• Kayıt Ol
    • Giriş
    • Arama
    • Kategoriler
    • Güncel
      • Popüler Konular
      • Beğenilen İletiler
    • Popüler Konular
    • Beğenilen İletiler
    • Takip Duvarı
    • Takip Edilen Başlıklar
    • Yer İmleriniz
      • Kullanıcılar
      • Gruplar
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Harita
    • Takvim
    • Social Media
      • Facebook Group
      • YouTube Channel
      • Facebook Page
      • Twitter Page
      • Instagram Page
    • Arama
    1. Ana Sayfa
    2. DustyBlue
    3. En İyi
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 11
    • Konu 9
    • İleti 623
    • En İyi 369
    • Tartışmalı 13
    • Gruplar 1

    DustyBlue tarafından gönderilen en iyi iletiler

    • RE: [Arşiv] Sayilarla DV2020

      @crazycells Sayilarla DV2020 içinde söyledi:

      bu konuda cok sayi paylasilacagi icin konuyu "Asamalar"dan ayirmak daha dogru olur sayin @DustyBlue

      Hatta yorumlarin anlasilmasi icin ilk okunmasi gereken konuyu da ekleyeyim:
      https://yesilkartforum.com/forum/topic/275/sayılarla-green-card-lotosu-diversity-visa-sürecine-bakış

      Ben maalesef linkteki yorumlarin coguna katilmiyorum, sureci daha farkli okuyorum. Britsimon, DS-260 formunun gonderim tarihinin onemini kavramis degil, ama biz forumda cizelge sayesinde 1 ay bile gecikmenin belgeleri isteme konusunda gecikme yasatacagini gorduk forumda.

      Kendisi butun gecikmeleri KCC'nin backlog'i olarak goruyor, ama durum bence bundan daha farkli. Fakat ben sizi anliyorum, DV2018'de oldukca kotu bir yil yasadik, bilmeyenler icin ozetlemek gerekirse... DV2018'de onceki yillarda gorulmedik sekilde fazla kisi secildi ve DV2015 ve DV2017'de %40 olan no-response rate, DV2018'de %30'a dustu. Bu da vizelerin onceden tukenmesine neden oldu.

      Burada KCC'yi zorlayan konulardan biri insanlarin mulakat tarihi alip mulakata gitmemesi, belgelerin eksik olmasindan dolayi vize alamamasi idi. Dolayisiyla KCC her ay elindeki vizeleri mulakata girmis ama islemleri bitmemis kisiler icin mi ayirmasi gerektigini, yoksa yeni dosyalara mi vermesi konusunda surekli kararsiz kaldi, surecin devam edip vizelerin dagitilmasi icin Haziran ya da Temmuz'da (tam hatirlayamadim daha sonra da olabilir) , o gune kadar mulakat tarihi olup vize alamayan kisilerin vize hakkini iptal edip elindeki vizeleri yeni dosyalara dagitti. Biz (en azindan forumun cogunlugu) son ana kadar tum vizelerin verilmeyecegini dusunduk, ama KCC bizi yaniltti, megerse oldukca iyi bir is cikarmislar ve verdikleri vize 49.713 oldu. Belki bizim hesaplarimiz yanlisti, belki de KCC son anda verdigi kararlarla vizelerin hibe olmasini engelledi. Fakat sirada bekleyen zaten cok kisi vardi ve maalesef 50.000 vize dagitildi ama vize alamayan cok kisi oldu.

      DV2019'un ortasinda ise, yeni bir sisteme gecip belgelerin bir kismini onceden istemeye karar verdi. Zaten butun gocmenlik vizelerinde bir elektronik vizeye gecis vardi, Diversity Visa da bundan nasibini aliyor yavas yavas, ayrica bu durum KCC'nin mulakat konusunda kimlerin ciddi olmadigini anlamasina yardimci olacak... Dolayisiyla oldukca makul bir fikir. Bu yil yine pek cok arkadas vizelerin tamaminin verilmeyecegini dusunuyor (ben de 🙂 ) fakat son durumu yil sonunda gorecegiz. Bu yil DV2018 kadar analiz de yapmiyor arkadaslar, cunku DV2018'deki gibi cok kaotik bir durum yok ve cok kisi magdur olmayacak gibi.

      Ben herkese yardimci olmasi amaciyla sayisal veriler paylasayim, analiz yapacak arkadaslarin isini kolaylastirir.

      DV2016 DV2017 DV2018 DV2019 DV2020
      Toplam secilen kisi sayisi 91.563 83.910* 115.968 87.610 ?
      Toplam verilen vize sayisi 46.718 49.976 49.713 - -
      EU'dan secilen kisi sayisi 27.011 28.500* 41.706 30.006 ?
      EU'ya verilen vize sayisi 15.207 20.516 20.434 - -
      Turkiye'den secilen kisi sayisi 1795 2186* 4390 2411 ?
      Turkiye'ye verilen vize sayisi 796 1386 1821 - -

      (*)DV2017'de ek secim oldugundan sayilar yazilandan fazla olabilir. Toplamda yaklasik ek 10.000 kisi secildigi tahmin ediliyor.
      Tum sayilara aile uyeleri dahil.

      KCC, DV2017'de vizelerin tamamini tuketemeyecegini anlayinca 3-4 ay sonra ek kazananlar aciklamisti. DV2018'de cok fazla sayida kisi secti ama bu sefer de isler bekledigi gibi gitmedigi icin sorunlar yasadi (sadece KCC degil biz de yasadik tabii ki), DV2019'da da benzer sorunlar yasamamak icin onceden belgelerin bir kismini istedi, bu yil verilen vizelerde kanimca nedeni anlasilmayan bir gecikme var. KCC belki hazir olmayan hickimseye son aya kadar mulakat tarihi vermek istemiyordur, bunu bekleyip gorecegiz. Ayrica benim gorebildigim kadariyla KCC cok sayida kisi secse de, en hazirlarina mulakat tarihi verip her ay ayrilan vize sayisini beklenilenin %100'u yapmaya calisiyor. Dolayisiyla KCC'nin bu yil fazla sayida kisi secmesi, bence formlarin onceden gonderenlere avantaj saglayacagi bir sisteme evrildigini de gosteriyor. Eger cok sayida kisi secmemisse de, tahmin ettigimiz gibi numaralar arasindaki bosluklar sandigimizdan fazla demektir.

      Eger bosluklar fazlaysa ve secilen kisi sayisi asiri fazla degilse, o durumda zaten bir sorun yok demektir. Bizim yuksek sandigimiz numaralar aslinda o kadar da yuksek degil demektir. Eger KCC cok fazla sayida kisi secmisse, benim de o durumda tavsiyem biraz degisecek ama Brit'in soylediginin tam aksine yuksek dosya numarali kisilerin hizli bir sekilde formlari gondermesini hatta ve hatta formlarinda eksik pasaport veya eksik ABD adresi bilgisi olanlarin bile bunu tamamlamasi yonunde olacak... Eger KCC bu sekilde bir sisteme evrilirse en azindan bu arkadaslarin sansi artmis olacak.

      Britsimon hakli olabilir mi? Olabilir, ama Mehmet de, Ahmet de yaptigi analizde hakli olabilir, KCC'nin nasil calistigini ya da bu yil ne planladigini hicbirimiz bilmiyoruz. Dolayisiyla bu durumda butun arkadaslar, hangi analiz onlara mantikli geliyorsa onu takip edebilirler. Zaten bu yil bol bol analiz yapilacak diye dusunuyorum, ozellikle yuksek dosya numarasina sahip arkadaslara tavsiyem bu surecleri anlamaya calisip her ay takibini yapsinlar ve bu baslikta analizlerini paylassinlar. Bu, forumdaki herkes icin faydali olacak, ozellikle de kendileri icin. Dosya numaralari arasindaki bosluklari ve formlari gonderenlerin oranini maalesef Ocak ayina kadar goremeyecegiz.

      Britsimon'a katilmadigim diger bir nokta da, sonradan etkilenecek vizeler konusunda... Gocmenlik basvurunuzu acik bir sekilde belli etmis olacaksiniz, bu dogru. Fakat baska hangi turlerde vizeleri dusunuyorsunuz, bu da cok onemli. Misal iyi bir egitim programina kabul aldiysaniz zaten master/doktora icin F1 vize almaniz zor degil, gocmenlik isteginiz olsa bile... Daha once de bahsetmistim gocmenlik basvurusu beklemede olan ve master/doktora icin vize alan kisiler var cevremde. Konsolos zaten egitim icin gelen parlak gocmenlere karsi anlayisli. Misal, iyi bir is buldunuz diyelim ve sizin tecrubelerinize uygun, o durumda H1B, L1 gibi calisma vizeleri zaten gocmenlik istegi nedeniyle reddedilebilecek vizeler degil. Bunlar 'dual intent' vizeler, bu vizelerle gocmenlik amaci gudebilirsiniz. Eger dil okuluna basvuru yapacaksaniz ya da turist olarak gelmeyi dusunuyorsaniz, evet o durumda bu yorum hakli bir yorum ve bu vizeleri alma ihtimaliniz duser. Ama egri oturup dogru konusmak lazim, bu vizeler zaten kolay kolay gocmenlige evrilebilecek vizeler degil. Ayrica bunlari alma ihtimali de kimse icin %100 degil. Farkli farkli hayallerle ABD'ye gelip dil okuluna ya da turist vizeyle uzun sure kalmaya calisan arkadaslara denk geliyorum, fakat hicbir sey uzaktan goruldugu gibi degil maalesef, bu vizeler gocmenlige kolay kolay evrilemeyecek vizeler. Calisma firsati da vermiyor, o nedenle bu vizeyi alan arkadaslarin cok buyuk bir kesimi ABD'de sisteme tutunamayip Turkiye'ye geri donuyor. Aralarinda birkac tanesi sansliysa evlenecek birini buldugundan ABD'de kalabiliyor, ama sonra "nasil ABD'ye geldim" turunden videolar cekiyor, bunu izleyen insanlar da bu yollari normal ve standart yol zannediyor. Oysaki geriye kalan %99, bunu basaramiyor.

      Benim DV surecim devam ederken ben once bir J1 vizesi aldim, sonra da bir B2 vizesi aldim, ikisinde de bana DV surecini sordular, ilkinde ne yapacagimi henuz bilmiyorum demistim ama J1'i vermislerdi, ikincisinde ise surece devam edip gocmen olacagim dememe ragmen B2'yi aldim. Fakat ikisinde de ABD'de isimi halledip Turkiye'ye geri donmustum. Konsoloslar da donecegimi biliyorlardi, o nedenle vizeleri verdiler zaten. Bu vizelerin ne amacla alindigini ve ne amacla alinamadigini iyice anlayabilmek gerekiyor. Benim gorebildigim kadariyla bu vizeye basvuran arkadaslarin cogu, Turkiye'den kacmak isteyen, Turkiye'de zaten stabil bir hayati olmayan arkadaslar (ki bu kendilerinin sucu degil), ama zaten dogruyu soylemek gerekirse konsolosa gerek yok, biz bile bu arkadaslarin gercek amacini anlayabiliyoruz 🙂 Dolayisiyla ABD vizesi almama ihtimalini vurgulamak bana cok dogru gelmiyor... Tabii insanlarin kendi kararlari ama bir tarafta alma ihtimalinin %20'den %1'e dusecegi bir gocmen olmayan vize, diger tarafta siraniz gelirse alma ihtimalinizin %95+ oldugu bir gocmen vize.

      Tabii ki, herkese sira gelecegini hicbirimiz garanti edemeyiz, ozellikle de cok yuksek numaralara... Ben de yilin sonunda ne olacagini bilmiyorum, hickimse de bilmiyor; ama ben bu yil talihli olsaydim ve benim numaram 55.000 olsaydi (sanirim forumdaki en yuksek numara) ben formlari hizli ve tam bir sekilde doldurup gonderirdim. O nedenle sistemin bunu desteklemedigine emin olana kadar da benim onerim bu yonde olacak. Ama tabii ki herkes kendi hayatina gore, alabilecegi vize turleriyle vs. bu kar/zarar hesabini yapip ne yapacagina kendisi karar vermeli diye dusunuyorum.

      Öncelikle analiz başlığımız hayırlı olsun. Dv2018 kadar analizli bir yıl olacak mı bilmiyorum, göreceğiz. Crazycells mesleğinin hakkını veriyor efenim durduramıyoruz. 🙂

      alt metni

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Green Card cekilisi (DV) talihlileri nelerden vazgecip neler icin gidiyoruz?

      her gün; tv de , sokakta reklam panolarında suratını; radyoda sesini, internette yeni saldırganca açıklamaları olan diplomasızı geride bırakıyoruz. otobüse bindiğimde valizle vs ile binen birini görünce "ulan acaba bu valizde kürtçülerin mi arapçıların mı bombası var ben en iyisi ineyim" korkusunu geride bırakıyoruz. sokaklarda adım başı dilenen suriyelileri geride bırakıyoruz, karadenize kadar sızmış terörü geride bırakıyoruz, iş yerinde sırf üniversite okuduğum için alaylı olan şefimin "okullu" diye hitabını yani mobbingin alasını geride bırakıyoruz. hayvanlara zülm etmeyi dininin gereği zanneden bir sürü sığırı geride bırakıyoruz, kadınları köpek yerine bile koymayan erkek egemen toplumu geride bırakıyoruz, içine edilen kesilen biçilen molozlarla doldurulan ormanlarımızı o ormanda bir parça yemek bulamadığı için yaylara, şehir merkezlerine inen gariban hayvanlarımızı geride bırakıyoruz, hidroelektrik santral uğruna yok edilen akarsularımızı derelerimizi; ırzına geçilen akarsularımızı, daha çok para diye yandaşlara devlet tarafından peşkeş çekilen; işgal edilen sahillerimizi bırakıyoruz geride.

      çocukluğumu, her konuda kavga etsekte eskiden bir araya gelebiliyorduk dediğim zamanları geride bırakıyorum; birbirinden nefret etmesi için özel çaba gösterlen ne kadar kutuplaşırlarsa o kadar iyi yeter ki koltuk sağlamda kalsın diyen ahlaksız namussuz politikacıları geride bırakıyoruz; o politikacılara allahın sıfatlarını yükleyen iki satır kitap okumayan , cahil olmayan herkesten nefret eden bu toprakları asla hak etmeyen insanları geride bırakıyorum. inandığı dinin kitabını okumayan, torunu olduğunu iddia ettiği osmanlının tarihini bile dizilerden öğrenme kolaycılığına kaçan, türlü ahlaksızlığı pratik zeka olarak gören, kural tanımazlığı "cool" bir halt zanneden, çürümüşlüğünü kapatmak için iç ve dış düşmanlar arayan, ruhi dengesine kurtlar vadisi, sırlar dünyası gibi abuk sabuk iğrenç avam tv şovlarıyla tecavüz edilmiş toplumu geride bırakıyorum. güzelim denizlerini pisliğe boğan sırf eti haram denildi diye domuz yavrularına bile işkence edebilecek zihniyette vicdanını kaç kuruşa kiraya verdiği belli olmayan sözde misafirperver özde çakal sürüsünü geride bırakıyorum.

      üniversitede kendisine yağcılık yapan öğrencisine torpille kadro sağlayan, doktora tezini vereli 15 yıl olmuş bir tane makale yazmamış, çoğu öğrencisinden bile bilgisiz üniversitede yardımcı doçent ünvanlıları geride bırakıyorum, "sende yala sende kap kadroyu kardeşim" diyen utanmaz arlanmaz sözde müslüman hak yiyicileri geride bırakıyorum...

      otobüste leş gibi ter kokanları, vatandaşla "siz" diye konuşamayan memur takımını geride bırakıyorum.

      yumurtanın tanesini 75 kuruşa, etin kilosunu 50 liraya, 1 litre sıvı yağın 8 liraya, 1 şişe rakının 115 liraya, 1 litre benzinin 5 liraya satılmasını sorun etmeyen sorun edenleri de yabancılara özenmekle suçlayan yöneticileri geride bırakıyorum.

      bıktım yeminle...

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: ABD' ye vizeli girip kaçak yaşamak?

      şimdi bu konuya uzun uzun cevap verip başlığı açan arkadaşı sebepsiz yere cesaretlendirmek istemiyorum. benim söyleyeceğim başka;

      @Elanoor ingilizce biliyor musun? konuşmayı boşver, okuman ya da duyduğunu anlaman mümkün mü? eğer cevabın evet ise bu sorduğun sorularla alakalı türk kaynakları dışında çok ayrıntılı cevaplar mevcut. bu soruyu ingilizce bilip bilmemenden bağımsız soruyorum çünkü gelip bir forumda bu tip soruları açık seçik yazınca hem tepki görürsün(bana kalsa kimin ne yaptığıyla çok alakadar değilim açıkçası) hem de eleştiri alırsın. çünkü sormak kolay. siz sorduğunuz soruya konu olan hikayenin kahramanı olacaksınız.

      abd ye gittiniz. ve iltica ettiniz. haklarınızı bilmeden nasıl bir strateji ile hareket edeceksiniz? ben iltica edip abd de kalan birini biliyorum yöntemini yazmayacağım ancak duyduğum da hem gülmüş hem de şaşırmıştım. adam daha gitmeden bir sürü hazırlık plan proje yapmış. gittikten sonrada kabul edilmiş. ama şöyle bir gerçek var eyaletten eyalete değişmekle beraber, abd de iltica başvurularının kabul oranları %20 civarında.

      başına gelecek olanlar kısaca şöyle;

      abd ye giriş>ortamı kolaçan etme>avukata gidip fikir alma>iltica başvurusu>2 ay içinde görüşme(ülkeye kaçak yolla girmediğin için tutukluluk yok)>görüşme sonucu>olumsuz ise ve direteceksen mahkeme>mahkeme kabul etmezse üst mahkeme>sonrasında bir kere daha onunda üstü olan mahkemeye gitme hakkın var>kabul edilmezsen ülkene sınırdışı ve abd ömür boyu yasak.

      ben kürdüm deyip sığınma başvurusu yapıp kalanlar var, eşcinsel olup kalnlarda var bir çok nedenle kalan mevcut ama hep plan programla becermişler. ben kürdüm deyip kalanların şu işlemler bitsin vatandaş olsam da türkiyeye gitsem diye yanıp tutuşması da var. demek istediğim burada bunu soracağına önce okusan araştırsan(ve gerçekten ilticaya bir sebebin varsa) sonra durumunu anlatıp benim başıma bunlar geldi kalmak istiyorum ne yapabilirim desen daha iyi olmaz mı?

      türkiye de evinde otururken araştırmadığın ve derinlemesine incelemediğin haklarını öğrenmediğin bir süreç abd de seni çok yıpratır emin ol.

      umarım beni yanlış anlamazsın kendi gördüğüm ve bildiklerime dayanarak yazıyorum bunu. 24 yaşında işi inada bindirip kimsenin beklemediği şekilde de bir şekilde abd de kalabilirsin elbet. sonuçta türkiyenin 12 katı ülke bir sana yer yok diyecek değilim. ne garip insanlar kalmış bir şekilde ama sonuçta bu mücadele onlardan da baya götürmüş.

      Amerikan Vizeleri içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Trump’ın Göçmenliği Durdurma Kararı (Nisan 2020)

      bugün şu sıkıntıları yaşayıp sinirlenen, sanki onlar gitmezse herkes mutlu olacak zanneden arkadaşlar. sizden ricam SAYILARLA DV2018 başlığını okuyunda milletin neler yaşadığını görün. şu yaşadıklarınız inanın devede kulak. neden? çünkü haziran sonundan itibaren 3 koca ay var önünüzde ve muhtemelen current olacaksınız. herkes kendi çektiğini biliyor, ancak bencil olmayın. bu forumda olup hiç sevmediğim bazı kişilerin son anda gc almasına sevinmiş biriyim. neden? çünkü bu bir hayal insanlar rüyalarını hayallerini yaşamalı. sevmesek bile yaşamalı. o nedenle bencil olmayın/olmayalım. saygılar.

      Gündem içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Amerika'ya gitme sebepleriniz ?

      ülkenin başına tebelleş olan dinciler yüzünden gidiyorum açıkçası müslümanların az olduğu bir ülkede yaşamak bana daha çekici geliyor. zira bir zamanların modern ülkeleri olan afganistanı, iranı , mısırı hatta türkiyeyi görüyorum ve bu ülkenin sonunun hayır olmadığına ikna oluyorum. e kalıp değiştirmek mümkün değil zira çok müslüman hükümetimiz oy çalıyor seçim sırasında sistemi değiştiriyor bir türlü "yenilmiyor" yani ya silah alıp bu diktayı yok edeceğiz ya da hadi eyvallah diyeceğiz. açıkçası ben bu halk için bir defa dünyaya geldiğim ömrümü harcamam ne halleri varsa görsünler pakistana benzesin ülke kendilerine dış mihraklardan düşman yaratsınlar araplar için kendilerini paralamaya devam etsinler falan. ülkenin her yanı ama her yanı mülteci kaynıyor afganı pakistanlısı suriyelisi ıraklısı hepside sanki biz mülteciyizde onlar ülkenins ahibi gibi arsız ve yüzsüz, kimseden gık çıkmıyor. suriyeli araplara 34 milyar dolar harcadık diye övünen ama kendi halkının içtiği limonataya kolaya özel tüketim vergisi koyan saçma sapan bir hükümetin diplomasız ve yalancı lideri ile bir arada yaşamak istemiyorum. yıkanmak nedir bilmeyen leş gibi terk kokan ama lafa gelince yabancıların pis olduğunu iddia eden burnunun ucundan habersiz cahillerlede yaşamak istemiyorum. yazmaya başlasam 10 ciltlik kitap çıkar ama kısacası ben müslümanlardan kaçıyorum.

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Kanada Plus Vize Basvurusu (Can+ Visa)

      amerikadan bu vize nasıl alınır diyenler için ;

      yurtdışından nasıl başvurulacağı ile ilgili bir bilgi bulamadığım vize.

      misal amerika'ya giden ve hazır gitmişken kanada'ya da gidip gezmek isteyen bir vatandaş ne yapmalı, nereye başvurmalıdır?

      bu soruların cevabını ararken beni aydınlatan bir çaylak entry’sini daha fazla insana ulaşması adına buraya kopyalıyorum.

      orjinal entry için (bkz: #86178160)

      ——————————————-
      abd'de iken bu vizenin nasıl -görece- kolaylıkla alınacağını aşama aşama anlatıp bol bol sevap toplayabileceğim vize türüdür.

      öncelikle şu linke tıklayıp kanada göçmenlik bürosunun web sitesinde hesap açıyorsunuz. sonra ilgili menülerden vize başvurusu için ilk adımlar olan kişisel bilgiler, seyahat amacınız ve nerede kalacağınız, eğitim ve iş bilgileri gibi son derece standart ve herhangi bir ülkenin herhangi bir vizesine başvurduğunuzda sorulan soruları içeren bir form dolduruyorsunuz.
      bu noktada ufak bir ihtimalde olsa kafa karıştırabilecek tek kısım "kanada'da nerede kalacaksınız?" sorusu. ben hostelworld üzerinden toronto'da üç günlük hostel rezervasyonu yaptım ve adres olarak orayı gösterdim. zaten giriş çıkış tarihi olarak da üç günlük bir plan yapmıştım.

      gelelim artık başvurunun kişiye göre değiştiği pdf yükleme kısmına.
      vize başvuru formu olan imm2557'yi doldurup validate edip save leyip sisteme upload edeceğiniz ilk dosya bu oluyor. sistem sadece editlenebilir ve dijital imzalı versiyonu upload etmenize izin veriyor. çıktı alıp imzalayıp tekrar taratmaya falan çalışmayın.

      diğer dökümanlar:

      1)travel history: halihazırda varsa süresi dolmuş pasaportlarınızda kısacası işlem görmüş tüm sayfaları tek tek taratıp tek pdf haline getirmeniz gerekiyor. bu kısım zaten basit, geçiyorum.

      2)passport: güncel olarak kullandığınız pasaportunuzun fotoğraflı sayfası ve işlem görmüş bütün sayfaları yine tek tek taratıp tek pdf dosyası haline getiriyorsunuz. ayrıca i-20 ya da ds-2019 da ekleyebilirsiniz.

      3)proof of means of financial support: buraya maddi olarak sizi yeterli hatta güçlü kılabilecek ne varsa ekleyebilirsiniz. ben burslu bir master öğrencisi olarak burs sponsorluk belgemi, öğrenci kimliğimi, abd’de adıma kayıtlı aracın ruhsatını ve 4 aylık banka hesap özetimi ekledim. bu belgelerin hepsini yine tek pdf haline getirip yükledim. banka hesap güncel bakiyem $2500 idi.

      4)digital photo: bildiğin biometrik fotoğraf. jpeg formatında yüklenebilen tek döküman bu.

      5)purpose of travel: bir tam sayfalık kendi yazdığım dilekçe, kendi aracımla kanada'ya seyahat edeceğim için tekrar araç ruhsatı ve son olarak hostel rezervasyonum dışında ekleyecek başka bir şey bulamadım.

      6)family ınformation (imm5645): bu form yine siteden indirilip sadece adobe reader dc ile açılıp doldurulabiliyor.

      benim süreç şöyle sonuçlandı:
      -başvuruyu tamamladıktan 1 gün sonra parmak izi vermem gerektiğine dair mail aldım. parmak izi için ya new york ve los angeles'taki vfsglobal'e gitmeniz gerek ya da herhangi bir uscis application support center'a gidebilirsiniz. kesinlikle uscis'e gitmenizi öneririm. ucsis application support center'lar hemen hemen bütün abd şehirlerinde var, hem ücretsiz hem de hiç sıra olmuyor.

      -parmak izi verdikten 2 gün sonra pasaportumu göndermem gerektiğine dair e-mail aldım. bu noktada iki seçeneğiniz var, ya en yakınınızdaki vfsglobal ofisine -ki sadece new york ve los angeles'ta var- postalamak ya da doğrudan kanada ottawa'daki kanada göçmenlik ofisine postalamak. ikinci seçenek posta ücreti yüzünden çok çok pahalıya geliyor. o sebeple ben new york vfsglobal ofisine gönderdim. gönderirken zarfın içine ayrıca western union'un herhangi bir acentası aracılığıyla alınabilen $19.90 money order kağıdını da ekledim. bu ücret vfsglobal'in hizmet ücreti.

      -pasaport ertesi gün new york vfsglobal'e ulaştı.
      -pasaport new york vfsglobal'e ulaştıktan iki gün sonra öğlen saatlerinde pasaportumun hazır olduğu ve vfsglobal new york ofisinden teslim alabileceğime dair e-mail aldım. aynı gün gidip pasaportumu elden teslim aldım.

      vizem pasaport bitim tarihime kadar verildi, 6 yıllık.

      https://eksisozluk.com/entry/97526479

      Kanada içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: GC Sahiplerine ABD'de Ücretsiz Dil Eğitimi Hakkı

      Find an English or Citizenship Preparation Class and Naturalization Legal Services

      Find an English or Citizenship Preparation Class and Naturalization Legal Services

      Naturalization is an important milestone in the path toward U.S. citizenship. The decision to apply for citizenship is a very personal one. To help you prepare, many community organizations and social service providers who are USCIS grant recipients offer English and citizenship classes as well as...

      İngilizce içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Trump’ın Göçmenliği Durdurma Kararı (Nisan 2020)

      daha önce paylaşıldı mı bilmiyorum ancak izlemenizi tavsiye ederim. bütün sorulara cevap vermiş avukat remzi kulen;

      oldukça ayrıntılı konulara değinmiş. mülakatsız dv vizesi alma ihtimalinden, 30 eylül süresinin uzatılmasına kadar hemen her konuda fikir beyan etmiş.

      Gündem içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      @murty, içinde söyledi: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      @denizci10, içinde söyledi: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      @lordbolton hiç alakası bile yok bence. önceden ds160 a bakıp karar veriyorlar algısı da saçma. çünkü ben yeni ds160 doldurdum ve bu ds160 formunun confirmation numarasını görüşmeden 10 dk önce görevliye verdim. Konsolos da bunu o anda gördü ve 2 soru sorarak 45 saniye gibi bir sürede verdi onayı. Bu süre zarfında mümkün olmadığını düşünüyorum. Konsolos bu süre zarfında ds160 formundaki birkaç hususa bakıyor bence. Ne kadar süredir nerede çalışıyorsun, kaç ülke gezdin, orada akraban var mı belki bir de gelir kısmına bakıyordur ve buna göre karar veriyorlardır. yoksa oradan bilmem ne bilgisi buradan bilmem ne bilgisi bence gerçek bir şey değil. Yaşamadan önce ben de sizin gibi düşünüyordum ama oraya gidince anlıyorsunuz bunların hurafe olduğunu. tabi yine takdir sizin nasıl düşünmek isterseniz...

      Merhaba, @denizci10 ve @LordBolton Mevcut işimden dolayı biliyorum; tahminime göre arka tarafta, ds160 formuna girilen bilgileri analiz ederek risk skoru üreten bir sistem var. Bu risk skoruna +- skor ilave eden ve sistemdeki bazı bilgilerin ekstra doğruluğunu teyit eden(yurtdışı tecrübesi-uluslarası giriş çıkışların görülebildiği ortak bir platform gibi, ve o ülkenin kurumlarından belli anlaşmalar uyarınca o ülke vatandaşı hakkında elde edilebilecek maksimum data gibi) bir çalışan var. Adına risk uzmanı diyebilirsiniz. Atıyorum, risk skorlarının da belirli bir skalası var. Mesela 0-40 arası skor "red"(sakıncalı ya da riskli bilgilerin yer aldığı bir ds160 formu), 41-60 arası skor banko memurunun insiyatifi(sorduğu sorulara ve talep edeceği belgelere göre), 61-99 arası skor ise "accept" olarak sonuçlanıyor. (accept tarafında olağanüstü garip bir durumla karşılaşmamışsa red alınmaz)
      Dolayısıyla ds160 formu kararın çok büyük bir kısmını oluşturmakla birlikte, eğer skorunuz memurun insiyatif alanındaysa; sorulara verilen tutarlı cevaplar, sakinlik ve bazı diğer etmenler gözetilerek bir karara bağlanıyor.
      Yukarada sıraladığım senaryo tamamen benim kafamda yarattığım bir senaryo. İşim gereği sistemin yüksek ihtimal bu şekilde çalıştığına inanıyorum. Ben bu şekilde kafa yordum diyebiliriz en azından 🙂

      israil ve abd nin en büyük şansı bu, insanların bu iki ülkeyi gözlerinde anormal büyütmesi. yalnız bu kadar varsayım yapılınca aklıma aynı bilgilerle 3 -4 kere ret alıp sonrasında kabul edilenler geliyor. ya da abd, ingiltere avrupa arasında fink atıp ret alanlar, bankada yüz binlerce doları olup reddedilenler...

      ben size bizzat konsolosluktan görüştüğüm kişinin (ankara konsolosluğunda çalışıyor elçilik bünyesine tanıtım ve bilgi vermek için geldiğinde konsolos olduğunu bilmeden sohbet etmiştik) anlkattığını söyleyeyim sizi çağırmadan bir kaç dk önce ds 160 ı açıyoruz içeriğine bakıp bir karar alıyoruz siz gelincede aksi bir durum yoksa olumlu olumsuz kararı bildiriyoruz demişti. e o zaman bizi niye ayağınıza getiriyorsunuz dedim abd kanunları ekstrem bir durum olmadıkça vize verilecek kişiyi görmemizi emrediyor demişti. sonra bu adamla ankarada karşılaştık elçilikte çünkü vize memurum bizzat kendisiydi. o beni hatırlamadı ama ben onu hatırladım sonra o da beni hatırlayınca sana benim vize vermem etik değil arkadaşıma yönlendiryorum dedi. ben arkadaşından aldım vizemi. o kişide baya sorular sormuştu.

      Ziyaretçi ve Turist Vizeleri (B1/B2 ve C) içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Dolar Çıldırdı

      @ibrahimasar, içinde söyledi: Dolar Çıldırdı

      @mahmutenis, içinde söyledi: Dolar Çıldırdı

      Yoo kazandım kazanalı formdan takip ediyorum haberi.bn izlicem şimdi unlike ları:))

      Hocam gerçeklerden uzak, cümle olarak anlamsız, yanlı fakat yanlış yorumlarınız var. Doğal olarak yersiniz unlike ları. Kör eşşek ile sağır sinek bile biliyor Türkiyede neyin nasıl olduğunu. Zaten öyleydi diye geçiştirip şark kurnazlığı yapmayın. 18 yıldır uçuyoruz kaçıyoruz dünya gücüyüz yok bilmem neyiz diye hikayeler anlatılırken bir şey yok. Şimdi zaten öyleydiye mi döndü iş. Boşverin allah aşkına. Memlekette satacak kamu kurumu ve binası kalmayınca yol köprü havaalanı liman onu da geçtik olmayan kanala komşu boş arazi peşkeşine kadar vardırdılar işi. Siz hala Amerikada bir takım şeylerin yetersizliğinden bahsediyorsunuz. Yol yakınken gitmeyin bari. Yazık size oralarda memleket hasretiyle erir bitersiniz. Kalın bu caanım memlekette.

      Youtube yorumlarinin altinda var bunlardan cok. 18 yildir abd deyim burasi igrenc bir yer sakin gelmeyin diyen ayda 12 bin dolar kazanan adam gordu bu gozler. Emekli olunca donecekmis turkiyeye turkiyedekiler nankor ve vatanini sevmeyen insanlarmis. Uzaktan seviyor bunlar memleketi icinde yasayanlarada ac karina kordon sefasi oneriyorlar.

      Gündem ve Sohbet içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Houston'a gidenler, gitmek isteyenler, olumlu olumsuz yönlerini tartışalım

      Texas içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: ABD'deki Turk Youtuber tavsiyeleri

      can çolpanın videoları ilk çektiği zamanlar ile belli bir tanınırlığa ulaştıktan sonra farklılaştığını düşünüyorum. Kanalının kapandığını da siz söyleyince fark ettim zaten takip etmeyi bırakalı 6 ay kadar olmuştu. videoları hevesle çektiği ilk dönemin şöyle bir özelliği var, can çolpan ve ailesinin arkadaşı neredeyse hiç yoktu bu nedenle videolara ağırlık veriyordu. sonrasında bu youtube kanalınında yardımıyla belli bir çevre edindi. sonra bu edindiği çevre içinden kendisine bir arkadaş grubu oluşturdu. Zaten iş güç vs ile beraber kanalada vakit ayırmanın mantığı kalmadı. gittiği tatilleri bile paylaşan birinin çekilecek konu kalmadı demesi zaten anlamsız oluyor. Mesele şeyi hatırlıyorum yeni aldığı toyota highlander ı soruyordu takipçileri can çolpan arkadaşlar arabanın modeli ortada çok merak ediyorsanız netten arayın sorun ben sevmiyorum böyle şeyleri videoya çekmeyi diyordu, sonra bu sorular kesildi kimse ilgi göstermez oldu falan. bir anda instagramda japonyaya toyotaya araba için teşekkür edip aracın fotoğraflarını paylaşmaya başladı, görgüsüz diyeceksiniz ama evet öyleyim ne yapayım demeler falan. insanları küçük gören laflar etmeler, atılan özel mesajları saçma bile olsa ifşa edip kafa bulmaya çalışmalar. açıkçası videoları da yayınları da umurumda değil. kimse vazgeçilmez değil kimse bulunmaz hint kumaşı değil. 2019 yılına giriyoruz hemen her şeyde olduğu gibi bu konuda da alternatifler mevcut. onlarca youtuber var, bu forum var mesela.

      bu konudan bağımsız söylüyorum bazı insanlara ihtiyacımız olduğunuz zannederken onlarında en az bizim onlara ihtiyacımız olduğu kadar bizlere ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım. youtube konusundan devam edersek onca saçma sapan söze rağmen yorum kısmında abi/abla diye her sözünüze destek veren yağcı takımı bulmak kolay değil...buna alışan insanında bundan vazgeçmesi kolay değil.

      can çolpan'ın ilk başlarda kendi durumununda getirdikleri nedeniyle oldukça samimi ve yardımcı olmak amaçlı hareket ettiğini biliyorumfakat bu sonradan sonraya değişti. bunun sebepleri arasında adamın iş yerine mailler atıp, onu zor duruma düşüren insanlarda var(adı lazım değil), kullanıp selam vermeyenlerde. Yinede bu "ben oldum" tarzı tepeden bakan tavırları göstermesi hoş değildi ve bende aylar önce her yerden takibi bırakmıştım. isabet olmuş bugün kadar ki öğrettikleri için teşekkür ederiz kendisine.

      Sosyal Medya Hesapları içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Trump’ın Göçmenliği Durdurma Kararı (Nisan 2020)

      kararın gerekçesi bu vizelere yasak gelirse abd vatandaşı ya da abd de yasal çalışma durumu olan kişilere bu sene ek 525 bin iş kalacağı düşünülmesiymiş. resmen chain immigration saçmalığının kurbanı oluyor dv kategorisindekiler. çinli ve hintlilerin abd göçmenlik yasalarını bu kadar hırpalaması yüzünden olayların geldiği nokta inanılmaz. zincir göçmenlik saçmalığının kaldırılıp vatandaşların ailesine uzun süreli ve çalışma izni olmayan vizeler verilmesi lazım.(kanada gibi 10 senelik uzun kalmalı vizeler) adam haklı her sene yarım milyon insan akıyor çinden hindistandan abd ye. fakat sarı kafanın asıl bu mevzuya odaklanmak yerien kolaya kaçması yüzünden olan çeşitlilik vizesi kazananlarına oldu.

      Gündem içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: amerikan isimlerine giriş

      İsa’nın havarileri de birçok popüler ismin yaygınlık nedenidir.

      Peter, 12 havariden biridir ve Hristiyan kilisesinin kurucusu olması nedeniyle Hristiyan dünyadaki en önemli dini şahsiyetlerden biridir. Katolik inancında ilk Papa olarak ve Ortodokslukta Birinci Antakya Patriği olarak görülür. Asıl adı Simon’dur. İsa ona Aramice ‘kaya’ anlamına gelen isimle hitap ettiği için ‘kaya’, Yunanca’ya Petros olarak çevrildi. Latince Petrus oldu. İspanyolca evreninde Pedro, Arapça esintili Butros, Rus etkili Petro, Fransız etkili Pierre, İtalyan Piero, Ermeni Bedros versiyonları ile de karşımıza çıkar. Pierce, bu ismin değişmiş bir versiyonudur. Amerikalılar bu isimden türettikleri ‘Pete’ adını da yaygın şekilde kullanır.

      Thomas, İsa’nın 12 havarisinden birinin adı. Aramice de ‘ikiz’ anlamına gelen, ‘ta’oma’nın Yunanca İncillerde bu telaffuzla kaydedilmesiyle Batı Hristiyan dünyada Thomas oldu. Tom, Tommy, Tommie gibi kısaltmaları da vardır.

      Andrew, eski Yunancada ‘adam’ ‘erkek’ anlamına gelen bir kökten doğan ‘Andreas’ isminden İngilizce evrenine geçmiş bir isim. Buradaki ‘erkek’ o günün kültürü çerçevesinde biyolojik cinsiyetten çok, ‘güçlü’, ‘cesur’ gibi anlamları ima eder. İtalyan kökenlilerde ‘Andrea’ şeklinde kullanılır. Diğer Batı kültürlerinde ise ‘Andrea’ genelde kız ismidir. İskandinav kökenliler Anders, Fransızlar Andree, Ruslar Andrei, İspanyollar Andreo veya Andrés şekillerinde kullanır bu ismi. Andrew, sıkça ‘Andy’ veya ‘Drew’ şeklinde kısaltmalarıyla da kullanılır. Batı toplumlarının hepsinde yaygın olmasının nedeni ise 12 havariden birinin adı olması nedeniyledir.

      Philip ismi, Yunanca ‘atsever’ demek. ‘’Philos (sevmek)’’ ve ‘’hippos(at)’’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuş. Antik Yunan’da at sahibi olmak, çok zenginlere özgüydü. Dolayısıyla bu ismi taşımak bir tür asalet imasıydı. Makedon kralların adı olmasıyla Avrupa kültürlerinde de yayıldı. Ancak asıl popüleritesini 12 havariden birinin ismi olmasına borçlu. Roma’nın baskısına rağmen inancından dönmediği için Pamukkale yakınındaki Hierrapolis kentinde Roma askerlerince öldürüldüğüne inanılır. Phil, Flip, Feli, Philly, Lip, Pip, Pep ve Pippo gibi kısaltmaları var. Fransız ‘Philippe’, İspanyol veya Portekiz ‘Felipe’, Doğu Avrupa kökenli ‘Filip’ gibi versiyonlarıyla da karşımıza çıkar.

      Paul, aslında antik çağda da kullanılan bir isim. Paullus diye bilinen ünlü bir Roma uygarlığı ailesi de var. Orijinalinde ‘küçük’, ‘mütevazı’ gibi anlamlara gelmesi nedeniyle bir ailede aynı ismi taşıyandan küçük olan için bir lakap olarak da kullanılırmış. Hristiyanlıkla beraber bu isimde patlama yaşanmasının nedeni ise Hristiyan kilisesinin oluşumunda oldukça önemli rol oynayan erken dönem Hristiyan büyüğü, Tarsuslu Aziz Paul’un adı olmasıdır. İbranice asıl ismi ‘Saul’dur ve bu da İsrail’in ilk kralı ‘Talut’un İbranice adıdır. Aynı zamanda Roma imparatorluğu tebası olduğu için Yunanca ‘Paulus’ adını da taşır. Büyük olasılıkla Paul, Saul’e benzediği için seçilir bu isim. Hispanik Pablo, Ermeni Boğos, Latin dillerde Paolo, İtalyan Paolino, Portekiz Paolinho, Rus Pavel versiyonlarına da sıkça rastlamak mümkün. Ruslar ismi Pavel olanlara ‘Paşa’ diye hitap eder. Yine bu ismin Paula, Pauline, Paulina ve Paulette gibi kadın adı versiyonları da yaygındır.

      Mark, ‘savaş tanrısı Mars’a adanmış’ anlamındaki Latince ‘Mart-kos’un zamanla kısalmış haliyle oluşan çok popüler bir isim. Antik çağın en popüler üç erkek adından biri olan Marcus, Mark isminin de atası. Dört İncil’den biri olan Markos’u kaleme alan Evanjelist Markos nedeniyle Hristiyan dünyada oldukça popüler olmuştur. Marco, Marek, Marcos, Marquinhos, Marko gibi versiyonları da ile karşımıza çıkabilir.

      Martin de Mark ile aynı kökten geliyor. ‘Harbi’ demek. Ünlü Fransız aziz ‘Saint Martin’ sebebiyle Hristiyanlar arasında popülerliği artmış. Martin Luther nedeniyle Protestanlar arasında popüler bir isme dönüşürken, son yarım yüzyılda da Martin Luther King nedeniyle siyah Amerikalılar arasında yaygın bir isme dönüştü.

      Hristiyan azizler ve din büyüklerinin isimleri de birçok popüler ismin kaynağı olmasa da yaygınlık nedeni olabilir.

      George, eski Yunanca’da ‘çiftçi, köylü, aile reisi’ gibi anlamlara geliyordu. Hristiyanlıktan çıkmayı reddettiği için MS 303 yılında öldürülen ve askerlerin azizi olarak kabul edilen Yunan kökenli Roma askeri Aziz Georgios nedeniyle Doğu Hristiyan dünyasında yaygın bir kullanıma kavuşmuş. Haçlı Seferleri sırasında onun öyküsünü öğrenen askerlerce Batı Avrupa evrenine de taşındı ismi. ‘’İngiltere’nin piri’’ olarak kabul edildi. Bununla beraber 18’nci yüzyıldaki Alman kökenli Birinci George’a kadar İngiltere’de nadiren kullanıldı. Sonrasında ismin kullanımı adeta patladı. ABD’nin kurucu ilk başkanı da bu adı taşıdığı için ABD’de oldukça popüler bir erkek ismi oldu. George ismi İspanyolca Jorge, Rusça Yuri, Almanca Jurgen, Rumca Yorgi veya Yorgos, İtalyanca Giorgio veya Gino, İskandinav Jorgen, Alman Jörg, kadınlarda Georgia, Georgina, Gina gibi kullanımlarıyla da oldukça popüler bir isimdir.

      Stephen veya Stephan, Yunanca’da ‘zafer tacı’ demek. Aynı ismin Steven şeklinde bir versiyonu da yaygındır. Hristiyan kilisesinin ilk şehidi olan Aziz Stephen’den dolayı Hristiyan dünyada çok popülerdir. Steve veya Stevie şeklinde kısaltmaları da sıkça karşımıza çıkar. İspanyolca versiyonu Esteban, Şekspiryan versiyonu Stephano, Portekizce versiyonu Estêvão, Fransız versiyonu Étienne, İskandinav Stefan, kadın isimlerde Stephanie, Estefania gibi kullanımlarına da rastlarız.

      Nicholas, eski Yunanca’da ‘halkın zaferi’ gibi bir anlama geliyor. İsmin popülerleşmesi, Noel Baba’ efsanesine ilham kaynağı olan Demreli Aziz Nikolas sayesinde olmuş. Amerikan kültüründe günlük dilde Nick, Colin, Nicky gibi kısaltmalar kullanılır. Nicole, Nina, Cosette, Colette gibi kadın verisyonları da var. Mika, Klaus, Collins, Nico, Nikolai, Kai, Niels gibi isimler de hep Nikolas’ın versiyonları…

      Antik Roma’da bir yönetici sınıf ailesinin adı olan ‘Sergius’ da, İstanbul’da adına Küçük Ayasofya’nın inşa edildiği Aziz Sergius’tan sonra özellikle Doğu Hristiyan dünyasında popüler bir isim oldu. Ermeni kökenli Amerikalıların ‘Sarkis’ ve Rus kökenlilerin ‘Sergei’ şeklindeki isimleri Latin kökenlilerde ise Sergio şeklinde karşımıza çıkar.

      Patrick, Latincede ‘asil’ anlamındaki ‘Patricius’tan geliyor. İrlanda’nun Hristiyanlaşmasında önemli rol oynayan 5’nci yüzyıl azizi Saint Patrick’ten dolayı özellikle İrlanda kökenliler arasında oldukça popüler bir isim. Rick, Ricky, Pat gibi kısaltmaları da kullanılır. Patricia en popüler kadın versiyonudur. Patricia ismi de, Patti, Trishia, Trish gibi şekillerde sıklıkla kısaltılır.

      Dördüncü yüzyılda şehit edilen Azize İskenderiyeli Katerina’nın adının Anglikanize olmuş hali Katherine de çok yaygın bir kadın adı. Rus kültürünün popüler ettiği Katerina versiyonu da son yıllarda oldukça popüler. Farklı Hristiyan kültürlerde Kat, Kate, Kath, Karina, Katrina, Kaylie, Katya, Katyusha, Kay, Rina gibi kısa versiyonları da yaygın. Yine aynı ismin İrlanda dilindeki söylenişinden İngilizceye geçen Kathleen veya Cathleen ile Fransızca söylenişi olan Carine ve Danimarka dilindeki söylenişi olan Karen de yine İngilizcede kendi başına birer isme dönüşmüş durumda.

      Timothy, antik Yunanca, yaklaşık çevirisiyle ‘Şerafettin’ anlamına gelen bir isim. 20’nci yüzyılın ortalarında oldukça popülerlik kazanmış. Hristiyanlığın ilk yüzyılındaki Efesli Aziz Timoteus sebebiyle Hristiyan dünyada yaygınlaşmış. Tim veya Timmy şeklinde kısaltılmaları da yaygın.
      Sebastian, Latince ‘Sivaslı’ anlamındaki Sebastianus’tan (Sebastialı) geliyor. Sivas’ın Antik Yunan çağındaki adıydı Sebastia. Rus kökenlilerde bu isim Sevastian şeklinde yazılıyor. Sebastos, ‘haşmetmeab’ demek. Roma imparatorları için kullanılan ‘Augustus’ saygı ifadesinin Yunanca çevirisi bu. Üçüncü yüzyılda şehit edilen Aziz Sebastian nedeniyle Hristiyan dünyada oldukça popülerlik kazanan bir isim olmuş.

      ‘Xavier’ (Haviyer okunuyor) veya ‘Javier’ özellikle Hispanik dünyada popüler bir isim. Etimolojik kökeninin Bask dilinde ‘yeni ev’ anlamına gelen sözcük olduğu yolunda bir teori var. Ancak ismin popüler olmasının nedeni 16’ncı yüzyıl Katolik Azizi Fransis Xavier. Charlotte Mary Yonge ise, 1863 tarihli ‘Hristiyan İsimlerin Kökenleri’ kitabında ismin kaynağının Endülüs kültürü olduğunu ve ‘Cafer’ isminin İspanyol kültüründeki telaffuzundan geldiğini yazıyor.
      Gregory, Latince Gregorius isminden geliyor ki onun da kaynağı kadim Yunanca’da ‘basiretli’ ‘gözü açık’ anlamlarına gelen ‘gregorios’. Gözlemek fiilinden geliyor. Halk etimolojisinde Latince ‘greg’ ile ‘sürü’ anlamı da kazandı. Onları gözetleyen çoban iması nedeniyle Papalar ve Azizler arasında popüler bir isim oldu. Aziz Büyük Gregory başta olmak üzere 16 Papa bu ismi kullandı. Aktör Gregory Peck ile birlikte ABD’de 1950’lerde en popüler erkek isimlerinden birine dönüştü. Değişik Hristiyan kültürlerde Reg, Gregg, Craig, Gregor, Ari, Kirkor, Gregoir gibi versiyonları var.

      Malcolm, İrlandalı bir Aziz olan ve 500’lü yıllarda İskoçların Hristiyanlaşmasında önemli rol oynayan ‘Aziz Columba’nın takipçisi’ ifadesinden oluşmuş bir İskoç erkek ismi. Columba, Latince ‘güvercin’ demek ve yüzyıllarca hem kız hem de erkek ismi olarak kullanılmış. 10’ncu yüzyıldan itibaren dört İskoç kralı Malcolm ismine sahipti. Malcolm X’ten dolayı son yarım yüzyılda Amerikalı siyahlar arasında da popüler bir isim oldu.

      Margaret ismi ise eski Yunanca’da ‘inci’ anlamına gelen Margarita’dan geliyor. Onun da kaynağı Sanskritçedeki ‘Manyari’. Dördüncü yüzyılda katledilen Azize Margaret’ten dolayı Ortaçağ Avrupa’sında bütün Hristiyan kültürlere yayıldı. Marjorie, Margareta, Gretel, Greta, Rita, Megan gibi versiyonları, Maggie, Mae, Marge, Meg, Peg, Peggy gibi kısaltmaları ile de sıkça karşımıza çıkan bir kadın ismidir.

      Anthony ismi, antik Roma’daki ‘Antoni’ aşiretinden gelen bir isim. Mark Antony de bu aşirettendi. Bu ismi bütün Hristiyan dünyasında popüler yapan ise tarihteki ilk Hristiyan keşiş olan Mısırlı Aziz Antoni’dir. Fransız Antonin veya Antoine, İspanyol Antonio, Alman Anton versiyonları da var. Ortaçağda ise, İtalya’nın Padova kentinde yaşayan Portekizli Aziz Anthony nedeniyle yeniden popülerlik kazandı. Tony şeklinde kısaltılması çok yaygındır. ‘Neden Amerika’daki İtalyanların çoğunun adı Tony?’ diye İtalyanların hiç gülmediği bir şaka soruya konu olur. Yanıt, ‘İtalyan göçmenler gemilere bindiklerinde yakalarına takılan ‘to NY (New York’a doğru)’ yazısını yeni isimleri sanıp, Ellis Adasında isimleri sorulduğunda Tony dedikleri için’. Amerikan film endüstrisinde İtalyan kökenli Amerikalı mafya üyesi ismidir Tony. Şakayı her yerde yapmamak lazım.

      Valentine, Latince ‘güçlü, zinde’ demek. 14 Şubat 269 yılında öldürülen Aziz Valentino, adını Sevgililer Gününe de veren azizdir.

      Barbara, Yunancada ‘yabancı’ demek. Üçüncü yüzyılın ortalarında Hristiyan olduğunu öğrenen pagan babası tarafından öldürülen (babasının da aynı anda çakan şimşekle öldüğüne inanılır) Yunan kökenli Santa Barbara nedeniyle Hristiyan dünyada popüler bir isim olmuş.

      Antik Latin ve Yunan kökenli bazı ünlü isimler

      Bizim ‘İskender’ dediğimiz ismin karşılığı olan Alexander veya Aleksander bunların en ünlüsüdür. Yunanca ‘halkın muhafızı’ gibi bir anlamı var. Büyük İskender ile çok erken çağda küresel şöhret yakalamış bir isim. Alex, Lex gibi kısaltmalara uğrar. İskoç versiyonu olan ‘Alec’, İspanyol versiyonu olan Alejandro’nın yanı sıra Alexandria (İskenderiye) şeklinde kadın ismi olarak da sıkça rastlanır. Alexandr ismini taşıyan Rus erkeklere genelde ‘Saşa (sasha)’ diye hitap edilir. Ancak kızlarda Alexandra ismi yaygınlaştıkça, bu ismi taşıyan kızlara da Sasha adı takılmaya başlandı.
      Hollanda ve bazı İskandinav kökenli toplumlardan olanlar İskender ismini Sander şeklinde taşırlar. Bazı Güney Avrupa kökenlilerde ise bu kısaltma Sandro şeklinde karşımıza çıkıyor. İskender’in kısaltmasının kız versiyonu ise ‘Sandra’. Sandra adının ise Sandy şekline dönüşmüş bir versiyonu daha var.

      ‘Leon’ Yunanca ‘arslan’ demek. Müslüman yoğunluklu coğrafyadaki genel karşılığı ise ‘Esat’. Bu isim Latince’ye ‘Leo’ olarak geçti ve Roma’dan Avrupa’nın her köşesine yayıldı. Yunanca ‘Leonidas’ ise ‘Arslanoğlu’ anlamına geliyor. Arslan’ın Ermenice karşılığı ise Levon.

      Leonard ise bizim halk dilindeki ifadeyle ‘aslan parçası’ gibi bir anlama geliyor. Leo, Lennard, Lenny versiyonları da var. Bu isim Latin dillerinde ise ‘Leonardo’ olaral geçer. Lionel ise ‘Leon’un Fransızca evreninde yaşı genç ‘Leon’lar için kullanılan versiyonun zamanla bağımsız bir isme dönüşmesiyle karşımıza çıkan aynı anlamda bir başka isim. ‘Leona’ da, Leo’nun kadın versiyonu. Leonard demişken, Penny ismi de Homeros’un destanında Odysseus’un eşinin adı olan Penelope‘un halk dilinde kısaltılmış versiyonu.

      Olivia, Latince ‘Zeytin ağacı’ demek. Bu şekilde ilk kez kullanımı ve ünlenmesi Shaekspeare’in 12’nci Gece oyunuyla olmuş. Oliver ise bu ismin erkek versiyonu. 17’nci yüzyılda askeri diktatör Oliver Cromwell nedeniyle Anglo Sakson dünyada popülaritesi düşmüş, 19’ncu yüzyılda ise Charles Dickens’in Oliver Twist romanıyla yeniden yükselmiş bir isim. Oliver isminin Amerikan kültüründe kısaltılmış lakabı ise ‘Noll’.

      Roma’da ‘orman’ anlamına gelen ‘Silva’dan gelen Silvius da özellikle kadın versiyonu ‘Silvia’ ile yaşayan bir isim. Silvio şeklinde erkek ismi de var. Silvia, Roma’yı kuran Romulus ve Remus’un anneleriydi. Altıncı yüzyılda Azize Silvia ile özellikle İtalya’da yaygınlaştı. Shakespeare bu ismi İngiliz evrenine taşıyan kişi oldu. İngilizcede daha çok Sylvia şeklinde yazılıyor.

      Dennis, Denis veya Dennys, Yunan mitolojisinde şarap tanrısı Dionysus’tan gelen bir isim. Denny, Deen, Den gibi kısaltmaları da kullanılır. Denise, Denisa, Deni, Denice, Deniece, Dione, ve Dionne gibi kadın versiyonları da var.

      Eski Yunanca’da ‘zafer getiren’ anlamındaki Veronica veya Veronika’nın Latince ‘hakikat’ anlamındaki Veraiconica’dan geldiğini savunanlar da var. Nika, Nikki, Vera ve Ronnie gibi kısaltılmış versiyonlarına sahip kadınlar da çoktur.

      Roma’nın ünlü aile adı Julianus’dan gelen Julian da çeşitli versiyonlarıyla popüler bir isim olarak varlığını sürdürüyor. Gençliği ima eden bir anlamı var. Fransız Julien, İtalyan Giuliano, İspanyol Julio (Hulyo) gibi versiyonlarının yanı sıra, Julia, Juliana, Julie gibi kadın isimleri olarak da karşımıza çıkar.

      Zeus’un kızı Helen’in adı da popüler bir kız ismi. Rus kültüründe Alyona versiyonuyla yaygın. Rusça Yelena da aynı isim. Helene, Eleni, Alana gibi versiyonları da var.

      Roma’nın savaş tanrıçası Victoria’nın adı karşımıza sıkça çıkar. Erkek versiyonu ‘Victor’dur. ‘Zafer’ isminin karşılığıdır. Vicky, Vickie, Vicki, Vic veya Tori şeklinde kısa formları da var. Yunan mitolojisinde ise savaş tanrıçası Nike’dir.

      Ursula, ‘uysal’ anlamına gelen Agnes (Hispaniklerde ‘Inez’ şeklinde karşımıza çıkar), ‘iyilikte güzellikte rakibe’ anlamındaki Emily, ‘sevimli’ yani ‘sevilmeye değer’ anlamındaki Amanda (Mandy şeklinde kısaltması da var) yaygın bazı Latince kökenli isimlerden bazıları…

      Justin, Latince ‘adil’ anlamındaki Justinus’un İngiliz kültüründeki versiyonu. Justine (Adile) şeklinde kadın versiyonu da var.

      Diana, Roma’da avcılığın, ormanların ve doğumun tanrıçası Diana’dan geliyor. Fransız versiyonu Diane de sıklıkla kullanılıyor.

      Kadim Yunan kökenli bir isim olan Sofia da Batı dünyasında oldukça yaygın bir kız ismine dönüşmüş durumda. Türkçedeki anlamsal karşılığı ‘Bilge’ olabilecek bu ismin Sofie, Sonia ve Sonja gibi versiyonları da var.

      Çeşitli kaynaklardan doğan bazı popüler isimler

      Bazı isimler, aslında fiziksel özellikleri nedeniyle lakap olarak takıldıkları kişiler nedeniyle popülerleşmiş. Örneğin ‘Calvin’, aslında Latince kel demek. Protestan Reformasyonun liderlerinden Fransız teolog Jean Calvin’in (İngilizcede John Calvin) soyadı, Protestan dünyada popüler bir erkek ismi oldu.

      Claude ise Latincede ‘topal’ demek. Ünlü bir Roma ailesinin soyadı oldu. 7’nci yüzyıldaki Aziz Claude’tan dolayı Hristiyanlar arasında isim olarak yayıldı. Ressam Claude Monet ile birlikte yeniden yaygınlık kazandı.

      Melanie, Yunanca ‘koyu karanlık’ anlamından geliyor. Yunan mitolojisinde bir perinin adı olunca popüler bir kadın adı oldu. Melinda, Melania, Mel, Mindy, Melany gibi versiyonları da var.

      Sosyal etkileşim de bir başka isim kaynağı. ABD’ye belli bir kültürden insanların adı olarak gelip, edebiyat, sanat veya kişisel ilişkilerle bir sonraki kuşakta farklı kültür kökenlilerin de benimsediği isimler de var.

      Örneğin Alice’in Rus versiyonu olan Alisa, Yunan Mitolojisi kaynaklı ve erken dönem Yunanlı din şehidesi Larissa’dan gelen Larisa veya onun kısa formu ‘Lara’ son yıllarda popülerlik kazandı. Yunan mitolojisinde adı ‘barış’ anlamına gelen tanrıça İrene’nin Rusça söylenişi olan Irina da bunlardan biri. Üçüncü yüzyılda öldürülen aziz Tatyanus’un adının kadın versiyonu olan Tatyana ismi de Rus kökenliler dışında da kendine sahipler buluyor. Bir başka maktul aziz, Anastasius’un isminin kadın versiyonu olan Anastasia da bu şekilde yaygınlık kazanan bir başka isim. Gri’nin 50 Tonu romanının kahramanının adı olmasıyla bugünlerde tarihinin en popüler dönemini yaşıyor.

      Slav kökenli Nadya veya Nadia da ABD’de oldukça popülerlik kazanan bir kız ismi. Fransız versiyonu Nadine olan bu ismin anlamı ‘umut’.

      Susan, Susanna, Suzy, İbranice kökenli bir isim ve ‘zambak’ demek. Sue şeklinde kullanıldığı da oluyor. Yine İbranice ‘menengiç ağacı’ anlamındaki ‘Elah’ da Batı dünyasına ‘Ayla’ şeklinde geçmiş. Heather, bizdeki Funda isminin karşılığı bir kız ismi. Daisy (Papatya), Rose veya Rosa (Gül), Jasmin (Yasemin), Lily (zambak), Violet (menekşe), Daphne (Defne) çiçek bahçesinden kadınlar için transfer edilen popüler isimlerden bazıları.

      Scott, aslında ‘İskoçyalı’ anlamında bir soyadı iken isme dönüşmüş ve sonradan da İskoçya kökenli olmayanlar arasında da popülerleşmiş bir isim. Scot, Scotty, Scottie gibi versiyonları da var.

      Bonnie, İskoç dilinin Fransızca ‘Bon’dan aldığı ve kadınlar için ‘hoş’, ‘alımlı’ anlamında kullandığı bir isim. 19’ncu yüzyılda İskoç göçmenlerle Amerika’ya taşınmış.

      Bruce, İskoçların Amerika’ya kazandırdığı bir başka isim. Aslında Norman kökenli bir isim ve Fransa’daki Brix kentinin adı. 14’ncü yüzyılda İngilizlerden bağımsızlığı kazanan İskoç kahramanı Robert the Bruce (Brixli Robert) ile doğmuş bir isim. 19’ncu yüzyıldan beri İngilizce konuşulan dünyada popüler bir erkek ismi. Bruce Springsteen ile birlikte son çeyrek yüzyılda yeni bir popülerlik yaşıyor. Oscar, Keltik kültürde ‘aziz dost’ anlamına gelen bir isim.

      Terence, İrlandalıların, ‘çete elebaşı’, ‘fitneci’ anlamlarına gelen ‘toirdhealbhach’ ifadesini Anglikanize etmeleriyle oluşmuş bir isim. Dini faaliyetlerinden dolayı bu şekilde adlandırılan İrlandalı azizler nedeniyle övünç kaynağı olarak İrlandalılar arasında popüler bir erkek adı olmuş. Amerika’da İrlandalı olmayanlar arasında yayılması ise ancak son yüzyılda oldu. Bu ismi taşıyanlara Terry diye hitap edilir genelde.

      ‘Kevin’ bir başka İrlandalı ismi. Orijinali, centilmen, yakışıklı anlamındaki Caoimhín. 20’nci yüzyıl Amerikasında İrlanda kökenli olmayanlar arasında da popülerleşti.

      ‘Asil’, ‘ulu’ anlamındaki Brian veya İrlandaca yazılışıyla Bryan, Vikinglerin İrlanda adasını işgalini engelleyen İrlanda kralı Brian Boru ile doğmuş bir isim. Bu nedenle İrlanda kökenliler arasında oldukça yaygın bir isim. Son dönemin bütün Amerikalılar arasında popüler bir başka İrlandalı ismi ise Ryan. İrlanda dilinde ‘küçük bey’ gibi bir anlama geliyor. Bu arada Rihanna’nın ise Ryan ile ilgisi yok. Bildiğimiz ‘reyhan’ın Bronx aksanlı bir telaffuzundan başka bir şey değil.

      Siyah Amerikalılarda son yarım yüzyıldır başta Müslüman kültürü olmak üzere farklı kültürlerden isim edinme veya tamamen özgün bir isim uydurup sahiplenme eğilimi güçlendi. Aisha (Ayşe), Jamal (Cemal), Malik, Malaika (Melike), Imani (İman) bu trendin popüler isimleri arasında.

      Popüler kültürün etkisi de isim dalgalanmalarında oldukça rol oynuyor. Örneğin, 19’ncu yüzyıl sonunda bir ara yaygınlaşılıp sonra kaybolan Samantha adı, 1960’lı yıllarda yayınlanan Tatlı Cadı dizisindeki Samantha karakteri ile bir anda en popüler kız isimlerinden birine dönüştü. Arya adı Game of Thrones dizisinin etkisi ile 2016 yılında en popüler kız isimlerinden biri oldu. Yine Obama’nın kızı Malia’nın adı da son yılların en popüler kız isimlerinden biri.

      Eskiden çok sayıda kişiye az sayıda benzer isim verildiği için, bu kişileri ayırt etmek için lakaplar, kısaltmalar kullanılıyordu. Geleneksel isimlerin çok sayıda kısaltma veya farklılaşmış versiyonu olmasının temel nedeni bu. Ancak, özgün isimlerde ve farklı kültürlerden gelen isimlerdeki patlama, kısaltma veya lakap takma ihtiyacını da ortadan kaldırıyor. Sanatta, sporda, popüler kültürde, akademide, entelektüel yaşamda, iş dünyasında 100 yıl öncenin en açık fikirli Amerikalılarını bile şaşırtabilecek çeşitlilikte bir Amerikan isimleri kataloğu oluşmuş durumda.

      Kültür ve Hobi içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: [Arşiv] DV2018 Mülakat Deneyimleri
      Haber Merkezi  /  Eki 11, 2017

      ABD Dışişleri bakan yardımcısı: Türkiye güvenilir müttefik değil, artık bir Ortadoğu ülkesi

      ABD Dışişleri bakan yardımcısı: Türkiye güvenilir müttefik değil, artık bir Ortadoğu ülkesi

      ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon,

      bu iş bir an önce hayırlısıyla bitse de kurtulsak ya. yakında seçim dönemine gireceğiz ona buna atar yapan diplomasız salağın yüzünden gene başımıza iş gelecek diye korkuyorum. beklemesi cidden zor.

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Dolar Çıldırdı

      @MySea, içinde söyledi: Dolar Çıldırdı

      Bu zihniyettekiler koltugu birakmazlar, birakamazlar. Bosuna hayal kurmayin!

      istanbulda ankarada öttüre öttüre bırakıldı o koltuk. istanbulda seçimi kaybeden binali miydi? adam miting yapmadı doğru düzgün bütün mitingleri erdoğan yaptı iki kere evire çevire yenildi.

      bu arada benim yaşım özalın cenazesini tv izlemişliğe kadar gidiyor, ekonomi sarpa sardığında kimse o koltukta oturamaz. erdoğan gibi bir tiran bile günü geldiğinde o koltuğu bırakır ülkenin yarısından fazlası adamdan gerçek anlamda ti,ksiniyor, türk halkı opurtünisttir dün ölümüne erdoğan denir sonra ben hiç oy vermedime döner o iş. sorsan hepsi kenan evrenden nefret ediyor ama onun anayasasına verilen oy %92. şimdi hepsi evrene sövüyor... 2023 yılında 7.5 milyon genç oy kullanacak ilk defa, 7.5 milyon kişi %12 lik oy demek. akp nin bu gençlerde karşılığı %16. z kuşağının %26 sı dini inanca sahip değil %86 sı dinle ya hiç ilgim yok ya da dini inancı varsa bile yerine hiç getirmiyor. o gençler ki binali yıldırıma tv de gençlerle çıkıp kankalarım dedirtmiştir, erdoğana youtube da gençlerle canlı yayın tiyatrosu yaptırmak zorunda kalmıştır(ama fiyaskoyla sonuçlanmıştı OyMoyYok) enseyi karartmayın...

      Gündem ve Sohbet içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini Yıl Sonuna Kadar Durdurma Kararı (Haziran 2020)

      AILA'nın iddiası "trump göçmenlik kanunlarını yeniden yazıyor" ise ve davanın temeli buysa bence sorunlu olabilir. yasalar kalıcıdır ve yenisi çıkana kadar geçerlidir. trump'ın aldığı karar geçici ve süresi belli bir EO, anayasa başkana bu tip kararları olağanüstü hallerde alma yetkisi veriyor, trump EO'ları çıkartırken coronavirus'ı ve pandemiyi bahane ediyor. bu durumda süresi belli ve ortadan kalkacağı tarihte belli olan bir kararnamenin kanunları yeniden yazdığını iddia etmek akla yatkın gibi gelmiyor. Üstelik pandemi durumu olağanüstü hal olarak kabul edilecektir diye düşünüyorum.

      asylum ile alakalı konu bu EO içinde olsaydı durdurulacağına kesin diyebilirdik.

      Gündem içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: [Arşiv] DV2020 Mulakat Deneyimleri

      biriside trumpın ilgili mesajının altına karınıda yollayacak mısın geri demiş, trumpçılar adama saldırmışlar o burada kalacak diye. demek ki dünyanın her yerinde reisçi çomarlık var.

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Türk pasaportunu itibarsizlastiranlarin Allah belalarını versin

      türkiyenin yurtdışında vize temsilcilikleri özelleştirildi belki duymuşsunuzdur, özel şirketler afrika asya kıtalarında türkiye adına vize başvurularını alıyorlar vize şirketlerinin hepsi akp lilere ait. bütün şirketleri bizzat edoğan belirlemiş kim nerden ne kadar kazanacaksa o kazancı alacak kişileri erdoğanın direktifiyle seçmişler. bu ülkeye bu adamın düşmanlığı nedir inanın anlamıyorum gözünü toprak doyursun derler ya 70 yaşındasın zaten, 5 kuşak ailen çalışmasa paran bitmez daha ne kadar çürüteceksin bu devleti anlamıyorum.

      Gündem ve Sohbet içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • RE: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini Yıl Sonuna Kadar Durdurma Kararı (Haziran 2020)

      @ahmeter32, içinde söyledi: Trump'ın Göçmenlik ve Çalışma Vizelerini Yıl Sonuna Kadar Durdurma Kararı (Haziran 2020)

      @DustyBlue en geç 25 Eylül geriye 5 gün kalır aman ne işimize yarar ya

      iyide üstad benım anladığım 25 eylüle kadar cevap bekliyor adamlar devletten yani mahkeme 25 eylüle kadar istediği verileri abd hükümetinden talep ediyor kalan 5 gün diye bir şey yok. eğer hükümetten gelen cevap tatmin edici olursa zaten davayı kazanacaksınız yok gelmezse trump zaten olayı bitirmişti değişen bir şey olmayacak. bence şimdilik kısmi bir kazanım var gibi. açıkçası yazılanların pek çoğunu anlamakta zorlanıyorum bir sürü yeni kelime öğrendim :)))

      Gündem içinde yayımlandı
      DustyBlue
      DustyBlue
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    • 18
    • 19
    • 1 / 19