DV2026 Mülakat Deneyimim – 4 Mart 2026
4 Mart 2026 saat 09:00’da mülakatım vardı. Saat 08:45 civarında içeri alınmak üzere güvenlik kontrolünden geçtim ve ana binaya yönlendirildim. İçeri girdikten sonra vize ücretini ödedim ve evrak teslimi için sıramın gelmesini bekledim. Sıram geldiğinde evrak teslimi yapmak üzere gişeye gittim.
Benden istenilen evraklar şunlardı:
Pasaport
2 adet biyometrik fotoğraf
Vukuatlı nüfus kayıt örneği
Diploma aslı ve fotokopisi
Diploma e-Devlet çıktısı
Banka hesap dökümlerim
Araç ruhsatım
Askerlik durum belgem
USTravelDocs kayıt çıktısı
Adli sicil kaydı
Sağlık raporum (sarı zarf)
Ek olarak Green Card’ımın gönderileceği adresin güncellenmesi için ricada bulundum. Sağ olsun gişedeki hanımefendi bu konuda yardımcı oldu.
Daha sonrasında mülakatı Türkçe mi yoksa İngilizce mi yapmak istediğimi sordu. Ben de İngilizce yapmak istediğimi söyledim.
Ardından mülakatların yapıldığı bölüme geçtim ve heyecanla sıramı bekledim. Yaklaşık 20–25 dakika sonra beklediğim o an gelmişti. 
Mülakatta geçen diyaloğu sırasıyla yazıyorum:
— Hi, good morning.
C/O: Hi, how are you?
— I’m doing great, thank you.
C/O: Please raise your right hand and swear that all the information you will provide today is true and correct.
— Yes, I do.
C/O: Have you ever been to the United States before?
— No, I have never been to the United States before.
C/O: Have you ever lived outside of Turkey before?
(Bunu evrak teslimi yaptığım hanımefendi de sormuştu.)
— No, I haven’t.
C/O: What are you currently doing for work?
— I’m currently working as a front office operator at a 5-star hotel.
(Sonrasında otelin ismini ve nerede olduğunu sordu, cevapladım.)
Daha sonra aksanım ve İngilizce konuşma akıcılığımdan dolayı bu şekilde İngilizce konuşmayı lisede mi öğrendiğimi sordu. Ben de kısaca evet dedim. Bunun üzerine “Impressive.” dedi. O an mülakatın gidişatının olumlu olduğunu hissetmeye başlamıştım ve heyecanım biraz olsun azaldı.
Sonrasında anlayamadığım bir aksan olup olmadığını sordu. Ben de İngiliz ve Avustralya aksanını bazen anlamanın zor olabildiğini söyledim ve aynı soruyu kendisine sordum. O da gülerek aynı cevabı verdi. Her soruyla birlikte ortam daha da rahat bir hale geliyordu.
C/O: Where do you plan to live in the United States?
— I plan to live in Orlando, Florida because of its job opportunities in tourism, which aligns with my work background.
(Bunu söyledikten sonra onaylayıcı şekilde “Oh, okay.” dedi ve yazmaya devam etti.)
Yaklaşık 10–15 saniye sonra sorulara devam etti:
C/O: Do you know anyone in the United States?
— I have a friend in .........., California, whose address I used for mailing purposes only.
(Samimi bir şekilde “Okay.” dedi.)
Ardından “Anlaşılan otelinize bayağı Amerikalı geliyor.” dedi.
Ben de evet, gerçekten çok fazla Amerikalı misafir ağırladığımızı söyledim.
(Gerçekten de öyle, yaşasın Turkish Hairlines
)
Sonrasında belgeleri karıştırmaya başladı. Banka dökümüne birkaç saniye baktı ve dosyaya koydu.
Aracımın ruhsatının fotokopisine baktı ama tam anlayamadı ve sordu:
C/O: What is that?
— It’s the registration of my vehicle.
“Okay.” dedi ve belgeyi geri vermek için kenara koydu, dosyama eklemedi.
Daha sonra maaş bordrolarımı da tam anlayamadı. O sormadan:
— And those are my payslips.
dedim.
“Ooh, okay.” dedi.
Diploma aslı ile fotokopisini karşılaştırdı, fotokopiye imza ve kaşe vurdu. Ardından ekrana baktı ve son soruyu sordu:
C/O: Have you ever been married?
— No, I have never been married.
Daha sonra sandalyesini geriye itti, o hiç sevmediğim ve sevmeyeceğim sarı kağıdı aldı ve:
“Kısaca gelişmeleri biliyorsundur.” dedi.
Ben de “Evet, maalesef.” dedim.
O sırada kağıda tarihi, dosya numaramı ve sebep olarak DV PROCESSING yazdı. Pasaportumu geri verirken ben de esprili bir şekilde:
“In fact, you guys can keep my passport if you want, I probably won’t be needing it anytime soon.” 
dedim.
O da gülerek:
“Sorry, I can’t do that.” dedi.
Ben de mülakat için teşekkür ettim ve gişeden ayrıldım. Binadan çıkıp o meşhur uzun bahçeye geldiğimde derin bir nefes aldım ve o anda üzerimden büyük bir yük kalktı.
Artık sürecin benim sorumluluğum olan kısmı bitmişti. Gerisi politikalara kalmış durumda. Güzel bir deneyimdi ve bana çok şey öğretti.
Umarım en kısa sürede her şey yoluna girer ve tüm talihlilerin Amerika macerası başlar.
(Mülakatı özellikle diyalog şeklinde yazmamın sebebi, ilerleyen tarihlerde mülakata girecek kullanıcıların süreci mümkün olduğunca gerçekçi şekilde görebilmelerini sağlamak. O an yaşanan atmosferi, sorulan soruları ve mülakatın akışını tüm detaylarıyla aktarmaya çalıştım ki herkes kendi hazırlığını buna göre yapabilsin.)
...