• Kayıt Ol
    • Giriş
    • Arama
    • Kategoriler
    • Güncel
      • Popüler Konular
      • Beğenilen İletiler
    • Popüler Konular
    • Beğenilen İletiler
    • Takip Duvarı
    • Takip Edilen Başlıklar
    • Yer İmleriniz
      • Kullanıcılar
      • Gruplar
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Harita
    • Takvim
    • Social Media
      • Facebook Group
      • YouTube Channel
      • Facebook Page
      • Twitter Page
      • Instagram Page
    • Arama
    1. Ana Sayfa
    2. boraozc
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    • Profil
    • Takip Edilenler 4
    • Takipçiler 3
    • Konu 0
    • İleti 72
    • En İyi 47
    • Tartışmalı 0
    • Gruplar 0

    boraozc

    @boraozc

    167
    İtibar
    199
    Profil Görüntülemeleri
    72
    İleti
    3
    Takipçiler
    4
    Takip Edilenler
    Katılım Tarihi: Son Çevrimiçi Zamanı:
    Konum Los Angeles

    boraozc Takip etme Takip Et

    boraozc tarafından gönderilen en iyi iletiler

    • RE: [Arşiv] DV2022 Mülakat Deneyimleri

      Bizim tecrübemiz biraz kulağı tersten göstermek gibi oldu. O yüzden CEAC'ta “Issued” ibaresini görene kadar tecrübemizi paylaşmak için bekledim. Hikâye biraz uzun oldu, bu sebeple teşekkürleri baştan paylaşayım:

      • Sayın @gucarslan 'a, -nasıl başardığını bilemediğim- sonsuz sabrı ve enerjisiyle her soruya cevap verdiği, her yardım çığlığına hızır gibi yetiştiği ve en doğru yönlendirmeleri yaptığı için;
      • Sayın @funnelweb ’e, hazırladığı özet tabloyla hayatımızı aşırı derecede kolaylaştırdığı için;
      • Sayın @smartcells ’e, sürekli pozitif enerjisi ve yaptığı istatistikler ile süreci her daim canlı tuttuğu için;
      • Ve tabi ki sayın @crazycells ’e, böyle bir oluşuma ön ayak olduğu ve canlı tutmayı başardığı için;
      • ayrıca burada paylaşılan en ufak bilginin bile ne kadar değerli olduğunu bilerek paylaşım yapan bütün forumdaşlara çok teşekkür ederim.

      Forumdaki bilgi ve tecrübelerden çokça faydalanmış birisi olarak, bu tecrübeyi yazarken amacım, benzer durumu yaşayacaklar için “Acaba” kaygısına düşmeden cevap bulabilecekleri bir ileti oluşturmaktı ancak fazla coştum sanırım, biraz uzun oldu 😃 Neyse, benim için de ileride okuyup umarım güzelliklerle hatırlamam için de bir hatırat gibi oldu.

      Bu kadar detaya ihtiyaç duymayacak veya okumak istemeyecekler için (süreç boyunca, toplum olarak okuma alışkanlığımızın maalesef ne kadar da az olduğunu defalarca tecrübe ettim) özet geçeyim:

      3 kişilik bir aile olarak önce mülakat, sonra muayene şeklinde gelişen sürecimiz:

      • 3 mart Perşembe günü mülakat ve arkasından hemen muayene, eksik evrak temini;
      • 4 mart Cuma günü muayene raporları ile eksik evrak ve pasaportları, konsolosluk bölgesindeki PTT’den kargoya verme;
      • 8 mart Salı günü evrakların konsolosluğa ulaşması;
      • 14 mart Pazartesi günü CEAC’ta “Refused” olan statünün “Administrative Processing” olarak güncellenmesi;
      • 15 mart Salı günü CEAC’ta statünün “Issued” olarak güncellenmesi.

      Biraz(!) detay okumak isteyenleri ise aşağıya alayım:

      Mülakat (3 Mart 2022 Perşembe 08:45):
      Bizim mülakat sürecimiz, sanırım çalışma hayatımızdaki en yoğun döneme denk geldi. Üstüne bir de en yoğun mülakat dağıtılan döneme de denk geldiği için, sağlık randevumuzu ancak mülakat günü için alabildik. (Daha doğrusu öncesinde aldığımız randevuya özel sebeplerden gidemeyince, en yakın muayene tarihini 11 Mart’a bulabildik. Her gün her saat takip ile, 3 martta oluşan bir boşluğa, asıl talihli olan eşim adına randevu aldık. Unganlar’dan hepimizin bu randevu ile muayeneye gelebileceğini teyit edince, bu tarihte muayene olacak şekilde kendimizi ayarladık. Tabi ki benim ve 2 yaşındaki kızımızın adına farklı tarihler için randevu kaydımız vardı, bu kayıtlar önemli.)

      2 mart’ta negatif PCR sonuçlarımızı aldık. 2 kopya olarak yedekli bir şekilde, mavi kapaklı dosyalara takılı ve her birey için ayrı ayrı poşet dosyalara konarak sıralanmış olan gerekli evrakları, pasaportları, diplomaları, 1422. Defa kontrol ettikten sonra, bilgisayar çantasının en korunaklı yeri olan bilgisayar bölümüne yerleştirdim. Bilgisayar normal tarafta kaldı tabi ki, onun önem derecesi bu durumda epey düşüktü çünkü 🤨

      2 mart çarşamba akşam saat 18:00’de İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıktık. Yağmur, kar, çamur demeden saat 22:00 civarında kalacağımız otele giriş yaptık. Yollar ve kaldırımlar temizdi, kar yağışı olmuş ama erimişti, güzel yağmurlu bir hava vardı. Zaten kaldığımız otel konsolosluğa 400-500 metre mesafede olduğu için, içimizdeki heyecanla sabahı beklemeye başladık. Fakat sabah kalktığımızda bembeyaz bir Ankara bizi bekliyordu. Konsoloslukta sıkıntı yaşamayacak şekilde giyinip, başladık karda yürümeye. Greencard talihlisi olduğumuzu öğrendiğim ilk günden itibaren, her türlü seyahatimizde bize en güvenli çanta içerisinde eşlik eden pasaport, diploma gibi evraklarımız, artık sıradan bir poşetin içinde ve korunaksız durumdaydı.😱 Kar yağışı altında ve küçük kızımın biriken karlarda yürümekte zorlanması neticesinde, kucağımda yaklaşık 13 kilo ile, saat 08:15 sularında konsolosluk kapısına vardık.

      Konsolosluk girişinde biraz kuyruk vardı, sıraya girdik. Tabi biz şemsiye falan hiçbir şey almamıştık girişte sıkıntı yaşamamak için. (Zaten küçük çocuğu olanlar bilirler, mobilizasyon bu gibi durumlarda aşırı zor.) Neyse, sağolsun sırada bekleyen puantiyeli şemsiyesi olan hanımefendi (eğer aramızda ise selam olsun) kızımla eşimi şemsiyenin altına davet etti. Zaten 1-2 dakika geçmeden, çocuklu olan var mı diye sorulması ve sıradaki arkadaşların bizi göstermesi üzerine, güvenlik girişinde bulduk kendimizi. Bir de güvenlik görevlisinden “Siz neden öne gelmiyorsunuz, bu yavrucak bekletilir mi hiç” minvalinde tatlı sert azar işittik 🙂 Sağolsun, çok yardımsever şekilde pasaportları ve listeyi kontrol etti; hepimiz adına yalnızca ben covid formunu doldururken eşimle kızımı hemen iç bölüme geçirdi. Formu doldurduktan sonra birlikte x-ray’den geçtik ve artık içerideydik. Bence şu çok güzel: Güvenlik görevlileri, sizden cidden stres alıyor, o kadar güleryüzlüler ki, AVM’ye girerken bile daha fazla stres olduğumu hissettim.

      Görüşme bölümüne girdiğimizde, hemen bir beyefendi pasaportlarımızı istedi ve barkodları yapıştırarak bize sıra numaramızla birlikte iade etti. İçerisi genişve ferah bir yer. Doğduğu hafta pandemi ilan edilen ve bir karantina çocuğu olarak dünyaya gelen kızımın, “bu kadar insan ne yapıyor? ablalar abiler de var” bakışları ve söylenmeleri ile zaman çabucak geçti ve ücret ödeyeceğimiz bankoda sıra numaramız yandı. 990 doları nakit ve tam olarak ödedik. Bir sonraki sıramız yandığında evrakları vermek üzere gittik.

      Benim gibi detaycı ve biraz da takıntılı biriyseniz, burada işler karışabiliyor. Yabancı ama çok iyi Türkçesi olan görevli hanımefendi, pasaportların üçünü birden istedi. Ve her evrakı da benzer şekilde, sırayla ama üçümüz için aynı anda talep etti, (doğum belgeleri vb). Böyle olunca, poşet dosyalara ayrı ayrı evrakları sıralamış olan ben, tek tek içlerinden aynı türdekileri çıkarmak için gereğinden fazla efor sarf etmiş oldum 🙂 Eşimin diplomasının ve diploma ekinin orijinal ve fotokopilerini verdik. Diploma eki için "bu nedir" diye sordu. Diplomada yazan bilgilerin ve bölümle ilgili detayların İngilizce olarak açıklandığı belge olduğunu söyledim; orijinalini geri vererek “hesabınızda 30k$ üzeri para varsa önemli değil” dedi. Anlam veremedim parayla ilgisine açıkçası. Bununla birlikte diploma fotokopisini de geri verdi; dedim bunu almayacak mısınız, aldım ya dedi. "Bir kontrol edebilir misiniz, çünkü fotokopisi bende" dedim. Kontrol ettiğinde eşimin diplomasının arkasına, benim askerlik belgemin fotokopisini koyduğunu fark etti. Fotokopiyi de verdikten sonra, evrak kısmını standart dışı başka bir durum olmadan geçtik. Mali belgeler kısmında, eşimin hesap dökümü, tapu fotokopisi (orijinalini istemedi), ilave olarak benim hesap dökümümü de ekledik. Eşim mülakatı Türkçe yaparsa daha rahat edeceğini söyledi.

      Bizim sağlık raporumuz olmadığından, "nasıl olsa buradan çıkışta vizeyi alamayacağız, asıl koşuşturmaca bizi orada bekliyor" psikolojisiyle sıra numaramızı bekledik. Bu arada konsolosluk görevlileri, bütün çocuklara boyama kalemi ve defteri dağıttı, ince bir düşünce. Çünkü biz yanımıza bir iki kitap almıştık ancak bekleme esnasında sıkılmalar baş göstermişti, hızır gibi yetiştiler sağolsunlar 🙂

      Sıra numaramız yandığında, sarışın hanımefendi konsolosun önüne gittik. Maske ve mikrofon/hoparlör kombinasyonu nedeniyle her ne kadar sesi anlamakta zaman zaman zorlansak da, yemin ederek ve parmak izi vererek görüşmeye başladık. (Çocuk için annenin parmak izini aldılar) Konsolos hanım kendisi Türkçe sorular sordu. Aslına bakarsanız, neredeyse soru sormadı. Ben kucağımda kızımla bir adım arkada, eşim önde olacak şekilde aşağıdaki sorular geldi:

      • Amerika’da nereye gideceksiniz? *California.
      • Neden? * Arkadaşımız var.
      • Daha önce Türkiye dışında yaşadınız mı? *Hayır.
      • Ne iş yapmayı düşünüyorsunuz? *Mesleğimizi devam ettireceğiz. (ikimiz de mühendisiz)
      • Eşiniz? * O da.
      • İngilizce konuşabiliyor musunuz? *Evet (Bu soru da Türkçe tabi)

      Bu sorular arasında sürekli bilgisayara notlar girme ve beklemeli oldu. Sonra meşhur beyaz AP kağıdını aldı ve Medical Exam kısmını işaretledi ve ME yazdı. Buraya kadar her şey beklediğim gibi, hatta daha az soruyla geçmişti. Fakat forumdaki bütün tecrübeleri geçmişten gelerek okumuş olan beni gerecek durum şimdi geldi:

      Medical exam sonrası bir satıra bir şeyler yazdı. Dedim ne oluyor, çünkü eksik başka hiçbir evrağımız yok. Eşim tabi bu detayı görmediği için daha rahat ama ben üzerimde mont, kucakta 13 kilo, terliyorum. Tam bu esnada konsolos hanım kalktı arka tarafa doğru birkaç adım gitti, geri döndü kağıdı aldı tekrar gitti. Birileriyle konuştu, o kağıdı atıp yeni bir kağıtla geldi. İçimden dedim “Tamam ya, yanlışlıkla yazdı, şimdi sadece ME yazıp gönderecek bizi” Fakat yine aynı şekilde yazdı. Cama iyice yaklaşıp ne yazdığını okudum, ME altındaki diğer satıra kızımın ve benim adımı yazmıştı. Sonra eşime açıkladı:

      • Sağlık raporlarınız yok. Ayrıca kızınızın ve eşinizin doğum belgeleri eksik, onları da göndermeniz lazım.

      Sürece ben daha hakim olduğum için, konsolos hanımın benimle göz teması kurmasını fırsat bilerek; eşimin vukuatlı nüfus kayıt örneğini 3 kopya verdiğimizi ve üçümüzün de isminin yazılı olduğunu belirttim. "Bu şekilde olmaz, sizinkiler ayrı ayrı gerekli" dedi. Ben garantici yapımla, her ihtimale karşı kendiminkini de getirmiştim tabi. Dedim benimki yanımda, hemen verebilirim, olur dedi, verdim, AP kağıdından benim adımı sildi. Buraya kadar sorunsuz Türkçe devam ediyoruz hala ama burada işler değişti:

      • Ben: Kızımız 18 yaşından küçük olduğu ve onun adına belgeyi alamadığımız için eşimin belgesini verdik.
      • K: Bu çok standart bir belge, neden alamıyorsunuz, burada doğmadı mı??
      • Ben: Hayır, burada doğdu ancak küçük olduğu için e-devlet şifresi alamıyoruz, onun adına V.Nüfus kayıt örneği alamıyoruz.
      • K: (Bir anda yüzü değişip gerilerek) Neden? Sizin kızınız değil mi?

      Ah dedim bu iş böyle gitmeyecek, döndüm İngilizce’ye, detaylıca açıkladım tekrar neden e-devletten alınamadığını, o yüzden anneninkini verdiğimizi vs. Bir dakika dedi, içeride çalışanlardan Türk bir beyefendiyi çağırdı, biraz uzakta konuşmaya başladılar. Bu arada mikrofon kapalı değildi sanırım, duyabiliyordum konuşmaları ve bu beyefendi de benim anlattığımın birebir aynısını anlatarak, “Dilerseniz anneninkini kabul edebilirsiniz ya da gidip nüfus müdürlüğünden ıslak imzalı alıp getirebilirler.” dedi. (Nüfus müdürlüğünden alınabileceği o esnada benim aklıma gelmemişti; gelse yanlış anlamanın önüne geçip o birkaç saniyelik gerilme olmazdı 🙂 )Sonra ikisi de cama geldiler; Türk olan beyefendi bize durumu izah etti, hemen yakında nüfus müdürlüğü olduğunu, hızlıca alıp getirebilirsek vizemizi alabileceğimizi söyledi. Ben de bizim zaten sağlık raporumuz da eksik deyince, o zaman onunla gönderirsiniz veya konsolos hanım anneninkini kabul eder, kendisinin takdiri dedi. Teşekkür ettik, o ayrıldı. Konsolos hanım sağlık raporu ile birlikte bu belgeyi de göndermemizi, belgeler kendilerine ulaştıktan sonra yaklaşık iki gün içerisinde pasaportlarımızı göndereceklerini söyledi ve biz de teşekkür ederek bankodan ayrıldık. (Tahminimce, bizim sağlık raporumuz eksik olmasaydı, Türk olan beyefendinin açıklamasına da istinaden, eksik evrak durumumuz olmaksızın eşimin belgesini kızım için de kabul edecekti.)

      Böylece, 8:45 olan randevumuz için 08:15 sularında kapısına gittiğimiz konsolosluktan, 09:45 civarında işlemlerimiz bitmiş şekilde ayrıldık.

      Buradan çıkar çıkmaz otele gidip, telefon ve Unganlar için gerekli evrakları alarak, hemen muayene olmaya gittik.

      Muayene (3 Mart Perşembe 10:20):
      Unganlara geldiğimizde, herkesin anlattığı o meşhur iş hanı gibi olan binanın asansörlerine binerek 4.kata çıktık. Öncelikle; bu kadar karışık, kalabalık, gürültülü, her önüne gelenin gidip soru sorduğu, 72 milletten insanın girip çıktığı, küçücük bir yerde, olağanüstü bir sabır ve sistemle ve yalnızca 2 kişi olarak bu işi devam ettirebilen, çalışan hanımefendilere selam ve saygılar olsun. Umarım karşılığını alıyorsunuzdur.

      10:20 olan randevumuza 10:45 civarı ancak gidebildik fakat sorun olmadı. Muayenehanenin içerisi tam anlamıyla ana-baba günüydü. İçeriyi görünce, keşke 48 saat değil de son 12 saat içerisinde alınmış negatif PCR test sonucu isteseler diye düşünmedim değil. Biz girdikten sonra, pasaportlarımızın içerisine evraklarımızı koyarak vermemizi istediler. Poşet dosyalarda ve sıralı olan evrakları hızlıca koydum (burada evrakları ayırmış olmam işe yaradı 🙂 ) Pasaportları ve evrakları verip beklemeye başladık, sıramız gelince çağırdılar, fotoğraflarımızı çektiler. Burada soyadımızın yanlış yazıldığını görünce düzelttirdim, kontrol etmenizde fayda var.

      Önce kan vermek için 5.kata, sonra akciğer röntgeni için 3.kata yönlendirildik. Düzen Lab daha sakin ve sessizdi, eşimle birlikte kanlarımızı verdik, röntgeni çektirdik. 2 kişi için 95 dolar karşılığı kredi kartı ile ödeme yaptık. Tekrar muyenehaneye gittiğimizde saat 11:40 civarındaydı. 12:30’da muyayene için tekrar gelmemizi söylediler. Aradaki zaman az olduğundan, hemen aşağıda olan pastane/cafe gibi yerde oturup, bir şeyler atıştırmayı tercih ettik. (Karda arabayla gitseniz ayrı dert, taksiye binseniz küfür yiyeceğiniz mesafede ancak 2 yaşındaki çocuk kucağınızda adeta uzayan yollarda geçen koşuşturmaca sonrası burada oturmak çok iyi geldi. Konsolosluk işinin bitmiş olmasının rahatlığıyla bu süreci yürütmek de farklı bir duyguymuş.)

      12:30’da yukarı çıktığımızda önce ben girdim muayeneye, klasik soyunup önlüğü giydim. Handan hanım muayene için geldi, hiç hastanede yattın mı, ameliyat oldun mu diye sorduğunda röntgenleri yanıma almadığımı fark ettim🤦🏻♂ (Sekreter hanemfendiler, kolumda bulunan platinlerin röntgenini “doktora gösterirsiniz” diyerek geri vermişlerdi.) Dedim 20 sene önce kolumu kırdım ameliyat oldum, izleri burada, röntgeni içeride. "Neden platini çıkarmadılar?" diye sordu; dedim gerek görmediler, birlikte yaşamaya devam ediyoruz. Kimseyi öldürmek istemediğimi, bunalımlı olmadığımı, herhangi bir uyuşturucu kullanmadığımı vs söylerken bir sol iki sağ olmak üzere üç adet şı oldum. "Dövme piercing var mı?" dedi, dövmemi gösterdim. "Ameliyat izin dışında, vücudunda başka yara var mı?" dedi, bacağımda çocukluktan kalan düşme izler olduğunu söyleyip gösterdim gülerek, tebessümle önemli olmadığını söyledi. "Görüşme ne zaman?" diye sordu; oradan geliyoruz, randevu bulamadık bugüne kaldık dedim; geçmiş olsun diyerek odadan çıktı. Sonra eşim girdi muayeneye, ona da 3 aşı yapılmış aynı şekilde, ikimizin de herhangi bir geçmiş aşı kaydı yoktu zaten. Sonrasında 2 yaşındaki kızımızı eşimle birlikte muayeneye aldılar. Kızımızın hem devletteki, hem özel aşıları tamdı. E-devlet aşı kartı, hastane defteri ve doktorumuz tarafından kaşe imzalı bütün aşılarını gösterir belgeyi götürmüştük. Herhangi bir aşı yapılmadı.

      Bu işlemler bittiğinde saat 13:15 civarıydı ve aşırı yoğunluk devam ediyordu. Eşimin akciğer röntgeninin düzgün çekilemediğini, tekrar çektirmemiz gerektiğini söylediler. Herhangi bir tüberküloz verem vs geçmişimiz olmamasına rağmen, en stresli yer bu akciğer filmi sonucu. İster istemez bir gerildik, gidip yeniden çekildi. Bize saat 14:00-14:30 gibi gelmemizi, ödemeyi o zaman yapacağımızı söylediler. Biz de buradan çıktık.

      Baktım nüfus müdürlüğü taksiyle 7-8 dakika, hemen atladık taksiye, nüfus müdürlüğüne gittik. Şansıma yarım saat sonrasında randevu vardı, hemen sıra alıp beklemeye başladım. Nufüs müdürlüğüne girmeyeni dövüyorlarmış(!), o yüzden kıpırdayacak yer yoktu. Yaklaşık 1,5 saat burada bekledikten sonra, nihayet kızım adına ıslak imzalı ve kaşeli nüfus kayıt örneğini aldım. Saat 15:00’i biraz geçerek Unganlara döndük.

      İçerisi sakinlemişti. Önümüzde, yine bizim gibi 3 kişilik bir aile vardı, çocukları daha büyük tabi. Hanımefendinin akciğerinde leke görülmüş, onunla ilgili prosedürü anlatıyordu görevli hanım. Çok moralleri bozuldu, acaba ne olabilir diye daha da üzüldüler, ufaklık da korktu annesine bir şey oldu diye, ağlamaya başladı vs derken biz de etkilendik tabi görünce. Umarım hanımefendinin herhangi bir olumsuz durumu yoktur, bir an önce prosedürü sağlıklı bir şekilde atlatıp, yeni yaşamlarına doğru yelken açabilirler.

      Bizim sıramız geldiğinde, herhangi bir sorun olmadığını, yarın saat 15:00’ten sonra raporlarımızı alabileceğimizi söylediklerinde derin bir oh çektik içimizden. 3 kişi için 600 dolar karşılığı toplam ücretimizi kredi kartı ile ödedik ve ayrıldık. (Hem Unganlar’da, hem de Düzen Lab’da TL öderken kurdan dolayı zarar etme gibi bir durumunuz olmadığını; buradan kar etmek gibi bir amaçları olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.)

      8 Mayıs gecesi, yıllardır başvurduğumuz çekilişin, şansımıza eşimle her ikimizin de ayrı ayrı talihli olduğumuzu öğrenmemiz akabinde detaylarına düştüğümüz; aylardır kafamda yüzlerce kere canlandırdığım, senaryolar oluşturduğum bu sürecin, sabah 7:00’de uyanmamız ve akabinde 15:00’te konsolosluk+muayene bitişi şeklinde yıldırım hızıyla bitmesi, bir boşluk duygusu yarattı. Kar ve soğuğa aldırmadan, Kuğulu Park’a giderek kızımızı oradaki kuğularla ve ördeklerle tanıştırdık. Baya yorulmuşuz.

      Akşam AIS üzerinden eksik evrakla ilgili kaydımızı yaptıktan sonra, (önemli not: AIS’e giriş yaptığınızda sağ üstteki devam et butonuna basınca bu ekran geliyor) çıktıları otelden rica ederek aldım, dosyaya koydum.

      4 mart günü tam 15:00’te Unganlara girdim, sakindi ortalık. Raporlarımız hazırmış, teslim aldım. Teşekkürlerimi ve sabır dileklerimi sunarak ayrıldım. Doğruca PTT şubesine gittim. (Burada önemli bir not: AIS'te ek belge göndereceğim diye kayıt yaptığınızda, orada bu belgeyi gönderebileceğiniz PTT şubelerinin listesinin olduğu bir link var, oraya mutlaka bakın, her şubeden gönderim yapılamıyor, zaman kaybetmemek adına önemli) Kırtasiyeden korumalı zarf alarak, içerisine sağlık raporları, pasaportlar, nüfus kayıt örneği ve AIS çıktılarını koyduktan sonra, gişeden gönderimi yaptım.

      Belgeler, araya giren haftasonu ve pazartesi akşamı akıbetini sorduğumuzda “eyvah evrak kayıp mı acaba” gerginliği yaşatan PTT görevlisi sonrasında, 8 Mart Salı günü konsolosluğa teslim edildi. Burada da bekleyişin ardından, nihayet 15 mart Salı günü CEAC’da durumumuz “Issued”a döndü.

      Bu sürecin %95’inin beklemek ve sabretmek olduğunu söyleyenlerin bir bildiği var, tecrübe ediyorsunuz 😃

      Umarım ABD’ye göçme ve yerleşme konusunda da güzel tecrübelerimiz olur ve paylaşarak bizden sonrakilere aktarım sağlayabiliriz.

      Forumun kıymetini bilmek, en azından okumak lazım...

      Sevgilerle!

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

      Herkese selamlar,

      Gecikmeli de olsa tecrübeyi aktarmak isterim.

      1 mayıs pazar günü ilk girişimizi yapmak üzere, İstanbul Havalimanı'ndan Los Angeles LAX'e uçuşumuzu THY ile direk olarak gerçekleştirdik. Çıkışta sorun yaşamamak adına pul aldık. 2 yaşındaki kızım için de pul almıştım ancak polis memuru 7 yaşından küçük çocuklar için gerekli olmadığını söyleyince, burada daha önceden bu bilgiyi okuduğumu geç de olsa anımsadım. 1 tane pahalı bir hatıra pulu duruyor.

      İstanbul Havalimanı'nda Gözen tarafından bütün kontroller yapıldıktan sonra, LAX'e yaklaşık 14 saatlik uçuşumuz sonrası inmiş olduk. Bebek arabasının kapıdan teslim edilmesini epey bir bekledikten sonra, Çin ve Frankfurt'tan gelen kafilelere karışarak, yaklaşık 2 saatlik gümrük kontrol kuyruğunda bekledik. Görevliye sarı zarflarımızı ve pasaportlarımızı teslim ettik. Konsolosluk adres değişikliğimizi işlememişti. USCIS üzerinden güncellemeyi yapmıştım. Görevli adresin güncellediğim adres olduğunu teyit etti, sarı zarfların üzerine de yeni adresi elle yazdı. Damgalarımızı vurarak, girişimizi yapmış olduk sorunsuz bir şekilde.

      Valizlerimizin 2 tanesi hasarlıydı. (1 tanesi gerçek anlamda parçalanmıştı.) Tutanak tutturduk, şu anda THY ile onun mücadelesini veriyorum ne yazık ki, ilave seyahat sigortam ve o sigortada 3500Euro bu tarz hasarlara karşı teminat olmasına rağmen..

      Arkadaşımızın yanında kalacağımızdan, Uber ile oraya gittik. Burada bir not: LAX kapılardan çıkınca shuttle otobüsler var, Uber, Lyft vb araçların sizi alacağı noktaya ücretsiz götürüyor, aksi halde epey bir yol yürümek gerekiyor. Pick-up noktasına gidince Uber, Lyft çağırmanızı tavsiye ederim, araçlar oradan gelip sizi alıyorlar.

      Daha sonrasında Avis'ten kiraladığımız aracı da sadece Türk ehliyeti ve kredi kartı ile teslim aldık, sonrasında da sadece anahtarı teslim ettik ve bitti gitti.

      T-mobile'den prepaid hat aldık ancak paketi gereği Türkiye'de kullanılamıyor. Herhangi bir şeye gerek yok, gidip direk alabilirsiniz. Biz kendi telefonlarımızın uyumlu olduğunu internetten kontrol etmiştik, sorunsuz şekilde takıp çalıştırdık ve kullandık iki hafta boyunca.

      4 mayıs günü SSA'ya giderek SSN bilgisini sorduk, 3 mayıs'ta işleme alındığını ve yalnızca sözlü olarak söyleyebileceklerini belirttiler. Kağıt kalem verdiler, yazıp teyit ettik. 11 mayısta da posta ile SSN'lerimiz gelmiş oldu.

      5 mayıs günü, SSN'leri öğrenmiş olmanın getirdiği özgüvenle Bank of America şubesine giderek, durumumuzu izah ettik ve hesap açtırmak istediğimizi belirttik. Çok sıra olduğunu, ancak bize randevu oluşturabileceklerini, hesabı açabilmek için ise pasaport, SSN ve telefon numarasına ek olarak yalnızca fatura, kira kontratı vb bir adres belgesi istediklerini söylediler. Biz de arkadaşımızın yanında kaldığımızı, henüz böyle bir belgemiz olmadığını söylediğimizde işler tam sarpa saracakken, bize yardımcı olan çok tatlı, orta yaşın biraz üzerinde, orada gönüllü olarak çalışan bir abla, görevliye arkadaşımızın yazıp imzalayacağı bir beyan mektubunu kabul edip edemeyeceklerini sordu ve bu şekilde yapabileceklerinin teyidini aldı. Böylece 9 Mayıs gününe randevumuzu oluşturduk. Arkadaşımızın beyan mektubu ve pasaportlarla birlikte randevumuza gittik, yaklaşık 1,5 saatlik süreç sonrasında hesaplarımız açılmış ve secured kredi kartı başvurumuz yapılmıştı. 14 mayıs günü tekrar Türkiye'ye döneceğimizi belirttiğimizden, görevli memur acil teslim seçeneğini işaretledi ve 11 mayısta kredi kartları, 13 mayısta da debit kartlar adresimize ulaştı. Böylece bu seyahatte kişisel hedefimiz olan konuları halletmiş olduk.

      Şimdi ise daha yoğun bir koşuşturmaca ile İstanbul'daki evi kapatma ve ABD'ye temelli gidiş planlamasını yapmakla bir hayli yoğun bir takvim içerisinde sürece devam ediyoruz.

      Yine buralarda bir bilge demişti; "Asıl mesele greencard'ı aldıktan sonra başlıyor." diye; selam olsun 🙂

      Yolculuk içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmenlerin İlk Aylardaki Deneyimleri

      Herkese selamlar,

      Uzun bir aradan sonra tekrar foruma girebilme imkani buldum ve bir kac cumleyle tecrubelerimizi paylasmak istedim.

      California - Los Angeles bolgesine yerlestik. 3 ay once ben tek geldim. Yaklasik 2-3 hafta icerisinde ehliyet, ev, araba, esya gibi islemleri hallettim. Amacim, bu isleri bir an once hallederek, kucuk kizim ve esimin nispeten kurulu bir duzene gelmelerini saglamakti. ABD merkezli bir sirkette calisiyordum ve buraya transfer oldum, dolayisiyla is anlamda yumusak bir gecis yasadigimi soyleyebilirim.

      Kucuk kizim ve esim de yaklasik 1,5 ay once geldiler ve ilk haftalarimiz gayet guzel gecti. Gelecege dair planlar yapmaya, yasadigimiz yerin keyfini cikarmaya calistik. Ancak gecen hafta kizimizin ani bir sekilde hastalanmasi ile bir anda duygu-durum konusunda gerceklerle yuzlesmek zorunda kaldik. Uzakta olmanin zorluklari bir anda suratimizda patladi 🙂

      Saglik sigortamiz olmasina ragmen ve detaylarini okumamiza ragmen, baska baska bir suru detay daha oldugunu gordum. Ornegin bazi sigortalarda siz belli bir meblag odemeden sigortaniz devreye girmiyor, ki bizimki boyle. Meger bazilarinda ise tam tersi, sizin belli bir katilim payiniz oluyormus ve odemleriniz aslinda daha butceyi sarsmayacak sekilde olabiliyormus. Baska bir ornek, Urgent Care denilen, aslinda bizdeki acil gibi ancak 24 saat calismayan kliniklerin kapanma saatleri, aslinda oradaki personelin orayi terk edecegi saat anlamina gelebiliyormus. Siz ona guvenerek gittiginizde kapandi diyebiliyorlar ve kucaginizda hasta cocugunuzla ne yapacaginizi bilemez halde, sadece orada calisanlarin insafina kalabiliyormussunuz. Bunun gibi onlarca ornek sayabilirim.

      Her zaman bir insanin yasadigini tecrube etmeden, o insanla veya durumla ilgili yorum yapmanin dogru olmadigini dusunurum; fakat buna ragmen insan egosu zaman zaman "yahu bu kadar da olmaz, boyle de olunur mu" vs gibi baskalarini elestirmeyi kendinde hak gorur. Bunu su anda iliklerine kadar hisseden birisi olarak soyluyorum: Burada veya herhangi bir yerde paylasilan ve bize asiri gelen mutlu, heyecanli, gergin, uzgun, caresiz, yalniz, .... butun her seyi yasiyoruz, yasayacaksiniz, hissedeceksiniz ve ne olursa olsun sorgulayacaksiniz: Acaba degecek mi?

      Saglam aile/dostluk baglariniz varsa, kendinizi ne kadar telkin etseniz de bir noktada o sizi vuracak, muhtemelen en caresiz aninizda. Klasik, "gidene mi daha zor, kalana mi" ikilemi saniyorum bu sectigimiz yolculugun degismez parcasi ve her zaman yanitsiz kalacak sorularindan birisi. Umarim herkes gonlundekinin karsiligini alir.

      Ev arama, kiralama, ehliyet, araba vs konuslarinda daha detayli tecrubelerimi saglik durumlarini toparlayip firsat buldukca aktarmaya calisacagim ancak simdilik boyle hafif ic dokmeli olsun musadenizle, esen kalin!

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      Belki bu başlıkta yazılması beklenenler daha çok tecrübe paylaşımına yöneliktir ancak her düşüncenin bir tecrübe olduğu inancıyla paylaşmak istedim.

      Mutluluk veya mutsuzluk nedir, benim her zaman kendime sorduğum soruların başında gelir. Henüz ABD'ye göçmedim; göçebilecek miyim bilmiyorum da ama ben her zaman bir göçmen olduğumu düşünürüm. Üniversite okumak için ailemin yanından çıktığım günün, zaten göçmen hayatımın başlangıcı olduğuna inanırım. "Konfor alanı", "ev, araba", "kariyer" gibi vazgeçilmezlerin olduğunu düşündürten çağdaş sistemin karşısında; her zaman "mezarlıkların, kendisinin vazgeçilemez olduğunu düşünen insanlarla dolu olduğunu" hatırlarım. Dolayısıyla yaşayacak kaç günümüzün olduğunu bilmediğimiz bir dünyada, yalnızca materyale tutunmanın getirdiği mutluluğun, sadece gelip geçici olduğuna inanırım.

      İnsanın başına, her yerde ve her zaman çok kötü görünen şeyler gelebilir. Ama aynı Lao Tzu'nun meşhur "Yaşlı adam ve beyaz atının hikayesi"nde olduğu gibi; henüz biz sadece şu anda olanı görüyor oluruz; iyi ya da kötü demek için yeterli bilgiye asla sahip olamayız.

      Göçmenlik de bana göre, kesin yargılar olmadan, bir insanın başına gelebilecek her türlü şeyin başına gelebilme ihtimalini bilerek, hayal kurarak ama hayal aleminde yaşamadan çıkılması gereken bir yol; önemli olan kararlı ve azimli olmak.

      Bizim millet olarak; belki doğduğumuz toprakların bereketinden, belki birçok şeye birçok milletten daha kolay sahip olmamızdan kaynaklı bilemiyorum ancak şöyle bir kronik sorunumuz olduğuna inanıyorum: Her zaman aşırı duygusal yaklaşımlarla, çok kolay uçtan uca savrulabiliyoruz. İyi bir şey olduğunda her şey bir anda tozpembe olurken, en ufak olumsuzlukta dünyalar başımıza yıkılıyor. Ama şunu her zaman hatırlamak gerektiğini düşünüyorum: Dünyanın neresine giderseniz gidin, kafanızın içindekileri de yanınızda götürüyorsunuz, iyi veya kötü. Onlarla barışmadan, anlaşmadan, herhangi bir yerde mutlu olmak mümkün olmayacaktır.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'ya gitme sebepleriniz ?

      Selamlar herkese, biz de eşim ve 1 yaşından biraz büyük kızımla DV2022 talihlisi olduk. Klasik "beyaz yaka" olarak tabir edilen işçilerdeniz. Aslında tek bir neden olmadan, onlarca küçük nedenin bir araya gelmesi ve uzun zaman süren, "Acaba neden gitmek istiyorum?" sorusuna cevap olarak ulaşabildiğim iki kelime var: Küskünlük ve umutsuzluk. İşin özünde bence ne iş yaparsak, ne kadar kazanırsak kazanalım, bizim için en büyük göç isteği sebebinin, sanıyorum klasik bir şekilde "insan olduğumuzu daha iyi hissedeceğimiz bir hayat sürebilmek" olduğuna kanaat getirdim. Bunu hissettiğimiz zaman, nerede olursak ve ne iş yaparsak yapalım, bir şekilde hayatın karşımıza güzellikler çıkaracağına inanıyorum. Umarım herkes, gönlündeki güzellik neyse onunla karşılaşır.

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'da ikinci el araba almak

      @semavi Butun yazilanlara katilmakla birlikte, sahsi tecrubemden yola cikarak ufak bir kullanici eklemesi yapmak isterim.

      Yeni geldiginiz bir ulkede ve cevrede, henuz hic kimseyi tanimiyorken, son kullaniciya belirli garantiyi veren, iade kolayligi, alim surecinin rahatligi vs konularda guvenilirligi ispatlanmis, buyuk bilindik markalar avantajli duruma geliyor. Ben guvenilir lokal dealer bulmaya calistim, ancak bulundugum bolgede hemen hemen butun markalarin sifir bayiligini yapan cok buyuk bir grup da dahil olmak uzere, karsilastigim manzaralar sonucu Carmax'ten alim yaptim. Sahibinden veya daha kucuk bir dealer'dan cok daha uygun fiyata alacagim arabaya, sirf yukarida saydigim sebeplerle fazla para odemis oldum. Bunu da "tecrube" icin harcanan bir kalem olarak dusunup icimi rahatlatiyorum 🙂

      Piyasada konusulan rakamlarla buyuk dealer'lari kiyasladigimizda cok fark oldugunu ve bunun "gereksiz" oldugunu dusunsek de; bazen o aradaki fark bir kez yolda kalma veya en ihtiyaciniz oldugunda aracin calismamasi seklinde gerceklestiginde "keske" dedirtecek bir fark olabilir sadece.

      Biz forumdan sayin @semavi 'yi tanidigimiz icin kendisiyle alisveris yapmaktan cekinmeyiz ancak ABD gibi bir ulkede her bolgede boyle lokal guvenilir yer bulmak pek de kolay degil gibi gorunuyor. Gonul isterdi ki Texas'ta olsaydik da rahatlikla alisveris yapabilseydik 🙂

      Ehliyet ve Araba içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Sağlık raporunu sonradan almak

      @eneserdar44 Vizeniz pasaportunuza basılana kadar kazanılmış bir haktan bahsedemeyiz.

      DV2020 talihlilerindendi sanırım (forumda mülakat deneyimlerini aratırsanız görebilirsiniz) pandeminin hemen öncesinde, muayene esnasında balgam testi istendiği için, vize görüşmesine sağlık raporu olmadan girmek zorunda kalmış ve vizesi onaylanmıştı, raporu götürüp vizesini bastıracaktı. Daha sonrasında pandemi ve yasaklarla birlikte, konsolosluk 1,5 yıla yakın çalışmadığı ve mali yıl içerisinde vizesi basılamadığı için, balgam test sonucu negatif gelmiş ve vizesi sorunsuz basılıp, şu anda belki 1,5 yıldır ABD'de yaşayacakken; malesef vizesini alamamıştı.

      Dolayısıyla, mümkünse vize mülakatına sağlık raporu ile girip, vizeyi bastırmak ve en hızlı şekilde ABD'ye giriş yapmak, özellikle şu dönemde çok önemli. Bu yüzden tavsiyeler de hep bu şekilde veriliyor.

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: [Arşiv] Sayılarla DV2022

      Umarım DV2020 ve DV2021 güzel haberleriyle birlikte, burayı da güzel süreçlere ait sayılarla doldururuz, yerimizi ayıralım:)

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: [Arşiv] DV2022 Mülakat Deneyimleri

      @eliff3 Merhaba,

      Öncelikle geçmiş olsun, umarım bir an önce sağlıklı bir şekilde negatife döner ve mülakatınızı tamamlarsınız.

      Mail için [email protected] adresini kullanabilirsiniz.

      Ayrıca https://tr.usembassy.gov/tr/visas-tr/contact-immigrant-visa-section-tr/ linkindeki soru formundan da iletişime geçebilirsiniz.

      Durumunuzu özetleyen ve yeni bir mülakat tarihi talep ettiğinizi belirten bir mail atmanız yeterli olacaktır. Unganlar da bilgi verecektir konsolosluğa.

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: [Arşiv] DV2022 (2022 Green Card Lotosu) Aşamaları

      @gucarslan @denttraveller Selamlar, son sayfada pasaport numarasında hata olduğu zaman sistem başvuruyu kabul etmiyor. Ben iki rakamın yerini karıştırmıştım, uyarmıştı formdaki ile uyuşmuyor diye. U harfi için de aynı durum olacaktır diye düşündüğümden, bir sorun olacağını sanmıyorum.

      Greencard Lotosu (Diversity Visa) Süreci içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc

    boraozc tarafından gönderilen son iletiler

    • RE: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      Selamlar, anne ve babam dun vize(B2) gorusmesine girdiler. Sorulan sorular:

      • Ne icin gideceksiniz
      • Nereye gideceksiniz
      • Ne is yapiyorsunuz
      • Nerede yasiyorsunuz
      • Cocugunuz orada ne is yapiyor
      • Ne kadar kalacaksiniz
      • Baska cocugunuz var mi, nerede yasiyor

      Tahminimizden kolay gecmis, vizeleri onaylanmis. Belge olarak yalnizca benim yazmis oldugum davet/niyet mektubunu almislar. Onun disinda herhangi bir evrak talep etmemisler.

      Umarim faydali olur.

      Ziyaretçi ve Turist Vizeleri (B1/B2 ve C) içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      @melih-savdert Merhaba, benzer durumu birkac sayfa once ben de sormustum ve sonrasinda su baslikta cevabi bulmustum: https://yesilkartforum.com/forum/topic/1453/ds160-formunu-mülakattan-önce-güncellemek-mümkün-mü/147?page=8

      DS160'i sadece sehir degisikligi icin tekrar doldurmaniza gerek yok. Ben ailemin Istanbul'da Agustos olan randevusunu, Ankara'da Subat ayina kadar cekebildim. Ankara'da hala Istanbul'a gore birkac ay onceye randevu bulunabiliyor.

      Ziyaretçi ve Turist Vizeleri (B1/B2 ve C) içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: USCIS Immigrant Fee Ödeme (ekran görüntüleriyle)

      @archer2 merhaba, biz ilk degisiklik yaptigimiz zaman aynisi bizde de olmustu. Yine benim uzerimden verified olmamisti ama esimin uzerinden uygulama calismisti. Sonra hepsi birden calismamaya basladi, ilginc bir sistem gercekten.

      Bir hata kodu falan verse yine bir sekilde elde bir veri olur ama sanki o anlik bir hataymis gibi cikiyor sadece.

      Tesekkurler.

      Tüm Göçmen Kategorileri İlgilendiren İşlemler içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: USCIS Immigrant Fee Ödeme (ekran görüntüleriyle)

      @archer2 Ben de ayni durumdan muzdaribim. Adres degisikligi beyani bile online olarak bu sekilde yapamadim, sadece form doldurdum ama sonuc nedir goremiyorum. Mail/call-center vb hicbir sekilde cozum bulunamadi. Ustelik ayni hatayi esim, kendim ve cocuguma ait 3 farkli hesaptan da aliyorum. Cozebilen olursa eger paylasirsa ben de takipteyim 🙂

      Tüm Göçmen Kategorileri İlgilendiren İşlemler içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'da ikinci el araba almak

      @Rookie Tesekkur ederim. Evet Carmax'ten aldim, Carmax re-finance yapmiyor ama cok dusuk bir masraf farkiyla komple kapatabilir veya farkli bir yerden refinance yapabilirsiniz, en azindan bana verilen bilgi bu yondeydi. Ileride tecrubemi yine yazarim 🙂

      Ehliyet ve Araba içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'da ikinci el araba almak

      @muse merhabalar,

      Açıkçası tam rakamlar yanıltıcı olabilir, o sebeple oransal olarak özetlemeyi tercih ediyorum. Benim ilk etaptaki amacımı özetlemek gerekirse:

      • kredi skoruna katkı sağlaması için bir kredi hesabı açmak;
      • peşin olarak alacağım arabayı nispeten daha uygun peşinatla alıp cebimdeki parayı bir miktar da olsa muhafaza etmek;
      • aylık taksitlerin belirli bir seviyenin altında kalmasını sağlayarak, ilk etapta gelir-gider tablosunda fazla hasara yol açmamak;
      • aldığım arabanın beni en azından 3-4 sene idare etmesi, hatta gerektiği takdirde evin ikinci aracı olarak daha uzun yıllar kullanabilmek.

      Bunların ışığında araba fiyatlarının uçması ve güvenilir satıcı/tamirci vb soru işaretlerini de göz önünde bulundurarak Carmax'ten aldım.

      Aracın satış fiyatının %70 kadarını peşinat verdim. Daha azını denemedim, kabul olur muydu bilemiyorum. Tamamen kendi bütçeme göre hareket ettim. Alım masrafları vs toplamını baz alırsak da %65 civarına tekabül ediyor. Kalan %35 için kullandığım kredide yine bütçemi ve toplamda ödeyeceğim faizi göz önüne alarak 36 ay vadeyi tercih ettim. Kullandığım kredi miktarının yaklaşık %20-25 arası faiz ödemiş olacağım 36 ay sonunda. Ancak FICO skorum oluştuğu ve iyi bir faiz oranı elde ettiğim takdirde re-finance yapmayı düşünüyorum. Bu durumda faiz miktarı ve aylık ödeme azaltılabilir, ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

      Daha az peşinat, aylık ödeme ve yüksek faizle de alım yapılabilir, bu tamamen kişisel tercih ve bütçelere göre planlanmalıdır. Benim bahsettiklerim tabi ki YTD değildir 🙂

      Ehliyet ve Araba içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: (B1/B2) Ziyaretçi Vizeleri: İŞ, TURİZM, TIBBİ TEDAVİ

      Edit: Asagidaki sorumun cevabini su baslikta buldum, baskalarina da faydasi olabilir dusuncesiyle iletiyi silmek yerine birakmayi tercih ettim:

      https://yesilkartforum.com/forum/topic/1453/ds160-formunu-mülakattan-önce-güncellemek-mümkün-mü/147?page=8

      Herkese merhaba, ailem icin Ds-160 formunu doldurduk. Konsolosluk olarak Ankara sectik ve formu onayladik. Ancak randevu olustururken Ankara icin uygun tarih bulunmamaktadir uyarisi aliyoruz. Istanbul secerek ilerledik ancak burada "Aşağıda seçilen Konsolosluk Bölümü konumu, DS-160 formuna girilen Konsolosluk Bölümü konumuyla eşleşmelidir." seklinde bir uyari cikiyor. Bu herhangi bir problem yaratir mi, bilgisi olan cevaplayabilirse memnun olurum. Tesekkurler.

      Ziyaretçi ve Turist Vizeleri (B1/B2 ve C) içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Göçmen Vize ile ABD'ye ilk giriş

      @Celal-Kaan-Sanlar Herhangi bir sorun olacagini sanmiyorum. Bize giriste hicbir sekilde asi karti veya CD sorulmadi, hatta gumrukteki gorevliye bunlara bakmak ister misiniz diye sorunca ben doktor degilim ki diye sakalastik bile 🙂

      Yolculuk içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Bankacılık Sistemi ve Banka Hesap Çeşitleri

      @ouzgngr CepteTEB varsa, BofA ile para transferi epey uygun. Masraflar en son soyleydi:
      TEB - 46TL
      Araci Banka (BNP Paribas) 15USD
      BofA - 15-16USD

      Enpara ile de uygun; Enpara 90 kusur TL aliyordu en son ancak araci banka masrafi degiskenlik gosterebilir, ben bir defasinda 30USD civari odemistim yanlis kalmadiysa aklimda, BofA yine ayni 15USD.

      CepteTEB ve BofA BNP Paribas ortakligi oldugundan, araci banka masrafi saniyorum en dusuk bu transferde gerceklesiyor. Gonderilecek meblag ne olursa olsun CepteTEB ve Enpara ve ayrica BofA icin masraflar degismiyor, benim su anda kadar tecrube ettigime gore.

      BofA uyelik statunuze gore kendi masrafini almayabiliyor, aklinizda olsun.

      Bankacılık içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc
    • RE: Amerika'da ikinci el araba almak

      @semavi Butun yazilanlara katilmakla birlikte, sahsi tecrubemden yola cikarak ufak bir kullanici eklemesi yapmak isterim.

      Yeni geldiginiz bir ulkede ve cevrede, henuz hic kimseyi tanimiyorken, son kullaniciya belirli garantiyi veren, iade kolayligi, alim surecinin rahatligi vs konularda guvenilirligi ispatlanmis, buyuk bilindik markalar avantajli duruma geliyor. Ben guvenilir lokal dealer bulmaya calistim, ancak bulundugum bolgede hemen hemen butun markalarin sifir bayiligini yapan cok buyuk bir grup da dahil olmak uzere, karsilastigim manzaralar sonucu Carmax'ten alim yaptim. Sahibinden veya daha kucuk bir dealer'dan cok daha uygun fiyata alacagim arabaya, sirf yukarida saydigim sebeplerle fazla para odemis oldum. Bunu da "tecrube" icin harcanan bir kalem olarak dusunup icimi rahatlatiyorum 🙂

      Piyasada konusulan rakamlarla buyuk dealer'lari kiyasladigimizda cok fark oldugunu ve bunun "gereksiz" oldugunu dusunsek de; bazen o aradaki fark bir kez yolda kalma veya en ihtiyaciniz oldugunda aracin calismamasi seklinde gerceklestiginde "keske" dedirtecek bir fark olabilir sadece.

      Biz forumdan sayin @semavi 'yi tanidigimiz icin kendisiyle alisveris yapmaktan cekinmeyiz ancak ABD gibi bir ulkede her bolgede boyle lokal guvenilir yer bulmak pek de kolay degil gibi gorunuyor. Gonul isterdi ki Texas'ta olsaydik da rahatlikla alisveris yapabilseydik 🙂

      Ehliyet ve Araba içinde yayımlandı
      boraozc
      boraozc