Selamlar herkese, öncelikle @UfukD abi sürecin teferruatına değindiği için ben çok ayrıntıya girmeyeceğim, ona da yazısından dolayı teşekkürler. Sadece dikkat ettiğim birkaç husus var onlara dikkat çekmek istiyorum. Daha önceki mülakat deneyimlerinden okuduğumuza göre gayet kısa bir süreç olması gerekiyordu ancak 20 kişilik bir öğrenci vizesi grubuyla karşılaştık hem bu nedenle hem de mülakat sürelerinin uzaması nedeniyle 2 saat kadar toplam konsoloslukta kaldık. Hiçbirimizin mülakatı 3-5 dakika sürmedi. 10 dakika kadar sürdü. Özellikle sağlık konusunda benimkine şimdi dikkat etmenizi istiyorum. Çünkü benim doğuştan sağ böbreğim yok, buna bağlı hipertansiyonum var, ayrıca kilo problemim de var. Sağlık sorunu veya kilo problemi olanların içi ferah olsun çünkü "pause" durumu olmasaydı şuan vizem basılıyor olacaktı. Her neyse, 13 ocaktaki mülakatımız için zaten daha önceden forum üzerinden tanışmış olduğumuz kişiler ile 4 kişi bekar, 1 aile şeklinde sabah 7 sularında konsoloslukta olduk. 5 türktük ancak bir veya iki tane de iranlı aile giriyordu. (Greencard mı emin değilim ancak gördüğüm bizimle aynı prosedürler işleniyordu.) Saat 8'e doğru içeri alınmaya başladık. Ankaranın ayazına alışkın olmayanlar için dondurucu soğuk oluyor, lütfen ona göre giyinin. Güvenlik sürecinden geçtikten sonra mülakatın yapılacağı binaya gittik ve burda ücret ödememizi gerçekleştirmek için sırada beklerken ufuk abi benim önümdeydi, kartla ödeme yapmak istedi, veznedeki görevli deniyor ancak ödeme alınamıyor. BU NEDENLE KESİNLİKLE 330 DOLAR KADAR YANINIZDA NAKİT GETİRİYORSUNUZ! Zaten o ana kadar aksilikler devam ediyor. Veznedeki para sayma makinesi bozuluyor, takılıyor, 10 dakika onu bekliyoruz. Yani anlıyacağınız o dakikalar biraz sancılı geçiyor. Neyse bir şekilde hallettik sonra nakit 330 dolarımı ödedim ve sıra numaramı aldım. Ardından bu numara ile belge teslimine geçtim. Benden istenen ve teslim ettiğim belgelerim; üniversite diplomalarımın aslı ve aslı gibidir fotokopileri, vukuatlı nüfus kayıt örneğim, pasaportum, 2 adet 5x5 fotoğrafım, ingilizce arşivli adli sicil kaydım, askerlik durum belgem, sağlık raporum ve dolar hesabımın 6 aylık dökümü. Formül a belgesinin gerek olmadığını söylediler. Bu belgeleri verirken güzel, sıralı bir dosya hazırlayıp gidin. Veznedeki görevli istedikçe çıkarır verirsiniz. Belgeleri teslim ettikten sonra mülakat için beklemeye koyulduk. Önümüzde 3 kişilik bir aile olan cafer abigil girdi. Onların mülakatını dinlerken beni en sondaki vezne mülakat için çağırdı. Hanımefendi güler yüzlü bir şekilde karşıladı. Ben de gayet sakin ve güleryüzlüydüm, sağlığımla ilgili sorulara kadar...🥲 Her neyse direkt mülakata ingilizce girdi. Ben de hiç bozuntuya vermedim ingilizce konuşmaya başladık. Ancak ingilizcemin iyi olmadığını belirttim, gayet iyisin diyerek bana gaz verdi.
Mülakatımın yüzde 80i ingilizce tamamlandı. 10 dakikaya yakın sürdü. İlk sorduğu soru diplomalarımla ilgiliydi. Derecelerimin ne olduğunu sordu, ben de önlisans derecesi olduğunu söyledim. Daha sonra amerikadaki planlarımı sordu. Ben de sağlık mezunu olduğumu, denklik süreçlerimi tamamlayıp sağlıkçı olmak istediğimi belirttim. Onaylar bir yüz ifadesi vardı. Mevcut mesleğimi sordu öğrenci olduğumu söyledim. Daha sonra banka hesap dökümümü ve imza sürküsünü inceledi. (Bunların hepsini görebiliyorsunuz, sadece arada camekan var.) Sağlık raporuma gelince uzun uzadıya baktı. Zarfın içindeki raporu birazcık görme şansım oldu. İki sayfalık bir rapordu, üstte aşılarım yazıyordu. Altta doktorun raporlaması vardı. Onu okuduktan sonra kalktı ve yüksek ihtimal böbreğimle ilgili arkada birilerine bir şey sordu. Çünkü döndüğünde bana yine ingilizce bir şekilde tek böbrekliliğimin çalışmama engel olup olmadığını sordu. Ben de halihazırda kontrol altında olduğumu ve daha önce birçok kez staj yapıp, çalıştığımı ifade ettim. Tamam dedi ve bilgisayara bir şeyler yazmaya devam etti. Hastalığım için ilaç kullanıp kullanmadığımı sordu. Ben ilk başta yanlış anladım ve hayır dedim. Daha sonra evet ilaç kullanıyorum dedim. Anladım sorun yok dedi. Ama kadın türkçe anlıyor ama konuşamıyor. Ben ingilizce az konuşabiliyorum ama anlamam iyi. Saçma sapan bir durumun ortasındayız. İkimiz de gülüyoruz habire
ama bir şekilde anlaşıyoruz. Gösterdiğim adresin kimin olduğunu sordu. Arkadaşımın ablasının dedim. Daha sonra son notlarını alıp. Mülakat boyunca gayet mutlu olan kadın üzgün bir şekilde ap kağıdını (meşhur sarı kağıt) alıp: "Son süreçlerden haberin vardır. Haberleri takip et. Süreçte değişiklik olursa iletişime geçebilirsin. Ancak lütfen ondan önce bize bilgi için mail yollayıp durma. Biz sana dönüş yaparız." dedi. Teşekkür ettim. O da bol şans diledi ve kağıdımı alıp vezneden ayrıldım. Bu arada diplomalarımın aslını ve pasaportumu da geri vermişti. İngilizce, arapça, farsça ve türkçe girebiliyorsunuz. En iyi diliniz hangisiyse onla girin derim.
Umarım hata etmemişimdir çünkü hatalı kelimeler kullandım (him yerine her falan gibi basit hatalar). İngilizcem çok iyi olmamasına rağmen o an gerçekten özgüvenle kuramayacağım cümleler kurabildim. Kendime halen şaşıyorum. Ancak süreci bu şekilde tamamlamış oldum. Anlıyacağınız herkes çok nazik ve yardımsever, yalan beyanda bulunmayın ve sakin olun. Gerekli hazırlığı yapıp konsolosluğa giderseniz hiçbir sorunla karşılaşmazsınız. DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİĞİM NOKTALAR ŞUNLAR:
1- Sürecin ne olacağı belirsiz olduğu için konsolosluktaki herkesin kafası karışık, ne yapacaklarını onlar da bilmiyorlar.
2- Dosyaları daha önceki mülakatlara göre daha fazla inceliyorlar, daha uzun sürüyor ve daha çok soru soruluyor.
3- Kamu yükü adı altında yapılan açıklama, sağlık problemi olan kişiler için eğer çalışabilcek durumdaysa sorun edilmiyor. Edilseydi bana direkt red vermeleri gerekiyordu. Sağlıkçıya talep olduğu için ben anestezi ve radyoloji mezunu olduğumdan da yırtmış olabilirim bilmiyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar. Ayrıntı vermicem dedim ama uzadı, söylemem gerekenleri söylediğimi düşünüyorum kusura bakmayın. Buradan veya özelden istediklerinizi sorabilirsiniz, yanıtlamaktan memnuniyet duyarım. Unutmuş olduğum bir yer varsa ekleme yapıcam. Umarım herkes kısa zamanda hayallerine kavuşur. 