Herkese merhaba, haftalardır, aylardır hatta yıllardır umutla beklediğim vizeye ve o meşhur sarı zarfa AP sürecime rağmen dün kavuştum. Umudumun artık bittiği yerde, “kesin ret gelecek, şimdi nasıl plan yapmalıyım?” dediğim anda.. Deneyimlerimi aşağıda sağlık kontrolü, vize görüşmesi ve AP süreci olarak üç adımda, detaylı bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Umarım deneyimlerimin bir faydası olur ve vizeyi almam tüm umudunu kaybedenlere umut olur.
Sağlık Kontrolü:
6 Ocak 2023’de sağlık kontrolüm için saat 9:30 da Unganlara gittim. Daha önceden geçirdiğim trafik kazası, epilepsi ve tiroit rahatsızlığım olduğu için çok tedirgindim. Epilepsi için EEG sonuçlarım, hastalığı teşhis raporum gibi elimde bulunan tüm evrakları ve trafik kazası sebebi ile geçirdiğim ufak operasyonu gösteren belgelerimi büyük bir dosya olarak yanımda da götürdüm. Önce kayıt, sonra kan ve idrar tahlilleri, röntgen gibi prosedürler forumda detaylı ve birçok kez anlatıldığı gibi gerçekleşti. Annemin yıllarca sakladığı ve benim her gördüğümde “anne bunları atalım ne işimize yarayacak” dediğim 2000 yıllarına ait, artık zamanla sararmış, yırtık aşı kartlarım sağlık kontrolümde çok faydalı oldu. Eğer aşı olduğunuza dair herhangi bir belge var ise mutlaka yanınızda bulundurun. “Eski, sararmış bir kâğıt bu Unganların istediği bu değildir “diye düşünmeyin. Aslında istedikleri tam da o kartmış. Tahlilleri atlattıktan sonra en gergin yer olan doktor kontrol kısmına giriş yaptım. O meşhur önlüğü giyerek uzun bir süre doktorun gelmesini bekledim. Asla gülmeyen, çok gergin ve despot bir kadın doktor gelerek ardı ardına birçok soru sordu. Epilepsi hastası olduğumu beyan edince de kendisinin yüz ifadesini görünce bu iş burada bitti, vizeyi alamayacağım demiştim. Hastalığım sebebiyle tedavi olduğumu, tedavi evraklarımı yanımda getirdiğimi ve bakmasını istediğimi söyledim. Evraklara baktıktan sonra yine gergin bir yüz ifadesi ile kolumda ve bacağımda bulunan doğum lekelerimi sorguladı. Ben epilepsi hastalığımdan korkarken hiç beklemediğim yerden yakalanmıştım. Doğum lekesinden
. Doğum lekelerimi kendimin yaptığını, kendime zarar verdiğim için bu lekelerin olduğunu söyledi. Bende ısrarla doğum lekelerimin bebekliğimden beri olduğunu belirttim. Büyüteç ile doğum lekelerimi inceledi
En son da eğer isterse bebeklik fotoğraflarımı gösterebileceğimi orda da lekelerin olduğunu söylediğimde hızlı ve gergin bir şekilde odadan çıktı.
Ertesi gün sağlık sonucumu almak üzere tekrar Unganlara geldim. Herhangi bir sorun olmadığını belirttiler ve sağlık raporumu alarak Ankara’dan ayrıldım.
Not: Unganlar ’ın binasının ilk giriş kısmında, köşede tatlı bir kafe var. İsmi A4 olması lazım. Mutlaka oraya uğramanızı ve harika pastalarından tatmanızı öneririm. O gergin ve telaşlı anınızda biraz sakinleşebiliyorsunuz ve diğer talihli arkadaşlar ile tanışarak beraber ABD hayalleri kurduğunuz güzel bir yer haline geliyor.
Mülakat Günü:
20 Ocak saat 8:00 da vize görüşmem için konsolosluğun önüne geldim. Kalabalık ve sıraya girmiş insanları görünce yalnız olmadığım için biraz rahatlasam da stresten karnım ağrımaya başlamıştı bile. Kontrol, kayıt, ödeme gibi işlemlerin ardından evraklarım ile konsolosluk görevlisiyle görüşmek üzere yanına gittim. Beni güler yüzlü bir Asyalı beyefendi karşıladı. Güler yüzlü olduğunu görünce rahatlamıştım, olacaklardan habersiz. O an bir şey daha deneyimledim: Her gülene aldanma. Konsolosluk görevlisi olan Asyalı beyefendi önce yemin ettirdikten sonra sorularına geçti.
Görevli: Neden Amerika’ya gitmek istiyorsun?
Ben: Amerika’da daha mutlu olacağımı ve kendimi geliştireceğimi biliyorum, o yüzden istiyorum.
Görevli: Amerika’da nereye gideceksin?
Ben: IOWA
Görevli: Orada kim var? Birinin yanına mı gideceksin?
Ben: Evet, orada arkadaşım var. Onun yanına gideceğim.
Görevli: Arkadaşın ne yapıyor IOWA’da, vatandaş mı?
Ben: Hayır vatandaş değil. Kendisi doktora öğrencisi. Aynı zamanda da İngilizce öğretmeni.
Görevli: Süper. İngilizce biliyor musun? Konuşalım mı?
Ben: İleri düzey olmasa da evet konuşabiliyorum fakat şu an heyecanlı olduğum için kendimi ifade edemeyeceğimi düşünüyorum
Görevli: Tamam sorun değil. İngilizceni geliştiriyor musun?
Ben: Evet
Görevli: Süper, arkadaşın da İngilizce öğretmeni. O sana yardımcı olur.
(Burada ikimizde gülümsedik.)
Görevli: Amerika’da ne iş yapacaksın?
Ben: İlk başlarda maddi olarak geçinebilmek için basit düzey işlerde çalışacağım. Daha sonra mesleğimi yapacağım.
Görevli: Şu an öğrenci misin?
Ben: Evet öğrenciyim, bu yıl mezun oluyorum. Aynı zamanda bir restoranda çalışıyorum.
Görevli: Ne okuyorsun?
Ben: Gerontoloji. (Görevlinin bölümümü anlamadığını fark ettiğim için bölümümü ve iş imkanlarımı anlattım.)
Görevli: Süper, hiçbir sorun görünmüyor.
(Dedi ve önünde bulunan evraklarıma baktı).
Görevli: Evraklarda da problem yok.
(Burada banka hesap dökümümü gördü. Bankada 15 k dolar param vardı. Yaklaşık 7 aylık aktif olarak para girişi ve çıkışı bulunuyordu. Hem aktif olduğu için hem de yeterli para gösterdiğim için hiç banka hesabım sebebiyle AP’ye kalacağım aklıma gelmezdi.)
Görevli: Buradaki para senin mi?
Ben: Evet benim.
Görevli: Sen öğrencisin. Nasıl biriktirdin bu kadar parayı?
Ben: Evet öğrenciyim fakat aynı zamanda çalışıyorum. Ailem de destek oluyor.
Görevli: Anladım. Diğer evraklarda hiçbir sorun görünmüyor fakat senden bir şey isteyeceğim. Ondan sonra vizeni onaylayacağım. ( Burada bana sarı bir kağıt verdi.) IOWA’da olan arkadaşın burada yazan evrakları doldurup bize göndersin, sende pasaportunu gönderince vizeni onaylayacağım.
Bu sırada ben çok panikledim ve açıklama yapmaya başladım, paranın çok yüksek bir miktar olmadığını ve bana ait olduğunu. Telaşlandığımı görünce de sakin olmamı söyledi. Hiçbir sorun olmayacağını ve sponsor olduğu zaman hemen vizemi onaylayacağını ve Amerika’ya gidebileceğimi belirtti. Tüm evraklarımı kendisi aldı. Bana sadece pasaportumu ve orijinal diplomamı geri verdi.
Bende o hayal kırıklığı ile konsolosluktan ayrıldım.
AP Süreci:
Konsolosluk görevlisi olan Asyalı beyefendi o kadar basit bir şekilde söylemişti ki hemen arkadaşımdan sponsor olmasını rica ettim. Fakat Uğur Bey ile de konuşunca anladım ki sponsorun ABD vatandaşı veya greencart sahibi olması lazımdı. Asla anlam vermemişti kimse, bankadaki 15 k dolarıma rağmen öğrenci olduğum için AP sürecine kalmamı. Vize görüşmesinden sonra rahatlayacağımı düşünürken asıl şimdi çok daha zorlu bir sürece girmiştim. Sponsor bulmak, sponsor olmayı ikna etmek gerçekten çok zormuş. Gece gündüz hiç uyumadan 6 gün boyunca toplam 9 kişi ile görüşme yaptım. Fakat kimse sponsorluğu kabul etmiyordu. Büyük uğraşlar sonucu bir kişiyi 6 günün sonunda ikna edebilmiştim. Hemen evrak sürecine başladık. Evrakları hazırlayıp bana göndermesi de yaklaşık olarak 2 hafta sürdü. 20 Ocak’ta olan vize görüşmemden 1 ay sonra da evraklar elimdeydi. Kontrollerini yapıp 7 Mart’ta konsolosluğa gönderilmek üzere evraklarımı ve pasaportumu PTT’ye teslim ettim. 8 Mart’ta da evraklar konsolosluğa ulaşmıştı. Şimdi yine bekleme sürecine girmiştik. Mayısta açıklandığı andan itibaren vize görüşmesini beklediğimiz gibiii. Anladım ki zor olan greencart talihlisi olmak değil, beklemeyi öğrenmekmiş. Tüm aksiliklere rağmen 30 Mart’ta PTT’den gelen sms ile bekleme sürecim bitmişti. Fakat aylarca bekleyen ben, PTT ile gelen sms sonrası uyuyamadım. Evet pasaportum geliyordu ama sarı zarfta var mıydı? Dün yani 31 Mart’ta sarı zarfımı ve ABD vizesi basılı olan pasaportumu teslim aldım. O üstümdeki ağırlığı, omuzlardaki yükü kaldırmak aslında bir PTT mesajına bakıyormuş.
24 yaşında, üniversite son sınıf biri olarak, gelecek kaygısının da ötesinde mezuniyetine birkaç ay kala, birkaç ay sonra ne yapacağım diye düşünen bir kadın olarak artık hayallerimin gerçekleşebileceğine dair ümidim kesinleşti. Başta tüm yeşilkart forum ekibine, adminlerimize, deneyimlerini paylaşan, heyecanlarımıza ortak olan siz okuyuculara, sponsor olmanın zorluklarına bilmesine rağmen bana güvenen ve sponsor olmayı kabul eden Volkan abiye ve sürecin başından sonuna kadar desteklerini esirgemeyen Uğur beye minnettarım. Bir de tabi bu süreçte tanıştığım, arkadaş olduğum, hayatımın bundan sonrasında da her zaman yanımda olacaklarına inandığım, beraber birbirimize sponsor bulmaya çalıştığımız arkadaşlarıma da bana verdikleri destek için çok teşekkür ederim. Umut hep varmış, ben bu süreçte bunu çok iyi öğrendim. Sizlerin de umudun hep var olduğunu ve eğer pes etmeden emek verirseniz o vizeyi alacağınıza inanın. Yaşamak, inanmak ve umut etmekten ibaretmiş. Herkesin sarı zarfına kavuşması dileğiyle. ABD’de daha güzel günlere… Yolumuz açık olsun.
Özne GÖÇER