@R-Mutt Icten ve derin paylasim icin tesekkurler. Yazdiginiz her seye noktasi virgulune kadar katiliyorum. ABD'de gocmenlik ozelinde yazdigim, gocmenligin izdiraplari, bedelleri ve degip degmeyecegi uzerine olan bir yazimi paylasmak isterim. Linki su.
Ne oluyor arkadaşlar? Çevremde, ister Green Card’lı olsun ister F1 vizesiyle burada bulunanlar olsun, herkes bir buhran içinde Amerika’da hayatta kalmaya çalışıyor. Evet, “hayatta kalmaya çalışıyor” diyorum. Çünkü burada hayatını sorunsuz ve stressiz sürdüren çok az insan tanıdım, en azından kendi çevremde.
Evet, cunku su an adi konmamis bir global ekonomik kriz ve durgunluk var. Son 3 yilda gelenler icin zamanlama maalesef problemli. Trump'in gelisiyle de isler ve gidisat maalesef daha da kotu. Kisa-orta vade icin ne yazik ki umutlu ve optimist olmak icin cok fazla sebep yok, gercekci olmak gerekirse. Trump yonetiminin gorevi devretmesini beklememiz gerekecek. Pandemi sonrasi asiri alim furyasindan sonra neredeyse her sektor personel konusunda daralmaya gitti. Son 2-2.5 yildir is piyasalari asiri rekabetci ve durgun. ABD ozelinde egitim ve deneyim eksikligi de boyle bir ortamda fazlasiyla dezavantaj. Ama ABD'de 10+ yildir yasayan insanlara bakarsaniz, cogunun halinin vaktinin ve keyfinin yerinde oldugunu gorursunuz. Eger vasifli, egitimli ve adanmis kisiler iseler. Yani, normal sartlarda da belli bir refaha ermek ve hayat standardi insa etmek zaman aliyordu, ama simdi kriz ortamindan dolayi daha cok zaman alacak ve daha zorlu olacak. Ama eninde sonunda mumkun mu? Bence evet, fazlasiyla.
1.5 yıl önce buraya geldiğimde İngilizcemi geliştiririm, okula yazılırım, kendime yatırım yaparım diye hayaller kuruyordum. Ama geçim kaygısı, çalışmak zorunda kalmak derken buna hiç vakit ayıramadım.
Anlasilabilir. Ilk birkac yil sil bastan sifirdan bir hayat insa etme mucadelesiyle geciyor. Hayat bilgisi edinimi, sifirdan bir altyapi ve kimlik insa etme ve gerekli araclara sahip olma. Ama bu hayat insa etme ve hayatla mucadele etme safhasinin vizyoner dusunme ve davranma kismini bloke etmemesi elzem. Buyuk resmi akildan cikarmamak lazim. Bugunler icin calisirken, yarinlari insa etmeye devam etmek gerekli. Refah ve mutlu bir gelecek icin gerekli olan vasiflari, egitimleri ve becerileri arkaplanda edinmek ve onlara yatirim yapmak gerekli. Her sey dengeli bir sekilde yurumeli. Bu yazi benim ABD'de gocmenlik ozelinde en ufuk acici ve isabetli buldugum yazidir. Fazlasiyla icgoruye ve umut verici ogutlere sahip.
Konuşma dilinde belli bir seviyeye gelmiş olsam da, “Amerikalı” biriyle arkadaşlık kurmanın ne kadar zor olduğunu yeni yeni anlamaya başladım. Üstelik bunun sadece bana özel olmadığını, İngilizcesi çok iyi olanların bile benzer sıkıntılar yaşadığını gördüm.
Gayet hakli ve isabetli gozlemler. San Francisco ve Bay Area ozelinde konusmam gerekirse burada da durum ayni. Gecen sene Nisan ayindan beri sosyallige tam gaz odaklanmis durumdayim. Sadece Meetup uzerinden 15'in uzerinde etkinlige katildim. Neredeyse her hafta yabanci/Turk etkinliklere katiliyorum. Gercekten de Amerikalilarda genel bir yapmaciklik, yuzeysellik ve mesafeli olma problemi var. Turkler daha samimi, icten ve sicak. Burada da kulturlerin yapisi ortaya cikiyor. Kurt Lewin isimli psikologun kulturler arasi etkilesimi anlatmak icin buldugu analojiyi anlatan bir yazi var. Okunmasini tavsiye ederim. Kisaca, seftaliye (Ornegin, ABD'de California ve Florida gibi eyaletlerdeki insanlar) benzeyen kulturlerdeki insanlar daha guleryuzlu, arkadas canlisi ve havadan sudan konusmayi seven insanlardir diyor. Tipki seftali gibi yuzeyde, disardan bakildiginda yumusak ve cezbedici gorunurler diyor. Ama bir isirik aldiginizda sert bir kabuga toslarsiniz diyor. Yani, derinlesmek, samimilesmek, yakinlasmak zordur diyor. Ama imkansiz demiyor. Kendi sahsi deneyimim uzerinden soylemem gerekirse de oyle. Istisnai Amerikalilar da var. Derin, zeki, bilincli, samimi. Onlari bulmak lazim. Analojinin diger tarafinda ise hindistan cevizine benzeyen kulturlerdeki (Ornegin, ABD'de New York, Boston gibi eyaletlerdeki insanlar) insanlar ise pek gulmez, soguk ve yer yer kabadir diyor. Distan bakildiginda sert bir kabuk vardir, o kabugu asmak zordur deniyor. Ama bir kere asildi mi, tipki hindistan cevizinin ici gibi, cok yumusak ve sicak bir cekirdegi oldugu fark edilir diyor. Yani, tanismak, konusmak vs. zordur, ama bir kere tanisilip samimiyet edinildi mi, devami gelir, gerisi kolaydir diyor. ABD icinde bile cok farkli kulturler ve aliskanliklar var. Apayri dunyalar var. Kesfetmek ve deneyimlemek gerek.
Buradaki yaşam biçimini ve insan ilişkilerini tanıdıkça, kendimi buraya daha fazla yabancı hissetmeye başladım.
Gayet dogal. Alisma sureci. Bu baslikta oldugu gibi, kultur sokunun asamalari. Zaman ve adanmislik gerek. Cunku hicbir ulke mukemmel degil, hayat hicbir yerde utopik degil. Ve unutmayin, bugun bu halinizle TR'ye donseniz bile, fazlasiyla pisman olma ve yakinacak sey bulma ihtimaliniz var.
Amerika’daki bireyselci zihniyetin, bizim gibi daha kolektif düşünen doğu toplumlarıyla ne kadar zıt olduğunu fark ettikçe bu yabancılık hissi daha da derinleşiyor. İnsanlar sanki otomatik pilottaymış gibi, yüzeysel ilişkiler içinde yaşıyorlar. Gerçek bir bağ kurmak, samimi bir sohbet etmek neredeyse imkânsız gibi. Ve bazen düşünüyorum… Belki de bu zihniyete hiçbir zaman tam anlamıyla sahip olamayacağım. Belki de bu yüzden kendimi hep bir “misafir” gibi hissedeceğim.
Haklisiniz. Ama isin iyi yani, Amerika evrensel bir ulke. Dunyanin Birlesmis Milletler'i gibi. Her kulturden, her ulkeden insan var. Aradiginiz tarzda iletisimi ve yaklasimi olan milletlerle yakinlasabilirsiniz. Turk olur, Azeri olur, Italyan olur, Latin Amerikalisi olur, olur da olur. Opsiyon eksikliginin olmadigi bir ulke varsa, o da Amerika. Tadini cikarin.
Öyle bir yaşta geldim ki (26), ne tam Türkiye’de kendimi var edebildim ne de burada. Günlerim Uber ve Lyft gibi işler yaparak geçiyor. Belki bu yazıdan sonra “başka iş ara” diyenler olacaktır. Ama FedEx, Amazon, Hertz gibi yerlerde de çalıştım. Hepsinde benzer sıkıntıları yaşadım.
Hemfikirim. Giris seviyesi ve vasifsiz islerin genel problemi bu maalesef. Daha nitelikli ve potansiyelli, gelecege donuk islere ve kariyer firsatlarina kademeli olarak gecis yapmak gerekli.
İşin en garip ve düşündürücü tarafı ise, Türkiye’deki arkadaşlarımın gündelik hayatlarının benimkinden daha dolu ve daha mutlu geçiyor gibi görünmesi.
Nostalji ve anlik duygu durumlarinin da etkisiyle, davulun sesi uzaktan hos geliyor. Onun bir illuzyon oldugundan emin olabilirsiniz. Ve unutmayin, herhangi bir anda sizin yerinizde olmak icin canini vermeye hazir milyonlar var TR'de.
Sahi, biz burada ne yapıyoruz? Özellikle buraya gelmeden önce belli bir iş tecrübesi olmayan ya da Türkiye’deki işini burada yapamayan insanlar için soruyorum: Amerika’ya garsonluk, Uber şoförlüğü, dasher’lık, kasiyerlik, Amazon’da depo işçiliği yapmak için mi geldik? Bu işler geçici mi? Eğer geçiciyse, o süre zarfında biz neler kaybediyoruz?
Evet, gecici bir sureligine o isleri yapiyoruz. Ugruna okyanuslari ve kitalari asip geldigimiz o idealleri kovaliyoruz. Mutlulugun pesinden kosma, ruya gibi bir hayat yasama ve kendimizi gerceklestirme idealleri. Refah, medeni, demokratik ve mutlu bir yasam surme istegi. Bunlarin pesinden kosarken, ve bunlari kovalarken yasadiklarimiz kolay ve hafife alinacak turden degil kesinlikle. Agir bedeller odetiyor, buyuk tavizler verdiriyor, ve cokca da yipratiyor. Ama, her kahramanin hikayesinde ortak olan bir sey vardir. Zafer ve ihtisam, mucadele ve zorlukla gelir. Insan ancak bu sekilde guclenebilir, icsel olarak zenginlesebilir ve donusebilir. Ancak bu sekilde kendi hikayesinin kahramani olabilir.
Biz Amerika’da ne yaşıyoruz?
Kendi hikayemizin kahramani olmaya calisiyoruz. Daha da onemlisi, Amerikan Ruyasi'ni kendimiz icin gercek kilmaya calisiyoruz. 



















2023 Yılında Türkiye Ekonomisi En Büyük 10 Ekonomiden Birisi Olabilir Mi?