2 gündür android chrome mobilden giriş yapamıyordum bugün düzeldi. Masaüstü versiyonunda keşvettiğim yenilikler çok güzel geldi bana. Şimdilik bi hata vs görmedim. Elinize sağlık
İleti
-
RE: Forum Güncellemesi (28 Aralık 2021)
-
RE: Amerika'da Yaşayanlardan Yaşam Maliyeti Örnekleri
@MySea, içinde söyledi: Amerika'da Yaşayanlardan Yaşam Maliyeti Örnekleri
Maaslar konusunda ben cevremden bildigim tanidigim insanlardan bazi ornekler vereyim:
Çok bilgilendirici gerçekten çok güzel bi paylaşım olmuş. Teşekkürler öncelikle.
Okurken merak ettim. Malum çok iyi düzeyde ingilizcem var diyenler bile ilk indiklerinde bi şok yaşamışlar. Ben orta seviye ancak bi dilim olduğunu düşünüyorum. Dil konusunda bi sıkıntı yaşamam çok olası gibi yani. Merak ettiğim şu. Bu bahsettiğiniz işlerden düşük ingilizce ile sizce başlangıç işi olarak yapılabilecek olan varmıdır? Varsa hangileri yapılabilir sizce? (tabiki ücretler bu yazdığınızdan düşük olacaktır bunu kabul ederek soruyorum) -
RE: DV2023 Sohbet Odası
@ayvalik10, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası
@avar özel jet + kırmızı halı sererler sana :)
şaka bir yana kaç kişi gideceksiniz hangi eyalet ona göre yorum yaparızHocam bi kabul etsinler halıymış özel jetmiş onları hallederim ben kendim :)
3 kişiyiz hocam. Şimdiye Houston olur diye düşündük hep.
İşin aslı @smartcells 'inde paylaştığı mevzuatta olduğu gibi menkul gayrimenkul malı devlete yük olmayacağın şekilde gösterebilmem yeterli görünüyor. Fakat merak ettiğim hesabımda hiç nakit olmadan mülakata girip eğer kabul edilirsem nakite dönüştürüp gideceğim demenin konsolosluk yetkililerinde uyandıracağı izlenim. Resmi olarak bunda bi sıkıntı olmadığı açık. Daha önce bunu yapmış kimse var mı ne gibi bi sonuç aldılar onu bilmiyorum.
-
RE: Yurt dışındaki Türklerin dayanışma eksikliği
Yurtdışında hiç yaşamadım. Konuyla ilgili kendi tecrübem yok. Bu konuyu gerçekten merak ediyorum.
@semavi canlı yaınlarında videolarında buna yakın konulardan çok güzel bahsediyor bazen. Fikirlerinden inanılmaz istifade ediyorum umarım bigün tanışma imkanım olur. Bu konuda burda da fikrini görmek isterim.
@ayvalik10 söylediklerinde haklı olabilirsin fakat ekşisözlük için verilen linke baktım. Orada konuyu açan kişi özellikle sanırım konuyu bu eksenden çıkartmak için eğitim vs konularınada girmiş. "hadi eğitimsiz cahil türklerle muhattap olmamayı anlayabiliyorum bir nebze. fakat doktora yapan, işinin ehli gayet eğitimli insanlar birbirinden uzak duruyor. bunun sebebi nedir?" şeklinde söylüyor özellikle.
Yani aslında tam olarak merak ettiğim şu. Eğitim, Meslek, TRdeki memleketi, Sosyal sınıfı vs hangi grup bazında incelersek şu kişiler birbirleriyle daha sıkı dostluklar kurabiliyor denilebilir.
Not: Amacım o gruba girmeye çalışmak değil :) -
RE: Amerika'da Yaşayanlardan Yaşam Maliyeti Örnekleri
@MySea, içinde söyledi: Amerika'da Yaşayanlardan Yaşam Maliyeti Örnekleri
Bu defa da okul kirtasiye alisverisinden bir liste paylasacagim. Bizimki 7th grade. Her yaz okulun websitesinde o ogrenim yili icin gerekli kirtasiye listesi yayinlanir. Biz de o listeye gore ihtiyaclari tedarik ederiz. ABD de kindergarten dan lise sona kadar kitaplari okullar verir. Biz simdiye kadar hep kirtasiye icin Walmart tercih ettik. Tabii ki baska bircok secenekler de var.
2 adet Composition book (Cizgili veya kareli normal boy defter, 80 yaprakli): $1.00
3 adet ince dosya: $3.81
16 adet dosya ayraci: 9.74
5 adet bant: $6.20
5 adet tukenmez kalem: $5.62
24 adet kursunkalem: $0.97
24 adet renli kursunkalem: $2.27
Grafik icin kareli kagitlar: $1.87
4 adet kalin dosya: $11.80
Kalemtras: $2.84Toplam: $46.12
Note: Bazi malzemeler evde eskiden kalma vardi, almadik. Ornegin: Cetvel, hesap makinesi, makas, silgi, highlighters, extra kagitlar.
ABDde değilim malesef merak ettiğim için soruyorum.
7.sınıf öğrencisinden kurşun kalem, silgi, kalemtraş falan istemeleri bi değişik geldi. 90da ben ilk okula başladığımda 1 sınıflara versatil kalem (mekanik, çıtçıtlı) yasak gibi bi uygulama vardı. İlla klasik kurşun kalem olsun isterlerdi. Bu onun gibi bi uygulama mı? -
RE: DV2023 Sohbet Odası
@ayvalik10 anladım. Benlik bişey zaten yok da. Danışmanda o zaman kesin şu yüzden dememiş ki. Ben belgelerine vs baktığımda bi sorun görmüyorum bu yüzden olabilir demiş. Ama ben orda da değildim sonuçta. Arkadaş gidemedi ama sonunda. Sebebi bilemiyoruz.
-
RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi
@donturcos
Tavsiye için çok teşekkürler. Çok çok güzel bi katkı olmuş. -
RE: Amerika'ya gitme sebepleriniz ?
Sebep 1:
Yukarıda bulunan dislike sevdalısı kişiyle aynı topraklarda bulunmak istemiyorum.
(diğer sebepler önemsiz) -
RE: DV2023 Sohbet Odası
@Emir23 keşke diyorum bende hergün.
"ingilizce değilmi ya gidince hallederiz"
"nasıl olsa bedava bende başvurayım"
"önce bi çıksın hanıma sonra söylerim"
"bu lise çekilmiş vesikalığım olur yaea"
"nedir abi kural mural beni neden almasınlar"
"amerika abi rüyalar ülkesi sonuçta herşey süper"Sadece bu kafalar uzak tutulsa zaten TR'den başvuran herkes gider gibi.
Gerçi bu kafaları ülkeden uzak tutsak kimsenin gitmesine gerek kalmaz ama orası başka mesele girmeyeyim oraya şimdi. -
RE: Memurluk mu Amerika mı?
@serkanist, içinde söyledi: Memurluk mu Amerika mı?
"yine diyorum keşke kalsaydım"
"yoktu elimizden tutan yada fikir verecek birileri"Elimden tutan olsaydı kalırdım demiyosun. Tutan yoktu ama keşke kalsaydım diyosun. Demek ki memurluk değil usa gibi bi anlam çıkarıyorum ben burdan.
Yanlışmıyım? -
RE: DV2023 Sohbet Odası
@SooLong, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası
@hadi-BE hayalim Connecticut'da yaşamak ama yaşam maaliyetleri birazcık yüksek diyorlar, bekarım cevabın için teşekkürler üzerine gayrimenkul olmasıda yeterli olabiliyormuş gibi söylemlerde gördüm
Sıkıntı yaşamamak açısından nakit olması şart zaten. Konsolosluk görmek istemese bile (ki istiyor gibi) daha TRde iken vize, yol, konaklama, rapor, uçak bileti gibi masraflar var. Abdye inerinmez. Telefon, depozito, kira, yeme içme, araba, sigorta, vergi vs gibi masraflar. Konsolosluk şart demese bile 1 kişi için 10bin $ şart gibi oluyor yani.
-
RE: Amerika'ya gitme sebepleriniz ?
Muhtemelen "niye böyle oluyor" diye uzun uzun düşünüyorsunuz. Ama bir cevap bulamıyorsunuz. Ve "daha ne kadar sürecek" diye hayıflanıyorsunuz belki de.
Yaşadıklarımız güzel şeyler değil ama zorunda olduğumuz şeyleri yaşıyoruz maalesef. Çok dramatik şekilde üstelik.
Anlatayım...afamızdaki en büyük sorun muhtemelen "modern ve demokratik" Türkiye'nin asla yaşamaması gereken kalitesizliği yaşamasıdır. Fakat maalesef bir gerçeği atlıyoruz.
Türkiye'nin modernizasyonu doğal yollarla gerçekleşmedi. Daha çok "tepeden" indi. En büyük şansımızdı aslında.
Toplumların modernleşmesi bazı sosyolojik aşamalarla meydana geliyor. Avrupa da bir zamanlar tarıma bağlı feodal topluluklardan meydana geliyordu. Tepelerinde Kilise gibi çağdışı bir balyoz vardı. Bitmeyen savaşlar vardı. Ortadoğu gibiydiler yani. Ama bazı şeyler yaşadılar.
En basitinden Kilise'nin otoritesini kırdılar. Bunun için pek çok acı çektiler. Galileo gibi bir adama "dünya düzdür" dedirttiler mesela. Bruno'yu yaktılar. Ama tüm bu acıların kattıkları deneyimlerle otoriteyi kırdılar ve ferdiyetçiliğin önünü açtılar.
Bilim ve teknikte ilerlediler. Böylece sanayi devrimini başardılar. Toplumun büyük bölümü "tarlasını süren, geçimi için çok çocuk yapan, erkeğin gücüyle egemen olduğu tarım toplumu" iken şehirlerde fabrikalar kuruldu. Ve o fabrikalarda çalışmak için işçiler gerekti.
Şehirler büyüdü. İşçiler çoğaldı. Artık yeni bir toplum ortaya çıkmaya başladı. Yeni toplumun yeni sorunları oldu. Güvensiz iş ortamı, uzun süre çalışan işçiler, sömürüler ve büyük haksızlıklar.
Sonra sömürü ile mücadele başladı ve işçiler bu uğurda pek çok acı çektiler.
Ama mücadele ettikçe talep ettikleri hakları yönetici sınıfa dayatıp kazanmayı başladılar. Dünya kadınlar günü bile haklarını talep ettiği için katledilen kadın işçilerin dramı üzerine kurulu bir gün.
Özetle yeni toplum yeni realitelere kapı açtı.
Kentte yaşayan, eğitim alabilen, ülke sorunlarına ilgi duyabilen, haliyle "irade gösterebilen" sosyal bir toplum ortaya çıktı. Haliyle yeni talepler.. Politika ile ilgilenmek gibi, oy gibi...
Batılılar bu süreçleri adım adım yaşadılar ve taleplerini yöneticilere dayattılar.
Bu dönüşümlerin büyük bölümü tabandan gelen ve mücadelelerle süren halk hareketleriydi. Mesela Fransız ihlali gibi... Önce isyanla başladı. Sonra ihtilalle sürdü. Ve nihayet bir inkılaba dönüştü.
Oysa Osmanlı'da böyle mi olmuştur? Hayır.
Osmanlı toplumu maalesef bu süreçleri yaşayamadı. Ülke sanayileşemediği için köylü kaldı. Kentlerde büyük işçi sınıfları doğmadı. İnsanlar köylerde eğitime gereksinim duymadan üreterek ve üreyerek hayatlarını sürdürdüler. Ta ki gelişen emperyalizm tarafından sömürülene dek.
Osmanlı modernleşmesi tanzimatla başlamışsa da bu da Batı'da olduğu gibi tabandan gelen bir dalga değildi. Toplumda böyle bir gereksinim yoktu. Çünkü sosyal şartlar hazır değildi. Avrupalılar Osmanlı'ya bir tür şekilci bir modernizm dayattı. Saltanat da baskıya boyun eğdi.
Bazı padişahların Batılılaşma merakı bile ülkedeki geri kalmışlığı ve askeri/ekonomik başarısızlıkları engellemek için tepeden inme girişimlerden ibaretti. Ama toplum o kadar hazır değildi ki tüm bu girişimler çıkarcı zümreler tarafından boğuldu.
Sonra bir adam çıktı. Yanına aldığı bir takım idealist bürokrat, asker ve aydın sınıfıyla "toplumun hiç de arzulamadığı" hatta "ne olduğu konusunda pek fikri olmadığı" devrimleri tepeden inme şekilde takır takır yapmaya başladı.
Şöyle örnek vereyim: 1923 yılında toplumda laiklik olsun, seçme seçilme hakkı olsun hatta kadın erkek eşitliği olsun... Kılık kıyafet veya harf devrimi olsun... Bunların hiçbiri yaygın bir talep değildi. Çünkü köylü toplumu bunların ne olduğunu bilmiyordu.
Toplum, bu devrimleri kabullendi çünkü devrimleri getiren kişiye büyük saygı duyuyorlardı. Atatürk bu noktada çok büyük bir erdem göstermiştir:
Dönemin yayın akımı olan "popülizme ve demagojiye" kayarak toplumu idare etmek yerine modernizmi getirmek gibi işe girişti.
Hatta Atatürk öyle bazı devrimlere girişti ki, toplumda "kurtarıcı" gibi bir itibarı olmasaydı muhtemelen toplum büyük itirazlarda bulunurdu. Mesela şapka devrimi veya hilafetin kaldırılması gibi...
Atatürk buna rağmen toplumun yararı için kendi kredisini kullanmıştır.
Böylece Türk devrimi, Fransız devriminin aksine isyan/ihtilal/inkılap şeklinde gerçekleşmemiş, tepeden inerek kısa sürede gerçekleşmiştir.
Buna, bildiğiniz "çağ atlamak" hadisesi diyebiliriz.
Bu yöntemin belki de en güzel yanı toplumun acı tecrübeler yaşamadan nihai hedefe varması ve yıllarını harcamak zorunda kalmaması diyebiliriz.
Kötü yanı ise toplumun tepeden inen bu devrimlerin kıymetini bilemiyor olmasıdır.
Yapılacak iş, devrimleri indirdikten sonra toplumun onu özümsemesi için büyük bir propaganda ve eğitim devrimi başlatılmasıydı. Atatürk halk evleri ve millet mektepleri gibi aparatlarla bu işe girişse de pek istenilen kadar başarılı gidemedi.
Mesela Atatürk döneminde bürokratlık yapan genç bir isim olan Ferit Celal, yıllar sonra o dönem için şöyle söylüyor:
Kolay olmadı bu işler. Adam yok. Bugünkü bolluk yok. Bugünkü gibi binlerce gencin üniversite kapılarında beklediği bir dönem değildi. 210 öğrenci bile yoktu.
Yani sözün özü, tepeden inen devrimler halka yeterince sirayet edemedi. Toplum bu devrimlerin manasını "Batılılar" gibi tam manasıyla anlayamadı. Kavrayamadı. Zaten Atatürk de zamansız gidince yerini yetersiz hükümetler aldı.
Burada şunu düşünenler olabilir "Keşke ondan sonra İnönü gelmeseydi"
Kim gelecekti ki.. Bilinenin aksine, İnönü, konsensüsle gelmiştir. Karşısına çıkabilecek iki rakip olan Bayar ve Çakmak da onu istemiştir.
Bayar yıllar sonra anlatıyor. Atatürk'ün ölümüne yakın zamanlarda sürekli "Beni en yakınımdakiler bile anlayamıyor" diye dert yandığından bahsediyor.
Bazen Atatürk 20 yıl daha yaşasaydı neler olabilirdi diye düşünüyorum.
En basitinden Halk Evleri, Köy Enstitüleri, Eğitim Enstitüleri gibi müesseseler devrimi topluma yani tabana daha başarılı şekilde yayardı. Sanayi hamlesi yarım kalmaz, kentleşme daha sağlıklı şekilde yaşanırdı.
Arabesk müzik bile bu kadar popüler olmazdı mesela.
Çünkü arabesk müziğin de "köyden kente göçen" ama düzensizce göçen, gerekli sosyal sıçrayışı gerçekleştiremeyen, dar gelirli, yoksul ve kasabalılaşmış kentlilerin yaşadığı muhitlerde doğduğunu biliyoruz.
Neler, neleri etkiliyor...
İşte, bu kısaca anlatmaya çalıştığım nedenlerden ötürü Atatürk'ün Türk Devrimi yarıda kalmıştır. Tamamlanamamıştır. Kadınlar haklarını almıştır ama evin reisi erkektir. Okuma oranı hala düşüktür. Köylü toplum kentleşememiştir.
Yani devrimin manasını tam anlayamamıştır.
Şimdi yaşadığımız sorunlar maalesef yarım kalmış bu hikayenin getirisidir. Biz artık devrimleri acı çekerek, mücadele ederek kavramaya başlıyoruz.
Ne yazık ki kadına şiddet vakaları bile bunun acı bir örneğini teşkil ediyor.
Kadınlar okuyarak, iş sahibi olarak erkeğin "tarım toplumundan kalma güdümünden" çıkıyor. Yıllardır sahip oldukları hakları gerçek anlamda kullanmaya başlıyorlar. Ama bu devrimlerden nasibini almamış erkeklerin baskı ve zulmüne maruz kalıyorlar. Acı çekerek öğreniyoruz.
Laikliğin kıymetini bile yeni yeni anlıyoruz aslında. Bunun için dinci eğilimleri olan bir otoritenin yarattığı rahatsızlıkları tatmak gerekiyordu. Oysa tepeden inen devrimleri vaktinde özümseseydik, yani nasihati anlasaydık, musibete gerek mi kalırdı.
Biz maalesef Atatürk'ün acısız modernizasyonunun yarattığı fırsatı değerlendiremedik. Başa döndük. Şimdi acı çekerek öğreniyoruz. Bazı şeyleri ancak böyle kavrayabiliyoruz.
Mesela bugün bir sanatçının "Atatürk'ü eskiden sevmezdim, şimdi kıymetini anladım" dediğini gördüm.
Çünkü o bu modernizasyonun manasını öğretecek kaliteli bir eğitim almadı. Hepimiz böyleyiz aslında. Kıymetini öğrenemedik. Sonra başımızdan bazı badireler geçti. Ancak bu şekilde anladık. Ancak bu şekilde öğrendik.
Şimdi kıymetini anlamaya başladık.
İşte, hep soruyoruz ya "bunları neden yaşıyoruz" diye. Aslında şansımızı teptik. Ve Batılıların asırlar önce yaşadığı dramatik süreci şimdi biz (belki de daha acısız şekilde) yaşıyoruz.
O yüzden ben umutsuzlardan değilim. Neticede yaşıyoruz. Devrimler öyle veya böyle yayılmaya devam ediyor. Fakat bunu da "kör ve topal" şekilde yapıyoruz.
Türkiye "eğitime, liyakate ve bilime" eğilen bir idare ile bu süreci çok daha kolayca aşabilir.
Bazı gericilerin "Almanya ferrari üretirken biz şapka inkılabı yapıyorduk" diyerek eleştirdiği şey aslında övülecek şeydir. Avrupalıların açtığı farkı biz onlar gibi kan dökmeden kısa yoldan kapamaya bakıyorduk. Onlara hızlıca yetişmeye çabalıyorduk.
Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi bile bir yönüyle buna hizmet ediyordu. Aradaki farkı kapatmak için savaşsız, tantanasız istikrarlı bir süreç arzuluyorduk.
Burada şunu da unutmamak gerekiyor:
Atatürk tüm bu mücadeleyi verirken kendisi için çabalamadı. Hatta toplumun bazı kesimlerinin tepkisini çekmek pahasına yine toplumu ilerletmek için "kurtarıcı" imajının sağladığı krediyi kullandı.
Liderler çoğu zaman "kendi politik çıkarları" için toplumun faydasına olmayan işler yapar. Bazıları da "kendi çıkarı ile toplum çıkarını birleştirir.
Bir liderin "kendi politik imajına zarar veren ama topluma fayda sağlayan" adımlar attığı çok nadir görülmüştür.
Sonuç olarak bugün yaşadığımız sancılar, vaktiyle tepeden inerek kazandığımız ama manasını tam olarak kavrama imkanı bulamadığımız devrimleri anlayabilmek adına çektiğimiz sıkıntılardır.
Z kuşağı dediğimiz gençlerin eğilimleri izlenildiğinde sürecin sağlıklı yürüdüğü açıktır
Hiç endişeniz olmasın, her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürüyoruz.
Yapılacak en doğru şey yaşadığımız acılardan gerekli dersleri çıkarmak ve "sahip olduklarımızın" kıymetini tam manasıyla anlamaktır.
"Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
Mustafa Kemal Atatürk
Twitter>Con Sinov (@lordsinov)
Şimdi bu yazının çok uzun olduğunu biliyorum. Yazıyı beğenenler zaten derdimi anladı. Beğenmelerin kaybettikleri vakit için özür dilerim.
Benim için özet şudur. Yazıyı yazan kişinin bi umudu var. Benim yok. Evladım ve sonrası için.. -
RE: DV2023 Sohbet Odası
Akşamdan beri 20 kere girdim bilgileri ikinci sayfayıda doldurduktan sonra "continue" dediğimde sayfa açılamıyor. Refresh imkanı vs olmadığından baştan bi daha. Farklı PC ve farklı tarayıcılarlada denedim. Aynı sorunu yaşayan var mı?
EDİT: Bişey değiştirmeden tekrar denediğimde düzeldi. Yaptık bakalım hayırlısıyla
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@clourpoint hakkı kazanan ölmüş. Ortada hak falan yok. Talihli olmadan diğer kişiler abdye giriş yapamaz diyor zaten açıkca
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@Yıldırım-Özcan, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası
@avar Bende önce sizin gibi düşündüm. Önceden olsak bence de kabul edebilirler. Ama ungan ların sitesini okuduysanız kişinin durumuna göre istenecek aşılar farklı olabilir diyor ve istenebilecek aşıları yazıyor. O listedeki aşıların neredeyse tümünü parayla alıp yaptırmanız gerekli ve gerçekten hiç te ucuz değiller. Örneğin bir menenjit aşısı yaptırmak isteseniz 430 ila 620 tl arasında değişiyor ve tek doz ve tek tip yeterli olmuyor. Hepatit aşısı 100 tl civarında ve 3 doz yapılıyor.
Bunları düşündüğünüzde Unganlar belki de hepsini istemeyecek ve zaten hepsini aynı anda yapamayacak. Eksik olduğunu düşündüğü bir iki aşıyı yapıp ok verecek.Bunları düşündüğüm de önceden yaptırıp ya kabul etmezlerse stresine gireceğime o gün muayenede şansımı denemeye karar verdim.
Unganların sitesine bakmadım. Hiç aklımada gelmedi açıkcası.
Bahsi geçen aşıları devlette yaptırmayacağınıza göre paradan önce bunları unganlara nasıl belgeleyeceğinizi düşünmek gerekiyor sanki.
Ben şahsen bu kadar ilerisini prosedür anlamında hiç düşünmedim. Sonuçta çeşitli gerekli prosedür ve evrak işleri bunların hepsi. Daha çok eğer çıkar ve kabul edilirsem benim ve ailem için iyi mi olur konusunda şeyler araştırdım. Benim diğer başvuranlarada tavsiyem bu açıkcası. Sonrasını bu şekilde düşünmeyen ve kazandığı halde gitmeyenlerden dolayı bi çok kişi hayallerinden oluyor sonuçta.
Sonuç olarak greencard çekilişini kazandım diyen bi kişinin özellikle aileyse Türkiyede neredeyse bir ev parasını gözden çıkarması gerektiği aşikar. O yüzden unganlarda vs talep edilen ücretler fazla gelmeyecektir diye düşünüyorum. Hatta şöyle diyim TR sınırlarında bu iş için yapılan hiç bir harcama dikkate değer bi harcama olmayacak gibi gözükmekte. Sonuçta herşey yolunda giderse Unganlardan birkaç ay sonra TRde yıllarca TL olarak kazandığınız parayı Dolar olarak harcıyor olacaksınız. TL olarak kazanıp $ olarak harcamak çok ağır olacak gercekten. Umarım olur:) -
RE: DV2023 Sohbet Odası
@beyc, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası
Merhaba arkadaşlar , soruyu bir ailem dostum için soruyorum; 20 yaşındaki birisi greencard tek başına başvurabiliyormu , ailesi başvurursa ancak baba ayrı anne ayrı başvurursa individual olarak aile bireylerinden birisi kazanırsa kendiside yararlanabiliyormu (yararlanabiliyorsa ) hem anne hem baba hem kendisi başvurup 3x şans elde edebiliyormu
Evet. Kendisi için X3 şans sahip diyebiliriz. Fakat Anne Baba için yine X2 şans olucaktır. Çocuğa çıkması durumunda anne baba havaalanına kadar gelebilir.
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@Hopasej selamlar. sizede mutlu günler
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@Erkand
bundan 163 gün önce 8 lira olan dolar.
şimdi 12.
bu durumda aynı şekilde giderse çekiliş günü 18.
mülakat günü 27
gitme vakti geldiğinde 40.
forumda söylenen 15k+5k matematiğiyle
15k+5k+5k =20bin dolar o da eder 800bin tl 3 kilik aile
hadi hayırlısı
güleyim mi ağlayayım mı karar veremiyorum bi türlü(bu bir düz mantık paylaşımıdır. ekonomist arkadaşlar boşuna zorlamayın kendinizi. şaka yani)
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@greenHasanHuseyin başvuruda bi değişiklik yok. Eskiden pasaportunuz olması gerekmiyordu. Şimdi başvuru sırasında aktif geçerli bi pasaport no yazmanızı istiyor. başka değişiklik yok
-
RE: DV2023 Sohbet Odası
@Atlantis00, içinde söyledi: DV2023 Sohbet Odası
tamamiyle Amerika'da yaşamak için mi gidecek yoksa 5 yıl yaşayıp vatandaş olduktan sonra birikim yapıp Türkiye'de mi
O günler gelir mi bilmiyoruz. Hayalimiz eşimle komple gitmiş olmak. Kendimiz için 65+ sonrası vs diye bi planımız yok. Ama çocuklar için artık dönülmez bi yaşam planlamak amacımız.