• Kategoriler
    • Güncel
    • Popular Topics
    • Best Posts
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Arama
    • Kayıt Ol
    • Giriş
    1. Ana Sayfa
    2. sir.altan
    3. En İyi
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    S Çevrimdışı
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 16
    • Konu 10
    • İleti 1,083
    • Gruplar 1

    İleti

    Güncel En İyi Tartışmalı
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .....kulakligimi taktim muzigimi baslattim kahvemi yudumlarkende bir seyler yazmayi dusunuyorum

      ...victoria eyaletinde great ocean road diye bir yol var galiba 250 km uzunlukda dunya savaslarindan geri donen askerlere is ciksin diye hukumet kazma kurekle bu yolu yapmayi dusunmus,yol deniz kenarindan gider cok virajli ve zik zak lidir,bu yol uzerinde 12 apostles adli deniz icinde erozyon erimesiyle kalmis kayalar vardir doga harikasidirlar,2003 veya 2004 yilinda bu kayalari gormek icin yola cikmistik ,yolda program degisince rotayi baska yone cevirmistim...

      ..2008 yilinda bu yarim kalmis geziyi tamamlamak icin yola ciktim tabi hatunda yanimda anca beraber kanca beraber,bu defa melbourne sehrinide gormeyi plana kattik.
      dusuk km li kendi aracim var dual cab toyota, luzumlu esylari yukledikten sonra sabahin erken saatinde yola ciktik,trafik uyanmadan yol almak iyi oluyor,ilk etap yass kasabsinda mola vermek oldu, bir bardak cay bir iki dilim sandovic,petrol tankini full yaptik yola devam yine yol uzerinde hollbrook diye kucuk bir kasaba var,ordada biraz mola verdik.bu defa kucuk digtal kameram vardi onu aldim,durdugum yerlerde bir hayli resim cektim,malum country yollarinda gorulecek fazla bir sey yoktur,bir sonraki durak shepparton kasabasi, daha evvelki gezimde burda iki gece konaklamistim sydneye 700 km uzakta ve victoria eyalet sinirlari icinde melbourne sehrine 125 km uzakta,domates yetistirilen bir tarim kasabasi,, yine ayni karavan parkina girip iki geceligine kabin kiraladim bu defa kabin fiati 75 dolar olmus...

      .....iki gece burda kaldik gorulecek cok bir sey yok, yakinda bir alis veris merkezi var bir iki sefer oraya gittik,dinlendik bol bol yuruyus yaptik,yine saatimiz geldi, sabahin er saatinde yola koyulduk,gidecegim yer deniz kiyisinda apolla bay diye bir kucuk kasaba,haritalara bakip oyle organize yapmistim,,,,, bir yerde yolu bos bulup gaza yuklendim, 140 km ye gelince araba sarsilmaya basladi, ticari araba sedan gibi olmuyor,, melbourne sehrinin disindan gectim ilerde yine victoria eyaletinin ikinci buyuk sehri olan geelong sehri var bunuda by-pass yaptim deniz kenarinda lorne diye sirin bir kasabaya geldik, bir taraf carsi karsisi plaj kimi agac altinda pik nik yapiyor kimi denizde yuzuyor,mevsim ilk bahar bazilari sezonu erken acmis olmalilar.

      .....shepparton kasabasinda depoyu doldurmustum benzinin litresi 1,44 dolardi, bu kasabaya geldik benzin 1,64 olmus ilk defa bu kadar pahali benzin aldim,zaten mecburuz buyuk sehir degil benzin istasyonlari nadir olarak bulunur nerde bulursak mecburen alacagiz....lorne de biraz dinlendik galiba oglen yemegi yedik yola devam.
      ..lorne den apollo bay cok uzak degilmis ama virajli ve zik zakli yollar onune agir bir kamyon veya yasli bir sofer duserse kagni arabasi gibi gideriz,bazen km 100 olur bazen 40 a duser, torquay diye bir yerden gectik galiba meshur yol burdan basliyor,,,,, daha ilerde meshur bell beach var,dunyaca meshur plaj bazen dunya surf yarismalari burda yapilir,tabelayi gorunce cektim kenara bell beach a bakiyorum, tabi biz tepedeyiz asagi plaja inmek icin epey bayir inmemiz lazim,bir kac kisi surf yapiyordu,uzaktan bir kac resim cektim ve yola devam ettim,,,,shepparton ile apolla bay 375 km imis, ogle saatlerin i gectikten sonra apolla bay denen yere geldik kucuk bir balikcilik kasabasi, daha evvel bir karavan parkina telefon edip fiat ogrenmistim,buldum karavan parkini yine kucuk bir kabine yerlestik, burdada iki gece kalacagiz,girdik kabine esyalarimizi yerlestirdik, tabi kendi tenceremiz tavamiz caydanligimiz battaniyemiz carsafimiz var,boyle yola cikacagimiz zaman hatun her seyi arabaya doldurur.

      ..apollo bay kucuk bir yer uzun bir iskelesi var bir kac motel var iki dukkan bir veya iki super market,fazla yerlesim yok, kafa dinlemek icin bire bir yer,epey yuruyus yaptik ,iskele uzerinde tel sepetler var galiba istakoz yakalamak icin filan bir ikide balikci teknesi gorduk.bu bolgede bir selale varmis ama geri dondukten sonra ogrendim orman icinde gezilecek yerler varmis.bir dukkanda kucuk model eski minibus volkswagen gordum aldim kapilari filan aciliyor.bir kac yill evvel oglum babalar gununde ayni volkswagenin logo sundan alip bana hediye etti, o kadar cok parca varki benim toplayip araba haline getirmem cok zor yine ogluma verip sen bunu yap ve oyle getirdedim, logo olmasina ragmen o kadar orijinal yapmislarki hayran olmamak elde degil. apollo bay da gordugum her seyin resmini cektim

      ..arkasi yarin gelir ilgi duyup okuyanlara tesekkur ederim.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      eh bu gun bu geziyi bitirelim,daha sonra neler yazabilirim kendimde bilmiyorum...

      ...bir sehire ilk defa gidiyorsaniz sehir ilk anda bir hayli renkli gorunur.bende tramvay icinde saga sola bakip melbourne sehrinin gobegine giderken sanki her taraf cok renkli gorunmustu.... sehir merkezinde tramvaydan indik, biraz carsilari dolastik,hep ayni seyler,ayni magazalarin subeleri, degisik bir sey yok, sehir icinden deniz suyu nehir gecer yarra river derler,biraz kenarinda yuruduk, nehir gezisi yapan tur tekneleri var,once binmeye niyetlendik sonra vaz gectik,yukarlarda bir pazar yeri varmis galiba her gun acik, gittik pazara, malum ordada hep ayni seyler,pazarciligin tadini iyi bilirim, alacagimiz bir sey yok,melbourne sehrinin gobegini gorduk,vakit olsa gezilecek yerleri vardir ama sydney gibi guzel yerleri yok, sydneyin plajlari omre deger.....

      .....bir yerde macdonald a girip bir seyler yedik ondan sonra tramvaya binip son duraga geldik burdan otobuse binecegiz,once biraz carsiyi dolastik, turk donercileri filan var turklerin cok oldugu bir bolge, alacagimiz bir sey yok,otobus duragina gittik otobuse bindik, son duraga geldik otobus son durak dedi,yalnis olacak karavan parki vardi filan dedim,sokagin kosesini don park orda dedi sofer.kabinde her sey var kendin pisir kendin ye gibi,aksamdan yarinki yemegimiz piser,yollarda disardan bir sey yemeyiz.
      .....sabah oldu yola cikmamiz lazim, geri donusum tamamen sahil yolundan olacak,buralarda cok kasabalar var, bazi kasaba veya muhit diyeyim deniz kenarinda, ana yoldan ayrilip gitmek lazim.melbourne den sahil yolundan sydney 1030 km o kadar geri donus yolumuz var....park ofisine gittik anahtari verdik,ben sahil yolundan gitmek istiyorum princes hwy a nerden cikarim diye sordum ofisteki bayan bir harita cikardi, uzeri markalanmis haritayi bana verip bu isaretlenmis yollardan gideceksin dedi, eyvallah dedik, guzel bir sey insanlara yardimci oluyorlar,haritayi koyduk hatunun kucagina,ciktik yola en son yerlesim yeri frankton diye melbournenin kiyi bolgesi, haritaya baka baka o cadde senin bu cadde benim,bazi yerlerde bir iki yalnis donus yaptik, bir hayli uzun yolmus,nihayetinde bir numarali ana yol princes hwy e ciktik,yol guzel 100-110 ile gitmeye basladim 300 km yapinca durup kahvemi ictim arabanin deposunu doldurdum, gozler biraz dinlenmis oldu,bir iki dinlenmeyle 550 km yol yapip eden diye bir balikci kasabasina geldik,kucuk sirin bir yer, karavan parki buldum iki gece kalacagiz dedim yine bir kabin verdiler,burasi da pek duzenli bir yer degildi,kapisi acik bir park, bazi karavan ve kabinlerde devamli yasiyanlar var,birde sanki kus cenneti, rozella diye kuslar var insanlara alismislar avucumuzu acsak gelip konacaklar,renkarenk cok tatli kuslar,benim evin bahcesinede gelirler, yerlestik dinlendik braz carsiya ciktik,bir kac aborgine yerlisi gordum,bazi evlerde odun sobasi yaniyor dumandan belli, ic bolgelerde insanlarin cogu hala odun sobasi kullanirlar etrafta agac boldur,benzinli agac testeresi olan gidip kirilmis dokulmus agaclardan keser para vermez, tabi romorkla da odun satanlarda var...

      ..limana arabayla gittik epey balikci teknesi var,balinalar gectigi zaman tekneyle balina gorme teknesi var, bir tepeye ciktik kucuk kule gibi bir sey yapmislar,burdan durbunle balina gecerse goreceksin, biraz saga sola filan baktik ama balina filan goremedik, onlarinda bir sezonu var, yavrulamak icin sicak sulara geliyorlar, sydney aciklarina cok gelirler......Eden de kucuk bir kasaba cok gorulecek bir sey yok,boyle yerlerde yasamak zordur,yakinda buyuk sehir yoktur,fazla is kaynaklari yoktur.

      ...... sabah erkenden yine yola ciktik,500 km lik yolumuz var eve donecegiz, pazar sabahi gectigim kasabalar henuz uykudalar,bir kasabayi gectim,yuzle filan gidiyorum,yol kenarnda bir araba durmus yasli bir kadin el kaldiriyor,biraz gectim yavasladim geri geri geldim, hayrola sabah sabah dag basinda ne isin var,kadin yol kenarina kul tablami bosalttim ama ondan sonra arabami calistiramadim , yakindaki kasabaya kiliseye gidiyorum dedi,,,,okay hadi bir atesle dedim kadin anahtari ceviriyor araba calismiyor, birde ben bakim deyip direksiyona oturdum,baktim araba vitesde duruyor otomatik arabalarda araba vitesdeyken calismaz, hemen parka alip arabayi calistirdim,kadinada hatasini soyledim,bir kac defa tesekkur etti,

      .....hemen hemen yari yola geldim sayilir yol uzerinde yine batemans bay diye kucuk guzel bir kasaba var, evvelki yilarda bir kac defa bulunmustum,okyanusdan iceri nehir gelir koca bir demir koprusu vardir,cektik kenara kahvemi ictim bir seyler yedim biraz carsiyi dolastim,kucuk alis veris merkezinde hatun markete girdi bende bir kanapeye oturdum yasli bir ozi yanimda oturuyor biraz sohbet ettik, buyuk sehirden kacip buralara geldim cok memnunum dedi. guney kisimlari kuzey tarafina gore biraz daha serin olur...bir saatten fazla batemans bay da durduk carsiyi gezdik,alacagimiz bir sey yok,benim kotu huyum eskicileri dolasmaktir,bir iki eskici vardi onlari dolastim ise yariyacak bir sey bulamadim...

      ...belediyedeki sefim george nin buralarda bir yazligi vardi, emekli olunca sydneydeki evini satip buraya yerlesmisti, banada adres vermisti buralardan gecersen ugra filan....sokak ismi ve numara aklimda kalmisti,bolgenin tabelasini gorunce daldim sahil yoluna bir muddet gittikten sonra gol kenarina geldim, bir iki tur atip georgenin sokagini buldum evini buldum, adam by pass kalp ameliyati gecirmisti, ya beni gorunce bir sey olmasin diyede korktum, caldik kapisini evdeymis,acti kapiyi beni gorunce biraz sasirdi tabi,iceri davet etti, yarim saat kadar sohbet ettik,cay kahve filan dediler saolun biraz evvel ictk dedik.....yine kucaklasip georgeden ayrildik ya sende sydneye gelirsen bana ugra filan dedim.... hic durmadan 200 km yol yapip aksam uzeri evimizde olduk, ne derler home sweet home. gidis donus 2500 km den fazla bir gezi yapip eve donmus olduk....okuyanlara tesekkur ederim

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      1973 yilinin sonuna kadar turkiyede calistim, isim iyiydi o gunun parasina gore 1700 tl net olarak elime geciyordu,kara yollarinda calisan bir vatandas 600 tl aliyordu. 1700 lira maasla araba alabilirmiydim,asla o gunlerin sartlarina gore otomobil hala lukus sayiliyordu,yine o maasla ev alabilirmiydim, cok zor, o muhitlerde yeni daireler 100-110 bin tl arasinda gidiyordu, tabi her yil paranin degeri dustu dairelerin fiatlari artti...kendi evim olmasi biraz zordu, ya kirada oturacaktim ya-da babamin veya kayinpederin dairelerinden birinde,aile icinde normal calisipda ev sahibi olan olmadi gibi...

      .....australyaya geldik kari koca cok dusuk ucretle calismaya basladik,belki o zamanin parasina gore iyi paraydi 2 kisi haftada 100 dolar. bir yil dolmadan arabami aldim,turkiyede arabam olmasi hayal gibiydi.......2 yil sonra krediyle dairemi aldim, turkiyede yasasaydim o da imkansizdi,bazi koparatifler filan cikmisti onlar bir sey yapiyorlardi ama nasil bir seylerdi pek bilgim yok.

      .....dusunupde geriye baktigim zaman australyaya gelmekle iyi yaptigimi ve sansli oldugumu dusunuyorum,borcsuz evimiz var, arabamiz var, hukumetin vermis oldugu emekli maasi rahat rahat yetip artiyor,yilda bir veya iki sefer emekli odeneklerine zam yapiliyor,gecen gun elektrik sagliyan sirketen maktup geldi, origin olacak, efendim elektrik kw ucretlerinde indirip yapacagiz yilda bu kadar kariniz filan olacak, allah razi olsun dedik, gerci cok elektrik kullanmiyoruz.kis mevsiminin ikinci ayi bitmek uzere ,isinmak icin dogru durust soba veya klima kullanmadik sayilir....

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .....bir cok seyleri duyariz ama kulagimizin bir kosesinden girip digerinden cikar,yani pek aldiris etmeyiz,o nedir yahu nasil bir seydir filan.cok kiside kalp hastaligi vardir,nesi var deriz kalbi var derler,ya da kalbinde pil var derler,bir cok kimsede he ya onun kalbinde pil varmis der, gercekte kalpte pil olmaz pacemaker isimli pille takilan bir cihaz baglaniyor.hen hangi bir sey kendi basimiza veya yakinimizin basina gelirse o zaman ciddiye alip arastiririz.internet yokken hep ona buna sorardik, ama internet cikti you tube burda her istedigimiz seyi ogrenebiliyoruz....13-14 yil evvel biraderimde karin agrisi sikayeti vardi- kolonoscopy yapacagiz demisler iste ilk defa duymus oldugum bir seydi.....

      ..benim hatuna da madeni kalp kapakcigi takacagiz denilince bende internetten arastirmaya basladim, ameliyat sahnesini bile gosteriyor,,,,,,iste yasadikca bir seyler basimiza geldikce tecrubemiz de artiyor,,,,,hatun kalp ameliyati oldu ikinci gun iki hastaya bir hemsire biraktilar,hastane biraz uzakta once otobuse binip yakindaki bir tren istasyonuna gidiyorum sonra tren sonra biraz yuruyus, hastane ziyaretcileri pek uzmuyordu, yemek saati haricinde her zaman hastamizi gorduk, galiba 4 uncu gun hatunu kaldirip yuruttuler ekzersiz yaptirdilar,banyo filan,ameliyattan 7 gun sonra taburcu ettiler.

      .... o bolumun kucuk bir oturma salonu var, ziyaretciler oturuyor yuruyebilen hastalar gelip oturabiliyorlar,,,bende koltuklardan biirnde oturuyorum yakinima bir hasta yaklasti, oda ameliyat olmus, merhaba nasilsin filan, bende gecmis olsun dedim, adam ben seni biliyorum taniyorum dedi,biraz orta dogu tipli adam,allah allah sehirin diger bogesindeyiz,hmm nerden taniyorsun dedim, flemington pazarindan dedi....

      ...baska bir gun yine ayni yerde oturuyorum iki kadin bir yasli adam 3 tane orta yasli adam gelip oturdular,sivil savunmami sosyal gorevlimidir, iki kisi biraz itfayiciye benziyordu, yasli adam 71 yasinda sanki ya eski asker ya da emekli yuksek rutbeli polis sefi gibi,miting yapiyorlar, bir bayanin telefonu caldi, yasli adam kadina diklendi kapat o telefonu, bir daha duymak istemyorum diye sert cikisti, allah allah diyorum tam diktator, adam yine birine diklenip benim yasim 71 hepiniz bana hurmet edeceksiniz diyor, bunca yildir bu ulkedeyim bu tip konusan birini ilk defa gordum,yasli adam benim dedigim dedik demek istiyor digerlerine kiziyor, itfaiyeci gibi tahmin ettigim adamlardan biri yeter be deyip ihtiyarin uzerine yurudu, digerleri zorla tuttular,sonra hepsi cekip gitti.....

      .....ameliyattan 7 gun sonra hatun eve geldi, ameliyat yapan doktor 4 hafta sonra beni gorun dedi, gittik birde hediye cuzden verdim,her sey guzel bir yil sonra yine gorusuruz dedi,ilk bir kac hafta 2 haftada bir kan alinip kan inceligi kalinligi incelendi.....yakinda bir hastane var galiba 6 hafta sonra ekzerzis icin oraya gidin diye mektup verdiler, gittik bir gun sadece yiyecek ve iceceklerden bahsettiler, ikinci defa ekzerzis salonuna gittik,belli ekzerzisler yapilacak,hatun ben burayi istemiyorum dedi, evde kendi kendimiz bir seyler yapariz,8 hafta sonra mutfakda is yapmaya basladi 3 ay sonra filan normallesmeye basladi,ameliyattan sonra 3 ay cok dikkatli olmak lazimmis,,eskiden ameliyatlar yapilirdi dikisler olur ameliyat yerine pansuman filan yapilir, dikisler alinir,kalp ameliyatinda kaburgalari kesiyorlar, sonrada bir sistemle yine bir birine bagliyorlar,hepsinden allah razi olsun.hatunun ameliyatindan sonra ne dikis problemi oldu ne de pansuman,6-7 santimlik bir kesik izi kaldi.

      .....2010 yili tamamen evde gecti, tatil yapmadik, o yilki kamp son kampimiz oldu ondan sonra kampa filanda gitmedik, garajimda iki tane cadir ve diger gerecler oyle yatarlar.....hatunun kalbine toplam olarak 3 santime yakin diameterbir parca dikildi,,,,her halde kendimde cok hassaslastim bir yerde hatun iki defa hapsirsa hemen ne oluyor diye kosarim,yani boyle bir kalp hastasiyla yasamaninda psikolojik etkisi cok oluyor,kimi insanlar gamsizdirlar dunya yansa umurlarinda olmaz.....

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ....2010 yili hatuna dadilik yapmakla gecti diyebilirim, bir yil evvel kocaman ekranli digital br tv almistik, promosyon olarak az bir ucret karsiligi birde lap top veriyorlardi ikisinide aldik, lap topu tv ye bagladik,internet var, ondan sonra hatuna dizi sitelerinden turk dizileri aramaya basladik,turk kanallarinida bagladim,oyle boyle derken hatunu dizici yaptim,hala gunde bir kac dizi bolumu izler...eskiden dizi calip dizi yayinliyan siteler vardi, dizi izlerken virus filan gelirdi, dizi kesilirdi,neyse onlardan kurtulduk,yinede dizi yayinladiklari icin sag olsunlar,,muzik album yayinliyanlarda coktu,bir hayli muzik indirip cok cok mp3 yapmistim...

      ..2010 yilinin sonuna dogrun turkiyeden mesaj aldik, hatunun ablasi ve kizi, kucuk yengesi ve 2 kizi birde erkek kucuk delikanli subat ayinin sonlarina dogru bizi ziyarete geleceklermis, cok cok sevindik, 36 yil sonra akrabalarimiz australyaya geliyor. evde bir telas bir hazirlik basladi,her yer temizlenir bazi seyler degisir, sanki ingiltere kralicesi geliyor....misafirlerin gelecekleri gun bir bayan yegen sabahleyin geldi, kendisi hostes baska ucakla gelmis stand-bye ile her ucaga binebiliyorlar, sabah birini aldik, aksam uzeride diger 6 kisi geliyor iki araba gittik, normalde ucak indikten sonra en fazla bir saatte disari cikilir, bekle bekle agac olduk,biri turkiye fasulyesi getirmis digeri baska bir sey,velhasil biraz problem cikmis, bazi gida maddelerini gormemisler...

      ..gec saatte eve geldik, ev buyuk herkese yatacak yer cok, bir gun misafirlerimi dinlendirdim, bu arada kizimda izin almis, iki araba sehir icinde gorulecek yerleri gosterdik, mavi daglara gittik , sehirdeki buyk hayvanat bahcesine gittik,iki hanim yegenin izinleri azmis bir hafta sonra geri donduler,evli bayan 30 gun sonra cocuguyla geri dondu onada 30 gunluk vize vermisler, abla ve yengeyede 38 gunluk vize vermisler......38 gunun 37 gununde hic durmadan gezdik. hatunda bir hayli yoruldu, neyseki misafirler ev islerini ustlendiler yemek pisirme filan.....

      ..bu gun nereye gidiyoruz--lubnana,yakinda bir alis veris merkezi var tum bolge arap kokenlidir hadi oraya,,,,,,, yine bir gun hadi sizi vietnama gotureyim dedim, acayip acayip baktilar, iki kisi abla ve yenge digerleri donmustu,,,, 5-6 km uzaklikda cabramatta diye bir bolge var, oraya gittik, carsidaki dukkanlarda ingilizce tabela gormek zordur, hepsi vietnam dilinde,,,,bu bolgeye yakin hosteller vardir, vietnamdan gelen gocmenler hostellerden ayrildiktan sonra cabramatta bolgesine yerlesmisler, getto diyelim, manavi kasabi bakkali emlakcisi, hep vietnamli, carsiyi dolastik bir kac resim cektik, bir manav onunden gecerken kucuk yenge bir meyva gordu bu nedir eniste dedi, valla bende bilmiyorum ilk defa goruyorum dedim, vietnam meyvasi olmali,yende bir tane aldi, kestik birer dilim yedik,ama ne yedik bilmiyorum.... etraf kokuyor, yenge gidelim burdan kendimi astimli gibi hissediyorum dedi, atladik arabaya, bizim eve yakin bir yerde kocaman bir agacli park var, icinden dere gecer ,golet var, oraya goturdum agaclar arasina temiz havayi cigerlerine cektiler,kendim pek koku hissetmemistim ama misafirler hissetmisler...

      ..bankstown diye bir alis veris merkezi var, eski plaza diye carsi cadde var, burdada hep vietnam dukkanlari lokantalari cafe leri var bir gun hatunla dolasiyordum, askida guzel bir pantolon gordu,hosuna gitti, hadi git dene dedim, gitti galiba pantolonu denedi ve birakip disari cikti, cok kokuyor bir daha boyle shoplara girmem dedi..bazi insanlarin yedikleri seylerdenmidir uzerlerinde koku olur,ben hindistanlilarla calistim ofis islerinde calisanlar cok temiz ve iyi giyinirler, fakat yanlarina yaklasinca bir koku hissedilir,,,meshur cari veya curi kari olabilir bir yiyecekleri vardir,onsuz gunleri gecmez belki o kokuyordur.

      ..38 gun sonra galiba emirates hava yollari olacak gecde saat 22.00 de filan havalanacak aksam saatlerinde hava alanina gittik,abla ve yengeyi yolcu ettik,vizenizi uzatmak icin ugrasirim biraz daha kalin dedim ama kalmadilar, bilemiyorum vizelerini uzatirlarmi-uzatmazlarmi,simdi bulari yazarken geriye bakiyorum aradan 10 yil gecmis zaman su gibi akip gidiyor, hayatimizin yasamimizin kiymetini bilmek lazim....

      ..2010 yili sakin sessiz gecmisti tatile filan gidememistik 2011 de bir gezi yapalim diye dusundum,ucakla bir yere gitmek, asya ulkeleri var amerika var,bilemiyorum asya ulkelerinde sahane tatil yerleri var, taylanda sahane bir kac plaj var,australyalilar indenozyanin bali adasina giderler fiji vardir,ben amerikaya gitmeyi dusundum ve 2011 yilinin basinda planlar yapmaya basladim.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .....san francisco da erkenden otelden ayrilip tren istasyonuna gittik, yine makineden iki bilet alip havaalanina gittik,alan icinde isleyen kucuk trene binip 3 nolu terminali bulduk, yolculuk hawaii....5 saatlik ucustan sonra hawaiide olduk, ucak cok kalabalikti yani bos koltuk yok gibiydi,ucakta bir karantina formu verdiler, doldurdum,hava alaninda alacaklar zannediyordum ama hostes hepsini geri topladi,sanfrancisco dan hawaii ye gidince daha degisik bir atmosferin icine giriliyor, san francis co gibi gurultu yok her taraf daha temiz,insanlar saygili, turizmciler hep yardimci oluyor---5-6 gun belki daha fazla hawaii de kaldik,ondan sonra geri donus los angeles sehrine,hava alanindan taksi ile otelimize gitmek daha ucuzmus,birisine shuttle yokmu dedim var bekle dedi, galiba telsizle haber verdi 15-20 dakika sonra shuttle geldi, minubus,bir iki yere yolcu birakti ve bizi otelimize goturdu......
      ..deniz kiyisinda 3 katli motel tipi yaygin bir otel,guzel havadar temiz,odaya bir buz dolabi istedik kucuk bir sey getirdiler, yakinda super market varmis gidip biraz yiyecek aldik.....bir gun disneyland a gittik diger bir gun sehir turu yaptik,kendi basimiza bir iki sefer venice beach ve santa monica ya gittik,bir haftamiz iyi gecti,tatil iste guzeldir ama cabuk gecer bizimkide cabucak gecti, ogle saatlerinde odamizi bosalttik,asagida bahce var havuz var oturacak yer var, saat 17,00 e kadar otelde kaldik ve lobiden hava alanina taksi cagirmalarini istedim 10 dakikaya kalmadan taksi geldi,15-16 dolara hava alanina goturdu...yine 14-15 saatlik bir ucak yolculugundan sonra sydney de olduk home sweet home,cocuklardan biri gelip hava alanindan aldilar.

      .....ekim ayinda okullar yilin son tatiline girerler 2 haftalikdir,tatile doymadik her halde, 6 yasindaki kiz torunuda yanimiza alip 900 km ye yakin uzakliktaki gold coast bolgesine gitmek icin yola ciktik araba kullanarak o kadar yolu kaldirabilirimiyim diye biraz dusundum,ilk etapta 550 km yol yapip deniz kenarinda sirin bir kucucuk kasabada karavan parkina yerlestik,dinlendik dus aldik hatun yemegini pisirdi,sabahleyin trafik uyanmadan yine yola ciktik,yorgun hissettigim yerde durup mola verdim, cumartesi gunuydu ogleden sonra gold coastta olduk, tom tom yok,haritaya baka baka apartmani bulduk, 20 kattan yuksek bir bina,galiba 17 inci katta 2 odali dayali doseli bir daireye yerlestik, yuksekten sehire bakmak iyi oluyor, 100 metre filan yuruyunce denize cikiliyor..10 yil evvel gunlugu 120 dolara fena degildi,gold coast denen yerde cok eylence parklari var coguna defalarca gittik, bizim kiz torun masallah erkek ayse,bir dakika bir yerde durmaz,pesinden kosmakdan kendimiz eylenemedik...

      ..8 gece burda kaldik sabahin dordunde yola ciktik, yollari bos buldugum yerlerde biraz gaza yuklendim surat limiti 100 km dir freeway lerde 110 olur. her 3 saatte bir mola verip aksam saatt 16,00 da filan evde olduk

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .corona virus cikti cikali hic huzurumuz kalmadi,tatil yapamiyoruz bir yere gidemiyoruz,dogru durust ailece bir araya gelemiyoruz.vel hasil hayat cok monotonlasti.
      ..benim garaj hardware store gibidir, nalburiyenin ingilizce adi hardware olur,cok cesitli aletlerim takimlarim vardir,demir icin tahta icin belki 1000 tane kadar civata somun pul vida hepsi bulunur.

      .sokaklara cok tahta atilir,bende rast gelirsem isime yarayani arabama atarim,gecen ay canim SIKILIYORDU,,, Bir tane teras sandalyesi yaptim, tabi 4x2 inch tahtalardan bir hayli agir oldu, yine canim SIKILDI, Eski bir oturma sirasi vardi bazi yerleri curuyor,onu cope attim yenisi yaptim,5-6 santime yakin tahta vidalarim bitmis 4-5 km uzakta bunning diye hardware store var,gidip bir seyler almaya cesaretim yok,gerci belediye sinirlari icinde her zaman gidebilirim.

      ....turkiyede yasasak emekli olarak, ahmetle mehmetle mustafayla filan konusup sohbet edip vakit geciririz,maalesef burda oyle imkan bulamiyoruz,camiye gitsem belki namazdan sonra biraz sohbet olur, turk kahvesi var,beni sarmiyor,yani aile disinda sohbet edecek kimseleri bulamiyorum,sokaktaki komsular gecerken bir selam verirler bir iki lak lak hadi bye.Turk olarak huyunu suyunu bilmedigimiz insanlarlada pek sohbet edemeyiz, malum turk olarak iki selam ve kelamdan sonra ya din konusulur ya da siyaset,hic sevmedigim seyler.

      .....you tube ye bakarim el aletlerini kullanacak aparatlar vardir diy do it yourself,bir cok ustalar atolyelerinde bu aparat veya aletleri yaparlar show yaparlar,ismini hatirlamadigim bir turk ustada var you tube de videolari var..bende you yube ye bakip kendimin kolayca yapabilecegim aparat ve aletleri yapmaya calisiyorum,yap boz yeniden yap filan eylence oluyor,bir tane ince metal bukme aparati yaptim, bir tane tel, demir bukme aparati yaptim, bir tane jigsaw cut stationu yaptim..
      angel grinder var onlarinda sabit durup kesme aparatlari var,bazilari ileri geri gidiyor,bazilarida sabit oldugu yerde demir veya tahta kesiyor.bir tane jigsaw aparati yapmak istiyorum

      ....mutfak dolaplari yuksekdedirler,hanimlar yetisemezler,onlar icinde stool veya step stool vardir yani basamak diyelim bazi shoplarda satarlar,bir tane mutfak icin hatuna yaptim cok yuksek degil, bir tanede biraz yuksegini iki basmak kendime yaptim odalardaki dolaplar biraz yuksek arasira lazim oluyor,,,you tube de basmaklar iceri cekilenleri var, bazilarida normal sandalye gibi ama acilinca bir kac basamakli merdiven gibi oluyor...basamaklari iceri cekilenden bir tane yapmak istiyorum, baktim garajimda dogru durust tahtada kalmamis, bir cok yerlerde tahta paletler var alin goturun diyorlar,tahtasi guzel bir iki palet bulursam alip getirecegim ve tahtalarini sokup bir seylerde kullanacagim.....
      bu gunlerde bir seyler yapmayinca vakit gecmiyor.kalin saglicakla.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .....bir iki haftadir delta benide durdurdu gibi,hic bir seye elimi surmek istemiyorum,yani bir nevi bikkinlik yaratti diyebilirim..

      ......2011 yilini bitirdik ve 2012 ye geldik,turkiyede yasli anam var, bir bayan yegen yanina almis, birde bakici tutmuslar, yas 101 ama anamin kafasi hala yerinde,sirayla ablalarim anama bakiyorlar, bu defa bayan yegen ben bakacagim diye yanina almis,dogru durust telefon numarasini bilmiyorum bes alti aydir anamla konusmamistim,,,bir gun sabaha karsi bir ruya goruyorum,turkiyeye gitmisim anami goruyorum ben geldim ver elini opeyim diyorum,anam dur oglum iyiki geldin ben senin elini opeyim diyor, hayir ana olmaz oyle sey diyorum ve ruya kaybolup gidiyor,buranin gunduz saatlerinde turkiyeden mesaj geliyor buyukanne vefat etti diyorlar.gunlerdir gormus oldugum ruyanin etkisinden kurtulamadim,dusunuyorum dusunuyorumda anam olmeden evvel benle vedalasti diyorum.

      ....2012 avrupanin dunyanin yaz aylarina dogru yine bir amerika gezisi dusundum, havalar cok isinmadan amerika ve kanada programi yaptim galiba yine mayis ayinin ilk haftasiydi,cocuklarinda yardimiyla,otel odalari ayarladik ucak biletleri ayarladik.sabahmi yoksa aksammi yola ciktik hatirlamiyorum,14 saatlik yolculuktan sonra LAX a indik, sabahin erken saatleri 2 saat icinde baska bir ucaga binmemiz lazim,biraz pasaport kuyrugunda bekledik, bir gumruk memuruna aktarma yapacagim yardimci olurmusunuz dedim, hic yuz vermeden sirasni bekle dedi,,,pasaport memuru asyali biriydi, nerde kalacaksin dedi, kanadaya gidiyorum dedim, ne zaman gidiyorsun, bir saat sonra,heyecanli heyecanli pasaporttan gectik, gittik valizimizi bulduk,ordan ic hatlara valizi verdik,ucagimizin kalkacagi terminal kapisinda cok sira var,millet kuyruk olmus,iceri girenler arama taramadan geciyor,kapida bir meksikali gorevli kadin, bakiyorum gordugu meksikalilara koltuk cikiyor,sen gel sen gel gibi,bir amerikali patlayip seni sikayet edecegim dedi....

      ...el cantalarini gecirdik, kendimiz makineden geciyoruz ellerimi havaya kaldirip durdum, rontgen makinesi, adam o cebinde ne var dedi,uzerimde bir sey yok dedim, kislik gomlek giymistim onun cebinde elimi attim, kucuk bir plastik torba varmis,okul cocuklari icin sandavic filan konur,rontgen makinesinden kacilmiyor,neyse girdik terminale,ucagin gidecegi kapiyi buldum,... sirayla ucaga girdik, istikamet atlanta sehri ordan baska bir aktarma yapacagiz,koltugum cam kenarindaydi epey asagilari izledim,biz yukarda ucagin golgesi asagida gidiyor,sari toprak col gibi bir yerlerden gectik,grand kanyon olabilirmi olamazmi bilmiyorum....
      ..atlanta da indik baska bir ucaga binecegiz, elektrikli tabelaya bakiyorum ucus numarasina gore hangi kapidan kalkacak,tabelalari takip ede ede merdivenle bir alt salona indik, bom bos bir yer kimseler yok, bazi yerlerden kapilar aciliyor insanlar cikiyor,megerse kucuk tren isliyormus,kapiyi acip bizde perona girdik, hemen tren geldi atladik,birisi tekerlekli sandalyeli yolcu tasiyordu, bu numarali kapiya gidiyormu dedim, hayir ters istikametteyiz ama bir istasyon sonra tren geri donecek,asagi inmenize luzum yok dedi...
      .... neyse ucagin kalkacagi kapiyi bulduk,burda pek arama olmadi zannediyorum,saat farklari yuzunden kac saattir yollarda oldumuzu iyicene karistirdim,atlantadan kanada torontaya gidecek ucaga bindik,cok uzun bir yolculuk degildi ama gece saat 21,00 den sonra torontoda olduk, pasaporta girdik, genc bayan gumrukcuye rastgeldik, nesli sekilde giris yapti,ne kadar kalacaksiniz dedi, bir hafta dedim,cok az deyip iyi tatiller diledi,cantalarimiz aranmadan gumrukten ciktik,simdi sehir icine gitmemiz lazim, bir taksi vardi kaca goturursun diye sordum 60 dolar filan dedi,, ilerde shuttle ofisi var,oraya gittim shuttle varmi dedim var dediler iki kisi gidis donus 89,00 kanada dolari,nakit para almiyorlar, kredi kartimla odedim,minubusle sehir merkezine geldik, sofer burda inin, sizi baskasi otele goturecek dedi,haydeee,olurmu boyle sey yah filan neyse indik, bir siyahi sofer bekliyormus,onun arabasina bindik ve otelin onune getirdi,gece saat olmus 11,30 filan,recepsiyondaki gorevli bir forum doldurmami istedi,kendimi kalem tutamiyacak kadar yorgun hissettim,yazi mi yazdim yoksa kagidimi karaladim kendimde bilmiyorum.

      .canada torontoya hos geldik..otelimiz ara sokaktaydi, ucuz olarak onu bulmustuk 20 kattan yuksek bina,,odamiz sanki tek odali apartman dairesi gibi,icinde her sey var,en rahat ettigim otel odasida burasi olmustur.
      .....sabah olunca yiyecek bir seyler almamiz lazim,lobideki gorevliye super market sordum tarif etti,ana cadde uzeri, 10 dakka kadar yuruduk marketi bulduk,kahvaltilip bir seyler, oglen ve aksam icin pisirilmeden yenecek seyler aldik,odamizda yemek pisirmek icin her sey var,dayali doseli daire gibi.otelden30-40 metre sag tarafta ana cadde var asagi yurusek sehir merkezi gol kenarina gidiyor, yukari yurursek yine bir yigin shoplar ve alis veris merkezi var,sevdim toronto yu sokaklari temiz, insanlari saygili,gittigim her yerde cebime bolge haritasi koyarim,bu defa oylesine yola ciktik, bir alis veris merkezine yan kapidan girdik diger kapidan baska sokaga ciktik,dolas dolas ondan sonra otelimiz nerdeydi hangi caddeden gidecegiz,bir hayli bocaladim otelin sokagida aklimda kalmadi, neyse zar sora sora ana caddeyi bulduk otele geri donduk.
      ...diger gun sehir merkezine gittik gol kenari,kocaman bir tower kule var ona ciktik, torontoya tepeden baktik, resimler cektim,kulenin bir tarafinda restaurant var,onun icin sehirin bir bolgesini kuleden goremedim..toronto sehrini secmemin baslica sebebi niagara selalesini gormek icindi,yine lobideki gorevliye selale icin tur biliyormusun dedim, bakti evet var fiati bu kadar dedi, tamam o zaman yarin icin book yap dedim....
      ..ertesi sabah bir otobus bizi otelin kapisindan aldi, sofer sarikli indian sihh filan deniliyor, rehberde yasli indian,rehberle biraz sohbet ettik turk oldugumuzu anladi yada ben anlattim, galiba bizim basbakan kanadaya gitmis, adam teyyip dedi,,,, otobus bizi merkezine goturdu, ordanda yolcular geldi galiba 30 kisiden azdik,tesaduf bir kac ailede australyali varmis,ucretimiz odedik, plastik bir back pack verdiler kucuk bir cikolata birde muz

      ..yola koyulduk rehber arasira anlatti.selaleye yaklasirken bizi bir saraphaneye goturdu,bir iki sarap test yaptim, alici degilim tabi, hem saraphane hemde uzum bagi, sahibi alman kokenliymis.ondan sonra selalenin oldugu yere geldik, once otobusle bir tur yaptik,daha sonra ogle yemegi icin restauranta gidildi yemekler herkes kendi cebinden odiyecek biz girmedik,disarda bir seyler alip yedik bu arada selalaye yakin yere gidip resimler cektim......millet yemekten cikti, hadi binin otobuse,yine selalenin yakininda bir yere park ettik,esyalar otobusde kaldi,bir binaya geldik rehber herkese bilet verdi, asansore binip selale seviyesine indik, selalenin aktigi yer yuksek yani nehirin yan taraflari 40-50 metre yuksek belki daha fazladir,,, asagida tekneler var, her birimize isin bitince kaldir at cinsinden ince yagmurluk verdiler ve bindik tekneye,gemi turist dolu,nehirde ilerleyip selalerin dusus yerlerine yaklasti,iki yerden selale akiyor dakika da kac ton su akarmis,bir tanesi meshur olani ismi horseshoe yani at nali seklinde buna pek fazla yaklasilmiyor bazen sanki havadan yagmur yagiyor gibi oluyor,nehir icinde heyecanli selale turu oldu,kucuk kameram vardi resmimizi cek diye bir turiste verdim resim cekerken kamera islandi ,teleskopik gibi lensi vardi,yukardan yagmur gibi su geliyor islandi kamera ve cope gitti.
      arkasi gelir..

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .canadaya gitmek bir hayli uzun surdu,ama nihayetinde o kadar yola deger dedim,bazi seyler hayatta bir sefer nasip oluyor...
      .toronto temiz bir sehir,insanlari gordugum kadar saygili kisilier,sokaklar temiz, evsiz barksiz sokakta yatan gormek yok gibi,sakin bir gundu kahvaltimizi edip gol kenarina geldik,bir kosede iskele var kucuk vapur var,bir bilet gisesi acik, nereye gider bu tekne dedim gorevli kadin karsidaki adaya dedi,iyi o zaman iki tane gidis donus bileti ver dedim,ben 65 uzeri oldugum icin tenzilatli bilet verdi, hatuna tam bilet,iskeleden iceri girdik, kucuk bir arabali vapur var ilk o gidiyormus, bir iki araba ve bir iki yolcu var, arabalar resmi belediye arabasi gibi..... 15 yirmi dakika kadar gittik zannediyorum vapur iskeleye yanasti,3-4 tane iskele var galiba,indik her taraf bom bos ama yemyesil. allah allah nasil bir ada dir bu diye dusundum....adada yasiyan yokmus,yaz mevsimi acilirmis kis mevsimi kapanirmis,belediye park iscileri vardi bahce duzenlemesi yapiyorlardi,sakin sakin bir hayli yuruduk,bir yerde plaj var....

      .....adanin ici gercekten cok guzel, ama haziran ortalartinda filan aciliyormus,tabi gunluk yine gelenler oluyor,restaurantlar var, cocuklar icin luna park var, ciekler arasinda fiskiyeli havuz var,yani tertemiz bir yer doya doya temiz oksijeni cigerlere cek.,epey yuruduk bir iskeleye geldik , baska bir tekne geldi bazi yolcular indi bizde bindik, sehire yaklasirken cok resimler cektim.ana caddede biraz dolastik sonra otele donup dinlendik bir seyler atistirdik...farmers market gibi bir yer var oraya gittik,bir sey alacagimiz yok tabi.

      .....diger bir gunde eaton centre diye buyuk bir alis veris merkezi var oraya yuruduk, yeni yapilmis sahane bir alisveris merkezi,icerde her sey var epeyi dolastik,hep aklimda kalir,kucuk bir dukkanin onunden gecerken manken uzerinde bir motgomer gordum,iceri girip saticiya fiatini sordum,adam 700 dolardan filan bahsetti....
      ....sokaga ciktik, ya burda hic hardware shop yokmu, takim taklavat aletler gormek istiyorum, birine sordum tarif etti,gittik, beyaz esyalar var her turlu takimlar aletler filan, dolasirken hatun cam olcekli surahi gordu kalin cam sapli 3 parca,yari fiatina indirmisler, ille alalim bunlari dedi,daha gidecek gorecek cok yerimiz var kirilirlar filan, bir sey olmaz bir sey olmaz alalim dedi, aldik,,mubarek surahiler nereye gittiysek hep benim sirt cantamda tasindilar, sydneye donunce baktim birinin kenari birazcik kirilmis, cok ince bir torpu eye ile eyeleyip el kesmiyecek hale getirdim..

      ......niagara selalesindeyken bir hediyelik shop gormustum, daldik iceri,hoodlu hafif bir ceket beyendim uzerinde kanada armasi var,hatira olsun diye alalim dedim,ceketi giydim filan iyi fiati 50 dolarin uzerinde, bunu alalim dedim, kadin pasaportunuz verin dedi, megerse duty free shopmus, parasini oduyeceksiniz,yan pencereden paketi size verecegim ve ordan amerikaya gececeksiniz dedi.yanda araba girisi varmis, duty-free bir sey alininca amerikaya goturulecek.. nehir uzerinde buyuk bir kopru vardi,ismi aklimda kalmadi,kanada tarafinda kanada gumruk kapisi, amerika tarafinda amerikan gumrugu,duty-free den alinan seyler hemen amerikaya goturulmesi lazimmis, satici kadina ya iki gun sonra newyorka gidiyorum ver ceketi dedim, yok kanun boyle veremem dedi. iyi deyip ciktik, biraz otede baska bir hediyelik shop varmis ona girdim,bu sefer hood olmiyan onunde kanada yazan kirmizi renkli bir ceket aldim,gercekte 20 dolar bile etmezler ama boyle yerlerde pahaliya satiyorlar..

      ...bir iki sefer eaton alis veris merkezine gittik,yol uzerinde bir shop var drug store yaziyor bir nevi eczane, kapidan cikanlari goruyoruim ellerinde koca kagit torbalar filan, allah allah millet torba dolusu mu ilac aliyor diyorum kendi kendime,bir dahaki geciste eczaneye iyicene yaklastim ve iceri baktim,bir bolumu eczaneymis bir bolumude super market gibi....

      ....torontoda 6 gunumuz gecti sayilir zaten ilk gunu saymiyorum gun yollarda gecmisti.torontodan newyorka gidecegiz,bir kac saat evvelinde hava alaninda olduk, yine aktarmali minubusle gittik.check -in icin yalnis siraya girmisim, sonra farkina varip, diger check-in e gittik, memur sarikli bir hindistanli hem sariklidirlar hemde sakallidirlar, valizin bir iki pound fazla bir dahaki sefere biraz azalt dedi, ya bu valiz iki kisi icin dedim, 23 kilodan fazla kaldirmalari yasakmis..valizi verdik iceri girdik,pasaport kontrolu var,bir kapiya yonlendik, aha amerikan gumruk memuru,bir iki soru sordu,pasaportu okeyledi,merak ettim ayrilirken siz amerikan memurumusunuz yoksa kanada memurumusunuz diye sordum,military trasli memur U.S. america sir... dedi, allah allah amerikanin burda ne isi var diye dusundum.
      ..sonradan ogrendim kanadada, irlandada ve galiba abu dhabide clearence merkezleri var, amerikaya direk giris yapiliyor, amerikanin her hangi hava alanina inince pasaport ve gumruk islemleri olmuyor,bizde ogrenmis olduk....

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ....australyada her kosede bakkal kasap manav eczane bulunmaz,her binanin altina dukkan yapilmaz.bolgelerin carsilari vardir millet oraya gider bir cok carsilarda buyuk alis veris merkezleri vardir,bazi bolgelerde sadece ihtiyac karsilayacak shoplar ve gida marketleri bulunur..21 yildir ayni evde oturuyorum,ev ararken hic ummadigim bir muhitte karsima cikti beyendik ve aldik.
      ....burasi normal cadde uzerinde dukkanlari olan bir bolge degil.bolgenin adi bass hill...evimin 50 metrte otesinden high way gecer yani buyuk sehirler arasi yol adi hume hwy dir.yuruyerek ana yola cikarsam, sol tarafimda bes katli bir otel var, onun yaninda mac donald, onun yaninda benzin istasyonu,bir sonrada medical centr doktorlar eczane rontgen filan......sag tarafima bakarsam kosede shell benzin istasyonu,,biraz yurudukten sonra bir ara cadde ve kosede baska bir benzinci...
      ..iki degisik tarafta tren istasyonu var her ikiside 2 km kadar uzaktalar,tren kullanmak istersem ya arabamla gidip, park edip trene gidecegim ya da otobus kullanacagim.
      ..sehir tarafina gidersem 5-6 km otede bankstown diye bir merkez var,burda buyuk alis veris merkezi var,bir cok seyler bulunur,yine otobus veya arabamla gidersem 8-10 km uzakta parramatta diye buyuk bir merkez var burda da ihtiyac olan her sey bulunur..

      .sokaktan cikip ana caddeye yuruyup sola dogru gidersem 250 metre kadar uzakta bass hilll plaza var,ana caddeyi karsiya gecmem lazim, iki yerde trafik isiklari var,,bass hill plaza buyuk bir alis veris merkezi degil,shoplar genellikle yiyecek gida maddeleri uzerine bir iki elbise ,bir iki ucuz seyler satan, bir eczane bir kasap bir manav, K-MART.... Bir ayakkabici shopu. velhasil oturdugum muhitte gunluk ihtiyaclari karsilayacak shoplar var, hatun evden kovarsa otel kosede....
      .....plazaya gideriz yahut baska alis veris merkezlerine millet market arabalariyla markete girerler doldurup cikarlar...bu muhite geldikten sonra hic market arabasi kullanmadik,hatun her sabah kahvaltidan sonra cikar markete yurur, woolworth diye buyuk gida marketi var,daha evvelde fleming diye market vardi o kapandi,bir kac yil evvel ALDI marketi geldi,hatun kahvaltidan sonra yuruyus yapar markete gider,her iki markette cok dolasir,fiati uygun gordugu seyi alir ve eve gelir,gida yiyecek seyleri gunluk aliriz, agir bir sey Alinacaksa kendim gider alirim..

      .....bu plazada hic banka yok bir iki ATM var, iki haftada bir emekli maasimiz banka hesabimiza yatar,para cekmek lazimsa hadi degisiklik olsun diye bankanin subesi olan bolgelere de gittigimiz olur, en yakin banka subesi iki km otede chesterhill mahallesinde vardir...
      .....eh 20 yildir benim hatun plazadaki woolworth marketinin sanki haritasini cikarmis,iceri girdigi zaman neyin hangi aisle de oldugunu bilir yani eliyle koymus gibidir....iki aydir kapanma var yasaklar var, hatunun kronik hastaligi var,bu sebebdende pek sokaga cikmak istemiyor,her iki market haftada bir reklam kagidi cikarirlar, virusden evvel posta kutumuza atarlardi,simdi yapmiyorlar, bende arasira plazaya uzanip reklam kagidi alip hatuna getiririm, eeeee, hadi adam git bunu git sunu al,markete yurumek problem degil liste yapip giderim, woolworth shopuna girince,hangi malin hangi sirada oldugunu aramaya baslarim, gerci aisle baslarinda tabelalar vardir.
      ..ekmek raflarina giderim 20 cesit dilimli paketli ekmek var,benimki nerde,yumurta raflarina giderim 4-5 cesit yumurta var,hmmm hangisinden alacaktim yaaaaww.
      .....uzun yillar kendi basima alis veris yapmamistim, o islere hatun bakiyordu, bu lanet corona yuzunden,marketlere gidip bir seyler almaya basladim.bende hatun gibi buyuk markette hangi urunun hangi aislede oldugunu kafama yazmaya basladim.

      .....bu yilin baslarina dogru evimizi satip daha kucuk bir ev almayi dusunmustuk, bir iki ev gorduk,ama gunun sonunda,bu gun oturmakta oldugumuz ev civarlarinda kolayca her seye ulasabilecek durumda oldugumuzu anladik,en iyisi oturalim oturdugumuz yerde dedik... yeni ve guzel evler var ama carsilara uzaklar,araba kullanamiyacak duruma gelirsek,carsilara gitmek icin otobus kullanmamiz gerekecek...bass hill lubnanli araplarin cok oldugu bir yer,alistik gari,araplarin oldugu yerde pek evler soyulmaz,yani yabanci gelip ev soymaya cesaret edemez,bazi durumlarda araplar bir birlerini kursunlarlar.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ......2012 yili oyle boyle gecti,hayat devam ediyor,emekli oldugumuz icin,sadelik icinde yasiyoruz eski dostlardan kimse kalmadi.birazda kendimiz icimize cekildik,toplum kendini icine cekti, eskisi gibi gidip gelmeler kalmadi,telefonla arayip sormadan kimseye gidemiyoruz,bazen hey gidi eski gunler derim.....cadir kampini biraktiktan sonra,belli yerlerde haftalik yazlik kiralamaya basladim,yilda bir iki sefer,tatil yapiyoruz, okullar tatil ise kiz torunuda yanimiza aliyoruz,kucukken dede ordaki evimizemi gidiyoruz derdi.gittigimiz yerdeki daireleri bizim zannediyordu.
      ......2013 yilina girdik, galiba ocak ayinda yine kucuk bir tatil yaptik,spor classic bir mercedes arabam vardi 1976 model 450 SL hatunum basimin etini yemeye basladi niye bu arabayi tutuyorsun durdugu yerde para yiyor filan,eski classic arabalar simdi basli basina servet oldular.oylemi oyle arabayi netteki bir satis sitesine koyduk,iki gun sonra biri geldi, arabaya soyle bir bakti 50 metre araba surdu, tamam anlasalim dedi,bir iki yuz dolar indirim yaptik ve adam hemen arabayi kapti,23,000 e filan sattik,simdi degeri 60.000 civarinda......gezmeye alistik,jet star hava yollari yine indirim yapmis, hemen hawaii icin bilet aldik,nisan ayinda7-8 gunlugune yine hawaii ye gittik iyi tatil oldu havalarda guzeldi,zaten 6 defa hawaii ye gittik her seferinde havalar sahaneydi...

      .....tatril bitti geri donduk, benim yasli birader var hanimindan ayri yasiyor bosandiar birde sizofren ogullari var ogul hasta kadinin kafasindada biraz sorun var ana ogul beraber yasiyorlar,birader yalniz yasiyor,yinede eski karisina ve ogluna yardim etmek istiyor, kadin kafadan rahatsiz telefonlara cevap vermiyor,birader bir aydir onlardan haber alamiyor,kapilarini calsa acmiyorlar,kucuk ogluna telefon edip sen gel evlerine git belki sana kapiyi acarlar diyor,kucuk oglu geliyor,hasta abisine zar zor kapiyi actiriyor,apartmanin o bolgesinde cok pis bir koku var,kapi acilir acilmaz icerden muthis bir koku geliyor,kucuk yegen bir bakiyor annesi yatakta yani olmus,ne zaman oldugu belli degil.cankurtaran cagiriyor polise haber veriyorlar.
      ....birader beni aradi hatun gitti gel bana biraz destek ol dedi, kostum gittim dairenin onune geldik disarda polis arabasi var, binanin kapisi kilitli,icerden biri cikti bizde iceri girdik, yukari ciktim, kadin hala yatakta polisler kapiyi acmislar, vantilator koymuslar, detektifler gelecekmis,buyuk oglani karakola almislar.....velhasil kadin vefat etmis,ne zaman vefat ettigi belli degil,hasta cocuk 40 yasin uzerinde,artik nasil bir fikire kapildiysa,annemi alirlarsa benide hastaneye atarlar diye kimseye haber vermiyor,adli tip kadinin 6 hafta kadar evvel oldugunu dusunuyor,adli tibba burda coroner deriz allah kimseyi dusurmesin...cinayet filan olmasin diye kadin vucudu uzerinde arastirma yapiyorlar yani parcaliyorlar......bes gun sonra cenazeyi teslim ettiler,buyuk bir lidcombe mezarligi var oraya defin ettik,ben kadinin bir kismini gormustum, uzerimde hala pisikolojik bir hal kaldi...insanlar yasadikca baslarina bir cok seyler gelebiliyor.....sizforen oglani biraktilar hastanenin zihinsel ozurluler kismia aldilar.
      ......bir muddet sonra biraderle gidip ufak tefek elbise esya ne varsa asagi indirip arabalara yukledik ve hayir kurumuna verdik,apartmanin ici hala kokuyor,benim bir gaz maskem vardi onu takip elbiseleri esyalari disari cikardim torbalara koyup iple balkondan asagi sarkittim...daha sonra temizlikci kiralanip ev temizlendi bazi buyuk esyalar atildi, daire satilip cocuklar arasinda bolusuldu.

      hasta yegeni baska bir eve naklettiler 4 kisilik bir ev hemsiresi var ahcisi var gorevlisi var,haftada bir veya iki gun ozel araba geliyor, hasta nereye gitmek isterse alip goturup gezdiriyor,boyle hastalara cok iyi bakiyorlar.sizofren kotu bir hastalik tabi her hastaligin derecesi var,bizimkinin beyni bes yasindaki cocuk gibi,gercekte lise bitirdi o zamanlar gayet normaldi sonra birden hastalik belirdi ve cocugu cokertti,cahil ananin yaninda kalincada tedavisi eksik kaldi.....

      .2014 yili geldi en son olarak 2007 yilinda turkiye tatili yapmistik arayi cok uzattik deyip bir daha turkiyeye gitmeyi planladik,,,biletler pahallilanmadan bilet aldik,o zamanlar biletler biraz pahaliydi kisi basi 1500 dolar filan odedik.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ...en son olarak 2007 yilinda turkiyeye gidip 3 ay kalmistik,o zamanlar isimi birakmistim emekli degildik,3 ay boyunca cepten yedik,turkiyede cok gezdik yer gorduk bir hayli paramiz gitti,,, sene oldu 2014 en son gidis uzerinden 7 yil gecti,ana baba rahmetli oldular,kendi ailemden kimseyi ozledigim yok,maksat turkiyede kalip biraz daha gezmek,,2013 yilinin sonlarina dogru malezya hava yollarindan gidis donus bileti aldik gidis tarihi 9 mayis,erken bilet alinca bir hayli kazancimiz oluyor,yuksek sezona girince biletler pahalilasiyor,seyahat etme planlari olanlarin devamli hava yollarini takip etmeleri lazimdir, bazen 24 saatligine promosyon indirim yapiyorlar.

      ....sydneyden malezyanin kuala lumpur sehrine rahat gittik,orda en azindan 4-5 saat beklememiz lazim,kila hava alani yeni ve buyuk,oranin saatiyle galiba gece 12,00 den sonra ucagimiz kalkti,yan kapi yanlarinda koltuklar vardir bunlari genellikle cocuklu bebekli ailelere verirler, bu defa bize verdiler,tek avantaji ayaklarimizi rahat rahat uzatmakdi.....bizim kisma bakan lanet bir bayan hostese rasladik ya kafasi iyiydi yada kocasi ile filan kavga etmis olmali,yuzu hic gulmedi,bir sey istedik ters cevap verdi,malezya hava yollari ile bu son yolculugum olsun dedim,zaten bir muddet sonra sirket iflasin esigine geldi istanbul servislerini kaldirdilar.

      ..ataturk hava limaninda hatunun ablasi damadi ve bir kizi karsiladilar ozel arabayla eve geldik..istanbulluyuz,istanbul cok guzel bir sehirdir ama sehir icinde yasamak bir nevi iskence gibidir,ozellikle bizim gibi sakinlige alismis insanlar icin....turkiyeye gitmeden evvel program yapmistim,bir kac gun dinlendikten sonra ucakla izmire gittik ucaktan inip cesmeye gittik 4 gun cesmede kaldik,mayis ayi sezon erken oldugu icin cesme bos gibiydi,4 gunde izmirde sehir merkezine konak a yakin bir yerde otelde kalip izmirin bazi yerlerini gorduk,karsiyakaya filan gectik,kemer alti carsisinda yalnis kapidan cikip kaybolduk,neyse sora sora bulduk,bende kaybolma adeti olusmus olmali her gittigim yerde kayboluyorum,benim beyin durunca hatunumun beynide duruyor,bazi insanlarin gozleri kamera gibidir bir bakarlar ve zihne yerlesir,bende bir gordugumu bes dakika sonra unuturum.

      ... 8 gun izmirde kalip tekrar istanbula donduk,bogaz turu yaptik, istanbulda en cok sevdigimde bogaz turudur.iki gun dinlendik,maltepede Ets tur acentasi vardi ugradim hafta sonu icin ege akdeniz turu sordum varmis iki bilet kestirdik,7 yil evvel kisi basi 1000 tl idi 2019 da gittigimizde bir daha sordum kisi basi 2000 tl yi gecmis bu defa baska sebeblerden tur yapma sansimiz olmadi,vakit meselesi..
      ..cuma aksami gece 12,00 de yeni sali pazari denen yerde tur otobusune bindik bir hayli yolcu vardi,bir yerde mola verdikten sonra yine selcukta sabah kahvaltisi yapip tura basladik efes selcuk acik hava muzesi diyelim.,dagin tepesinde bir yerde eski yunan koyu var,sirince olabilir oraya goturulduk, otobusde cok insan var ama eski hava kalmamis,yani pek kaynasma yok,bir birlerine yakin oturanlar sohbet ediyorlar,iki gun sonra bir yerde yemek yerken genc bir ailenin masasina oturduk,genc kadin ben sizi taniyor gibiyim siz bizlerdensiniz filan dedi, allah allah sizlerde kimsiniz yahu,efendim biz bati trakya turklerindeniz filan anamiz babamiz dedemiz gelmis,iyi,kadinin annesi kayinbiraderin haniminin koyundenmis,erdegin meshur ocaklar koyu vardir ordanmis,bu koyun yerlisi selanik gocmenlerindendirler tabi eski nesil diyelim,nerdeyse akraba cikacaktik.....

      ..cuma aksami yola cikmistik,bir hafta sonra pazar sabahi yine kadikoyde olduk.eskiden sofer rehber ve hostes icin bahsis toplarlardi o adet kalkmis kimse para toplamadi.ege akdeniz kiyilarinda guzel bir tatil gecirdik sayilir, sakin ve temiz masmavi sularda bol bol yuzdum.bodrumdan antalyaya kadar sahane yerler.otobusde yan koltukta bizim gibi yasli bir aile vardi gerci bizden gencdiler ama adam oturmakdan sismis,adamcagiz vergi mufettisi filanmis emekli olmus,olmus ama mufetisligi hala kafasindan atamamis nereye gitsek,hemen vergilerini odeyip odemediklerini soruyor...diger yan koltukda baska bir adam vardi,koltugun arkasindaki ekranda okey oynamaktan basini kaldirip kimseyle selamlasmaya vakit bulamadi....

      ..australya hukumeti malulen emekli olanlara o zamanlar sadece 6 hafta yurt dis tatil hakki veriyordu,bizde gidis donusumuzu 40 gun icine sigdirdik,6 haftada istanbul sehir icine gitmedik diyebilirim iki sefer kadikoyu dolastik,malum her yer kalabalik,alacagimiz bir sey olmayinca bosuna dolasmanin tadida olmuyor,bilmiyorum biz mi degistik zamanmi degisti....hatunun babasi tarafindan biraz miras problemleri vardi,aileler arasinda biraz tatsizlik oldu, sonradan yine her sey yolune girdi,bazi kalpler kirildi,biz pek bir seye karismadik ama yinede uzulduk tabi,kardesler arasinda tatsizlik iyi olmuyor,her kardes bir aile olmus kocalari var kadinlari var cocuklari var,aile buyuyunce ortaklarda cogaliyor demek istiyorum..

      .....kucuk kayinbiraderin erdegin ocaklar koyunde pansiyonu var,sezon baslamadan evvel gidip 7-8 gun kaliyoruz kucuk neseli bir koy,bu defada gittik, sakin sakin kafa dinledik..bostancidan bandirmaya deniz otobusleri isliyor,iki yil evvel gittigimizde bostanci ayagi kalkmis direk yenikoyden calisiyordu istanbul bandirma 150 dakika...guzel yolculuk oluyor, resim cekmeye merakliyim deniz otobusunun kotu tarafi butun camlar buzlandirilmis,net olarak disarsi gorunmuyor,resim cekilecek sahane manzaralar vardir...tatiller guzeldirler ama ne kadar uzun olsalarda cabuk gecerler,bizim tatilde bitti,yine malezya hava yollari ucagiyla geri donduk,home sweet home..o sene icinde bir malezya hava yollari ucagi denize dustu kayboldu hala araniyor, diger bir malezya yolcu ucagi ukrayna uzerinde dusuruldu..

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ...saat 10.00 da her gun turk kahvemi icerim, bu gune oyle yaptim,sonra arabami yikamayi dusundum, son bir ayda sadece arabamla 4 km yol yaptim,yasaklar devam ediyor bir yere ciktigimiz yok.hatun hadi bir kos plazaya git reklam kataloglari al dedi,kapi onune ciktim yolun karsisinda postaci var,hmmm karsiya gecmisse benim posta kutusuna da bir seyler atmistir diyerek posta kutuma baktim bos, motorlu postaci,yaza kisa karsi korumali akulu motorlari var,karsidan bir sey soyledi anlamayip yanina gittim esin icin turk konsoloslugundan mektup var imza karsiligi vermem lazim,ama seni taniyorum mesele yok dedi. istanbulda bulundum cok guzel yer ama cok kalabalik,evet ayni fikirdeyim bende ordan geldim dedim, daha sonra denzil de bulundum orasida cok guzel yer,allah alah denzil diye bir yer bilmiyorum dedim,kalemle bir yere denzil yazdi,yooo burasi turkiyede degil dedim,telefonunu cikarip resim gosterdi pamukkalenin bembeyaz yerleri,,,, haaa evet evet dedim bir daha gidersen marmarise bodruma fethiyeye ugra dedim,ne kadar anladi bilemem tabi.veda ederken arkadas turkish yemekleri sahane dedi.

      .zarfi aldim turk konsoloslugundan geliyor,bir sefer daha olmustu mahkeme tebligatnamesi filan,gelin alin diyorlar..ne hususta mahkeme dosyalarimiz oldugunu biliyoruz, benim kendimin yok ama hatunun mudahil oldugu 6-7 dosya var...bazi turk t v programlarini izlerim,bir suru kandirma dolandirma hikayeleri islenir, hikaye degil gercektir iste,bizde boyle bir olaya mudahil olduk diyebilirim,hatunun hayatta iki teyzesi birde dayisi vardi,bir teyze ve bir dayi hale yasiyorlar,yasiyan teyzeyi hic gormek kismet olmadi,kendini insanlara kapatmis bir kadin..buyuk teyzenin maddi durumlari iyiydi ne varki allah cocuk vermedi,ama kari koca bosanmadan uzun yillar yasadilar,teyzenin kocasi 2010 veya 2012 de vefat etti,cocuk yok, adamin mirasi alt ve ust soya kaldi, tabi teyzemizde kendine dusen hissesini aldi.....

      ..2014 yilinda turkiyeye tatile gitmistik,arasira telefonla konusurken teyze gelin ille benim evimdede kalin derdi,bende soz vermistim bir geceligine kalalim dedik,o gun evde bir iki yasli hanim misafir vardi, birde dayinin hanimi...enistenin guzel bir mercedes arabasi vardi, enistenin yegeni teyzenin kafasina girmis ve teyze arabayi ona hediye etmis,yegen yesil kard ile amrikaya gidip tutunamayip donenlerden.ilk gun bir iki kelime laf ettik ayni binada yasiyorlar,,dayinin hatunu teyzeye biraz kinayeli sekilde abla malini kimseye hediye etme herkes hakkini alsin diyordu,her halde enistenin yegenine verilen arabaya icerlemis olmali.,,bir kac gun sonra mercedesli yegen buyuk bir kaza yapiyor yanindaki kisi canindan oluyor kendide komaya giriyor her tarafi alcilar icinde.....

      .....enistenin yegeni sakatlanip devreden cikinca dayinin oglu devreye giriyor ve teyzenin islerini takip etmeye basliyor,dayinin evide bir kac sokak otede...2014 yilinda teyzeye soz vermistik bir gece evinde kaldik bol bol sohbet ettik,bu arada hadi dayininda kahvesini icelim dedik,dayinin oglu teyzeyi yagliyor aman halacigim dikkat et halacigim koluma gir halacigim teyze o zaman 84 yasinda filan.......
      .......bir iki yil sonra teyze beyin kanamasi geciriyor komaya giriyor ve bir daha uyanmiyor yani rahmetli oldu,teyzeninde daireleri var bankada parasi var...dayinin oglu bir gun teyzeyi aliyor once doktora gidip saglik raporu aliyor ondan sonra bir notere gidiyorlar teyze iki sahit huzurunda vasiyetname yapiyor.... butun varliginin yarisi dayinin ogluna diger kalanida esime ve kardeslerine..... vekaletname ortyaya cikana kadar dayi oglu kimseye bir seyden bahsetmiyor....dayinin kizlari var, olmaz boyle sey mirasda bizimde hakkimiz var diyorlar, baba ogula dava aciyor, ogul baya dava aciyor,hanim tarafindan bizimkilerden bazi kardesler dava aciyorlar....ister istemez mudahil oluyoruz, allaha sukurler olsun mali durumumuz fena degil kimsenin mirasina muhtac degiliz.

      .....bir vasiyetname dosya sindan 7 ayri dosya dogdu,arasira e-devlete girip dosya takibi yaparim,her seferinde dava goruldu 6 ay sonraya aktarildi durusma yapildi dava 8 ay sonraya aktarildi.mahkemede bize luzumsuz evrak gonderiyor,konsolosluk sehirin obur ucunda birde tebligat yaptik diye para istiyorlar.

      .......yasli insanlari kandirmak kolay oluyor,yakininizdaki yasli akrabalarinizi kontrol altinda tutmak lazimdir.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ..2014 yilinda turkiye tatili yaptik ve geri donduk.turkiyeye gidislerimiz hep sevinc icinde olur,memleketimizi gorecegiz, yakinlarimizi gorecegiz.kac haftaligina gitmis olsakda artik ana vatan uzun yilardan sonra ana vatan olmaktan cikmistir, elimizde yabanci pasaport vardir,bir yerde geri donus gununu sayariz,hastalanmiyalim basimiza bir kaza bela gelmesin diye de temkinli olmaya calisiriz,gelirken sevinc icinde geliriz ama donuste aynisi olmaz,yakinlarla dostlarla vedalasmak zor olur huzunlu olur,bir dahaki gelisimizde vedalastigimiz, helallastigimiz kimselerden bazilarini goremeyiz,vefat etmislerdir,iste hayat bir nevi hikayelere gider roman gibidir.

      ....2015 yilinda yakin muhitlerde yazlik kiralayip tatil yaptik, cok heyecanli bir sey olmadi,cadir kampini cok ozlediim ama hatunun saglik durumundan yapmak,istemiyorum....2016 yilina dogru bir yurt disi tatili daha dusunduk,her gun biraz daha yaslaniyoruz belki ilerdeki yillarda bu firsatlari bulamayiz diyorum,bazen maddi durum iyi olsada saglik durumu kotu olabilir....iste yine bir amerika ve kanada gezisi dusunduk, 20 -21 gunluk bir tatil.... kanadanin vancouver sehrini gormek istiyorum, daha evvelki kanadaya gidisimizde cok yorulmustuk, bu defa amerikada iki gun dinlenip oyle kanadaya gidelim dedik.,sydneyden kalkan ucak ya los angeles sehrine ya da san francisco sehrine gider havada 14 saatlik non stop yolculuk,san francisco sehrini sectik ucak biletini ayarladik..... sira otellere geldi, 2011 yilinda kaldigim otel fiatlari tavan yapmis, sehir merkezinde butcemize gore otel bulamadik........fisherman wharf in kuzey ucuna yakin bir yerde bir otel bulduk butceye uygun iki gunluk rezervasyon yaptik....van ness caddesi uzerinde bir otel

      .....her sey organize edildi, aradan 5 yil gecti hangi ucak sirketiyle gittigimiz hatirlamiyorum,sabah saatlerinde inis yapip pasaport kuyruguna girdik, iyi bir memura rastgeliriz diye dusunuyordum, sira geldi guler yuzlu chin asilli bir memurun masasina gittik,pasaportta dogum yeri istanbul yaziyor, genc memur hem sohbet etti hemde istanbuldan konustuk,hmm siz daha evvel burda bulunmussunuz dedi, fazla sormadan parmak izi verdik resim cekildi ve pasaportlara 3 aylik damga vurdu, iki kucuk carry-on cantasiyla gidiyoruz valiz yok beklemedik cantalarada kimse bakmadi,yiyecek filan varsa zaten belirtiyorum.
      ..disari ciktik van ness caddesine nasil giderim diye bakiyorum uzak bir yerde,bir kac kisiye sordum bilmiyorum dedi,tabi hava alanindan trene binip sehir merkezine geldik.en iyisi bir taksi bulayim dedim, bana gore cok uzak bir yer degil ama uzakmis, yine chinli bir taksi soferine ratgeldik adresi soyledim, otelin onune getirdi galiba 11 dolar filan tuttu 11 verdim hani benim bahsisim dedi 2 dolarda bahsis verdik....
      ...ne derler ne ka para oka ekmek, odedigimiz paraya gore sahane bir otele gelmedik zaten iki gece kalacagiz,otel calisanlari latino,etraf hakkinda biraz bilgi aldim,dinlendik disari ciktik, yolun sonu fisherman wharf iskelelere cikiyor,bir hayli yuruyup hatira tazeledik,bu bolge turistlerin en cok ziyaret ettigi bolge, restaurantlar, turlar velhasil her turlu sey var diyelim....ucak yolculugu yorucu oluyor, insan oturdugu yerde yoruluyor......buldugumuz bir marketten yiyecek bir seyler aldik,kahvaltilik aksam yemegi gibi,iki gece kalacagimiz icin cok bir seye ihtiyac yok.
      .....ikinci gunde yine deniz kenarina indik,hep san francisco koprusu uzerinden gecmek isterdim adi golden gate bridge dir,kucuk bir kulubede tur biletleri satiliyor,tekne turu sorduk, koprunun altindan geciyormus.iyi dedik ilk musteri olarak siraya girdik,yarim saat icinde arkamizda koca bir kuyruk olustu,bindik tekneye yavas yavas acilmaya basladik, sahilden acildikca sehrin guzelligi daha guzel gorunuyor,koprunun altina geldik her kes resim ceksin diye tekne iyicene yavasladi,resimler cekildi,yavas yavas geriye donus basladi, alcadraz adasinin etrafindan gectik, cok eski meshur hapishane simdi muze olarak ziyaret ediliyor.
      .cumartesi sabahi saat 9,00 benimde kahvalti saatim geldi,sonra devam ederim...

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ....kanguru kurku kafamda yaratmis oldugum bir kurgudur.turkiyeden yurt disina gelenlerin hep belli amaclari vardi, kisa zamanda bir ev veya dukkan parasi yapip geri donmek gibi. ilk geldigimiz yillarda herkesin kendine gore yurt disina cikis sebebi vardi.bana sen nicin geldin diye soranlarada sakadan...eh hanim kanguru kurku istedi onun icin geldik diyordum.,,,australyaya abimin yapmis oldugu istekle geldik.australya icin vizemizi aldik, ondan sonra ucak bileti bekledik sagolsun abim biletimizide aldi,her zaman kendisine minnet borcluyum..... ucak bileti elime gectikten sonra, 3 hafta evvelinden is yerine istifami verdim ,yolculuga bir hafta kala da esyalarimizi dagittik satabildigimizi sattik,kimisini emanet biraktik kimi esyayi hediye ettik.

      .kanguru kurku kurgusunda anlatmak istedigim eger yurt disina ciktiysaniz ve orda size git diyen yoksa geriye donus cok zordur,almanya ve diger avrupa ulkelerine ilk gidenlerin orda devamli kalma oturma garantileri yoktu,en kisa zamanda bir seyler yapip ulkeye geri donme dusunuyorlardi,australya ise ulkede devamli oturup yasiyacak gocmen aliyordu..

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      .gezinin ikinci duragi seattle sehri,sydneydeyken biraz inceleme yapmistim
      ..san francisco dan ucaga bindik hangi hava yollari hatirlamiyorum,birbucuk saatlik ucus olmali 1100 km kadar,seattleye giderken arada yuksek bir dag var cok guzel manzarasi var,koltugum cam kenari olmadigi icin havadayken resmini cekemedim....seattle de ucaktan icince nasil sehire gidecegimizi arastirmistim, araba parkinin 4 uncu katinda tren istasyonu varmis sehir giden kucuk tren,tabelalari takip ederek istasyonu bulduk,gorevli kimse yok bilet icin makine var,emekliler icin ucuz bilet oluyor ama beceremeyip iki tane tam bilet aldik galiba 3 dolar filan tanesi olmali,san francisco treni tam kazik.

      ......kucuk trenle sehir merkezine geldik indik, istasyonda sari yelekli bir gorevli vardi birinci caddeyi sordum tarif etti,birinci caddeden otelin bulundugu queen ann caddesine cikiliyor, evde ne kadar harita incelediysemde istasyondan cikinca biraz bocaladik, asagimi gidecegiz yukarimi, bir iki yuz metre kadar asagi yuruduk,yol kenarinda isciler vardi, queen ann caddesi ne tarafta dedim, bilmiyoruz dediler. biraz ilerde baska bir sari yelekli adam vardi usta basi gibi ona sordum,yukarda ama ne kadar uzak bilmiyorum dedi,erken saat oldugu icin acelemiz yok oteller ogleden evvel musteri almiyorlar,hawaii haric..elimizde tekerlekli kucuk canta yurumeye basladik, bir hayli uzakmis, bir iki kiz geliyordu onlara sordum,bizde burda misafiriz bilmiyoruz dediler...sonunda queen ann caddesinin basina geldik, bayir yukari bir yol basliyor,hatun ben artik bu cantayi cekemiyorum bittim dedi,iki cantayi ceke ceke oteli bulduk, bayirin tepesinde bir otel,,,,,,guler yuzlu insanlarla karsilastik, odamizi gosterdiler gidip yerlestik. oglen ve aksam icin bir seyler alalim dedik, lobideki bayana super market sordum yuru sola don dedi, biraz yuruduk sola donduk karsimiza bakkal cikti, dilim ekmek dedim yok, asagida market var dedi. galiba safeway marketi olacak bulduk,isimize gelen seyleri aldik,seattle karadeniz havasi gibi yagmurlu olmaya basladi.. birinci gun dinlendik, tabi cebime bir sehir haritasi koydum, her yerde kaybolma adetim vardir, burda kaybolmiyalim dedim.....

      ertesi gun kahvaltimiz aldik ve sehiri gorelim dedik,sehir merkezi deniz kiyisi biraz uzak.otelin arka tarafi sanki bir yarim ada gibi ordanda yuruyerek sehir merkezine gidilebiliniyor, buyuk tur gemileri filan var....otelin onu ntek yol cadde bir sokak otedende sehire giden otobus geciyormus, gittik otobus geldi bindik sofer burda inmek istiyorum dedim, inecegimiz yeri gecmisiz, sofer burda inmeniz lazim dedi, geri donus yapacak ben burda inin dedim ama siz duymadiniz dedi,indik otobusden biraz iler yuruduk ve bayir asagi bir sokaga girdik deniz kenarina iniyor...tur tekneleri var eylence yerleri var bayagi gidip gelen cok. biraz saga sola baktik,yukari ana caddeye cikmak buyuk problem, bir dukkanin yaninda asansor varmis asansorle yukardaki ana caddeye cikiliyormus sorduk bulduk, bindik asansore, saga sola bakinirken adamin biri nereye gideceksiniz dedi, cadde ismi soyledim asansorden inip bizi caddeye cikardi,ciktigimiz yerde tam bir market pazar yeri,ismi aklimda kalmadi, biraz carsi pazar dolastik bir iki meyva aldik..geriye nasil gidecegiz, otelde mono rail var demislerdi.seattlenin meshur kulesi var ordan kalkiyor oraya geliyor,bulduk mono raili kucuk tren,emekli usulu birer dolarlik bilet aldik, mono railden inince 10 dakika kadar otele yuruduk,kulenin oldugu bolgeye seattle centre deniliyor tiyatrolar filan var fiskiyeli guzel bir havuzu var oturup dinlenmek icin masalar, cimenlerin uzerine filan uzanmak, guzel bir yer.
      ..otelin lobisinde bir kac computer koymuslar internet var,cok guzel oldu..

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ..kocadik gari....

      iki hafta evvel trafik ofisinden yeni adiyla( my service oldu)..mektup aldim icinde hem yazi hemde forum var.gecen yilda bu aylardada gondermislerdi,yas 75 olunca once goz testi yapan gozcuden muayene ve sonra aile doktorundan trafikde arac kullanabilir diye rapor istiyorlar,,bir kac hafta sonra yasimiz 76 olacak yani her yas gunune yakin bu formu dolduracagiz. hem gozcuye gittim hemde aile doktoruna , aile doktoru on-line olarak formu gonderdi.bu yil iyiyiz gelecek yila allah kerim diyelim....80 yasina gelenlerin daha degisik problemleri oluyor, direksiyon testi istenebiliniyor veya ev civarlarinda belli bir km radius hakki veriliyor, benim birader 86 olmak uzere 15 km lik musaade vermisler...

      ....75 yasina girmis kisilerede 5 yillik pasaport veriliyor normal 10 yillik pasaportun yari fiati oluyor, yari fiat 155 dolar. 15 yasina kadar olan cocuklarada 5 yilik pasaport veriliyor 16 dan sonra tam pasaport ama 18 yasina kadar hala cocuk sayiliyorlar.

      ...bu gunlerde sydney ve civarlarini seller basiyor, bazi okullar bir kac gun kapandi yani iki haftadir yagmurdan basimizi kaldiramiyoruz, pazar aksami cimen copunu cikaracagiz, cumartesi gunu biraz yagmur duruldu, bende bu firsat budur deyip hemen cimenleri bictim,islak cimen bicmekde makineyi zorluyor,cok uzun yillar bu kadar cok devamli yagmamisti, bu sabahda erkenden cikip yuruyus yapmayi dusunuyordum ama mubarek yagmur durmadi sayilir...

      .australyada iki biraderiz 6 cocuk buyuttuk, bir tanesi liseden sonrsa sizofren oldu, daha evvel vardi belki sonra cikti, diger 5 cocuk tahsil yaptilar meslek sahibi oldular,fabrika iscisi olmadilar, oglum avukat oldu iyi dedik aileden birde avukat cikti,biraderimin torunuda hukuk okuyup oda avukat oldu, boylece avukatlar 2 oldu.
      .yegenin oglu unide avukatlik okurken kiz arkadas edinmis,o hanimda mezun olup avukat olmus,arjantina kokenli,gecen hafta posta kutusuna davetiye atilmis kim atmis bilemiyoruz,, yegenimin oglu ile avukat kiz arkadasi evlenmeye karar vermisler ve eve nisan davetiyesi birakmislar,yegen central coast denen bir bolgeye tasindi ordan ev aldi, eh nisan da orda bir restaurantta yapilacakmis, 110 km filan uzakta,vel hasil gelecek olan gelin hanimla beraber ailede avukat sayisi 3 olacak, gurbete cikinca ogullarimizin yabanci bayanlarla evlenmelerini onliyemedik,ailede 3 yabanci gelin varken 4 uncusude gelmek uzere,ne bileyim bir kac kusak sonra kaybolurmuyuz,, torunlarimiz soy adlarimizi devam ettirirlermi, buda gurbetin aci tarafi.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      22 kasim 2022 sali aksami,,,,,anlatimlarima bir hayli ara verdim sebebini kendimde bilemiyorum.
      ....bizim elektrik faturalari her uc ayda bir gelir. bu yil elektrik faturalarina zam yaptilar,bir cok evin catisinda solar paneller vardir,elektrik uretirler ve elektrik idaresine satarlar ,elektrik faturalari bedavaya gelir,gunes hic eksik olmaz, bu panelleri koymaya devletde maddi destek veriyor,konulan solar paneller 10 senede kendini oduyormus,biz fazla elektrik yakmadigimiz icin pek solar panel koymayi dusunmuyorum.

      10 gun kadar evvel elektrik faturasi geldi,ahhhaaa birde baktim 626 dolar filan bir evvelki fatura 325 dolardi,zam geldi ama bu kadar zam olmaz bunda bir yalnislik var dedim....saat kutumuz eski icinde 3 tane elektrik saati var,....her eski faturayi atarim ama elektrik faturalarini sakliyorum,bir kac tane eski faturalari cikardim saatlere gore daha evvelden ne kadar elektrik yakmislar diye mukayese etmeye basladim. 1684 nolu saat var eski faturalarda hep 15 dolar 18 dolarlik elektrik harcamis ama bu sefer bu saat 327 dolarlik elektrik yakmis,olmaz boyle sey bunda bir yalnislik var dedim.

      gecen hafta origin elektrik sebekesini aradim 20 dakika telefonde beklettiler sonra bir adam cikti, derdimi anlattim 10 dakikadan fazla konustuk,o kadar emin isen o saatin resmini cek faturayi scan yap bize gonder dedi,resim cektikde scan yapip e maile yuklemek biraz beni asiyor,kizim computerci geldi yardim etti resimleri gonderdik.
      .....bir gun sonra bir hanim email gonderdi ismini telefon numarani dogum tarihini gonder dedi, allah allah onuda yaptim,bir gun sonra baska bir hatun mesaj gonderdi,saatlerin resimlerini cek gonder dedi,haydeee bir daha resimler cekip gonderdik,pazartesi baska bir hatun yine mesaj gonderiyor efendim sizin kutuda 4 tane saat var hepsinin resmini gonder, bir kac yil evvel sirket yeni kablo baglantilari yapmisti bu arada bir tane digital bir saat koymuslardi ne ise yarar bilemem,,,,neyse bunuda yaptik,bir hayli sinirlerim bozuldu yarin baska birisi mesaj gonderirse iyi bir haslama yapacagim dedim..

      .....biraz evvel e maile girdim yeni bir mesaj var bu sefer gonderenin adi martin,bu ne isteyecek derken mesaji okudum, efendim saat okuyucusu yalnislik yapmis ,numarasini vermis oldugum saatte olmus,bu eski saatler normal saat gibi ibre iki rakkamin arasinda kalinca ne okunacagi belli olmuyor. neyse 623 dolarlik fatura yerine 408 dolar odiyecekmisim yakinda yeni fatura gondereceklermis,...

      ..yarin carsamba tembellik etmezsem biraz gerilere gidip bir seyler yazmaya calisirim kalin saglicakla.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ....bizim buralarda bir cok evlerin bahcelerinde kocaman kocaman agaclar vardir,kasim ayindada bu agaclar kabuk atarlar,gecen hafta iki gun o kadar cok ruzgar olduki,agaclar yerlere yatacak gibi sallandilar,yollar ve bahcelerde agac kabuklari ile doldu,bu agaclarinda dogru durust isimlerini bilmen bir gun internete bakip ogrenecegim.

      .....eski model arabalar vardi,herkes ordan burdan parca alip arabasini tamir edebiliyordu ve her muhitte bir iki araba hurdacisi bulunurdu,gerek parca gerek kaporta satarlardi,modern arabalarda tamir ve bakim isleri biraz daha hassaslasti,boylece pek ikinci el parca satan yerler azaldi olanlarin coguda kaportacilara tamircilere calisiyorlar.... 25 yil kadar evvel bir turk arkadasda bu araba hurdaciligi yapiyormus,blacktown isimli bir semtte,yanindada bir turk eleman calisiyor,turk eleman bir sabah ise geliyor, bakiyor kapi acik patronu oldurulmus yerde yatiyor,demirle filan kafasina vurulmus,polis cankurtaran hepsi geliyor,elemanin ifadesi aliniyor,haberlere cikmisti, turk gazetelerine yamislardi,,,iki saat kadar evvel haberlere bakiyordum bu olaydan bahsettiler, hurdacinin elemanina 22 sene hapis vermisler,25 yil evvel cinayeti turk eleman islemis,kumar bagimliligi varmis gizli parca filan satiyormus,patronuda isden cikarmak istemis galiba......burda polis hic bir dosyayi kapatmaz,amerikadada oyle 30 yil sonra 40 yil sonra cinayeti cozerler,helal olsun diyorum polise 20 yil sonra cinayeti cozuyor ve katili mahkum ettiriyor.

      .....gecen hafta banning denen cok buyuk nalburiye magazasina gittim,bir iki matkabim var matkap ucu tutan yerleri yalama olmus chuck deriz ,yeni chuck almak 50-60 dolar,100 veya 120 dolara kaliteli bir kablolu matkap almak daha iyi olur diye dusunuyorum,velhasil kordonlu ve kordonsuz matkaplarin etrafinda bir hayli dolastim,sonra baska seylere baktim ve ciktim.
      ..eve geldikten sonra baska bir foruma giris yaptim,forumun ustunde bir suru matkap reklami var,allah allah diyorum google cebimdeki telefondan beni adim adim takip ediyor olmali diyorum.bu devirde gizli sakli bir sirrimiz yok gibi, kimbilir daha neler nelerimizi takip ediyorlardir.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • RE: Avustralya'da bir ömür böyle geçti...

      ..yine geldik 29 ocak gunune,bu defaki 29 ocak gunu australyaya adim atisimizin 50 linci yildonumu,nasil gecti habersiz o guzelim yillarim,, 28 yasimda geldim,2 aya kalmadan yas olacak 78...avrupada amerikada ve baska bir cok devletlerde benim gibi omurlerinin buyuk kismi gurbette gecmis insanlarla dolu...eski atasozu.. insanin dogdugu yer degilde doydugu yer ...derlermis, bizde doydugumuz ulkede kaldik ve bir omur tukettik.....cok cok paramiz ve imkanlarimizda olsa insan yasadigi ulkede mutluysa orayi birakip ana vatana donmeyi dusunmuyor, hele torunlar filan varsa hic dusunulmez.

      Pasifik içinde yayımlandı
      S
      sir.altan
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    • 6
    • 7
    • 8
    • 40
    • 41
    • 6 / 41