30 TEMMUZ - ANKARA
Merhabalar, bu bir Ankara Mülakatı deneyimidir:
Mülakat saatim 08:00’idi fakat gece 2 saat bile zar zor uyuduğum için daha fazla dayanamayıp sabah 5 buçuk gibi sırt çantamla kendimi sokağa attım. 06:30’da ABD Büyükelçiliği önüne vardım. Elçilik solunuzda kalacak şekilde sırada beklerken sağdaki iş merkezinin zemin katına yürüyen merdivenle inip emanetçiye çantamı bıraktım(Emanetçi 07:10 gibi açılıyor) Kemer, küpe, kolye vb metaller üzerimdeydi sadece elektronik aletleri çantaya koyup çantamı da emanet ettim. Telefon, sırt çantası vb gibi farklı türlerin farklı fiyatlandırması var. Çıkışta çantamı alırken de 200-300 lira gibi bi şey ödedim şu an tam hatırlayamıyorum. Saat 7:20 gibi dışarda bekleyen kalabalık olarak polis gözetiminde elçiliğin bahçesine alındık. Bahçede saat sırasına göre alınacağı söylendi ve tek tek saatler anons edilince o saatte görüşmesi olan arkadaşlar uzun bir kuyruk haline getirildi. 08:00 grubu çağrılınca sıraya dahil oldum. Tek tek ilerleyip camekanlı güvenlik bölümüyle bağlantılı olan metal kolçağı kaldırıp hazneye pasaportunuzu bırakıyor ve sol tarafa doğru yönelip güvenlik girişinin kapısının önünde sıraya giriyorsunuz. 10 civarı pasaport birikince hepsini birden içeri çekiyorlar ve tek tek inceleme yapıyorlar. Sonra da 4’erli gruplar halinde kapıdan isimle seslenip içeri alıyorlar. İsmim okununca içeri girdim hemen pasaportumu geri verdiler. Havalimanı girişinden bir farkı yok, üstümdeki metalleri çıkarıp kutuya koydum ve x-ray cihazına yolladım. Kendim de ayrıca cihazdan geçtim. Temiz bir geçişten sonra güvenlik alanından çıkıp kemerimi taktım ve artık o meşhur bahçe yolu karşımdaydı. Görece uzun yolu yürüyüp bitiminde sola döndüm ki bahçede dahi ayakta duran özel güvenlikler var. Şaşırmanız halinde yönlendirme yapıyorlar. Nihayetinde her bireyin gücünün yeteceği o ağır(!) kapıya ulaştım ve elçilik binasına giriş yaptım. İçerde yine havalimanı misali bir kuyrukta bekledim, önce türk yetkililer pasaport ve vize türü eşleşmesi yapıp DV türlerini sol tarafa diğer türleri sağ tarafa yönlendirmesiyle sol taraftaki kuyruğa dahil oldum. Sol tarafta toplam 4-5 tane vezne var ve en sağdaki sadece para ödemesi yapılan yer, o sırada bekleyip sıram gelince 330 dolar tam paramı ödedim(ki tam ödemeyenler de vardı herkese para üstü verildi) sıra numaram ve ödeme yaptığıma dair iki adet fişim verildi. Çalışan türk arkadaş fişimle sıramı takip etmemi söylemesiyle hemen gözümü ekranlara diktim. Numaram ve çağrıldığım banko numarası yandı(klasik vezne sistemi) çağrıldığım numaradaki bankoya gidip benden istenen belgelerimi verdim. İstenen belgeler şöyle:
- Üniversite diplomam ve bir adet kopyası
- Askerlik durum belgem
- Arşivli sicil kaydım (hem türkçe hem ingilizce var hangisini istersiniz dedim türkçe yeterli dendi)
- Nüfus kayıt örneğim (hem kişi hem aile var ikisini de vermeyi teklif ettim ama aile olan yeterli dendi)
- 2 adet fotoğraf
- Pasaportum ve fotokopisi(renkli fotokopi almıştım)
- Banka döküm belgesi ve imza sirküleri
- Unganlar sağlık zarfı
"Bunlar yeterli, konsolos ekstra belge isterse verirsiniz" dendi. ABD adresimi girerken posta kodunu yanlış girmiştim sadece onu güncelledim ve belge verme işlemim bitti. Para ödemesi yaptığım veznenin olduğu tarafa geçtim ve sıramın gelmesini bekledim. Ortam vergi dairesiyle tamamen aynı. Görüşme yapılan bankoyla oturduğumuz sandalye arası 3-4 metre anca var ve herkesin mülakatına şahitlik edebiliyorsunuz. Gözünüzün önünde sizin gibi yıllardır bu stresi yaşayan insanların nasıl da 3-5 dk içerisinde huzura kavuştuğuna şahit oluyorsunuz, inanılmaz rahatlatıcı bir his bu. Mülakattaki ailenin ve kendi numaramın arasındaki kişileri bulup tahmini sıra hesabımı yapmaya çalışıyordum ki ailenin gitmesiyle benim numaramın yanması bir oldu. Aradaki İran’lıları farklı bankolardan aldılar hep ve aniden sıra bana gelmişti. Normalde benden bir önceki kişi görüşmedeyken heyecan yapmak için kendimi çok hazırlamıştım fakat bu ani çağrıyla şok oldum ve hızlıca bankoya yöneldim. Heyecan yapmaya vaktim bile kalmadı
Önce selamımı ardından da ödeme yaptığım fişi ve sıra numaramı verdim. Elimi kaldırıp söylediklerimin ardından yemin etmeni istiyorum dedi. Sağ elimi parmaklarım bitişik avuçiçi karşıya bakacak şekilde kaldırıp metni dinledim ve “ediyorum” dedim.
Bana sorulan sorular ve cevaplarım şöyle oldu:
Hangi üniversitede ve bölümde okudun(bunu sorarken zaten diplomama bakıyordu)
- Üniversitemi ve bölümümü söyledim
Hangi işi yapıyorsun?
- Mesleğimi söyledim
Nereye gideceksin?
- Los Angeles’a gideceğim.
Tanıdığın kimse var mı orada?
- İki kuzenim var.
Ne iş yapmayı planlıyorsun?
- Başlangıçta hizmet sektöründe çalışacağım ama ingilizcem yeterli seviyeye gelince de umarım Hollywood dedim (Sinema mezunu olduğum için böyle bir cevap verdim ve kadının da çok hoşuna gitti, bastı hemen kahkahayı ve “oo hollywooood” dedi) Tüm bu konuşma esnasında sürekli karşısındaki bilgisayara bir şeyler yazıyor tabi ki.
Hiç mi ingilizce bilmiyorsun gibi ingilizce bir soru yöneltti
- A little
Ve o meşhur söze geldi sıra! Vizenizi onaylıyorum, en geç bir hafta içinde gelecek dendi. Teşekkür ettim ve bankodan ayrıldım. Şöyle ciğerlerimi doldura doldura derin ikişer nefes alıp rahatladıktan sonra geldiğim yoldan aynı şekilde geri döndüm ve elçilikten çıktım. Sağlık görüşmesinde yaşadığım hissin bir benzeri vardı üstümde. Bunca stres sadece şu 4 dakikalık görüşme için miydi? Üstümden tır kalkmıştı resmen. Kendimi o kadar bu meseleye odaklamıştım ki hissizleşmiştim. Forumdan tanışıp 30 Temmuz talihlileri diye wp grubu kurduğumuz arkadaşlarla(@Hanes125 Okan Odabaşı @ozankaradeniz61 ) çıkıştı kahve içip sohbet ettik, mutluluklarımızı paylaştık ve hepimizin düşüncesi aynıydı, biz şimdi ne hissedeceğiz?
An itibariyle pasaportumun adresime teslim edilmesini bekliyorum ve normalde pasaportum gelip de o vizeyi görmeden mülakat deneyimimi yazmayacaktım fakat 6 Ağustos’ta mülakatı olan arkadaşları görünce bir nebze de olsa yardımım dokunur diye bugünden paylaşmak istedim.
Bu sitede emeği geçen herkese çok ama çok teşekkür ederim. Bu süreçte defalarca kez iletişme geçtiğim ve her defasında desteğini esirgemeyen @gucarslan @DenizMaths @Serapp Harun Yusuf Şahin @ATS16 @ismailipek @rasitcenngiz arkadaşlarıma/abilerime/ablalarıma da minnetlerimi sunuyorum. Okuyan ve mülakat gününü bekleyen herkesin mülakatının harika geçmesi dileğiyle…
