28 Nisan 2026 Viyana Mülakat Deneyimi.
Öncelikle bu forumu kuran, geliştiren, katkıda bulunan herkese teşekkür etmek istiyorum. Herhangi bir beklentisi olmadan birilerine yardım etme güdüsüyle emek harcayan her arkadaşımın hakkını ne yapsam ödeyemem. Olay sadece para değil, ücretini verir sözüm ona “profesyonel” bir danışmanlık hizmeti alırsın ancak bu seviyede bir başucu kitabını hiçbir yerde bulamazsın.
Sevgili eşimin isteğiyle 2. başvurumuzda kazandığımızı öğrendikten sonra bu forumu bulduk ve ilk sayfalarına girişi yaptık. 2024’ü okuduk, 2025’i okuduk sıra geldi 2026’ya ait sayfalara. Deneyimleri okuduk, aşamaları inceledik, evraklarımızı hazır ettik. Süre bize doğru yaklaştıkça umudu, hayal kırıklığı, sevinci, kızgınlığı, şaşkınlığı kısacası her bir duygusu artarak, ağırlaşarak ve daha da karmaşıklaşarak mülakat günümüze geldik. Artık bundan sonra yavaş yavaş forumun diğer sayfalarında yaşamaya başlamak gerek ve bir gün vatandaşlık başvuru süreci sayfasına dalmak nasip olur diye umut etmekteyim.
Dosyamızı 28 ağustos kararından önce Viyana’ya taşımak için KCC’ye mail atmıştık. Sonrasında Ankara’nın mükemmel hızı bir ara kafamızı bulandırdı. Özellikle 2 küçük çocuğumuz olması ulaşım, konaklama gibi zorluklar yaratabileceğinden neredeyse dosyayı geri taşıyacaktık, kaldı ki o sırada Viyana’dan mülakat tarihi alıp da çok rahat geri taşıyan arkadaşların postlarını okuyunca kafa karışıklığımız arttı. Eşimi ısrarla kararımızdan dönmeyelim, bunu bir fırsata çevirip ailecek bir tatilmiş gibi düşünelim diyerek ikna ettim. İyi ki de Viyana kararında kalmışız.
Sağlık Mülakatı
Mülakatımızın 28 Nisan 13.00’a verildiğini öğrendikten sonra Molnar ile iletişime geçip randevu talebinde bulundum. İlk başta pause kararı olduğunu ve konsolosluk tarafından sağlık mülakatı alımına ilişkin olarak herhangi bir güncelleme gelmediğini söyleyerek mülakat vermediler. Sonra forumdan bir arkadaşın konsolosluktan aldığı sağlık mülakatı alıp almamak sizin kararınıza kalmış durumundan bahsederek tekrar mail attım, yine vermedi. Daha sonra konsolosluğa sağlık mülakatıyla alakalı mail attım ve forumdaki o arkadaşa verdikleri cevabı bana da verdiler. Bu sefer konsolosluktan gelen maili eke ekleyip tekrar sağlık randevusu talep ettim. Başta 23 Nisan’a randevu verdi, daha sonrasında çocuğun bayram kutlamasını ileri sürerek 27 Nisan’a randevu talebinde bulundum ve 27 Nisan 09.30’a randevu almış oldum. Sonuçların ertesi günkü görüşmeme yetişip yetişmeyeceğini sorduğumda yetişebileceğini zaten pause kararı olduğunu, daha sonrasında da iletildiğinde bizim açımızdan bir sorun olmayacağından bahsetti.
Antikor testlerimizi, aşı kartlarımızı alıp görüşmeye gittik.
• Antikor Testleri: 2025 Ekim ayında eşim ile birlikte test yaptırmıştık. Mülakatta da 6 aydan eski olmasına rağmen bu testleri verdik. Tarihe bakmadılar hiç.
• Aşı Kartları: Çocukların aşı kartları tamdı. Aile hekimine e nabız çıktısını kaşe imza yaptırttık. Özel aşılar ise e-nabıza eklenmediği için çıkmıyordu. Bu özel aşılar özelden takip ettirdiğimiz hastane tarafından kendi takip defterlerinde vardı. Onları da üzerinde herhangi bir kaşe imza olmamasına rağmen sunduk ve kabul etti. Eşimle bana ise bildiğimiz karton formda aşı kartına aile hekimi e-nabıza eklediği aşıları elle yazdı, hatta birini sisteme girmeyi unutmuş onu da elle yazdı ve kaşe imzalı bir şekilde verdi, onu da kabul ettiler.
Sağlık görüşmesinde sadece eşimden ve benden kan testi aldı. Klinikte bizden başka hiç kimse olmamasına rağmen beklediğimden uzun süre, yaklaşık 2 saat içeride kaldık. Daha sonrasında röntgen için gerekli tarifleri aldık ve Molnar’dan ayrıldık. Röntgen için gittiğimizde içerisi çok kalabalıktı ancak numaramız hemen yandı, evrakları verdik 5 dakika sonra röntgenler çekildi 10 dk içerisinde de CDleri aldık ve işimiz bitti.
Mülakat
28 Nisan sabahı 09.15’te kaldığımız yerden tramvay ile otelin bulunduğu adrese geçtik ve 25 geçe binanın önüne vardık. Bina önünde sevgili @winter-is-coming ve @emrewhite aileleriyle birlikte bekliyorlardı. Süre az kaldığı için yanlarına uğrayamadan, içeride de görüşürüz düşüncesiyle içeri girdik. 4. Kata çıktık. Merdivenlere oturmuş 2 insan azmanı güvenlik ve kapı girişinde bekleyen bir güvenlik bizi karşıladı. Mülakat için geldiğimizi söyledik. Çantada çocuklar için ekstradan su olduğunu söyledim ve bir yudum içmem halinde içeri alabileceğini söyledi. Biz güven vermek adına ailecek birer yudum içtik:) Çantayı x-ray cihazına koyduk ve kapıdan girdik. Hatta montumun cebinde silgi unutmuşum, onu çantanın gözüne koyduğumu görünce çantayı tekrar cihazdan geçirmemi istedi. Telefon harici elektronik cihaz yoktu üzerimizde, telefonu da kapamama gerektiğinde bir şey söylemediler, hatta içeride telefonu kullandım.
İçeri girdiğimizde içeridekilerin çocukların yapacağı gürültüden minimum düzeyde etkilenmeleri için en dipteki masaya geçtik. Hemen yan masada iki genç, Türk çift vardı. (isimlerini bahşettiler ama kusura bakmayın lütfen isim ve sayı hafızam en kötü olduğum alan) kendileriyle süreç ve ilerisi hakkında konuşma şansına eriştir. Onların da yan masasında yabancı bir aile vardı. Sanıyorum onlar aile birleşimi için gelmişlerdi çünkü onların mülakatı yarım saatten fazla sürdü.
İlk okunan bizim ismimizdi. 5 numaralı bankodan evrak teslimi için çağrıldık. O zamana kadar heyecanlanmamıştım ancak kalbim çarpmaya başladı. Evrakları teslim etmeden önce kendimi güvence altına almak için Alize Hanım'ın burada olup olmadığını sordum ve bu zarif hanımefendinin bizzat kendisi olduğu cevabını alınca derin bir oh çektim. Kendisine Türkiye’de ne kadar meşhur olduğundan bahsettim. İngilizce bildiğimi ancak heyecandan elim ayağıma dolaşacağını bildiğimden mülakat esnasında bize yardım etmesini rica ettim. Parmak izlerimiz alındıktan sonra:
Asıl talihli benden:
• Pasaport
• 2 resim
• Formul-A +1 fotokopi
• Formul-B + 1 fotokopi
• Mali kanıt ( altın hesabı dökümü – ki sadece şubat ayında hesap açıp yatırdığımız kayıt mevcuttu, başka hareket yoktu – ve bankanın yazdığı İngilizce teyit yazısı ( garanti bankası) aldı. İmza sirküsü, diğer banka hesap dökümlerine ait evrakları almadı. Meblağ yeterli dedi.)
• Adli sicil dökümü ( e-devletten İngilizce olarak arşiv kayıtlı aldığım)
• En yüksek mezuniyetimi gösteren diplomam + Fotokopisi ( 3 tane üniversite diplomam olduğunu hepsini mi yoksa en sonuncusunu mu istediğini sordum, fark etmez istediğin bir tanesi olur dedi)
Bunlar harici olarak hiçbir şey istemedi. Askerlik belgesini sordum, ona gerek yok dedi. Diplomam çift dilli olduğu için hiçbir belgeye çeviri yaptırmadım.
Eşimden:
• Pasaport
• 2 resim
• Formul A + 1 fotokopi
• Formul B + 1 fotokopi
• Adli Sicil dökümü
Çocuklardan:
• Pasaport
• 2 resim
• Formul A + 1 er fotokopi.
Evrakları aldıktan sonra ödeme için diğer bankoya yönlendirdi. Ödemeleri yaptık ve mülakat için ismimizin çağrılmasını bekledik. @winter-is-coming ve @emrewhite aileleriyle birlikte ortadaki oyun alanının olduğu bölümde bekliyorlardı. Yanlarına gidip konuşmayı çok istedik ancak çocukların oyun alanını görünce çıldıracağından korkarak gidemedik. ( pause kalkınca bu sefer çocuksuz geleceğiz, o zaman telafi ederiz inşallah). Yaklaşık 5-10 dk bekledikten sonra 6 numaralı bankodan mülakat için çağrıldık. Güler yüzlü bir hanımefendi bizi karşıladı. Öncelikle çeviriye ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Aslında İngilizcemin olduğunu ancak heyecanlanma ihtimaline karşı olursa iyi olacağını söyledim. Bunu söylerken sanki Alize Hanım hemen gelecekmiş gibi algıladım ancak görevli o zaman Alize Hanım’ın işinin bitmesini bekleyin, tekrardan çağıracağız dedi. Tekrar yerimize geçtik. Bu arada diğer arkadaşlarımızı çağırdı. Biraz bekledikten sonra bu sefer 7 numaralı bankodan çağrıldık. Burada ise 6 numaraya göre görece daha ciddi görünümlü bir hanımefendi vardı. Önce yemin için ellerimizin kaldırılması gerektiğini söyledi, bunu çocuklara tercüme ettikten sonra Alize Hanım Türkçesini söyleyince keşke ilk baştan mülakatı yapsaydık diye içimden geçirdim. Sanırım ilk görevli bu görevliye göre daha sempatik gözüktüğü için böyle düşündüm, ama bu hanımefendi de gayet iyiydi, hatta mülakat sonunda bana beyaz kağıdı verdikten sonra küçük çocuğuma da üstüne gülen surat çizip bir beyaz kağıt daha verdi. Yeminden sonra – küçük oğlum görüşme boyunca eli havada durdu – ilk evliliğiniz mi? Daha önce yurt dışında yaşadınız mı? Türkiye’de ne iş yapıyorsunuz, Amerika’da ne iş yapmayı planlıyorsunuz diye sordu. Buraya kadar yine herhangi bir Türkçe konuşma geçmedi. Sağlık mülakatına gittiğimi, raporumun gönderilip gönderilmediğini sordum, sorun yok, göndereceklerdir dedi. Sonra durumdan bahsetti, eğer açılması halinde bizimle irtibata geçeceklerini söyledi. O zaman çocukların gelmesine gerek var mı diye sordum. Hayır, sadece siz gelseniz de olur dedi ve mülakatı bitirdi.
Evraklarımızı alıp, diğer arkadaşlarla ayaküstü konuşup binadan ayrıldık. Her ne kadar içimiz buruk ayrılsak da üzerimizden büyük bir yük kalktı ve en güzeli dönüşümüze daha 4 gün vardı. Sadece Viyana içiyle sınırlı kalmayıp çevre yerleri de içeren bir tatil yapıp seyahatimizi sonlandırdık. Hep inandığım üzere önemli olan yolda olmaktır, yoksa durakların işi orada durup bizi beklemek.