DV2022 Talihlileri DV2022 Green Card Çekiliş Aşamaları konusunu inceleyip sorularını yine bu konuda sormalılar!
Üyelik oluşturma ve foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz forum@yesilkartforum.com adresine email gönderebilirler!

Avustralya'da bir omur boyle gecti



  • ...konuyu acip acmamak icin biraz tereddut ettim,forum kurallarina uymazsa yonetici arkadaslar silebilirler...yazacagim seyler sahifeler dolusu olabilir,nerden baslayip nereye geldim gibi..

    ....australyada eski bayramlarin bir tadi vardi,son bir kacyildir bayraminda tadi tuzu kalmadi,bilhassa virus dolayisiyla insanlar cok SIKI-FIKI olmak istemiyorlar.bayram hafta ici olunca bayramlasmak zor oluyor,bayramlasma kucaklasma hafta sonuna kaliyor,kendi cocuklarimdan bir 500 metre otede otururlar,kari koca calisiyorlar erken gidip gec geliyorlar,ancak cumartesi aksam uzeri bana geldiler yedik ictik bayramlastik,emekli ve calismiyan insanlar bir birlerine gidip gelebiliyorlar,yinede eski tutkunluk cok azaldi,,,

    ...aksam saat 20.00 yi gecmisti cocuklarimi ugurladim,malum mevsim sonbahar hava erkenden karariyor,bizde pijamalari giymek uzereydik kapinin zili calindi,kapida 3 kisi iki kadin islam usulu kapanmislar birde zayif ve yasli adam,kadin ve kizini zor tanidim adamin kizi ve torunuydular,,10 yila yakin yildir gormedigim kisilerdi,bazi sebeblerden baska bir sehire gitmislerdi,uzun zaman gorusmuyorduk, adam hastalanmis, bir kac aylik omur bicmis doktorlar,onlarda bir muddet icin sydneye gelmisler,adami taniyamadim,zayiflamis suzulmus zorla konusan zorla adim atan adam....bu adam benden 9 yas buyuktu,australyada ilk tanismis oldugum aile dostumdu,36 yil yedigimiz ekmek ictigimiz su ayri gitmemis gibiydi,2010 yilinda esi vefat etti,her zaman bacim dedigim bir hanimdi,cocuklar miras pesine dusunce aileleri dagildi...
    ..oturduk bir iki saat sohbet ettik,adam gercekten hasta kalbine pace maker koymuslar bogazinda kanser var,sarildim gozlerim yasardi,adami fazla yormadan biraz eskilere gittik,neler yapmistik neler yapmamistik,birbirimize baktik ve koskoca bir omuru yitirdigimiz anladik. ne derler bir yerde( hayat hikayelere ) gider.....iste iyisiyle kotusuyle,tatlisiyla acisiyla australyada bizim hayatimizda hikayelere gitmis...uzun bir hikaye 47 yili bulan bir gurbet hikayesi...

    ..hayatta kimseyi kandirmadim,internet uzerindede ben buyum suyum diye yazmadim,tahsilim orta iki terk,,,elimden geldigi kadar kendimi yetistirmeye calistim,hala da bir seyler ogrenmeye calisiyorum.yasim 75 oldu grampi old man....askerden sonra bir alman firmasinda ofis isi buldum,isimi iyi yapiyordum,dikkatli yapiyordum seflerim sevdiler,daha mesuliyetli kisma verdiler tabi maasimizda yukseldi,ne varki artan maas hic bir zaman artan zamlari karsilamiyordu,kimse istedigi hayati yasiyamiyordu,bu arada evlendik birde kizmiz oldu,turkiye kendi vatanimiz ama siyasicilik cok, dincilik cok,aile dostu secmek zor.....1967 yilinda avusturyadan abim australyaya goc etmisti...hikayesini soyle anlatir, austria gazetelerinde bir ilan cikmis, gunesli ve sicak bir ulkede yasamak istemezmisiniz gibi,,,hemen muracaat etmis ve gocmen olarak istegi kabul edilmis kisa zaman sonra ucakla australyaya gonderilmis....1972 nin sonlari veya 1973 yilinin baslarinda abime mektup yazip, imkanin varsa benim ve ailem icin istek yap dedim,kendiside orda yalniz oldugun icin istek yapti,bir muddet sonra ankara konsolosluguna cagirildik,mulakata girdik doktor muayenesine girdik.mulakatta seytanca bir soru sordular,australyada ne kadar kalmak istiyorsun veya kalacaksin diye,valla ne kadar musaade ederseniz o kadar kalirim dedim,sen memurluk yapiyorsun orda ne is yapacaksin, yine valla ne is olursa yaparim,burdaki isim hep makineler arasinda dolasmakla oluyor biraz makinelerden anlarim filan...mulakat bitince yakindaki bir saglik merkezine gonderildik, kan testi yapildi rontgen cekildi.konsolosluk doktoru muayene etti....hatunun kalbinde problem buldu,iyi degil gidin EGS cektirin dedi,cektirdik gercekten problem var zaten daha evvel huylaniyorduk,yine de doktordan allah razi olsun,esinin kalp problemi var diye bizi geri cevirmedi,,siz gidin zamani gelince biz sizi ariyacagiz dediler.
    .....ayni calistigim is yerinden bir arkadasda ayni gun mulakata cagirilmis,hatunu cok kapaliydi,onada orda ne kadar kalacaksin diye sormuslar, oda biraz para yapip donecegim demis ve red yemis.
    .devami gelecek...



  • @sir-altan Yazdıklarınızı okumak gerçekten çok keyifli, siz anlatırken sanki o anı yaşıyormuş gibi hissediyorum. Hayat tecrübelerinizi ve anılarınızı paylaşmanız çok güzel bir şey. Devamını bekliyorum...



  • Bekliyoruz 🙂



  • ....australya tum dunyadan gocmen alimina 1967 yilinda basladi,zaten 1970 lerde filan australyayi bilen taniyan yoktu,australyayi avusturya ile karistiriyorlardi,cehennemin dibindeki bir ulke,askerligimi yaptiktan sonra muracaat etmedigim icin de cok pismandim bizim mahalleden bir tanidigin oglu gitmisti,benden yasli biriydi,,gonderdigi mektuplarda pek iyiden bahsetmiyormus,kimileri ya orda cok zehirli yilanlar var timsahlar var, yerlileri adam yiyorlarmis filan,efsanemi efsane,australyaya gidecegimi anama babama soyleyince bilhassa anam cok uzulmustu,ah evladim sen el memleketlerde yapamazsin ziyan olursun diyor arasira agliyordu.australya konsolosluguna gittigimiz zaman bir iki brosur vermislerdi,baska hic bir bilgi yoktu,hep kulaktan duyma seyler dinliyorduk.
    ......Sansimiz varmis 1973 yilinin sonlarina dogru konsolosluktan mektup geldi istegimizi kabul etmisler ve bize bir senelik dusunme,tasinma goc etme zamani veriyorlar,bir yili kim bekler.en kisa zamanda pasaportumuzu cikardik, o zamanlar emniyet amirligi galiba istanbul sirkecideydi,hatunu ve cocuguda bir pasaporta sigdirdilar,kendi imkanlariyla is bulmus diye yazdilar,o zamanlar gocmen kelimesi kullanilmiyordu isci olarak gurbete gidiliyordu.....karli bir kis gununde trenle ankaraya gidip pasaportumu verdim,ilk pasaportumdur hatira olarak hala saklarim.zannedersem vize vurup posta ile bize gonderdiler,pasaportun arka sahifesine 3 tane pul yapistirmislardi,vize numarasi varmiydi yokmuydu bilemiyorum....
    ........ pasaportu cikardik devamli oturum vizesini aldik,geriye ucak bileti kaldi,nasil gidilir nerden gidilir bilemiyorumki,o zamanlar australyaya turkiyeden dogru durust ucak gitmiyordu,cepte bilet parasida yok,biraderin evinde telefon yok,eh mektupla bilet istedik gidince calisip odiyecektim, sag olsun kisa bir zaman sonra pan-amerikan ucagi ile gitmek icin biletlerimiz geldi acik bilet,taksimde pan-amerikan ofisine gidip gun ayirdik,27 ocak 1974,,,,,babamin evinde oturuyordum, kiz kardeslerimden biri kocasiyla kavga edip baba ocagina donunce bende kiraya cikmistim kiraya ciktim bir kac ay sonra australya vizesi cikti,,,kisa zamanda esyalari elden cikarttim gideriz diye fazla bir esya almamistik kimisini sattik kimisini hediye ettik,belki bir gun geri geliriz diye bazilarini emanet biraktik,baldiz hanima bir iki sey birakmistik yorgan veya battaniye olabilir kadin geri geliriz diye 40 yil saklamis.

    ...yolculuga 3 hafta kala is yerinde istifami verdim, baska bir imalat kisim sefi degerli abi vardi benim isi ona devrettiler bende 3 hafta icinde elimden geldigi kadar isi ogrettim,yaptigim is fabrikanin is takibiydi,nerde ne is yapiliyor ne zaman teslim edilmesi lazim,is normalmi gidiyor yoksa geridemi filan, 5-6 kisilik bir guruptuk,bir kisim isi hazirlar is imalathanelere gider geri takibi bana duser, gerci basimda bir alman birde turk sef var,ama is benim omuzlarimda donuyor.
    ....fabriklanin ticari sefi vardi sydneyde uzaktan kuzeni varmis,bir sise raki alsam gotururmusun diye sordu,memnuniyetle dedim, iki sise raki parasi verdi bir sisede kendine al dedi, galiba bir sise parasini geriye verdim.bilmedigim bir yere iki sise raki ile gitmek,zaten uzerimde bir manevi baski ve heyecan var...

    .....son maasimi aldim yatak odasi takimini sattim cebimde bir miktar para oldu,ee australyada turk parasi gecmiyor tabi,gercek olarak o gunlerde australya dolarinida kimse tanimiyordu, yine o gunlerde doviz burolari diye bir sey yoktu,dovizler ya merkez bankasindan yada baska resmi bankalardan aliniyor,merkez bankasina gittim bir kacyuz dolar amerikan dolari almak istiyorum dedim, bir bayan gorevli isci olarak gidiyorsaniz doviz alamazsiniz ve 100 tl den baska para da cikaramazsiniz dedi,ee napicaz dedim,herkes nasil yapiyorsa sende oyle yap dedi.,cattik belaya valla.....sehir icinde bir bankada osmanli bankasi olacak amca oglu kuzen muhasebeci olarak calisiyordu,birde ona ugrayip fikir alayim dedim, gittik cayini ictik,baska bir arkadasina sordu, turistik olarak 800 dolara kadar alabilirsiniz kimse bir sey diyemez dedi,,,hmm iyi haber,para ve pasaport yanimdaydi hemen 400 amerikan dolari aldim,pasaporta islediler,acayip gunlerdi o zamanlar bir simitcide 10 cent cikti diye cocugu mahkemeye vermislerdi.
    ..arkasi gelir...



  • ....5 yila yakin calismakta oldugum is yerinden hem sevinc hemde uzuntu icinde ayrildim,isim icabi fabrikanin her kosesini dolastigim icin her kesi tanirdim,hemen hemen 200 den fazla eleman ile vedalastim....kiralik ev bosaltip bir haftaligina yine baba ocagina donduk,pazar gunude australyaya gitmek icin ucaga binecektik, o zamanlar ataturk hava alaninin adi yesilkoydu...bir iki kisi hanimin ailesinden geldi,anam geldi carsiya inip bir minibuse bindik,eski pendik kadikoy minibusleri,sofere size 100 lira versem hava alanina gidermisin ve ayni zamanda bu insanlari geri getirirmisin dedim kabul etti,tabi bir hafta icinde es dost akrabalarla vedalastik.ilk zamanlar vedalasmak iyi geliyordu,sonraki turkiye tatillerimde hic vedalasmak istemedim,vedalasarak ayriliyoruz ve bir sonraki gelisimizde vedalastigimiz kisinin yasamini yitirdigini ogreniyoruz
    ..........hava alanina geldik ilk defa yurt disina cikiyoruz uzerimde korkunc heyecan var,aman bir aksilik cikmasin aman geriye donmiyelim diye...valizi verdik pasaporttan gectik,o zamanlar hava alani cok iptidai ve duzensizlik icindeydi.....ucak alandan uzakta bir yerde bekliyormus galiba yuruyerek gittik o seyyar merdivenlerden konulmus ucaga cikmadan saga sola bakindik,ilerde tel orguler var,baktim orgulerin arkasinda bizimkiler var son defa el salliyorlar,kendimizde duygulandik, duygulanmamak elde degilki her seyi arkada birakip bambaska bir ulkeye gidiyoruz. ve bir daha kismet olurda ne zaman geri doneriz,ne zaman ailemizle kucaklasiriz.

    .....pazar aksam uzereydi 27 ocak ucagimiz havalandi,vallahi kac yere indik kalktik hatirlamiyorum yani kadikoy pendik dolmuslari gibi indi kalkti,en azindan 6 tane diye hatirliyorum,hep ayni ucagami bindik degisik ucaklarami bindik onuda hatirlamiyorum,ayni ucak olmasi kuvvetle muhtemel,hindistan veya pakistanda tren vagonlari ustunde seyahat eden yolculari gormustum....
    .....ucakta turk olarak 2 bekar birde cocuklu bir bayanla tanistim, bayan balkan gocmenlerinden olacak turkcesi pek iyi degildi,australyaya daha evvelden gelmis,diger iki arkadasda ilk defa geliyorlar,bir tanesi izmirliydi,aslinda ailesi ile gelecekmis pasaport alirken yalnislik olmus hanimi ve cocugunu yazmamislar....in kalk in kalk iyi bir yolculuk yaptik, bir ulkenin hava alanindaydik salonda bekliyoruz ucak sirketinin kucuk ofisini gordum kapida bir gorevli var,adama aciz biz gibi midemi gosterdim,adam giti bir bufeden drink ve sandovicler getirdi,gerci ucaklarda yiyecek veriyorlar.

    ....pazar aksam uzeri veya ogleden sonra turkiyeyi vatani terk ettik, sali 29 ocak sali sabahi sydney hava alanina indik,birader almaya geldi,iki cikis kapisi var yalnis kapiya gitmisler ben baska kapidan ciktim ,biraderi buldum diger kapidan cikan yolculari gozluyorlar.hava alaninda ucaktan inince pek zorluk cekmedik,gumruk memuru galiba pasaporta yapistirilan pullari aldi,australyaya gidecegiz diye turkiyede biraz ingilizce ogrenmeye gayret etmistim,calistigim is yeri alman firmasiydi her seyin ismi almanca o yuzden cat pak almanca da ogrenmistim,hala aklimda bir kac kelime kalmistir.

    .welcome to australia. o zamanlar yeni gocmenlere new australian derlerdi,fazla irkcilik olmasin diye nazik lisan kullanilirdi.....biraderin kucuk bir hilman arabasi vardi,ingiliz arabasi,mount druitt diye bir semtte oturuyormus hava alaninda 30-35 km uzakta,bindik arabaya saga sola baka baka mt,druitt e gittik.
    ..devami var.



  • ..25 aralik hristiyan dunyasinin en buyuk dini bayramidir, christmas denir,aylarca evvel hazirliklar yapilir, bir cok evlerin duvarlari bahceleri isiklarla donaltilir,cesit cesit sekiller yapilir,yarisma bile yapilir,kendim 29 ocakta australyaya geldim hala bayramin etkileri vardi her taraf isil isil di,turkiyede elektrik kisintilari oluyordu,burda isil isil carsilari gorunce,elektrik durumu iyi olmali dedim.

    .....sydney hava alanindan ayrilip biraderin evine geldik, kendisi daha evvel sehir icinde bir kibrisli. vatandasin evinde oturuyordu adam oda oda evini kiraya vermis,birader uzaklarda 9.000 dolara ev bulmus uzak filan demeden almis, australyaya ilk gelen vatandaslarimiz turkiyenin ayni bolgelerindense iki aile birlesip bir ev kiralayip beraber yasiyorlardi,tabi bazilarinin suyu cikiyor,iki ailenin bir arada yasamasi zordur, ama biraz para yapalim diye insanlarimiz bir cok seylere katlaniyorlardi.

    ..hava alnindan eve geldik biraz dinlendik biraz uyuduk aksam uzeri biraderin bir kac aile dostu hos geldine geldiler tanistik,yil 1974 ne turk gazetesi var,ne turk radyosu var, ne de turk televiztonu var,turkiyeden gelenler canli haber kaynagi oluyor,tabi bizede turkiye hakkinde sorular soruyorlar,ne derler bir koy var uzakta gelmesekde gitmesekde o koy bizimdir..... cay kahve bira ictik ve sistik, evi dolasiyorum yatak odalari var banyo var mutfak var ama tuvalet yok, allah allah garibime gitti,kucuk yegenlerden birini yakalayip evlat tuvalet nerde dedim cocuk arka bahcede kucuk bir kulube gibi yeri gosterdi, hmmm tuvalet ordaymis diye yurudum kapiyi actim, anaaa icerde teneke cop bidonu gibi bir bidon var uzerine bir tuvalet kapagi konmus iste tuvalet, o zamanlar o bolgeye tuvalet kanallari gelmemis her kes ihtiyacini tenekeye yapiyormus haftada bir sefer kamyon gelip tenekeyi bosaltiyormus,neyse iki yila kalmadan kanallar acildi tuvaletler baglandi,...

    ....turkiyedeyken kucuk pilli bir radyom vardi gelirken onuda valize atmistim turkiyede radyom yatagin bas ucunda durur sabahleyin acip dinlerdim,zaten bir tane radyo istasyonu vardi,,,,yattik uyuduk sabahleyin kalktim, radyomu actim, eeeyyy radyodan baska sesler geliyor,baska bir dunyadan baska bir dunyaya gittigimiz o sabah gercek olarak anladim...bir iki gun dinlendik biraderin bir arkadasi geldi hadi gel is ariyalim dedi, islerin cogu flemington auburn silverwater bolgesinde, raki getirdigim sahisda auburn bolgesinde oturuyormus evine gidip hanimina rakiyi verdim kadin ingilizmis, adamda emlakcilik yapiyormus adami sonradan gordum,bir kac fabrika dolastik is bulamadik, o zamanlar kapi kapi dolasip is araniyordu,fabrika coktu,issiz olan azdi.

    ..bir hafta filan oturduk, oralarda yine kibrisli bir arkadas varmis ford fabrikasinda eleman alma islerine bakiyormus,birader ile misafirlige gittik,cay kahve filan isden bahsettik, adam ben evde is konusmam pazartesi fabrikaya gelin dedi, ford araba imal eden fabrika homebush denen bir bolgede, pazartesi gunu fabrikaya gittik o arkadasi gorduk, tamam elemana ihtiyacimiz var aliyoruz dediler, ertesi gun ise basladik is tulumu filan verdiler, 40 saatten fazla calisma maas haftalik brut 52 dolar,,araba fabrikasi montaj isi, araba boyahaneden cikinca bant uzerine yuruyor her kes bir yerde duruyor araba onune gelince takacagi seyleri takiyor sallanmak yok cunku bant durmadan gidiyor biri arabadan cikiyor diger eleman giriyor icine disina herkes bir sey takiyor,banada bir is verdiler, sabahleyin 15 dakika kahvalti cay molasi oglenleyim 30 dakika yemek molasi gerisinde tam gaz calismaya devam.. tv programlarinda araba fabrikalarini goruyorum simdi her seyi robotlar yapiyor,bir araba ancak 5-6 kisinin eli degiyor.
    ..60 kilonun altindayim zayifim,iki hafta sonra bileklerim agrimaya basladi, 5 yildir kalem kagitla ugrasmistik,burda fabrika isi yapiyoruz,gece saat 2-3 olur bileklerim agrimaya baslar uyanirim uyuyamam....
    .....biraderin evinde iki hafta kaldik, ev onlara yetmiyor,bir hafta sonu evden ayrildilar geldiklerinde size ev bulduk dediler, turklerin gettosu olan auburn bolgesinde eski bir tanisiklari varmis,adam evinin bir kismin bolmus bir oda tuvalet mutfak yapmis,icinde kiraci varmis cikiyormus,bizde girelim dedik gittik evi gorduk,ev sahibi ismail abi, ankara civarlarindanlar, ev kirasi 20 dolar,elektrik su ev sahibine ait,,,K-mart diye bir magaza vardi gittik bir iki battaniye carsaf filan aldik,
    ... o yillarda cok gocmen geldigi icin her tarafta ikinci el ev esyalari satan dukkanlar vardi, yine birine gittik bir yatagiyla karyola,bir gardorop bir yemek masasi aldik,mecburen ikinci el esya ile yasma basladik, dukkan sahibi australyali keci sakalli agzinda piposu iri yari bir adam,adam esyalari getirecek gittim kamyoneti var yukledi, gec arabaya otur dedi, sofer koltugunun yaninda koca bir kopek,kendi arabam yok mecburen kopegin yanina oturup kiralik eve kadar geldik..



  • ...bilgi sayarima dinle diye bir album yapip yuklemistim,bazen kulakligimi takar bir album secerek dinlemeye baslarim,simdide oyle yaptim,,hem muzik dinliyecegim hemde bir seyler karaliyacagim,okuyanlar insallah okurken SIKILMIYORLARDIR...2005 yilina kadar pek turkce ile ugrasmadim yabanci gazeteler okur yabanci muzik dinlerdim,ingilizce yazimda felaket,2003 veya 2004 yillarinda forumlara dadandim ve tekrar turkce yazip okumaya basladim, tabi yillardir turkce ve ingilizce birbirine karisti,gerek turkce gerek ingilizce olarak bazen yazdigim gelime dogrumu diye dusunuyorum,gerci bir cok kelimeler avrupa dillerinden turkcemize girmis...

    .....her gun bir seyler yazmaya calisiyorum ilgi duyup okuyanlara tesekkur ederim..
    .....turkiyede calistigim sirkette seflerin gorevlilerin cogu ya almanyada yetismis ya da almanyada tahsil yapmis insanlardi,bir abimiz vardi,australyaya gidecegimi biliyor, bak kardesim avrupalilar temiz giyinen insanlari takdir ederler,sende gittigin yerde takim elbiseni giy kravatini tak oyle gez dolas edi,eyvallah abi dedim.
    ....australyaya geldik, blacktown diye bir bolgede alis veris merkezi var,birader oraya goturdu,iste biraz shoplara filan bakiyoruz insan cok ,kadinlara bakiyorum kisacik sortlar,ustlerinde acik sacik kisa kolu t-shirtler filan erkeklere bakiyorum cogunda yine kisa pantolon short,kimin ayaginda tokyo tellik var,yani millet yari ciplak,gerci mevsim yaz, turkiyedeki abinin soyledikleri aklima geldi gulmeye basladim.gerci bir muddet kendim takim elbise giyip kiravat taktim....bir kac yil gecmisti,is yerinde elim hafifce kesildi doktora gittik bir kac gunluk istirahat verdi,raporu is yerine goturmem lazim, giydim takim elbisemi is yerine gittim,kucuk bir fabrika ofise girip raporu veriyorum mudur pozisyonundaki sef gordu, takim elbiseli kravatli gorunce hayrola altan cenazeyemi gidiyorsun diye sordu.

    .....ford araba montaj fabrikasinda calismaya basladim,auburn bolgesine yerlestik kucuk tek odali evde oturuyoruz,ev sahibine abi bana tv ve buz dolabi lazim dedim, carsida beyaz esya satan bir magazaya gittik,adaminda ingilizcesi yok gibi nasil anlattiya anlatti,imzaladik bir kagit aksam uzeri eve kucuk bir tv ve boyu bir metreyi gecmiyen bir buz dolabi getirdiler,bilmiyordum aldigim seylere faizde odemisim.

    .ev sahibimin eside calismiyor ev kadini,bir gun benim hatunu alip hadi sana is ariyalim diyor,kadin daha evvelden calismis,bir plastik fabrikasina gidiyorlar,hatunu ise almislar,hatunda calismaya basladi,iki gun sonra baktim hatun isi birakip eve gelmis,ne oldu diye sordum, fabrikada makinelerden biri bozulmus veya durmus,eh ustalardan biride hatunun eline supurgeyi verip hadi sende buralari supuruver demis,hehe heh he , hatunun agirina gitmis isi birakip eve donmus.
    ..bir kac gun sonra ev sahibi hanim benim hatunu alip homebush bolgesinde olan buskuvit fabrikasina goturmus,sansi yaver gitmis burdada ise almislar,o zamanlar zaten etrafta bir kac buyuk fabrika vardi kadinlar buskuvite erkekler bir kac degisik fabrikaya giderlerdi,hatun buskuvit fabrikasinda 3 yil filan calisti orasida bant isiydi,hizli isler.
    .....australyaya gidecegim diye turkiyede biraz ingilizce ogrenmeye calismistim kitaplari cok sacma bir sistemdi gelmis zaman misli gecmis zaman gelecek zaman gibi,her seyden cok kelime ogrenmeye calistim ,galiba turkiyeden kucuk ingilizce turkce bir sozluk almistim.ingilizcede kendi ogrendigim kadariyla diger bir sey demek icin another denir other denir.....ford fabrikasina girdik isciler multikulturel,yuguslavyadan gelenlerde coktu,o zamanlar hepsine yugoslav derdik,bir tanesi bir sey gosteriyor, adavan adavan diyo,oburune nadavan nadavan diyor, ya arkadas ben yugoslavca bilmiyorum ingilizce konus diyorum, ya ingilizce konusuyorum diyor. another kelimesine adavan deyip duruyor,cok garibime gitmisti,,, tren istasyonunda tren bekliyorum biri karsi perondaki genci taniyormus nasilsin iyimisin filan diyorlar,sonra si,yaa diye bagiriyor allah allah si yaaa bu da nesi yahu, eh bazen jeton gec dusuyor,,, megerse see you diyormus,australyaya gelinde buranin ingilizcesinin daha baska oldugunun farkina vardim gerci dogru durust ingilizcem yok..

    ....hatun ise girdi oda haftada 43 dolar filan haftalik aliyor, biradere bilet borcumuz var onu oduyoruz....o zamanlarda bu gunku gibi cocuk yuvalari yoktu,cocuklar 5 yasinda okula basliyorlar ,bizim kiz 2 yasini biraz gecti,calismayipda evde oturan teyzeler nineler varsa gidip rica ediyorduk ya bizim cocuga bak iste haftada 10-15 dolar verelim filan,oyle insanlar vardi ve evde cocuk bakiyorlardi.....bu gunku aklim olsa birakmam ama o zamanlar mecburduk,simdiyse her kosede bir kindergarten var,hukumetde ailelere yardim ediyor.
    .ev sahibime gelen giden dostlari sayesinde bizde turklerle tanisip arkadaslik kurmaya basladik,malum herkesi aile icine getiremezsiniz,ford fabrikasinda calisirken benim bileklerimde iyi agirmaya basladi,cunku sekiz saat hic durmadan anahtarla tornavida ile bir seyler yapiyoruz arabanin kaportasina bir seyler takiyoruz,dayanamaz hale gelince kisim bosunu cagirip ben isi birakiyorum dedim, henuz australyada 3 ayligim, oda gitti daha buyuk sefini cagirdi, buyuk sef australyali,adam anlatmaya basladi,anlatti ben dinliyorum ne derse yes diyorum,anlati anlatti ve adam cekti gitti,usulen bir hafta evvelden bildirmek lazimmis bende oyle yaptim,isden ayrilmama iki gun kalmisti, bosa benim yerime adam buldunmu ofise bildirdinmi diye sordum,iste yarim yamalak ingilizce,elimden geldigi kadar ogrenmeye calisiyorum,,,bizim turk arkadaslarin ilk isleri arabalarina teyp taktirip turkce muzik dinlemek olurdu,ben teyp filan taktirmadim hep australya radyolarini dinleyip kelime ogrenmeye calistim,kucuk cocuk komik kitaplari alip okumaya basladim.
    .....kisim sefi sen ne diyorsun gibi bir sey yapti,yakinda kibrisli bir genc calisiyordu onu cagirip tercumanlik yapmasini istedi,ben isi birakacagimi soylemistim dedim,adam yine gidip buyuk sefi cagirdi, sef asik suratla geldi,kibrisli arkadas tercumanlik yapiyor,ilk isi birakacagimi soyledigim zaman adam yanima gelip konusmustu.. sen iyi calisiyorsun senin maasina zam yapacagim gitme, isini baska kisima alacagim gitme demis bende hep yes yes demisim,mahcup olduk tabi anlamamisim ozur dilerim ama isimi birakacagim dedim, sef suratini asip gitti,icinden bir seyler soylemistir...



  • @sir-altan Ne sıkılması yazdıklarınızı keyifle okuyorum deneyimlerinizi paylaşmanız çok güzel, devamını bekliyorum.



  • @kotpantelon, içinde söyledi: ...australyada bir omur boyle gecti.

    @sir-altan Ne sıkılması yazdıklarınızı keyifle okuyorum deneyimlerinizi paylaşmanız çok güzel, devamını bekliyorum.

    @sir-altan Yazilarinizi ben de zevkle takip ediyorum. Tesekkurler 🙂



  • .yazmaya devam edelim
    ..ilk yapilacak islerden biri banka hesabi acmak,benim geldigim yillarda devletin sigortasi yoktu,saglik hizmetleri bakimindan ozel sigortalardan birine uye olup aidat yatirmak lazimdi,genellikle bir is yerinde calisiyorsaniz maasinizdan kesilip yatiriliyor,bende ise baslayinca bir sigortaya uye oldum,australyaya geldigim yilda bir 20 lik paket sigara 1 dolar filandi,750 gramlik sise bira sigaradan ucuzdu,hafta sonu bir sise bira alir icerdim,australyalilar biracilardir,cok severler,evvelden her kosede bir pub birahane vardi,isden ciken birahaneye ugramadan evine girmezdi,kimilerinde bilardo masasi olur.
    ....geldigim yil australya dolari amerikan dolarindan ustundu,turkiyeden getirdigim amerikan dolarlarini cevirince kaybim oldu, galiba bu gunlerde amerkan dolarinin 70 centini alabiliyoruz..
    evlerin cogu bahcelidir cogunun arka bolumlerinde garaj vardir,son 15 - 20 yildir arka bahcelere granny flat yapma hastaligi basladi,cogu garajini degistirip tek goz odali granny flat yapiyor,kiraci koyuyor,amerikada dairelere condo diyorlar,burda flat veya unit deniyor,granny flat da goya yasli anne ve babalar icin,belediyeler 60 metre kareye kadar granny flat yapma musaadesi veriyor.

    ....ev sahibimin arka bahcesinde bir arabalik garaj var,bakiyorum ara sira turk ustalar geliyor bir seyler yapiyor,napiyorsun ismail abi dedim flat yapip kiraya verecegim dedi,eh hayirli olsun.australyaya geldigim yilda televizyonlar siyah beyazdi,turkiyede televizyonumuz olmamisti o yillarda tv luks sayiliyordu, yaz aylarinda deniz kenarina iner cay bahcelerinde bir bardak cay icip bedava tv izlerdik,australyada aldigim ilk tv siyah beyazdi bir yil sonra filan renkli tv geldi,eh herkes aliyor bizde mecburen renklisini aldik,televizyonun iki dugmesi var,biri ses ayari digeri kanal degistirma,tak tak cevir,mubarek televizyonu 20 yil kullandim 3 cocuk onla buyuduler o zamanlar 4 tane tv kanali vardi, bir tanesi abc 2nci kanal devlet kanali guzel tarafi hic reklam kesintisi olmazdi,,,,bir muddet sonra sbs diye bir kanal daha ilave oldu buda gocmen kanali oldu,italyan yunan filmleri gostermeye basladi,kisa bir zaman sonra birde sbs radyosu cikti,haftada iki gun bir saat de turklere yayin sansi verdiler,mubarek radyo kanali bir solcularin eline gecer ates sacarlar,degisir sagci muslumanlarin eline gecer onlarda degisik yayin yaparlar,yillardir hic bir sekilde tarafsiz yayin izleme sansimiz olmadi.

    ...yeni gelen gocmenler icin aksamlari okullarda bedava ingilizce dersleri veriyorlardi,ne hikmetse gitmedim gitseydim bir seyler ogrenirdim...inat ettim kendi kendime ogrenecegim dedim,her milletin aksani baskadir, kulaktan duyma ingilizce zor oluyor tabi,ingilizcem yoktu ama bir devlet dairesine isim dusse veya doktor avukat filan diyelim hic bir sekilde tercuman kullanmadim,dilimin dondugu kadar anlatmaya calistim kimi zaman onlar benim soyledigimi anlamadi,bende onlarin dediklerini anlamadim. ne yapalim her zaman kazanamayiz,ingilizce kolay bir lisan degildir,bilhassa yazma bakimindan zordur.....karyola basliginda radyo vardi yatagima uzandigim zaman radyoyu acardim birkanal talk back programi yapardi sakin sakin onu dinler arayanin ne istedigini spikerin ne soyledigini anlamaya calisirdim cok da faydasi oldu..

    ...ford fabrikasindan ayrildim arabam yok is aramam lazim arkadaslara filan soruyorum bir iki hafta issiz kaldim,birader gelmisti isden ciktim dedim,atla arabaya dedi, yakinlarda kendisinin daha evvel calismis oldugu bir fabrika varmis oraya gittik,mudurun adi joe,baba joe derlermis birader joe yi gordu kardesime is ariyorum dedi,sag olsun joe hemen yarin baslasin dedi, arkadan birader biraz kizararak bende is ariyorum dedi, iyi o zaman sende yarin basla dedi,birader baska bir isde calisiyormus bir hafta sonra basladi,,bazen dusundugum zaman o gunlerin altin gunler oldunu zannediyorm ya da sans mi bize yardim ediyordu, is aramaya gidiyoruz joe mudur sen ne is yaparsin meslegin filan varmi diye sormuyor.allah razi olsun,fabrinan adi email idi,ne zaman e-mail kelimesi gecse hep o fabrikayi hatirlarim,biraz daha dusuk haftalikla emailde ise basladim,hep yasli oziler var iyi insanlar onlarla konusunca ingilizcemde ilerlemeye basladi.

    ....eski yillarda sirketler paralari hazirlar hazir zarflarin icinde uzerinde isim yazili fabrikaya getirirler mudurde iscilere haftaliklarini dagitirdi,cok sonra banka sistemi geldi paralar bankaya yatmaya basladi.guvenlik sirketleri isci paralarini is yerlerine getirirken soyulurlardi...
    .....ev sahibim ismail abi garajin insaatini bitirdi ve cocuksuz bir turk ailesine kiraya verdi,gerek kira icin evi bolmek yahut bahceye granny flat yapmak icin belediyeden musaade almak lazimdir,plan yapilir belediyeye gonderilir,belediye planlari yakin komsulara gonderip itiraz lari olup olmadiklarini sorar....eh bir evde 3 aile yasiyor, o zamanlar turkler birbirlerine bagli ziyaret misafirlik cok oluyor,evin onu arabalarla doluyor, kimi insanlar vardir sakin sakin konusurlar,biz turklerin konusmalari ya din uzerine ya da siyaset uzerine olur,konusurken munakasalar olur.

    ...bir muddet sonra garajda oyuran aile cikti, bir kac gun sonra baktim 4 cocuklu bir aile geldi tek goz oda garaj.gelen aile konunun basinda bahsettigim yasli adam ferat abiydi.coluk cocuk turkiyeye gitmisler arsa alip ev yapmaya baslamislar sonra adamin midesinde problem olmus turkiyede midesini almislar,mecburen geri gelmisler kalacak yer yok,ismail abide gecici olarak bunlari garaja yerlestiriyor....aradan kisa bir zaman gecti bir gun kapida iki iyi giyimli adam belirdi hayrola filan belediyeden geliyorlarmis, eve gelen giden cok oldugu icin birde her halde cok gurultu oldugu icin komsulardan biri belediyeye sikayet etmis olmali,adamin biri burasi legal degil 4 hafta icinde burdan cikin dedi,oturdugum yer ve garaj musaadesiz yapilmis,garajdakilerede ayni seyi soylediler ev sahibine ceza verdilermi bilemiyorum.
    .....cok yakin baska bir sokakta yine ikiye bolunup iki daire yapilmis bir ev buldum buda ekten puften bir sey sahibi yunanli, evi tam ortadan uzunlamasina bolmus ,mubarek adam ortaya sanki kartondan duvar koymus yandaki oksurunce bizden duyuluyor.evin icinde yuruyunce yerler sallaniyor, ne yapalim ucuz diye tuttuk,zaten fazla esya yok tasindik.

    ..o gunlerde sutculer vardi, ekmekciler vardi, meyva suyu satanlar vardi, sutler cam sisede,sutcu kapiya ugrar sut almak istiyorsak haftada iki sise birak deriz,adam bos siseleri alir dolusunu birakir, hafta sonu sutle beraber bos kucuk bir zarf birakir sut alanda parayi zarfa koyup bos sisenin altina koyar,kimsede sut parasi calmazdi,guzel gunlerdi,,, bizim oralarda bir sutcu vardi at arabasiyla sut satiyordu elinde sepeti kapi kapi dolasir sut birakir, ati alistirmis bir islik calar at yurur gider bir islik calar at durur, oz amanlar boyle araba bollugu trafik yoktu,simdi her soak araba dolu.
    ..bazi belediyeler her 6 ayda bir cop gunu yaparlar istenmeyen copu ve esyayi kaldirima birakacaksin gunu gelince belediye toplayacak,ilk gittigim zaman rastgelmistim biraz yuruduk atilanlara bakiyorum hepsi bir servet,bir tane calar saat gormustum alip epey kullanmistim...arkasi gelir.



  • ..kendimin kucuklugumden beri et ve sut ile aram iyi degildir,yemek icinde hic et yemem,mangalda sert pismis et ve kofte olarak yerim,yumusak eti cignerken migdem bulaniyor,cocuklugumde kendi ineklerimiz vardi,kendi sutumuzu icerdik sut deki kaymak da bana bir tiksinti vermisti,sutu ancak kahve icinde icerim.
    ..
    .vel hasil australyaya geldik etin bol oldugu bir ulke et yemek lazim,hmmm ama kasaplarda hep domuz etide satiliyor her cesit et var ama,yabanci kasaba guven yok tabi, auburn bolgesinde bir kasap varmis,biraz carsinin disinda,ev sahibi oraya git dana de adam anlar dedi,kasap macar asilliymis turkler, dana ve inek etini ogretmisler,dana eti dana kiymasi,bir kac sefer gidip et aldik,

    ....daha sonra ogrendik homebush bolgesinde koca bir mezbahane var et kesim ve satim yeri,bazi sabahlari oraya gitmeye basladik halka acik bir yer ayagimiza plastik tellik basimiza plastik sapka takiyorduk,etler cengellerde asili tam koyunmu istersin yarim koyunmu istersin, tam inek veya danami istersin hepsi var,birde elle cevrilen kiyma makinesi aldik, arasira bu salaneye gidip etimizi aldik,daha sonra bu mezbaha kapandi o bolgeye olimpic tesisler yapildi...eehh henuz pastirma sucuk gibi seyleri tanimiyoruz,abdullah kasabi diye biri yabanci biriyle ortak olup kasap actilar,sonra ortagini savdi,turk kasapi oldu adam sucukda yamaya basladi,para kazanmaya baslayincada yoldan cikti,ikinci hatun almis sonra ickili araba kullaniren trafik kazasinda hayatini kaybetti.daha sonra bir kac turk kasabi ve marketi acildi.

    .....biz turkiyede calisirken seflerimize ve buyuklerimize karsi saygiliydik hele is yerlerinde mudurlere seflere saygi bambaskaydi efendim veya ahmet bey mehmet bey gibi konusurduk,ayni sekilde sokakda buyukerimize abi amca teyze kelimelerini kullanirdik bir nevi orf adet saygi...burda ikinci isimde calisiyorum,tezgahimin karsisinda kucuk bir odada seflerden biri calisiyor,ismi call gibi bir seydi, iscilerden biri geliyor hey call diye adama sesleniyor, adam cevap veriyor baskasi geliyor hey mate bakarmisin diyor... arasira f... li kelime kullaniyorlar,allah allah bu nasil kultur diyorum,ben adama bir sey soracagim efendim yerine sir diyorum, adam bana sir filan deme adimla cagir diyor,yasli adama ismiyle hitap etmeyi gururuma yediremiyorum,cok degisik bir kultur iste is yerindede veya sokakta olsun 18 yasindaki bir delikanli babasi yasindaki kisiye ismiyle hitap ediyor,alisilmis duzen kimsenin umurunda degil.bazen benim oglumda kayinpederine hey belesci der, turk degil..

    ...eh, meyva sebzede lazim,biraderin yaninda otururken ana yol ,uzerinde buyuk bir manav vardi,auburn bolgesinde pek manav yok,sydneyin icinde paddys diye bir market varmis,bir nevi pazar hem pazarlik esyalar satiliyor hemde meyva sebze,bir market arabasi alip bir kac sefer trenle oraya gittik,daha sonra araba alinca arabayla gittik,meyvayi box ile aliyoruz,patatesi sovani cuvalla aliyoruz.....bir muddet sonra yakinimiza flemington bolgesine buyuk buyuk toptanci meyva sebze binalari yapildi,cumartesi gunleri meyva sebze pazar gunleride pazarlik esyalar satilmaya basladi,ah flemington ah yaktin beni,sebebi ilerdeki yazilarda gelecek,,bu markette hem kilo ile aliniyor hemde boxlar ile yani karton kutular icinde,saat 13,00 de meyva marketi kapaniyor saat 11.00 den sonra gidince mallar ellerinden ciksin diye ucuzlatiyorlardi,hemde paarlik yapiyorduk.

    australyaya geldik ama sehirin icini bilmiyorum, o yillarda nufus az, araba sayisi az, birader bir iki sefer arabasiyla sehir icine goturdu,bazi yerler parasiz park, bazi yerlerde park makineleri var 20 cent atip saatlerce kaliniyordu,bazi yerlerde hala var zannediyorum en son saati iki dolardi,,,,sehir icinde bir cok buyuk binalarin altinda ozel araba parklari vardir,tabi simdi saati 10-15 dolardan asagi degildir,serbestce park yapilacak yer bulmak zordur.bir seferinde sehirin en yuksek binasinin tepesine cikip sehire baktik,simdi o bina en kucuk bina olarak kaldi... bir seferinde anzac gunuydu yine sehire gittik ve eski ve yeni askerlerin gecit torenlerini izledik o gunlerde birinci dunya savasindan kalma gaziler vardi,cok yasli olanlari ustu acik arabayla torene katilirlardi. o anzan gununde anzac gununun ne manaya geldigini anladik,geliboluyu filan hatirladik.

    .....bir gun auburn carsisinda dolasiyorum yasli bir aile dostu hanim fatma teyze de carsida dolasiyor,beni gordu ,kucuk bir nalburiye dukkaninin onundeyiz,altan dedi burdan maydonoz tohumu soracagim ismini bilmiyorum yardim edermisin dedi...bir yildir filan burdayiz,yahu kendimde maydonozun ismini bilmiyorum,utandim kadina yardimci olamadim,is yerlerinde filan cantamda devamli kucuk sozluk olur bakarim.. o gunden sonra yazamasakda ingilizce ogrenmeye daha cok calistim...

    evde bir film izliyorum,, adamin biri appreciate dedi,ama soylerken a harfini yutuyorlar bende pricate anladim,ne diyor bu adam diye sozlukde aramaya basladim boyle bir kelime yok gibi, ertesi gunu is yerinde birine sordum,a harfine bakacaksin dedi ondan sonra bulup manasini anladim.ingilizcede kelimenin basindaki bir cok harf soylenmez,,, wrong ,knives bunlara benzer kelimelerde bastaki harf yutulur.

    .....benim australyaya geldigim yillarca her kes ehli keyf idi, cumartesi gunu saat 13.00 olunca hayat dururdu, yani tum carsilar kapanir,acik yer olarak birahaneler olurdu,daha evvelden ickiyi sigarayi ekmegi almak lazimdi...1990 yilina dogru once cumartesi gunleri tam gun yaptilar, sonra pazar gunlerini ogleye kadar yapalim,ilgi gorurse tam gun acariz dediler yani super marketler alis veris merkezleri filan,kisa bir zaman sonra her sey tam gun oldu,alis veris merkezleri icin pazar gunu saat 16.00 ya kadar acikti,simdi saat 17.00 de kapaniyor, ama gida satan super marketler uzun saatler acik..
    ....evvelden cumartesi ogleden sonra her yer kapandigi icin persembe gunleri alis veris merkezlerini saat 21.00 e kadar acik tutuyorlardi, erkek berberler haric tabi..



  • ..sydney australia, cumartesi sabahi saat 7,25,serin bir sabah,merak edip newyork zamanina baktim ordada cuma aksam uzeri saat 17,25,,14 saat filan zaman farki olmali

    ...daha evvel den yazi hazirlamadigim icin yazarken biraz daldan dala atlar gibi oluyorum....internetin olmadigi zamanlarda millet ikinci el esya alir ve satardi,ayni zamanda ikinci el arabalar filan, persembe sabahlari cikan trading post diye bir gazete vardi,her sey bunda bulunurdu..ikinci el araba alip satan insanlar sabahin korunde gazeteciye gidip gazete alirlardi....
    ....australyaya turkler geldi,hos geldiler,bazi kisilerle tanistik,kimi kadinlar kocalarini aldatiyor, kimi erkekler kadin pesinde,hep boyle insanlardan uzak kalip boylelerinin toplumuna girmedik.
    ..sydneyin meshur bir kac tane piknik yeri vardi, biri prospect golu,gol bir nevi sehire su verme depoloma yeriydi etrafina pik nik yerleri yapmislar millet rahatca gelip mangalini yakiyor, eyleniyor, couluk cocuk rahatca kosup oynuyordu,,birde 60 km kdar uzakta warragamba baraji vardi,cok guzel bir yerdi,tepe bir yerde pik nik sahasi genis bir alan araba parki icin problem yok,,,,kenarlarda barbeku yapmislar,beton mangal diyelim altinda odunlar var,yak atesi kizart eti,yine barbekulerin yanlarinda kaynayan sicak sular var su kazani koymuslar al sicak suyu cayini demle,bulasigini yika ne guzel gunlerdi onlar,bir kac aile birlesip giderdik,kadinlar bir kenara oturup lak lak ederler erkekler bir kenarda kagit oyunlari tavla oyunlari oynardik,sohbet ederdik guzel bir gun gecirirdik..

    ..sydney icinde deniz kenarlarindada piknik yerleri vardi,plajlarin bir kismi agaclikdir,bir masa isgal edip hem piknik olur hemde denizde yuzulur,kafa dengi aile dostlari olunca hafta sonlarida iyi olurdu,pinik yapmaya gitmezsek sirayla bir arkadasa misafir olurduk.....
    ....auburn bolgesinde turk cok ama cogu ingilizce bilmiyor,bankalar eczaneler turk kizlari calistiriyorlar.iki tanede turk doktoru gelip ortak muayene acmislardi,turkler baska doktorlara gitmezlerdi, eskiden gelen yaslilar hala turk doktorlarina giderler, daha sonralari baska doktorlar geldi,cocuklar buyuyup ailelere tercumanlik yapmaya baslayinca turk tercumanlarda fazla ihtiyac kalmadi.

    ..ford fabrikasindan sonra girdigim fabrika metal isleri yapiyor, fabrika catilarina veya duvarlarina bir nevi havalandirma sistemi yapiyor tabut gibi bir seyler yapardik,agir is yoktu, her kes yavas calisiyor,acele is yok ustalar kimseye aman acele et demiyorlar,kendim alismisim hizli calismaya digerlerinin iki gunde yaptiklari isi yarim gunde yapiyorum,ustalar gelip bir kac sefer yavas calis diye ikaz ettiler bende modaya uydum,,,yeni australyaliyiz fazla dil yok,,,calistigim tezgahin karsisindaki sef gelir gel benle der hadi bu kamyonu bosaltmaya yardim et.,hadi bu kamyonu doldurmaya yardim et,, baska zaman gelir hadi sen giyotinle sac kesen ustaya yardim et,fabrikanin comezi olduk,nerde adam lazimsa oraya gonderiyorlar,is hafif ve keyfi calisma bende itiraz etmiyordum.

    ..ayni is yerinde calisan iki bayan vardi,biri benim turk oldugumu ogrenince yanima geldi, fabrika calisanlari onlari abla kardes biliyorlarmis,megerse ana kiz mislar anne olan yanima geldi, bizi burda kiz kardes olarak biliyorlar biz anne ve kiziz aman kimseye bir sey soyleme dedi,benim problemim degil calistigim muddetce kimseye soylemedim....
    ..australyada bir yilimiz oyle boyle gecti,araba zaruri ihtiyac,is yerine otobusle gidiyordum,,,bir araba galerisinde guzel bir araba gordum, yarim yamalak pazarlik ettik,hem pesin para verecegim hemde borca girecegim arabadanda pek anlamam,arabayi almaya niyetlendim, biradere bahsettim soyarlar seni dedi, trading post gazetesinden kucuk iki kapili ford cortina 69 model vitesli bir araba bulduk, kucuk 1600 motor var,curugu carigi yok 750 dolara aldik,aldik ama ehliyet yok,motor trafik ofisine gidip ogrenci ehliyeti aldim, o zamanlar basitti bir kac soru sordular.ogrenci ehliyeti olunca araba kullanmak icin yaninda usta sofer olmasi lazim,yahutta sofer okullarindan kurs alinacak,,tanidik arkadaslar filan vardi, cogu zaman yanima oturdular bende araba kullandim,turkiyede motorsikletim vardi,vitesli araba icin zorluk cekmedim...
    .....bir muddet sonra Direksiyon testi icin gun aldim,motor trafige gittim test yapacak adam bir kac soru sordu sonra bin arabaya dedi, yakinda bir iki sokak dolasip geldik,gel iceriye dedi,arabayi park edip ofise yururken arabaya baktim kaldirimdan yarim metreden disarda, himm daha iyi park etmesini ogrenememisim dedim,saolsun ehliyeti verdiler, o zamanin ehliyetleri kagit parcasiydi A4 kagidinin yarisi kadar bir ehliyet resim filanda yok...
    ....simdiki ehliyet durumlari degisti, bilgisayarda 40 tane filan soru soruluyor,toplam olarak 300 soru var bunlardan 40-42 soruluyor 3 tane yalnis olunca bilgisayar durup gir biraz daha ogrende gel diyor,daha sonrada direksiyon testi yapiliyor...15 yil kadar evvel kamyon ehliyeti almaya niyetlenmistim hemen hemen sorularin hepsini ezberledim tabi bir kac ay zamanimi aldi, ilk testte kaybettim daha sonra bir daha bilgisayar testine girdim bu sefer gectim,ya bu yasdan sonra kamyon ehliyetini ne yapacaksin diye vaz gectim...
    .....trafik ofisina RTA denilirdi 10 yildir isim degistirdi simdi service oldu,bilgi sayar trafik bilgi testi icin degisik dillerde test yapiliyor,yeni gelen gocmenlere kolaylik oluyor..
    ....19 aralik gunu araba ehliyeti aldim 25 aralik christmas buyuk bayram, bir kac gun tatil,yeni ehliyetli kisi arabanin onune plakanin yanina ve arkaya kirmizi P harfi kucuk plaka koyar,digerleri arabadakinin yeni ehliyetli sofer oldugunu anlar,bir yil bu plastik P harfi tasinir simdi 3 yil oldu,bir yil kirmizi diger yillarda mavi ve yesil olarak konuluyor ve yeni soferin alkol kullanma hakki sifir.
    .....ehliyeti aldik, ev sahibim ve bir iki aile newcastle sehrine gidecegiz dediler 180 km uzakta,orda bir hemserileri varmis aile problemleri varmis, iyi o zaman bende sizinle geleyim dedim,takildim peslerine, 4 araba ana yolda gidiyoruz hava cok sicak,uzerimde aklet var,yukardan asagi sarkan emniyet kemerinide asagi indirdim bir belimdeki tutuyor,baktim yanimda bir araba korna caliyor kocaman bir ford araba, cek kenara diyor allah allah bu adam ne istiyor diyorum,neyse cektik kenara,markasiz polis otosuymus,adam yanima geldi senin kemerin bagli degil dedi, asagi gosterip bak bagli iste dedim, olmaz cok tehlikeli, kayis omuzdan asagi olacak dedi ve bana 20 dolar ceza yazdi,ehliyeti aldik bir hafta sonra ilk cezamizi yedik.... 3gunluk macerali bir newcastle gezisinden sonra eve donduk, yolda araba bir kac sefer istop etti,,,hararet gosteriyor,megerse radyotor termostati bozukmus calismiyormus,ilk tamir isimizde boyle basladi.


  • ⭐⭐⭐⭐⭐

    @sir-altan elinize saglik, bir problem yok sadece baslikta ufak bir duzeltme yaptim... 👍



  • ...asagi yukari australyada iki yilimiz doldu,bilet borcumuzu odedik, arabamizi aldik,hesabini bilen icin yasam fena degil,sigaramizi iciyoruz biramizi aliyoruz.sigaradan bahsetmek pek iyi bir sey degil.turkiyede az sigara kullanirdim australyada dudak tiryakisi oldum, gunde 20 lik sigara derken 35 e cikti,sigara bir dolardi, 30 yil sigara kullandiktan sonra 1998 yilinda biraktim o zaman bir paket sigara 7,00 dolar olmustu simdi 20 tanelik en ucuz sigara 30 dolarin uzerinde.sigara kullanmayi biraktim ama iki yil her saniye canim sigara istedi,inat ettim kendim kazandim cigerlerim temizlendi,simdi yakinlarimda biri sigara icse benim bogazim yanmaya basliyor,icerken anlamiyorduk.belki bir daire parasini sigaraya vermisimdir.

    .....ekten puften bir kiralik evde oturuyorum isim fena degil hatun calisiyor, 2300 dolar kadar paramiz birikti,her kes ev alma derdinde,bizim niye olmasin dedik, bahceli mustakil evler pahali,o zamanin parasina gore 30,000 uzeri pahali sayiliyor,alsak alsak daire alabiliriz,bir kac yerde yeni daireler baktim,odeme bakimindan karsiliyamayiz diye dusundum, is yerinde bir arap vardi ona bahsetmistim,benim kuzenim daireler yapti satiyor dedi, muhiti soyledi benim butceye gore biraz pahali, sen icinde 6 ay oturacaksin parayi ev sahibine odeyeceksin oda onu deposit yapip bankadan kredi alacak dedi, cabramatta diye bir bolge,bu gunku takma adi vietnamatta,, o bolgeye yakin hosteller vardi,vietnam toplumuda bu bolgeye yerlesmis hala onlarin gettosu,carsida dukkanlarin uzerinde ingilizce tabela bulmak zordur.

    ....auburn carsisinda dolasirken bir emlakcinin onunden gectim, benim butceme uygun bir daire gordum carsiya cok yakin 16.000 yahut 17,000 dolar,bir bahce icinde iki apartman var 15 lik 30 daire,butun kiracilari cikarmislar biraz bakim yapip satisa cikarmislar,tek bir daire kalmis bina 3 katli altta birde garaj kisimlari var 4 katlik merdiven cikiliyor,bu iki binanin efsanesi varmis, malum auburn bolgesinde turk cok, bu 3o daireyede turkler kiraci olarak gelmisler,gerisini siz dusunun yuksek sesli muzik, kiracilar arasinda kavgalar filan,sonunda hepsini cikartmislar,eski turkler oraya turk hostelleri derlermis.
    ...emlakciyla gittik son daireyi bulduk kucucuk bir daire 2 odasi var mutfak salon bir,kucuk bir deposit verip bankaya gidip kredi isteyecegim dedim,daireyi tuttuk,bir iki gun sona bankaya gittim ev kredisi istedim,15,000 lazim. 12,000 ev kredisi veririm 3.000 de personel loans 3 bini 3 yilda odiyecegiz,digeri uzun vade o zaman ev kredisi 9,75 di.allah razi olsun dedik krediyi aldik, kadin calisir ama kredi verirken kadinlari pek saymazlar hamile olur is kaybeder filan falan kredi erkegin aldigi maasa gore verilir.o zamanlar ev muamelesi 3 ay suruyordu, simdilerde 6 hafta,her seyi avukat yapar ev alan ve satan hic bir seyle ugrasmaz.
    ......kredi cikti muamele bitti,avukat isi bitirdi buyrun anahtari dediler,iste gurbette bizimde bir evimiz oldu,tabiki son kurusu odiyene kadar tapu bankada durur.her sey guzelde o kadar basamak merdivenleri cikmak kolay olmuyor tabi, pazara gideriz bir suru meyva sebze bir bir yukari tasi,kucuk daire pek masraf istemiyor biraz halisi eskiydi,bundan sonraki is en hizli sekilde borc odeyip borctan kurtulmak.

    ..yazi bittikden sonra aklima geldi,is yerinde calisiyorum ev alirken paraya ihtiyacim var,sefi yakaladim benim bir nyillik senelik izinim var 4 hafta,izine cikmadan bana parayi odiyebilimisiniz dedim,oyle yapamayiz ama degisik bir sey yapariz, cuma gunu isden cikarsin,pazartesi yeni isci olarak baslarsin dedi,zaten fabrikada cok hak yok,isime geldi, cuma isden cikytim istifa ettim, pazartesi yeni isci olarak basladim.



  • elinize saglık ustad, devamını heyecanla bekliyorum...



  • fevzi amcadan once gitmissiniz AU ya tanırmısınız??



  • auburn bolgesine nadir olarak gideriz,hatun turk firinina gidip bir kac simit alir,ekseri gima denen super markete gireriz,teyfik beyin marketi carsinin sonunda ve saga donup 100 metre kadar gidiliyor,karsisinda bir tane daha turk marketi olacak yani 20 metre arayla iki market,birinin yaninda manavda vardi,manav olan yerde eskiden macar kasabi vardi....auburn bolgesi cok degisti, salvarli pakistanlilar, hindistanlilar bengaldesliler filan irkci degilim ama insan seve seve gitmiyor,4-5 yil evvel bir afrikali genc cocuk tanidigim bir bayanin kucuk cantasini kapip kacti.
    .kizimin bir arkadasi var, sehire yakin otururlar. tur ile auburn bolgesine gelecekmis, kocasida aman kendine dikkat et cantani ve telefonunu SIKI SIKI tut diyor.
    ....emailde calisiyorum kac tane foreman var bende bilmiyorum yani usta diyelim,benim basimda kibirli bir ingiliz var,savasta filan bulunmus gogsum madalya dolu bos yer yok derdi adi denis di...ben deniz kenarinda buyudum sayilir, ince bir misina kucuk bir olta alip deniz kenarina gider iskeleden asagi oltayi salardik,tabi ya balik gelir yada kucuk balik gelir gelirse kucucuk bir balik gelir,yani fazla balikcilik tecrubemiz yok, australyada da bir kac olta ve misina aldim....bir gun ustam deniz balik tutmayi severmisin dedi, tabi tabi dedim,yarin bir kac arkadas baliga gidecegiz senide alayim dedi, cumartesi gunu, okay dedim ev adresini verdim,adam geldi,arabada benden baska ayni is yerinde calisan iki kisi daha var. koyulduk yola,bir yerde yem aldik,eyyy deniz bir gazlamaya basladi 8 silindir arabasi var.sehirden ciktik gidiyoruz allah allah nereye gidiyoruz tahminime gore 150 km filan gittik seven mile beach diye bir yere geldik gercekten up uzun kumluk plaj, her kes takimlarini cikardi,ben gariban, karadan kumdan atilacak dogru durust bir seyim yok denis bakti,arabasinda makarali balik sopasi varmis al bunu kullan dedi,kumdan dalgali denize olta atacagiz, agir bir kursun var, taktik karidesi,sopayi bir salladim 3 metre ileri dustu denize erismedi, geri topladik bir daha denedim biraz daha ileri gitti ama uzaga degil,eh bu sefer olur dedim, iyi bir salladim gercekten kursun aciga gitti,gitti ama giderken misinayida kesmis,denisin sopasiyla bir kac kere attim gelen giden yok bir kisi iki balik tuttu,ondan sonra geri donduk, onlar arabada sohbet ediyorlar,ben ne dediklerini pek anlamiyorum, yolda denize bir kac dolar benzin parasi verdik,neyse deniz yine beni evimin onune getirip birakti..... o sevenmile beach denen yeri cok sevdim,daha sonralari gidip kamp yaptik,balikciligada adim attik....
    ..email fabrikasinda iki yilim filan doldu is rahat, australyalilar yasli insanlardi ve cok yardimci oluyorlardi,bir tanesinin cocuklari buyumus metal bunk varmis iki mkatli cocuk karyolasi istersen sana vereyim dedi eyvallah deyip aldim iki kucuk sunger yatak aldim cocuklar kullandilar. yakinimda irlandali bir kadin var cok kiskanc gozu herkesin uzerinde birisi bir sey yalnis yaparsa hemen ispiyonculuk yapiyor,galiba banada ters bir sey yapti sinirlendim sefe gidip isi birakiyorum dedim,gelip gelip niye birakiyorsun diyorlar birakiyorum ya diyorum yine bir alman sef vardi elinde bir kagida yazmis bak diyor 60.000 kisi issiz sonra is bulamazsin calismaya devam et,yok arkadas kararim kati birakiyorum,soyledim ve bir hafta sonra isi biraktim, yine issiz kaldik iste allah kerim...bir yil sonra fabrikanin yakinindan gectim baktimki fabrikadan eser kalmamis kapanmis.



  • ....auburn
    ikametimiz orasi,yakin olarak da buyuk carsi alis veris merkezi olan merrylands diye bir yer var, birde buyuk carsi parramatta diye bir bolge var,parramatta bir nevi merkez,arasira bunlardan birine gidiyoruz merrylands da k-mart diye magaza var her sey satiyor,amerikann wall martina benzer ama son 15 senedir elbise giyecek kucuk ev esyalari satmaya basladilar.,parramatta bolgesi daha da buyudu,daha cok araba parki var sehir gibi.
    .auburn carsisinda dolasiyorum biri altan bey diye seslendi dondum pos biyik birisi,allah allah diyorum ki bu adam, ben ahmetim dedi, ucakta beraber gelmistik,hatirladinmi dedi. tokalastik yeniden tanistik ailesinide getirmis,benim dairenin yakininda oturuyormus,ikinci bir aile dostumuz oldu,galiba 1990 dan evvel turkiyeye temelli gittiler.
    ..email fabrikasindan ayrildim, is aramaya basladim bir hafta icinde belki 150 is yeri dolastim,yok is veren yok tamam dedim bu sefer issiz kalacagiz,eski ev sahibimin bir tanidigi vardi arasira gelip giderlerdi onunlada biraz arkadas olmustuk,senin fabrikanda is yokmu is ariyorum dedim,calistigi is yeride benim evden 26 km uzakta, ustaya bir sorayim dedi, iki gun sonra gorustuk,tamam usta gelsin demis,yine sansimiz yaver gitti..kirrawee denen bir semtte gece vardiyesinde ise basladim,is ama ne is,paslanmaz celik den madenlere bir seyler yapiliyor,bir nevi paslanmaz tellerden boru yapiyoruz,tabi makine yapiyor,makineyi idare edecek eleman da lazim bir nevi elek gibi borular....
    ..gece vardiyesine basladik bir iki turk ve bir iki yabanci var is agir,butun demirler zimpara taslariyla kesiliyor,aksam uzeri saat 5,30 da basliyoruz,sabah 6,00 da paydos ediyoruz,uzun saatler, 8 saatten fazlasi mesai oluyor birde gece calistigimiz icin %30 zam var,12 saat calisiyoruz sonunda 199,25 dolar elime geciyor..eh araba aldik gezmeye basladik sydneyin disarlarini kesfediyorum cocuk bir tane ve kucuk, kimi gunler arabada geceliyoruz,o zamanlarin havasi bir baskaydi ana yola cikariz eski wolksvagen minibusler uzerlerinde surf bordlari filan saygili ozi cocuklari....
    ....ahmet rakadasimlada ailece samimi olunca berberce gezmelere gitmeye basladik,genellikle hafta sonu geceleri araba icinde geciyor,daha sonra cadirlar alip kampciliga basladik.calistigim is agir demir kes demir indir kaldir mamul makineden boru olarak cikiyor,biz onu makinelerde duz plaka gibi yapiyoruz,gecede 5-6 ton kaldirdigimiz oluyor, bir panele belki kirk defa pres basiliyor,yavas yavas makineleri kullanmayi ogrendim gece vardiyesi bir iki turk bir iki yabanci,bakiyoruz gunduz vardiyesindeki adam o panelden 6 tane yapmis biz biraz hizli calisip daha fazla yapiyoruz ve kendimize zaman kaliyor,yagli ve tozlu is ama mecburuz,
    ..ahmet ve ailesiyle biraz uzak bir yere gittik geceledik geri donuyoruz,yol uzerinde bir karavan parki var gidip gece kalmak istiyoruz dedik,adam gecelik isimiz yok dedi,ilerde kopru var gecince saga donun ve sahili takip edin dedi,,,,,gittik koca bir tuzlu su golu,koprunun altindanda okyanus girintisi var sahane bir yer bir tarafi gol diger tarafi okyanus,burasi benim kamp yerim oldu,baska yerlere filan gitmeme ragmen hemen hemen 30 yil her sene buraya gelip kamp yaptim,baska arkadaslar getirdim,coluk cocuk icin cok guzel bir yer, golun kiyisinda 100 metre git derinlik diz boyunu gecmez,gol kenari yine agaclik, sicak havada agaclarin alti sahane oluyor.2010 yilinda hatun hastalaninca benim de cadir kampciligim sona erdi,garajimda hala iki tane cadir duruyor.



  • .yukardaki yazimda biraz atlama olmus,, email fabrikasindan ayrildiktan sonra bir hafta is aradim bulamadim,ford araba fabrikasinin onunden geciyordum,hani denize dusen yilana sarilir derler ya o misal,ofise girdim baktim bir kac kisi form dolduruyor,masada bos bir forum var bende doldurdum,ise alacak adam forumlari aldi iceri gitti 5-6 kisi var bekliyoruz,braz sonra adam geri geldi,ilk once benim ismimi soyledi, digerleride bakiyorlar kim bu adam bizden sonra geldi ama ilki once onu cagirdilar gibi,ise alacak memur bizi iceri cagirdi,eski kartimi bulmus,daha evvelden ayrilirken iyi intiba birakmisim,tamam sen iyi calismissin filan seni ise aliyorum dedi,bazi ayrilan iscilerin kartlarina kirmiz cekerler ve bir daha is vermezler
    .....ertesi gun sabahleyin yine ford fabrikasinda ise basladim,bu defa araba camlarina lastik gecirmeye basladim ipli lastik,araba yaklasincada ustamla cami takiyoruz,escort cortina diye arabalar vardi,ben arabanin icinde yavas yavas ip cekiyorum ustamda disardan yavas yavas cami tokmakliyor, cam yerine oturunca bende yine siyah yapiskani cam ile lastik arasina suruyorum, bazen arabayi temizliyenler butun yapiskanida siliyorlar hadi git bir daha yapistir,is agir degil ama her elin parmaklari oynuyor camin etrafina cam lastigini geciriyorum bir hafta sonra bu sefer parmaklarim uyusmaya basladi,,ikinci hafta daha cok agrimaya basladilar, 3 uncu hafta sonunda isi birakiyorum dedim ve biraktim forda son defa veda ettik, baska bir arkadasimda calisyordu 2 hafta sonra gormustum,efendim hafta sonu iki zarf verdiler dedi,bir zarf normal haftalik ikinci zarf ise bir haftalik ekstra para aniden 140 kisiyi cikarmislar,daha sonrada japon arabalariyla mucadele edemiyecek duruma gelip sydneydeki ford araba fabrikasi kapandi,melbourne sehrinde imalata devam ediyorlar.



  • ..sydneye ilk geldigim yillarda pek baska sehirlere gitme imkanlarim olmadi,,, north taraf kuzey,centralcoast denen bolge var plajlari var golleri var newcastle sehiri var, o zamanlar bir sanayi sehriydi,sanayi sehri derken fazla sanayisi yoktu, 12.000 kisinin calistigi demir celik isletmeleri vardi, guney tarafinda wollonggong diye bir sehir vardir,ondan sonrasida plajli sahil kasabalari arasira merak edip buralari gormeye gidiyorduk....
    ...yine christmas bayrami geldi, 4 gun tatil var bir cok kucuk isyerleride bir kac hafta kapanip tatil yaparlar,arkadasim bir arkadasiyla 4 gunluk gezi yapmaya karar vermisler,bende geleyimmi dedim, okay dedi,diger arkadasda baska bir aileye soylemis,,,henuz cadirimiz filan yok,gece 12.00 de 4 araba yola ciktik guney taraflarina gidiyoruz,galiba toplam olarak 250 km filan gittik,herkes kendi arabasinda uyuyor,aksam olunca bir karavan parkina gidip emniyetli sekilde arabalar icinde kaliyoruz, ana yol uzerinde nerde bir plaj tabelasi gorsek hemen burnu cevirip gidiyoruz ve gormedigimiz bir yer gormus oluyoruz,geze geze batemansbay diye bir kasabaya kadar gittik,doga guzelligi olan sahane yerler var,nufus az oldugu icin sakin yerler.

    .....bir plajdaki karavan parkina gittik,arabalarda yatacagiz dedik cok az bir ucret verdik,eh herkes banyo yapmak istiyor,adam disarda bir yerde iki ayri banyo yapmis,tek kislik dus, dusun disinda odun atesiyle su isiniyor,banyo yapacak kimse sirada bekleyip atese odun atacak,sira gelene kadar ates sonmesin su isindin diye gayret ettik,
    ,,baska bir karavan parkinda yine geceliyoruz burda duslar iyi ama duslarin kapisinda kumbaralari var 10 cent atiyoruz su isiniyor,kutuya attim 10 centi girdim iceri bir turlu su isinmiyor,mevsim yaz denize girer gibi soguk suyla dus aldim,cikinca baktim yalnis dusa girmisim.bazi bolgelerde sabaha kadar acik tuvaletler vardi,yakinlarinda arbalarda yattik,macerali bir gezi yapip donduk.

    .....uzun yillar calisacagim fabrikaya girdim kaynak ve torna haricinde diger makineleri kullanmayi ogrendim, yagmur yaginca kucuk arabamin icine su giriyor,bir turlu nerden girdigini bulamadim on camin ustunde lastigin altinda curume olmus ordan giriyormus,,,fabrikadki memurlardan biri arabasini satiyormus,250 motorlu iki kapili ford falcon marka araba,anlastik adamla hem benim kucuk arabayi verdim hemde para verip arabayi aldim,alismisim kucuk motorlu arabaya bu yeni aldigim araba cok hizli,,,guzel fiyakali araba,eski arabalarin bagajlarida kocamandir,,,arabanin sahibi deniz kenarinda yasiyormus araba pas kapmis,bir muddet sonra paslar cikmaya basladi bazi yerleri curumus,tamir ettirdim bir muddet sonra baska yerden curuk cikiyor,bir yila yakin kullandim ve bir araba galerisinden degis tokus yaptim kaziklandik tabi. zamanla elimden 5 tane ford araba gecti, hurdalarini turmus olsaydim bu gun bir servet olurlardi,kiymetlerini bilemedik...

    .. haftada bir sise bira icerken birayi kartonla almaya basladik 24 tanelik teneke veya cam icinde bira yani fazla sevmeye basladik,arasira fazla kacirip araba kullandigimda oldu,,,,calistigim is fena degil agir is ama parasi guzel,gece vardiyesinde calisiyorum,kucuk fabrika isler azalirsa gecici olarak gunduze aliyorlar,is cogalinca yine geceye donuyoruz,bu arada gece vardiyesinde calisan turklerin sayisi 8 tane oldu ozi kalmadi gibi, beni ise aldiran turk arkadasim ismi sam diyeyim onu gecenin ustabasi yaptilar,bend onun asistani oldum,,amerikali bir sef vardi adamda hic yabanci dusmanligi yoktu,yalniz cok alkol alirmis.bir muddet sonra adamin isine son verdiler daha evvel bir almani amerikaya gondermisler firma amerikan firmasi alman geri gelip mudur oldu, gunduz vardiyesinin usta basida helmut diye bir alman

    ....bir yerde turkler cogalinca guruplasmalar ve kiskancliklar baslar,ise aldirdigimiz arkadaslar arkamiza bicak saplamaya basladilar.sen baba adamsin dedigimiz bir adam fabrikanin seyyar kaynak makinesi calip goturuyor..
    ..hatunun sagligi biraz bozulmaya basladi,kandaki demir eksiliyor, bir gun calisirken dusmus,fabrikanin hemsiresi gelmis iceri almislar,doktorlara filan gittik ayda bir kan ignesi yapmaya basladilar, ikinci bir defa daha is yerinde fena olunca, tamam artik senin calisma hayatin burda bitti deyip isden cikardim....ev borcunu rahat rahat oduyorum, isden cikmasi cok degisiklik yapmiyacak isim devamli mesaili,robot gibi gecede 12 saat calisiyorum,madem isden ciktin oyleyse aileyi cogaltalim dedik ve bir cocuk daha istedik..bir kac aylik hamileyken gece is yerime telefon geldi yan kapi komsum ediyor eve gel esin hasta diyor,hizlica eve geldim hatun kucuk bir kalp krizi gecirmis,yakindaki hastaneye gorudum yatirdilar ilgilendiler.malum gecede asistan doktorlar olur ama hepsinin bagli oldugu uzman doktor vardir, hatuna bakan asistanda uzman doktora bildiriyor.....hatun cocuklugunda kalp romatizmasi gecirmis kapaklardan biri iyicene daralmis,uzman doktor dahiliyeci bir adamdi,asyaliydi ama hangi milletten oldugunu bilemiyorum, allah bin defa razi olsun bize adeta babalik yapti,kalp ameliyatlari yapilan hastanede profesor arkadasi varmis oraya gonderdi,bir kac gun icinde ameliyat olmasi lazim dediler hem ana hem cocuk icin tehlike varmis,sehire yakin yerde buyuk bir hastane var hem universite, profesor ya alman ya avusturyali filan olabilir ismi biraz yahudi ismine benziyordu, oda cok baba adamdi,hatunu muayene etti durumu bana anlatti, diger talebelerini cagirip hatunun kalbini dinletti cunku cok acayip bir kalp atisi varmis.ilk hastaneye geri donduk, iki gun gecmeden yine ameliyat yapilacak hastaneye basit hasta nakil araciyla goturuldu,bir veya iki gun sonra ameliyat ettiler,hepsinden binlerce defa allah razi olsun derim.


Log in to reply
 

Benzer Başlıklar

  • 4
  • 80
  • 2
Forum kurallarına uymayan veya forum düzenine aykırı davranan üyeler uyarılmadan forumdan çıkarılabilirler. Özellikle gereksiz yeni başlık oluşturacakların dikkatine!

Çevrimiçi Kullanıcılar

54
Online

14.1k
Users

3.1k
Topics

214.0k
Posts

| | | |

Powered by NodeBB