Part 2
Artık sırada ehliyet vardı, toplu taşımanın iyi olmadığı bir ülkede arabasız yaşamak gerçekten çok zormuş. DMV’den sınavı hemen online olarak yaptık ve geçtik. Direksiyon sınavı için başvuru yaptık ve üç hafta sonraya gün aldık. Ehliyet almadan, ufak bir araç satın aldıkç Chevrolet Bolt, hem elektrikli olması hem de özellikleriyle bizi cezbetmişti. Arabamız vardı ama ehliyetimiz yoktu. Yine de yakın yerlere gitmeye başladım, başımıza ne geldiyse zaten sabırsızlığımdan gelmişti! Veee beklenen oldu yıkama istasyonundan çıkarken arabayı çarptım, çamurluk ve tampon zarar gördü. Ehliyet durumumdan dolayı sigortadan yararlanamazdık, bu yüzden durduk yere başımıza iş açmıştım. Küçük bir ezik için 1500-2000 dolar arası fiyat biçiyorlardı. Uzun lafın kısası, bir süre arabayı böyle kullanmaya karar verdik. Istanbul'da o kadar yıl yaşadıktan ve araba sürdükten sonra böyle bir kaza yapmam resmen akıl tutulması gibiydi.
Eşimin ve benim ehliyet sınavı günümüz geldi. Ben direksiyon sınavından geçemedim ama çok şükür eşim geçti. En azından birimiz araba kullanabilecekti. Bana ikinci sınav için bir ay sonraya gün verdiler. Eşim bu sırada kendine kısa süreli bir iş buldu. Daha önce bale eğitmenliği yapmıştı ve İngilizcesi iyi olduğu için şehirdeki tiyatro ve kurslara başvuru yaptı. Üç aylık 5-8 yaş arası çocuklara bale dersi vermek için çok hızlı bir şekilde iş buldu. Ben bu sırada ehliyet sınavımı bekliyor ve iş başvuruları yapmaya devam ediyordum. Buraya taşınalı dört ay oldu; toplam 1000’in üzerinde başvuru yaptım. Türkiye'de bir internet sitesinde reklam teknolojileri üstüne çalışıyordum, uzmanlığım popülerdi ama networküm olmadığı için görüşme almakta zorlanıyordum ve hâlâ daha zorlanıyorum. Bir ay daha böyle geçti ve sonunda ben de ehliyetimi aldım. Uber, Instacart gibi bütün uygulamalarda sıraya girdim ancak henüz hesap alamadım.
Bu süre zarfında komşularla tanışmaya, ufak ufak çevre edinmeye başladık. Evimize yakın bir parkta insanların sürekli raketle oynadıkları, tenise benzer bir oyun ilgimi çekti. Oynayanlara ne olduğunu sordum; çok arkadaş canlısı bir şekilde bana oyunun pickleball olduğunu ve nasıl oynandığını öğrettiler. Onlar sayesinde kendime bir hobi edinmiştim ve bu geçiş sürecinde bu bana çok yardımcı oldu. Pickleball oynayanlarla tanışarak arkadaşlar edinmeye başladık. Ufak tefek günlük işler geldiğinde bana haber vermeye başladılar. Bu sayede düzenli olmasa bile ufak tefek para kazanmaya başladım. Kurumsal iş bulabileceğime inanıyorum ama düşüncem hayal ettiğimden de uzun süreceği yönünde. Böyle düşünmemden dolayı geçen hafta bir mağazada part-time kasiyer olarak işe başladım. Eğitimlerimi tamamladım, iş çok yorucu ama çalışma arkadaşlarım çok arkadaş canlısı ve her konuda bana yardımcı oluyorlar. İlk yazıda bahsettiğim gibi bu sürecin bir maraton olduğuna inanıyorum ve önümüze çıkacak yeni fırsatların ve güzellikler için heyacanla bekliyoruz