Herkese selamlar;
08.10.2025 tarihinde ailecek katıldığımız vize mülakatımız hakkında bilgi vermek isterim. Bu başlık altında olumlu/olumsuz birçok mülakat deneyimi okudum, katkı veren tüm kullanıcılara teşekkür etmek isterim. Umarım bizim deneyimimiz de birilerine yardımcı olur.
Öncelikle yeni randevu sistemine geçtikten sonra 2025 yılı içerisine randevu bulmamız bizim adımıza çok önemliydi. Bu süreçte 4 kişilik aile olarak randevumuzu çok kısa bir sürede erken bir tarihe çeken Çınar Vize Danışmanlık'dan Fatma hanıma teşekkür etmek isterim.
2024 yılı Aralık ayında istanbul'dan bir reddimiz vardı. Ailecek seyahat geçmişimiz yoktu. Düzgün bir aile profili çizdiğimizi düşünerek bu şekilde şansımızı denedik ama olmadı. Özellikle aile profillerinde birlikte birkaç yurt dışı seyahati sanırım konsolos için önemli ve karar verme adına belirleyici oluyor. Red sonrası 2025 yılı içerisinde ailecek 4 farklı ülkede toplam 6 şehir gezdik. Ardından bu sene Ekim ayında (ilk reddimizden 10 ay sonra) Ankara'da mülakata girdik. Profilimiz; 40'lı yaşların başlarındayız, 11 ve 5 yaşlarında iki çocuk sahibiyiz, kurumsal firmalarda orta ve üst düzey yönetici olarak çalışıyoruz.
Ankara'daki mülakatımızı; son derece stabil mülakatlar gerçekleştiren, soğuk tavırlı, ve asya kökenli bir memur ile gerçekleştirdik. Normal şartlarda mülakatların 2-3 dakikadan uzun sürmediğini biliyoruz ancak memur bizi çok yoğun bir soru yağmuruna tuttu, mülakat esnasında da birkaç sefer mikrofonu kapatıp tercüman arkadaşla birşeyler konuştular. Mülakatımızı Türkçe yapmak istedik.
- Memur, bana mesleğimi sordu. Medikal Satınalma Yöneticisiyim cevabımdan sonra, ne tür medikal ürünler alıyorsunuz diye detaylandırmamı istedi. Aynı firmada 7 yıldır çalıştığımı da cümle içerisinde geçirerek yaptığım işi detaylandırdım.
- Eşime dönüp onun da mesleğini sordu. Eşim, mali müşavir olduğunu ve uluslararası bir gıda firmasında Muhasebe Koordinatörü olarak çalıştığını söyledi. Ne tür gıdalar diye eşimden de detaylandırmasını istedi. Sonrasında kaç yıldır bu firmada çalıştığını ve aylık gelirinin ne kadar olduğunu sordu.
- Daha önce nerelere seyahatlerimiz olduğunu sordu. Ülkeleri saydık. (DS-160 formumuzu Mayıs ayında doldurmuştuk. Forma sadece 2 ülke yazmıştık. Haziran ayında gittiğimiz 2 ülkeyi DS-160 formumuza henüz gitmediğimiz için yazmamıştık)
- Oturduğumuz evin bize ait olup olmadığını sordu. Kendimize ait evimiz olduğunu, bu evden bir kira gelirimiz olduğunu ama bizim farklı bir semtte kirada oturduğumuzu söyledik. Bu noktada memurun kafası karışmış olsa da, söz isteyip biraz daha net açıklayınca "OK" diyerek onayladı ve notlarını aldı.
- Amerika'da herhangi bir akrabamızın olup olmadığını sordu. Olmadığını söyledik (gerçekten bir akrabamız yok)
- Tekrardan yurt dışı seyahatlerimizi irdeledi. Gittiğimiz ülkelerde kaç gün kaldığımızı sordu. Dürüstçe cevapladık. Verdiğimiz cevap sonrası çocuklarımızın pasaportları dahil tüm pasaportlarımızdaki giriş-çıkış damgalarını kontrol etti.
Bütün bu soru yağmurundan ve yanındaki tercümanla mikrofonu kapatıp konuşmalarından sonra pasaportlarımızı monitörünün altındaki barkod okuyucudan okutmaya başladı. O an onay aldık diye içimizden geçirirken, "Kararımı netleştiremiyorum, bu nedenle detaylı inceleme yapmak istiyorum" diyerek bize sarı renkli bir AP kağıdı verdi (Administrative Processing) Mail ile bilgilendirileceğimizi söyledi. Eşim bu sürecin ne kadar süreceğini, Ankara'da beklemeli miyiz anlayabilmek için sordu. Memur, sürecin ne kadar süreceği konusunda kesin bir şey söyleyemeyeceğini belirtti ve pasaportlarımızı geri verdi. Pasaportları alarak çıktığımız için ilk etapta çok moralimiz bozuldu ancak sonrasında yaptığımız araştırmalarda ve deneyimli arkadaşlarımızla yaptığımız konuşmalarda, AP süreci başladıysa pasaportların geri verilmesi veya konsoloslukta kalmasının onay/red kararına herhangi bir etkisi olmayacağını ancak pasaportların geri verilmesi AP sürecinin uzun sürebilme ihtimalinin olduğu anlamına gelebileceğini öğrendik.
Şimdi stresle ve merakla AP sürecinin tamamlanmasını ve kararın açıklanmasını bekliyoruz.