• Kayıt Ol
    • Giriş
    • Arama
    • Kategoriler
    • Güncel
      • Popüler Konular
      • Beğenilen İletiler
    • Popüler Konular
    • Beğenilen İletiler
    • Takip Duvarı
    • Takip Edilen Başlıklar
    • Yer İmleriniz
      • Kullanıcılar
      • Gruplar
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Harita
    • Takvim
    • Social Media
      • Facebook Group
      • YouTube Channel
      • Facebook Page
      • Twitter Page
      • Instagram Page
    • Arama
    1. Ana Sayfa
    2. filth_grinder
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    • Profil
    • Takip Edilenler 3
    • Takipçiler 14
    • Konu 1
    • İleti 175
    • En İyi 93
    • Tartışmalı 0
    • Gruplar 0

    filth_grinder

    @filth_grinder

    314
    İtibar
    1975
    Profil Görüntülemeleri
    175
    İleti
    14
    Takipçiler
    3
    Takip Edilenler
    Katılım Tarihi: Son Çevrimiçi Zamanı:

    filth_grinder Takip etme Takip Et

    filth_grinder tarafından gönderilen en iyi iletiler

    • RE: Amerika'ya büyük umutlarla gelip mutlu olamamak

      Son zamanlarda soyle bir algi cok populer bir hal aldi : "mutlu olmak zorundayim". Su Mark Manson'in meshur Kafaya Takmama Sanati kitabinda geciyordu yanlis hatirlamiyorsam. Eskiden dedelerimiz ninelerimiz zamaninda baslarina kotu seyler geldiginde, isler ters gittiginde "ne kotu bir gundu ama, isler sarpasardi" derler ama yine de bir yandan topraklarini hasat etmeye ya da iste ne isle ugrasiyorlarsa o isi yapmaya devam ederlerdi. Simdilerde ise populer kulturun yan etkileri olarak en ufak bir olumsuzlukta hayat basimiza yikilmis gibi hissediyoruz. Karalar baglayip caresizlik & kaygi icinde kivraniyoruz.

      Yine bir yerde okumustum ingilizce bir soz sahibi kimdir bilmiyorum ama soyle diyor: "It's OK not to be OK sometimes !" Iste eskilerin yaptigi gibi bu mottoyu tekrar hatirlayabilirsek bu kultur sokunu atlatmak ve gri bulutlardan acik masmavi gunesli gokyuzune gecis yapmak cok daha kolaylasacak. Yani hayatimizin her doneminde mutlu olmak zorunda olmadigimizi diyorum... Basliga atifta bulunuyorum aslinda. Amerika'ya buyuk umutlarla gelip mutlu olmayabiliriz. Bunda bir sorun yok. Bir donem mutsuz olmamiz buyuk umutlarimizi gerceklestiremeyecegimiz anlamina gelmez ! Belli bir donemi alanen mutsuzluk, aci ve dert icerisinde gecirip o yolun sonunda "buyuk umutlarimiza" kavusmamiz gayet olasi.

      Burada iki sey cok onemli. Birincisi o "buyuk umutlari" asla ve asla unutmamak. Ne kadar aci ceksekte hayat ne kadar sert vursa da... Yola cikis amacimizi unutmamali, hedeften sasmamaliyiz. Cunku biliyorum ki gundelik dertler, vatan & aile ozlemi, dil ogrenme guclukleri vs. bize cikis noktamizi cok kolay bir sekilde unutturuyor. Zihnimiz kolay olana guvenli olana kacma pesinde. Oyle programlanmis. Dolayisiyla da bu dertlerden bunalan kisinin zihnine bir kaygi perdesi iniyor. Yapamayacagim diyor. Neden geldim ki diyor. Sahiden neden geldigini unutuyor ve bir sure sonra hedefine yabancilasiyor. Donmek istiyor. Donen donuyor. Ama donen kisiler de bir sure sonra genelde "hedeflerini" tekrar kolayca hatirliyorlar 🙂 Buna da tersine kultur soku deniyor. Bu sefer orada farkli bir cile baslamis oluyor. Hatta tekrar goc edenler bile cokca oluyor bu surecte. Defalarca vatani ve goc ettigi ulke arasinda mekik dokumus bir oraya bir oraya tersine goc etmis gocmenlerle mutlaka karsilasmissinizdir ki bu da surecin gayet olagan bir parcasi. Neticede zorluklarin, kultur-sokunun bize yola cikis amacimizi unutturmasina izin vermememiz cok ama cok onemli...

      Ikincisi ise sabirli olmak. Yine ingilizce bir deyis: "whatever doesn't kill you makes you stronger" Bu donemde cekilen cile yasanilan mutsuzluk kaygilar stres uzuntu hepsi bir amac icin ve gunun sonunda guzel bir olguya donusecekler. Cocuklarinizin yillar sonra gunun birinde bir tesekkurune belki. Ya da kariyerinde zirve yapmis parmakla gosterilen bir profesyonele donusmenize. Belki de karavanina atlamis Amerika turuna devam etmekte bir maceraperest olarak Buyuk Kanyon'a karsi gunun dogusunu izlerken yuzunuzde olusan o tebessume.

      Ne olursa olsun degecegine inaniyorum. Sagliginiz yerinde oldugu surece denemeyi birakmayin derim. Bir tane de Turkce deyisle bitirelim o halde: "Sabrin sonu selamet"

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Mortgage Kredisi ile Ev Sahibi Olmak

      Amerika'ya girisimizin 3. ayinda mortgage kredisi ile ev aldik. Detaylari vereyim;

      • Bizim birikmis paramiz bulunuyordu. En buyuk farklilik burada yatiyor zannimca. O nakit para ile ev almaya calisirken emlakcinin tesviki ile yeni insaa bir iki eve baktik. Sonrasinda begendigimiz bir ev icin satici kendi bunyelerinde mortgage firmalarinin oldugunu ve yardimci olup olamayacaklarina bakabilecegini soyledi.
      • Lokasyon Tampa. Yeni insaa bir communityde single family house ile ilgilendik.
      • Kasim ortasinda giris yapmistik. BOA debit ve credit kartlarimiz (1.500 usd limitli), green cardlarimiz ve SSN numaralarimiz mevcuttu. Ancak SSN henuz bir iki gun once gelmisti. Dolayisiyla bir kredi skoru ya da loan skoru mevcut degildi.
      • Basvuru sirasinda bir haftadir maasli olarak calisiyor bulunuyordum. Ilk haftanin sonunda aldigim maas bordromu ibraz edebiliyordum ancak.
      • Down paymenti yuksek koyduk. Yuksek derken %50 oraninda. ABD ye gore oldukca yuksekmis onu ogrenmis olduk 🙂
      • Evin fiyati 210K idi. Biz 110K down payment koyduk.
      • On kontrol surecine girdik. Saticinin bunyesinde calisan mortgage firmasindan yetkililer itribata gectiler. ABD de gecmisimiz olmadigi icin onceki ulkelerdeki gecmisimi sorgulamaya basladilar. Son isyerimden bordrolarimi, kontratimi ve hizmet belgemi istediler. BOA statementlarimi, uzerime olan bilimum fatura ve hizmet faturalarini istediler. Fatura olayi cok zordu. Keza ABD'de uzerime olan fatura neredeyse yoktu. Verizon ve Geico faturalarini ibraz ettim.
      • On asamayi gectigim ve mortgagein kismen onaylandigi bilgisi geldi. Simdi daha detayli bir surec basladi. Gercekten ince eleyip sik dokuyorlar. Onlarca telefon gorusmesi, e-mailler yuzlerce imza attim 🙂 Belgelerde ne yaziyor fikrim yok. Sadece imzaladim. Ilk baslarda okumaya gayret ediyordum ama bir sure sonra okumaya kalksam isi gucu birakip gunlerce kitap okur gibi o belgeleri okumam gerektigini farkettim ve imzalayip gecmeye basladim. Siz gene de okumaya gayret edin. Dogrusu bu sonucta.
      • %4,75 interest rate ile 30 yillik kredi son odeme plani elime ulasti. Aylik 540 dolar gibi bir rakam yapiyor. HOA, CDD, sigorta ve tax haric. Bunlari da eklediklerinde (isterseniz kendiniz odeyebiliyorsunuz. Ben onlara devretmeyi tercih ettim) 1.000 dolara yakin bir rakam ortaya cikiyor aylik.
      • Son onayi da verdikten sonra closing date beklemeye basladik. Son anda bir ton verify yaptilar gene. Obama doneminde cikan bir yasadan dolayi cok fazla ince eleyip sik dokuyorlarmis.
      • Son dakikada verdigim faturalari yeterli gecmise sahip olmadigindan reddettiler. Turkiyedeki faturalarimi istediler. Tek tek Trdeki firmalari telekonferansla arayip tercuman esliginde musteri hizmetlerinden bilgilerimi dogrulattilar. Sektirdigim, geciktirdigim odemeleri bir bir not ettiler 🙂 Adamlar bu isi biliyor ! Neyse ki %2-3 gibi bir zamansiz odeme grafigim cikti. Daha ciddi durumlarda kredinin reddi gundeme gelebilir diye dusunuyorum.
      • Neticede 4 gunluk bir gecikmeyle (evin hazir olmasina ragmen mortgage onayini bekledik) evimize kavustuk. Mutluyuz 🙂
      • Bu arada evin de final inspectionini yaptigimizi ekliyeyim. Mortgage onaylanmamis dahi olsa firma bizi eve davet etti ve bir demonstration yaptilar. Hangi ekipman nasil kullanilir vs. Bu sirada evin icindeki eksiklikleri varsa kirigi dokugu ya da her ne ise gozunuze carpan not aliyorsunuz. Isaretliyorsunuz ve duzeltmelerden sonra sizi tekrar davet ediyorlar. Benim belirttigim tum eksiklikler hatasizca giderilmisti. O anlamda profesyonelliklerini taktir ettim.

      Kisaca ev alma surecim buydu. Aklima geldikce buraya eklemeler yaparim. Herkesin gonlunce bir ev sahibi olmasi dileklerimle...

      Emlak içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: İş Başvurusu , Mülakat ve İş Başvuru Süreci

      Ben de bir suredir uzaktan is arama surecine dahil olmus bulunuyorum. Ilk girisi yapip 2 hafta kadar abd de bulunsam da genel itibariyla yurtdisindan aramalarima devam ettim / ediyorum.

      Ilk basvuru asamalari ile ilgili gozlemlerim / tavsiyelerim su sekilde;

      1. indeed.com ve ziprecruiter.com en cok donus aldigim siteler oldu. Profil olusturup quick/easy application yapma imkani mevcut ikisinde de ve oldukca ise yariyor.

      2. Linkedin.com zaten cok bilindik ve olmazsa olmaz. O bakimdan burada detaylica bahsetmeyecegim.

      3. Firmalarin kendi websiteleri uzerinden basvurular. Gercekten mesakatli ve zaman alan bir is bu tip basvurular. Ama maalesef yapmak zorundayiz. Bircok iyi firma kendi web sistemleri uzerinden eleman alimi yapiyor.

      4. Recruiterlar. ABD`de oldukca yayginlar. Hemen hemen her firma hem kendi ilana cikiyor hem de bir iki recruiter firmaya ilan birakiyor. Isin bu kismi biraz alengirli maalesef. Bir ilan icin direkt mi basvursam yoksa recruitera mi biraksam isi diye cokca dusunurken buluyorsunuz kendinizi. Ikisini de basvurayim hangisi tutarsa diye dusunuyorsaniz buyuk ihtimalle yaniliyorsunuzdur. Cunku boyle bir durumda firma sizi direkt basvurudan ise almaya kalkissa bile muhtemelen recruiter onun uzerinden de basvurdugunuz icin firmadan komisyonunu isteyecek ve bu da sizin is teklifinin iptal olmasina kadar gidebilecek dertler silsilesinin baslangici olabilir pekala.

      Bu arada recruiterla basvurmanin avantajlari da var. Bir cok recruiter ilana cikan firmanin IK mudurunu, teknik ya da operasyonel mudurlerini sahsen taniyor ve bu sekilde resumenizi direkt karar vericilerin masasina birakiveriyor. Siz direkt basvururken cogunlukla yeni mezun bir IK calisaninin insayatifine kaliyorsunuz. Direkt basvurunun avantaji ise firmanin sizin olasi ise aliminiz halinde herhangi bir komisyon bedeli odemeyecek olmasi. Recruiter firma ile ise alinirsaniz firma sizin icin bir bedel odemek durumunda kaliyor. Dolayisiyla firma iki kisiden birini secmek durumunda kalirsa sayet ucuza malolani yani direkt basvurani seciyor muhtemelen.

      Neticede bir ilana basvururken stratejinizi bastan secmelisiniz. Recruiter araciligi ile ya da direkt. Ikisini birden yapmayin suyu bosuna bulandirmayin derim. Ben genelde recruiterdan gelmisse is once ona yol veriyorum. Baktim bir kac hafta gecti ses seda yok bir yokluyorum. Yine ses seda yoksa direkt kendim basvuruyorum. Eger zaten ilani direkt firmadan kendim farketmissem kimseyi karistirmadan kendim basvuruyorum.

      Bir dipnot; recruiter ile devam edecekseniz bir sekilde ona hiring manageri, general manageri ya da bu tip ust duzey yoneticileri sahsen taniyip tanimadigini, daha once ayni firmaya kac kisi soktugunu, firmanin maas politikasini vs. sorarak recruiterin gercekten de firma uzerinde etkisinin olup olmadigini test edebilirsiniz. Sayet bu sorularinizin cevaplari tatmin edici degilse direkt basvuru ile devam etmenizi oneririm.

      1. Telefonla arama yontemi. Ilginc ama ABD deki firmalarin cogusu ozellikle IK mudurlerini aradiginizda telefonlariniza cevap verecekler ve hatta hic umulmadik bir bicimde sizinle ayak ustu bir telefon mulakati yapacaklardir. Evet aynen oyle. Turkiye de IK uzmanini aramaya cesaret edemezken ABD`de gayet telefonu kaldirip paldir kuldur kendinizi bir mulakatin icerisinde bulabiliyorsunuz. Burada yalniz bir husus onemli. IK uzmanini aramadan once mumkunse bir iki hafta onceden mevzu bahis is ilanina basvurmus olun. Ilk soracagi sorulardan birisi "ilana sitemiz uzerinden basvurdun mu ?" olacaktir keza. Ya da ortada ilan vs. yoksa bile en azindan oncesinde bir e-mail ile "resumenizi" iletmis oldugunuzdan emin olun. Bu arada resumenizi dedim dikkat ettiyseniz. Benim gibi caylaklar icin ilk etapta telaffuzu kulaga yabanci gelebilir. Ben ilk gorusmelerimden birinde recruiter abi resumeni yolla dediginde baya bildigin "What is resume ?" tepkisini vermistim. Garibim usanmadan sabirlica anlatmisti bana. Bir de ingilizce -rizum- seklinde degil de fransizca ya da bizim turkce okundugu gibi -resume- diye telaffuz ediliyor. Bir baska dipnot.

      Netice itibariyle bir pozisyona basvurduysaniz ve o pozisyon icin tam aranan isim oldugunuzu dusunuyorsaniz ve geri donuste almadiysaniz cekinmeyin cevirin sirketin telefonunu IK mudurunu baglatin. Ummadiginiz sekilde olumlu ilerlemeler kaydedebilirsiniz.

      1. Uzaktan is arayanlar icin bir kac pratik bilgi. Daha once benzer paylasimlar olmustu ama ben yine de ozet geceyim.

      -Skype numarasi. 7/24 ulasilabilir olmak acisindan bir skype numarasi alin ve resumenize ekleyin.
      -Green cardli oldugunuzu, sponsorshipe ihtiyac duymadiginizi, herhangi bir isveren icin abd nin herhangi bir eyaletinde sinirsiz surece calisma hakkinizin oldugunu resumenizde mutlaka belirtin. Cogu firma green card olayina sizin kadar hakim degil ve yanlis onyargilara kapilabiliyorlar.
      -Resumenizi abd formatinda hazirlayin. Resim koyma, hobileri yazma, gelecege dair hedeflerinizden bahsetmeyi filan unutun. Indeed, monster, linkedin gibi siteler resume olusturmada baya yardimci oluyor. Oradaki profilinizi guzelce olusturursaniz pdf olarak resumenizin ciktisini alabiliyorsunuz.
      -Cover letter. Bizde ki takdim yazisi. Cok onemli. Bazen attached olarak bazen de direkt mail yolluyorsaniz mailinizde yazi olarak yollamaniz beklenmektedir. Bir kac paragrafi gecmeyecek sekilde sizi en iyi ama en kisa sekilde anlatan bicimde olusturmaya gayret edin. Zamanla kesip bicecek ve daha iyi hale getireceksiniz. Endiselenmeyin 🙂
      -Onceki is yerlerinizden neden ayrildiginizi cok onemsiyorlar. Gecerli sebepler bulun ve bu sebeplerden bahsetmekten kacinmayin.
      -Sertifikasyonlariniz varsa uzerine basa basa sahip oldugunuzu belirtin. Sertifikasyonlar cok onemli.
      -Sabirli olun. Kendi adima bunlari yazacak kadar is basvurusu / gorusmesi tecrubesine ulastim ama halen anlastigim bir firma yok 🙂 Sabirla basvurulara ve gorusmelere devam. Kimileri cok sansli olup ilk ciddi gorusmede ise alinirken kimileri haftalarca hatta aylarca ugrasabiliyor istedigi ise kavusana kadar maalesef 🙂 Donem donem ozellikle tamam bu sefer oldu dediginiz islerin yattigini gordugunuzde asiri umutsuz hissedeceksiniz ama yilmak yok. Bunlar oyunun bir parcasi 🙂
      -Network yapmaya calisin. Ingilizcede kullanilan bir deyistir "I know someone who knows someone". Birilerinin tanidiginin tanidigi sizin aradiginiz isim olabilir. Profesyonel hayatinizda size yarari dokunabilecek bir kimse oldugunu dusunuyorsaniz karsinizdakine mesleginizden, green cartinizdan ve abd de is ariyor olusunuzdan cekinmeden bahsedin. Ilginc sekilde ilginc baglantilar yakalayabilirsiniz. Bir kac gorusmem sirf bu sekilde gelisti.
      -Son olarak "profesyonel resume hazirlanir, 3 dakikada cover letter yazilir agrisiz sizisiz ise yerlestirilir" tarzi ticari odaklara yanasmayin derim. Kendi dusuncemdir. Bu kuruluslarla calisan ve akabinde ise yerlesen arkadaslar vardir mutlaka ama bence bunlara para harcamaya gerek yok. Bir kac basit bilgi ve biraz sabirla tum bu is arama sureci kisinin kendisi tarafindan rahatca yurutulebilir diye dusunuyorum.

      Bunlar tamamen benim kisisel goruslerim ve tecrubelerimdir. Paylasmak istedim ancak unutmayin ki herkesin seruveni farkli olacaktir. Aklima geldikce eklemeler yaparim gene. Herkesin hayalindeki islere kavusmasi dilegiyle...

      İş Alanları ve Meslekler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da tutunamayıp geri dönenler var mı?

      Ben ABD'den donus yapmayi basarisizlik olarak gormekten yana degilim. Benim hayat felsefemde hayatin bir dogrusu yok. "ABD 'de tutundum omrumu burada surdurecegim. Demek ki basariliyim" ya da "ABD bana uymadi. TR'ye donuyorum. Demek ki basarisizim" bakis acilari bana gore tamamiyle yanlis ve carpik.

      Basari ya da tatmin ya da mutluluk adina ne derseniz deyin bunlar bizim kafamizin icinde olup biten ve cok kisisel durumlar. Her insanin hayattan beklentileri, keyif aldigi seyler, mutsuzluklari korkulari heyecanlari coskulari birbirinden cok cok farklidir. Ben ABD'nin su eyaletinin bilmem ne sehrinde hayatimin olup olabilecek en mutlu ya da huzurlu gunlerini geciriyorken esim tam tersine kendisini bir zindana hapsedilmis olarak hissedebilir.

      Bu bakimdan olabildigince esnek dusunmekte fayda var. "Green card cikti, yurtdisinda yasamayi cok istiyordum, ABD'den baska bir hayatim, alternatifim olamaz" diye dusunuyorsaniz kendinize eziyet cektiriyorsunuz demektir. Gidin deneyin bakin gorun ve sonra donmek istiyorsaniz donun. Kalmaksa kalin. Belki de ikisi de degil. Baska bir ulke denemek isteyebilirsiniz. Onu istiyorsaniz onu yapin. Nasil hissediyorsaniz o yonde ilerleyin. Sagduyu demek dogru olur sanirim. Sagduyularimizi dinlemenin bizi optimum yola ittigini dusunurum hep. Ben bugune dek oyle yaptim en azindan. Suana kadarki yasamimdan da genel itibari ile pisman degilim 🙂 Unutmamak lazim. Genel felsefe: "Hayatta bir dogru yol yoktur". Donuyorsaniz da kaliyorsaniz da hic gitmiyorsaniz da ne basarisizsiniz ne de bir korkak ! Siz sadece kendinizsiniz ve sagduyunuzu takip ediyorsunuz hepsi bu. Bana gore cokta dogru yapiyorsunuz...

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da göçmen olmalı mıyım? (Kararsızlıklar / Artılar ve Eksiler)

      Bir ileti de ben birakayim o halde. Son donemlerde benimsemeye basladigim ve beni cok rahatlatan bir felsefeden bahsederek baslayayim oncelikle. ''Hayatta bir tane dogru yol yoktur''. Bu ne demek ? Yasamimiz boyunca karsimiza cikan sayisiz tercihler karsisinda asla en mukemmelini secip hayatimiza devam edemeyiz. Boyle bir seyin imkansizliginda hemfikir olmak zor olmasa gerek. Bunu ancak dogaustu gucleri olan bir varlik ya da tanri yapabilirdi diyelim.

      Ancak maalesef kendim de dahil bir cok insan ozellikle gunumuzde gelisen teknoloji, ulasilabilirlik, globellesme vs. gibi etkenlerle artik cok daha fazla catalli yollara yani cok daha fazla secim yapma mecburiyetlerine maruz kaliyoruz. Bir yandan secim olasiliklari yani yollarin sayisi artarken bir yandan da bu bize bir stres ve kaygi yukluyor. Insanoglu yapisi geregi en dogru, en guvenli, en tehlikesiz ama bir o kadar da en rahat gidebilecegi yolu tercih etmek istiyor otomatikman. Iste bu stres ve kayginin sebebi yani bu basligin acilmasinin altindaki ana sebep budur.

      Yukarida da belirttigim gibi yola ''en dogru yol diye bir sey yoktur'' diye cikarsak eger, bastan 1-0 onde baslamis oluruz bu maca. Yani, Turkiye de kalip yukaridaki bir kullanicinin dedigi gibi ''jungle'' hayatina devam da etsek, ABD ye gocup Los Angeles in isiltili bir mahallesine yerlesip ruyalar alemine de dahil olsak asla hangi tercihi yaparak daha mutlu olacagimizi bilemeyecegiz. Cunku bir yolu tercih ettikten sonra diger yoldan gitmis olsaydiniz yasamaniz muhtemel olan hayatinizi yasanmadan sonlandirmis oluyorsunuz (cok felsefik oldu hemen toparlayayim :)) Neticede hic yasanmayacak olan hayatlarda neler kazanip neler kaybedeceginizi ancak tahmin edebilir ancak asla tam olarak bilemezsiniz.

      Yanlis hatirlamiyorsam unlu bir yazar ya da dusunurun su minvalde bir sozu vardi: ''Mutsuzlugun kendisinde bir sorun yoktur. Sorun insanlarin mutsuzluk hakkindaki dusunceleridir.'' Dogrusunu bilen arkadaslar ulasirsa burayi editlerim. Ama kabaca buradan cikarilacak fikir su; ''Ben ABD de yasayip kesin mutlu olacagim'' ya da ''Ben Turkiye de kalirsam mutsuz cilekes bir hayat surecegim'' demek kadar yanlis bir sey yoktur. Yanlis odaklar ve bakis acilariyla ABD de varlik ve olanaklar icerisinde yuzse bile omur boyu yuzu gulemeyecek kimseler dahi olacakken Turkiye de kesmekesin icerisinde dusuk hayat standartlari yasayarak yuzu gulen kimseler de olacaktir muhakkak.

      Bitiriyorum 🙂 Cok klasik olacak ama mutluluk gidecegimiz istasyon degil, istasyona giden yoldur. Bu baslikta sorulan sorunun net bir cevabi yoktur ve hic bir zaman olamaz. Ben kendi adima gidip yasayarak deneyimleyecegim. Esimle birlikte. Bakacagiz. Deneyecegiz. Hayat bize neler getiriyor neler goturuyor ? Bu ne kadar surecek bilemiyorum. Belki 3-5 aya donecegiz belki de orada olup topraga karisacagiz. Ama bildigim tek sey su. Gecirdigim her gunumden keyif almaya calisacagim. O gun ABD nin x eyaletinin y sehrindeysem sayet, bana bir seyler katabilecek bana keyif verebilecek beni iyi hissettirecek ne varsa yasamaya gayret edecegim (uclara kacmadan tabii 🙂 Hic bir sey olmasa bir gun ulkeme dondugumde vizyonuma bir seyler katmis kendimi gecmise gore daha da gelistirmis olarak yani eskilerin dedigi gibi ''gormus gecirmis'' olarak hissetmek bile bir mutluluk kaynagi oalcaktir eminim ki.

      Hayatimin son 4 yilinin buyuk bir bolumu Nijerya da gecti. Is dolayisi ile. Ama emin olun burada bile yuzum cokca guldu. Cok degerli anilarim oldu, hala oluyor. Isten gucten arda kalan zamanlarda o kadar cok sey yasiyorum biriktiriyorum ki kendim bile halen daha sasiyorum. Su izbe derme catma yerde bile gulmek keyif almak mumkun. ABD de neden olmasin ? Cok daha kolay olur. Enseleri fazla karartmadan yola koyulun ve kendi seruveninizi kendiniz yasayarak sekillendirin derim. Olursa ne ala olmadi don ulkene hayatina devam et. Ulkemiz de ne olursa olsun Dunya nin sayili guzellikte ve olanaklara sahip olan ulkelerinden birisi ve emin olun orada da mutlu olmanin binlerce yolu var. Yeter ki dusuncelerimiz ve odaklarimiz pozitif olabilsin. Yeter ki kendimizi ''mukemmel yolu tercih etmeliyim yoksa mutsuzluk beni bekliyor'' metasina yenik dusurmeyelim...

      Sevgilerle.

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Green Card cekilisi (DV) talihlileri nelerden vazgecip neler icin gidiyoruz?

      Oncelikle 1 yılı Avrupada 2 yılı ise Afrikada olmak üzere 3 yıldan fazla bir süredir yurt dışında yaşıyor ve dolayısıyla çalışıyorum. Yani soyleyeceklerim bizzat yaşanmış tecrubelere dayanıyor;

      Vazgeçtiklerim:

      *Anne, babam ve kardeşim. Vazgeçmek ağır bir kelime aslında. "Sık sık özleyeceklerim" diyelim. Gelişen sosyal medya & haberleşme olanakları çok iş görüyor dip not olarak ekleyelim. Maddi olanak ve çalışma durumlarına göre yıl içindeki ziyaret sayıları artırılabiliyor. Örneğin ben son iki yıldır Turkiyede yaşadığım dönemde gordugumden çok daha fazla görme şansına sahip oldum ailemi. Yaşasın Turkiyedeki kölelik bazlı çalışma sistemi 😞 Yılda 1 hafta tatili öpüp başıma koyuyordum.

      *Türk kafa arkadaş grubu. ABD için çok emin değilim ama kendi yurt dışı geçmişimde eksikliğini hissetmedim desem yalan olur. Dikkat ederseniz "Türk" kavramını vurguladım keza yabancı milletlerden gayet güzel samimi ve eglenceli arkadaşlıklarım oldu / oluyor. Ama bazen insan şöyle bi kendi dilinde edebiyat parçalamak, ince görülmüş espriler yapmak, rakı masasında memleketi kurtarmak, askerlik anıları anlatmak, "ne olacak bu fenerin hali" diye hayıflanmak istiyor. Yabancı arkadaşlıklardan da farklı bazı deneyimler ve tatlar elde etmekte mümkün orası ayrı 🙂

      *Tabii ki orijinal Türk restoran, kafe, meyhane ve bilimum nargilecileri 🙂 Çok yakınları olsa da Türkiyedeki tatları & muhabbetleri yakalamak zor.

      Neler için gidiyorum ?

      *Mobbingsiz, üç kağıtsız, kayırmasız, kölelik sisteminin geçerli olmadığı bir iş hayatı. Cennete gitmiyoruz tabii ama bu saydıklarım Türkiyeye göre oldukça düşük katsayılı olacaktır. Afrikada bile durum böyle 🙂 Türkiyemin vay haline iş yaşantısı konusunda.

      *Dünya vatandaşı olmak / globalleşmek. Dünya İstanbul'dan İzmir'den Trabzon'dan ibaret değil diyenlerdenim. Ölünceye kadar (hayat fani) görebildiğim kadar ülke tanıyabildiğim kadar çok kültür tanımak istiyorum. İmkanlara ulaşma konusunda da ABD 'nin dünyadaki en avantajlı ülkelerden biri hatta belki de en avantajlı ülkesi olduğuna inanıyorum.

      *Ötekileşmenin, toplumsal nefretin, bizden olmayan ölsün-cülerin olmadığı ya da nispeten çok daha az var olduğu bir toplumda yaşamak için gidiyorum. Bu kutuplaşma ve nefretin bir tık fazlası Afrikada da var ve çok yakından gözlemliyorum. Türkiye için de işler iyiye gitmiyor. Bu biriken negatif enerji ve kin gerçekten insanı endişelendiriyor. Günlük hayatımızda (özellikle İstanbul'da) farkında olmadan o kadar fazla strese ve öfkeye maruz kalıyoruz ki o baskıyı hissetmemenin ne demek olduğunu, gerçek rutin hayatın çok daha ferah ve sakin geçtiğini yaşayıp deneyimlemeniz gerekiyor 😞 Ancak o tecrübeden sonra maruz kaldığımız o kötü enerjinin ne kadar rahatsız edici boyutlarda olduğunu anlamak mümkün oluyor maalesef 😞

      *Hobilerime, spora, sağlığıma daha çok zaman ayırabilmek. Evet köleleştirici Türk çalışma hayatında yine maalesef zaman bulamadıklarımız ve belki de insan yaşantısında en önemli yere sahip olanlar... Son 3 yıldır yaşantımdaki en büyük değişimlerden biri kendime ayırdığım zamanın çok ciddi oranda artması oldu. Öyle ki ilk zamanlarda işten sonra ne yapacağımı bilemeyip sıkıldığım günler olmuştu 🙂 Ne kadar kötü değil mi ? Sistem bizi öyle bir hapsetmiş ki aslında normal olanı yaşadığımızda ne yapacağımızı bilemiyoruz. Türkiye 'de çalışırken 6:30 da işten çıkar gününe göre 1-1.5 saat trafiği çeker yorgun argın eve gelir yemek yer duş alır yarım saat göz ucuyla tv ye bakar sızar giderdim. Müdürden de erken çıktım diye trip yemesi ayrıca keyifliydi tabii böyle bir günde 🙂 Şimdi, iş çıkışı sporumu yapabiliyorum. Bazen iş arkadaşlarımla müzik stüdyomuzda provalarımızı alıyoruz. Bazen toplanıp çıkışta iki bira atıyoruz. Ama mutlaka bir şeyler yapmaya vaktim kalıyor 🙂

      Özetle, bu işin eğrisi doğrusu yok kanımca. Herkes farklı bünyelere farklı psikolojilere sahip. Belki de bir kısmımız ben dahil gidip bir süre sonra yapamayacak ve geri döneceğiz. Belki de hayatımızın en güzel dönemlerini yıllarını ve hatta belki de kalanının tamamını orada geçirecek ve daha önce bu hayata başlamadığımız için kendimize kızacağız. Ne olursa olsun kişinin kendini araması ve bulması çok önemli diyorum. Nerede, hangi işte, hangi aşkta, hangi meşgale ile mutluysak orada olmalıyız bence.

      Bu süreç herkesin gönlünce olsun. Sevgiler.

      Yeşilkart (Greencard) ve Göçmenlik içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da İş Arama Süreci ve Tavsiyeler

      @entelman ben bir cok recruiter ile gorusmeme ragmen bir turlu firma yetkilileri ile irtibata geciremediler. Belki de sansim o yonde idi ama is gorusmesi yaptigim (direkt olarak firma yetkilileri ile) tum firmalar benim aracisiz basvurularim sonucunda gerceklesti. En son gorusmemde ise ise alindim. Yani benim kisisel is bulma seruvenimde bir cok recruiter ile gorusme yapmis olmama ragmen tum is gorusmelerim kendi direkt basvurularim sonucu gerceklesti.

      Bu bir baska kisi icin farkli yonde gelisebilir ancak kendi adima direkt basvurularin daha etkili ve cabuk isledigini deneyimledim. (Yaklasik 5-6 firmanin HR ya da teknik mudurleri ile is gorusmesinde bulundum bu surecte)

      Ben sahsen Linkedin 'den eleman arayan firmalarin HR ya da operasyonel mudurlerini listeme ekleyerek ve onlara mesaj atarak ya da teelfonla arayarak is gorusmelerimi ayarladim. Israrci olmaktan cekinmeyin. San Francisco 'dan bir firmanin HR mudurunu aradigimda "direkt aradigim icin kusura bakmayin vs" derken adam bana "sorun yok ben direkt arayanlari daha cok severim" demisti. O anlamda biraz israrci olmak, kovalamak isverene tuttugunu koparan, insan iliskileri ve sosyal guveni kuvvetli imaji veriyor diye dusunuyorum. Nacizhane tavsiyem cekinmeyin kaldirin telefonu arayin, ya da e-mailini bulun mail atin ya da Linkedin'den ekleyin mesaja bogun. Bunu bir cok firmaya yaptiginizda mutlaka bir kac tanesinden donus alirsiniz goreceksiniz.

      İş Alanları ve Meslekler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Hayallerinden vazgeçenler:/erteleyenler

      Ben su esler durumuna geri doneyim hem de konu biraz dagilsin o halde. Sahsi kanaatimce ABD'ye, ya da yurtdisina goc konusunda diyelim daha genel olsun, eslerden birisinin daha az istekli ya da tamemen isteksiz olmasi cok yaygin bir durum. Kendi oykumde de benzer durumlari yasadim.

      Benim yurtdisina cikma, kesfetme ve oralarda yasama hayalim kendimi bildim bileli var. Bu biraz genlerle filan alakali bir durum sanirim. Bu istek ve heyecan ornegin esimde hicbir zaman yoktu ve olmadi. Diger bircok konuda oldugu gibi yurtdisinda yasama anlaminda da esler arasinda bakis acisi farkliliklari olmasi cok dogal bir durum. Bana gore once bunu kabul ederek baslamak en iyisi. Bu dogal bir durum ve bundan dolayi kimse suclu degil. Gitmek isteyen de istemeyen de...

      Burada tabii soyle bir risk ortaya cikiyor. Bir firsat ortaya ciktiginda -green card gibi- verilecek karar eslerden birini daha az mutlu hatta mutsuz edecek. Bu da cok normal bir durum ve kabul edilmesi gerekiyor. Yani isin ozunde bir tarafin daha fazla fedakarlik yapmasi durumu var. Burada karari iyi vermek gerekiyor iste. Kim yapacak fedakarligi ? Kim hayallerine mutluluguna bir sureligine sunger cekecek ? Kalalim diyen mi gidelim diyen mi ?

      Bizim cozumumuz su sekildeydi. Bu bir firsat dedik. Ve bu kararin neticesinde bir tarafin bir sekilde istemedigi bir durumla yola devam edecegiz. Tamam. O halde iki durumu da degerlendirelim. Ilki, firsati degerlendirmeme durumu. Yani green card cikmamis gibi Turkiye'deki olagan hayata devam hali. Cokta degisen bir sey olmayacak fazla konusmaya gerek yok. Ancak bu durumda soyle bir risk var. Yillar sonra birgun hayattan cok bunaldiginiz bir anda "keske gitseydikte oralarda guzel mutlu huzurlu bir yasam kursaydik" dediginiz anda is isten gecmis oluyor. Cok gec. Tren kacti.

      Ikinci durum ise firsati degerlendirdiginiz durum. Atlayip ucaga elinizde valiz ABD'ye iniyorsunuz. Tam filmlerdeki gibi. Korku verici rahatsiz edici bir durum. Cok fazla belirsizlik var. Cok buyuk bir meydan okuma ve sorumluluk altina girme var. Zaten esim de dahil istemeyenleri en cok urkuten ve istememelerine neden olan tam da bu durum. Evet zor bir meydan okuma. Kabul. Insanoglu hayatta kalma icgudusuyle hep az riske yonelir. Guvenligi sever.

      Ama soyle bir kolay yolu var bu durumun. Kimse size "omrumun sonuna dek" diye imza attirmiyor goc kararinizin altina. Donus her zaman acik. Bir ucak biletine bakar. Turkiye orada. Milyonlarca yildir orada duruyor Anadolu. Yakin donemde de bir yerlere gidecege benzemiyor pek. Nolur en fazla ? Sattigin arabani yeniden alirsin, ciktigin isine benzer baska bir ise gene girersin. Hele ki ABD'de bir sure yasamis ve/veya calismis bir kimseyi Turkiye'de havada kaparlar. Hep sunu derim "yurtdisinda gecireceginiz bir gun bile vizyonunuzu fazlasiyla gelistirir. Kisiliginize katkida bulunur." Bunlari soylerken de son 6 yildir yurtdisinda birden fazla ulkerde yasadigimi belirtmeyi unutmayayim.

      Neticede bizim karar asamamiz bu sekilde oldu asagi yukari. Dedik ki firsatlar her zaman gelmez. Yillar sonra ah vah edecegimize simdi daha gencken elimizi tasin altina koyalim. Cok buyuk ihtimalle de bunun karsiligini fazlasiyla alalim. Denemekten zarar cikmaz biraz zorlaniriz ama hallederiz dedik. Zorlaniyor muyuz ? Tabii ki evet. Ben daha tecrubeliyim gecmisteki yasanmisliklarimdan. Esimin ise ilk yurtdisi tecrubesi (gocmek anlaminda). O ilk haftalarda hayli zorlandi yalan degil. Yeri geldi agladi sizlandi. Umutsuzluga kapildi(k). Ama ikimizde "donuyoruz" demedik su ana kadar. 5-6 aydir buralardayiz hala 🙂 Bir sekilde devam ediyor hayat. Ve suan durup baktigimda agladigimizdan cok gulmusuz bu surecte. Demek ki iyiye gidis var. Cevremiz olusmaya arkadasliklar kurulmaya baslandi. Isler gucler yerine oturdu. Dil problemleri hizla en alt seviyelere dogru iniyor. Bunlar inanilmaz seyler. Bunlar iste o bahsettigim vizyon kaynaklari. Sizi gelistiren, buyuten, donanimli hale getiren yasanmisliklar. Bunlari Turkiye'den oturdugunuz yerden milyon dolarlar verseniz satin alamazsiniz. Bunlari ancak o "konfor alanindan" cikarak cesaret edip deneyimleyerek elde edebilirsiniz.

      Cokca soylendigi gibi kultur soku zor bir surectir. Kisiye gore degisse de hemen hemen herkes cok zorlanarak atlatir bu durumu yurtdisina yerlestiginde. Kimisi atlatamaz ve doner. Bu da bir erdemdir ve takdire sayandir. Ancak o ilk soku atlattinizmi eger, iste o zaman degmen benim keyfime... Ben bunu bir kac kere farkli tecrubelerimle farkli zamanlarda yasadim. Esim ilk kez yasiyor ve elinden geleni yapiyor. Birlikte yapiyoruz. Ben de zorlaniyorum tabii ki. Biz daha cok istedik diye biz hic mi zorluk cekmeyecez ? Cekiyoruz elbet. Ama biraz daha kol kanat geren biraz daha yol gosteren oluyoruz ziyadesiyle. Eee bu kadar da olsun. Hayallere ulasmanin bedelleri vardir.

      Hayat bir yolculuk. Nereye vardiginiz degil nasil yol aldiginiz onemli. Atilan her adimin bir manasi bir amaci var. Her adim geleceginizi bir sekilde bicimlendiriyor. O bakimdan biz suan icin adimlarimizi atmaya ve o adimlarin tadini cikarmaya odaklandik. Su an attigimiz adimdan sonrakileri cokta fazla hesaplamak kitaplamak istemiyoruz. Ne demisler "kervan yolda duzulur" Bazen kervani biraz yolda duzmek gerek. Cok fazla plan program yaparsaniz o Turkiye'den kalkan ABD ucagina binmek pek kolay olmuyor maalesef. Ama dedigim gibi donus her zaman mevcut. Istemeyenlere duyurulur 🙂

      Göçmenlik Sohbetleri içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da ikinci el araba almak

      Arkadaslar degerli bilgiler icin tesekkurler. Kisaca dun aksamki araba satin alma hikayemi paylasayim o halde;

      Tampa 'da bulunan bir Toyota bayisi Cortesy Brandon'daki bir iki tane Corolla dikkatimi cekti. 2018 model 4.000 miles CarFax raporlari saglam kazasiz vs. Yani araclar sifira yakin duruyordu. Ilan fiyati olarak 15.700 usd gibi bir rakam yazmislardi ve esimle beraber atladik gittik. Bu arada arac Toyota garanti kapsaminda (7 yil, 100.000 miles)

      Oncelikle aracin caminda 17.700 USD yazdigini gorduk 🙂 Ilk sok. Neyse akabinde satis elemaniyla (Perulu genc bir hanim ablamiz asiri aksanli ingilizcesiyle ama bilimum sevecenlikle) makara kakara ve sonrasinda 5-10 dakikalik bir test surusu. Araci almaya karar verdik.

      Dedik bize ne olur 🙂 Onumuze bilgisayar ciktisi bir kagit geldi ve ikinci sok ! 15.700 usd uzerine vergi, teslimat ucreti, temizlik ucreti vs vs. 4-5 kalem daha eklenmis ve fiyat yeniden 17.500 lere firlamis 😕 Daha once boyle bir sey okumamistim acikcasi forumlarda vs. Neyse dedik ki biz bu parayi veremeyiz. Bizim butcemizi asar. Ne kadar verirsiniz dediler 🙂 Aslinda stratejiyi cok iyi anliyorum keza ben de kendi is yerimde benzer satis taktiklerini uyguluyorum. Once arttir sonra azaltip pahaliya razi et 🙂

      Neticede 3-4 kez durma asamasina gelen pazarliklar, satis mudurunun 2 kez masaya gelip ayrilmasi, teklif kagitlarinin bir kac kez yeniden yazdirilmasi sonucunda 16.200 usdde el sikistik. Akabinde hemen bir bilgilendirme kagidi verdiler ve sigorta isini halledin dediler.

      Geico iyidir dediler daha once de ismini duymuslugumuz oldugundan kaldirdik aradik. Uzunca bir telefon konusmasi oldu. Sanirim yarim saatten fazla surdu. Sorular bilgiler vs. O sirada esimin telefonundan application indirdik oradan e-imzalar vs. Boyle bir durumda yaninizda bosta bir akilli telefon bulundurmanizi tavsiye ederim.

      Dealerdan gelen tavsiye uzerine sigortaciya yalnizca "Liability ve Uninsured Motorist" coverage istedigimizi soyledik. Diger coveragelari simdilik almadik. Buna ragmen 233 usd gibi aylik bir sigorta ucreti cikti 😕

      Fazla dagitmadan, sigortanin onaylandigina dair onay sayfasini dealera verdik ve ciktisini aldilar. Simdi dediler haydi bakalim odeme safhasina 🙂 En sevdigim. Gectik bir muhasebe ofisine. Baska bir beyefendi geldi. Turk bir arkadasi varmis. Tufan. Tufan cok deli cocuktur vs. anlatti anlatti. O sirada sanirim 50 civari imza attik belgelere. Inanin hic bir fikrim yok. Okumaya kalksama sabaha karsi halen imzaliyor olurduk 🙂 Vee ucuncu sok ! Demez mi 7 yillik Toyota garantisi icin 1.300 usd rica edeyim 🙂 Agzim burnunm segirmeye baslamisti sinirden 🙂 Kardesim dedim sakince 🙂 "Satis elemaniniz araci satarken 7 yil garantili satiyor nasil oluyor bu ?" O dedi "powertrain" garantisi. Ben dedi "bumper-to-bumperdan" bahsediyorum. Neyse acti bir ton kataloglar resimler vs. Neyse bumper-to-bumperi daha once sagda solda okumus ve insanlarin tercih ettigini gormustum. Hatirladigim kadariyla da 1.500 usd tarzi fiyatlardan bahsediliyordu. Netice de ben de 1.300 daha ekleterek toplam out-to-door fiyati 17.500 usdye anlasmis oldum.

      Notlar;
      1- Pazarlik imandan gelir 🙂 Pazarlik yapmasak, pasif bir kabul anlayisi ile alisverisi tamamlasak saniyorum yaklasik 1.500 usd daha fazla odemis olacaktik.
      2- Sahsi cek kestik. Kabul ettiler. Her dealer farkli yontemler izliyor saniyorum. Bir baska dealer cashier check olmadan olmaz demisti.
      3- Tittle, registration, plaka islemlerinin hepsini onlar halletti. Fiyata dahil oldugunu soylediler. Baska yerlerde farkli uygulamalarin oldugunu duydum.
      4- Arac full depo benzinle geldi. Sifir araci bile icinde yarim litre benzinle satan Turk arac satis firmalarina buradan selam olsun 🙂
      5- 7 yil 100.000 miles bumper-to-bumper warranty almama ragmen yag, filtre degisimleri gene serviste para ile olacak. Koparmaya calistim ama yemediler 🙂
      6- Sigorta ile ilgili gitmeden coverage itemleri iyice arastirin derim. Acikcasi ben hazirliksiz yakalandim ve dealer satis mudurunun yonergelerine uydum. Ancak yine de collusion coverage vs. almak gerekli olabilir diye dusunuyorum. Ya da arac calinirsa vs. suan icin kapsam disi sanirim. Emin degilim. Uzerinde biraz calisacagim ve ona gore yeni fiyat teklifi alacagim. Aradaki fark cok yuksek degilse riske girmeye gerek yok diye dusunuyorum.
      7- SSN numaram henuz gelmedi. Green cartim elimde. Kredi skorumuz haliyle yok. Nakit odedigimiz icin sorun teskil etmedi. Ancak satici finance yapamayacagimizi net bir sekilde ifade etti pazarliklara baslamadan once.

      Benim hikayem asagi yukari bu sekilde gelisti. Daha sonra aklima gelenler olursa editlerim. Selamlar.

      Ehliyet ve Araba içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da İş Arama Süreci ve Tavsiyeler

      @redsat2000 Suvari Bey cabanizi takdir ediyor ve genclere ornek olmasini diliyorum. ABD'de cabalayipta istedigini elde edemeyen yoktur diyorum bir adim ileriye goturerek.

      "Uc noktalar beni buluyor" olayi biraz da bizim denizcilik sektoru ile alakali diye dusunuyorum 🙂 Normal kavrami maalesef bizim sektorde yok 🙂

      Daha once de size belirttigim gibi kisa bir sure icinde cok iyi yerlere tirmanacaginizdan suphem yok keza Amerika'da denizcilik sektorunde yetismis profesyonel acigi had safhada.

      Mektup olayini bazi okuyan arkadaslar cok garipseyebilirler belki ama burada bu tip seyler cok olagan ve bir "vatandaslik hakki" olarak goruluyor. -Vatandasliga burada resident anlamini da katiyorum.- Iste tam da bu yuzden bu ulkede yasiyorum. Insana deger, kim olduguna bakmaksizin karsisindakini dikkate alma gibi medeni geleneklerden oturu. Tabii ki bir Iskandinav ulkesi kadar degil ama yine de Turkiye'nin maalesef cok ama cok onundeler bu konuda.

      İş Alanları ve Meslekler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder

    filth_grinder tarafından gönderilen son iletiler

    • RE: Mortgage Kredisi ile Ev Sahibi Olmak

      @crazycells, siz bankaya (ya da mortgage sirketine demek belki daha dogru) down paymenti yatiriyorsunuz kredi onaylandiktan sonra. Company toplam parayi ev sahibine gonderiyor ve closing islemlerine baslaniyor.

      Closing fees, agent fees vs. gibi odemeler mortgage toplamina dahil edilebiliyor. Ancak renovation masrafi adi altinda mortgage toplamina eklenebileceginden emin degilim. Down paymenti dusuk tutalim elinize kalan nakitle renovation yaparsiniz diyebilirler belki.

      Banka approval asamasinda eve ekspertiz yaptiriyor ve civardaki diger benzer evlerin son donem satis fiyatlarini da emsal alarak bir rayic bedel cikariyor. O bedelin uzerine mortgage yapilamiyor diye biliyorum. Is ekspertizin raporunda bitiyor yani.

      Emlak içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da Yaşanacak Eyalet ve Şehrin Seçimi

      @RoadtoNewLife Florida’yi dusunun derim. Ozellikle suburb yasami gayet hesapli ve keyifli olabiliyor. Havasi suyu dogasi cok guzel. Ekonomik bir eyalet. Baslangic icin iyi bir secenek oldugunu dusunuyorum. Bir kac yil sonra iyice adapte olduktan sonra daha cazibeli daha cok firsatin oldugu eyaletlere gecis yapilabilir ama dedigim gibi baslangic icin Florida kolay ve keyifli bir eyalet.

      Eyaletler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Healthcare, Obamacare, Sağlık Sigortası

      Yeni baslik acmayayim buraya yazayim kalabalik olmasin. ABD'de check-up sistemi nasil calisir ? Yani TR'de iste ozel hastanelerin check-up paketleri vardi onlardan secip yilda bir check-up'a girerdik tepeden tirnaga. Burada bu sistem biraz daha farkli anladigim kadariyla. Tecrubesi olan arkadaslar yazarsa sevinirim. Nasil bir yol izlenmeli ? Aile hekiminden randevu alip check-up talebi mi yapilmali ? Tesekkurler simdiden...

      Sağlık içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: İyi ki doğdun Kadir Zora!

      Nice yaşlara olsun. Sağlıkla huzurla...

      Gündem ve Sohbet içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da İş Arama Süreci ve Tavsiyeler

      @HockeyUmpire2 hayirli olsun. Gayet guzel gidiyor durumunuz. Ucretler ve sartlar ile ilgili ben Glassdoor.com ' u kullaniyorum. Orada bir cok sirketin sagladigi benefitleri, ortalama maaslari (saat ucretlerini), job-interview hikayelerini bulabilirsiniz.

      Sizin gorustugunuz firma yoksa bile muadili mutlaka cikacaktir. Haliyle ucretler ve benefits asagi yukari benzesir diye dusunuyorum.

      İş Alanları ve Meslekler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Florida

      @Taurus La Groce 'a bakicam hocam. Cok sagolun.

      Aslinda alternatiflerim arasinda Davie, Cooper City taraflari da var. Sirkette beraber calisacagimiz arkadas orada yasiyor ve gayet memnun. Suc orani dusuk, okul puanlari yuksek havasi suyu guzel yerler diyor. Ancak commuting problemi var iste. Downtownda calisacagimdan bir saate yakin sabah-aksam yol katetmek gerekecek.

      Florida içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Florida

      @Taurus Brickell'deki residence daireleri ilgimi cekiyor. Bilginiz var mi bolgeyle alakali ? Suc orani yuksek gorunuyor Trulia'da vs ancak binalar da 7/24 guvenlikli & consierge tarzi sunuluyor.

      Florida içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da İş Arama Süreci ve Tavsiyeler

      @redsat2000 Suvari Bey cabanizi takdir ediyor ve genclere ornek olmasini diliyorum. ABD'de cabalayipta istedigini elde edemeyen yoktur diyorum bir adim ileriye goturerek.

      "Uc noktalar beni buluyor" olayi biraz da bizim denizcilik sektoru ile alakali diye dusunuyorum 🙂 Normal kavrami maalesef bizim sektorde yok 🙂

      Daha once de size belirttigim gibi kisa bir sure icinde cok iyi yerlere tirmanacaginizdan suphem yok keza Amerika'da denizcilik sektorunde yetismis profesyonel acigi had safhada.

      Mektup olayini bazi okuyan arkadaslar cok garipseyebilirler belki ama burada bu tip seyler cok olagan ve bir "vatandaslik hakki" olarak goruluyor. -Vatandasliga burada resident anlamini da katiyorum.- Iste tam da bu yuzden bu ulkede yasiyorum. Insana deger, kim olduguna bakmaksizin karsisindakini dikkate alma gibi medeni geleneklerden oturu. Tabii ki bir Iskandinav ulkesi kadar degil ama yine de Turkiye'nin maalesef cok ama cok onundeler bu konuda.

      İş Alanları ve Meslekler içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Amerika'da Green Cardla Yaşayanların Tecrübeleri

      @caglaror hocam Black Mirror dizisinin son sezonunda bir bolum var. Adam Uber soforu ve bir sirkette calisan kisiye ulasabilmek icin surekli sirketin onunden musteri aliyor.

      Izlerken aklima gelmisti aslinda iyi taktik. Dizide tabii amac farkli ama is kovalamak icin de cok mantikli geldi bana. Hangi sirkette calismak isteniyorsa o sirketin onunden musteri alip sohbet etmek. Mutlaka biseyler cikar diye dusunuyorum bu sekilde...

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder
    • RE: Florida

      @vermaynen Boca Raton 1 saati asiyor bildigim kadariyla commuting 🙂 Yine de oneri icin tesekkurler.

      Florida içinde yayımlandı
      filth_grinder
      filth_grinder