Herkese merhaba,
4 Mayıs 2024 tarihinde DV2025 talihlisi olduğumu öğrenmeden önce, hayatımın bambaşka bir yöne evrileceğini bilmiyordum. Sonuçların açıklanmasının üzerinden neredeyse iki hafta geçmişti ama elim hâlâ sonuç sayfasını kontrol etmeye gitmiyordu. O uğursuz “Not Selected” yazısını görmekten öylesine korkuyordum ki, içimdeki umudu diri tutmak için çabalıyordum.
Sonuçları kontrol etmeden bir gün önce, akşam yemeğinde arkadaşlarım tanıdıklarının Viyana’daki amansız mülakat maceralarını anlattığında hiçbir anlam verememiştim. O gecenin sonunda eşim iş gezisindeyken, kızımla birlikte sonuçları kontrol etmeye cesaret ettim. Açılış sayfasındaki “Tık”ı kızım yaptı. Karşıma çıkan ekranı anlayana kadar yaklaşık 20 saniye, “Selected” kelimesini doğru okuduğumu teyit etmem ise en az 2 dakika sürdü. Sevinç çığlıklarım küçük kızımı ağlatmıştı. Ne olduğunu anlamasa da, onu teselli etmek yerine, hayatımızın en büyük hediyesini bize armağan ettiğini söyleyerek eşimi aradım. Onun o an haberi nasıl karşıladığını göremedim ama iş arkadaşlarının yanında olduğu için sevincini içine atmak zorunda kaldığını, eve döndüğünde öğrenecektim. Bu arada kızımı öpüp bize nasıl bir hediye verdiğini ona öpücükler ve teşekkürler vererek hissettirmeye çalıştım.
DV2025 sürecimiz başlamıştı. Birkaç gün içinde Yeşilkart Forum’u keşfettim. Okudukça, birkaç yıl önce greencard kazanmış bir arkadaşımın “Abi senin numara çok iyi, Şubat-Mart gibi randevu kaparsın” sözlerinin aslında ne kadar iyimser olduğunu anladım. Ankara’dan mülakat alma ihtimalimin çok düşük olduğunu kavramam ise bir günümü aldı. Hayallerin yerini hüzün aldı, hüznün yerini büyük bir umutsuzluk… Çareyi başka konsolosluklarda aramaya başladık.
Karadağ oturum izni peşine düştüm, Riyad’ta bir iş görüşmesine gittim. İşten nefret etsem de, dosyamı taşımak için kabul etmeyi bile düşünmüştüm. Ancak kısa süre içinde öğrendim ki, Belgrad oturum izni olmadan gelenleri kabul etmeyi bırakmıştı ve Riyad da EU kategorisinde vize dağıtmıyordu. Tam umutlarımız tükenirken Ağustos ayında tarihi bir değişiklik yapıldı: Oturum izni olmasa bile farklı bir konsoloslukta mülakata girmenin önü açılmıştı.
Herkesin dosya taşıdığı Viyana ve Bangkok gibi konsolosluklardan uzak durup, daha sakin olan Paris gibi yerleri düşünürken, sevgili @gucarslan ın “Viyana’dan kabul alırsanız tek derdiniz schnitzel nerede yiyeceğiniz olsun” demesiyle kararımı verdim. İlk iki başvurum olumsuz sonuçlandı. Forumda herkesin vurguladığı “sadelik” prensibini uygulayıp sadece “Dosyamı Viyana’ya taşır mısınız?” diye yazdığımda olumlu yanıt aldım. İşin en kritik kısmı çözülmüştü.
Sonrası hazırlıklarla geçti. Eksik aşılarımızı tamamladık, belgelerimizi toparladık. Kasım ayında, 2 Ocak için randevu aldığımızı öğrendiğimde hem sevinç hem de burukluk yaşadım. Viyana’da yeni yıl döneminde otel bulmak çok zordu ama randevuyu ertelememek için çabaladım. Sağlık muayenemizi Dr. Molnar’da yaptık, burada sevgili @sevdemimi ve ailesiyle tanıştık. Röntgen için yönlendirildiğimiz klinikte küçük bir yazım hatası dışında her şey sorunsuzdu.
Mülakat günü geldiğinde konsoloslukta Türkiye’den 5 aile vardı. Vizelerini alamayan bir aile için üzüldük, yeni doğan bebeğini Türkiye’de bırakıp gelen çiftin vizesi ile sevindik. Biz de vizemizi alarak o kapıdan çıktık. Mülakat soruları oldukça basitti: “Neden Houston?”, “Planınız nedir?” gibi… Ertesi gün pasaportlarımızı vizeli şekilde teslim aldık. Alize Hanım ve diğer çalışanların ilgisiyle çok güzel bir tecrübe yaşadık.
Başta bu süreci yazıya dökmeyi hiç düşünmemiştim. O kadar Viyana deneyimi arasında benim yazımın bir anlamı olmayacağını düşünüyordum. Ancak dün DV2025’te yapılan değişikliklerin DV2026’da devam etmeyeceğini öğrenince, yaşanılan hiçbir deneyimin boşuna olmadığını, bir başkasının yolunu aydınlatabileceğini daha güçlü hissettim.
Umarım DV2026 ve sonraki dönemler, belirsizliklerin değil umudun hakim olduğu süreçler olur. Umarın kimse inancını kaybetmez her yılın dinamikleri kesinlikle farklı ve bu süreç devam etmeden hiç bir şekilde belli olmuyor.
