Merhaba,
Bugün Ankara’da 4 kişilik ailemizle mülakata girdik. Randevumuz 07:30’daydı. Ankara’da ikamet ettiğimiz için 07:05’te yola çıktık ve yaklaşık 07:35 gibi konsolosluğa vardık. Park yeri aramak ve sonrasında konsolosluğa yürümek biraz vaktimizi aldı. Vardığımızda önce uzun bir sıraya girdik. Görevliye randevu saatimizi söyleyince bizi öne aldı; çünkü 07:30 randevularını çoktan içeri almaya başlamışlardı. 
İlk girişten itibaren oldukça güler yüzlü personelle karşılaştık. Ödeme işlemini kredi kartımızla sorunsuz şekilde hallettikten sonra evrak teslimi için sıramızın gelmesini bekledik. 15 numaralı bankodaki görevli evraklarımızı teslim aldı; ancak 16 yaşından büyük çocuklarımız için adli sicil kaydı almayı unuttuğumuzu fark edince kısa süreli bir mide krampı yaşadık. Buna rağmen görevli son derece yardımcı ve güler yüzlüydü. Kızımın hemen çıkıp evrağın çıktısını alabileceğini, bunun sorun olmayacağını söyledi ve tekrar hızlıca giriş yapabilmesi için üzerine not yazılmış bir kağıt verdi. 16 yaşındaki oğlumuzun adli sicil kaydı için de “tamam o zaman” diyerek eksik evrak kapsamında değerlendirdi. Bu arada değişen ikametgahımızı güncellemek istediğimizi söyleyince önemli değil dedi. Amerika’daki adresimizi DS-260 formuna yazmamıştık; onu da hallettik. Ayrıca mülakatı Türkçe isteyip istemediğimizi sordu; biz de Türkçe olmasını tercih ettik.
Kızımın gelmesi için yaklaşık yarım saat bekledikten sonra evrak teslimini tamamladık ve mülakat için sıramızın gelmesini beklemeye başladık.
Yaklaşık 40 dakika sonra 20 numaralı bankoda sıra numaramız yandı. Önce hepimiz sağ elimizi kaldırarak yemin ettik, ardından parmak izlerimiz alındı. Evrakları kontrol eden görevli sağlık raporunu sorduğunda, mevcut durum nedeniyle almadığımızı belirttik; o da “tamam” dedi. Bu noktada şunu da fark ettik ki sağlık raporu konusunu artık sorun etmiyorlar. Hatta bizden önce yine 19 numarada mülakata giren genç bir çift (iki küçük çocukları vardı) için, süreç açılmadan sağlık raporu almamaları yönünde özellikle bilgilendirme yaptılar.
Oğlumuzun adli sicil kaydını sorduğunda ise, gelen konsolosluk mailinde bu şekilde bir bilgi yer almadığını söyledik; ancak bunu eksik evrak olarak işaretledi. (O anda, geçmiş deneyimlerden böyle bir bilgi hatırladım ve neden zamanında hatırlamadım diye kendime kızdım, o da ayrı bir konu
)
Sonrasında mülakat, daha önce herkesin belirttiği gibi ilerledi.
Asıl talihli olan eşime:
Ne iş yapıyorsunuz?
Amerika’da da bu işi mi yapacaksınız?
Amerika’da tanıdığınız var mı?
Nereye gideceksiniz?
Bana:
Ne iş yapıyorsunuz?
Çocuklara:
Öğrenci misiniz?
Üniversitede okuduğunu söyleyen kızıma ayrıca İngilizce olarak hangi üniversitede okuduğunu sordu.
Mülakatın sonunda süreçle ilgili bilgi verdi. Şu anda “refuse” (reddediyorum) statüsünde işlem yaptığını; ancak süreç açıldığında eksik evrakları belirtilen mail adresine göndermemiz gerektiğini ve sonrasında dosyanın tekrar açılacağını söyledi. Sarı 221(g) kağıdında mail bilgisinin olduğu yeri ve eksik evrakları işaretledi, arka kısmına da “DV Processing” yazarak belgeyi bize teslim etti. Açıklama yaparken yanına bir tercüman çağırdı; muhtemelen durumu daha net ifade edebilmek için bunu yaptı.
“Refuse” kelimesi biraz kafamızı karıştırdı; ancak eksik evrakları göndererek sürecin devam edeceğini söylemesi, bunun kesin bir ret olmadığı anlamını çıkarmamıza neden oldu.
Sonuç olarak üzerimizdeki yükten bir nebze de olsa kurtulmuş olduk. Son dönemdeki gelişmeler aklımızı oldukça karıştırmış ve bizi tedirgin etmişti. Yine de elimizden geleni yaparak süreci tamamladık. Bundan sonrası artık kısmet diyerek bekleyeceğiz.
Bu yoldaki herkese her şeyin en güzelini diliyorum. 

