tecrübesi yok. Green card'ı, çalışma izni; hiçbir şeyi yok. Amerika'ya turist olarak bile gitmemiş. Özel lise ve özel üniversite dışında, hiç İngilizce konuşmamış. "2 hafta içinde gel, başla" dediler. Gitti, başladı. Gittiğinde, gerekli sertifikasyona bile sahip değildi. CPA sınavına girdi. İlkinde beceremedi. İkincisinde aldı. (Geçici olarak) Türkiye'ye döndü. SMMM sınavına girdi. İlkinde beceremedi. İkincisinde aldı. (Kalıcı olarak) Amerika'ya döndü. Önce Denetçi'ydi. Sonra Kıdemli Denetçi oldu. Sonra Müdür oldu. Sonra Kıdemli Müdür oldu. Şu an ise, Partner. Daha üstü yok. Bonuslar hariç, yılda 500.000 Dolar kazanıyor. Doğru yaptıkları: 1. Tüm dünyada geçerli, tüm dünyada aşağı yukarı aynı şekilde yapılan bir mesleğin eğitimini almış olmak. 2. O meslekte iş tecrübesi edinmiş olmak. 3. İstediği şeyi erken yaşta tespit edip, tüm adımlarını kendisini ona ulaştıracak şekilde atmak. 4. İstediği şeyi talep edecek özgüvene ve medeni cesarete sahip olmak. 5. Amerika'da, Türkiye'de eğitimini aldığı, tecrübe kazandığı alanda, eğitimini ve tecrübesini ileriye götürecek (aynı zamanda, Türkiye'de aldığı eğitimi ve edindiği tecrübeyi meşrulaştıracak) sertifikasyonu almak için çaba göstermek. 6. İşler istediği gibi gitmediğinde moralini bozup, pes etmemek. Şansı: Kendisini, istediği yöne götüren yola sokacak, önünü açacak, "Yürü ya kulum" diyecek o ilk işi, olabilecek en iyi yerde bulabilmiş olmak :D

      Kanada hakkında bilgi sahibi değilim. Sorunuzun kapsamına Amerika dahil değilse, vaktinizi harcadığım için özür dilerim :)

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Federal Hall National Memorial, New York

      Eskiden bu binanın yerinde olan bina, New York'un ilk belediye binası, temsil hakkı vermeden vergi toplayan III. George'a başkaldıran bildirinin hazırlandığı yer, ilk konfederal kongre binası, ilk konfederal hükümet binası, ilk federal kongre binası, ilk federal hükümet binası ve ilk başkan George Washington'ın yemin edip göreve başladığı yermiş. Sonra onu yıkıp, yerine gümrük binası olarak bunu yapmışlar. Şimdi ise, bina, yerine geçtiği eski binanın tarihi önemini anan / anlatan bir müze olarak kullanılıyor.

      67.jpg

      68.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Grand Central Terminal, New York

      55.jpg

      56.jpg

      57.jpg

      58.jpg

      59.jpg

      60.jpg

      61.jpg

      62.jpg

      63.jpg

      64.jpg

      65.jpg

      66.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Wall Street, New York ( İnsanlar, hayvancağızı 7/24 bir türlü rahat bırakmadıkları için, Charging Bull'u adam gibi çekmek nasip olmadı :) )

      51.jpg

      52.jpg

      53.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @sibemo Rica ederim. Yazdıklarınız, teknik bir alanı çağrıştırıyor. İşinizde iyiyseniz, teknik alanlarda, İngilizce daha az dert ediliyor. Patron yabancıysa, şirkette çalışan çok yabancı varsa, şirket yabancılarla, (sizin durumunuzda) özellikle de Türkler'le iş yapıyorsa, İngilizce'nin bir handikap olarak karşınıza çıkma ihtimali azalıyor.

      Bahsettiğiniz sektör hızlı büyümekte olan bir sektörse, yetişmiş eleman açığı varsa ve / veya olması öngörülüyorsa, Junior olarak iş bulma ihtimali artıyor.

      Yine de, hedef o işi Amerika'da yapmaksa, mesleki gelişimden zaman arttırıp, İngilizce'ye de yatırım yapmakta fayda var. Orijinal dilinde dizi izleyip, konuşanları taklit etmeye çalışmak olur; (pandemi nedeniyle epey azaldılar ama) sokakta turist yakalayıp konuşmak olur; kursların konuşma atölyelerine katılmak olur; konuşmayı geliştirmenin tek yolu konuşmak. Amerika'ya gitmeden (İngilizce konuşmak zorunda kalmadan) İngilizce konuşmak zor ama, özellikle göçmenler için İngilizce işi de, Amerika'ya bırakılamayacak kadar hayati. O yüzden, bulduğunuz her fırsatta konuşmaya çalışmanızı tavsiye ederim. Başarılar...

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      FDR Drive, New York

      New York'ta, gayrimenkul fiyatlarının fahişliğine, kullanılacak yer kalmamış olmasına, aynı alana, aynı anda, farklı işlevler yüklenmek zorunda kalınmasına bir diğer örnek. Çevreyolu (FDR Drive), üniversitenin (Rockefeller University), kelimenin tam anlamıyla "içinden" geçiyor...

      45.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @serkanist SAT komandosu olan arkadaş da, forumdaşımız olan arkadaşı vasıtasıyla aynı cevabı vermişti :)

      Benim 3 yıl, 3 ay, 13 günlük Amerika tecrübemin özeti şudur ki, Amerikalılar yalnızca bilgi, birikim ve beceri seviyeleri kendilerinin üzerinde olan insanlara saygı duyuyorlar. Bu profildeyseniz ve aşırı ırkçı bir çevrede değilseniz, Amerikalı olmanızın, göçmen olmanızın, turist olmanızın, geçerken uğramanızın, İngilizce seviyenizin bir önemi yok. Bu profile uyuyorsanız, her türlü uyum sağlıyorsunuz ve iyi para kazanıyorsunuz.

      Ben Amerika'dayken, Amerika ortalamasına göre bile iyi bir eğitimim, Amerika ortalamasına göre bile iyi bir İngilizce'm vardı. Ortaokul ve liseyi, Türkiye'de özel bir lisede, İngilizce okudum. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği'ni birincilikle bitirdim. Amerika'da önce dil okuluna gittim; English for Academic Purposes ve Pre-MBA programlarını bitirdim. Sonra üniversiteye gittim; MBA yaptım. MBA'imi yaparken, 2 farklı hocanın lisansüstü asistanlığını yaptım; araştırma asistanı olarak, 6 farklı araştırma projesinde çalıştım. Okul bitince, Fortune 500 listesinde ilk 200'e giren Qualcomm'da staj yaptım. Yine de bana H1 getirecek bir iş bulup, Amerika'da kalamadım.

      Kalabilmiş arkadaşlarıma -- şimdi bir adım daha ileriye gidiyorum; Türkiye'de (burssuz) Bilkent Üniversitesi İşletme Yönetimi lisans programını bitirdikten sonra, Türkiye'de faaliyetleri olan global bir Amerikan şirketinde işe başlayıp, İstanbul ofisinde 4 sene (5 değil, bak!) çalıştıktan sonra, New York'taki genel merkeze mail atarak, "Ben Niy Yoyk'ta çayışmak iştiyoyum. Geyebiyiy miyim amca?" yazdıktan sonra, "İki hafta içinde gel, başla" cevabını alan; şu an şirkete ortak olmuş ve senede, bonuslar hariç, 500.000 Dolar kazanan lise arkadaşıma bakıyorum. Bende olmayan ortak özelliklerinin, meslek ve o mesleği yapagelmiş olmaktan kaynaklanan mesleki bilgi, birikim ve becerilere sahip olmaları olduğunu görüyorum. Tereddütte kalmamanız açısından söylüyorum: Benim eğitimim hala daha iyi. Benim İngilizce'm hala daha iyi.

      Söylemeye çalıştığım şeyin mükemmel bir örneği olduğu için, araya bir anekdot iliştirmek istiyorum: Benim, ilk çocukları Amerika'da doğduğu için Amerikan vatandaşı, ikinci çocukları pandemi nedeniyle zamanında Amerika'ya uçamadıkları için Türkiye'de doğmuş ve Türk vatandaşı kalmış iki çocukları olan, karı-koca uzman hekim, iki arkadaşım var. Koca (ilkokul arkadaşım), Anestezi Uzmanı. Amerika'nın en çok kazandıran mesleği. Yenge, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı. Amerika'nın en çok kazandıran 3. mesleği. Yeminler etmiş gibi tutturmuşlar; Amerika'da mesleklerini yapmayacaklarmış! Koca diyor ki, "E2'm gelene kadar (B1/B2'yle gittiler) Uber'cilik, vs yaparım. E2 için de, pizzacı falan açarım". Neymiş? Lisansı / Yüksek lisansı kabul ediyorlarmış, ama uzmanlığı kabul etmiyorlarmış. Uzmanlığı baştan yapmak zorunda kalırlarmış. Yahu, zaten 15 senedir o işi yapıyorsun. Artık her şeyi ezbere biliyorsun. Bildiğin materyali baştan öğreniyormuş gibi yapmak ne kadar zor olabilir ki?

      Şahsen, hayatımı derinden ve olumsuz etkilemiş bir başarısızlık yaşamış olmam, o başarısızlığın nedenlerini sorgulamış ve tespit etmiş olmam, başarısızlığımı, pek herkesin yapmayacağı şekilde, nedenleri ve sonuçlarıyla, çevremle açıkça paylaşıyor olmam, buna rağmen, çevremdekilerin, beni başarısızlığa sürüklemiş hataları aynen yapmakta ısrar ettiklerini görüyor olmam hasebiyle, bunları okuyunca, bana bir titreme geliyor :D

      Ama "sevmiyorum", "istemiyorum" diyen adama da, mesleğini zorla yaptıracak halimiz yok. O yüzden, Allah yolunu açık etsin, hep gönlüne göre versin kardeşim.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @sibemo Çalışma izniniz yoksa ve almak için şirketin size sponsor olması gerekiyorsa, Türkiye'den daha zor. Zaten çalışma izniniz (örneğin, green card'ınız) varsa, Türkiye'den daha zor değil (En azından iş var. Pandemi ortamında bile, Türkiye'den kalkıp, Amerika'ya göçmeye niyet edecek kadar algıları açık, bilinç seviyeleri yüksek insanların iş bulma ihtimallerinin, Amerika'nın vasıfsız kitlesinin iş bulma ihtimalinden çok daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Trump Başgan da öyle düşünmüş olacak ki, girişimizi, hatta mülakat yapmamızı bile yasakladı o kitleye yaşam hakkı tanımak için).

      İngilizce'nin yeterliliği, talip olduğunuz pozisyona, şirkete katacağınız değere, patronun nereli olduğuna ve şirketin tedarik kaynağına / hedef pazarına göre değişir.

      Şirketin hukuk müşaviri olacaksanız, en baştan kusursuz bir İngilizce şart. Tasarım / Üretim mühendisi olacaksanız, derdinizi doğru anlatacak kadar İngilizce yeterli. Görev başında dilinizi geliştirmek için yeterli zaman ve toleransı bulursunuz. Paketleme / Sevkiyat elemanı olacaksanız, İngilizce şart bile değil. Ben, Ortadoğu sos ve salataları yapan, Tunuslu bir patrona ait bir gıda firmasında, POP pazarlama elemanlığı yaptım. İşim Amerikalılar'a Ortadoğu sos ve salataları satmak olduğu için, benim İngilizce'min iyi olması gerekiyordu. Paketleme bölümünde, tek kelime İngilizce bilmeyen Meksikalılar çalışıyordu. Bir tek usta başı İngilizce bilen bir Meksikalı'ydı. Geri kalanlara yapmaları gerekenleri İspanyolca anlatıyordu. İş yapıldığı sürece, patronun da bir şikayeti olmuyordu.

      Şirkete öyle bir know-how getirirsiniz ve o know-how şirkete öyle bir çağ atlatır ki (örneğin, insansız hava aracı üreten bir şirkete, alüminyum ve titanyum sacları birbirine İHA'nın gövde formunda kaynaklamayı öğretirsiniz), kimse sizin İngilizce'nizin iyiliğine / kötülüğüne bakmaz. Söylediğiniz şeyi anlamaları için, kendinizi kaç kere tekrar etmek zorunda kaldığınızı saymaz. Siz kendinizi anlatmak zorunda kalmazsınız; onlar sizi anlamak zorunda kalırlar. Okuduğum okulun kurucu Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı, Malatyalı bir kadındı. İngilizce'yi Malatya aksanıyla konuşurdu. Bilgi onda olduğu, o bilgiyi Amerikalılar ondan almak zorunda oldukları için, söylediğinin her kelimesini anlarlardı. Ben Amerikan aksanıyla konuşurdum. Amerikalı kız arkadaşım, benim söylediklerimin yarısını anlamazdı (Sonra kendimizi geliştirdik; Türkçe düşünüp, İngilizce konuşmayı bıraktık ve sorunu çözdük tabii).

      Patron Türk'se ya da kendisi de aynı yollardan geçmiş bir göçmense ve siz sahip olduğunuz İngilizce'yle onun istediklerini yapabiliyor ve / veya yaptırabiliyorsanız, yine İngilizce'nin mevzu olacağını zannetmiyorum. Yukarıda bahsettiğim Tunuslu patronumun, Tunuslu bir genel müdürü vardı. Aynı apartmanda otururduk. Benim, Amerikalı kız arkadaşıyla konuştuklarımın yarısını anlamazdı. Ama bakınca, Amerika'daki bir şirketin genel müdürüydü. Kaç para kazandığını bilmiyorum. Dış ticaret merkezi New York'ta olan bir Türk şirketinin genel müdürü olan Türk arkadaş (patron Türk ve Türkiye'de), kardeşinin Amerikalı eşiyle konuştuklarımın yarısını anlamıyor. Ama bakınca, Amerika'daki bir şirketin genel müdürü. Senede 500.000 Dolar kazanıyor. İki de düşük profilli örnek vereyim: Ben yüksek lisans yaparken, dil okuluna giden, okul paralarını çıkarmak için, bir Koreli'ye ait bir Wienerschnitzel (sosisçi) franchise'ının mutfağında kaçak olarak çalışan Türk arkadaşların İngilizce seviyesi "çat-pat"ı geçmiyordu. Sonradan hepsi Amerika'da ön lisans okuyacak yeterliliğe geldi. Bir İtalyan göçmenin restoranında, kaçak garson olarak çalışan arkadaş ise, önce dil okulu, sonra ön lisans, sonra lisans, sonra yüksek lisans bitirdi. Biz döndük; adam 15 senedir Amerika'da web tasarımcılığı yapıyor. Geldiğinde, İngilizce'si "çat-pat" bile değildi.

      Çalışmak istediğiniz şirket, dilini konuştuğunuz bir yerden (mesela, Türkiye) mal getiriyor ya da oraya mal satıyorsa, yine şirket içinde derdinizi doğru anlatacak kadar İngilizce yeterli olur diye düşünüyorum. Sizin şirkete katacağınız değer, tedarik kaynağından mal almak / hedef pazara mal satmak olur. Kimse İngilizce'nizin üçüne, beşine bakmaz. Yukarıda bahsettiğim Türk arkadaş, Türkiye'den mal getiriyor; Amerika pazarına satıyor (Avrupa ve Asya pazarlarına da yönlendiriyor). Şirkette 4-5 Türkler. Kimsede kusursuz İngilizce yok. B2B çalışıyorlar. Satış yaptıkları adamlar ya göçmen, ya göçmenlerin birinci derece akrabası, ya da etnik azınlık. Sabahtan akşama kadar ofiste oturup, çay içip, Türkçe muhabbet ediyorlar. Arada bir kırık İngilizce konuşup, çatır çatır iş yapıyorlar.

      Demem o ki, 1. İngilizce yeterliliğinin çalıştığınız pozisyon ve ortamla çok alakası var ve İngilizce'nizin yeterli olup olmadığının, bin türlü senaryoya göre, milyon tane cevabı var, 2. Baştan (dil bilgisi yeterliliği açısından) çok iddialı bir pozisyona talip olmadığınız sürece, kimsenin sizi sıkboğaz ettiği yok. (Dil yeterliliği anlamında) Ayağımızı yorganımıza göre uzattığımız sürece, sorun yok. Ha, zaman içinde daha uzun bir yorgan ediniriz; o zaman ayağımızı istediğimiz kadar uzatırız.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @omondoles Ben ilgili eyalette şartları sağlıyorsanız olursunuz diyorum. Velev ki an itibariyle sağlamıyor olun; vatandaş olana kadar idare edersiniz; vatandaş olduktan sonra başvurursunuz. Paterson Emniyet Müdürü, bildiğim kadarıyla, naturalized citizen.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @MySea Şimdi spotları @serkanist 'in kariyerine çevirmiş olmayalım ama, kelime seçimlerinden benim edindiğim izlenim, kardeşimin "Yok, benden olmaz" diyeceği yönünde. Kendisi karar verecek tabii. İnşallah olur. "Serkan P.I."... Yakışır kardeşime... :)

      Off-duty polislerin yaptığı bir takım güvenlik işleri var (Stratejik önemi olan bir takım özel şirketlerin, öğrenci yurtlarının güvenliği gibi. "Rent-a-Cop" şakası da oradan geliyor). Benim yaptığım, saati 7 Dolar'lık maç / konser güvenliğinden daha kalifiye iş. Özel dedektifliği beğenmezse, o olabilir. İlk yardım sertifikası alıp, saatlik ücretini arttırabilir. Trafik yönetimi sertifikası alıp, Noel öncesi gibi yoğun dönemlerde, şehir merkezinde festival gibi yoğun yerlerde polise yardımcı olabilir (talep, güvenlik şirketine, polis departmanından geliyor). Onun saatlik ücreti biraz daha fazla. İngilizce işini de çözdükten sonra, supervisor olur. Command post'a, telsiz başına geçer. Ekip yönetir.

      Yine, pek silahlı görev yaptığı izlenimi edinmedim ama, silahlarla arası iyiyse, gereken izinleri aldıktan sonra, silahlı güvenlik olur. Daha da fazla kazanır.

      Silahlarla arası çok iyiyse, pratik becerisi yüksekse atış eğitmeni, mekanik becerisi yüksekse gunsmith olur. İngilizce'yi geliştirip, biraz da sunum becerilerini keskinleştirdi mi, polislik geçmişini rekabet üstünlüğü olarak kullanıp, bu alanlardan da iyi ekmek yiyebilir.

      Başka başlıklar altındaki paylaşımlarından sporcu olduğunu biliyoruz. Hangi sporun sporcusu olduğunu bilmiyoruz. Dövüş sporlarıyla arası iyiyse, bunların eğitmenliğinden de ekmek yiyebilir. Tabii, bunun için de biraz dil ve pazarlama becerisi lazım.

      Amerikalı, asker ya da polis olduğu zaman, onu yalnızca karnını doyurduğu bir araç olarak görmüyor. Ağırlık çalışıyor. Dövüş sporları çalışıyor. Atış çalışıyor. Mesleğiyle ilgili alanlarda kendini geliştiriyor. Sözleşmesi bittikten sonra, silah meraklılarına, güvenlik görevlilerine, polislik sınavına hazırlananlara, vs ders veriyor. Sözleşme sonrası işi hazır oluyor.

      Bizde ise, yalnızca düzenli aylık maaş alma aracı (özel sektörde çalışsan, onu da alacağın garanti değil, malum) olarak görülüyor. Devlet sicilini parlak bulup, bir derse / kursa göndermediği sürece, kimse kendisine yatırım yapmıyor. "Al, poligona git; bunların hepsini at" diye devletin kendisine verdiği (özel harekatçılara verdiğini biliyorum; diğer şubelerden emin değilim) fişekleri atıp, atış becerilerini formda tutmak yerine, gidip, o fişekleri birilerine satıyor. Emekli olan, profesyonel apartman yöneticiliği falan yapıyor. Kardeşim de "Mesleğim yok. Polis memuruyum" yazdı. Vallahi çok üzüldüm (Zira, ben de aynı durumdayım. Ama benim hakikaten "şuyum" diyebileceğim bir mesleğim yok). Aslında, filmlerden fırlamışçasına ideal bir poliste olması gereken becerilere yatırım yapmış olsa (Adam 36 yaşında. Hala çok geç değil. Green card'ın da ne zaman çıkacağı belli değil. Keşke şimdi yapmaya başlasa), polislik geçmişini iyi pazarlayarak, ne paralar kazanılabilir Amerika'da (Daha önce, SAT komandoluğu ile ilgili bir başlık altında da, benzer görüşler dile getirmiştim. Kısmen destek de bulmuştu. Beni bu sonuca ulaştıran düşünce silsilemi, o başlık altında, daha detaylı okuyabilirsiniz)...

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Tren fotoğrafları Çarşamba günü dedim. Vallahi kötü bir şey söylemedim :)

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Sıra trene Çarşamba günü gelecek inşallah :)

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      @serkanist Yani, gideceğin yer de New Jersey. Ben olsam, Paterson Emniyet Müdürü'ne uğrar, bir şansımı denerdim :) (Bkz. Chief of Police)

      http://patersonpd.com/contacts.html

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      @ibrahimasar Big Bus'taki rehber abi, "Siz şimdi New York metrosunu metro sistemi zannediyorsunuz ama, o metro değil, tren sistemi. Metroyu şehrin altından geçirmedik; şehri tren sisteminin üzerine inşa ettik" demişti. Gerçekten de, yapılaşmanın daha seyrek olduğu Harlem'da, trenler ve raylar yüzeye çıkmıştı. Belli ki, uzak olmayan gelecekte, kara araçları ve yolları da yapılaşmanın altında kalacak. Ama küresel ısınma ve buzulların erimesi yüzünden, 2100 yılında sahil şehirlerinin sular altında kalacağını düşünürsek, o girişte daha çok adam ölür abi. Zaten virüsler, vs de böyle devam ederse, bundan sonra her günümüz I Am Legend olacak... :)

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Park Avenue, New York (Adını refüjdeki ağaçlar ve yeşillikten alıyor)

      (Yine San Diego başlığı altında fotoğrafları görmüş ve metni okumuş olan arkadaşların affına sığınarak) New York'ta, gayrimenkul fiyatları o kadar fahiş, kullanmaya o kadar "yer yok" ki, adamlar, aynı alana, aynı anda, farklı işlevler yüklemek zorunda kalmışlar. 1. fotoğrafta, yüksek binalar. Aralarından yol geçiyor. Ağaçlandırılmış bir refüj gidişi ve dönüşü ayırıyor. Normalin dışında bir şey yok gibi. Ama sanki yolun sonunda, yolun ortasında bir takım binalar da var gibi. 2. fotoğrafta, yolun ortasında iki bina olduğu belirginleşiyor (Önde Helmsley Building, arkada MetLife). 3. fotoğrafta, binaların yolun ortasında olduğu kesinleşiyor. Yolun nereden geçtiğini gösteren fotoğraf, maalesef, kaybolan fotoğraflar arasında. Ama lütfen üşenmeyin. Google Maps'te, "Park Avenue & 46th Street, New York" yazın; 360 derece street view'a geçin; kendi etrafınızda bir dönün; yolun nereden geçtiğini kendi gözlerinizle görün. Ben ömrümde böyle saçma şey görmedim. Siz de dünya gözüyle görün isterim :)

      41.jpg

      42.jpg

      43.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Sixth Avenue, New York (Yeni ve New York'lular tarafından pek kabul görmemiş adıyla, "Avenue of the Americas")

      31.jpg

      32.jpg

      33.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Fifth Avenue, New York

      21.jpg

      22.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Columbus Circle, New York

      11.jpg

      12.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • RE: New York

      Times Square, New York

      1.jpg

      2.jpg

      3.jpg

      New York içinde yayımlandı
      kingocaliK
      kingocali
    • 1
    • 2
    • 10
    • 11
    • 12
    • 13
    • 14
    • 15
    • 16
    • 12 / 16