10 Mayıs akşam 11 gibi Minneapolis e inip gümrükten geçip valizsiz bir şekilde (salak Pegasus yüzünden) zorbela Homeland security i atlatıp ülkeye giriş yapmayı başardım. Işini bilmez Pegasus salaklari on kere söylememe rağmen luggage imi alacağım yeri son destination um olan south Dakota rapid city de almam gerektiğini söyleyip fişi öyle kesti. Amsterdam aktarmalı Minneapolis sonrasında rapid city giriş yaptım. Minneapoliste gümrükten gecerken bana gerçekten zoru yaşattılar. Full üst perdeden konuşuyorlar, sorduklari soruya cevap vermeye kalkıyorsun lafını yarıda bölüp başka bir tane daha soru soruyor. Senin soru sormana izin vermiyor. İngilizcem olmasaydı kapıdan geri bile dondurebilirlerdi o kadar sorgudan sonra valizimin ortada olmamasından ötürü. Bir şekilde ülkeye giriş yapıp rapid city uçtuktan sonra valizimin kaybolduğunun farkına vardım ve delta airlines kontuarina gidip file olusturttum. Neyse ki iki gün içerisinde bulduklarını benim işyerimdeki patronuma iletmisler ve birazdan teslim alacağım.
Deneyimlerim:
An itibari ile south Dakota Keystone kasabasinda work and travel öğrencisi olarak bulunuyorum ve şu anlık buradaki tek Türk benim. Holy terror coffee adındaki yerde barista olarak iki amerikanla birlikte çalışıyorum. Insanlar burada gerçekten aşırı yardimsever ve guleryuzlu pozitif. Yorgun bir gün geçiriyor olmanıza rağmen yaptıkları sakalarla kurdukları sohbetle modunuzu yükseltmeyi başarıyorlar. En başında gülmeyi kural olarak edinmisler ve negatiflige pek yer yok. Patronum David tam bir beyaz amerikali ve karşılıksız bu kadar yardım aldığımı görünce şaşkına döndüm. Aldığım yardım ise ülkeye ilk girdiğimde valizim kaybolduğu için adam iç çamaşırı eşofman takımı tişörtten tut dis fırçası toothpaste sine varana kadar sabuna kadar her şeyi verdi. Kocası Jesus on defa aç mısın diye sordu ve yardım etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben amerikanlari bencil bilirdim ama buradaki beyaz amerikanlarin alakası yok. Yoldan yürüyen herkes selam veriyor seni güler yüzle karsiliyor. Beyazların yoğunlukta olduğu eyalette olsam gerek herkesin İngilizcesi aşırı temiz, en ince kelimeye kadar rahat anlaşılıyor. Doğa muhteşem, arabalar kocaman. Taharet musluğu olmadığından şu anlık ıslak mendil ile idare ediyorum ama bu adamlar yıkamiyor poposunu gerçekten. Onun haricinde İspanyolca öğrenmek zorunda hissediyorum kendimi, arada Kolombiyalı çalışanlar İspanyolca dönünce bı garip oluyorum. Ama burda ayakta tutunmak için İngilizce yeterli gibi, herhangi bir Türk eksikligi hissetmedim henüz. Zaman geçtikce tecrübelerimi aktarmaya devam edeceğim. I94 formunu doldurdum sevis check in onayı gelince ssn başvuracağım. Burada iPhone zorunluluk, Android olan Xiaomi telefonuma (Amerika'da yasaklı) aylık 25 dolar olan sınırsız internet vs içeren e simi alamıyorum. Dumenden eski bı iPhone da olsa gerçekten gerekli onu öğrendim.