Forumun En Beğenilen İletileri

Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    | sezon - 1 | bölüm - 1 |

    Houston Texas'a ilk adımı atmadan önce biraz geriye gidip bu süreçte emeği geçen bir kaç özel insana yer vermek istiyorum. Ds-260 formu doldurmak için videolarından ve daha sonra DV2021 telegram gurubundan paylaştığı bilgilerle bizi aydınlatan @muhtaradana ya sonsuz teşekkürler. Ayrıca @EzgiLera @bengisu @covacik @gucarslan emekleriniz çok.. herşey için tekrardan teşekkürler.

    Ds-260 formunu videoyu izleyip doldururken greencard için adres gerekiyordu. Youtube'ta dolanırken tesadüf.. yada biz buna şans diyelim. Çünkü ben şanslıyım. Greencard hakkında canlı yayın yapan @semavi Kadir Zora yayınına denk geldim. O sırada Kadir abi "adres ihtiyacı olanlar bana yazsın" dedi. Yazdım. Sağolsun Kadir abi adresi verdi. İşin açıkçası houston'u Kadir abinin yayınında öğrendim aklımda texas yoktu. Bir kere adresi houston yazdım artık nereye gideceğim belliydi..

    29 eylül perşembe günü öğleden sonra saat 14:00'de. Thy uçak biletimi aldım. İngilizce bilmediğim için aktarmalı uçak biletini alarak risk almak yerine direk uçuş bileti aldım. Alır almaz Kadir abiye bütçem ile ilgili bilgi vererek geleceğim gün uygun bir araç ayarlaması için ricada bulunarak bir mail attım. Sağolsun geldiğinde uygun bir araç bulmaya çalışırım dedi.

    28 eylül akşam 9 gibi istanbul taksim meydanında pcr testi yapan bir yere gittim. Test yapıldı ertesi sabah sonucu tefona gelecek denildi. İstiklal caddesinde dolanırken ciddi ciddi yarın buralardan gidiyorum diye içimde tuhaf bir mutluluk vardı. Gece yarısı airbnb'den gecelik 20$'a 7 günlük bir oda kiraladım. Artık kalacak yerde hazırdı.

    Uçuş günü sabah erkenden uyandım 9 gibi istiklalden taksim meydanına geldim. Taksim metroya bindim şişli-mecidiyeköy durağından inip ist havaalanına giden belediye otobüs var metrodan çıkınca biraz yürümek gerekiyor. Kolay sanmayın bu yolculuk uzun sürüyor havaalanina saat 12 gibi vardım. Bu yolu tercih eden olursa siz 8 de gidin. Benim durumum farklı çünkü ben şanslıyım. Oraya vardığımda uçağa 2 saat kalmıştı. Bu süre çoğu zaman yeterli olmuyor özellikle abd için sıkı bir arama süreci olduğunu düşünün. Dediğim gibi benim durumum farklı, şans işte.

    Dış hatlara vardım kapıda güvenlik bilet sordu telefondan gösterdim geçtim. İlk arama hemen kapıdan girince yapıldı. Bileti ve çanta işlemi için J bölümüne gittim abd'ye J bölümü ilgileniyordu. Baya kalabalıktı sıra için yaklaştım bir güvenlik pasaport istedi. Greencard mı? Evet dedim kaçıncı başvurun? İlk dedim. Çok şanslısın. deyince başka birine gitti pasaportu onada gösterdi oda yokladı geri döndü pasaportu bana verdi. Ne yaptı bilmiyorum. Sıra ilerlerken bir kadın pasaportu istedi bir kaç etiket pasaporta yapıştırdı gideceğim yerin adresini istedi airbnb adresini verdim. Pasaportu verdi bilet işlemi için vezneye gittim. Sadece bir çantam vardı onu verdim. Covid formu doldurdum bileti verdi. Yanımda sadece sarı zarfı alıp sonraki güvenlik aramasına geçtim. Ordan pul istiyordu gitmeden önce orda pul veren otomattan 50 tl ye yurtdışına çıkış pulu aldım. Gittim pulu aldı pasaporta mühür bastı kameradan fotoğraf çekti. Geçtim ordan artık uçağa binmek için hazırdım uçak kapısı A1A oraya gittim baktım ordada arama var ama daha fazla arama yapıyorlar. Elde getirilen her çanta orda açılıyor tek tek aranıyor. Üst baş herşey yoklanıyor. Öncelik kadınlarındı onları öne alıyorlardı. O sırada farklı güvenlikler işlem için pasaportu alıp inceleyip etiket falan yapıştırıyorlardı. Yolculardan çok güvenlik görevlisi vardı. Herşey arandı tarandı kapı açıldı bir otobüse bindik uçağa doğru götürdü. Zamanlamam harikaydı biraz geç gelseydim o kapıdan geçemezdim. Uçağa bindim yavaşça hareket etti ama uçak efsane! içi geniş 9 koltuk sıralı iki koridora sahip baya büyük uçaktı. Ben ilk defa böyle uçak gördüm. Hafif havalandı artık hiçbir güç benim yurtdışına çıkmama engel olamaz. Yanılmıyorsam uçak büyük olduğu için sallantı falan hiç yoktu yada daha önce bindiklerim uçak değil at arabasıydı o derece yani. Yolculuk havada 11 saat sürdü yerde dolanması falan ortalama 13 saati geçti. Uçakta iki kez yemek servisi yapıldı. Yemekler iyiydi ilk yemekte karnıyarık, pilav, salata, tatlı ve içecek çeşitleri. inmeye 2 saat kala yemekte tavuk ızgara salata tatlı içecek.

    Uçak inişe geçti saat akşam 7:30 civarı ama houston saati. Camdan bakıyorum sokaklar yollar cetvel ile çizilmiş.. Bi an google eart'en izliyormuşum gibi hissettim. Tekerlekler asfalta değdi artık ilk adım için sadece kapıların açılması gerekiyordu. Aceleye gerek yok sakin bir şekilde herkesin çıkmasını bekledim. Çıktım kapıdan direk havaalanin içine giden koridordan ilerlemeye başladık. İlerledikçe çalışan görevlilerin çoğu siyahiydi ve çoğu baya ama baya baya kiloloydu. Ben bu kiloya sahip insanları sadece ağır yaşamlar belgeselinde görmüştüm. Canlı olarak görmek biraz garip gelmişti. Bagaj levhaları takip ederek ilerledim. Pasaport kontrol yerinde vezneye pasaport ve sarı zarf ile birlikte uzattım. İngilizce bilmediğimi İngilizce olarak söyledim. Güvenliği çağırdı beni ona teslim etti. Pasaportu ve zarfı aldı eliyle salonu işaret edip otur dedi. Oturdum başka birine gitti bir iki dk sonra Erkan diye seslendi, sonuçta amerikalı adam Ercan diyemedi tabi. Gittim pasaportun içine bastığı kaşeyi kurutmak için sallıyordu. bana uzattı el kol işareti ile beni çıkışa yönlendirdi. Gittim çantayı aldım telefondan wifi açtım freeairport şifresiz bağlandım. ubere baktım evin adresi 45$ yazıyordu. Levhaları takip edip araba simgesine doğru çıktım. Bir güvenliğe sadece uber dedim C kapısında bekle dedi. Kapıdan çıktım hemen çıkışta uber araçların geçtiği durak var orda çağırdım hemen geldi. Airbnb'den ev sahibi mesaj atmış ben yoksam anahtar komidinin üstünde alirsin demiş ev sahibi siyahiydi. Şoför siyahi yaşlı bir amca 40 dk sonra eve vardım. Hep filmlerde gördüğüm evler ve yeşil çimler gözlerimin önündeydi. Hangi evin olduğundan emin olmak için numaralara baktım doğru evi buldum kapıyı açtım içeri girdim. Girişte büyük bir salon mutfak ile birlikte 5 6 kapı var her kapı numaraliydi orda farkettim bu evin her odası kiralık olarak veriyormuş. Anlicaniz adam iyi para kazanıyor. Neyse direk yatağa geçip yattım.

    Sabah oldu Kadir abiye geldiğimi mail olarak attım. Numarasını verdi sağolsun nerede olduğumu sorunca konum attım. Bana 'hayat sana gülecek herhalde burada' diye mesaj attı ardından resim attı mapten aramızda sadece 7 dakikalık mesafe varmış. Kadir abi bu bölgeye bir iş için uğramış insanın bu kadar şanslı olması bir yerden sonra tuhaf geliyor. Kadir abi işim bitince seni alırım dedi. O süreçte bende bir markete falan uğrayıp bir şeyler alayım dedim. Haritadan market baktım yürüme mesafesinde bir yere doğru yürüyüşe geçtim. Evleri izliyor yollarda çimler falan fistan yürüyorum. İlginçtir hiç beyaz yok sadece siyahiler vardı. Benzinlikte falan sohbet edip gülüyorlar ortam hafif gta5 gibi büyük kasalı arabalar falan. Markete girdim meyve reyonuna uğradım iki gün önce fiyatından dolayı küstüğüm meyveye yöneldim. 16tl olduğu için yemeyi bıraktığım muz burda 0.49 cent'e karşımda duruyordu, o an almak yerine hayatı bir iki dakika sorgulayıp meyve ve sebze reyonunda dolanıp çıktım.

    Dışarı çıktım eve vardım yağmur başladı. Kadir abi geldi sokakta hemen arabaya atladım merhabalaştık. Hep youtube'ta gördüğüm kişiyle canlı konuşmak ilginç gelmişti. Ekranda neyse oydu. Kadir abi sohbet için konular açıyor bilgiler veriyor.. ama ben ilginç olarak farklı bir ambianstaydım çünkü bu kadar şanslı olmak insanı bir yerden sonra acaba bu bir rüya mı noktasına getiriyor. Kadir abi konuşurken ben aklımdan bir rüya bu kadar gerçek olmaz diye düşünüyorum. Bir yandan ya uyanırsam?

    Kadir abinin iş yerine vardık ordan bana uygun olabilecek bir araç vardı. O aracı kendileri kullanıyordu ama fiyat olarak benim bütçeye yakın olduğu için sağolsun Kadir abi onu bana verdi. Plaka ve bir takım işlemleri falan halledip nasıl götüreceksin diye sordu bana "valla abi ehliyetim var ama trafikte pratiğim yok" dedim. Sağolsun mülayim insan beraber gideriz ordan aldığı bir araç ile geri geliriz dedi. Telefon hattı için yardımcı oldu. Araç sigortası için birine yönlendirdi. Yani kısacası zamanın para olarak tanımlandığı bir kentte hiç bir beklentisi olmadan günün çoğunu benimle ilgilenerek geçirdi. Kadir @semavi abi herşey için tekrar teşekkürler. Şimdilik ssn gelmesini bekliyorum.

    3'cü günümü sokakta arabam ile tur atıyorum araba değil canavar maşallah. Chevrolet TrailBlazer ben ona kısaca savaş görmemiş alman tankı diyorum..
    Şanslıyım demiştim zaten.. 2. bölüme geç >

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    Tekrardan merhabalar, ufak bir güncelleme daha yapmak istedim. Olumlu/olumsuz yaşadıklarımızı aktarmaya devam edeceğim dedim ama olumsuz hiçbir şey yaşamıyoruz :) yaklaşık 2 haftadır mağazada ayakkabı reyonunda part time çalışıyorum, bazı gözlemlerimi aktarmak istedim. Bu işe girmekteki en büyük motivasyonum ingilizce konuşmaya alışmak ve çevre edinmekti, bir de tabi beraberimizde getirdiğimiz birikimi çok da eritmemek. Hazır paraya dağ dayanmıyor :)
    Mağaza müdürü ve departman müdürleri inanılmaz başarılı yöneticiler zannımca. Bütün çalışanlarıyla birebir ilişkileri çok kuvvetli ve sürekli çalışanlarını motive ediyorlar. Daha dün mağaza müdürü ben çalışırken yanıma gelip çok çalıştığını ve çok iyi iş çıkardığını görüyorum aramızda olduğun için çok memnunuz diyip elimi sıktı. Alt tarafı ayakkabı kutularını düzenli tutmaya çalışıyorum :) değinmek istediğim nokta yaptığınız işin takdir gördüğü. Başka bir yerde çalışmadığım için genel konuşamam tabii ki ama şimdilik bulunduğum ortam için gözlemim bu oldu. İngilizce konusunda inanılmaz sabırlılar, asla acele ettirmiyorlar ve ben cümlemi toparlayana kadar bekliyorlar. Departman müdürü beni diğer çalışanlarla tanıştırırken yeni arkadaşımızın ingilizcesi konusunda sabırlı olacağız çünkü daha sadece birkaç haftadır burada diye uyardı :)
    Müdürlerle aramı iyi tutmaya çalışıyorum ki zamanı gelip iş değiştirdiğimde referans olarak gösterebileyim ve hakkımda iyi şeyler söylesinler.
    Akşam mesaisine genelde liseliler geliyor okuldan çıktıktan sonra, burayla ilgili en takdir ettiğim şeylerden biri o yaşta çocukların sorumluluk alıp para kazanıyor olması.
    Benim bulunduğum bölgede hispanikler inanılmaz fazla, ingilizceden çok ispanyolca duyuyorum sürekli. Sanırım ispanyolca öğrenmeye başlayacağım :) bir müşteri gelip ispanyolca birşeyler konuşmaya başladı, ispanyolca bilmiyorum üzgünüm dedim. İspanyolca bilmiyor musun???? diye şaşırdı :)
    Vaktimiz oldukça doğa parklarına sahillere gidip tadını çıkartıyoruz. Arabanın bagajına iki tane kamp sandalyesi alıp koyduk, beğendiğimiz yerde kuruluyoruz :)
    Çok alakasız konulardan bahsettim ama aklıma gelenler bunlardı.

  • CEAC Status Check / Visa Status Check (NIV & IV)

    CEAC Status Check / Visa Status Check

    Departman of State'e bağlı, Consular Electronic Application Center'ı dünyadaki bütün amerikan konsolosluklarında işlem gören göçmen (IV) ve göçmen olmayan (NIV) vizelerin durumlarını kontrol etmek amaçlı kullandığı sistem olarak açıklayabiliriz.

    bu sistem, işleme giren göçmen ya da göçmen olmayan bir başvurunun güncel durumunu / hangi işlem statüsünde olduğunu başvuru sahibine güncel olarak sunmak amaçlı kurulmuştur.

    CEAC Status Check

    CEAC sisteminde herhangi bir göçmen ya da göçmen olmayan başvurunun kontrolünü sağlamak için sistemin resmi sitesinden hangi alanda başvuru yapılmışsa o kısım seçilerek bilgiler girilir.

    :megaphone: çeşitlilik vizelerinde (DV - Green Card) CEAC verileri her yıl 1 ocak'ta aktif olur.

    :megaphone: çeşitlilik vizerinde CEAC kontrolü için dosya numarasını girerken ortadaki sıfırlar -0- yazılmaz >>> örn: 2021EU000001938 = 2021EU1938


    göçmen vizelerde

    04c5e7bb-3f5c-4a53-b6ac-a621c5c7797f-image.png

    göçmen olmayan vizelerde

    bea8e725-f22e-4871-afab-3f157ff03146-image.png


    peki bir DV vize başvurusu CEAC sisteminde hangi statülerde görünür?

    • at NVC

    :right_arrow: bu statu, vize başvurunuzun alındığını ve dosyanızın National Visa Center'da (NVC) olduğunu belirtir. bu statu DV başvuru sahiplerde bazen at KCC olarak da görünebilir.

    • in TRANSIT

    :right_arrow: bu statu, vize başvurunuza ait mülakatınızın ayarlandığını ve dosyanızın NVC'den konsolosluğa transfer edildiğini belirtir.

    • READY

    :right_arrow: bu statu, konsolosluğun dosyanızı kabul ettiğini ve mülakat için hazır olduğunu belirtir.

    • Administrative Processing (AP)

    :right_arrow: bu statu, başvurunuzun idare işleme kaldığını ve idari işlem sürecinizin başladığını belirtir.

    • ISSUED

    :right_arrow: bu statu, vize başvurunuzun olumlu sonuçlandığını ve vizenizin basıldığını ifade eder.

    • REFUSED

    :right_arrow: bu statu, vize başvurunuzun reddedildiğini ve olumsuz sonuçlandığını ifade eder.


    ÖNEMLİ BİLGİ

    travel state, 5 mayıs 2020'de CEAC statülerinin sistemde görüntülenmesi ile alakalı bir güncelleme yayınladı.

    bu güncellemeye istinaden;

    Visas: CEAC Case Status Change
    Last Updated: March 5, 2020

    On March 3, 2020, the Department of State made an update to the Consular Electronic Application Center (CEAC) website, our online portal for visa applicants. A visa applicant whose case previously displayed as being in “Administrative Processing” on his or her case status page now displays as being “refused.”

    There has been no change in such applicants’ actual cases. This is an administrative change to more accurately communicate case status to applicants.

    Visa applicants whose case status on CEAC had previously displayed as “Administrative Processing” had been refused under section 221(g) of the U.S. Immigration and Nationality Act (INA).

    Although some refusals under INA section 221(g) can be overturned, the change in the CEAC correctly reflects that the applicant’s visa application has been refused. That status may change if the applicant can demonstrate to a consular officer he or she is eligible for a visa or if information comes to the attention of the consular officer from other sources that resolve any outstanding issues relating to the applicant’s eligibility for the visa.

    The applicant should refer to the instructions the consular officer gave at the end of the visa interview and to travel.state.gov/visas for more information about his or her case.

    https://travel.state.gov/content/travel/en/News/visas-news/visas-ceac-case-status-change.html

    ilgili güncellemede aktarılan bilgiye istinaden;

    :right_arrow: vize başvurunuzdan / mülakatınızdan hemen sonra CEAC statünüz olumlu olsa da dosyanin durumu "red / refused" olarak görünebilir. eskiden daha sık kullanilan "idari işlem AP" statüsü artık coğunlukla "red / refused" olarak görünüyor, fakat vize basildiktan sonra statu degisip "issued" dönüşür.

    tıpkı bunun gibi;

    f27b12db-1531-4feb-9e7a-2607851e1e19-image.png

    bu sebeple, mülakatınız sonrası CEAC statünüzü kontrol ederken "refused" ibaresi ile karşılaşırsanız telaş yapmayın, statünüz güncellenecektir.

    bu bilgiler ışığında statünüz sistemde aşağıdaki sıralama ile görülecektir;

    at NVCin TransitReadyRefusedAPIssued

  • RE: DV2024 (2024 Green Card Lotosu) Aşamaları

    değerli DV2024 talihlisi arkadaşlar..


    yayınlanan son bültenle birlikte EU bölgesi 27.500 olarak belirlendi malumunuz..
    bülten beklendiği gibi ilerlerken, ankara yine görmedim, duymadım, bilmiyorum şeklinde devam ediyor hayatına.
    şaşırmadık, her zaman ki halleri. kalan zamanda elbette mülakat verirler ancak; önümüzdeki aylarda uzun bayramlar / tatiller var ve bu da elbette çalışılacak iş gününü kısıtlıyor.

    son düzlükteyiz!

    mülakat almamış, alamamış herkes için bu yazacaklarım;
    halen ankara için ümitlenip beklemeyin, bekleyip zaman kaybetmenin, "bana mülakat gelir yae.." hayaliyle hülyalara dalmanız zamanı değil!
    tavsiyem 8K üzeri herkesin bütün imkanların seferber etmesi yönünde..

    bu adamların dv için türk talihlilere vereceği tek şey hüzün oldu son 5 yıldır.
    onlar için dv; boş, gereksi bir vize türü, bunu ne yazık ki yaşayarak görüyoruz.
    düzelmesi için de hiçbir şey yapmıyorlar..

    iş bu ahvalden mütevellit;
    bütün imkanlarınızı seferber edip ya aos ya da dosya taşıma yaparak mülakat almaya çabalamanız.
    aos için geç değil, ilk uçakla hayalinize kavuşabilirsiniz.

    AP süreci devam eden arkadaşlarımız varsa lütfen bana özelden ulaşsın.
    onlarla kalan sürede özel olarak ilgileneceğim. amacımız, AP'deki herkesi vizesine kavuşturmak olacak.

    yol sizin, revan olun..

    ışık sizinle olsun
    namaste!

  • RE: DV2025 (2025 Green Card Lotosu) Aşamaları

    an itibari ile elimde amerikan bayragi ile konsolosluktan ciktim ve vizem onaylandi arkadaslar :) pasaportum elime gectiginde detayli deneyimimi aktaracagim iyi dilekleriniz icin cok tesekkür ediyorum

  • Bavul Hazırlama - Yeni Hayat , Yeni Bir Başlangıç ...

    Yeniden Merhaba Arkadaşlar ,
    Türkiyedeki hayatınızı Amerikaya taşırken tüm hayatınızı birkaç bavula sığdırmanız için bavul hazırlama rehberi hazırlamaya karar verdim.

    Birkaç Madde halinde Tükiyedeki Hayatımızı Bavullara Sığdırmaya Başlayalım.


    1-)Bagaj Hakkınızı Kontrol Edin


    alt metni

    Bu konuda hava yolu şirketleri bazında yanınızda götüreceğiniz bavul sayısı ve ağırlıkları farklılıklar gösterdiğinden mutlaka biletinizi aldığınız firmanın Bavul hakkını öğrenin.

    Örneğin ;

    THY, 2 adet 23 kg’lık bagaj hakkı ve 8 kg’lık el bagajı hakkı verirken,

    KLM ise1 adet 23 kg’lık bagaj ve normal el çantanız dışında, 1 adet 8 kg’lık el bagajı verebiliyor.



    2-) Bavul - Valiz - Çanta Seçimi

    alt metni

    Bu konu çok önemli. Firmalar bavulları kargoda taşırken çok dikkatli - özenli davranmıyorlar. Bu manada yanınıza sağlam bavul almanız gerekecek.

    Ancak bu durumda bavul ağır olabileceğinden sizin yanınızda götürebileceğiniz eşyalarınız için ağırlık hakkınızın dolmasına neden olabilecektir.

    Boş Hali En Hafif Bavul-Valiz Seçin Kimi valizler Boş olarak 6-8 KG oluyor
    ki 23 kg hakkınızın 3/1 ini boş hali kaplayabiliyor.
    Kilo aşımı oluyorsa da sırt çantanıza veya el bagajınıza bölüştürmeye çalışın.

    • Bavul Renk Seçimi olarak Mümkünse Siyah Seçmeyin. Genel Ağırlıkta Siyah ve Benzeri Renkler olacağından bavulunuzu renkli seçmeniz bavulunuzu bulmanızı kolaylaşturacaktır.

    • Mümkünse bavulunuzu 4 Tekerlekli olarak seçin. Taşımada oldukça işinize yarayacaktır.

    • Kaybolmalara bir önlem olarakda bavulunuzu uçağa vermeden önce bir fotografını çekmek kaybolduğunda bulmanıza yardımcı olacaktır.

    Küçük Bir Not : THY Bebek Pusetini bavuldan saymıyor. Onu yanınıza alırken bavuldan saymayabilirsiniz.

    Hafif Bavulunuz Gözünüze hırpalanmayı aşamayacak gibi gelirse Sanayi tipi steçler ile 1-2 tur sarmayı deneyebilirsiniz. - Bazı Havayollarında Normal Streçi kabul etmeyebiliyorlar .sadece havalimanindaki mavi strech ile kaplayabileceginizi söyleyebiliyor gorevliler. O durumda hemen çıkartıp mavi steçi kullanabilirsiniz.

    alt metni



    3-) Kıyafet-Giysi Seçimi

    alt metni

    Gideceğiniz bölge hakkında mutlaka araştırma yapın. Yıllık Sıcaklık eğrilerine bakın. Örneğin Florida gibi bir eyalete gidecekseniz kat kat kalın giysiler almanıza hiç gerek yok. (Yinede üşüyebileceğinizi düşünerek 1 tane hırka tercih edebilirsiniz)

    Yeni Kıyafetler almayın.(Boşa para vermeyin eskidikçe Amerikadan temin edebilirsiniz. ) Ancak ilk etapta Dolar Kazanıp Dolar Harcayana kadar kendinizi tölere etmek için Yeni gibi gördüğünüz kullanacağınız eşyaları seçin.

    • Mümkünse kombin olacak şekilde eşyalarınızı ayırarak alın. Bir tane resmi kıyafet için , bir tane ev için bir tane günlük kombin gibi.. İç giyim - Çorap unutmayın. Gideceğiniz yer sıcaksa mayo-bikini de alabilirsiniz.

    Ayakkabı olarak 1 Tane Spor , 1 Tane Terlik , 1 Tane resmi alabilirsiniz. Yinede Amerikada çok ucuza (20 $ Gibi) marka ayakkabı alabileceğinizi unutmayın...

      • Önemli Bilgi: Mutlaka Vakumlu Hurç Kullanın. Kıyafetlerinizi - Eşyalarınızı bavula sığdırmak konusunda oldukça başarılı sonuçlar veriyor. İnternette , ne alırsan 1 tl dükkanlarında , büyük marketlerde hemen heryerden temin edebilirsiniz.




    4-) Temel Eşyalarınızı Unutmayın

    alt metni

    Hergün veya sıklıkla kullanmakta olduğunuz eşyaları unutmayın. Çevreyi tanıyana kadar veya Çalışmaya başlayana kadar onlara ihtiyacınız olacak.

    Evdeki Küçük bir şampuan (Küçük yoksa küçük bir şişeye boşaltabilirsiniz) , Traş malzemeleri küçük bir deo-parfüm, krem , diş macunu-fırça, Ufak bir Tarak, Özellikle WC lerde kullanmak üzere ıslak mendil. Yinede fazlasına gerek olmadığını unutmamak lazım..



    5-) Yanınızda Yiyecek-Ev Eşyası Getirmek

    Farklı bir kültüre ve alışkanlıklara gideceğinizden evden Türk kültürüne ait birtakım eşyalar ve yiyecekler götürmek isteyebilirsiniz. Peynir-zeytin , Çay-kahve, Çaydanlık-cezve gibi.

    Öncelikle yasak olan şeyleri yanınızda getiremezsiniz.
    Bavulda taneli bakliyatlar, (pirinç, bulgur vb.) et, meyve, sebze bulundurmak ve Amerika’ya sokmak yasak peynir ve zeytin vakumlatıp götürülebilir. (daha önce götürenler var.) .

    Limon kolonyası Türk market olmadığı yerlerde bulunamayabiliyor.
    Fincan - Cezve - Çaydanlık - Çay bardağı Türk marketi olmayan yerde bulunamayabilir. zaten kullandıklarınız varsa ve küçük ise bavula koyabilirsiniz.

    alt metni



    6-) İlaçlar

    alt metni
    Amerikada yeni bir hayata başlayacağınızı unutmayın. Belli bir süre sisteme adapte olamayabileceğinizi ve hastalanabileceğinizi göz önünde bulundurun.
    Sürekli kullandığınız ilaçlarınız varsa 1-2 paket bavulunuza alın ve bu sürekli ilaçlar için doktorunuzdan mümkünse ingilizce çevirili olarak bir reçete yanınıza alın.

    Birkaç paket ağrı kesici , Çocuklar için ağrı kesici ateş düşürücü şuruplar , Kendiniz için grip ilaçları Theraflu , Tylolhot, Katarin .. gibi . 1-2 paket antibiyotik alabilirsiniz. Farklı yiyecekler yiyebileceğinizden 1 er kutu mide - bağırsak ilaçları alabilirsiniz.

    Bepanten - Silverdin gibi kremler , küçük bir güneş losyonu da bavula ekleyebilirsiniz.



    7-) Elektronik Eşyalar

    Günlük kullandığınız ve ihtiyacınız olabileceğini düşündüğünüz elektronik eşyaları yanınızda götürmek isteyebilirsiniz. Ancak Amerikadaki akımın 120V olduğunu unutmayın. Yanınıza almayı planladığınız cihazın giriş voltajını kontrol edin. 120-220-240V ise Bu o cihazı Amerikada kullanabilirsiniz anlamına geliyor.

    Tabii bunun içinde cihazlarınızın miktarı kadar yanınıza priz dönüştürücü uç almanız gerektiği anlamına da geliyor.

    alt metni

    Eğer sahip olduğunuz cihaz bu voltaj değerlerini karşılamıyorsa üzülmeyin.
    Elektronik ürünlerin ucuz olduğu bir ülkeye gidiyorsunuz. Pekçok kişisel bakım ürününü küçük ev aletlerini 10-40$ aralığındaki fiyatlara rahatça temin edebilirsiniz. (Tabii bir Türk kahvesi makinesi bulmanız çok zor olacaktır :) )

    Şimdi kontrol ettim de Wallmart ta Türk kahvesi makinesi bulunabiliyormuş..

    Linkini Görmek İsteyenler Tıklayabilir.

    Sizi bu dertten de kurtardım . Hadi Yine İyisiniz :)))



    8-) Kişisel Eşyalar - Bakım Eşyaları

    alt metni

    Amerika’da yaşayacağınız yere ilk gittiğinizde yastık, çarşaf tarzı şeyler bulamayabilir veya olanların temiz olmadığını düşünebilirsiniz. Bavulunuza incecik bir yastık kılıfı ve incecik bir çarşaf koyabilirsiniz.

    1 er tane ince havlu alabilirsiniz.

    Ayrıca zaten varolan Tırnak makası-törpü gibi şeyler için yeniden para vermek yerine bavulunuza koyabilirsiniz.

    Sigara eyalet eyalet hatta şehirdeki marketlerde bile fiyatı değişken bir ürün. Türkiyedeki gibi sabit bir fiyatı yok. Çok tiryaki iseniz Duty-Freeden Kişi başı 3 Karton alarak Getirebilirsiniz. (Yada yeni bir başlangıç yapıyorsunuz , En iyisi bu vesileyle sigarayı bırakın :) )

    Ufak Çocuklar varsa Vazgeçemedikleri 1-2 tane oyuncak , Birkaç tane Kitap vs. içinde bavulunuzda yer açmanız gerekecek ..



    9-) El Bagajı (8 KG)
    alt metni

    Değerli eşyalarınızı her zaman yanınızda taşıyın. (bavulların kaybolma-çalınma içinin dağılması ihtimalini gözardı etmeyin.) Ziynet eşyaları , para , laptop, tablet , Kimlik , Resmi Belgelerin Asılları , Pasaport vs. Yanınızda taşımanızda fayda var.

    El bagajınıza götürmeniz gereken tüm belgelerinizin aslını koyun ve fotokoposini de normal bagajınıza koyun.
    Uçak yolculuğundaki yemekleri beğenmeyip yiyemeyebilirsiniz veya yemek servisi sırasında uyuyakalabilirsiniz. Yolculuk sırasında yemek için kurtarıcı atıştırmalıkları el bagajınıza koymanızı tavsiye ederim.

    Uçaktan indikten sonra bavulunuz bazı karışıklıklardan dolayı hemen gelemeyebilir ve 1 haftaya kadar bavulsuz kalabilirsiniz. Bu çok nadir görünse de her ihtimale karşı, yanınıza bir takım yedek kıyafetler almanızda fayda var.

    • Son Olarak ;

    • Bavulunuzun üstüne bilgilerinizi ve herhangi bir kaybolma durumları için Amerika’daki adresinizi yazın. Bir bavul etiketi alıp hem bilgilerinizi onun üstüne yazabilir, hem de bavulunuzu diğer bavulların arasından rahatça bulabilirsiniz.
      alt metni



    Bu görseli görmüştüm internette bu konuda paylaşmanın fayladı olacağını düşündüm.

      • Şimdiden Yeni hayatınızda Başarılar ve Hayırlı Yolculuklar. Umarım herşey gönlünüzce olur....

    alt metni

  • RE: DV2025 Mülakat Deneyimleri

    Selamlar, dosyami fam yasasi ile kcc araciligiyla oturum iznim olmadan tasiyip mülakat alip ve mülakati sorunsuz atlatip vizesini almis dv2025 talihlisi olarak viyana mülakat deneyimimi paylasmak istiyorum. Deneyimim biraz fazla detayli olacak özellikle viyanada mülakata girecek talihlilerin bastan sona okumasini tavsiye ediyorum. Su an viyana havalimaninda vize basili pasaportumla ve sari zarfim ile türkiyeye gidecek olan ucagimi bekliyorum. Deneyimi buraya yazabiliyorsam ve su an elimde göcmen vizenin oldugu pasaportu tutabiliyorsam, bunlar kesinlikle yesilkartforum sayesinde oldu, forumdan edindigim bilgiler sayesinde vizemi en az zahmet ile aldim, hicbir türlü danisman ve avukat ile calismadim sadece forumdaki bilgiler ile vizemi aldim (youtube da kendine böyle danismanim söyle avukatim diyip saul goodman triplerine girenlerin hepsi bu forumdan yararlaniyor :D ) ve özellikle tesekkür etmek istedigim birkac isim var: @gucarslan @mrt01 @EzgiLera @MMT @Revolter @lumos @ATS16 sizin tavsiyeleriniz ve paylastiginiz bilgiler sayesinde bu süreci kolayca yürüttüm hepinize tek tek tesekkürlerimi iletiyorum eger unuttugum varsa kusura bakmayin :)

    DOSYA TASIMA KARARI VE SURECI

    Sürecin en basinda case numarama güveniyordum cünkü forumda baktigimda tasima yapanlarin hepsinin cnsi 10k ve üzeriydi ondan dolayi foruma üye olma geregi bile duymamistim sadece bazen mülakat deneyimlerine göz gezdiriyordum, daha sonra bi anda kafama esti bi arastirma yapayim eger bu cn ile gecen sene kazansaydim
    mülakata ne zaman girecektim diye daha sonra bir baktim ki hâlâ mülakat almamis olacaktim o an hafiften iskillendim, cünkü dv2018 talihlisi kuzenimin cnsi de 5k civarindaydi ve ds-260 i kazandigini ögrendikten 6 ay sonra submit etmisti ve mülakata girerken 18k lar ile beraber girdigini söylemisti süreci arastirdigimda ds-260 i submit etmediginiz sürece siralaya alinmadigini da biliyordum ve bu bilgi beni iyice iskillendirdi. Daha sonra dv2023 ü baz aldigimda ocakta mülakata girecegimi gördüm. Hemen ufak bir analiz yaparak ankaranin 1 mali yil icerisinde 6 aylik bir kayip zamani oldugunu gördüm kisacasi dv2025 te de ayni kaybi yasarsa eylülün sonunda bile mülakat alamayacagimi anladim ayrica @gucarslan in o meshur ”ankaraya güvenmeyin“ sözünde acaba neden belirli bir cn üstündekilere degil de direkt herkese bunu söylüyor diye düsünüyordum ve bu analizlerden sonra neden herkese dedigini anlamis bulundum ankara her gecen sene daha da beter oluyor eger bu yaziyi dv2026 talihlisi birisi okuyorsa ufak bir tavsiyem var eger dosya numaran 1k ve üstü ise hic düsünmeden dosyani tasi :) Daha sonra ufak bir düsünme sürecine girdim ve yesil pasaportum oldugu icin avrupa ülkelerinden herhangi bir yerine tasiyabilecegimi ve herkesin forumda övdügü viyana konsolosluguna tasiyayim mi diye derin düsüncelere daldim. Ve 3.gün kararimi verdim ve tasima islemine basladim öncelikle ben dosyami fam yasasi ilk duyuruldugunda kolaylikla tasiyan azinlik gruptayim, benden sonra tasimaya calisanlardan hep adres talebi olmustu fakat ben tek mail ile ve 2 cümle ile dosyami tasimistim mail icerigim aynen su sekildeydi; “i will be in vienna next year. Could you transfer my case to vienna?“

    Daha sonra altina isim soy isim dogum tarihi ve case number eklemistim 24 saat icinde dönüs yapildi ve dosyamin viyanaya aktarildigi yaziyordu. Böylece dosya tasima sürecim olumlu sonlandi.

    VIYANAYA ICIN KONAKLAMA VE GIDIS PLANI

    Öncelikle mülakat tarihim kesinlesip 2nl mail alinca hemen planlama yaptim, öncelikle molnar a mail atip 15 ekimde mülakatim oldugunu ve randevu almak istedigimi söyledim. Cevap olarak 8 ekimde gelebilecegimi söylediler ben de yanitlayarak yurtdisindan gelecegimi ve mümkünse muayenemi mülakat zamanina en yakin tarihe planlayip planlamayacaklarini sordum ve en sona da direkt 11 ekim mümkün mü diye belirttim daha sonra 11 ekime randevunuzu planladik diye dönüs aldim. Daha sonra kalacak yer ve ucak bileti arastirmalarina basladim Benim abim thyde pilot oldugu icin bazi ayricaliklara sahiptim bunlar hemen hemen her ucusta esnek bilet alabilme ve diger yolculara nazaran cok daha ucuza bilet alabilmek gibi avantajlar idi.

    (Bundan dolayi fiyat bilgisi paylasmayacagim cünkü herkesin böyle haklari olmadigi icin kafa karistirmak istemedim. Firmalarin sitelerine bakip standart yolcu biletinin fiyatlarini kontrol edebilirsiniz.)

    10 ekim gidis 16-20 ekime kadar da dönüs bileti aldim, daha sonra booking.com üzerinden viyana hernals bölgesinde 3 yetiskin icin 6 gece studio daire tuttum bunun fiyati 20.000tl tuttu. Bilerek yüksek puanli tercih ettim bu durum dolayisiyla fiyata da yansidi daha sonra airalo üzerinden 20gb internet paketi olan eSim aldim bu da 11.50€ tuttu. bundan sonra her sey tamamdi tek yapmam gereken beklemek idi.

    ** VIYANAYA GIDIS**
    10 ekim saat 12 de istanbul-viyana ucagi icin havalimanina geldim ve rutin islemlerden gecip kapiya gelip acilmasini bekledim. Yaklasik 2.5 saat sonra viyana havalimanina vardim. pasaport kontrolünde ufak capli bir sorguya cekildim polis ile aramdaki diyalog su sekildeydi:
    Polis: Whats your next trip?
    Ben: Im will just only stay at vienna
    Polis: How long will you stay in Vienna?
    Ben: 6 days i can show you my booking reservation (burada sormadan direkt telefonumdan pdf olarak kaydettigim rezervasyon ciktisini gösterdim)
    Polis: Good this is your first time coming to eu?
    Ben: No but i recently renewed my passport thats why my passport clear
    Polis: How much money did you bring with you?
    Ben: I come with my brother and my mother I brought 3000 euros for this.
    Polis: okay
    Daha sonra pasaportlara damga vurdu ve gectik.
    Sehir merkezine gecmek ve biletin nasil alindigini ögrenmek icin youtube dan bir video izlemistim ve aynen izledigim gibi cok kolay bir sekilde biletmatige gidip 1 adet sehir merkezine gitmek icin bilet, 1 adet 1 hafta gecerli bilet aldim sehir merkezine giden bilet eger normal bilet aldiysaniz indirim ile 2€ ya düsüyor, 1 haftalik bileti de yanlis hatirlamiyorsam 18€ ya almistim viyana havalimani viyana sinirinda olmadigi icin sehir merkezine giden bileti de almalisiniz eger almazsaniz ve kontrole denk gelirseniz ceza yersiniz dikkatli olun. bu arada internette alinan biletleri vizeletilmesinden bahsediliyor eger biletinizde qr belge ve tarih var ise buna gerek yok bilginize metro ile sehir merkezine gelip tramvaya aktarma yapip kaldigim eve ulastim viyanadaki toplu tasima gayet gelismis düzeyde, tutacaginiz evin yakininda tramvay ya da metro var ise istediginiz yere ortalama 20dk da ulasabilirsiniz sirf merkezde diye 2 kati fiyat vermenize hic gerek yok en basta karmasik gelebilir ki cok normal 21 yillik istanbullu olup hayatim toplu tasima ile gecmesine ragmen ben bile en basta karistiriyordum :) fakat sonrasinda alismak kolay oldu. Bu arada kesinlikle eSim almanizi öneririm (havalimanindan almanizi önermem fiyatlari fazla abartili) 5€ ya bile paketler var viyana icinde cok rahat edersiniz ve fiyatlar da gayet makul ben airalo üzerinden almistim.

    ** SAGLIK KONTROLU SURECI **

    benim randevum 9 da idi Elterleinplatz duragindan 43 numarali tramvaya binip Schottentor duraginda indim, buranin mimarisini begendigim icin klinige kadar yürüme karari verdim 😃 yaklasik 15dk lik yürüme sonunda klinige vardim ve saat 8.30 olmustu kaldigim yerden 7.50 ya da 8 gibi cikmistim pek hatirlamiyorum. Zile bastim ve kapiyi güler yüzlü bir hemsire acti deneyimleri okudugumda randevu saatinden erken gelinmesine ragmen islemlere baslandigini biliyordum bunun icin abd vizesi icin geldigimi ve telefonumdan mail trafigini gösterip 9 da randevum oldugunu fakat mümkünse islemleri simdiden halledip halledemeyecegimi sordum ve tahmin ettigim gibi okeyledi. en basta pasaportumu istedi ve daha sonra bir form verdi bunu doldurup vermemi söyledi formun görselini ekliyorum

    image.jpeg

    daha sonra form ile beraber;

    ceac confirmation ciktisi
    hepatis b antikor testi sonucu(kendim ingilizce cevirdim herhangi bir kase imza yok)
    cocukluktan kalma asi belgem(kendim ingilizce cevirdim herhangi bir kase imza yok)
    td hatirlatma dozu ve su cicegi asisi (e nabizda asilarim kismina ctrl+p yapip pdf olarak kaydettim daha sonra kendim tekrardan cevirdim bunda da imza ya da kase yok)
    e nabizdan alinma cift dilli 2 doz covid 19 asi karti
    belgelerini verdim yanimda cocukluk asi kartimin orjinali de vardi fakat bir ilac firmasinin brosürü gibi bir seye yazilmisti ve üstündeki yazilari anlamak asiri güctü ve sayin @MMT deneyiminde orjinale bakmadiklarini bildigim icin onu vermedim ama yine de sormalarina karsin yanimda getirmistim ve tahmin ettigim gibi sormadilar bile (bu arada hemsire doldurugum formu bilgisayara isliyordu ve bazi yazilari okuyamadigini söyledi ben de okuyamadiklarini telefonumdaki notlar kismina yazip gösterdim ve bakmisken mail adresimi ve amerika adresimde bazi harf hatalari oldugunu fark ettim düzeltmesini rica ettim (buna cok dikkat edin benim pasaport numarasi yerine tcmi yazmisti son gün fark ettim ayni sey baskasinin basina geldiginde vizesi yanlis basilmisti bu cok önemli bir detay) kendisi de özür dileyerek düzeltti bu konuda dikkatli olun mail adresinizde en ufak bir hata sonuclarinizin size ulasmamasina neden olur). Sonrasinda kisa bir süre bekledim fotografim cekildi ve bir kagit verildi bu belgede 3 kutucuk vardi 1 ve 3.kutucuklarini imzalamami 2.kutucugu röntgen merkezinde imzalamam gerektigini söyledi. Daha sonra hemsire beni bir odaya aldi ve tansiyonumu ölctü siradan sorular sordu bu sorular daha önce ameliyat gecirdin mi uyusturucu kullandin mi tüberküloz gecirdin mi gibi sorulardi (bu arada hemsire asiri hizli ingilizce konusuyordu ders calisirken hintlilerin videosunu izleyip onlarin ingilizcesini bile anlayan ben onun bazen söylediklerini anlamayip excuse me i dont get it could you repeat it? diyordum) daha sonra boy ve kilomu sordu ben de direkt e nabizdan acip gösterdim sonrasinda bana bir kap verdi ve idrar tahlili almasi gerektigini söyledi hemen giristeki wc ye gecip tahlilimi verdim birkac dakika sonra ivana molnar diger odaya gecmemi söyledi ve ic camasirlarim haricinde kiyafetlerimi cikartmami söyledi kendisi asiri güler yüzlüydü ve asilarimin tam olup sadece son 1 sene icinde covid asisi olmadigim icin hatirlatma dozu olmam gerektigini söyledi ben de tamam dedim, aslinda viyanaya gelmeden önce burada yasayan arkadasima durumu anlattim ve ücretsiz olabilecegim bir lab oldugunu söyledi adresini paylasmisti fakat ben dün saat 3 civarinda gelmistim ve lab öglen 2 de kapaniyormus ondan dolayi olamadim. ilk olarak kulaklarima daha sonra bogazima bakti. Derin nefes alip alip vermemi istedi ve sirtimi dinledi daha sonra sirtüstü yatmami söyledi refleks testi uyguladi ve vücudumun cesitli kisimlarina hafifce vurup aciyip acimadigimi söylememi istedi daha sonra kan aldi ve covid asisini uyguladi daha sonra islemlerin bittigini söyledi yaklasik 5dk bile sürmemisti ve ben de emin olmak icin its all set right? diye sordum gülerek yes yes dedi ve odadan ciktim. Daha sonra kaydimi alan hemsire ödeme yapmami söyledi

    covid asisi 15€
    bel soguklugu testi 20€
    muayene ücreti 360€
    frengi testi 15€
    toplamda 410€ ücret ödedim sadece nakit kabul ediliyormus bu arada. Sonrasinda bana uluslar arasi asi kitapcigi, fatura, röntgen merkezine nasil gidilecegi anlatilan kagit ve bir bilgi kagidi verildi bu kagitta sonuclarimin korumali bir mail ile gönderilecegini, görüntülenirken sifre gerektigini sifrenin de case numaram oldugu 2 kere görüntüleyebilecegim gibi bilgiler yaziyordu. Daha sonrasinda klinikten cikip Leopoldsgasse otobüs duragina yürüdüm buradan 5A numarali otobüse bindim Lorenz Böhler Unfallkrankenhaus duraginda indim, durak hemen hemen röntgen merkezinin önündeydi daha sonra sira makinesinde ortadaki (Ich habe keinen Termin yazan) tusa bastim ve sira numarasi aldim. icerisi saat erken olmasina ragmen cok kalabalikti fakat sira bana cabuk geldi sira numarasi yanan masaya gidip dr molnardan geldigimi belirtip pasaportumu ve molnarda imzaladigim belgeyi verdim son kutucugu da imzalamami söyledi ve size seslenecegiz diyip oturmami söyledi. Ben de oturdum yaklasik 10dk sonra soy ismimle seslenildi (soy ismim cok da zor telaffuz edilen bir soy isim degil fakat seslenildigi zaman ilk basta anlamadim dikkatli olun) arkaya yönlendirildi ve ufak bir bekleme alanina gectim burada üstümü cikartmam gerektigini söylendi daha sonra baska bir hemsire kapiyi acti ve derin nefes alip gögüsümü yaslamami istedi. Solumdaki ekranda dogum tarihim ve ismim yaziyordu dogru oldugunu teyit etmemi istedi ben de dogru dedim. Hizlica röntgenim cekildi ve bekleme alaninda beklemem gerektigini sonuclar hazir olunca seslenilecegi söylendi ve asiri derecede gergin bekleyislerim basladi 😃 gerilmemin sebebi balgam testine kalir miyim diye düsünmemdi. yaklasik 20dk bekledikten sonra isim soy ismimle cagirildim ve korktugum basima gelmedi, cdmi ve imzaladigim evragi büyük bir zarf ile teslim aldim. Burada son olarak ufak bir bilgi eklemek istiyorum; üstte de belirttigim gibi doktorun verdigi belgede pasaport numarasi yerine tcmin yazdigini mülakattan 1 gün önce fark etmistim ve isik hiziyla hem konsolosluga hem klinige mail atip durumu izah ettim. öbürkü gün kendimi saglama almak icin klinige gittim ve durumu anlattim ellerinde pasaportumun fotokopisi oldugunu ve düzelteceklerini söylediler. Daha sonra konsolosluk hatanin düzeltildigini ve saglik raporunun ellerine ulastiginin haberini vermisti.

    MÜLAKAT GÜNÜ

    Mülakatim saat 1 de idi ve ben 12 gibi konsolosluk binasinin önündeydim. Yaklasik saat 12:50 gibi binaya girdim. Konsolosluk mariot otelin sag tarafinda kaliyor, asansör ile 4.kata ciktim ve sag taraftan konsolosluga giris yaptim. merdivenin ucunda 2 asker kendi aralarinda sohbet ediyordu ve benle hic muhattap olmadilar iceride ise 1 polis 1 askeri uniformali ve dogru tahmin ettiysem meksika kökenliydi ve fazla agresifti, mülakatimin oldugunu söyledim sert bir sekilde pasaportunu ver ve disarida bekle diye cikisti bir sey demeden pasaportumu verdim. Daha sonra yanindaki diger polis gelip gayet nazik bir sekilde randevumun olup olmadigini ne zaman oldugunu sorup diger askerin yaninda gitti. ve bekledim kendisi daha sonra eliyle gel isareti yapri ve bi fotografima ve bi bana 4-5 kere bakip bakip durdu, daha sonra ispanyolca bir seyler sayikladi ve burda artik sinirlenmistim cünkü durduk yere bu tavirin sebebini anlamamistim ve sakin görünmeye calisarak ”i dont want to cause trouble, mate. I just want to get my visa and go home“ dedim daha sonrasinda okay okay diyip üstümde telefon ya da benzeri bir sey olup olmadigini sordu ben de sadece belgelerim ve nakit paramin oldugunu söyledim. Daha sonra iceri alip soy adin anons edilecek dedi. Iceri gecip beklerken 4.bankoda görevli eliyle gel isareti yapti. Ve gittigimde su sekil bir diyalog yasandi:
    Görevli: kcc ile iletisime gecip dosya transferi talep etmissin.
    
Ben: Evet.

    Görevli: Neden?

    Ben: Vizemi aldiktan sonra ingilizcemi gelistirmek adina dil okuluna kaydolup daha sonra akici bir ingilizce ile amerikaya göc etmeyi planliyorum.
Görevli: Avusturyada mi?

    Ben: Evet, özellikle viyanadaki bazi yerlerde almancadan cok ingilizce konusuldugu icin böyle bir karar verdim.

    Görevli: Gelistirmene pek gerek yok bence gayet akici konusuyorsun.

    Ben: Tesekkür ederim

    aliskanligimdan dolayi ingilizceyi ingiliz aksani ile konusuyorum ondan dolayi sondaki cümleyi kurdu diye tahmin ediyorum, benden sonra mülakata girecek arkadaslar dosya tasima icin guzel bir bahane bulmanizi öneriyorum forumdaki kidemli arkadaslarin daha önce bahsettigi gibi sakin ha ankara mülakat dagitmiyor gibi söylemlerle ankarayi kötülemeyin, biliyorum bu bir kötülemek degil fakat gerek yok. Kisacasi sorgulanmaya hazir olun. Ya da bu tamamen benim sanssizligima da denk gelmis olabilir önceden yesil pasaportlulara ülkeye giris esnasinda hic soru sorulmamisken ben yeniden soru yagmuruna tutulmustum yine de bu basima gelen durumu paylasmak istedim. Sonra parmak izlerimin alinmasi gerektigini söyledi, en basta sag elimin 4 parmagi, sol elimin 4 parmagi ve 2 elimin bas parmagimin izlerini aldi ardindan sirasi ile su belgeleri alttan vermemi söyledi:
    2 adet 5x5 fotograf
    Formul A+fotokopi (e devlet)
    Finansal varliklar (ingilizce ve bütün bakiyenin dolar karsiliginin oldugu miktar olarak dolar karsiligi 10.500$ olacak sekilde güncel kur ile 364.000 tl vardi)
    Adli sicil kaydi (ingilizce edevlet)
    Diploma asli+fotokopi (cift dilli)
    greencard delivery icin güncel adres

    belgeleri teslim ederken emin olmak icin yeniden sordum, doktorun pasaport numarasi yerine tcmi yazdigini söyledigimde daha cümlemin yarisindayken o sorun düzeltildi dedi ve o an rahat bir nefes almistim. Yanimda cokca belge vardi ama sadece bunlari istedi ek olarak not düseyim ds-260 formunda türkiye adresini yazarkenufak tefek hatalarin vardi state ve city kisimlarina istanbul istanbul yazmistim bunu söyledigimde sorun olmayacagini söyledi ayrica greencard delivery adresini de güncellemek istedigimi söyledim ve güncel adresi word e yazip aldigim ciktiyi asagidan uzattim bir de ds-260 i doldurdugumda hala universite okudugumu ve bu temmuz mezun oldugumu söyledim yanimda lise diplomamin oldugunu da belirttim universite diploman yeterli dedi. Daha sonra 3 numarali bankoya gecip ödeme yapmami söyledi. Bankoya gectigimde kimse yoktu kisa süre icinde birisi geldi ve nakit olarak 3 adet 100lük 2 adet 10luk ve 2 adet 5 lik banknot verdim toplamda 330$ luk bir ödeme yaptim bilerek olabildiginde bozuk vermeye calistim ki benden sonra 100lükler ile ödemeye calisan biri olursa para üstü icin ellerinde bozuk olabilsin. Eski bir deneyimi okudugumda kasada bozuk olmadigi icin para üstü alamayan ve sorun yasayan bir talihli vardi ve cok aklima takilmisti ondan dolayi böyle bir sey yapmak istedim. Ödemeden sonra size imzali bir fis veriyorlar ve disarida pasaportsuz kontrole denk gelirseniz bu fisi gösterebilmeniz icin. Daha sonra geri oturma yerine gectim 2dk sonra soy adimla 6.bankoya gitmem anons edildi. kisa sacli bir amerikali bir kadin ile mülakatim basladi. Öncelikle nasilsin dedi ben de gülerek im feeling excited you? dedim o da ayni sekilde gülerek karsilik verip fine dedi. Daha sonra burada da sadece sag elimin 4 parmaginin izini aldi ve mülakatim basladi asagida diyalogu paylasiyorum:

    K: sundugun belgelere ve birazdan söyleyecegin bilgilerin dogrulugu hakkinda sag elini kaldirip yemin eder misin?
    Ben: Tabi, diyerek yeminimi ettim.
    K: Evli misin
    Ben: Hayir
    K: Cocugun var mi?
    Ben: Hayir
    K: -diploma aslina bakip- XXX universitesinden mezunsun dogru mu?
    Ben: Evet dogru
    K: peki su an okuyor musun yoksa calisiyor musun?
    Ben: Hali hazirda bir Big4 firmasinda (big4 su an calistigim firmanin dahil oldugu grup tarzi bir sey) ofansif siber güvenlik danismanligi title‘inda calisiyorum
    K: Cok iyi, peki sirketinden uzaktan olarak devam mi edeceksin? Yoksa sirket degistirmeyi planliyor musun?
    Ben: Calistigim firmanin amerika subesine gecis yapmayi planliyorum
    K: amerikada nereye yerlesmeyi planliyorsun
    Ben: California kuzenimin yanina
    K: -ds-260 formundaki gc delivery adresini okudu- bu adrese mi gideceksin?
    Ben: Evet dogru.
    K: Belirli bir yas altindakilerin askerlik belgesi imzalamasi gerekiyor
    Ben: Tamamdir
    K:-belgeyi alttan uzatip- isim soy isimini yazip imzalaman yeterli.

    Daha sonra belgeyi alttan teslim ettim ve bayragimi verip tebrikler vizeni onayliyorum pasaportun hazir oldugunda mail yoluyla bilgilendirileceksin yeni hayatinda mutluluklar dedi. her sey icin tesekkür ederim diyip ciktim. (Bu arada eski deneyimleri okudugumda herkesin cokca adini gecirdigi türkce bilen ve cogu mülakatta tercümanlik da yapmis alize hanim ile karsilasmadim. Mülakatim full ingilizce gerceklesti ve akici sekilde takilmadan sorulari anlayip yanitlayabildim. Ingilizce düzeyim ise ortalama b1+ düzeyinde) Sonraki gün mail gelmedi ve saat 1 gibi ben mail atip durumunu sordum ve 5dk sonra vizemin hazir oldugunu 11-ögle arasinda alabilecegimin hakkinda mail geldi vakit kaybetmeden pasaportumu almak icin tekrardan konsolosluk binasina gidip sari zarfimi ve vize basili pasaportumu aldim, pasaport tesliminde; vizemin gecerlilik tarihinin oldugunu ve uscis fee yi ne kadar erken ödersem kartimin o kadar hizli basilacagi gibi bilgiler verdi ve bir birimize iyi dilekler dileyerek ordan ayrildim. Viyana icin sayin @lumos un hazirladigi excel belgesi cok isime yaradi buna da göz gezdirebilirsiniz

    https://docs.google.com/spreadsheets/d/1ZAhO8TjczbUfXdHLo126Ud-CWlfw9Fak/htmlview#

    Son olarak henüz mülakata girmemis viyanacilarin gözünden kacmamasi adina etiketleri de ekliyorum. (@siraç @leylaa @Ertan-Turgun @sevdemimi @Flight101 @ness @VIRTUE @Uzuzi @zeynepebe )

  • RE: Houston'a gidenler, gitmek isteyenler, olumlu olumsuz yönlerini tartışalım

    Houston'da yaklasik olarak 3 yildir yasayan birisi olarak bende sizlerle deneyimlerimi paylasmak istiyorum.
    Houston dunya uzerind benzeri olmayan bir sehir. Nasil mi diye sorarsaniz dunyada en cok sayida irka sahiplik eden bir sehir. Houston' da resmi sayilara gore 145 ayri ulkeden insan yasiyor. Bundan dolayi da yeni gelenlere daha hosgorulu olma ozelligine sahip. Hatta bundan dolayi insanlar tercih ediyor denilebilir.

    Houston' da agirlikli olarak oil&gas sektoru gozde. Eger kimya, petrol ve benzeri bir mezuniyetiniz ya da tecrubeniz varsa Houstonda yillik 3 haneli sayilarla calisma hayatinda yer almaniz mumkun. Ayrica saglik sektoru ilerlemis durumda. Gruptan Kenan arkadasimiz saglik sektorunde calismakta. Saglik ile alakali sizlere daha detayli bilgi verebilir.

    Houston dunya genelinde cok sayida farkli mutfaga ev sahipligi yapan bir sehir. Houston halki basta Tex-Mex olmak uzere yemek yemeyi seviyor. Bu da yeni gelen arkadaslara busser, runner, server gibi is imkanlari saglamakta. Bu sektore bagli olarak delivery hizmeti veren sitelerden is izni alarak delivery yapabilirsiniz. Ben daha oncesinde Delivery isi yaptim, kazanci acikcasi kotu degil. Delivery hizmeti verilen belli kuruluslar: post mates, door dash, favor, uber eats, grub hub vb.

    Houston yine gorece buyuk bir sehir oldugundan dolayi bu sehirde uber veya lyft yapabilirsiniz. Tabii bu isi yaparken secmeniz gereken arac tipi vs cok onemli. Cunku acikcasi baslangic sinif arac ile iyi bir gelir etmeniz zor. Houston' da uber ve lyft in mile basina odedigi ucret diger sehirlere oranla dusuk.

    Houston genel itibari ile guveniligi iyi olan bir sehir. Sehrin belli bolgelerinden uzak durmaniz belaya bulasmamaniz icin yeterli olacaktir. Tabii kucuk capta olaylarin her yerde yasanma ihtimali ve yasanmisligi vardir.

    Houston'da yokus gorme ihtimaliniz cok cok dusuktur. Deniz seviyesine cok yakin ve sulak bir sehirdir. Bu nedenle de sellerle karsilasmaniz mumkundur. Tabii burada nasil onlem alinmaz sorulari akliniza gelebilir ancak burada birgunde yagan yagmur cogu degil sehir ulkelerde yil boyunca yagmayabilir.

    Cokca park ve bahcesi bulunmaktadir. Buna karsilik eger Istanbul'dan geliyorsaniz sehir size sonuk gelebilir. Cok buyuk bir duzluge kurulu oldugu icin gitmek isteyeceginiz yerler cok uzak olabilir. Houston dunyanin en genis highway ine sahiptir. Katy freeway zaman zaman yan yollarla birlikte gidis - gelis 30 seride kadar cikmaktadir. Bu da uzun mesafe yolculuklarinizda trafik sikisikligi pek yasamdan gideceginiz yere sorunsuz gitmenizi saglar. Ancak bilgilendirme tabelalarini dikkat etmeniz onemli. Cunku her an bir yol yapimi ile karsilasabilirsiniz. Texas eyaleti Amerika' da insaatin hic bitmemesi ile unlenmis bir eyalet.

    Bu sehirde belli bir calisma gecmisiniz ve kredi skorunuz var ise kolayca ev sahini olabilirsiniz. Kolayca diyorum cunku Amerika geneline gore kiyasla ev fiyatlari daha uygundur. Butcenizi cok sarsmadan kira oder gibi ev alabilirsiniz. County'den County'e gore hatta sokaktan sokaga degismekle birlikte yillik vergiler income tax olan sehirlere gore daha yuksektir.

    Sehirde income tax yoktur ancak sales tax vardir. Yani gordugunuz fiyat $100 ise odemeniz gereken rakam $108.25 tir.

    Araclarin mileage lari Amerika geneline gore daha yuksek olabilir. Bunun sebebide mesafelerin cok uzun olmasindan kaynaklidir. Ancak diger sehirlere kiyasla Houston'da daha uygun fiyatlara ayni kondisyona sahip olan araclari bulabilirsiniz. Houston' da ilk satisa sunulmus ve kullanimini cogunlukla Houston'da gecirmis araclar kuzey eyaletteki araclara gore cok daha guvenlidir. Cunku aracin altinda tuzdan kaynakli pas problemi ile karsilasilmaz. Buna karsilik olarak yasi ilerlemis araclarla gunes yaniklari olma ihtimalli var.

    Suanda aklima gelenler bunlar. Ozellikle sormak istediginiz herhangi bir sorunuz var ise seve seve yardimci olmaya calisirim.
    Hepinize mutluluklar diliyorum.

  • RE: [Arşiv] DV2023 Mülakat Deneyimleri

    Herkese merhaba, evet sonunda bu başlığa yazmak kısmet oldu çok şükür.

    Öncelikle biraz uzun bir yazı olacak bunu belirteyim çayınız ya da kahveniz hazırsa başlıyorum, hayatımızı değiştirecek yazıyı kısa tutacak değilim :)

    Çocukluğumdan beri bir ABD hayali vardı içimde, bunun etkisi herkeste olduğu gibi ABD filmleri, oradaki yaşam gibi konulardı o yaşlarda. Daha sonra kuzenim bundan yaklaşık 20 yıl önce ABD’ye taşındı, bende gitmek istedim ama olmadı, iyiki de olmamış yoksa şu anki eşim ve biricik kızım ile olamazdım. Konu açılmışken buradan beni bu süreçte hiçbir zaman yalnız bırakmayan sevgili eşime @çakıl ve bizimle hayallerini paylaşan biricik kızıma teşekkür ediyorum. Onları çok seviyorum.

    Zaman geçti ve biz 2019 yılında sürece dahil olmaya karar verdik, herkes gibi ilk yıl çıkacakmış umudu vardı içimizde, sürekli araştırmalar YouTube videoları, ev ve araba bakmalar derken sonuç hüsran oldu, ama vazgeçmedik 2019 - 2020 - 2021 - 2022 ve dördüncü başvuruda 2023 talihlisi olmayı başardık.Bizim başvurumuzu Ali Cihan Bey @crazycells yaptı, buradan tekrar kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Eli uğurlu geldi ve kazandık. Kazanma sevincini hayatım boyunca unutmayacağım. Kazanınca ne mi yaptık dersiniz, ilk önce evde sevindik zıpladık hopladık çocuklar gibi, sonra da dondurma yemeye gittik :)

    Bundan sonraki aşamalarda telegram grubuna ve excel’e kayıt olduk, DS 260 formunu erkenden doldurmak için eşimle beraber bilgisayar başında 2 gün uyumadan zaman geçirdik, ve formu başarı ile doldurup gönderdik, 2022 yılından takip ettiğimiz erken submit olayı bu senede aynı şekilde ilerlemeye devam etti ve iyikide 2 gün uyumamışız diyorum. Araştırmalarımız daha da arttı ve sürekli formu okumaya ABD hakkında bilgiler öğrenmeye devam ettik. Eyalet seçimi konusunda (Massachusetts) kuzenimin yanına gitmek başlangıç için bize mantıklı geldi ve o şekilde karar aldık.

    Mülakata ve Unganlar deneyimlerine geçmeden önce bazı durumları aktarma ihtiyacı hissediyorum.

    Bildiğiniz üzere Lise mezunu veya 12 yıllık eğitime denk bir okul dereceniz olmalı. Benim lise diplomam 3 yıllık. Bu bir sorun mu derseniz daha önce sorun yaşayanlar olmuş. Bunun basit çözüm yolları var onları birazdan anlatacağım. Benim durumum şu şekilde oldu, gc sonuçları açıklanmadan önce üniversite sınavına başvurmuştum, sonuçlar açıklandıktan sonra sınava girdim ve daha önce terk ettiğim aynı okulu ve aynı bölümü kazandım ve daha önce aldığım derslerden muaf olarak 2. sınıftan yeniden öğrenci olarak okula başladım ve mülakatta E-devletten aldığım öğrenci belgesi ve transkript sundum.

    Aşağıdaki detayların hiç biri sizden istenmeyebilir benden istenmedi fakat sizin karşınıza çıkarsa hazırlıklı olmakta fayda var.

    Diyelim ki sizin benim gibi bir alternatifiniz yok ve ne yapacaksınız,

    1. Daha önce üniversite okuduysanız ve terk ettiyseniz eski transkriptinizi okuldan ıslak imzalı alarak kanıt olarak sunabilirsiniz. E devlette de eski transkriptler gözüküyor kare barkodlu olarak oradan da alın ve okuldan aldığınıza ekleyin. Bu şekilde kanunlar gereği 12 yıla denk eğitim aldığınızı ve daha önce üniversiteye gittiğinizi kanıtlamış olursunuz. Ek olarak lise diplomasının arkasında üniversite giriş çıkış tarihleri ve kaşesi vardır onu da belirtirsiniz.

    2. Diyelim ki daha önce üniversiteye gitmediniz ve sunacağınız bir transkript yok bu durumda aşağıdaki linklerde daha önce liselerin 3 yıllık olduğunu gösteren haber siteleri ve resmi gazete linki var bunları sunmanızda ispat açısından yeterli olacaktır.

    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/04/20120411-8.htm

    https://docplayer.biz.tr/5450002-T-c-milli-egitim-bakanligi-tebligler-dergisi.html

    https://www.hurriyet.com.tr/gundem/liseler-artik-4-yil-325868

    https://www.memurlar.net/haber/22924/liselerin-dort-yila-cikarilmasinin-detaylari.html

    Evet eğitim konusunu çözdüğümüze göre şimdi başka bir detayı daha paylaşmak istiyorum.

    Ben 2005 öncesinde askere gittim o zaman tabi teknoloji ve online sistemler şu anki gibi yaygın değildi ve sanırım o dönemdeki herkesin doğum tarihi aynı girilmiş.E devletten aldığım askerlik belgesinde doğum tarihim yanlış yazıyordu, bu aslında sistem hatası olduğu için çok sorun değil ama benim gibi detaylara takılan biriyseniz düzeltmeniz faydalı olabilir. Bunu fark ettikten sonra bulunduğum ildeki askerlik şubesine gittim ve şubedeki memur tarafından sistem üzerinden bir dilekçe dolduruldu ve Ankara’ya gönderildi, aynı günün akşamına e devlet kayıtları düzelmişti.

    Evet özet geçtiğimiz ve bazı püf noktaları anlattığımıza göre gelelim mülakat ve unganlar deneyimlerine.

    Unganlar Sağlık Muayenesi

    Randevumuz 15 Aralık saat 09:00 daydı.

    Dördüncü katta bulunan Unganlar kliniğine geldik,istenen belgeleri verdik ve hemen işleme başladılar. Gerekli belgeler size gönderilen randevu onay mailinde yazıyor. Bu maili detaylı okumanızı öneririm.Webcam ile sırayla resmimizi çektiler ve evrakları imzalattılar.

    Test vermek için düzen laboratuvarına yönlendirildik kan ve göğüs röntgen testleri bitti , idrar testi yaşınıza göre sizden alınmıyor dendiği için alınmadı.Testlerden sonra saat 10:30’da fiziksel muayene için tekrar çağrıldık.

    Muayene sırasında iç çamaşırı hariç tüm kıyafetlerinizi çıkarıyorsunuz ve o meşhur önlüğü giyiyorsunuz, nasıl giyilmesini gösteren bir resim mevcut. Sonrasında Doktor Ungan geldi.Vücudunuzu muayene ediyor, sırtınızı dinliyor bu sırada sizinle konuşuyor.Birçok soru soruyor Herhangi bir rahatsızlığınız var mı?, Daha önce bir ameliyat geçirdiniz mi?, Hiç alkollü araç kullandınız mı?, Kendinize zarar vermek istediniz mi?, Hiç intihar etmeyi düşündünüz mü?, Düzenli kullandığınız bir ilaç var mı?, Tiroidiniz var mı? Amerika’da nereye yerleşmeyi düşünüyorsunuz?...) bu sırada da aşıları yapıyor, aşıların nasıl yapıldığını hiç anlamadım. Bana 5 adet aşı yapıldı.

    Ben içerdeyken eşimi de muayeneye almışlar, onun içinde aynı yönergeler izlenmiş. Eşime de 5 adet aşı yapılmış. Ek olarak 14 yaşında kızım annesi ile beraber muayene girdi. Kızım için yaşından dolayı ek bir test istenmedi sadece 4 adet aşı yapıldı.Aşı karneleri tamdı fakat eksik görüldüğü için aşı sayısı biraz fazla çıktı.

    Unganlar kısmını 2 yetişkin 1 çocuk için 21.000 TL ödeyerek tamamladık. Bir gece kalarak raporları kendimiz teslim almak istedik. Kalacak yer konusunda unganlar çevresinde birçok otel mevcut biz Unganların yanında bulunan SGK misafirhanesinde kaldık, fiyatlar çok uygun ve oda temizdi. Bir gün sonra gidip raporlarımızı teslim alarak Adana’ya doğru yola çıktık.

    Mülakat Günü

    Mülakatımız dan bir gün önce 12 Ocak’ta Ankara’da olduk ve Kızılay’a çok yakın olan Alfin Otel’de konakladık. 13 Ocak ’da saat 07:00’da konsolosluk kapısının önünde yerimizi aldık, nasıl bir heyecan ve stres yaşayan bilir ancak, umarım bu duyguyu bekleyen herkes yaşar. Yanımızda cep telefonları ve değerleri eşyalarımızın olduğu bir çanta evrakları koyduğumuz dosya ve pasaport için ödeyeceğimiz tutarda dolar vardı. Çantayı telegram grubundan tanıştığımız @sedat3459 Sedat Bey’in aracına bıraktık, kendisine bu desteği için teşekkür ederiz. Sıradan içeri alıyorlar, küçük çocuklu ailelere randevu saati kaç olursa olsun öncelik tanıyorlar @sedat3459 Sedat Bey’in randevusu 09:45 olmasına rağmen küçük bebekleri olduğu için içeri alındılar.Camın arkasından çekmeceyi açan güvenliğe pasaportlarımızı verdik, Xray den geçip bahçeye çıktık güvenlik yönlendiriyor. Meşhur ağır kapıdan girdikten sonra girişte sol tarafta pasaportlarımızı verdik, pasaportlarımızın arkasına bir barkod yapıştırılıp hemen çaprazdaki bankodan sıra almamız söylendi. Çekmeceye pasaportlarımızı ve 3 kişi için 990 dolar vize ücretini bıraktık. Ödeme makbuzu ve 2 adet bir küçük bir büyük sıra numarası yazan kağıt verildi.Bu aşamadan sonra mülakat alanına geçtik. Bu aşamaya kadar herkes çok kibar ve güler yüzlüydü.

    Numarımız 1. defa yandığı zaman evraklarımızı teslim ettik. Mülakatı Türkçe yapmak istediğimiz belirttik. Evrak teslim alan hanımefendi çok kibardı hiç bir sorun yaşamadık. Evrak teslim sırasında hanımefendi kızımın yaşını karıştırıp kızınız 18 yaşında adli sicil kaydı nerede dedi, bende kızım 14 yaşında bir hata var sanırım dedim, pardon haklısınız diyerek düzeltti.

    Evrak Listesi

    • Pasaportlar
    • AİS Kaydı ( Alınmadı)
    • 3 Kişi için 5*5 boyutlarında fotoğraf ( Herkes için 2 Adet)
    • Diploma Aslı ve Fotokopisi - Öğrenci Belgesi ve Transkript ( E-Devlet)
    • Evlilik Cüzdanı Orjinali ve 2 Adet Fotokopisi
    • Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği (Eş,çocuk ve asıl talihli) - Çocuk için asıl talihlinin belgesinin bir kopyası.
    • Arşiv Kayıtlı Adli Sicil Kaydı (Eşim ve benim için)
    • Askerlik Belgesi
    • Unganlar Sağlık Raporu
    • Hesap Dökümü 31.550 Dolar ve 15 Bin TL (6 Aylık Hesap Hareketleri - İmza Sirküleri ile beraber)
    • Ev Tapusu (Değer Gösteren Rapor) - Araç Ruhsatı (sahhibinden.com ilan örnekleri. Orijinal belgelerin fotokopileri. - Bu evraklar istenmedi.
    • Vize ücreti ( Kişi başı 330 USD)

    Beklemeye başladık sanki zaman durmuş gibiydi, biraz daha sakinleştiğimi düşünüyorum, ve beklenen an numaramız 2. defa yandı ve mülakat için bankoya gittik, ilk önce yemin ettik sonra sırasıyla parmak izlerimiz alındı, sonrasında sorular şu şekildeydi.

    B ( Ben) - K (Konsolos)

    B: Günaydın
    K: Günaydın
    K: ABD’de nereye gideceksiniz
    B: MA, Northampton
    K: Bende orada doğdum, çok güzel bir yer çok şanslısınız. 2 Hafta önce oradaydım.
    B: Çok güzel ☺️
    K: Orada bir tanıdığınız var mı?
    B: Kuzenlerim var, 20 yıldır orada yaşıyorlar.
    K: Orada ne iş yapacaksınız?
    B: Kendi mesleğimizde işler bulana kadar geçici işlerde çalışacağız.
    K: Daha önce ABD’ye gittiniz mi?
    B: Hayır
    K: Can you speak English ? ☺️
    B: A little speak English ☺️
    K: Herşey çok kolay olacak
    K: Tebrikler vizenizi onaylıyorum, 1 hafta içinde pasaportunuza basılı vizeniz gelir.
    B: Teşekkürler, iyi günler.

    Eşim ve kızıma ek soru sorulmadı.

    Diplomanın orjinali ve evlilik cüzdanının aslını geri verdi görevli, onun dışındaki bütün belgeleri aldı.

    Ve mutlu son, mülakat beklediğimizden kısa sürdü ve çok rahat geçti. Birbirimize sarılarak konsolosluktan ayrıldık. Akşam mesai bitimine kadar Ankara’da kalıp gece Adana’ya döndük.

    Bize bu yolda destek olan Uğur Bey’e @gucarslan, bu formu kurarak hiç bir karşılık beklemeden elinden gelen herşeyi yapan Ali Cihan Bey’e @crazycells 2023 Admin grubundaki değerli arkadaşlarıma Ezgi Hanım @EzgiLera , Noyan Bey @funnelweb , İbrahim Bey @smartcells , Berke Bey @berke1998 , Emre Bey @Emre-Kurtulmuş , Tuna Bey @tunalbayrak , Duygu Hanım ,Ogün Bey @achillesoag , Gökçe Hanım @cerkezkizi09 ve bütün değerli forum ailesine teşekkür ederiz.

    Bu süreçte bizi hiç yalnız bırakmayan değerli dostlarıma @cerkezkizi09 , @achillesoag , @melikeugur , @onrslnyrk ayrıca teşekkür ederim.

    Umarım herkes hayallerine en kısa sürede kavuşur.

    Unutmayın biz hayallerinin peşinden giden cesur insanlarız.

    Cesurlar her zaman kazanır.

    LÖSEV’e ve sokak hayvanlarına destek olmayı lütfen unutmayın.

    Saygılar, sevgiler….

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    ==Devami==

    • Esim Turkiye'de buyuk bir sirkette marketing director olarak calisiyordu. Turkiye'deki 15 yili asan calisma hayatinda pek cok buyuk sirkette satis&pazarlama alanlarinda, uluslararasi ticaret, fuar islerinde, dijital marketing islerinde cok calisti. Zaten ekonomi alaninda PhD'si var. Buraya gelince uzun calisma hayatinin verdigi o yorgunlugu atmak icin ilk 2-3 ay sadece kafa dinledi. Sonrasinda daha once baslattigi bazi remote ve freelance islere devam etti. Sonra tercumanlik isi buldu ve basladi. Burada cok sayida Rus ve ozellikle Ukraynali gocmen oldugundan tercumana cok ihtiyac oluyor. Hastane, polis karakolu, mahkeme, DMV ve diger resmi binalarda bu kisilere tercumanlik yapiyor. Bunyesinde calistigi sirket en az 1 gun oncesinden nerede ne kadar surede ihtiyac duyuldugunu bildiren assignment yapiyor. Saatine 30 dolar oduyorlar. Bazen gunde 10-12 saat tercumanlik yaptigi zamanlar oluyor. Freelance isleriyle beraber iyi kazaniyordu. Esim de 3 dili anadil seviyesinde konusuyor.

    • Gectigimiz ay New York City merkezli bir sirket sehrimize bir ofis acti ve esimi de bu ofisin basina getirdiler. Burada ilerleyen zamanlarda bir kac calisma arkadasi ise alacak. Calisma saatleri 10:00-18:00 arasi ve haftada 5 gun. Tercumanlik islerini artik sadece haftasonu veya kendi calisma saatleri disinda olursa kabul ediyor.

    • Bana gelirsek, hala ayni iste calisiyorum ve 1 yil oldu. Her sey yolunda ve guzel gitti. Ilk 2 ay egitimlerle gecti ve sonra yukselen bir trendle sorumluluklar verildi. Isyerindeki calisma arkadaslarim, mudurum, beraber calistigimiz diger takimlar ve yoneticilerle cok iyi ve profesyonel bir iliski var. Butun calisma hayatim boyunca bu kadar rahat ettigim bir is ve is ortami olmamisti. 2022 yilinda sadece 3,5 ay calismis olmama ragmen beni de 2022 bonus programina dahil ettiler. 2023 Mart ayinda hem bu bonusu hem de maasa cok iyi bir zam aldim. 3,5 aylik bir gelirim olmasina ragmen ilk vergi beyanimda toplamda 11 bin dolar federal+state tax return aldim. Vergi bildirimini esimle beraber Joint Filing olarak yapmistik. Vergi bildirimini yaptiktan 1 hafta-10 gun sonra ikisi de ayri ayri hesabima yatti.

    • Ise basladigim zaman 401K emeklilik hesabi acilmisti ve benden kesilen kadar da isyeri yatiriyordu. 1 yil sonunda bu hesapta fon getirileriyle beraber 6000 dolardan fazla para birikmis. 3 ayda bir hesap ozeti gonderiyorlar. Uzun vadede iyi bir birikim olusacak gibi gorunuyor. Tabi isveren katkisi burada cok onemli.

    • Bunun disinda Mart ayinda Turkiye'de emekli olmak icin e-devlet uzerinden basvurmustum ve 1 Nisan 2023 tarihi itibariyle Turkiye'de emekli oldum. Emekli ikramiyesini aldim ve aylik maas baglandi. Buraya yatan paraya hic dokunmuyorum, yattigi gibi dolara ceviriyorum. 401K + Turk bankasina yatan emekli maasi ikisi beraber yilda toplam 16-17 bin dolar gibi bir birikim saglayacak. Yine bu emeklilik sayesinde ailecek Turkiye'de SGK tedavi garantimiz olmus oldu.

    • Geldigimizden beri benim buradaki isimden aldigim maas bize fazlasiyla yetiyor. Herhangi bir seyden kismadan butun masraflarimizi karsiliyor, tasarruflarimiza hic dokunmadik.

    • Pilot lisansimi cikardiktan bir sure sonra bolge ofisi bana ulasti ve ben lisans cikarirken yonetmenligin degistigini ve 9 dersten sinava girmem gerektini soyledi. Oturup 1 ay ders calistim ve sinava girip gectim. Eksik lisanslarimi tamamlamayi biraz ertelemek zorunda kaldim ama musait bir zamanda tekrar bunlara baslayacagim. Ara sira evin hemen yanindaki havaalaninda okul isleten bir Hintli arkadastan ucak kiralayip ucuyorum.

    • Evi tuttuktan sonra ilk isim eve fiber internet baglatmak oldu. Bodrum katinda Verizon'un fiber kutusu ve modemini gorunce dogrudan Verizon'a basvurdum ve aylik 49 dolara 300 Mbit fiber internet aboneligi yaptim. 1 yildir hic problem yasamadan kullaniyoruz. Streaming ve diger ev kullanimi icin cok fazlasiyla yeterli bir hiz. Amazon, Netflix vs platformlari 1080p olarak izliyoruz.

    • Ilk geldigimde T-Mobile'dan aylik 50 dolara bir prepaid hat aldigimi soylemistim. Aileyi getirmeden once USMobile diye bir alt operatorden 4 tane hat siparis ettim. Bir kampanya dolaysiyla hepsini ucretsiz verdiler. Siparisi verdikten sonra eve 4 tane paket geldi. Her bir paketten icinde 2 simkart olan bir kit cikti. Kartlardan birisi T-Mobile digeri ise Verizon sebekesini kullaniyor. Hangisini secip aktif ederseniz o sizin hattiniz oluyor. Verizon simcard'i sadece 5G oldugundan ve Turkiye'den getirdigim telefonda 5G olmadigindan, yani benim telefon Verizon sebekesinde calismadigindan mecburen T-Mobile sebekesinde calisan karti kullandim. Numarami buraya tasidim ve kullanmaya basladim. DIger 3 hatti ise esim ve cocuklarim kullanacak sekilde 3 sifir yeni numara secerek actim. Butun islemleri internet uzerinden kendim yapip aktif ettim. USMobile'i secmemdeki neden buradaki aylik tarifeyi kendiniz istediginiz gibi belirleyebiliyorsunuz. 5 dolardan 50 dolara kada istediginiz gibi bir tarife olusturuyorsunuz. Aylik kullanacaginiz ses, SMS ve data miktarlarini kendiniz belirliyorsunuz. Kimse zorluk cekmesin diye butun hatlari yuksek internet datasi kullanacak sekilde aylik 40 dolar olarak belirledim. Boylece 49 dolar internet, 160 dolar 4 telefon hatti olmak uzere aylik 210 dolarlik telekomunikasyon giderimiz oldu. Sanirim 2023 Ocak ayinin sonlariydi, Verizon bir kampmaya baslatti. Company Perk kapsaminda ucretsiz telefon veriyordu. USMobile'den kullandigimiz 4 prepaid hatti faturali olmak uzere Verizon'a tasidim. Numaralarimiz degismedi. Bu tasima karsiliginda 4 tane telefonu ucretsiz verdiler. Seceneklerimiz arasinda IPhone 14 Plus, Samsung S22 ve Google Pixel 7 vardi. Hangisinden istersek ondan alabiliyorduk. Esim ve kucuk oglum IPhone sectiler, ben ve buyuk oglum Pixel 7'de karar kildik. 4 hat icin aylik 172 dolar oduyoruz, sabit fiyat her sey dahil. Sinirsiz konusma, SMS ve sinirsiz 5G internet. Arti olarak ev internetine de %50 indirim yaptilar ve o da 50 dolardan 25 dolara dustu. Boylece Verizon'a gecerek ev interneti + sinirsiz tarife icin toplamda 172+25 toplam 197 dolar oduyoruz, arti olarak 4 tane de son model telefona bedelsiz sahip olmus olduk. Ve arti olarak 1 yillik Netflix, Disney+, Paramount+, Hulu aboneligi hediye ettiler. Verizon'un servis kalitesi gercekten T-Mobile'a gore cok cok iyi. Gercek 5G hizi veriyor, T-Mobile gibi yalandan degil.

    • Pixel'lerde sadece tek simkart yuvasi var. Bu nedenle fiziksel kart yerine eSim tercih ettim. Verizon hatti eSim olarak calisirken simcard yuvasinda da Vodafone hattimi kullaniyorum. Iki hat da tek tekefonda ayni anda surekli aktif. Vodafone AT&T sebekesini kullaniyor. Default olarak arama, SMS ve internet icin Verizon numarasini ayarladim. Vodafon'u data erisimine kapattim. Turk bankacilik ve diger hesaplara erisim icin gerekli butun SMS ve akilli bildirimleri hic sorun yasamadan aliyorum. Butun ailenin Vodafone numaralarini yil boyunca sabit fiyat garantisi ile aylik 35 TL olan bir tarifeye gecirdim. Iphone 14 Plus'ta simcard yuvasi olmadigindan esim o telefonda kendi Vodafone hattini kullanamiyor. Mecburen bu hatti eski Xiaomi telefonunda kullanmaya devam ediyor. Telefon ucak modunda ve wi-fi call durumunda. Bu sekilde cagri almakta, arama ve SMS almakta bir sorun yasamiyor ama faturaya da yansiyan bir sey olmuyor, Turkiye ici tarifesini kullanmis oluyor. Wifi olmayan yerde de Verizon'dan hotspot yaparak internete bagliyor vodafone hattini.

    • Nisan ayina kadar sabah 8, aksam 5 calisiyordum. Sonra shift'im 12:00-21:00 olarak degistirildi. Bu degisim kendime ayirdigim zaman ve yasam kalitesi acisindan cok buyuk katkida bulundu. Normal duzende 8'de iste olmak icin erkenden kalkip hazirlik yapiyor yola cikiyordum. Aksam eve gelip yemek yedikten bir sure sonra genelde bir agirlik cokuyor ve bir sure sonra uyuyordum. Yani hafta ici 8-5 calisma duzeni ozel yasama, kendine ve ailenle gecirecegin zamana cok fazla bir alan birakmayan bir duzen. Ne yapilacaksa haftasonuna birakiliyordu. Yeni 12-21 duzeni ise bana her gun ekstradan yarim gun hediye etti. Ise gidene kadar yapmam gereken ne varsa zaman bulabiliyorum. Cogunlukla 9 gibi gol kenarindaki parka gidip uzun uzun, en az 5-6 mil yuruyorum. 12'ye yakin oradan isyerine geciyorum. Eger herhangi bir kurumda isim varsa veya ozel isim varsa izin almam gerekmiyor, her seyi oglenden once ayarliyorum veya yapiyorum. Bu sabah yuruyusleri saglik ve yasam kalitemi cok yukseltti. Nisan ayindan beri 25 pound'dan fazla kilo verdim (evet pound :) ).

    • Sirkette sadece bizim departmana (Network Operations) ozgu olarak izin kisitlamasi yok. Mudurumuz onay verdigi surece istedigimiz zaman istedigimiz kadar izin kullanabiliyoruz. HR'a ya da baska bir birime bilgi ya da hesap vermiyoruz, takim icinde kendi aramizda koordine ediyoruz. Ilk yilimda 22 is gunu ucretli izin kulllanmisim.

    • 3 defa ABD ici turistik faaliyetimiz oldu. Kuzey Amerika'daki en buyuk 2 doga harikasini ziyaret edip gezdik (Grand Canyon ve Niagara Selalesi). Aracla Kanada'ya gidip gezdik. Kanada sinirini gecmesi 45 saniye surdu. Sadece Green Card'lari gostererek gectik. Polis sadece 3 soru sordu, "ABD'de nerede yasiyorsunuz, Kanada'da nereye gideceksiniz, ne kadar sure kalacaksiniz". Kartlari okutup geri verdi ve Kanada'ya hos geldiniz dedi. Sonra ABD'ye geri donerken de yine sadece GC'lari gostererek 40 saniyede iceri girdik. Pasaport veya baska bir belge kullanmadik.

    • 1ac3832f-f0d5-446d-85d5-c80d380fef75-image.png

    • Ikinci gezimizi Las Vegas'a yaptik. Arac kiraladim ve zaman elverdigi surece cevreyi gezdik ve bir de kumar oynadik :) Ucak ve otel rezervasyonlarini aylar oncesinden yaptigimiz icin cok dusuk maliyetli bir gezi oldu. Esim hayatinda ilk defa kumar oynadi ve rulette 160 dolar kazandi. Ben de kollu makinelerde 90 dolar kazandim. Kazaninca Ekrem abi gibi "Benim kumarim burada biter" diyerekten hemen masalardan kalktik ve cekleri nakite cevirip kactik oradan :)
      Bir keresinde de ailecek NYC'i gormeye gittik. Cocuklar Manhattan'i gormeyi cok istiyorlardi. Meshur yerleri gezidrdik, Central Park, Times Square, Brooklyn koprusu vs vs. Haftalarca gezilse bile bitmeyecek bir yer burasi zaten.

    • Geldigimizden beri sadece 3 defa disarida yemek yedik (seyahatler haric). Istanbul'daki yemek aliskanligimiz ve duzenimiz neyse aynen devam ettiriyoruz. Buradaki yemekler bize cok yagli, tuzlu ve sekerli geliyor. Haftasonlari nerdeyse hic sektirmeden arka bahcemizde mangal yapiyoruz. Adana kebab, ciger sis, kuzu sis, tavuk sis, kanat vs. Bunun disinda zaman zaman lahmacun, pide ve borek, pogaca vs yapiyorum. Burada istanbul'daki gibi sadece normal geleneksel Turk yemekleri yapip yiyoruz.

    • b2d86e3c-93f8-41e6-8499-50d092931e7e-image.png

    • Ihtiyac duydugumuz ve canimizin cektigi tum Turk gidalarina ve markalarina ulasabiliyoruz. Amazon'da arayip da bulamadigimiz, siparis edemedigimiz bir sey yok. Bunun disinda bizim eve 5 dk mesafede Lubnanli birinin islettigi bir Arap marketi var. Arap marketi diyorum ama icerideki urunlerin yarisi Turk markalari. Ornegin 5-6 degisik Turk beyaz peyniri var, Sutas, Teksut, Pinar vs. Biber salcasi, sumak, isot vs her turlu baharat, Marmarabirlik siyah zeytini, yufka vs ne arasan var. Bir defasinda gozum Cokoprens'e takildi ve dayanmayip aldim :) Turkiye'den getirdigimiz demlik takimi ve buradan aldigimiz (Amazon'dan) ince belli bardak setiyle cay aliskanligimiz ve keyfimiz hic degismeden devam ediyor. Kurukahveci Mehmet Efendi ve yine Turkiye'den yanimizda getirdigimiz cezve ve fincan takimlariyla her sabah arka bahcede kahvemizi icerek gune basliyoruz. Mangal yapiyorsam final kesinlikle mangalda bakir cezvede pisen kahve oluyor.

    • Komsularimizla Turkiye'de bile cocukluk zamanlarimdan beri yasamadigimiz bir yakinlik ve muhabbet var. Ilk geldigimiz gunden beri yakinlik gosterip her turlu yardimda bulundular. Ailemi getirmek icin Turkiye'ye dondukten bir kac gun sonra birer gun arayla iki komsum da mesaj atti, "3 gundur araban yerinden hareket etmedi, bir sorun mu var, iyi misin, yardima ihtiyacin var mi' diye. Sagimdaki komsum 80 ustu yaslarda bir cift. 50 yildan fazladir ayni evde oturyorlarmis. Jim hava kuvvetlerinden emekli, 83 yasinda. Ama bu yaslarina ragmen cok dinc ve hareketliler, her seylerini kendileri yapiyorlar. Esi Barbara haftada en az 1 defa koca tepsi yemek yapip gonderiyor bize. Solumdaki komsun Jamal Louisiana'li bir zenci arkadas. O da esiyle beraber yasiyor. Jamal evi tuttugum ilk gunden beri neyi varsa paylasti benle. Bir alete, bir seye ihtiyacim varsa daha ben istemeden getirip veriyor. Kistan once bir suru odun kirip benim kapiya biramis. Onlar da bazen yemek yapip gonderiyorlar veya tatli yapip alip geliyorlar, hep beraber bizim Turk cayi veya kahvesi esliginde yiyoruz. Biz de bize ozgu bir sey yaptigimiz zaman onlara gonderiyoruz. Icli kofte yaptim, lahmacun, pide yaptik gonderdik, mangallarda kesinlikle onlar icin de ekstradan hazirliyorum. Haftasonlari genelde bizim bahcemizde beraber kahvalti yaptigimiz veya mangal yaptigimiz oluyor. Karsi komsumuz Pamela okul otobusu soforu. Ilk gunden beri yakinlik gosteriyor ve bahcesinde yetirtidigi seyleri bizle paylasiyor. O kadar cok elma verdi ki bize artik elma yiyecek halimiz kalmadi :) Komsularla evlerimiz arsinda tepsi tepsi yiyecekler gidip geliyor surekli.

    • 1372c4ed-f0b8-4b0f-9c12-c962c2981d3d-image.png

    • Jim'in laptop, bilgisayar, yazici vs teknik konularla ilgili bir sorunu oldugu zaman hemen yetisiyorum, her turlu problemini cozuyorum. Jim benim cocuklari kendi torunlari gibi seviyor. Gidip her ikisine de bisiklet alip hediye etti. Ne kadar israr etsem de parasini kabul etmedi. Sonra kucuk ogluma kendi baseball malzemelerini verdi, bat, eldiven, top. Bir de adimiza siir yazip bestelemis:

    WELCOME TO AMERICA!

    5000 miles, from very far away
    a family of four came, here to stay
    traveling all the way, from Istanbul
    so happy to reach, this final goal
    Pappa still misses his, fathers land
    where he grew up into a fine, young man
    but America holds a place, in all their dreams
    Momma's now in a home, where she is Queen
    her crafts from back home planted, deep in her head
    generations handed down like, holiday breads

    dad has a job where they all, can up and leave
    his family in this new world for all, to believe
    11 hours in the air over raging seas
    a new world and life, they cant wait to see
    two young sons will carry their family heritage on
    the eldest well on his way to a college life
    little brother taking in all his brothers advice
    this is only stage one of many more, to come
    so enough for today their new life's just begun

    • Aylik temel masraflarimizi siralarsak:
      1800 dolar - Kira (3 oda mustakil ev)
      100 dolar - Elektrik-gaz tek fatura geliyor, ortalama aylik odeme
      200 dolar - Telefon-ev interneti
      25 dolar - Su faturasi. 3 ayda bir 60-70 dolar civari geliyor, aylik ortalama
      700 dolar - Mutfak masrafi. 2 haftada bir 300-350 dolarlik alisveris yapiyoruz ve bu 4 kisilik ailenin butun gida-protein ihtiyacini 2 haftadan fazla fazlasiyla karsiliyor
      150 dolar - Benzin, 2 araba aylik
      330 dolar - Sigorta, 2 arac
      330 dolar - Arac kredisi

      Toplam temel sabit masraflar: 3635 dolar

    • Ilk arabayi geldigim hafta icinde pesin olarak almistim. 62 bin milde 2016 model tertemiz bir aracti. Chevrolet Malibu. 1 yildir hic bir sorun yasamadan kullanmaya devam ediyorum. Araci alirken el frenin (daha dogrusu ayakla basilan tipte el freninin) dogru calismadigini farkettim. Yani bazen cozmeyip kilitli kaliyordu. Arabayi simdi almayip birakirsam 3-4 gun icinde yaptirip oyle teslim etmeyi onerdiler. Acil ihtiyacim oldugundan sonra uygun bir zamanda yaptiririz dedim. Zaten duz memleket, el freni falan kullandigimiz yok, yani sikinti cikaracak bir durum degil, sonradan da yapilabilirdi. Arabayi teslim aldim. Bu galerinin kendilerine ait 2 mekanik atolyesi var. Bunlardan birinden 2 hafta sonrasi icin randevu alip biraktim. Fren teli ve sistemi deforme oldugu icin komple degistirmisler. Ayrica bu degisim sirasinda arka kampanalari da iyi gormeyip komple sifiri ile degistirmisler. Butun bu islemleri ucretsiz yaptilar. Arti olarak kendilerinden alinan araca 1 yil boyunca 3 defa yag ve filtreler degisimini ucretsiz hediye ediyorlardi. Kendi mekanik atolyelerinden birine goturmem yeterli oluyor. Bakim ve yag degisimini bu arkadaslarda ucretsiz yaptiriyorum. 2. ayinda selenoidlerden biri yag sizdirmaya basladi. Contasi sertlesmis ama sadece conta degisimi yapilamadigindan komple selonoidi degistirttim. Bu arabadan cok memnun kaldik. Zaten Turkiye'de de uzun zamandir Chevy kullaniyordum ve son gelisimizden once satmistim.

    • Aileyi getirince 2. araba sart oldu. Yine ayni yerden almaya karar verdik. Kisin burasi biraz karli buzlu oldugu icin esimin guvenle kullanacagi 4x4 bir SUV olsun istedik. 10'a yakin arac surup denedik ve sonunda Chevrolet Equinox'a karar verdik. En dolu modelini aldik. Bu sefer krediye basvurduk ve normalden yuksek olmasina ragmen makul sayilacak bir faizle kredimiz onayladi. Kucuk bir pesinat ve ayda 330 dolar taksitle aldik. Deneme surusu yaparken arka sileceginin calismadigi farketmistim. Yine bu arkadaslarin tamirhanelerinde silecek motoru ucretsiz degistirildi. Yine bu arac icin de 1 yilda 3 kere ucretsiz bakim paketi verdiler. Bu aracla da hic bir sorun yasamadik. Her bir arac simdiye kadar 5000 mil yapti.

    • 58008884-2bee-411d-aeb8-c0156a722f58-image.png

    • Her ne kadar isimiz olsa da hic bir seyin garantisi olmadigindan, ne olur ne olmaz diye, bir sey olur da issiz kalirsak gelirsiz kalmayalim dusuncesiyle gerektiginde kullanmak icin delivery hesaplari acmak istedim. Cunku bunlarin hemen acilmamasi veya aylarca sirada beklendigi icin simdiden siraya gireyim dusuncesi vardi. Geleli 2 ay olmustu ve ehliyetim de daha 1 aylikti. Doordash hesabi aninda acildi. Hesabi aktif edip haftasonu bir gun calistim. Gayet verimli ve kazancli bi gun oldu. Bu ilk ve son kullanimim oldu, bir daha da cikmadim. Hesap acik ve aktif, istedigim zaman kullanmaya hazir. Doordash'le beraber Lyft Driver icin de hesap acip basvurdum ve o da aninda acildi. Evraklarimi yukleyip background checki bekledim. O da 2-3 gunde bitti ve ehliyetim 1 aylik olmasina ragmen lyft driver da kullanima acildi. Bir kac haftasonu sonu ciktim. Food delivery'e gore cok daha rahat ve kazancli bir uygulama. Ufak sehir oldugu icin mesafeler kisa ve trafik olmadigindan arac da fazla yipranmiyor. Acildigindan beri toplamda 6-7 defa cikmisimdir. Bazen oyle cazip garanti para teklifi sunuyor ki dayanamayip cikiyorum. Bu hesap da acil durum yedek plani olarak bir kenarda duruyor. Bir de takscilik bir sehri tanimak icin en guzel yollardan biri. Kisa surede sehrin her bir kosesini ogrenip mahalleleri taniyorsunuz.

    • Burasi 200 bin nufuslu her tarafi ormanlarla cevrili, gol kenarinda, agaci, yesilligi bol kucuk bir sehir. Burada Meksikali ya hic yok ya da cok az cunku nerdeyse 1 yildir hic rastlamadim. Ama zenci nufusu yuksek, downtown ve cevresi nerdeyse silme zenci mahalleleri. %60 beyaz, %30 zenci ve geri kalanlar %10.

    • Hava olarak burada yaz yok. 4 ay kis 8 ay bahar seklinde gecti bu 1 yil. Temmuz ve Agustos aylari cogu zaman kapaliydi veya yagmurluydu. Kis bittikten sonra hava sicakligi hep 70-75 derece (21-24 C) arasi takili kaldi. 2 ya da 3 defa 80 derece (27 C) ustune cikti.

    • 9597dd3e-d8e8-4b59-91fc-8d2b4fff554c-image.png

    • Trafik yok. En yogun ise gidis ve cikis saatlerinde bile trafik olmuyor. Yollar duzgun ve herkes sakince ve kurallara uygun suruyor. Yeri geldi 1 metre kar yagdi ama buradakiler karda buzda nasil sureceklerini bildiklerinden nerdeyse hic kazaya rastlamadim. En yogun kar yagisinda bile kapali ve temizlenmemis yol olmadi, erken saatlerden itibaren ara sokaklar dahil her yeri acik tuttular.

    • 5e7b6625-7fc9-4d0a-8ffd-191390669b26-image.png

    Buradaki ilk 1 yili tek kelime ile ozetlersem: Huzur
    Evde huzur, iste huzur, trafikte huzur, mahallede huzur, sokakta huzur. Her yerde huzur.

    Belki baskalari da yazmistir, biz burda kendimizi gocmen gibi gormuyoruz ya da hissetmiyoruz. Sanki hep buradaymisiz da Turkiye'den uzun bir tatilden sonra evimize geri donmus gibi hissediyoruz.

  • RE: DV2025 Mülakat Deneyimleri

    DV2025 Oman - Muscat Mülakat Deneyimi

    Giriş

    Arkadaşlar merhaba, biraz maceralı geçen Muscat mülakatımı paylaşacağım, DV2025'te dosyası Muscatta olan, taşımayı düşünen herkesin dikkatlice okumasını rica ederim. Hem dosyamızı kabul edip bakmalarıyla ilgili yaşadıklarımız hem de sürecin sonunda gereksiz olduğunu fark ettiğim harcamaların ayrıntılarını yazacağım. İyi okumalar dilerim :)

    Bölüm 1 - Dosya Taşıma ve Pişmanlık

    4 Mayıs 2024 tarihinde ilk defa başvurduğumuz Green Card sonuçlarına bakıp kazandığımızı öğrenince haberin sevincinden o gece gözüme uyku girmedi ve önceden çevremden duyduğum DS260 formunun erken gönderilmesi durumunu da göz önünde bulundurup form doldurma işine giriştim. Tabi sistemdeki yavaşlık ve bazı ayrıntılı bilgilerin toplanması vs derken bu durum biraz sürdü.

    En başta dosya numaramızın da nispeten küçük olmasından dolayı içim rahat bi şekilde Ankaradan mülakat alabileceğimizi düşünüyordum fakat bu forumu keşfedip geçen senelere doğru okuma yapıp bi de verileri değerlendirince adminlerin, moderatörlerin ve gelmiş geçmiş nerdeyse tüm GC kazananlarının defalarca tekrar ettiği ''Ankaraya Güvenmeyin'' lafının ne kadar doğru olduğunu idrak ettim.

    Forumda gezerken bir çok yani kavram öğrendim tabii ki. Current ve Cut-Off tabirlerine hakim olduktan sonra Current olmadan dosyamı taşımanın en mantıklı hareket olacağına karar verdim. Hem uygun yolculuk maliyetlerinden hem de kolay e-vize alınma seçeneğinden dolayı dosyamı KCC aracılığıyla Muscat konsolosluğuna taşıdım. Ardından bunu forumda paylaştığımda geçmiş yıllara hakim olan bir çok arkadaş DV2024'te oturumsuz dosya kabul etmeyen Muscat'a dosya taşımanın cesurca bi hareket olduğunu söylediler, haksızlar diyemiyorum tabi :)

    Önceki yıllarda Sırbistan özelinde yaşanan dosya kabul edip, mülakat verilip sonra sonsuza kadar AP'ye bırakılma olaylarından dolayı herkes yoğurdu üfleyerek yeme durumuna geçmişti tabii ki. Fakat bu konuda naçizane fikrim Sırbistan konsolosluğunda yapılan ve AP'ye bırakılan mülakatların tamamına yakını bu mülakat için alınmış oturum belgeleriyle yapılmış olduğundan dolayı konsolosluğun Türk vatandaşlarına tavır almış olma ihtimalidir.

    Forumda yaptığımız bir çok fikir alışverişinin ardından Muscat konsolosluğunun dosyama olan bakışını tartmak için bir kaç defa mail atmış olsam da haftalar geçmiş olmasına rağmen tek bir cevap alamayışımın ardından çok büyük hayal kırıklığına uğrayıp dosyamı taşıdığıma pişman olmuştum. Özelden bazı arkadaşlar bu ''pişman olma'' mesajını bana sordukları için burada bu durumu açıklamak isterim; meğer mailleşme sisteminde bir değişiklik olmuş, Muscat konsolosluğunun sayfasına bir navigatör eklenmiş ve bu navigatör üzerinden durumunuzu, sorunuzu seçtiğinizde size mail atmanız gereken mail adresini ve başlığa spesifik olarak yazmanız gereken şeyleri bildiriyormuş. Bunu keşfedip bu şekilde mail gönderdiğimde 1 hafta içerisinde cevap verdiler, çok ilgili bir şekilde yardımcı oldular ve ardından DS260 formumu da düzenlemem için açtılar. Bu pişmanlığın kaynağı boşmuş yani anlayacağınız :)

    Bölüm 2 - Sağlık Raporu

    Tek parça halinde kalması için daha önceden paylaştığım sağlık raporu deneyimini direkt buraya yapıştıracağım.

    MUSCAT SAĞLIK KONTROLÜ HAKKINDA

    Merhaba arkadaşlar, daha önceden gelişmeler oldukça yazmıştım şimdi de sağlık kontrolü ile ilgili gelişmeleri yazacağım, mülakat sonrasında da tüm süreci toparlayıp ayrıntılı olarak son durumu paylaşacağım.

    Mülakat tarihimizi öğrendikten sonra NMC SPECIALTY HOSPITAL ile +968 9951 7379 bu numara üzerinden Whatsapp ile haberleşip sağlık muayenesi tarihi istedim. 16 Ekim 2024 için tarih verdiler, mülakat tarihim 5 Kasım 2024 olduğu için daha ileri bir tarih alıp alamayacağımı teyit etmek için bir kaç defa şansımı denedim ama olmadı. Yaptığım maliyet hesabında 2 defa gitmenin 1 defa gidip mülakata kadar orada kalmaktan ortalama 10.000 TL daha uyguna geleceğini ve bu süreç içinde eşimle işlerimizden ayrılmamış olduğumuzdan dolayı 2 defa gitmeyi tercih ettik.

    VİZE KONUSU

    Ummana e-visa alınıyor, https://evisa.rop.gov.om bu link üzerinden üyelik oluşturarak 36B kod numaralı 1 yıllık multi girişli e-visa'yı kişi başı 50 Oman Riyaline aldık. Bu vizeyle alakalı dikkat etmeniz gereken nokta şu; vizeniz onaylandığı günden itibaren ilk 30 gün içinde Ummana giriş yapmanız gerekiyor, tek girişte 30 gün kalabiliyorsunuz.

    TALEP EDİLEN BELGELER

    • Pasaport'un orjinali ve 2 adet fotokopisi
    • Resident Card (Oturumumuz olmadığı için Resident kartımız olmadığını açıkladım bunun yerine vize çıktınızı getirebilirsiniz dediler)
    • Pasaport ölçülerinde 5 adet fotoğraf

    AŞILAR

    • MMR
    • TDAP
    • VARRICELLA
    • HEPATITIS-B
    • INFLUENZA
    • COVID-19 (Biontech veya Sinovac)

    HAZIRLIK SÜRECİ

    Devlet hastanelerinde tüm bu aşıların antikor testi olmadığı için özel hastaneden antikor testi yaptırdık ve belgesini aldık. Eksik olan aşılarımızı da yaptırdık fakat Umman için aşı yaptıracaksanız mutlaka dikkat etmeniz gereken bir konu var. Bu sağlık kuruluşu kaşeli ve imzalı bile olsa bir ''Aşı Belgesi'' kabul etmiyor. İster Devlet hastanesi ister özel hastane olsun fark etmiyor. Kabul ettikleri tek aşı belgesi ''Aşı kartı'' olarak bildiğimiz ve aşıların etiket şeklindeki barkodlarının yapıştırıldığı kart. Bu kartı temin edip aşılarınızın barkodlarını yapıştırtabilecekseniz Türkiyede aşılarınızı yaptırın ama bunu sağlayamıyorsanız bırakın Ummanda eksik aşılarınızı yaptırırsınız. Antikor testi için böyle bir şart yok, kaşeli ve imzalı tercüme edilmiş belgeyi kabul ediyorlar.

    Ummana gidiş-dönüş uçak biletini 2 kişi için ortalama 16.000 TL'ye aldık, Muscat Plaza Hotel adında 3 yıldızlı bi otelde kaldık buranın da günlük maliyeti 1200 TL civarında.

    https://travel.state.gov/content/travel/en/us-visas/Supplements/Supplements_by_Post/MST-Muscat.html

    Bu link'e tıklarsanız en alt satırda sağlık kuruşunda aşıların ne kadara yapıldığının bi listesi var. Bunun dışında da muayene ücreti 75 Umman Riyali.

    MUAYENE SÜRECİ

    Sabah saatlerinde sağlık merkezine gidip 3. kata çıktık, 2 Hindistan asıllı doktor asistanı bizi karşıladı, belgelerimizi kontrol etti. Tek sayfalık bi sağlık formu verdiler bunu doldurduk. Çok standart bir şeydi öyle karmaşık veya garip sorular yoktu. Ummandaki adresimize kaldığımız oteli yazdık, onun dışında Türkiyedeki adresimizi ve Amerikadaki adresimizi de yazmamızı istediler. Muayene ücretini ve eksik aşı ücretlerini hesaplayıp burada ücreti aldılar. Kart veya nakit kabul ediyorlar, kartınızı yurt dışı harcamasına açtırıp direkt kartla ödemek en mantıklısı.

    Ardında boy, kilo ve tansiyon ölçümü yapıp 3'er tüp kan aldılar. Fiziksel muayene için de yine Hindistan asıllı bir doktora götürdüler, bu doktorun ingilizcesi çok iyiydi (Asistanlar aşırı aksanlı ve kafa sallayarak konuşuyorlardı :D ) doktor 2-3 dk süren kısa bi fiziksel muayene yaptı, stetoskopla sırtımızı dinledi, ben bir süredir soğuk algınlığıyla mücadele ediyorum ve ciğerlerim çok dolu ama sırtımı dinledikten sonra bu durumu sordu, zaten soğuk algınlığım olduğunu söyledim o da fark ettiğini söyledi :) Bi sorun yok bu mevsimde normal dedi.

    Doktordan sonra da son olarak ciğer filmi çektirmek üzere giriş kata gittik ve standart bi ciğer filmi çektirdik. Asistan işlemlerimizin bittiğini söyledi ve dosyamızı konsolosluğa göndereceklerini, bizim bidaha dosyayı almak için gelmemize gerek olmadığını belirtti. Bu arada ileride bu yazıya denk gelen arkadaşlar için ben bu işlemleri yaparken USD = 34 TL - OMR = 89 TL civarında. Bu şekilde sağlık kuruluşundan ayrıldık ve bu aşama böyle bitti :)

    NOT

    Bu sağlık muayenesi sürecinde birlikte oda oda gezdiğimiz Hindistan asıllı asistanla baya sohbet ettik. Ben laf arasında bilgi almak için şöyle şeyler sordum;

    • Amerikan konsolosluğunun tüm sağlık işlemleri burada yapılıyor değil mi?
    • Evet, başka konsoloslukların da işlemlerini yapıyoruz aslında.
    • Peki bizim gibi başka ülke vatandaşları DV için geliyor mu?
    • 1-2 sene önce sizin gibi çok Türk gelmişti ama genelde Afrikadan gelen oluyor. Bu sene de Afrikalılar var.

    Bu konuşma biraz içimi rahatlattı sizinle de paylaşmak istedim :)

    Bölüm 3 - Evrak Hazırlığı ve Masraflar

    Gerekli evrakları hazırlarken çeşitli kaynaklardan farklı farklı evrak listeleri gördüğüm ve bu sene ilk Muscat mülakatına ben gideceğim için ne olur ne olmaz mantığıyla gereğinden çok daha fazla harcama yaptım maalesef. Çünkü gerçekten Muscat konsolosluğu online alınmış bir belge kabul etmiyor (Anlamıyorlar aslında ne olduğunu, mülakat deneyimi kısmında ayrıntısına ineceğim bu konunun) dolayısıyla aldığım her evrağın noter onaylı ingilizce çevirilerini yaptırıp bir de apostil aldım. Bu noter onayı konusu en çok masrafı yaptığım kısım, evrakların çevirisi cüzi bir miktar tutsa da noter onayı çeviri ücretinin 3-4 katı tutuyor nerdeyse.

    En çok üzüldüğüm eşimin ve benim 6 aylık hesap dökümlerimizi (20 sayfa falan) noter onaylı çevirisini yaptırdım ve bu belgeleri almadılar bile. Hesap dökümü götürecekseniz de en azından sadece yeminli tercümandan çevirisini yaptırsanız yeter, noter onayına para vermeyin.

    Götürmeniz Gereken Belgeler (Hazırladıklarımın hepsi değil, sadece aldıkları belgeleri yazacağım)

    Asıl talihli için;

    • Doğum Belgesi (Formül A)
    • Adli Sicil Kaydı
    • Diploma
    • Aile Cüzdanı
    • Pasaport
    • 2 Adet 5x5 Fotoğraf

    Eş için;

    • Erkekler için askerlik durum belgesi
    • Doğum Belgesi (Formül A)
    • Adli Sicil Kaydı
    • Boşanma mahkeme kararı (Ben daha önce bir evlilik yaptığım için gerekli)
    • Pasaport
    • 2 Adet 5x5 Fotoğraf

    Tüm evrakların (fotoğraflar hariç, evlilik cüzdanı ve pasaportlar dahil) orjinali ingilizce ise sadece fotokopisi, orjinali Türkçe ise ingilizce çevirisi ve ingilizce çevirisinin fotokopisi mutlaka yanınızda olmalı.

    Yukarıda bahsettiğim boşanma mahkeme kararı belgesi çok önemli, mülakat deneyimi kısmında değineceğim buna da. Bunların dışında eğer Adli Sicil Kaydı belgenizde bir suç kaydı varsa bununla alakalı tüm mahkeme kararlarının aslı ve ingilizce çevirisi de yanınızda olmalı.

    Evrak Dışı Maliyetler

    • Vize ücreti konusunu sağlık kontrolü bölümünde açıklamıştım, bunun dışında Ummana 2 kişi için gidiş-dönüş biletleri ortalama 16-17 bin TL civarında.

    • Biz 3 yıldızlı bir otelde kalıyoruz, ortalama kalitede bir yer ve günlüğü 14 Umman riyali. Toplam masrafımızı yazmıyorum çünkü kalacağınız gün x günlük maliyet olarak hesaplamanız daha tutarlı bi hesap çıkaracaktır. Otel yerine airbnb seçeneğini değerlendirseniz belki kalacak yerle birlikte yemek masrafını da azaltabilirsiniz.

    • Yemek konusu kişi başı 2-3 OMR civarında, 2 kişi için biz ortalama günlük 10-12 OMR harcıyoruz.

    • Sigara Ummanda pahalı, sigara kullanıyorsanız gelirken yetecek kadar yanınızda getirin bence. Parliament sigara 1.8 OMR, muadilleri de daha ucuz değil.

    • İnternet için ben havalimanının çıkışına doğru hat satan firmalardan Ooredoo markasına gittim, burda turist paketleri var zaten, hücresel veriyi dikkatli kullandım ben, genelde wireless olan yerlerde wireless'a bağlandım direkt, 2 gelişim için toplam 13 OMR internet ücreti ödedim (ön ödemeli paket alıyorsunuz, paketiniz yetmezse Ooredoo'nun uygulamasından kartınızla paket ekletebilirsiniz)

    • Ummanda taksi çok ucuz, Otaxi adından bir uygulama var bunu mutlaka kullanın, 7-8 km yolu 1 OMR'a gidiyorlar, uygulamadan çağırınca da 5 dakikada geliyor taksi. Uygulama haricinde taksiye binmenizi tavsiye etmem, uygulamada gideceğiniz yeri seçince direkt fiyatını yolculuğun başında görüyorsunuz, taksici başka yoldan gidip uzatsa bile bu ücret değişmiyor.

    Mülakat Günü(leri)

    Her şeyi hazırlayıp tüm stresi, umutsuzluğu, endişeyi kalbimize gömüp 5 Kasım sabah 10:00'da olan mülakatımıza 09:30'da konsolosluğun önünde beklemek üzere gittik. Mülakata ingilizce gireceğimiz için eşim biraz heycanlıydı ve önceki gün forumdan okuduğum onlarca mülakat deneyiminden derlediğim soruları yazıp onu da hazırladım :) 10:00'da üzerimizde tüm elektronik eşyaları çantamızla girişe teslim ettikten sonra sadece evraklarımızı ve cüzdanımızı almamıza izin verip ziyaretçi kartımızla birlikte bizi içeri aldılar. İlk giriş kapısının ardından iç binada tekrar bir X-Ray cihazından benzer bir prosedürle geçtik ve mülakat alanına ulaştık. Beklediğimden çok farklı bir şekilde küçük, herkesin birbirini rahatça duyabildiği ve tüm mülakatlara istesek de istemesek de kulak misafiri olduğumuz bir alana girdik. görevlilerin yönlendirmesi üzerine sıra numarası alabilmek için ilk önce 1 numaralı vezneye evraklarımızı teslim edip ödeme yaparak sıra numarası almamız gerekiyordu. Aşırı kalabalıktı ve biz girdiğimizde veznenin önünde uzunca bi kuyruk oluşmuştu bile. Ayrıca vezneye giden kişilerin işleri kısa sürmüyodu.

    Tam 2 saat beklemenin ardından (Sıfır abartı, 10:00 girdik saat 12:00'da veznede sıra geldi) vezneye ulaştık. Görevli hanımefendi Ummanlı bir kadındı ve aramızda şöyle bir konuşma geçti (Uzun biraz ama önemli, atlamayın lütfen);

    G - Asıl talihlinin doğum belgesi lütfen,

    B - Buyrun,

    G - İkinizden biri daha önce boşandıysa mahkeme evrakları lütfen,

    B - Evet ben daha önce boşandım buyrun evraklar,

    G - Yalnız bunun fotokopisi de lazım,

    B - Evrağın aslı Türkçe, İngilizce çevirisinin içinde fotokopisi de var,

    G - Yok öyle olmaz, hepsinin birden fotokopisi lazım,

    B - ???

    G - Gidip fotokopi çektirip gelin lütfen,

    B - (Ya sabır) Peki tamam, başka neler lazım? Çıkmışken kontrol edelim.

    G - Doğum belgeleri, adli sicil kaydı, evlilik belgesi, pasaport, Umman kimliği yada oturum belgesi, Umman polis kaydı diploma, fotoğraf,

    B - Bizim Umman kimliğimiz yok, turist olarak buradayız,

    G - Aaa olmaz. Biz sadece Umman vatandaşlarına hizmet veriyoruz. Dosyanızı alamam.

    B - Hanımefendi, KCC dosyamızı Ummana taşıdı, Umman konsolosluğu ile mailleşip DS260 formumu açtırdım ve düzenledim, sizin yönlendirdiğiniz sağlık kuruluşundan rapor aldım, sağlık kuruluşu da kimlik kartı sorduğunda olmadığını söyledim ve vizemizi kabul ettiler, siz neden kabul edemeyesiniz? Bir yanlışlık olabilir, rica ediyorum konsolosluk memurlarıyla görüşebilir miyiz?

    G - Biraz bekleyin lütfen, görüşüp geleceğim (Perdeyi kapatıp gitti ve 5 dakika sonra döndü) Tamam vizenizle işlem yapabilirmişim, fotokopiyi çektirip gelin lütfen,

    Arkadaşlar o oturum kartı vs muhabbeti yaptığında başımdan aşağı kaynar sular döküldü, 2 dakika önce tatlı tatlı evrak uzatan ben nasıl o lafları saydım bilmiyorum. Kadının gittiği 5 dakika da hayatımın en uzun 5 dakikasıydı ama sadece ordaki görevlinin bilgi eksikliğiymiş anlaşılan :)

    Konsolosluktan kadının fotokopisini anlamadığı evrağın tekrar fotokopisini çektirmek üzere çıktık. Bu evrak konusunu da detaylandırayım. Evrağın aslı Türkçe, ben bunun ingilizce çevirisini yaptırdım ve çeviri sırasında zaten tercüman fotokopisini çekiyor. Yani ben kadına Türkçe orjinal, Türkçe fotokopi ve İngilizce çevirisini veriyorum. Kadının benden istediği İngilizce ve Türkçe birbirine zımbalanmış olan evrağın(da) fotokopisi. Aslında ben bunu kabul ettirirdim bence ama o aksiyonun üzerine daha fazla konuşmadan çıkmak istedim :D

    Öğle arasından sonra konsolosluğa döndüğümüzde tekrar evrak verme sırasına girdim, yine bi 2 saatin ardından sıramız geldi ve bu sefer yukarıda bahsettiğim evrakları sırasıyla isteyip dosyamızı hazırladı. Bazı evrakların ne olduğunu anlamadı ve bana sordu, ben sabırla tüm evrakları açıklarken de gülümseyerek ''Başka ülkeden gelen evraklara hakim değilim kusura bakmayın lütfen'' dedi, az önce anlattığım olayın üzerine bir gerginlik yaşamadık yani.

    Eş olduğum için benim diplomamı almadı. Ayrıca banka dökümlerimizi de sormama rağmen almadı, mülakatta memur sorarsa gösterirsiniz dedi.

    Saat 17:00'a yaklaşırken memurlar hızlıca kalan 10 kişiyi tek tek çağırıp kibarca ''Bugün çok yoğundu kusura bakmayın mülakatınızı yarına ertelemek durumundayım, umarım sizin için sorun yaratmıyoruzdur'' gibi kibarca mülakatımızı ertesi gün 13:30'a ertelediler. Bir önceki gün eşimi mülakata hazırlamıştım evet ama 5 Kasım günü 9 saat mülakat izleyen eşim artık terminatör gibi olmuştur diye düşünüyordum :D

    Ertesi gün saat 13:15'te konsolosluğa geldik, artık güvenlik görevlileri bile bizi tanıyordu, bir güvenlik görevlisi yanımıza gelip isimlerimizi söyledi ve 13:30 demişlerdi size değil mi? diye teyit etti. Onayladık ve ''Sizi erken almamızı istediler geçebilirsiniz'' dedi, yine eşyalarımızı bırakıp içeri geçtiğimizde bir önceki gün mülakatımızı erteleyen erkek konsolosluk memur masasında ve önünde bizim evraklarımızla bizi bekliyordu. Biz bekleme yerine oturmaya yeltenince mikrofondan ''Sizi bekliyordum zaten lütfen gelin'' dedi.

    (Lejant : B - Batur, C - Ceren, KM - Konsolosluk Memuru)

    KM - Merhaba, nasılsınız? Mülakatınızı ertelediğim için çok üzgünüm.

    BC - Önemli değil, yoğunluğunuzu gördük zaten,

    KM - DV Lottery kazandığınızı görüyorum, tebrikler, kaçıncı başvurunuzdu?

    B - İlk defa başvurduk,

    KM - Oldukça şanslısınız, sizin adınıza çok sevindim, şimdi parmak izlerinizi almam gerekiyor (Makineden parmak izlerimizi aldı)

    KM- Birazdan vereceğiniz bilgilerin doğruluğu konusunda yemin ediyor musunuz?

    BC - Evet ediyoruz

    KM - (Eşime hitaben) Ne mezunusun ve ne iş yapıyorsun?

    C - (Üniversiteden mezun olduğu bölümü ve işini anlattı)

    KM - Peki ya siz? (Bana hitaben)

    B - (Aynı şekilde bölümümü ve işimi anlattım)

    KM - Amerikanın neresine gitmeyi planlıyorsunuz?

    C - NC, Charlotte (KM neden deyince sebeplerini de ekledi)

    KM - Amerikada tanıdığınız var mı? Amerikanın neresindeler?

    C - (Tanıdıklarımızdan bahsetti)

    KM- (Eline benim boşanma evraklarımı aldı, ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiydi) Bu evrak nedir acaba?

    B - Benim boşanma mahkeme kararım, daha önce 1 evlilik yapmıştım.

    KM - Ceren ile nerede ve ne zaman tanıştınız?

    B - (Cevapladım soruları)

    KM - Eski eşinizden ne zaman ayrıldınız? Ne kadar evli kaldınız?

    B - (Direkt sorularının cevaplarını verdim uzatmadan)

    KM - (Formül A belgesini bana göstererek) Bu tam olarak nedir? Şurda ne yazıyor? vs (Belgeyi anlamaya çalışıyordu, Türk evrağı görmemiş daha önce)

    B - (Açıkladım soruğu yerleri, arka tarafında lejant olduğundan bahsettim, teşekkür etti)

    KM - Başvurunuzu onaylıyorum, yeni hayatınızda başarılar dilerim, 1-2 hafta içinde bir mail gelecek, pasaportlarınız ve evraklarınızı buradan alabilirsiniz.

    İşte böyle, nihayet işlemler sonuçlandı ve evraklarımızı almak için mail bekliyoruz. Buraya kadar okuyacak sabrı olan herkese ekstra teşekkürler :)

  • RE: [Arşiv] DV2020 Mulakat Deneyimleri

    Tamamen daha önceki yılların mülakat deneyimlerini okuyarak hazırladığımız, Dv 2020 talihlilerinin( Ekim ve Kasım ayında mülakata girmiş olan arkadaşlarımızın) vermiş olduğu bilgilerle güncellediğimiz bu ileti,
    yakın zamanda mülakata girecek arkadaşlar için  mülakatta muhtemel hangi aşamalardan geçeceklerini anlamaları bakımından, umarım yararlı olur

    Mülakat Günü

    1)Mülakattan en az 15 dakika önce konsolosluk önünde olun ve sıraya girin
    Bebekli ve çocuklu ailelere öncelik tanıyıp sıranın önüne alacaklardır

    Sıraya girmeden üzerinizdeki tüm metal, telefon, çakmak,kemer ve akıllı saatte dahil herşeyi karşıdaki büfeye emanet verin
    Mümkünse sadece kağıtlarla ve diğer evraklarla mülakata girin

    Bebekli ailelere çocuk arabasına izin verdiklerini okumuştum, ama siz bebekler için mama ve diğer ihtiyaçları için kapı önündeki polislere ve görevlilere bir sorun

    Kapıdaki görevliler ilk önce pasaportunuzu kontrol edecek daha sonra kazandığınız sayfanın çıktısına ve ds260 formunun barkodlu sayfasının çıktısını kontrol edip sizi içeri alacaklardır

    2)Xray cihazından da geçtikten sonra size bir sıra numarası verilecek

    3) Sıra numaranız yandığında ilgili bankoya asıl talihliden başlıyarak tüm istenen belgeleri sırasıyla verin(tüm aile üyelerinin bu aşamada bankoya gitmesine gerek yok)

    Önemli Not:

    1 Kasım 2019 da mülakata giren yeni evli bir çiftten evrakları verme aşamasında, asıl talihliden eşinin nerede olduğu sorulmuş ve bu aşamadada yanında bulunmasını istemişler, özellikle yeni evliler bu işlemleri yaparken hep birlikte hareket etmesi, evliliğin gerçek bir evlilik olduğu konusunda karşınızdaki görevliye güven sağlıyacaktır

    Evrakları verdikten sonra oturmanızı ve tekrar numaranızın yanmasını bekleyeceksiniz

    4)Tekrar yandığında bankoya para ödemesi için gidiyoruz, her kişi için 330 dolar(burada önemli not eğer ödemeyi kredi kartı ile yapacaksanız, mail order açık ve yurtdışı kullanıma kartınız açık olması lazım, eğer bir aksilik yaşarsanız, size bir kart verip 1 saat içinde parayı temin etmeniz için süre veriliyor),
    bu aşamadan sonra tekrar oturmanızı ve sıra numaranız yandığında tekrar gelmeniz gerektiği söyleniyor

    5) Bu üçüncü ve son çağrılışınız bu aşamada aile üyelerinin hepsi hazır olmak zorunda, bu aşamaya kadar parmak iziniz alınmadıysa mutlaka parmak izinizin alınmadığını söyleyin( 14 yaşını doldurmayan çocuklar için asıl talihliden tekrardan parmak izi alıyorlar ) bu kısım önemli vize alacak tüm aile fertleri için parmak izi alındığından emin olun yoksa tekrar aranıp konsolosluğa çağrılabilirsiniz

    Parmak izi alınma işi bittikten sonra sağ elinizi kaldırıp yemin ediyorsunuz

    Burada önemli bir bilgi aktarmak istiyorum

    Eğer İngilizce seviyeniz kendinizi rahatlıkla ifade edebilecek seviyede değilse, konsolosa İngilizce bilmediğinizi Türkçe mülakatı yapmak istediğinizi, Türkçe konuşarak anlatın, çünkü çok az İngilizceniz olduğunu anladıkları anda hemen mülakatı İngilizce yapmak için bir istekte bulunuyorlar, bir deneyelim olmaz ise tercümanla devam ederiz deniyor size,
    ama bu işi çorap söküğü gibi düşünmek lazım, yanlış bir ifadenizde sonrasında gelen tercüman bile maalesef işe yaramıyor, kısıtlı zamanda kendimizi doğru ve net cevaplarla ifade etmeniz gerekiyor, yetersiz İngilizce ile bu mümkün olmuyor

    1 Kasım 2019 da mülakata giren bir arkadaşımız belkide sırf kendisini doğru ifade edemediği için süreci uzadı(tam olarak sebebi bilmiyoruz ama iletişimde anlaşamadıklarından çok şikayetçiydi) , bu konuda riske girmemenizi hem bu talihli arkadaşımız, hem mülakatını tamamen ingilizce yapan arkadaşlarımız tavsiye ediyor

    Bundan sonra mülakatınız başlıyor

    Merhaba, hoşgeldiniz

    Sonrasında sorular
    Eğitim durumunuz nedir?
    Hangi eyalette yaşamayı düşünüyorsunuz ?
    Amerikada arkadaşınız var mı?
    Teminat olarak gösterdiğiniz para sizin mi?
    Eviniz var mı, kirada mı oturuyorsunuz
    Amerika'da hangi işi yapacaksınız? 
    Mesleğiniz nedir?
    Yeni evlilik yapmışsanız evlilik ile ilgili sorular ve kanıtlayıcı belgeleriniz nedir?

    gibi sorular soruluyor

    Soruların içeriği ve sayısı sizin hangi konsolos ile görüşme yaptığınıza,evli yada bekar olmanıza göre değişkenlik gösteriyor, burda sizin dikkat etmeniz gereken nokta söylediğiniz her bilgi için kanıtlayıcı belgeyi yanımızda hazır bulundurmak
    Gerekli yerlerde küçük açıklamalarla durumu izah edip, konsolosun kafasındaki tüm soru işaretlerini ortadan kaldırmanız gerekiyor

    Bu aşamada tüm inisiyatif görüşmeye yapan konsolosta sorulara ne kadar net cevaplar verirsek o kadar faydalı olacağını düşünüyorum

    Genellikle tüm Dv Lottery aşamalarının en kolay kısmı mülakat kısmı olduğunu, önceki yıllarda deneyimlerini aktaran arkadaşlarımızın yazılarında görebilirsiniz

    Kendimizi fazla strese sokmadan rahatça ve sakince kendimizi ifade edersek, her talihli mülakattan olumlu sonuç alır diye düşünüyorum

    Sizinde inşaallah mülakatınız çarçabuk ve kolay geçer ve vizenizin onaylandığı haberirini alırsınız

    Not :Arkadaşlar mutlaka en azından kendi kazandığınız yılın bir önceki dönemi ve öncesinin mülakat deneyimlerini okuyun, bu aşamada önceki deneyimler çok önemli, sizin önem vermediğiniz yada gözden kaçırdığınız kısımlar mülakat aşamasında karşınıza çıkabilir, hiç bir şeyi şansa bırakmadan hazırlanmak çok önemli, bunun için mülakat deneyimlerinin tüm iletilerini dikkatlice okumak çok yararınıza olacaktır, bu süreç sizin süreciniz ve ne kadar önem gösterir bu konuda çaba sarfederseniz o kadar kolay geçecektir
    Son olarak sizde kendi mülakat, doktor randevusu deneyimlerinizi mutlaka foruma  aktarın, şu an aktaramıyorsanız da, en azından telefonunuza yada bir kağıda bu aşamaları not alın, bu bilgiler hem ardınızdan gelen o yılın diğer talihlileri için rehber olacak,hemde önümüzdeki yılların talihlileri için çok güzel bir kaynak olacaktır

    Tüm arkadaşlarıma bol şans

    Mülakata girecek adayların unutmaması gereken belgeler ve aşamalar;

    1- Pasaportlar
    Not:Diplomatik(siyah) ve Hizmet damgalı (gri) Pasaportlara göçmen vizesi basılmaz

    Geçerli yeşil ve bordo pasaportlara göçmen vizesi basılabilir(Mülakata girecek her aday için)

    2- Diplomanızın aslı ve ve fotokopisi(varsa üniversite ve lise diploması)ikisi bir temin etme imkanı varsa ikisini bir mülakata götürün
    Bu belgelerin fotokopileri konsoloslukta kalacak

    Ek eğitim durumu destekleyici belge olarak

    Temin edilebiliyorsa
    e-devlet lise mezuniyet belgesi
    e-devlet üniversite mezuniyet belgesi

    Üniversitede halen eğitimine devam edenler için
    Öğrenci belgesi, öğrenci kimlik kartınız

    3-Arşiv kayıtlı adli sicil belgesi [hem kcc gönderilen belgelerin çıktısı, hemde mülakatın hemen öncesinde alınmış güncel belge(tavsiye edilen)]
    -Tr ve yurt dışı

    • Yurtdışından aldığınız belgelerin yeminli tercüman aracılığıyla ingilizceye tercüme ettirilmesi gerek
      -Bu belgeler konsoloslukta kalacak

    4-Paranızın bulunduğu hesabın 6 aylık hesap dökümü, imza sirküleri ile birlikte banka şubesinden alınmış

    Mali dökümünüz konsoloslukta kalacak(bu konuya dikkat edin, eğer teslim almazlarsa, mülakat sonrası muhtemelen sizinle iletişime geçip bu belgeyi kendilerine ulaştırmalarını isteyeceklerdir

    Özellikle yeni evliler için, eğer hesaptaki para sadece asıl talihlide değilse, mümkünse hesaptaki parayı asıl talihlinin hesabına aktarıp bankadan hesap dökümü almanız iyi olacaktır, bu mümkün değilse ortak hesapta parayı tutmakta faydalı olacaktır

    Aslında asıl talihli olmayan eşin hesabındaki paranın bir sorun olmaması gerekir ama 1 Kasım 2019 mülakatlarında yeni evli bir çiftin hesabındaki bu durumun biraz dikkat çektiği ve hesap hakkında daha çok soru ve incelemeye tabii tutulduğu görüldü, en azından bunların hiç birini yapamıyorsak bile aynı gün ve saat içinde ve mülakata yakın bir tarihte eş ve asıl talihlinin banka hesap dökümü alması iyi olacaktır diye düşünüyorum, bu sayede gerçekte bu paranın var olduğunu ve iki hesaptaki miktarların aynı para olmadığını ispatlamış oluruz

    5- PTT/AIS kaydı ekran çıktısı

    6- DS-260 Form belge çıktısı
    -Ds-260 formunu doldurduğunuzda son sayfada karşınıza gelen ve barkodlu AA ile başlayan ds260 numaranızın olduğu belge

    • Mülakata girecek her aday için (çünkü bu belgedeki ds260 numarası eş ve çocuklar için farklı, zaten AIS /PTT kaydı yaparken bunun farkına varmışsınızdır)

    7-Randevu mailin çıktısı

    8- Askerlik durum belgesi ve Selective Service kayıt belgesi(ds 1810)ilgili belge linki ⬇️⬇️⬇️
    https://ceac.state.gov/ivapp/ivapp/esign/ds-1810.pdf
    ( bu belge 25 yaşından küçük erkek talihlilerin seferberlik durumunda amerikan ordusuna katılacağını temin eden belge. Mülakat esnasında sizlere verilecektir. 25 yaşından büyük iseniz böyle bir belge verilmeyecektir. )

    -Askerlik durum belgesi evrak e-mailinde istensede Türk talihliler için böyle bir belge şart değil, ama 1 Kasım 2019 tarihinde mülakata giren bir arkadaşımızdan bu belge istenirken, bir arkadaşımız özellikle bu belgeyi istiyormusunuz dediğinde "gerek yok sizde kalsın" denildi

    9- Vukuatlı nüfus kayıt örneği
    [hem kcc gönderilen belgelerin çıktısı, hemde mülakatın hemen öncesinde alınmış güncel belge(tavsiye edilen)]

    -Görüşmeye girecek her aday için gerekli
    küçük çocuklar için anne ve babanın birisinin nüfus kayıt örneğini çoğaltmanız yeterli(zaten çocuklarınız sizin vukuatlı nüfus kayıt örneğinizde gözüküyor)

    • Bu belge de konsoloslukta kalacak

    10- 2 tane 5x5 Fotoğraf

    • İki adetten fazla bulundurun yanınızda
      -Görüşmeye girecek her aday için gerekli
      Bu fotoğraflar yeni çekilmiş olmalı, eski fotoğraflarla sakın gitmeyin, unganlar ve Ankara konsolosluğunun etrafındaki fotoğrafçılardan çektirebilirsiniz, uygun formatı kendileri biliyor

    11- Evlilik cüzdanı

    • Evlilik cüzdanınızda bilgilerinizin olduğu sayfanın 2 adet fotokopisini alın yanınıza. Genellikle istenmiyor bu belge fakat istendiğinde elinizin altında bulunsun.

    12) 330$ vize mülakatı ücreti;
    -Görüşmeye girecek her aday için

    13) Varsa boşanma belgeleri

    14) Mahkeme tarafından bir suçtan suçlu bulunmuşsanız bununla ilgili belgelerin, yeminli tercümanla ingilizceye çevrilmiş hali

    15) Unganlar sağlık raporu( bu sarı zarfı kesinlikle açmıyoruz)

    Konsolosluğun geçmiş dönemlerde unuttuğu bazı aşamalar;

    • Parmak izinizi almayı unutmak (özellikle küçük çocukların) her talihliden alınması gerek çocuklar için uygulama farklı

    • Vize mülakat ücreti (her aday için 330 $) almamak

    Bazende maddi teminat belgelerini vize görüşmesinin sonunda geri iade ediyorlar. Unutmayın bu belgenin onlarda kalması gerekiyor. Böyle bir durumda tatlı bir şekilde onlarda kalması gerektiğini hatırlatın.

    Tüm bunlara dikkat etmeniz sizin mülakat sürecinizi daha kolay geçirmenize olanak sağlayacaktır, bol şans ve başarılar

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    | sezon - 1 | bölüm - 2 |

    Okuyacaklarınız dil bilmeyen ve 8k dolar ile houston TX'a giriş yapan bekar birinin tecrübesidir.

    Bir bekar olarak ilk geldiğinizde ne yapabileceğinize yol gösterecek ufak tefek bilgi paylaşımı yapmayı kendimde bir borç bilirim. Çünkü yeşilkartforum'un ekmeğini çok yedik, şimdi masaya yemek koymanın sırası bize geldi. Bu sıranın herkese nasip olması dileğiyle..

    Dv kazanları olarak bir çok abd'ye ilk giriş tecrübe ve deyimleri Dv20 öncesi gidenlerden öğrendik bilgi aldık. Hepsine ayrı ayrı teşekkürler.. Uzun zamandır bu tecrübeler sosyal medyada azalmış durumda. Mevcut bilgi vermek isteyen insanlar az çok buraya yerleşmiş ve ortamı benimsemiş oluyorlar. Doğal olarak ülkeye girmeden önce kısmen eski bilgilerle buraya adım atıyoruz..

    Önemli tarihi bir olay ile herşey de olduğu gibi Dv tarihinde de birtakım değişiklikler oldu. Covid öncesi dv ve covid sonrası dv olarak ikiye ayırmak gereken bir nokta var. Ben covid tarihinin sonrasında ülkeye girişin ekonomik olarak bütçenizi daha doğru sıralamalarla nasıl harcama yapmanızı yazacağım. Bu dediklerimi 10k altı buraya geleceklere göre yorumluyorum. Açıkçası parası olana heryer aynıdır. Fakirler toplansın dediklerim tam olarak size. 10k olan ve 10k bile olmayıp en azından gelirken borç harç ederim umuduyla o günü bekleyenler için...

    Örneğin 1000$'lık araçlar tarihte kalmış 4k yada 5k temiz araç bulmak zorlaşmış. Hevesiniz kırılmasın, sadece ekonomik olarak eskiye nazaran bir nebzelik bir takım farklılaşma durumu var. Yine ucuza bulunur tabi ama aracın işe yarar bir araç olması lazım. Burada araç alımı gösteriş için değil zaruri bir ihtiyaç olarak düşünün. Herneyse ben sadece gelirken sırasıyla ne yapmanız gerektiğini anlatayım. Bu anlatacaklarımı kendim uyguladım ve doğru gördüğüm için anlatmıyorum. Hata yaptım ve doğruları sıraya dizecek tecrübe kazandım.

    Uçağa binmeden önce.
    Kadın, erkek, çift, bekar farketmez. şarz aleti için abd pirizlerine göre bir adaptör ayarlayın. Şaçınızda başınızda kullandığınız elektronik aletler, şarzlı traş makinesi telefon falan getirdiğinizde en azında kullanılabilir olsun. Ayrıca terlik, tırnak makası, şampuan, havlu işte kendi tipinize göre bakım ve onarım aksesuarları ayarlayın. Bunlar ufak şeyler demeyin, burada ucuz bulunabilir ama toplasan yine 100$'ı rahat geçer. Cep telefonun tr'de kullandığın hattı yurtdışında kullanıma aç ve bir haftalık İnternet paketi alın.

    Eğer konakma işini buraya gelmeden ayarlayacaksaniz airbnb'den oradayken halledin. Buraya geldiğinizde kredi kartı falan olmayabilir. Yada olsa dahi kullanımı yurtdışına kapalı olur mağdur olmayın. Ev kiralama niyetiniz varsa bir haftalık airbnb ayarlayın çünkü ev sahipleri hemen dönüş yapmıyor.

    Uçağa bindin.. indin inşallah..

    Pasaport kontrole geldiğinde wifi aç ücretsiz bağlan. Yurtdışına açtığın hat hemen aktif olmayabilir. Bir süre sonra açılır. Uber aç gideceğin yere nakit ile gidebilirsin. Yada kartın aktifse karttan çağır zaten ekranda aracın sana yaklaştığını ve plakasını görürsün. Uber mapi çok iyi araçların nerede olduğunu görüyorsun haritadan sana gelirken zamanı bile yazar.

    Geceyi geçirdin.. Günaydın..

    Ben gibi hemen gidip bi araç alıp çocuk gibi içinde hoplayıp zıplamayın. Sakin ol, uberi çağır önce mobil hat ve sonra banka hesabı açmaya git. Sonra ev kiralamaya git. Sonra araba al. Çünkü ilk araç alırsan. Ssn falan fistan olmadığı için ev sahibi yada apartman yönetimi ssn olmadığı için ya maaş belgesi yada banka hesap dökümü ister. Eğer parayı direk harcar eritirsen ev kiralamada zorluk yaşarsın. Ev sahibine elinden geldiğince zengin görün, görün ki sana ısınsın. Yoksa ben gibi airbnb'yi sürekli kısa süreli yerlerde dolanıp durursun. Böyle yaşamak zor değil ama herkesin normal bildiği bir düzeni sağlamanız için bu yöntemi uygulamanız yararınıza olur.

    Bu arada abd'de 10'ncu günümdeyim. Yaşadıklarımı tecrübe ettikçe yazmaya devam ederim..
    Herkese abd'de görüşmek dileğiyle..

    Önceki bölüme dön yada 3. bölüme geç>

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    | sezon - 1 | bölüm - 3 |

    29 eylülde houston'a geldim. Ertesi gün araç almıştım. Chevrolet TrailBlazer 6 aylık sigortası, birtakım işlemler falan dahil 4700$'a aldım. Airbnb'den 30 günlük bir oda tuttum vergi dahil 750$. En büyük harcamalar bunlar. İlk bölümde size araç kullanmayı bilmediğimi söylemiştim. Houston'da 3'cü günümde airbnb'den tuttuğum evin önünde sürekli park halindeki duran aracımı 20 metre ileri ve tekrar geri gelerek arabaya alışmaya çalışıyorum. Arada arka sokaklarda dönüp tekrar evin önüne çekiyorum. Araç hareket edince 10km hızda sokaktaki tüm araçları ezip geçecek hızla gittiğimi hissediyorum. 20km hızda uçuyor hissine kapılıyorum. Yanlış anlamayın araba benzinli gaza basmaya gelmiyor hemen kaçıyor. Neyse ufak ufak sokakta araca hakim olmayı başardım artık 30km hız beni kesmiyor onu farkettim. 5'ci günümde artık sokakta sürekli dönüp duruyorum. O an beni gereksiz bir cesaret tuttu banka hesabı açmaya bu araç ile gideyim dedim. Sağolsun daha öncesinde Kadir Zora @semavi abiden bank of america bankasının konumu ve orada bana yardımcı olabilecek bir çalışanın ismini (Özlem Hanım) vermişti. Haritadan baktım yarım saat uzaklıkta. Cesaretimi topladım ana yola doğru yavaşça hareket ettim. Burada trafik ışıkları bildiğimiz ve alışkın olduğumuz şekilde değil. Tarifi biraz zor ama bizim bildiğimiz ışıklar yolun bitiminde oluyor ama burada ışıklar karşıda oluyor. Görmeniz lazım, ve nedense burada kullanılan yöntem çok daha mantıklı. Neyse anayola girdim. İlerledikçe hata yapmamak için aynaların hepsini kafamı sallamadan sadece gözlerimle sürekli yokluyorum. Yanımdan sürekli geçen araçlar hafiften beni korkutmuyor değildi. Acemiyim ama göz el ve ayak koordinasyonumu iyi geliştirmişim, yol şeridini iyi takip ediyorum. 35km tabelası sürekli her yere koymuşlar. Otobana yakın geldiğimde sinyali verdim, artık giricez R yok. Bi girdim hemen sol şeride geçtim içimden hep arkadan gelen araçlar birazdan beni ezecek hissi veriyor, istemsizce gaza basıyorum. 40, 50, 60, 70km hız yol geniş aktıkça basıyorum. Bir yandan tedirginlik bir yandan yersiz ve hiç gereği olmayan lüzumsuz bir özgüvenle asfalta akıyorum. Kimseye böyle bir çılgınlık önermem. Hayatta kalmamın tek nedeni şanslı olmamla alakalı. Neyse otobanda daha rahat olduğumu farkettim. Bankaya vardım. İlk girişte güvenliğe sadece. İngilizce bilmiyorum dedim "i need account new" dedim içeriye doğru bana orda bekle gibi işaret etti. Gittim oturdum bir kadın geldi. Hangi dil diye bir şeyler dedi anladım orda "Turkish" dedim. Ok dedi gitti. Vezneden bir müşteri hizmetleri görevlisi beni çağırdı gittim. İngilizce bir takım sözler sarfetti ben sadece pasaportu uzattım "just new account" dedim. Ok dedi PC'den birtakım bilgilerimi girmeye başladı. Bir kaç dakika sonra bir kadın yaklaştı hosgeldiniz dedi. Özlem hanım, merhabalaştık falan. Bir sorun olursa çeviri falan için yardıma gelmiş. Kadir abi buraya yönlendirdi dedim hemen ayarlarız dedi. Sağolsun gerekli tüm işlemleri beni hiç karıştırmadan tel adres falan adama söyledi. Hesabı hemen açtı hesaba 2500$ attım. Özlem hanim hesabi açtık 2 gün sonra tekrar gel kredi kartı içinde bir başvuru yapalım dedi. Tamam dedim çıktım. O gün eve döndüm akşam facebook'tan turks in houston gurubunda bir iş ilanına denk geldim. Tişört baskı için bay eleman aranıyor. İlan veren kişiye dil bilmediğimi ve ssn hala alamadığımı söyledim. Şartlar uygunsa ben gelebilirim diye yazdım. Sağolsun dil şart değil dedi. Yarın gel konuşalım dedi. Ertesi gün gittim görüştük bana ne iş yapılacağı konusunda bilgiler verdi. Kısacası tişörtü basmadan önce baskı tutsun diye sıvı bir astar atılıyor ondan sonra boya yapışıyor. Astar atıp pres makinasina atıp atılan astarı kurutuyorum ondan sonra baskıya hazır oluyor. Bir kaç kişi ile görüşmemiz daha var dedi olumlu olumsuz sana dönerim dedi oradan ayrıldım.

    Cuma sabahı kredi kartı için bankaya gittim. Aynı adam beni görünce hemen ingilizce selamlaştık havaryu nevaryu falan filan o sırada Özlem hanım geldi biraz muhabbet ettikten sonra adam bir takım şeyler söyledi. Özlem hanım bana dönüp tebrikler kredi kartın onaylanmış dedi. 1000$ limitli ve 90 gün içinde kullanırsan bu limiti 200$ bonusta veriyor. İçimden alt tarafı bin dolar ya buda para mı diye düşünüyorum. Ama sonrasında öğrendim kredi kartı burda baya değerliymiş düzenli kullanılırsa kullandıkça limit artıyormuş ve ileride sıfır araç alma olasılığı bile varmış. Özlem hanımın ilgisi falan yardımları için teşekkürler edip oradan ayrıldım. Arabaya doğru giderken tişört basan yerden aradılar bana saatlik 12$'a gel çalış dediler. Kabul ettim. Telefonu kapattıktan sonra içimden 'geleli daha 1 hafta olmuş hemenden çalışmak mı olur?' diye biraz kendimi şımarttım. Dil bilmeyen, iz bilmeyen için böylesi gelişmeler doğal olarak mutluluk seviyesini şahlandırır. Herhangi biri benim gibi şanslı değilse burada psikolojik olarak zorlanır. Dil bilmemek ciddi zorluklar yaşatır. Dil bilmeyen bekar değilde aile ise burası daha çok zorluk yaşatabilir..

    İşe başladık çalışıyoruz falan.. aynı houston facebook gurubundan bir bildirim kilisede gönüllü olarak çalışan biri İngilizce eğitimi başladı kursa katılmak için kilise adresini yazmış. İşten çıkıp kiliseye doğru gittim içeride bir kaç insan var biri sırayla bir şeyler sorup test yapıyorlar. Duruma göre sınıflara ayiracaklar. Seviye belirleme testi yapıyorlar yani. Yaşlı bir adam ıngilizce sorular soruyor falan ona verilen cevaba göre elinde not kağıdına işliyor. Ben ve birlikte binaya giriş yaptığımız iki kadın bize bir form verdi. Bilgilerimizi girmek için. Gelen iki kadın türkçe fisildasmaya başlayınca. Hafif etrafı gözlemledim odada olan 8,9 kişiyiz.. Bir abi türkçe bir şeyler mırıldandı şöyle bir genel olarak herkesi göz ucuyla süzdüm.. testi yapan kiliseci amca dışarı çıktı elinde bir kaç kağıt ile. O çıkar çıkmaz ben ortama dönüp 'pardon' dedim. Bütün gözler bana döndü "hepimiz facebook'tan geliyoruz galiba" dedim herkes bir döküldü hiç yabancı yok. Ortamı bu girişimimle ısıttım amcalar, teyzeler, gençler merhabalar falanlar havalarda uçuştu. Kiliseci amca ve yanında 30 yaşlara yakın genç bir amerikalı kız içeri girdi. Kiliseci amca en son ben ve yanımda Emine teyze bize test yapması için kıza görev verdi. Emine ablaya bir şeyler soruyor Emine abla istisnasız her soruya "zero" deyip geçiyor. Emine abla tek kelimelik ingilizcesi ile bana güven verdi belliki sınıf arkadaşı olacaktık. Sıra bana geldi. Bir takım sorular gelince bende Emine ablaya yakın ingilizce bilgimle bir takım kelimeler kullanıp araya sıkça "sorry" kelimesini kullanarak testi tamamladım. Beni direk level 1 ders odasına götürdü. Girdim, hoca yaşlı 80lere yakın bir teyze ingilizce bir şeyler anlatıyor. Oturdum adımı sordu "Ercan" dedim C mi yoksa J mi diye bir süre dertleştik sonunda C olduğunu ona kanıtlamak için çareyi tahtaya ismimi yazarak çözdüm. İçeride sadece yaş ortalaması 30-50 arası kadınlar vardı. Bi tanıştık hepside ispanyolca konuşuyor. Meksika, el salvador, şili, Guatemala, Venezuela vs.. neyse ortama ısındım. Hepside cana yakın insanlar.. hoca amerikalı belliki kiliseye gönüllü ders vermeye gelmiş. Dil bilmediğimizi ve onu anlamamız için beden dilini kullanarak bir şeyler anlatmaya başladı. Tabi ben hiç bir şey anlamıyorum. Kadın yaşlı olduğu için ağzından çıkan kelimelere yetişmeye çalışan el kol hareketleri senkronu tutamıyor. Anlicaniz dizide oluşan ses kayması hatası hissini veriyor. 2 gün sonra yine aynı ders için geldim kiliseye. İçeri girdim benim sınıftan ilk gelen iki kişi Venezuela'lı Veronika ve kütüğünü hatırlayamadığım Adriana. Bunlar dersliği süslüyorlar. Heapy birtday falanlar yazıyor. Veronika güçte olsa bana bizim hocanın bugün doğum günü olduğunu anlattı. Sırayla bütün kadınlar içeri girdi ve her gelenin elinde kola kolileri yemek tencereleri falan pasta.. kendi içimde bunlar nereden biliyor diye düşünüyorum. Hoca geldi. ingilizce dersin canı cehenneme.. 83'üncü yaşını kutladık falan. Bunlar başladı yemek yapıp getirmişler. Ne verseler geri çevirmiyorum. İlk defa orda domuz eti yedim.. sadece domuz değil damak tadı olarak yaptıkları herşey bana garip geldi. Farklı tatlar sonuçta.. hoca domuz eti diye uyarmaya çalıştı beni. O sırada yediğimi anlatmaya çalıştım. First time dedim. Şaşırdı falan başını yukarı kaldırıp "gad" deyip mutlu oldu biraz. Neyse bol bol konuşmalı ve hiç birbirimizi anlamadığımız eğlenceli bir akşam geçirdik..

    12'inci günümün akşamı Kadir abi mesaj attı SSN postan gelmiş diye. Bu ssn insanın göğsünü kabartıyor.. resmi haklar elde etmenin temeli bu bu ssn numarasına bağlı.. Kadir abiye çalıtığım için hafta sonu gelir alırım dedim. Sağolsun Kadir abi bu süreçte emeği çok geçti...

    15'inci gün yarın ssn almaya gidiyorum.. Anlatılmaya değer gelişmeler oldukça yazmaya devam ederim..
    Umarım sizler için çok daha güzel başlangıçlar olur.. Herkese selamlar
    Önceki bölüme dön yada 4. bölüme geç>

  • RE: DV2024 (2024 Green Card Lotosu) Aşamaları

    dosya taşıma işlemi yapan / yapacak arkadaşların dikkatine!


    dosya taşıma işlemi talebiniz kcc tarafından onaylandıktan sonra size bir onay maili gönderirler.
    bu mailde dosya taşıma işleminin tamamlanması için dosyanızı açtırmanızı ve adresinizi "dosyanızı taşıdığınız ülkedeki adresiniz" olarak güncellemenizi isterler.

    bunu sakın yapmayın!

    kcc bu şekilde bir mail atmış olsa dahi işleminiz yapılmıştır, merak etmeyin.
    eğer bu şekilde dosya açma işlemi yapacak olursanız DS260 submit tarihiniz değişecek ve muhtemelen mülakat alamayacaksınız.

    önemli olan kcc'nin dosyanızı x'den y'ye taşıdık şeklinde onay maili atmasıdır, hepsi bu.

    bu bilgiyi de her dosya başına 5000$ isteyen; diplomasını cosco'daki indirimden almış sözde avukatlardan alamazsınız, forumun kıymetini bilin ;)

    ışık sizinle olsun
    namasta :oncoming_fist_light_skin_tone:

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    Evet, 20 Şubat… Birleşik Devletler hudutlarına ayak basalı bugün 4 ay 5 gün oldu. Bir şeyler karalamanın vakti geldi sanırım. Hanımın hesabından yazıyorum. Erkek yazısı diye garipsemeyin. Nitekim talihli de oydu zaten. Her ne kadar işleri yürütsekte biz yancıyız öyle böyle.

    15 Ekim günü eşim ve 2,5 yaşındaki oğlumla John F. Kennedy Havalimanına iniş yaptık. Şimdi geriye dönüp bakınca yaptığımız çılgınlığa bir hayli şaşırıyorum. Tabi sorular art arda geliyor böyle söyleyince. Neden New York? Neden çılgınlık? Çünkü değerli dostlar, bir insanın koca amerika kıtasında bir tane mi hısım akrabası, üç kuşak öteden kuzeni falan olmaz. Yok arkadaş. Sayın İbrahim Tatlıses’in dediği gibi. Yok ha yok! Evet olmayınca olmuyor. Belki yüzlerce deneyim okumuşumdur forumda. Çoğu insan mutlaka ya bir arkadaşının ya bir akrabasının yanına gidiyor. Bu da size tabi ilk varış destinasyonu konusunda bir veri sağlıyor. Bizde böyle bir veri olmayınca koca amerikada hayata nereden başlayacağımızı internet araştırmasıyla bulmak mümkün olmadı. Velhasıl sor soruştur iş artık konu komşunun göçmen akrabalarına kadar varınca el birliğiyle bir dayı bulduk. Dayı diyerek alay etmiyorum hakkaten komşunun dayısı abimiz. New York’ta yaşıyor Long Island’da. Sağolsun destek oldu nedir ne değildir ne yapılır ne edilir anlattı. İlk gün 2 saat yol gelip bizi havalimanından aldı Brooklyn’de kalacağımız yere kadar bıraktı. Amerikada herkesten göremeyeceğiniz iyilikler bunlar. İnsanlar yoğun ve vakitler kısıtlı zira. Akşamın bir saati Brooklyn’e geldik, Jamaicalı bir ablamız evinin bodrum katını döşemiş kiralıyor. Ev iyi, sıcak yatak, sıcak su. Pencere olmasa da olur. Temiz. Fakat dolap tamtakır. Havalimanından kalma yarım simit var çocuk için saklıyoruz. Soruyorum yarım ingilizceyle etrafta market manav var mı? Kapalıdır diyor ev sahibemiz. On dakika sonra kapıyı tıklattı. Birkaç parça bir şeyler getirmiş; ton balığı ekmek meyve suyu falan. Çıkarken dönüp seslendi. “You can survive tomorrow!” İnsanın hayatta unutamadığı anlar vardır ya. Öylesi işte. Kucağımızda bir bebe, üç beş tane çanta... Bakıyoruz hanımla birbirimize, gözlerde yarı korku yarı heyecan. Sabah oldu. Çocuğu attık bebek arabasına en yakın marketin yolunu tuttuk. Vasıta yok tabi tabanvay. O günden itibaren hayatta kalmak için çabaladık desek yanlış bir ifade olmaz sanırım. Zira gelince ilk işiniz hayatta kalabilmek. Çok güzel deneyimler okuyorum müthiş mesleklerle, mükemmel ingilizceyle buraya gelen, hatta gelmeden işini yerini ayarlayan insanlar var. Bizde böyle bir vaziyet yok dostlar. Memuriyeti bırakıp gelmişiz, uçak ıstanbuldan kalkar kalkmaz bizim vasıflarda tümden tarih oldu. Neyse arabayı sattık geldik biraz paramız var. Evde pişirip evde yiyoruz. Ssn’i bekle, yeşilkartı bekle derken günler geçiyor. Gezentiyizdir biraz hanımla. Güneşi havada görünce atlıyoruz o tramvay bu otobüs durmaksızın geziyoruz. Şaka etmiyorum 2 ay içerisinde 100 mil yürümüşüz. Telefonun yalancısıyım. İlk zamanlar turist gibi oluyor insan herhalde. Tadı başka. Bu arada ehliyet işlerine başladık kartlar geldikten sonra. Ama öyle çalışıyorum ki otuz yaşında oturup not alıyorum tekrar yapıyorum. Çünkü bu amerikada işler hep yavaş yürür gardaşım. Bir de sen kaldın mı sınavdan. Geçmiş olsun bir ay daha uzat o işi. Neyse hallettik tekte permiti aldım tekte direksiyonu verdim. Artık vaziyet ciddileşiyor, bakıyoruz buralarda kalınacağı yok. Kiralar ateş pahası. İşsizlikten kırılıyor zaten millet. Ne iş olsa yaparım durumunda binlerce adam var. Oturup düşünüyoruz hanımla kara kara. Kaldığımız yerin günü doluyor. Bir ay daha eşyalı yere para versek artık vaziyet sıkıntıya girecek. Üzülme diyorum hanıma olmadı atarız çantaları arabaya gideriz aşağı doğru. Güneyde hava güzel, çadırda da olsa kalırsın. İş bulduktan sonra gerisi gelir diyorum. Ha tabi bir yandan iş arıyorum, indeed vesaire. Amazon’un ilanlarına bakıyorum. Kurban olduğum bazı defa öylesine denk geldim ki ilana tıklayıp girene kadar başvuru kotası doluyor. New York City civarı kurtlar sofrası bildiğin. Al takke ver külah baktım bir gün Rochester için ilan var Amazon’da. Orayı da New York vilayetine bağlı görünce dikkatimi çekti. Velhasıl araştırdım bir Türk Cemiyeti vesaire ciddi bir topluluk var. Kiralar desen kıyas edilmez zaten hayli uygun. Başvuruyorum dedim hanıma. Ertesi güne görüşme tarihi veriyor. Ya nasip dedim atladım gece otobüse gittim. Uyuşturucu testi, birkaç form doldurma, evrak işleri falan yarım saatte bitti. Sonuç email olarak gelecek dediler. Aynı gün döndüm Brooklyn’e hanım çocuk yalnız neticede. Nasip olacak ya işte tamam oldu o iş. Email geldi imzalayın diye evrakları online göndermişler. 12 gün sonra iş başı. Başladık hanımla sosyal medyadan sağdan soldan Rochester araştırmasına. Kader ağlarını örüyor derler ya hani bir anda iyi insanlar sardı etrafımızı. İki aydır sesi çıkmayan telefonlarımız çalmaya, mesajlar gelmeye başladı. Nuran abla doğma büyüme üsküdarlı. 32 yıllık amerika yaşantısı muntazam istanbul türkçesini hiç değiştirmediği gibi torun sahibi olmasına rağmen yıllar güzelliğinden hiçbir şey eksiltmemiş bir istanbul hanımefendisi. İşim gücüm var demedi hiç görmediği tanımadığı çocuklar için kalktı site site dolaştı ev sordu yer aradı. Böyle de iyi insanlar varmış bu diyarlarda dostlar. Sözü uzatmayayım bunca çabaya rağmen ev tutmak yine mümkün olmadı. Nitekim elde ne bir maaş çeki var ne kredi skoru. Diğer yandan her iş gibi bu da yavaş yürüyor. Konuştuğumuz yerler başvuru yapın 2 hafta içinde olumlu veya olumsuz döneriz diyor. Böyle bir vaktimiz yok. Son tahlilde yine bir eşyalı daire bulduk. Yolu düşen olursa bilgisini burdan vereyim. Avalon Apartmanları tamemen eşyalı dairelerden oluşan bir site. Şehrin doğusunda nezih bir bölgede. Haftalık veya aylık kiralayabiliyorsunuz. Yönetici Mark çok yardımcı oldu. Email üzerinden yolladığı formları doldurduk ve bir aylık daire kiraladık. Akşamdan ne var ne yok yükledim arabaya, sabahına düştük yola. Manhattan’ın göz alıcı manzarasına son kez baktık uzaktan. Pişman mıyım? Vallahi değilim dostlar. Biraz para harcadık yorulduk fakat ahir ömrümüzde dünyanın en büyük metropolünü böyle işsiz güçsüz dolaşmak bir daha nasip olur mu? Sanmıyorum.

    Şimdi biraz işten bahsedeyim. Amazon işle ilgili bütün evrakları online imza ile imzalatıyor. Size hemen iş ayakkabısı almanız için 100 dolarlık bir indirim kodu gönderiyor. İlk iş günü girişte kartlarımızı teslim edip eğitim salonuna yönlendirdiler. Eğitim sorumlusundan, insan kaynakları müdürüne, güvenlik şefinden operasyon yöneticisine birçok insan arka arkaya çıkıp bir şeyler anlatıyor. Kimi zaman görsel materyaller, slatylar ile eğitim iki gün boyunca devam ediyor. Sonrasında çalışacağınız departmana yönlendiriyorlar. Orada da bilgisayara giriş yapıldığı andan itibaren sistem size her adımda ne yapacağınızı bilale anlatır gibi anlatıyor zaten. Sıfır ingilizceyle yürür mü? Zor ama yürüten var. Bir defa sistemlerine neredeyse tüm dünya dillerini entegre etmişler. Yani istersen ekranı türkçe yapabiliyorsun. Ben ilk birkaç gün hata yapmayayım diye türkçe kullandım ama bu defa işin jargonundan kopuyorsun. O yüzden ingilizce devam ettim. Personeller bu konuda çok anlayışlı. İlk günlerde asistanlardan bir kız ekranı türkçe görünce bana söyleyeceği şeyi telefondan translate edip yazılı olarak göstermişti. Sistem içinde birçok departman var. Decant, stow, picking, packing, ship dock gibi. Birçoğunda çalıştım şimdiye kadar. Zor diyebileceğim bir iş yok. İşin zorluğu uzun saatler ayakta kalmaktan ve aynı hareketi tekrarlamaktan geliyor. Haftalık çalışma süresi 40 saat. 4 gün iş 3 gün istirahat. Bunun üzerine eğer istersen ekstra mesai alabiliyorsun ve bu overtime olarak hesaplanıyor. Birde ekstra mesailerde shift premium adı altında saatlik 2 ila 10 dolar arası değişen bir ödeme var. Örneğin saatlik ücret 20 dolar ise ekstra mesai aldığınızda overtime saat ücreti 30 dolar oluyor. 5 dolar da shift premium varsa ekstra çalıştığınız saatlerde saatlik 35 dolar kazanıyorsunuz. En fazla çalışabileceğiniz süre ise 60 saat. NY kanunlarına göre bu süreyi aşmak yasak. Ödemeler her hafta cuma günü yapılıyor. Benefitleri gerçekten çok iyi diyebilirim. Buraya yazsam çok uzar o yüzden hiç girmiyorum çünkü web sayfalarında zaten hepsi var. Kurum içi yükselme hızlı ve kolay. İş saatlerine dikkat ediyorsanız, yaptığınız işte özenli davranıyorsanız zaten sürekli manager gelip teşekkür ediyor. Hata yaparsanızda hemen gelip neyi nasıl yapacağınızı kibarca anlatıp yine teşekkür ediyorlar. Bu amerikalılar bilahare teşekkür ediyor dostlar. Meslek hayatında böyle şeylere pek alışkın değilim nitekim bizde hata yaptığında toplum içinde rencide edilirsin, iyi bir iş çıkardığında ise ‘tabi yapacaksın senin işin bu, bir de takdir mi bekliyorsun’ diye azarlanırsın. Velhasıl ben amazonu sevdim. Her gün sipariş gelecek mi gelmeyecek mi, kaza mı yapıcam ceza mı yiycem kaygısıyla doordash e umut bağlamaktan çok çok iyi. Uzun yıllar yapılır mı? Tabi ki yapılmaz. Çünkü amerikada bedenen kendini fazla yıpratmak ilerleyen yıllar için pek akıl kârı değil. Ama başlangıç için benim gibi amerikada geçerli bir meslek veya diplomanız yoksa hayata tutunmak için iyi bir seçenek. İlerleyen süreçte ya ingilizceyi arşa çıkarıp manager olma yolunda ilerlemek ya da kariyer imkanlarından faydalanıp teknik bir mesleğe yönelmek gerek.

    Şimdi size biraz Rochester’dan bahsedeyim. NY eyaletinin en kuzeyinde Ontario gölünün kıyısında küçük bir şehir burası. Gölün karşı yakası Kanada’nın Toronto şehri. Yani burası ABD’nin kuzey sınırında bir şehir. Genelde göçmenler küçük şehirlerden korkar. Bana da new yorktan başka yerde tutunamazsınız, göşmenleri sevmezler diye ısrar eden bir iki insan oldu. Ancak tahmin ettiğimin aksine Rochester ciddi anlamda kozmopolit bir şehir. Şehirde amerikalıların ve hispaniclerin dışında Türkler, Ruslar ve Polonyalılar, Araplar, Hintliler, Çinliler ve hatta italyan kökenliler var. Evet bende şaşırdım. Ama burası farklı kültürlere ciddi anlamda alışkın. Zaten ciddi bir türk nüfusu olduğundan türk olduğunu söyleyince kimse şaşırmıyor, hemen türklerin çok kibar olduğundan ve nefis yemeklerinden bahsetmeye başlıyorlar. Şehrin downtown bölgesinde güvenlik problemi olan yerler olduğunu söylüyorlar. Ama zaten arkadaşlar amerikada downtown ı güvenli olan bir şehir kaldı mı gerçekten? Benim downtown da hiç işim olmadı. O yüzden bilmiyorum neresi iyi neresi kötü. Son olarak havasından bahsedeyim. Evet soğuk bir şehir. Fakat malatya, ankara ve istanbulda kış mevsimi yaşamış biri olarak beni şaşırtan bir soğuk görmedim. Eskiler tabi geçmişte çok şiddetli kışlar geçirmiş. Evleri kapatacak kadar kar yağarmış. Ancak küresel ısınma buraları bizim alışkın olduğumuz dört mevsim döngüsüne getirmiş artık bu yıllarda.

    Sözlerime son verirken nihayetinde Rochester’da bir ay eşyalı dairede kaldıktan sonra Amazondan aldığım pay checklerle ev tutmayı başardık. Kira 1170 dolar. 70 dolar aidat. Isınma ve internet dahil. Ev eşyalarımızın neredeyse tamamını bu şehrin kalbi güzel Türk insanları verdi. El birliğiyle bize ev kurdular hepsine minnet doluyuz. Oturduğumuz mahalle şehrin doğusunda çok sakin ve nezih. Wallmart, wegmans, plazalar yürüme mesafesinde. Hayatımız biraz stabil ve huzurlu bir hale geldi diyebilirim şükürler olsun.

    Sanırım hayatta kalmayı başardık dostlar…

  • RE: DV2026 Mülakat Deneyimleri

    05.11.2025 08.30 Ankara Mülakat Deneyimi (Gerçekleşen : 08.15-09.45)

    7-8 yılın sonunda, okuduğum yüzlerce mülakat deneyiminden sonra bunu yaptığıma inanamıyorum :)

    En başından başlıyorum.. Yıllardır yaptığımız her başvurunun(eşimle x2 başvuru) sonunda HNBS yazısı gördüğüm gibi bu sefer de aynı sonucu göreceğimi düşünerek, sıfır heyecanla aldım bilgisayarı elime 3 mayısta. Kendi başvurumu kontrol ettim, aman ya Rabbim o da ne, her zamankinden farklı bir ekran, uzun bir yazı, başında bir yerlerde "randomly selected" yazıyor. Yani asıl talihli ben oldum, eşim yancı :)) Aynı -bence efsane olan- Can Beyler ve Kadir Beyler @semavi gibi (çok severiz ailece iki aileyi de) :)) Laptopı kucağıma alıp üst kata koştum, eşim terasta kaynak yapıyor (elektronik mühendisi, bayılır türlü türlü alet edevat işlerine) :)) Teras kapısına vurdum güm güm, açtı kapıyı, laptop ekranını suratına dayadım :)) Çıkmış dedim :))) Bıraktı o çok sevdiği alet edevatını, ciddi misin dedi, işte o akşam şaşkınlık ve heyecanla başlayan sürecimiz vize onayıyla dün taçlandı.

    Yok ilk bülten ağustosun kaçında açıklanacak, yok ankara bu sene ne yapacak derken, biz ailece loto yaptık, ben diyorum ocak, eşimle kızım diyoki aralık, oğlum diyor ekim, not aldık iddiaya girdik, derken hepimiz kaybettik, 29 eylülde kcc ye attiğimiz emaille bir öğrendik ki, çaat kasıma randevu! Biz aralıktan sonrasını istiyorduk çünkü mayıs ayındaki kurban bayramı tatilinde(9 günlük kurban tatilinden faydalanacaktık) ilk girişi yapıp, temmuzda yerleşmek istiyorduk, ancak artık martta çocukların bahar ara tatilinde işten izin alıp, abd'ye giriş yapıp 2-3 hafta gideceğimiz yerleri gezip görmek olarak revize ettik planları. Temmuzda yine yerleşme planı geçerli.

    Bu arada ben bin yıl önce falan mezun olmuştum üniversiteden, ilk 1-2 yıl diplomamı almaya çalışmıştım ama vermemişlerdi bir türlü, hazır değil, imzalanmadı vs diye. Çalışırken de lazım olmamıştı. Kalmıştı diplomam üniversite arşivinde. Neyse artık almam gerekiyordu, yazın gittik almaya, diploma odasında boş boş oturan 5 memur :)) Diplomayı bir çıkardılar, tc kimlik numaram yanlış yazılmış, (o kadar adam, bir işi de düzgün yapın bee minvalindeki iç sesler eşliğinde) hemen dilekçe verdim, İstanbul a döndük, birkaç hafta sonra gidip tekrar düzenlenmiş doğru diplomayı teslim aldım, greencard ın ön koşulu olan diploma işini halletmiş olduk :)

    Gelelim randevu aşamasına..

    Zaten henüz tecrübe etmesem de artık aşina olduğum adım adım ezberlediğim bir süreç olacaktı, gel gör ki son 1,5-2 gün kaldığında bende stres, heyecan tavan yaptı.
    Gece 01.30-02.00 gibi 4 kişilik ailemizle İstanbul'dan yola çıktık, sabah tam 6da konsolosluğa vardık, hemen yan sokağında (konsolosluğun yan duvarına) sırayla geriye doğru park etmiş 5 araç vardı ve oradaki polise sorduğumuzda oraya park edebileceğimizi, aracın çekilmeyeceğini söyledi ve 6.araba olarak park ettik. 06.30dan sonra insanlar kapıya birikmeye başladı. Herkesin elinde dosyalar.. bütün vize türleri için karışık şekilde bekleyen bir sürü insan. Arabada herkes uyurken beni uyku tutmadı tabi, etrafımı izliyorum. Bu arada bir anda arkamızda upuzun bir park etmiş araba kuyruğu vardı, ne ara o kadar doldu anlamadık, gerçekten kalabalıktı :)

    15er dakika arayla, 07.30 randevusuyla başlayarak (sanırım ilk randevu 07.30 du) insanları bahçedeki ana demir kapıdan içeri alıyor 2 polis. (Akıllı saat, elektronik sigara, telefon, çanta içeri alınmıyor, bunun da sık sık duyurusunu yapıyor polis, biz telefonları arabada bıraktık, cüzdanlarımızı araba anahtarını yanımıza aldık sadece, bir de evraklarımızı tabi)
    Randevu saatinize 15 dk kala gitseniz kapıya yeterli. (Biraz rötar da olabiliyor bilginiz olsun) Duyuru şeklinde "07.30 randevuları öne gelsin, 07.30 randevuları tek sıra halinde giriş yapabilir" diye sesleniyor, iç bahçeye girip sırada bekliyorsunuz sanırım, sanırım diyorum çünkü biz sırada beklemedik :)
    Şöyle ki, 08.30 olan randevumuz için ben kalabalığın arasında bekliyordum, henüz en son 08.00 randevularını almışlardı içeri(08.15-08.20 gibiydi), arabada bekleyen 2 bıdıkla eşim geldiler yanıma(soğuktu tabi, içlerine polar vs giydirsem de üşüdüler), bu arada polis 0-6 yaş çocuğu olanlar gelsin diyor hep ama ben onu şöyle anlamıştım, her saat grubunda 0-6 yaş çocuğu olanlar o grupta önden girebiliyor gibi anlamıştım. Meğer saat fark etmeksizin girebiliyormuşuz, 08.15 randevuları girmemişken biz 08.30 randevusuyla erkenden girdik, bilseydim ilk grupla girebilirmişiz zaten :))) Boşuna bekledik 1 saat, çocuğu olanların bilgisi olsun. Yanıma gelen minik bıdığımı(6y) gören polis, siz hemen gelin dedi, biz 4ümüz öne ilerledik, demir bahçe kapısından buyur etti polis bizi, ben bahçedeki şu banklarda mı oturup bekleyelim" dedim(ben hala 08.30a kadar beklememiz gerektiğini zannediyorum), "yok beklemeyin direk geçeceksiniz, 0-6 yaş çocukların, hamilelerin, engellilerin ayrıcalığı var" dedi ve direk geçin dedi.
    Girdik, biz yine bu sefer de bahçe içindeki kuyruğun sonunda beklerken(inatla her kuyrukta beklemeye çalışıyoruz) çocuklular öne dediler, biz o kuyruğu da pas geçip o malum demir, kapaklı tepsiye pasaportlarımızı bıraktık, çocuklar 2şer paylaşıp bıraktı bizim pasaportları, oradaki görevli çok kibardı, sevdi bizim bıdıkları, konuştu, el salladılar, stresli anlarda o bile çok iyi geldi düşünün :)

    Pasaportu verip sola doğru geçip oradaki sıraya geçtik, orada uyarıyorlar montlarınızın önünü açıp kameraya dönük durun diye. Neyse orada kısa ama çok hızlı ilerleyen bir kuyruk oluyor, 4erli grup olarak isminizi diafonla anons edip içeri alıyorlar ve o aşamada pasaportlarınızı geri veriyorlar.
    Klasik havalimanı güvenliği gibi mont, saat, kemer vs çıkarıp pasaportlarla birlikte kutulara koyuyorsunuz, hepsi çok nazik, işlerin seri ilerlemesi için sizi yönlendiren Türk görevliler çalışıyor o aşamada da. Güvenlikten geçip eşyalarınızı koyduğunuz kutuyu da alıp dışarı çıkıyorsunuz, dışarıdaki küçük bir deske kutuları koyup eşyalarınızı alıp giyiniyorsunuz. Bu arada o xrayli bölümden çıkarken kapının ağır olduğunu söyledi bir görevli(malum ağır kapılar), diğer görevli sağolsun bizim için açtı kapıyı geçtik :)
    Yine malum uzun diye tabir edilen (ben daha uzun bekliyordum) o bahçe yolundan yürüyüp soldaki ana binadan içeri girdik. Burada vize türünüze göre ne tarafa geçmeniz ve ne yapmanız gerektiği söyleniyor. DV türü için gelenler olarak sol tarafa geçtik, ödeme yapılan gişede sıraya girdik(18 nolu gişeydi sanırım). Hemen solunuzda 19-20-21 numaralı gişelerde de mülakat yapıyorlardı (3 gişeden 2si mülakat için çalışıyordu, 1 erkek 1 kadın; bir gişe boştu).
    Ödeme gişesi hızlıydı, çok beklemedik, yanımızda hem nakit$ götürdük hem de yurtdışına açık ve dolar hesaplarımıza bağlı kredi kartlarımız yanımızdaydı. Kredi kartımızdan dolar olarak çekileceği için kur farkı sorunu yaşamayacaktık o yüzden kredi kartıyla ödeyebiliriz dedik (TL hesabınıza bağlı kredi kartınızla ödediğinizde, banka o an kendi belirlediği yüksek kurdan TL ye çevirip ekstrenize normalden yüksek bir tutarda TL olarak ekstrenize yansıtır, tavsiyem dolar hesabınıza bağlayın kartınızı). Pasaportları ve kredi kartını verdik. Ancak başka sorun yaşadık :)) Kredi kartıyla 4 kişi için 330$ı ayrı ayrı çekip, her biri için ödeme fişi veriyordu bize, ilk 2 330$ı sorunsuz çekti, ki 3.sünde hata verdi pos cihazı, çünkü banka bloke koydu. Yani ilk ikisini kredi kartımdan ödedik, kalan 2sini de eşimin kredi kartından ödeyebilirdik ama iş uzamasın diye 660$ı da nakit ödedik. (Eşim şuan muhtemelen beni bankadan arıyorlar, 'şüpheli işlem, onay almamız gerekiyor' diyeceklerdir ama telefonumuz yanımızda olmadığı için okey veremiyorum, o yüzden kartla ödemeye devam edemiyoruz dedi, nitekim haklı çıktı, arabaya dönüp telefona baktığımızda gördük). Kalan 660$ için, eski yeni vs dikkat etmedik, bankadan çektiğimiz dolarlardan 700$verdik, 40$para üstü aldık. Her bir pasaportun arasına ödeme fişlerini koyarak bize teslim etti, 2 adette aynı sıra numarası yazan sıra fişi verdi, bankadakiler gibi.

    O aşamadan sonra sağ tarafa doğru geçip, evrak teslimi için numaramızın yanmasını bekledik. 10-15 tane dizilmiş sandalyeler var orada oturup beklemenizi istiyorlar, ayakta durmanızı istemiyorlar. Hemen önümüzde turist vizesi için sırada bekleyen bir kalabalık vardı. Orada da işi bitenin beklemesine izin vermiyorlar, dışarı buyur ediyorlar. Orada oturup beklerken kızım yine bir talihli olan adaşı Defne ablasıyla tanıştı, ikisinin arasında hepimizin vizelerimizi sorunsuz alabilmemiz için dilek tuttum :) Yine orada beklerken @drbaykal vizesini almış çıkıyordu, aldııkk dedi, onu tebrik ettik :)

    Evrak teslimi için 15 numaralı gişe için numaramız yandı, gişeye geçtik, Türk bir hanımefendi, gergin suratsız tipik bir memure (kusura bakmasın ama o kadar kibar, tatlı insanın arasında nasıl yaşayabiliyor o ruh haliyle hayret).. Verilen sıra numarası fişlerinden küçük olanı istedi verdik. Çok iyi klase edilmiş bir dosyayla, ne istese çat çat çıkarıp verdim, ki o kadar karışık istedi ki belgeleri, ona rağmen hepsinin yerini bildiğim ve titiz biri olduğum için bekletmeden hemen çıkarıp verdim yine de çok memnun edemedik bence (yine alttan demir tepsi gibi yerden veriyorsunuz belgeleri, koymanız yetmiyor, ileri itmenizi istiyor, yoksa nasıl alsınmış :))) ). Sağlık raporlarını zaten üstünde zımbalı şeyleri ayırıp vermiştik o şekilde istediklerini bildiğim için, o da orada yırtıp içindekileri çıkarıp dosyanıza ekliyor, fotoğrafları aynı zamanda scan ediyor. Bu arada daha önce usa'e gidip gitmediğimizi sordu, eşim gittim dedi ama eski pasaportunu istemedi (yanımızdaydı).

    İstediği evrakları sıralı yazamıyorum, dediğim gibi 4ümüzün evraklarını çok karışık karışık istedi.
    -Pasaportlar (bio sayfasının fotokopilerini çekmiştim, istemedi)
    -2'şer fotoğraf
    -Evlilik Cüzdanı aslı ve 2 fotokopisi
    -Diploma aslı ve fotokopisi (asıl talihli olan benim üniversite diplomam yeterli oldu)
    -Nüfus kayıt örnekleri (Edevlet/nüfus aile - 2 çocuk için benimkinden 2 kopya daha çıkarmıştım, onları verdim)(Ayrıca diplomamda kızlık soyadım yazdığı için eski soyadımla olan nüfus kayıt örneğimi de çıkarmıştım, söyledim, onu istemedi)
    -Adli sicil kaydı (Edevlet, arşiv kayıtlı)
    -Sağlık raporları (Medikalleeerrr diyerek istedi bunları da)
    -Banka dökümanları (Garanti bankası, ingilizce olarak hem 6 aylık ekstre hem de varlık dökümü ile birlikte bir kapak yazısıyla ve imza sirküleri ile verdi, kapak sayfasında bütün hesaplarımızın total usd karşılığı da yazıyordu, bu dökümü almanın 75tl ücreti vardı, hesaptan kestiler. Hem eşim hem kendim için almıştık, evrak tesliminde banka dökümlerini istediğinde önce benim banka dökümümü verdim, eşim "benimkini de verelim mi" diye sordu, "neyiniz varsa verin tabi" dedi, tam onun dökümünü çıkarıyordum ki, benimki için "bu yeterli" dedi ve eşiminkini almadı, bu arada banka dökümlerini kendisi internet şubesinden döküm alıp imza sirküleri falan olmadan götürüp, vizesini alan talihliler de var, bu konuda esnekler, genel bilgi mahiyetinde yazayım)
    -Eşimin askerlik belgesi (Edevlet)
    -Kartların teslim edileceği USA adresi (bunu da bir A4 kağıdına büyük fontlarla hem kendi adımın yazdığı hem de adres sahibinin in care of şeklinde -c/o- belirtildiği şekilde yazmıştım adresi. Hanımefendi tutturdu bana vermeyin bu kağıdı siz okuyun ben yazacağım diye.. yahu abd adresi bu, ya yanlış yazılırsa ne olacak, eşim "bari size gösterelim siz yazın" dedi, neyseki buna tamam dedi, dayadım cama kağıdı, baka baka yazdı, ama hiç güven vermedi bana, girişte cbp memuru nasılsa soracak adresinizi değiştirecek misiniz diye, ondan adresi kontrol etmesini özellikle rica edeceğim ilk girişte)
    Bir de annelerimizin kızlık soyadlarını sordu, yazdı, iyi oldu, çünkü ben sanırım onları yanlış yazmıştım :)
    Bu arada en başında İngilizce biliyor musunuz diye sordu evrakçı kadın, ben biraz biliyorum eşim iyi derecede biliyor dedim. En son gişeden ayrılırken de "hangi dilde yapacağız mülakatı" diye sordum, Türkçe dedi. Şaşırdım :) Bu arada eşimin ısrarı vardı, "Amerika'ya yaşamaya gidiyoruz, bu senin challange'ın olsun mülakatı tabiki ingilizce yapacaksın" deyip duruyordu günlerdir :)) O yüzden kadın Türkçe deyince canı sıkıldı :)

    ustraveldocs kaydıyla ilgili ne barkodlu çıktıyı istediler, ne konusu geçti. Ne bu aşamada, ne mülakatta, bilginiz olsun.

    Neyse şükür bitti oradaki işimiz. Gelelim mülakataaa..
    Tekrar sol tarafa geçtik, mülakat gişeleri o taraftaydı çünkü, numaramızın yanmasını bekledik, beklerken kızımın Defne ablası vizesini aldı, tebrik ettik onu da :) Bu arada diğer mülakatları az buçuk duyma şansımız oldu. 21 numaralı gişede, birilerine Where was your wedding diyordu görevli, aha dedim yakın zamanda evlenen bir çift :)
    Neyse numaramız yandı, 19 numaralı gişedeki tatlış Amerikalı Hanımefendiye doğru gittik. Günaydın, buyurun dedi :)) Ben de Hi deyince (evrakçı kadına inat :))) ), direk İngilizce devam ettik. Bu arada minicik yemin ettik sağ elleri kaldırıp, bir de parmak izlerimizi aldı (çocuklar için hem benden hem eşimden birer kez daha aldı.
    Zaten sorular önceden belli ve çok basic şeyler olduğu için, rahatça cevapladık. İlk evliliğimiz mi, başka çocuklarımız var mı, USA e daha önce gittik mi (eşim yes dedi), overstay yaptınız mı (hayır dedi), eğitiminizi nerede aldınız (sadece bana sordu, hangi üniversite ve hangi bölümden mezun olduğumu söyledim), yurtdışında yaşadınız mı(hayır), nereye gideceksiniz (Austine gitmeyi planlıyoruz), iş planınız nedir (eşim elektronik müh., bazı büyük elektronik ve teknoloji firmaları merkezlerini austine taşıdılar, bunun bizim için iş fırsatı olabileceğini söyledim, eşimin amerikan firmasında çalıştığını transfer olabilme ihtimalinden bahsetmedim muahbbet açılmasın bir an önce bitsin diye :)) ). Eşime overstay yaptın mı dışında birşey sormadı, burada ne iş yaptığımızı, orada tanıdığımız olup olmadığını da sormadı. Herşeyin ok göründüğünü, vizemizi onayladığını, 1 hafta içinde mesaj alacağımızı söyledi, teşekkür ettik ve bitti. Çok tatlıydı, dinleyip dinleyip tıkır tıkır yazdı ekranına, belgeleri de kaşeledi bu arada, evlilik cüzdanımızı ve diploma aslını geri vermeyi unutmadı ama eşimin usa vizeli eski pasaportunu bu tatlış hanımefendi de istemedi belki unuttu bilmiyorum :)
    Mülakat, bu sürecin gerçekten en kolay ama en heyecanlı bölümüydü.. -yazısız bir kural gibi bir şey bu-

    Sonra kat kat lahana gibi taşıdığımız montlarımızı, elimizde kalan evraklarımızı da alıp herkesle kafa selamı alıp verip gülümseyerek çıktık, çıkarken sarışın bir hanımefendi aldınız mı aldınız mı dedi kocaman parlayan gözleriyle, eveett dedim, çok mutlu oldu tebrik etti (tanımıyorum sanırım ama emin de değilim :) ). Telaş ve heyecandan gerçekten kimseyle sohbet edemedik, bir de tabi çocuklar olunca yanımızda :)

    Çıktık ve bir baktık arabayı bıraktığımız yerde bir çalışma var, bizim araba kalmış orada kabak gibi, bizi bekliyorlar :)) oralara şu turuncu park şeylerinden takıyorlardı, yani artık oradaki park etme durumları değişti mi bilemiyorum, yeni gidenlere sormak lazım. Aceleyle binip oradan çıktık, az ileride arabayı kenara çekip bagajdan alacaklarımızı aldık, yandexe Anıtkabir yazdık, start düğmesine bastı eşim, o da ne, araba elektronik sistemle ilgili bir hata verdi, çalışmadı :))) Biraz denedik denedik, neyse çalıştı araba sonunda, ama tedirgin olduk ve maalesef Anıtkabir'e gidemedik, saat 10.00 itibariyle rotayı eve çevirip direk İstanbul'a gelmek durumunda kaldık. Ve eve gelene kadar arabayı stop etmeden gelebildik şükür.

    Bizim hikayemiz de böyleydi işte.. Biraz uzun oldu ama malum, ben kısa yazamıyorum :)
    Dileyen, gerçekten isteyen, bunun için emek ve çaba sarf eden herkesin sorunsuzca vizesine kavuşmasını diliyorum.

    Ben azıcık eskiyim forumda(bir süre ara verdim tabi hnbs'lardan sonra), o sebeple genelde birçok konuya hakimdim zamanında da çok okuduğum için, yeni bilgilere de yeni başlıkları okuyarak ulaştım ve zihnimdekileri güncellemiş oldum, derya deniz olan bu mübarek forum sebebiyle en çok teşekkürüm @crazycells e, iyi ki kurmuş bu forumu. Lütfen kimse üşenmesin, hem süreciyle ilgili hem sonrasında Amerika'da kuracağı yaşamla ilgili bütün başlıkları okusun, hepsi kendi faydanıza, bir bilinmeze gitmeyin, emin adımlarla ilerleyin..

    Destek olan, bilgisiyle yardımcı olan herkese çok çok teşekkür ederim. Bu foruma üye olan, bilgi paylaşan herkes iyi var.. Seviyorum sizi :)

  • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

    Merhabalar biz 27 Ağustos Pazar günü İstanbul'dan Miami'ye uçarak ilk girişimizi yaptık... Şuanda 95 otobanda giderken yazıyorum hatta 😊 Bizim amacımız Miami'den giriş yapıp Newyork'a kadar uzanan doğu şeridinde bize neresinin uygun olduğunu araştırabileceğimiz bir ön gezi yapmaktı. Miami havaalanından kiraladığımız araba ile şuan South Carolina'ya doğru yoldayız. Sizlerle bu ana kadar yaşadığımız deneyimleri paylaşmak istedim; Biz İstanbul'dan TK0077 sefer sayılı Miami direk uçuşuyla 13.30 da kalkan uçağa binmek için 11.00 de havaalanındaydık (15 günlük gezici bir planımız olduğu için 4 aylık bebeğimizi bizimle almadık ve sadece el bagajıyla yola çıktık) Tüm Amerika uçuş check inleri aynı sıradaki kontuarlardan yapıldığı için uzun bir kuyruğa girdik 20-25 dk kadar beklememizin ardından gözen' in ilk kontrol noktasına gelebildik pasaportlarımıza ve vizelerimize bakıp pasaportun arkasına numara yazılı bir etiket yapıştırıyorlar ve bir sonraki kontrol noktası için tekrar bekliyorsunuz.. ilk sarı zarfı soranlar onlardı (sonrasında 4 farklı yerde daha sarı zarf yanınızdamı diye sordular) 2. Gözen pasaport ve vize kontrol noktasından geçip check in kontuarına gelebildik sonunda. (Gözenin bilgisayarlarında bizim tüm bilgilerimizin çıktığını söylediler görevliyle konulmamız sırasında) biletlerimizi aldıktan sonra, yurtdışı çıkış pulu alıp polis kontrol noktasından geçip ancak uçak kapısına yetişebildik. Sıra bekleme ve kontrol işlemleri uzun sürdüğü için erken gitmenizi tavsiye ederim. Uçağa binmeden önce de 3 kez daha kontrolden geçiyorsunuz.. elinizde ne varsa açtırıp kontrol ediyorlar ve manuel üst araması yapıyorlar uçak kapısında ve 2 pasaporta bakılan nokta daha var.. inanılmaz bir güvenlik önlemi serisi sizleri bekliyor İstanbuldan çıkarken. 12 saatlik güzel bir uçuşun ardından Amerika saatiyle akşam 7 de Miami ye indik. Herkesin giriş yaptığı pasaport kontrol noktasında pasaportlarımızı verdik sarı zarfları istedi onları da verdik sonra parmak izlerimizi aldı ve bir telefon açtı. Biraz beklememizi söyledi bir görevli gelip sizi alacak dedi. 2-3 dakika sonra biri geldi ve follow me dedi bizi bir bekleme salonu tarzı (daha çok bankayı andıran, sıra numarası alınan, vezne gibi yerleri olan) bir yere aldı 15-20 dk kadar oturup bekledik.. Sonra arkadaki ofisten eşimin adını seslendiler, onun İngilizcesi yeterli olmayabilir düşüncesiyle yanında bende gittim, yardımcı olmak için gelebilirmiyim dedim. 'Yok gelmenize gerek yok pasaportlarınızı alıp gidebilirsiniz' dedi "welcome to USA 🇺🇸" dediler ve çıkışımızı yaptık. Hiçbir sorunla soruyla karşılaşmadık. Havaalanından 1 ay sınırsız kullanımı olan bir hat satın aldık 69 dolara. Sonra aracımızı aldık ve yollara koyulduk.. Araştırmalarımız sonucunda nereye karar vereceğimizi ve fikirlerimizi yine paylaşacağım ki aklında aynı sorular olanlara belki biraz yardımı dokunur. Herkese bol şanslar (bu arada biz greencard teslim adresini Philedelphia da bir arkadaşımızın evini vermiştik ama Miami'de hiçbir şey sormadılar bununla ilgili)

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    Kafamızda kurduğumuz tüm süreçleri tamamlamış olmanın verdiği rahatlıkla genel bir anlatım yapmak isterim;

    Oldukça uzun olacağı için (4,5 Ay) eğlenceli kılmaya çalışacağım. 😊

    14 Eylül'de Ben, eşim (hamile) ve henüz eşimin karnında bulunan 7 aylık bebeğimizle THY İstanbul - Chicago direk uçuş ile ülkeye ilk girişimizi yaptık. Pasaport kontrolü daha önce yazdığım üzere 5-10 dk. Ya sürdü ya sürmedi diyebilirim. Sarı zarfı alıp açarak işlemlerimizi hızlıca yaptı görevli.

    Chicago’da, uzun yıllar önce GC ile gitmiş ve artık vatandaşlığını almış olan bir arkadaşım bizi birkaç gün misafir ettikten sonra, tek yön bir araç kiralayarak (Hertz), doğumumuzu ve uzunca süre kalmayı planladığımız Kansas’a doğru yola çıktık. Eşim hamile olduğu için aktarma vs. Kansas’a İstanbul’dan aralıksız uçmak istemedik. Yol 7 saat kadar sürdü, keyifliydi ilk maceramız olduğu için.

    Güzel dostlar biriktirmiş olduğumdan, yine Kansas’ta bir hayli büyük ve güzel bir evi bulunan arkadaşım; Evinin bir katını bize tahsis ederek konaklama sorununu ortadan kaldırmıştı daha biz gitmeden. Eve yerleşip, birkaç gün dinlenerek ve arkadaşla özlem giderdikten sonra heyecanla SSN ve GC posta bekleyişimiz başladı. 7. Gün SSN’lerimiz geldi. 30. Gün ise GC’lar. Bir çoğumuz gibi sorunsuzca elimize ulaşan bu postalardan sonra, banka, ehliyet, telefon hatları, sigorta, doğum vs. derken yapılacak bir hayli iş ve bürokrasi olduğunu fark ederek kolları sıvayıp adımlar atmaya başladık.

    İlk iş hatlarımızı alalım dedik, Misafiri olduğumuz arkadaşım ile AT&T gittik. Şu hat var bu hat var derken, temsilci arkadaşa kendi hattını sordu. Bizdeki aile paketleri tarzı bir hattı varmış. E alamıyor muyuz bunun üzerinden derken (Sağ olsun.) Aylık 15$ (+ ne geleceğini kimsenin bilemediği tax’lar.) 2 hat her şey sınırsız şekilde aldık. E 2’de telefon verin bari dedik işi çözdük çıktık.
    Sonra Bankayı halledelim diyerek Chase’e gittik. Adres olayına takıldık. Çokta umursamadık. Arkadaşımın kullandığı bir yerel banka vardı bize önerdiği. Çıkıp oraya gittik ve 1 saat kadar bir süre sonunda eşim ile benim ayrı ayrı hesaplarımız açılmıştı. Debit kartı bile şubede kendileri basıp veriyordu -ki bu bizi farklı bir bekleyişten kurtardı ve hemen hesaplarımızı kullanmaya başlayabildik. Kredi kartı olayını da, Amazon Secured Credit Card başvurusunu online olarak yaparak hallettik ve 1 hafta içinde kartlarımız geldi.

    Ehliyete sıra gelince DMV’ye gittik. Bir güleç, bir neşeli kurumdu ki anlatamam. (Birçoğunuz sorunlar yaşadığı için korkarak gitmiştik.) Herkes çok yardımcı oldu işlemler için.
    Sanırım Kansas’ta göçmen olayı çok sık karşılaşılan bir durum olmadığı için memurlar birbirleri ile sorup soruşturup kayıtlarımızı hemen aldılar. 10-15dk içinde sınavda bulduk kendimizi. Tabi eşimin hamilelik durumu da birçok yerde olduğu gibi etkili olmuştu. 😊 Sınavda takıldığınız yerler olursa el kol edin geliriz dediler. Feet – inch vs. sorular çalıştığımız yerlerden gelmeyince seslendik, gelip birkaç sorumuzu da çözmüş olabilirler. 😊

    Tabi biz bu işleri yaparken, müstakbel çocuğumuz 8. Ayını devirmişti artık anne karnında ve biz diğer tüm işlerimizi hallederken bir yandan sigorta, doktor, hastane, doğum için bir çok yer ve kurum ile görüştük telefonlar ile. Henüz bir işimiz ve gelirimiz olmadığından madem devletimiz (Hemen benimsedik evet 😊) imkan sunuyor e hadi Medicaid deneyelim dedik. Telefon ile başvuru yapıp, online evrak gönderme şeklinde işlemi tamamlayabileceğimizi ve kısa süre içerisinde başlayacağını söyledi telefonda görüştüğümüz yetkili. Teşekkür edip, başvurumuzu yaptık ve evraklarımızı online sisteme yükledik. Gerçekten kısa süre sonra posta ulaştı elimize ve RED 😊 Yeniden telefon ile görüştük, böyle böyle demişti arkadaş dedik, ı-ıh olmaz “5 yıllık Resident” olmamız gerekiyormuş Kansas eyaletinde Medicaid için. Ama bir daha başvurun, belki hamileliğinizi atlamışlardır dediler 😊 Yeniden başvurduk ve bu sefer çok daha kısa sürede sonuçlandı ve yine RED 😊 Olmuyordu. Peki kabullendik.

    Doktor, hastane, doğum vs. işleri bizim oralarda olduğu gibi değil, işi düşen, duyan, gören bilir. Hastane ile ayrı anlaşıyorsunuz, Doğum için ayrı anlaşıyorsunuz. Hatta sonra daha da netleşti ki; Laboratuvar, Anestezi gibi her birim ayrı ayrı bir kurum şeklinde çalışıyor. Dışarıdan gelip Hastanede işlerini yapıp gidiyorlar. (40 ayrı yerden fatura geldi oradan biliyoruz.) 😊 Araştırdık ettik derken güzel bir klinik bulduk, öneriler ile doktorumuzu da seçtik; Kontrolleri orada oluyorsunuz, doğumu da seçtiğiniz bir hastanede yapıyorsunuz. (Genelde doktor öneriyor zaten şu güzeldir, bu pahalıdır vs. diye.)
    Bize bir kredi hesabı açtılar (Kaçarız falan maazallah 😊) önden 2.5k $ yatırın sonrasına bakarız dediler. Eğer bu süreçte sigorta vs. yaparsanız iade ederiz diye de bilgi verdiler. Biz ödemeyi yapıp düzenli kontrollerimizi gerçekleştirdik. Bu arada HealthCare üzerinden bir sigorta yaptık ve durumu arayıp izah ettik. Hamileliği kapsayacak, doğduğunda bebeği de ekletecektik. Bunu yapabiliriz! Başarabiliriz! Dediler. Doğum anı geldi çattı. Hastane sigorta vs. bir şey sormuyor zaten. Önceden de doğuma geleceğimizi bildirdiğimizden ve anlaştığımızdan (Anlaşmak deyince para pul mevzu bahis olmadı. Siz hiçbir şeyi düşünmeyin, aman efendim gelin doğurun sonra bakarız falan dediler 😊 Türk kafası devam ediyor tabi bizde, ne geirecekler belli değil falan diye takılıyoruz birbirimize.) gider gitmez kaydımızı yaptılar hemen müdahaleye başladılar. Sağ salim bebeğimizi kucağımıza aldık.
    Hastaneye tek kelime ile ba-yıl-dık. 48 saat kaldık ve totalde sadece 5dk evet hepi topu 5dk yalnız kaldık diyebilirim. Hemşireler, emzirme uzmanları, doktorlar, pediatri uzmanları (bakın ler lar diyorum gelen 3-5 kişi şeklinde geliyor. 😊) daha kimler neciler. Gelende öyle 5dk konuşup gideyim değil 2 saat odada kalanlar oldu. Eğitimler, yardımlar havada uçuştu. (Evet o soru devam ediyor. Ne ge
    irecekler belli değil! 😊)
    Tabi yedik içtik eğlendik derken, çıkış yaklaşıyor. Dedim ben bir sigortayı arayayım. Çocuğumuz doğdu, Ne yapıyoruz? dedik; Kontrol etmeler, elden ele aktarmalar, anlaşmazlıklar falan derken yine aynı sonuçla kaldık. Çocuğu eklemiyorlar ve hastaneyi kapsamıyorlar. 😊 Şaşırmadık ama, telefonla tek bir iş halledemedik Amerika’da. Herkes yalancı, herkes dolandırıcı gibi. 😊 Sonra yine arkadaşımızın yönlendirmesi ile çözdük olayı; Biri telefonda bir şey şöyle böyle olur dediği anda, “Tamam güzel kardeşim, bunu hemen bana yazılı mail gönderir misin?” diyorsunuz. İşin aslı ortaya çıkıyor. 😊 Yapamayacakları hiçbir şeyi yazılı yollamıyorlar. Yazılı yolladıkları her şeyi de yapmak zorunda olduklarından yapabileceklerine eminlerse yolluyorlar. Tabi biz hastane ile kucaklaşıp vedalaşmak üzere olduktan sonra bunların çok önemi kalmıyor. 😊
    Çıkışımıza birkaç saat kala, yine odada 3-5 kişi bir şeyler eğitip anlatırken, güler yüzüyle muhasebeci bir ablamız geldi. Kendini tanıttı, hayırlı olsunlar, amanda amanlar falan derken o an geldi; “Ben işlemlerinizi tamamlayabilmek için sigorta bilgilerinizi almaya geldim.” Dedi. Bizde durumu anlattık dedik böyleyken böyle ablacım, bizi aldattılar, kandırdılar. (İşin şakası tabi.) 😊 Neyse günahımız kendimiz ödeyeceğiz.
    Güler yüzü daha da güldü. (Evet evet o soru!) Olur mu hiç öyle şey! Dedi. (Biz şok!) Ben 5dk’ya geliyorum deyip gitti. 5dk geçmedi elinde evraklarla geldi. Verin bakalım ID’leri dedi, formları doldurdu, bir takım sorular sordu, (Gelir, gider, banka hesap durumu falan.) atın bakalım şuraya iki tane yandan çarklı imza dedi. Sizi 1 hafta 10 güne ararlar dedi. Hiç merak etmeyin falan diyor. Dedik bize umut verme abla bak, inanırız! 😊 Sonra olmaz, üzülürüz!
    Bizi Medicaid’in farklı bir alt yapısı olan Sobra diye bir uygulamaya dahil ettiğini, kendi 3 çocuğunu da çalışıyor ve geliri olmasına karşın böyle doğurduğundan falan bahsetti. (İyice umutlandırıyor!) Siz şimdi güzel güzel alın çocuğunuzu evinize gidin keyfini sürün falan diyor. 😊 Peki dedik, çok teşekkür ettik çıktık. Zaten normalde de ya paranız ya canınız uygulaması yok hastanelerde. Hep faturalar sonradan geliyor buralarda. Dedik olursa olur, olmazsa zaten ödemeyi göze aldık. (Nooo!!) Bir hafta olmuş olmamıştı, telefon çaldı. Medicaid’den arıyoruz dediler. Başvurunuz var dediler. (E varda Red yemiştik falan diyorum kendi kendime!) Biz onayladık, (eeee) bize çocuğun SSN’i lazım falan diyorlar. (Yesss!!) Dedik valla taze taze daha dün geldi. Hemen çıkardık verdik falan. Telefondaki abla anlatıyor; ID Number’ınız bu, arayın kurumlarınıza verin her şey ödenecek, ödediklerinizi geri isteyin, yeni faturalarınızı bize yönlendirin, şöyle yapın böyle edin falan.. (Az kaldı 1 haftalık çocuk dile gelecekti 😊) ToDo List’e bir check işareti (hemde ne işaret!) daha atmanın rahatlığıyla kapattık telefonu teşekkürlerimizi sunarak. (Evet evet TR’den kilo kilo baklava götüreceğiz muhasebeci ablaya 😊)

    Tabi bürokrasi ile savaşımız bitmemişti. Biz tamamdık eşimle ama yavrucağımızın SSN’inden başka hiçbir şeyi yoktu! Burada çocukla ilgili her türlü bürokrasi durumlarında Birth Certificate istediklerini 5dk’lık bir Google araması ile öğrendik. Eee bize vermediler falan dedik, sorduk soruşturduk başvurmak gerekiyormuş. Başvuralım dedik, 6-10 hafta falan diyorlar. Hızlısı var ekstra para karşılığı dediler. (Canına yandığımın kapitalist düzeni!) E olsun dedik, 10 güne geldi. Hoop! yazım hatalı.
    Aradık dedik böyle geldi, yanlış bu. Bizlik değil, hastane kayıtlarını basıyoruz dediler. (Print almak için 6-10 hafta diyorlarmış meğer. Bildiğiniz Ctrl+P & Enter yani 😊) Hastaneye ulaşın onlar düzeltsin, sonra bize hatalı olanı geri gönderin, biz yeni çıktı yollayacağız ama en az 6 hafta sonra. (Sanki her gün 10k bebek doğuyor Kansas’ta. Nüfus zaten 2m ablacığımm!) Yalnız biz ekstra ödemiştik, hızlı almıştık. E hatada bizim değil falan. (Türk işi ekşın yapmaya çalışıyorum.) “Evet! Ama onu yalnız bir kere yapabiliyorsunuz.” (Yani şair diyor ki 10 katı ödesen nafile!) Deneme yanılma yaparken, size yanlış formu yollarken PrePaid zarf yollasam en hızlısından (Yıldırım ile gökten iletilen!) ona koyun geri yollayın bari dedim. “Aaa olur hiç düşünüp yapmamıştık!” falan demesin mi? (Tabi kimse para saçmıyor buralarda.) Kendi çözümümüzü üretmiş olduk böylece. Tabi düzeltti, gitti, geldi derken; Doğrusunun gelmesi yine bir 10 gün sürdü.
    Hadi first passport alalım, malum kimsesiz gibi geldik, bir başımıza doğum yaptık, dedeler, neneler yolunu gözler, bir el öptürelim dedik 3-6 ay’ı bulur, hızlandırılmışı var dediler. 😊 (Her yer McDonald's sanki, 2TL farkla Jumbo boy ister misiniz?)
    Tamam yaz bizi dedik, yalnız öyle olmuyor; Uçuşunuza 2 hafta kala aramanız lazım dediler. E çok kısa ama süre yetişir mi dedik? Garanti yok dediler. (İlk pasaport, ilk kumar’a dönüyor. Çocuğumuzla uçabilecek miyiz? Yoksa onu bırakıp mı uçacağız? 😊 Yok yok yakarız o biletleri de uçağı da bırakmayız. 😊) E Peki dedik, 2 hafta kala ararız.
    Türk konsolosluğunu aradık. (Yedek plan lazım tabi.) Telefonla hiçbir şeyi çözemediğimiz gibi bunu da çözemeyeceğimizi düşünmemiştik tabi. Kulağa itici gelen konuşma tarzları, yardımcı olmaya değil de böyle zorla çalışıyorlarmış gibi geçen konuşmalar ile işimizi çözemeyeceğimizi anlamamız çok sürmedi. Bu hızlandırılmış pasaport olayları Passport Agency dedikleri yerlerde olabiliyormuş, bizim eyaletimizde yoktu. (Kansas’lı Kansas’tan çıkmıyor, napacak tabi pasaportu.) En yakın yine Chicago olunca, dedik madem 2 hafta kala uçuşumuza Chicago’ya dönelim sonra hem Passport Agency hem Türk Konsolosluğu ikisini de halleder uçarız. 14 Ocak olan geçici geri dönüşümüz için 3 Ocak günü Chicago’ya geldik. (Yine tek yön araçla (Hertz) ve bebeğimizi uzun yolda tanıma şansıyla 😊) Hemen aradık telefonla Passport Agency’i dedik 2 haftamız kaldı pasaport lazım geldik, kısa bir kontrol sonrası (Uçuş kontrolü yapıyorlar birde confirmation number ile.) randevu YOK dedi. 😊 (Telefon maceralarımız son hızıyla devam ediyordu..) 2 hafta kala ara dediniz, ilk iş gününün (yılbaşı – hafta sonu vs.) ilk saatinde arıyoruz dedik. Kim almış olabilir bu kadar randevuyu dedik. El kadar bebekle dünya kadar yol geldik falan. (Evet bildiniz.) Olmadı... Yapabileceğim hiçbir şey yok dedi. Tüm ümitler Türk Konsolosluğuna kaldı. 😊 Viyana Kapısına dayanan Osmanlı gibi, aramadan sormadan Türk Konsolosluğuna gittik. (Ne varsa vatanımda var naraları ile..) Kapıda biraz ırım kırım ettiler ama randevu falan diye. Durumu anlattım, uçuşumuzun çok yakın olduğunu, randevu olmadığını ve zaten daha önce buraya evrak gönderdiğimi vs. telefonda konuştuğumuz hanımefendi geldi kapıya (Telefondaki tavırlarını içeride bırakmıştı sanırım.) Hoş geldiniz, gözünüz aydın, Allah analı babalı büyütsünler falan buyur etti bizi içeri. (Vatan insanı işte.. 😊) Durum özetini bir daha geçince e hadi bu seferlik böyle olsun yapalım falan oldu. (Sanki ayağımız alışıp her gün nüfus kaydına gelecekmişiz gibi 😊) Kayıtlar, geçici pasaport talebi, çifte vatandaş kaydı vs. ne var ne yok topladı. Ah ne kadar yardım sever falan diyoruz. Meğer hepsinin ücreti varmış birde 😊 (TR’de bu işlemlerin hepsi ücretsiz.) Konudan alakasız, bir gün yine Chicago’da bir Türk restoranında böyle olmuştu. Aman özlemişsinizdir biraz ondan yaptırayım biraz bundan yaptırayım derken ayıptır söylemesi 200$-300$’a kebap yemiştik 😊 Neyse.. Konsoloslukta hesabımızı ödedik. 3-5 güne olur dediler çıktık. Bu sefer oldu gerçekten. Sonunda elimizde bir geçici pasaport ve en azından bir kere de olsa uçabilme garantisi vardı yavrucağın. Kalan günleri tatil babında keyifle yaşadıktan sonra, (Keyif dediğim, geceleri uykusuz bebek bakmalar, bez değiştirmeler. 😊) atladık yine direk uçuşumuza (THY) Chicago-İstanbul geldik.

    Bugün (03.02.2022) İstanbul US Embassy’de Pasaport işlemleri için randevumuz vardı. Meğer biz neler çekmişiz dedik gittiğimizde. Bayağı yağmurlu bir sabahtı bugün, aracı bıraktık, millet kapıda yağmur altında perişan. Bebek arabasında çocuk ile nasıl olacak falan derken, “Ya bu çocuk vatandaş!” acaba? Yani! Diyerek konsolosluğun önüne gelir gelmez direk güvenliğe; Vatandaşlık işlemlerimiz var dedim. İsim sordu, söyledik. Sizi yağmur altında tutmayalım şöyle gelin ile başladı, sıra beklemeyin direk herkesi geçip girin ile devam etti. Kontrollerde bebeği sevmeler hoplatmalar falan. Yukarıya çıktık izdiham gibi sanki herkese aynı saati vermişler. Biz daha yürürken arkamızdan kapıdaki güvenliklerden biri geldi. Beklemiyorsunuz, direk geçin vatandaş bölümüne buyurun benimle diye ta konsolos’a kadar ilerledik. (Tabi böyle sıradaki insanlardan kimi rahatsız, kimi özenen, kimi vs.. bakışlar eşliğinde. Bende sizin gibi birkaç ay önce buralardaydım yapmayın abiler ablalar diyesi geliyor insanın. 😊) 10dk içinde evraklarımız alındı, ödeme yapıldı, yeminler imzalar hop çıktık..

    Böylece planladığımız ve ilk etap olarak adlandırdığımız her türlü bürokrasi, sağlık, kağıt kürek ne varsa yapmış olduk. Geriye bir tek pasaportu beklemek kaldı. Buraya kadar üşenmeyip okuyan, aman ya ne yazmış ben sona atlayayım direk diyen herkese gönlünden geçen her şeyi bizim gibi eninde sonunda bir şekilde yapmış olmalarını diliyorum.
    2. Etap olan 2 Kedi 1 Çocuk ile geri dönüş ve kalıcı hayat başlangıcı kısmında görüşmek üzere…

  • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

    Part-2

    Hayatın insanı nereye götüreceği belli olmuyor, bazen akışına bırakmak lazım. Sırf ne güçlü olduğumu göstermek için akıntıya direnmek, onunla mücadele ederek hiçbir şey elde edemeyeceğimi bile bile kendimi boş yere hırpalamak yerine, ben kendimi akışa bıraktım. Bunu dayanmaya gücüm olmadığı için yapmadım, sonunda akıntının durulup olmam gereken yere beni götüreceğini bildiğim/umduğum için yaptım. İyi ki de yapmışım. O geçen sürede geniş ailemle çokça görüntülü görüşme yaptım. Anlattığım olayların hiçbiri benim yüzümdeki gülüşü silmemişti, onlardan da bunu sıkça duydum. Ne zaman arasak gülüyorsun, mutlusun demişlerdi. Çünkü her şeye rağmen gerçekten mutluydum, onlar da benimle dertlenmek yerine benimle mutlu oldular, beni mutlu görmek onlara da iyi geldi.

    Birkaç ay sonrasında, Martta, arkadaşım ile oturduğumuz apartman dairesinin kontratı bitecekti. Başta da buraya gelirken dediğim gibi ben buraya geçici olarak gelmiştim, kontrat bittiğinde başka bir eyalete taşınmak istiyordum. Arkadaşım ise kendine satın almak için ev bakıyordu. Maaşlı işe de girdikten sonra bir kredi kuruluşundan kredi onayı almıştı zaten. Onayı 6 ay boyunca geçerliydi, 1 yıla uzatma opsiyonu vardı. Kontrat bitmeden doğru evi bulmak ve satın almak, kontrat bitince de oraya taşınmak istiyordu. Ama ben zaten kışı burada geçirmiş olacaktım kontrat bittiğinde. O yüzden Ekime kadar kalmak sorun olmazdı. Evi alırsa Ekime kadar burada kalabileceğimi düşünüyordum. Ev gezmelerinde ona eşlik ediyordum, hem bu kadar uygun fiyatlı evler olması da insanı cezbediyordu. Üstelik kendime ev alacağım günler için de piyasayı öğrenmiş ve tecrübe kazanmış oluyordum.

    Arkadaşımla çok ev gezdik. Bütçesine uygun evlerin hiçbiri içimize sinmedi. Tam güzel ev bulduk, hadi bunu gezelim dediğimiz evler aynı gün yüksek bir teklif alıp piyasadan kalktı. Bütçesinin üst sınırında olan gezdiğimiz evlere ise teklif yapmak istediğimizde emlakçımız sürekli “daha şimdiden istedikleri fiyatın üzerinde teklif yapılmış” diye geri dönüş yaptı. Biz teklif bile yapamadık. Emlakçımız şu an piyasada çok az ev var, pandemi yüzünden fiyatlar da yükseldi, evler liste fiyatının %40 üzerine gidiyor şu an, eskiden alıcının piyasası olan piyasa, şu an satıcının piyasası maalesef dedi. Nisan Mayıs gibi pazara çok ev düşecektir, o zaman satın almak için daha uygun zaman olur diye de ekledi. Zaten neredeyse sonuna geldiğimiz kontratı yeniledik. Çünkü burada ev alıp burada yaşamak isteyen arkadaşım, gittikçe ümitsizliğe kapılıyor ama emlakçının bahsettiği o piyasa değişimini de görmeden vazgeçmek istemiyordu. Eğer o zaman da güzel ev bulamazsam ben de seninle taşınırım, ev alamadıktan sonra burada yaşamanın da anlamı yok ki dedi. Haklıydı. Çok para verdikten sonra her eyaletten ev alınabilirdi. Ya da ev almayacak ise herhangi bir yerde kirada beraber yaşayabilirdik.

    Kontratı yeniledik, havalar ısındı, malum zaman geldi çattı. Ama piyasada değişiklik olmadı. Evet ev sayısı arttı ama fiyatlarda bir düşüş olmadı. Arkadaşım hala maaşlı işinde çalışmaya devam ediyordu. Ben ise artık sıkılmış olsam da delivery yapmaya devam ediyordum. Maaşlı iş bulmak istiyordum ama henüz nerede yaşayacağım bile belli değilken buna adım atamıyordum. Delivery işlerinin kazançları düşüyordu. Üstelik havaların da ısınmasının getirdiği rehavet, o hadi bugün çıkıp gezelim, çalışmayalım hissiyatı ile eskisi gibi çok çalışmıyordum. Önceden sabah erken saatte çıkıp, akşamları da çalışan ben, öğleye doğru çıkıp hava kararmadan bırakıyordum çalışmayı. Araba almak, telefon almak gibi hedeflerim de kalmadığı için kendime yetecek kadar çalışıp rahat takılıyordum. Zaten parayı nereye harcayacaktım ki çok çalışsam? Hazır bahar rehaveti de üzerimdeyken, bir arkadaşımızın yanına, Virginia’ya gittik gezmek için. Amerika’ya geldiğimde potansiyel olarak yaşayabileceğim çok yeri gezmiştim ama yol üzeri olmadığı için seçeneklerim arasında olan Virginia’ya gitmemiştim.

    Virginia'yı çok beğendim. Buranın doğası evet çok güzel ama Virginia ayrı bir güzel. Tabi daha kalabalık oluşu ve trafiği biraz sıkıntı olsa da rahatsız edici düzeyde değil. Virginia dönüşü planımızı yaptık. Orada iş bulup oraya taşınmaya karar verdik. Ekime kadar her şeyi hallederiz diye konuştuk. Ohio ev piyasası arkadaşıma istediğini veremedi. Virginia için çok yükselmişken oradan bakmaya başladık evi. Ev fiyatları buradan daha yüksekti ama evler daha güzeldi, daha yeniydi. Yine de bütçeye uygun bir şeyler bulunabilirdi. Arkadaşım kredi aldığı yere bu düşüncesinden bahsedince ilk golü yedik. Nerede çalışıyorsanız kredi teklifiniz orada geçerli, başka eyaletten ev almak istiyorsan önce oradan bir iş bul sonra yeni kredi teklifi oluşturalım dediler… Hayaller suya düştü. Bunun üstüne arkadaşım bir de işini bıraktı. Çünkü çok hayal kırıklığına uğramıştı, burada çalışıyor ama ev bulamıyordu, orada bulsa kredi vermiyorlardı. O da taşınmak istiyordu. Bu saatten sonra artık burada çalışmasının anlamı kalmadığını söylüyordu.

    Yaz gelmişti. Amerika'ya geleli 1 yıl olmuştu tam. Delivery işlerinin paraları iyice düştü, kazandırmıyordu. Ama iyi kötü idare ediyordum. Yazın her yerde işlerin böyle olduğunu bildiğim için çok da umursamadım açıkçası. Yıl dönümüm üzerinden daha birkaç gün geçmişti ki kaza yaptım. Arabamın tamir edilmesi gerekiyordu. Hem taşınma işimizi hem çalışmamı aksattı bu durum. Zaten az çalışıyordum, araba da tamire gidince hiç çalışmadım bir süre. Bu süreyi taşınma işine enerjimi harcayarak geçireyim dedim ama arabanın tamirde olması ve bu yüzden bir süre para kazanamamış olmam uyanmama neden oldu. Bu delivery işlerine güvenerek taşınmak akıl karı değildi. Hele ki kazancın düşük olduğu şu yaz döneminde. Gitmeden önce maaşlı bir iş bulmam gerekiyordu. Aksi halde böyle bir durum olduğunda işler sarpa sarabilirdi. Virginia'da yaşam maliyeti daha yüksekti ama gelirler de ona göre yüksekti. Ancak işsiz kalınca risk daha büyük oluyordu. Ben burada yaşarken sadece bonus olduğu zaman delivery yapmaya çıktığımda bile, birkaç gün çalışıp o ayın masrafını kurtaracak kadar kazanabiliyordum. Ki yaz aylarının geri kalanını bu şekilde geçirdim arabam tamirden döndükten sonra. Çok çalışıp az kazanmak insanın moralini bozuyor. Ben çok kazanabileceğim o nadir zamanlarda çalışmayı tercih ettim ve az çalışıp kendime yetecek kadar kazandım. Ayda 5 güne kadar düştü çalışmam yaz dönemi. Hobi olarak kupon toplayıp alışveriş yapıyordum yazın. Ama gezmeyi de ihmal etmedim tabi. Chicago'yu gezdikten sonra şunu anladım, ben artık kalabalık şehir insanı değilim. Hele ki şehir merkezindeki o büyük büyük binalar, sıkışık trafik, insan kalabalığı, hayat pahalılığı. O kadar bunaldım ki, planladığımdan erken döndüm Chicago’dan.

    Yaz bitmek üzereydi. Yaşadığımız sitenin yönetimi ile konuştuk. Taşınmak istediğimizi söylediğimde taşınmak için 60 gün önceden haber vermemiz gerektiğini ve kontratımız olduğu için 2 kira ceza ödeyeceğimizi söylediler. Algılayamadım. 2 kira ceza ödesek çıkıyor muyuz dedim, 60 gün sonra çıkıyorsunuz dediler. Peki haber verip 60 gün sonra çıksak ceza ödüyor muyuz dedim, 2 kira kadar dediler. Kısaca bugün çıkmak istiyorum dediğimiz an cebimizden 4 kira çıkıyor. Geldi mi ikinci gol… E biz zaten Eylül kirasını ödemiştik, 4 kira demek Ocak sonuna kadar ödemek demek. Yani 2 kira eksik ödemek için 6 ay erken mi çıkacağız? Gideceğimiz yerde hazır iş veya ev de yok. Böylece taşınma işi iyice sarpa sardı. Kontrat bitiminde çıkmak maddi açıdan en mantıklı seçenek gibi görünüyordu. Tam bunları değerlendirirken arkadaşımın bıraktığı iş yeri eğer hala taşınmadıysa yeniden işe başlamasını teklif etti aylar sonra. Su akıp yolunu buluyor gibi görünüyor bir şekilde, direnmenin anlamı yok. Arkadaşım da ertesi hafta işe başlamayı kabul etti. İşe başlamadan önce son bir seyahat vakti öyleyse.

    Bir dostumuz ve ailesinin yanına New York'a gittik. Aile ortamına, huzura ihtiyacımız vardı. Aradığımızı fazlasıyla bulduk. Muhteşem zaman geçirdik. Tüm o bunaltıcı süreci arkamızda bırakıp yeni bir sayfa açtık. Onların yanındayken uzun zamandır bakmadığımız ev piyasasına bir göz atalım dedik. Gerçekten fiyatlar daha uygun görünüyordu artık. Ama aylardan Nisan-Mayıs değil, Eylül olmuştu. Geç olmuştu ama olmuştu beklenen. Ohio'ya son bir şans vermek üzere dönüş yoluna geçtik. New York'a giden biz ve Ohio'ya dönen biz kesinlikle aynı değildik. Dostumuz ve ailesi sayesinde bakış açımız değişti. Onlarla geçirdiğimiz birkaç gün bize çok şey kattı. Dönüş yolunda arkadaşım, "Önceki sefer tek başıma denedim olmadı, bu sefer beraber deneyelim mi ev almayı?" dedi. Geçici bir süre diye geldiğim, bir an önce taşınmak istediğim eyaletten ev almak mı? Zaten ne planladıysam tersi olmadı mı hep :) ?

    Eve döndükten sonra kendimde yeniden çalışma isteği buldum, en azından maaşlı bir işim olana kadar. Tamam artık çalışıp para kazanma vakti, artık yeni hedefim var derken daha bir hafta bile olmamıştı ki posta kutusunda bana gelmiş bir zarf vardı. Sürüş ayrıcalıklarımın açığa alındığı yazıyordu. Araştırdım ve sebebinin yaz başında yapmış olduğum kazadan sonra katılmam gereken ama katılmadığım mahkeme olduğunu gördüm. Üç kez mahkeme düzenlenmiş ve katılmadığım için artık araba kullanamıyormuşum, süresiz olarak. Üç ayda zar zor aldığım ehliyetimi bir yıl olmadan kaptırmıştım bile. Ve böylece üçüncü golü yemiş oldum. Nedir şu ehliyetten çektiğim, geldiğimden beri anlamıyorum ki… Hemen hal çaresi nedir diye araştırmaya başladım. Avukat, "Hiçbir şeyin garantisi yok, ceza öder misin ehliyeti geri alır mısın bilemem, 1.000 dolar ver başlayalım" dedi. Avukatsız suçu kabul etsem 237 dolar ceza görünüyordu. Onu ödeyerek sürüş ayrıcalıklarıma tekrar kavuşabiliyordum ama başka sıkıntılar çıkma ihtimali vardı. Riski alsam bile 2-3 hafta gibi bir süre alıyormuş sürüş ayrıcalıklarımı geri almam. Ve ben tabii ki bunları değil, daha zor yolu seçtim, süreci kendim yürütüyorum. Tüm bu kazalar ve mahkeme süreci çok detaylı ve bence forumda bulunması gereken bilgiler içeren konular. O yüzden onlara şimdi girmeyeceğim, kendi iletilerini yazdıktan sonra linkini eklerim ama direkt sonucu söyleyeceğim. Mahkeme süreci hala devam ediyor ancak hakimden bu süreçte sürüş ayrıcalıklarımı geri vermesini rica ettim, verdi. Sürüş ayrıcalıklarıma geri kavuşmam yaklaşık 5 hafta sürdü. Hem de öyle ters zamana gelen 5 hafta ki.

    Peki bu 5 haftada ne oldu? Öncelikle arabayla başlayalım. Tam kasko yenilenme zamanına denk geldi ve ben şirket değiştirmeyi düşünüyordum. Başka şirketlerden ehliyetim açığa alındığı için aylık 500 dolar gibi bir ödeme çıkınca şok oldum. En sonunda kendi sigortacıma yazdım. Ehliyet durumumu görmesin diye önce ben yazmak istedim ama gördü mü görmedi mi bilmiyorum. "Ben yurt dışına çıkıyorum, arabayı kullanmayacağım, otoparkta durduğunda başına bir iş gelirse kapsayan ama full coverage olmayan ucuz bir sigorta teklifin varsa ver yoksa iptal ettireceğim" dedim. Gerçekten böyle bir sigorta varmış. Ayda 26 dolara storage coverage yaptırdım. Eğer arabayı kullanırsan, araba yerinden hareket ettiği anda sigortan geçersiz olur dedi. Güzel, sıkıntı yok zaten yurt dışında olacağım dedim. Arabanın çalıştırılması sıkıntı değil, sadece yerinden oynamaması gerekiyor bu sigorta için. Zaten ehliyetim yokken araba kullanacak halim de yok. Ekim ortası gibi de Türkiye'ye gidip yarım kalan resmi işleri halletme planım vardı zaten.

    5 haftada olan ev ve işle ilgili kısımları anlatmadan önce bu yazıyı burada kesiyorum. Buradan sonrası çok detaylı bilgi gerektiren kalem kalem yazmak istediğim kısım. Ama hikayemin sonu güzel bitiyor. Yediğim onca gole rağmen sonunda kazanan ben oldum :)

    Yani iyi ki kısacık yazacağım dedim, yine dayanamadım. Gerçi bunlar daha buz dağının görünen kısmı. Daha anlatacağım, detaylandıracağım çok şey var. Ama bu günlük bu kadar yeter. Umarım keyifle okumuşsunuzdur buraya kadar, sizi çok sıkmamışımdır.

    Part-3 ve sonrası:

    https://yesilkartforum.com/forum/topic/4926/abd-ye-yeni-taşınmış-göçmenlerin-i̇lk-aylardaki-deneyimleri/1491?_=1720769202307&lang=en-US

Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

31

Çevrimiçi

60.8k

Kullanıcı

5.1k

Konu

534.7k

İleti

Powered by NodeBB | Copyright © 2026 Yesilkart Forum